Bulunan Haber Sayısı: 3.196
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Habertürk

Gündem - `Bundan sonrası yargının işi`


İçişleri Bakanı Ala`dan 14 Aralık soruşturmasına ilişkin açıklama


20 Aralık 2014 Cumartesi  01:59

TRT

Gündem - Bundan sonrası yargının işi


İçişleri Bakanı Ala, `paralel yapı` soruşturmasına ilişkin değerlendirme yaptı.


20 Aralık 2014 Cumartesi  01:58

Zaman

Manşet - Sakarya Nehri kenarına fabrika kurulacak


Türkiye`nin en verimli arazilerinin bulunduğu Pamukova`da, ovanın ortasından geçen Sakarya Nehri kenarında kağıt fabrikası kurulacak. Sakarya Toprak Kurulu, İstanbul`a da içme suyu takviyesi yapılan nehrin kenarındaki 200 dönümlük birinci sınıf tarım arazisi üzerine Halkalı Kağıt firmasının fabrika kurmasına onay verdi. Sakarya Ziraat Odası Başkanı Hamdi Şenoğlu, “Fabrikaya karşı değiliz ama buraya kurmak akıl kârı değil. Herkes rant peşinde.” diye tepki gösterdi.Kurulun 3 üyesi fabrikaya `ret` oyu verirken, diğer 8 üye fabrikanın kurulmasına yeşil ışık yaktı. Ret oyu verenlerden Sakarya Ziraat Odası Başkanı Hamdi Şenoğlu, “Fabrikaya karşı değiliz ama yeri burası değil. Buraya fabrika kurmak akıl kârı değil. Herkes rant peşinde.” dedi. Fabrika kurulmasına karşı olmadıklarını, çevrede daha uygun araziler olduğunu dile getiren Şenoğlu, “Bu fabrikada atık kâğıtlardan kâğıt üretimi yapılacakmış. Kâğıt fabrikaları çevreyi kirletici etkiye sahip. Atıkları çevreyi olumsuz yönde etkiliyor. Çok iyi denetlenmesi gerekiyor. Bu sebeple nehir kenarına ve birinci sınıf tarım arazilerine böyle fabrikalara izin verilmemeli.” uyarısında bulundu. Ayrıca Sakarya Nehri`nden İstanbul`a içme suyu takviyesi yapıldığına da işaret eden Şenoğlu, şunları kaydetti: “İki sene sonrasını bile düşünen yok. Türkiye`de kuraklık baskısı giderek artıyor. İstanbul`a şu anda Sakarya Nehri`nden içme suyu takviye ediliyor. Sakarya Nehri, bölgenin ve İstanbul`un gelecekte en önemli içme ve kullanma suyu kaynağı olacak. Nehir bölgeye ve İstanbul`a lazım. Biz çevresindeki fabrikaların taşınması gerektiğini söylerken yeni fabrikalara izin vermek inanılır gibi değil.”En fazla kayıp Konya`da, en düşük Bolu`daTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tarım alanlarında en çok kayıp yaşanan iller Konya, Yozgat, Diyarbakır, Kars, Adana, Afyonkarahisar, Kahramanmaraş, Malatya, Edirne, Tekirdağ şeklinde sıralanırken, daha az kayıp yaşanan şehirler ise şöyle: Samsun, Mardin, Ankara, Kayseri, Çorum, Kırşehir, Bursa, Adıyaman, Osmaniye, Kütahya, Erzincan, Kırklareli, Muş, Elazığ, Hatay, Gümüşhane, Balıkesir, Antalya, Ordu, Aksaray, İzmir, Zonguldak, Sinop, Aydın, Erzurum, Kocaeli, Bitlis, Kastamonu, Düzce, Muğla, Sakarya, Bilecik, Karabük, Gaziantep, İstanbul, Hakkari ve Bolu. Tarım arazilerini artıran iller de Van, Isparta, Şanlıurfa, Manisa, Ardahan, Bayburt, Kırıkkale, Eskişehir, Çankırı ve Ağrı.


23 Kasım 2014 Pazar  02:13

Zaman

Manşet - Eski Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, AKP`yi eleştirdi: İşler kötü gidince suçluyorlar


Eski TCMB Başkanı Yılmaz, hükümetin Merkez Bankası`na yönelik eliştirileri için `İşler iyi gitmediği için kurumları suçluyorlar.` dedi.Eski Merkez Bankası Başkanı ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Direktörler Kurulu üyesi Durmuş Yılmaz, TCMB`nin yasalarla belirlenmiş görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu belirterek `Her kurum kendi üzerine düşen işi iyi yaparsa büyüme sağlanır. 2001 krizinden sonra önemli işler yaptık, hastalıklı yapıdan çıktık. Ancak şimdi işler kötüye gidince siyasetçi kurumları suçluyor.` dedi.Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, İstanbul Kültür Üniversitesi`nin düzenlediği Türkiye ekonomi konulu konferansa katılan Yılmaz, toplantı öncesi gazetemizin sorularını yanıtladı. Yılmaz, AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından her Para Politikası Kurulu toplantısından sonra yapılan “TCMB büyümeyi de gözetsin, faizi indirsin” eleştirilerine sert yanıt verdi. Yılmaz, toplumlarda ana hedefin her zaman büyüme ve istihdam olduğunu, bunu tek bir kurum başaramayacağı için her kuruma farklı görevler verildiğini vurgulayarak şöyle konuştu:“Fiyat istikrarı büyümenin alternatifi değil. Fiyat istikrarı hedefi içinde zaten büyüme var. Enflasyonu kontrol altına almak kaliteli büyüme sağlar. Merkez nadasa hazırlıyor toprağı, kendi üzerine düşen görevi yapıyor. Dolayısıyla fiyat istikrarı, finansal istikrar büyüme için ara hedeflerdir.”Konferansta da eleştirilerini sürdüren Yılmaz, kurumların yasal düzenlemeler çerçevesinde hareket ettiğini ve siyasetçilerin kurumların yapılarına saygı göstermesi gerektiğini söyledi. Yılmaz “TCMB`ye fiyat istikrarı görevi verilmiş. Önce kurumları kuruyoruz, onlara tanımı koyuyoruz, sonra siyasetçi kurumların istediği gibi davranmasını istiyor. Müdahale olunca güven kalmıyor” dedi.Herkes üzerine düşeni yapsın`Merkez bankası fiyat istikrarı gözettiği zaman ben bunu yaparsam başkası da kendi üzerine düşeni yapacaksa büyüme sağlanacaktır diyor. Kurumların bağımsızlığına saygı duyulursa ekonomik büyüme daha da güçlenir`Merkez, doğru işler yapıyorDurmuş Yılmaz, TCMB Başkanı Erdem Başçı`nın bankaya yönelik eleştirilere tavrını nasıl değerlendirdiğiyle ilgili sorumuza ise “Bağımsız kurumların olduğu her yerde mutlaka demokrasi açığı var. Bu açığı kapatan da kurumlar. Merkez Bankası çok güzel iş çıkardı. Polemiğe girmek yerine doğru işler yaparak bu eleştirilere yanıt veriyor. İşinizi doğru yaparsanız insanlar sonucu görürler ve oradan iyi bir şey çıkacaktır, doğruluğu ortaya çıkacaktır. Merkez de bunu yapmaya devam ediyor” yanıtını verdi.(Kaynak: Cumhuriyet)


02 Aralık 2014 Salı  11:20

Zaman

Manşet - Oğuz Kağan Köksal`dan ilginç `imza` savunması


TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, Tahşiyeciler operasyonu ile ilgili açıklamalarda bulundu.`Her evrakta imzamız olur.` diyen Köksal, `Yapma oluru değil başlama oluru her şey usuldür her şey biter, evraklar şunlar bunlar hazırlanır gelir, başlayalım mı derler, gelen teklife göre olur dersiniz o prosedürün tamamlanmasıdır.` dedi. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, Tahşiyeciler operasyonunda imzası bulunduğu haberleri üzerine, Meclis`te gazetecilerin sorularını cevapladı. Gazetecilerin, `Tahşiyeciler operasyonunda sizin imzanız olduğu dile getirildi` soruları üzerine Köksal, `Her evrakta imzamız olur, onlar bunu kendilerine şey yapıyorlar benim evraktaki imzam şey değil ki. Olur da değil. Şöyle o. Yapma oluru değil başlama oluru her şey usuldür her şey biter evraklar şunlar bunlar hazırlanır gelir başlayalım mı derler gelen teklife göre olur dersiniz o prosedürün tamamlanmasıdır. Ama bunlar kendilerine şey bulmak için kendilerine rahatlatabilmek için bizim üzerimizden şey yapmaya çalışıyorlar. Her şey hazırlanır, ondan sonra yapıldığı zaman adliyeye gider ona adliye bakar. Genel müdür olarak ben bilmem. Orada her şey hazırlanır tamam denir adliyeye gider. Bu demek değil ki kanunsuz bir şey varsa yapın anlamına gelmez o tamamen adliyenin bileceği iş.` diye cevapladı. Başka bir gazetecinin, `Tahşiyeciler grubu masum gösterilmeye çalışıyor gibi iddialara ne söylersiniz?` sorusuna ise Köksal, `Bilmiyorum ben bilemediğim için adliyeye gelmiş. Ona bir şey diyemem.` dedi. Gazetecilerin, `Siz sadece olur verdiniz o zaman?` sözünü hatırlatması üzerine Köksal, `Olur da değil. Olur farklıdır. Genelde burada iki ince nokta var, önceden ilgililer oturur şeyi hazırlarlar her iş biter işleme koymaya başlayalım denir başlanır ondan sonrası adliyeye gider. Suçlu mu suçsuz mu onu bilemezsiniz. Sadece önünüze dosya gelir iyi yapın dersin başlayın dersin yapın da değil yapın demek önceden olur. Herşey bitmiştir başlayalım derler iyi başlayın dersin. Benim üzerinden herkes kendini temize çıkarmaya çalışıyor. Bunun gibi kaç tane imzam var. Bunun arkasına bundan sonra aslında adli işlemdir bilemeyiz diyelim ki senin hakkında işlem yapılsın denir ifadeni alırlar götürürler adliyeye seni serbest bırakırlar. Olay o yani. Tamamen prosedürün tamamlanması.` şeklinde konuştu.


15 Aralık 2014 Pazartesi  18:23

Zaman

Manşet - TUİK inşaatında iş kazası: 1 işçi öldü


Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Başkanlığı Merkez hizmet binası inşaatında ankraj delgi makinesine kapılan bir işçi ağır yaralandı. Yaralı işçi yine bir iş makinesi tarafından bulunduğu yerden ambulansa güçlükle taşınabildi. İşyeri çalışanlarının basın mensuplarını engellemeye çalışması ise dikkat çekti.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı merkez hizmet binası inşaatında ankraj delgi makinesine kapılan Hüsnü Allak isimli işçi, ağır yaralı olarak götürüldüğü hastanede hayatını kaybetti.Sabah saatlerinde Başbakanlık TOKİ tarafından yaptırılan TÜİK Başkanlığı merkez hizmet binası inşaatında taşeron firma işçisi Hüsnü Allak çalışmalar sırasında ankraj delgi makinesine kapıldı. Ağır yaralanan işçinin yardımına arkadaşları koştu. Bulunduğu yerden güçlükle kurtarılan işçi için arkadaşları ambulans istedi.Olay yerine gelen ambulans inşaat alanının çamur olması nedeniyle, işçinin yanına inemedi. Bunun üzerine sağlık ekipleri kepçe yardımıyla işçinin yanına ulaştı. Ağır yaralanan işçi kepçe marifetiyle ambulansa taşındı. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Hüsnü Allak, ambulansa Gazi Üniversitesi Hastanesi`ne sevk edildi.Kırıkkale nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenilen ağır yaralı işçi, müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.(CİHAN)


21 Kasım 2014 Cuma  12:09

Zaman

Manşet - Devlet inşaatında skandal: Yaralı işçi kepçeyle taşındı


İşçi ölümlerinin de istatistiğini tutan TÜİK`in Ankara`daki merkez binası inşaatında bir işçi hayatını kaybetti. TOKİ tarafından yaptırılan hizmet binası inşaatında delgi makinesine kapılan Hüsnü Allak isimli işçi, ağır yaralı olarak götürüldüğü hastanede hayatını kaybetti. İnşaatın çamur olması sebebiyle işçi, kepçeyle ambulansa taşındı.Mecidiyeköy`deki asansör faciası, Ermenek`te sular altında kalan kömür ocağında can veren madenciler, Bartın`daki ocakta göçük altında hayatını kaybeden Çinliler, Ankara`daki apartman inşaatında dış cephe asansörünün ağırlığa dayanamayıp çökmesi sonucu ölen ve yaralananlar… Her güne neredeyse bir iş kazasının düştüğü ülkemizde dünkü acı haber yine Ankara`dan geldi. İşçi ölümlerine ilişkin verileri de kayıt altına alan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı merkez hizmet binası inşaatında delgi makinesine kapılan Hüsnü Allak isimli işçi, ağır yaralı olarak götürüldüğü hastanede hayatını kaybetti. Dün sabah saatlerinde TOKİ tarafından yaptırılan TÜİK Başkanlığı merkez hizmet binası inşaatında taşeron firma işçisi Hüsnü Allak, çalışmalar sırasında ankraj delgi makinesine kapıldı. Ağır yaralanan işçinin yardımına arkadaşları koştu. Bulunduğu yerden güçlükle kurtarılan işçi için arkadaşları ambulans istedi. Olay yerine gelen ambulans, inşaat alanının çamur olması sebebiyle işçinin yanına inemedi. Bunun üzerine sağlık ekipleri kepçe yardımıyla işçinin yanına ulaştı. Ağır yaralanan işçi kepçeyle ambulansa taşındı. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Hüsnü Allak, Gazi Üniversitesi Hastanesi`ne sevk edildi. Kırıkkale nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenilen ağır yaralı işçi, müdahalelere rağmen kurtarılamadı. İş kazasını görüntülemek isteyen basın mensupları taşeron firma yetkililerinin engeliyle karşılaştı. Bir kişi basın mensubunun görüntü almasını elindeki montla engellemek istedi. Polis ekipleri, kazayla ilgili soruşturma başlattı. Hüsnü Allak`ın Yenimahalle ilçesi Kayalar Mahallesi`ndeki gecekondu evine de yas düştü. Acılı ailenin yakınları ve komşuları, dar sokak ve merdivenlerden girilerek ancak ulaşılabilen eve gelerek taziyelerde bulundu. 3 çocuk sahibi olan Allak`ın iki oğlundan birinin İzmir Menemen ilçesinde uzman çavuşluk yaptığı öğrenildi. Aslen Çankırılı olan işçinin 95 yaşındaki babasına da acı haber verilemedi. Hastane önünde gözyaşlarını tutamayan Hüsnü Allak`ın kayınbabası Mustafa Alabay, damadının emekli olmasına rağmen yakın zamanda kızını evlendirdiğini, düğün masraflarını ödemek için çalıştığını anlattı.İşçiye kömür yüklü kamyon çarptıİşçi ölümlerine ilişkin bir acı haber de Muğla`nın Yatağan ilçesinden ulaştı. İlçedeki kömür ocağının stok sahasında geri manevra yapan kamyonun altında kalan taşeron işçi 55 yaşındaki Cemal Demir, hayatını kaybetti. Kaza, dün saat 13.00 sularında, Güney Ege Linyitleri İşletmesi`nin kömür ocağı stok sahasında meydana geldi. Taşeron firmada çalışan Ramazan Karlı yönetimindeki kömür yüklü kamyonla geri manevra yaptığı sırada kepçe operatörü evli ve üç çocuk babası Cemal Demir`e çarptı. Kanlar içinde kalan Demir`i fark eden diğer işçiler kazayı, sağlık ve jandarma ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine gelen acil yardım ekiplerinin kontrolünde Demir`in kaza yerinde yaşamını yitirdiği belirlendi. Cemal Demir`in işyerinden emekli olduktan sonra taşeron firmada çalışmaya devam ettiği öğrenildi. Yapılan inceleme sonrası Demir`in cesedi morga kaldırıldı. DHA, MUĞLA


22 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Zaman

Manşet - Üniversitedeki kuduz vakasına suç duyurusu


Türk Eğitim-Sen Kırıkkale Şubesi yöneticileri, Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hastanesi`nde yaşanan kuduz vakası ile ilgili adliye önünde bir basın açıklaması yaptı. Sendika üyeleri, sonra da cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Yücel Karabacak, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: `Kırıkkale Belediyesi tarafından sokaktan toplanarak, şüphe edilerek tedavi amaçlı olarak Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hastanesi Evcil Hayvan Kliniği`ne 27 Mayıs 2014 tarihinde bir adet köpek getirilmiş, hayvanın muayenesi, klinik sorumlusu olan öğretim üyesi tarafından yapılmış, hastalığın hikayesinin net olmaması, hayvanın klinik durumu ve hekimin tecrübesiyle hastalığın kuduz olabileceği şüphesi ile ilgili prosedürler başlatılmıştır. Konu zabıt altına alınmış ve hayvanın, gerekli incelemesi için yazıyla birlikte idare haberdar edilerek, İl Tarım Müdürlüğü yetkililerine teslim edilmesi ivedilikle bildirmiştir. İl Tarım Müdürlüğü görevli elemanları, marazi maddeyi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü laboratuvarına götürmek için geldiklerinde, hayvanın kesik kafasını yönetmelik gereği istemişlerdir. Bunun üzerine Dekan Yardımcısı ve Patoloji Ana Bilim Dalı`nda görevli araştırma görevlisini zorlayarak, klinikte teşhis ve tedavi amaçlı kullanılan odada hayvanın kafasını kestirmişlerdir. Kuduz teşhisi koyulan hayvanın kanı daha sonra görevlilerce temizlenmiştir ancak gövdenin hangi şartlarda yok edildiği bilinmemektedir. Üniversite yerleşkesinde onlarca başıboş köpek olduğu bilinmekteyken kuduz köpeğin gövdesiyle başıboş gezen köpeklerin temasının sağlanıp sağlanmadığı faili meçhul haldedir.`Karabacak, Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü`nün raporunda, söz konusu marazi maddeye kuduz hastalığı teşhisi koyulduğunu belirterek, `Veteriner Fakültesi Dekanlığı, konu ile ilgili hiçbir önlem almadığı gibi gerekli bölümlere ve o gün eğitim gören, kuduz vakasıyla temas eden öğrencilere, yardımcı personele, güvenliğe ve diğer personele bu vaka ile ilgili zorunlu olduğu halde herhangi bir bildirim yapmamış, hastanenin karantinaya alınacağı endişesiyle sessiz kalmayı tercih etmiş, konu unutulmaya bırakılmıştır.` diye konuştu. Yücel Karabacak, yetki alanları içinde bulunan Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hastanesi`nde cereyan eden bu vaka ile ilgili olarak Kırıkkale Cumhuriyet Savcılığı`na Kırıkkale Üniversitesi Rektörü, Veteriner Fakültesi Dekanı ve Dekan yardımcıları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.


13 Aralık 2014 Cumartesi  14:44

Zaman

Manşet - Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı: 150 gazeteciyi gözaltına almayı darbeciler bile düşünmedi


Twitter fenomeni Fuat Avni gündemi sarsacak çok önemli bir operasyonu deşifre etti. Hükümetin medya üzerine tarihinde görülmedik bir operasyon yapacağını vurgulayan Fuat Avni, Zaman, Bugün, Hürriyet, Sözcü, Taraf ve Todays Zaman gazetelerinde çalışan 150 kişi ile birlikte Türkiye genelinde 400 kişinin gözaltına alınacağını yazdı.İstanbul, Ankara ve Malatya merkezli operasyonlarda, gazetecilerin yanında İstanbul`da Zir Vadisi ve Poyrazköy`deki kazılarda çıkan bomba ve mühimmatla ilgili çalışma yürüten ekibin de gözaltına alınacağını duyurdu. 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının intikamını almak ve algı operasyonu yapmak için gözaltı yapılacağı iddiasına tepki gösteren vatandaşlar ve Zaman okurları gazetenin Yenibosna`daki genel merkezine gelerek destek gösterisi yaptı.Yağmurlu havaya rağmen yüzlerce kişi Zaman`ın önüne akın etti. Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, gazete önünde bekleyen okur ve vatandaşlar ile basın mensuplarına hitap etti. Ekrem Dumanlı, 17 Aralık hırsızlığını ve yolsuzluğunu gizlemek üzere gündemi saptırmak için bir algı operasyonu yapılacağı iddialarının gündeme geldiğini ve bu saate kadar bunun yetkili ağızlarca yalanlanmadığını belirterek, “Mesela sadece Zaman, Todays, Bugün gazetesi, Samanyolu, Samanyoluhaber değil. Bunda başarılı olurlarsa ardından Sözcü Gazetesi, ardından Hürriyet Gazetesi, ardından başka gazete ve televizyonlar. Bu resmen hukuka yapılan bir darbedir, basına yapılan bir darbedir, fikir özgürlüğüne karşı yapılan bir darbedir.” dedi. Ekrem Dumanlı, “Mesele Türkiye`nin meselesi. Türkiye`yi içinden çıkılamayacak bir tiranlığa doğru, bir despotizme doğru. Şunu gayet iyi bilmeliler ki Türkiye`de basın susmaz. Medya susmaz. Herkes sussa biz susmayız. Bu bir fikir özgürlüğü meselesidir. Bu bir medya özgürlüğü meselesidir. Bu bir ülkenin temel hak ve özgürlüklerinin müdafaası meselesidir.” ifadelerini kullandı. Dumanlı son olarak “Allah`tan korkan hiçbir şeyden korkmaz, zalimlere boyun eğmeyeceğiz” diyerek , gazete önünde toplanan vatandaşlara teşekkür etti.Ekrem Dumanlının konuşmasının tam metni ise şöyle:BU RESMEN HUKUKA YAPILAN BİR DARBEDİRDeğerli zaman sevdalıları hoşgeldiniz. Türkiye`de demokrasiye insan haklarına basın özgürlüğüne inanan değerli zaman sevdalıları hoş geldiniz. Saatlerdir bekliyoruz bir yetkili çıkacakta bir internet fenomeninin ortaya attığı iddiaların yalan olduğunu hayal mahsulü olduğunu söylesin. Bir şey söyleyemediler. İddia nedir iddia? İnternetlerde yer alan iddiaya göre zaman gazetesi, Todays Zaman Gazetesi, Bugün Gazetesi, Millet Gazetesi, Bugün Televizyonu, Taraf Gazetesi, Samanyolu Haber ve Samanyolu TV. Bütün bunlara karşı bir operasyon yapılacak. Sebep? 17 Aralık hırsızlığını ve yolsuzluğunu gizlemek üzere gündemi saptırmak için kendi hatalarını ve günahlarını örtbas edebilmek için, kriminal ortaya koydukları yapıyı deşifre etmemek için bir hamle yapacaklar bir algı operasyonu yapacaklar. Eğer bunda başarılı olurlarsa.. İddia nedir iddiayı tekrar ediyorum. Bunda başarılı olurlarsa ardından Sözcü Gazetesi, ardından Hürriyet Gazetesi, ardından başka gazete ve televizyonlar. Bu resmen hukuka yapılan bir darbedir, basına yapılan bir darbedir, fikir özgürlüğüne karşı yapılan bir darbedir.TÜRKİYE BİR DESPOTİZME DOĞRU GİDİYORMesele sadece bazılarının söylediği gibi Cemaat parti kavgası olsaydı sineye çekmek mümkündü. İşte görüyorsunuz bütün basın kuruluşları üzerinde inanılmaz bir derecede baskı var. Bazı gazetelerin patronları hüngür hüngür ağlamak zorunda kalıyor. Bazı gazetelere telefon cihazları, alo dendiği zaman alo deyip hazır ola geçecek insanlar konuyor. Bazı gazete ve televizyonlara oraya insanlar yerleştiriliyor emir komuta zinciri içerisinde basın üzerinde bir baskı uygulanıyor. Bu onlara yeterli gelmemiş tatmin etmemiş ki şimdi yeni yeni bir kısım baskılar, ceberutluklar ve bir takım huşunetlerle beraber bir kısım operasyonlar yapmak istiyorlar. Buradan diğer basına da hitap ediyorum. Mesele bir camia ile bir parti arasında değil. Mesele Türkiye`nin meselesi. Türkiye`yi içinden çıkılamayacak bir tiranlığa doğru, bir despotizme doğru gidiyor. Şunu gayet iyi bilmeliler ki Türkiye`de basın susmaz. Medya susmaz. Herkes sussa biz susmayız. Bu bir fikir özgürlüğü meselesidir. Bu bir medya özgürlüğü meselesidir. Bu bir ülkenin temel hak ve özgürlüklerinin müdafaası meselesidir. Bir gazeteye, iki gazeteye, bir yayın grubuna, bir başka yayın grubuna hasretmek meseleyi yanlış anlama demektir. Hepsinden önemlisi budur.TÜRKİYE BİR ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VERİYORTürkiye bir özgürlük mücadelesi veriyor. Kendi hatalarını gizlemek. kendi ayıplarını örtbast etmek, anti-demokratik uygulamalarını bir takım kılıflara sokarak geçiştirmek isteyen insanlar şunu çok iyi bilmeliler ki, bu millet hiçbir despota boyun eğmedi, bugünkü despotlara da boyun eğmeyecek. O yüzden değerli Zaman sevdalılar sürpriz yaptınız geldiniz, biz bilseydik personelimizin bir kısmı gitti, onlarda bekler sizinle kucaklaşırdı. Ama bir civanmertlik yaptınız bir yiğitlik yaptınız bir demokrasi mücadelesinde arslanlar gibi duruş nasıl olur gelip burada sergilediniz. Rica ediyoruz, dualarınızla konuştuğunuz görüştüğünüz insanlarla paylaşımınızla şuan Türkiye`nin geldiğimiz noktayı yakınlarınıza anlatın. Bu resmen zulümdür. Suçu olmayan insanları suç uyduracağız diye 1 yıldır, senaryolar yazan insanlar şunu gayet iyi bilmeliler ki bir gün mutlaka hukuk karşısında yapılan hukuksuzluğunun hesabı sorulacaktır. Bundan kaçış yok. Eğer halk sormazsa hak soracak. Allah soracak. Başını yastığa koyup ta rahatlıkla uyuyan bir deccal bir nemrut bir firavun hatırlıyor musunuz tarihte ? Elbette zulüm eden zulümüm de boğulacaktır. Elbette istikamet üzerine yaşayan insanlar istikamet üzerine yaşamanın dünyada ahirette de sevabını karşılığını alacaktır. Size çok teşekkür ediyorum. Şimdi arkadaşların söylediğini göre Emniyetin, adliyenin önüne giden arkadaşlarda olmuş.150 GAZETECİYİ GÖZALTINA ALMAYI, KENAN EVREN`İN MÜSTEKBİR BASKICI GENERALLERİ DÜŞÜNMEDİBen umut ediyorum bir devlet yetkilisi çıkacak, Bu cinnet mustatilini, 150 tane gazeteciyi gözaltına almayı Kenan Evren`in o müstekbir, o mütekebbir o baskıcı generalleri bir le düşünmedi. 28 Şubat`ın anti demokratik uygulamalarında 150 gazeteciyi gözaltına almak diye bir şey asla bahsedilmedi. Arkadaşlar, Türkiye`nin geldiği noktaya bakın. Bu sokaklarda bu caddelerde 1980 darbesinde askeri darbesinden askeri tanklar yürüdü, insanlar gözaltına alındı ama şu kadar 5 gazeteye 4 televizyona ardından başka bir 5 gazeteye, 4 televizyona ardından 150 gazeteciye ardından bir başka 150 gazeteciye bir baskı uygulayalım karakola götürelim mahkemeye verelim suç uyduralım, böyle bir cinneti bir cinneti hiç kimse böyle bir cürreti göze almadı. Allah memleketimizi muhafaza etsin, Allah memleketimizi muhafaza etsin, Allah ülkemize sağlık sıhhat versin, İstikamet versin. Zalimlerin zulmümden hepimizi muhafaza eylesin.ALLAH`TAN KORKAN HİÇBİR ŞEYDEN KORKMAZ, ZALİMLERE BOYUN EĞLEYECEĞİZEğer böyle operasyonlarla bizi korkutacaklarını sanıyorlarsa onu da açık söyleyeyim, Allah`tan korkan başka hiçbir şeyden korkmaz. Değerli zaman sevdalıları sizi tekrar tebrik ediyorum. Yanımızda olduğunuzu hissetmek bize moral veriyor. Biliyorsunuz ki tek başımıza da kalsak yürüyeceğiz, geriye dönmeyeceğiz. Zalimlere de boyun eğmeyeceğiz. Bu bir demokrasi mücadelesidir. Meydanlarda nutuk çekerek, insanlara yıllar boyu demokrasi üzerine hakkaniyet, adalet üzerine nutuk çekenlerin bu gün demokrasiyi rafa kaldırılması karşısında basın üzerinde despotça baskı kurmasına bir vicdanı olan insan tahammül edemez. Ve en azından bu yapılan şeyleri acıyla üzüntüyle takip eder. Bu Türkiye`nin özgürlük sayfasında önemli bir sayfadır. Biz hazırız bu sınavı vermeye. Bu milletin de hazır olduğunu düşünüyoruz. Ama bugün köşklerden saraylara rahat rahat yaşayıp, seneler içinde bunun kıyamete kadar süreceğini sananlara bir şey söylüyoruz.ZULÜM İLE ABAD OLANIN, SONU BERBAT OLURZulüm ile abad olanın, sonu berbat olur. Meseleyi sadece kendimiz, yayın grubumuz açısından görmeyin, mevzu sadece zaman gazetesi değil, Zaman`dan atlayıp Bugün`e, Bugün`den atlayıp Taraf gazetesine, oradan atlayıp sözcü gazetesine, oradan atlayıp hürriyet gazetesine, baskı kurmaya çalışan insanlar, cinnet geçiriyor demektir. O yüzden bunlara teslim olmamak, baskılara boyun eğmemek, antidemokratik uygulamalara evet bu da doğrudur dememek, o yüzden buraya kadar geldiniz, şeref verdiniz, bu mücadele devam edecek, herkes şunu bilsin, herkes sussa, zaman susmaz, zaman durmaz, zamanı durdurduğunu sananlar, olsa olsa, kendi saatini durdururlar. Ve sen saatini durdurdun diye zaman durmaz. Sen üç beş önde görünen bizim gibi insanları polisle savcıyla korkuttum diye, (ki korkuttum diyemezsin) korkutmaya teşebbüs ettin diye, insanlar korkmaz.ZALİMİ AZITTIKÇA, ZULMÜN SONU YAKLAŞMIŞ DEMEKTİRZift medyasına sesleniyorum; Öyle bir zift olmuşsunuz ki, tekrar üstünüze ziftler yağsa hissedilmiyor. Ama bizde bir süt medyasıyız, bir kirpik tanesi düşse üstümüze rahatsız oluyoruz. Biliyoruz ki bu kirpik tanesi, leke gibi üzerimize atılan kirpik tanesi, nasıl olsa tarih huzurunda reddedilecek. Suçumuzun olmadığı, hiçbir günahımızın olmadığı, hiçbir illegal işimizin olmadığını tarih yazacak. Ama bize sabahtan akşama iftira edenler, iftira üzerine iftira yayanlar, tarih huzurunda, Menderese kötülük yapanların hesap veremediği gibi hesabını veremeyecekler. Hukuk karşısında hesabını veremeyecekler. Mahşeri vicdan karşısında hesabını veremeyecekler. Mahşerde hesabını veremeyecekler. O yüzden umutsuzluğa kapılmak yok. O büyük üstadın cümlesiyle bitireyim, ümit var olunuz diyor, ümit var olunuz. Ne zaman söylüyor, imparatorluk parça parça olduğu zaman söylüyor. Biz ekmeksiz susuz yaşarız, ama hürriyetsiz yaşayamayız. Bir fikir adamının sözü ile kapatıyorum, ümit var olun. Zalim azıttıkça, zulmün sonu yaklaşmış demektir. Karanlık içerisindeki karanlık ruhlar, zıvanadan çıktıkça, sıratı müstakimden ayrıldıkça, ifrat ve tefritlere boğuldukça, masum insanlara iftira atmayı bir maharet sandıkça inşallah kendi sonlarını ve zulüm devrinin sonlarını hazırlıyor demektir. Asla ümitsizliğe kapılmayın, asla yalana yanlışa da güvenmeyin. Mesela sadece biz değiliz. Bizi çağırmalarına gerek yok. Zaten bu iddialar yanlışsa, yarın adliyeye gidip savcıların karşısına dikilip, hakimlerin gözlerini içine bakarak, UYAP`a da çağrıda bulunarak; “bizim hakkımızda bir şey var mı? Çıkarın bakalım.” diyeceğiz. Şimdilik sanal bir iddiadan ibaret. Hala umuyorum, hala ümit ediyorum, böyle bir cinneti böyle tımarhanelik bir şeyi, onlarca gazeteye doğrudan baskın yapmak, 150 gazeteciyi, 450 vatandaşı gözaltına almak gibi tımarhanelik bir projeyi yapanlar, belki sadece bunu hayal etmişlerdir, tahayyül etmişlerdir diye umut ediyorum. Eğer bunu uygulamaya koyacaklarsa, dünyada da rezil olacaklar, ahirette de rezil olacaklar. Lütfen ne yaşanırsa yaşansın, bilin ki; karanlığın en son noktası, aydınlığın başlangıcıdır. Allah yardımcımız olsun. Allah sizi muhafaza buyursun.


11 Aralık 2014 Perşembe  23:25

Zaman

Manşet - Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı: Medya ve demokrasiye darbe yapılmak isteniyor


Twitter fenomeni Fuat Avni gündemi sarsacak çok önemli bir operasyonu deşifre etti. Hükümetin medya üzerine tarihinde görülmedik bir operasyon yapacağını vurgulayan Fuat Avni, Zaman, Bugün, Hürriyet, Sözcü, Taraf ve Todays Zaman gazetelerinde çalışan 150 kişi ile birlikte Türkiye genelinde 400 kişinin gözaltına alınacağını yazdı.İstanbul, Ankara ve Malatya merkezli operasyonlarda, gazetecilerin yanında İstanbul`da Zir Vadisi ve Poyrazköy`deki kazılarda çıkan bomba ve mühimmatla ilgili çalışma yürüten ekibin de gözaltına alınacağını duyurdu.17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının intikamını almak ve algı operasyonu yapmak için gözaltı yapılacağı iddiasına tepki gösteren vatandaşlar ve Zaman okurları gazetenin Yenibosna`daki genel merkezine gelerek destek gösterisi yaptı. Yağmurlu havaya rağmen yüzlerce kişi Zaman`ın önüne akın etti. Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, gazete önünde bekleyen okur ve vatandaşlar ile basın mensuplarına hitap etti. Ekrem Dumanlı, 17 Aralık hırsızlığını ve yolsuzluğunu gizlemek üzere gündemi saptırmak için bir algı operasyonu yapılacağı iddialarının gündeme geldiğini ve bu saate kadar bunun yetkili ağızlarca yalanlanmadığını belirterek, “Mesela sadece Zaman, Todays, Bugün gazetesi, Samanyolu, Samanyoluhaber değil. Bunda başarılı olurlarsa ardından Sözcü Gazetesi, ardından Hürriyet Gazetesi, ardından başka gazete ve televizyonlar. Bu resmen hukuka yapılan bir darbedir, basına yapılan bir darbedir, fikir özgürlüğüne karşı yapılan bir darbedir.” dedi. Ekrem Dumanlı, “Mesele Türkiye`nin meselesi. Türkiye`yi içinden çıkılamayacak bir tiranlığa doğru, bir despotizme doğru. Şunu gayet iyi bilmeliler ki Türkiye`de basın susmaz. Medya susmaz. Herkes sussa biz susmayız. Bu bir fikir özgürlüğü meselesidir. Bu bir medya özgürlüğü meselesidir. Bu bir ülkenin temel hak ve özgürlüklerinin müdafaası meselesidir.” ifadelerini kullandı. Dumanlı son olarak “Allah`tan korkan hiçbir şeyden korkmaz, zalimlere boyun eğmeyeceğiz” diyerek , gazete önünde toplanan vatandaşlara teşekkür etti.Ekrem Dumanlının konuşmasının tam metni ise şöyle:BU RESMEN HUKUKA YAPILAN BİR DARBEDİRDeğerli zaman sevdalıları hoşgeldiniz. Türkiye`de demokrasiye insan haklarına basın özgürlüğüne inanan değerli zaman sevdalıları hoş geldiniz. Saatlerdir bekliyoruz bir yetkili çıkacakta bir internet fenomeninin ortaya attığı iddiaların yalan olduğunu hayal mahsulü olduğunu söylesin. Bir şey söyleyemediler. İddia nedir iddia? İnternetlerde yer alan iddiaya göre zaman gazetesi, Todays Zaman Gazetesi, Bugün Gazetesi, Millet Gazetesi, Bugün Televizyonu, Taraf Gazetesi, Samanyolu Haber ve Samanyolu TV. Bütün bunlara karşı bir operasyon yapılacak. Sebep? 17 Aralık hırsızlığını ve yolsuzluğunu gizlemek üzere gündemi saptırmak için kendi hatalarını ve günahlarını örtbas edebilmek için, kriminal ortaya koydukları yapıyı deşifre etmemek için bir hamle yapacaklar bir algı operasyonu yapacaklar. Eğer bunda başarılı olurlarsa.. İddia nedir iddiayı tekrar ediyorum. Bunda başarılı olurlarsa ardından Sözcü Gazetesi, ardından Hürriyet Gazetesi, ardından başka gazete ve televizyonlar. Bu resmen hukuka yapılan bir darbedir, basına yapılan bir darbedir, fikir özgürlüğüne karşı yapılan bir darbedir.TÜRKİYE BİR DESPOTİZME DOĞRU GİDİYORMesele sadece bazılarının söylediği gibi Cemaat parti kavgası olsaydı sineye çekmek mümkündü. İşte görüyorsunuz bütün basın kuruluşları üzerinde inanılmaz bir derecede baskı var. Bazı gazetelerin patronları hüngür hüngür ağlamak zorunda kalıyor. Bazı gazetelere telefon cihazları, alo dendiği zaman alo deyip hazır ola geçecek insanlar konuyor. Bazı gazete ve televizyonlara oraya insanlar yerleştiriliyor emir komuta zinciri içerisinde basın üzerinde bir baskı uygulanıyor. Bu onlara yeterli gelmemiş tatmin etmemiş ki şimdi yeni yeni bir kısım baskılar, ceberutluklar ve bir takım huşunetlerle beraber bir kısım operasyonlar yapmak istiyorlar. Buradan diğer basına da hitap ediyorum. Mesele bir camia ile bir parti arasında değil. Mesele Türkiye`nin meselesi. Türkiye`yi içinden çıkılamayacak bir tiranlığa doğru, bir despotizme doğru gidiyor. Şunu gayet iyi bilmeliler ki Türkiye`de basın susmaz. Medya susmaz. Herkes sussa biz susmayız. Bu bir fikir özgürlüğü meselesidir. Bu bir medya özgürlüğü meselesidir. Bu bir ülkenin temel hak ve özgürlüklerinin müdafaası meselesidir. Bir gazeteye, iki gazeteye, bir yayın grubuna, bir başka yayın grubuna hasretmek meseleyi yanlış anlama demektir. Hepsinden önemlisi budur.TÜRKİYE BİR ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VERİYORTürkiye bir özgürlük mücadelesi veriyor. Kendi hatalarını gizlemek. kendi ayıplarını örtbast etmek, anti-demokratik uygulamalarını bir takım kılıflara sokarak geçiştirmek isteyen insanlar şunu çok iyi bilmeliler ki, bu millet hiçbir despota boyun eğmedi, bugünkü despotlara da boyun eğmeyecek. O yüzden değerli Zaman sevdalılar sürpriz yaptınız geldiniz, biz bilseydik personelimizin bir kısmı gitti, onlarda bekler sizinle kucaklaşırdı. Ama bir civanmertlik yaptınız bir yiğitlik yaptınız bir demokrasi mücadelesinde arslanlar gibi duruş nasıl olur gelip burada sergilediniz. Rica ediyoruz, dualarınızla konuştuğunuz görüştüğünüz insanlarla paylaşımınızla şuan Türkiye`nin geldiğimiz noktayı yakınlarınıza anlatın. Bu resmen zulümdür. Suçu olmayan insanları suç uyduracağız diye 1 yıldır, senaryolar yazan insanlar şunu gayet iyi bilmeliler ki bir gün mutlaka hukuk karşısında yapılan hukuksuzluğunun hesabı sorulacaktır. Bundan kaçış yok. Eğer halk sormazsa hak soracak. Allah soracak. Başını yastığa koyup ta rahatlıkla uyuyan bir deccal bir nemrut bir firavun hatırlıyor musunuz tarihte ? Elbette zulüm eden zulümüm de boğulacaktır. Elbette istikamet üzerine yaşayan insanlar istikamet üzerine yaşamanın dünyada ahirette de sevabını karşılığını alacaktır. Size çok teşekkür ediyorum. Şimdi arkadaşların söylediğini göre Emniyetin, adliyenin önüne giden arkadaşlarda olmuş.150 GAZETECİYİ GÖZALTINA ALMAYI, KENAN EVREN`İN MÜSTEKBİR BASKICI GENERALLERİ DÜŞÜNMEDİBen umut ediyorum bir devlet yetkilisi çıkacak, Bu cinnet mustatilini, 150 tane gazeteciyi gözaltına almayı Kenan Evren`in o müstekbir, o mütekebbir o baskıcı generalleri bir le düşünmedi. 28 Şubat`ın anti demokratik uygulamalarında 150 gazeteciyi gözaltına almak diye bir şey asla bahsedilmedi. Arkadaşlar, Türkiye`nin geldiği noktaya bakın. Bu sokaklarda bu caddelerde 1980 darbesinde askeri darbesinden askeri tanklar yürüdü, insanlar gözaltına alındı ama şu kadar 5 gazeteye 4 televizyona ardından başka bir 5 gazeteye, 4 televizyona ardından 150 gazeteciye ardından bir başka 150 gazeteciye bir baskı uygulayalım karakola götürelim mahkemeye verelim suç uyduralım, böyle bir cinneti bir cinneti hiç kimse böyle bir cürreti göze almadı. Allah memleketimizi muhafaza etsin, Allah memleketimizi muhafaza etsin, Allah ülkemize sağlık sıhhat versin, İstikamet versin. Zalimlerin zulmümden hepimizi muhafaza eylesin.ALLAH`TAN KORKAN HİÇBİR ŞEYDEN KORKMAZ, ZALİMLERE BOYUN EĞLEYECEĞİZEğer böyle operasyonlarla bizi korkutacaklarını sanıyorlarsa onu da açık söyleyeyim, Allah`tan korkan başka hiçbir şeyden korkmaz. Değerli zaman sevdalıları sizi tekrar tebrik ediyorum. Yanımızda olduğunuzu hissetmek bize moral veriyor. Biliyorsunuz ki tek başımıza da kalsak yürüyeceğiz, geriye dönmeyeceğiz. Zalimlere de boyun eğmeyeceğiz. Bu bir demokrasi mücadelesidir. Meydanlarda nutuk çekerek, insanlara yıllar boyu demokrasi üzerine hakkaniyet, adalet üzerine nutuk çekenlerin bu gün demokrasiyi rafa kaldırılması karşısında basın üzerinde despotça baskı kurmasına bir vicdanı olan insan tahammül edemez. Ve en azından bu yapılan şeyleri acıyla üzüntüyle takip eder. Bu Türkiye`nin özgürlük sayfasında önemli bir sayfadır. Biz hazırız bu sınavı vermeye. Bu milletin de hazır olduğunu düşünüyoruz. Ama bugün köşklerden saraylara rahat rahat yaşayıp, seneler içinde bunun kıyamete kadar süreceğini sananlara bir şey söylüyoruz.ZULÜM İLE ABAD OLANIN, SONU BERBAT OLURZulüm ile abad olanın, sonu berbat olur. Meseleyi sadece kendimiz, yayın grubumuz açısından görmeyin, mevzu sadece zaman gazetesi değil, Zaman`dan atlayıp Bugün`e, Bugün`den atlayıp Taraf gazetesine, oradan atlayıp sözcü gazetesine, oradan atlayıp hürriyet gazetesine, baskı kurmaya çalışan insanlar, cinnet geçiriyor demektir. O yüzden bunlara teslim olmamak, baskılara boyun eğmemek, antidemokratik uygulamalara evet bu da doğrudur dememek, o yüzden buraya kadar geldiniz, şeref verdiniz, bu mücadele devam edecek, herkes şunu bilsin, herkes sussa, zaman susmaz, zaman durmaz, zamanı durdurduğunu sananlar, olsa olsa, kendi saatini durdururlar. Ve sen saatini durdurdun diye zaman durmaz. Sen üç beş önde görünen bizim gibi insanları polisle savcıyla korkuttum diye, (ki korkuttum diyemezsin) korkutmaya teşebbüs ettin diye, insanlar korkmaz.ZALİMİ AZITTIKÇA, ZULMÜN SONU YAKLAŞMIŞ DEMEKTİRZift medyasına sesleniyorum; Öyle bir zift olmuşsunuz ki, tekrar üstünüze ziftler yağsa hissedilmiyor. Ama bizde bir süt medyasıyız, bir kirpik tanesi düşse üstümüze rahatsız oluyoruz. Biliyoruz ki bu kirpik tanesi, leke gibi üzerimize atılan kirpik tanesi, nasıl olsa tarih huzurunda reddedilecek. Suçumuzun olmadığı, hiçbir günahımızın olmadığı, hiçbir illegal işimizin olmadığını tarih yazacak. Ama bize sabahtan akşama iftira edenler, iftira üzerine iftira yayanlar, tarih huzurunda, Menderese kötülük yapanların hesap veremediği gibi hesabını veremeyecekler. Hukuk karşısında hesabını veremeyecekler. Mahşeri vicdan karşısında hesabını veremeyecekler. Mahşerde hesabını veremeyecekler. O yüzden umutsuzluğa kapılmak yok. O büyük üstadın cümlesiyle bitireyim, ümit var olunuz diyor, ümit var olunuz. Ne zaman söylüyor, imparatorluk parça parça olduğu zaman söylüyor. Biz ekmeksiz susuz yaşarız, ama hürriyetsiz yaşayamayız. Bir fikir adamının sözü ile kapatıyorum, ümit var olun. Zalim azıttıkça, zulmün sonu yaklaşmış demektir. Karanlık içerisindeki karanlık ruhlar, zıvanadan çıktıkça, sıratı müstakimden ayrıldıkça, ifrat ve tefritlere boğuldukça, masum insanlara iftira atmayı bir maharet sandıkça inşallah kendi sonlarını ve zulüm devrinin sonlarını hazırlıyor demektir. Asla ümitsizliğe kapılmayın, asla yalana yanlışa da güvenmeyin. Mesela sadece biz değiliz. Bizi çağırmalarına gerek yok. Zaten bu iddialar yanlışsa, yarın adliyeye gidip savcıların karşısına dikilip, hakimlerin gözlerini içine bakarak, UYAP`a da çağrıda bulunarak; “bizim hakkımızda bir şey var mı? Çıkarın bakalım.” diyeceğiz. Şimdilik sanal bir iddiadan ibaret. Hala umuyorum, hala ümit ediyorum, böyle bir cinneti böyle tımarhanelik bir şeyi, onlarca gazeteye doğrudan baskın yapmak, 150 gazeteciyi, 450 vatandaşı gözaltına almak gibi tımarhanelik bir projeyi yapanlar, belki sadece bunu hayal etmişlerdir, tahayyül etmişlerdir diye umut ediyorum. Eğer bunu uygulamaya koyacaklarsa, dünyada da rezil olacaklar, ahirette de rezil olacaklar. Lütfen ne yaşanırsa yaşansın, bilin ki; karanlığın en son noktası, aydınlığın başlangıcıdır. Allah yardımcımız olsun. Allah sizi muhafaza buyursun.


11 Aralık 2014 Perşembe  23:07

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

tv izle  12 kasım 2009 habertürk gazetesi ankara eki  şartlı tahliye haberleri  ege hepsi  1 mayıs 2009  16temmuz  levent özer  hseyin aslan  15 kasım  10 mart cinayeti  110 032011  bostancı  şubat 12 02 2010 hava durumu ankara  öteki video  12 12 2010  05 03 2011  izmir 24 ocak  çarşamba günkü haberleri  tugay  öteki gündem video 12 02 2010  evren cavus  seydişehi