Bulunan Haber Sayısı: 282
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - 2014 ALES Sonbahar başvuruları başladı


2014 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) Sonbahar Başvuruları başladı. Yurt içi ya da yurt dışında lisansüstü eğitime başlamak isteyen adayların girmesi gereken ALES, yükseköğretim kurumlarında öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atamalarda da bir zorunluluk olarak kabul ediliyor.2014 ALES başvuruları başladı. Adaylar bugünden itibaren ilgili banka şubelerine sınav ücretini yatırdıktan sonra, başvuru işlemlerini yapabilirler. Yılda iki kez, ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde yapılan sınavın ilki 11 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleştirilmişti. ALES Sonbahar Dönemi Sınavı ise 23 Kasım 2014 tarihinde yapılacak. Sınava; bir lisans programından mezun olabilecek durumda bulunanlar, lisans programını bitirenler ve denklik belgesi almış olmak kaydıyla yurt dışında lisans eğitimi görmüş olanlar başvurabilecekler. Sayısal ve sözel bölümden oluşan bir testin uygulanacağı sınav, saat 09.30`da başlayacak ve cevaplama süresi 150 dakika (2,5 saat) olacak. Sonuçları açıklandığı tarihten itibaren üç yıl süreyle geçerli olacak ALES, yükseköğretim kurumlarında öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atanabilmek için, alanındaki puan türünde yüz üzerinden yetmiş puan alan adayları başarılı sayıyor. Başarılı olan adaylar, “Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen veya Açıktan Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezî Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te belirtilen genel ve özel şartları taşımaları hâlinde giriş sınavlarına başvurabilecekler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü senatolarınca ALES puan şartı istenilmeyen tezsiz yüksek lisans programları haricindeki lisansüstü programlara öğrenci seçme ve yerleştirme işlemlerinde ALES sonuçları kullanacak. Adayların sınavdan, başvurduğu lisansüstü programın puan türünde en az 55 puan (tezsiz yüksek lisans programları için senatolarca daha düşük bir puan belirlenebilir), lisans diplomasıyla doktora veya sanatta yeterlik programına başvuracaklar için ise en az 80 puan almaları gerekiyor. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü senatolarınca bu puanların üzerinde bir standart puan belirlenebilir. Yükseköğretim kurumları, lisansüstü programlarına öğrenci seçiminde sınav puanının, % 50`den az olmamak koşuluyla, ne kadar ağırlıkla değerlendirmeye alınacağını adaylara duyuracak.ALES aday başvuru formu için tıklayınızALES başvuru kılavuzu için tıklayınızALES SINAV ÜCRETİ HANGİ BANKALARA YATIRILABİLECEK?T.C. Ziraat Bankası ve İnternet bankacılığıT. Halk Bankasının ATM`leri ve İnternet bankacılığıAkbank`ın tüm şubeleri ve İnternet bankacılığı (KKTC`den başvuran adaylar hariç)Kuveyt Türk Katılım Bankasının tüm şubeleri ve İnternet bankacılığı (KKTC`den başvuran adaylar hariç)Türk Ekonomi Bankasının tüm şubeleri ve İnternet bankacılığıDenizbank`ın tüm şubeleri ve İnternet bankacılığı(KKTC`den başvuran adaylar hariç)Tüm PTT İş Yerleri (KKTC`den başvuracak adaylar ASPOS-Gazi Magusa)*Sınav ücreti ÖSYM`nin İnternet sayfasında yer alan “ÖDEMELER” alanından kredikartı/banka kartı ile de yatırılabilecektir.


22 Eylül 2014 Pazartesi  15:03

Zaman

Manşet - Fethullah Gülen Hocaefendi: Sabır, Kurtuluşa Ermenin Sırlı Anahtarıdır


Fethullah Gülen Hocaefendi`nin, “Musîbetlerin Perde Arkası ve Son Nefese Kadar Hizmet” konulu yeni sohbeti Herkul.org`da yayınlandı. Sabrın, kurtuluşa ermenin sırlı anahtarı olduğunu vurgulayan Hocaefendi, nefse takılmamanın yolunun yüce bir gayeye gönül vermek olduğunu belirterek önemli tavsiyelerde bulundu.SOHBETİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ..FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ`NİN SOHBETİNDEN SATIRBAŞLARIBela ve Musibetler Birer Kurbet Rampasıdır!..*Sevap tek bir kanalla gelmez, çok farklı kanallarla gelir. Bu açıdan da gönülden arzu etmediğimiz, istemediğimiz şeylere maruz kaldığımız zaman, “Bu defa ilâhî tecelli olarak böyle bir kanal kullanıldı. Bizim sevap havzımıza bu defa da bu kanalla sevap akıyor, Cenâb-ı Hakk`ın hoşnutluğuna bu yolla yaklaşıyoruz, Hazreti Ruh-u Seyyidi`l-Enâm`ı bu yolla hoşnut ediyoruz!” mülahazasıyla meseleye bakmalı.*İnsanın maruz kaldığı şeylere daha baştan, sebebini bilmeden sabretmesi, işte esas sabır odur. İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Sabır, hadisenin şokunu ilk yediğiniz zamanki sabırdır.” buyurur. Sonra, biraz evvel arz ettiğim mülahazalara bağlı, döner hadiseleri yorumlarsınız: “Bak, bu bana şunu kazandırdı, şöyle gözümü açtı; elmas kömürden şöyle ayrıldı; mü`min münafıktan şöyle tefrik edildi…” Bu mülahazaları gözden geçirip değerlendirdikten sonra, “Yahu başıma gelen bu şey de sabredilecek bir şeymiş!” demek, bu da bir sabırdır; fakat işin esbabını bilmeden, daha hadisenin şokunu yaşadığın zaman sabretmen, çok farklı bir şeydir. En mübarek ibadetlerden daha fazla size sevap kazandırır. Bir hamlede, bir nefhada, bir rampaya binmiş gibi sıçrar, âlâ-yı illiyyîn-i kemâlâta çıkarsınız. Kendinizi meleklerle hem-saf bulursunuz. Bela ve musibetler kadar insanı evc-i kemâlâta hızlı çıkaran başka bir şey yoktur.*Dertlileri sever Rahman. Onların iniltisi nezd-i ulûhiyette, en tatlı dualardan, tazarrulardan, niyazlardan daha nâfiz, daha geçerli ise, bence endişe duymamalı, O`na tazarru ve niyaza yönelmeli. Ferdî hayatınıza gelip musallat olan virüsleri, problemleri, dertleri, hastalıkları… mutlaka Kendisine tazarru ve niyaza, Kendisine yönelmeye sevk etmek için değişik tecellî dalga boyunda size bir iltifatın ifadesi olarak görmelisiniz. Sizin iniltinizi duymak istiyordur, sizi tazarru ve niyaza sevk etmek istiyordur.Nefse Takılmamanın Yolu Yüce Bir Gayeye Gönül Vermektir!..*İ`lâ-yı kelimetullahın ve kendi ruhunuzun abidesini ikame etmenin dışında göstereceğiniz her gayret boştur, havanda su dövme demektir. Burada belki size bazı şeyler kazandırabilir; alkış kazandırabilir, takdir kazandırabilir, şuursuz kitle psikolojisiyle hareket eden yığınları sizin arkanızdan koşturabilir. Fakat bunların hiçbirinin uhrevî âlem itibarıyla Allah nezdinde bir arpa kadar kıymeti yoktur! Dağlar cesametinde kıymeti olan bir şey varsa, o da Allah yolunda mücahededir. “Bir kimse Allah yolunda ölesiye cihad ederse, yani kalbler ile Allah arasında engelleri yıkarak kalblerin Allah`la bütünleşmesini, buluşmasını sağlama istikametinde cihad ederse, işte o Allah yolunda bir cihaddır!” Onun dışındaki şeyler size şirin, tatlı görünebilir, fakat nezd-i ulûhiyette kıymet-i harbiyesi yoktur bunların.*Yolunuz bu ise, -Budur inşaallah; bütün kardeşlerinizin, dostlarınızın, taraftarlarınızın, sempatizanlarınızın ve arkadan gelecek, münevver ve münevvir nesl-i âtînin gaye-i hayali de budur inşaallah.- bu gaye-i hayal ile yaşadığınız sürece Allah`ın izniyle eğriliklere, yamukluklara sapmayacaksınız. İnsan yüksek bir mefkûreye kilitlenmeli, onu realize etmeye çalışmalı ki, kendine takılmasın.*Böyle bir gaye-i hayaliniz yoksa, insan hiç farkına varmadan kendi enaniyetine, egosuna takılır. Önce bir egoist olur o, her şeyi kendine bakan yanıyla değerlendirir. Çıkarlar… Hangi çıkarlar? “Bana faydası ne bunun?” düşümcesine bağlı menfaatler. İşte ona bağlanır. Millet çapında çıkarlar, toplum çapında çıkarlar, din-diyanet çapında çıkarlar, sizin arkadaşlarınızın açılımının kazandırdıkları çapında çıkarlar.. eğer kendisine bunlardan bir menfaat gelmiyorsa, bir kazancı yoksa, onun için bunların hiçbirinin kıymeti yoktur. “Bunların hepsi yıkılmalı, bu müesseselerin hepsi kapanmalı; çünkü bana dönen bir şey yok bunda!” Böyle bir egoizmaya sapma olur. Sonra daha da derinleşir, her şeyi kendine bağlı görür hafizanallah; o zaman da egosantrist olur. Meseleyi biraz daha ileriye götürünce bir narsist haline gelir. Gözü artık kimseyi görmez. Hatta mevhum bir kısım düşmanlara karşı bile nefretle oturur, nefretle kalkar. Nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle dirilir!“Sabır, Kurtuluşa Ermenin Sırlı Anahtarıdır.”*İnsanlar her zaman bela ve musibetlerden çekmişlerdir. Size düşen de budur. Bir sözde derler ki; (her Musa için bir Firavun) her Firavun için de bir Musa vardır. Hazreti Musa`nın karşısında Firavun olmuştur. Hazreti İbrahim`in karşısında Nemrut olmuştur. İnsanlığın İftihar Tablosu hem Nemrutlarla hem Firavunlarla hem de daha ne türlü belalarla karşılaşmıştır. Raşit Halifeler de o belalarla karşılaşmışlardır. O büyük müceddidler de, Abdulkadir Geylani hazretleri de, İmam Gazzali hazretleri de hep çekmişlerdir. Bu dünyada hiçbir zaman firavunsuz yaşanmamıştır. Her zaman Yezidler, Haccaclar bulunmuştur ve onların karşısında da mazlum sahabi ve tâbiin bulunmuştur. Ama dişlerini sıkıp sabretmişlerdir. Kim sabreder, dişini sıkar, katlanırsa, Allah`ın izni ve inayetiyle zaferyâb olur, umduğu şeylere nail ve mazhar olur. “Sabır, kurtuluşa ermenin sırlı anahtarıdır.”*“Boş değiliz!” diyen insan boşun ta kendisidir. Bunca iyilik ve güzellikler karşısında -insanız zayıfız, aklımızdan geçebilir- “Galiba biz de bir şey yapıyoruz!” dersek, Allah hemen tokadı suratımıza indirir. Her şeyi O`ndan bilmeli. “Biz de bir işe yarıyormuşuz!” derseniz, hafizanallah egoizmaya bir kanal açmış olursunuz. Her bir günah içinde küfre giden bir yol vardır. Günaha ve küfre doğru bir adım atmış olursunuz farkına varmadan. Kendi durduğunuz yerden bir adım uzaklaşmış, şeytanın durduğu yere bir adım yaklaşmış olursunuz. Her adım başka bir adıma çağrı olduğundan, ikinci adımı atmak biraz daha kolaylaşır hafizanallah. Üçüncüsü daha da kolaylaşır. Ve sonra insan kendisini bu yanlış adım atmalar sarmalı içinde bulur.Geride Bir Atı, Bir Kılıcı ve Bir de Kalkanı Kalmıştı!..*Büyük zafer ve muvaffakiyetler Cenâb-ı Hakk`ın inayetinden bilinmez de şahıslara verilirse, o şahıslar hafizanallah güç ve kuvvet zehirlenmesine maruz kalırlar.*Halid b. Velid cihan çapında bir kumandandı. Allah (celle celâluhu), iki büyük imparatorluğu onun kılıcıyla dize getirmişti. Asker, başında Halid`i görmeyince bir yere hareket etmeyecek derecede ona bağlanmıştı. Bununla beraber, Yermuk muharebesi gibi Müslümanların ölüm-kalım mücadelesi verdiği bir sırada, Halife Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) onu azletmişti. Emri tebliğ vazifesi kendisine verilen Muhammed b. Mesleme, Hazreti Halid`in başındaki sarığı boynuna takıp onu bu hâlde halifenin huzuruna getirivermişti. Hazreti Ömer “Halid! Allah şahit ki seni çok seviyorum. Ama halk bütün zaferleri senin şahsında buluyor. Hâlbuki bize bu zaferleri ihsan eden Allah`tır. İnsanların şirke düşmesine meydan vermek istemiyorum. Ve bunun için de seni kumandanlıktan azlediyorum.” demişti.*Hazreti Halid b. Velid ruhunun ufkuna yürüdüğünde geriye bir atı, bir kılıcı ve bir de kalkanı kaldı. Yuh olsun başka şekilde düşünenlere!.. Kendisini bir şey zanneden egoistlere, egosantristlere.. imkan elde ettiği zaman kendi için yeni imkan yolları araştıranlara.. villalar, yalılar hazırlayanlara.. yuh olsun…Öyle Bir Sevgiliye Gönül Bağla ki, Batıp Gitmesin, Gönlünü Dâim Şâd Eylesin!..*Şu fâni dünyaya aldanmamalı. Aziz Mahmud Hüdâî hazretleri ne hoş söyler: “Yalancı dünyâya aldanma yâhû / Bu dernek dağılır dîvân eğlenmez / İki kapılı bir virânedir bu / Bunda konan göçer, konuk eğlenmez.” Alvarlı Efe Hazretleri de şöyle der: “Acep bir karûbân hane bu dünya / Gelen gider konan göçer bu elden / Vefası yok sefası yok fani hülya / Gelen gider konan göçer bu elden.”*Böyle ölümlü bir dünyada faniyât ü zâilâta dil bağlamamak lazım. “Afitâb-ı hüsn-ü hûbân âkıbet eyler üful / Ben muhibbi Lâ Yezâlim, “lâ ühıbbü`l-âfilîn.” (Güneş gibi güzel yüzler de sonunda batar gider; bu itibarla ben, fânî güzelleri değil, batmayan ebedî güzeli severim.) O güneş yüzlü sevgililer elbet bir gün gurub eder giderler, güzel çehreler akıbet eyler üfûl. Ben zâil olmayan birinin tutkunuyum, meftunuyum, muhibbiyim; batıp gidenleri sevmem. Arkasını bana dönüp kaçanları sevmem.*Alvarlı Efe Hazretleri der ki: “Öyle bir dildâre dil ver eyleye dilşâd seni / Öyle bir dâmeni tut ki ede ber-murâd seni!” Yani, öyle bir sevgiliye gönül bağla ki, gönlünü şâd etsin. Öyle bir eteğe yapış ki, seni muradına erdirsin. Cenâb-ı Hak`tan başka kim size bunları verebilir?!. Onun için varsın sizin arkadaşlarınız fakir olarak yaşasın.. varsın yalısız, villasız, köysüz, dikili bir taşı olmadan yaşasın.. cepheden cepheye koşsun.. elin âlemin binlerce dolarla çalıştığı yerlerde “kût-u lâyemût” (ölmeyecek kadar)`la -hem de amele gibi çalışarak- geçinsin. Varsın olsun; zira bu dünya fanidir bunda kalınmaz. “Dünya geçicidir, burada kalınmaz / Ne kadar mal olsa, murad alınmaz / Gafil olma sakın, geri dönülmez / Yürü dünya yürü, sonun virandır / Meded, bundan sonra ahir zamandır.” *“Mala, mülke mağrur olma, deme var mı ben gibi / Bir muhalif rüzgâr eser savurur harman gibi.” Kimleri savurmadı ki?!. Ne Süfyanlar yuvarlanıp o gayyaya gittiler. “Bindirirler cansız ata, indirirler zulmete / Ne ana var, ne ata, örtüp pinhân ederler / Ne kavim var, ne kardeş, ne eşin var, ne yoldaş / Mezarına bir çift taş, diker nişan ederler.” İşte sen osun!.. “Dünya malı elde iken düşmanların dost olur / Elde bir şey kalmayınca dost bile düşman olur.” Öyle bir yâre gönül vermeli ki, her zaman dostluğu devam etsin ve o dostluk bir işe yarasın. Allah`tan başkası için bu düşünülemez; zılliyet planında da Ruh-u Seyyidi`l Enam`dan başkası için düşünülemez, Kur`an`dan başkası için düşünülemez, Hazreti Ruh-u Seyyidi`l Enâm`ın yolundan başkası için bu düşünülemez.Son Nefese Kadar Ubudiyet ve Hizmetten Dûr Olmamalı!..*Biliyorsunuz, rahatsızdım, “konuşmayayım” diyordum. Fakat arkadaşların da isteği olunca “Acaba Cenâb-ı Hak beni de te`dib eder mi?” diye endişe duydum. Daha evvel, Yaşar Tunagür Hoca`dan bizzat dinlediğim bir hadiseyi size nakletmiştim: Merhum Yaşar Hoca gibi bazı tanıdıklarımın da kendisinden ders aldıkları Hüsrev Hoca, iyice yaşlanmasına rağmen sırt üstü yatarak dahi olsa talebelerine ders vermeye devam eder. Fakat son zamanlarında artık kitabı bile elinde tutamaz hale gelir. Onun bu hâlini gören talebeleri, bu durumun mâkul bir mazeret teşkil ettiğini söyleyerek hocalarının ellerinden kitabı almak isterler ama o vazifesine devam edeceğini söyler.*Yaşar Hoca ve bir grup arkadaşı her gün Hüsrev Hoca`nın evine gidip ders almayı sürdürürler. Yine bir gün dersi tamamlayıp ayrılacakları esnada avluda kaynamakta olan bir kazan ile boş bir tabutun durduğunu görürler. Merak ve endişe ile Hüsrev Hoca`ya ne olduğunu sorarlar. Hoca ahirete çok iyi inanmış biri olarak, gayet rahat bir tavır içinde “Hani bizim üniversitede okuyan bir kız vardı ya, o bugün vefat etti” der.*Hüsrev Hoca bütün manilere ve rahatsızlıklarına rağmen derslerini aksatmaz. Nihayet bir gün iyice takatten kesilen elindeki kitap kayar ve yere düşer. İşte o zaman Hüsrev Hoca ellerini kaldırıp “Allahım bağışla beni, bırakmak istemiyordum ama artık götüremiyorum!” der ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya durur.*Bütün bu mülahazalarla, ben bu denen şeylerde bir şey olduğu kanaatini taşımayabilirim. Arkadaşları tasdî` ettiğimi (başlarını ağrıttığımı) düşünebilirim. Fakat onlar bir şey olduğuna inanıyorlarsa, onların hatırına, en azından onların sevap saydıkları bu şey “olsun” dedim. Rabbime hesap verme endişesiyle, bugün de hasta masta -öğleden evvel, öğleden sonra ne çektiğimi Rabbim biliyor- o büyük insan gibi “Öleceksek, böyle bir şey yaparken ölelim.” mülahazasıyla geldim, o mülahaza ile başınızı ağrıttım.


22 Eylül 2014 Pazartesi  08:26

ntvmsnbc

Gündem - İstanbul`un en yoğun hafta sonu


İstanbul, yoğun bir hafta sonu geçirecek. Mitingler, Nevruz kutlamaları ve Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı nedeniyle ek güvenlik önlemleri alındı.


22 Eylül 2014 Pazartesi  06:37

ntvmsnbc

Gündem - Hatay`da havan topu köy boşaltırdı


Hatay`ın Yayladağı İlçesi`ne bağlı Gözlekçiler Köyü önlem amacıyla boşaltıldı. Suriye`deki çatışmalar nedeniyle köyün yakınına havan ve top mermesi isabet etti.


22 Eylül 2014 Pazartesi  06:37

Milliyet

Politika - İnce`den ilginç cevap


İnce, 30 Mart mahalli seçimlerinde Yalova Belediyesi`ni CHP`nin kazanacağı üzerine o dönem AK Parti belediye meclisi üyesi olan Yalova Şoförler ...


22 Eylül 2014 Pazartesi  14:46

Zaman

Manşet - Poliste taltif uygulaması nasıl işliyor?


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcısı Alper Türkmen`in talimatıyla 17 polisin `usulsüz taltif` iddiasıyla gözaltına alınması yeni bir tartışma başlattı.İddialar daha önce Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş kurulu müfettişleri tarafından incelenmiş ve soruşturmaya gerek olmadığı yönünde karar verilmişti. Zaman Pazar`a mülakat veren eski Hakkari Emniyet Müdürü Tufan Ergüder ise taltiflerin altında İçişleri bakanlarının imzasının olduğuna dikkat çekmişti.Ergüder, “Polis müdürlerinin kendilerine maaş taltifi yazdığına dair iddialar çıktı. Bu mümkün mü?” şeklindeki soruya şöyle cevap vermişti:“Hiç kimse kendisine maaş taltifi yazamaz. Genel müdürlükte toplanan bir kurul ancak buna karar verebilir. Bakanın imzası var bu taltiflerin altında. İllerden ancak valiler teklifte bulunabilir. Bu taltifin ne kadar olacağına karar veren takdir komisyonudur. Bir de yazıldığı gibi bir maaş kavramı 2 bin 3 bin lira değil. 3 bin lira maaş alan bir polis için bir maaş taltif 80 lira demektir. Bu sistem hükümetin tercihi ve doğru olup olmadığı polis teşkilatında da çok tartışılır.”


22 Eylül 2014 Pazartesi  17:27

Zaman

Manşet - Pompalı tüfekli soygun girişimi kamerada


Mersin`de kar maskeli şahısların bir kuyumcuyu soyma girişimi ve iş yeri sahibinin pompalı tüfekle soyguncuları püskürtme anı güvenlik kameralarına yansıdı. Polisin operasyonu ile yakalanan zanlılar, gazetecilere soygunu uyuşturucu parası için yaptıklarını söyledi.9 Ağustos`ta meydana gelen olayda, özel bir araçla merkez Akdeniz ilçesi Çilek Mahallesi üzerindeki İstanbul Kuyumculuk 2 adlı işyerine gelen kar maskeli 4 kişi, ellerinde bulunan tabanca ve pompalı tüfekle girdikleri kuyumcuda rastgele ateş ederek vitrindeki altınları çalmaya kalktı. Bu sırada kuyumcu Turan Kaya ise iş yerinde bulunun pompalı tüfeği alarak soyguncuları püskürttü.Kendilerine karşılık verilmesi ile kaçan saldırganlar, altınları alamadan geldikleri otomobile binerek bölgeden uzaklaştı. Tüm bu yaşananlar ise iş yerinin güvenlik kamerası tarafından görüntülendi. Görüntülerde işyeri sahibinin zanlıları pompalı tüfekle kovalaması, zanlıların kaçarken düşmeleri ve otomobille uzaklaşmaları yer alıyor.UYUŞTURUCU PARASI İÇİN SOYGUN YAPMAYA KALKTIKOlaydan sonra Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri güvenlik kameralarının kayıtlarını inceledi. Yapılan çalışmalar sonunda soygun girişimini M.Ü. (20), S.E.(21), M.A. (20) ve V.A (21) adlı kişilerin gerçekleştirdiği tespit edildi. Şüphelilerden M.Ü. ve S.E. gözaltına alındı. İki zanlı işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken diğer ikisinin ise halen arandığı öğrenildi.Şüphelilerden S.E. adliyeye sevk edilirken gazetecilerin `Neden yaptınız? şeklindeki sorusuna, `Uyuşturucu bize yaptırdı uyuşturucu, hapın etkisi ile yaptık. Biz kendi isteğimizle yapmadık. Sürekli içmiyorum. Eşek gibi kullandım attım işte.` şeklinde cevap verdi.


22 Eylül 2014 Pazartesi  17:27

Zaman

Manşet - Vali Mutlu Perşembe günü görevini devredecek


Merkeze alınan İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, veda ziyaretlerine devam ediyor. İstanbul Adalet Sarayı`nı ziyaret eden Mutlu, sosyal medyadan mesajlarına devam edeceğini söyledi. Mutlu, Perşembe günü görevi yeni valiye devredeceğini kaydetti.İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, veda ziyaretleri çerçevesinde bugün İstanbul Adalet Sarayı`na geldi. Adalet Komisyonu Başkanı Ayhan Ayan ve Başsavcı Hadi Salihoğlu görüşen Mutlu, daha sonra adliyeden ayrıldı. Ayan ve Salihoğlu Mutlu`yu çiçekle uğurladı. Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Mutlu, ziyaretlere devam ettiğini belirtti. Mutlu, `Bugün de çok değerli Adalet Komisyonu Başkanı ve Başsavcımızı ziyaret etmek suretiyle programlarımıza devam ediyoruz. Kendileri çok kıymetli birlikte mesai yaptığımız arkadaşlarımız. Bundan sonraki görevlerinde onlara da başarılar dilerken onlar da sağolsunlar bize bundan sonraki hayatımıza aynı güzel temennileri ilettiler.` dedi. İstanbul`dan ne zaman ayrılacağı sorusuna Mutlu, `İnşallah Perşembe günü görevi çok değerli valimize teslim etmiş olacağız.` cevabını verdi. Çok konuşulan Twitleri hatırlatılan ve sosyal medyayı aktif olarak kullanmaya devam edip etmeyeceği sorulan Mutlu, `Sosyal medya aslında iletişim araçlarından bir tanesi. Kamu görevleri itibariyle de bunun faydalarını da zaman zaman görüyoruz. Biraz da kendi özeliniz de oluyor sosyal medya. Dolayısıyla görevde olmak ya da olmamak çok önemli değil. Sosyal medyada takipçilerimiz de var. Elbetteki zaman zaman yine paylaşacağız, kendimize göre bir takım değerlendirmelerimiz olur. Yani takipçilerimizi üzmeyeceğiz. Onlara selam ediyorum.` ifadelerini kullandı. (CİHAN)


22 Eylül 2014 Pazartesi  15:57

Sabah

Gündem - İnce`den ilginç cevap


CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, genel başkanlık yarışının devam edip etmediğini soran gazeteciye, `Kulaklarım duymuyor` diye cevap verdi. Devamı için tıklayınız


22 Eylül 2014 Pazartesi  15:04

ntvmsnbc

Teknoloji - NASA 10`uncu defa Mars`ta


NASA`nın Mars`a gönderdeiği 10`uncu uzay aracı olan uydu, gezegenin yörüngesine ulşatı. Uydunun gezegen hakkında bilinmeyen sorulara cevap bulması bekleniyor.


22 Eylül 2014 Pazartesi  09:52

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  

samandıra sancaktepe 24 aralık olayları  lise mezunlar anaokulu retmenlik basvuru tarihi  habertürk tv arşivi 05 03 2010  steinheim  ebu hanife yaşar öztürk  idris şahin  ölümlü trafik kazaları 25 kasım 2009 rapor hali  kanal 7 akşam haberleri izle  suç makinesi yakalandı bülent tektaş  posta gazetesi arsivi 17 aralyk 2010  ıstanbul ekım ayı cinayet haberleri  ulke tv sıra dışı  01 10 2010 ana haber  01 01 2009 atv tv haberleri  01 01 2009 atv tv haberleri  şoför iş ilanları ankara posta gazetesişöför  01 02 2009 fox haber selülit  01 02 2009 sabah gazetesi proğramlar  01 06 2009 kon tv canlı haber arşivi  ender saraç la olan heber  www pianalitik com tr  tansu iner