Bulunan Haber Sayısı: 815
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Müdür tasfiyelerinde bir skandal daha


İstanbul ve Adana`nın ardından Çanakkale Milli Eğitim Müdürlüğü de skandal bir sahtekârlığa imza attı. Öğretmenlerin müdürlere verdiği `evet` puanlarını `hayır`a dönüştürerek mahkemeye sahte belge sundu. Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Resul Demirbaş, diğer illerde de aynı sahteciliğin yapılmış olma ihtimaline karşı müdürleri uyardı.Milli Eğitim Bakanlığı`nın (MEB) getirdiği puanlama sisteminden sonra Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şubesi`ne üye okul müdürlerinden 36`sı, 75 puan alamadığı için görevine devam edemedi. Müdürlerin başvurusu üzerine idare mahkemesi, İl Milli Eğitim`e puanlamanın objektif kriterlerini sordu. Milli Eğitim`in avukatı, puanları mahkemeye sundu. Bu aşamada müdürlere verilen `evet` puanlarının mahkemeye gönderilirken `hayır`a dönüştürüldüğü ortaya çıktı. Müdürler, değerlendirme yapan öğretmenlerle görüşerek “Evet cevabı verdiğimi kabul ve beyan ederim.” şeklinde noter tasdikli yazı aldı. Skandalın ortaya çıkması üzerine okul müdürleri suç duyurusunda bulundu. Mahkemeyi yanıltmak için puanların bilgisayar ortamında tahrif edilerek sunulduğunu söyleyen Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Resul Demirbaş, diğer illerdeki müdürlerin de aynı durumla karşılaşabileceğini belirtti: “Müdürler bölge idare mahkemelerine başvurarak, Milli Eğitim`in mahkemeye sunduğu not dokümanını incelesinler. Çanakkale`deki gibi onların da notu silinerek mahkemeye sunulmuş olabilir.”İstanbul ve Adana`nın ardından Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü de skandal bir sahtekarlığa imza attı. Okullarda öğretmenlere verilen puanları silen müdürlük, mahkemeye tahrif edilmiş belgeyi sundu. Ortaya çıkan skandaldan sonra okul müdürleri suç duyurusunda bulundu. Mahkemeyi yanıltmak için okullarda müdürlere verilen evet`lerin bilgisayar ortamında hayır`a çevrilerek sunulduğunu söyleyen Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Resul Demirbaş, resmi belgede sahtecilik yapıldığını söyledi. Sahtekârlığı şöyle anlattı: “Çanakkale`de sendikaya bağlı müdürlerden 42`si değerlendirmeye girdi. Bu objektif bir süreç değildi. Tamamen yandaş kayırmacaydı. Biz de Bölge İdare Mahkemesi`nde davalar açtık. 23`ünde yürütmeyi durdurma kararı alındı. Bu süreçte Bölge İdare Mahkemesi bir ara karar aldı ve bu ara kararda, İl Milli Eğitim Müdürlüğü`nden, yapılan bu puanlamanın objektif kriterlerini sordu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilisi avukat da okullardan alınan puanların üzerinde değişiklik yaparak, `hayır` yazarak, mühür ve imza ile birlikte Çanakkale Bölge İdare Mahkemesi`ne verdi. Burada amaç şuydu: Bölge İdare Mahkemesi`ni yanıltmak, `Bu müdürler zaten başarısızdı, okuldan da öğretmenlerden de az puan aldı.` imajını oluşturmaktı. Bölge İdare Mahkemesi buna inanmadı ve yürütmeyi durdurdu. Mahkemeden aldığımız bu puanlama sisteminin, birileri tarafından evet`lerin hayır`a çevrildiğine dair savcılıklara suç duyurusunda bulunduk ve arkadaşlarıma `evet` puanı veren öğretmenlerden de noterden yeminli ifadeler alarak, `Hayır, biz bu müdüre `evet` verdik ama birileri değiştirmiş.` diye belgeler aldık.” Diğer illerdeki müdürlerin de aynı durumla karşılaşabileceğini belirten Demirbaş, “Müdürler bölge idare mahkemelerine başvurarak, milli eğitim müdürlüklerinin mahkemeye sunduğu not dökümanını incelesinler. Çanakkale`deki gibi onların da notu silinerek mahkemeye sunulmuş olabilir.” dedi.SAHTEKÂRLIK, İSTANBUL VE ADANA`DA DA YAPILDISkandal uygulamayı 14 Kasım`da Zaman gündeme taşımıştı. Eğitim Sen İstanbul 7 No`lu hukuk sekreteri olan Zeynel Özgün, puanına itiraz ederek İdare Mahkemesi`ne dava açtı. Mahkeme, bakanlıktan Özgün`ün formunu istedi. Evrakta tahrifat skandalı da bu noktada ortaya çıktı. Orijinal formda, değerlendirme yapan öğretmenler `evet` diyerek olumlu puan verdiği halde, MEB`in mahkemeye gönderdiği formda cevapların `hayır` ile değiştirildiği görüldü. Adana`da da Sabancı İlkokulu Müdürü Süleyman Avcı`nın itirazı üzerine, Seyhan Milli Eğitim Müdürlüğü`nün, okul aile birliği değerlendirme formunu mahkemeye tahrif ederek gönderdiği gün yüzüne çıktı.Yandaş değil diye 7 bin müdür tasfiye edilmiştiSkandal, MEB`in 81 il müdürlüğüne gönderdiği yazıyla dört yıllık görev süresini tamamlayan müdürlerin listesini istemesiyle başladı. Müdürler, okul ve kurum türlerine göre değerlendirmeye alındı. Bu değerlendirmenin yüzde 40`ını, okuldan gelen puan oluşturdu. Okulda değerlendirmeyi okul aile birliği başkanı, başkan yardımcısı, en genç ve en yaşlı öğretmenler, iki öğretmen kurulunca seçilen dört öğretmen gerçekleştirdi. Yüzde 60`lık dilimi ise milli eğitim müdürü, atamaya bakan şube müdürü ve bölümden sorumlu şube müdüründen oluşan üç kişi tarafından değerlendirildi. Bu iki değerlendirmenin sonucunda 75 veya üzeri puan alan okul müdürü, tekrar dört yıllığına kendi okulunda görevlendirildi. Bu süreçte hükümet yanlısı sendikaya üye almayan 7 bin müdür görevden alındı.


29 Kasım 2014 Cumartesi  02:09

Zaman

Manşet - Sosyal medyada öğretmeniyle arkadaş olan öğrenciye dikkat!


Çocuklar anne-babalarından sonra en çok öğretmenlerini örnek alıyor. Uzmanlar sigara içme gibi kötü alışkanlık kazanan çocuklarda öğretmenlerin etkisine dikkat çekiyor. Özellikle öğretmeniyle sosyal medyada arkadaş olan çocuklar, öğretmenin yayınladığı fotoğrafları dikkatle takip ediyor ve kendine model oluşturuyor.Sosyal medya, neredeyse dünyayı küçük bir köy haline getirdi. Önceleri çok uzak, ulaşılmaz gibi görünen herkesin özel hayatındaki küçük ayrıntılar bile sosyal medyanın tüketim alanına girdi. Öğretmenler gibi etki alanı geniş meslek kitleleri, paylaşım ağlarında yayınladığı fotoğraflarıyla kötü örnek olduğunun farkına bile varmıyor. Turgut Özal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölümü Başkanı Doç. Dr. Çağla Gür, bu konuyla ilgili dikkat çekici tespitler yapıyor: “Değerler eğitimiyle ilgili bulgular bize gösteriyor ki; ilköğretim çağındaki çocuklar öğretmenlerini örnek alıyorlar. Olumsuz davranışları ise daha çok örnek alıyorlar. Öğrenci kendi yaptığı olumsuzluğu bir başkasının yaptığıyla meşrulaştırmaya çalışıyor. `Öğretmenim de bunu yapıyor` diyerek mazerete bürümesi kolaylaşıyor. Örneğin sosyal medyada öğretmenini arkadaş olarak ekleyen öğrenci `yanlış olsa öğretmenim yapmaz` diyor.”Özellikle devlet okullarında görev yapan sigara tiryakisi öğretmenlerin okul bahçelerinde öğrencilerin karşısında sigara içmesi de çocuklar üzerinde çok büyük etki oluşturuyor. Ankara`da bazı devlet okullarında bu durum oldukça yaygın ve kanıksanmış boyuta ulaştı. Çağla Gür, ilkokulda başlayan sigara alışkanlığının ilerleyen yaşlarda ciddi tiryakiliğe, hatta farklı bağımlılıklara dönüşebileceğine dikkat çekiyor ve ailelere şu tavsiyelerde bulunuyor: “Milli Eğitim Bakanlığı, okul çevresinde sigara içilmemesi yönünde bütün öğretmenleri bağlayıcı kararlar alması lazım. Okul aile birlikleri devreye girmeli ve öğrencilere rol model olan öğretmenlerin zararlı alışkanlıklarını okul çevresinde sergilemeleri engellenmeli.”NASİHATLER, ERGENLİKTEN ÖNCE YAPILMALIGazi Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Bağımlılık Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Zehra Arıkan ise zararlı alışkanlıklarla ilgili bilgilendirmenin ergenlikten çok önce yapılması gerektiğini belirtiyor ve bağımlılıkla mücadelenin üç aşamada gerçekleştirildiğini kaydediyor. Öncelikle başlamayı önleme adına çalışmalar yapılması gerektiğini dile getiren Arıkan, ergenlik çağındakilerin yanında uyuşturucu maddenin sözünü bile etmemek gerektiğini vurguluyor. Uyuşturucu madde bağımlılığının yüzde 75 oranında ergenlik döneminde başladığını dile getiren Arıkan, şu önerilerde bulunuyor: “Ergenlik çağındaki birine bir şeyi yapma demek aslında `yap` demek gibidir. Ergenler, genellikle yapma etme tavsiyelerini dinlemezler. `İçsem ne olacak` `bana bir şey olmaz` diyebilirler. `Esrar ot, bağımlılık yapmaz` gibi yanlış bilgilere itibar edebilirler. Çocuklara seçenek, alternatifler, olanaklar sunmamız lazım. Yararlı şeylere, spora ve sanata yöneltmek gerekiyor. Hayır diyebilen, kendine yetebilen, ilgi alanları olan çocuklar yetiştirmek için onlarla çok küçük yaşlarda kaliteli vakit geçirmek ve sözümüzü dinler hale getirmek gerekiyor.”


29 Kasım 2014 Cumartesi  02:09

Hürriyet

Ekonomi - Borsa İstanbul`da 6 milyar dolarlık sukuk



29 Kasım 2014 Cumartesi  03:02

Zaman

Manşet - Rus yanlısı parti lideri Moldova`dan kaçtı


Eski Sovyetler Birliği ülkelerinden Moldova`da bir hafta öncesine kadar yarın yapılacak genel seçimlerden başbakan olarak çıkmayı bekleyen Rusya yanlısı aday Renato Usatii, dün Moskova`ya kaçtı.Ülkeden ayrıldığını, destekçilerini şiddete dayalı protestolardan uzak kalmaya da çağırdığı internet üzerindeki bir görüntü kaydıyla duyurdu. Dış destek aldığı gerekçesiyle mahkeme tarafından partisi Patria`nın seçimlere girmesi hafta içerisinde alınan bir kararla yasaklanan Usatii, ülkedeki Avrupa yanlısı otoritelerce hapse atılmaktan korktuğunu söyledi. Moldova`nın önemli işadamlarından da birisi olan siyasetçi, Rusya Demir Yolları İşletmesi`yle ticaret yapıyordu. Usatii, Romanya ve krizdeki Ukrayna arasında bulunan dört milyon nüfusluk Moldova`yı oylamaya iki gün kala terk etse de seçimlerde Rusya yanlısı iki parti daha yarışacak. Bugün ülkenin başbakanı olan Iurie Leanca yeni dönemde de öncülüğünü yaptığı Avrupa Birliği`yle entegrasyona yönelik reformların devam ettirilmesi gerektiği çağrısında bulunuyor. Anketler, seçim sonucunda Moldova`nın koalisyon hükümetine gidebileceğini gösteriyor.


29 Kasım 2014 Cumartesi  02:09

Zaman

Manşet - Afgan eğitim bakanı: Türk okulu açılışına kendi okulumuzdan daha çok seviniyoruz


Afganistan`ın Pakistan ile sınır şehri Nangarhar Vilayetinin merkezi Celalabat`ta Afgan-Türk Çağ Eğitim Kurumları (ATCE) tarafından yapılan okul tamamlandı. Okulun açılışında konuşan Afganistan Milli Eğitim Bakanı Faruk Vardak, Türk gönüllüler için `Zor dönemlerde herkes ülkeyi terk ederken, onlar geldiler ve okul açtılar.` dedi. Vardak, Türk okulunun açılmasıyla beraber duyduğu sevinci ise şu sözlerle dile getirdi: `900 tane Nangarhar`da okul var. Ama beni hiçbiri bu okulun açılışı kadar sevindirmiyor.`Afganistan`daki Türk okulunun açılış törenine Milli Eğitim Bakanı, Nangarhar Valisi, Bakan Yardımcısı, ATCE Yönetim Kurulu Başkanı ve üst düzey bürokrat ve birçok Afganlı katıldı. Törende konuşma yapan Afganistan Milli Eğitim Bakanı Faruk Vardak, ATCE`nin ülke genelinde büyük başarılara imza attığını ve bunu bir kez daha kanıtlayarak medeniyetin merkezi olan Celalabat`ta da gösterdiğini söyledi. Ayrıca Afganistan`ın zor günlerinde tek dost ülkeyi terk etmeyen kişilerin Türkler olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi: `Birkaç senedir bu okulun açılması için hasret çekiyorduk. BM`de çalışırken ilk lise 1995 yılında Şibirgan`da açıldı. O dönemde herkes Afganistan`ı terk etmişken Afgan halkının yanında tek dost ülke Türkiye`ydi. En zor dönemde herkes giderken, onlar geldi ve okul açtı.``ZOR DÖNEMİMİZDE BİZE İNSAN YETİŞTİRDİLER`Açılış konuşmasında Türkiye-Afganistan dostluğuna vurgu yapan Milli Eğitim Bakanı Vardak, okulların en ihtiyaç duyulan zamanda iyi bir nesil yetiştirdiğini de şu sözlerle ifade etti: `Bizim en zor dönemde insan yetiştirmeye çok ihtiyacımız varken, onlar gelerek bize insan yetiştirdiler. Sizlerin huzurunda bir kere daha Türk halkına ve özellikle bu hayır kuruluşlarına özellikle teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bu dostluk 100 sene ile resmi halini aldı.``900 OKULUMUZ VAR; HİÇBİRİ BURANIN AÇILIŞI KADAR BENİ SEVİNDİRMEDİ``Bana neden bu okullar hakkında çok sevindiğimi bilmek istiyorlar` şeklindeki soruya muhatap kaldığını belirten Vardak, bunun nedenini şu şekilde açıkladı: `7 yıllık bakanlığım süresince bu şehirde bir Afgan Türk okulu açılması için çok uğraş verdim. Bu lisenin açılışına çok seviniyorum. 900 tane Nangarhar`da okul var. Ama beni hiçbiri bu okulun açılışı kadar sevindirmiyor. Sebebi de bu okullar bizleri yurtdışında çok iyi temsil ediyor ve uluslararası alanda buraya madalyalar getiriyor.`OKULLARDA İDEAL İNSAN YETİŞİYOR``Sevinme nedenlerimden birisi de bu okulların her yerde ve her alanda marka olarak karşımıza çıkmasıdır.` şeklinde konuşmasına devam eden Vardak, Türk okullarının diğer okullardan farkını ise şöyle ifade etti: `Buradaki yetişen öğrenciler ideal insan olarak yetişiyor. Bu okullar hiçbir bölge ve millet ayrımı yapmadan gelen herkese kapısını açarak eğitim veren kurumlardır. Aslında burada model olarak ideal insanın yetişmesi diğer okullara da örnek olacaktır.`Vardak ayrıca, okullarda sadece eğitimli değil aynı zamanda seviyeli ve terbiyeli gençlerin de yetiştiğine dikkat çekti: `Bizim çocuklarımızı Afgan kültürü ve İslami değerler çerçevesinde asil birer kişi olarak yetiştiriyorlar.`Eğitimden beklenenleri dört ana grupta toplayan Vardak, Türk okullarında verilen eğitimin tüm bu beklentileri karşıladığı söyledi. Vardak, eğitimden beklenileni ise şu maddelerle açıkladı: `Birincisi ilimdir; bunu bu okullar güzel yapıyor. İkincisi ilimi amele dökmektir. Üçüncüsü de ilim ve amelin sonucu olarak ortaya çıkan hünerdir ve bunu başkalarına aktarmaktır. Sonuncusu da bu okulların İslami değerlere ve Afganistan`ın değerlerine uygun insan yetiştirmesidir.``AFGANİSTAN`DAKİ KARIŞIKLIKLARIN EN BÜYÜK SEBEBİ EĞİTİMSİZLİK`Afganistan Milli Eğitim Bakanı Vardak, ülkedeki karışıklıkların temel sebebinin eğitimsizlik olduğuna dikkat çekti. Türkiye`nin ise sorunu temelden çözmek adına Afganistan`da birçok okul açtığını hatırlattı. Bu bağlamda ATCE`nin Afganistan`da hizmete açtığı okullarda 5700 Afgan-Türk öğrencinin eğitim gördüğünü açıkladı. Vardak, konu ile ilgili düşüncelerin şu cümlelerle özetledi: `Afgan-Türk okulları birer marka olarak başka ülkeleri de eğitim alanında harekete geçirmiştir. Afganistan`da karışıklıklarının en büyük sebebi eğitimsizliktir. Bu ülkeye düşman olanlar, bu ülkeyi karıştırıyorlar. Ama Türkiye gibi dost ülkeler bu sorunu temelden çözmek adına eğitim yuvaları açarak dostluklarını ortaya koyuyorlar`AFGAN HALKININ GÖNLÜNDE TAHT KURDUİlk olarak Nangarhar devlet okulu binasında 2011 yılında eğitimine başlayan Celalabat Momin Afgan Türk Erkek Lisesi`nin yeni binası, 22 dönümlük arsa üzerine kuruldu. Çağın gereklerine uygun olarak donatılan 2 katlı bina, 24 sınıfı ile hizmete açıldı.ATCE Yönetim Kurulu Başkanı Numan Erdoğan okul ile ilgili açıklamalarda bulundu. Erdoğan, okulun yapımına destek veren Türk ve Afganistanlı işadamlarına ise şu sözlerle teşekkür etti: `Celalabat`da ki bu okulun açılmasının en büyük hususiyetlerinden bir tanesi Afgan halkının gönlünde Afgan-Türk okullarının taht kurduğunun en büyük nişanesidir. Bu okul Afganistanlı işadamlarının vesilesi ile açılmıştır. Ciddi bir hayırlı işe vesile oldular. Türk ve Afganlı işadamlarının destekleri ile bu okulların sayıları her geçen gün artarak devam edecektir.`


26 Kasım 2014 Çarşamba  11:32

Zaman

Manşet - Müdür atamalarındaki skandallar bitmiyor


Seyhan Milli Eğitim Müdürlüğü`nün okul müdürlerini ellerinde somut bir belge olmamasına rağmen görevden alması üzerine yargıya giden müdürler, skandal bir durumla karşılaştı.Yönetici değerlendirme sonuçlarına itiraz eden müdürlerin formlarında değişiklik yapıldığı ortaya çıktı. Sabancı İlkokulu Müdürü Süleyman Avcı, görevden alınınca mahkemeye başvurdu. Mahkeme de Milli Eğitim Müdürlüğü`nden puanlama formlarını istedi. Ancak Milli Eğitim Müdürlüğü, okul aile birliği başkanının Avcı`nın performansı hakkında yaptığı değerlendirmelerin tam tersini içeren formu mahkemeye sundu. İddiaya göre, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, okul aile birliği başkanının şifresini kullanarak formda değişiklik yaptı.Türk Eğitim-Sen Adana 1. No`lu Şube Sekreteri Durdu Mehmet Girgeç, okul müdürlerinin görevden alınmalarında hukuksuzluklar yaşandığını söyledi. Müdürlerin değerlendirmelerinin yapıldığı okul aile birliği puanlamaları ile bakanlığın mahkemeye gönderdiği formlarda değişiklikler olduğunu ifade eden Girgeç, skandalı şöyle anlattı: “Olay ortaya çıktıktan sonra okul aile birliği başkanı ile görüştük. Kendisinin verdiği form üzerinde giriş yaptığı tarih ve saat belli, bu tarih ve saatten sonra sisteme giriş yapmadığını söyledi. Ancak ilçe milli eğitim müdürlüğünün mahkemeye sunduğu evrakta hepsini `hayır` olarak gördüğünü ve şaşırdığını belirtti. Burada ya sistemsel bir hata var, ya ilçe milli eğitim müdürlüğü `evet`leri hayır olarak yaptı ya da okul aile birliği başkanının haberi olmadan onun şifresi ile verdiği `evet`ler `hayır` olarak yapıldı.”Bu değişiklik nedeniyle kafalarında soru işaretleri oluştuğunun altını çizen Girgeç, şu ifadeleri kullandı: “Dolayısıyla diğer okul müdürlerinin puanlamalarının da incelenmesi gerekiyor. Okul aile birliği başkanının puan verdiği tarih ve saat belli, bu saatten sonra sisteme giriş yapmıyor. Eğer bakanlık kendinden eminse, bu notların hangi tarihte, hangi IP numarasından yapıldığı bellidir, bunu yayınlasın. Görevden alınan okul müdürleri, başarısız oldukları için değil farklı sendikadan oldukları için görevden alındılar. Eğitim Bir-Sen`li olmayan herkes görevden alındı. Milliyetçi, muhafazakâr, görevini iyi yapan kişi var ise `paralel yapı` denilerek görevden alındı. Başarı ve liyakate kesinlikle bakılmıyor.”


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Asansör bozulunca eve mahkum olan Dilara: Yalvarıyorum, okula gönderin


Doğuma bağlı `Serebral Palsi ve Hidrosefali` hastalığına yakalanan Dilara Özen`in geçen yıl gittiği ortaokul bu sene ilkokula döndü. Dilara`nın gideceği evinin uzağındaki okulun ise asansörü bozuk olunca, talihsiz kız eve mahkum oldu.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı`ya gözyaşları içerisinde seslenen Dilara Özen, `Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı amca, lütfen servis ayarlayın ve asansörü yaptırın. Lüften, rica ediyorum, birinci dönem bitmeden okulumu istiyorum, yalvarıyorum, okuluma dönmek istiyorum.` dedi. Erken doğuma bağlı `Serebral Palsi ve Hidrosefali` hastalığına yakalanan Dilara, yıllardır yürüyemiyor. Babası 7 yıl önce bir kazada ölen Dilara`nın annesi Selda Kurt da sağlık çalışanı olarak görev yapıyor. Dilara`nın bütün bakımını anneannesi Döne Kurt üstlendi. 65 yaşındaki Döne Kurt, geçen seneye kadar torununu her gün evlerinin yanındaki okula tekerlekli sandalye ile götürüyordu. 4+4+4 sistemiyle birlikte ilkokul ve ortaokullarda yaşanan dönüşümün faturası, bu kez Bursa`nın Osmangazi ilçesinde ikamet eden 14 yaşındaki bedensel engelli Şevval Dilara Kurt`a kesildi. Geçen sene evinin hemen yanında bulunan Mustafa Münevver Olağaner İlköğretim Okulu`nun 6`ncı sınıfında eğitim alan Dilara, okulunun ilkokula dönüştürülmesiyle birlikte evine uzak bulunan Başöğretmen Ortaokulu`na gitmek zorunda bırakıldı. Dilara, yeni okulunda asansörün arızalı olması ve uygun servis bulunmaması sebebiyle eve mahkum bırakıldı. `YALVARIYORUM, OKULUMA GİTMEK İSTİYORUM, YAZAR OLMAK İSTİYORUM`İki aydır okuluna gidemediğini belirten Şevval Dilara Özen, yaşadıklarını şöyle anlattı: `Servis ve okulda asansör olmadığı için gidemiyorum. Okuluma gitmeyi çok istiyorum ama uzaktaki okulumda asansör olmadığı için gidemiyorum. Daha önce okulum, evimizin hemen yanındaydı, şimdi 4+4+4 eğitim sistemi sebebiyle dönüşüm olunca okulum uzaklaştı. Bu sene 7`nci sınıfa gidecektim. Geçen sene okulum hemen buradaydı. Şimdi Başöğretmen Ortaokulu`na gönderdiler beni, 4+4+4 yüzünden. Yetkililere sesleniyorum; ben artık okula gitmek istiyorum, ne olursunuz, engellemeyin. Sadece bunu diyorum. Büyüyünce yazar olmak istiyorum. Dışarıyla tek bağlantım okul ve ben bu bağlantının kesilmesini istemiyorum. Ben artık okuluma gitmek istiyorum, ne olursunuz biran önce yalvarıyorum artık yani, ne olursunuz gitmek istiyorum. Ben arkadaşlarıma kavuşmak istiyorum. Rica ediyorum, çok rica ediyorum. Evdeki eğitimi almak istemedik. Dışarıyla tek bağlantım okulum şu anda. Ben okuluma gidip derslerimle, arkadaşlarımla ilgilenmek istiyorum, bunlarla ilgilenmek istemiyorum.`BAKAN AVCI`DAN YARDIM İSTEDİMilli Eğitim Bakanı Nabi Avcı`ya da seslenen Dilara Özen, `Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı Amca, lütfen bana servis ayarlayın ve asansörün yaptırın. Lütfen rica ediyorum, birinci dönem bitmeden okulumu istiyorum, okuluma dönmek istiyorum. Sizden başka bir şey istemiyorum. Şu anda servis istiyorum. Beklemek istemiyorum, eğitimime devam etmek istiyorum, normal bir insan gibi.` diye ifade etti.Anneanne Döne Kurt ise şunları söyledi: `Okul değişince çocuğumuz gidemedi. 6 yıldır eğitim hayatı boşa gitti. Üç yıldır okulda ben akşama kadar oturmuştum, sonra arkadaşlarıyla alışmıştı. Doğuştan beri kendisi rahatsız. Erken doğumdan kaynaklanan hastalığı var. Eğitimi çok seviyor. Biz onlardan bir şey istemiyoruz; okulun asansörünü yaptırsınlar, bir de servis ayarlasınlar. Dışarıya gidince hava almış oluyor. Orada arkadaşlarıyla oynuyor, onlar bunu çok seviyor. Okulda asansör var ama tamir edilecekmiş. Tamir edilmeyi bekliyor. Gelmiş, bakmışlar `ödenek yok` demişler. Sınıfı ikinci veya üçüncü katında. Asansör olmadığı için gidemiyor. Geçen seneki okulda asansör vardı. Laboratuvarlar yukarıda, onlara hep çıkıyordu. Burada iyiydi, alınmasaydı. Her gün Dilara ile gidiyordum.``MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ, VALİLİK VE BİMER`E MÜRACAAT ETTİM AMA ÇÖZÜM ÜRETEMEDİK`Dilara`nın okula dönmesi için çalmadık kapı bırakmayan anne Selda Kurt ise `Yetkililer bir kez olsun eve dahi gelmedi. Kırgınım. Uygun bir servis aracı ayarlanması ve asansörün yaptırılması için ilçe milli eğitim müdürlüğü, valilik ve BİMER`e müracaat ettim ama çözüm üretemedik. Sadece Dilara için de mücadele etmiyorum, kızım gibi engelli çocukların durumu için mücadele ediyorum.` diye konuştu.


20 Kasım 2014 Perşembe  15:17

Zaman

Manşet - Türk okullarının Türkiye`ye faydası 1


1990`lı yıllardan itibaren Türk müteşebbisler, Orta Asya`da eğitim kurumları açtı. İlk kurulan örnekler o kadar başarılı oldu ki gelişmekte olan ve çok da başarılı bir eğitim modeli olmayan Türkiye kaynaklı bu okulların dünyanın değişik bölgelerinde yenilerinin kurulması mümkün oldu.Bugün sayıları tam bilinmemekle birlikte 160`tan fazla ülkede Türk müteşebbisler tarafından kurulmuş birkaç bin eğitim kurumu olduğu söylenebilir. Bu kurumlar tamamen sivil toplum inisiyatifinde gerçekleştiğinden finansmanında Türk Devleti`nin herhangi bir katkısının olmadığı bilinmektedir. Ancak sivil kaynaklı da olsa tamamen gönüllü yardımlar çerçevesinde de gerçekleşse önemli bir finansal kaynağın Türkiye`den dünyanın farklı bölgelerine aktarıldığı gerçeği yadsınamaz. Belki de finansal kaynaktan daha da önemlisi, Türkiye`nin hem eğitimli hem de milleti için büyük fedakârlıklar yapmaya razı büyük bir yetişmiş insan grubunun bu kurumlarda (Türkiye dışında) çalışıyor olmasıdır. Dolayısıyla finansal ve beşeri sermaye maliyeti bu kadar büyük olan bir projenin soğukkanlılıkla bir değerlendirmeye tabi tutulması kanaatimce oldukça önemlidir. Bu yazıda konuyla ilgili ben ve iki arkadaşımın yaptığı bir çalışmanın bulgularını özetlemeye çalışacağım.Öncelikle Türk okullarını kuran müteşebbislerin, ne Türkiye için, ne Hizmet adını verdikleri grup için, ne de kendi şahısları için maddi ve iktisadi bir menfaat beklemediklerini ısrarla vurguladıklarını söylemeliyim. Kurumların kuruluş amacı olarak cehaleti ve ayrımcılığı azaltarak insanlığa hizmet etmek olduğunu belirtiyorlar. Çoğunluğu itibarıyla, bu kadar net ifade etmeseler de insanlığa bu şekilde yardım ederlerse Allah`ın onları cennete koyacağını ümit ettikleri belli oluyor. Gözlemlediğim kadarıyla niyetlerindeki bu duruluk hakkında şüphe etmemizi gerektiren herhangi bir sebep de bulunmuyor. Özellikle şahıslarına yönelik haklı veya haksız menfaat elde etmeme konusuyla ilgili olarak en muhalif duruşlu insanlar bile hayretlerini (bazen de hayranlıklarını) ifade ediyorlar. Ancak bireylerin bu art niyetsiz duruşları millet olarak (veya Hizmet grubu olarak) bu kurumlarla ilgili soğukkanlı bir analiz yapılmasına engel değildir.Ben iki bölümden oluşan bu yazıda, okulların sadece iktisadi faydalarına ve yalnızca Türkiye`ye olan faydalarına odaklanacağım. Okulların manevi faydalarını ve bulundukları ülkelerin milletlerine olan yararlarını önemsemediğimden değil, uzmanlık alanımın o alanlarla ilgili yetkin söz söylememe imkân vermemesinden dolayı. Önce meslektaşlarım Faruk Ballı ve Oğuz Uras ile gerçekleştirdiğimiz Türk okullarının Türkiye`nin ikili ticaretine katkılarıyla ilgili çalışmamızın bulgularını özetlemek istiyorum.İsterseniz kullandığımız yöntemle ilgili kısa bir özet vereyim. Onlarca yıldır ekonomistler, ülkeler arasındaki ikili ticareti belirleyen faktörler üzerinde araştırmalar yapmaktadır. En çok kabul gören ve ampirik gözlemlerle de en çok desteklenen görüşe göre, iki ülke arasındaki ticaret ülkelerin iktisadi büyüklükleri ile pozitif, uzaklıklarıyla ise negatif bir ilişki içindedir. Yani ülkelerin milli gelirleri büyüdükçe, birbirleriyle yaptıkları ticaretin hacmi de büyümektedir. İki ülkenin birbirlerine olan uzaklıkları konusu ise biraz daha karmaşıktır. Bu uzaklık doğrudan coğrafi uzaklık olabildiği gibi, idari yönetim şekilleri, resmi dilleri, ticaret anlaşması üyelikleri gibi faktörler de analizlerde bu uzaklık kavramı içerisinde kullanılmaktadır. Kabaca iki ülke arsındaki ticaret hacminin birbirine coğrafi olarak yakın, benzer idari yönetim şekilleri olan, benzer veya aynı dili konuşan ülkelerde vs. daha fazla olması beklenmektedir.Biz de standart olarak kullanılan bu yöntemi benimsedik. Türkiye`nin ülkelerle ikili ticaret hacimlerini etkileyen faktörleri inceledik. Literatürde kullanılan temel etkenlere ilave olarak ülkede açılmış olan Türk okullarını da analizlerimize dâhil ettik. Bize oldukça çarpıcı gelen bir sonuç elde ettik. Türk okullarının daha fazla açıldığı ülkelerle Türkiye`nin dış ticaretinin diğerlerine göre çok daha hızlı arttığını belirledik. Yani Türk okulları ikili ticaretimizin gelişmesine katkı yapmaktadır. Bu noktada okuyucunun aklına haklı olarak, belki de Türk müteşebbisler ikili ilişkilerin (iktisadi ve diğer) gelecekte daha çok gelişeceğini bekledikleri ülkelerde bu okullar açtılar. Dolayısıyla Türk okulları ile dış ticaretteki hacim gelişmesi arasındaki pozitif korelasyon aslında Türk okullarının dış ticarete katkısını değil, Türk eğitim müteşebbislerinin öngörüsünü gösteriyor olabilir. Bu yazıda teknik detaylara girmek istemiyorum ancak çalışmada istatistiki yöntemlerle bunun böyle olmadığını, Türk okullarının gerçekten de ikili ticaret hacmini artırdığını gösteriyoruz. İlgilenenler önümüzdeki aylarda Economic Modelling dergisinde yayınlanacak olan makaleye müracaat edebilirler.Peki, Türk okulları ikili dış ticareti nasıl etkileyebilir? Her ne kadar bu soruya verecek net cevabımız olmasa da bazı tahminlerde bulunabiliriz. Birincisi bu okullar kuruluşları ve operasyonları sırasında bulundukları ülkelerin resmi kurumları tarafından çok detaylı bir şekilde incelenip, teftiş ediliyorlar. Çoğunluğu itibariyle hem resmi kurumlar tarafından hem de bulundukları ülkelerdeki geniş halk kitleleri tarafından güvenilir bulunuyorlar. Bu da ister istemez hem geniş anlamda Türkler için hem de daha dar anlamda bu okulların referans oldukları Türk müteşebbisler için olumlu bir hava oluşturuyor. Birçok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede dış ticaret operasyonlarının resmi prosedürlerinin tam olarak oluşmadığı göz önüne alınırsa bu network ve iyi niyet kredisinin önemi daha fazla ortaya çıkar. İkincisi Türk okullarında bu ülkelerin iktisadi ve siyasi elitlerinin yakınları ve/veya zekâ ve beceri yönüyle gelecek potansiyelleri yüksek çocukları eğitim görüyor. Bunlar gerek okullarında aldıkları Türkçe eğitimi ile, gerek Türk eğitimcilerin şahıslarında gördükleri Türk kültürü ile gerekse Türkiye`ye düzenledikleri gezilerde gördükleri Türk yaşayışı ile, en geniş anlamıyla Türkiye`ye daha yakın hale geliyorlar. Zaten analizlerimize Türk okulları faktörünü ilave ettiğimizde toplulukların aynı dili konuşuyor olmasının etkisinin azaldığını gözlemledik. Başka bir ifadeyle Türk okulları iki toplum arasındaki dil farklılığından kaynaklanan engelleri azaltarak ticaretin gelişmesine katkıda bulunuyor. Burada Türk okullarında görev yapan eğitimcilerin de bulundukları ülkelerin dillerini öğrendiklerini ve okulların finansmanına katkıda bulunan Türk esnaf ve işadamlarının da bu ülkeleri düzenli olarak ziyaret ettiklerini not etmeliyim. Bu faktörlerin de ticarete katkısının olduğunu düşünüyorum.Ancak bir noktayı daha vurgulamak istiyorum. Bu okulların Türkiye`nin iktisadi kazanımları için bir perde olması akla gelebilir. Araştırmayı yapan arkadaşlarım ve ben bunun böyle olmadığını düşünüyoruz. Türk okulları bu ülkelere olan Türk ihracatını artırmakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye`nin bu ülkelerden yaptığı ithalatı da önemli ölçüde yükseltiyor. Dolayısıyla ticaret iki tarafın da menfaatini olumlu yönde etkiliyor. İkincisi Türk okullarının finansmanına katkı yapan girişimcileri incelediğimizde bunların çok büyük oranda küçük ve orta ölçekli firma sahipleri olduğunu görüyoruz. Küçük ve orta ölçekli firmaların ise tanım gereği karşı ülkelerle ticari ilişkilerinde suiistimal etmeleri, sömürmeleri mümkün değildir. Zaten suiistimaller olsaydı, ticari ilişkiler uzun süreli devam etmez belirli süre sonunda azalma sürecine girerlerdi. Dolayısıyla analizlerden çıkardığımız temel sonuç, Türk müteşebbisler gittikleri ülkelerde eğitime yatırım yaparak, sadece cehalet ve ayrımcılığı azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda dış ticaretin önündeki doğal (yabancı dil, kurumsallaşamamadan kaynaklı güven sorunu vs.) zorlukları azaltarak, Türkiye ile olan ikili ticareti de olumlu yönde etkiliyorlar.*İstanbul Toplum, Siyaset ve Ekonomi Araştırmaları


17 Kasım 2014 Pazartesi  02:05

Zaman

Manşet - Belge tahrifatı skandalında 2. perde: MEB bu kez de mahkemeye gönderdiği belgeyi yalanladı


Zaman`ın dün “MEB mahkemeye gönderdiği formda, `evet`leri `hayır` yaptı” manşetiyle duyurduğu skandalın ikinci perdesinde bu kez yalanlama krizi yaşanıyor.Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Zaman`ın dün yayınladığı haberle ilgili yalanlama yayınladı. Mahkemeye gönderilen belgeyle orijinal belge arasında fark olmadığını savunan MEB, müdürün orijinal değerlendirme formundaki puanla mahkemeye savunma amacıyla gönderilen formdaki puanın 70,75 olduğunu, dolayısıyla haberin iftira olduğunu iddia etti. Ancak MEB`in mahkemeye gönderdiği belge tam tersini gösteriyor. İstanbul 8. İdare Mahkemesi`nde de bulunan MEB`in tahrif ettiği belgede ise değerlendirme puanı 53 olarak görülüyor. MEB, böylece mahkemeye gönderdiği belgeyi de yalanlamış oldu.Ağustos ayında MEB tarafından çalıştığı okulda 4 yılını dolduran okul müdürlerinin değerlendirmesi kapsamında 16 bin okul müdürü değerlendirmeye alındı. İlçe milli eğitim müdürü, şube müdürü, okuldaki en kıdemli öğretmen, kıdemi az öğretmen, öğretmenler kurulunun seçtiği iki öğretmen, öğrenci meclis başkanı ve okul aile birliği başkan ve yardımcısının puanlarına göre yapılan değerlendirme sonucuna göre 7 bin okul müdürü kritik eşik olan 75 puanın altında kaldı. Bazı okul müdürleri bu karara itiraz ederek dava açtı. Onlardan biri de Zeynel Özgün, Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Hukuk Sekreteri de olan Okul Müdürü Özgün, puanının beklediğinden az gelmesi üzerine bilgi edinme yasası kapsamında MEB`den değerlendirme formunu talep etti. Kendisine verilen formda 70,75 puan aldığı görülüyordu. Bunun üzerine formla ilgili MEB`e dava açtı. MEB, İstanbul 8. İdare Mahkemesi`ne gönderdiği yazılı savunmada davacı Zeynel Özgün`ün yetersiz puan aldığını belirterek değerlendirme formunu mahkemeye sundu. Mahkemenin MEB`in sunduğu savunmayı ve belgeyi okul müdürüne göndermesi ise bir skandalı ortaya çıkardı. Zira MEB`in 26.09.2014 tarihinde mahkemeye sunduğu değerlendirme formunda Zeynel Özgün`ün puanı 53 olarak görünüyordu. Durum karşısında şok olan Özgün, MEB`e sahtecilik davası açmaya hazırlanıyor.Öte yandan MEB Basın Müşaviri Abdulkadir Özkan, dün yayınladığı açıklamayla Zaman`ın haberini yalan ve iftira olduğunu, MEB`in mahkemeye gönderdiği belgeyle orijinal belge arasında bir fark olmadığını ve okul müdürünün puanının 70,75 olduğunu açıkladı. Ancak MEB`in mahkemeye gönderdiği belge yine MEB`i yalanlıyor. MEB`in mahkemeye gönderdiği belgede, okul müdürüne `evet diyerek` olumlu puan veren öğretmenlerin değerlendirmeleri `hayır`a çevrildiği görülüyor.


14 Kasım 2014 Cuma  16:13

Zaman

Manşet - Kadıköy`ü kafaya TAK`tılar


Tasarım Atölyesi Kadıköy (TAK), adından da anlaşılacağı gibi semtin sorunlarını tasarım yoluyla çözmeyi amaç edinen bir kuruluş. TAK, mahallelilerle tasarımcıları bir araya getirince ortaya ev kadınlarının artık kumaşlardan yaptığı oyuncaklardan, semt çocuklarının yaptığı mahalle maketlerine kadar bir dizi ürün çıkıyor.Kişisel gelişim kitaplarında karşımıza sık çıkan bir cümle var: “Dünyayı değiştirmeye kendinden başla.” Gelin, fazla iddialı ve bu yüzden pek inandırıcı olmayan bu cümleyi `dünyanı değiştirmeye semtinden başla` diye değiştirelim. Neticede, hayatımızın büyük kısmını yaşadığımız semtlerde geçiriyoruz ve burada olan en ufak bir rötuş mutlu etmeye yetip de artıyor bile insanı. Kadıköy-Yeldeğirmeni`nde bulunan Tasarım Atölyesi Kadıköy (TAK) tam da böyle bir amaca hizmet ediyor. Kadıköy Belediyesi`nin finanse ettiği, yönetim olarak da belediye, Çekül Vakfı ve Kentsel Strateji ortaklığıyla kurulan TAK, adından da anlaşılacağı üzere semtin sorunlarına tasarım yoluyla çözüm getirme ve bunu yaparken o semtte yaşayan insanların katkılarından yararlanmayı amaç edinmiş. Peki nedir bu katkılar? Mesela Kadıköy`ün kamusal mekânlarında gençler, yaşlılar ve çocuklar bir araya gelip bulundukları mahallenin maketlerini yaparak Kadıköylülerin mahallelerini üç boyutlu olarak algılamasına imkân sağlıyorlar. Projenin adı Kes-TAK. Çocukların tasarımcılarla buluşmasını sağlayan proje kapsamında maketi yapılan mahallelerde, çocuk gözüyle en sevilen ve kullanılan kıyı-köşeler, maket üzerinde işaretleniyor. Ve bu öneriler, sonraki kıyı köşe programlarında proje alanı olarak değerlendiriliyor.El değmedik kıyı-köşe kalmasınKıyı-Köşe de TAK`ın bir başka projesi. Projenin üst başlığı `Canlanan mekanlar`. İsmiyle müsemma proje kapsamında kıyıda köşede kalan mekânlara sanatçı ve tasarımcı eli değiyor. Öğrencilerin katılımına da açık olan Kıyı-Köşe`de tasarımcılar; mimarlık, ürün tasarımı, peyzaj, grafik, plastik sanatlar ve güzel sanatlar gibi alanlarda hünerini konuşturup kıyıda köşede unutulan alanları canlandırabiliyor. TAK`tan Bahar Yalçın, ne yapmaya çalıştıklarını bir örnekle somutlaştırıyor: “Sürekli önünden geçtiğimiz, kıyıda köşede kalmış yerleri canlandırmaya yönelik bir proje. Örneğin Caferağa Spor Salonu`nun önündeki merdivenler. Ona renkli basamaklar ve oturma birimleri ekleyerek burayı bir buluşma mekânı olarak yeniden dönüştüreceğiz.” Seçilen kıyı köşelerin bugünkü kullanım amaçları ve mahalleli için önemini anlamak adına yakın çevresinde yaşayanlar ve esnaftan bilgi alındığını anlatan Yalçın, “Böylece, tasarımınızın mahalleli tarafından da benimsenmesi amaçlanıyor.” diyor.Artık kumaşlar oyuncak oluyor“Kadıköy`den Bul Kadıköy`de Buluştur” projesiyle belediyenin deposunda atıl durumda bulunan malzemeler değerlendirilip semtin önemli buluşma noktalarına ilginç tasarımlı kent mobilyaları hediye ediliyor. Atık malzemeleri değerlendirmek TAK`ın çalışmaları arasında önemli bir yer tutuyor. Tasarımcılar, rögar kapağından bisiklet durağı yaparken mahallenin kadınları da bir başka proje kapsamında atık kumaşlardan oyuncak tasarlıyor. Oyuncak atölyesi, TAK`ın ev kadınlarını tasarımcılarla buluşturduğu müstesna projelerinden biri. Kadınlar isterlerse evlerinde isterlerse TAK`ın kendilerine sağladığı mekânda diğer kadınlarla bir araya gelerek terzilerden topladıkları artık kumaşlardan birbirinden güzel tasarımlı oyuncaklar üretiyor. Oyuncaklar arasında peluş ayıcıklar da var çocukları sanal da olsa bahçe hayatıyla tanıştıracak domates, biber ve havuçların bulunduğu mini bir bahçe de. Üretmenin kendileri için müthiş bir deneyim olduğunu söyleyen kadınlar, diktikleri oyuncakları nasıl değerlendireceklerini henüz bilmiyor ama her halükarda bunun çocuklara gidecek olmasından dolayı çok mutlular. Planlananlar arasında oyuncakları doğrudan ihtiyaç sahibi çocuklara göndermek de var, bunların satışından elde edilecek gelirin çocukların yararına kullanılacağı bir başka fikir de.Kadıköy`de tasarım kimliğinin geliştirilmesi atölyenin çalışmalarının kalbini oluşturuyor. Kadıköy ilçesinin geçmişteki ve bugünkü değerlerinin tasarım teması olarak değerlendirildiği projenin adı Tasarla-Tak. Endüstri ürünleri tasarımcıları ve grafik tasarımcıları başta olmak üzere tasarım alanına ilgisi ve becerisi olan herkese açık olan programda belirlenen temalar tasarım ürünlerine dönüştürülüyor. Bu ürünler kah çanta oluyor kah t-shirt. TAK`ın bir diğer açılımının da Tasarım Araştırma Katılım olduğunu söyleyen Bahar Yalçın, “Araştırma programlarımız var. Buralarda projeler üretiliyor. Açık okul gibi. Çeşitli işbirlikleri yapıyoruz. Mesela Engelsiz Pedal Derneği ile `Engelsiz günleri` düzenliyoruz. Dernek her hafta engelliler, mülteciler veya evsizler ile nasıl iletişim kurulacağı, nelere dikkat edileceği gibi konuları tartışıyor. Her perşembe düzenlenen buluşmalarda konunun uzmanı psikologlar, dil ve konuşma terapistleri gibi uzmanlar eşliğinde gönüllüler eğitiliyor.” diyor.


29 Kasım 2014 Cumartesi  02:09

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

01 03 2009 bursa ölüm haberlerİ  19 martege tv ana haber izle  şiyar başkan  kovancılar  dünkü posta gazetesi ygs s tr  star gazetesi ygs 4 deneme sınavı cevap anahtarı  bbp başkanı yalçın topçunun istifası  habertürk egeli susam  11 ekim gaziantep cinayet  dünkü trt 4 de yayın akışı  25 ağustos posta gazetesi  çarkıfelek 19 mayıs  ölümlü tr  12ocaktaki kazalar  24 nisan 2009 tarihli milliyet metrocity  özel hastane skandalı  ömer yılmaz trafik kazasiömer yılmaz trafik kazasi  öss 2 nisan2009 deneme sınavı cevap2 nisan2009 d  05 08 2011 kon tv kaza haberleri  çorum hakimiyet 2 mart  06 06 2011 sabah akdeniz  çankaya trafik kazaları 12 a