Bulunan Haber Sayısı: 448
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Milliyet

Politika - Sırrı Süreyya Önder çıldırdı! Canlı yayından alındı


Türkiye`nin Seçimi programına `cevap hakkı` için bağlanan Sırrı Süreyya Önder hiçbir suç duyurusu ve şikayet olmamasına rağmen AKP`li vekilin  `Bölgede HDP`lilerin vatandaşları tehdit ediyor` şeklindeki iddiaları karşısında sinirlerine hakim olamadı. İŞTE O DİYALOG ...


25 Mayıs 2015 Pazartesi  14:03

Sabah

Gündem - HDP, DHKP-C ve Paralelin kiri işbirliği


HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, HDP`ye yönelik saldırıları düzenleyen terör örgütü DHKP-C`ye teşekkür etmişti. Paralel yapının yayın organı Zaman gazetesi de HDP`nin saldırgan DHK-C`li...Devamı için tıklayınız


25 Mayıs 2015 Pazartesi  13:26

Zaman

Manşet - Devlet çereze yılda 28 milyar lira harcıyor


Meydan Gazetesi Oğuz Karamuk Maliye Bakanı Mehmet Şimşek`in kamudaki lüks araçlar için ödenen paraya `Çerez parası` dediği paraların yıllık 28 milyar lira olduğunu ve bu para ile hem emekliye iki ikramiye hem çiftçiye ucuz mazot verilebileceğini yazdı. İşte Oğuz Karamuk`un o yazısı: Devlet çereze yılda 28 milyar lira harcıyor Sağ olsun Maliye Bakanı Mehmet Şimşek… Muhalefet istese böylesini bulamazdı. Öyle gaflar yapıyor ki, ülkede iktidarı istemeyen kesimlerin en büyük yardımcısı oluyor. Hangisini sayacaksın… Mesela kalktı “1500 TL asgari ücret işçiye zulümdür” dedi… “Benzin, mazot pahalıysa bisiklete binin” dedi… Son olarak da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez`in lüks Mercedes`iyle sembolleşen kamudaki makam aracı saltanatı için, “Hepsine 3.3 milyar lira gidiyor. Türkiye`nin bütçesinde çerez parası değil” deyiverdi… Tabii Sayın Şimşek`in “Çerez parası bile değil” diye küçümsediği 3.3 milyar liranın, çiftçiye verilecek 1.5 TL`lik mazotun devlete olan maliyeti kadar yekûn tuttuğunu hatırlatalım öncelikle… Yani 5 milyon kişinin doğrudan, kalan 72 milyonun da dolaylı olarak ekmek yediği tarım sektörüne yapılacak mazot indirimi en fazla bu kadar maliyet çıkartıyor. Ama Maliye Bakanı nedense halkının daha ucuza beslenmesini sağlayacak… Enflasyonu düşürecek… Devletin daha az faiz ödeyip daha güçlü bir bütçesi olmasına yarayacak mazot indirimini değil… Kendisinin ve diğer kamu görevlilerinin pahalı ve ithal makam araçlarını savunuyor… Çiftçiye ucuz mazota karşı çıkıyor… Ayrıca Maliye Bakanı`nın bu açıklaması sayesinde… - Aksaray`ın yapımına harcanan 1 milyar dolar (2.6 milyar TL)… - Cumhurbaşkanına tahsis edilen yıllık 2.7 milyar liralık harcırah… - Yine Cumhurbaşkanına alınan 500 milyon liralık uçak… - Üç-beş yandaş patronun silinen 3 milyar liralık vergi borcu… - Kamu kuruluşlarından ve ihale verilen patronlardan iktidar yandaşı medyaya reklam ve haraç olarak aktarılan yıllık 1 milyar lira… - Hazine`ye borcunu ödemeyip dinozorlara 800 milyon lira yatıran Melih Gökçek`in harcamaları… Gibi giderlerin de AKP iktidarı tarafından “Çerez parası bile değil” mantığıyla değerlendirildiğini öğreniyoruz… Tabii toplandığında, damlaya damlaya göl oluyor… Örneğin CHP`nin emekliye vaat ettiği çift ikramiyenin kaynağı sadece bu saydıklarımdan çıkıyor... Ötesinde, “Yolsuzlukları önlesek şu kadar kaynak gelir” hesabına bile gerek yok… Diğer taraftan Maliye Bakanı`nın yönettiği ama konuşmalarından haberinin olmadığı anlaşılan bütçede de bu “çerez parası bile değil” denilen harcamaların toplamı yazıyor zaten… Bu tip harcamaların devlet bütçesinde toplu olarak gösterildiği “Diğer mal ve hizmet alımları” kalemi 28 milyar lirayı buluyor. Yani toplanan tüm vergilerin yüzde 8`i... Bu harcamaların toplamının son üç yılda yüzde 62 arttığı ve hızla artmaya devam ettiğini söyleyelim. Görüldüğü üzere devletin harcadığı çerez paralarıyla hem emekliye çift ikramiye hem de çiftçiye 1.5 TL`lik mazot vermek mümkün oluyor...


25 Mayıs 2015 Pazartesi  13:44

Zaman

Manşet - Gümrük müşavirliğinde liyakat gitti, mülakat geldi


Gümrük Yönetmeliği`nde yapılan son değişiklikle gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığına yazılı sınavdan sonra sözlü sınav şartı getirildi. Gümrük müşaviri olmak için yazılı ve sözlü sınavlarının her birinden 70 veya üzeri, gümrük müşavir yardımcısı olmak içinse 60 veya üzerinde puan almak gerekiyor. Yönetmelik değişikliğiyle daha önce yapılan ön eleme de kaldırıldı. Böylece kamu personeli olabilmek için siyasi referans şart haline geldi. VIP torpil iddiaları ve kadrolaşmanın gündemden düşmediği bugünlerde torpilin önünü açacak bir uygulama daha hayata geçirildi. 13 Mayıs 2015 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği`nde değişikliklere gidildi. Yönetmeliğin 566, 567, 568 ve 569`uncu maddelerindeki değişikliklerle gümrük müşaviri alımlarında ön eleme kaldırılarak sözlü sınav şartı getirildi. Daha önce sadece yazılı sınavla gümrük müşavir yardımcısı olunabilirken yeni değişiklikle yazılı sınav dışında sözlü sınav uygulamasına geçildi. Böylece gümrük müşaviri olmak için yazılı ve sözlü sınavlarının her birinden yetmiş veya üzerinde puan almak, gümrük müşavir yardımcısı olmak içinse yazılı ve sözlü sınavlarının her birinden altmış veya üzerinde puan almak gerekiyor. Gümrük Yönetmeliği`nde yapılan söz konusu değişiklik şöyle: Madde 566-(1) Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavları, yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamada yapılır. (2) Yazılı sınavı kazananlar, Bakanlıkça tayin edilecek yer ve zamanda sözlü sınava tabi tutulur. (3) Yazılı sınavın zamanı ve başvuru koşulları en az bir ay önce ilan edilir.” TORPİLİ OLMAYANA MEMURLUK HAYAL Kadrolaşmayla birlikte AKP, `parti devleti` olma yolunda hızla ilerlerken, kamu personeli olmak için siyasi referans, neredeyse devlete girebilmenin yegane şartı oldu. Pek çok kurumda iktidar yanlısı kişiler, liyakate bakılmaksızın önemli makamlara getirilirken, merkezi sınav sistemi olan Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) adeta devre dışı bırakıldı. Referanslı adaylara yüksek mülakat puanları verilirken torpili olmayan vatandaş için memurluk hayal oldu.


25 Mayıs 2015 Pazartesi  02:12

Zaman

Manşet - Selçuk Gültaşlı - Pinokyolar yarışıyor: Davutoğlu mu, Çavuşoğlu mu?


Halefle selef kıyasıya bir mücadeleye girişmiş. Yalan yarışında ipi kimin göğüsleyeceği bizi ilgilendirmiyor. İlgilendiğimiz atılan çamurları bir nebze olsun temizleyebilmek. Önce danışman daha sonra Dışişleri Bakanlığı`nda vesile-i iftiharımız olan, başarısı için dua ettiğimiz Ahmet Davutoğlu`nun artık aynaya baktığında, sabah uyandığında kendini tanıyabiliyor mu diye sorasım var. Bu ülkenin başbakanı `elimizde kayıtları var, talimatı Pensilvanya`dan aldılar` diyeli neredeyse bir ay oldu. Hâlâ halkın dikkatine sunacağı, mahkemeye delil olarak göndereceği, meydanlarda dinleteceği kayıtları bekliyoruz. Kayıtları mitinglerde bas bas bağırtıp, `paralellerin` maskesini düşürüp, oyları ütmek varken, Davutoğlu bu altın fırsatı neden tepiyor? Önceki gün meydanlarda yine Ekrem Dumanlı`nın Diyarbakır Belediyesi`ni arka kapıdan ziyaret ettiğini ağzına dolamış. Görüntüler, fotoğraflar, beyanların hiçbir ehemmiyeti yok. Billboardlarda reklamları `yerli uçağımızı yapıyoruz`, `dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri oluyoruz` diyor. Onun seçim kazanması lazım, yalanın dibine vurmanın tam zamanı. Selefi `kol koparan Davutoğlu` ile yarışan halef Çavuşoğlu da kamera kayıtlarını yalanlayarak bu yarışta kendine yer açmaya çalışıyor. Türkiye, AKP`nin ustalık döneminde `kamera kayıtlarını yalanlayan` bakanlarla tanışıyor. `Kamera kayıtlarını` yalanlayanların kamerasız ortamlarda neler konuştuklarını muhayyilenize havale ediyorum. Mesele şu: Çavuşoğlu pazartesi günü Avrupa Birliği Ortaklık Konseyi toplantısı için Brüksel`deydi. Basın toplantısında akreditasyon uygulayamadıkları için biz de kendisine Savcı Serdar Coşkun`un muhalif medyayı susturma ve Hidayet Karaca ile Mehmet Baransu`nun tutukluluk hallerini sorduk. Aylardır havuz sorularına alışmış Çavuşoğlu biraz afallasa da yanıbaşında Avrupalı yetkililerle çıktığı basın toplantısında yoruma açık cevaplar verdi. Cevapları dinleyen Avrupalı diplomatlar arasından Çavuşoğlu`nun tespitlerini iyi bulanlar bile çıktı. Benim sorum da Çavuşoğlu`nun cevapları da kameralar önünde kayıtlara geçti. Bakan`ın cevabını dinleyenlerden arayıp, `açıklamaları makul ama arkasında durabilecek mi? Hahn yanındayken bunları söylemek zorunda zaten, Ankara`da bunların arkasında duramaz` diye yorum yapanlar da oldu. Haklı da çıktılar. Çavuşoğlu, bir defa daha kameraya kayıtlı sözlerinin çarpıtıldığını, bizim `yalan söylediğimizi` savunuyor. Belli ki yazdığımız haberi okumamış. Önce Karaca ile ilgili cevabının önünü arkasını kestiğimizi söylüyor, bir sonraki cümlede cevabı yazmadığımızı iddia ediyor. Cevabı haberde duruyor ama havuza alışmış Bakan, ters bir soru geldiğinde panikliyor, kafası karışıyor, kelimelerin insicamı bozuluyor. İstiyor ki yazdığımız haber basılmadan önce tensiplerine arz edilsin, başlığı da o atsın, cevabının ne kadarının yazılacağına, hangi cümlelerin öne çıkartılacağına da kendisi karar versin. `Kamera yalanlayan` Çavuşoğlu`nun ilk vukuatı değil bu. Mahalli seçimlerden sonra Avrupa Parlamentosu üyesi Andrew Duff`ı `ayarlayıp televizyonlarda konuşturduğumuzu` kameralar karşısında söylemiş, Duff da kendisini bu sözlerini ispata davet edince bizi yine yalancılıkla itham etmişti. Bakan, kendinden emin Duff`a konuşmasını da göndereceğini söylemişti. Ama sözü Brüksel`de vermişti. Dün Duff`i aradım, `Çavuşoğlu`nun sözünün üzerinden neredeyse 400 gün geçti, konuşma metni geldi mi?` diye tekrar sordum. `Tabii ki gelmedi` cevabını verdi. Geçenlerde ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü`nün de Dışişleri Bakanımızı yalanladığını hatırlamakta fayda var. Bakan`ın dönüş yolunda havuz medyasına verdiği mülakatın çok ama çok mühim bir kısmı daha var. Çavuşoğlu, hırsızlıkların örtülmesi için uydurulan `paralel` tezin Brüksel`de hiç ciddiye alınmadığını itiraf ediyor. Böylece bir AKP yetkilisi paralel tezin Batı`da tutmadığını ilk defa tescil etmiş oluyor. AB Komiseri Hahn`a yazdıkları Türkiye raporlarını şikayet ediyor. `Niye bir defa bile paralel yapıya atıf yapmadınız?` diyor. İtiraf ederken, bu arada, yanındaki Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır`ı yalanlıyor. Hadi Bozkır çok mühim değil ama Cumhurbaşkanı Erdoğan`ı da tekzip ediyor. O Volkan Bozkır ki, ekimde açıklanan ilerleme raporunun hemen ardından Sabah`a konuşmuş, “Biz kendimizi anlatmakta başarılı olduk ve kaygılarımız AB tarafından anlaşıldı.” demişti. Atıf yaptığı rapor, bütün yolsuzluk iddialarına iktidarın `paralel devlet` iddiası ile karşılık verdiğini yazıyordu yani `paralel` tezle ilgili hiçbir yorum yapmıyordu. O zaman Bozkır`ın yorumunun yanlış olduğunu, Sabah`ın raporu çarpıttığını yazmıştık. Erdoğan da dönemin başbakanı olarak 17 Aralık`tan bir ay sonra ziyaret ettiği Brüksel`den dönerken yine havuz medyasına AB yetkililerini paralele ikna ettiğini ilan etmişti. Biz bu tespitin de doğru olmadığını savunmuştuk. Sağolsun, Çavuşoğlu bizi aylar sonra hem Erdoğan`a hem de Bozkır`a karşı haklı çıkarmış oldu. Kameraları yalanlasa da siyaseti bırakmaya yakın hayırlı bir işte payı oldu.


25 Mayıs 2015 Pazartesi  02:12

Sabah

Gündem - Selahattin Demirtaş Kandil`deki abisi ile ilgili soruya cevap verdi


7 Haziran`da barajı aşmak için `demokrasi havarisine` bürünen Selahattin Demirtaş, Kandil`de terör örgütü PKK`ya eğitim verdiği ileri sürülen abisi ile ilgili `Abim, IŞİD`e karşı insanlık onurunu koruyor`...Devamı için tıklayınız


25 Mayıs 2015 Pazartesi  12:31

Milliyet

Ekonomi - Karsan, ABD ihalesinde ön yeterlilik kazandı


Karsan Otomotiv, Amerika Posta Servisi`ne ait 180 bin adete kadar aracın yenilenmesi amacıyla açılan ihalede, ön yeterlilik göstermek suretiyle ...


25 Mayıs 2015 Pazartesi  12:13

ntvmsnbc

Teknoloji - TTNET`ten virüs uyarısı


Kullanıcılarına sahte e-posta adreslerinden fatura bilgileri gönderildiğini tespit eden TTNET, kullanıcılarını bu yolla bulaşan virüs konusunda uyardı.


25 Mayıs 2015 Pazartesi  05:13

Anadolu Ajansi

Son dakika - ÖSYM ombudsman tavsiyesine uydu


ÖSYM, Kamu Başdenetçisi Ömeroğlu`nun, kimliğinin bir yüzünde soğuk damga olmadığı gerekçesiyle sınavı iptal edilen vatandaşın sınavının geçerli sayılması yönündeki tavsiye kararına uydu.


25 Mayıs 2015 Pazartesi  12:12

Zaman

Manşet - Bilal Erdoğan hakkında bomba iddia


Tayyip Erdoğan`ın oğlu Bilal Erdoğan`ın 2013`te aldığı Mısır vatandaşlığının iptali için dava açıldığı iddia edildi. Mısır`da Almasry Alyoum gazetesinin iddiasına göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ın oğlu Bilal Erdoğan, adının geçtiği 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının hemen ertesinde Mısır vatandaşlığı aldı. Diken.com `un haberinde Mısır`ın devrik cumhurbaşkanı Muhammed Mursi`nin, Abdülfettah es Sisi`nin askeri darbesinden iki ay önce, 13 Nisan 2013`de Bilal Erdoğan`a Mısır vatandaşlığı verdiğini ve bunun düşürülmesi için dava açıldığını belirtti. Haberde Bilal Erdoğan`ın kendisine yöneltilen yolsuzluk suçlamalarının ardından Mısır pasaportuyla Gürcistan`a gittiği de ifade edildi. Öte yandan Mursi`nin sadece Bilal Erdoğan`a değil Hamas`a yakın bazı Türklere de vatandaşlık verdiği, bunların düşürülmesi için Mısır Yüksek Mahkemesi`nde görülen davanın 11 Ekim`e ertelendiği duyuruldu. Haberin orijinaline gitmek için tıklayın...


25 Mayıs 2015 Pazartesi  10:21

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  

15 nisan tv 58  14 şubat istanbulda trafik kazalari  yozgat haberleri  tokatspor  7 eylül askerlik düştümü  horoz gazetesi 23 nisan 2009  yeni asır 11 ocak 1997 arşivi  30 12 1995  dev yol yargıtay  ankara havaalanı yolunda kaza haber  mehmet erte  star gazetesi 7 sınıf cevplar  27 10 2008hürrüyet gazetesi  habertürk tv arşivi 06 08 2010  dünkü atv tv ankara roportajı  9 ygs deneme sınavı cevap anahtın  03 12 2009 tarihli fox tv ana haberleri  10mayıs 2009 öss töder denemesi cevap anahtarı 1  konya kaza 7 kasym 2008  01 17 2011  izmir gümüldür ürkmez trafik kazası  batı akademi 6 deneme sınavı cevap anahtarı