Bulunan Haber Sayısı: 2.017
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Afgan Milli Eğitim Bakanı Nang: Yeni Türk okulları açın, binaları biz yapalım


İktidarın `paralel yapı` paranoyasıyla kapattırmak için kara propaganda yürüttüğü Türk okulları, aleyhteki çalışmalara rağmen büyük teveccüh görmeye devam ediyor.Türk okullarının en çok takdir gördüğü ülkelerin başında ise kardeş ülke Afganistan geliyor. Bu yıl 23 okulda 600`ü aşkın mezun veren Afgan Türk okullarının dün başkent Kabil`de mezuniyet töreni vardı. Törene katılan Afganistan Milli Eğitim Bakanı Asif Nang, “Bu okullarda ülkemizi kurtaracak yeni bir nesil yetişiyor.” övgüsünde bulundu. Altı şehirde eğitim veren gönüllülerden farklı vilayetlerde yeni okullar açmalarını, Türk okullarının ülke çapına yayılmasını isteyen Afgan bakan, “Açılacak okulların binalarını da biz yapacağız.” dedi. Nang, ülkedeki çatışma ortamına rağmen `gönül köprüleri kurmaya devam eden` Türk öğretmenlere teşekkür ederken, “Bir okuldan başlayıp şu anda 23 okula ulaşan Türk okullarına ülkemizin de katkısının olmasını istedik. Türk okulu olmayan vilayetlerde okul binası desteği sağlayarak daha çok Türk okulunun açılmasını planlıyoruz.” diye konuştu.Nang, birçok milletvekili, bürokrat ve kanaat önderinin katıldığı törendeki konuşmasında, “Bugün hepimiz çok sevinçli ve mutluyuz. Ülkede bu kadar huzursuzlukları göz önünde bulundurduğumuzda, sizin okullarınızda işte bu buhranlardan ülkeyi kurtaracak yeni nesiller yetişiyor. Çünkü atılan tohumlar artık fidan olmaya başladı ve halkımız gelecekte her birinin meyvesini mutlaka görecektir.” ifadelerini kullandı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Dr. Gulam Geylani Humayun da Türk okullarının Afganistan`ın geleceğinin temelini attığını belirterek, “Çok zor zamanlarda, hiçbir yabancı Afganistan`a gelemezken Türkler geldi ve eğitim faaliyetleriyle yanımızda oldu ve çocuklarımızı eğitmeye başladı. Onlar insan yetiştirdi ve bu yetişen insanlar sayesinde ülkemizin geleceği daha da düzelecek inşallah.” dedi. Afgan-Türk Çağ Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Numan Erdoğan ise 1995`ten bu yana faaliyet gösteren Afgan Türk Okulları`nın şimdiye dek 5 bini aşkın mezun verdiğini söyledi.


23 Aralık 2014 Salı  02:14

Hürriyet

Yazarlar - Merkez faiz kararıyla Erdoğan`ı üzecek - Erdal SAĞLAM


MERKEZ Bankası yılın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını yarın yapacak.


23 Aralık 2014 Salı  04:56

Zaman

Manşet - Zarrab`ın paraları da faiziyle iade edilecek


17 Aralık büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun kilit ismi İranlı Reza Zarrab`ın yardımcısı Abdullah Habbani`nin işyerinde ele geçirilen para ve altın, 55 bin TL`lik yasal faiziyle birlikte yarın kendisine iade edilecek.Cumhuriyet Savcısı Ekrem Aydıner, 17 Ekim`de işadamı Reza Zarrab, Süleyman Aslan, Barış Güler ve Kaan Çağlayan`ın da aralarında bulunduğu 53 kişi hakkında `usulüne uygun delil toplanamadığı` gerekçesiyle dosyaya takipsizlik vermişti. Takipsizlik kararına yapılan itirazların da reddedilmesiyle eski İçişleri Bakanı Muammer Güler`in oğlu Barış Güler ve eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan`ın evlerinde bulunan paralarının iadesi için karar alınmıştı. Bu gelişmenin ardından Zarrab`ın yardımcısı Habbani`nin avukatları, savcılığa başvuru yaptı. Şirkette ele geçirilen 1 milyon TL, 800 bin Euro, 60 bin dolar ve 2 kilogram külçe altının iade edilmesini talep etti. Yasa gereği devlet bankasına yatırılan paralar için 55 bin TL faiz işledi. 2 kilogram külçe altın ise adliyenin alt katında bulunan adli emanet odasında muhafaza edildi. Habbani, bugün İstanbul Adalet Sarayı`na giderek bankadaki paralarını alabilmek için gerekli imzaları attıktan sonra talimat yazısı alacak.


23 Aralık 2014 Salı  04:55

Zaman

Manşet - Afgan eğitim bakanı: Türk okulu açılışına kendi okulumuzdan daha çok seviniyoruz


Afganistan`ın Pakistan ile sınır şehri Nangarhar Vilayetinin merkezi Celalabat`ta Afgan-Türk Çağ Eğitim Kurumları (ATCE) tarafından yapılan okul tamamlandı. Okulun açılışında konuşan Afganistan Milli Eğitim Bakanı Faruk Vardak, Türk gönüllüler için `Zor dönemlerde herkes ülkeyi terk ederken, onlar geldiler ve okul açtılar.` dedi. Vardak, Türk okulunun açılmasıyla beraber duyduğu sevinci ise şu sözlerle dile getirdi: `900 tane Nangarhar`da okul var. Ama beni hiçbiri bu okulun açılışı kadar sevindirmiyor.`Afganistan`daki Türk okulunun açılış törenine Milli Eğitim Bakanı, Nangarhar Valisi, Bakan Yardımcısı, ATCE Yönetim Kurulu Başkanı ve üst düzey bürokrat ve birçok Afganlı katıldı. Törende konuşma yapan Afganistan Milli Eğitim Bakanı Faruk Vardak, ATCE`nin ülke genelinde büyük başarılara imza attığını ve bunu bir kez daha kanıtlayarak medeniyetin merkezi olan Celalabat`ta da gösterdiğini söyledi. Ayrıca Afganistan`ın zor günlerinde tek dost ülkeyi terk etmeyen kişilerin Türkler olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi: `Birkaç senedir bu okulun açılması için hasret çekiyorduk. BM`de çalışırken ilk lise 1995 yılında Şibirgan`da açıldı. O dönemde herkes Afganistan`ı terk etmişken Afgan halkının yanında tek dost ülke Türkiye`ydi. En zor dönemde herkes giderken, onlar geldi ve okul açtı.``ZOR DÖNEMİMİZDE BİZE İNSAN YETİŞTİRDİLER`Açılış konuşmasında Türkiye-Afganistan dostluğuna vurgu yapan Milli Eğitim Bakanı Vardak, okulların en ihtiyaç duyulan zamanda iyi bir nesil yetiştirdiğini de şu sözlerle ifade etti: `Bizim en zor dönemde insan yetiştirmeye çok ihtiyacımız varken, onlar gelerek bize insan yetiştirdiler. Sizlerin huzurunda bir kere daha Türk halkına ve özellikle bu hayır kuruluşlarına özellikle teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bu dostluk 100 sene ile resmi halini aldı.``900 OKULUMUZ VAR; HİÇBİRİ BURANIN AÇILIŞI KADAR BENİ SEVİNDİRMEDİ``Bana neden bu okullar hakkında çok sevindiğimi bilmek istiyorlar` şeklindeki soruya muhatap kaldığını belirten Vardak, bunun nedenini şu şekilde açıkladı: `7 yıllık bakanlığım süresince bu şehirde bir Afgan Türk okulu açılması için çok uğraş verdim. Bu lisenin açılışına çok seviniyorum. 900 tane Nangarhar`da okul var. Ama beni hiçbiri bu okulun açılışı kadar sevindirmiyor. Sebebi de bu okullar bizleri yurtdışında çok iyi temsil ediyor ve uluslararası alanda buraya madalyalar getiriyor.`OKULLARDA İDEAL İNSAN YETİŞİYOR``Sevinme nedenlerimden birisi de bu okulların her yerde ve her alanda marka olarak karşımıza çıkmasıdır.` şeklinde konuşmasına devam eden Vardak, Türk okullarının diğer okullardan farkını ise şöyle ifade etti: `Buradaki yetişen öğrenciler ideal insan olarak yetişiyor. Bu okullar hiçbir bölge ve millet ayrımı yapmadan gelen herkese kapısını açarak eğitim veren kurumlardır. Aslında burada model olarak ideal insanın yetişmesi diğer okullara da örnek olacaktır.`Vardak ayrıca, okullarda sadece eğitimli değil aynı zamanda seviyeli ve terbiyeli gençlerin de yetiştiğine dikkat çekti: `Bizim çocuklarımızı Afgan kültürü ve İslami değerler çerçevesinde asil birer kişi olarak yetiştiriyorlar.`Eğitimden beklenenleri dört ana grupta toplayan Vardak, Türk okullarında verilen eğitimin tüm bu beklentileri karşıladığı söyledi. Vardak, eğitimden beklenileni ise şu maddelerle açıkladı: `Birincisi ilimdir; bunu bu okullar güzel yapıyor. İkincisi ilimi amele dökmektir. Üçüncüsü de ilim ve amelin sonucu olarak ortaya çıkan hünerdir ve bunu başkalarına aktarmaktır. Sonuncusu da bu okulların İslami değerlere ve Afganistan`ın değerlerine uygun insan yetiştirmesidir.``AFGANİSTAN`DAKİ KARIŞIKLIKLARIN EN BÜYÜK SEBEBİ EĞİTİMSİZLİK`Afganistan Milli Eğitim Bakanı Vardak, ülkedeki karışıklıkların temel sebebinin eğitimsizlik olduğuna dikkat çekti. Türkiye`nin ise sorunu temelden çözmek adına Afganistan`da birçok okul açtığını hatırlattı. Bu bağlamda ATCE`nin Afganistan`da hizmete açtığı okullarda 5700 Afgan-Türk öğrencinin eğitim gördüğünü açıkladı. Vardak, konu ile ilgili düşüncelerin şu cümlelerle özetledi: `Afgan-Türk okulları birer marka olarak başka ülkeleri de eğitim alanında harekete geçirmiştir. Afganistan`da karışıklıklarının en büyük sebebi eğitimsizliktir. Bu ülkeye düşman olanlar, bu ülkeyi karıştırıyorlar. Ama Türkiye gibi dost ülkeler bu sorunu temelden çözmek adına eğitim yuvaları açarak dostluklarını ortaya koyuyorlar`AFGAN HALKININ GÖNLÜNDE TAHT KURDUİlk olarak Nangarhar devlet okulu binasında 2011 yılında eğitimine başlayan Celalabat Momin Afgan Türk Erkek Lisesi`nin yeni binası, 22 dönümlük arsa üzerine kuruldu. Çağın gereklerine uygun olarak donatılan 2 katlı bina, 24 sınıfı ile hizmete açıldı.ATCE Yönetim Kurulu Başkanı Numan Erdoğan okul ile ilgili açıklamalarda bulundu. Erdoğan, okulun yapımına destek veren Türk ve Afganistanlı işadamlarına ise şu sözlerle teşekkür etti: `Celalabat`da ki bu okulun açılmasının en büyük hususiyetlerinden bir tanesi Afgan halkının gönlünde Afgan-Türk okullarının taht kurduğunun en büyük nişanesidir. Bu okul Afganistanlı işadamlarının vesilesi ile açılmıştır. Ciddi bir hayırlı işe vesile oldular. Türk ve Afganlı işadamlarının destekleri ile bu okulların sayıları her geçen gün artarak devam edecektir.`


26 Kasım 2014 Çarşamba  11:32

Zaman

Manşet - Müdür atamalarındaki skandallar bitmiyor


Seyhan Milli Eğitim Müdürlüğü`nün okul müdürlerini ellerinde somut bir belge olmamasına rağmen görevden alması üzerine yargıya giden müdürler, skandal bir durumla karşılaştı.Yönetici değerlendirme sonuçlarına itiraz eden müdürlerin formlarında değişiklik yapıldığı ortaya çıktı. Sabancı İlkokulu Müdürü Süleyman Avcı, görevden alınınca mahkemeye başvurdu. Mahkeme de Milli Eğitim Müdürlüğü`nden puanlama formlarını istedi. Ancak Milli Eğitim Müdürlüğü, okul aile birliği başkanının Avcı`nın performansı hakkında yaptığı değerlendirmelerin tam tersini içeren formu mahkemeye sundu. İddiaya göre, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, okul aile birliği başkanının şifresini kullanarak formda değişiklik yaptı.Türk Eğitim-Sen Adana 1. No`lu Şube Sekreteri Durdu Mehmet Girgeç, okul müdürlerinin görevden alınmalarında hukuksuzluklar yaşandığını söyledi. Müdürlerin değerlendirmelerinin yapıldığı okul aile birliği puanlamaları ile bakanlığın mahkemeye gönderdiği formlarda değişiklikler olduğunu ifade eden Girgeç, skandalı şöyle anlattı: “Olay ortaya çıktıktan sonra okul aile birliği başkanı ile görüştük. Kendisinin verdiği form üzerinde giriş yaptığı tarih ve saat belli, bu tarih ve saatten sonra sisteme giriş yapmadığını söyledi. Ancak ilçe milli eğitim müdürlüğünün mahkemeye sunduğu evrakta hepsini `hayır` olarak gördüğünü ve şaşırdığını belirtti. Burada ya sistemsel bir hata var, ya ilçe milli eğitim müdürlüğü `evet`leri hayır olarak yaptı ya da okul aile birliği başkanının haberi olmadan onun şifresi ile verdiği `evet`ler `hayır` olarak yapıldı.”Bu değişiklik nedeniyle kafalarında soru işaretleri oluştuğunun altını çizen Girgeç, şu ifadeleri kullandı: “Dolayısıyla diğer okul müdürlerinin puanlamalarının da incelenmesi gerekiyor. Okul aile birliği başkanının puan verdiği tarih ve saat belli, bu saatten sonra sisteme giriş yapmıyor. Eğer bakanlık kendinden eminse, bu notların hangi tarihte, hangi IP numarasından yapıldığı bellidir, bunu yayınlasın. Görevden alınan okul müdürleri, başarısız oldukları için değil farklı sendikadan oldukları için görevden alındılar. Eğitim Bir-Sen`li olmayan herkes görevden alındı. Milliyetçi, muhafazakâr, görevini iyi yapan kişi var ise `paralel yapı` denilerek görevden alındı. Başarı ve liyakate kesinlikle bakılmıyor.”


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Asansör bozulunca eve mahkum olan Dilara: Yalvarıyorum, okula gönderin


Doğuma bağlı `Serebral Palsi ve Hidrosefali` hastalığına yakalanan Dilara Özen`in geçen yıl gittiği ortaokul bu sene ilkokula döndü. Dilara`nın gideceği evinin uzağındaki okulun ise asansörü bozuk olunca, talihsiz kız eve mahkum oldu.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı`ya gözyaşları içerisinde seslenen Dilara Özen, `Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı amca, lütfen servis ayarlayın ve asansörü yaptırın. Lüften, rica ediyorum, birinci dönem bitmeden okulumu istiyorum, yalvarıyorum, okuluma dönmek istiyorum.` dedi. Erken doğuma bağlı `Serebral Palsi ve Hidrosefali` hastalığına yakalanan Dilara, yıllardır yürüyemiyor. Babası 7 yıl önce bir kazada ölen Dilara`nın annesi Selda Kurt da sağlık çalışanı olarak görev yapıyor. Dilara`nın bütün bakımını anneannesi Döne Kurt üstlendi. 65 yaşındaki Döne Kurt, geçen seneye kadar torununu her gün evlerinin yanındaki okula tekerlekli sandalye ile götürüyordu. 4+4+4 sistemiyle birlikte ilkokul ve ortaokullarda yaşanan dönüşümün faturası, bu kez Bursa`nın Osmangazi ilçesinde ikamet eden 14 yaşındaki bedensel engelli Şevval Dilara Kurt`a kesildi. Geçen sene evinin hemen yanında bulunan Mustafa Münevver Olağaner İlköğretim Okulu`nun 6`ncı sınıfında eğitim alan Dilara, okulunun ilkokula dönüştürülmesiyle birlikte evine uzak bulunan Başöğretmen Ortaokulu`na gitmek zorunda bırakıldı. Dilara, yeni okulunda asansörün arızalı olması ve uygun servis bulunmaması sebebiyle eve mahkum bırakıldı. `YALVARIYORUM, OKULUMA GİTMEK İSTİYORUM, YAZAR OLMAK İSTİYORUM`İki aydır okuluna gidemediğini belirten Şevval Dilara Özen, yaşadıklarını şöyle anlattı: `Servis ve okulda asansör olmadığı için gidemiyorum. Okuluma gitmeyi çok istiyorum ama uzaktaki okulumda asansör olmadığı için gidemiyorum. Daha önce okulum, evimizin hemen yanındaydı, şimdi 4+4+4 eğitim sistemi sebebiyle dönüşüm olunca okulum uzaklaştı. Bu sene 7`nci sınıfa gidecektim. Geçen sene okulum hemen buradaydı. Şimdi Başöğretmen Ortaokulu`na gönderdiler beni, 4+4+4 yüzünden. Yetkililere sesleniyorum; ben artık okula gitmek istiyorum, ne olursunuz, engellemeyin. Sadece bunu diyorum. Büyüyünce yazar olmak istiyorum. Dışarıyla tek bağlantım okul ve ben bu bağlantının kesilmesini istemiyorum. Ben artık okuluma gitmek istiyorum, ne olursunuz biran önce yalvarıyorum artık yani, ne olursunuz gitmek istiyorum. Ben arkadaşlarıma kavuşmak istiyorum. Rica ediyorum, çok rica ediyorum. Evdeki eğitimi almak istemedik. Dışarıyla tek bağlantım okulum şu anda. Ben okuluma gidip derslerimle, arkadaşlarımla ilgilenmek istiyorum, bunlarla ilgilenmek istemiyorum.`BAKAN AVCI`DAN YARDIM İSTEDİMilli Eğitim Bakanı Nabi Avcı`ya da seslenen Dilara Özen, `Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı Amca, lütfen bana servis ayarlayın ve asansörün yaptırın. Lütfen rica ediyorum, birinci dönem bitmeden okulumu istiyorum, okuluma dönmek istiyorum. Sizden başka bir şey istemiyorum. Şu anda servis istiyorum. Beklemek istemiyorum, eğitimime devam etmek istiyorum, normal bir insan gibi.` diye ifade etti.Anneanne Döne Kurt ise şunları söyledi: `Okul değişince çocuğumuz gidemedi. 6 yıldır eğitim hayatı boşa gitti. Üç yıldır okulda ben akşama kadar oturmuştum, sonra arkadaşlarıyla alışmıştı. Doğuştan beri kendisi rahatsız. Erken doğumdan kaynaklanan hastalığı var. Eğitimi çok seviyor. Biz onlardan bir şey istemiyoruz; okulun asansörünü yaptırsınlar, bir de servis ayarlasınlar. Dışarıya gidince hava almış oluyor. Orada arkadaşlarıyla oynuyor, onlar bunu çok seviyor. Okulda asansör var ama tamir edilecekmiş. Tamir edilmeyi bekliyor. Gelmiş, bakmışlar `ödenek yok` demişler. Sınıfı ikinci veya üçüncü katında. Asansör olmadığı için gidemiyor. Geçen seneki okulda asansör vardı. Laboratuvarlar yukarıda, onlara hep çıkıyordu. Burada iyiydi, alınmasaydı. Her gün Dilara ile gidiyordum.``MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ, VALİLİK VE BİMER`E MÜRACAAT ETTİM AMA ÇÖZÜM ÜRETEMEDİK`Dilara`nın okula dönmesi için çalmadık kapı bırakmayan anne Selda Kurt ise `Yetkililer bir kez olsun eve dahi gelmedi. Kırgınım. Uygun bir servis aracı ayarlanması ve asansörün yaptırılması için ilçe milli eğitim müdürlüğü, valilik ve BİMER`e müracaat ettim ama çözüm üretemedik. Sadece Dilara için de mücadele etmiyorum, kızım gibi engelli çocukların durumu için mücadele ediyorum.` diye konuştu.


20 Kasım 2014 Perşembe  15:17

Zaman

Manşet - Türk okullarının Türkiye`ye faydası 1


1990`lı yıllardan itibaren Türk müteşebbisler, Orta Asya`da eğitim kurumları açtı. İlk kurulan örnekler o kadar başarılı oldu ki gelişmekte olan ve çok da başarılı bir eğitim modeli olmayan Türkiye kaynaklı bu okulların dünyanın değişik bölgelerinde yenilerinin kurulması mümkün oldu.Bugün sayıları tam bilinmemekle birlikte 160`tan fazla ülkede Türk müteşebbisler tarafından kurulmuş birkaç bin eğitim kurumu olduğu söylenebilir. Bu kurumlar tamamen sivil toplum inisiyatifinde gerçekleştiğinden finansmanında Türk Devleti`nin herhangi bir katkısının olmadığı bilinmektedir. Ancak sivil kaynaklı da olsa tamamen gönüllü yardımlar çerçevesinde de gerçekleşse önemli bir finansal kaynağın Türkiye`den dünyanın farklı bölgelerine aktarıldığı gerçeği yadsınamaz. Belki de finansal kaynaktan daha da önemlisi, Türkiye`nin hem eğitimli hem de milleti için büyük fedakârlıklar yapmaya razı büyük bir yetişmiş insan grubunun bu kurumlarda (Türkiye dışında) çalışıyor olmasıdır. Dolayısıyla finansal ve beşeri sermaye maliyeti bu kadar büyük olan bir projenin soğukkanlılıkla bir değerlendirmeye tabi tutulması kanaatimce oldukça önemlidir. Bu yazıda konuyla ilgili ben ve iki arkadaşımın yaptığı bir çalışmanın bulgularını özetlemeye çalışacağım.Öncelikle Türk okullarını kuran müteşebbislerin, ne Türkiye için, ne Hizmet adını verdikleri grup için, ne de kendi şahısları için maddi ve iktisadi bir menfaat beklemediklerini ısrarla vurguladıklarını söylemeliyim. Kurumların kuruluş amacı olarak cehaleti ve ayrımcılığı azaltarak insanlığa hizmet etmek olduğunu belirtiyorlar. Çoğunluğu itibarıyla, bu kadar net ifade etmeseler de insanlığa bu şekilde yardım ederlerse Allah`ın onları cennete koyacağını ümit ettikleri belli oluyor. Gözlemlediğim kadarıyla niyetlerindeki bu duruluk hakkında şüphe etmemizi gerektiren herhangi bir sebep de bulunmuyor. Özellikle şahıslarına yönelik haklı veya haksız menfaat elde etmeme konusuyla ilgili olarak en muhalif duruşlu insanlar bile hayretlerini (bazen de hayranlıklarını) ifade ediyorlar. Ancak bireylerin bu art niyetsiz duruşları millet olarak (veya Hizmet grubu olarak) bu kurumlarla ilgili soğukkanlı bir analiz yapılmasına engel değildir.Ben iki bölümden oluşan bu yazıda, okulların sadece iktisadi faydalarına ve yalnızca Türkiye`ye olan faydalarına odaklanacağım. Okulların manevi faydalarını ve bulundukları ülkelerin milletlerine olan yararlarını önemsemediğimden değil, uzmanlık alanımın o alanlarla ilgili yetkin söz söylememe imkân vermemesinden dolayı. Önce meslektaşlarım Faruk Ballı ve Oğuz Uras ile gerçekleştirdiğimiz Türk okullarının Türkiye`nin ikili ticaretine katkılarıyla ilgili çalışmamızın bulgularını özetlemek istiyorum.İsterseniz kullandığımız yöntemle ilgili kısa bir özet vereyim. Onlarca yıldır ekonomistler, ülkeler arasındaki ikili ticareti belirleyen faktörler üzerinde araştırmalar yapmaktadır. En çok kabul gören ve ampirik gözlemlerle de en çok desteklenen görüşe göre, iki ülke arasındaki ticaret ülkelerin iktisadi büyüklükleri ile pozitif, uzaklıklarıyla ise negatif bir ilişki içindedir. Yani ülkelerin milli gelirleri büyüdükçe, birbirleriyle yaptıkları ticaretin hacmi de büyümektedir. İki ülkenin birbirlerine olan uzaklıkları konusu ise biraz daha karmaşıktır. Bu uzaklık doğrudan coğrafi uzaklık olabildiği gibi, idari yönetim şekilleri, resmi dilleri, ticaret anlaşması üyelikleri gibi faktörler de analizlerde bu uzaklık kavramı içerisinde kullanılmaktadır. Kabaca iki ülke arsındaki ticaret hacminin birbirine coğrafi olarak yakın, benzer idari yönetim şekilleri olan, benzer veya aynı dili konuşan ülkelerde vs. daha fazla olması beklenmektedir.Biz de standart olarak kullanılan bu yöntemi benimsedik. Türkiye`nin ülkelerle ikili ticaret hacimlerini etkileyen faktörleri inceledik. Literatürde kullanılan temel etkenlere ilave olarak ülkede açılmış olan Türk okullarını da analizlerimize dâhil ettik. Bize oldukça çarpıcı gelen bir sonuç elde ettik. Türk okullarının daha fazla açıldığı ülkelerle Türkiye`nin dış ticaretinin diğerlerine göre çok daha hızlı arttığını belirledik. Yani Türk okulları ikili ticaretimizin gelişmesine katkı yapmaktadır. Bu noktada okuyucunun aklına haklı olarak, belki de Türk müteşebbisler ikili ilişkilerin (iktisadi ve diğer) gelecekte daha çok gelişeceğini bekledikleri ülkelerde bu okullar açtılar. Dolayısıyla Türk okulları ile dış ticaretteki hacim gelişmesi arasındaki pozitif korelasyon aslında Türk okullarının dış ticarete katkısını değil, Türk eğitim müteşebbislerinin öngörüsünü gösteriyor olabilir. Bu yazıda teknik detaylara girmek istemiyorum ancak çalışmada istatistiki yöntemlerle bunun böyle olmadığını, Türk okullarının gerçekten de ikili ticaret hacmini artırdığını gösteriyoruz. İlgilenenler önümüzdeki aylarda Economic Modelling dergisinde yayınlanacak olan makaleye müracaat edebilirler.Peki, Türk okulları ikili dış ticareti nasıl etkileyebilir? Her ne kadar bu soruya verecek net cevabımız olmasa da bazı tahminlerde bulunabiliriz. Birincisi bu okullar kuruluşları ve operasyonları sırasında bulundukları ülkelerin resmi kurumları tarafından çok detaylı bir şekilde incelenip, teftiş ediliyorlar. Çoğunluğu itibariyle hem resmi kurumlar tarafından hem de bulundukları ülkelerdeki geniş halk kitleleri tarafından güvenilir bulunuyorlar. Bu da ister istemez hem geniş anlamda Türkler için hem de daha dar anlamda bu okulların referans oldukları Türk müteşebbisler için olumlu bir hava oluşturuyor. Birçok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede dış ticaret operasyonlarının resmi prosedürlerinin tam olarak oluşmadığı göz önüne alınırsa bu network ve iyi niyet kredisinin önemi daha fazla ortaya çıkar. İkincisi Türk okullarında bu ülkelerin iktisadi ve siyasi elitlerinin yakınları ve/veya zekâ ve beceri yönüyle gelecek potansiyelleri yüksek çocukları eğitim görüyor. Bunlar gerek okullarında aldıkları Türkçe eğitimi ile, gerek Türk eğitimcilerin şahıslarında gördükleri Türk kültürü ile gerekse Türkiye`ye düzenledikleri gezilerde gördükleri Türk yaşayışı ile, en geniş anlamıyla Türkiye`ye daha yakın hale geliyorlar. Zaten analizlerimize Türk okulları faktörünü ilave ettiğimizde toplulukların aynı dili konuşuyor olmasının etkisinin azaldığını gözlemledik. Başka bir ifadeyle Türk okulları iki toplum arasındaki dil farklılığından kaynaklanan engelleri azaltarak ticaretin gelişmesine katkıda bulunuyor. Burada Türk okullarında görev yapan eğitimcilerin de bulundukları ülkelerin dillerini öğrendiklerini ve okulların finansmanına katkıda bulunan Türk esnaf ve işadamlarının da bu ülkeleri düzenli olarak ziyaret ettiklerini not etmeliyim. Bu faktörlerin de ticarete katkısının olduğunu düşünüyorum.Ancak bir noktayı daha vurgulamak istiyorum. Bu okulların Türkiye`nin iktisadi kazanımları için bir perde olması akla gelebilir. Araştırmayı yapan arkadaşlarım ve ben bunun böyle olmadığını düşünüyoruz. Türk okulları bu ülkelere olan Türk ihracatını artırmakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye`nin bu ülkelerden yaptığı ithalatı da önemli ölçüde yükseltiyor. Dolayısıyla ticaret iki tarafın da menfaatini olumlu yönde etkiliyor. İkincisi Türk okullarının finansmanına katkı yapan girişimcileri incelediğimizde bunların çok büyük oranda küçük ve orta ölçekli firma sahipleri olduğunu görüyoruz. Küçük ve orta ölçekli firmaların ise tanım gereği karşı ülkelerle ticari ilişkilerinde suiistimal etmeleri, sömürmeleri mümkün değildir. Zaten suiistimaller olsaydı, ticari ilişkiler uzun süreli devam etmez belirli süre sonunda azalma sürecine girerlerdi. Dolayısıyla analizlerden çıkardığımız temel sonuç, Türk müteşebbisler gittikleri ülkelerde eğitime yatırım yaparak, sadece cehalet ve ayrımcılığı azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda dış ticaretin önündeki doğal (yabancı dil, kurumsallaşamamadan kaynaklı güven sorunu vs.) zorlukları azaltarak, Türkiye ile olan ikili ticareti de olumlu yönde etkiliyorlar.*İstanbul Toplum, Siyaset ve Ekonomi Araştırmaları


17 Kasım 2014 Pazartesi  02:05

Zaman

Manşet - Belge tahrifatı skandalında 2. perde: MEB bu kez de mahkemeye gönderdiği belgeyi yalanladı


Zaman`ın dün “MEB mahkemeye gönderdiği formda, `evet`leri `hayır` yaptı” manşetiyle duyurduğu skandalın ikinci perdesinde bu kez yalanlama krizi yaşanıyor.Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Zaman`ın dün yayınladığı haberle ilgili yalanlama yayınladı. Mahkemeye gönderilen belgeyle orijinal belge arasında fark olmadığını savunan MEB, müdürün orijinal değerlendirme formundaki puanla mahkemeye savunma amacıyla gönderilen formdaki puanın 70,75 olduğunu, dolayısıyla haberin iftira olduğunu iddia etti. Ancak MEB`in mahkemeye gönderdiği belge tam tersini gösteriyor. İstanbul 8. İdare Mahkemesi`nde de bulunan MEB`in tahrif ettiği belgede ise değerlendirme puanı 53 olarak görülüyor. MEB, böylece mahkemeye gönderdiği belgeyi de yalanlamış oldu.Ağustos ayında MEB tarafından çalıştığı okulda 4 yılını dolduran okul müdürlerinin değerlendirmesi kapsamında 16 bin okul müdürü değerlendirmeye alındı. İlçe milli eğitim müdürü, şube müdürü, okuldaki en kıdemli öğretmen, kıdemi az öğretmen, öğretmenler kurulunun seçtiği iki öğretmen, öğrenci meclis başkanı ve okul aile birliği başkan ve yardımcısının puanlarına göre yapılan değerlendirme sonucuna göre 7 bin okul müdürü kritik eşik olan 75 puanın altında kaldı. Bazı okul müdürleri bu karara itiraz ederek dava açtı. Onlardan biri de Zeynel Özgün, Eğitim Sen İstanbul 7 Nolu Hukuk Sekreteri de olan Okul Müdürü Özgün, puanının beklediğinden az gelmesi üzerine bilgi edinme yasası kapsamında MEB`den değerlendirme formunu talep etti. Kendisine verilen formda 70,75 puan aldığı görülüyordu. Bunun üzerine formla ilgili MEB`e dava açtı. MEB, İstanbul 8. İdare Mahkemesi`ne gönderdiği yazılı savunmada davacı Zeynel Özgün`ün yetersiz puan aldığını belirterek değerlendirme formunu mahkemeye sundu. Mahkemenin MEB`in sunduğu savunmayı ve belgeyi okul müdürüne göndermesi ise bir skandalı ortaya çıkardı. Zira MEB`in 26.09.2014 tarihinde mahkemeye sunduğu değerlendirme formunda Zeynel Özgün`ün puanı 53 olarak görünüyordu. Durum karşısında şok olan Özgün, MEB`e sahtecilik davası açmaya hazırlanıyor.Öte yandan MEB Basın Müşaviri Abdulkadir Özkan, dün yayınladığı açıklamayla Zaman`ın haberini yalan ve iftira olduğunu, MEB`in mahkemeye gönderdiği belgeyle orijinal belge arasında bir fark olmadığını ve okul müdürünün puanının 70,75 olduğunu açıkladı. Ancak MEB`in mahkemeye gönderdiği belge yine MEB`i yalanlıyor. MEB`in mahkemeye gönderdiği belgede, okul müdürüne `evet diyerek` olumlu puan veren öğretmenlerin değerlendirmeleri `hayır`a çevrildiği görülüyor.


14 Kasım 2014 Cuma  16:13

Zaman

Manşet - Pakistan`da kanlı okul baskını sonrası görüntüler dehşete düşürdü


Pakistan`ın Peşaver şehrinde Taliban`ın düzenlediği terör saldırısı sonucu 141 kişinin öldüğü okul medyaya açıldı. Çekilen görüntüler okul içerisinde yaşanan vahşeti gözler önüne serdi. Pakistan`ın Paşever kentinde içinde asker yakınlarının ve çocuklarının olduğu okula Taliban`ın düzenlediği saldırı sonucu 141 kişi ölmüştü. Pakistan`ı yasa boğan kanlı okul saldırısında inceleme çalışmaları devam ederken, bugün basının okul içerisinden görüntü almalarına izin verildi. Bugün medyaya izin verilmesi ile okulda nasıl bir vahşet yaşandığı da gözler önüne serildi. Pakistan`da harabeye dönen okulda gözlükler, üniformalar, kalemler, sıralar, defterler ve kitaplar kana bulandı. Bazı odalarda patlamanın etkisiyle sınıf içindeki malzemeler yandığı, birçok odanın duvarlarında yüzlerce mermi izi olduğu gözlemlendi. Konferans salonun her köşesinde kan ve mermi kovanları bulunuyor. Okul sıraları ve masalar mermilerden dolayı delik deşik olmuş durumda. Pakistan`ı yasa boğan kanlı okul saldırısında inceleme çalışmaları devam ederken, okul içinde patlayan bomba çevrede paniğe yol açmış, patlamanın bir bombanın imha edilmesinden kaynaklanabileceği belirtilmişti. Öte yandan, saldırının detayları da ortaya çıkmaya başladı. Elim saldırı sırasında öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun konferans salonunda ilk yardım eğitimi aldığı kaydedildi. Eyalet başbakanı Pervez Kattak ölenlerin ailesine 5 bin dolar, yaralılara ise 2 bin dolar para yardımı yapılacağını açıklamıştı. (CİHAN)


17 Aralık 2014 Çarşamba  16:26

Zaman

Manşet - Türk okulunun tuğlaları Romen velilerden


Temeli `Kurban Bayramı`nda atılan 2 bin öğrenci kapasiteli Uluslararası Bükreş Bilgisayar Lisesi için `Bir Tuğla`da Sen Al` kampanyası düzenlendi. Romen veliler okulun ihtiyacı olan 220 bin tuğlanın 100 binini tanesi 1 Euro`dan satın aldı. Okulun bir bölümü gelecek Eylül ayında eğitime başlayacak.Türkiye`de hükümetin hizmet okullarına yönelik yaptığı kapatma girişimlerinin aksine, dünyada Türk okullarına gösterilen teveccüh göz yaşartıyor. İşte o ülkelerden biri de Romanya. Ülkede inşaatı yeni başlayacak olan Türk okulunun tuğla ihtiyacını Romen veliler karşılayacak. 2 bin öğrenci kapasiteli okulun ihtiyaçlarını karşılamak için düzenlenen programda bir araya gelen Romen veliler adeta birbiriyle yarıştı. Romanya`daki 20. hizmet yılını anlamlı bir etkinlikle kutlayan Türk okulları, `Bir tuğla da sen al` kampanyası düzenledi. Kutlama programını anlamlı kılan, yeni başlayan okul inşaatı için gereken tuğlaları, okul velileri ve öğretmenlerin sahiplenmesi oldu. “Okulda benim de katkım olsun.” diyen veliler, tanesi bir Euro olan tuğlalar için dağıtılan bağış kâğıtlarına sponsor olmak istedikleri sayıyı yazdı. Okulun ihtiyacı olan 220 bin tuğlanın 100 binini hayırsever veliler karşıladı.Kampanyaya küçük kızıyla katılan bir veli, “Büyük çocuğum Lumina Türk okullarında okuyor. Çocuğumun notları çok iyi. Her şey çok güzel. Ama bütün bunların sebebi öğretmenlerdir. Yardım ettim çok normal bir şey bu. Sadece kendi çocuklarımızın geleceği için değil, Romanya`nın gelecek nesli için katkımız olsun istedim.” dedi. `Bir tuğla da sen al` masasında duygularını paylaşan başka bir veli ise “Çok güzel düşünülmüş bir şey. Elbette çocuklarımızın okuluna yardım etmemiz lazım. Okula yardım etmeliyiz ki, hizmetlerini geliştirebilsin.” ifadelerini kullandı. Veli olmadığını ancak 50 tuğla bağışladığını belirten bir Romen, “İnşaatın bir an önce tamamlanmasını diliyorum. İki çocuğum var; ilki kız, ikincisi oğlan. Biraz daha büyüsünler, bu okullara getireceğim. Ümit ederim ki her şey yolunda gitsin ve en kısa zamanda tamamlansın.” diyerek duygularını aktardı.Türk ve Romen halk oyun gösterileriyle başlayan 20. yıl kutlama programı, Türk mutfağından zengin çeşitlerin yer aldığı ikramla sona erdi. Romanya`daki hizmet hayatına 1994 yılında Köstence`de açılan okulla başlayan Lumina Eğitim Kurumları bünyesinde halen 10 okul ve 3 bin 200 öğrenci bulunuyor. Temeli `Kurban Bayramı`nda atılan 2 bin öğrenci kapasiteli Uluslararası Bükreş Bilgisayar Lisesi`nin bir bölümünün eylülde hizmete girmesi planlanıyor.


17 Kasım 2014 Pazartesi  05:05

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

bir haftalık hava durumu istanbul grafiği  27 mart 2009 fox tv ana haberlerİ  24 ege tv haberleri izle video  posta gazetesi 11 04 2011  24 ege tv haberleri izle video  24 ege tv haberleri izle video  30 eylul 2009 kon tv  bir haftalık hava durumu bursa grafiği  12 04 2011 tarihinde ankarada olan trafık kazaları  ayabakana ne oldu  6999 çekilişi kazan  bir haftalık hava durumu bursa grafiği  bir haftalık hava durumu ankara grafiği  nazim uzel  22 kasım 2010 yeni asır gazetesi iş ilanlar  bir haftalık hava durumu ankara grafiği  dünkü trafik kazası  26 nisan 2009 posta gazetesi arşiv  bir haftalık hava durumu ankara grafiği  flash tv ana haber bülteni  trafik kazasy 26 ekim 2008  bir ölü 1 agır yaralı