Bulunan Haber Sayısı: 312
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Kangren bacak, kesilmeden balon-stent ile tedavi edilebiliyor


Sigara, tansiyon, şeker ve kolesterol gibi hastalıklar, bacak damarlarında tıkanmaya ve kangrene yol açabiliyor. Bacağın kesilmesine yol açan kangrende artık balon-stent tedavisi uygulanıyor. Böylece ilaç tedavisine cevap vermeyen bacak kesilmeden sağlıklı kan akışı sağlanabiliyor.-Çoğunlukla 50 yaş üstü erkeklerde görülen bacaklardaki damar tıkanıklığı, erken tanı konulmazsa kangrene dönüşebiliyor ve bu yüzden hastanın bacağı kesilmek zorunda kalıyor. Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi`nde uygulanan balon-stent yöntemi sayesinde kangren olma riski taşıyan bacaklar, kesilmeden tedavi edilebiliyor. Bacaklardaki damar tıkanıklığının nedeninin sigara, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol ve genetik faktörler olduğunu söyleyen Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Selçuk Pala, önlem alınmadığında hastalığın bacaklarda kangrene yol açtığını belirtiyor. Başhekim Selçuk Pala, şu uyarıda bulunuyor: “Hafif bir damar tıkanıklığının hiçbir belirtisi olmayacağı gibi damar kan akışını önemli derecede etkileyen damar tıkanıklığı, yürüyüşlerde kendisini gösterir. Hastalar, bacaktaki ağrının ve damar tıkanıklığının derecesine göre bazen 1000 metrede bir, çok ileri düzeydeki hastalıkta ise 10-20 metrede bir dinlenme ihtiyacı hissederler. Ağrı şikayeti olmayan hastalarda da damarlar birdenbire tıkanabilir, köprü damar oluşmasına zaman olmadığından, bacaklar beslenemeyeceği için saatler içinde kangren meydana gelebilir.” Damar tıkanıklığı olan hastanın, ayağında soğukluk, renk değişikliği, kıllarda dökülme, tırnaklarda büyüme problemi, deride parlaklaşma gibi durumlar gözleneceğini dile getiren Pala, doopler veya anjiyografi ile tanı konulabileceğini vurguluyor.TEDAVİDE İLK ŞART SİGARADAN UZAK DURMAKSelçuk Pala, tedavi için ilk olarak hastanın sigaradan ve şeker, hipertansiyon ve kolesterolü tetikleyen yiyeceklerden uzak durması gerektiğini söylüyor. Düzenli egzersiz yapmanın önemine de dikkat çeken başhekim, şu bilgileri veriyor: “Eğer bacaklardaki damar tıkanıklığı ileri dereceye gelmiş ve beraberinde yeteri kadar köprü damar yok ise veya hasta kan akımını artıran ilaç tedavisine dahi cevap vermiyorsa, kısa bir zaman sonra kangren ortaya çıkabiliyor. Balon-stent yöntemi sayesinde kangren olan bacaklar ya da ayak parmakları kesilmeden kurtarılabiliyor. Hastaya anjiyografi işlemi sırasında balon-stent ile damar açılıyor veya ameliyatla hastanın tıkalı damarına by-pass yapılıyor. Cerrahi yöntemler genellikle anestezi altında kesilerek yapılır ve hastanın iyileşme süresi daha uzundur. Balon-stent yönteminde ise hasta uyutulmadan tedavi ediliyor ve hasta daha kısa sürede sağlığına kavuşuyor.”


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Milliyet

Dünya - `Şeriat polisi`nin Türk üyesi işini geri istiyor


Düsseldorf kentinde yaşanan olayda, radikal Selefilerin `şeriat polisi` adı altında devriye gezdiği ve özellikle gençlere yönelik propoganda yaptığı ortaya çıkmıştı. Bölgede yaşayan bazı kişilerin Alman polisini aramak yerine bu gruba başvurduğu tespit edilmişti. Bild gazetesi, grubun ...


01 Kasım 2014 Cumartesi  01:48

Zaman

Manşet - 1001 güzel kitaba hücum!


Beyoğlu`ndaki ünlü Denizler Kitabevi`nin sahibi, aynı zamanda kaptan Turgay Erol, müdavimlerinin sorduğu, “Nasıl denizcilik gibi tutkulu bir mesleği bırakıp da sahaflık gibi böyle durağan bir işe giriştiniz?” sorusuna bakın nasıl bir cevap veriyor: “Kusura bakmayın ama kitabevimizde kopan fırtına okyanusta kopmuyor maalesef!” O fırtınalardan biri bugün saat 14.30`da Point Hotel Barbaros`ta kopacak.Çünkü Erol, geçtiğimiz haziranda ilkini düzenlediği “1001 Güzel Kitap Müzayedesi”nin ikincisine davet ediyor müdavimleri. Gravür, fotoğraf, harita, efemera ve pek çok nadir kitabın yer aldığı müzayede, yeni başlayanlardan ileri derecedeki koleksiyonerliğe kadar her seviyedeki meraklıya hitap ediyor. Yazarlarından padişahlara imzalı kitaplar, saray çitleri, Osmanlı topraklarıyla ilgili seyahatnameler, 1493`ten bugüne İstanbul gravürleri, Osmanlı İmparatorluğu haritaları, dekoratif objeler, Nazım Hikmet, Halide Edip, Orhan Veli, Ziya Gökalp gibi ünlü edebiyatçıların ithaflı imzalı kitapları, fotoğraflar, yayınlanmamış elyazması eserler, mektuplar müzayedeye çıkacak eserler arasında. Çanakkale Savaşı sırasında tutulan orijinal günlük, kırmızı ciltli Osmanlı Anayasası kitabı, I. Dünya Savaşı`nda Suriye-Irak cephesinde savaşan Türk askerleri fotoğrafı, 1910 tarihli çok nadir bulunan askeri topların çizim atlası, İstanbul`u tasvir eden, döneminde reklendirilmil gravürlü kitapların belki de en beğenileni, nefis bir nüsha, Mohaç Savaşı sırasında Osmanlı`ya esir düşen bir askerin anıları müzayedede öne çıkan eserler. (0212 249 88 93)


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Zaman

Manşet - Polis lokaline 15 dakika boyunca Kalaşnikoflu saldırı


Şırnak`ta polislerin tek dinlenme yeri olan lokal, uzun namlulu silahlarla tarandı.Saldırı sırasında aralarında Özel Harekât polislerinin de bulunduğu polisler yere yatarak kurtuldu. Olay Şırnak`ın Cizre ilçesinde önceki gece meydana geldi. İlçede İlçe Emniyet Müdürlüğü personelinin dinlenme yeri olarak kullandığı tek mekân olan polis lokaline, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce Kalaşnikoflarla saldırı düzenlendi. Yaklaşık 15 dakika süren saldırıda lokalde bulunan ve aralarında Özel Harekât polislerinin de olduğu emniyet mensupları, yoğun ateş altında kaldı ve saldırıya cevap veremedi. Saldırı sırasında polislerin yere yattığı ve iki gün önce lokalin çevresine döşedikleri kum torbalarını siper olarak kullandıkları öğrenildi. Saldırının şokunun atlatılmasından sonra polis karşılık vermek istedi ancak saldırganlar kaçtığı için ateş açılmadı. Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına 6 gün önce de silahlı saldırı düzenlenmişti. Emniyet binası uzun namlulu silahlarla taranmış, çok sayıda kurşun binaya isabet etmişti.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Zaman

Manşet - Bu yıl madenlerde 400 kişi öldü ama sorumluluk üstlenen olmadı


Son yıllarda yaşanan bütün maden kazalarının ortak özelliği, kamudan hiçbir görevlinin sorumluluğu üzerine almaması oldu.Son yıllarda yaşanan bütün maden kazalarının ortak özelliği, kamudan hiçbir görevlinin sorumluluğu üzerine almaması oldu. Suçlanan maden sahipleri, uzayan adli süreç ve idari para cezaları. Oysa sadece bu yıl yaşamını yitiren madenci sayısı 400`ü aştı. Aslında mevzuat açısından son yıllarda madenlerle ilgili bazı yasal düzenlemeler yapıldı. Ancak yasaları yapmak kadar uygulanması da önemli. Zaten sorun da burada yaşanıyor. Maden üretim sürecinde yeterince yapılmayan denetim ve siyasi korumacılık kazaların artmasına neden oluyor. Çalışma Bakanı Faruk Çelik`in `Madenleri kapatıyoruz, 50 kişi devreye giriyor, açılıyor` açıklaması bu açıdan önemli. Tabii bir de işin Başbakanlık boyutu, yani `imtiyazlı` alınan ruhsatlar var. Çünkü Haziran 2012`den bu yana bütün maden ruhsat izinleri Başbakanlık üzerinden alınıyor. Uygulama, sektörde disiplini bozdu. Başbakanlık onayıyla alınan ve faaliyete geçen bir madenin denetlenmesi çok kolay değil. Doğrudan bağlantılı olmasa da Başbakanlık genelgesi sonrası madenlerde ölümlü kazalarda yaşanan büyük artış da önemli bir ayrıntı olarak öne çıkıyor. Başbakanlık, ruhsatlandırmada izin onay sürecini üzerine alırken kazalarda sorumlulukta `Üzüntülüyüz, gerekenler yapılacak` içerikli hamasi nutuklarla gündemde yer alıyor. Tam bu noktada, Bakan Çelik`in aktardığı yöntemler devreye giriyor. Sonuçta denetimsiz bir şekilde faaliyetlerini sürdüren madenler ve sönen ocaklar. Aslında ölümlerin önüne geçmek çok basit; uluslararası kabul gören çalışma hayatı kurallarını, kişi-kurum ayrımı gözetmeden uygulamaya koymak. Ve gerekli denetimleri yapmak.Enerji Bakanı Taner Yıldız, `Madencilik sektöründe eksikleri ortaya koyan DDK raporuyla ilgili (Haziran 2011) neler yapıldığı` soru önergesine `Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu tarafından tespit edilen hususlar titizlikle değerlendirilerek uygulamaya alınmıştır` cevabını verdi (Temmuz 2014). Ancak son kaza da gösteriyor ki, uygulama sadece kâğıt üzerinde kaldı. Ve Türkiye, yine bir maden kazası faciası yaşadı (Ermenek kömür madeni). Kazayı yaşayan 18 işçimize hâlâ ulaşılamadı. Bu kazadan önce de toplu ölümlerin yaşandığı Zonguldak, Soma, Afşin-Elbistan kazaları akıllarda. Tabii çok sayıda irili-ufaklı madende yaşanan ölümlü kazaları da unutmamak gerekir. Maden Mühendisleri Odası`na (MMO) göre, sadece 2014`te meydana gelen maden iş kazalarında 400 insan yaşamını yitirdi. Rakam korkunç. Öncelikle belirtmek gerekir ki, maden ruhsatları açısından Başbakanlık ve Enerji Bakanlığı, iş güvenliği açısından ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sorumlu. Ancak Ermenek`te olduğu gibi yaşanan her kaza sonrası yapılan ortak açıklama `Geniş inceleme başlatıldı, hesap sorulacak` içerikli oldu. Bugüne kadar hesap sorulmadığı gibi Enerji Bakanı Taner Yıldız, maden kaza bölgesinde `Simit-çay içmesi ve ıslak gömlekle` yaptığı açıklamalarıyla öne çıktı. Çalışma Bakanı Faruk Çelik`in ise “Madenleri kapatıyoruz, 50 kişiyi devreye sokup açıyorlar.” açıklaması, yaşanan sürece farklı boyut kazandırıyor.avustralya`da DENETİM İÇİN KURUM VARTürkiye`de denetimsizlik, iş güvenliği eksikliği ve ölümlü kazalarıyla öne çıkan madencilik sektöründe dünya ne yapıyor? En önemli maden ülkelerinden birisi Avustralya. Türkiye`de yaşanan Ermenek kazası sonrası Avustralya`dan bir uzman kendi sistemlerini anlatıyor: Avustralya`da, her eyalette bir “Chief Mining Engineer” yani “Maden Baş Mühendisi” var. Görevi, madenlerde kaza olmaması için gerekli denetimleri yapmak ve eğer gerekiyorsa yeni mevzuatı hükümete önermek. Bunun dışında, bir de “Safety in Mines Testing and Research Station” (SIMTARS) diye bir kurum var, madenlerde kullanılan malzeme ve ekipmanı test eden ve emniyetini denetleyen. Bunların ötesinde, maden şirketleri için ağır mali yaptırım olması, maden ocağı yöneticilerinin de kişisel sorumluluk altında olması, onları iş güvenliği konusunda daha duyarlı olmaya itiyor.3 YILDA HİÇ MESAFE ALINMAMIŞMadenlerde sürekli ölümlü kazaların yaşanması, denetimsizliği öne çıkarıyor. Aslında Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurumu`nun (DDK), maden kazalarıyla ilgili 4 yıl önce hazırladığı (Haziran 2011) rapor, yaşanan kazalara da ışık tutuyor. DDK`nın madencilik sektörüne yönelik raporunda tespit edilen ve acilen tamamlanması istenen eksikler sıralanıyor: Geçmiş kazalardan ders alınmaması, grizu riskine karşı önlemlerin yetersiz olması, kontrol ve degaj sondajlarının yeterince bulunmaması, gaz izleme ve ikaz sistemlerinin yetersizliği, havalandırma yetersizliği, grizu emniyetli elektrikli cihaz ve ekipmanlar ile ilgili sorunlar, nefeslik-kaçamak yolu ile ilgili yetersizlikler, tahkimat ile ilgili eksiklikler, tahlisiye hizmetlerinin yetersizliği, teknik nezaretçilik vb. işletme içi denetim uygulamalarıyla ilgili sorunlar, kamu birimlerinin denetimlerinin etkinsizliği ve mesleki eğitim ve iş güvenliği kültürü noksanlıkları. Enerji Bakanı Taner Yıldız TBMM`de, İstanbul Milletvekili Umut Oran`ın `DDK raporuyla ilgili neler yapıldığı` soru önergesine “Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu tarafından tespit edilen hususlar titizlikle değerlendirilerek uygulamaya alınmıştır.” cevabını verdi.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Sözcü

Gündem - Tecavüz tehditleri alıyorum!



31 Ekim 2014 Cuma  00:54

Sözcü

Gündem - Jen Psaki`den flaş açıklama!



30 Ekim 2014 Perşembe  21:51

Zaman

Manşet - `İnsanlar borçlu, 3 kuruş fazlasına iş değiştiriyor`


Zorlu Holding CEO`su Ömer Yüngül, Vestel`in merkezinin bulunduğu Manisa`nın Türkiye`de işsizliğin en az yaşandığı üç şehirden biri olmasına rağmen çalıştıracak işçi bulamadıklarını söyledi.Yüngül`ün bunun sebebi olarak dile getirdiği cümle oldukça dikkat çekici: “Maalesef, toplumumuzun aşağı yukarı her bireyi borçlu olduğu için üç kuruş fazlaya işi değiştiriyor.” Vestel`de ayda 2 bin kişinin değiştiğini anlatan Yüngül, genel sorun olarak gördüğü bu durumun Türkiye`nin geleceğiyle ilgili risk oluşturduğunu ifade etti.Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği`nin (ANSİAD) 16`ncı olağan toplantısına konuk olan Zorlu Holding CEO`su Ömer Yüngül, `Küresel Rekabette Başarının Altın Anahtarı: İnovasyon` başlıklı konuşma yaptı. Konuşmasında Türkiye ve dünya ekonomisinin gidişatı hakkında bilgi veren Yüngül, işadamlarına yenilikçi olmalarını tavsiye etti. Türkiye`nin son 15 yılda `enteresan` şekilde büyümesine karşın işlerin eskisi gibi gitmediğini ve orta gelir tuzağına düşüldüğünü anlatan Yüngül, bundan kurtulmak gerektiğini söyledi. Türkiye`nin `girdaptan` çıkması için `yeni bir reçeteye` ihtiyacı olduğunu belirten Yüngül, şöyle devam etti: “Rusya`nın bütün tarım ve gıda pazarında büyük oyuncu olma potansiyelimiz var. Bütün Ortadoğu`yu tekrardan inşa etme imkânımız var. Yaşlanan Avrupa`nın parasını çekme imkânımız var. Dolayısıyla biz eğer aklımızı kullanırsak, gücümüzü de güzel kullanırsak burada bizim için hâlâ daha potansiyel var. Bunu becerebiliyor muyuz? Maalesef birisi bir şey yaptı mı herkes ona gidiyor.”


30 Ekim 2014 Perşembe  02:06

Zaman

Gündem - Sivas`taki polis merkezinde sarı zarf paniği


İstanbul ve Ankara`da yaşanan sarı toz alarmı Sivas`a da sıçradı. Üçlerbey Mahallesi Polis Merkezi`ne yurtdışından geldiği belirtilen isimsiz zarf paniğe neden oldu.Olay yerine Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleri çağrıldı. Müdürlüğe bağlı Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KRBN) ekipleri özel kıyafetleriyle zarfı teslim alarak Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü`ne teslim etti. Zarfın incelenmek üzere Ankara`ya gönderildiği kaydedildi. Zarfa temas ettiği tahmin edilen posta görevlileri Ö.T. (20) ve A.Y. (33) ise hastanede karantinaya alındı. Posta görevlileri kimyasal solüsyonla temizlenecek. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş ise konsolosluklara gönderilen sarı tozla ilgili Ankara`da açıklamalarda bulundu. Konsolosluklara gönderilen sarı zarfın içinde kimyasal ve biyolojik toksine rastlanmadığını belirten Gümüş, şüpheli tozun, `tebeşir tozu` olarak rapor edildiğini açıkladı. Ebola ve MERS virüsüne ilişkin de bilgiler veren Gümüş, Türkiye`de ebola tanısı konulmadığını kaydetti. Ebola virüsü ile alakalı 36 ilde 45 referans hastane oluşturulduğunu belirterek, şu ana kadar 28 olgunun ebola virüs şüphesi ile takibe alındığını, bunların 12`sine sıtma tanısı konulduğunu söyledi. MERS virüsü şüphesiyle 2012 yılından bu yana bin 10 numune alınarak incelendiğini vurgulayan Gümüş, “Bunların 932`si negatif çıktı. Sadece 1 vaka pozitif geldi.” dedi.


29 Ekim 2014 Çarşamba  02:06

Zaman

Manşet - Hariciye, ekran kararttı


Dışişleri Bakanlığı, gelenekselleşen haftalık basın toplantılarını 10 aydır düzenlemiyor. Halk, Türkiye`yi ilgilendiren hassas bölgesel konularda ancak ABD`nin yaptığı açıklamalarla başlattığı tartışmalar sayesinde bilgi sahibi olabiliyor.Dışişleri Bakanlığı`nda kurumun güçlü teamüllerinden haftalık basın toplantıları aylardır rafa kalktı. 2014 başlarında göreve gelen Sözcü Tanju Bilgiç, geçen süre zarfında bir kez bile basın toplantısı düzenlemedi. Kamuoyu ve gazeteciler, Türk dış politikasıyla ilgili gelişmeleri son dönemde hep ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin açıklamalarından öğrenebilirken Ankara`nın gömüldüğü sessizlik şaşırtıyor.Bakanlık, Türk dış politikasını yakından ilgilendiren hayatî gelişmeler yaşanmasına rağmen basını bilgilendirmekten ve sorulara cevap vermekten kaçınıyor. Oysa bu yıla kadar Bakanlık sözcüleri haftalık basın toplantıları düzenleyerek tüm medya gruplarının bütün sorularına cevap veriyordu. Basın toplantıları uygulamasına son verilmesinin nedeni ise bilinmiyor. Sözcü Bilgiç de Zaman`ın bu yöndeki sorularına cevap vermedi. Ancak yine AKP hükümetleri döneminde görev yapan diğer sözcülerin uygulamalarının aksine bir deneyimin yaşanması, bu konudaki tercihin Bilgiç`e ait olduğu yorumlarına neden oluyor. Sözcü Bilgiç, Türk ve yabancı gazetecilerin telefon ve e-mail ile yönelttiği sorulara da çoğunlukla cevap vermiyor. Diplomasi muhabirlerinin kendisine günlerce ulaşamaması, sosyal medyada da tartışma konusu olmuştu.Ankara`nın bu sessizliğinin karşısında Batı ülkeleri düzenli basın toplantılarıyla gündeme ilişkin kamuoylarına düzenli olarak bilgilendirmede bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı ise her gün mutlaka basın toplantısı düzenleyerek tüm basın mensuplarının bütün sorularını cevaplandırıyor.`Çalıştığım yerden sor` dönemi mi?Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu`nun düzenlediği basın toplantılarında ise Sözcü Bilgiç`in soru hakkı verdiği medya organları dikkat çekiyor. Bilgiç şu ana kadar Ankara`da gerçekleşen üç basın toplantısında, resmî basın kuruluşları TRT ve Anadolu Ajansı`na toplam 3, koşulsuz iktidar destekçiliği yapmakla tanınan AHaber`e 1 soru hakkı verdi. Bunlar dışında soru sormasına imkân verilen tek özel basın kuruluşu ise bir kere ile Hürriyet Daily News oldu.


28 Ekim 2014 Salı  02:20

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  

habertürk arşiv 20 07 2010  15 şubat radikal gazetesi  31 mayıs 2009 hürriyet bursa eki  bogulma  01 06 2010 fox ana haber izle  27 05 2013 tarıhlı sakarya gazetesi  konya ovasında açılan çukur resimleri  07 12 2009 tarihli fox tv ana haberleri dayak  ölüm İl2009 önce sağlık  çocuk tacizcisi yunus binici  ölümlü trafik kazaları 27 aralık 2009  şhow haber arşivi 05 aralı  7 temmuz 2009 akşam gazetesi arşİvİ  9 haziran 2009 milliyet akdeniz eki  gazetesi oku  onur doğan  27 aralık 2008 hava durumu  12 aralık trt2 haber bülteni  metro tv konya ereğli cinayet  bursa olay gazetesi trafik kaza haberleri videosu  03 mayıs 2009 star tv ana haber izle  09 01 2010 kaçkar tv ana haber bülteni