Bulunan Haber Sayısı: 370
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Aytekin Gezici: Berberde çektirdiğim fotoğrafı bile `makul şüphe` saydılar


Adana`da `makul şüphe` oluştuğu gerekçesiyle evinde arama yapılarak gözaltına alınan gazeteci Aytekin Gezici`nin suç dosyasında, berberde tıraş olurken ve oğluyla iftar saatini beklerken çektirdiği fotoğraflara yer verildiği ortaya çıktı.AK Parti hükümetinin hazırladığı ve gece yarısı Meclis`e sunduğu yeni yargı paketi daha kanunlaşmadan Aytekin Gezici, devlet büyüklerine Twitter yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle `makul şüpheli` kabul edilip gözaltına alınmıştı. Gezici, avukatı Yusuf Özer`le birlikte basın toplantısı düzenledi. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti`nde düzenlenen toplantıda konuşan Gezici, kendisini `makul şüpheli` olarak gösteren dosyasının hukuk tarihine kara bir leke olarak geçeceğini ifade etti. Sabah erken saatlerde polislerin evine gelerek kameralar eşliğinde arama yaptığını aktaran Gezici, yaşadıklarının trajikomik ve hukuksuz olduğunu kaydetti. 20 yıldır gazeteci olduğunu anlatan Gezici, polis ve adliye muhabirliği yaptığını belirterek bu sürede sayısız polis açıklamasını izlediğini ve adliyede yüzlerce duruşmayı takip ettiğini hatırlattı. Dosyasına konulan ve sosyal medyadan derlenen evraklardan bazılarını paylaşan Gezici, “29 Eylül`de Facebook sayfamda berberde tıraş olurken çekip paylaştığım fotoğraf, suç unsuru olarak bulunmuş. 13 Eylül`de yine çalışırken küçük bir mola diye bir fotoğraf paylaşmışım. Fotoğrafta kahve, yanında helva, beyaz gazoz ve kolonya şişesi ile bilgisayar ekranı ve klavyenin bir bölümü görünüyor. Acaba kahveyi mi beğenmemişler, nedir suç, anlamadım.” diye konuştu. Oğluyla çektiği bir fotoğrafın da suç dosyasında bulunduğunu anlatırken gözyaşlarını tutamayan Aytekin Gezici, “18 Temmuz`da oğlum Emir ile bir iftar sofrasında objektiflere poz vermişiz. Buradan devlet büyüklerine soruyorum, bu paylaşımların neresinde hakaret buldunuz?” ifadelerini kullandı.Aytekin Gezici`nin avukatı Yusuf Özer ise ceza kanununda devlet büyüklerine hakaret diye bir suçun olmadığını belirterek, “Cumhurbaşkanına hakaret suçu var. Bunun için de ya Adalet Bakanlığı`nın izni veya Cumhurbaşkanı`nın suç duyurusunda bulunması gerekiyor. Sanal Devriye Büro Amirliği görevlileri kendilerine vazife çıkararak böyle bir dosya hazırlıyor. Emrivakiyle savcıya, savcı da hakime veriyor. Bu konjonktürde bu dosyaları işleme koymayan hakim ve savcı ne olurdu, onu bilemiyorum. Bu dosya polis devletinin tipik bir göstergesidir.” dedi. Dosyada `Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız` gibi ifadelerin kullanıldığı bilgisini veren Özer, “Bunları kullanırsanız taraf olduğunuzu zaten baştan belirtmiş olursunuz.” değerlendirmesini yaptı.


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Gündem - Gazetecilik ilkeleri hiçe sayılarak suç işleniyor


Haberde ismi geçen Mustafa Özcan da avukatı Nazif Aktaş aracılığıyla şu yalanlamayı yaptı: Sabah`ın haberiyle müvekkilim Mustafa Özcan`ın kişilik haklarını ihlal eden haksız ve mesnetsiz ve gerçeklikle ilgisi bulunmayan yayınlar yapılmıştır.Yayınlarda müvekkilim Mustafa Özcan`ın içerisinde yer aldığını iddia ettiği hayali bir örgüt ve bu örgütün yöneticisi, hayali bir şûra ve bu şûranın üyesi ve yöneticisi, kritik kararların alındığı icra kurulu ve bu hayali icra kurulunun başı ve `de facto` örgüt lideri` gibi bütünüyle gerçek dışı suçlamalarda bulunmuşlardır. Sabah ve Takvim Gazetesi yaklaşık 10 aydan beri müvekkilim hakkındaki gerçek dışı bu yayınları ile süreklilik arz eden bir karalama kampanyası ile Özcan`ın aleyhinde bir algı operasyonu yürütmektedirler. Her defasında, tekzip ettiğimiz halde, tekzip metinlerini de yayınlamayarak basın özgürlüğünün temel esaslarından objektif gazeteciliği hiçe saymakta ve bu tavırları ile suç işlemektedirler. Elbette müvekkilim, bütün bu yayınlara karşı yargısal tüm haklarını sonuna kadar kullanacaktır. Zira, müvekkilim Mustafa Özcan, emekli bir devlet memuru olup, meslek hayatı boyunca ve halen yürütmekte olduğu işlerinde devletine ve milletine sadakatten ayrılmamış, yasalara aykırı hiçbir faaliyet veya oluşumun içinde bulunmamıştır. Müvekkilim, hiçbir `cemaatin temsilcisi`, `komuta konseyi üyesi`, `12 imamdan biri` gibi bir konumda ve görevde bulunmamıştır. Bu suçlamalar ile en ufak bir ilgi ve alakası da bulunmamaktadır. Sabah ve Takvim gazetesinin yayınları, hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan tamamen masa başında hazırlanan, objektif gazetecilik ve habercilikten uzak maksatlı ve algı oluşturmaya yönelik yayınlardır.”


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Manşet - Hocaefendi`nin avukatından Sabah`a yalanlama: Paralel paranoyasıyla sivil toplum yok edilmek isteniyor


17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra hükümet gazetelerinin Hizmet Hareketi`ne yönelik karalama kampanyası cinnet haline dönüştü.Yandaş gazetelerden Sabah, dün yine skandal bir iftiraya imza attı. Gazetenin `İşte paralelin komuta konseyi` başlığıyla verdiği haberinde, masum insanlara yönelik soruşturma için sahte delil üretme amacına matuf iftiralar sıralandı. Fethullah Gülen Hocaefendi`nin yıllardır talebesi ve arkadaşı olan kişiler, bir örgüt gibi gösterilerek algı oluşturulmaya çalışıldı. Ancak bu kara propaganda yapılırken somut bilgilerden ziyade muhabirin hayal gücü çalıştırıldı. İftira ve mesnetsiz ithamlarla dolu habere, Hocaefendi`nin avukatı Nurullah Albayrak tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan Albayrak, dikkatlerin başka yerlere çekilerek ülkenin gerçek problemi olan terör ve yolsuzluk konularının gündemden uzaklaştırılmak istendiğini vurguladı. `Paralel paranoyası` ile sivil toplumun sindirilmek ve yok edilmek istendiğine dikkat çekti. Albayrak`ın açıklaması şöyle:HABER, HAYAL MAHSULÜ BİR KURGUDAN İBARET: 20 Ekim 2014 tarihli Sabah gazetesinde, `paralel konsey` başlığı ile verilen haber, gerçek dışı ve hayal mahsulü bir kurgudan ibarettir. Gerçeği yansıtmayan bu tür iddiaları gündeme getirenlerin asıl amacı, dikkatleri başka yerlere çekerek ülkenin gerçek problemi olan terör ve yolsuzluk gündeminden uzaklaştırmaktır. Uzun bir süredir, güçlü bir medya propagandası ve ahlak tanımaz bir strateji ile sürdürülen `paralel paranoyası` ile, toplumda entelektüel ve mali açıdan özgür, muktedirlere karşı da müstağni sivil toplum organizasyonları sindirilmek ve yok edilmek istenmektedir.HİZMET`İN DÜŞMAN İLAN EDİLMESİNİ MİLLETİN VİCDANINA HAVALE EDİYORUZ: Terör örgütlerini eleştiremeyen hatta mazur ve makul görenlerin, tamamen yasal bir şekilde faaliyetlerini yürüten sivil toplum organizasyonlarını düşman ilan etmesini ve Milli Güvenlik Kurulu gündemine alınmak istenmesini milletimizin engin vicdanına havale ediyoruz. Müvekkilim Sayın Fethullah Gülen, `İnsanlığa hizmet etmekten başka bir gayemiz, sevgiden başka da bir sermayemiz yok.` diyerek yaşama idealini ifade etmekte, Camia olarak anılan sivil toplum organizasyonu da milli, manevi ve insani değerleri ikame etmek ve bu değerleri tüm dünyada anlatmak amacı ile hareket etmektedir.CAMİA`YA GÖNÜL VERENLERE ÖRGÜT DENİLMESİ İNSAFSIZLIK: Haberde isimlerine yer verilen ve müvekkilim Sayın Fethullah Gülen ile elli yıllık talebelik, hocalık ve arkadaşlık içerisinde bulunan bazı isimlerin illegal bir yapı içerisinde gösterilmek istenmesi de en masum ifadesiyle insafsızlıktır. Müvekkilim hiçbir zaman hukuka aykırı bir eylem içerisinde olmadığı gibi camia mensupları hakkındaki `paralel devlet` ve `örgüt mensubu olma` gibi iddia, itham ve iftiralar da kabul edilemez. Müvekkilime yönelik hukuka aykırı isnat ve iftiraların sorumluları hakkında her türlü cezai ve hukuki başvurular yapılacaktır.”


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Gündem - Sabah gazetesi, yalanı âdet haline getirdi


Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, Sabah`ın haberini şu ifadelerle yalanladı:“Bugün Sabah logosuyla yayın yapan gazete, manşetten verdiği haberinde yeni hayallere yelken açmış. Adını `Paralel Konsey` koyduğu hayali bir yapıdan bahsedip, metnin içine adımı da sokuşturmuş. Zaten yaklaşık 1 yıldır benzeri yalan ve iftiralara Türkiye alıştı. Bu gazete, yalanı âdet haline getirdi. Haberi yapan/yaptıranlara göre biat, yalakalık, yalancılık, boyun eğme geçer akçe sayılabilir. Ama bizde değil. Size iftira yakışır, bize gayret. Siz yalanla nemalanırsınız, biz dürüstlüğü şiar sayarız. Ve biliriz ki; zulm ile abad olanın ahiri berbad olur. İyiler mutlaka kazanır.


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Manşet - Soğuk ve yağışlı hava geliyor


Meteoroloji Genel Müdürlüğü, kuvvetli yağış, ani sıcaklık düşüşü, yüksek kesimlerdeki kar yağışları ve kuvvetli rüzgarın oluşturabileceği olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmasını istedi.Meteoroloji Genel Müdürlüğü`nden yapılan açıklamaya göre, bugün yurdun doğu bölgelerinde görülmekte olan yağışların akşam saatlerinden sonra etkisini kaybedecek. Ancak bugün akşam saatlerinden sonra ülkenin Balkanlar ve Karadeniz üzerinden gelen yeni bir yağışlı sistemin etkisine girecek.Yarın bütün bölgeler çok bulutlu, Marmara`nın doğusu, Karadeniz, iç Anadolu, Doğu Akdeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin yağışlı geçecek. Yağışların; Batı Karadeniz`in kıyı kesimi ile Sakarya ve Hatay çevrelerinde kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Bu yağışlı sisteme ilave olarak Cumartesi günü ülkenin Karadeniz üzerinden gelen yeni bir yağışlı ve soğuk bir sistemin etkisine girecek. Hafta sonunda Marmara`nın batısı, Kıyı Ege ve Batı Akdeniz dışında yurdun tamamında yağış bekleniyor.Yağışların; Cumartesi günü Batı Karadeniz ile Sakarya ve Hatay çevreleri, akşam saatlerinden itibaren Doğu Karadeniz kıyılarında, 19 Ekim Pazar günü ise Doğu Karadeniz, Güneydoğu Anadolu`nun doğusu ile Doğu Anadolu`nun güneydoğu kesimlerinde çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olacağı öngörülüyor.19 Ekim 2014 Pazar günü meydana gelecek yağışların Doğu Karadeniz`in iç kesimleri ile Doğu Anadolu`nun güneydoğusundan karla karışık yağmur yüksek rakımlı yerlerde ise kar şeklinde olacak.-`FIRTINA ŞEKLİNDE RÜZGAR`-Rüzgarın Cumartesi günü yurdun kuzey kesimlerinde kuzey ve batı yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde esecek.Hava sıcaklığının hafta sonunda gelecek yağışlı sistem ile birlikte pazar günü yurdun kuzey ve iç kesimlerinde hissedilir derecede) olmak üzere ülke genelinde azalacak ve mevsim normallerinin altına düşecek. Meteoroloji, kuvvetli yağış, ani sıcaklık düşüşü, yüksek kesimlerdeki kar yağışları ve kuvvetli rüzgarın oluşturabileceği olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmasını istedi.


16 Ekim 2014 Perşembe  12:50

Zaman

Gündem - Bu basın, kafayı `paralel`le bozmuş


Avukat Adnan Şeker, Sabah`ın haberinde müvekkili olan eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek hakkında ortaya atılan iddiayı yalanladı.Asılsız haber ve iddialar üzerine yazılı açıklama yapan Şeker, yasal yollara başvuracaklarını bildirdi. Açıklama şöyle: “Müvekkil, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı dışında hiçbir yapıya tabi olmadığı gibi, Emniyet Teşkilatı`nın hiyerarşik düzeni dışında hiçbir kişi ya da kurumdan emir alması da söz konusu olamaz. Bu yayınlar; bir kısım kamu görevlileri ve siyasetçiler gibi kafayı `paralel` ile bozmuş bazı basın yayın organları ile bu basın yayın organlarında özel görevli olduğu anlaşılan kişiler tarafından dile getirilen hayal mahsulü senaryolardır. Hak ve hukuk tanımayan bu kişilerin bir özel televizyon kanalındaki diziden esinlenerek kurguladıkları hayal ürünü iddialarını, haber adı altında sunmaları ve insanlara iftira atması gazetecilik olamaz.”


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Manşet - Hırsızlar dizilerde başrolde!


Sanatı, sanatçı ile onu algılayan kişi arasındaki duygu alışverişi şeklinde yorumlar Tolstoy. Daha çok da toplumda söylenemeyen, dillendirilemeyen duygular girer bu tanıma. Her ne kadar oyunculardan yönetmene kadar herkes `biz burada sanat yapmıyoruz` dese de televizyon dizileri, bu amaca hizmet eder.İzleyicinin hassas noktalarına, ilgi alanlarına oynamak ve bir anlamda onun dili olmak... `Furya` dediğimiz, birbirinden etkilenme halinin çok sık yaşandığı televizyon dizilerinde bu sıralar bir hırsızlıktır aldı başını gidiyor. `Kara Para Aşk` ve `Kalp Hırsızı` gibi kimi yapımlar adlarıyla `çalma` eylemini öne çıkarsa da; `Ulan İstanbul`, `Benim Adım Gültepe`, `Gönül İşleri` ve `Kertenkele` gibi dizilerin senaryolarında hırsızlık ağırlıklı yer tutuyor.Hırsızlık hayatta kalma aracı mı?Zekâsı ve sıra dışı yetenekleri sayesinde İstanbul polisi tarafından bir türlü ele geçirilemeyen profesyonel hırsız Kertenkele, atv`nin yeni sezon iddialı yapımları arasında gösteriliyor. Yine para ve hırs yüzünden hızla kirlenen dünyada, suçlularla mücadele eden bir komiserin yaşadıkları, Kara Para Aşk`ın konusu. Star TV`nin yeni dizisi Gönül İşleri`nde senaryo her ne kadar bir aile dramına dikkat çekse de, mücevher dükkânı soygunu için genç bir kızın duygularını yerle bir etmekten geri durmuyor. Kanal D`de yayınlanan Benim Adım Gültepe ise bir mahalle dizisi olarak çıktığı yolculukta, oyuncularından birinin projeyi anlatırken kullandığı `Hırsızlığın sempatik bir beceri değil hayatta kalma aracı olduğu yer...` cümlesi, furyanın geldiği noktayı göstermesi açısından önemli. Aynı kanalda yayınlanan Ulan İstanbul`da da her hafta farklı bir hırsızlık tekniğine şahit oluyor izleyici. Bir çete reisi ve etrafında birkaç arkadaşının yer aldığı şebekenin yaptıklarının gerçek hayatta da bir karşılığının olduğunu `üçüncü sayfa` okurları hatırlayacaktır. 26.9.2014 tarihli gazetelerde çıkan bir haber şöyleydi: `Elazığ`da polis tarafından 3 ilde eşzamanlı gerçekleştirilen operasyonda, 4 farklı kentte ev ve işyerlerini soyan biri kadın 5 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin `Ulan İstanbul` dizisindeki gibi 21 yaşındaki çete üyesi kadın ile çevreye aile görüntüsü sunarak hırsızlık olaylarını fark ettirmeden işlediği ortaya çıktı.`Bütün bunların birer senaryodan ibaret olduğu muhakkak. Ancak Türk dizilerinin hayatın aynası olduğu ve senaristlerin toplumdaki gözlemlerini yansıttığı da bir gerçek. Bunun da bir furyaya dönüşmesi kimseyi şaşırtmamalı. Televizyon izleyicileri; mahalle, intikam, intihar, derin devlet, aile ve polis dizilerinin arttığı dönemleri de hatırlayacaktır. Toplum neyle meşgul oluyorsa senaristler bunlardan besleniyor. Bu dönemin Türkiye`sinden senaristlerin payına düşen de hırsızlık oluyor...


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Gündem - Ebola şüphesiyle hastaneye kaldırılan kadında MERS çıktı


Ebola şüphesiyle hastaneye kaldırılan 66 yaşındaki Hatice E.`nin MERS (Corona) virüsü taşıdığı açıklandı.Hac vazifesinden sonra yurda dönen yaşlı kadın mide bulantısı şikâyetiyle Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi`ne götürüldü. Ebola şüphesiyle izole edilen hasta, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi`ne sevk edildi. Hastanenin acil servisi hasta ve ziyaretçilere kısa bir süreliğine kapatılsa da paniğe sebep oldu. Yapılan tetkiklerin ardından hastaya MERS (Corona) virüsü ön tanısı konuldu.Profesörün otistik çocuklarına eziyet eden öğretmenlere davaNöroloji uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Öğmegül`ün, otistik olan 20 ve 18 yaşındaki iki oğluna, Sakarya`nın Sapanca ilçesindeki bir özel eğitim merkezinde dayak atıp bu anları kaydeden, ardından da görüntüleri sosyal medyada yayınlayan öğretmenler S.Ç. ile C.U. hakkında `eziyet` suçlamasıyla, 16`şar yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Prof. Dr. Öğmegül, haberin gazetelerde yer almasının ardından tutuklanan, ancak sonrasında tahliye edilen öğretmenlerin ibret olacak bir ceza almalarını istediğini söyledi.Başkent`te karı-koca, evlerinde defalarca bıçaklanarak öldürüldüAnkara`da 75 yaşlarındaki karı-koca, evlerinde defalarca bıçaklanmış halde ölü bulundu. Mamak ilçesi Hürel Mahallesi`ndeki olay uzun süredir anne ve babasından haber alamayan çiftin oğullarının eve gelmesiyle ortaya çıktı. Çilingir yardımıyla girilen evde, anne ve baba kanlar içerisinde yatarken bulundu. Öldükleri tespit edilen Hasan Ünal ile Zahide Ünal`ın defalarca bıçaklandığı belirlendi. Olayın duyulması üzerine eve gelen Ünal çiftinin yakınları sinir krizleri geçirdi.Hastaneye giren hırsızlar 50 bin liralık kanser ilacı çaldıGaziantep`teki Dr. Ersin Arslan Devlet Hastane-si`ne gece geç saatlerde pencereden giren kimliği belirsiz 2 kişi, kanser tedavisinde kullanılan 50 bin TL değerindeki ilaçları çaldı. Gündüz görevliler, ilaçları yerinde bulamayınca güvenlik kamerası kayıtları incelendi. Saat 02.30 sularında içeri giren 2 kişinin ilaçları alıp kaçtıkları görülünce polise bilgi verildi. Şüphelilerin kimliklerinin belirlenerek yakalanması için çalışma başlatıldı.


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Gündem - Hiçbir savcı bu yalana itibar etmez


İlahiyatçı Prof. Dr. Suat Yıldırım, isminin yer aldığı kurgu haberi şöyle yalanladı: “Sabah`ta şahsımla ilgili `İşte paralelin komuta konseyi` başlığı ile verilen haber yalan ve uydurmadır.Haberi yapan gazete ilgilileri beni aramadıkları için basın ahlakına aykırı hareket etmişlerdir. Fotoğrafımı koyarak şahsımı kamuoyunda hedef gösteren bu hukuk ve ahlak dışı yalanı reddediyorum. Bu yalan habere itibar edecek bir savcının olacağını da düşünmek istemiyorum. Adalet ciddiyetini korumalıdır. Kişilik haklarımı ihlal eden bu haberi tekzip edip yasal yollara başvuracağım.”


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Manşet - Mehveş Evin: Dezenformasyon ne yazık ki `norm` halini almaya başladı


Milliyet Yazarı Mehveş Evin, Türkiye`de basın etiği kavramının neredeyse unutturulduğunu ifade etti. `Yalan habercilik, dezenformasyon, nefret söylemi o kadar yaygınlaştı ki ne yazık ki `norm` halini almaya başladı` değerlendirmesini yapan Evin`in, `Otosansür döneminde gazetecilik` başlıklı yazısı şöyle:`Üsküp`te düzenlenen `Güneydoğu Avrupa Medya Forumu`ndayım. Medya etiği, kamuya açık bilgiye ulaşma, veri gazeteciliği ve basın özgürlüğü konularının tartışıldığı forumda, `medyada özdenetim` paneline katıldım.Ancak Türkiye medyasında özdenetimin(*) yerini otosansür aldığı için, konuşma yapmakta zorlandım...Medyanın kendini denetlemesi hep sorunluydu. Siyasi ve hukuki baskılar ile medya sahipliğinin yapısı, gazeteciyi son yıllarda iyice köşeye sıkıştırdı.Basın Konseyi`nin yanı sıra yerel ve ulusal düzeydeki gazeteci cemiyetleri de medyadaki kutuplaşmadan payını aldı.İyi niyetli tekil çabalar var, evet. Ancak farklı kamplara bölünen gazeteciler kendi hakları için ortak mücadele edemiyor.Kısacası, tek sorun yukarıdan gelen baskılar değil, gazetecilerin kendi derdine düşmesi.Yayın ilkeleri uygulanıyor mu?Gazeteciliğin ve haberin ahlakını korumak için yayın ilkeleri ve ombudsmanlık gibi evrensel uygulamalar var.Ancak Türkiye`de çoğu medya grubunun kendi yayın ilkeleri bile yok. Olanlar da ayrı sorun! Mesela Anadolu Ajansı`nın yayın ilkeleri var ama ne kadarına uyuyor?Şu anda Milliyet dahil, sadece dört gazetenin `ombudsman`ı var. Daha ziyade okur temsilcisi gibi görev yaptıklarını söyleyebiliriz.Ancak malum baskılar yüzünden bazen `okur temsilciliği` görevini dahi sınırlı yapabiliyorlar.Türkiye`de medyanın kendini denetlemesi ve kurallarını korumasının önündeki en büyük engel, medya patronlarının başka sektörlerde faaliyet göstermesi. Enerjiden inşaata, iktidarla yakın ve iyi ilişkiler gerektiren alanlarda aktif olan merkez medya gruplarında gazetecilik yapmak, bu nedenle gittikçe zorlaşıyor.Dezenformasyon normalleştiGenel anlamda, Türkiye`de basın etiği kavramı neredeyse unutturuldu. Hızlı gündemin içinde gazeteciler bazen bilerek, bazen farkında olmadan evrensel habercilik ilkelerini çiğniyor.Yalan habercilik, dezenformasyon, nefret söylemi o kadar yaygınlaştı ki ne yazık ki `norm` halini almaya başladı...Gazeteci, işten atılma, bazen iktidar, bazen meslektaşları tarafından hedef gösterilme ve yargılanma tehdidi altında çalışıyor. Üstelik gazetecilerin sokak ortasında yargısız infaza uğradığı, yeni kanun düzenlemeleri sayesinde gözaltına alındığı günler de geri geldi:Azadiya Welat`ın dağıtımcısı Kadri Bağdu Adana`da öldürüldü. `Yeni yargı` paketi daha kanunlaşmadan gazeteci Aytekin Gezici `makul şüphe`den gözaltına alındı.`


18 Ekim 2014 Cumartesi  09:00

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  

trafik kazası ankar  3 kasım fox tv gece haberleri izle  habertürk arşiv  bugünkü line tv anahaber bülteni izle  kontv ana haber bugün hac adayları vidyosu  arzu cakmakci  çorlu kaza hab  ibrahım saraçoğlu  posta gazetesi ygs soruları ve cevapları  6 mart habertürk gazetesi melike kızıler  24 kasım okullar tatil mi  başbakan karagedik bilkent basında  gökmert yapakçı nın öldüğü kaza  obama pestil gümüşhane  hürriyet gazetesi 12 nisan 2009 iş ilanları  çeşmede yıkanan bebekler  mujdat altınbıçak  lys  İzmitde kamyon kazası  ismailbilgiç  kayseri tv kayseri dünkü haber oku cinayet haberi  çubuk ilçesi