Bulunan Haber Sayısı: 262
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Gündem - Geleceğin mimarları `Kitap Parkı` kurdu


Bir olimpiyat düşünün... Öğrencilerin ekmek israfını önlediği, interneti elinin tersi ile itip kitap parkında satırlar arasında kaybolduğu, işitme engeline rağmen yaptığı illüzyon gösterileri ile arkadaşlarını güldürdüğü...İşte birbirinden farklı ve renkli bu projeler 10. Ulusal Sosyal Bilimler Olimpiyatı`nda (SOBİO) tanıtıldı. Tüm öğrenciler hazırladıkları çalışmaları beğendirmek için birbiriyle adeta yarıştı. Edirne Şehit Öğretmen Adnan Tunca İşitme Engelliler Okulu`nda okuyan Abdülkerim Alemdar ve Buğra Özgün adlı öğrenciler İstanbul`da düzenlenen olimpiyatlara Sihirli Eller projesi ile katılmış. `Şapkadan Sevgi Çıkaranlar` sloganıyla yola çıkan öğrenciler, engelli ve engelsiz öğrencilerin kaynaşması için bu projeyi üretmiş. Proje ile ilgili bilgi veren sosyal bilgiler öğretmeni Hasan Çivi, “Bu proje engelli öğrencilerimizin iletişim kurmasına ve özgüven kazanmalarına yardımcı oldu. Sevgi ile yola çıkınca tüm engellerin aşılabileceğine inanıyoruz.” diye konuştu.Olimpiyatlarda yarışan bir diğer proje de Konya Meram Abdullah Aymaz Ortaokulu öğrencilerinin geliştirdiği `Kitap Parkı` projesi. 7. sınıf öğrencisi Elif Aydın ve Ece Gökçe, günümüz park kültürünü değiştirmek ve okuma alışkanlığını artırmak için bu projeyi öğretmenleri Hasan Aksoy`un da yardımıyla ürettiklerini söyledi. Kitap parkında, kütüphane, kitap değişim merkezi, meclis kitap ve kitapların onarıldığı kitap hastanesi gibi merkezler olacak. İkinci el kitapların satılabileceği bir dükkan da olacağını ifade eden Elif Aydın, “Bu park sayesinde herkes kitap okumaya vakit ayırabilecek. Ödevlerini yapmak isteyen öğrenciler burada hem araştırma yapıp hem de kitap okuyabilecek.” diye konuştu.“Herkes Tok İsraf Yok” diyen Çanakkale Gökkuşağı Koleji 5. sınıf öğrencileri Elif Tüzün ve Hilal Caner ekmek israfına dikkat çekmek için yola çıkmış. Her yıl 7 milyon ekmeğin israf edildiğini dile getiren öğrenciler, çalışmalarından vicdan projesi diye bahsederek, “İsrafı önleyip atılan ekmeklerle aç kalan hayvanları besleyeceğiz.” dedi. Projeyi anlatan minik Hilal, “Havlu kağıt rulolarına bal sürdük. Kurumuş ekmekleri de bu bala buladık. Sonra da ağaçların dalına taktık.” diyerek çalışmanın günlük hayatta da uygulanabileceğini söyledi.


20 Nisan 2014 Pazar  02:03

Radikal

Ekonomi - Topbaş`tan `.istanbul` başvurusu


İstanbul Büyükşehir Belediyesi dünyada internet ortamında başlayan yeni bir trendin ilk öncülerinden oldu. İnternette sayısı artırılan yeni üst alan adlarından `.istanbul` ve `.ist`i almak için ilk başvuranlar arasına girdi. - JALE ÖZGENTÜRK


20 Nisan 2014 Pazar  01:05

Zaman

Manşet - Türk milletine ait okulları kapatmak İstiklal Marşı`mızı susturmaktır


AKP hükümetinin, Türkiye`nin gurur kaynağı olan Türk okullarını kapatma girişimine tepkiler çığ gibi.160 ülkede ay yıldızlı bayrağı dalgalandıran, her kesimden övgü yağan okulların kapatılmak istenmesine kimse anlam veremiyor. Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş da “Türkiye kendi okulunu nasıl kapatır aklım izah edemiyor.” diyor. Kapatma girişimine karşı çıkan Yalçıntaş`ın önemli tespit ve uyarıları şöyle:OKULLARA ÖNCÜLÜK YAPANLARA DEVLET MADALYA VERMELİ: 20. asrın sonunda ve bu asrın başında kültürümüz; dolayısıyla dilimiz, tarihimiz ve Türkiye`nin tanıtılması konusunda en büyük hizmet, yurtdışında 160 ülkedeki Türk okullarımızın açılması olmuştur. Bu okullara öncülük yapan ve bu büyük projeyi gerçekleştiren kişilere devlet madalya vermelidir. Yani onların yaptıkları bu büyük hizmetten dolayı mükafatlandırmalıdır.KAPATAN ÇOK BÜYÜK VEBALE GİRER: Kendi okullarımızı kapattırmak, kendi bayrağımızı gönderinden aşağıya indirmek demek. İstiklâl Marşı`mızı susturmak için bazı teşebbüsleri kim yapıyorsa yapsın büyük vebale girer. Bu ileride de daima sorulur, yanlış yaptığı unutulmaz. Eğer bu okullarda düzeltilmesi gereken hususlar varsa devletimizin de yardımıyla bunlar düzeltilmelidir. Ama bunları kapatmaya kalkmak hangi noktadan bakarsak bakalım vebaldir, yanlıştır. Türk diline kültürüne ve Türk tarihine karşı yapılan yanlıştır.TÜRKİYE KENDİ OKULUNU NASIL KAPATIR AKLIM ALMIYOR: Bu okullar ile ilgili anılarımda var. Bir kere Moskova`ya gitmiştim. Türk koleji vardı. Bir Rus aile vardı, parlamento üyesi. Benimle temas etti. Çocuğu Türk okullarında okuyormuş, Türkiye`ye gelmek istiyor. Grupta yer kalmamış. Benden yardım istedi. Bir kere de Arnavutluk`ta ordu mensubu üst düzey görevli biri geldi bana `Lütfen sizi tanıyorlar oğlumun bu okullara girmesini istiyorum rica eder misiniz?` dedi. Yani çok ilgi var. O kadar insan itibar ederken çocuğunu vermeye çalışırken bunlara karşı kapatma kampanyası başlatılmasını anlamak mümkün değil. Türkiye kendi okulunu nasıl kapatır aklım izah edemiyor.KAPATMA GİRİŞİMİ, BİR ÖFKENİN SONUCU: Okullara ilişkin bir yanlışlık, eksiklik varsa hükümetin yapacağı bunu düzeltmektir. Meşrutiyet döneminde Maarif Nezareti (Milli Eğitim Bakanlığı) görevine getirilen Emrullah Efendi “Yahu şu okullar da olmasa ne güzel idare ederim maarifi” demiş; aynı şey bu da. Okulları kapatıp mesele halletmek olacak iş değil. Kapattım, bayrağı indirdim, İstiklal Marşı`nı oralarda susturdum... Kimse Türkçe öğrenmesin onun yerine artık başka diller öğrenilir. Bu okullar köklü. Yarın Türkiye`nin elçileridir bu okullar. Türkiye ilişkilerini en güzel şekilde yürütecek insanlardır. Okulların kapatılması, olimpiyatların yaptırılmaması öfke ile söylenmiş sözlerdir. Söyleyen de duyan da unutmalı bu sözleri. Türk kültürünü, Türk dilini dolayısıyla milletimiz ve ülkemizi tanıtan bu okulların sadece varsa eksiklerini gidermeli ve desteklemeliyiz.OLİMPİYATLAR GÖĞSÜMÜZÜ KABARTIYOR: Televizyondan olimpiyatları seyrederken dua etmişimdir, göğsüm kabarmıştır. O gençlerin Türkçeyi kullanışları, Türk şiirlerini, şarkıları okumaları her Türk`e, ülke mensubuna gurur veriyor, sevindiriyor. Olimpiyatların Türkiye`de neden yapılmaması söz konusu oluyor buna şaşıyorum. Eğer yasaklanma, yaptırılmama gibi bir olay varsa da bir şekilde yapılır. Açık kapalı bir yer bulunur. Olimpiyatlardan vazgeçmek izahı zor bir şey. Her sene yapıldığı gibi mutlakla bu sene de yapılmalı.


16 Nisan 2014 Çarşamba  06:55

Zaman

Gündem - Türk okullarını karalamak ülkenin önde gelenlerine yakışmıyor


Başbakan Tayyip Erdoğan`ın 160 ülkede Türkiye`yi gururla temsil eden Türk okullarını kapatma çabasının yankıları sürüyor.İşadamından akademisyenlere, siyasilerden hukukçulara kadar her kesimin karşı çıktığı girişime sanat dünyası da en başından beri tepkili. Usta müzisyen Orhan Gencebay, üzüntüsünü “Ben Türk okullarının hep güzelliklerine şahit oldum. Kapatma girişimine üzülüyorum.” şeklinde dile getirirken, ünlü sinema sanatçısı Bulut Aras, okulların kapatılmasının Türkiye Cumhuriyeti`ne vurulabilecek en büyük darbe olacağını söylemişti. Türk halk müziği sanatçısı Hilmi Şahballı da devletin önde gelen isimlerinin Türk okullarını karalamasını kendilerine yakıştıramadığını belirtti.Fethullah Gülen Hocaefendi`nin teşviki ile açılan okulları ziyaret ettiğini kaydeden Şahballı, “Orada Türklüğümüzü, vatan millet sevgisini, başka ülkelerin çocuklarına sevgiyi, hoşgörüyü, Mevlânâ`yı, Hacı Bektaş-ı Veli`yi, Atatürk`ü öğreten okullara hayran kaldım. Bu yatırım İslamiyet`in ve Türkiye`nin dünyaya tanıtılmasını sağlıyor.” dedi. Şahballı, bu okullardan mezun olan çocukların yarın ülkelerinde söz sahibi insanlar olacağını hatırlatarak, “Hem Türkiye sevdalısı hem de İslamiyet`i doğru öğrenen insanlar olacaklar. O zaman biz bütün dünyaya sevgi ve hoşgörüyü yaymış olacağız.” ifadelerini kullandı. Türk okullarını kapatmanın çok yanlış olacağını vurgulayan ünlü türkücü, şöyle devam etti: “Bu okulları kapatmaya kimsenin gücünün yeteceğini sanmıyorum. Çünkü bu okullarda yetişen çocuklar tertemiz ve oradaki insanlar da görüyor bunu. Aklıselim olan insanlar her şeyin farkında. Ben oradaki öğretmenlerin Türkiye aleyhine bir şey yapacaklarına da inanmıyorum. Bu söylenenleri ne ülkemizin önde gelen insanlarına yakıştırabiliyorum ne de normal insanlara. Ben bunları hiç duymamış olayım. Duymak da istemiyorum.”Bu yanlıştan bir an önce dönülmeliTürk sanat müziğinin sevilen ismi Ertuğrul Erkişi de Türk okullarını kapatma girişimine şöyle karşı çıktı: “Yıllar önce Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti`ndeki okulu ziyaret etmiştim. İran ve Hindistan`ın buralarda bizden çok önce okullar açtığını öğrenince çok şaşırmıştım. Milletim ve ülkem adına ne kadar geç kalınmış bir hizmet olduğunu fark ettim. Şimdi bu okulların kendi hükümetimizin eliyle kapatılacağı, kara propaganda yapmaları için büyükelçilere emir verileceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Bu okulların kültürümüzü, Türkçemizi buralara taşımak, dünya barışına katkıda bulunmak haricinde hiçbir derdi yok. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli.” Ünlü oyuncu ve yönetmen Kartal Tibet de “Eğitim yuvaları kapatılmamalı hiçbir şekilde. Yanlışlıklar varsa değerlendirilmeli, önlem alınmalı ama eğitim yuvaları kapatılmamalı.” değerlendirmesini yaptı.


17 Nisan 2014 Perşembe  02:10

Zaman

Manşet - Türk okullarını millet açtı, kimse kapatamaz


AKP hükümetinin, Türk okullarını kapatma çabasına, anamuhalefet partisinden de tepki geldi.CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, bu okulların Türk milletinin çabalarıyla açıldığını ve Türkiye adına dünyada önemli bir lobi faaliyeti yürüttüğüne işaret ederek kimsenin bu okulları kapatmaya hakkı olmadığını belirtti. Toprak, şöyle konuştu: “Bu okullar, devletin katkısıyla kurulmadı. Milletin gayretleriyle kurulan, Türkçenin yayılmasına, ülkemizin tanıtılmasına katkı sunan kurumlar. Türk okullarında yetişen çocuklar yarın ülkelerinin önemli isimleri olacak ve bu da ülkemizle olan siyasi ve ticari faaliyetlerin artmasını sağlayacak. Türkiye`de de ABD, Fransız, İngiliz okulları var. Onlar kalkıp da `bu okullarımızı kapatalım` demiyorlar. Hükümetin de bu tip küçük politikalar içine girmemesi gerekiyor. Nihayetinde bu okullar, büyük hizmetler yapıyor. Hükümetin yapması gereken, ülkedeki milli birlik ve beraberliği sağlamak, ayrışmaların önüne geçmektir. Yurtdışına gidip Türk okullarını şikayet etmeyi yanlış buluyorum. Merhum Başbakanımız Sayın Bülent Ecevit`le Hindistan`daki okulları gezmiştik. Ecevit, Hintli çocukların Türkçe öğrendiğini görünce çok keyif aldı. `Bu okullar, Türkçenin dünya dili olmasına çok büyük katkı sunar.` dedi. Bu okullar aynı zamanda uluslararası lobi iletişimimize katkı sunuyor. Bunu engellemeye çalışmak, bu devleti yöneten Başbakan`a yakışmaz.”Bu bir gönül hareketi, sahibi de Anadolu insanıTürk okullarını ziyaret eden bir sanatçı olarak okulların neden kapatılmak istendiklerini anlamakta zorlanıyorum. Bütün dertleri, oradaki çocuklara Türkçe öğretmek olan öğretmenlerin nelerden vazgeçip oralara gittiklerini iyi düşünmek lazım. Bunu sadece bir hareketin ticari bir faaliyeti gibi görenler yanılgıya düşerler. Bu bir gönül hareketidir. Bu okulların sahibi de Anadolu insanıdır. Düne kadar Türk okullarını övenler, olimpiyatlara gelip gözyaşlarını tutamayanlar bugün ne oldu da o okulların kapatılmasına kanaat getirdiklerini bütün kamuoyunu ikna edecek şekilde açıklamalılar. Aksi takdirde kamuoyu vicdanı yaralanır. Ben bu okulların hepsinin kapatılacağına da inanmıyorum. Çünkü oradaki devlet erkânı çok iyi biliyor ki, o çocuklar çok iyi eğitiliyorlar. Orada çiçekler açıyor. Kimse o çiçeklerin üzerine basılmasını istemez.Kapatma kararı çılgınlıktır, hiçbir fayda sağlamazKamu yararı olan ve marka değeri taşıyan müesseselere yönelik bir siyasi vandalizm kabul edilemez çünkü keyfidir. Okullara ilişkin bir usulsüzlük saptarsınız bunu hukuken teyit edersiniz. Ama ortada negatif hususlar bir yana bu kurumlar Türkiye`nin dünyaya açılan penceresi oluyorsa siyasi iktidarın bu yarara aykırı davranma keyfiyeti yoktur. Faturayı çıkarmayı ülke sınırları içerisinde onaylamasak bile anlamak mümkün ama yurtdışında başka ülkelerde bunun bir sonuç getireceğini zannetmiyorum. Kendi bindiğin dalı kesecek kadar bir çılgınlaşma hâlinin emaresi bu. Yoksa bunu alkışlayıp takdir edecek rasyonel bir insan olmaz.Zararı bütün Türkiye görürAnkara Bağımsız Milletvekili Haluk Özdalga: Türk okullarının kapanmasını istemek için AKP iktidarının elinde hiçbir gerekçe yok. İçlerini kavuran bir kin ve intikam duygusuyla hareket ettikleri belli. İlkel bir zarar verme güdüsüne teslim olmuşlar. Ama zarar verdikleri şey Türkiye ve çıkarları. Özbekistan ve Kırgızistan`da bulunan 6 Türk okulunu, 2000`li yılların başında ziyaret ettim. O sırada milletvekili değildim. Hiçbir merasim olmaksızın, en doğal şartları içinde bu okulları yerinde görme ve tanıma imkanım oldu. Türkiye`den gelen öğretmenlerle yaptığım sohbetlerde, bu genç insanların nasıl alçakgönüllülük içinde, ama kendi ülkeleri ve insanlık için yüksek bir görev duygusuyla hareket ettiklerine şahit oldum. Bu okulların, çevrenin en iyi eğitimini veren, en çok takdir edilen ve en çok talep gören okulları olduğunu gördüm. Türk okullarının kapanmasını isteyenlerin, bu vatanı sevdiklerinden dahi şüphe etmek gerekir.Gazeteci-Yazar Yavuz Baydar: Türkiye`nin dünyaya açılması ve küresel bir oyuncu haline gelebilmesi için ortaya konulmuş olan en önemli sivil toplum açılımlarından birisi olan yurtdışındaki Türk okulları projesi, Türkiye`nin adını 140`tan fazla ülkede olumlu harflerle yazdırmıştır. Bu projeler özellikle yoksul ülkelerde ve Türkiye`nin adını sanını duymayan toplumlarda ülkemizin gelişmişlik düzeyini, insan kaynağı zenginliğini ve network kurma kapasitesini kanıtlamıştır. Bu okullar oralarda ders veren kişilerin, ailelerin başka kültürlerle tanışmasını, başka inançlarla diyalog kurabilmesini, dolayısıyla Türkiye`nin sadece bir devlet ilişkisi kuran bir güç değil bireyleri ile de başka insanlarla yeryüzünde ilişki kurabileceğini kanıtlamıştır. Maalesef Türkiye`nin özerk ve bölgesel politikalarında yığınla birikmiş ve giderek artan problemler çözüm beklerken, bu okulları bitirmek için çaba sarf etmek, binilen dalı kesmekten başka hiçbir anlama gelmez.Gazeteci-Yazar Mehmet Altan: Başbakan bireysel husumet güdüyor. Yok etme güdüleri ile hareket ediyor ve her şeyi kişiselleştiriyor. Herkese bir şey gösterme, ispatlama derdinde. Demokratik ölçü dışı tavırlar takınıyor. Türk okulları gibi Türkiye`nin medar-ı iftiharı, Türkiye`nin en büyük kazançlarından, ulusal bir değeri olan kurumları ortadan kaldırmak için Azerbaycan`dı, şuarasıydı kapı kapı dolaşıyor. İnanılır gibi değil. Adama sorarlar `Bu okullar ne güçlüklerle ne zorluklarla yapıldı?` diye. Hem milliyim diyorsun hem de Türkiye`nin en milli değerini yok etmeye çalışıyorsun. Kapatma sebebi de yolsuzluk ve hırsızlık iddialarının neden ortaya çıkarıldığı. Dünya da bunu hayretle karşılar. Ülkesine karşı, ülkesinin kazanımlarına karşı, ülkesinin uluslararası değerlerine karşı savaşan bir başbakana herkes güler. Ama Türkiye Başbakan`dan ibaret değil. Bu kapatma teşebbüsünü kimse hoş karşılamaz. Başbakan`ın gücü yetmez bunu yok etmeye.Gazeteci-Yazar Hayko Bağdat: Resmi ideolojilerin belli inanç grupları üzerinden tahakküm oluşturmasının nasıl vahim sonuçlar doğurduğunu bilen bir tarihçeden, bir inanç grubundan geliyorum. İnsanların kendi öz sermayeleri ile kendi inançları doğrultusunda açtığı kurumları kapatmak devletin haddine değildir. Üstelik bunu sadece Türkiye`de değil dünyanın başka ülkelerinde uygulatmaya çalışmak oldukça komik duruma düşmektir. Eğer ki bir kurumun herhangi bir illegal faaliyeti varsa bunu ortaya koyarsınız, delillendirirsiniz, bağımsız mahkemelerde yargılanır. Ve o zaman kim suç işlediyse ona ceza verilir. Bir fikrin, bir ideolojinin bütün kurumlarına karşı bir yaptırım olur mu? Hangi çağda yaşıyoruz. Dolayısıyla ben bunu çok sağlıksız bir durum olarak görüyorum. Tamamen inat ve intikam duygusu taşıyor.


16 Nisan 2014 Çarşamba  06:55

Zaman

Manşet - Fransa yurtdışındaki okullarına neden dokunmamıştı?


Fransa`nın ikinci dinler savaşı olarak anılan 1882-1905 dönemi, kilise ve tüm dini cemaatlerin büyük zulüm gördükleri bir dönem olarak tarihe geçti.Bu dönemde dinle mücadele vaadiyle iktidara gelen hükümetler, Vatikan`la diplomatik ilişkileri kesti. Dini cemaatlere ait on binlerce eğitim kurumunu, Kilise`ye ait manastırları kapattı. 60 bin din adamı ülkeden kovuldu. Halkın direnişine rağmen silah zoruyla manastırlar basılarak din adamları ülkeden sınır dışı edildi. Bretagne bölgesinde manastırların kapatılmasına direnen halkla jandarma çatıştı. Ancak bu dönemde dini cemaatlerin dünyanın dört bir tarafına yayılmış okullarına dokunulmadı. Hatta Katolik cemaatlerden gelen bağışların azalması nedeniyle devlet bu okullara maddi yardımı artırdı. 1878`de 38 milyon nüfuslu Fransa`da 56 bin din adamı, 160 bin kilise çalışanı vardı. 19. yüzyıl boyunca dini cemaatler eşi görülmemiş bir büyüme yaşamış, bağışlar sayesinde eğitim, sağlık ve insani yardım alanında tüm dünyaya yayılan binlerce kurum inşa etmişlerdi. 1882`de jakoben ve dinin toplumsal hayattan silinmesini savunan Leon Gambetta`nın iktidara gelmesiyle Katolik cemaatler için 25 yıllık kara bir dönem başlamıştı. Gambetta, başbakan olarak mecliste yaptığı ilk konuşmada “Kilise destekçileri, işte düşmanımız.” demişti. Özellikle ilk etapta o dönem en güçlü ve eğitimde aktif dini cemaat Cizvitlerle sert bir mücadele yürütmüş, diğer cemaatlere ilk yıllarda dokunulmamıştı. Gambetta, pazar günleri kiliselere giden memurların devletten ihracının yolunu açmış, Katolik cemaatler tarafından yetiştirilmiş devlet memurlarına yönelik büyük bir tasfiye gerçekleşmişti. Ancak 1902`de iktidara gelen Emile Combes ise dini cemaatlerin tamamen kökünü kazıma vaadiyle çoğunluğu Büyük Doğu Mason Locası üyelerinden oluşan bir hükümet kurmuştu. Combes hükümeti, 1902`den itibaren yüzlerce özel okulu “koşulları karşılamadığı” gerekçesiyle kapattı. Ancak bu kapatma kararları Cizvit okullarını hedef alıyordu. Daha önceki laik hükümetlerle işbirliği yapan diğer büyük dini cemaatlerin okulları eğitim faaliyetlerini sürdürüyordu. 7 Temmuz 1904`te ise Combes, “Tüm dini cemaatlerin Fransa`da her türlü eğitim faaliyetini yürütmesi yasaktır.” maddesini içeren bir yasa çıkardı. Bu yasa laikler ve Katolikler arasında ikiye bölünmüş ülkedeki 20 yıldır süren savaşın sonu olarak yorumlandı. On binlerce rahip ve rahibenin Fransa`da din adamlığının yasaklanması nedeniyle seküler hayata geri döndüğü, günlük hayat kıyafetlerini giyerek gizli bir şekilde dinlerini yaşamaya devam ettiği biliniyor. Ancak o yıl 30 bin din adamı eğitim faaliyetlerini sürdürmek amacıyla ülkelerini terk ederek Kanada başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafına yayıldı. “Büyük Sürgün” olarak anılan bu olay, bugün dahi Katolik Kilisesi`nin en karanlık dönemi olarak hatırlanır. Combes`in iktidarda olduğu 1902-1905 yılları arasında toplamda 17 bin özel eğitim kurumu, hastane ve yardım kuruluşu kapatıldı. 60 bin din adamı ülkesini terk etmek zorunda kaldı.`VATİKAN AJANI`, `İÇ DÜŞMAN`...Fransa`da devlet tüm gücüyle içeride dindar Katolikleri “Vatikan ajanı”, “dış güçlerin kuklası” ve “iç düşman” olarak tanımlarken, paradoksal bir şekilde yurtdışında dini cemaatleri finanse etmeye ve ortak hareket etmeye devam etti. Zira dini cemaatler, dünyada Fransız kültürünün yaygınlaşmasında temel aktördü. Başbakan Leon Gambetta`ya göre laiklik sadece Fransa`ya aitti ve bir ihraç ürünü değildi. Ancak hükümet içinde radikal milletvekilleri yurtdışındaki Katolik okullarının kapatılması için diplomatik girişimde bulunmasını savunuyor ve devletin bu okullara finansal yardımda bulunmasını “ikiyüzlülük” olarak tanımlıyordu. Dönemin milletvekillerinden Maurice Barres, yurtdışındaki okulların kapatılmasını savunanları şu sözlerle eleştiriyordu: “Fransa`nın çıkarlarını Kilise`ye olan nefretlerinden Fransa`nın rakiplerinin işbirlikçisi konumuna düştüklerinin farkında değiller. Bilmiyorlar ki, bizim geri kalmış ve karanlık gördüğümüz o dindarlar Doğu`da ve Uzakdoğu`da Batı medeniyetinin en büyük öncüleri konumundalar.” Dışişleri Bakanlığı, bu okullara neden hâlâ para yardımı yapıldığına dair bir meclis soru önergesine binaen hazırladığı raporda, bu okulları kuran ve işleten Katolik cemaatlerin dünyada Fransız dili ve kültürünün yayılmasında devletten daha büyük rol oynadığını vurguluyor. Dışişleri Bakanlığı, ayrıca, Fransız diplomasisi açısından da o dönemde dünyanın hemen hemen her ülkesine yayılmış Katolik misyonerleri önemli bir rol oynadığını savunuyor. Bu tartışmalar üzerine Fransız devleti, dini cemaatlerin kurduğu bu okulları kapatmak yerine 1902`de “Fransız Laik Misyonu” isimli bir kurum oluşturarak devlet gücüyle yurtdışında okullar kurma kararı aldı. Devlet destekli bu laik okullar Afrika`da Katolik okullarıyla kalitede rekabet edecek ve din karşıtı hümanist felsefeyi Afrikalılara aşılayacaktı. Ancak büyük ümitlerle kurulan bu okullardan sadece Madagaskar`da açılanı kısa süreli bir başarı elde edecekti. Diğer laik okulların tamamı dini cemaatlerin kurduğu okulların eğitim kalitesini yakalayamadığı ve Fransa`dan Afrika ülkelerine gidecek öğretmenleri bulamadığı için kısa sürede kapandı. O dönemde Fransa açısından Osmanlı coğrafyasındaki Katolik cemaatler büyük önem taşıyordu. Fransa`da 30 bin din adamının yurtdışına kaçtığı bu dönemde dünyadaki Katolik okullarına devlet yardımı hiç azalmazken, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki misyoner okullarına yapılan yardımlar yüzde 50`nin üstünde artış gösterdi. Fransa`da kilise ve din adamlarına yönelik cadı avının zirveye ulaştığı 1903-1905 yılları arasında, Fransız Dışişleri Bakanlığı`nın Osmanlı İmparatorluğu`ndaki Katolik okullarına yaptığı para yardımı büyük artış gösterdi. Fransa`daki zor şartlar nedeniyle yurtdışındaki misyoner okullara Katoliklerin yardımları azalınca okulların eğitim hayatına devam etmesi için Vatikan`la diplomatik ilişkilerini kesmiş Fransız devleti daha çok yardım yapıyordu. Fransa, bu dönemde Osmanlı`daki Katolik azınlıkların koruyucusu statüsünü korumaya devam etti. Din devleti olduğu gerekçesiyle Vatikan`la diplomatik ilişkilerini askıya alan Fransa, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında ortak bir diplomasi yürütmeye devam ediyordu. Fransız devletinin ülke içinde bütün kurumlarına el koyduğu Cizvitler sadece Lübnan`da 1890-1904 arasında okul sayısını 110`dan 188`e çıkarmıştı. Fransız diplomatlar, Katolik okullarının Müslüman dünyasında Fransız menfaatlerini savunmanın tek yolu olduğunu savunuyordu. Fransa`nın İstanbul Büyükelçisi Paul Cambon, Osmanlı`daki misyoner okullarda kısa bir sürede Türk öğretmenlerin sayısının Fransız öğretmenlerin sayısını geçeceğine dikkat çekiyor ve maddi yardımların artırılmasını talep etmişti. Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Dairesi`nin 1905 tarihli bilgi notunda şu ifadeler yer aldı: “Türkiye`de Katolik okullarına yapılan yardımlar gerçek anlamda siyasi bir amaç taşıyor. Katolik din adamları bu ülkede sivil ve yargı bürokrasisini yetiştiriyor. Onların yüzüstü bırakılması bilhassa Suriye`deki çıkarlarımıza zarar verir.” Kendi ülkelerinde tüm üyeleri sınır dışı edilen ve kurumlarına el konulan Cizvitler, çok sayıda okula sahip oldukları Mısır`da Fransa`nın Kahire Başkonsolosu`nun desteğiyle faaliyet yürütüyordu. Kahire Başkonsolosu, katıldığı bir okul açılışında, “Fransız medeniyeti ve çıkarları için çalışan Cizvitleri selamlıyorum. Kendi ülkemizde yaşanan gerilimleri bir kenara bırakmalı ve Mısır`da Fransa`nın iyiliği için birlikte çalışmalıyız.” sözleriyle Cizvitleri dahi şaşırtmıştı.ÜLKE MENFAATLERİ SÖZ KONUSU OLUNCA...Tarihçi Jerome Bocquet, keskin laik hükümetlerin bu çelişkili gibi görünen kararının arkasında yatan sebebi şu sözlerle açıklıyor: “Birçok Fransız diplomat Fransa`nın Müslüman ülkelerde nüfuzunu artırmanın en etkili yolunun Katolik cemaatler tarafından açılan bu okullar olduğunun farkındaydı. Kendi ülkelerinde irticacı ve gerici olarak nitelenen bu cemaatler, İstanbul Büyükelçisi ve Osmanlı coğrafyasındaki başkonsoloslara göre Fransız düşüncesinin Müslüman aydın kesimlerinde yayılmasını sağlıyordu.” Elbette, 1882-1905 yılları arasında Fransa`da yaşanan bu büyük kavga Türkiye`de yaşanan süreçten farklı hüviyetler taşıyor. Her şeyden önce Erdoğan iktidarı Gambetta-Combes hükümetleri gibi keskin devletçi refleksler göstermekle birlikte katı laik ve din karşıtı bir hükümet değil. Bugün Erdoğan`ın mutlak iktidarının hedef tahtasındaki Hizmet Hareketi gönüllüleri tarafından dünyanın dört bir tarafında açılan okullar da, o dönemin Katolik okulları gibi misyonerlik gayesi gütmüyor. 21. yüzyılın koşullarına uygun modern bir eğitim ve evrensel ahlaki değerleri aşılamayı amaçlıyor. Ancak güçlü bir devlet geleneğine sahip Fransa`nın böylesine ağır bir cadı avı döneminde dahi yurtdışındaki okullara milli çıkarları nedeniyle dokunmaması bugünün Türkiye`si için dersler taşıyor.Fransa`da Katoliklerin bu kara dönemi Ders kitaplarında dahi anlatılmıyor. Ancak yüzlerce yıllık bir eğitim geleneğini sürdüren Katolik okulları bugün Fransa`nın en prestijli ve başarılı eğitim kurumları arasında yer alıyor. Fransa`da yüz yıldır “dini cemaatlerin kökünü kazıma” gibi söylemler de bir daha gün yüzü görmedi.


15 Nisan 2014 Salı  17:42

Zaman

Ekonomi - `Geniş bantta Avrupa`nın en hızlı büyüyen ülkesiyiz`


Türkiye`de geniş bant internet kullanımı her geçen gün artıyor. Huawei`nin Başdanışmanı ve Singapur Yetkinlik Merkezi Direktörü Nigel Bruin, Türkiye`nin geniş bant pazarında yüksek bir ivme kazandığını ve yıllık yüzde 19,7`lik bir büyüme yaşandığını söyledi.Türkiye`de geniş bant pazarı son 5 yıldır hızlı bir şekilde büyüme gösteriyor. 2008 yılında 6 milyon olan toplam geniş bant abone sayısı, 2013`ün son çeyreği itibarıyla yaklaşık 32,6 milyona ulaştı. Uluslararası reyting ve araştırma firması Business Monitor International`ın (BMI) verilerine göre, Türkiye geniş bant pazarı kazandığı ivmeye devam ederek, yüzde 19,7 düzeyinde yıllık bileşik büyüme oranında bulunduğunu söyleyen Bruin, “Bu büyüme de Türkiye`yi Avrupa`daki en hızlı büyüyen geniş bant pazarı haline getiriyor.” dedi. Ancak, geniş bant ağı ve hizmeti geliştirmede hâlâ Avrupa Birliği (AB) komşularının gerisinde kaldığını söyleyen Bruin, “Türkiye dünya ortalamasını aşmış olsa bile, gelişmiş dünyayla karşılaştırıldığında AB ülkelerinde olduğu gibi internet penetrasyondaki durum gibi hâlâ gerisinde kalıyor.” ifadelerini kullandı.Huawei olarak, Türkiye`nin gelecek vizyonunu desteklemeye hazır olduklarını söyleyen Bruin, günümüz ve yakın gelecekte geniş bandın birçok alanda etkin şekilde kullanılacağını söyledi. Bruin, okullarda, sağlık alanında, e-ticaret, akıllı trafik uygulamaları gibi alanlarda çok yoğun kullanım olacağını belirtti. Geniş bandın sosyoekonomik faydalarının üzerinde de duran Bruin, geniş bant penetrasyonunda yüzde 10`luk artışın, ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin yüzde 1,3, istihdamda yüzde 3 ve verimlilikte ise yüzde 20 verimlilik artışı sağlayacağı bilgisini verdi.


20 Nisan 2014 Pazar  02:03

Zaman

Ekonomi - `Ticarî ilişkilerimiz Türk okulları sayesinde gelişti`


Türkiye İşadamları ve Sanayicileri Konfederasyonu (TUSKON) tarafından düzenlenen `Türkiye-Batı Afrika Ticaret Köprüsü`ne katılan Afrikalı işadamları, Türkiye`yi Türk okulları sayesinde tanıdıklarını söyledi. Afrikalı büyükelçiler ve işadamlarının ortak görüşü, ticari ilişkilerin gelişmesinde okulların gayretinin olduğu yönünde.TUSKON`a bağlı Bursa Girişimci İşadamları Derneği (BUGİAD) `Türkiye-Batı Afrika Ticaret Köprüsü` kapsamında 8 ülkeden 100`ün üzerinde işadamını Bursa`da ağırladı. Güney Afrika, Moritanya, Senegal, Gambiya, Gine, Liberya, Mali, Cape Verde ve Fildişi Sahilleri`nden zirveye katılan büyükelçiler ile işadamları, Türkiye ile kurdukları ticari ilişkilerden memnun olduklarını dile getirdi. Ülkelerinde bulunan Türk okulları ve Türk işadamlarının köprü vazifesi gördüğünü dile getiren Afrikalı işadamları, bu okulların kapatılması durumunda Türkiye ile bağlarının kopacağına dikkat çekti. Gine`nin Ankara Büyükelçisi Daouda Bangoura, ülkesinde bulunan Türk okullarından övgü ile bahsetti. Büyükelçi Bangoura, “Bu okullar çok faydalı. Özellikle ekonomik ve kültürel paylaşım açısından çok faydalı olduğunu düşünüyorum.” dedi. Okulların sayısının artırılması yönünde talepleri olduğunu anlatan Bangoura, “Ülkemizde Türk okulları dışında Fransız okulları da var. Bu tarz yabancı okulların öğrencilere burs anlamında da destek vermesi daha iyi olur.” şeklinde konuştu. Senegalli işadamı Amadou Faal ise zirveye gelmelerine, Senegal`de bulunan Türk işadamları derneği ve Türk okullarının vesile olduğunu ifade ederek, “Ticaret köprüleri vesilesiyle Türk işadamlarıyla ortak iş yapmak istiyoruz. Senegal`de bulunan Türk okullarından birini ziyaret ettim. Gördüğüm kadarıyla çok iyi bu okullar. Eğitim yönünden de çok kaliteliler, ayrıca orada Türkçe öğretiyorlar ve bu öğrencilerin Türk üniversitelerine girmeleri için bayağı bir çaba gösteriyorlar.” dedi. Amadou Faal, ülkelerine daha çok okul yapılmasını istediklerini belirtirken, “Bu bana bağlı olsa, ben bin tane daha Türk okulu açılmasını daha isterdim. Çünkü sadece okulun eğitim seviyesi değil, orada öğrencilere verilen ahlaki değerler de çok önemli ve göze çarpıyor.” diye konuştu. Senegal`den gelen başka bir işadamı Makiyou Dieme de “Bu zirve çok enteresan bir program. Burada Türkiye ve Afrika için çok güzel bir ortam oluştu. İnşallah bizim için de bir kazanım olur ve bu manada biz de Senegal ürünlerini tanıtmak için bu manada bir fuar açabiliriz belki.” diye ifade etti. Zirveye Türk okulları ve oradaki Türk-Senegal işadamları derneği aracılığıyla katıldıklarını anlatan Dieme, şöyle konuştu: “Bizim bölgemizdeki Türk okulu bu sene yeni açıldı. Senegal`de bu okullar Türkiye`nin tanıtımı için büyük rol oynuyor. Eğer bu okullar kapanırsa ülkemiz için büyük bir kayıp ve sıkıntı olur. Türk öğretmenler orada gerçekten zor şartlarda çalışıyorlar. Orada durmaları bile takdire şayan. Ama her şeye rağmen onlar oradan giderse Türkiye ile bağlar tamamen kopar ve Türkiye`yi tanıma ve Türkiye ile iş konusunda alışverişimiz zorlaşır.” Türkiye`ye gelme sebeplerinin Türkiye`nin kaliteli ürünlerini ülkelerine ithal etmek olduğunu söyleyen Gambia Ticaret, Sanayi ve İşadamları Odası Genel Menajeri Beatrice A. Prom, “Gelen işadamları için Türkiye yeni bir pazar. Bu zamana kadar farklı ülkelerle ticaret yapıyorlardı ama şimdi bizim önceliğimiz Türkiye oldu. Beklentilerimizin tamamı şu anda karşılandı. Özellikle de bu iş görüşmeleri çok verimli geçiyor. Türk üreticileri ürünleri getiriyor, biz de bunları kendimiz görüp alma fırsatı buluyoruz. Ayrıca, fabrikaları gezip işbirliğini artırmayı hedefliyoruz. Tüm bu ikili iş görüşmelerinden sonra da Türkiye ile Gambia arasında artık bir iş ortaklığı kurulacaktır.” ifadelerini kullandı.


16 Nisan 2014 Çarşamba  02:03

Hürriyet

Spor - Koç Fest iÇiN geri sayım başladı


185 ülkeden 22 bini aşkın sporcunun katılacağı Türkiye Koç Fest Üniversite Spor Oyunları yarın başlayacak.


20 Nisan 2014 Pazar  03:14

Hürriyet

Ekonomi - .istanbul Topbaş`a emanet!



20 Nisan 2014 Pazar  03:14

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  

ülke tv 29 ocak perşembe sıradışı programı  hijacked  atv ana haber geçmiş  24 10 2009 fox tv ana haber canly izle  ülke tv 29 ocak perşembe sıradışı programı  çorumda emekli polis memuru cinayeti  hürüyet akdeniz gazetesi  23 nisan pozitif deneme sınavı cevapları mİllİyet  ülke tv 29 ocak perşembe sıradışı programı  31 ekim 2009 habertürk arşiv  antares  tespo çekiliş listesi  27 mart ygs denemesi cevap anahtarı  dünkü kontv televizyonundaki opet konya haberi  mart 05 sarp sinir açİlİşİ  9 nisan 2009 deneme  10 ocak hava durumu aydın gece gündüz  15 05 2009 trt 1 ana haber bülteni video izle  istanbul autoshow  27 ocakta yayımlanan pirelli  17 nisan fox ana haber bultenini izle  ankara cinayet haberi