Bulunan Haber Sayısı: 8.751
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Sabah

Gündem - Utanç manşetleri


Cumhuriyet gazetesi basın tarihine bir kez daha utançla geçecek bir manşetle çıktı. Bir yanda kocaman terörün fotoğrafı, öte yanda Cumhuriyet adına yazılan utanç belgesi diyeceğimiz bir başyazı... Şu satırlara... Devamı için tıklayınız


02 Nisan 2015 Perşembe  02:08

Habertürk

Gündem - Balyoz bitti, sıra generallikte


Yeniden görülen Balyoz Planı davasında beraatlerine karar verilen 236 Türk Silahlı Kuvvetler mensubunun 54`ü için terfi imkânı da doğdu. Terfi hakkı doğan 30`a yakın kurmay albayın rütbesinin bu Yüksek Askeri Şûra`da ilk kez generalliğe yükseltilmesi bekleniyor


02 Nisan 2015 Perşembe  02:09

Zaman

Manşet - Sahtekarlık ortaya çıkınca, uyduruk evraklarındaki çay lekelerinden vazgeçtiler!


Sahte belgelerle Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında iftira atan Yeni Şafak gazetesi, taktik değiştirdi. Gazete, yayımladığı belgelerdeki imzalar ve lekelerin sahteciliği ele vermesi üzerine dün üzerinde imza ve çay lekesi bulunmayan başka sahte belgelerle çıktı. Üstelik doğru olduğunu iddia ettikleri belgelerin tümünü değil, kesilmiş kısmını gösterdiler. Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili sahte belge ve yalan haberlere imza atan Yeni Şafak gazetesi, iftiralarına devam ediyor. İktidara yakın gazete, 28 Şubat savcısı Nuh Mete Yüksel`in Hizmet Hareketi hakkında hazırladığı ve daha sonra hem mahkeme hem de Yargıtay tarafından çürütülen iddianamede yer alan ifadeleri de algı operasyonuna dahil etti. Hükümetten büyük ihaleler alan Albayrak Holding bünyesinde faaliyet gösteren gazete, 1971`de Hizmet Hareketi`nin yurtdışında hiçbir faaliyeti olmamasına rağmen yayınladıkları sahte belgede `ülke imamları` ifadelerine yer verdi. Gazetenin, iki gündür yayınlandığı belgelerdeki imza ve lekelerin sahte çıkmasının ardından yeni yayınladıkları belgelerde imza ve çay lekelerinin yer almaması da dikkat çekti. Gazete, ilk olarak Fethullah Gülen Hocaefendi`nin 1967`de Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası`na üye olduğu iftirasını atmıştı. Bununla ilgili de sahte belgeler yayınlamıştı. Ancak bu iddia aynı gün söz konusu loca tarafından yalanlanmıştı. Kendi haberiyle çelişen Yeni Şafak, 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Hocaefendi`nin diğer cemaatler ve Nur cemaati ile ilgili askere istihbari bilgi vererek işbirliği yaptığı yönünde de iftira attı. Halbuki 3 Mayıs 1971`de Hocaefendi, Nur cemaatinin önde gelen isimlerinden Mustafa Birlik başta olmak üzere birçok Nur talebesi ile birlikte 6 ay boyunca hapiste kalmıştı. Hizmet Hareketi`ne kumpas kurmak amacıyla hazırlanan düzmece haberde, 12 Mart 1971 muhtırası sonrasındaki istihbari belgeleri paylaştığını iddia eden gazete, `Teşkilat o günden çözülmüş` şeklinde sahte bir de belge yayınladı. Belgede cemaatin yapılanmasını oluşturan 7 katmanlı bir yapı gösterildi. Sahte belgenin ikinci sırasında ülke imamları olduğu iddia edilirken Hizmet Hareketi`nin yurtdışına açılma tarihinin 1990`lı yıllar olması gözden kaçırıldı. Ayrıca sahte belgenin 1. sırasında yer alan `istişare kurulu ya da şûra denilen 12 kişiden oluşan beyin takımı` ifadelerinin yandaş gazetelerin uzun süredir sürdürdüğü iftira haberlerle aynı olması oyunu gözler önüne serdi. Gazete, sahte imzaların ortaya çıkmasının ardından yeni hazırladığı sahte belgelerde imzaya yer vermedi. Sahte belgelerin eski gözükmesi için belgelerin üzerine çay döken Yeni Şafak`ın bu taktikten de vazgeçtiği görüldü. Diğer yandan gazete, yeni haberinde delil olarak sunduğu sahte belgelerin tamamını dahi gösteremedi. Metinlerin üstünün ve altının kesilmesi dikkat çekti. Yeni Şafak, Komünizm ile Mücadele Derneği`ne üye olduğu gerekçesi ile Fethullah Gülen Hocaefendi`yi ABD ajanı olmakla da suçladı. 1960`lı yıllarda yayılan komünizmle mücadele etmek için kurulan derneğe ünlü şair Necip Fazıl Kısakürek başta olmak üzere milliyetçi ve muhafazakâr camiadan birçok kişi destek veriyordu. Üstad Bediüzzaman`ın avukatı Bekir Berk aktif olarak dernekte çalışırken Milli Görüş`ün önemli isimlerinden Recai Kutan da Komünizmle Mücadele Derneği Diyarbakır il başkanıydı. O dönem Komünizmle Mücadele Derneği ile birlikte aralarında AKP`den birçok ismin de üye olduğu Milli Talebe Birliği birlikte programlar düzenliyordu.


02 Nisan 2015 Perşembe  02:08

Zaman

Manşet - Albayraklar`ın SEKA işgali sürüyor


İdare mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay`ın özelleştirmenin iptaline ilişkin kararlarına rağmen Yeni Şafak Gazetesi`nin de sahibi olan Albayrak kardeşler, Balıkesir SEKA`yı devlete iade etmiyor. 51 milyon dolar değer biçilen SEKA`yı Albayraklar, 1,1 milyon dolara Özelleştirme İdaresi`nden almıştı. Sendikalara göre SEKA peşkeş çekildi. Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve İdare Mahkemesi tarafından verilen 6 ayrı özelleştirme yoluyla satışın iptal edilmesi kararına rağmen Balıkesir SEKA`da Albayrak kardeşlerin işgali sürüyor. Yeni Şafak Gazetesi`nin de sahibi olan Albayrak kardeşler, yargının iptal kararlarına rağmen SEKA`yı devretmiyor. Anayasa Mahkemesi, en son 3 Ekim 2014 tarihinde SEKA`nın Albayrak kardeşlere satışına imkân veren torba yasanın ilgili maddelerini iptal etmişti. Buna rağmen SEKA Balıkesir İşletmesi, 2003`ten beri Albayraklar`ın elinde. Kesinleşmiş yargı kararlarının gereğini yerine getirmeyen Albayrak kardeşlerin, SEKA`daki hukuksuz işgali sürüyor. Bünyesinde 185 lojman bulunan ve 1,8 milyon metrekare arazi üzerine kurulu SEKA`nın Albayrak Grubu`na “peşkeş çekilme” hikâyesi 2003 yılında başladı. Türkiye`nin en büyük kâğıt üretim tesisi olan Balıkesir SEKA, bu tarihte 1,1 milyon dolar gibi değerinin katbekat altında bir paraya Yeni Şafak Gazetesi`nin sahibi Albayrak kardeşlere satıldı. Değerinin çok altındaki bu satışı Balıkesir`deki sendika temsilcileri “peşkeş çekmek” olarak nitelemiş ve satışa karşı çıkmıştı. Balıkesir`deki sendika ve diğer ilgililerin hesabına göre 51 milyon dolar değer biçilen SEKA, 1,1 milyon dolara satıldı ve sendikalar, değerinin 46 kat altında yapılan bu satışın “peşkeş çekme” olduğunu kaydetti. Sudan ucuza bu satışın ardından Balıkesir SEKA`da örgütlü Selüloz-İş Sendikası, konuyu mahkemeye taşıdı. Bursa 2. İdare Mahkemesi, 15 Ekim 2003`te satış işleminde yürütmenin durdurulmasına ve ihalenin de iptaline karar verdi. Mahkemenin bu kararına karşın bölge idare mahkemesi de yapılan itirazı reddetti. Danıştay 13. Dairesi de 2004, 2005 ve 2006 yıllarında tam üç kez, Özelleştirme İdaresi`nin başvurularını reddederek satış işleminin iptaline dönük kararlar verdi. Balıkesir SEKA`nın özelleştirilmesinin mahkeme kararlarıyla iptal edilmesinden sonra Albayraklar kardeşler de kalan taksitlerini ödemedi. Ancak hükümet 26 Nisan 2012`de 6300 sayılı kanun hükmünde kararname (KHK) çıkararak SEKA`nın Albayraklar`da kalmasını sağladı. KHK ile Danıştay`ın da onayladığı satışla ilgili iptal kararının “fiili imkânsızlık” nedeniyle uygulanamayacağı öne sürülüp SEKA`nın satış işleminin tamamlanması karara bağlandı. Bu düzenlemenin ardından Albayrak kardeşler tam 9 yıl gecikme ile SEKA`nın 794 bin 318 dolarlık son taksitini ödedi. Bu aşamada 120 milletvekili, 6300 sayılı KHK`nın iptali için Anayasa Mahkemesi`nde dava açtı. Anayasa Mahkemesi, 3 Ekim 2013`te kararını verdi ve Albayraklar`a kıyak sağlayan kanun hükmünde kararnameyi iptal etti. Fakat SEKA`yı Albayraklar`a sendikaların “peşkeş çekildi” dediği satışta inat eden AKP hükümeti, yeni bir yol denedi. 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma kazasının ardından çıkarılan ve maden şehitlerine çeşitli haklar sağlayan torba yasaya SEKA maddesi eklendi. SEKA`nın Albayraklar`dan geri alınmasını önleyecek düzenleme torba yasayla kanunlaştırıldı. AKP bu madde ile satılan kuruluşların yargı kararına rağmen geri alınması yönünde işlem tesis edilemeyeceği hükmü getirdi. AKP`nin 2014`te Soma başlıklı torba kanunun içine sıkıştırdığı bu yasa da Anayasa Mahkemesi`ne (AYM) taşındı. Anayasa Mahkemesi, 3 Ekim 2014`te bu düzenlemeyi bir kez daha iptal etti. Böylece SEKA`yı Albayraklar`a `peşkeş çeken` yasa ikinci kez AYM`den döndü. Hukuki süreç tamamlandı ve Balıkesir SEKA`nın özelleştirmesi iptal edilmiş oldu. Gelinen noktada yeni bir yasal düzenleme de yapılmadığı için Albayraklar`ın SEKA`yı boşaltması, devlete geri vermesi gerekiyor. Ancak Albayrak kardeşlerin devlet malı üzerindeki hukuksuz işgali sürüyor. Değerinin 46 kat altında aldılar Yaklaşık 1 milyon 800 bin metrekare arazisi, 185 lojmanı, sosyal tesisleri ve diğer varlıkları ile Balıkesir SEKA Kâğıt Fabrikası, bölgenin en önemli işletmelerinden biri. Sadece 1,1 milyon dolara satılan SEKA`ya özelleştirme ihalesi öncesinde 51 milyon dolar değer biçiliyordu. SEKA`yı 1,1 milyon dolara alan Albayrak kardeşler 220 bin doları 2003`te, 240 bin dolarlık kısmı 2004`te, 794 bin dolarlık kısmını ise 2012`de ödedi. Albayrak Grubu, bu fabrikada yıllık 200 milyon dolarlık kâğıt üretimi yapacağını duyurmuştu.


02 Nisan 2015 Perşembe  02:08

Zaman

Manşet - Altın dolu uçağı yazdı, işinden oldu


İzmir`de Sabah, Yeni Asır ve Akşam gazetelerinin el değiştirmesinin ardından adeta gazeteci kıyımı başladı. Son bir yılda onlarca gazeteci işten çıkarıldı. İzmir`deki kıyımın son kurbanı ise 24 Şubat 2013 tarihinde Akşam Gazetesi`nin manşetten verdiği, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı`nda “Altına baskın” manşetiyle 1,3 tonluk altın dolu uçağı yazan Ufuk Türkyılmaz oldu.İzmir`deki havuz gazetelerinden Yeni Asır`daki ilk kıyım ocak ayında yaşanmış, aralarında Haber Müdürü Muzaffer Oktay, Burhanettin Kamay, Halil Vural ve spor servisi editörü Murat Attila ile yine spor servisinden Mehmet Aslan işten çıkarılmıştı. Bir süre önce de Yeni Asır İstihbarat Şefi Erkut Şahin`in iş akdi feshedildi. Bazı gazeteciler de istifa ederek Yeni Asır`la yollarını ayırdı. Havuz medyası, 30 Mart yerel seçimlerinin ardından İzmir`deki yerel televizyonu Yeni Asır TV`yi kapatma kararı almış, 40`tan fazla çalışanını kapı önüne koymuştu.Havuzun diğer gazetesi Sabah da İzmir Temsilcisi Ünal Ersözlü ve Egeli Sabah Haber Müdürü İlker Çoban`la yollarını ayırdı. İzmir`de son olarak gazeteci kıyımına, Akşam Gazetesi İzmir Temsilcisi Türkyılmaz katıldı. Gazete yönetimi, uzun yıllar İzmir`de temsilcilik yapan Türkyılmaz ile geçen hafta yollarını ayırdı. Türkyılmaz, muhabirlik ve temsilcilik yaptığı dönemlerde birçok önemli haberin altına imza atmıştı. En dikkat çeken haberleri arasında İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı`nda, “lavabo” olarak beyan edilerek yapılan 1,3 ton altının transferi vardı. Altın dolu uçağın haberi Akşam Gazetesi`nde, “Apron harekâtından 1,3 ton altın çıktı” başlığıyla yer almıştı.


15 Kasım 2014 Cumartesi  02:13

Zaman

Manşet - Diziye kızdı, kimliğini paylaştı


Popçu Rober Hatemo, Kardeş Payı dizisinde kendisiyle ilgili yapılan espriye kızdı. Espriye, sosyal medyadan cevap veren Hatemo, dedesinin ve kendisinin nüfus cüzdanını paylaştı. Hatemo, “Kardeş Payı`na... Ben yabancı değilim. Bu ay yıldızlı kimlik belgesi… Dedem 1 asırlık, diğeri ben… Sadece adım Rober.” notunu düştü. Dizinin son bölümündeki bir sahnede, `Yalnız biz yabancı dinliyoruz.`, `Tamam o da yabancı dinliyor, ne zaman baksam Rober Hatemo dinliyor.` diyalogları var.


02 Nisan 2015 Perşembe  03:02

Zaman

Manşet - İptal edilen gösterileri için Mayısta yeniden İstanbul`da


Dünyaca ünlü Hollywood yıldızı Hugh Jackman, 17 Mart`ta `An Evening with Hugh Jackman` müzikli gösterisi ile İstanbullu hayranlarıyla buluşmuştu. Ses tellerinde kanama meydana gelmesi sebebiyle doktorlar sahneye çıkmasına izin vermemiş, sonraki gösteriler de iptal edilmişti. Ünlü oyuncu, 29 Mayıs`ta yeniden Türkiye`ye gelecek. İptal edilen gösterilerini 30, 31 Mayıs ve 1 Haziran`da Zorlu Perfomans Sanatları Merkezi`nde sahneleyecek. ``An Evening with Hugh Jackman`` gösterisinin ikinci gününde doktorlarının tavsiyesi üzerine sahneye çıkamayan Hugh Jackman, Twitter hesabından hayranlarına seslenmiş ve ”...Bir yere ayrılmayın... Mümkün olan en kısa sürede İstanbul`a dönüp, bunu telafi edeceğim.” demişti. Jackman, İstanbul`da 4 günlük gösterisinin sadece ilk günü sahneye çıkabilmiş ve uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir performansa imza atmıştı. 32 kişilik orkestra ve dans ekibi ile yaklaşık 2 buçuk saat sahnede kalan Jackman`ın kendisi ve hayatı ile ilgili anları da paylaştığı bu performansı, dakikalarca ayakta alkışlanmıştı. Cem Yılmaz, Saba Tümer, Tuba Ünsal, Murat Yıldırım, Sıla, Nilgün Belgün, Belçim Bilgin gibi ünlüler de Jackman`ı izlemek için yerlerini almıştı.


02 Nisan 2015 Perşembe  03:02

Zaman

Manşet - Göz göre göre terör


Savcı Mehmet Selim Kiraz`ın şehit edilmesi adeta göstere göstere geldi. Terör örgütü DHKP-C, son 3 ayda Çağlayan`ın dışında Dolmabahçe ve Taksim`de de saldırılar düzenledi. Ne önleyici istihbarat vardı, ne güvenlik sağlandı. Terör ve istihbarattaki uzman polislerin tasfiyesi, bu saldırılara zemin hazırladı. Berkin Elvan soruşturmasını yürüten Savcı Mehmet Selim Kiraz`ın DHKP-C terör örgütü tarafından şehit edilmesi adeta göstere göstere geldi. Bu saldırı, son dönemde polisin ihmallerini ve istihbarat zafiyetini açığa çıkarttı. İhmaller zincirinden faydalanan DHKP-C, ocak ayından bu yana 3`üncü sansasyonel saldırısını gerçekleştirdi. 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından örgütü en iyi tanıyan tecrübeli terör müdürleri ve istihbaratçılar cezaevine gönderildi. Bu, örgütün faaliyetleri, eylemleri ve militan devşirmesinin önündeki engellerin kalkması anlamına geliyordu. Bir yandan saldırılar hızlandı, öte yandan birçok önemli ismi cezaevinden çıktı. Örgüt bu yıl ilk defa adını 2 Ocak`ta duyurmuştu. Fırat Özçelik isimli terör örgütü üyesi, Dolmabahçe Sarayı`ndaki polis nöbet kulübesine el bombası atmış ancak patlamayınca silahını çekip ateş açmıştı. DHKP-C daha sonra saldırıyı üstlendi. Özçelik ise gözaltına alınıp tutuklanırken güvenlik güçlerinin zafiyeti de ortaya çıkmıştı. Hiçbir önleyici istihbarat elde edilememişti. Bu saldırıdan sadece 5 gün sonra yeni bir saldırı haberi daha geldi. 7 Ocak`ta Sultanahmet Turizm Şube Müdürlüğü önünde nöbet tutan polislere yönelik intihar saldırısı düzenlendi. DHKP-C terör örgütü ilk etapta olayı üstlenirken, saldırganın Elif Sultan Kalsen olduğunu duyurdu. Ancak yapılan araştırmalarda saldırganın IŞİD bağlantılı Diana Ramazova olduğu anlaşıldı. Örgütün, neden bu saldırıyı üstlendiği daha sonra anlaşılacaktı. Kalsen`in ismi 3 hafta sonra yeni bir olayda daha gündeme geldi. Kadın militan 30 Ocak`ta Taksim`de ortaya çıktı. Uzun namlulu silahlarla İstanbul`un göbeğinde polise ateş açtı. Saldırıdan sonra 20 kovan bulunurken, saldırgan adeta elini kolunu sallayarak kaçmayı başardı. Taksiye binerek kayıplara karışan militan yakalanamadı. Örgütün adı geçtiğimiz hafta İstanbul Kağıthane`de yeniden duyuldu. 26 Mart`ta İBDA-C`ye yakınlığı olduğu ileri sürülen Adımlar Dergisi binasına bombalı saldırı düzenledi. Bir kişinin öldüğü 3 kişinin de yaralandığı olayın DHKP-C tarafından gerçekleştirildiği iddia edildi ancak bu konu hâlâ polis tarafından netleştirilmiş ve failler yakalanmış değil. HER DÖNEMİN TAŞERONU Geçmişte de derin yapılarla anılan ve kanlı saldırılarla adını duyuran örgüt üst düzey isimleri hedef aldı ancak bu isimleri neden öldürdüğü hiçbir zaman açıklığa kavuşmadı. Marksist-Leninist ilkelere dayalı sosyalist bir devlet kurmayı amaçlayan örgüt, İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom, eski başbakanlardan Nihat Erim, Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak, Adana Jandarma Bölge Komutanı Temel Cingöz, Hulusi Sayın, MİT`in iki numarası Hiram Abas, işadamı Özdemir Sabancı gibi çok sayıda ünlü kişiyi öldürdü. Örgütün iyi korunan bu isimlerin nerede oturduğu, sabah evlerinden saat kaçta çıktığına ilişkin istihbaratı nasıl sağladığı hâlâ çözülmüş değil. DHKP-C hücrelerinin yeniden aktif hale gelmiş olması, son bir yıl içinde örgüt militanlarının tahliye edilmesi ve tabandan çok sayıda yeni militanın yetişmesine bağlanıyor. Eski Emniyet Müdürü Atayün: Polisin güvensiz hale geldiği ortam terör için biçilmiş kaftan Eski Emniyet Müdürü Anadolu Atayün, savcıya yönelik saldırıdaki zafiyetlere dikkat çekti. Bugün TV`ye konuşan Atayün, emniyetin terör örgütleri yerine polisler ve aileleriyle uğraşmayı tercih ettiğine dikkat çekip şu görüşleri dile getirdi: “DHKP-C bitmişti. Terör ve organize suç örgütlerinde bir hareketlilik var. Eylemcileri gözünden tanımak bizim için zor değildi, şimdikiler için zor. Terör örgütleri yerine, polisler ve aileleriyle uğraşmayı tercih ediyorlar. Mersin`de istihbarat şube polislerinin ilk duruşmasında adliye etrafındaki istihbaratçı sayısını çıkarsınlar. Bakalım başka bir göreve adam ayırmaya vakit kalmış mı? Ertesi gün Suruç`ta bomba patladı. Emniyette bir müdür, “Bizim için liyakat değil, sadakat önemli.” demişti. Fuat Avni, DHKP-C için 3 ay önce uyarmış Savcıya yönelik saldırıdaki istihbarat zafiyetleri konuşulurken, Twitter`da Fuat Avni`nin 3 ay önce uyardığı ortaya çıktı. Fuat Avni, DHKP-C`nin yeniden aktif hale getirilmesi için planlar yapıldığını ileri sürmüştü. O tweetlerden bazıları şöyle: “DHKP-C`nin içindeki Fidan`ın özel ekibi MİT`çiler, İstanbul-Ankara arası mekik dokuyor. DHKP-C`yi yeniden aktif hale getirecek planlar yapıldı. Kullanılacak isimler belirlendi. Elif Sultan Kalsen`i duymayan kalmadı. Bir de Hakan Özçelik var. İkilinin Cemaat`le bağı oluşturulmaya çalışılıyor. Cemaat`le ilgili açılan `Silahlı Terör Örgütü` davalarına ve dosyalarına delil oluşturma çalışmaları sürüyor.”


02 Nisan 2015 Perşembe  02:08

Zaman

Manşet - Yandaş medyanın `tokat` yalanı ifade tutanağıyla tescillendi


TÜYAP kitap fuarının son gününde Yeni Akit`den geldiğini gizleyerek, kamera ve mikrofon ile Kaynak Yayınları`nın standını basmak suretiyle provokatif soru ve davranışlarıyla olay çıkaran Mehmet Özmen adlı şahsın, olay sonrası ifadesinde, `tokat attı` şeklinde değil de `Bana Ekrem Dumanlı `münafık` dedi` şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.Mehmet Özmen`in olay çıkarmasının ardından Yeni Akit başta olmak üzere yandaş medya tarafından `Ekrem Dumanlı gazeteciye tokat attı` şeklinde çarpıtma haberler yapılmış ve AK Troller tarafından twitter`da propaganda çalışması başlatılmıştı.Ancak aynı gün Zaman.com.tr`de yayınlanan videoda Dumanlı`nın kimseye tokat atmadığı bilakis engellemeye çalıştığı ve tokat atan korumaya da kızdığı anlaşılmıştı. Buna rağmen yandaş medya kara propaganda ve iftirasına hız kesmeden devam etti. Yalan olduğunu bile bile hep bir ağızdan Dumanlı aleyhinde yayın yaptılar.Ekrem Dumanlı Bugün TV canlı yayınında kendisine yönelik bu linç kampanyasının kasıtlı ve planlı başlatıldığını söyleyerek, Mehmet Özmen denen şahsın polise verdiği ifadesinde bile `Ekrem Dumanlı bana tokat attı` demediğini sadece `münafık` diyerek hakaret ettiğini iddia ettiğini anlatmıştı. Dumanlı ayrıca bu şahsa kendisinin `münafık` demediğini sadece `bir cümlenin bir kısmını alıp haber yapmak münafıklıktır` dediğini aktarmıştı.Bugün Ekrem Dumanlı`nın bu iddiasının doğru olduğu ortaya çıkan ifade tutanağıyla anlaşıldı. TÜYAP`ta olay çıkaran Mehmet Özmen`in polise verdiği ifadenin tutanağında açık açık sadece `münafık` hakaretinden dolayı Dumanlı`dan şikayetçi olduğu bilgisi yer aldı.Yandaş medyanın bunları bile bile `Dumanlı tokat attı` şeklinde ısrarlı propagandaya devam etmesi de linç kampanyasının planlı olduğu kanaatini güçlendirdi.YENİ AKİT`DEN YENİ PROVOKASYON ÇAĞRISIÖte yandan Yeni Akit, ayyuka çıkan provokasyonlarına bir yenisini daha eklemeye hazırlanıyor. Yeni Akit`ten yapılan açıklamada, yarın saat 11`de Zaman gazetesi önünde provokatif bir basın açıklaması yapılacağı duyuruldu.Yeni Akit`te yer alan açıklamada şu ifadelere yer verildi:`Akit`ten kamuoyu ve basına önemli duyuruMuhabirimiz Mehmet Özmen`e yapılan menfur saldırıyı kınamak için Gazetemiz Akit tarafından Zaman gazetesi önünde basın açıklaması yapılacaktır.16 Kasım Pazar günü TÜYAP Kitap Fuarı`nda muhabirimiz Mehmet Özmen`e yapılan menfur saldırıyı kınamak için Yeni Akit Gazetesi Yönetimi tarafından basın açıklaması yapılacaktır.Duyarlı vatandaşlarımızı bu açıklamaya beklediğimizi belirtir, saygılarımızı sunarız.Yer: İstanbul Yenibosna / Zaman gazetesi önüTarih: 22 Kasım CumartesiSaat: 11.00`Yeni Akit`in Zaman Gazetesi önüne kalabalık toplayarak olay çıkarmak istediğinden, Zaman çalışanlarını tahrik ederek halka saldırtmak amacıyla provokatif bazı davranışların yaşanabileceğinden endişe ediliyor. Zira daha önce Aralık ayında yine Zaman gazetesi önünde yapılan bir protesto gösterisinin baş kahramanlarının çoğunun Akit çalışanları olduğu ortaya çıkmıştı.HABERE GİTMEK İÇİN TIKLAYIN22 Aralık Pazar günü yapılan eylemde yer alan 10 kişilik provokatif gösteride Akit Gazetesi çalışanlarının bizzat görev aldığı anlaşılmıştı.Kaynak: Rotahaber


21 Kasım 2014 Cuma  19:08

Zaman

Manşet - 69 yıl sonra Tan Gazetesi Baskını


1935-1959 yılları arasında Tan Gazetesi`ne ev sahipliği yapan Cağaloğlu`ndaki Halil Lütfi Dördüncü İşhanı`nın bir kısmı, Tarih Vakfı tarafından Tan Evi adıyla kültür sanat mekânına dönüştürüldü. Tan Evi`nin 4 Aralık`ta açılacak ilk sergisi, tarihe `Tan Baskını` olarak geçen, bir gazetenin demokrasi ve basın özgürlüğü mücadelesine odaklanıyor.4 Aralık 1945`te, basın tarihine kara leke olarak geçen bir olay yaşandı. 1935`te yayın hayatına başlayan, merkezi Cağaloğlu`ndaki Ankara Caddesi`nde bulunan Tan Gazetesi ve matbaası yerle bir edildi. Beyazıt`tan hareket eden ve gitgide genişleyen bir grup, ellerinde balyozlarla matbaanın önüne geldiler ve ne var ne yoksa yağmaladılar. Olayın nedeni, o dönemde gazetenin yönetiminde bulunan Zekeriya ve Sabiha Sertel`in demokrasi mücadelesiydi. Dönemin en önemli kalemlerini barındıran yazar kadrosu ve yepyeni sayfa anlayışıyla Türk gazeteciliğinde bir atılım gerçekleştiren Tan Gazetesi`ne yapılan bu baskın, basın tarihinin olduğu kadar demokrasi mücadelesinin de en önemli sayfalarından. İktidarın kışkırtmasıyla yaşanan Tan Baskını olayı, 69. yıldönümünde bir sergiyle anılıyor.Tan Gazetesi 1935 yılında Ali Naci Karacan, 1936`da Ahmet Emin Yalman`ın başyazarlığında yayımlandı. Zekeriya Sertel ve Halil Lütfi Dördüncü, Yalman`ın ortaklarıydı. 1938 sonunda Ahmet Emin Yalman`ın ayrılmasıyla Zekeriya ve Sabiha Sertel tarafından yönetilen gazete, İkinci Dünya Savaşı yıllarında tek parti rejimi altındaki Türkiye`de savaş karşıtı ve anti-faşist demokrasi cephesinin bayraktarlığını üstlendi. Bu tavır, hem tek parti yönetimini hem de faşizmin yükselişi sırasında güçlenen milliyetçi-ırkçı kesimi rahatsız etti. 1945 yılında doruğa çıkan tepkiler, 4 Aralık 1945`te baskınla noktalandı. Sabiha ve Zekeriya Sertel yargılandılar, beraat ettiler ama ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar. Halil Lütfi Dördüncü, Tan gazetesini aralıklarla birkaç kere daha çıkardı. 6 Ocak 1959`da, hemen yanındaki binada meydana gelen patlama sonucunda Tan Matbaası binasının da yıkılmasıyla Tan Gazetesi, tarihin tozlu sayfalarına karıştı.Sanatın yeni adresi: Tan EviSergi işte tam bu noktada, Cağaloğlu yokuşunun başında, yıkılan Tan Matbaası`nın yerine inşa edilen Halil Lütfi Dördüncü İşhanı`nda açılıyor. Yeniden düzenlenerek Tan Evi adını alan orta avlulu bodrum katı, bundan böyle hem basın yayın tarihi hem de Cağaloğlu-Sirkeci semt tarihlerine odaklanan Tarih Vakfı etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Yokuşun Başı: Demokrasi Mücadelesinde Tan Gazetesi (1935-1945) sergisi, sergi salonu, kafe, sanat atölyeleri ve kitap satış birimlerinden oluşan Tan Evi`nin ilk etkinliği. Serginin küratörü Gökhan Akçura, tasarımcısı Mehmet Ulusel. Tarih Vakfı, Halil Lütfi Dördüncü İşhanı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti işbirliği ile hazırlanan sergi, TÜYAP, Türkiye Yayıncılar Birliği ve Sirkeci Mansion Hotel`in desteğiyle gerçekleştiriliyor. 31 Mayıs 2015 tarihine kadar devam edecek sergiye, basın yayın tarihine odaklanmış panel, konferans, belgesel gösterimi gibi pek çok yan etkinlik eşlik edecek.`Demokraside hâlâ yokuş çıkıyoruz`Gökhan Akçura (Küratör): “Serginin adı Yokuşun Başı. İki şeye işaret ediyor bu isim. Bir Cağaloğlu`ndaki o ünlü yokuş. İkincisi de gerçekten demokraside hep yokuş çıkıyor olmamız. O dönemin gazeteleri de tıpkı bugünkü gibi demokrasi sınavından geçemediler. Artık tarihin gerisinde kalması gereken bir olay ne yazık ki hâlâ güncel. Sergide, gazetenin Sertel`lerin yönettiği ilk dönemi (1935-1945) esas aldık. Öncesi ve sonrasındaki döneme de kısaca değiniyoruz. II. Dünya Savaşı`nın öncesinden başlıyor olaylar. Bütün bu süreçte Zekeriya Sertel ve eşi Sabiha Sertel, Almanya, İtalya karşısında net bir tavır aldılar. Mesela Zekeriya Sertel`in savaşın başında yazdığı yazının başlığı “Tan antifaşisttir”. Bu tavırları hem iktidarın hem basındaki diğer odakların hoşuna gitmedi. Zaten savaşın ilk yıllarında Alman yanlısı bir tutum içindeydi hükümet. Bu dönemde de Türkiye`de ırkçı, Türkçü ve Turancı akımlar güçlenmişti. Savaşın sonuna iktidarın da kışkırtmasıyla gazeteye baskın yapıldı.


26 Kasım 2014 Çarşamba  02:05

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

savaşaloji  ayşenur yanık trafik kazası  tus  20 haziran 2 quest net haberi  22 04 2009 hürriyet gazete 3 sayfa  02 04 2009 tarihli sabah gazetesi güney eki  zeynep turan astr  bursa 21 haziran olay gazetesİ kaza haberleri  atv haber titan  karşılıksız cek affı yasası  20 şubat 2009 atv ana haber bülteni  çilekeş kurban as  fox haber arşivi bugün er arşivi bugün esra  emirhan çiftçi  posta gazetesi ygs cevap anahtarı posta  atv haber arşivi 14 ekim 2009 haberleri izle  mesut çetinkaya  bursa olay gazetesİ 15 mart 2009 tarıhlı gazete  4 şubat  2009 trafik kazası  28 a  forum