Bulunan Haber Sayısı: 2.112
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - İdris Bal: Yolsuzluğu örtmek için iş dünyasına da operasyon yapılabilir


Demokratik Gelişim Partisi (DGP) Genel Başkanı İdris Bal, iktidarın 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddialarını unutturmak için iş dünyasına yönelik de operasyon yapabileceği uyarısında bulundu.Özgür medyayı hedef alan 14 Aralık operasyonunda gözaltına alındıktan sonra serbest kalan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı`yı ziyaret eden Bal, Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca`nın demokrasi kahramanı olduğunu vurguladı. Cihan Haber Ajansı`na (Cihan) konuşan Bal, sulh ceza hakimlikleri adı altında İstiklal Mahkemeleri`nin hortladığını söyledi. 17-25 Aralık büyük yolsuzluk operasyonunun üstünü örtmek için iş dünyasına da baskın yapılabilir uyarısında bulundu.Medyanın üzerinde yoğun bir baskı olduğunu belirten Bal, `Ben demokrasiden tarafım, ben özgürlüklerden tarafım, ben kutuplaşmadan değil kardeşlikten yanayım. Onun için Zaman gazetesindeyim. Medyanın ötesinde iş dünyasının üzerinde, devlet kurumlarının üzerinde bakı var. Bu baskılar karşısında sağcısıyla solcusu ile dik durmamız gerekiyor.` diye konuştu. Devletin ve yargını itibarının zarar görmesi halinde oluşacak boşluğu illegal dolduracağını ifade eden Bal, konuşmasına şöyle devam etti: `Anayasamıza, hukukumuza, demokrasiye sahip çıkmamız gerekiyor. Bu bir fazilet mücadelesidir. Bu demokrasi kahramanlarının yanında yer almamız gerekiyor. Onun için bunu ben şahsım adına partim adıma bir görev bildim. Gerek gözaltına alınması sürecinde, gerekse sonrasında, gerek bundan sonra biz demokrasi mücadelemize devam edeceğiz. Biz mağdurların yanında yer alacağız. Herkesi hukuk platformunda ortak paydasında flaması altında toplanmaya davet ediyorum.` `17-25 ARALIK YOLSUZLUK İDDİALARINI ÖRTMEK İÇİN `PARALEL` YAFTASI ORTAYA ATILDI`17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddialarını unutturmak için `paralel` yaftasının ortaya atıldığını kaydeden Bal, `Ve bu paralel yaftasını delillendirmek için, kanıtlamak için geriye giden adımlar atıldı. Sulh caza hakimlikleri canlandırıldı. Sulh ceza hakimlikleri adı altında İstiklal mahkemeleri hortlatıldı. Ve ondan sonrada polise operasyon yapıldı. Medyaya operasyon yapıldı. Önümüzdeki süreçte bu yalanı güçlendirmek gündemde tutabilmek, 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddialarını örtebilmek için iş dünyasın yönelik de operasyon yapılabilir. Bunlara hazır olmak gerekiyor. Bu durum karşısında herkes mağdurun yanında yer almalı. Mesela Zaman gazetesi ve STV meselesi değil. Demokrasi meselesidir. Medya özgürlüğü meselesidir. Mesele hukuk devletine sahip çıkma meselesidir.` ifadelerini kullandı.


20 Aralık 2014 Cumartesi  17:26

Taraf

Gündem - Erdoğan karikatürü için işlem başlatıldı


New York Times gazetesinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ı `demokrasi kesen dönerci olarak` resmettiği karikatür, `polis engeli`ne takıldı. Samsun Adliyesi`nin önünde 14 Aralık operasyonuna karşı düzenlenen protesto gösterisine elinde bu karikatürün olduğu bir dövizle katılan Ali Bayram Hanedar isimli bir kişi hakkında, `Türk bayrağını kestiği`` gerekçesiyle işlem başlatıldı. Bugün gazetesinin haberine göre Hanedar, eylem sonrasında polisler tarafından ...


20 Aralık 2014 Cumartesi  16:13

Zaman

Manşet - İbrahim Cerrah: Yolsuzluğa bulaşanların beyhude çırpınışı


Emekli Polis Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Cerrah, özgür medyayı hedef alan operasyonu iftira ve çamur atma operasyonu olarak değerlendirdi. Cerrah, `Algı operasyonu, yolsuzluğa bulaşmış iktidarın beyhude çırpınışıdır.` dedi.Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı`yı ziyaret eden İbrahim Cerrah, özgür medyayı hedef alan 14 Aralık operasyonunu değerlendirdi. Cihan Haber Ajansı`na konuşan Cerrah, `Yapılanlar iftira, çamur atma operasyonudur. Algı operasyonu, sanki meşruiyet kazanmış bir kelime olarak gözüküyor bana. Bu yapılanlar bir iftira kampanyasıdır. Ve dediğim gibi yolsuzluğa bulaşmış bir iktidarın beyhude çırpınışlarıdır.` ifadelerini kullandı.Türkiye`de şu an hiçbir medeni ülkede bulunmayan bir hukuk garabeti yaşandığını belirten Cerrah, siyasi iktidarın kendisi hakkındaki ithamları yargıdan kaçırdığını ve seçim meydanlarına taşıdığını ifade etti. Hukukun ayaklar altına alındığına değinen Cerrah, `Bu yaşananlar sadece bu sıkıntıyı yaşayan, mağdur eden insanlar adına değil, tabi ki bütün ülkemiz adına üzücü bir durum. Hukuk ayaklar altına alındı, etik ayaklar altına alındı, ahlak ayaklar altına alındı. Tam bir vefasızlık sergileniyor. Şimdi Zaman gazetesi yayın hayatına başladığından beri gerek Türk siyasi hayatının normalleşmesine, gerekse ülkedeki huzur ve güven ortamının oluşmasına daha doğrusu demokrasinin yerleşmesine, Türkiye`nin normalleşmesine katkı yapan çok önemli bir medya kuruluşudur. Böyle bir kuruluşun bizzat yapmış olduğu hizmetlerden en fazla yararlanan bir siyasi parti tarafından aklın, mantığın, hukukun kesinlikle kabul etmeyeceği bir ithamla terör ithamı ile suçlanarak genel yayın yönetmenin gözaltına alınması ve bu süre zarfında da hukukun çiğnenmesi gerçekten de ülkemiz adına talihsiz bir durumdur. Tabi ki burada asıl dikkati çeken nokta şu; bir siyasi iktidar neden bunu yapar? Onların açısından bakmak lazım burada şunu görüyoruz; geçen yıl bu tarihlerde ortaya dökülen iktidardaki siyasi partinin bakanları ve başbakanın aile fertleri hakkında bazı iddialar vardı.` diye konuştu. `İKTİDAR, YOLSUZLUK İDDİALARINI YARGIDAN KAÇIRDI`Geçtiğimiz yıl 17 ve 25 Aralık tarihlerindeki yolsuzluk operasyonlarına değinen Cerrah, `Bunlar adı üzerine yargıya intikal etmiş iddia olmaktan ibaretti. Hukuk devletinde meşru sistemlerde takip edilmesi gereken prosedür, yargı sisteminin işletilmesiydi. Siyasi iktidar kendisi yönetimde olduğu hükümette olduğu bir dönemde kendisi hakkındaki ithamları yargıdan kaçırdı, seçim meydanlarına taşıdı. Aslında seçim meydanlarında da mahkum oldu. Çünkü 30 Mart seçimlerinde halkın yüzde 57`si iktidara oy vermeyerek rüşvet ve yolsuzluğun olduğunu tescil etti. Kaldı ki siyasi iktidara oy verenlerinde belki büyük bir kısmı rüşvet ve yolsuzluk olmasına rağmen şu veya bu sebepten dolayı verme gereği hissetti. Burada şunu görüyoruz; 17 Aralık operasyonundan sonra çeşitli argümanlar dile getirildi.` şeklinde konuştu.Rüşvet ve yolsuzluklardan kendilerini kurtarmak için ülkeyi ateşe attıklarını dile getiren Cerrah, konuşmasına şöyle devam etti: ` Bu operasyona söz konusu olan insanların özel hayatı olarak algılandı. Yani bir bakanın yolsuzluk yapması ve bununla ilgili bazı haberlerin yer alması çok ilginçtir iktidardaki siyasi parti, devlet kademesini işgal eden siyasetçinin rüşvet ve yolsuzluk yapması sanki onun şahsi günahıymış gibi. Oysa şu çıktı ortaya; 1 yıl sonra şunu gördük ki makam sahibi bir devlet yöneticisinin bir siyasetçinin almış olduğu bir rüşvet herhangi sıradan bir insanın özel yaşantısında işlemiş olduğu bireysel bir suç ve günah gibi değildir. Dolayısıyla ülkeyi şu anda sürüklemiş oldukları şey bu rüşvet ve yolsuzlukların bu ithamlardan kendilerini kurtarmak için ülkeyi ateşe attıklarının göstergesidir. Dolayısıyla devlet büyüklerinin değil rüşvet almak değil çıkar elde etmek, alacakları hediyelere dahi dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü bu ithamların gizlenmesi için nasıl hukuksuzluk yapabilecekleri, hukuku ahlakı nasıl çiğneyebileceklerini bu süreçte görmüş olduk diyorum.` dedi.Cerrah, konuşmasını şöyle tamamladı: `Tufan Bey gibi şu anda gözaltında bulundurulan insanların bir çoğunun bu süreçte yani son yıllarda özellikle İstanbul`da görev yapmış olan bu insanların çok bir şey bildikleri için ama susturulmak ama gözdağı verilmek için gözaltına alındığı düşünüyoruz. Diğer bir konu da; geçen yılki operasyonlarda hakkında yolsuzluk olan bakanlar ve çocukları ile ilgili binlerce delil ve belge varken bu insanlar sanki masumiyet karinesi ihlal edilmiş gibi o dönemde savunulurken, şu andaki insanlar hakkında hiçbir somut bilgi ve belge olmadan makul şüphe gibi hiçbir medeni ülkede bu şekilde kullanılmayan bir hukuk garabeti ile bir algı operasyonları yapılıyor. Bir algı operasyonu olduğuna inanıyorum.`


20 Aralık 2014 Cumartesi  17:26

Zaman

Manşet - Altın dolu uçağı yazdı, işinden oldu


İzmir`de Sabah, Yeni Asır ve Akşam gazetelerinin el değiştirmesinin ardından adeta gazeteci kıyımı başladı. Son bir yılda onlarca gazeteci işten çıkarıldı. İzmir`deki kıyımın son kurbanı ise 24 Şubat 2013 tarihinde Akşam Gazetesi`nin manşetten verdiği, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı`nda “Altına baskın” manşetiyle 1,3 tonluk altın dolu uçağı yazan Ufuk Türkyılmaz oldu.İzmir`deki havuz gazetelerinden Yeni Asır`daki ilk kıyım ocak ayında yaşanmış, aralarında Haber Müdürü Muzaffer Oktay, Burhanettin Kamay, Halil Vural ve spor servisi editörü Murat Attila ile yine spor servisinden Mehmet Aslan işten çıkarılmıştı. Bir süre önce de Yeni Asır İstihbarat Şefi Erkut Şahin`in iş akdi feshedildi. Bazı gazeteciler de istifa ederek Yeni Asır`la yollarını ayırdı. Havuz medyası, 30 Mart yerel seçimlerinin ardından İzmir`deki yerel televizyonu Yeni Asır TV`yi kapatma kararı almış, 40`tan fazla çalışanını kapı önüne koymuştu.Havuzun diğer gazetesi Sabah da İzmir Temsilcisi Ünal Ersözlü ve Egeli Sabah Haber Müdürü İlker Çoban`la yollarını ayırdı. İzmir`de son olarak gazeteci kıyımına, Akşam Gazetesi İzmir Temsilcisi Türkyılmaz katıldı. Gazete yönetimi, uzun yıllar İzmir`de temsilcilik yapan Türkyılmaz ile geçen hafta yollarını ayırdı. Türkyılmaz, muhabirlik ve temsilcilik yaptığı dönemlerde birçok önemli haberin altına imza atmıştı. En dikkat çeken haberleri arasında İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı`nda, “lavabo” olarak beyan edilerek yapılan 1,3 ton altının transferi vardı. Altın dolu uçağın haberi Akşam Gazetesi`nde, “Apron harekâtından 1,3 ton altın çıktı” başlığıyla yer almıştı.


15 Kasım 2014 Cumartesi  02:13

Zaman

Manşet - Adanalılar özgür basın nöbetine devam etti


Adanalılar, özgür medyaya yönelik operasyona ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca`nın tutuklanmasına tepki gösterdi. Öğlen saatlerinde adliye önünde toplanan vatandaşlar, Karaca`nın serbest bırakılmasını istedi.Türk bayrakları ve haksızlığı anlatan dövizler taşıyan vatandaşlar, serbest bırakılan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ile tutuklanan Samanyolu Yayın Grup Başkanı Hidayet Karaca lehinde slogan attı. `Özgür basın susturulamaz`, `Herkes sussa Zaman susmaz`, `Zulme boyun eğmeyeceğiz`, `Adanalıyık, hak için buradayık` şeklinde sloganlar atan vatandaşlar, daha sonra musibetlerin defi, birlik ve beraberlik için dua etti. Eylemde bir vatandaş Kur`an-ı Kerim tilavet etti.Açıklama yapan Zaman Gazetesi Adana Bölge Temsilcisi Bilal Öğütçü, dünya tarihinde bir ilk yaşandığını, bir gazetecinin dizi senaryosu yüzünden tutuklandığını söyledi. Bunun Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini vurgulayan Öğütçü, `Siyasi iktidarın talimatı ile hareket eden yargı mensuplarına sesleniyoruz. Verdiğiniz bu kararı tarih kaydetti. Hem de siyah kalın harflerle… Tarih bu utanç verici dönemi anlatırken, en başta sizin isminizi yazacak. Bu yol doğru bir yol değildir. Bu yoldan demokrasiye gidiş yok. Üstadın deyimi ile `Burası çıkmaz sokak.` Evlatlarınıza, torunlarınıza iyi bir miras bırakmıyorsunuz. Evlatlarınız, torunlarınız sizin yüzünüzden utanç yaşamasın.` dedi. Türkiye`nin bu kararla dünyaya rezil olduğunu ifade eden Öğütçü, `Basının özgür olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Ama biz biliyoruz ki artık demokrasiden geriye dönüş yok. Özgürlüklerden geriye dönüş yok.` ifadelerini kullandı.


20 Aralık 2014 Cumartesi  15:00

Zaman

Manşet - Ekrem Dumanlı`yı gazete çalışanları böyle karşıladı


Özgür basına darbe operasyonunda gözaltına alınmasının ardından dün serbest bırakılan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı`yı, gazetesi çalışanları böyle karşılıyor.


20 Aralık 2014 Cumartesi  11:06

Zaman

Manşet - 14 Aralık özgür medyaya darbe operasyonuna yazarların tepkileri sürüyor


Gazeteci ve yazarların 14 Aralık medyaya darbe operasyonuna tepkileri devam etti. Medyanın farklı kesimlerinden birçok yazar kararın açıklanmasının ardından da, gözaltı sürecindeki hukuksuzlukları, dizi ve haber yayınlama gibi suçlamalarla ilgili endişelerini köşelerine taşıdı.Operasyonun amacının muhalif medyayı susturmak olduğunu belirten yazarlar, diğer medya organlarına da sıra gelebileceği ihtimaline dikkat çekti. Makul şüphe yasasının getirdiği tehlikeyi vurgulayan bir çok yazar, fikirleri ve inançları ne olursa olsun herkese adil yargılama yapılması gerektiğinin altını çizdi.İşte, 14 Aralık özgür medyaya darbe operasyonuna ilişkin yazarların köşelerinden verdiği tepkiler: Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Doğan: Diziden tutuklanan ilk yöneticiAltı gün süren gözaltı, verilmesinden on dört saat sonra açıklanan mahkeme kararı arada bilmem kaç kez hastanede sağlık kontrolü, avukatlara çıkarılan güçlükler, dosyanın içeriğine girmeden, 14 Aralık tam hukuk faciası. Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve diğer sekiz kişinin serbest kalması ne kadar sevindirici ise Samanyolu Grubu yöneticisi Hidayet Karaca`nın tutuklanması o kadar vahim. Bir dizi nedeniyle tutuklanan ilk TV yöneticisi Hidayet Karaca sadece Türkiye`de değil, dünyada da.. Bu ülkede son yıllarda herkes aynı gerekçe ile tutuklanıyor, “darbe teşebbüsü, terör örgütü üyesi”. Eski Genelkurmaya başkanlarından bilim adamlarına, gazetecilerden general ve amirallere, polis müdürlerine son olarak bir TV yöneticisine kadar herkes aynı tehditle karşı karşıya. Dumanlı`nın da dün bir kez daha vurguladığı gibi, “Her an herkesin başına bir şey gelebilir”. Geçmiş olsun Ekrem Bey ama belli ki hiç kolay geçmeyecek.Cumhuriyet Gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya: Karaca`nın düşüncesi ve inancı ne olursa olsun, bu eşit bir yargılama mıdır? Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve sekiz kişi mahkemece serbest bırakıldı; Hidayet Karaca ve öteki üç kişi ise tutuklandı... Hidayet Karaca savunma yapmamıştı... İfade vermeyen ve savunma yapmayan bir kişi nasıl tutuklanır? Karaca`nın düşüncesi ve inancı ne olursa olsun, bu eşit bir yargılama mıdır? Bir hukuk devletinde bunlar oluyor, daha önce olduğu gibi... İnsanlar “makul şüpheli” olarak tutuklanabilir mi? Tutuklanır benim ülkemde! İlker Başbuğ da savunma yapmamıştı ve tutuklanmıştı... Hayat böyle bir şey işte! Taraf Gazetesi yazarı Hayko Bağdat: Yarın Agos`a el uzatmayacaklarına nasıl inanalım? Panik yapmayın diyorlar, devletin içini temizliyorlarmış. Yargıda, poliste, medyada çöreklenmiş çeteleri ayıklıyorlarmış. Millete kumpas kurmuş kamu görevlilerini ortaya çıkaracaklarmış. Bunun için siyasi iktidarın elini güçlendirmemiz lazımmış. “Makul şüphe” meselesi bunun için hayati önem taşıyormuş. Örgütlü suçların bağlantısını bulmak neredeyse imkânsız hâle gelmiş. Bu yüzden operasyonları kolaylaştıracak yasal düzenlemelere yol vermeliymişiz. Zaman Gazetesi`ne terörle mücadele polisini sokanların yarın Özgür Gündem`e, Birgün`e, Evrensel`e, Agos`a el uzatmayacaklarına nasıl inanalım? Bütün medyayı kendisine yakın işadamlarına peşkeş çekmeye çalışan, elde edemediklerini devletin tüm imkânlarını silah gibi kullanarak tehdit eden, iki ihale uğruna rehin aldıkları medya patronlarını telefonda ağlatan bir anlayışın yönettiği memlekette hangi basın özgürlüğünden bahsediyorsunuz? Cumhurbaşkanı`nın bir operasyon öncesi yasaları kılıfına göre uydurup savcıları, hâkimleri organize etmesinin, gazeteye gidecek polisleri tek tek seçmesinin, yürüyen bir soruşturma esnasında meydanlarda dolaşıp insanları mahkûm etmesinin neresi bağımsız yargı? Milli Şef dediğiniz İnönü`den daha mı az şeflik yapıyor artık Erdoğan? Bugün Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak: Amaç, Erdoğan? karşısında direnebilen bir avuç medyayı sindirebilmekSürekli, Oda TV ile Samanyolu ve Zaman operasyonlarını kıyas ediyorlar. Oysa Samanyolu ve Zaman`ın üzerine gidilmesinin tek sebebi hâlâ Erdoğan? karşısında direnebilen bir avuç medyayı sindirebilmek. Cemaat, Ergenekon gibi bir suç örgütü mü? “Paralel yapının” tek delili, Tayyip Erdoğan?`ın beyanları ve algı operasyonu yaratan kara propaganda haberleri. Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca`ya sahip çıkmak yerine, “Siz yaptınız ama biz sizi koruyoruz” havasını basmak, adil ve makbul bulmadığım bir üslûp. Bu yüzden, Soner Yalçın`a diyorum ki: “Aman böyle rezervlerle, böyle mukayeselerle bana sakın sahip çıkma.” Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kazım Güleçyüz: El Kaide ve Usame bin Ladin`e övgüler düzüp göklere çıkaran bir ifrat noktasına savruldularGülen cemaatine karşı başlatılan linç ve tasfiye operasyonunda Risale-i Nur gruplarını yanına çekmek için bir taraftan sadeleştirme tepkilerini, diğer taraftan “Bunlar Nurcu da değil, tam tersine Risale-i Nur hizmetine en büyük zararı Gülenciler verdi” söylemini kullananlar, kendi hesaplarınca harekete son darbeyi Tahşiyecilerle vurdular. Dahası, demokrasiyi küfür rejimi sayan, cihadı silahlı mücadele olarak yorumlayan, El Kaide ve Usame bin Ladin`e övgüler düzüp göklere çıkaran bir ifrat noktasına savruldular. Önce, bir operasyonun hedefi yapıldılar. Sonra bunun kendileri açısından yol açtığı mağduriyet kullanılarak gerçekleştirilen bir başka operasyona daha malzeme yapıldılar. Gülen cemaatinin medya ayağını vurmak için onlar devreye sokuldu. Her tarafı dökülen yapmacık bir senaryo ile Gülen hareketine bir darbe de onlarla vuruldu. Ancak bu darbe aynı zamanda hükümeti de tuzağa düşürdü. Dış dünyada El Kaide`yi ve türevi olan IŞİD gibi örgütleri desteklemekle suçlanan hükümet, fiilî bir bağları olmasa da El Kaide`ye sempatisini ilan eden Tahşiyecilerin hâmisi pozuna bürünerek kendi kendisini zora soktu. Bunun getireceği çok yönlü sıkıntılar, önümüzdeki süreçte çok daha net görülebilir... Taraf Gazetesi Yazarı Murat Belge: Fikrinizi dile getirme hakkınızı savunmak için elimden gelen her şeyi yaparımBugün gene demokrasiyle ilgisi olmayan bir uygulama yürürlükte ve bu sefer uygulamanın “kurban”ı o kişiler, “Fethullah`çı” diye bildiklerimiz. Biz bu toplumda demokrasinin yanında duran kişiler isek, anti-demokratik uygulamanın hedefinde olan kim olursa olsun, demokrasinin yanında –demek ki uygulamanın karşısında– olmaya devam etmeliyiz. “Demokrasi” lafı açıldı mı, Voltaire`e izafe edilen bir anekdot anlatılır. “Sizinle hiç aynı fikirde değilim,” demiş Voltaire, “ama fikrinizi dile getirme hakkınızı savunmak için elimden gelen her şeyi yaparım.” Bu mealde bir söz. Voltaire sahiden bunu söylemiş mi, söylediyse nerede, kime söylemiş, bilmiyorum. Biri uydurmuş ya da yakıştırmış da olabilir. Ama böyle bir bilgi var: “galat-ı meşhur” da olsa, demek ki olduğunu kabul edeceğiz. Demokrasiyi ve onun gerekleri olan “ifade özgürlüğü” ve “çoğulculuk” gibi şeyleri çok iyi açıklıyor ayrıca. Çünkü bütün bu kavramlar, dönüyor dolaşıyor, senden farklı olana var olma hakkı tanıma tavrına gelip orada düğümleniyor. Taraf Gazetesi Yazarı Vecdi Sayar: Adaletten söz edebilmek için, hayata Reis`in gözlükleriyle bakmak gerekiyorDün, Avrupa Birliği Parlamentosu`nda konuşan bir milletvekilinin yorumuyla, “Çürüyen bir ülke”den söz ediyoruz. Yolsuzlukların, hırsızlıkların suç sayılmadığı, ifade özgürlüğünün ayaklar altına alındığı, yasal yürüyüşlerin bile yasaklanabildiği bir ülkeden (Bugün, Maraş Katliamı`nın yıldönümü ve bu katliam “unutulmasın” diye yapılacak bir yürüyüş Valilikçe yasaklanıyor). Bu ortamda, adaletten söz edebilmek için, hayata Reis`in gözlükleriyle bakmak gerekiyor. Hrant Dink ve benzer nice cinayetinin perde arkası ortaya çıkarılmamışken, köşe yazılarından, televizyon dizilerinden `örgüt suçu` yaratmaya çalışılırken, tiyatrolara devlet desteği sürecinde adalet aramak ne kadar anlamlı? Bizim bildiğimiz adalet kavramı yok artık. Reis`in adaleti var… Zenginle yoksulun hayat koşulları arasındaki uçurumun her geçen gün derinleştiği, eğitimden sağlığa tüm alanlarda adaletsizliğin diz boyu olduğu bu günlerde, bir devlet kurumunda iş bulmanız biat edip etmediğinize bağlı. Ederseniz, torpil listelerinde yer bulma şansınız bile olabilir. Tabii ki, sanat alanında da benzer bir adalet kavramı geçerli olacak… “Bitaraf olan bertaraf olur” uyarısına kulak verip `doğru` tarafı seçenler devlet desteğinden yararlanabilir. Ötekiler, Reis`e laf etmedikleri sürece özgürce sanatlarını icra edebilirler. Tabii, salon bulabilirlerse… Bugün Gazetesi Yazarı Orhan Kemal Cengiz: Neden Dumanlı serbest Karaca tutuklu?Avrupa Birliği`nden gelen sert tepkiler, basın özgürlüğünü savunan kuruluşların protestoları ve günlerdir adliye önünde bekleyen insanlar olmasa, Ekrem Dumanlı yine de serbest bırakılacak mıydı? Savcı ve yargıçların üzerinde muazzam bir siyasi baskı olmasa; savcılar ve yargıçlar, savunma hakkına getirdikleri sınırlamalar, gözaltı sürelerinin aşılması gibi hukuk ihlallerine daha şimdiden imza atmamış olsalar, Hidayet Karaca yine de tutuklanacak mıydı? Yani, madem tutuklayacak kadar ciddi bir durum yoktu, neden insanları bu kadar uzun süre tuttunuz sorusu mu bertaraf edilmek istendi? Şu haliyle bile, gazete yazıları ve dizi senaryolarına dayanan “makul şüpheli” bu gözaltı ve tutuklama, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde çok net mahkûm olacak nitelikte. AİHM, gözaltı süresi hiçbir koşulda 4 günü geçemez diyor. 4 günlük gözaltı süresi dolduktan ve zanlıların ifadeleri tamamlandıktan sonra hakim neden insanları salıvermek veya tutuklamak yerine “ben gidip düşüneceğim” dedi? Daha dün mesleğine başlamamış olan bu sulh ceza hakimi, zanlıların tutuklanmasını gerektirecek nedenlerin var olup olmadığını anlamak için sorguyu tamamlamaktan başka neye ihtiyaç duyabilirdi? Daha sorulacak çok fazla soru var şüphesiz ama bütün bu soruların tamamı temel bir hukuk meselesinden kaynaklanıyor. Bu soruşturmada yakalama ve tutuklama kararını veren hâkim, hukuk devletinin olmazsa olmazı olan, “tabii hâkim” (doğal yargıç) kriterlerine uymuyor. Doğal yargıcın “yargılama konusu olaydan önce kurulmuş ve somut olay ile kuruluşu bakımından ilgisi olmayan” mahkemeler olarak tanımlandığını gözönüne alırsak, burada tam tersinin söz konusu olduğunu görürüz.,


20 Aralık 2014 Cumartesi  15:55

Hürriyet

Manşet - İstanbul`da 18 bin taksi yenileniyor


Dünyada 92 şehirde kullanılan taksi sistemi `Taksi Çağrı Merkezi ve Yönetimi` projesi İstanbul`da hayata geçiriliyor. `İstanbulTaksi ve Çağrı Merkezi` adı verilen proje, ilk etapta 2015 yılının Şubat ayı ile birlikte pilot olarak belirlenen 100 taksi ile uygulamaya sokulacak, 2 yıl içinde İstanbul`daki 18 bin taksiyi kapsayacak. Projeyle, sürücü ve yolcu güvenliğinin artırılması, trafik kaynaklı stres ve gürültü kirliliğinin azalması, yakıt maliyetlerinin düşmesi ve çevre kirliliğinin önüne geç


20 Aralık 2014 Cumartesi  17:27

Zaman

Manşet - Avustralyalı eski Başbakan Unsworth: Erdoğan beni şoke etti


Türkiye`deki antidemokratik uygulamalar ve özgür basını susturma girişimlerine Avustralya`nın önemli siyaset adamlarından Barry Unsworth sert tepki gösterdi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile daha önce 3 kez görüşmüş olan Avustralya Yeni Galler Eyaleti eski Başbakanı Unsworth, Erdoğan`ın Hizmet hareketine tavır almasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Tecrübeli siyasetçi ayrıca, `Birçok insan gibi ben de, özgürlükler konusundaki duruşundan dolayı, Tayyip Erdoğan`a büyük bir hayranlık duymuştum. Ama medyayı susturmak amacıyla, ülkenin en önde gelen gazetesi ve televizyonuna yapılan operasyon inanılmaz şekilde beni şoke etti.` dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetin özgürlükleri kısıtlayıcı adımlar atmasını endişe verici bulduğunu söyleyen eski Başbakan Unsworth, `Türkiye despotik bir sisteme doğru kayıyor `dedi. Unsworth, Türkiye`yi seven biri olarak, basın özgürlüğü ve yargı konusunda yapılan antidemokratik ihlallerden dolayı, son derece üzgün olduğunu belirtti.`Operasyondan sonra Türkiye`ye gitmekten vazgeçtim`Kendisini `Türkiye`nin önemli dostu` olarak tanımlayan Unsworth, söz konusu sevgiden dolayı ailecek Türkiye`ye tatil yapmaya gittiklerini belirterek, `Türkiye`yi seviyorum. Kızım daha bir hafta önce Türkiye`den döndü. Yine gitmek istiyoruz. Ama medyaya yapılan son operasyon nedeniyle gitmekten vazgeçtim.` dedi.Erdoğan`la 9 yıl önce tanışmıştımErdoğan`la, 9 yıl önce Avustralya`ya yaptığı ziyaret sırasında tanıştığını, daha sonra da iki kez yüz yüze görüştüğünü belirten Barrie Unsworth, `Birçok insan gibi ben de, özgürlükler konusundaki duruşundan dolayı, Tayyip Erdoğan`a büyük bir sevgi besledim, hayranlık duydum. Çünkü iktidara geldiği ilk yıllarda, askeri darbe tehdidi altındaki bir ülkede, seçimle iktidara gelmiş Müslüman bir demokrat ile tanışmış olduğumu düşündüm ve etkilendim. Zira Türkiye`yi askeri vesayetten kurtararak, sivil ve demokratik bir yapıya kavuşturma konusunda önemli sözler vermişti. Avrupa Birliği konusundaki vaatleri, batı ülkelerini de hayli heyecanlandırmıştı. Ama medyayı susturmak amacıyla, ülkenin en önde gelen gazetesine yapılan operasyon inanılmaz şekilde beni şoke etti. Samimi olarak şunu söylemek gerekirse, Erdoğan ile bizzat tanışmış biri olarak, son yapılanları anlaşılmaz ve kabul edilemez buluyorum. Türkiye`nin geleceğinden endişe ediyorum `dedi.Erdoğan`ın Gülen`i suçlaması kabul edilemezErdoğan`ın, Fethullah Gülen Hocaefendi`yi birtakım ithamlarla suçlamasını da eleştiren Barrie Unsworth, dünyanın ihtiyaç duyduğu Hizmet Hareketi gibi organizasyonların, böylesi bir muameleye tabi tutulmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bir hafta önce Sydney`de Hizmet Hareketi`ni anlatan Love is a Verb belgeselini izlediğini hatırlatan Barry Unsworth, şöyle devam etti: `Belgeselin dışında Hizmet` in yaptığı güzel işleri, Saraybosna`da gözlerimle gördüm. Bu bölgelerde hizmet edebilmek için tünellerden geçerek kuşatma altındaki Saraybosna`ya nasıl girdiklerini görünce çok etkilendim.`Hizmet`i bütün dünya bilmeliHizmet`in Bosna, Irak, Somali gibi savaş ve iç çatışmaların kurbanlarına yardım etmeye ve eğitim vermeye nasıl adadığının net bir şekilde ortada olduğunu kaydeden Unsworth, `Bu hizmetlerin parlamentomuzda anlatılıp tanıtılması lazım. Zira, Gülen Hareketi tarafından dünyanın problemli bölgelerinde yapılan güzel çalışmalar ne kadar çok kişiye anlatılırsa, o kadar çok insan Türkiye`de bu iyi niyetli topluluğu fark etmiş olacak.` dedi.(CİHAN)


20 Aralık 2014 Cumartesi  17:08

Sözcü

Gündem - Bundan sonra olsa olsa padişahlığını resmen ilan eder!



20 Aralık 2014 Cumartesi  07:31

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

haber 14  bursa olay gazetesi iş ilanları  ege tv 14 şubat haberleri  bursa olay gazetesi iş ilanları  atv haber arşivi 15 ekİm 2009  21 ocak 2011  düzce  15 aralık  bursa olay gazetesi geometri semineri  hyundai i20  bursa olay gazetesi geometri semineri  emin damgacı  hrt akdeniz  bursa olay gazetesi geometri semineri  atv ana haber 21 agustos  gordion ankara  bursa olay gazetesi 28 eylül tarihli  taraftar sergisi  bursa olay gazetesi 28 eylül tarihli  barşan beton  bursa olay gazetesi 28 eylül tarihli  20 01 2011 sabah haber bülteni