Bulunan Haber Sayısı: 352
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Sabah

Gündem - Gülen de Tek Türkiye`den şikayetçiymiş!


Gazeteci-Yazar Hüseyin Gülerce, Beyaz Tv ekranlarında yayınlanan Ortak Akıl programında gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu.Devamı için tıklayınız


05 Temmuz 2015 Pazar  18:09

Zaman

Manşet - AYM, büyük projeleri ÇED`den muaf tutan yasayı iptal etti


Anayasa Mahkemesi, 3. havalimanı, 3. köprü ve Akkuyu Nükler Santrali gibi projeleri Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinden muaf tutmak için çıkarılan `torba yasa`yı iptal etti. Tamamlanmamış bütün projeler için ÇED zorunlu olacak. Projeler hayata geçirilirken, çevreye etkilerinin değerlendirilme için ÇED raporları isteniyor. Bu süreci bir an önce aşmak isteyen AK Parti, büyük projeleri ÇED sürecinden muaf tutmak için önce yönetmelik çıkardı. Bu yönetmelik Danıştay tarafından iptal edildi. Hükümet daha sonra Danıştay`ın kararını ortadan kaldırmak için yasa çıkardı. Yasa, 29 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe girdi. Cumhuriyet gazetesinde Mustafa Çakır imzasıyla yayınlanan habere göre, hükümetin çıkardığı bu yasa, CHP milletvekillerinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. İptalin gerekçesi dün Resmi Gazete`de yayınlandı. Anayasa Mahkemesi, kararında şöyle dedi: `Kuralın yürürlüğe girdiği 29 Mayıs 2013 tarihi itibariyle henüz üretim ya da işletmeye başlamamış veya ihale süreci henüz tamamlanmayan kamu yatırırım projelerinin ÇED uygulamasının kapsamı dışına çıkarılmak suretiyle sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu söylenemez.` Anayasa Mahkemesi, kararında iktidarı uyardı. Daha önce ÇED değişiklikleriyle ilgili yargıdan çıkan kararlara dikkat çeken Anayasa Mahkemesi, torba yasadaki değişiklikle Danıştay kararlarının yorumlanmasında `sözcük oyunları` yapıldığına işaret etti. Kararda şu ifadeler yer aldı: `İptali istenilen yasa düzenlemesi ile Danıştay kararının gerekçesi sözcük oyunuyla, yap boza maruz bırakılmıştır. Danıştay`ın `planlama aşaması geçmiş` ifadesiyle `işletmeye başlamış ve üretim aşamasında bulunan faliyetleri` vurgulamasına rağmen iptali istenilen düzenleme ile `planlama aşaması geçmiş` ifadesi üretim ve işletme aşamasında bulunan faliyetler bağlamından koparılmış ve daha işletmeye ve üretime başlamamış faliyetleri de kapsayacak biçimde düzenlenmiştir. Bu şekilde ÇED kapsamı dışında tutulacak faaliyetler, üretim ve işletme aşamasında olduğu belgelenen faaliyetlerin ötesine geçerek, işletme ve üretim faaliyeti içinde olmayan projeleri de kapsayacak biçimde genişletilmiştir.` (CİHAN)


05 Temmuz 2015 Pazar  15:07

Zaman

Manşet - Angola Milli Eğitim Bakanı, Türk kolejine teşekkür etti


Angola Milli Eğitim Bakanı Dr. Pinda Simão, Nisan ve Haziran aylarında Kenya, Hollanda, Endonezya, Romanya ve Amerika`da düzenlenen uluslararası bilim, sanat ve İngilizce olimpiyatlarında 5 altın madalya kazanan Ümit Koleji öğrenci ve öğretmenlerini, makamında ağırladı. Simão, `Angola gibi büyük bir toplumun daha iyi yetişmiş eğitim kadrosuna ihtiyacı var. Gençlerimize en güzel eğitim imkanları sunan Ümit Koleji`ne teşekkürlerimi sunuyorum` dedi. Bilim yarışmalarında başarıları ile kısa zamanda ülkede adını duyuran Ümit Koleji heyetinin Simão`yu ziyareti, medyada geniş yankı uyandırdı. Televizyon kanalları, altın madalya alan öğrencilerle röportaj yaparken, ziyaret, ülkenin en çok satan gazetesinde manşetten verildi. TÜRK OKULUNDAN DESTEK ALARAK MATEMATİK OLİMPİYATI DÜZENLEMEYE BAŞLADIK Dr. Pinda Simão, ülkeye 5 altın, 9 gümüş ve 13 bronz kazandıran Ümit Koleji idareci, öğretmen ve öğrencilerini kabulde şunları söyledi: `Türk okulundan destek alarak Bakanlık olarak biz de matematik olimpiyatı düzenlemeye başladık. Bu tip olimpiyatlar bize kendi seviyemizi görmemizi, sahip olunan kapasitenin yansıtılmasını ve yeniliklerin ülkedeki diğer okullarda da uygulanmasını sağlıyor. Bu öğrenilenler, pratik hayatta kullanılmalı, yeni projeler ve araştırmalar aynı zamanda problemleri çözmede bizlere yardımcı olmalı. Angola gibi büyük bir toplumun daha iyi yetişmiş eğitim kadrosuna ihtiyacı var. Gençlerimize en güzel eğitim imkanları sunan Ümit Koleji`ne teşekkürlerimi sunuyorum.` Bakan Simão ayrıca bu yıl Cape Verde`de yapılacak matematik olimpiyatlarında da Ümit Koleji`nden aynı performansı beklediğini ifade etti. Bakandan sonra söz alan Müdür Yardımcısı Mustafa Boztepe ise `Uluslararası olimpiyatlara katılmadaki amacımız okulumuzun dünyadaki seviyesini ölçmek ve Angola`nın adını duyurmak` ifadelerini kullandı. Afrika`nın en hızlı gelişen ekonomilerinden olan Angola, aynı zamanda petrol fiyatlarını belirleyen OPEC ülkeleri arasında. Dünyanın en pahalı yerlerinden biri olan Angola`da bir çok Türk işadamı yatırım yaparken, Ümit Koleji de yeni ek binası ile önümüzdeki sezona daha iddialı giriyor. (CİHAN)


05 Temmuz 2015 Pazar  14:30

Zaman

Manşet - 3 ayda 26 gazeteciye soruşturma, 19 gazeteciye dava açıldı


Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) `2015 Nisan-Mayıs-Haziran Medya Raporunu` açıkladı. Rapora göre, muhabir, yazar, sorumlu yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmenine yönelik 26 yeni soruşturma açıldı ve bu soruşturmalarda 19 gazeteciye çoğunluğu hapis istemli dava açıldı. Yine aynı rapora göre, farklı basın yayın organlarında çoğunluğu muhabir, 3`ü yabancı 18 kişi gözaltına alındı, 1`i tutuklandı. ÇGD 2015`te başladığı ve 3 ayda bir yayımladığı medya raporunun ikincisini açıkladı. Ankara Mülkiyeliler Birliği`ndeki toplantıya ÇGD Başkanı Ahmet Abakay, Ankara Şube Başkanı Can Güleryüzlü ve bazı basın yayın organları katıldı. Dernek adına basın açıklamasını okuyan Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Çınar Özer, ikinci rapor çalışmalarında iktidar baskısının daha da sertleştiğini söyledi. Nisan-Mayıs-Haziran`ın yönetim ve rejim tartışmalarının yaşandığı seçim dönemi ile geçtiğini kaydeden Özer, şu ifadeleri kullandı: `Özellikle uzun yıllar başbakanlık yapan Recep Tayyip Erdoğan`ın Cumhurbaşkanı konumuyla gördüğü ilk seçim olma özelliği taşıyan ve birkaç yıldır sürekli ısıtılan `başkanlık` sistemi tartışmalarına kilitlenen seçim sürecinde, basına yönelik baskılar her anlamıyla daha da fazla arttı. Aylar öncesinden öngörüsünü yapabildiğimiz bu baskı sürecinin en temel nedeni, vatandaşların tarihi bir dönemeçte manipülasyonlarla tercihlerini etkilemekti. Bunun için iktidarın ülke yönetimine ilişkin yasal ve şeffaf olmayan tüm uygulamalarına ilişkin yayınlar hızla yasaklanmaya, haberleri yapan gazeteciler `terörist, düşman` ilan edilerek soruşturulmaya, olmadı seçim dönemlerine özgü olan meydanlarda popülist söylemlerle hedef gösterilmeye çalışıldı.` Nisan-Haziran dönemine ait medya raporunu ilişkin bazı rakamsal bilgileri paylaşan Özer, şöyle devam etti: `Bu dönemde çeşitli iddialarla muhabir, yazar, sorumlu yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmenine yönelik 26 yeni soruşturma açıldı; bu soruşturmalarda 19 gazeteciye çoğunluğu hapis istemli ceza talebi oldu. Soruşturmalardan bazıları da doğrudan gazetelerin tüzel kişiliğine dolayısıyla genel yayın yönetmenleri ve sorumlu yazı işlerine açıldı. 3 gazeteci için de iddianameleri tamamlanarak hapis istemli davalar görülmeye başlandı. Aralarında yabancı gazetecilerin de bulunduğu yine muhabir, yazar, sorumlu yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olan 61 kişinin, önceden açılmış davalarına devam edildi. Bu davalardan para cezası, paraya dönüşen hapis cezaları alanlar olduğu gibi beraat edenler, yargılaması ileriye bırakılanlar da oldu. Farklı basın yayın organlarında çoğunluğu muhabir, 3`ü yabancı 18 kişi gözaltına alındı, 1`i tutuklandı. Aynı dönemde basın yayın kuruluşlarına ve çalışanlarına yönelik saldırı, darp ve hakaret nitelikli 12 olay yaşandı; bu olaylardan sadece 1 Mayıs`ta 15 gazeteci çeşitli yerlerinden yaralanırken, söz konusu 12 olay kapsamında yine onlarca gazeteci özellikle polis yetkilileri tarafından hakarete uğradı. Sansür ve yasaklamanın artık en iyi maskesi olan `akreditasyon` ile `internete erişim yasağı` gibi uygulamalar da bu dönemde sık sık gündeme geldi. Bu konuda 13 olay yaşandı; resmi makamların uyguladığı yasaklama ve akreditasyonların yanı sıra Türk-İş`e bağlı Yol-İş Sendikası, Avea, İsrail Büyükelçiliği de programlarında bazı gazeteler ve gazetecilere `yasak` koydu.` `Çağlayan Adliyesi olayı sonrası basına yönelik gelişmeler`, `MİT TIR`ları haberi sonrası basına yönelik gelişmeler`, `seçim sürecinde basına yönelik gelişmeler` ve `diğer gelişmeler` adı altında 4`e ayrılan raporun öne çıkan bazı olayları şöyle: ` - Erdoğan`dan tehditvari açıklama: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Romanya`daki resmi temasları sırasında yaptığı açıklamada, Savcı Mehmet Selim Kiraz`ın başına silah dayanmış fotoğrafıyla haberleri veren basın kuruluşlarını adeta tehdit etti: O fotoğrafları gün boyu yayımlayanlar, neyi hedefliyorsunuz? Terör örgütüne hizmet ettiğinizi görmüyor musunuz? Tabi ülkeme döndüğümde bunlarla ilgili daha farklı açıklamalarımız olacak. (1 Nisan 2015) - Gazetelere terör örgütü propagandası soruşturması: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bugün, Cumhuriyet, Posta ve Hürriyet gazetelerine, savcı Mehmet Selim Kiraz`ın yaşamını yitirdiği olaya ilişkin yayınları nedeniyle ``Terör örgütünün propagandasını yapmak`` suçundan soruşturma başlattı. (1 Nisan 2015) - Cenazede akreditasyon uygulaması: Çatışmada hayatını kaybeden savcı Kiraz için düzenlenen cenaze törenine, Kiraz`ın rehin alındığı fotoğrafları birinci sayfasından veren Hürriyet, Sözcü, Vatan, Cumhuriyet ve Taraf gazeteleri ile Samanyolu TV, Bugün TV, Doğan Haber Ajansı (DHA), CNN Türk ve İMC TV kanalları alınmadı. Görevlerini yapmak isterken engellenen gazetecilere polisler, `Talimat Ankara`dan` derken, Başbakan Davutoğlu, cenazedeki akreditasyon uygulamasına ilişkin, talimatı kendisinin verdiğini açıkladı ve `Medyanın bir kesimi daha o ailenin acısı dururken, şakağına silah dayanmış resimleri yayımlama ahlâksızlığını göstermiştir. Kendi kardeşleri, eşleri olduğunu düşünsünler, ne hissederler? Bu basın özgürlüğüyle ilgili değil, insani bir durumdur` dedi. (1 Nisan 2015) - Bir soruşturma daha: Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, savcı Mehmet Selim Kiraz`ın başına silah dayalı fotoğrafını yayınladıkları gerekçesiyle Sözcü, Ortadoğu ve Milli Gazete hakkında Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 6 ve devamı maddeleri kapsamında soruşturma açtı. (4 Nisan 2015) - RTÜK`ten kanallara ceza: RTÜK, savcı Mehmet Selim Kiraz`ın 31 Mart 2015 günü İstanbul Çağlayan Adliyesi`ndeki odasında rehin alınmasıyla ilgili Başbakanlığın getirdiği yayın yasağını deldiği gerekçesiyle 20`ye yakın televizyon kanalına uyarı cezası verdi. (22 Nisan 2015) - Gazetecilere tweet soruşturması: `Çağlayan Adliyesi Baskını`na ilişkin sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili `terör örgütü propagandası` yapmak suçundan başlatılan soruşturma kapsamında, aralarında gazeteciler Mirgün Cabas, Banu Güven ve Ceyda Karan`ın yanı sıra televizyon programcısı Asım Yıldırım, bir dönem Taraf gazetesinde yazarlık yapan Emre Uslu ile Önder Aytaç, akademisyen Koray Çalışkan, oyuncular Barış Atay, Pelin Batu ve şarkıcı Ferhat Tunç `şüpheli` sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Soruşturma kapsamında, gazeteci Nazlı Ilıcak`ın da ``şüpheli`` sıfatıyla ifadesi alındı. (26 Mayıs 2015) - Gazetelere ilan cezası: Basın İlan Kurumu (BİK), savcı Mehmet Selim Kiraz`ın rehin alınmasıyla ilgili fotoğrafları yayımlayan 39 gazeteye ilan kesme cezası verdi. Ceza, gazetelere göre 1 ila 12 gün arasında değişti. (18 Haziran 2015) - Cumhuriyet`in internet sitesine yayın yasağı: Cumhuriyet gazetesinin internet sitesinde yayınlanan silah sevkiyatına ilişkin kamera görüntülerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, `milli güvenlik bakımından sakıncalı` olduğu iddiasıyla yayın yasağı koydu. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar hakkında da `devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk` iddiasıyla iki soruşturma açıldı, gazetenin diğer yöneticileri hakkında da soruşturma başlatıldı. (29 Mayıs 2015) - Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Gazetesi`ne yönelik tehditvari açıklamalarına devam etti: TRT Haber`de katıldığı canlı yayında Can Dündar`ı casusluk yapmakla suçladı: Ben davamı açtım. Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek. Öyle bırakmam onu. Can Dündar da Twitter hesabından Erdoğan`a yanıt verdi: Bu suçu işleyen kişi, bedelini ağır ödeyecek. Öyle bırakmayız onu. (31 Mayıs 2015) - Erdoğan, Dündar`ın ağırlaştırılmış müebbede çarptırılmasını istedi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT TIR`ları ile ilgili Cumhuriyet Gazetesi`nin haberi üzerine Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı`nda bireysel suç duyurusunda bulundu. Haberde ortaya çıkan silahlar, dilekçede `gerçeğe aykırı görüntü ve bilgi` olarak nitelendirildi ve Dündar`ın `gizli kalması gereken bilgileri açıklama`, `örgüt kurma`, `hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs`, `devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme`, `casusluk` suçlarından bir kez ağırlaştırılmış müebbet, bir müebbet ve 42 yıl hapis ile cezalandırılması talep edildi. (2 Haziran 2015) - TRT, CHP`nin reklamını yayınlamadı: CHP`nin seçimlere yönelik, iktidarı eleştiren içerikteki `Milletçe Alkışlıyoruz` sloganını taşıyan reklam filmi, TRT tarafından yayınlanmadı. Bunun üzerine CHP yönetimi reklamda `kötüleme` değil, eleştiri olduğu; yasaklama kararının `dayanağı olmadığı` görüşüyle TRT hakkında hem idare hem de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı`na suç duyurusunda bulundu. (11-15 Nisan 2015) - Erdoğan`dan gazeteci Küçükkaya`ya tepki: Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul`da Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu`nda düzenlenen `Rizeliler Buluşuyor` programında, Fox TV`deki `Çalar Saat` adlı programı için Rize`ye giden ve vatandaşlarla söyleşi yapan gazeteci İsmail Küçükkaya`ya tepki gösterdi. `Bunların maalesef yapısı bu, karakteri bu. Bunların dertleri milleti dinlemek değil. Kendi söylemek istediklerini oradaki insanların ağzından almaya çalışıyorlar. Rizeli bu oyuna gelir mi? Hepsinin de diline sağlık.` diyen Erdoğan`a, Küçükkaya`nın yanıtı Twitter`dan `3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü kutlu olsun.` şeklindeydi. (3 Mayıs 2015) - Erdoğan ile Doğan Grubu`nun `Yüzde 52 ile idam` polemiği: Erdoğan`ın seçim meydanlarında tepki gösterdiği medya grubu ise Doğan Grubu oldu. Mısır`da devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi`ye verilen idam kararını `Yüzde 52 ile idam` başlığıyla haberleştiren Hürriyet gazetesi, iktidar kanadı tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan`a mesaj vermekle suçlandı. Erdoğan, Kayseri`de toplu açılış programında ``Türkiye`de de bu haberi Doğan Medya Grubu nasıl verdi? `Şok karar, yüzde 52 ile idam`. Ey Doğan Grubu, seni muhatap almam, ama şunu bilmen lazım, siz affedersin hayatınızı korkuyla geçiriyorsunuz. Doğan Grubu, sen avucunu daha çok yalarsın.`` ifadelerini kullandı. - Hürriyet, 19 Mayıs 2015 tarihli sayısının birinci sayfasından Erdoğan`a yanıt amacıyla `Sayın Cumhurbaşkanı`na Sesleniyoruz` başlıklı bir yazı yayımladı ve eleştirilen `Yüzde 52 ile idam` başlığını Erdoğan`ın kendisinin de idam kararının açıklanmasından kısa bir süre sonra yaptığı konuşmada söylediğini ifade etti. Erdoğan`a `Amacınız nedir? Bizden ne istiyorsunuz?` sorusunu yöneltti. (16 Mayıs 2015) - TRT muhalefete muhalif: RTÜK, TRT`nin seçim çalışmalarına yönelik incelediği kayıtlarından, 3 Haziran 2015`ten geriye dönük 1 ay içerisinde TRT kanallarında Cumhurbaşkanı Erdoğan`a 45 saat, AKP`ye 54,5 saat, CHP`ye 14 saat, MHP`ye 7,5 saat ve HDP`ye de 3 saat yer verildiğini bildirdi. (6 Haziran 2015) - Oy sayımında gazetecilere engel: ATO`da Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu`nda seçim mevzuatında TC vatandaşı herkese oy sayımını izleme hakkı tanınmış olmasına karşın basın mensuplarına özel yasak getirildi. Bir sandıktaki sayımda müşahitler arasında geçersiz olduğu oy zarflarını yakma kararı nedeniyle başlayan kavga yumruklaşmaya yol açtı. Bu sırada foto muhabirleri-kameramanlar görüntü almaya çalıştı. Ardından Çevik Kuvvet, kavga edenleri ayırmak yerine basın mensupları çevresinde insan barikatı kurdu. Sonrasında görevliler gazetecileri dışarıya çıkarmaya çalıştı. Ancak yazılı karar olmadan gazeteciler çıkmayı reddetti. Bunun üzerine ilk önce polis sonrasında İlçe Seçim Kurulu`nun hedefindeki basın jet hızıyla yazılı karar alınarak dışarıya atıldı. (7 Haziran 2015) - `HDP Meclis`e girmeli` deyince işinden oldu: Sabah gazetesi köşe yazarı Sevilay Yükselir, seçim öncesindeki `HDP. Meclis`e girmeli` açıklamalarının ardından seçim sonrasında da AKP`ye yönelik eleştirileri nedeniyle işinden kovuldu. (8 Haziran 2015) - RTÜK, AKP`nin yasaya aykırı reklamına cezayı işleme koymadı: AKP`nin geçen yerel seçimlerde bayrak ve cami görüntülü reklam filmlerine ilişkin Yüksek Seçim Kurulu`nun (YSK) durdurma kararına karşın reklamı yayınlayan kanallara ilişkin hazırlanan 41 ihlal raporu RTÜK`te AKP`li üyelerin oylarıyla işleme konulmadı. (2 Nisan 2015) - TBMM`de gazetecilere sansür: TBMM Başkanlık Divanı, `izinsiz çekim` yapılması halinde gazetecilere verilen `Parlamento kartının iptali` cezasını daha da ağırlaştırdı. Mevcut yönetmeliğe göre `izinsiz çekim` gerekçesi ile `Parlamento muhabiri giriş kartı` iptal edilen sarı basın kartı sahibi gazeteciler, kulislere girememekte ancak basın kartları ile Meclis`in basın toplantısı benzeri rutin faaliyetlerini izleyebilmekteydi. Değişiklikle `kart iptali` kararına muhatap Parlamento muhabirinin, `TBMM yerleşkesine` girmesi de engellendi. Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) yazılı açıklamayla karara tepki gösterirken, uygulamanın, iktidarların haberlerinden hoşlanmadığı gazetecilerin `izinsiz çekim` gerekçesi ile kartının iptal edilmesine neden oluşturabileceğini kaydetti. (6 Nisan 2015) - Gazeteciler Çetinkaya ve Karan`ın 4,5 yıl hapsi istendi: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Charlie Hebdo dergisinin İslam`ın peygamberi Muhammed olduğu iddia edilen karikatürünü köşelerinde yayımladıkları gerekçesiyle Cumhuriyet Gazetesi yazarları Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya hakkında `halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama` suçundan dava açtı. 2 gazeteci için ayrı ayrı 4,5 yıla kadar hapis istendi. İddianamenin şikâyetçi listesinde Bilal Erdoğan, Sümeyye Erdoğan, Berat ve Esra Albayrak, Erdoğan`ın danışmanı Mustafa Varank ile Erdoğan`ın avukatlarının da bulunduğu bin 280 kişi ve kurum yer aldı. (8 Nisan 2015) - TOBB`da işadamlarından gazetecilere çirkin saldırı: Başbakan Ahmet Davutoğlu`nun da katıldığı TOBB 8. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şûrası`nda işadamlarından gazetecilere çirkin bir saldırı oldu. Şuranın açılış konuşmalarının öncesinde, Menemen Ticaret Odası Başkanı Yılmaz Güral ve Aksaray Ticaret Ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Koçaş gazetecilere ayrılan yere oturmak istedi. Yaşanan gerilim sırasında, Menemen Ticaret Odası Başkanı Güral`ın gazetecilere dönerek, `Oturduğunuz yerlerin parasını biz verdik.` demesi tepkilere neden oldu. Gazeteciler salonu terk etti, geride sadece TRT ve AA kaldı. TOBB Genel Sekreteri Mustafa Saraçöz, yaşananlardan dolayı gazetecilerden özür diledi. (8 Nisan 2015) - MEB`den muhabire, `deşifre edeceğiz` tehdidi: `Muhalif haber` yaptıkları için eğitim muhabirlerinden bazılarının Milli Eğitim Bakanlığı`na girişini engelleyen MEB Basın Müşaviri Abdülkadir Özkan, imam hatip ortaokulu ve liselerindeki öğrenci artışını işlediği `Bilal`in Hedefine Bir Yılda Varıldı` haberi nedeniyle Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Sinan Tartanoğlu`nu adeta tehdit etti. MEB, bakanlığa ve eğitime yönelik `sistematik karalama` kampanyası yürüttüğünü iddia ettiği medya organlarını ve muhabirleri `kamuoyuna deşifre edeceğiz` açıklaması yaptı. (13 Nisan 2015) - Gazeteci Coşkun beraat etti: Cumhuriyet gazetesi muhabiri Canan Coşkun`un, 13 Eylül 2014 tarihli `TÜRGEV`e hediye konak` haberinde Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın oğlu Bilal Erdoğan`a hakaret ettiği iddiasıyla 2 yıl hapis istemiyle yargıladığı dava sonuçlandı. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Coşkun`un, atfedilen suçun unsurlarının oluşmadığına karar vererek beraatına karar verdi. (14 Nisan 2015) - Cumhuriyet yazarları ve muhabirine soruşturma: Cumhuriyet gazetesi yazarları Cüneyt Aracayürek`e `Üçlü Cehpe`, Özgür Mumcu`ya `Zalim ve Korkak`, Meriç Velidedeoğlu`na `Allah`ın Gölgesi`nden, `Allah`ın Elçisi`ne mi?` başlıklı yazıları, muhabir Emre Döker`e de 19 ve 20 Mart tarihli `Etten duvarlı keşif` ile `Valilik koya girişleri yasakladı` haberleri nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın şikâyeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı`nca soruşturma başlatıldı. (15 Nisan 2015) - Avea`dan basına engel: Avea Günışığı Projesi`nin tanıtıldığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın eşi Emine Erdoğan`ın katıldığı programı takip etmek isteyen Cihan Haber Ajansı ekibi, programın yapıldığı salona alınmadı. Sarı basın kartı sahibi gazetecilerin içeri girişleri, Avea görevlileri ve programın gerçekleştirildiği otel görevlilerince, Türkiye`de sansür ve baskıya en rahat kılıf yapılan `akreditasyon` uygulaması gerekçe gösterilerek engellendi. Gazeteciler yaka paça dışarı çıkartılırken, gazeteciliğin `halkın doğru haber alma hakkı` üzerine var olduğundan bihaber, daha doğrusu bu hakka kör Avea görevlilerince meslektaşlarımız şov yapmakla suçlandı. (20 Nisan 2015) - MEB`den basına karşı toplu dava yöntemi: Milli Eğitim Bakanlığı, Taraf gazetesinde `Devlette Kadroya Rüşvet Tarifesi` başlığıyla yayımlanan habere ilişkin manevi tazminat davası açılmasını kararlaştırırken, Bakanlık Basın Müşaviri Abdülkadir Özkan yaptığı açıklamada, bakanlık İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü`nde bulunan tüm personelin manevi tazminat davası açacağını söyledi. Bir kamu kurumunun bir birimindeki tüm personelin dava açmaya hazırlanması akıllara `talimatlı dava` düşüncesini getirdi. (22 Nisan 2015) - Agos`a ülkücülerden tehdit: MTP ve Turan Ocakları, saat 07.15`te Agos`un yeni binasının önüne gelerek siyah çelenk bıraktı. MTP ve Turan Ocakları adına iki kişi binanın önünde açıklama yaptı. Turan Ocakları İstanbul, bu açıklamanın videosunu `Bir gece ansızın Agos Gazetesi`ndeyiz` başlığıyla kendi Facebook sayfasından paylaştı. (24 Nisan 2015) - İsrail resepsiyonunda gazetecilere arama tacizi: İsrail Büyükelçiliği`nin Swissotel Ankara`da düzenlenen milli gün resepsiyonunda, sarı basın kartları günler öncesinden büyükelçiliğe ulaştırılan ve sıkı bir güvenlik prosedüründen geçirildikten sonra kabul edilen gazetecilerin, resepsiyon için geldikleri otelde karşılaştıkları güvenlik araması tepkilere neden oldu. Resepsiyonun yapıldığı salona girmeden önce gazetecilerin ayakkabılarını, kemerlerini çıkarmalarını, dedektörle ayakkabıların içlerine kadar arama yapılacağını söyleyen büyükelçilik çalışanlarına, üzerindeki gömlek ve pantolonda da metal aksesuarlar bulunduğunu söyleyerek tepki gösteren Milliyet gazetesi muhabiri Ayşegül Kahvecioğlu`na, yetkililerden birinin, `Eğer gerekirse gömleğinizi, pantolonunuzu da çıkaracaksınız. Davetli olsaydınız bu prosedür size uygulanmayacaktı.` demesi büyükelçiliğin, gazetecilere yönelik tutumunu gözler önüne serdi. Bu tutumuna tepki gösteren çok sayıda gazeteci, resepsiyonu terk etti. (29 Nisan 2015) - Bir akreditasyon skandalı daha: TÜRK-İŞ`e bağlı YOL-İŞ Sendikası, Başbakan Ahmet Davutoğlu`nun da katıldığı taşeron işçilerin sorunlarının ele alınacağı toplantıda bazı gazetecilere akreditasyon engeli getirerek programı takip etmelerini engelledi. (30 Nisan 2015) - İstanbul`da `1 Mayıs Basın Görev Kartı` krizi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti`nin (TGC), İstanbul`daki 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı kutlamalarına ilişkin sarı basın kartı olmayan muhabirlere de `1 Mayıs Basın Görev Kartı` uygulaması girişimi, valiliğin kart alacakların listesini istemesi üzerine durduruldu. TGC`den yapılan açıklamada, `Türkiye Gazeteciler Cemiyeti`ne güvenerek kimliklerini, fotoğraflarını gönderen meslektaşlarımızın güvenlerini boşa çıkaramazdık. Dolayısıyla hazırlanan listeyi vermemekte ısrar ettik. Üzülerek duyuruyoruz ki, yarın hazırladığımız kartlar 1 Mayıs`ta geçerli olmayacaktır.` açıklaması yaptı. (30 Nisan 2015) - Dergiye miting yasağı: NTV muhabiri Burak Özcan`ın çantasında bulunan `Kafa` isimli edebiyat dergisi, Başbakan Ahmet Davutoğlu`nun Osmaniye`deki mitingine sokulmadı. Özcan Twitter hesabından, güvenlik güçlerinin kendisine `Üzerine yazı yazıp havaya kaldırabilirsin` karşılığını verdiğini yazdı. (2 Mayıs 2015) - AA muhabirine tazminat: Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, Mavi Marmara Gemisi`nde bulunan Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin açtığı davada İsrail`i 40 bin lira manevi ve 6 bin 103 lira maddi tazminata mahkûm etti. (9 Mayıs 2015) - Danıştay`dan basına sansür: Danıştay`ın 147`nci kuruluş yıldönümü nedeniyle 11 Mayıs 2015 günü düzenlenen törende basına sansür uygulandı. (11 Mayıs 2015) - Soma`da basına saldırı: Manisa`nın Soma ilçesinde 301 işçinin hayatını kaybettiği Eynez maden ocağındaki güvenlik görevlileri, Maden İşçileri Dayanışma ve Mücadele Derneği bünyesinde basın açıklaması yapan madencilerin görüntülerini çekmek isteyen basın mensuplarına saldırdı. Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri Emre Döker ve Oğuz Yıldız`ı darp eden güvenlik görevlileri alanda görev yapan diğer basın mensuplarının da görüntü almasını engelledi. (13 Mayıs 2015) - Hakkâri`de 6 gazeteciye akreditasyon engeli: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu tarafından Yüksekova Havalimanı açılışını takip etmek için Hakkâri Valiliği`ne başvuran, aralarında ÇGD Hakkâri Temsilcisi, DHA muhabiri Behçet Dalmaz`ın da bulunduğu 6 gazeteciye, Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanlığı tarafından akreditasyon uygulanarak izin verilmedi. (26 Mayıs 2015) - GYV Başkanı Aytay ifade verdi: Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Erkam Tufan Aytav, İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Fuzuli Aydoğdu`ya yaklaşık 1,5 saat şüpheli sıfatıyla ifade verdi. (28 Mayıs 2015) - Zaman muhabiri Şencan`a polislerden dayak: Taksim`de Gezi Parkı olaylarının ikinci yıldönümünde alınan olağanüstü önlemleri görüntüleyen Zaman gazetesi muhabiri Emre Şencan, sivil giyimli bir polisin saldırısına uğradı. Şencan gazeteci kimliğini göstermesine karşın polis önce küfür edip tokat attı ardından da yere yatırarak hayalarını tekmeledi. Olay sırasında polisler, saldırıyı görüntüleyen haber ajanslarının kayıtlarına da el koymaya kalkıştı. Hastanede darp raporu alan Şencan, bir gün sonra suç duyurusunda bulundu. (31 Mayıs-1 Haziran 2015) - Sümeyye Erdoğan`ın açıklamasını takip eden gazeteciye şiddet: T24 muhabiri Michelle Demishevich, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ın kızı Sümeyye Erdoğan`ın Belçika Başkonsolosluğu önündeki basın açıklamasını takip ettiği sırada sivil polislerin şiddetine maruz kaldı. (1 Haziran 2015) - Mehmet Baransu tweetleri nedeniyle ifade verdi: Balyoz Davası`nda kumpas kurulduğu iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Taraf gazetesi eski yazarı Mehmet Baransu, Twitter hesabında !Esat Ç.! takma ismini kullandığını iddia ettiği E.B.U`ya yönelik tweetleri nedeniyle ifade verdi. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı`nda ifade veren Baransu, `E.B.U bu ismi not edin`, `AK Parti mi çıkacak` ve `E.B.U. ötmeye başladığı an` şeklindeki tweetlerin kendisine ait olduğunu ancak iddia edildiği gibi bu cümlelerin `özel hayatın gizliliğinin ihlal etmek`, `iftira` ve `halkı kin ve düşmanlığa tahrik` suçlarını içermediğini söyledi. (4 Haziran 2015) - Zaman ve Cihan muhabirleri programa alınmadı: Antalya`da Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın kızı Sümeyye Erdoğan`ın katılacağı bir programı takip etmeye giden Zaman gazetesi ve Cihan Haber Ajansı muhabirleri Cihat Ünal ve Osman Yakut, Antalya Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Ali Ergin tarafından `vatan haini` şeklinde hakaret edilerek programdan atıldı. (5 Haziran 2015) - Diyarbakır`daki saldırıda 3 muhabir yaralı: Diyarbakır merkez Yenişehir ilçesi Şehitlik Semti`nde bulunan Yeni İhya- Der Başkanı Aytaç Baran`ın uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirmesinin ardından olay yerine giden gazetecilere bir grup gösterici saldırdı. Rastgele ateş açıp, tehditler savuran göstericiler, olayı izlemeye gelen gazetecileri linç etmeye kalkıştı. Gazetecilerden DHA muhabirleri Canan Altıntaş ve Serdar Sunar ile İHA muhabiri Burak Emek yaralandı. 3 gazeteciden durumu ağır olan DHA muhabiri Altıntaş hastanede tedavi altına alındı. (9 Haziran 2015) - STV`ye Ramazan programı dekoru baskını: Geçen yıl Üsküdar Büyük Selimiye Camii`nin bahçesinde Ramazan programı yaptığı için alandan çıkarılmak istenen Samanyolu TV program ekibi, bu kez TV binasındaki balkon katına dekor kurmak istediğinde karşısında zabıtayı buldu. Kanal yetkilileri, Ramazan programları için yapılan dekoru durdurmak isteyen Üsküdar Belediyesi ekiplerine, bunun bir inşaat ya da kaçak kat olmadığını sadece Ramazan programı için dekor olduğunu söyledi. (11 Haziran 2015) - Erdoğan-Baykal görüşmesi gazeteciyi işinden etti: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP milletvekili Deniz Baykal arasındaki görüşmeyi, Erdoğan ve Büyükanıt`ın Dolmabahçe görüşmesine benzeten Halk TV programcısı gazeteci Ümit Aslanbay işinden kovuldu. (11 Haziran 2015) - Sorusu beğenilmeyen gazetecilere gözaltı: Suriye`nin Türkiye sınırında yaşanan çatışmalardan kaçarak Türkiye`ye sığınanlara ilişkin gelişmeleri takip eden Evrensel gazetesi muhabiri Hasan Akbaş, Cumhuriyet gazetesi muhabiri Pınar Öğünç ve Alman Die Welt gazetesi çalışanı Deniz Yücel, olay yerine gelen Urfa Valisi İzzettin Küçük`e IŞİD`le ilgili soruları üzerine Vali Küçük`ün talimatıyla gözaltına alındı. (16 Haziran 2015) -IŞİD`cilerden gazetecilere `kafanızı keseriz` tehdidi: Urfa Valisi İzzettin Küçük`ün gözaltına aldırdığı gazeteciler, bu kez de IŞİD`ci olduğu ifade edilen kişilerde `ayağınızı denk alın kafanızı keseriz` tehdidi aldı. (18 Haziran 2015) - Erdoğan`dan, gazeteci Tanış hakkında suç duyurusu: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürriyet gazetesinin Washington muhabiri Tolga Tanış hakkında, `Potus ve Beyefendi` adlı kitabında hakaret edip, iftira attığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. (20 Haziran 2015) - Baransu`ya Erdoğan`a hakaretten 10 ay hapis: Başka bir suçlamadan cezaevinde olan Taraf gazetesi eski yazarı Mehmet Baransu, Twitter hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan`a hakaret ettiği gerekçesiyle 7 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada, `Adıma açılmış 8 adet sahte Twitter hesabı var. Benim yazmadığım bazı twettler de benimmiş gibi gösterilmiş. Hesabımdan yazdığım yazılar tamamen kamuoyuna yansıyan olaylarla ilgili ve içerisinde hakaret yok. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatımı talep ederim.` diyerek kendini savundu. Mahkeme, Baransu`ya 10 ay hapis cezası verdi. (30 Haziran 2015) (CİHAN)


05 Temmuz 2015 Pazar  13:36

Zaman

Manşet - İstanbul`a yağış uyarısı


Meteoroloji Genel Müdürlüğü`nce yapılan son değerlendirmelere göre, Türkiye`nin kuzey kesimlerinin parçalı bulutlu, Doğu Karadeniz kıyıları, İstanbul, Kırklareli, Eskişehir, Kütahya, Bolu ve Ordu çevreleri ile Balıkesir`in kuzey ilçelerinin kısa süreli ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer bölgelerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Hava sıcaklığında önemli bir değişikliğin olmayacak. Doğu bölgelerde mevsim normallerinin üzerinde seyredecek sıcaklık diğer bölgelerde ise mevsim normalleri civarında olacak. Rüzgar ise genellikle kuzey, Akdeniz kıyıları ile güneydoğu kesimlerde batı ve güneybatı yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Kıyı Ege`de yer yer kuvvetlice esecek. -BÖLGELERDE HAVA DURUMU- MARMARA: Parçalı bulutlu, İstanbul ve Kırklareli çevreleri ile Balıkesir`in kuzey kesimlerinin kısa süreli ve yerel sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. EGE: Az bulutlu ve açık, iç kesimlerinin parçalı bulutlu, Kütahya çevrelerinin kısa süreli ve yerel sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. AKDENİZ: Az bulutlu ve açık, iç kesimlerinin parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. İÇ ANADOLU: Az bulutlu, kuzey kesimlerinin parçalı bulutlu, Eskişehir çevrelerinin kısa süreli ve yerel olmak üzere sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. BATI KARADENİZ: Parçalı yer yer çok bulutlu, Bolu çevrelerinin kısa süreli ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. ORTA VE DOĞU KARADENİZ: Parçalı bulutlu, Doğu Karadeniz kıyıları ile Ordu çevrelerinin aralıklı ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. DOĞU ANADOLU: Az bulutlu, kuzey kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. GÜNEYDOĞU ANADOLU: Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. -BAZI İLLERDE HAVA DURUMU- İSTANBUL: Parçalı bulutlu, kısa süreli ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı.(28) ANKARA: Az bulutlu ve açık öğle saatlerinde parçalı bulutlu.(30) İZMİR: Az bulutlu ve açık. (32) ADANA: Parçalı ve az bulutlu. (32) ANTALYA: Az bulutlu. (32) SAMSUN: Parçalı bulutlu. (26) ERZURUM: Parçalı ve az bulutlu.(31) DİYARBAKIR: Az bulutlu ve açık. (39) (ANKA)


05 Temmuz 2015 Pazar  09:40

Zaman

Manşet - Gazetecilere Özgürlük Platformu`ndan çağrı: Rehin alınan gazetecilik serbest bırakılsın


Gazetecilere Özgürlük Platformu`nun düzenlediği toplantıda gazetecilik meslek örgütleri başkanları, halkın haber alma hakkının, haberin, gazeteciliğin, gazetecilerin ve medya patronlarının iktidar tarafından rehin alındığına dikkat çekti. Gazeteciler; soru sorabildikleri, tutuklanmadıkları, yayın yasaklarının, akreditasyonun, sansürün olmadığı bir ortamda mesleklerini yapmak istedikleri noktasında birleştiler. Gazetecilere yönelik baskı, tehdit ve tutuklamaların ortadan kalkması ve çalışanların sorunlarının çözümü için çaba harcayan Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) yeni kurulacak hükümetten beklentilerini kamuoyu ile paylaştı. Toplantıda halkın haber alma hakkının, haberin, gazeteciliğin, gazetecilerin ve medya patronlarının iktidar tarafından rehin alındığına dikkat çekildi. Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için yeni kurulacak iktidardan özgürlük alanlarını genişletilmesi, yasakları kaldırması talep edildi TGC`nin üst katındaki Gazeteciler Restoranı`nda düzenlenen toplantıya; Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Sözcüsü ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dalyancı, Balotaj Kurulu Sekreteri Haşmet Yavuz, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Uğur Güç, DİSK Basın İş Sendikası Başkanı Faruk Eren, Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay ve Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Kadri Gürsel`in de aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı. Toplantıda izleyici olarak CHP Milletvekili Mahmut Tanal da yer aldı Toplantıya Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Başkan Yardımcısı Savaş Kıratlı ve G9 Platformu Sözcüsü Doğan Tılınç ise mazeretleri nedeniyle toplantıya katılamadılar. TGC BAŞKANI TURGAY OLCAYTO: GAZETECİLER TUTUKSUZ YARGILANMALI Toplantını moderatörlüğünü üstlenen Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Sözcüsü ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi: “Basın sektörünün daha iyi bir yere gelmesi için özellikle saha da çalışan gazeteci arkadaşlarımızın daha sorunsuz çalışabilmesi için, güvenceli bir şekilde çalışabilmesi, sosyal durumlarının düzelebilmesi için çaba harcıyoruz. Şu anda cezaevinde olan 21 Kürt meslektaşımız var.Taraf`tan Mehmet Baransu, Samanyolu`dan Hidayet Karaca cezaevinde. Bir türlü iddianame ortaya çıkmıyor, yargı başlamıyor. Haber aldığımıza göre de Baransu`ya eziyetler yapılıyor. Biz gazeteci kimliği taşıyan her arkadaşımızın arkasında durmak zorundayız. O nedenle gerçekten böyle bir eziyet varsa bunun kaldırılması lazım. Biz gazetecilerin her zaman tutuksuz yargılanmasından yanayız. Akreditasyonların, yayın yasaklarının, halkın haber alma hakkına dönük engellemelerin bitmesini istiyoruz.TMSF`nin medya kuruluşlarına el koyması ve onları iktidarın sesi haline getirmesi önlenmeli. Terörle Mücadele Yasası`nın kaldırılmasını istiyoruz. Gazetecilerin sendikalaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı. Gazeteciler hakça ücretler alabilmeli. 7 Haziran seçimleri renkli, çok sesli bir tablo ortaya çıkardı. Buradan nasıl bir koalisyon çıkacak hep beraber izleyip göreceğiz. Koalisyon kurulmadan önce hükümetten beklentilerimizi net bir şekilde ortaya koymak istedik.” AHMET ABAKAY: CUMHURBAŞKANI GAZETECİLERE DAVA AÇMA REKORU KIRDI Toplantıda söz alan Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay, şunları dile getirdi: “Türkiye`de işsizlik sorunu var. İşsizliği, taşeronlaşmayı, medya yapısı ve bunun doğurduğu sonuçları pek konuşamıyoruz. Gazetecilerin düşük ücretle çalışmasını pek gündeme alamıyoruz. Onlara fırsat kalmadı. Çünkü mesleğimizle ilgili en önemli sorun siyasal. Siyasal iktidarın çok ağır baskısı altında, ağır bir oto sansürle görev yaptığımız için kendi ana sorunlarımız ikinci plana itildi. Çünkü basına düşman bir iktidarla karşı karşıyayız. Basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü savunur gibi gözüken bir Cumhurbaşkanı bizde ne yapıyor? Muhabirler için, yazarlar için ağırlaştırılmış hapis istemiyle dava açıyor. Türkiye`de hapse giren çıkan gazeteci sayısı 300`ü buldu. Hala 21 gazeteci cezaevinde. Gazeteci için gizli belge diye bir şey yoktur. Gazetecinin görevi kamuoyunu ilgilendiriyorsa ve doğruysa gizli belgeyi ele geçirmektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet tarihi boyunca gazeteciler, yazarlar, çizerler için en fazla dava açma rekorunu elinde bulunduran bir kişiyle karşı karşıyayız. Basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar bizim utanç duyduğumuz olaylar olarak tarihe geçti. Yeni hükümetten, gazeteciler ve medya üzerinde baskı yaratan iktidardan hesap sorulmasını istiyoruz.” PINAR TÜRENÇ: ELEŞTİREL HABERCİLİK RUHU YOKSA GAZETECİLİĞİN RUHU KALMAZ Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, konuşmasında şu noktalara değindi: “Bugün Türkiye`nin yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü olmak üzere iki önemli sorunu var. Yargı bağımsızlığı açısından çok fazla olayda yaşanmakta. Basın özgürlüğünü ise bizler yaşamaktayız. Bizler hepimiz sahada bunun acısını çekmekteyiz. Sadece basın özgürlüğü demekle geçmiyor tabii bu konu. Sansür, oto sansürü beraberinde getiriyor. Eleştirel ruhun yok edilmesini getiriyor. Ve böylece medyanın bitirilmesi söz konusu. Yalanlarla yolsuzluklarla ilgili iddiaların araştırılmasının önlenmesi, bunların ortaya çıkarılmasında da basının görev yapmaması, yaptırılmaması amaçlanıyor. Eleştirel habercilik ruhu yoksa gazeteciliğin ruhu kalmaz. Bugün eleştirel ruh kalmamıştır. Halkın haber alma hakkının uzunca bir zamandır yok edildiği bir döneme girdik. 12-13 yıldır. Bize asır gibi gelen bu dönemde gazetecilikte halkın haber alma hakkı da, basın meslek ilkeleri de yok edilmektedir. İyi gazetecilik bugün sümen altında. 40 yıldır böylesi bir gazetecilik dönemi yaşamadık. Klişe habercilik egemen oldu. Yasaklarla, sansürlerle hiçbir yere varılmadığı ortada. Hep birlikte direnmek, doğruyu bulmak, bizi yönetenlere de bu doğruların öğretilmesi de bizim için görevdir.” FARUK EREN: GAZETECİLERİN YARGILANDIĞI DAVALAR DERHAL DURDURULSUN DİSK Basın İş Sendikası Başkanı Faruk Eren, şöyle konuştu: “İktidar kim olursa olsun yeni iktidardan `basından elinizi çekin` diyoruz. İktidarın son 2 yılda basını tahakkümüne almak için doğrudan eylemleri oldu. Basın özgürlüğünün, düşünce özgürlüğünün önünde engel teşkil eden tüm yasalar ayıklansın, elden geçsin istiyoruz. İç Güvenlik Yasası, ifade özgürlüğünün önünde engeldir. Geri dönülmez insan hakları ihlallerine neden olabilecek bir yasadır. Derhal kaldırılmalıdır. Cezaevindeki gazeteciler serbest bırakılmalı. Gazetecilerin yargılandığı davalar, KCK, Oda tv gibi hem de tek tek yargılandığı davalar hemen durdurulmalı ve yok sayılmalıdır. Yayın yasakları kaldırılmalı, halkın haber alma hakkının önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmalı. Basın kartları devlet eliyle değil meslek örgütleri tarafından verilmeli. Askeri ücret talebinin 1800 TL olması talebinin gazeteciler için de uygulanmasını istiyoruz. Bir çok meslektaşımız bu asgari ücreti de alamamaktadır. 12 yılda yeni bir medya düzeni kuruldu. İktidar yeni gazeteler kurdu, ele geçirdi. Bu medya araçları direkt iktidar tarafından neredeyse fonlanıyor. AKP iktidardan düşünce bu havuz medyası organlarının ne olacağı tartışma konusu. Biz gazeteciler için yeni bir tehlike var: İşsizlik. Gazeteciliğin kurtuluşu hep söylediğimiz gibi örgütlenmekten geçiyor. Örgütlenin. Sendikal yaşamın önündeki bütün engeller kaldırılsın.” KADRİ GÜRSEL: MEDYA PATRONLARI REHİNE DURUMUNDAN ÇIKARILMALI Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Kadri Gürsel, konuşmasında şöyle dedi: “7 Haziran`da seçmen siyaset sınıfına Türkiye`yi demokrasinin tehlikede olmadığı bir çözüm zeminine taşıma imkanı sundu. Siyaset sınıfı şimdi bakalım nasıl bir reaksiyon gösterecek? Talepler geçerliliğini koruyor. Bunların başında da basının üzerindeki bütün baskı ve tehdidinin ortadan kaldırılması geliyor. Medya sahipliğinin yeniden düzenlenmesi, medya patronlarının rehine konumundan çıkarılması, hakaret davalarının basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir araç olarak kullanılmaktan çıkarılması, hapisteki gazetecilerin serbest bırakılması bunların başlıcaları. Yeni kurulacak hükümetin; öncelikli amacı Türkiye`yi adil ve özgür bir erken seçime götürmek olmalıdır. Erken seçim olacağı da kesindir. Adil bir seçime gitmek için de basın özgürlüğünün sağlanması gerekiyor. Birincisi, AKP`nin ortağı olacak olan hükümetin, Maliye Bakanlığını AKP`den kurtarması gerekiyor ki; vergi müfettişleri iktidarın medya patronlarını sindirmek, onları tehdit etmek, onları rehine konumuna düşürmek için kullandığı askerleri olmak durumundan çıkarılsınlar. Vergi denetiminin siyasallaşmasının önüne geçilmesi lazım. Bu ana akım medyanın ve her türlü medyanın rahat bir nefes alması için elzem. İkincisi, kamu yayıncılığın iktidar yayıncılığı olmasından çıkartılması, bunun için gerekli tedbirlerin alınması lazım.” UĞUR GÜÇ: SENDİKAL ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Uğur Güç, şu noktalara dikkat çekti: “Gazete ve medya şirketlerine el konulmasının engellenmesini istiyoruz. Bu önceki ihale süreçlerinin gözden geçirilip bu grupların ihale süreçlerinin tekrar ele alınmasını istiyoruz. Sendikal özgürlük istiyoruz. Bir gazeteci meslek örgütüne üye olmalı. Grev ve Lokavt Kanunu`nun da yenilenmesini istiyoruz. Greve çıkan işçiler korunamıyor. Greve çıkan işçiler, örgütlenen işçiler hala işten atılıyor. Gazeteciler, mesailerinin çoğunu adliyede harcamaya başladılar. Basına açılan davaların bir an evvel geri çekilmesini, özellikle hakaret davalarının düşürülmesini istiyoruz. Basın savcılarının iktidar gölgesinden kurtularak kendi iradeleriyle iş yapmalarını bekliyoruz. Hükümlü olan gazetecilerin, serbest bırakılmasını istiyoruz.” Toplantının sonunda TGC Başkanı Turgay Olcayto, GÖP Dönem Sözcülüğü`nü Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç`e devretti. Gazetecilere Özgürlük Platformu`nun tarihçesi İstanbul`da 25 Ağustos 2010 tarihinde Türk basın tarihinin en geniş katılımlı meslek örgütleri toplantısı gerçekleştirildi. Bu toplantıda Türkiye`de basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yönelik tehditlere karşı ortak ve sürekli bir mücadele için “Gazetecilere Özgürlük Platformu” adıyla bir Basın Meslek Örgütleri platformu kurulması kararlaştırıldı. GÖP kurulduğu günden bu yana birçok yürüyüş, toplantıyla beraber iki uluslararası katılımlı Gazetecilere Özgürlük Kongresi düzenledi. Yaptığı açıklamalarla halkın haber alma hakkı ve gerçekleri öğrenme hakkına yönelik tehditleri, engellemeleri kamuoyu ile paylaştı. Son 10 yılda cezaevine giren 300`e yakın gazetecinin duruşmalarını izledi, cezaevi ziyaretleri yaptı. Türkiye`deki basın özgürlüğü, düşünceyi ifade özgürlüğü ve tutuklu gazeteciler sorununu Dünya gündemine taşıdı. Gazetecilere Özgürlük Platformu`nda meslek örgütleri iki ayda bir dönem sözcülüğünü üstlenerek faaliyetlerin ortak olarak yürütülmesini sağlıyorlar.


30 Haziran 2015 Salı  00:16

Zaman

Manşet - Yolsuzluk haberleri tavan yaptı


Medya takip merkezi Interpress`in `asayiş raporu` araştırmasına göre 2015`in ilk 6 ayında yolsuzluk, hırsızlık ve uyuşturucu haberleri tavan yaptı. Gazetelerde 19 bin 857 adet yolsuzluk ve 7 bin 614 adet rüşvet haberleri yer aldı. Araştırmaya göre; yazılı basında yayınlanan asayiş haberlerinde bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15`lik bir artış olduğu belirlenirken, uyuşturucu ve yolsuzluk konularının ilk iki sırayı aldığı ortaya çıktı. Gazete sayfalarında en çok yolsuzluk, uyuşturucu, hırsızlık, cinayet ve kaçakçılık konularının öne çıktığı saptandı. Ulusal, bölgesel ve yerel 2 bini aşkın gazete ve derginin incelendiği araştırmada, Ocak ayından bu yana narkotik ve uyuşturucu bağlantılı haberlerin 32 bin 360`ya ulaşarak birinci sırayı aldığı, Bonzai`nin 3 bin 851 haberle başı çektiği uyuşturucu haberlerinde eroin, kokain ve tiner başlıklarının öne çıktığı tespit edildi. YOLSUZLUK, HIRSIZLIK HABERLERİ GÜNDEMDEN HİÇ DÜŞMEDİ 2015 yılının ilk 6 ayında yazılı basında 19 bin 857 adet yolsuzluk haberi sayfalarda yer alırken, yayınlanan hırsızlık konulu haberlerin de 18 bin 607 adet olduğu saptandı. Geride kalan 6 ayda cinayet haberleri 17 bin 934 adet olurken, gıdadan akaryakıta, sigaradan ilaca, tarihi eserden tıbbi malzemeye kadar pek çok farklı konuda toplam 12 bin 864 adet kaçakçılık haberinin yayınlandığı tespit edildi. Asayiş haberleri içinde intihar konusunun 7 bin 982 kez gündeme geldiği, yıllardır toplumun kanayan yarası olmaya devam eden rüşvet konusunun da 7 bin 614 habere konu olduğu saptandı. Yılbaşından bu yana yazılı basında 4 bin 813 gasp ve 2 bin 911 adet yaralama haberinin de yayınlandığı ortaya çıktı.


03 Temmuz 2015 Cuma  09:52

Zaman

Manşet - Kimse artık eski baskı ortamını geri getiremez


Doğan Satmış, Habertürk`teki işini kaybedince 33 yıldır yaptığı gazeteciliğe 3 buçuk ay ara vermek zorunda kaldı. Bu süreci `Bir İşsizin Günlüğü` adıyla kitaplaştıran Satmış, hem gazete patronlarına baskı yapan iktidara hem de bir kelime yüzünden çıkarılan çalışanlarla kendisini karşı karşıya bırakan müesseslere sitemli. Doğan Satmış, 33 yıllık gazetecilik deneyiminin ardından Habertürk`teki genel yayın yönetmenliği görevinden alınınca üç buçuk ay işsiz kaldı. 33 yıl uzun bir süre tabii… Hele ki gazetecilik dışında başka hiçbir işi aklına getirmemiş biri için. Bu süreçte düşünecek çok zamanı olmuş. Neden bu zamana kadar gazetecilik dışında başka bir seçenek üzerinde kafa yormadığına takılmış en çok. Çalıştığı zamanlarda sık sık arayan tanıdıkların işsiz kaldığında telefonlarına bile bakmadığını fark etmiş sonra. Gazetecilerin aslında sanal bir dünyada yaşadığını, bunu da en çok işsiz kaldığında anladığını itiraf edip, bir ara `umarım gazeteciliğe bir daha dönmem` bile demiş. Bir süredir Cumhuriyet Gazetesi`nde genel yayın danışmanlığı görevini sürdürüyor. İşsizlik günlerinden geriye ise bütün bu düşünceleri ve farkına varışları esprili ve samimi bir dille kaleme aldığı `Bir İşsizin Günlüğü` adlı kitap kaldı. Satmış ile kitabı vesilesiyle bir araya geldik. İşsizlik günlerini konuşalım dedik, konu dönüp dolaşıp basına müdahalelere geldi. Ancak Satmış, geleceğe dair umutlu. “Artık kimse Türkiye`de baskı ortamını geri getiremez.” diyor. İşsizlik günlerinize dair özlediğiniz şeyler var mı? Her gün düzenli yürüyordum. Düzenli spor yapınca fit oluyorsunuz, insanın psikolojisine iyi geldiği de biliniyor. Bir de sağa sola gidebilme özgürlüğünüz var. Gezerken ya da işsiz kaldığınız süre içinde gazeteciliği bırakmak mümkün oldu mu? Her şeye, her yere haber gözüyle bakma alışkanlığınız geçmemiştir... O, otomatikman oluyor. Gazetecilik bu yönüyle polislik gibi. Şimdi burada bir olay çıksa ve polis de oturuyor olsa mecburen müdahale etmek zorunda kalır. Gazetecilikte de böyle. Mesela oğlanın YGS başvurusunu yaparken karşılaştığımız zorlukları oturup geniş geniş yazdım. Bir gün aklıma geldi. Fethullah Hoca ile de röportaj yapalım diye, onun için görüşmeler yaptım, hatta soruları bile yazdım. O tür şeyler aklınıza geliyor ve yapmak isterseniz çok fırsat da var. Kabul etse Fethullah Hoca, hemen atlayıp Amerika`ya gidecektim. Cumhuriyet`e gelince teklifimi tekrarladım. Sanırım CNN`in ünlü anchorwoman`ı da sıradaymış. Bütün dünya görüşmek istiyor doğal olarak. Öyle bir görüşme iyi bir gazetecilik fırsatı yaratabilirdi diye düşünüyordum. Kişisel olarak söylüyorum bunu. İsteğim hâlâ da geçerli. Gençlere yazılı basını önermiyorsunuz. Bir sebebi de bu baskı ortamı mı? Çünkü geleceği yok artık bu işin. Çok uzun bir ömür biçilmiyor yazılı basına. Baskı ortamıyla ilgili değil söylediğim, Türkiye`de seçimden sonra kimse eski baskı ortamını sağlayamaz, eski haline getiremez. Öyle bir imkân yok ama hâlâ uygulamalar sürüyor. Mehmet Baransu hâlâ hapiste mesela. Gazeteciyi yazdığı bir şey için hapse atamazsınız. Bu ancak çağ dışı birkaç ülkede olur. KEŞKE İŞSİZLİK DÖNEMİM DAHA UZUN SÜRSEYDİ! Gazetecilik dışında bir ikinci planınız olmamasından pişmanlık duymuşsunuz. Kitapta bunu özellikle belirtmişsiniz. Keşke şu 3 buçuk aylık dönem daha uzun sürseydi de başka bir iş yapsaydım. O hep aklımda kaldı, bir türlü kafamdan çıkaramıyorum. Çünkü gazeteciliği zamanında bırakıp başarılı iş kurmuş çok örnek var. Benim çevremde de var. Türkiye`de şu anda 25-30 gazete çıkıyor. Yerelleri sayarsak çok fazla. Ama önemli bölümü para kazanmıyor. Bu kısır bir döngü. Para kazanmayan bir gazetede çalışırsanız size yük gözüyle bakıyorlar. Bunu kırmamız gerekiyor. Gazeteciler kendini daha mı fazla kaptırıyor bu döngüye? Biraz. Şimdi şöyle oluyor. Sizi mesela bir dış geziye davet ediyorlar. Normal bir muhabir maaşı nedir? En fazla 2-3 bin lira. Giderken sizi business classta uçuruyorlar. Uçaktan indiğinizde sizi özel transferle ağırlıyorlar. Transfer edilirken çaylar kahveler, içiyorsanız içkiler ikram ediyorlar. Beş yıldızlı otelde ağırlıyorlar; bir şeyi tanıtıp gazetede yazmanız için. Siz sanıyorsunuz ki bu size yapılıyor. Öyle değil halbuki. Bu bazı şeyleri yazın diye yapılmış sanal ortamlar. Hiçbir gazeteci bunu hayatında sağlayamaz. Ne aldığı maaş yeter ne de başka bir şey. Bir gazetede bunu sağlayabilecek tek bir kişi vardır, patron belki. Onun dışındakiler sanal. Fakat gazeteciler bunu yanlış algılayıp havalara giriyor. Gazeteciler dışarıdan bakılınca hayatın içinde, sosyal insanlar gibi algılanıyor. Siz ise normalde farkına varmadığınız birçok detayı (trafik, SSK vs...) işsiz kaldığınızda farkettiğinizi yazmışsınız. Demek ki o kadar da hayatın içinde değilmişiz! Gazetecilerin en büyük dezavantajı o. Her şeye yüzeysel bakıyorsun. Bir sorunu alıyoruz, yüzeysel olarak ilgileniyoruz. Bir gün yazıyoruz ve bir gün içinde bizim gündemimizden çıkıyor. Ateşböcekleri gibi bugün ışık nerede hemen oraya yöneliyoruz. Yarın bir başka ışık, oraya... Bizim için eskiyor artık. İşsizliğe mizahi yaklaştım, çünkü… İşsizlik gibi tatsız bir konuyu anlatırken esprili bir dil kullanmayı tercih etmişsiniz. Bir sebebi var mıydı? Evet, işsizlik tatsız bir konu. Zaten Türkiye`de kayıtlı 2,3 milyon işsiz var. İş aramaktan bıkmış milyonlarca insan bulunuyor. Böyle bir ortamda bir de bunu dramatize edip insanları üzmek istemedim. Tabii ki evini geçindirmek, çocuklarının karnını doyurmak zorunda olan birine bunu böyle söylemek kolay değil, bunun da farkındayım. Fakat ben işsizliğin insandan kaynaklanan bir eksiklik, bir özür, bir ayıp olmadığını kanıtlamaya çalıştım. Onun için daha mizahi yaklaştım. Bir arkadaşım aradı, iki yıldır iş arıyor. Dedi ki, `İş aramaktan bıkmıştım ve kendimi çok kötü hissetmeye başlamıştım, kitap moral oldu.` Bu benim için kafi. `Alo Fatih`in kararları iktidarı bağlar Kitapta bir arkadaşınızın, `Merkez medyada işine son verilen çok az sayıda gazetecide Erdoğan`ın ya da hükümetin rolü vardır. Çoğu işten atmalar, medya yönetimlerinin tasarrufudur.` şeklindeki sözlerine yer vermişsiniz. Siz katılıyor musunuz bu görüşe? Aslında bu sözün gerçeklik payı da var ama o kadar da masum değil. Bir atmosfer yaratıldı Türkiye`de. Diyelim ki şu odanın içine gaz sıkarsanız ya da gazı sıktırırsanız `hayır ben gazı sıktırmadım` diye işin içinden çıkmanız mümkün değil. Sizin adınıza sıkılmış neticede. O ortamı tamamen Tayyip Erdoğan yarattı. Gazetelerin içine Alo Fatih`ler yerleştirirseniz, Alo Fatih`in aldığı bir karar da sizi bağlar. Geçtiğimiz süreçte bu anlamda nelere meydan verildi? Bakın Habertürk`te benim çalıştığım dönemde Gül`ün bir haberi yüzünden iki kişi, Sağlık Bakanlığı ile ilgili bir haber yüzünden iki kişi, Erdoğan ile ilgili bir haber yüzünden iki kişi, Rixos haberi yüzünden iki kişi atıldı. Yazık değil mi? İtiraz etmediniz mi? Hepsine itiraz ettik. Arkadaş bu yapılan yanlıştır diye. Sadece cumhurbaşkanı yerine başbakan yazıldı diye bir sayfa editörü ve Ankara`dan haber müdürü atıldı. Tümüyle bizim dışımızda kararlardı. Gazete kurulurken oraya insanları biz aldık ama o insanlar bir kelime için işten atılırken bize sormadılar. Bu, doğru değil. Benim hiçbir dahlim olmadan işten çıkarılan bir-iki arkadaşla karşılaştım, bana selam vermediler. Beni bu duruma düşürmemesi gerekir müessesenin.


05 Temmuz 2015 Pazar  02:11

Zaman

Ekonomi - Yunan gazetelerinin çoğu `evet` manşetiyle çıktı


Yunan basın-yayın organları, yarın yapılacak referandum ve sonrasında yaşanabilecek muhtemel senaryoları manşetten verdi. Gazetelerin çoğu, referandumda `evet` yanlısı bir tavır aldı. Yunanistan ile kreditörler arasında süren 5 aylık müzakerelerin sonuçsuz kalması üzerine mali desteksiz kalan ülke, yarın sandık başına gidiyor. Vatandaş, acı reçeteye evet mi, hayır mı dediğini ilan edecek. Yarın sabah saat 07.00`de açılacak sandıkları, saat 19.00`da kapanacak. Ülkede yaklaşık 10 milyon kayıtlı seçmen var. Sonuçlar, 21.00 gibi netleşmiş olacak. Referandumun geçerli olması için en az yüzde 40 katılım olması gerekiyor. Gazetelerin manşetleri, şöyle: Siriza Partisi`nin gazetesi Avgi: Hayır Merkez sağa yakın Kathimerini: “Avrupa, demokrasi ve güvenlik için Evet” Merkez sol Proto Thema: “Evet. Canlı kalıyor ve mücadeleye devam ediyoruz” Merkez sola yakın To Vima: “Vatandaşlar ülkenin geleceğini ellerine alıyor. Euro`ya Evet, Yunanistan`a Evet” Milliyetçi Honi: Alman Maliye Bakanı Schaueble, 5 yıldır kanını emiyor. Şimdi ona Hayır de!” Merkez sola yakın Ethnos: “1974 (Cunta`dan sonra) sonrası en kritik karar. Yunanlar Avrupa`yı seçiyor.”


05 Temmuz 2015 Pazar  02:12

Zaman

Manşet - Devlet Bahçeli`den eleştirilere sert cevap: Herkes meşrebine ve mayasına uygun konuşmaktadır


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Başkanlığı seçiminde HDP`yi yok saymasından rahatsız olanlar bulunduğunu belirterek bu kişilere yönelik ağır bir açıklama yayınladı. Bahçeli, “Ekranlarda, gazete köşelerinde, uzatılan mikrofonlarda bize demokrasi dersi vermeye cüret edenler önce vicdan, aidiyet ve ahlak imtihanından geçmeyi denemelidir” dedi. Bahçeli MHP`nin Facebook hesabı üzerinden partisine yönelik suçlamalara oldukça ağır bir üslupla cevap verdi. Bahçeli, “Ne ibretliktir ki, HDP`yi yok saymamızdan rahatsız olanlar bizi eleştiri yağmuruna tutmaktadır. Herkes meşrebine ve mayasına uygun konuşmaktadır. Ekranlarda, gazete köşelerinde, uzatılan mikrofonlarda bize demokrasi dersi vermeye cüret edenler önce vicdan, aidiyet ve ahlak imtihanından geçmeyi denemelidir. Bizim kimsenin aklına ihtiyacımız yoktur” dedi. İşte o açıklama: `Ne ibretliktir ki, HDP`yi yok saymamızdan rahatsız olanlar bizi eleştiri yağmuruna tutmaktadır. Herkes meşrebine ve mayasına uygun konuşmaktadır. Ekranlarda, gazete köşelerinde, uzatılan mikrofonlarda bize demokrasi dersi vermeye cüret edenler önce vicdan, aidiyet ve ahlak imtihanından geçmeyi denemelidir. Bizim kimsenin aklına ihtiyacımız yoktur. Şimdi kalkıp bayrağa sarılı şehit naaşlarını, hıçkıra hıçkıra ağlayan şehit analarını, bir uzvunu kaybetmiş muhterem gazilerimizi unutalım mı? Emzikli bebeklerin vücutlarında açılan kurşun deliklerini aklımızdan çıkaralım mı? Köy ve karakol baskınlarını, yol kesmeleri, pusu kurmaları, mayınlı saldırıları olan olmuş bir kere diyerek hafızamızdan silelim mi?` Devlet Bahçeli


02 Temmuz 2015 Perşembe  23:20

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  

emin han  kanal 7 ldünkü kanald haberlerini izle  ülke tv arşiv programını izle sıra açık deniz  30 aralık kar tatil  dünkü roj tv 21 30daki filim  kontv o köy bizim köyümüz izle 17 04 2011  afyon genelinde okullar tatil mi  27 mayıs 2009 fox tv 22 haber bülteni video izle  22 kasım 2009 sabah gazetesi ankara eki oku  06 haziran pazar günkü hürriyet ik arşiv  21 09 sen  21 ocak  25 ekim fox ana haber bülteni izle fb gs olaylar  dünya çevre günü  fox on  24nisan hürriyet gazetesi çukurova eki oku  fox tv haber arşivi badem gözlere kavuşmak artık  balkan  bugün at yarışı  İz haber izle  16 temmuz  05 07