Bulunan Haber Sayısı: 549
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Hukuk ve basın özgürlüğü bir kez daha ayaklar altında


Koza İpek Medya Grubu`yla başlayan `özgür medyayı susturma operasyonu`na, pek çok yazar köşesinden tepki gösterdi. Hürriyet`ten Mehmet Yılmaz, operasyonla basın özgürlüğünün bir kez daha ayaklar altına alındığını belirterek yaşananları 17–25 Aralık`ın hesabı olarak değerlendirdi. Taha Akyol ise “Bir hukuk devletinde böyle bir baskın düşünülemez.” diye yazdı. Habertürk yazarı Fehmi Koru ise basına ve iş dünyasına gözdağı niteliğindeki operasyonun AKP için büyük bir talihsizlik olduğunu ifade etti. Yazarların görüşleri özetle şöyle: Taha Akyol (Hürriyet): İki televizyon kanalının ve Bugün gazetesinin sahibi olan Koza İpek Holding`e çok sayıda polis eşliğinde operasyon başlatıldı. İpek Üniversitesi bile bundan nasibini aldı! Bir hukuk devletinde böyle bir baskın düşünülemez. Mehmet Y. Yılmaz (Hürriyet): İktidar, 17–25 Aralık`ın hesabını görmek peşinde. Hukuk da, basın özgürlüğü de bir kez daha ayaklar altında. Fehmi Koru (Habertürk): İçinde gazete ve televizyonların da bulunduğu bir şirketin bütün binalarına, Terörle Mücadele Yasası gerekçe gösterilerek sabahın erken saatlerinde baskın yapıldı. Gazete ve televizyonlara el konulacağından, bazı yazar ve kanaat önderinin gözaltına alınacağından söz ediliyor. Üzerinde `geçici` sıfatı bulunsa bile, AK Parti ağırlığı hissedilen bir hükümetin işbaşında bulunduğu günümüzde, bu gelişmelerin yaşanması, büyük bir talihsizliktir. Hak ve özgürlüklerin gözden çıkarıldığı, medyaya baskı, iş dünyasına gözdağı mesajı taşıdığı için AK Parti açısından gerçekten büyük talihsizlik... İnsanlar unutuyor belki, ama tarih unutmuyor.


03 Eylül 2015 Perşembe  02:15

Habertürk

Gündem - Cumhurbaşkanı Erdoğan B20 zirvesinde konuşuyor


B20 Türkiye Konferansı, 60 ülkeden binin üzerinde iş adamı ve finans dünyası temsilcisinin katılımıyla başladı


03 Eylül 2015 Perşembe  14:31

Hürriyet

Ekonomi - Avrupa Merkez Bankası faizleri değiştirmedi


ECB yüzde 0.05 olan politika faizi ve yüzde -0.2 olan mevduat faizinde değişiklik yapmadı.


03 Eylül 2015 Perşembe  15:30

Radikal

Türkiye - Dink davasına `bilirkişi`: Zabıt kâtibi!


19 Ocak 2007`de düzenlenen suikastle öldürülen Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink`in dava dosyasında TÜBİTAK`ın, `bilirkişilik yapabilecek ehliyette personel` bulamadığı gerekçesiyle görüntüleri inceleme işini İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi`nde zabıt kâtipliği yapan Murat Güngördü`nün yaptığı ileri sürüldü.


03 Eylül 2015 Perşembe  09:25

Zaman

Manşet - Hrant Dink davasında TÜBİTAK `personel yok` deyince zabıt kâtibi bilirkişi oldu


TÜBİTAK`ın, Ogün Samast`ın arkasından gelen kişinin Osman Hayal olup olmadığının tespitini yapacak uzman personelin bulunmadığını açıklaması üzerine, bu görev mahkemede zabıt katipliği yapan Murat Gündoğdu`ya verildi. Gündoğdu`nun yanlış kişiyi incelemesi nedeniyle ikinci bir rapor hazırlamak zorunda kaldığı belirtildi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink`in katledilmesiyle ilgili dava dosyasında akıl almaz bir atama yaşandı. Cumhuriyetgazetesinde yer alan habere göre, mahkemenin cinayetin işlendiği sırada sanık Ogün Samast`ın arkasından geldiği ileri sürülen kişinin sanıklardan Osman Hayal olup olmadığının tespiti ile ilgili TÜBİTAK `bilirkişilik yapabilecek ehliyette personeli` bulunmadığını bildirdi. Bu yanıt üzerine görüntüleri inceleme işi İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi`nde zabıt kâtipliği yapan Murat Güngördü`ye kaldı. Zabıt kâtibi bilirkişi Güngördü, hazırladığı ilk raporda (24 Ağustos 2015) görüntülerdeki yanlış kişiyi inceleyince 1 Eylül 2015 (iki gün önce) tarihli ikinci bir rapor daha hazırlamak zorunda kaldı. Kâtip her iki raporda da söz konusu kişinin Osman Hayal olup olmadığı ile ilgili herhangi bir bilgiye yer veremedi, sadece görüntüleri kâğıda geçirmekle yetindi. Dink davasına bugün yapılacak duruşmayla devam edilecek. Dink cinayeti davası 8. yılına girerken dosyada hâlâ olay günü cinayetin faili Ogün Samast`ın arkasından gelen kişinin Osman Hayal olup olmadığı muamması yaşanıyor. `HAYAL` HAYAL OLDU! Yaklaşık 1 yıl önce davanın görüldüğü İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi TÜBİTAK`ın konu ile ilgili rapor hazırlaması yönünde ara karar oluşturmuştu. TÜBİTAK Bilgem`den mahkemeye gelen yazı başka skandalı gün yüzüne çıkardı. TÜBİTAK mahkemeye yolladığı yazıda, `Sözleşmeler ile bağıtlanmış ve gecikmesi halinde cezai yükümlülükleri olan milli kritik projelerimizin yoğunluğu sebebi ile istenen bilirkişiliği yapabilecek ehliyetli personelimiz bulunmadığından talebinize olumlu cevap verilememektedir` dedi. Mahkeme bu gelişme üzerine rapor hazırlaması için görüntüleri İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi`nde zabıt kâtipliği yapan Murat Güngördü`ye verdi. Güngördü 24 Ağustos 2015 tarihli bilirkişi raporunda görüntülerde yanlış kişiyi inceleyince yeni bir rapor daha hazırladı. Kâtip bu raporu da 1 Eylül 2015 tarihine yetiştirdi. Ancak her iki bilirkişi raporunda da mahkemenin tespitini istediği kişinin Osman Hayal olup olmadığıyla ilgili hiçbir bilgi yer almadı.`


03 Eylül 2015 Perşembe  12:25

Zaman

Manşet - Siyasi iletişim uzmanı Özkan, 7 Milyar iftirasını NTV yayınında çürüttü


Siyasi İletişim Uzmanı Necati Özkan, NTV`de Oğuz Haksever sunduğu `Yakın Plan` programında medyaya yapılan operasyonla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Siyasi İletişim Uzmanı Necati Özkan, Merkez bankasının verilerine göre, 2014 yılında Türkiye`den yurt dışına transfer edilen sermayenin toplam miktarı, 7 milyar dolar civarındadır. Bugün, gazete, internete ve televizyonlara düşen bu haberlerin çok problemli olduğunu` söyledi. İşte Necati Özkan`ın o açıklamaları; `İddia öyle ki bu grup yurtdışına milyar `kaçırmış`. Ben acaba bu rakam doğru mudur? diye merkez bankasının verilerine bakma gereği duydum. Merkez bankasının verilerine göre, 2014 yılında Türkiye`den yurtdışına transfer edilen sermayenin miktarı, 7 milyar dolar civarındadır. Türkiye`de 17-25 Aralıktan sonra, ortaya çıkan, bu hukukun olmadığı ya da tek bir kişinin veya tek bir partinin yanında olup olmamak ile ilgili durumumuzun değiştiği bu tuhaf durum nedeniyle, kendilerini, varlıklarını, şirketlerini, garantiden görmeyen şirketler, kişiler paralarını bir kısmını yurtdışına götürmüş gözüküyor. Bir kısmı da gerçekten yurtdışında yatırım yapmak için götürmüş. Bunların toplamı 7 milyar civarındadır. Bugün gazete, internete, televizyonlara düşen bu haberlerin çok problemli olduğu, bu verinin çok problemli olduğu, eğer böyle bir nedenden dolayı, bu ve buna benzer operasyonlar yapılıyorsa, bunların sıkıntılı olduğu kendinden ortaya çıkıyor. Kaldı ki, şirketler elde ettikleri karlardan, istedikleri ülkeye kaydırabilirler. Orada yatırım yapabilirler. Liberal ekonomide bunlar sorgulanamaz. Bunlar tartışma konusu bile olamaz. Anlıyoruz ki özellikle, 17-25 Aralıktan itibaren başlayan, siyasi gerilim, bu noktaya kadar geldi. Bu siyasi gerilim bazı ticari şirketler, hiçbir şekilde demokratik bir ülkede, hukukun geçerli olduğu, kuralların geçerli olduğu, bir ülkede, sorgulanmaya bile tabi olmazken, bugün böylesi fotoğraflar karşı karşıya kalıyoruz. Doğrusu bu tedbirler, ya da bu tür operasyonlar, Türkiye`de örgütlü sermayeyi de yıldırıyor. Sermayenin iş yapmasını da engelliyor. Türkiye`de yaratıcı sınıfların Türkiye`de kalmasını engelliyor. Bir ülke ancak ve ancak, yaratıcı sınıflarla, yetenekleriyle, girişimci ruhuyla, ortaya çıkan sınıflarıyla, yükselebilir. Ancak o sınıflarla ortak gelir tuzağından kurtulabilir. Siz ülkenizdeki bütün girişimci kesimler ilişkin, bu tür şeyler yaparsanız, nitekim Koç grubundan, Doğan grubuna kadar olan ya da ne bileyin Eczacıbaşı`na kadar olan, kesimlerde benzeri bir etkinin olduğunu hep biliyoruz. Dolayısıyla bu ve buna benzer operasyonların Türkiye`ye bir faydası yok. Kısa süreli amaçlar içinde faydası yok.`


03 Eylül 2015 Perşembe  13:01

Zaman

Manşet - Necati Özkan, 7 Milyar iftirasını NTV yayınında sıfırladı


Siyasi İletişim Uzmanı Necati Özkan, NTV`de Oğuz Haksever sunduğu `Yakın Plan` programında medyaya yapılan operasyonla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Siyasi İletişim Uzmanı Necati Özkan, Merkez bankasının verilerine göre, 2014 yılında Türkiye`den yurt dışına transfer edilen sermayenin toplam miktarı, 7 milyar dolar civarındadır. Bugün, gazete, internete ve televizyonlara düşen bu haberlerin çok problemli olduğunu` söyledi. İşte Necati Özkan`ın o açıklamaları; `İddia öyle ki bu grup yurtdışına milyar `kaçırmış`. Ben acaba bu rakam doğru mudur? diye merkez bankasının verilerine bakma gereği duydum. Merkez bankasının verilerine göre, 2014 yılında Türkiye`den yurtdışına transfer edilen sermayenin miktarı, 7 milyar dolar civarındadır. Türkiye`de 17-25 Aralıktan sonra, ortaya çıkan, bu hukukun olmadığı ya da tek bir kişinin veya tek bir partinin yanında olup olmamak ile ilgili durumumuzun değiştiği bu tuhaf durum nedeniyle, kendilerini, varlıklarını, şirketlerini, garantiden görmeyen şirketler, kişiler paralarını bir kısmını yurtdışına götürmüş gözüküyor. Bir kısmı da gerçekten yurtdışında yatırım yapmak için götürmüş. Bunların toplamı 7 milyar civarındadır. Bugün gazete, internete, televizyonlara düşen bu haberlerin çok problemli olduğu, bu verinin çok problemli olduğu, eğer böyle bir nedenden dolayı, bu ve buna benzer operasyonlar yapılıyorsa, bunların sıkıntılı olduğu kendinden ortaya çıkıyor. Kaldı ki, şirketler elde ettikleri karlardan, istedikleri ülkeye kaydırabilirler. Orada yatırım yapabilirler. Liberal ekonomide bunlar sorgulanamaz. Bunlar tartışma konusu bile olamaz. Anlıyoruz ki özellikle, 17-25 Aralıktan itibaren başlayan, siyasi gerilim, bu noktaya kadar geldi. Bu siyasi gerilim bazı ticari şirketler, hiçbir şekilde demokratik bir ülkede, hukukun geçerli olduğu, kuralların geçerli olduğu, bir ülkede, sorgulanmaya bile tabi olmazken, bugün böylesi fotoğraflar karşı karşıya kalıyoruz. Doğrusu bu tedbirler, ya da bu tür operasyonlar, Türkiye`de örgütlü sermayeyi de yıldırıyor. Sermayenin iş yapmasını da engelliyor. Türkiye`de yaratıcı sınıfların Türkiye`de kalmasını engelliyor. Bir ülke ancak ve ancak, yaratıcı sınıflarla, yetenekleriyle, girişimci ruhuyla, ortaya çıkan sınıflarıyla, yükselebilir. Ancak o sınıflarla ortak gelir tuzağından kurtulabilir. Siz ülkenizdeki bütün girişimci kesimler ilişkin, bu tür şeyler yaparsanız, nitekim Koç grubundan, Doğan grubuna kadar olan ya da ne bileyin Eczacıbaşı`na kadar olan, kesimlerde benzeri bir etkinin olduğunu hep biliyoruz. Dolayısıyla bu ve buna benzer operasyonların Türkiye`ye bir faydası yok. Kısa süreli amaçlar içinde faydası yok.`


03 Eylül 2015 Perşembe  12:43

Zaman

Manşet - Uzman isim, 7 Milyar iftirasını NTV yayınında sıfırladı


Siyasi İletişim Uzmanı Necati Özkan, NTV`de Oğuz Haksever sunduğu `Yakın Plan` programında medyaya yapılan operasyonla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Siyasi İletişim Uzmanı Necati Özkan, Merkez bankasının verilerine göre, 2014 yılında Türkiye`den yurt dışına transfer edilen sermayenin toplam miktarı, 7 milyar dolar civarındadır. Bugün, gazete, internete ve televizyonlara düşen bu haberlerin çok problemli olduğunu` söyledi. İşte Necati Özkan`ın o açıklamaları; `İddia öyle ki bu grup yurtdışına milyar `kaçırmış`. Ben acaba bu rakam doğru mudur? diye merkez bankasının verilerine bakma gereği duydum. Merkez bankasının verilerine göre, 2014 yılında Türkiye`den yurtdışına transfer edilen sermayenin miktarı, 7 milyar dolar civarındadır. Türkiye`de 17-25 Aralıktan sonra, ortaya çıkan, bu hukukun olmadığı ya da tek bir kişinin veya tek bir partinin yanında olup olmamak ile ilgili durumumuzun değiştiği bu tuhaf durum nedeniyle, kendilerini, varlıklarını, şirketlerini, garantiden görmeyen şirketler, kişiler paralarını bir kısmını yurtdışına götürmüş gözüküyor. Bir kısmı da gerçekten yurtdışında yatırım yapmak için götürmüş. Bunların toplamı 7 milyar civarındadır. Bugün gazete, internete, televizyonlara düşen bu haberlerin çok problemli olduğu, bu verinin çok problemli olduğu, eğer böyle bir nedenden dolayı, bu ve buna benzer operasyonlar yapılıyorsa, bunların sıkıntılı olduğu kendinden ortaya çıkıyor. Kaldı ki, şirketler elde ettikleri karlardan, istedikleri ülkeye kaydırabilirler. Orada yatırım yapabilirler. Liberal ekonomide bunlar sorgulanamaz. Bunlar tartışma konusu bile olamaz. Anlıyoruz ki özellikle, 17-25 Aralıktan itibaren başlayan, siyasi gerilim, bu noktaya kadar geldi. Bu siyasi gerilim bazı ticari şirketler, hiçbir şekilde demokratik bir ülkede, hukukun geçerli olduğu, kuralların geçerli olduğu, bir ülkede, sorgulanmaya bile tabi olmazken, bugün böylesi fotoğraflar karşı karşıya kalıyoruz. Doğrusu bu tedbirler, ya da bu tür operasyonlar, Türkiye`de örgütlü sermayeyi de yıldırıyor. Sermayenin iş yapmasını da engelliyor. Türkiye`de yaratıcı sınıfların Türkiye`de kalmasını engelliyor. Bir ülke ancak ve ancak, yaratıcı sınıflarla, yetenekleriyle, girişimci ruhuyla, ortaya çıkan sınıflarıyla, yükselebilir. Ancak o sınıflarla ortak gelir tuzağından kurtulabilir. Siz ülkenizdeki bütün girişimci kesimler ilişkin, bu tür şeyler yaparsanız, nitekim Koç grubundan, Doğan grubuna kadar olan ya da ne bileyin Eczacıbaşı`na kadar olan, kesimlerde benzeri bir etkinin olduğunu hep biliyoruz. Dolayısıyla bu ve buna benzer operasyonların Türkiye`ye bir faydası yok. Kısa süreli amaçlar içinde faydası yok.`


03 Eylül 2015 Perşembe  12:06

Radikal

Ekonomi - Merkez politika faizini değiştirmedi: Döviz fırladı


Merkez Bankası Para Politikası Kurulu bu ayki toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 7.5`te tuttu. Merkez Bankası`nın kararının ardından dolar ve euro yükselerek tarihi rekoru kırdı


03 Eylül 2015 Perşembe  05:33

Zaman

Manşet - Dünya `baskın`ı böyle gördü: Cadı avı


İpek Medya Grubu`na önceki gün yapılan polis baskını, dünya medyası tarafından `muhalif basına` yönelik artan baskının son perdesi olarak değerlendirildi. Erdoğan`ın tüm medyayı kendisine itaat eder hale getirmek istediği yorumlarına yer veren gazetelerden Avusturya`da yayınlanan Die Presse, yaşananları `Erdoğan`ın medyadaki cadı avı` başlığıyla duyurdu. Savcılık, Gülen`i seven medya kuruluşlarına ve holdinglere baskın düzenleyerek Erdoğan`a asistanlık yapıyor.” yorumunda bulunan İsviçre gazetesi Neue Zürcher Zeitung da hükümetin yolsuzluk iddialarından aklanmak yerine polis ve yargıda `cadı avı` yaptığına dikkat çekti. Yabancı yayın kuruluşları, geniş yer verdikleri baskının, Bugün Gazetesi`nde Türkiye`den terör örgütü IŞİD`e giden yardımlarla ilgili çıkan haberle aynı gün gerçekleşmesine vurgu yaptı. Yabancı basın, baskın haberini şu şekilde aktardı: Saygın İngiliz gazetesinde çıkan haberin başlığı, “Erdoğan`ı eleştiren gazetelere baskın” oldu. Gazete, polisin Koza İpek Holding`e baskın düzenlemesini, “1 Kasım`da tekrar yapılacak genel seçim öncesi hükümeti eleştiren medya kuruluşlarına yönelik durdurma girişiminin sonuncusu” olarak nitelendirdi. Times, Koza İpek Holding`e bağlı yayın kuruluşlarının, AK Parti`yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan`ı, özellikle Suriye politikası yüzünden sert bir dille eleştirdiğini vurguladı. Bir diğer ünlü İngiliz gazetesi de iki İngiliz gazetecinin tutuklanmasından iki gün sonra hükümete muhalif olarak bilinen İpek Grubu`nun, Ankara`daki ofislerine de operasyon düzenlendiğine dikkat çekti. “Cumhurbaşkanı Erdoğan`a muhalif `daha fazla` gazeteci, `terörist` iddiasıyla tutuklandı” başlığıyla aktarılan haberde, 1 Kasım`da yapılacak seçim öncesi Türkiye`de basın özgürlüğü konusundaki endişelerin tekrar gündeme geldiği belirtildi. Erdoğan`ın tüm medyayı kendisine itaat eder hale getirmek istediği yönünde eleştirilerin olduğunu belirten Avusturya gazetesi, Cumhurbaşkanı, kasımdaki seçimlerden önce hoşlanmadığı medyanın üzerine gidiyor.” ifadelerine yer verdi. Almanya`nın en etkili haftalık gazetelerinden Die Zeit, İpek Medya`ya yapılan baskını “Muhalif medyaya polis baskını” başlığı ile okuyucularına duyurdu. Die Zeit, polis baskınının seçim öncesi korkutma amacı güttüğüne dair kanaatlerin olduğunu ifade etti. İpek-Koza Grubu`na polis baskınının sürpriz olmadığını yazan Tageszeitung, Fuat Avni isimli Twitter fenomeninin uzun zamandır Erdoğan`ın muhalif medyayı susturmak için baskınlar yapacağını duyurduğunu belirtti. TAZ, Bugün Gazetesi`nin IŞİD`e yapılan yardımlara dair habere yer verdiğine dikkati çekti. 400 bin tirajlı Fransız sağ eğilimli dergisi Le Point, baskını “Erdoğan rejiminden basına yeni bir saldırı” başlığıyla verdi. Dergi, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın rejimi seçimlere iki ay kala muhalif bir medya grubuna saldırarak basın üzerindeki baskısını artırdı.” yorumunda bulundu. Yunan medyası: Yunanistan`ın en büyük medya grubu bünyesinde faaliyet gösteren In.gr haber sitesi, İpek Medya Grubu`na yapılan polis baskınının grubun çıkardığı Bugün Gazetesi`nin manşetten duyurduğu IŞİD`e silah sevkiyatı ile ilişkili olduğunu yazdı. Devlet kanalı ERT`nin Radyo 1 kanalı ise baskına 10 dakika ayırdı. Erdoğan`ın bir amacının da seçimleri erteletmek olabileceğini belirten ERT, Yunan gazeteci örgütlerinin de baskına tepki gösterdiklerini aktardı.


03 Eylül 2015 Perşembe  02:15

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

yeni asır gazetesi arşivi 17ağustos1986  ülke tv  zambak yayınları 2 deneme sınavı 4 sınıf çöz  çanakkale 11 10 2008 tarfik kazası  ülke tv arşiv programını izle sıra dışı 5 şubat  İstanbul avrasya maratonu  14kasım2009 samanyolu tv haberleri izle video  18 ekim susurluk trafik kazasy  öss pozitif milliyet cevap anahtarı  mustafa ünal  ülke tv 14 ekim 2010  şhov tv 17 ocak ana haber bultenı  18 11 2009 hürriyet akdeniz gazetesi antalya  20 ekim 2009 kamyon kazası  çankırı çerkeş kaza hürriyet  etesi arsiv  ömer çelik kaza 07 bal 07 kaza  31 03 2009 adana altili bültenİ  5 aralık trt haberleri izle  öteki gündem video 12 şubat 2010 saatvideo 12 şuba  mayıs kanal 7 haber arşiv 28 05 2010 izle  habertürk bulmaca eki 23 06 2011 cevapları