Bulunan Haber Sayısı: 262
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Sözcü

Gündem - Nijerya`da “bilinmeyen hastalık”



19 Nisan 2015 Pazar  12:03

Hürriyet

Manşet - Bilinmeyen hastalık 17 can aldı



19 Nisan 2015 Pazar  03:41

Zaman

Manşet - Her 10 kişiden 4`ü alerjik nezle


Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği`nin verilerine göre Türkiye`de her on kişiden 4`ü alerjik nezle hastası. Özellikle çocuklarda görülme sıklığının giderek arttığını söyleyen Çocuk Alerji ve Astım Uzmanı Prof. Dr. Ayfer Tuncer, “Alerjik nezle en sık görülen alerjik hastalıktır. Toplumun yüzde 10 ilâ 40`ını etkiler.” diyor. Her yıl nisan ayı içerisinde Dünya Alerji Haftası kutlanıyor. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye`de de alerjik hastalıkların görülme sıklığı giderek artıyor. Dünya Sağlık Örgütü dünyada 400 milyon alerjik nezle, 300 milyon astımlı olduğunu, bu sayının 2025`e kadar 400 milyonu bulacağını bildiriyor. Uzmanlar alerji denildiğinde alerjik nezle, astım, ürtiker, anafilaksi, atopik dermatit (alerjik egzama) ve besin-ilaç-böcek alerjileri gibi hastalıkları vurguluyor. Toplumda her 4-5 kişiden birinin alerjik hastalıklardan etkilendiğini söyleyen, Liv Hospital Ankara Çocuk Alerji ve Astım Uzmanı Prof. Dr. Ayfer Tuncer, “Bunlar diğer kronik hastalıklardan farklı olarak daha az ölümcüldürler. Ancak yaşam kalitesini daha çok bozdukları, çocuklarda okul devamsızlığı ve başarısızlığa, erişkinlerde iş-güç kaybına neden oldukları bilinmektedir.” sözleriyle tehlikeye dikkat çekiyor. ALERJİK NEZLESİ OLANLAR ASTIMA DİKKAT! Astımlı hastaların yaklaşık yüzde 80`inde alerjik nezle, alerjik nezlelilerin de yüzde 40`ında astım hastalığı bulunuyor. Alerjik nezlesi olanlarda astım gelişme riskinin daha yüksek olduğunu vurgulayan Prof. Tuncer, şunları kaydediyor: “Alerjik nezle ve astım arasındaki ilişkinin bilinmesi hastaların takip ve tedavilerinin planlaması açısından çok önemli ve gereklidir. Solunum yolu alerjileri yaşam kalitesi, fizik ve sosyal ilişkileri olumsuz etkiler. Ayrıca oluşturdukları yüklü sağlık harcamaları nedeniyle öncelikli sağlık sorunları kapsamında yer alır.” BAHAR AYLARI ALERJİYİ TETİKLİYOR Prof. Tuncer, baharın gelmesiyle doğanın hareketlendiğini, havaların ısınması ile birlikte polen salınımı ve yoğunluğunun arttığını belirtiyor. Ayfer Tuncer, “Polenler solunum yoluyla vücudumuza girerler. Alerjik bünyeli olanlarda bağışıklık sistemi aslında zararlı olmayan bu polenleri `zararlı` olarak görüp takibe alır. Bu kişiler polenlerle tekrar karşılaştığında vücutta alerjiye neden olan birçok zararlı madde ortaya çıkar. Bu maddeler burun başta olmak üzere üst ve alt solunum yolları, göz, cilt ve diğer organlarımızda birtakım yakınmalara neden olur.” diyor. ÇOCUĞUNUZDA BAHAR ALERJİSİ VARSA BUNLARA DİKKAT! Prof. Dr. Ayfer Tuncer, ebeveynlere şu önerilerde bulunuyor: Sabah erken saatlerde mümkün olduğunca dışarı çıkmayın. Dışarı çıkmanız gerekliyse gözlük takın. Sürekli gözlük kullanıyorsanız gözlüğünüzü düzenli olarak yıkayın. Açık havada uzun süre kalmayın, piknik sürenizi kısa tutun. Evde ve arabada da filtreli havalandırma veya hava temizleme cihazı kullanın. Bu cihazların filtrelerini sık sık temizleyin. Akşamları eve gelince kıyafetlerinizi değiştirin ve duş alın. Günlük kıyafetlerinizi yatak odanızda çıkartmayın. Evinizi polen mevsiminde sabah erken saatte havalandırmayın. Giysiler ve çamaşırlarınızı polen mevsiminde açık havada kurutmayın.


19 Nisan 2015 Pazar  02:11

Zaman

Manşet - Gerçek işsiz sayısı 5,8 milyon


Devlet, bir kişiyi işsiz kabul etmek için çalışmamasını yeterli görmüyor. TÜİK verilerine göre işsiz sayılabilmek için son bir ay içinde iş aramış olmak gerekiyor. Bu süre daha önce 3 aydı. `İş aramayıp çalışmaya hazır olanlar` sınıfına dâhil kişilerin sayısı 2 milyon 535 bin kişi. Böylece toplam işsizlerin sayısı 5,8 milyona çıkıyor. AKP hükümeti, işsizlikteki yükselişi gizlemeye çalışsa da veriler vahim tabloyu net olarak ortaya koyuyor. İşsiz sayısı artarken devletin işsiz saymadığı önemli bir kitle de iş bekliyor. `Son bir ayda` iş aramadığı için işsiz sayılmayanlar ile iş umudunu kaybedenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 3 milyon 259 bin işsiz, 2 milyon 535 bin de `iş aramayıp çalışmaya hazır olan` kişi var. Devlet bu ikinci grupta yer alanları, son bir ayda iş aramadıkları gerekçesiyle işsiz saymıyor. Oysa bu kişiler, iş olsa çalışmaya hazır olduklarını ifade ediyor. 630 bin kişi de iş bulma ümidi olmadığı için iş aramıyor. Devletin `işsiz saydığı işsizlerle` `işsiz saymadığı işsizler` toplandığında karşımıza toplam 5 milyon 794 bin işsiz çıkıyor. `Gerçek işsizler` olarak ifade edilen bu kitle, kriz döneminden sonra ilk kez 6 milyon kişi sınırına yaklaştı. Devlet, bir kişiyi işsiz kabul etmek için işsiz olmasını yeterli görmüyor. İşsiz olmasının yanında iş arıyor olması da gerekiyor. TÜİK daha önce 3 ay olan bu süreyi bir ay olarak belirledi. Yani son bir ayda iş aramayanlar, işsiz olsa da `işsiz` sayılmıyor. Bu kitle `iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar` başlığı altında toplanıyor. Kurumun `işgücüne dahil olmayan nüfus` verilerinde görünüyorlar. TÜİK, işgücü istatistiklerini her ay detaylı olarak açıklıyor. Ancak bazı veriler ekte tablo olarak sunulurken ana metne konmuyor. Böylece ilk bakışta bütün fotoğrafın görülmesi engelleniyor. Detaylı bakıldığında ise işsizliğin aslında açıklanandan çok daha büyük boyutta olduğu göze çarpıyor. TÜİK`in `işgücüne dahil olmayan nüfus` istatistiklerine göre 28 milyon 761 bin kişi, işgücü dışında. Bir başka ifade ile bu kişiler çalışacak kitleden sayılmıyor. İşgücüne dahil olmayanların nedenlerine bakıldığında ise çarpıcı veriler dikkat çekiyor. `İş aramayıp çalışmaya hazır olan` başlığı altındaki kişi sayısı 2 milyon 535 bin kişi. Bu kitle işsiz olduğu halde iş aramadığı için işsiz sayılmıyor. Bunlara `iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar` deniyor. Bu gruptakilerin sayısının her geçen gün artması da dikkat çekiyor. 630 bin kişi de `iş bulma ümidi olmayanlardan` oluşuyor. İşsizlerle birlikte hesaplandığında 5,8 milyon kişi `çalışmaya hazır` olduğunu ifade ediyor. İŞGÜCÜNE KATILIM ORANI DÜŞÜK Kişilerin işgücüne dahil olmama nedenlerine bakıldığında da en önemli kitleyi ev kadınları oluşturuyor. 11 milyon 781 bin kişi ev işleriyle meşgul olduğu için işgücüne dahil değil. Eğitim öğretim nedeniyle 4,7, emeklilik nedeniyle 4 milyon kişi işgücüne dahil değil. Türkiye`de işgücüne katılımın düşük olması da işsizliğin düşük gözükmesini sağlayan önemli nedenlerden biri. AB ülkelerinde yüzde 70`lerde olan işgücüne katılım, Türkiye`de yüzde 50 düzeyinde.


17 Nisan 2015 Cuma  02:04

Zaman

Manşet - İşsizlik patladı: Yüzde 11,3


İşsizlik ocak ayında yüzde 11,3 oldu. Nisan 2010`dan bu yana görülen en yüksek seviye moralleri bozdu. Her 5 gençten birinin işsiz olduğu Türkiye`de işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 454 bin kişi artarak 3 milyon 259 bin kişiye ulaştı. Uzmanlar, işsizliğin önümüzdeki dönemde artmaya devam edeceğini belirtti. Ekonomideki daralma, işsizliği hızla artırıyor. İşsizlik son 5 yılın zirvesine tırmanarak yüzde 11,3 oldu. Bir yıllık dönemde işsiz sayısı 454 bin kişi arttı. Geçen aya göre de işsiz sayısı 114 bin kişi arttı. Gençlerde ise işsizlik yüzde 20`yi buldu. Her 5 gençten biri işsiz. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 Ocak ayına ilişkin işsizlik verilerini açıkladı. İşsizlik, 2010 Nisan`dan itibaren en yüksek seviyesine çıkarak yüzde 11,3 oldu. İşsiz sayısı da geçen yılın aynı dönemine göre 454 bin kişi artarak 3 milyon 259 bin kişiye çıktı. Geçen ay işsiz sayısı 3 milyon 145 bin kişiydi. Bir aylık dönemde işsiz sayısındaki 114 bin kişilik dev artış dikkat çekti. İşsizlik oranı da 1 puanlık artış gösterdi. Tarım dışı işsizlik oranı 1,3 puanlık artış ile yüzde 13,4`e tırmandı. En büyük artış genç işsizlikte gerçekleşti. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 2,3 puanlık artış ile yüzde 20`ye çıktı. BGC Partners Başekonomisti Özgür Altuğ, “Son 12 ayda işsiz kalanların sayısı 400.000`in üzerinde arttı. Bu artışta kötü hasat dönemi, ekonomik aktivitedeki yavaşlama, Suriyeli mülteciler ve işgücüne katılımdaki artış etkili. Önümüzdeki iki ay işsizlik oranında artış devam edebilir, ardından ise bir miktar toparlanma bekliyoruz.” dedi. İstihdam edilenlerin sayısı 2015 yılı Ocak döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 998 bin kişi artarak 25 milyon 454 bin kişi oldu. Tarımda çalışan sayısı 55 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı ise 943 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 19`u tarım, yüzde 21`i sanayi, yüzde 6,7`si inşaat, yüzde 53,3`ü ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında hizmet sektörünün istihdamdaki payı 1,2 puan artarken, tarım sektörünün payı 0,6 puan, sanayi sektörünün payı 0,4 puan, inşaat sektörünün payı 0,2 puan azaldı. 8 milyon kişi sigortasız çalışıyor TÜİK`e göre kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 32,4 olarak gerçekleşti. Buna göre her 3 çalışandan biri sigortasız kaçak olarak istihdam ediliyor. Çalışan sayısının 25 milyon 454 bin kişi olduğu dikkate alındığında yaklaşık 8 milyon kişi sigortasız. İşgücüne katılım da arttı. İşgücü 2015 yılı Ocak döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 452 bin kişi artarak 28 milyon 713 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 1,8 puan artarak yüzde 50 olarak gerçekleşti. İşsizlik maaşı alanların sayısı da her ay artıyor. İşsizlik maaşıyla geçinmek zorunda kalanların sayısı geçen yılın mart ayına göre 65 bin kişi arttı. 2014 Mart ayında 254 bin 897 kişi işsizlik maaşı alırken, bu yılın mart ayında işsizlik maaşıyla evini geçindirmeye çalışan kişi sayısı 320 bin 220`ye yükseldi. İşsizlik maaşı için başvuranların sayısında da artış yaşanıyor. Geçen yıl mart ayında 60 bin kişi işsizlik maaşı için başvururken bu sene 78 bin kişi başvurdu.


16 Nisan 2015 Perşembe  02:19

Zaman

Manşet - Dünya`nın en tehlikeli 12 hastalığı


Son iki yılda hızla yayılan ve günümüzde insanlığın korkulu rüyası haline gelen Ebola yüzünden Uluslararası Sağlık Örgütü`nün rakamlarına bu güne kadar 4 bin 493 insan yaşamını yitirdi ve 8 bin 997 kişiye bu hastalık bulaştı. Buna rağmen Focus dergisinde yer alan bir habere göre, Ebola Dünya`nın en tehlikeli ilk on hastalığı listesinde yer almıyor. Listede insanları en çok korkması gereken Dünya`nın en tehlikeli ilk on iki hastalığı sırasıyla şunlar: 1) Solunum yollar hastalıkları - Genelde akciğerin iltihaplanması olarak en sık rastlanılan bir ölümcül bulaşıcı hastalıktır. Yılda çoğunluğu çocuk ve yaşlılar olmak üzere yaklaşık 4 milyon kişi bu hastalıktan yaşamını yitirmektedir. 2) AIDS - Yılda 3 milyon insanın yaşamını yitirdiği bu hastalıkta, yeni vakalar hala yüksek oranda sürmekte. 3) İshal hastalıkları - En çok rastlanılan kolera, tifo ve dizanteri gibi ishal hastalıkları özellikle çocukları öldürüyor. 1996`da 3 milyon olan ölüm sayısı günümüzde sadece bir milyon azaldı. 4) Verem - Dünyada yılda 1 milyon 600 bin kişi veremden ölmektedir. Özellikle sigara içenlerin bu hastalığa yakalanma tehlikesi çok yüksek. 5) Sıtma - Dünya`nın en tehlikeli enfeksiyon hastalıklarından biridir. Eğer tedavi edilmezse hastanın hiç bir yaşama şansı yoktur. Küçük bir sinek sokması ölümcül olabiliyor. Bu tropikal hastalık Dünyada yılda 1 milyon insanın ölümüne neden olmaktadır. 6) Kızamık - Aslında aşısı bulunan zararsız bir çocuk hastalığı olarak görünür. Fakat, buna rağmen yılda 1 milyon insan bu hastalık yüzünden yaşamını yitirmektedir. Bir çok çocukta kızamık nedeniyle oluşan beyin iltihabı ölümle sonuçlanabilmektedir. 7) Uyku hastalığı - Sadece tropik Afrika`da görünen ve çeçe sineğinin sokmasıyla bulaşan uyku hastalığı (Tripanozomiyazı) yılda 500 bin kişinin ölümüne neden olmaktadır. 8) Tetanos - Aşısı olmasına rağmen tetanos yüzünden dünyada yılda 300 bin kişi yaşamını yitirmektedir. Bu hastalığı en acı yanı da ölenlerin genelde bebekler olması. 9) Boğmaca - Özellikle yeni doğmuş bebekler bu hastalığa yakalanırlar. Bordetella pertussis bakterisinin yol açtığı bu hastalık üst solunum yollarını etkiler. Dünyada bu hastalıktan yılda yaklaşık 300 bin yaşamını yitirmektedir. 10) Menejit - Dünyada yılda 160 ile 300 bin kişi bu üç hastalık yüzünden (menenjit, Hepatit ve frengi) yaşamını yitirmektedir. 11) Hepatit - 12) Frengi -


15 Nisan 2015 Çarşamba  19:27

Zaman

Manşet - İşsizlik ödeneği başvuruları Mart`ta yüzde 30 yükseldi


İşsizlik oranı için öncü göstergelerden sayılan işsizlik ödeneği için başvuranların sayısındaki hızlı artış Mart ayında da sürdü. Ocak ve Şubat`taki yüzde 28`lik artışlardan sonra Mart ayında da işsizlik ödeneği almak için başvuranların sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu`nun bugün açıkladığı işsizlik verilerine göre, işsizlik Ocak döneminde 1.0 puanlık artışla, Nisan 2010 döneminden sonraki en yüksek düzey olan yüzde 11.3 düzeyine yükseldi. Mart ayında işsizlik ödeneği için başvuranlar, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30 artışla 78 bin 348 kişiye yükseldi. İşsizlik ödeneği için yapılan başvurular Ocak ayında da yüzde 27.8 artışla 111 bin 384, Şubat ayında ise yüzde 28.1 artışla 81 bin 808 kişiye yükselmişti. İşsizlik verileri Türkiye İstatistik Kurumu`nun (TÜİK) verilerine göre, işsizlik Ocak döneminde 1.0 puanlık artışla, Nisan 2010 döneminden sonraki en yüksek düzey olan yüzde 11.3 düzeyine yükseldi. Uluslararası Para Fonu`nun dün açıklanan `Dünya Ekonomik Görünümü` raporunda Türkiye`de geçen yıl yüzde 9.9 olan işsizliğin 2015 yılında yüzde 11.4`e ve 2016 yılında da yüzde 11.6`ya çıkacağı öngörüsüne yer verildi. TÜİK verilerine göre, 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2015 yılı Ocak döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 454 bin kişi artarak 3 milyon 259 bin kişiye yükseldi. İşsizlik sigortasına nasıl başvurulur Sigortalı işsizlerin, hizmet akdinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içinde İŞKUR birimlerine veya elektronik ortamda http://www.iskur.gov.tr adresine başvurmaları gerekiyor. Bu süre içinde başvuran en az 600 gün çalışmış sigortalılar 180 gün, 900 gün çalışmış sigortalılar 240 gün, 1,080 gün çalışmış sigortalılar da 300 gün süre ile İşsizlik Sigortası ödeneğinden yararlanabiliyor. İşsiz kaldıktan sonraki 30 günlük süre içinde başvuruda bulunmayanların hak sahipliği süresinden geç kalınan süre kadar kesiliyor.


15 Nisan 2015 Çarşamba  13:28

Zaman

Manşet - IMF`nin tahmini tuttu, işsizlik yüzde 11`i aştı


İşsizlik rakamları ocak ayında yüzde 11.3 olarak gerçekleşti. IMF dün yayımladığı `Dünya Ekonomik Görünümü` raporunda ocak ayı işsizlik tahminini yüzde 11 olarak açıklamıştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK), 2015 ocak ayına ait işsizlik rakamlarını açıkladı. Buna göre geçtiğimiz yıl işsizlik oranı yüzde 11.3 seviyesinde gerçekleşti. İşsiz sayısı ocak ayında, geçen yılın aynı dönemine göre 454 bin kişi artarak 3 milyon 259 bin kişi oldu. İşsizlik rakamları 2014 yılında yüzde 9,9 seviyesinde gerçekleşmişti. Öte yandan tarım dışı işsizlik oranı ise Aralık-Ocak-Şubat döneminde yüzde 13,4 olarak gerçekleşti. Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye`de işsizlik oranının bu yıl ve önümüzdeki yıl yüzde 11`in üzerine çıkıp, orada kalacağı öngörüsünde bulunmuştu.


15 Nisan 2015 Çarşamba  10:27

Zaman

Ekonomi - Buğdayda sarı pas hastalığı riski oluştu


Kırıkkale`de 170 bin hektar alanda hububat yetiştiriciliği yapıldığını belirten Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Recep Kırbaş, ilkim şartları nedeniyle hububat ekili alanların sarı pas hastalığı riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Recep Kırbaş, yaptığı açıklamada, çiftçilerin zirai mücadelede geç kalmamaları gerektiğinin altını çizerek, `2015 yılında yağışların zamanında toprağa düşmesi ve bahar ayların da yağışlı geçmesi nedeniyle hububat gelişimi çok iyi gidiyor. Nisan ayı başı olmasına rağmen hava sıcaklıkları fazla artmadığı, hava sıcaklıklarının 15 dereceyi geçmesiyle beraber hububat alanları etkileyebilecek pas hastalığı tehlikesi bulunmaktadır.` dedi. Buğdayda görülen hastalıkların başında sarı pas hastalığının başı çektiğini belirten Kırbaş, şöyle devam etti: `Sarı pas hastalığı genellikle yapraklarda görülse de sap ve başaklarda da zaman zaman görülebilmektedir. Yaprakların üst yüzeyinde makine dikişi şeklinde ve sarı renkte püstüller oluşur. Bu püstüllerin dizilişi bir çizgiyi andırdığı için bu pasa çizgili pas da denir. Buğday tarlalarında ilkbaharda 10-15 derece sıcaklık ve yüksek nem hastalığın gelişimi için en uygun ortamdır. Hava sıcaklıklarının artmasıyla beraber hububat ekili tarlalar kontrol edilmelidir. Sarı pas yoğunluğu tespit edildiği anda mücadele, zamanında geciktirilmeden yapılmalıdır. Mücadele için sık ekimden kaçınılmalı, gübreleme toprak analiz sonuçlarına göre yapılmalı ve yabancı ot mücadelesi tekniğine uygun ve zamanında yapılmalıdır. Bunların yanında pas hastalıklarına dayanıklı buğday çeşitlerinin ekilmesi ile pas zararı en az seviyeye indirilebilmektedir. Sayılan bu kültürel önlemlerin yanında, hastalığın hemen her yıl şiddetli olarak görüldüğü yerlerde ve duyarlı buğday çeşitlerinde yeşil aksam ilaçlaması da gerekebilir. İklim koşulları hastalığın gelişmesine uygun gidiyorsa ve epidemik bir durum olasılığı varsa, kullanılan ilacın etki süresine göre ilaçlama tekrarlanabilir. İlaçlama, hasada 1 ay kala yapılmamalıdır. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi ve sorularınız için il ve ilçe müdürlüklerine müracaat ediniz.`


15 Nisan 2015 Çarşamba  15:47

Zaman

Manşet - Bülent Arınç`tan israf itirafı: Karnemiz kırık


Bursa`da partisinin verdiği ahde vefa yemeğinde konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, `İsrafın önünü alsak sizden vergi almamıza gerek kalmaz. 13 yıllık iktidarımızın her tarafı altın yazılarla, başarıyla doludur. Ama israf konusunda karnemiz kırıktır` ifadelerini kullandı. Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi`nde partilileriyle bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, israf konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Arınç, yemek duası ile ilgili bir fıkra anlatırken israf konusuna değinerek, `İsrafın önünü alsak sizden vergi almamıza gerek kalmaz. 13 yıllık iktidarımızın her tarafı altın yazılarla, başarıyla doludur. Ama israf konusunda karnemiz kırıktır. `Allah israf edenleri sevmez` diyor. Belediye başkanı da, milletvekili de, anne baba olarak ebeveyn olarak siz de israf etmeyeceksiniz.` dedi. Çocuğun da israf etmemesi gerektiğini vurgulayan Arınç, `O pahalı ambalajlı şeylerden alıp da yarısını atmak, ekmeğin yenmemiş kısımlarını çöp tenekesine koymak, yemeği sünnetlemeden, ucundan alıp artık hale getirmek bizim inancımızda yok. Bizim inanç ve geleneklerimiz, ekmek kırıntılarını bile elimizi böyle ıslatıp kırıntıları ağzımıza atmaktan geçer.` ifadelerini kullandı. Arınç, yemek dualarının Türkçe yapılması halinde bundan ders alınacağını belirterek insanın ürpermesi gerektiğini vurguladı. Peygamberimiz Efendimiz`in, `Bir akarsuda abdest alsan bile israf etme` sözünü hatırlatan Arınç, `Yarım saatlik yemek duasına ihtiyaç yok. Yemek duaları Türkçe olsa da, bir kısmımız bundan ders alacağız. İnşallah hocalarımız duyar. Arapça`nın ardından Türkçe birkaç kelime dua eder, ne söylediğini anlarız` dedi. (DHA)


17 Nisan 2015 Cuma  09:51

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  

astsubaya torbadan kıdemve zam  kambur kaza  köy kanunu tasarısı  7 agustos posta gazetesi  kambur kaza  çarşamba trafik kaza mayıs 2011  sezer inanoğlu  konyanın üzerindeki göz  show dünkü haber izle metin2  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji  izmir özel fatih koleji