Bulunan Haber Sayısı: 2.178
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Ertuğrul Günay: Bir dizi, iki makaleden örgüt oluşturuyorlar


Eski Kültür ve Turizm Bakanı ve bağımsız İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay, medyayı sindirme operasyonundaki tahliye ve tutuklamaları değerlendirdi.Günay, “Gözaltına alınan ve günlerden bu yana usulü zorlayarak ifadeleri alınmaya, yargıya çıkarılmaya çalışılan arkadaşların önemli bir çoğunluğunun tahliye olması elbette hepimizi sevindirdi. Eğer dosyadaki iddialar basına yansıyan haberlerden ibaretse tutuklamaların gereksiz olduğu kanısındayım. Bir televizyon dizisi, bir makale, birkaç gazete haberi üzerinden suç örgütü kurmak, yönetmek gibi bir suçlamaya nasıl ulaşılabilir, bunu bilemiyorum.” dedi. Tutuklamalara hemen itiraz edilmesini umduğunu da belirten Günay, şöyle devam etti: “İtirazı inceleyen merciler daha dikkatli ve soğukkanlı değerlendirme yaparlar ve bu davadan, soruşturmadan bir tutuklu kalmaz. Bir televizyon dizisi ve birkaç makale üzerinden suç örgütü oluşturulmaya kalkışılması, bir haftaya yakın süredir insanların gözaltında bulunması kendi başına ayrı bir vahamet. Türkiye`nin bu tür olayları tekrar yaşamamasını ve tutuklu arkadaşların da en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşmasını temenni ederim.”


20 Aralık 2014 Cumartesi  02:15

Zaman

Manşet - Nuh Gönültaş ifade vermeye metrobüsle gitti, serbest bırakıldı


Özgür basını hedef alan 14 Aralık operasyonu kapsamında adı geçen Bugün Gazetesi yazarı Nuh Gönültaş, dün adliyede ifade verdi. Havuz medyasının yurtdışında olduğu için `kaçtı` diye iftira attığı Gönültaş, Atatürk Havalimanı`na iner inmez metrobüse binerek İstanbul Adalet Sarayı`na gitti. Meslektaşları, metrobüste çekilen fotoğraflarını Twitter`da paylaştı.Savcı Hasan Yılmaz`a yaklaşık 1 saat ifade verdikten sonra serbest bırakılan Gönültaş, “Söz konusu dosyada ismimin geçmesinden dolayı savcı beye ifade verdik. Bizimle ilgili çok ciddi bir şey yok. Hukukla bağdaşmayacak şekilde garip bir dosya. Arkadaşlara burada zulmedilmektedir. Boş bir dosyayla hukuksuz biçimde kurgu bir davadır.” dedi. Savcının kendisine 5 yıl önceki bir yazısını sorduğunu belirten Gönültaş, “Yazıyı başka telkinler altında yazıp yazmadığımı sordu. Ben de asla köşe yazarlarına telkinde bulunulmaz dedim.” açıklamasını yaptı. Yurtdışına kaçtığı iddialarını da yalanlayan Nuh Gönültaş şunları söyledi: “Daha önce bir programım vardı, o güne denk geldi. Kaçacak olsaydım adımın geçtiği ilk gün kaçardım. Kaldı ki ben THY ile uçtum. Atatürk Havalimanı`ndan hareket ettim. 3 gün sonra da döndüm. Hakkımda bir gözaltı kararı ve bir yakalama kararı yok, yurtdışına çıkış yasağı yok. Benim için `ABD`ye kaçtı` diye saçma sapan şeyler yazanlar, söyleyenler oldu. En tepede bu işleri düzenleyenler söyledi. Ama hayır, ben Moskova`ya gittim ve döndüm.”


20 Aralık 2014 Cumartesi  02:15

Zaman

Manşet - Ekrem Dumanlı: Rabb`im, bu sıkıntıların ortasında bize evlat nasip etti


Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, dün iki sevinci bir arada yaşadı.Medyaya darbe operasyonu kapsamında gözaltına alınan Dumanlı`nın bir kız çocuğu dünyaya geldi. Saadet ismi verilen bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Mahkeme kararından hemen önce ulaşan müjdeli haber, Ekrem Dumanlı ve bütün sevenlerini mutlu etti. Dumanlı, serbest bırakıldıktan sonra ilk olarak Bakırköy Acıbadem Hastanesi`ne gitti. Eşi Esra ve oğlu Esad ile hasret gideren Dumanlı, kızını kucağına alırken şu ifadeleri kullandı: “Geceyi gündüzden çıkaran O. Kışın ortasında baharı, yazın ortasında kışı veren O. Baharın ortasında bizi imtihan eden de O. Rabb`im bu sıkıntıların ortasında bize bir evlat nasip etti. Cenab-ı Mevla`dan hayırlı ömürler nasip etmesini ve insanlığa hizmet nasip etmesini istiyoruz.” Yakınları da Dumanlı`yı yalnız bırakmadı. Babası Ethem Dumanlı, kendisiyle kucaklaşırken “Oğlum iki bayramı birden yaptık. Zalimlerin elinden kurtuldun Allah`a şükürler olsun.” dedi. Hakan Şükür ve eşi Beyda Şükür de hastanede Dumanlı ailesini ziyaret etti.


20 Aralık 2014 Cumartesi  02:15

ODATV

Gündem - Cemaatçi`den gazeteci olur mu


Ahmet Çınar yazdı


20 Aralık 2014 Cumartesi  01:58

Sabah

Gündem - `Gazetecilik yasa dışı faaliyet hakkı sağlamaz`


Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) Belçika Başkanı Basir Haramart 14 Aralık operasyonu hakkında Avrupa Parlamentosu önünde açıklama yaptı. Hamarat `Herhangi bir şahsın gazeteci olması ona yasa dışı...Devamı için tıklayınız


20 Aralık 2014 Cumartesi  01:04

Sabah

Gündem - `Basın suçundan gözaltına alınmadılar`


Beşir Atalay 14 aralık operasyonunu yorumladı: AK Parti Sözcüsü Atalay, `14 Aralık operasyonunda basın ve düşünce suçundan gözaltına alınmadılar. İçlerinden saadece birkaçı gazeteci, diğerleri polis. Operasyonun...Devamı için tıklayınız


20 Aralık 2014 Cumartesi  01:04

Zaman

Manşet - Yılmaz Odabaşı, Nazlı Ilıcak, yazdı


Basın özgürlüğü meşru bir hak ve demokratlık bir vicdandırHayata akıl ve vicdanla mı bakacağız, yoksa kafalarımızdaki sığ şablonlarla mı? Rasyonel mi bakacağız, dogmalarla mı?Yazmanın doğasında, vicdanında kimilerinin bihaber olduğu, fakat evrensel anlamda kabul görmüş ilkeler vardır. Yazıyla iştigal eden herkes, yazının haysiyeti namına bu ilkeleri benimsemekle yükümlüdür.Bunların ilki basın, düşünce ve ifade özgürlüğüne -koşulsuz- saygıdır. Bu yüzden Voltaire: “Düşüncelerine katılmıyorum ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim.” demiştir. Elinde bir kalem taşıyan herkes, basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün gasp edildiği her yerde vicdani mükelleftir ve bu, tartışılmazdır.Bir diğeri “muhalif olma” hakkıdır. Herkesin bizim gibi düşünmesini dayatmak, totaliter, dahası faşizan bir yaklaşımdır. Bize katılmayanların, bizim gibi düşünmeyenlerin ifade hakkına saygılı olmak, değil yazı adamlarının, demokratik toplumlarda iktidarların da güvence altına almaya mecbur olduğu bir “hak”tır. “Ben senden hoşlanmıyorum; bu yüzden seni yok edeceğim!” gibi bir mantalite, irkiltici, dehşet verici ve Nazilerin Yahudilere yönelik bakış açısı ve bunun getirdiği barbarca soykırımları çağrıştırıcı niteliktedir.Otuz yıldır yayın ve basın dünyasının içindeyim. Diyarbakır Askeri Cezaevi`nde yattığım, Güneydoğu`da sekiz yıl fiili gazetecilik yaptığım ve akabinde düşünce suçlarından bu ülkenin pek çok hapishanesinde yattığım dönemler, “vicdan” ve “empati” tanımlarına dair bana çok şey öğretti.Barbarlar, empati kuramadıkları ve vicdanlarını insanlaştıramadıkları için barbarlardı ve barbarlar, en çok da algısal sığlıkları nedeniyle empati kuramadıklarını imha ediyorlardı.Bugün, antidemokratik bütün yaptırımlarıyla gemiyi azıya almış, despotizme yönelmiş bu AKP hükümeti, bir askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılsa, bu siyasal iktidardan hayli tiksinti duymama ve çekip gitmelerini istememe rağmen- kesinlikle karşı çıkarım. Çünkü her şey demokratik zeminde, demokrasinin gereklerine denk olmalıdır.Bu ülkenin muhalif medyasında binlerce yazı yazmış biri olarak, bilirim ki askeri darbe dönemleri dahil bir gazetede en son alınması gereken kişi genel yayın yönetmenidir. Bir gazete yaptığı yayınlarla siyasal iktidar muhaliflerinin elini güçlendirmiş olabilir; kamuoyunu bilgilendirme, haber ve bilgi iletme, medyanın asli görevidir ve herkesin siyasal iktidarın dümen suyuna gitmek gibi bir yükümlülüğü olamaz. Bu, Tayyip Erdoğan`ın kişisel düşü olsa da demokrasiyi bağlamaz. Filan gazete “operasyonel yayın yaptı” gibi bir gerekçe akıl ve izanın alamayacağı bir yaklaşımdır. Toplumun kapalı kapılar ardında neler olup bittiğini öğrenmesi, en meşru hakkıdır ve medya, muhalefet etmek, eleştirel bakmak ve haber yapmak konusunda görevini aksatmamalıdır. Bir süreli yayında yer alan haber ve bilgiler, yanıltıcı, bazı kişi ve kurumları haksız yere zan altında bırakan, hatta iftira ve kasıt içeren muhtevadaysa, basın kanununda tekzip hakkı vardır. Zan altında kalan kişinin dava açma, o kişi adına yargıçların dava açma hakkı meşrudur.Davayı açarsınız; toplanan deliller, tanıklar vb. o medya organının lehine değilse, gerekli yargılamayı yapar, hükmü verirsiniz. Hüküm verilmesi de yeterli değildir; o hükmün Yargıtay`da onanması gerekir.Yargıtay`ın bir hükmü onaması da bir gazete yayın yönetmenini yaka paça almayı meşru kılmaz. Bu konularda gazetelerin vd. süreli yayınların yazı işleri sorumludur. Yazı işleri müdürünü hukuksal bir prosedürü izleyerek yargılayabilir, ama bir gazetenin beynini, yani yayın yönetmenini asla keyfiyetle alamazsınız.Bu ülkede ve dünyada böylesi faşizan bir tutumun karşısında duracak milyonları bulur ve bunun ne haklı ne de hukuksal olabileceğini hiç kimseye anlatamazsınız.Siyasal iktidar olmak, hoşuna gitmeyeni, muhalifini yaka paça alma hakkını sana asla vermez. Böylesi yaklaşımlara kayıtsız kalanlar da, bir gün bu antidemokratik yaptırımların ucu kendilerine dokunduğunda, demokrasinin herkese lazım olduğunu kavramakta geç kalmış olacaklardır. Değil siyasal iktidar, mahalle muhtarı olsan, muhaliflerine ve onların hukuksal haklarına saygılı olmakla yükümlüsündür. Dünyanın hiçbir yerinde bunun başka bir tanımı ve yorumu yoktur.Düşünce ve ifade hakkına saygılı olmak, benim için de ilkesel bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımımı kınayanlar, ifade özgürlüğünün evrensel normlarından bihaber, dünyayı kendi dar şablonlarıyla kuyuya düşmüş bir kurbağanın gökyüzünü gördüğü kadar algılayanlardır. Düşünce ve ifade özgürlüğüne saygılı olmak, düşüncesine katıl ya da katılma herkesin düşünce ve ifade hakkına saygılı olmaktır. Burada söz konusu olan fiili bir şiddet eylemi değil, evrensel normlarda tanımlanmış basın özgürlüğüdür ve kendi adıma bu hak ve özgürlüklerin hayata geçirilmesi, koşulsuz uygulanması ve herkes için geçerli olabilmesi için her şeyimi feda ederim. Aksi halde demokratlık, örneğin, dünyanın her ülkesinde konuşabilen bir Orhan Pamuk`u, kendi ülkesindeki üniversitede konuşturmamak ya da birilerinin mağduriyeti karşısında ellerini ovuşturup “oh olsun” diyebilecek kadar paçoz, sığ ve ucuz bir şey değildir.Demokratlık, bir “vicdan”dır ve yalnız kendimize, kendi saçaklarımıza değil, farklı saçaklardaki mağduriyetlerle de empati kurabilmek, basının temel hak ve yasalarına ve temel evrensel doğrulara koşulsuz, tereddütsüz saygılı olmaktır.Bir kez daha vurgulamayı bir sorumluluk sayarak: Düşüncelerine katıldığım ya da katılmadığım bütün gazeteciler derhal serbest bırakılmalı ve herkesin muhalefet yapma hakkı her anlamda güvence altına alınmalıdır. Yılmaz Odabaşı - Şair-yazar ve gazeteciMEDYAYA GÖZDAĞI17/25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu tertibin sorumlusu olarak kendisini kurtarmak için Cemaat`i hedef gösterdi. Yani aynı Balyozcuların, Ergenekoncuların taktiğini uyguladı. Medyaya da büyük bir baskı uygulamak suretiyle yolsuzluk haberlerinin yayınlanmasını engellemeye çalıştı. Bir kısım medya, bu verilen gözdağından çekindi. Bazı haber kanalları ne polis ne de avukatların düşüncelerine yer veriyor. Buna mukabil, güdümlü ve bir yerlerden yönlendirildikleri belli olan angajmanlı gazeteciler sürekli konuşuyor ve her şeyden yine Cemaat`i sorumlu tutuyor.Bu durumu benimsemeyen birkaç medya kuruluşundan biri de Samanyolu Grubu, Zaman Gazetesi. Tayyip Erdoğan, bundan büyük bir rahatsızlık duyuyor. Susturmak için her yolu deniyor. Bank Asya`nın bile üzerine geldi. Her gün ağza alınmadık küfürler ediyor. Ama susturamadı. Bu medya gerçeklerin üzerine gitmeye devam ediyor. Bence bu operasyonun sebebi bu: Bir gözdağı vermek ve susturmak, 25 Aralık yolsuzluk iddialarından kurtulmak.Cumhurbaşkanı yolsuzlukların üstünü örtmek için her şeyi yapmaya kararlı. AB hukuk dışı adımlara müdahale ediyor. Cumhurbaşkanı ise onlara `ben sizi takmam` cevabını veriyor. Ama tabiî ki bu kadar sözün arkasında duracak yetkilere sahip değil. Türkiye`nin kaç yıllık politikası var. AK Parti`den önce de devam eden bir politika bu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli ki AB`nin hukuk adına, özgürlükler adına müdahalesinden rahatsız. Maalesef Türkiye zor durumda. Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete… Nazlı Ilıcak - Gazeteci-yazar


20 Aralık 2014 Cumartesi  02:15

Zaman

Manşet - Senaryodan tutuklama


17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını unutturmak için özgür basına düzenlenen darbe operasyonunda hukuksuzluklar ayyuka çıktı. Mahkeme, dizi senaryosundan hayali bir örgüt çıkararak Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ve 3 polisi tutukladı. Polislere devletin verdiği silahlar da `örgüt silahı` gibi gösterildi.Özgür medyaya darbe operasyonu kapsamında gözaltına alınan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı serbest kaldı. Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ise dizi senaryolarındaki diyaloglara dayanılarak `örgüt yöneticiliği`, 3 polis müdürü de `örgüt üyeliği` suçlamasıyla tutuklandı. Mahkeme, emniyet mensuplarına görevlerinden dolayı verilen silahı, `örgüt silahı` olarak değerlendirdi. Kararda, bu kişilerin herhangi bir şiddet eylemine karışmadığı kabul edildiği halde silahlı örgüt suçlaması yöneltildi. Örgütün delilleri olarak `dizi senaryosu, 2 köşe yazısı ve 1 haber` gösterildi. Basına darbe operasyonu kapsamında gözaltına alınan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca`nın da aralarında olduğu 12 kişi hakkında karar çıktı. Ekrem Dumanlı serbest kalırken, Hidayet Karaca ve 3 polis müdürü ortada hiçbir somut delil olmadığı halde tutuklandı. Geçtiğimiz pazar günü gazeteci, televizyoncu ve polislerden oluşan 32 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarılmıştı. Emniyet binasında yapılan savcılık sorgusunun ardından 12 kişi tutuklanmaları istemiyle 1 No`lu Sulh Ceza Hâkim-liği`ne sevk edildi. Hakim Bekir Altun, tüm ifade alma işlemlerini önceki gece tamamladı. Ancak kararın açıklanması için 14 saat beklenildi.Dün saat 14.00`te adliye binası içindeki büyük salona gözaltında olan tüm isimler ve avukatları alındı. Hakim Altun kararı burada okudu. Hidayet Karaca, emniyet müdürleri Tufan Ergüder, Ertan Erçıktı ve Mustafa Kılıçaslan hakkında tutuklama kararı verildi. Kararı, iki elini açıp “Allah var, gam yok.” sözleriyle karşılayan Karaca, “Hayalî senaryo ile tutuklama varsa, hayalî bir karar var. Hukuksuz kararlara imza atanlar da bir gün sanık sandalyesine oturacak.” dedi.Hakkında `örgüt yöneticiliği` gibi ağır bir itham ile tutuklama kararı verilen Karaca`ya yöneltilen suçlamalar dizi senaryolarında geçen ifadeler oldu. Hâkim, dizi senaryosunu örgüt delili olarak kabul etti. Fethullah Gülen Hocaefendi`nin 6 Nisan 2014 tarihinde herkul.org`da yayınlanan sohbeti, Zaman yazarı Ahmed Şahin, eski Zaman yazarı Hüseyin Gülerce ve Bugün yazarı Nuh Gönültaş`ın köşelerinde yazdıkları yazılar ve Samanyolu TV`de yayınlanan Tek Türkiye dizisinde geçen 2 bölüm, örgütün delili olarak sunuldu. Yine internete konulan ve kaynağı belirsiz, içeriği gerçek olmayan bir yasa dışı ses kaydı, yasal delilmiş gibi sunuldu. Hakim bu yasa dışı ses kaydının taraflar tarafından inkâr edilmediğini iddia etti. Ancak savcılık sorgusunda avukatlar savcıya sundukları belgelerde söz konusu ses kaydına ilişkin suç duyurularını göstermişti.Yine Hidayet Karaca, savcılıktaki savunmasında söz konusu kayıt içeriğinin gerçek olmadığını belirterek, Fethullah Gülen Hocaefendi ile hiçbir zaman telefon görüşmesi yapmadığını açıklamıştı. CMK`ya göre yasak sorgu kapsamında olan kaynağı belirsiz ve içeriği şüpheli ses kaydının yasal delilmiş gibi dosyaya sokulması hukukun hiçe sayıldığını gözler önüne seriyor. Yine yolsuzluk operasyonlarında görev alan polislere yönelik operasyonlar ve dershanelerin kapatılması sürecinde yapılan haberler de suçmuş gibi gösterilmeye çalışıldı. Örgüt delili olarak sunulmaya çalışıldı.Şiddet eylemi yok ama silahlı örgüt!İstanbul 1 No`lu Sulh Ceza Hakimi Bekir Altun, somut olguya dayanmayan farazî ifadelerle sözde örgüt yapısını anlattı. Kararda, “Örgütün niteliği değerlendirildiğinde genel itibarıyla Emniyet Müdürlüğü ve özellikle İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde İstihbarat ve TEM Şube Müdürlüğü`nde görev yapan şüphelilerin devletin hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir hiyerarşik yapı oluşturarak yasa dışı örgütlenme oluşturdukları, Türkiye Cumhuriyeti`nin sosyal, ekonomik, askerî ve idarî mekanizmasına yön veren kadroların ele geçirilerek etkisiz hale getirilmesinin amaçlandığı” ifadelerine yer verildi. Ancak hakim, bu kanaate hangi eylem ve somut olguya dayanarak vardığını açıklayamadı.Emniyetin yapısı örgüt olarak lanse edilirken, polislerin silahları ise örgütün silahı olarak kabul edildi. Bu kişilerin şiddet içerikli bir eyleme karışmamış oldukları kabul edilerek, “Bugüne kadar cebir ve şiddet içeren eylem ve işlemleri tespit edilmemiş olsa da mahiyeti gereği silahlı olarak Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşan bu birimin `terör örgütleriyle mücadele` adı altında yetkilerini, görevlerinin gereklerine aykırı kullanmak suretiyle amaca ulaşmak için toplum üzerinde baskı, korkutma, yıldırma ve sindirme yöntemi kullanarak işlemler yaptıkları dikkate alındığında Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 1 ve 7. maddeleri anlamında bir örgütün varlığı yönünde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu görülmüştür.” ifadelerine yer verildi.Somut olguya dayanmadan varsayımlarla örgüt yapısı oluşturulduktan sonra Hidayet Karaca örgüt yöneticisi yapılarak sözde örgütün yayın politikalarına uygun yayın yapmakla suçlandı. Polis müdürleri Tufan Ergüder, Ertan Erçıktı ve Mustafa Kılıçaslan`ın da emniyet teşkilatı içerisindeki yapılanmada yer aldıkları iddia edildi. Hakim Bekir Altun, Mehmet Ali Doğan, Rıfat Aslan, Erdem Kısa, Yakup Ergün, Recep Güleç ve Çetin Öztürk hakkındaki tutuklama talebini reddetti.


20 Aralık 2014 Cumartesi  02:15

Zaman

Manşet - Ekrem Dumanlı`dan `terör örgütü` iftirasına cevap: Aynen iade ediyorum


Özgür basına darbe operasyonunda gözaltına alınan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, hukuk dışı bir sorgu sürecinin ardından serbest bırakıldı. Bir dizi senaryosundan örgüt çıkarma çabasına sert tepki gösteren Dumanlı, şöyle haykırdı: “Bana terör örgütü üyesi diyenlere aynıyla iade ediyorum, Zaman`a terör yayını diyene aynıyla iade ediyorum.”Medyaya darbe operasyonunda gözaltına alınan ve hukukçuların `komedi` olarak nitelendirdiği suçlamalara maruz kalan Zaman Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, yeterli delil bulunamadığı için serbest bırakıldı. Ancak mahkeme, yurtdışına çıkış yasağı getirdi. Dumanlı, duruşma salonundan çıkışı sırasında adliyenin içerisi `Özgür basın susturulamaz` sloganıyla inledi. Çağlayan Adliyesi`nden ayrılırken de on binlerce kişinin sevgi gösterisiyle karşılandı. “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları altında konuşma yapacağı alana ulaşmakta güçlük çekti. Sözlerine “Sizin çok yakından gördüğünüz ve izlediğiniz gibi Türkiye bir tiyatro seyrediyor.” ifadeleriyle başlayan Ekrem Dumanlı, yolsuzlukları gizlemek için medyaya darbe operasyonu yapıldığını anlattı. Kendisi ve Zaman Gazetesi hakkında atılan `terör örgütü` iftirasını sahiplerine iade eden Dumanlı, özetle şöyle konuştu:TÜRKİYE BİR TİYATRO SEYREDİYORSizin çok yakından gördüğünüz ve izlediğiniz gibi Türkiye bir tiyatro seyrediyor. Kendi ayıplarını, kendi günahlarını, kendi yolsuzluklarını gizlemek için sansasyonel bir hadise çıkarmak isteyenler Zaman Gazetesi ve Samanyolu`nu hedef alarak, basın özgürlüğünü tehdit altına alarak, Türkiye`yi dünyaya rezil etmeyi göze alarak bir gazete binasına baskın düzenlediler. Bir gazetenin genel yayın yönetmenini gözaltına aldılar. Algı operasyonunun hedefi belliydi. Kendi ayıplarını gizlemek için vatanın evlatlarını feda ettiler. Gözaltına alındığıma üzülmedim. Basın özgürlüğünün aldığı yara, beni ülkem adına daha da üzdü. Bana terör örgütü üyesi diyenlere aynıyla iade ediyorum, Zaman Gazetesi`ne terör yayını diyene aynıyla iade ediyorum. Allah`tan korkun, 20 yıldır gazetecilik yapan, herkesin gözü önünde yaşayan bir insana, meslektaşlarıma, arkadaşlarıma terör örgütü ile ilişkilendirenlerin ister gazeteci olsun ister siyasetçi olsun, ister kral olsun aynıyla iade ediyorum.KİMSEYE DİYET BORCUMUZ YOKAçıktan açığa dedik ki gözaltına alınmaktan korkmayız. Hapse girmekten de korkmayız. İdam sehpasına çıkılacaksa adeta düğüne gider gibi de korkmayız. Herkes sussa basın susmaz. Herkes korksa medya korkmaz. Medya da korksa Zaman korkmaz. Emniyette de adliyede de aynı şeyleri söyledik. `Bir suçumuz varsa feda olsun. Hayatımız da feda olsun. Özgürlüklerimiz de feda olsun.` Bunu neden bu kadar rahat söylüyoruz? Çünkü bir suçumuz yok. Kimseye diyet borcumuz yok. Hiçbir kanunsuz işimiz yok. O yüzden zalimlere boyun eğmek yok.TALİMATLA HABER YAZMAYIZHaber yazarken kimseden talimat almadık. Eğer alsaydık karakolda olmazdık. Talimat alanlar şimdi purolarını içiyorlar. Talimat alanlar, ayaklarını ayaklarının üzerine atmış köşklerinde, villalarında, yatlarında, yalılarında, hüküm sürüyorlar. Sürsünler. Biz talimatla yazı yazmayız. Talimatla konuşmayız. Şimdi elde somut bir şey olmayınca, gerçekten somut bir şey yok.SENARYODAN ÖRGÜT ÇIKARMAYA ÇALIŞTILARSavcının yönelttiği sorular komediydi. O soruları siz de gördünüz. Falan yazar şunu yazmış talimat verdiniz mi? Meslektaşlarım size soruyorum, hangi yazar talimatla yazar? Bizi neden kendinizle karıştırıyorsunuz? Bizde satılık kalem yok. Bizde kiralık kalem yok. Üstelik Hürriyet gazetesi yayın yöneticisi (Ertuğrul Özkök) de o konuda yazı yazmış. Bu nasıl bir hukuk mantıksızlığıdır ki internet sitesinde çıkan bir konuşmayı haber yapmak, o yapılan konuşmaya bir yorum yapmak terör örgütüyle ilişki haline getiriliyor. Demek ki suç yok. Suç olmayınca suç uydurulur. En sonunda savcı beye dedim ki, `Sayın savcı bütün şu günlerdir bize yapılan şu muamelenin sebebi iki yazı bir haber mi?` `Evet` dedi. Elinizi vicdanınıza koyun, iki tane yazı yazıldı diye, yazılarda da hiçbir şey yok, genel yayın yönetmeni olan bir adam günlerce karakollarda, adliyelerde süründürülür mü?Despotizme teslim olmayacağızBu süreçte destek veren gazeteci, medya yöneticisi, aydınlara teşekkür ediyorum. Demek ki bu ülkede mertlik ölmedi, delikanlılık ölmedi, cesaret ölmedi. Ben `hele şu mesele bitsin` diye masanın altına saklanan sevgili meslektaşlarıma da sesleniyorum. Masanın altında sonuna kadar saklanamazsınız. Bu ülke despotizme teslim olursa bunun diyetini her vatandaş ödeyecektir. Despotizme boyun eğmek yok. Zorbalığa boyun eğmek yok. Demokrasiden geriye adım atmak yok. Özgürlükten geriye adım atmak yok. Yezidlere teslim olmak yok. Lütfen bu ülkeyi seven sağcısıyla, solcuyla, demokratıyla, liberaliyle, AK Parti`ye oy vereniyle vermeyeniyle, CHP`ye oy vereniyle vermeyeniyle, MHP`ye oy vereniyle vermeyeniyle bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum; Türkiye`de demokrasi ve fikir özgürlüğü ciddi bir tehdit altındadır. Sahip çıkın gazetelerinize, yazarlarınıza, medyanıza sahip çıkın. Çünkü despotizmin duracağı bir durak yoktur. Türkiye`yi 5. sınıf bir Ortadoğu ülkesi haline getirmek isteyenler, Türkiye`yi bir istihbarat ülkesi haline getirmek isteyenler, Türkiye`yi yeniden faili meçhuller ülkesi haline getirmek isteyenler şu meydana bakın ve haddinizi bilin. Kimse teslim olmayacak. Bu ülkedeki hiçbir düşünce, sağcısıyla solcusuyla hiçbir fikir despotizme teslim olmayacaktır. Buraya kadar gelip günlerce bekleyen sabırla bize destek veren dünyanın dört bir tarafından dua eden, dualarını bizlere gönderen annelerimize, bacılarımıza, genç kardeşlerimize, arkadaşlarımıza hepinize selamlarımı saygılarımı sunuyorum. Allah`a emanet olun.İçimde burukluk var, Hidayet Bey de burada olmalıydıDeyin ki `1-2 saat önce dünyaya gelmiş bebeğini görmeye gideceksin mutlu musun?`, `Adını Saadet koymuşsun, saadet duyar mısın?` Duymam. İçimde bir burukluk var. STV yöneticisi ve benim değerli arkadaşım Hidayet Karaca da burada olmalıydı. Hidayet`in suçu nedir? Bunlar suç olmaz, bunlar suç olursa Türkiye`de bütün dizilerin tutuklanması lazım. Senaristlerin tutuklanması lazım, oyuncuların tutuklanması lazım, kurgusal şeyleri gerçekmiş gibi sayıp onun üzerine ahkam kesip oradan bir silahlı terör örgütü çıkarmak bir hukuk ayıbıdır. Tarih silmez bunu. Hidayet Bey`e bir leke gelmez. Ama bu iddiayı atanların alınlarında bu leke ömür boyu durur. Arkadaş `Tek Türkiye` dizisi sizi ne kadar da rahatsız etmiş. Parçalanmış Türkiye ideali Tek Türkiye`den ne kadar da korkmuş. Ne zaman dizi senaryolarından terör örgütü çıkarır oldunuz? Böyle bir soytarılık olur mu? Ben evet, suçum olmadığı için salıverildim, hak yerini bulmuştur amma eksiktir, yanlıştır. Samanyolu`na yapılan muamele yanlıştır, Zaman`a yapılan muamele yanlıştır. Hidayet Bey`in tutuklanması yanlıştır. Bakın onun arslan oğlu burada. O artık hepimizin evladıdır. Yahu Allah`tan korkun insan bir dizi senaryosundan ötürü bir kanal yöneticisini hapse atar mı? Türkiye`nin geldiği duruma bakın.Yol arkadaşlığı yaptıysak, demokrat zannettik de yaptıkBirileri ile yol arkadaşlığı yaptıysak onları demokrat, özgürlükçü zannettik de yaptık. Bu ülkeye gönül verdiler diye yaptık. Türkiye`de demokratik reformları yapar diye yaptık. Yolculuk yaptığımız insanların bir zaman sonra Türkiye`nin yörüngesini değiştirip u dönüşü yaparken bizi de yanında görmek istemelerini hayretle karşılıyorum. Demokratlığa devam ettiniz de yanınızda durmadık mı? Reformlara devam ettiniz de desteklemedik mi? Avrupa Birliği yolunda ilerlediniz de alkış tutmadık mı? Nerede bir yolsuzluk, nerede bir usulsüzlük, nerede bir adam kayırma, nerede bir özgürlüğü kısıtlama söz konusuysa hemşehrim biz orada yokuz dedik. Yokuz diyeceğiz. Bu bir suç mudur? Düne kadar alkışlanıyorduk. Düne kadar saygın gazeteciler muamelesi görüyorduk. Biz yolsuzluk dediğimiz diye, bu işte yokuz dediğimiz diye şimdi bir anda terör örgütü üyesi mi olduk? Bu nasıl bir tutarsızlıktır, kalleşliktir. Bu ülkede demokrasiden geriye dönüş yok. Özgürlüklerden geriye dönüş yok. Fikir hürriyetinden geriye dönüş yok. Adaletten geriye dönüş yok. Cesaretten geriye dönüş yok. Korkaklar kaçıp gidebilir. Ama bu can bu tende olduğu müddetçe ne acizane ben susarım, ne Zaman gazetesinde çalışanlar susar.Terör örgütü arayan etrafına baksınSilahlı terör örgütü arayanlar uzaklara değil, yakınlarına baksın. Teröristlerin baş tacı edildiği Türkiye`nin has ve has evlatlarına terörist diyen siyasetçilere ve kalemlere söylüyorum, bu iddiayı aynıyla alnınıza yapıştırıyoruz. Cebinde tırnak makası taşımayan insanlara terörist diyenler Allah sizi bir an önce ıslah etsin. Fikir namusumuza sürülmüş bir lekedir. Aynıyla o lekeyi atanlara iade ediyorum.TÜRKİYE`DE ARTIK KİMSE GÜVENDE DEĞİLNezarethane -7. katta. Madem bu nezarethaneyi yaptın insan iki petek koymaz mı? Duvardaki yazıları okudum. Demişler ki: Haram lokma yemedik, kendileri çekip gitmiş ama arkalarında o cümle kalmış. Algı operasyonunun ardından Türkiye`de kimse güvende değil. Her an herkesin karşısına ihbar mektubu, bir tetikçi çıkabilir.


20 Aralık 2014 Cumartesi  02:15

Zaman

Gündem - Kararın hiçbir hukuki niteliği yok


Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sami Karahan: Karar, iç ve dış denge hesapları üzerine kurulu siyasi beklentiler taşıyan bir karar.Hukuki niteliği yok. Tutuklamalarla `in`e girme işlemine başlandığı görüntüsü verilmek isteniyor. Karaca`nın serbest bırakılması durumunda, içeriye yönelik vaadin yerine getirilmemiş olacak ve toplumda oluşturmaya çalıştıkları paralel algısı zarar görecek. Karaca`nın da serbest kalması hipodromda kan görmeyi bekleyen seyircileri mutlu etmezdi ve imparatorun varlığını tartışma konusu olurdu. Ekrem Dumanlı`nın serbest bırakılmasıyla da dış dünyaya adil yargılama yapıldığı izlenimi ile `tutuklama gazetecilikten değil` mesajı verilmek istendi. Sorgudaki sorular ise dizi ile doğrudan ilgili değil. Örgüt şeması oluşturduklarını ve bunun altını doldurmaya çalıştıklarını gösteriyor. Önümüzdeki günlerde örgüt imajının yerleşmesi ve halkın ikna olması için değişik alanlarda yeni operasyonlar yapacakları anlaşılıyor.


20 Aralık 2014 Cumartesi  02:15

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

marmara depremi 1999  12 07 2009 hürriyet  münir özkul 2008  03 12 2009 posta gazetesi  samsun ahmet coşkunsu erhan  hürriyet gazetesi 23 aralık 2008 çukurova eki  25 kasım 2009 tatil  21kasım star tv haberleri izle  29 ekim 2009 izmir  01 05 2 haber izle  aynur sertap  20 eylül 2009sabah  ülke tv arşiv programını bıçak s  29 eylül 2009 hürriyet akdeniz gazetesi antalya  karabal karakolu  29 09 09 haberleri  afyonkarahisar da trafik kazası  istanbul çiçek bahçesi açılışı  1 haziran 2009 yalova  ntv miss turkey 2009  15 ekim 2009 haberleri  14 agustos 2009