Bulunan Haber Sayısı: 459
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Ali Bulaç - Filistin için ağla, İsrail`le iş tut!


İsrail`in mutad hale getirdiği Gazze saldırısı ne ilktir ne son olacaktır. Daha uzun süre İsrail bu saldırılara devam edecektir. Mağrip`ten Cava adalarına Müslüman halklardan İsrail`e büyük öfke var ama yönetimler, tıpkı Batı hükümetlerinin kendi kamuoylarının sahici tepkisini felç ettiği gibi İslam dünyasındaki tepkileri de felç ediyorlar.İslam ülkelerinin liderleri kuşkusuz zahirde İsrail`e karşı tepkililer. Ama zamirlerinde aynı tepkiyi gösterdikleri şüpheli. Ehl-i Beyt`in Kerbela`da uğradığı büyük katliamdan sonra politikada çifte tutum yürütenler için söylenmiş sözler var: “Onlar Hüseyin için ağlıyor ama Yezid`le işbirliği yapıyorlar.” Diğeri şudur: “Dilleri Ali ile, kalpleri Muaviye iledir.” Tabii ki kimsenin hakiki niyetini kalbine bakarak bilemeyiz, herkesin hesabı Allah`a! Biz zahire göre hükmederiz. Ülke yönetimlerinin İsrail ve Filistin`le ilgili politik tutumlarına baktığımızda özellikle Arap yöneticilerinin zahirde Filistin için ağladıklarını ama hakikatte İsrail`le iş tuttuklarını tespit edebiliyoruz. Bunun böyle olduğunu ortaya koyacak bazı somut veriler var. Bunun çarpıcı örneklerinden biri bugün Şam`dan kopardığı Hamas liderlerine ev sahipliği yapan Katar`dır. Mevcut durumda son Gazze saldırısında Türkiye-Katar-Hamas ekseninin hem bölge ülkelerinden hem El Fetih`ten farklı tutum takip ettiği, hatta ateşkesi bu ittifakın bozduğu iddia ediliyor, bence kanıtlanmadığı için “iddia” olarak kalıyor. İsrail`in geçen seçimlerinde Likud Partisi lideri Benyamin Netanyahu, dünyadaki Yahudi lobilerinden mali destek aldı ama Katar`ın da Netanyahu`ya 3 milyon dolar bağış yapacağı kimsenin aklına gelmezdi. Bu haberi İsrail Kanal-1 ekranlarına taşıdığında herkes şaşırdı. Bu iddiayı ortaya atan Kadima Partisi lideri Tzipi Livni`ye bakılırsa, aynı Katar “İsrail Evimiz Partisi” lideri Avigdor Lieberman`ın seçim kampanyası için de 2 milyon dolar bağışta bulunmuş. Bunlar iddia da olsa fiili durum maalesef bu yönde. İsrail`in petrol ihtiyacını Körfez monarşileri, doğalgazını Mısır karşılıyor. İsrail`in bölge ülkeleriyle ticareti sürüyor. Suudi Arabistan`ın İran`ı vurması için İsrail`i teşvik ettiği sır değil. Liderler neden Filistin için ağlar? Çünkü siyonizme, İsrail devletinin ölçü tanımaz katliamlarına muazzam bir öfke var. Kimse açıktan İsrail`in yanında yer alamaz. Filistin, çok fonksiyonel, siyasi kazancı, popüler rantı yüksek bir sömürü konusudur. Yazık ki Türkiye`nin Filistin ilgisi de Araplarınkinden farklı değil. Filistin için ağlıyoruz ama İsrail`le iş tutuyoruz. İki üç yazıyla bu konuyu ele alacağım. Bugün diplomasiden başlayalım: 1) Uzun yıllar İsrail`in OECD`deki üyeliğine uygulanan vetoyu Türkiye kaldırttı. Filistin yönetimi Türkiye`den veto hakkını kullanması için Başbakan Erdoğan`a mektup yazdı, kaale alınmadı. Mektupta Aralık-2008/Ocak-2009`da İsrail`in yine Gazze`de giriştiği katliam hatırlatılıyordu. İslami İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mes`ud Şadcare de Erdoğan`a veto için mektup yazdı, etkili olamadı. Türkiye, Mavi Marmara katliamından iki hafta önce OECD için İsrail`e vize veriyordu. 2) BM Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu toplantısında İsrail`in nükleer kapasitesi masaya yatırılmak istendi, oylamaya geçilirken Türk temsilci o anda dışarı çıktı, fikir beyan etmedi, sonra da `çekimser` oy kullandı. Bu İsrail için bulunmaz bir destekti. O sırada HAS Parti başkanı olan Numan Kurtulmuş haklı olarak şöyle feryad ediyordu: “İsrail`in bilinen 30 binin üzerinde nükleer silahı var… İsrail yanlısı karar aldı.” 3) Yine AK Parti hükümeti 26 Aralık 2012`de İsrail`in Akdeniz Diyaloğu çerçevesinde NATO çalışmalarına katılmasına onay verdi, dönemin NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen`in sunduğu uzlaşı formülünü kabul edip veto etme hakkını kullanmadı. Oysa İsrail`in, Mavi Marmara`yı denizde vurmasının üzerinden henüz altı ay geçmiş bulunuyordu. O günlerde öne sürülen iddiaya göre, İttifak bunun karşılığında Suriye`den gelecek tehlikeyi önlemek üzere Türkiye`ye Patriot göndermeyi kabul etmişti. Bazen içinden geldiği gibi konuşan Hüseyin Çelik, Başbakan Erdoğan`ın İsrail karşıtı konuşmaları için “milletin gazını alıyor” demişti (Bkz. 14 Haziran 2010-Söyleşi.) Ne hazin bir durum! Dahası var.


24 Temmuz 2014 Perşembe  02:16

Zaman

Manşet - BUGİAD: Baskı var üyelerinize sahip çıkın


Bursa Girişimci İşadamları Derneği (BUGİAD) Başkanı ve Bursa Ticaret Sanayi Odası (BTSO) Meclis Üyesi Ali Fuat Er, Türkiye genelindeki 100 bin işletmenin fişlenerek bitirilmesinin amaçlandığını söyledi.Şirketler hakkında sahte ihbar mektupları ile inceleme başlatılacağını ve MASAK aracılığı ile bu şirketlerin hesaplarına el konulacağını belirten Er, 10 maddelik şirketleri bitirme planının devreye alındığını kaydetti. Yapılanların sadece Hizmet Hareketi`ni ve gönüllülerini değil, ülkeyi, demokrasiyi, hukuku ve ekonomiyi olumsuz etkilemeye başladığını vurgulayan Er, ekonominin gidişatında deprem etkisi yapabilecek bu uygulamanın durdurulması adına her platformda konunun dile getirilmesi gerektiğini söyledi. Er, “Bunların çoğu BTSO üyesidir. Bu çatı altında bunu dillendirdim. Firmaları bu kadar baskı ve ekonomik tahakküm altına alınmasına rağmen, BTSO`dan tepki, ses gelmemesi bizleri son derece üzmüştür. Odanın kendi üyelerine sahip çıkmasını sabırla ve umutla bekliyoruz” dedi. Ali Fuat Er, BTSO Meclis toplantısında gündem dışı söz alarak, ülke genelinde bazı işletmeler için kurulan tuzaklara dikkat çekti. Ali Fuat Er, geçtiğimiz hafta birkaç gazetenin aynı anda ele aldığı iddiaya göre, 28 Şubat sürecindeki Batı Çalışma Grubu gibi bugün de Kozmik Çalışma Grubu kurulduğunu ifade etti. Bu grup tarafından Türkiye genelinde Hizmet Hareketi ile ilişkisi olduğu düşünülen 100 bin işletmenin fişlendiğinin altını çizen Er, şöyle konuştu: “Ağırlıklı olarak esnaf ve KOBİ`lerden oluşan işletmelerin hangi dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşuna üye olduklarına kadar her şey kayıt altına alındı. Firmalarla ilgili herhangi bir yargı kararı olmamasına rağmen, MASAK, BDDK, Maliye, SGK ve Hazine`den firmalarla ilgili bilgiler toplandı. Şirketlerin müşterileri, bağış yapılan dernekler, iş potansiyeli ve verdikleri vergilere kadar her şey kayıt altına alındı. Ardından icra noktası devreye girmeye başladı. Sonra bu fişlenen şirketleri bitirmek maksadıyla Maliye Bakanlığı`nın Gümüşdere Tesisleri`nde gizli toplantı yapıldı. Bazı savcı, üst düzey emniyet yetkilileri ve bazı bürokratlar, 26 Haziran 2014 tarihinde bir araya gelerek, kendilerine göre muhalif addettikleri şirketlerin 10 aşamada hükümete yakın bir şirket haline getirilmesi ya da hükümete yakın bir şirkete satılmasının sağlanması kararlaştırıldı. Yol haritası belirlendi.” Bu şirketler hakkında ilgili kurum ve kuruluşlara sahte ihbar mektupları gönderilerek haklarında incelemeler başlatılacağını dile getiren Er, şöyle devam etti: “Bu ihbar mektuplarını değerlendirecek olan kamu idareleri, şirket hakkında inceleme başlatacak ve faaliyet alanlarına göre tüm bürokrasi müfettişleri de devreye girmiş olacak. Bu esnada şirketlerin büyüklüğüne göre de MASAK ile devreye girilecek, incelemeye alınan kurumların hesaplarının dondurulması sağlanacak.” BTSO Başkanı İbrahim Burkay ise kendisinin de 28 Şubat döneminde benzer sıkıntılar yaşadığını ve bu konuda duyarlı olduğunu kaydetti. Burkay, şöyle konuştu: “Biz her zaman ekmeğin tarafındayız. İnancımızı sorgularsak, ideolojimizi sorgularsak, bakış açımızı sorgularsak 50 fırkaya ayrılırız. Bizim için asıl olan bu 100 bin iş insanının ekmeği için yaptığı mücadeledir. Ona biz saygı duymak, buna herkesin saygı duyması için de elimizden gelen mücadeleyi vermek zorundayız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu 100 bin iş insanı 35 bin şirket, Türkiye Cumhuriyeti`nin kanunları ile çalışır. Ne kimseden korkacak hali vardır ne de böyle bir şeye BTSO olarak biz müsaade etmeyiz.”


24 Temmuz 2014 Perşembe  02:16

Radikal

Yazarlar - Demba Ba ilk 11 oyuncusu değil mi? - KENAN BAŞARAN - Radikal


Senegalli, her sezon ligin ilk ve ikinci devresinde 6`şar kez ilk 11`de sahaya çıkarsa toplam 700 bin euro daha alacak. Bu durumda yıllığı 3.2 milyon euro oluyor. Fakat işin parasında değilim. Bir futbolcunun 12 maç ilk 11 başlaması neden bir marifet sayılıyor? - KENAN BAŞARAN


24 Temmuz 2014 Perşembe  03:10

Zaman

Manşet - Sulh ceza hâkimliklerine yapılan atamalar tezgâh


CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını yapan polis amirleriyle ilgili arama ve yakalama veren ve Başbakan`ın “Camia ile mücadele sürecini onlar götürecek.” dediği sulh ceza hakimleri hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.Sulh ceza mahkemelerinin kaldırılarak yerine sulh ceza hakimliğinin getirilmesiyle özel yargı oluşturulduğunu belirten Koç, “Tek hakim var. Kim işaret edildi ise siyasi otorite tarafından, kim hedef gösterilirse artık o kişinin gözaltına alınması, tutuklanması, mal varlığına el konulması bu kişilerin tek başına vereceği karara bağlı.” dedi. Haluk Koç, Genel Merkez`de düzenlediği basın toplantısında, yakın zamanda çıkarılan ve özel yetkilerle donatılan sulh ceza hakimliklerine çok tartışılacak atamalar yapıldığını da vurguladı. Koç, “Biri, Reza Zarrab ve bakan çocuklarını tahliye eden İslam Çiçek. 3 No`lu ceza hakimi olarak atandı. Süleyman Aslan, bu kişinin de içinde bulunduğu 6 kişiyi serbest bırakan Hulusi Pur`u 2 No`lu ceza hakimi olarak atadılar. 4. ceza sulh ceza hakimi olarak Süleyman Aslan`ın mal varlığına konulan tedbir kararını kaldıran Recep Uyanık getirildi. Tezgâh bu.” şeklinde konuştu. Haluk Koç, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yürüten polislerin gözaltına alınmasına da sert tepki gösterdi. Koç, “Bütün dünyada polis hırsızı kovalarken Türkiye`de işler tersine döndü. Sabaha karşı, kelepçeler, medya servisleri, itibarsızlaştırmalar… Şimdi bugün `inlerine giriyoruz` naraları atanların, yarın aynı şekilde inlerine girileceğinden şüpheniz olmasın.” ifadelerini kullandı. Haluk Koç, Başbakan Erdoğan`ın TİB`in yetkilerini MİT`e devretme yönündeki açıklamalarını da “Demokratik bir ülkede başbakan sıfatı taşıyan bir kişi TİB uhdesindeki görev alanını ülkenin istihbarat teşkilatı görev kapsamına sokma niyetini ifade edebilir mi?” sözleriyle eleştirdi.


24 Temmuz 2014 Perşembe  02:16

Radikal

Spor - Demba Ba ilk 11 oyuncusu değil mi?


Senegalli, her sezon ligin ilk ve ikinci devresinde 6`şar kez ilk 11`de sahaya çıkarsa toplam 700 bin euro daha alacak. Bu durumda yıllığı 3.2 milyon euro oluyor. Fakat işin parasında değilim. Bir futbolcunun 12 maç ilk 11 başlaması neden bir marifet sayılıyor?


24 Temmuz 2014 Perşembe  01:10

Zaman

Manşet - Çarpıcı iddia: Valiler, Erdoğan`a bağış topluyor


HDP`nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, dün seçim çalışmaları kapsamında Muş ve Bitlis`te halka seslendi.Konuşmalarında Tayyip Erdoğan`a yüklenen Demirtaş, ilginç bir iddiada bulundu. Başbakan`ın seçim çalışmalarında devletin bütün imkanlarını kullandığına dikkat çeken Demirtaş, vali ve belediye başkanlarının işadamlarını çağırarak Erdoğan`ın hesabına bağışta bulunmalarını istediğini öne sürdü. “Şimdi bağış kampanyası başlatmışlar. Seçim giderlerini halka mal edecekler.” diyen Demirtaş, şunları kaydetti: “Valiler çağırıyormuş işadamlarını tek tek makamlarına. Hele şu Recep Tayyip Bey`in hesabına bağış yapın diyorlar. Valiler de bu işi yürütüyorlar. Çünkü cebinden harcamak istemiyor seçim çalışmaları harcamalarını. Onu da halkın, esnafın zorla boğazına yapışarak, onlardan alacak. Bu nasıl bir para tutkusudur?” Demirtaş, Erdoğan`ı mal varlığı konusunda yalan söylemekle suçladı. Demirtaş, “Orada bir hile var. Oğlunun, kızının, eşinin, dayının, amcanın, damadının kimin üzerinde mal varlığın varsa açıklaman lazım. Şeffaf olman lazım. Ne kadar servetin varsa halkın bilmesi gerekir. Şu anda açıkladığın mal beyanı gerçeği yansıtmıyor. Yalan söylemek günah değil midir? Yalan söylüyor. Mal varlığını saklıyor. Halkın başkanı halkından bir şey saklayamaz. Yarın önemli kararlar alırken, bu halk sana nasıl güvenecek?” şeklinde konuştu.


24 Temmuz 2014 Perşembe  02:16

Zaman

Manşet - Kul hakkının sıkletini hiçbir mizan kaldırmaz!


Dünyevî ve uhrevî hiçbir muhasebenin üstesinden gelemediği kul hakkı, müminin en çok kaçınması gereken günahlardan birisi. Zira Cenab-ı Hak, karşısına kul hakkıyla çıkılmamasını emrediyor. Müslüman`a düşen ise şayet hakkına girdiği kişiyi tanıyorsa gidip helallik istemek ya da tanımadıkları için hayır hasenatta bulunmak.İslamiyet, insan haklarına büyük önem vererek her Müslüman`ın, hangi din ve ırktan olursa olsun kişilerin haklarına saygılı olmasını ve bir başkasının hakkını üzerine geçirmemesini vurguluyor. Zira kıyamet günü hiçbir suale tâbi tutulmadan cennete girecek olan şehitlerin bile hesap vereceği tek husus kul hakkı. İlahiyatçı Dr. Mehmet Yavuz Şeker, kul hakkını ikiye ayırıyor. Birisinin malını izinsiz almanın da kul hakkı olduğunu ifade eden Şeker, “Bir başkasının havlusunu, terliğini, kalemini izinsiz kullanmak birer kul hakkıdır. Ama öncesinde bir anlaşma varsa `Benim her şeyimi kullanabilirsin, izin veriyorum` derse kul hakkı olmaz.” diyor. Hz. Ömer`in kendi işlerini görürken devlete ait kullandığı mumu söndürüp kendi mumunu yaktığını anlatan Şeker, bu durumun inananlar için en büyük örneklerden biri olduğunu aktarıyor. Bir diğer kul hakkını gıybet olarak açıklayan Şeker, arkasından konuşulan kişiden helallik istenilmesi gerektiğini ifade ederek, “`Ben senin için böyle dedim, keşke söylemeseydim` diyerek helalleşilmesi gerekiyor.” diye konuşuyor.Şeker, yıllar önce maddi olarak kul hakkına girdiğini hatırlayan fakat geriye dönüp baktığında o kişiyle irtibatını kopardığı kişilere şunu öneriyor: “Mesela çocukluğumuzda bisikletimizin tekeri inmiştir. Biz de bu işi yapan birine gidip sorunu halletmişizdir. Daha sonra getirmek üzere sözleştiğimiz o 2 buçuk lirayı unutmuşuzdur. Yıllar sonra aklımıza gelince ne yapacağımızı bilemeyiz. Mademki bir kul hakkı var ortada ve biz de bu hakkın sıfırlanmasını istiyoruz. O zaman o kişi için güzel şeyler yapın. Miktarın daha fazlasını onun adına sadaka olarak verin. Sevabını ona bağışlayın. Kur`an okuyun, kutsal topraklara gittiğinizde onun adına da tavaf yapın, dua edin. Yani bütün bunlar şu manaya geliyor. Cenab-ı Hakk`a karşı bir samimiyet göstergesi olarak `Ya Rabbi, zamanında böyle bir hak geçmiş. O zaman dikkat edemedim ama şimdi ben bunu sıfırlamak istiyorum. Elimden de ancak bu geliyor. Ne olur sen bana bu konuda yardımcı ol. O zatı benim adıma razı et.` diyor. Aynı şekilde gıybet edilen kişinin de vefat ettiğini ya da irtibatını kopardığı için bulamadığı takdirde de onun adına sadakalar vermek ve hayır işi yapmak da bir yoldur.”


24 Temmuz 2014 Perşembe  02:16

Zaman

Ekonomi - THY uçak dışında da Zaman`ı boykota başladı


17 ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarından sonra Zaman, Today`s Zaman, Bugün ve Ortadoğu gazetelerine seyahatlerinde yer vermeyen Türk Hava Yolları (THY), yeni bir skandala daha imza attı.THY uçuşlarından sonra stantlarından da Zaman gazetesini kaldırdı. THY`nin stantlarında müşterilerin istifadesine sunulmak için her gün temin edilen 250 adet Zaman gazetesinin alımını 23 Temmuz 2014 tarihi itibarıyla durdurmaya karar verdi. Konu ile ilgili dağıtım şirketine bilgi notu gönderen THY, her gün stantlarında müşterilerin okuması için satın alınan Zaman gazetesini bundan sonra almayacağını duyurdu. Gerekçe olarak da gazetelerin satılmaması gibi gülünç bir gerekçe gösterdi. Havayolu şirketini kullanan yolculardan da sert tepkilerin geldiği, vatandaşların bilgiye ulaşımına engel bu uygulamanın düzeltilmesi beklenirken yeni bir hukuksuz karar alınması dikkat çekti. Konu ile alakalı konuşan THY Basın Müşaviri Ali Genç, böyle bir uygulamanın başlatıldığını kabul ederek, “Yönetim Kurulu`nun aldığı bir karar.” dedi. THY yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarından önce yurtiçi ve yurtdışı uçuşlarda dağıtılmak üzere bin 750 Zaman gazetesi, bin Today`s Zaman gazetesi alıyordu. Ancak THY, hiçbir açıklama yapmadan dağıtım şirketlerine artık gazeteleri seyahatlerinde bulundurmayacağını bildirmişti. Buna gerekçe olarak da gazetelerin yayın politikaları gösterilmişti. THY, daha önce Taraf gazetesine koyduğu yasakla da gündeme gelmişti.


24 Temmuz 2014 Perşembe  02:16

Zaman

Gündem - Erdoğan, paralel tezgâhla kendi darbesini yapıyor


Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını yapan Emniyet mensuplarının gözaltına alınması Türkiye`nin önde gelen gazetecilerinin de tepkisini çekti.İnternet haber sitesi T24`ün yazarlarından Hasan Cemal, `sahur vakti operasyon`u 27 Mayıs darbesini hatırlatarak değerlendirdi. Darbenin Bediüzzaman Said Nursi`nin kabrini 1960 yazında ortadan kaldırdığını belirten Cemal, Türkiye`de `devlet`in beğenmediği insanlara ve fikirlere karşı acımasız ve hoyrat çizgisinin kolay değişmediğini vurguladı. “Devletleşen Erdoğan`ın `ben yaptım oldu` düzeni böyle işliyor. Bu bakımdan dün sahur vakti başlatılan paralel yapı operasyonu da farklı değil.” diyen Cemal, `devletleşme yolundaki Tayyip Erdoğan`ın kendi `darbe sürecini derinleştirdiğine` işaret etti. Cemal, yazısında özetle şu tespit ve eleştirilerde bulundu: “Tayyip Erdoğan, 17-25 Aralık`ta kendisine karşı darbe tezgâhlandığını iddia ediyor. Ama o gerçekte `kendi darbesi`ni yapıyor. İktidarına dönük yolsuzluk ve rüşvet dosyalarını oluşturanları, hiç de inandırıcı olmayan paralel darbe tezgâhı adı altında temizlemeye yöneliyor. Bunun kanuni kılıfını, yargısal zeminini daha önce demokrasinin can damarı olan yargı bağımsızlığıyla kuvvetler ayrılığını yerle bir eden adımlarla hazırlamaya başlamıştı. Erdoğan`ın gözü gerçekten kara! Her şeyi yapabilir. `Ben yaptım oldu` düzeniyle Türkiye bambaşka sulara açılmaya hazırlanıyor. Haydi hayırlısı!” Habertürk Gazetesi yazarı Yavuz Semerci de konuya ilişkin görüşünü şahsi Twitter hesabından paylaştı. Operasyonun çok önceden bilindiğine atıf yapan Semerci, “Ülkenin askeri de, polisi de, gazetecisi de şerefliymiş, davul zurnayla operasyon yapıyorlar, biri bile kaçmıyor, oğullarına kaç diyenlere inat.” diye yazdı. Yeniçağ Gazetesi`nden Savaş Süzal ise şu tweet`leri attı: “Evi basılan, tutuklanan bir polisin bile yüzünde ne pişmanlık ne de suçluluk telaşı yok. Toplum bunu görüyor. Başbakan, sözünü yere koymamak ve gündemi elde tutmak için polisleri tutuklatıyor. Toplumda kendine nefret ve Cemaat`e biriken sempatiyi görmüyor. Cemaat`i hiç sevmem ama yüzlerce ev baskını ve tutuklamaya rağmen adamlarda ne sarsılma ne de geri adım var. Sanırsın Deniz Gezmiş olmuşlar.”


24 Temmuz 2014 Perşembe  02:03

Hürriyet

Manşet - İş dünyasının Gazze tedirginliği



24 Temmuz 2014 Perşembe  04:56

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  

türk silahlı kuvvetler tazminatı  02temmuz 2009 kanal d haberleri izle video  13 10 2008  çanakkale çan trafik kazasının medya  10 mart sabiha gökçen talihlileri  isabet yayınları deneme sınavı cevap anahtarı  habertürk gazetesi magazin eki arşivi  habertürk ege eki buca belediyesiilgili  12 mayıs 2009 hürriyet  ülke tv 23 02 2011  02 04 2010 posta gazetesi bebek resimleri  habertürk gazetesi 22 ağustos bulmaca cevapları  15 ağustos 2009 atv haber  1998 türkiye gazetesi arsiv  ülke tv açık deniz  adanada kaza haberleri 22 nisan 2011  özgür deniz erdoğan  ıstanbul kasım ayı cinayet haberleri  habertürk egeli eki kemeraltı  ülke tv 1 ekim 2009 sıradışı programını izle  01 şubat stv ana haber izle  ıstanbul kasım ayı cinayet haberleri