Bulunan Haber Sayısı: 268
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Atalay`ın da katıldığı toplantıyı `gizli` yaptılar


Hükümet medyası içerisinde yer alan Star gazetesi skandal bir habere daha imza attı. Her yıl yılda iki defa yapılan Emniyet Genel Müdürlüğü`nün organize ettiği toplantıları gizli bir toplantıymış gibi, polisin suç örgütleriyle mücadele ve hızlı istihbarat yapmasını sağlayan yazılımları da korsan ve sözde paralel yapının yazılımı gibi gösterdi.Hükümet gazetesi Star, “Şantaj için paralel Tibnet” manşetiyle polislerin Tibnet`i klonlayarak Tibnot adı verilen programla da bilgilerin illegal kullanıma açıldığını iddia etti. Ancak gerçek kısa sürede ortaya çıktı. İstihbarat Daire Başkanlığı`nın Polnet iletişim alt yapısı altında kullandığı Tibnot programının suç örgütlerini takip edip suçlular hakkında toplanan bilgilerin programa not edildiği soruşturma bittiğinde de bilgilerin silindiği belirtildi.Hükümet medyası içerisinde yer alan Star gazetesi bir yalan habere daha imza attı. 2009 yılında Ankara`da yapılan Terör ve İstihbarat çalıştayının gizli yapıldığını öne sürdü. Emniyet Genel Müdürlüğü her yıl yılda iki defa Terör ve İstihbarat Daire Başkanlığı ile beraber ülke genelindeki bütün terör ve istihbarat şube müdürlerini Türkiye`nin farklı noktalarında toplayarak üç gün süren bir toplantı düzenledi. Bu toplantılara dönemin Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı da katılıyor. 2009 yılında yapılan çalıştaya dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal`ın da katıldığı belirtildi. Yılda iki defa yapılan bu toplantılarda ülke genelinde ki tüm istihbarat ve terör müdürleri operasyon bilgileri gizli kalmak kaydıyla bilgi alış verişinde bulunduğu ve Emniyet Genel Müdürlüğü`nün stratejisinin belirlendiği ifade edildi. Emniyet Genel Müdürlüğü`nün bilgisi dışında ise böyle bir toplantının yapılmasının mümkün olmadığı kaydedildi. Haberde belirtilen diğer bir konu ise polislerin Tibnet ve Tibnot programlarını kullanarak istihbarat kaynaklı bilgileri illegal kullanıma açtıkları öne sürüldü. Türkiye`de ki tüm illerde görev yapan istihbarat ve terör şube müdürlerinin 2009 yılındaki çalıştayda suç örgütleri ile daha güçlü mücadele etmek için şehirler arasındaki istihbari bilgi koordinasyonunu sağlamak için bir program kurulması gerektiği dönemin Emniyet Genel Müdürüne iletildi. Emniyet Genel Müdürlüğü`de Tibnot adlı programı kurarak istihbarat bilgi havuzu oluşturuldu. Tibnot programına suç örgütlerinin bilgileri girildi ve farklı şehirdeki istihbarat personeli de o bilgilerden faydalandı. Tibnot programına girilen bilgilerin ise soruşturmalar tamamlandıktan sonra silindiği kaydedildi. 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra polis başmüfettişlerinin yaptıkları incelemelerde Tibnot programı üzerinde yasadışı herhangi bir bilgi depolaması ve kopyalanmasına ulaşamadığı öğrenildi. Tibnot programının halen Terör ve İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından kullanıldığı belirtildi.


27 Ağustos 2014 Çarşamba  15:12

Sabah

Gündem - Hüseyin Gülerce Zaman`dan istifa etti


17 Aralık sürecinde cemaatle yaşadığı gerilim sonrası 25 yıldır yazdığı Zaman gazetesindeki yazılarına ara veren Hüseyin Gülerce istifa ettiğini açıkladı Devamı için tıklayınız


27 Ağustos 2014 Çarşamba  13:13

Zaman

Manşet - Taraf Yazarı Hayko Bağdat`tan Mahçupyan`a çok sert cevap


Yandaş Akşam Gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan`ın, `Ermeni aydınlar`ın çoğu palyaço gibi` yazısına Taraf Gazetesi yazarı Hayko Bağdat`tan bugün cevap geldi.Hayko Bağdat, `Palyaçolar neticede çocukları eğlendirirler. Saray soytarıları ise çocuklara `vurun`emrini veren kralları` dedi. Taraf Gazetesi yazarı, Mahçupyan`a hitaben, `İktidarı savunurken, mazlumun yanında pozlarıyla devlet sanatçısı gibi davranarak bizleri aşağılamaya utanmıyor musun` ifadesini kullandı. Etyen Mahçupyan`ın dün Akşam gazetesinde yayınlanan `Palyaçonun cehennemi` başlıklı yazısında, `Ermeni aydınların çoğunu`, `burunlarına kırmızı toplar yapıştırmış, yeri geldiğinde taklalar atan palyaçolara, onları alkışlayanları da şarlatan ve parazitlere` benzetmişti. Taraf gazetesinde yazan Hayko Bağdat`ın, başında `Etyen Abi` hitabıyla başladığı `Palyaço Ermeniler` başlıklı yazısı ise şöyle: `Etyen Abi sana meydan okuyorum, kafandan aşağıya bir kova buzlu su dök. Böylece hem ALS hastalığı için farkındalık yaratılmasına katkı sunarsın hem de uzun zamandır seni kilitleyen hâlden geriye dönmen için bir vesile yakalamış oluruz. Belki okumayan vardır diye “Palyaçonun Cehennemi” başlıklı yazından bazı tespitlerini kalemim döndüğünce okuyuculara hatırlatarak yazıya başlamak isterim: – Azınlıklar, kendi zihinlerinde ve küçük dünyalarında Müslümanları aşağıladığı gerçeğiyle yüzleşemedikleri için AKP`nin büyük devrimini göremiyor ve sana saldırıp duruyor. – Ermeni aydınları diye ortalıkta dolaşanlar Hrant Dink cinayetinden bu yana etraflarını sarmış parazitlerin alkışını almak için burunlarına kırmızı top yapıştırıp palyaçoluk yapıyorlar. – Bu palyaçolar, Başbakan Ermenilere “afedersin” dedi diye senin üzerinden bir boşalma yaşayarak kendi zavallılıklarına kılıf arıyorlar. – Sen bu süreçten geleceğin özgür Türkiye`sini görmüş bir aydın olarak, bizler ise gerçek vatandaş olma şansımızı ıskalamış zavallılar olarak çıkacağız. Peki, niye böyle olduk biz abi? Karakterimiz mi zayıf? Derdimizi itibar arayışına, iki alkışa, meşhur olma çabasına falan mı pazarladık? Mesela hangi talebimizin gerekçesi “Müslümanlardan nefret etme” sebebimizden kaynaklanıyor? 15 yaşındaki Berkin Elvan`ın öldürülmeyi hak ettiğini meydan meydan anlatıp ondan bir “Allah rahmet eylesin” duasını esirgeyen bir adama “yüzyılın devrimcisi” diyemememizin neresini anlamadın? Roboski`de çoluk çocuğu bombayla öldürüp ardından Genel Kurmay`a teşekkür eden bir anlayışa karşı mesafemizi korumamız burnumuzdaki kırmızı top yüzünden midir? Bu iktidar Hrant Dink cinayetinin olağan şüphelilerinin tamamına terfi verip soruşturulmalarına mani olmadı mı? Parazit diye tarif ettiğin bu ülkenin diğer yarısı mı bulacaktı arkadaşımızın katilini? Kazlıçeşme meydanında “Dink cinayetinin sorumlularını gizlemeyin” diye bir pankart açabilirdik de başörtülülere olan antipatimiz yüzünden mi yolumuz oralara düşmedi? Başbakan`ın “afedersin, çirkin ve Ermeni” kelimelerini aynı cümlede kurmasına tahammülün var da Yahudilerden birkaçının Sözcü okumasından mı miden bulanıyor bu kadar? Sen “gerçek vatandaş” olabilmeyi bu iktidara muhalif olan tüm Ermenileri değersizleştirip aşağılayarak mı başarabildin? Cinayetten sekiz yıl sonra “iki gencin Dink`in yazılarını hazmedememesi meselesidir” diyen Erdoğan`ı samimi buldun da benim haykırdığım adalet talebini mi soytarılık olarak niteliyorsun? “Dink yaşasaydı AKP`li olurdu” deyip duruyorsun. Öldürülmüş bir arkadaşımız hakkında böylesi farazi cümleleri nasıl kurabiliyorsun? Sen vurulsaydın (Allah korusun) “Hrant Abi bugün senin yaptığın hiçbir şeyi yapmazdı be adam” demekten imtina ettiğimizi, böylesi argümanlar kurmaktan utandığımızı göremiyor musun? Elinde MİT`i, polisi, askeri, yargısı olan bir iktidarı savunurken “mazlumun yanında” pozlarıyla devlet sanatçısı gibi davranarak bizleri aşağılamaya utanmıyor musun? Niye bu kadar kızgınsın bizlere? Niye bizlere yazı yazarken öfkeni bastıramıyorsun? Ettiğimiz iki kelamı palyaçoluk diye aşağılarken sana saray soytarısı diyemeyecek kadar terbiyeli davranma çabamızı niye zorluyorsun? Çıkardığımız bütün sesleri “azınlıkların genetik bozukluğu” ve “İslam düşmanlığı” olarak duyulması için gösterdiğin çabayı gördükçe kanım donuyor. Bu “gerçeği tespit etme” çabanın yarısını “büyük devrimci” Erdoğan için kullanabilecek yüreğinin olmamasına çok kızıyorum. Uzun süredir bizlere çapulcu, kemirgen, vandal deyip duranlara “öyleyiz ulan” deyip duruyoruz zaten. Şimdi de kaderde palyaço olmak varsa başımızın üstünde yeri var. Palyaçolar neticede çocukları eğlendirirler. Saray soytarıları ise çocuklara “vurun” emrini veren kralları. Senin işin bizden zor be abi?. Allah kolaylık versin…`


27 Ağustos 2014 Çarşamba  12:18

Zaman

Manşet - Daily Mail, Hatay`da IŞİD izlenimlerini paylaştı: Günde 20 Avrupalı Türkiye`den geçip savaşa gidiyor


Daily Mail gazetesi, Avrupa`dan gelen kişilerin Türkiye üzerinden Suriye`ye geçerek IŞİD`e katıldığını, Türk askerlerin ise geçişleri görmezden geldiğini yazdı.İngiliz Daily Mail gazetesi muhabiri Sam Greenhill, Batılıların IŞİD`e katılmak için nasıl bir yol takip ettiklerini anlamak amacıyla geldiği Hatay`daki izlenimleri okuyucularıyla paylaştı. Daily Mail`in muhabiri önce Gaziantep`e oradan da Hatay`a geçti.Sınır güvenliği yokSuriye sınırında güvenliğin neredeyse olmadığını vurgulayan Greenhill`e göre, Avrupa`dan gelen kişiler Türkiye sınırından rahatlıkla Suriye`ye geçerek IŞİD`e katılıyor. Türk askerlerinin sınırda nadiren devriye gezdiğini iddia eden Greenhill, sınır muhafızlarının 10 dolar gibi ufak rüşvetler karşılığında sınırdan geçişleri görmezden geldiğini öne sürdü. Haber göre bu kişiler, Hatay ve Kilis gibi güney kentlerine ulaşmalarının ardından 48 saat içerisinde `rehberler` tarafından Suriye tarafındaki eğitim kamplarına götürülüyor.`Günde 20 militan geçiyor`Greenhill, çokça kullanılan bu yoldan her gün ortalama 20 Batılı militanın Suriye tarafına geçerek IŞİD`e ve diğer radikal gruplara katıldığını öne sürdü. Türkiye`den her hafta yaklaşık 7 kişinin Suriye`ye geçtiğini ifade eden Greenhill, radikal gruplara katılan İngiliz sayısının bini bulduğunu, bunlardan 250`sinin de ülkelerine döndüğünün tahmin edildiğini yazdı.


27 Ağustos 2014 Çarşamba  12:04

Zaman

Manşet - Günde 20 Avrupalı Türkiye üzerinden geçiyor


Daily Mail gazetesi, Avrupa`dan gelen kişilerin Türkiye üzerinden Suriye`ye geçerek IŞİD`e katıldığını, Türk askerlerin ise geçişleri görmezden geldiğini yazdı.İngiliz Daily Mail gazetesi muhabiri Sam Greenhill, Batılıların IŞİD`e katılmak için nasıl bir yol takip ettiklerini anlamak amacıyla geldiği Hatay`daki izlenimleri okuyucularıyla paylaştı. Daily Mail`in muhabiri önce Gaziantep`e oradan da Hatay`a geçti. Sınır güvenliği yokSuriye sınırında güvenliğin neredeyse olmadığını vurgulayan Greenhill`e göre, Avrupa`dan gelen kişiler Türkiye sınırından rahatlıkla Suriye`ye geçerek IŞİD`e katılıyor. Türk askerlerinin sınırda nadiren devriye gezdiğini iddia eden Greenhill, sınır muhafızlarının 10 dolar gibi ufak rüşvetler karşılığında sınırdan geçişleri görmezden geldiğini öne sürdü. Haber göre bu kişiler, Hatay ve Kilis gibi güney kentlerine ulaşmalarının ardından 48 saat içerisinde `rehberler` tarafından Suriye tarafındaki eğitim kamplarına götürülüyor.`Günde 20 militan geçiyor`Greenhill, çokça kullanılan bu yoldan her gün ortalama 20 Batılı militanın Suriye tarafına geçerek IŞİD`e ve diğer radikal gruplara katıldığını öne sürdü. Türkiye`den her hafta yaklaşık 7 kişinin Suriye`ye geçtiğini ifade eden Greenhill, radikal gruplara katılan İngiliz sayısının bini bulduğunu, bunlardan 250`sinin de ülkelerine döndüğünün tahmin edildiğini yazdı.


27 Ağustos 2014 Çarşamba  11:51

Zaman

Manşet - Silüeti bozan gökdelenden Bakan Zeybekci 2 daire alıp satmış


Danıştay`ın, yıkım kararı verdiği İstanbul Zeytinburnu`ndaki gökdelenlerin tıraşlanacak kısmında Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci`nin de daire aldığı ortaya çıktı.Cumhuriyet gazetesinde dün yer alan habere göre, Danıştay`ın `tarihi silüeti bozan kısmının yıkılması` kararı verdiği `Onaltı-Dokuz`da Bakan Zeybekci`nin de iki dairesi bulunuyor. A Blok`ta 32. Katta yer alan 190 ve 191 No`lu daireler Adalar`dan Boğaz`a kadar geniş bir manzaraya sahip. A Blok`ta 92 ile 266 metrekare arasında çeşitli konut tipleri bulunuyor. Bu dairelerin fiyatları geçen yıl itibarıyla 1 milyon 288 bin liradan başlıyordu. Konunun kamuoyuna yansıması üzerine dün bir açıklama yapan Bakan Zeybekci, 31 Mart 2011 tarihinde sözleşmesini yaparak, iki ayrı bağımsız bölümün birleşmesiyle oluşan, net 134 metre karelik konutu, imar, inşaat ve iskân ruhsatları için her türlü incelemeyi yaparak satın aldığını kaydetti. Konutun bedelini banka havaleleriyle eşit taksitlerle bir buçuk yılda ödediğini belirten Zeybekci, binalarla ilgili tarihi yarımadanın siluetine aykırı konum tartışmaları çıkması üzerine satma kararı aldığını ve tapu devirlerini gerçekleştirdiğini kaydetti. Yine Cumhuriyet gazetesinde cumartesi günü yer alan habere göre, `Onaltı-Dokuz`larda kendilerinin ve yakınlarının üzerine dairesi bulunan AKP`li siyasiler ve bürokratlar arasında İstanbul Milletvekili ve eski Bağcılar Belediye Başkanı Feyzullah Kıyıklık, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri Adem Baştürk, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreter Yardımcısı Köksal Tandıroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu Başkanı Sefer Kocabaş, Zeytinburnu Belediyesi İmar Komisyonu Başkanı Hasan Albayrak da bulunuyor. Geçen yıl mayıs ayında gökdelenlerin yapımına imkan tanıyan uygulama imar plan ve ruhsatı iptal edilmişti. İstanbul 4. İdare Mahkemesi, Aralık 2013`te tarihi silüete etki eden katların yıkılmasına karar verdi. İdare mahkemesinin verdiği karara yapılan itirazların ardından Danıştay son noktayı koydu. Tarihi silüetin kurtulması için Sultanahmet Camii minarelerinden görülen katlar yıkılacak. 85 metre yüksekliğindeki binalar 45 metreye indirilecek.


27 Ağustos 2014 Çarşamba  02:10

Zaman

Manşet - Proje mahkemeler AYM`de


CHP, Emniyet`e yönelik operasyonlarda polisleri delilsiz olarak tutuklayan sulh ceza hakimliklerinin kurulmasını sağlayan kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi`ne (AYM) gitti. İptal başvurusunda, ilgili kanundaki 9 ayrı düzenlemenin Anayasa`ya aykırı olduğu belirtildi. Başbakan Erdoğan, söz konusu mahkemeler için `proje` ifadesini kulanmıştı.Yolsuzluk soruşturmasının ardından kurulan ve Başbakan Erdoğan tarafından `proje` olarak adlandırılan Sulh Ceza hakimlikleriyle ilgili Anayasa Mahkemesi`nin kapısı çalındı. Muhalefet, söz konusu mahkemelerin kurulmasına olanak sağlayan kanunun iptalini istedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu hakimlikleri, “Sıkıyönetim mahkemelerinin devamı.” olarak nitelemişti. Sulh Ceza Mahkemeleri`nin yerine kurulan hakimliklerde tek hakim görev yapıyordu. Ve söz konusu hakime olağanüstü yetkiler verildi. HSYK, bu mahkemelerde görev yapacak hakimleri de özel olarak atadı. Yolsuzluk soruşturmasında gözaltına alınan ve tutuklanan şüphelileri serbest bırakan isimler bu mahkemelerde görevlendirildi. Bu hakimlerin ilk işleri ise yolsuzluk soruşturmasını yürüten polislere yönelik operasyon talimatını vermek oldu. Nihayet bazı polisler `delil` gösterilmeksizin bu mahkemelerce tutuklandı. CHP, geçtiğimiz haziran ayında kabul edilen sulh ceza hakimliklerinin kurulmasına dair kanunu Anayasa Mahkemesi`ne götürdü. Başvuru dilekçesinde, `hukuk devletinin kazanımlarını geriye götüren, hak ve arama özgürlüğünü zedeleyen hükümlerin iptali` talep edildi. Kanundaki `ivedi yargılama usulü` hükmünün idari yargının elini kolunu bağladığına işaret edilen başvuruda, “İvedi yargılama usulünde, dava açma, açılan dava üzerine Danıştay, bölge idare veya idare mahkemesinin ilk inceleme, savunma, dosyaların tekemmülünden itibaren karara bağlama, temyiz yoluna başvurma, temyiz dilekçelerini inceleme ve tebliğe çıkarma, temyiz dilekçelerine cevap verme, temyiz istemini karara bağlama ve kararın tebliğe çıkarılma süreleri kısaltılmakta; dava açanın, idarenin savunmasına karşı cevap hakkı tamamen ortadan kaldırılmaktadır.” denildi.`Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs` suçunu soruşturma evresinde suç kapsamından çıkartan hükmün de iptal edilmesi istenen başvuruda, bu `hukuksuzluklarla` idari yargıya ayar verilmeye çalışıldığı savunuldu. Başvuruda, sulh ceza hakimliklerinin de Anayasa`nın 37. maddesine aykırı olduğu vurgulanarak şu görüşlere yer verildi: “Yargılama yapma (davaya bakma) yetkisi olmayan bir makama (sulh ceza hakimliğine) `yargılama` yapma yetkisi tanınmaktadır. Bu durum Anayasa`nın 37. maddesi hükmü anlamında `tabii hakim ilkesi`nin ihlali anlamına geldiğinden, böylesi bir düzenleme `hukuk devleti` ilkesi ile bağdaşmaz.”


27 Ağustos 2014 Çarşamba  02:10

Milliyet

Kültür Sanat - 15 saniyede pasaport kontrolü


Atatürk Havalimanı`na geliş ve gidiş katlarında ikişer adet yerleştirilen bankolardan deneme amaçlı geçişlerin Eylül ayı içerisinde başlatılması öngörülüyor. Deneme aşamasındaki sistem şöyle çalışacak:   PARMAK İZİYLE KONTROL Deneme önce dış hatlar terminalini gidiş yönünde 2, geliş ...


24 Ağustos 2014 Pazar  10:58

Zaman

Manşet - Kendi kendini tekzip eden haber


Akşam Gazetesi`nin bugünkü sayısında manşetten verdiği `Ödül Avcısı Paraleller` başlıklı haberin de düzmece olduğu ortaya çıktı. `Paralel` yalan, 17 Aralık sonrası konuşulmaya başlanmışken, haberde geçen olay 2001`de yaşanmış.Yine aynı haberde, parasını alamadığı iddia edilen muhbire, `tanık koruma programına göre parayı alan muhbirin kimliğinin kendi isteği doğrultusunda açıklanacağı` iddiasına yer verilmiş. Oysa emniyet müdürlüklerindeki tanık koruma şubelerinin kuruluşu 2009 yılına dayanıyor. Akşam Gazetesi`nin bugünkü sayısında manşetten verdiği `Ödül Avcısı Paraleller` başlıklı haberin de düzmece olduğu ortaya çıktı. Habere göre, kaçak lüks otomobil çetesini ortaya çıkardığı iddia edilen N.A. adlı kişi, 2001 yılında kaçak lüks otomobil ihbarında bulundu. Bunun karşılığında devletten alması gereken 2,3 milyon lirayı alamadı. N.A. bunun yanında `muhbir olduğunu gösteren belge` ortadan kaybolunca bir de cezaevine girerek 10 ay hapis yattı. Habere göre, N.A.`nın alması gereken 2,3 milyon lira başka bir muhbire ödendi ve bu para sahte muhbir üzerinden cemaatin kasasına girdi. Yine haberdeki iddialara göre N.A., hapisten çıkınca Ankara 7. İdare Mahkemesi`ne dava açtı ve hangi muhbire ödeme yapıldığını sordu. İddialara göre, gelen cevap yazısında, “Tanık Koruma Programı`na göre muhbirlerin kimliği kendi istekleri doğrultusunda açıklanır. Söz konusu muhbir isminin açıklanmasını istemiyor” denildi. Oysa haberde söz edilen Tanık Koruma Programı (Tanık Koruma Şube Müdürlükleri) Türkiye`de ilk kez 2009 yılında kuruldu. Akşam Gazetesi bu haberle o dönemde henüz kurulmamış olan tanık koruma şube müdürlüklerini kaynak olarak gösterdi.


25 Ağustos 2014 Pazartesi  18:18

Zaman

Manşet - Guardian: Ankara`ya IŞİD`le mücadele baskısı artıyor


Amerikalı gazeteci Foley`in IŞİD tarafından infaz edilmesinin ardından örgüte yönelik alarm seviyesini yükselten Batılı ülkeler, Türk hükümetinin de kendileriyle işbirliğini artırmasını bekliyor. Guardian Gazetesi`ne göre AB hükümetleri, Suriye sınırını daha sıkı denetlemesi için Ankara`ya baskıyı artırıyor.-İngiliz Guardian Gazetesi, Irak`ta gerçekleştirdiği katliamların ardından radikal selefi IŞİD örgütüne karşı operasyonları genişletme hazırlığındaki ABD ve müttefiklerinin, örgütle mücadele için Ankara`ya baskılarını artırdıklarını yazdı. Pazar günleri Observer ismiyle yayımlanan gazete, özellikle vatandaşlarının Irak ve Suriye`ye giderek örgüt saflarına katılmasından rahatsız olan AB ülkelerinin Türkiye`den sınır kontrollerini sıklaştırmasını istediklerini aktardı. Suriye`de Esed rejiminin devrilmesi için Türk hükümetinin geçtiğimiz yıllarda sınırlarını tüm radikal gruplara açtığını iddia eden İngiliz gazetesi, Ankara`nın artık IŞİD militanlarına sınırlarını kapatacağı yönündeki açıklamalarına rağmen sınır gözetimi için yeterli sayıda askerin görevlendirilmediğini savundu. Gazete, İngiliz siyasilerin Ankara`yı IŞİD`le mücadelenin bir parçası haline getirmek için yaptığı çağrılara da yer verdi. Guardian`a göre, Avam Kamarası İstihbarat ve Güvenlik Komitesi`nde yer alan tecrübeli siyasetçi Sir Menzies Campbell, Türkiye`yi AB`ye yakınlaştırmak için `tam kapasiteli diplomatik bir girişim` başlatılmasının gerekli olduğuna vurgu yaparak Ankara`ya, IŞİD`e karşı işbirliği karşılığında AB`ye üyelik sürecinin hızlandırılmasının önerilmesini istedi. Militanların ve silahların Türkiye sınırından Suriye`ye akmaya devam ettiğini savunan İşçi Partili siyasetçi Douglas Alexander ise Ankara`nın yükümlülüklerini yerine getireceği konusunda Batılı müttefiklerine garanti vermesinin öncelikli olduğunu belirtti. Gazete, Suriye`nin Türk sınırındaki bölgelerinde hâkimiyetini güçlendirerek militan ve silah akışını güvenliğe almak isteyen IŞİD`in pek çok militanının Irak`ta ele geçirdikleri kamyonlarla hafta sonunda bölgeye hareket ettiklerini aktardı. Gazeteye göre, hâlihazırda Irak`ta pek çok IŞİD hedefini havadan vuran ABD ordusu, örgütün üst düzey komutanlarına yönelik nokta atışı saldırı hazırlıklarına da başladı. ABD`li yetkililer, Amerikalı gazeteci James Foley`in kafasının kesildiği görüntülerin örgüt tarafından yayınlanmasının ardından IŞİD`e yönelik çok daha geniş kapsamlı bir saldırının sinyalini vermişti.`Foley`i katledenin kimliği tespit edildi` iddiasıBir diğer İngiliz gazetesi Sunday Times ise Foley`in ölüm videosunda yüzü maskeli olduğu için tanınamayan ancak aksanı nedeniyle İngiliz olduğu tahmin edilen militanın kimliğinin tespit edildiğini iddia etti. Haberini üst düzey hükümet yetkililerine dayandıran ancak zanlının kimliğini zikretmeyen gazete, yalnızca Abdulmecid Abdul Bary isimli 23 yaşındaki bir hip-hop sanatçısının `kilit şüpheli` olarak ismine yer verdi.


25 Ağustos 2014 Pazartesi  02:16

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  

2 haziran show haber izle  star gazetesi ygs 3deneme sınavı cevap anahtarı  16 03 2011 bursa  af örgütü nden idama eleştiri  12 mart stv ana haber izle  ülke tv arşiv program izle  yeni çıkan otomobiller 21 şubat 2009  ülke tv arşiv programını izle sıra dışı 3 nisan  ankara konya yolu serhat yüksel  24 aralık fox haberleri izle  habertürk ankara eki 16 kasım pazartesi  7 ekim habertürk gazetesi arsivi  çarşamba günkü hürriyet akdeniz eki  17 ocak 2009 posta gazetesi arsiv  11 mays motor kazas  27 haziran ana haber başlıkları  havada ckan gzler  29 01 2009 show haber izle  12 10 2009 fox tv ana haber izle  15 12 2008 tarihli posta gazetesi  ırakla dünkü hürriyet gazetesi sayfa manşetleri  star ygs cevap anahtarı 6