Bulunan Haber Sayısı: 352
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Radikal

Yazarlar - Çinliler nasıl yapıyor, Türkler neden yapamıyor? - GÜVEN SAK - Radikal


Bir şirketi alırken ondan ne öğreneceğini zaten biliyor olmak, buna göre, o şirkete mühendisler gönderebilmek, döndüklerinde de o mühendisleri ne yapacağını biliyor olmak, bir nevi üst akıl gerektirmez mi? Çinliler nasıl yapıyor, Türkler neden yapamıyor derken aklıma yeniden bu konu geldi doğrusu. Ben boşuna `Türkiye`ye bir üst akıl lazım` demiyorum. - GÜVEN SAK


05 Eylül 2015 Cumartesi  03:20

Zaman

Manşet - Aydın Doğan: Baskı ve tehditlerden yılmayacağız


Yandaş medyanın aleyhinde kampanya başlattığı Doğan Yayın Grubu`nun sahibi işadamı Aydın Doğan, baskı ve tehditlerin kendilerini yıldıramayacağını söyledi. Doğan, “Bizi teröre destek olmakla suçlama cüreti gösterenler akıl tutulması içindedir, vicdanları körelmiştir. Bana yönelik bu suçlamaları yapanların vatanseverliğinden şüphe ediyorum.” dedi. Hürriyet Gazetesi ve CNN Türk Televizyonu`nu da bünyesinde bulunduran Doğan Holding`in Onursal Başkanı Aydın Doğan, yayıncılık yaparken karşılaştığı baskılara ve tehditlere boyun eğmeyeceklerini söyledi. Bodrum ilçesinde yapılan Doğan Yayın İlkeleri Kurulu toplantısında konuşan Aydın Doğan, yandaş medyada grubu aleyhinde başlatılan ağır ithamlara cevap verdi. Kendilerini teröre destek vermekle suçlayan yandaş medyaya cevaben Aydın Doğan şunları söyledi: “Terör, bir insanlık suçudur. Teröre destek verenler de suçludur. Terörü her zaman lanetledik. Bu tutumumuz açıkça bilindiği halde, bizi teröre destek olmakla suçlama cüreti gösterenler akıl tutulması içindedir, vicdanları körelmiştir. Ben, ülkeme bağlılığımı, Türkiye sevdamı hiç kimse ile tartışmam. Bana yönelik bu suçlamaları yapanların vatanseverliğinden şüphe ediyorum. 7 Haziran sonrasında medya grubumuza yönelik yalan ve iftiralarla dolu bir kampanya hız kesmeden sürüyor. Bunların çoğunu cevap vermeye değer bulmuyoruz, ancak bazen o kadar akıl ve izan dışı suçlamalar ve hakaretler yapılıyor ki, susmak mümkün olmuyor.” Doğan Grubu`nun televizyon kanallarında AKP ve Cumhurbaşkanı`nın 7 Haziran öncesi yaptığı mitinglerin diğer partilere göre daha geniş yer bulduğunu belirten Aydın Doğan, üstelik bu durumun AKP`lilerin kendi kanallarını boykot etmelerine rağmen gerçekleştiğini söyledi. Bütün partilere eşit mesafede durmaya devam edeceklerini söyleyen Aydın Doğan, doğru bildikleri bu yolda yürürken uğradıkları baskılar ve tehditlere boyun eğmeyeceklerini ifade etti. Aydın Doğan, “Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Baskı ve tehditlerden yılmayacağız. Doğru bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz.” dedi. AKP`ye televizyonlarında herkesten daha çok yer vermesine rağmen bu partiye yaranamadığını ve boykota uğradığını anlatan Aydın Doğan şunları söyledi: “Ben 7 Haziran seçimlerinin hemen ertesinde bir araştırma yaptırdım. Bu araştırmanın sonucuna göre, liderlerin miting konuşmalarının haberleştirilmesinde grubumuzun televizyon kanallarında Ahmet Davutoğlu`na 22 saat, Kemal Kılıçdaroğlu`na 14,5 saat, Devlet Bahçeli`ye 8,5 saat ve Selahattin Demirtaş`a 6,5 saat zaman ayrılmış. Ayrıca Cumhurbaşkanı`nın mitinglerine 15,5 saat yer verilmiş, partilere büyüklüklerine göre süre ayrılmış. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımız`ın bu süreçteki konuşmalarını, teamüle uyarak geniş şekilde vermemiz sebebiyle AK Parti`ye ilişkin haberler daha da geniş yer bulmuş, buna karşılık televizyon kanallarımızdaki tartışma programlarında AK Parti`nin temsili zayıf kalmıştır. Bunun sebebi, AK Parti temsilcilerinin ve sözcülerinin ısrarla davet edildikleri halde kanallarımızı boykot etmiş olmalarıdır.” Basın özgürlüğü pahasına olmaz Yandaş medyanın karalamalarının sürmesini eleştirirken Aydın Doğan şöyle bir ifade kullandı: “Hem iktidar yanlısı hem de tamamen iktidar karşıtı medyanın bizi çapraz ateş altına alması. Her iki kesim de bizi yanına çekmeye çalışıyor. 37 yıllık yayıncılık hayatımda böyle bir baskı ile karşılaşmadım. Diğer taraftan, aynı zamanda paralelci olmakla da suçlanıyoruz. Biz devlet içinde kendi amaç ve gündemine göre hareket eden, başına buyruk özerk yapıların varlığına tabii ki karşıyız. Bu tür yapılarla hukuk içinde kalınması koşuluyla her türlü mücadelenin verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu mücadele hiçbir zaman basın özgürlüğü pahasına olmamalıdır. Basın özgürlüğü, demokrasinin ve hukuk devletinin özüdür. Basındaki muhalif, eleştirel seslerin susturulması ve sindirilmesi çabalarının demokrasimize zarar vermesinden endişe ederiz. Demokratik ülkelerde iktidarları destekleyen medya organları olduğu gibi, iktidar karşıtı medya da vardır. Bir demokraside başka türlü olması zaten beklenemez.” 4 Eylül 2015 Sabah Gazetesi 3 Eylül 2015 Akit Gazetesi 3 Eylül 2015 Yeni Şafak


05 Eylül 2015 Cumartesi  02:08

Zaman

Ekonomi - Tayvan, kişi başı gelirde Türkiye`yi 3`e katladı


Komünist diktatör Mao`nun zulmünden kaçan Çin milliyetçilerinin sığındığı ada ülkesi Tayvan`da kişi başına düşen milli gelir 1980`lerde 2 bin 367 dolar idi. Türkiye`de askeri darbe dönemine rastlayan aynı senelerde ise kişi başına düşen milli gelir 2 bin 235 dolar seviyesindeydi. O tarihlerden sonra en fazla 2008`de 10 bin dolara çıkan Türkiye`nin kişi başı milli geliri bugün 7 bin 500 dolara kadar geriledi. Tayvan`da ise eğitim ve inovasyona yapılan yatırımlar ve son 10-15 senede kurulan HTC, Acer, Asus, Merida, Gigabyte, Zyxel gibi teknoloji firmaları sayesinde kişi başına düşen milli gelir 22 bin 500 dolara dayandı. Tayvan, 1950`lerde Çin milliyetçilerinin sığındığı 36 bin metrekare yüzölçümüyle Konya`dan daha küçük bir ada ülkesi. 23 milyon nüfuslu adada ilk yüze giren üniversitelerin yanı sıra özellikle 1990`larda kurulan ve küresel markalar haline gelen Tayvan merkezli şirketler 1980`de 2 bin, 1990`da 8 bin dolar olan kişi başına düşen milli geliri, 2010`da 20 bin dolara çıkardı. Bu markaların en bilinenlerinden Tayvan merkezli cep telefonu üreticisi HTC 1997`de kuruldu ve geçen sene Türkiye`de yüzde 30`dan fazla büyüdü. 1989`da Acer`den ayrılan dört mühendis tarafından kurulan ve 500 milyondan fazla bilgisayar anakart satışıyla rekor kıran Asus, üretimini notebook ve cep telefonu ile sürdürüyor. Tayvan mükemmellik ödülü alan 39 Tayvan markasının 120 ürünü 4-6 Eylül arasında İstanbul`da İstinye Park AVM`de görülebilecek. Birçok kritere tabi tutulan ürünlerden sadece alanında devrim yapan, üretim ve dizaynda yüksek kalite ve katma değerli ürün ve cihazlara bu ödül veriliyor. Tayvan Mükemmellik Günleri`nin açılışında konuşan İstanbul, Tayvan Ticaret Merkezi Direktörü Suna Chen, Bloomberg`in 2014`teki `Dünya`daki En Yenilikçi Ürün` sıralamasında, Tayvan ürünlerinin ilk ona girdiğini belirterek, “Tayvan ürünleri teknolojik yenilikçilik konusunda dünya çapında kabul edilen ürünler. Bugün fark etmeseniz de Tayvan ürünleriyle dünyanın birçok yerinde karşılaşıyorsunuz.`` dedi. Tayvan Büyükelçisi Sn. Yaser Cheng de Tayvan`ın Türkiye`yi geliştirilmesi gereken hedef pazar olarak belirlediğini belirterek, “2014`te Tayvan`ın Türkiye`ye ihracatı yaklaşık yüzde 5`lik bir büyüme ile 1,7 milyar dolar oldu. Biz Türkiye`nin ticaret birimleri, iş dünyası ve halkıyla daha yakın ilişkiler kurmak istiyoruz. Bu yıl Tayvan ve Türkiye arasında direkt uçak seferleri başladı. Bu da karşılıklı işlerimizde bize büyük fırsat oluşturacak.`` diye konuştu.


05 Eylül 2015 Cumartesi  02:08

Zaman

Manşet - Asansörler kapatıldı, diyaliz hastaları çarşafla taşınıyor


Türkiye genelinde yaşanan sağlık skandallarına bir yenisi daha eklendi. Adana`da Makine Mühendisleri Odası teknik heyetinin yetersiz raporu verdiği Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi yerleşkesindeki Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi`ne bağlı Diyaliz Merkezi`nin asansörleri kullanıma kapatıldı. Hastalar, 2`nci kattaki servise çarşafla taşındı. Merdivenlerden çekiştire çekiştire çıkartılan hastaları gören vatandaşlar, “Bu devirde bu yöntem çağ dışı.” diye tepki gösterdi. Seyhan ilçesindeki Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Hastanesi`nde 12 Ekim`de 2. kat aşağı düşen asansördeki 6 kişi yaralanmış, aynı hastanenin Göğüs Hastalıkları Servisi`nde tedavi olan KOAH hastası 58 yaşındaki Mehmet Avan ise 2`nci kattan asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetmişti. Peş peşe yaşanan asansör kazalarının ardından, Makine Mühendisleri Odası Adana Şubesi`nden uzmanlar, hastanedeki asansörleri incelemeye aldı. Teknik inceleme sonrasında yerleşke içerisinde bulunan ancak Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi`ne bağlı olarak hizmet veren Diyaliz Merkezi`nin asansörlerinin kullanılamaz olduğu saptandı. Heyetin `kullanılamaz` raporu verdiği asansör, 31 Ağustos`ta kilitlenerek devre dışı bırakıldı. Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Hastanesi`nin ana binasındaki asansörler ise bakımdan geçirilip, kullanıma uygun hale getirildi. HASTALAR MERDİVENLERDEN ÇEKİŞTİRE ÇEKİŞTİRE ÇIKARTILDI Asansörleri kullanılamayan merkeze gelen diyaliz hastaları, 2`nci kattaki servise merdivenden çıkmak zorunda kaldı. Yürüyemeyecek durumda olan ve merkeze ambulansla getirilen hastalar ise sedyeden görevliler ve vatandaşlar tarafından alınıp çarşafla taşındı. Merdivenlerden çekiştire çekiştire çıkartılan hastaları görenler de “Bu devirde bu yöntem çağ dışı.” diye tepki gösterdi. Diyaliz merkezindeki asansör sıkıntısını görüntülemek isteyen gazetecilere güvenlik görevlileri engel oldu. Yetkililer, asansörlerin gerekli bakımının yapıldığını, çalışmaların ardından en kısa zamanda tekrar hizmete açılacağını bildirdi.


05 Eylül 2015 Cumartesi  02:08

Zaman

Manşet - Müdürlere zayıf not verdi, müdür oldu


Milli Eğitim Bakanlığı`nın okul müdürlerinin atamalarında yaptığı skandallara bir yenisi daha eklendi. Adana Tabipler Odası İlkokulu`nda sınıf öğretmeni olan Hamit Yıldırım, önce geçici görevle Çukurova Milli Eğitim Müdürlüğü`ne şube müdürü olarak atandı, daha sonra okul müdürlerinin puanlamasının yapıldığı komisyonda görevlendirildi. Yandaş olmayan bütün müdürlere 75`in altında puan verip başarısız gösterdi. Bunun üzerine bakanlık, Yıldırım`ı ödüllendirip Attila İlkokulu`na müdür olarak atadı. İlkokulun müdürü N.Y.A. ise görevden alınıp düz öğretmen yapıldı. Eski müdür, yaşanan hukuksuzluklar karşısında Çanakkale`ye tayin oldu. Türk Eğitim Sen Adana 1 Nolu Şube Genel Sekreteri Durdu Mehmet Girgeç ise duruma tepki göstererek, “Sen adama puan verme, onun görevden alınmasına sebep ol, sonra git onun yerine okul müdürü ol. Bunun neresi ahlaklıdır?” dedi. Hamit Yıldırım ise kimseye kastı söz konusu olmadığını iddia etti.


05 Eylül 2015 Cumartesi  02:08

Zaman

Ekonomi - Yabancı dövizdeki artışı gayrimenkul alarak değerlendirdi


Türkiye`de yabancıya ilk 7 ayda 12 bin 300 konut satıldı. Geçen yıl toplamında ise 18 bin konut satılan yabancılar asıl ilgiyi ise arsa ve arazilere gösteriyor. Bunda yılbaşından beri yüzde 26 değer kazanan doların etkisi bulunuyor. Nitekim yabancı yatırımcı, lira karşısında değerlenen döviz ile yılbaşına göre dörtte bir oranında daha fazla toprak satın alabiliyor. Ankara başta olmak üzere yurt genelinde yabancı gayrimenkul yatırımcısını Türkiye`ye çeken Onursal AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Onur Öngün, dövizdeki artışın ardından Avrupalı firmaların daha önce satın aldıkları arazilere yenilerini eklemek için harekete geçirdiğini söyledi. “Ruslar, Araplar, Kuzey Iraklılar ve Azeriler de irili ufaklı arsa alarak `köşeye attı.” diyen Öngün, “Yabancılar için bu yıl toprak 1 yerine 1,26 verdi diyebiliriz. Çünkü 1 Ocak`ta 2,33 olan dolar kuru, bugün 2,94`lerde, ama arsa ve tarla fiyatları son aylardaki belirsizlikler nedeniyle yılbaşındaki düzeylerde. Kasım ayında yeniden seçim yapılacak olması iç piyasa kadar yabancı yatırımcılar için de önemli bir dönemeç. Türkiye, bu süreçte yaşanması muhtemel kriz ortamını en kârlı şekilde değerlendirmek isteyen yabancılar için mercek altında. Kapımızı çalan yabancı gayrimenkul yatırımcısının sayısı her geçen gün artıyor.” dedi. Araştırmaya göre son 10 yılda yatırımcılar arsalara, tarlalara, organize sanayi bölgelerine yöneldi. İstanbul`da yapımı devam eden 3. köprünün sektöre olumlu yansıdığını savunan Öngün, “Nükleer santral projeleri, hemen her şehirde açılması düşünülen havaalanları, yeni otoban çalışmaları gibi yatırımlar da yabancı sermayenin iştahını kabarttı.


05 Eylül 2015 Cumartesi  02:08

Zaman

Manşet - Saray`la ters düşenler adaylık için başvurmadı


AKP`de, 1 Kasım seçimi için aday adaylığı başvuruları dün sona ererken `üç dönemlik`lerde kimin yeniden aday olacağı merak ediliyordu. Bu büyük oranda netleşti. Bülent Arınç, Ali Babacan, Hüseyin Çelik, Nihat Ergün, Nimet Baş gibi isimler, aday adaylığı için başvurmadı. Uzun süre bakanlık yapmış isimlerin özelliği, Cumhurbaşkanı Erdoğan`la zaman zaman karşı karşıya gelmeleri. AKP`de, 1 Kasım seçimleri için aday adaylığı başvuruları dün sona ererken gözler üç dönemlik siyasetçilerdeydi. Bülent Arınç, Ali Babacan, Hüseyin Çelik, Nihat Ergün, Nimet Baş gibi önemli isimler, aday adaylığı müracaatı yapmadı. Geçmişte uzun süre bakanlık yapmış isimlerin ortak özelliği, Tayyip Erdoğan`la zaman zaman karşı karşıya gelmeleri. Bir diğer ortak özellikleri de tıpkı 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi, 7 Haziran sonrası AKP`nin mutlaka koalisyon kurması gerektiği, erken seçimin ise ülkeye zarar vereceği yönünde görüşler beyan etmeleri. Binali Yıldırım, Bekir Bozdağ, Ömer Çelik ve Burhan Kuzu gibi Saray`ın gözdesi olan 3 dönemlikler ise yeniden milletvekili olabilmek için aday adaylığı başvurusu yaptı. Müracaat edenlerin sayısı 27`de kaldı. Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, son 2 yıl defalarca Cumhurbaşkanı Erdoğan`la ters düştü. Erdoğan, kamuoyu önünde Arınç`ı tekrar tekrar zor duruma düşürmekten çekinmedi. `Kızlı-erkekli evler` tartışmasından sonra bu zıtlaşma öyle bir noktaya geldi ki Arınç, “Benim de bir özgül ağırlığım var. Ben kum torbası değilim!” çıkışını yapmak zorunda kalmıştı. Bir diğer eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, özellikle geçtiğimiz yıl Erdoğan`ın Merkez Bankası`nı hedef aldığı dönemde suçlamalardan payını aldı. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı`yı `vatana ihanet içinde olmakla` suçlayan Erdoğan, üstü kapalı olarak Babacan`ı da hedef almış ve “Kendine çekidüzen ver.” diye uyarmıştı. `TOPYEKÛN BİR CADI AVI DOĞRU DEĞİL` Eski Milli Eğitim Bakanı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik de son dönemde Saray`ı rahatsız eden isimlerdendi. 20 Temmuz`da Hürriyet`ten Cansu Çamlıbel`e verdiği röportajda, “CHP ile koalisyon yürüyebilir.” demişti. Tayyip Erdoğan`ın meydanlara inmesinin AKP`ye oy kaybettirdiğini de dile getiren Çelik, 7 Haziran`ın başkanlık sistemi için referanduma çevrilmesinin de yanlışlığına işaret etmişti. Çelik, başkanlık sistemine yönelik eleştirilerini de yüksek sesle dile getirmekten çekinmedi. `Paralel yapı` safsatasıyla ilgili ise ise “Topyekûn cadı avı yapmak doğru değil.” ifadelerini kullanmaştı. Yeniden başvuru yapmayan isimlerden eski Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, AKP`li bakanlar tarafından yolsuzluk soruşturmasının 1 numaralı şüphelisi Reza Zarrab`a ödül verilmesini eleştirmişti. Ergün, “O fotoğrafta ciddi problem var. Ben olsam Reza Zarrab`a ödül vermezdim.” demişti. 17 Aralık operasyonunun ardından yapılan kabine revizyonunda görevden alınan Ergün, devir teslim töreninde ise, “Servet, şehvet ve şöhret arzusu, insanı yoldan çıkarır.” ifadelerini kullanarak ince bir mesaj vermişti. `DERSHANELER YAŞAM KOÇUDUR, KALDIRILAMAZ` Eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş da `AK Parti-AKP` ayrımını ortaya atmıştı. Ağustos başında konuk olduğu CNN Türk canlı yayınında, Akif Beki`nin, “Parti içinde `CHP ile koalisyon daha iyi olur` diyenlere hain, üst aklın uşağı diye saldıranlar var.” demesi üzerine, “Onlar AKP`li, biz AK Partiliyiz. Kimse kusura bakmasın.” çıkışına imza atmıştı. Baş, dershanelerle ilgili çıkışıyla da dikkat çekmişti. Şu ifadeleri kullanmıştı: “Sistemde merkezî; sınavla yükseköğrenime geçiş olduğu sürece dershanelerin işlevlerini sürdürmesi gerektiğine inanıyorum. Dershaneler yaşam koçudur, kaldırılamaz.” Başvuru yapmayan 3 dönemliklerden biri de eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin. O da CNN Türk`te Akif Beki`nin soruları üzerine, yargıda `paralel yapı` iddialarını reddetmişti. Ayrıca koalisyon yapılması gerektiği görüşünü paylaşan Ergin, “Erken seçim, AK Parti`nin derdine derman olmaz” tespitinde bulunmuştu. Aday adaylığı başvurusu yapan ya da yapmayanlarla ilgili tek ölçü bu değil elbette. Artık yorulan ve siyaseti gerçekten bırakmak isteyenler de söz konusu. Bülent Arınç ve Cemil Çiçek`i bunlar arasında zikretmek mümkün.


05 Eylül 2015 Cumartesi  02:08

Zaman

Manşet - Mehmet Çetingüleç - Türkiye`ye yatırım yapmak isteyen bir yabancı olsaydınız…


Muhalif ya da merkezdeki birçok işadamına dolaylı yoldan “operasyon” tehditlerinin savrulduğunu, Asya Bank gibi sermaye yeterliliğinde hiçbir sorun olmayan bir bankanın yönetimine el konulduğunu, Koza-İpek Holding gibi Türkiye`nin en büyük şirketler grubundan birine bir sabah aniden polislerin girdiğini, Bu holdingin şirketlerine ait hisselerin 1 günde yüzde 15 değer kaybettiğini görseniz ne yapardınız? Ülkedeki bazı gruplara, kişilere, hatta kamu kurumlarının yöneticilerine bile “vatan haini” damgasının kolaylıkla yapıştırılabildiğini görüp, “yabancı olduğum için beni de düşman ilan edebilirler” diye düşünmez miydiniz? Hepsi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan insanların, mezhep veya etnik aidiyet üzerinden ayrışmaya ve ayrıştırılmaya başlamasından ötürü siz de “dışlanma” korkusu yaşamaz mıydınız? Toplumun her kesimine nefret tohumlarının ekildiği, düşünce farklılığı olanların sırf bu yüzden birbirlerine “kinle, öfkeyle” yaklaştığı, sosyal medya üzerinden terör estirildiği bir ortamda huzur bulabilir miydiniz? İnsanlarının büyük bölümü mutsuz, umutsuz ve gelecek kaygısı taşıyan ülkenin geleceğine güvenebilir miydiniz? Gazetelerin, televizyonların susturulmak istendiği, özgürlüklerin “aidiyet bağına göre” lütfedildiği bir yönetim anlayışını “demokrasi” ile bağdaştırabilir miydiniz? Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca`nın bir dizi film senaryosu yüzünden yaklaşık 300 gündür “terörist” muamelesiyle cezaevinde tutulduğunu duyunca ne düşünürdünüz? Yıllardır operasyonların bitmediğini, hukukun her dönem başka bir grubu hedef aldığını görüp “beni de hedef alabilirler. Malımın ve canımın garantisi yok” kaygısına kapılmaz mıydınız? Duruma göre; askerlerin, polislerin “terörist”, aydınların, gazetecilerin, hakimlerin, savcıların “terör örgütü üyesi” ilan edildiğini duyunca aklınız karışmaz mıydı? Devlet politikalarının ve hükümet ilişkilerinin sık sık değiştiğini, bir gün “dost” olanın ertesi gün “düşman” ilan edildiğini, bir gün aynı masada oturanların ertesi gün karşı cephelerde yer aldığını görüp “buraya güvenilmez” kanaatine varmaz mıydınız? Bölücü terör eylemlerinin 31 yıldır süregelmesinden ve “artık bitti” denildiği anda yeniden başlamasından ötürü güvenlik endişesine kapılmaz mıydınız? Ülkede yaşayan vatandaşların kendi aralarında sohbet ederken bile devlet yöneticilerinin adını andıklarında, eleştirdiklerinde, espri yaptıklarında sağa-sola bakıp seslerini kısma ihtiyacı duyduklarını gözleyince “Burası özgür bir ülke mi?” diye sormaz mıydınız? Bütün olumsuzluklara rağmen, herkesi barıştırma, kaynaştırma, geniş tabanlı bir koalisyon oluşturma gibi fırsatların kolaylıkla harcandığını görseniz, “buraya huzur zor gelir” diye düşünmez miydiniz? Açıkça, korkmadan söyleyin: Siz yabancı yatırımcı olsanız ne yapardınız?


05 Eylül 2015 Cumartesi  02:08

Zaman

Manşet - Dolar yeniden 3 TL


Amerika`da işsizlik yüzde 5,1 ile kriz yılı olan Nisan 2008`den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Bu da FED`i faiz artırımına bir adım daha yaklaştırdı. Bu gelişmenin ardından dolar yeniden yükselerek 3 TL`yi aştı. Dolar, yine Türk Lirası karşısında yükselerek 3 TL sınırını aştı. Dolar dün sabah Çin kaynaklı küresel büyüme endişelerinin Asya piyasalarındaki sert kayıpları tetiklemesiyle 2,9983`e yükselerek başladı. Ardından ise aşağı yönlü bir seyir izleyerek 2,97`nin altını test etti. Ancak saat 15.30`da ABD istihdam verisinin açıklanmasıyla 3,0005`e kadar yükselerek tarihî; zirvesi olan 3.0020`ye yaklaştı. Serbest piyasada da dolar 3 liranın üzerinde işlem gördü. Borsa İstanbul ise ABD istihdam verisinin ardından kayıplarını artırdı ve günü yüzde 1,42 düşüşle tamamladı. İç ve dış güvenlik endişeleri ile siyasi belirsizliğin genel olarak baskılamaya devam ettiği hisse senetleri piyasası, ABD istihdam verisinin ardından kurdaki yükselişin de etkisiyle kayıplarını artırdı. Gün içinde 72.896-73.997 bandında hareket eden BIST-100 endeksi yüzde 1,42 düşüşle 72.950 puandan kapandı. Borsada haftalık kayıp ise yüzde 2,3 oldu. ABD`de tarım dışı istihdamın ağustos ayında 173.000 artarak beklentilerin altında büyümesi FED`in bu ay faiz artırması ihtimalinini azaldığına işaret etti. Bununla birlikte Amerika`daki işsizlik oranı yüzde 5,1 ile Nisan 2008`den bu yana en düşük seviyelerine geriledi ve maaşlar artış kaydetti. ABD`de ağustos ayına ait istihdam rakamları istatistiklerin hazırlanma yöntemindeki bazı sorunlardan dolayı sonraki aylarda keskin şekilde yukarı yönlü güncellenebiliyor. Kur daha yukarı gidebilir ALB Forex analisti Enver Erkan, kurun rekor artışını iç dinamiklerin zayıflığına bağladı. Erkan, enflasyon rakamlarının bu zayıflığın ekonomik tarafını ortaya koyduğunu ifade etti. Analist Enver Erkan`a göre ABD istihdam rakamlarında manşet veri tahminlerin altında olsa da detaylarda olumlu algı doğuracak konular var. İşsizlik oranının yüzde 5,3`ten yüzde 5,1`e gerilemiş olması, FED adımları adına olumlu. Çünkü FED`in işsizlikte yüzde 5,2 hedefi vardı. Ücret artışları da aylık yüzde 0,3, senelik yüzde 2,2 ile tahminleri aşıyor. Bilhassa senelik ücret artışlarının kademe kademe yüzde 3`e ilerliyor olması da olumlu. Temmuz ayı istihdam verisine de 30 binlik ciddi bir yukarı yönlü revizyon yapıldı. Enver Erkan, “Veriler FED`in eylül toplantısında faiz artırma ihtimalinin güçlü olduğuna işaret ediyor.” dedi. Erkan`ın yorumuna göre ABD`nin iyiye gittiğini ortaya koyan ekonomik veriler, Türkiye`nin içinde bulunduğu olumsuz konjonktür nedeniyle sermaye yönü bakımından ekstra etkiye neden olmakta. Dolayısıyla FED`in faiz artışının yakın olduğu algısını kuvvetlendirecek her türlü veri içeride olumsuzluğa katkıda bulunarak kuru daha yukarılara götürebilir. Erkan şunları kaydetti: “1 Kasım`dan evvel siyasi atmosfer çok olumlu görünmemekte, erken seçimden sonra hükümetin kurulması yine uzarsa lira odaklı riskler, bir adım önde olmaya devam edecektir.” TL REEL OLARAK SON 12 YILIN DİBİNDE Türkiye`nin fiyat düzeyinin, ticaret yaptığı ülkelerin fiyat düzeylerine göre değişimini gösteren TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi (REK), ağustos ayında 95,09`a gerileyerek Nisan 2003`ten beri en düşük değerini aldı. TCMB tarafından yayınlanan endeks temmuz ayında 99,63 değerini almıştı. Endeks hesaplanmaya başladığı Ocak 2003`te 89,55, Nisan 2003`te ise 93,60 değerini almıştı. Oyak Yatırım Başekonomisti Mehmet Besimoğlu, “Endeksteki düşüş, TL`nin reel anlamda değer kaybını teyit ediyor. Kritik yıllar olarak nitelendirebileceğimiz 2003`lerdeki seviyelerin test edilmesi TCMB`nin kısa vadede faiz artırımının bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Veri, Merkez Bankası`nın bir an önce bir adım atmasını gerekliliğinin bir göstergesi, bu tarih eylülden geç olmamalı.” dedi. Reel efektif döviz kuru endeksleri Türkiye`nin fiyat düzeyinin dış ticaret yaptığı ülkelerin fiyat düzeylerine oranının ağırlıklı geometrik ortalaması alınarak hesaplanıyor. Denklemde reel efektif kurun azalışı TL`nin reel olarak değer kaybettiğini, diğer bir anlatımla Türk mallarının yabancı mallar cinsinden fiyatının düştüğünü gösteriyor.


05 Eylül 2015 Cumartesi  02:08

Zaman

Manşet - İpek Medya Grubu`na polis baskını


İnternet fenomeni Fuat Avni`nin haberini verdiği muhalif basını susturma operasyonu başlatıldı. Ankara`nın Yeni Mahalle ilçesinde bulunan, bünyesinde Kanaltürk, Bugün Gazetesi, Bugün TV ve Millet Gazetesi`nin bağlı olduğu Koza İpek Holding yönetim kurulu binasına saat 08.00 sıralarında çok sayıda polis ekibi geldi. Çevik kuvvet polislerinin de güvenlik önlemi aldığı görüldü. BAŞYURT: IŞİD`E SİLAH SEVKIYATINI ORTAYA ÇIKARDIĞIMIZ GÜN... Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, İpek Medya Grubu`na polis eşliğinde baskın yapıldığını duyurdu. Twitter hesabından açıklama yapan Başyurt, `İpek Medya Grubu`na polis eşliğinde gözdağı ve susturma operasyonu başladı. Holding merkezimize polis baskını yapıldı. Yazıklar olsun!. IŞİD`e silah sevkıyatını ortaya çıkardığımız gün medya ve grubumuza baskın.` ifadesini kullandı. FUAT AVNİ KUMPASI DEŞİFRE ETMİŞTİ Yaptığı paylaşımlarla birçok kumpası önceden deşifre eden Twitter fenomeni Fuat Avni, 1 Kasım`da yapılacak erken seçim öncesi muhalif medyaya el konulmak için operasyon yapılacağını geçtiğimiz hafta içinde yazmıştı. Hedefte Samanyolu Gurubu, İpek Grubu, Sözcü ve Taraf Gazetesi ile Doğan Medya Grubu olduğunu belirtmişti.


01 Eylül 2015 Salı  09:11

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  

öteki gündem video 12 şubat 2010 geçmiş  10 11 2009 fox tv ana haber kazaları izle  özürlüler şurası 2009 fox tv haber  1993 24 temmuzdaki trafık kazası hürriyet gazetesi  01 02 2011 gazitv geçmiş haber 11  2de olan trafik kazaları  öteki gündem 18 şu  salı günü hava durumu  ötv araçlar 30 üstü30 üstü  07 07 2009 atv ana haber izle şırnakta patlama  beyazıtta cinayet  maraz ali nin jİpİ  01 04 2011 fox haber horlama haberi  mehmet emin aşam  02 09 2010 hürriyet gazetesi arsiv kacirilan turk  deepo  ötv hakkında son haber 12  chp den metalci gençlere destek  22 04 2011 video arşivi  24 şubat cine 5 ana haberleri izle  serkan karaçeper  yeniasır gazatasi 21 mart 2011 çeşitli eleman