Bulunan Haber Sayısı: 379
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - 12 bin TL İpek`e kira ödemesi


Hürriyet gazetesinde dün yayınlanan `Koza-İpek operasyonu kapsamında Hakan Şükür`e inceleme` başlıklı habere 24. Dönem milletvekili ve eski futbolcu Hakan Şükür Twitter hesabından cevap verdi. Şükür, 12 bin TL`lik ödemenin Ankara`da kaldığı dönemde oturduğu evin kira sözleşmesi olduğunu söyledi. Zaman Gazetesi`ne de açıklamalarda bulunan Şükür, “Eğer az da olsa habercilik sorumluluğu duyuyorsanız 12 bin TL`lik bu kira sözleşmesini yazarsınız.” dedi. Hakan Şükür`ün Koza- İpek Holding`de bulunan bir kişiye 12 bin TL gönderdiği ve yapılan havalenin savcılık tarafından inceleme altına alındığına yönelik iddialara Şükür`den cevap geldi. Zaman`a yaptığı açıklamada 1 Eylül 2011`den beri Ankara`da Akın İpek`e ait olan bir evde kira bedelini vererek oturduğunu belirten Şükür, “Akın bey `bizim evimiz boş burada ücret vermeden kal` dedi. Ben de `olmaz` dedim, `sembolik de olsa bana bir kira bedeli belirleyin, bunu kâğıda dökelim, yarın öbür gün birisinin bir şey demesini istemem` dedim. Onlar da buna çok hassaslar, bunu kontrata döktüler. Ben bir şeyin karşılığını vermeden kimseden bir şey almak istemiyorum.” diye konuştu. Açıklamalarında çıkan asılsız haberlere tepki gösteren Şükür, objektif haberciliğin geldiği noktanın içler acısı olduğunu ifade etti. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına adı karışan bakanlara gönderme yaparak haberin verilme şeklini eleştiren Şükür, “Haber öyle sunulmuş ki sanki 700 bin Euro`luk saat alınmış, çikolata kutuları havalarda uçuşmuş, ayakkabı kutuları yığılmış.” şeklinde konuştu. Hakkında çıkan yalan haberler hakkında avukatları tarafından tarama yapıldığını söyleyen Şükür, sorumlular tespit edilip haklarında yasal işlemlerin başlatılacağını açıkladı. Hakan Şükür, Ankara`ya ilk gittiğinde ailesinden birisi olarak gördüğü için hep Akın İpek`in evinde yemek yediğini söyledi. Kendisiyle birlikte birçok üst düzeyde bürokratın da orada yemek yediğini ifade eden Şükür, “Benim yanımda birçok bakan, birçok üst düzey bakan yedi. Evleri herkese açık.” dedi.


04 Eylül 2015 Cuma  02:14

Zaman

Ekonomi - 121 milyar dolarlık iftira


İpek Medya Grubu`na yapılan hukuksuz operasyonun ardından havuz medyası yalan ve iftiralara devam ediyor. Yeni Şafak Gazetesi`nin dün `Fotokopiyi Unuttular` başlıklı manşetten yayımladığı haberde Koza İpek Grubu şirketleri üzerinden 1,5 yılda 121 milyar dolar para trafiği yaşandığı belirtiliyor. Kanaltürk ve Bugün televizyonunda iftiralara cevap veren Koza İpek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek, her şeyin belgelerinin bulunduğunu ve şirkette açıklayamayacağı herhangi bir para transferinin olmadığını söyledi. İpek, “7 milyar doların olma ihtimalini sıfırlayacağız. Bizim Koza Altın 2014`te yurtdışına 7 milyar dolar gibi bir para göndermesine imkân yoktur. 2010`dan 2015 yılına kadar toplam üretimi 2 milyar 250 milyon dolar civarında. Tamamı budur. Bunun tamamı kâr değil, bu para olarak cebimize girmiyor. Bunun yaklaşık 1,5 milyar dolarını yatırım ve masraflara harcıyoruz. Yani, bu yıllık 250 milyon dolara kadar düşecek bir rakam.” dedi.


04 Eylül 2015 Cuma  02:14

Zaman

Manşet - Yazımda Erdoğan`ı kastetmedim, her cümlemin altında düşmanlık arıyorlar


Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök hakkında, dünkü `Utan ey büyük adam` başlıklı köşe yazısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`a hakaret ettiği gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı`nın başlattığı soruşturma daha sonra görevsizlik kararıyla Bakırköy`e gönderildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da Özkök hakkında re`sen soruşturma açtı. Yazısında Bodrum sahiline cesedi vuran Suriyeli çocukla ilgili görüşlerini paylaşan Özkök, hakkındaki soruşturmaya şöyle tepki gösterdi: “İnsaf artık ya, eğer bütün öküzlerin altında bütün buzağıları arıyorlarsa o zaman kendi kompleksleri var. Ben onu kastetmedim. Sorumlu olarak 4 tane şey saydım; Esed, Müslüman Kardeşler, IŞİD ve Suriye`nin iç işlerine karışan devletler. Buradan birisi çıkıp Cumhurbaşkanı`nı kastettiğimi düşünüyorsa zekâsından, duygusundan, psikolojisinden şüphelenirim. Demek ki her cümlenin altında kendilerine bir düşmanlık arıyorlar.”


04 Eylül 2015 Cuma  02:14

Zaman

Manşet - `Erdoğan`ın rahatı için daha ne kadar çocuk ölecek?`


Hakkâri`nin Şemdinli ilçesinde teröristlerce yapılan saldırıda şehit olan piyade sözleşmeli er Batıkan Avcı, dün memleketi Erzurum`da toprağa verildi. Yetkililere tepki gösteren şehidin ailesi, cenaze töreninde sinir krizleri geçirdi. Acılı baba Kamil Avcı`nın da üzüntüden ayakta duramadığı gözlendi. Şehidin akrabası Rahmi Şancar ise devlet yetkililerinin fakir çocuklarının ölmesine sessiz kalmasına tepki gösterdi. Şancar şöyle feryat etti: “Cumhurbaşkanı`mızın, Başbakan`ımızın ve 550 milletvekilimizin rahat ve kazançları için bu halkın çocukları daha ne kadar ölecek? Bize cevap versinler. 30 yıldır terör hortlamış. Cumhurbaşkanı`nın, Başbakan`ın milletvekillerinin, valilerin çocukları ölmediği gibi bir yakınları dahi ölmedi. Onların çocukları için bu çocuklar ölüyor. Hiçbirinin çocuğu askere gitmiyor. Mallarına mal katıyorlar. Bizim çocuğumuz da gitti, anlaşmalı asker oldu. Asker savaşta ölüyorsa gitsin onların çocukları da savaşsın. Çocukları nasılsa hep raporlu oluyor. Para kazanmaya gelince hepsi bizden akıllı ve cesur.” Şehidin amcası Sinan Avcı da her gün gelen şehit haberlerine artık milletin tahammül gösteremediğini belirterek, şunları dile getirdi: “Tek bir şey istiyorum, zenginlerin çocuğu 18 bin TL verip askere gitmiyorsa, benim çocuğumun da şehit olmasını istemiyorum. O da askerlik yapsın, ben de yapıyım. Sadece fakirin fukaranın değil, herkesin çocuğu askerlik yapsın.”


04 Eylül 2015 Cuma  02:14

Zaman

Manşet - Yaşananları görünce yarınımdan korkuyorum


Özgür medyayı susturmayı amaçlayan 1 Eylül`deki polis baskınına, bir tepki de Yargıtay eski Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk`tan geldi. Kanaltürk, Bugün TV ve Bugün gazetesini bünyesinde barındıran İpek Medya Grubu`na yönelik operasyonu eleştiren Prof. Dr. Sami Selçuk “Yaşananları gördüğüm zaman gerçekten yarınımdan ben de korkuyorum.” dedi. Bugün TV`ye telefonla bağlanan Yargıtay Onursal Başkanı Selçuk`un açıklamaları özetle şöyle: “Yaşananları gördüğüm zaman gerçekten yarınımdan ben de korkuyorum. Ne olacağı ne biteceği bilinmeyen bir durum karşısındayız. Ben inanıyorum ki yargıç arkadaşlarım buna alet olmayacaklardır. Çünkü siyaset ve hukuk birbirine karıştırıldığı zaman tehlikeli bir adalet yaratırsınız. Ülkede son birkaç yıldan beri arka arkaya yaşanan, ardışık şekilde görülen olayları toplu olarak değerlendirdiğimiz zaman atipik (tipik olmayan) bir durumun olduğu belli. Eğer bir ülkede ceza yargılaması kusurlu uygulanıyorsa o ülkede huzur olmaz. Siyasetin adalete karıştığı bir yerde gerilim vardır, bunalım vardır. Olağanüstü bir durum demektir. O zaman ancak büyük ve kahraman yargıçlara gerek duyulur. Büyük ve kahraman yargıçlara gerek duyulan bir ülkede ise hukuk yok demektir. Öfkeli adalet çılgın adaleti, gösteri adaletidir. Mantıktan ve sağduyudan yoksundur. Kaygı içerisinde bunları izliyorum. Bir an önce bitmesini diliyorum, çünkü bundan hükümetin de rahatsız olduğunu sanıyorum. Çünkü hiçbir yürütme organı böyle bir durumdan kaygısız olamaz. Hukukun önünde kimse ayrıcalıklı olamaz. Konumumuz, bulunduğumuz yer, makam ne olursa olsun, günün birinde hesap vermek durumundasınız. Hukukun karşısında herkes eğilmek durumundadır. Hukukun üstünlüğünün anlamı da budur zaten. Eğer bazıları üstünse, o hukuku bir araç olarak kullanmaya elbette teşebbüs edeceklerdir. Türk halkı tarafından buna izin verileceğine ben inanmıyorum.”


04 Eylül 2015 Cuma  02:14

Zaman

Manşet - Medya ve sanayiciye operasyon yabancı yatırımcıyı ürkütüyor


İpek Medya Grubu`na yönelik skandal operasyon dünya ekonomi çevreleri tarafından da endişeyle karşılandı. New York merkezli Stroz Friedberg`in küresel risk danışmanı Jonathan Friedman, yargının siyasallaşmasının muhaliflerle bağlantılı iş dünyası için riskli olduğunu söyledi. UBS`in gelişmekte olan piyasa stratejisti Manik Narain, “Siyasi belirsizlik, Türkiye`nin büyümesi ve yabancı yatırımcı için elverişli bir ortam oluşturmuyor.” dedi. Bugün Gazetesi ve Televizyo-nu`nun da içinde yer aldığı İpek Medya Grubu`na yapılan hukuksuz baskın, ekonomi çevrelerinde endişeye yol açıyor. Ekonomistler, yabancı yatırımcıların hukukun üstünlüğünün olduğu yerlerde yatırım yapmak istediğini belirterek, ekonominin daralmaya devam etmesi halinde Türkiye`nin G-20`den çıkartılabileceğini ifade etti. New York merkezli Stroz Friedberg şirketinin küresel risk danışmanlarından Jonathan Friedman, Türkiye`de yargının siyasallaşmaya devam ettiğini ve bunun özellikle muhaliflerle bağlantılı iş dünyası için riskli olduğunu söyledi. Friedman, konuyla ilgili açıklamasında, “Yatırımcılar için, yargının ve düzenleyici kurumların siyasallaşması, seçim döneminde muhaliflerle bağlantılı iş dünyası için politik riskini yükseltiyor.” dedi. Nomura şirketinin Türkiye`yi yakından takip eden tecrübeli ekonomisti Timothy Ash, “Piyasalar, bağımsız, etkin düzenleyici kurum ve kuruluşları takdir eder.” ifadesini kullandı. UBS`in gelişmekte olan piyasa stratejistlerinden Manik Narain ise seçimden önce bu tür adımların yatırımları zayıflatacağını ifade etti. “Siyasi belirsizlik ve faiz artımı Türkiye`nin büyümesi ve yabancı yatırımcı için elverişli bir ortam oluşturmuyor.” diyen Narain, yoğunlaşan mali baskılardan ve Amerika Merkez Bankası`nın (FED) sıkılaştırma programının gelişmekte olan piyasalarda daha çok endişelere sebep olduğunu belirtti. ABD`nin Quinnipiac Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Kılıç, yabancı yatırımcının bir ülkede kısa vadeli dahi olsa yatırım yapmak için ilk başta hukuk kurallarının işletilip işletilmediğine baktığını söyledi. Prof. Dr Kılıç, ülkede ekonomik daralmanın devam etmesi halinde Türkiye`nin G-20`den bile atılabileceği uyarısında bulundu. “Özel sektör ile girişimcilerin, haklarının kanun tarafından korunmasının olmazsa olmazlardandır.” diyen Kılıç, Türkiye gibi fazla borcu olan ve yabancı sermayeye ihtiyaç duyan bir ülkede son dönemde yapılanların zaten kötüleşen ekonomiyi darboğaza sürükleyeceği uyarısında bulundu. Kılıç, Türkiye`de bu tarz hukuksuzlukların devam etmesi halinde kısa vadeli borçların bile ödenemez haline geleceğine dikkat çekti. Bir başka ekonomist Mehmet Özhabeş ise bu tür baskınların yurtdışında muhalif sesleri susturmaya yönelik atılan adımlar olarak algılandığına dikkat çekti. Böyle bir ortamda yabancı yatırımcıların koşa koşa Türkiye`ye yatırım yapmasını beklemenin yanlış olduğunu vurgulayan Özhabeş, “Zaten Çin ekonomisin yavaşlaması, FED`in faiz artırımına gidecek olması, emtia fiyatlarının düşmesi ve doların değerinin artmasından dolayı yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere karşı ciddi endişeleri var.” dedi. Türkiye`de emtia ihracatçısı olmamasına rağmen şu an en kırılgan görülen ülkelerden birisi olduğunu belirten Özhabeş, böyle bir ortamda muhalif görüşlü işadamlarının işyerlerine baskın yapmanın Türkiye ekonomisine zarar vereceğini kaydetti.


04 Eylül 2015 Cuma  02:14

Zaman

Manşet - TÜBİTAK `eleman yok` deyince mahkeme zabıt kâtibini bilirkişi yaptı


Hayvanat bahçesinden müdür atanması, binden fazla bilim adamının tasfiye edilmesiyle çalışamaz hale gelen TÜBİTAK`ta yeni bir skandal yaşandı. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink davasında mahkeme, TÜBİTAK`tan Dink`in katili Ogün Samast`a sanıklardan Osman Hayal`in eşlik edip etmediğinin araştırılması için kamera kayıtlarından alınan fotoğrafları gönderdi. TÜBİTAK`ın, uzman personel bulunmadığı yönündeki bilgisi üzerine, bu görev mahkemede zabıt katipliği yapan Murat Güngördü`ye verildi. 2007`de uğradığı suikastta hayatını kaybeden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink davasının altıncı duruşması İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi`nde görüldü. Duruşmada, TÜBİTAK bilmecesi yaşandı. Mahkeme, 1 yılı aşkın süredir Hrant Dink`in katledildiği gün olay yerinde tetikçi Ogün Samast`a sanıklardan Osman Hayal`in eşlik edip etmediğini araştırıyor. Bunun için olay yerinin kamera kayıtları TÜBİTAK`a gönderildi. TÜBİTAK, “Görüntüleri inceleyecek uzman yok” cevabıyla talebi geri çevirdi. Ancak mahkeme TÜBİTAK`a görüntüleri tekrar gönderdi ve yasal olarak incelemek zorunda olduğunu hatırlattı. Bunun üzerine TÜBİTAK, görüntülerde çok fazla kişinin yer aldığını ve hangi şahsın kastedildiğinin net belirtilmediğini ifade etti. Bu cevabın ardından mahkeme, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi`nde görevli zabıt katibi Murat Güngördü`yü uzman olarak görevlendirdi. Zabıt katibi Güngördü, ilk incelemede bir tespitte bulunamadı. İkinci inceleme sonucunda Osman Hayal olabileceği belirtilen kişiyi daire içinde işaretleyerek mahkemeye sundu. Mahkeme, dünkü duruşmada katibin elde ettiği bilgileri tekrar TÜBİTAK`a göndererek Osman Hayal`in olay yerinde olup olmadığının tespit edilmesini istedi. Sanıkların katılmadığı duruşmada Dink ailesinin avukatı Bayram Bahri Belen, kamu görevlileri ile ilgili soruşturma sonucu açılacak davanın Dink davası ile birleştirilerek görülmesini talep etti. Söz alan diğer avukat Hakan Bakırcıoğlu da kamu görevlileri hakkında devam eden soruşturmada sanıklar Yasin Hayal, Ogün Samast ve Erhan Tuncel`in ifade verdiğini, bu ifadelerinin dava dosyasındaki ifadelerden farklı olduğunu söyledi. Bakırcıoğlu, sanıkların bu ifadelerinin istenmesini talep etti. Mahkemenin zabıt katibini bilirkişi olarak görevlendirilmesi ile ilgili de bir açıklama yapan avukat Bakırcıoğlu, TÜBİTAK`ın konuya yeteri kadar özen göstermediğini söyledi. Bakırcıoğlu, “Böylesine önemli dava ile ilgili tüm incelemelerin titizlikle yürütülmesi gerekiyor. Ancak burada TÜBİTAK`ın yeteri kadar özen göstermediğini görüyoruz. Bu durum sürecin uzamasına neden oluyor.” dedi. Dink ailesi avukatları Trabzon`da görülen dönemin Trabzon Alay Komutanı Ali Öz`ün yargılandığı davanın da ana dava ile birleştirilmesi talebini yineledi. Mahkeme, gizlilik kararı yoksa kamu görevlileri ile ilgili yürütülen soruşturmada tanık olarak ifadeleri alınan sanıklar Yasin Hayal, Ogün Samast ve Erhan Tuncel`in ifade örneklerinin savcılıktan istenmesine karar verdi. Dink cinayetiyle ilgili sonraki duruşma 22 Aralık`ta görülecek.


04 Eylül 2015 Cuma  02:14

Zaman

Manşet - `Hür Yandaşlığın Kalesi`yiz ama reklam alamıyoruz


Diriliş Postası gazetesinde Genel Yayın Yönetmeni Hakan Albayrak imzasıyla ilginç bir yazı yayımlandı. ``AK Partili kamuoyuna duyuru. Diriliş Postası, Hür Yandaşlığın Kalesi`` başlığıyla çıkan yazıda gazeteye verilecek reklamların engellendiğinden şikayet edildi. Gerekçe olarak da ``Arada bir `çatlak ses` çıkardığımız” ifadesi dikkat çekti. Star Gazetesi`nde yazdığı dönemde katıldığı canlı yayında Erdoğan`a “Ben hayal ediyorum, siz yapıyorsunuz” iltifatıyla gündeme gelen Hakan Albayrak, Diriliş Postası`nı çıkardıktan sonra “Erdoğan`dan istirham ediyoruz” başlığıyla kaleme aldığı bir makalesinde Cumhurbaşkanı`nı eleştirmeye teşebbüs eden bazı cümleler kullanmıştı. “Ya Merkez Bankası Başkanı`ndan şikâyet eden ve ya Hakan Fidan`a kırgınlığını ifade eden yahut hükümetin İmralı siyasetini eleştiren memnuniyetsiz Erdoğan resmi güzel değil. `Hizmet içi` şikâyetlerin, kırgınlıkların, olumlu bulmayışların kamuoyuna yansıtılmamasını istirham ediyoruz.” diye yazmıştı. AK PARTİLİ KAMUOYUNA SESLENDİ! Hakan Albayrak`ın imzasıyla bugünkü sayıda yer alan ilandaki ``Arada bir çatlak ses çıkardığımız” ifadesi Erdoğan`a yönelik bu eleştiriye yakın cümleleri akla getirdi. `Reklam vereceklerin engellendiğinden` bahsedilen `Diriliş Postası, Hür Yandaşlığın Kalesi` başlıklı ilanda “Camiamızın bazı unsurları tarafından fena halde boykot ediliyoruz” denilerek, söz konusu durum AK Partili kamuoyuna şikayet edildi. İşte o yazı: HÜR YANDAŞLIĞIN KALESİ Muhterem Kardeşler, Gönüldaşlar, Yoldaşlar! Açık konuşalım: Arada bir `çatlak ses` çıkardığımız için camiamızın bazı unsurları tarafından fena halde boykot ediliyoruz. Reklam boykotu mesela. “Bunlara reklam verilmeyecek!” değil sadece; bizim reklamlarımızın yayınlanmasını engelleyecek kadar abarttılar işi. Parayla reklam verdiğimiz popüler bir internet haber sitesine falanca nüfuzlu kardeşimizden bir “Höt!” telefonu geliyor, adamların ödü kopuyor, bir daha reklamımızı yayınlamıyorlar… Veya, falanca derneğin yöneticileri uhdelerindeki talebe yurtları için her gün 8-10 tane Diriliş Postası almak istiyorlar ve fakat filanca nüfuzlu kardeşimiz “Onlar mimli” deyince siparişler anında iptal ediliyor. Sağda solda, bilhassa daha önemli işleri olmayanların doldurduğu bir kısım devlet ve medya koridorlarında aleyhimizdeki propagandanın bini bir para zaten. İnanmazsınız, “sakıncalı” yazılarımız dünyanın en ciddi antetli dosyalarına konulup aleyhimizde delil olarak saklanıyor. Bunları bir yönüyle çok eğlenceli buluyorum. Öbür yönüyle nasıl bulduğumu söylemek şu an içimden gelmiyor. Bu aralar çok müspet duygular içinde olduğum için, Diriliş Postası`nı boğmaya ahdeden kardeşlerle bir hesaplaşmaya giresim gelmiyor. Belki başka zaman. Şimdilik, sizlerden Diriliş Postası`na sahip çıkmanızı, bir bayide bulamadığınızda muhakkak öbür bayie bakmanızı, abonelikte de bütün o sıkıntılara rağmen sebat etmenizi, dahası Diriliş Postası`na yeni okurlar kazandırmak için uğraşmanızı istirham etmekle yetiniyorum. Bence bu gazete bu camiaya lazım. O kardeşler anlamıyor, ama onlara da lazım. Diriliş Postası tutunursa iyi olur. Tutunmasa da tutunmaz. Gayret bizden, tevfik Allah`tan. Hakan Albayrak Diriliş Postası Genel Yayın Yönetmeni


02 Eylül 2015 Çarşamba  15:25

Hürriyet

Manşet - Bir gazetenin “Yandaşız ama reklam alamıyoruz” isyanı


28 Şubat 2015`te yayın hayatına başlayan günlük Diriliş Postası gazetesinde bugün dikkat çeken bir yazı yayınlandı. Genel Yayın Yönetmeni Hakan Albayrak imzasıyla çıkan ``AK Partili kamuoyuna duyuru. Diriliş Postası, Hür Yandaşlığın Kalesi`` başlığıyla çıkan yazıda ``Arada bir `çatlak ses` çıkardığımız için camiamızın bazı unsurları tarafından fena halde boykot ediliyoruz`` iddiasına yer verildi ve gazeteye verilecek reklamların engelendiği öne sürüldü.


02 Eylül 2015 Çarşamba  10:39

Zaman

Manşet - Kamuda tüm atamalar durduruldu


Seçimlere kadar görev yapacak geçici hükümetin kurulmasının ardından, `bazı istisnalar` dışında tüm kamu kurum ve kuruluşlarında atamalar durduruldu. Personel İşlemleri ile İlgili 2015/9 Sayılı Başbakanlık Genelgesi Resmi Gazete`de yayımlandı. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında, (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, TBMM İdari Teşkilatı, Anayasa Mahkemesi, hakim ve savcı adaylarının atanmaları yönünden ilgisine göre Adalet Bakanlığı veya Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu, Sayıştay Başkanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu, Milli İstihbarat Teşkilatı, il özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler hariç); -KPSS sonuçlarına göre merkezi yerleştirme sonucunda yapılacak atamalar, -Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı ve Diş Hekimliği Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı sonucunda atanmaya hak kazananların atanmaları, -Doçent ve profesör kadrolarına yapılacak atamalar, -657 sayılı Kanun`un 53. maddesi kapsamına giren eski hükümlü atamaları, -3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu`nun ek 1. ve ek 6. maddeleri kapsamına giren atamalar, -926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu kapsamında veya diğer ilgili mevzuata göre yapılacak askeri personel atamaları, -4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun`un 22. maddesi uyarınca yapılacak atamalar, -Devlet burslusu olarak yurtdışına gönderilen öğrencilerin akademik eğitimlerini tamamlamalarını müteakip atanmaları, -Zorunlu yer değiştirmeye tabi atamalar, -Eş durumu ve mazeret nedeniyle yapılacak naklen atamalar, -Vatani görevlerini yapmak üzere görevlerinden ayrılıp terhislerini müteakip tekrar eski görevlerine dönmek isteyenler ile ücretsiz izin bitimi yapılacak atamalar, -Mükteseben yapılacak derece terfileri ve görevde yükselme sınavı sonucunda yapılacak atamalar, -Yargı kararlarının uygulanması nedeniyle yapılacak atamalar, -3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu`nun ek 1. maddesi ile 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu`nun ek 1. maddesi kapsamına giren atamalar, -Müfettiş raporu veya soruşturma sonucu yapılması gereken atamalar, -298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkına Kanun`un ek 7. maddesi kapsamına giren atamalar hariç olmak üzere her statüdeki personelin görev ve unvan değişikliği niteliğinde olanlar dahil naklen veya açıktan atamaları, ikinci bir talimata kadar durduruldu. Ancak kamu hizmetlerinde aksamaya meydan verilmemesi amacıyla ivedi ve zorunlu hallerde istisnalar dışında yapılacak atamalar için Başbakanlıktan izin alınacak. Ayrıca bu kurum ve kuruluşlarda daire başkanı, eşiti ve üstü boş kadrolara vekalet, yürütme ve tevdir dahil tüm görevlendirmeler ile üyesi olunan uluslararası kuruluşlar ve anlaşmalar gereğince katılımın zorunlu olduğu toplantılar hariç tüm yurtdışı geçici görevlendirmelerde de Başbakanlıktan izin alınacak. (ANKA)


31 Ağustos 2015 Pazartesi  09:51

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  

alınan konuttan 14 gün içinde cayılabilecek  asit diyeti yaptı ve öldü  eylül 2009  konyanın geçen haftaki hava durumu  araç plaka alımı  izmir gültepe kazası  show haber 11 aralık  günelının haberleri mendereste çalınan koyun v  kanal 38 haber izle 11 mayıs  ekstrem dersanesi kazananların listesi  öteki gündem video 12şubat 2010 saat 20 00  21 10 2009 çarşambasa sabah  09 ocak 2010 töder sınavı sınav sonuçları8 sınıf  13 haziran uşakta okullar tatil mi şeçim sonrası  24 02 2009 günü ankaradaki trafik kazaları  22 aralik yeni asir gazatesİ  habertürk15072011  bayan sanatçı  izmir 19 mayıs 2010  foks habergöz  30 agustos 2009 hürriyet ik  ekev bursu sonuçları nasil ögrenebilirim