Bulunan Haber Sayısı: 269
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Validebağ`a mahkemeden durdurma kararı


Üsküdar`daki Validebağ Korusu`nun bitişiğindeki boş alana yapılmak istenen cami inşaatına, İdare Mahkemesi`nden durdurma kararı verildi.Validebağ Korusu içerisinde yer alan otoparka yapılmak istenen cami ile ilgili olarak İstanbul 7. İdare Mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı verildi. Mahkemenin verdiği kararda şöyle denildi: `Mahkememizce henüz esasen karar verilmemiş, davacı tarafından ilçe belediyesince uygulamaya geçildiğine ilişkin dosyaya delil sunulduğu görülmüş olmakla, işlemin uygulanması halinde telafisi güç zarar doğurabilecek nitelikte bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı idarenin ara karara cevap alıncaya ve yeni bir karar verilinceye kadar dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verildi.` Mahkemenin oy birliği ile aldığı kararda, davalı idareye 1 ay süre tanındı ve ilgili kurumlardan şu bilgiler istendi: `1. Söz konusu planının fonksiyon değişikliğiyle dini tesis alanına alınmasıyla ilgili olarak 3194 sayılı kanun uyarınca Diyanet İşleri Başkanlığı`ndan ya da il müftülüğünden görüş alınıp alınmadığının sorulmasına, alınmışsa buna ilişkin belgenin ibrazının istenilmesine, 2. Söz konusu mahalde, dini tesis alanına bir ihtiyaç bulunduğuna dair analiz yapılıp yapılmadığının sorulmasına, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine, 3. Planlanan alana hitap eden, civardaki mevcut dini tesislerin işaretli olduğu, plan paftasının istenilmesine, dava konusu parsele en yakın ibadethanelerin uzaklığının sorulmasına, 4. Dava konusu dini tesis alanının bulunduğu yeşil alan fonksiyonlu parselin toplam büyüklüğünün sorulmasına, 5. Dava konusu planın onay tarihinin sorulmasına karar verildi.`


22 Ekim 2014 Çarşamba  13:39

Milliyet

Kültür Sanat - O bombalarla ilgili flaş iddia


GÖNDERİLEN ALMAN SİLAHLARI ARASINDA YOK   Süddeutsche Zeitung gazetesinin askeri kaynaklara dayanarak verdiği habere göre, `DM 41` tipi ...


22 Ekim 2014 Çarşamba  13:04

Milliyet

Dünya - IŞİD`in elinde Alman el bombaları var


Kutulardan çıkartılan el bombalarının “DM 41” tipi Alman üretimi bombalar olduğu kaydedilirken, bunların IŞİD`in eline nasıl geçtiği merak ediliyor. GÖNDERİLENLER ARASINDA ALMAN SİLAHLARI  YOK Süddeutsche Zeitung gazetesinin askeri kaynaklara dayanarak verdiği habere göre, “DM 41” ...


22 Ekim 2014 Çarşamba  12:46

Zaman

Manşet - BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Polise operasyonlar Öcalan`ın talimatıyla mı yapılıyor?


Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, emniyet mensuplarına yönelik yapılan operasyonlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Destici, `Bu görevden almaların ve operasyonların, bebek katili Abdullah Öcalan`ın talimatıyla, talebiyle, ya da çözüm sürecindeki müzakerenin bir pazarlık noktası olarak yapılıp yapılmadığı konusunda da açık ve net cevap bekliyoruz. Kime karşı yapılırsa yapılsın haksız görevden almaların ve bu tür algı operasyonlarının karşısındayız.` dedi.Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Mustafa Destici, emniyet mensuplarına yapılan operasyonların siyasi, psikolojik bir algı operasyonu olduğunu söyledi. Destici, `Eski İstihbarat Daire Başkanı`nın ve bu tür operasyonlarla karşılaşanların söylediği net cümleler var. KCK operasyonlarını da, dinlemeleri de, Ergenekon operasyonlarını da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın talimatıyla yaptığını söylüyorlar. Açık ve net olarak bunu ifade ediyorlar. İkinci bir şey daha söylüyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın cevaplaması gereken. Bebek katilinin talimatıyla görevden alındıklarını söylüyorlar. Bu böyle geçiştirilecek iddia değil. Buna Türkiye`yi yönetenlerin cevap vermesi lazım. KCK operasyonları, dinlemeler bütün geçmişte yapılan bu operasyonlar kendi talimatıyla yapıldı mı yapılmadı mı? Bu tür iddialar var. Sayın Cumhurbaşkanı`nın bunu net bir şekilde cevap vermesi lazım. Aynı şekilde bu görevden almaların ve operasyonların, bebek katili Abdullah Öcalan`ın talimatıyla ya da talebiyle, ya da çözüm sürecindeki müzakerenin bir pazarlık noktası olarak yapılıp yapılmadığı konusunda da açık ve net cevap bekliyoruz. Kime karşı yapılırsa yapılsın haksız görevden almaların ve bu tür algı operasyonlarının karşısındayız. Onun için ben bu haksızlığın elbet boşa çıkacağını düşünüyorum. Emniyet mensupları ne yaptılarsa üstlerinin talimatlarıyla yaptıklarını söylüyorlar. Aynen bir bakan çıkıp `ben ne yaptıysam hepsini Başbakan`ın talimatıyla yaptım` diye göz altına alınan İstihbarat Daire Başkanı da aynı şeyleri söylüyor. Sayın Başbakanla bizzat saatlerce görüştüklerini anlattılar.` diye konuştu.`HERHALDE 4 BAKAN 1 NİSAN ŞAKASI OLSUN DİYE İSTİFA ETTİLER`17-25 Aralık operasyonlarına komedi gibi bir takipsizlik kararı verildiğini söyleyen Destici, `Yargıçlara, hakimlere, savcılara sesleniyorum. Hukukun tarafsızlığını ve bağımsızlığını koruyacak sizsiniz. Garanti altına alacak sizsiniz. Sizler eğer, siyasilerin baskılarına boyun eğerseniz, kendi elinizle hukukun bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldırmış olursunuz. 17-25 Aralık operasyonlarına takipsizlik kararı Türk hukuk sisteminin şerefini ve namusunu lekelemiştir. Kara bir leke olarak üzerlerine çökmüştür. Buradan kurtuluş, hukuk adamlarının verdiği kararlarla olacaktır. 17-25 Aralık`ta hiç birimiz rüya görmedik. Yani o para kasaları, ayakkabı kutuları, paralar, bunlar rüya değildi herhalde. Herhalde 4 bakan sanal ortamda 1 Nisan şakası olsun diye istifa etmediler. Şu anda koltuklarında başkaları oturuyor. Bu karar yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına bir darbedir. Türk yargısı açısından bir yüz karasıdır.` şeklinde konuştu.`AMAÇ PKK-PYD`YE UNSURLARINA KORİDOR AÇMAK`Türkiye`nin Kobani`ye yardım konusunda Peşmergeye koridor açılmasını da değerlendiren Destici, `Yabancı devlet statüsünde olmayan Irak`ın bir bölgesinde özerklik ilan etmiş Barzani`nin Peşmergelerini Türkiye`de konuşlandırma ya da Türkiye sınırını kullandırmak için anlaşma yapıyorlar. Bu da büyük bir kandırmaca. PKK-PYD`nin açık bir talebi vardı. Türkiye`nin koridor açması ve bu koridordan hem Kuzey Irak`tan, hem Afrin`den hem Cezire`den gelecek YPG ve YPC güçlerinin yani PKK ve PYD güçlerinin Suruç`a gelerek Mürşidpınar`dan Aynel Arab`a geçmesiydi. Talep buydu. Bu talebi kabul ettirmek için 6-7 Ekim hadiseleri yaşandı. Neticede istediklerini almış gibi gözüküyorlar. PKK ve PYD bu kadar cesursa bunların terör unsurları bu kadar kahramansa niye Suriye sınırları içerisinden Aynel Arab`a gitmiyorlar. Çünkü arada IŞİD var. IŞİD korkusu iyice beyinlerine işlemiş durumda, ödleri kopuyor. Ancak bütün dünyayı yanlarına alarak IŞİD`le baş edebileceklerini düşünüyorlar. Bu Peşmergeye koridor açmak değil, bu da büyük aldatmaca. Burada koridor Peşmerge maskesi altında PKK-PYD unsurlarına açılmaktadır. Bu da Türk milletine ihanettir.` dedi.`İSLAM DÜNYASININ GÖRDÜĞÜ EN BÜYÜK İHANETİ YAPIYORLAR`Destici, AK Parti iktidarının İslam dünyasının gördüğü en büyük ihaneti yaptığını söyleyerek, `Moğollardan beri gördüğü en büyük ihaneti yapıyorlar. AK Parti inanılmaz bir ihanet içerisinde. Ateist, Marksist bir takımı, grubu muhatap alarak büyüttüler. AK Parti iktidara geldiğinde PKK`nın siyasi uzantısının oyu yüzde 3-4 seviyesindeydi. Şu anda 2-3`e katlamış durumda. Şimdi İslam dünyasının göbeğine bayrak çektiriyorlar. Özerk bölgeler oluşturuyorlar. Bu İslam tarihine, Müslümanlara yapılmış en büyük ihanettir.` şeklinde konuştu.`BBP`YE BİR KURUŞ YOK`Destici, 2015 seçim bütçesini de eleştirdi. Siyasi partilere 2015 yılında 180 milyon 600 bin lira yardım yapılacağını söyleyen Destici, `Fakat 2015 yılı bir genel seçim yılı olduğu için bunun 3 katı para verilecek. Yani toplam para 542 milyon lira. Biz sadece oyu yüzde 7`nin üzerinde olan hazine yardımı yapılmasını doğru bulmuyoruz. Benim zaten Anayasa Mahkemesi`nde henüz neticelenmeyen bir başvurum var. Fakat bundan vazgeçtik, tamam 180 milyon lirayı 3 partiye ver. Yasa çıkarmışsın Anayasanın 68. Maddesine de aykırı olarak, çünkü orada diyor ki; `siyasi partilere hakça ve yeteri miktarda yardım yapılır`. Kendileri de öyle söylüyor. Geçtiğimiz gün Başbakan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü ile beraberdik. `Sayın Başkan kuzulara şah olsa kurt yapmaz bu taksimi diyorsunuz` diyor. `Evet siz kurdu da geçtiniz, kurttan daha hain, daha gayri adil bir taksiminiz var` dedim. Kurttan daha yırtıcı hale geldiniz ve kurttan daha vicdansız. 180 milyon liradan vazgeçtim geriye kalan 360 milyon lira seçim yardımı. Bunu nasıl oluyor da sen aynı 3 partiye veriyorsun? Yarın YSK açıklayacak. 15 parti seçime girdi diyecek. Bu yardımı yine 3 parti alacak. Benim isyanım buna. Birincisine zaten itiraz etmiştik. Ama ikincisi hiç kabul edilemeyecek bir şey. Yani 360 milyon lira seçim yardımı veriyorsun, bu yardımı da yine tutup 3 partiye veriyorsun. 2015 yılında AK Parti 305 milyon lira alacak, CHP 159 milyon lira verilecek, MHP`ye de 79 milyon lira para yatacak. BBP`ye de bir kuruş yatmayacak. Yani ne hazine yardımı, ne seçim yardımı.``GEMİNİN ESKİ BİR BAKANIN TERSANESİNDE YAPILDIĞINI BİLİYOR MUYDUNUZ?`Destici sözlerini şöyle tamamladı:`Önce Başbakanlık, sonra Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca cumhurbaşkanlığı konutuna çevrilen yeni konutunun 280 bin metrekare olduğunu, 950 civarında odası olduğunu ama cumhurbaşkanlığı personelinin 700 civarında olduğunu biliyor muydunuz? Yeni Cumhurbaşkanımıza ailesiyle yapılan bölümün de 16 bin metrekare olduğunu biliyor muydunuz? Artık 16 bin metrekarede kim oturacak onu bilmiyorum. İkincisi Cuma günü bakanların açılışına katılacağı bir gemi indirilecek. Bu geminin de eski bir bakanın tersanesinde yapıldığını biliyor muydunuz?`


22 Ekim 2014 Çarşamba  14:53

Zaman

Manşet - 5 aile hekiminden 3`ü acil nöbetine gitmiyor


Aile hekimleri, kamu hastaneleri acillerinde ve 112 istasyonlarında 8 saat nöbet tutma zorunluluğuna uymuyor. Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu`nun (AHEF) bin 404 aile hekimi üzerinde yaptığı ankete göre 5 aile hekiminden 3`ü nöbete gitmiyor. AHEF`in anketine göre hekimlerin yüzde 58`i hiçbir nöbete gitmediğini belirtirken, yüzde 19`u bazı nöbetlere gittiğini belirtti. Aile hekimlerinin sadece 11`i tüm nöbetlere gitti. AHEF Genel Sekreteri Dr. Lütfi Tiyekli, `Şevki kırılmış bir çalışan grubundan verimli çalışma elde edilebilmesi imkansızdır.` dedi.Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz Nisan ayından Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu imzalı `Nöbet` konulu genelge ile aile hekimlerinin acillerde nöbet tutmaya başlayacağını açıkladı. Aile hekimlerine ve aile sağlığı personellerine acil servislerde ayda 8 saat nöbet görevi hatırlatılan genelgeye rağmen aile hekimleri acil nöbetlerine gitmiyor. 66 ilde yer alan aile hekimleri derneklerinin üye olduğu Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) aile hekimlerinin durumu, gelecekle ilgili düşünceleri ve sorunlarını belirlemek için bir anket çalışması yaptı. Ankete tüm Türkiye`yi temsil eden 1404 aile hekimi katılmıştır. Hekimlere 9 tanesi demografik, 7`si görüş ve 1`i açık uçlu olmak üzere toplam 17 soru soruldu.Ankette, `Aile Hekimliğinden genel memnuniyetiniz nedir?` şeklindeki soruya iki hekimden biri orta cevabını verdi. Hekimlerin yüzde 19`u memnuniyet durumunun kötü, yüzde 22`si iyi ve yüzde 7`si çok kötü olarak cevapladı. Gelecekteki gelirlerinin nasıl olacağı sorulan hekimlerini yüzde 78`i gelirlerinin azalacağına inandığını belirtti. Hekimlerin sadece yüzde 2`si gelecekte gelirinin artacağını düşünürken hekimlerin yüzde 13`ü gelirinin aynı kalacağını yüzde 7`si ise bu konuda fikri olmadığını söyledi. `Size göre Aile Hekimliği gelecekte nasıl olacak?` şeklindeki soruya aile hekimlerinin yüzde 4`ü uygulamanın iyiye gideceğine inandığını vurguladı. Aile Hekimlerinin yüzde 69`u uygulamanın kötüye gideceğine inandığını belirtirken, yüzde 8`i aynı kalacağını yüzde 16`si ile uygulamanın biteceğini dile getirdi. Aile hekimlerinin yüzde 3`ü ise uygulamanın geleceği ile ilgili fikri olmadığını belirtti.Hekimlere gerçekleştirilen düzenleme ile aile hekimlerine getirilen acil nöbetine gidip-gitmedikleri soruldu. Hekimlerinin sadece yüzde 11`i tüm nöbetlere gittiğini belirtirken, yüzde 6`sı yönerge gereği nöbetten muaf tutulduğunu, yüzde 19`u ile bazı nöbetlere gidip, bazılarına gitmediğini kaydetti. Ankete katılan bin 404 aile hekiminin yüzde 58`i ise hiçbir nöbete gitmediğini söyledi. katılımcıların yüzde 6`sı nöbete gidip gitmediği konusunda görüş belirtmedi.`ŞEVKİ KIRILMIŞ BİR ÇALIŞAN GRUBUNDAN VERİMLİ ÇALIŞMA ELDE EDİLEBİLMESİ İMKANSIZ`AHEF olarak tüm aile hekimlerine ulaşmak, fikirlerini almak, çözüm önerilerini öğrenmek istediklerini belirten AHEF Genel Sekreteri Dr. Lütfi Tiyekli, `Konunun muhataplarını dinlemeden yapılacak düzenlemelerin, yol haritalarının başarısız olacağı aşikardır. Bugün için Bakanlığımız sahanın fikrine almadan `oldu-bitti` düzenlemeler yapmaya çalışmaktadır. Biz bu hataya düşmek istemiyoruz.` Dedi. Türkiye çapında Aile Hekimleri arasında düzenledikleri anket çalışmasında çarpıcı sonuçlar ortaya çıktığını kaydeden Tiyekli, `Aile hekimlerinin Bakanlığa, aile hekimliği uygulamasına, güveni bitme noktasına gelmiştir.Yaptığımız anket çalışmasına göre Aile hekimlerinin yüzde 16`sı aile hekimliği uygulamasının biteceğine inanmakta.Yüzde 69` u aile hekimliği uygulaması kötüye gidecek demekte. İyiye gideceğinin düşünenlerin oranı sadece yüzde 4`dür. Bu kadar şevki kırılmış bir çalışan grubundan verimli çalışma elde edilebilmesi imkansızdır. Aile hekimleri bu düşüncede iken aile hekimliği uygulamasının iyi gitmesi imkansızdır. Nitekim Türkiye`deki aile hekimi veya aile sağlığı elemanı olmayan çok fazla sayıda Aile Hekimliği Birimi vardır. Bakanlık bunu kamufle etmektedir.` diye konuştu.Bu olumsuz havanın baş sebebi olarak Sağlık Bakanlığı`nın izlediği tutarsız politikaları gördüklerini vurgulayan Tiyekli, `Aile hekimliği konusunda, maalesef, sabah erken kalkanın mevzuat çıkardığı bir döneme girmiş bulunmaktayız. Aile hekimliği uygulamasında çalışanlar her yerde her gün bir biri ile tutarsız, alakasız, ne olduğu anlaşılamayan açıklamalar ile karşılaşmaktadırlar. En yetkili ağızlar aile hekimlerinin Avrupa`daki emsallerine göre 3 kat fazla çalıştığını, 3 kat daha az gelire sahip olduğunu söylerken, bir yandan da yetersiz olduklarını söylemektedirler. Biz Türkiye`nin aile hekimleri olarak zaten büyük bir özveri ile çalışıyoruz. AHEF olarak aile hekimliği uygulamasının ülkemizde en iyi şekilde yapılması için çalışmalar yapıyor, bakanlığa sunuyoruz. Ama maalesef `ben yaptım, oldu bitti` mantığının bakanlıktaki hakimiyetini kıramamaktayız. Aile hekimliği uygulamasında çalışanların önlerinde, seslerini duyurabilmek için sert eylemler dışında başka seçenek bırakılmamaktadır.` şeklinde konuştu.(CİHAN)


22 Ekim 2014 Çarşamba  15:11

Zaman

Manşet - `Yav, ben zaten inanmamıştım ki!`


Hürriyet Gazetesi Yazarı Kanat Akkaya, bugünkü yazısında 17 - 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarının kapatılmasına değindi. Akkaya, `Yav, ben zaten inanmamıştım ki!` başlıklı yazısına `Nasıl inanayım, nasıl inanılır canım böyle bir rezilliğe?` diye başlayarak 17 Aralık`tan bu yana gözler önüne serilen yolsuzluk delillerini sıraladı.İşte Kanat Akkaya`nın o yazısı:NASIL inanayım, nasıl inanılır canım böyle bir rezilliğe?Yok efendim dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, İran asıllı Reza Zarrab`a `Abicim sen rahat ol. Vallahi öyle bir şey varsa, senin önüne ben yatarım ya! İçişleri Bakanlığı`nda, Maliye`de ve MİT`te bir şeyin yok...` demiş.Türkiye Cumhuriyeti`nin koca bir bakanı yatar mı kimsenin önüne maddi çıkar sağlamak için?Böyle bir kepazelik olur mu?İnanmamıştım zaten!*Yok efendim devlet büyüklerimizin çocuklarının evlerinde, üst düzey bürokratların evinde banka kasalarından, ayakkabı kutularından milyonlarca dolar çıkmış...`Gözümle görsem inanmam` derler ya; gördüm inanmadım!`Sıfırla!` demişler, `Tamam babacım` cevabı almışlar.`Kulağımla işitsem inanmam` derler ya; işittim inanmadım.Nasıl inanayım?Böyle fütursuzca yetim hakkı yenilebilir mi hiç?Şahsi ikbal için `şıklaştırılımış hırsızlık` yapılabilir mi hiç?İnanmamıştım zaten!*Yok efendim kol saatleri, takım elbiseler...Bir bakanın, memleketin anahtarını, bir yerde namusumuzu teslim ettiğimiz bir bakanın bir kol saatine, bir takım elbiseye satılabileceğine inanılır mı hiç?Bıraktım sevdiklerini, seçmenlerini, partililerini; sabah aynada kendi yüzüne bakacak hal kalır mı o zavallıda?Böyle birini bakan yapar mı seçilmiş hükümetin sorumlu seçicisi; tutar mı etrafında, o koltukta hiç?İnanmamıştım zaten!*Yahu aklınız alıyor mu allasen?Şakşakçılık yapsın, algıları yamultsun, iktidarına fedailik yapsın diye medya havuzu kuracak bir lideri alıyor mu aklınız?İşi gücü bırakmış `Atın 100`er milyon` diyecek müteahhitlere ha?Onlar da garanti ihalelere kuvvet `Anasını s... bu milletin` diye atıp tutacak ha?Akıl alır mı, vicdan alır mı, namus-ahlak alır mı bunu?İnanmamıştım zaten!*Yeni Türkiye`nin savcısı 17 Aralık iddianamesini mahkemeye bile taşımadan `temize havale etti` nihayetinde...İhaleye fesat karıştırılmamış zaten.Kimse rüşvet almamış zaten.Balya balya para çıkmamış evlerden zaten.O kadar adam kaynayan büyük kazandan önlerine düşeni yalayıp tutmak için örgüt kurmamış zaten.Hee, ben de inanmamıştım zaten!Bakın ne diyeceğim size sevgili okur.Ben bu yapının örgüt olduğuna inanmam, inanmamıştım zaten!Ya neye inanırım?Sarp Kuray`ın tek kişilik örgüt davasından yıllardır hapiste tutulmasına inanırım.İnanırım zaten!


21 Ekim 2014 Salı  11:15

Zaman

Manşet - FEM Akademi, Yeni Akit`in yalanına kira sözleşmesiyle cevap verdi


Gaziantep`te kiraladıkları binada dershanecilik yapan FEM Akademi`nin, yaşlı bir çifti dolandırdığını iddia eden Yeni Akit gazetesinin haberini kurumun avukatı belgeyle yalanladı. Safa Özel Öğretim Hizmetleri ve Eğitim Araçları Sanayi ve Ticaret AŞ avukatı Celalettin Terlemez, Yeni Akit gazetesinin bugün manşetten verdiği `Himmet Zimmet Oldu` başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Gaziantep`teki FEM Akademi binasının kira olduğunu belirten avukat Terlemez, kira sözleşmesini de göstererek gazetenin yalan haberini hukuki açıdan da takip edeceklerini belirtti.Yeni Akit gazetesinin, `17-25 Aralık darbe girişimleri ve kirli ilişkileri ile anılan paralel yapının, Gaziantep`te birikimlerini öğrenci yurdu yapılması için cemaate bağışlayan yaşlı çifti sahte belgelerle aldatarak, 3 arsayı FEM Akademisi`ne dönüştürdüğü ortaya çıktı` şeklindeki haberinin doğruyu yansıtmadığını belirten avukat Terlemez, `Safa Özel Öğretim Hizmetleri ve Eğitim Araçları Sanayi ve Ticaret AŞ hakkında tamamı gerçek dışı, asılsız ve ticari itibarı zedeleyici yalan haber yapılmıştır. Zira haberin içeriğinde müvekkil şirkete ait FEM Akademi Dershanesi`nin, Nurettin ve Afife Uras isimli yaşlı çifte ait 3 adet arsanın öğrenci yurdu olarak bağış alınması; Uras çiftinin sahte belgelerle vakıf kurulduğu iddiası ile dolandırılması, daha sonra bu arsalardaki yapıların dershaneye dönüştürülmesi ile ilgili hiçbir şekilde ilgisi ve alakası bulunmamaktadır.` açıklamasını yaptı.FEM Akademi Dershanesi`nin 01.12.2013 tarihinde Yeniçağ Organizasyon Turizm ve Özel Öğretim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret AŞ isimli şirket ile yapmış olduğu kira sözleşmesi ile kiraladığını belirten avukat Terlemez, açıklamasına şu şekilde devam etti: `Haberde bahsi geçen 2010 yılı ve sonrasında zikredilen ve tarafına atfedilen olaylar ile hiçbir şekilde ilgi ve alakası bulunmamaktadır. Tamamen gerçek dışı ve bir karalama kampanyasının ürünü olan bu haberin içeriği ve veriliş tekniği ile müvekkil Safa Özel Öğretim Hizmetleri ve Eğitim Araçları Sanayi ve Ticaret AŞ okuyucu nezdinde küçük düşürülmüş, kişilik haklarına saldırıda bulunulmuş, müvekkilimin itibarının kamuoyu önünde fazlasıyla zedelenmesine neden olunmuştur. Bu konuda gereken hukuki süreç titizlikle takip edilecek olup; kamuoyunun bilgi ve takdirlerine saygıyla duyurulur.`


16 Ekim 2014 Perşembe  15:56

Sözcü

Gündem - Gazete tirajları bu hafta ne oldu?



20 Ekim 2014 Pazartesi  19:58

Zaman

Manşet - Peşmerge belirsizliği


Türkiye sınırındaki Kobani şehrinde iki gün süren göreceli sessizliğin ardından yeniden çatışmalar hız kazanırken, Ankara`nın şehre geçişine yeşil ışık yaktığı peşmerge güçlerinin akıbeti konusunda belirsizlik sürüyor.Peşmergelerin ne zaman geleceği ve nereden Kobani`ye geçeceği bilinmiyor. Önceki gün “Peşmergelerin Kobani`ye geçişine yardımcı oluyoruz” diyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün ise Türkiye üzerinden henüz geçiş olmadığını söyledi. Çavuşoğlu, NTV televizyonuna yaptığı açıklamada, “Güzergâh henüz belirlenmedi. Nasıl geçecekleri (silahlı mı silahsız mı?)konusunda görüşmeler sürüyor. Bu ayrıntılar üzerinde çalışılıyor.” dedi. Bakan, IŞİD`e karşı savaşan PYD`nin peşmergeyi istemediğini de kaydetti. Peşmergelerin gelmesi halinde Suruç ilçesindeki Mürşitpınar Sınır Kapısı veya Suriyeli sığınmacıların geçiş yaptığı Yumurtalık bölgesinden Kobani`ye girebilecekleri ifade ediliyor. İngiliz Times gazetesi de dün Amerika tarafından Irak`ın Süleymaniye şehrinde eğitilen Kürt birliklerinin Kobani`ye gitmek üzere yola çıktığını iddia etti.ABD`NİN ATTIĞI SİLAHLAR IŞİD`İN ELİNDEABD`nin pazar gecesi PYD`ye havadan attığı silahların bir kısmı ise IŞİD`in eline geçti. Örgüt tarafından dün yayınlanan görüntülerde Kobani üzerinde uçaktan paraşütlerle atılan bazı kolilerin militanlar tarafından alındığı, bunların içinden de roket atar ve el bombaları çıktığı görülüyor. Amerikan ordusu, silah sandıklarından bazılarının yanlışlıkla IŞİD kontrolündeki bölgeye düştüğünü, bunların ele geçmemesi için vurulduğunu açıklamıştı.


22 Ekim 2014 Çarşamba  02:05

Zaman

Manşet - Fazıl Say: Gerekçe nedir öğrenmek isteriz


Piyanist ve besteci Fazıl Say`ın eserlerinin seslendirileceği iki konser Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası`nın (CSO) yeni sezon programından çıkarılmasına tepkiler sürüyor.Fazıl Say dün Twitter hesabından açıklama yaparak, “Adamların `Su` ile, `Yunus` ile, `İstanbul` ile dertleri varsa biz ne yapalım? Ne diyelim ki? Eserlerimin CSO yıllık orkestra programından çıkarılmasına gerekçe nedir? Sebep nedir? Öğrenmek isteriz. Kültür Bakanlığı cevaplamalı.” diye sordu. Ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı`na Fazıl Say`ın eserlerinin CSO programından çıkarılmasıyla ilgili soru önergesi verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ercan Karakaş da bir açıklama yaparak, son günlerde yaşanan sansür olaylarına tepki gösterdi. Karakaş şöyle dedi: “Bu uygulama Anayasa`nın 64. maddesinde belirtilen `Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır` hükmünü yok saymaktadır. Fazıl Say`a konulan yasak kaldırılmalıdır. Kültür Bakanlığı yasaklama bakanlığı olmamalıdır. AKP hükümetini, Kültür Bakanlığı`nı sanata ve sanatçılara uyguladığı sansür ve baskılara son vermeye çağırıyoruz.”Ne olmuştu?Devlet Orkestraları CSO`nun yıllık programını hazırlayıp Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü`ne onay için gönderiyor. Bakanın bizzat onayından sonra resmiyet kazanıyor. İddiaya göre bakanlığa `onay` için gönderilen bu yılın programında Fazıl Say`a ait üç eser iki ayrı konser de yer alıyordu. adlı internet sitesinin haberine göre bu üç eser Kültür Bakanlığı tarafından sansürlenerek, yeni sezon programından çıkarıldı. Buna göre, Kasım 2014`te şef Rengim Gökmen`in yöneteceği bir konserde Say`ın `İstanbul Senfonisi`, Mayıs 2015`te 3000 kişilik ATO Congresium`daki konserde şef Naci Özgüç yönetiminde bestecinin `Su` adlı piyano konçertosu ve `Yunus`un Sırtındaki Çocuk-Hermiyas` adlı eseri seslendirilecekti.


22 Ekim 2014 Çarşamba  02:05

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  

öğretmene müjde  14 nisan 2009 fox on ana haber  trafik kazaları temmuz ayı  19 09 1976hürriyet gazetesi arsiv  ösym son dakkika haberleri  çekiliş sonuçları radikal gazetesi çekiliş  astsubay kademe ntv  öss cevap anahtary 11 m11 mayys 2009 tarihli  show tv deki haber ucuz  flash tv pİ flash tv yayinlari  habertürk ankara eki 31 aralık  06 01 2011 hürriyet çukurova eki oku  10 ağustos kanal 7 haberleri  27 06 2010 tarihli yeni asır gazetesi oku turgutlu  öçal dan fransa ya damardan mesaj  önder kantarcı trafik kazası  1 nİsan ayı hava durumu 2010  01062010 fox ana haber izle  16 aralık habertürk gazetesi oku odtü eylemi  ege tv ana haber izmir alsancaktaki çatışma izle  askeri okullar  ölümlü trafik kazaları 27 aralık 2009