Bulunan Haber Sayısı: 332
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Sabah

Gündem - Pensilvanya Yargıtay yapımı Bizans oyunu


Star Gazetesi yazarı Elif Çakır bugünkü yazısında, HYSK seçimlerine günler kala Pensilvanya`nın Yargıtay`daki Bizans oyununa dikkatleri çekti...Çakır, yarın Yargıtay`da gerçekleşecek `göstermelik` seçim... Devamı için tıklayınız


22 Eylül 2014 Pazartesi  13:34

Zaman

Manşet - Fethullah Gülen Hocaefendi: Sabır, Kurtuluşa Ermenin Sırlı Anahtarıdır


Fethullah Gülen Hocaefendi`nin, “Musîbetlerin Perde Arkası ve Son Nefese Kadar Hizmet” konulu yeni sohbeti Herkul.org`da yayınlandı. Sabrın, kurtuluşa ermenin sırlı anahtarı olduğunu vurgulayan Hocaefendi, nefse takılmamanın yolunun yüce bir gayeye gönül vermek olduğunu belirterek önemli tavsiyelerde bulundu.SOHBETİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ..FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ`NİN SOHBETİNDEN SATIRBAŞLARIBela ve Musibetler Birer Kurbet Rampasıdır!..*Sevap tek bir kanalla gelmez, çok farklı kanallarla gelir. Bu açıdan da gönülden arzu etmediğimiz, istemediğimiz şeylere maruz kaldığımız zaman, “Bu defa ilâhî tecelli olarak böyle bir kanal kullanıldı. Bizim sevap havzımıza bu defa da bu kanalla sevap akıyor, Cenâb-ı Hakk`ın hoşnutluğuna bu yolla yaklaşıyoruz, Hazreti Ruh-u Seyyidi`l-Enâm`ı bu yolla hoşnut ediyoruz!” mülahazasıyla meseleye bakmalı.*İnsanın maruz kaldığı şeylere daha baştan, sebebini bilmeden sabretmesi, işte esas sabır odur. İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Sabır, hadisenin şokunu ilk yediğiniz zamanki sabırdır.” buyurur. Sonra, biraz evvel arz ettiğim mülahazalara bağlı, döner hadiseleri yorumlarsınız: “Bak, bu bana şunu kazandırdı, şöyle gözümü açtı; elmas kömürden şöyle ayrıldı; mü`min münafıktan şöyle tefrik edildi…” Bu mülahazaları gözden geçirip değerlendirdikten sonra, “Yahu başıma gelen bu şey de sabredilecek bir şeymiş!” demek, bu da bir sabırdır; fakat işin esbabını bilmeden, daha hadisenin şokunu yaşadığın zaman sabretmen, çok farklı bir şeydir. En mübarek ibadetlerden daha fazla size sevap kazandırır. Bir hamlede, bir nefhada, bir rampaya binmiş gibi sıçrar, âlâ-yı illiyyîn-i kemâlâta çıkarsınız. Kendinizi meleklerle hem-saf bulursunuz. Bela ve musibetler kadar insanı evc-i kemâlâta hızlı çıkaran başka bir şey yoktur.*Dertlileri sever Rahman. Onların iniltisi nezd-i ulûhiyette, en tatlı dualardan, tazarrulardan, niyazlardan daha nâfiz, daha geçerli ise, bence endişe duymamalı, O`na tazarru ve niyaza yönelmeli. Ferdî hayatınıza gelip musallat olan virüsleri, problemleri, dertleri, hastalıkları… mutlaka Kendisine tazarru ve niyaza, Kendisine yönelmeye sevk etmek için değişik tecellî dalga boyunda size bir iltifatın ifadesi olarak görmelisiniz. Sizin iniltinizi duymak istiyordur, sizi tazarru ve niyaza sevk etmek istiyordur.Nefse Takılmamanın Yolu Yüce Bir Gayeye Gönül Vermektir!..*İ`lâ-yı kelimetullahın ve kendi ruhunuzun abidesini ikame etmenin dışında göstereceğiniz her gayret boştur, havanda su dövme demektir. Burada belki size bazı şeyler kazandırabilir; alkış kazandırabilir, takdir kazandırabilir, şuursuz kitle psikolojisiyle hareket eden yığınları sizin arkanızdan koşturabilir. Fakat bunların hiçbirinin uhrevî âlem itibarıyla Allah nezdinde bir arpa kadar kıymeti yoktur! Dağlar cesametinde kıymeti olan bir şey varsa, o da Allah yolunda mücahededir. “Bir kimse Allah yolunda ölesiye cihad ederse, yani kalbler ile Allah arasında engelleri yıkarak kalblerin Allah`la bütünleşmesini, buluşmasını sağlama istikametinde cihad ederse, işte o Allah yolunda bir cihaddır!” Onun dışındaki şeyler size şirin, tatlı görünebilir, fakat nezd-i ulûhiyette kıymet-i harbiyesi yoktur bunların.*Yolunuz bu ise, -Budur inşaallah; bütün kardeşlerinizin, dostlarınızın, taraftarlarınızın, sempatizanlarınızın ve arkadan gelecek, münevver ve münevvir nesl-i âtînin gaye-i hayali de budur inşaallah.- bu gaye-i hayal ile yaşadığınız sürece Allah`ın izniyle eğriliklere, yamukluklara sapmayacaksınız. İnsan yüksek bir mefkûreye kilitlenmeli, onu realize etmeye çalışmalı ki, kendine takılmasın.*Böyle bir gaye-i hayaliniz yoksa, insan hiç farkına varmadan kendi enaniyetine, egosuna takılır. Önce bir egoist olur o, her şeyi kendine bakan yanıyla değerlendirir. Çıkarlar… Hangi çıkarlar? “Bana faydası ne bunun?” düşümcesine bağlı menfaatler. İşte ona bağlanır. Millet çapında çıkarlar, toplum çapında çıkarlar, din-diyanet çapında çıkarlar, sizin arkadaşlarınızın açılımının kazandırdıkları çapında çıkarlar.. eğer kendisine bunlardan bir menfaat gelmiyorsa, bir kazancı yoksa, onun için bunların hiçbirinin kıymeti yoktur. “Bunların hepsi yıkılmalı, bu müesseselerin hepsi kapanmalı; çünkü bana dönen bir şey yok bunda!” Böyle bir egoizmaya sapma olur. Sonra daha da derinleşir, her şeyi kendine bağlı görür hafizanallah; o zaman da egosantrist olur. Meseleyi biraz daha ileriye götürünce bir narsist haline gelir. Gözü artık kimseyi görmez. Hatta mevhum bir kısım düşmanlara karşı bile nefretle oturur, nefretle kalkar. Nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle dirilir!“Sabır, Kurtuluşa Ermenin Sırlı Anahtarıdır.”*İnsanlar her zaman bela ve musibetlerden çekmişlerdir. Size düşen de budur. Bir sözde derler ki; (her Musa için bir Firavun) her Firavun için de bir Musa vardır. Hazreti Musa`nın karşısında Firavun olmuştur. Hazreti İbrahim`in karşısında Nemrut olmuştur. İnsanlığın İftihar Tablosu hem Nemrutlarla hem Firavunlarla hem de daha ne türlü belalarla karşılaşmıştır. Raşit Halifeler de o belalarla karşılaşmışlardır. O büyük müceddidler de, Abdulkadir Geylani hazretleri de, İmam Gazzali hazretleri de hep çekmişlerdir. Bu dünyada hiçbir zaman firavunsuz yaşanmamıştır. Her zaman Yezidler, Haccaclar bulunmuştur ve onların karşısında da mazlum sahabi ve tâbiin bulunmuştur. Ama dişlerini sıkıp sabretmişlerdir. Kim sabreder, dişini sıkar, katlanırsa, Allah`ın izni ve inayetiyle zaferyâb olur, umduğu şeylere nail ve mazhar olur. “Sabır, kurtuluşa ermenin sırlı anahtarıdır.”*“Boş değiliz!” diyen insan boşun ta kendisidir. Bunca iyilik ve güzellikler karşısında -insanız zayıfız, aklımızdan geçebilir- “Galiba biz de bir şey yapıyoruz!” dersek, Allah hemen tokadı suratımıza indirir. Her şeyi O`ndan bilmeli. “Biz de bir işe yarıyormuşuz!” derseniz, hafizanallah egoizmaya bir kanal açmış olursunuz. Her bir günah içinde küfre giden bir yol vardır. Günaha ve küfre doğru bir adım atmış olursunuz farkına varmadan. Kendi durduğunuz yerden bir adım uzaklaşmış, şeytanın durduğu yere bir adım yaklaşmış olursunuz. Her adım başka bir adıma çağrı olduğundan, ikinci adımı atmak biraz daha kolaylaşır hafizanallah. Üçüncüsü daha da kolaylaşır. Ve sonra insan kendisini bu yanlış adım atmalar sarmalı içinde bulur.Geride Bir Atı, Bir Kılıcı ve Bir de Kalkanı Kalmıştı!..*Büyük zafer ve muvaffakiyetler Cenâb-ı Hakk`ın inayetinden bilinmez de şahıslara verilirse, o şahıslar hafizanallah güç ve kuvvet zehirlenmesine maruz kalırlar.*Halid b. Velid cihan çapında bir kumandandı. Allah (celle celâluhu), iki büyük imparatorluğu onun kılıcıyla dize getirmişti. Asker, başında Halid`i görmeyince bir yere hareket etmeyecek derecede ona bağlanmıştı. Bununla beraber, Yermuk muharebesi gibi Müslümanların ölüm-kalım mücadelesi verdiği bir sırada, Halife Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) onu azletmişti. Emri tebliğ vazifesi kendisine verilen Muhammed b. Mesleme, Hazreti Halid`in başındaki sarığı boynuna takıp onu bu hâlde halifenin huzuruna getirivermişti. Hazreti Ömer “Halid! Allah şahit ki seni çok seviyorum. Ama halk bütün zaferleri senin şahsında buluyor. Hâlbuki bize bu zaferleri ihsan eden Allah`tır. İnsanların şirke düşmesine meydan vermek istemiyorum. Ve bunun için de seni kumandanlıktan azlediyorum.” demişti.*Hazreti Halid b. Velid ruhunun ufkuna yürüdüğünde geriye bir atı, bir kılıcı ve bir de kalkanı kaldı. Yuh olsun başka şekilde düşünenlere!.. Kendisini bir şey zanneden egoistlere, egosantristlere.. imkan elde ettiği zaman kendi için yeni imkan yolları araştıranlara.. villalar, yalılar hazırlayanlara.. yuh olsun…Öyle Bir Sevgiliye Gönül Bağla ki, Batıp Gitmesin, Gönlünü Dâim Şâd Eylesin!..*Şu fâni dünyaya aldanmamalı. Aziz Mahmud Hüdâî hazretleri ne hoş söyler: “Yalancı dünyâya aldanma yâhû / Bu dernek dağılır dîvân eğlenmez / İki kapılı bir virânedir bu / Bunda konan göçer, konuk eğlenmez.” Alvarlı Efe Hazretleri de şöyle der: “Acep bir karûbân hane bu dünya / Gelen gider konan göçer bu elden / Vefası yok sefası yok fani hülya / Gelen gider konan göçer bu elden.”*Böyle ölümlü bir dünyada faniyât ü zâilâta dil bağlamamak lazım. “Afitâb-ı hüsn-ü hûbân âkıbet eyler üful / Ben muhibbi Lâ Yezâlim, “lâ ühıbbü`l-âfilîn.” (Güneş gibi güzel yüzler de sonunda batar gider; bu itibarla ben, fânî güzelleri değil, batmayan ebedî güzeli severim.) O güneş yüzlü sevgililer elbet bir gün gurub eder giderler, güzel çehreler akıbet eyler üfûl. Ben zâil olmayan birinin tutkunuyum, meftunuyum, muhibbiyim; batıp gidenleri sevmem. Arkasını bana dönüp kaçanları sevmem.*Alvarlı Efe Hazretleri der ki: “Öyle bir dildâre dil ver eyleye dilşâd seni / Öyle bir dâmeni tut ki ede ber-murâd seni!” Yani, öyle bir sevgiliye gönül bağla ki, gönlünü şâd etsin. Öyle bir eteğe yapış ki, seni muradına erdirsin. Cenâb-ı Hak`tan başka kim size bunları verebilir?!. Onun için varsın sizin arkadaşlarınız fakir olarak yaşasın.. varsın yalısız, villasız, köysüz, dikili bir taşı olmadan yaşasın.. cepheden cepheye koşsun.. elin âlemin binlerce dolarla çalıştığı yerlerde “kût-u lâyemût” (ölmeyecek kadar)`la -hem de amele gibi çalışarak- geçinsin. Varsın olsun; zira bu dünya fanidir bunda kalınmaz. “Dünya geçicidir, burada kalınmaz / Ne kadar mal olsa, murad alınmaz / Gafil olma sakın, geri dönülmez / Yürü dünya yürü, sonun virandır / Meded, bundan sonra ahir zamandır.” *“Mala, mülke mağrur olma, deme var mı ben gibi / Bir muhalif rüzgâr eser savurur harman gibi.” Kimleri savurmadı ki?!. Ne Süfyanlar yuvarlanıp o gayyaya gittiler. “Bindirirler cansız ata, indirirler zulmete / Ne ana var, ne ata, örtüp pinhân ederler / Ne kavim var, ne kardeş, ne eşin var, ne yoldaş / Mezarına bir çift taş, diker nişan ederler.” İşte sen osun!.. “Dünya malı elde iken düşmanların dost olur / Elde bir şey kalmayınca dost bile düşman olur.” Öyle bir yâre gönül vermeli ki, her zaman dostluğu devam etsin ve o dostluk bir işe yarasın. Allah`tan başkası için bu düşünülemez; zılliyet planında da Ruh-u Seyyidi`l Enam`dan başkası için düşünülemez, Kur`an`dan başkası için düşünülemez, Hazreti Ruh-u Seyyidi`l Enâm`ın yolundan başkası için bu düşünülemez.Son Nefese Kadar Ubudiyet ve Hizmetten Dûr Olmamalı!..*Biliyorsunuz, rahatsızdım, “konuşmayayım” diyordum. Fakat arkadaşların da isteği olunca “Acaba Cenâb-ı Hak beni de te`dib eder mi?” diye endişe duydum. Daha evvel, Yaşar Tunagür Hoca`dan bizzat dinlediğim bir hadiseyi size nakletmiştim: Merhum Yaşar Hoca gibi bazı tanıdıklarımın da kendisinden ders aldıkları Hüsrev Hoca, iyice yaşlanmasına rağmen sırt üstü yatarak dahi olsa talebelerine ders vermeye devam eder. Fakat son zamanlarında artık kitabı bile elinde tutamaz hale gelir. Onun bu hâlini gören talebeleri, bu durumun mâkul bir mazeret teşkil ettiğini söyleyerek hocalarının ellerinden kitabı almak isterler ama o vazifesine devam edeceğini söyler.*Yaşar Hoca ve bir grup arkadaşı her gün Hüsrev Hoca`nın evine gidip ders almayı sürdürürler. Yine bir gün dersi tamamlayıp ayrılacakları esnada avluda kaynamakta olan bir kazan ile boş bir tabutun durduğunu görürler. Merak ve endişe ile Hüsrev Hoca`ya ne olduğunu sorarlar. Hoca ahirete çok iyi inanmış biri olarak, gayet rahat bir tavır içinde “Hani bizim üniversitede okuyan bir kız vardı ya, o bugün vefat etti” der.*Hüsrev Hoca bütün manilere ve rahatsızlıklarına rağmen derslerini aksatmaz. Nihayet bir gün iyice takatten kesilen elindeki kitap kayar ve yere düşer. İşte o zaman Hüsrev Hoca ellerini kaldırıp “Allahım bağışla beni, bırakmak istemiyordum ama artık götüremiyorum!” der ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya durur.*Bütün bu mülahazalarla, ben bu denen şeylerde bir şey olduğu kanaatini taşımayabilirim. Arkadaşları tasdî` ettiğimi (başlarını ağrıttığımı) düşünebilirim. Fakat onlar bir şey olduğuna inanıyorlarsa, onların hatırına, en azından onların sevap saydıkları bu şey “olsun” dedim. Rabbime hesap verme endişesiyle, bugün de hasta masta -öğleden evvel, öğleden sonra ne çektiğimi Rabbim biliyor- o büyük insan gibi “Öleceksek, böyle bir şey yaparken ölelim.” mülahazasıyla geldim, o mülahaza ile başınızı ağrıttım.


22 Eylül 2014 Pazartesi  08:26

Zaman

Manşet - Ekrem Dumanlı`dan açıklama


Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, kardeşinin gözaltına alındığı haberleri üzerine açıklamada bulundu.İsmi ve kardeşi üzerinden algı oluşturmaya çalışan bir kısım internet sitelerini kınayan Dumanlı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:“Kardeşimin gözaltına alınan polisler arasında bulunduğunu havuz medyası olarak anılan yayın organlarından öğrendim. İsmim ve kardeşim üzerinden oluşturulmaya çalışılan algı operasyonuna cevabımdır. Kardeşime isnat edilen suçlamanın ne olduğunu henüz tam olarak bilmemekteyim. Ancak, avukatından edindiğim bilgilere göre, daha önce de gündeme gelen söz konusu iddialar, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 26.06.2014`te incelenmiş ve herhangi bir cezaya gerek olmadığı yönünde oy birliği ile karar verilmiştir.Kaldı ki, taltifin ne kadar olacağını, oluşturulan takdir komisyonu belirlemektedir. O dönemde kardeşim taltif alanları belirleyen kişi değildir. Taltifle ilgili önüne gelen dosyalarda inceleme yapmakla görevlidir.Öğrendiğime göre, 1980 yılında başlayan uygulama kapsamında polislerin yüzde 91`i taltif edilmiş, sadece 2014 yılında 155 bin personel ödüllendirilmiş.Eğer ortada bir suç unsuru varsa, bunu mutlaka tespit edilecektir. Ancak, öncelikle aynı suçlama ve ithamların; birinci derece amirden başlamak üzere en üst yöneticiye kadar, yani Personel Daire Başkanlığından, Emniyet Genel Müdürlüğü Taltif Komisyonu üyelerine ve Emniyet Genel Müdürü ile taltif kararlarında onayı bulunan İçişleri Bakanlığı Müsteşarına da yapılması gerekir.İsmim ve kardeşim üzerinden algı operasyonu yapan bir kısım internet sitelerini kınıyorum. Bu yapılan hukuka, insan haklarına ve meslektaşına saygısızlıktır.Kamuoyuna saygılarımla arz ederim.”


22 Eylül 2014 Pazartesi  20:10

Zaman

Manşet - Yandaşlarda, CIA, Mossad iftirası tutmadı, BND`ye yapışalım hamlesi


Hizmet Hareketi`ni karalamak için her gün onlarca mesnetsiz iddiayı sayfalarına taşıyan havuz medyası artık kendi yazıp çizdiklerini inkâr eder hale geldi.Daha önceki haberlerinde hiçbir somut delil göstermeden Camia`ya Amerikan CIA ajanı, İsrail ajanı diye iftiralar atan havuz medyası bugün ise rotayı Almanya`ya çevirdi.Hükümete yakınlığı bilinen Star gazetesi, `Paralel arşiv Avrupa`ya kaçtı` başlıklı bir masabaşı haberi manşet yaptı. Yandaş gazete Star, TİB ve Emniyet`te silinen dinlemelerin olduğunu iddia etti ve hiçbir delil göstermeden de bu dinlemelerin izine Almanya ve Sırbistan`da ulaşıldığını yazdı.Star, hiçbir somut ifadeye yer verilmeyen haber ile, Türkiye`yi dinlediğini açıkça söyleyen ve Ankara`nın sessiz kaldığı Almanya`nın gizli servisi BND ile Hizmet Hareketi`nin irtibatlı gösterme algısı oluşturmaya çalıştı.Star`ın akıl ve mantık sınırlarını zorlayan bu haberinde tek bir somut delil bulmak imkansız. Her mantık sahibi insanın soracağı `Cihangir`de bir kafede BND ajanları ile kimler buluşmuş?`, `Silinen dinlemelerin izine Almanya ve Sırbistan`da nasıl ulaşılmış?` gibi sorular da cevapsız.Hükümet yandaşı diğer gazeteler gibi Star da, 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları sonrasında yaptığı birçok iftira içerikli haberde kendisi ile çelişti. Bu haberler için de tekzip yayımlamak zorunda kaldı.


17 Eylül 2014 Çarşamba  13:36

Anadolu Ajansi

Son dakika - GM tazminat ödeyecek


ABD`nin en büyük otomotiv firmalarından General Motors`un ürettiği araçlardaki kontak anahtarı hatasıyla bağlantılı kazalarda en az 21 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.


22 Eylül 2014 Pazartesi  22:54

Habertürk

Gündem - Size `uzaylılar var` desem...


NASA`da bilimsel araştırmalar yapan HABERTÜRK gazetesi yazarı Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu Banes`tan çarpıcı yazı...


22 Eylül 2014 Pazartesi  08:55

Milliyet

Kültür Sanat - Merak etti üretti, kanser hastalarına umut oldu


Ziraat Mühendisi Mustafa Levent yaptığı açıklamada, 5 yıl önce deneme amaçlı birkaç tane guava ağacı diktiğini, meyvesinin tadını çok merak edince, deneme amacıyla üretime başlama kararı aldığını söyledi. Bu kapsamda 5 yıl önce Silifke Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü`nün de destekleriyle ...


18 Eylül 2014 Perşembe  10:54

Radikal

Türkiye - Ekrem Dumanlı`nın kardeşi gözaltına alındı


Ankara`da `Usulsüz taltif verildiği` iddiasıyla yürütülen soruşturmada gözaltına alınan kişiler arasında Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı`nın kardeşi H.D`de`nin de bulunduğu öne sürüldü.


22 Eylül 2014 Pazartesi  18:04

Hürriyet

Manşet - Alman gazetesinden `Türkiye atom bombası yapıyor` iddiası


Alman basını, Türkiye`nin gizli bir nükleer silah programı yürüttüğünü öne sürdü. Die Welt gazetesinde çıkan haberde, Alman istihbaratının Türkiye`yi dinleme sebebinin de bu olabileceği iddia edildi.


22 Eylül 2014 Pazartesi  17:46

Hürriyet

Manşet - İlhan Söyler`i kaybettik


Bir süredir Bakırköy Acıbadem Hastanesi`nde tedavi gören Hürriyet Gazetesi`nin `İlhan Ağabey`i İlhan Söyler hayatını kaybetti.


22 Eylül 2014 Pazartesi  15:58

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  

ötv ye al  şubat 2011 hürriyet akdeniz eki  habertürk gazetesi istanbul eki arşivi 28 12 2010  okul acilisi  olay tv haberlerİ 14 15 mayıs trafik kazası  01 11 2009 yeni asır gaze008  02 06 2011 show haber izle  www afistiyorum com  ygs sorulaı  şartlı tahliye haberleri  01 şubat 2009 hürriyet akdrüntüleri  haberturk ege gazetesi göcek fuarı  şeref gül 01 aralık  12 haziran posta gazetesi hediyeler  01 03 2009 zaman gazetesi  kanal 7 haber arşiv15 5 2011  13 temuz  01 06 2010 fox ana haber izle  01 10 1979 hürriyet gazetesi arsiv  15 20 aralık 2008 ankara hava durumu  3 temmuz 2010 habertrk gazetesi ankara arsivi  19 mayis 2008