Bulunan Haber Sayısı: 573
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Ekrem Dumanlı`dan `AVM` yalanına net cevap: AVM güvenlik kameraları sizi yalanlayınca; özür dileyecek misiniz?


Yandaş Star Gazetesi yalan ve iftira içerikli yeni bir yalan habere imza attı. Kara propaganda yapan ve gazetecileri hedef gösteren sitelere yönelik şikayetleri suç gibi göstermeye çalışan Star, bu kez Zaman Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı`nın ifadesi AVM`de alındı yalanını uydurdu. Twitter adresinden hakkındaki iftirayı net bir dille yalanlayan Ekrem Dumanlı, Anayasal ve kanuni haklarını kullanarak müfterilerden şikayetçi olduğunu kaydetti. Hak aramanın suç gibi gösterilmesinin anlamsızlığına dikkat çeken Dumanlı, konuyu çarpıtan yayınlar yapan yandaş medya yöneticilerine, bu yönde bir şikayette bulunacağını o dönem söylediğini hatırlattı. “En çok üzüldüğüm de yandaş medyanın Ahlaksız Yöneticileri. Çünkü onlara bu müfterileri resmen şikayet ettiğimi söylemiştim.” ifadelerini kullandı. `AVM` iftirasını atanlara bir öneride bulunan Dumanlı, “Yandaşın biri bir AVM`de polise ifade verdiğimi yazmış. Çok komik! Resmen Şikayetçi olduğum bir konuda niye AVM? Kafayı AVM`yle bozmuşlar. AVM`ci Arkadaşlara bir öneri: buranın güvenlik kameralarına bakın. Müşteki olmak için oraya gitmediğimi görünce özür diler misiniz?” diye sordu. “BU İFTİRALARI YAZANLARA, ŞİKAYETÇİ OLACAĞIMI SÖYLEMİŞTİM” Konun çarpıtıldığına dikkat çeken Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Dumanlı şunları yazdı: “Konuyu çarpıtmayın: İftiracıları 2 yıl önce resmen şikayet ettim. Bu benim anayasal ve yasal hakkım. Bunu suç gibi Gösteren, suç işliyor. En çok üzüldüğüm de yandaş medyanın Ahlaksız Yöneticileri. Çünkü onlara bu müfterileri resmen şikayet ettiğimi söylemiştim. Resmen müşteki olmak suç mu? Dilekçenizi kabul eden devlet görevlileri suçluysa, bugünkü bazı savcı polisler de `Örgütlü suç` mu işliyor?” 1-Yandaşın biri bir AVM`de polise ifade verdiğimi yazmış. Çok komik! Resmen Şikayetçi Olduğum bir konuda niye AVM? Kafayı AVM`ye bozmuşlar.. — Ekrem Dumanlı (@EkremDumanli) 18 Nisan 2015 2- AVM`ci Arkadaşlara bir öneri: buranın güvenlik kameralarına bakın. Müşteki olmak için oraya gitmediğimi görünce özür diler misiniz? — Ekrem Dumanlı (@EkremDumanli) 18 Nisan 2015 3- konuyu çarpıtmayın: İftiracıları 2 yıl önce resmen şikayet ettim. Bu benim anayasal ve yasal hakkım. Bunu suç gibi Gösteren, suç işliyor. — Ekrem Dumanlı (@EkremDumanli) 18 Nisan 2015 4-En çok üzüldüğüm de Yandaş medyanın Ahlaksız Yöneticileri. Çünkü onlara bu müfterileri resmen şikayet ettiğimi söylemiştim. — Ekrem Dumanlı (@EkremDumanli) 18 Nisan 2015 5-Resmen Müşteki olmak suç mu? Dilekçenizi kabul eden devlet Görevlileri suçluysa, bugünkü bazı savcı polisler de `Örgütlü suç` mu işliyor? — Ekrem Dumanlı (@EkremDumanli) 18 Nisan 2015 ISRARLA KİRLİ BİLGİ YAYMAYA DEVAM EDİYORLAR Yandaş medya Y.Şafak, Star ve Sabah gazeteleri dün de hiçbir hukuki delile dayanmayan yeni bir yalan habere imza atmıştı. Yandaş gazeteler, daha önce bir çok medya mensubunu hedef alan, kara propaganda yayınları yapan medyagundem, haber10, medyasavar gibi internet siteleri ile bazı twitter hesapları hakkında mahkeme ve savcılıklara yapılan şikayetleri suç gibi gösterdi. İktidar yanlısı medya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarınca başlattığı soruşturmalar kapsamında polisin yaptığı teknik takiplerin talimatını `gazeteciler verdi` iftirasını atmıştı. Benzer yalan haberler daha önce de gündeme gelmiş, Savcı Okan Özsoy, 22 Mayıs 2014`te gazetecilerin avukatlarına `Müvekkillerinizin soruşturma ile herhangi bir irtibat ve ilgisi bulunmamaktadır` cevabını vermişti. Ancak olay yandaş medyanın yazdığının aksine psikolojik harekat yapan ve gazetecilere iftira atan bu internet siteleri hakkında cumhuriyet savcılıklarına şikayette bulunulmasıyla başlamış, hukuk zemininde bir hak arayışından ibaretti. Aralarında Cengiz Çandar, Ahmet Hakan, Taha Akyol, Nazlı Ilıcak, Aslı Aydıntaşbaş, Ekrem Dumanlı, Bülent Keneş, Aydın Doğan, Enis Berberoğlu, Derya Sazak gibi gazetecilerin de yer aldığı isimlere kara propaganda amaçlı kurdukları internet sitelerinden akla gelmedik iftiralar atan ve hakaret eden isimlerin tespiti için Haziran-Aralık 2013 tarihlerinde Cumhuriyet Savcılıklarına şikayette bulunuldu.


18 Nisan 2015 Cumartesi  14:11

Zaman

Manşet - Ekrem Dumanlı`dan `AVM` yalanına net cevap: Oraya gitmediğimi görünce özür diler misiniz?


Yandaş Star Gazetesi yalan ve iftira içerikli yeni bir yalan habere imza attı. Kara propaganda yapan ve gazetecileri hedef gösteren sitelere yönelik şikayetleri suç gibi göstermeye çalışan Star, bu kez Zaman Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı`nın ifadesi AVM`de alındı yalanını uydurdu. Twitter adresinden hakkındaki iftirayı net bir dille yalanlayan Ekrem Dumanlı, Anayasal ve kanuni haklarını kullanarak müfterilerden şikayetçi olduğunu kaydetti. Hak aramanın suç gibi gösterilmesinin anlamsızlığına dikkat çeken Dumanlı, konuyu çarpıtan yayınlar yapan yandaş medya yöneticilerine, bu yönde bir şikayette bulunacağını o dönem söylediğini hatırlattı. “En çok üzüldüğüm de yandaş medyanın Ahlaksız Yöneticileri. Çünkü onlara bu müfterileri resmen şikayet ettiğimi söylemiştim.” ifadelerini kullandı. `AVM` iftirasını atanlara bir öneride bulunan Dumanlı, “Yandaşın biri bir AVM`de polise ifade verdiğimi yazmış. Çok komik! Resmen Şikayetçi olduğum bir konuda niye AVM? Kafayı AVM`yle bozmuşlar. AVM`ci Arkadaşlara bir öneri: buranın güvenlik kameralarına bakın. Müşteki olmak için oraya gitmediğimi görünce özür diler misiniz?” diye sordu. “BU İFTİRALARI YAZANLARA, ŞİKAYETÇİ OLACAĞIMI SÖYLEMİŞTİM” Konun çarpıtıldığına dikkat çeken Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Dumanlı şunları yazdı: “Konuyu çarpıtmayın: İftiracıları 2 yıl önce resmen şikayet ettim. Bu benim anayasal ve yasal hakkım. Bunu suç gibi Gösteren, suç işliyor. En çok üzüldüğüm de yandaş medyanın Ahlaksız Yöneticileri. Çünkü onlara bu müfterileri resmen şikayet ettiğimi söylemiştim. Resmen müşteki olmak suç mu? Dilekçenizi kabul eden devlet görevlileri suçluysa, bugünkü bazı savcı polisler de `Örgütlü suç` mu işliyor?” 1-Yandaşın biri bir AVM`de polise ifade verdiğimi yazmış. Çok komik! Resmen Şikayetçi Olduğum bir konuda niye AVM? Kafayı AVM`ye bozmuşlar.. — Ekrem Dumanlı (@EkremDumanli) 18 Nisan 2015 ISRARLA KİRLİ BİLGİ YAYMAYA DEVAM EDİYORLAR Yandaş medya Y.Şafak, Star ve Sabah gazeteleri dün de hiçbir hukuki delile dayanmayan yeni bir yalan habere imza atmıştı. Yandaş gazeteler, daha önce bir çok medya mensubunu hedef alan, kara propaganda yayınları yapan medyagundem, haber10, medyasavar gibi internet siteleri ile bazı twitter hesapları hakkında mahkeme ve savcılıklara yapılan şikayetleri suç gibi gösterdi. İktidar yanlısı medya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarınca başlattığı soruşturmalar kapsamında polisin yaptığı teknik takiplerin talimatını `gazeteciler verdi` iftirasını atmıştı. Benzer yalan haberler daha önce de gündeme gelmiş, Savcı Okan Özsoy, 22 Mayıs 2014`te gazetecilerin avukatlarına `Müvekkillerinizin soruşturma ile herhangi bir irtibat ve ilgisi bulunmamaktadır` cevabını vermişti. Ancak olay yandaş medyanın yazdığının aksine psikolojik harekat yapan ve gazetecilere iftira atan bu internet siteleri hakkında cumhuriyet savcılıklarına şikayette bulunulmasıyla başlamış, hukuk zemininde bir hak arayışından ibaretti. Aralarında Cengiz Çandar, Ahmet Hakan, Taha Akyol, Nazlı Ilıcak, Aslı Aydıntaşbaş, Ekrem Dumanlı, Bülent Keneş, Aydın Doğan, Enis Berberoğlu, Derya Sazak gibi gazetecilerin de yer aldığı isimlere kara propaganda amaçlı kurdukları internet sitelerinden akla gelmedik iftiralar atan ve hakaret eden isimlerin tespiti için Haziran-Aralık 2013 tarihlerinde Cumhuriyet Savcılıklarına şikayette bulunuldu.


18 Nisan 2015 Cumartesi  13:17

Zaman

Manşet - AB`den Hükümet`in akreditasyon ayıbına net tavır: Bu yüzden ikinci basın toplantısını yapıyoruz


Avrupa Komisyonu`nun 1 Kasım`da göreve başlayan üç yeni üst düzey yetkilisinin Ankara ziyaretine, darbe dönemlerinde görülen akreditasyon ayıbı damga vurdu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini başkanlığındaki heyet, dün Ankara`da Türk yetkililerle yaptıkları ortak basın toplantısına akreditasyon uygulanan Zaman, Bugün, Taraf ve Cihan Haber Ajansı gibi yayın kuruluşları alınmadığı için AB Komisyonu`nda ikinci bir basın toplantısı yapmak zorunda kaldı. Zaman muhabiri AB Ofisi`ndeki ikinci basın toplantısında Mogherini`ye, “Basın özgürlüğü tehdit altında. Bazı basın organları toplantılara alınmıyor. Bunu görüşmelerde ele aldınız mı?” diye sordu. AB temsilcisi buna, “Evet, bu konuyu gündeme getirdik. Zaten bundan dolayı burada ikinci bir basın toplantısı düzenliyoruz.” cevabını verdi. Mogherini, “Hukukun üstünlüğü, temel haklar, ifade ve medya özgürlüğüne yönelik Türkiye`deki duruma dair endişeler var. Bunlar gerçek meseleler.” dedi. AB Dış Politika Şefi, akreditasyon meselesini görüşmelerde Türk yetkililere aktardıklarını vurgulayarak basın özgürlüğünde ilerleme görmek istediklerini bildirdi. Tayyip Erdoğan`ın seçilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı`na taşıdığı akreditasyon uygulaması daha sonra Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı`na da sıçramıştı. AB Komisyonu, 8 Ekim`de açıkladığı Türkiye ilerleme raporunda ifade ve basın hürriyetindeki gerileme sebebiyle Ankara`yı sert şekilde eleştirmişti. Federica Mogherini, Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu AB Komiseri Johannes Hahn ile İnsani Yardım ve Kriz Yönetiminden Sorumlu AB Komiseri Hristos Stilianidis, dün Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından kabul edildi, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Bakanı Volkan Bozkır ile de bir araya geldi. Görüşmelerde Türkiye`nin tıkanmış durumdaki AB üyelik süreci ve Suriye`ye Türkiye üzerinden giden yabancı savaşçılar konusunda atılacak ortak adımlar ön plana çıktı. AB yetkilileri, görüşmelerin ardından Çavuşoğlu ve Bozkır ile ortak basın toplantısı düzenledi. Mogherini ile Genişleme Komiseri Hahn bu ziyaretin Türkiye`ye verilen önemi gösterdiğini kaydetti. Mogherini, dış politikada AB ile eşgüdüm vurgusu yaptı. İtalyan siyasetçi, “Türkiye`nin bu bölgede oynayabileceği rolü AB`nin oynadığı ve oynayabileceği rol ile bir şekilde örtüştürebilirsek çözümler konusunda çok daha ileri aşamalara gelinebilir.” yorumu yaptı. Çavuşoğlu ise Dışişleri Bakanlığı ve bakanlar seviyesindeki gayri resmi AB toplantılarına ve Dış İlişkiler Konseyi toplantılarına Ankara`nın düzenli davet edilmemesinden yakınarak düzenli davet beklentisini iletti. AB`nin diğer üçüncü ülkelerle gerçekleştirdiği gibi Türkiye-AB zirveleri düzenlemesini de rica etti. Türk tarafı ABD ile AB arasında transatlantik ticaret ve yatırım ortaklığı anlaşmasına Türkiye`nin dâhil edilmesi talebini de iletti. `REFORM SÜRECİNE GERİ DÖNÜŞ` TALEBİ AB yetkilileri Türk muhataplarından AB sürecini hızlandıracak reformları yeniden gündeme almasını isterken tartışmalara sebep olan kanunların AB ile uyumu sağlamak için istişare halinde çıkarılmasının önemini anlattı. İki yetkili, ifade ve basın özgürlüğünün bir demokrasi için hayati önemde olduğunu hatırlattı. Mogherini, IŞİD ile mücadele için başta sınır güvenliği olmak üzere yakın işbirliği ve ortak mücadele talep etti. Ankara IŞİD ile mücadele için Esed rejiminin gitmesini şart koşarken Mohgerini, Türkiye`nin IŞİD`e karşı aldığı önlemleri AB ile aynı hizaya getirmesini istedi. AB heyeti Kırım sebebiyle Batı dünyasının Rusya`ya uyguladığı yaptırımlar konusunda da Ankara`nın desteğini aradı.


18 Nisan 2015 Cumartesi  07:55

Zaman

Manşet - Avrupalı parlamenterlerden medyaya baskı için ortak mesaj


Avrupa Parlamentosu`ndaki siyasi gruplar, Zaman ve Samanyolu TV`yi hedef alan polis operasyonlarını kınadı. AP vekilleri Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca başta olmak üzere tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını talep etti. Zaman`a konuşan AP Sosyalist Grup Başkanı Gianni Pitella, “Birkaç hafta öncesine kadar Türkiye`nin AB`ye üye olabileceğine inanıyorduk. Ancak, Erdoğan Türkiye`yi Avrupa`dan uzaklaştırıyor. Sorun aslında Türkiye değil Erdoğan. AB`nin Türkiye`deki demokrasi tartışmalarına katılma hakkı var. Nerede olursa olsun demokrasiye bir saldırı varsa AB`nin görüş bildirme hakkı vardır.” dedi. Zaman`a yaptığı açıklamada Dumanlı ve Karaca`nın tutuklanmasını eleştiren Pitella, “Avrupa Birliği için ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü temel bir kriterdir. Tutuklamalar kabul edilemez. Türkiye`nin esas problemi AB değil. Esas problem ifade özgürlüğüne ve demokrasiye saygı duyulması. Eğer Türkiye, Avrupa Birliği aday ülkesiyse eğer bir ülke AB`ye girmek istiyorsa AB`nin prensiplerine saygı durmak zorunda.” ifadelerini kullandı. MALî; YARDIMLAR ASKIYA ALINABİLİR AP`nin en büyük siyasi grubu Avrupa Halk Partisi (EPP) de basın özgürlüğü ihlallerinin devam etmesi halinde AB`nin Türkiye`ye yönelik mali yardımları gözden geçirmesini istedi. Hıristiyan demokrat grubu lideri Manfred Weber, “Türkiye`deki gelişmeleri endişeyle izliyoruz. Türk hükümetinin insan hakları ve basın özgürlüğü ilkelerine saygı duymasını bekliyoruz. Aksi halde gerekirse Türkiye`ye yapılan mali yardımların askıya alınması da dahil her türlü seçeneği düşünmeliyiz.” ifadelerini kullandı. KALEMLE Mİ DARBE YAPACAKLAR? 2012 yılında Fransa`da cumhurbaşkanlığına aday olan Fransız AP üyesi Jean Luc-Melenchon da Zaman ve Samanyolu grubuyla dayanışma içinde olduğunu söyledi. Avrupa Birleşik Sol grubu üyesi Melenchon, “Böyle bir operasyonun doğal olarak tek bir amacı vardır. Gazetecileri korkutmak ve otosansür yapmalarını sağlamak. Bu kadar çok gazetecinin aynı anda tutuklanması bunu gösterir. Gözaltı için gösterilen gerekçeler ise çok sakil. Kim gazetecilerin bir araya gelip hükümete darbe yapacağına inanır? Bunlar tamamen saçmalık. Acaba hangi silahlarla darbe yapacaklardı? Kalemle mi?” diye sordu. Fransa`da gazetecilerle ve medyayla çok polemik yaşadığını ve kavga ettiğini belirten Melenchon, “Evet, medyanın yazdıkları bizi kızdırıyor. Bazen canımızı yakıyor. Ancak hiçbir şekilde özgür basının susturulması, tehdit edilmesi kabul edilemez.” dedi. Pazar günü yapılan operasyonların çok kritik bir öneme sahip olduğunu ifade eden Melenchon, “Eğer bu tutuklamalara yeterince tepki gösterilmezse ve protestolar zayıf kalırsa Türk hükümeti daha da güçlenecek. Artık her istediğini yapabileceği izlenimine kapılacak. Bu zaten çok sorunlu bir bölgede bulunan Türkiye`nin daha da istikrarsızlaşmasına neden olacak.” yorumunu yaptı. Türk hükümetinin bağımsız medyadan kurtulma girişimlerinden vazgeçmesi gerektiğini vurgulayan Fransız parlamenter “Basını sansürlemek yerine kendilerini disipline etsinler.” şeklinde konuştu


18 Nisan 2015 Cumartesi  07:55

Zaman

Manşet - AB`de infial: Bu operasyon Avrupa değerlerine saldırıdır


Basın özgürlüğüne yönelik operasyonlar Avrupa Birliği tarafından sert tepkiyle karşılandı. AB komiserleri Mogherini ve Hahn ortak açıklama yaparak operasyonların Avrupa değerlerine karşı olduğunu vurguladı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Piri de gözaltıları `basın özgürlüğüne saldırı` olarak niteledi ve “Şoke oldum.” dedi. Türkiye`de medya özgürlüğüne darbe vurulan `kara pazar` Avrupa`da infial uyandırdı. Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Parlamentosu (AP), Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca`nın gözaltına alınmasına sert tepki gösterdi. Avrupa, gözaltıları basın ve ifade hürriyetine saldırı olarak değerlendirdi. AB Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Federica Mogherini ile Genişleme Müzakereleri`nden sorumlu AB Komisyonu üyesi Johannes Hahn`ın ortaklaşa yaptıkları yazılı açıklamada, gazetecilere ve basın temsilcilerine yönelik polis baskını ve tutuklamaların demokrasinin temel ilkesi olan basın hürriyeti ile bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada operasyonun Avrupalı değerlere ve standartlara karşı olduğu, bu değerlerin AB ile Ankara arasındaki ilişkilerin temelini oluşturduğu kaydedildi. Bu endişelerin yarın aralarında Türkiye`nin de olduğu konuların tartışılacağı AB Dışişleri Bakanları toplantısına taşınacağına dikkat çekildi. AB, önemli gördüğü konularda ortak açıklama yapıyor. Türkiye`deki basın hürriyeti ihlallerine yönelik sert tepkisi ile bilinen AP Başkanı Martin Schulz da Zaman`a yapılan baskının `çok kaygı verici` olduğunu vurguladı. Schulz, Twitter`da #Özgürbasınsusturulamaz etiketini kullanarak yaptığı açıklamada, Türkiye ve medya hürriyetinin farklı yönlere gittiğini ifade etti. AP`nin ikinci büyük grubu olan Sosyalistler ve Demokratlar`ın Başkanı Gianni Pittella da aynı şekilde Twitter`dan yaptığı açıklamada Türkiye`nin AB üyeliğinin basın özgürlüğüne bağlı olduğunu belirtirken, “Zaman`a baskın ülkeyi yanlış yöne götürüyor.” dedi. En sert tepkilerden birini ise AP Türkiye Raportörü Kati Piri verdi. İtalyan parlamenter, “Türkiye`de tutuklamalar sebebiyle şoke oldum. Hükümeti eleştiren medyanın peşine düşülmesi, basın özgürlüğüne saldırıdır.” ifadelerini kullandı. AVRUPA KONSEYİ ENDİŞELİ Türkiye`nin de kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi`nin Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland`ın sözcüsü Daniel Holtgen, Zaman`a verdiği demeçte, “Jagland, basın özgürlüğü tehlike altında olduğunda, gazeteciler gözaltına alındığında ve işlerini yapmalarını engellendiğinde her zaman endişe duyduğunu vurgulamaktadır.” diye konuştu. HÜKÜMET, AB`Yİ BIRAKTI, ZULMÜ TERCİH ETTİ Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff ise gözaltıların hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde AKP iktidarının AB üyeliğinden vazgeçtiğini gösterdiğini kaydetti. Aynı zamanda grubunun gölge Türkiye raportörü olan Lambsdorff, “Bugünkü olaylar hükümetin zulmü tercih ettiğini göstermektedir. Bu olaylar hem Avrupa`daki hem de dünyadaki Türkiye dostları için son derece üzücü haberlerdir. Fakat en mühimi, Türk halkı için üzücü bir haberdir.” değerlendirmesini yaptı. Alman Liberal açıklamasında AB`yi de hedef aldı. AB`nin Türkiye`yi temel hak ve hürriyetler konusunda daha önceden net tavırlarla uyarması gerektiğine işaret etti. AB Komisyonu`nu eleştirerek Türkiye`de gazeteci ve editörlerin içinde bulunduğu zor şartların yeteri kadar gündeme getirilmediğini kaydetti. “Bu dürüst olmayan tavrı ve iki dilliliği bırakmanın zamanı geldi.” diyen Alman siyasetçi, “Türkiye ya açık toplumu ve hür basını ile demokratik bir ülke olacak ya da aynen askerî; diktatörlük zamanlarında olduğu gibi orta gelir grubunda baskıcı bir ülke olarak en parlak beyinlerini Avrupa ve ABD`ye kaptırarak geleceğini kaybedecek.” yorumunda bulundu. İFADE HÜRRİYETİ TEHLİKEDE Avrupalı Liberallerin lideri Sir Graham Watson, gözaltılardan son derece rahatsız olduklarını vurgulayarak, Türkiye`nin otoriter rejimlerin özelliklerini gösterdiğini söyledi. Watson, “Avrupalı Liberaller Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca`nın tutuklanmasından son derece rahatsız olmuştur. Türkiye şu an otoriter rejimlerle anılan sistemlerin özelliklerini göstermektedir. İfade hürriyeti ciddi tehdit altında.” dedi. AP`nin en büyük ikinci grubu Sosyalistlerin eski lideri Hannes Swoboda ise sosyal medya üzerinden verdiği mesajda, “Türkiye`de gazetecilere karşı son yaşananlar demokrasi adına yeni bir geriye gitmedir.” tespitinde bulundu. Swoboda, Türkiye`nin bölge ülkeleri için bir rol model olması gerektiğini ifade etti. Uluslararası toplum ayakta: Demokrasi tehdit altında Zaman Gazetesi ve Samanyolu Televizyonu`na dün yapılan polis baskını hızla tüm dünyada gündeme otururken gazetecilik örgütleri ve Türkiye`yi yakından tanıyan uzmanlar hukuksuz işleme sert tepki gösterdi. Zaman`a açıklama yapan İngiltere merkezli uluslararası yazarlar birliği PEN Direktörü Jo Glanville, baskın ve tutuklamalar nedeniyle `aşırı derecede kaygılı` olduklarını belirterek “Baskıcı yöntemler ancak hükümetin saygınlığını, vatandaşların özgürlüğünü ve Türkiye`nin uluslararası itibarını zedeler.” ifadelerini kullandı. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) de gözaltılarına tepki gösterdi. Merkezi Paris`te bulunan RSF`in Doğu Avrupa ve Orta Asya Büro Temsilcisi Johann Bihr, yaptığı açıklamada, son bir yıldır Gülen hareketine yakın medya kuruluşlarına yönelik boykot, ekonomik baskılar ve mahkeme süreçleri yaşandığına dikkat çekti. Dün gerçekleştirilen arama ve gözaltıların da bu baskıların doruk noktası olduğunu kaydetti. Johann Bihr, ``Muhalif seslere yönelik bu baskıları kınıyoruz.`` ifadelerini kullandı. Yunanistan`ın en büyük basın-yayın örgütü Atina Günlük Gazeteciler Birliği (ESIEA) ise, baskın ve gözaltıları `daha önce benzeri görülmemiş` olarak niteledi. İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb de gazeteciler ve editörlerin gözaltına alınmasını, “Türkiye`de muhalif medyaya yeni bir baskı girişimine benziyor.” sözleriyle değerlendirdi. Gözaltı kararlarının duyulmasının ardından Zaman binasına gelerek destek verenlerden birisi olan gazetemizin yazarı, eski Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk ise Türkiye`de demokrasinin tehlike altında olduğunu söyledi. Türkiye`nin en büyük gazetesinin Genel Yayın Müdürü`nün gözaltına alınmasının Avrupa nezdinde Türkiye`nin son dönemde yaşanan otoriterleşme örneklerinden sadece biri olarak görüleceğini belirtti. Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı hakkındaki iddiaları çok saçma ve anlamsız bulduğunu söyleyen Avrupa Parlamentosu eski üyesi Lagendijk, “Avrupa`dan bu konuda Türkiye`ye büyük bir tepki geleceğine inanıyorum. İnsanların birçoğu Zaman`ı ve Today`s Zaman`ı biliyor. Birçok insan kişisel olarak Ekrem Dumanlı`yı tanıyor. Bu insanlar Zaman`ın Genel Yayın Müdürü`nün gözaltına alındığını duydukları zaman bunu anlamakta zorlanacaklardır. Bunun sert bir şekilde kınanacağını düşünüyorum.” diye konuştu.


18 Nisan 2015 Cumartesi  07:55

Zaman

Manşet - AP milletvekili Boştinaru: Darbe tezini ciddiye almıyoruz, medya hürriyeti esastır


Avrupa Parlamentosu`nun en büyük ikinci grubu Sosyalistlerin Başkan Yardımcısı Victor Boştinaru, iktidarın 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarını `darbe` olarak nitelendirmesini ciddiye almadıklarını söyledi. Boştinaru, böyle bir yaklaşımı `dürüst` de bulmadıklarını ifade etti. Romen siyasetçi, geçmişte komünizmle yönetilen bir ülkeden geldiği için basın hürriyetinin kendisi için `olmazsa olmaz ve temel` olduğunu vurguladı. Sosyalist lider, Türkiye`nin Kobani`deki tavrından da büyük hayal kırıklığı yaşadığını ifade etti. Zaman Brüksel Temsilcisi Selçuk Gültaşlı`nın hazırlayıp sunduğu ve Samanyolu Haber`de yayınlanan Avrupa Masası`na misafir olan Boştinaru, Türkiye`nin üyeliğini destekleyen en büyük grup olan Sosyalistler arasında Türkiye`deki iç gelişmelere ilişkin endişelerin her geçen gün artmakta olduğunu söyledi. Endişelerinden birinin yolsuzlukla mücadele olduğuna işaret etti. 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından hükümetin ortaya attığı `darbe` teorisi sorulan Boştinaru, bu yaklaşımı ciddiye almadıklarını söyledi. Yolsuzlukların, sadece Türkiye`de değil, dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun `darbe` olarak nitelendirilmesi durumunda ciddiye alınmayacağını vurguladı ve yargının yolsuzlukların üzerine gitmesi gerektiğini kaydetti. Boştinaru, “Sosyalistler`de neden Türkiye`deki gelişmelere dair artan bir endişe olduğunu sordunuz. Bunun sebeplerinden biri, yolsuzlukla mücadele edilmesi, böyle bir şey mevcut olduğunda üstesinden gelinmesi gereğidir. Bunun bir darbe girişimi olduğu izahı, nerede olursa olsun-ister Türkiye`de, ister Romanya veya Fransa`da- dürüst değil ve bu, ülkenin güvenilirliğine zarar verici. Bu, ülkenin Avrupa Birliği değerlerine tutunma taahhüdüne de zarar veriyor. Sadece Türkiye`ye atıfta bulunmuyorum. Bu yüzden darbe argümanını ciddiye alamıyoruz, aksine yargı meseleyi çözmeli, durumu irdelemeli.” yorumunu yaptı. Romanya`da da Zaman`a yargı darbesi iddialarının gündeme geldiğine dikkat çeken Boştinaru, “Yargı, adil hareket etmeli, tam tarafsız olmalı, hiçbir siyasi müdahaleye müsaade etmemeli. Müdahaleye izin verilmeyerek, bazı yasa dışı uygulamalar veya hukukun dışında kalan uygulamalar kabul edilmemeli. Yargıya güven azalmamalı. Romanya`da birçok insanın yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını sorguladığı davalar oldu. Fakat bu, yolsuzluk suçlamalarında yaygın olan bir şey değil. Siyasetçiler bir davada hiç kimsenin suçlu ya da masum olduğuna asla hükmedemez.” dedi. BASIN HÜRRİYETİNE DOKUNULDUĞUNDA HEMEN GERİLİRİZ Türkiye`de diğer önemli bir endişe kaynağının da basın hürriyetindeki gerilemeler olduğuna işaret eden Sosyalist lider, bir Romen olarak ifade özgürlüğünün kendisi için temel olduğunu vurguladı. Boştinaru, “Basın özgürlüğünün hiç olmadığı komünist ülkede doğan bir Romanyalı olarak medya hürriyeti benim için temeldir, esastır. Grubumda ve genel olarak Avrupa Parlamentosu`nda basın özgürlüğü ön şarttır. Biri medya özgürlüğüne dokundu mu, basın özgürlüğünü kısıtladı mı parlamento siyasi olarak gergin, endişeli olur ve demokratik sistemin işlerliğini sorgular. Medyanın, siyasilerin kararlarını sorgulamasına, yolsuzlukları soruşturmasına izin vermezseniz sistem, demokrasi olmaktan çıkar.” değerlendirmesini yaptı. 1974`te ABD Başkanı Richard Nixon`ın istifasıyla sonuçlanan Watergate skandalını hatırlatarak, “ABD`de Washington Post gazetesinin araştırması altındaki bir başkan yolsuzluk sebebiyle değil, basın özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle istifa etti.” dedi. Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı, ayrıca Türkiye`nin AB üyeliğine kuvvetli destek verdiklerini, AB`nin Türkiye`nin önemini anlaması gerektiğini ancak Ankara`nın da kendilerine yardımcı olması gerektiğini vurguladı.


18 Nisan 2015 Cumartesi  07:55

Zaman

Manşet - AP`nin Gölge Türkiye Raportörü Sommer: `17 Aralık darbe` iddiası çok saçma


Avrupa Parlamentosu`ndaki Hıristiyan Demokratlar grubunun gölge Türkiye Raportörü Sommer, iktidarın `yolsuzluk yok, darbe var` yaklaşımı için “Katiyen inandırıcı değil.” diye konuştu. İktidarı, Türkiye`yi AB`den uzaklaştırmakla itham eden Alman vekil, darbe iddiası için, “Bu bana gülünç geliyor.” dedi. Avrupa Parlamentosu`nun (AP) en büyük grubu Hıristiyan Demokratlar`ın gölge Türkiye Raportörü, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının `yargı darbesi` olarak nitelendirilmesini “çok saçma” bulduğunu açıkladı. Alman Milletvekili Renate Sommer, iktidarın `yolsuzluk yok, darbe var` yaklaşımı için “Katiyen inandırıcı değil. Saçma. Kulağa çok saçma geliyor. Bunu ispatlayan deliller nerede? Başkalarını suçlamak her zaman kolay bir yol olmuştur. Her zaman `Biz böyle şeyler yapmayız. Bizler harika insanlarız.` derler. Bu bana gülünç geliyor.” değerlendirmesini yaptı. Zaman Brüksel Temsilcisi Selçuk Gültaşlı`nın hazırlayıp sunduğu Avrupa Masası programına misafir olan Sommer, yolsuzluk iddialarının da gerektiği şekilde araştırıldığına kesinlikle inanmadığını söyledi. Samanyolu Haber kanalında yayınlanan programda Alman siyasetçi, Ankara`ya sert eleştiriler yöneltti. İktidarı, Türkiye`yi AB`den uzaklaştırmakla itham etti. Türkiye`nin üyeliğine muhalefeti ile bilinen Sommer, “Kimileri sizin Türkiye`nin kendisine karşı olduğunuzu düşünüyor.” yorumuna, ülkeyi ve insanlarını sevdiğini ancak iktidarı sert şekilde eleştirdiğini ve hükümete muhalif tavır içinde olduğunu söyleyerek cevap verdi. “Hükümet, ülkeyi geri götürüyor, AB`ye yaklaştırmak yerine uzaklaştırıyor.” diyen Sommer, Türkiye`nin bütün katılım kriterlerini yerine getirmesi durumunda üyeliğine itirazın imkânsız olacağını ancak Türkiye`nin bunu başarmasının mümkün olmadığını söyledi. Tespitini, “Çünkü bu hükümet, AB`ye üye olmayı, Avrupa değerlerini gerçekten istemiyor.” dedi. `DİKTATÖRLÜĞE DOĞRU GİDİYORSUNUZ` Basın hürriyetine ilişkin bir soruyu cevaplayan Sommer, çok kötümser bir tablo çizdi. “Eğer siz basın özgürlüğüne müsaade etmiyorsanız, bütün vatandaşlarınızın ifade hürriyetine izin vermiyorsunuzdur. Bana göre Türkiye, bir çeşit diktatörlüğe doğru gidiyor.” yorumunu yaptı. “Bu ifadeniz fazla ağır değil mi? Macaristan Başbakanı Viktor Orban da otoriter olmakla suçlanıyor ama hâlâ AB üyesi?” sorusu üzerine de, “Türkiye bu yönde gidiyor. Benim izlenimim böyle. Toplumun özgürlükleri giderek daha fazla elinden alınıyor.” dedi. `AK SARAY, ALMANYA`DA KESİNLİKLE YAPILAMAZ` Ak Saray`la ilgili tartışmaların Alman basınında neden çok fazla yer aldığı sorulan Sommer, “Bu zamanda cumhurbaşkanı için böyle bir saray inşa etmek sıra dışı. Sultanların saraylarına benziyor. Böyle bir şey Almanya gibi bir ülkede katiyen imkânsızdır. Bence bu sebeple Alman medyası bu konuyla ilgilendi.” dedi. AP`nin en etkili ve en büyük grubu olan Hıristiyan Demokratlar, 1999`dan bu yana AP`deki bu konumunu koruyor. Mayıs ve haziranda 28 üye ülkede yapılan seçimlerde de parti, oy kaybına uğramakla birlikte yine birinci çıktı. Şu an AP`nin 751 üyesinin 221`i Hıristiyan Demokrat grup üyesi.


18 Nisan 2015 Cumartesi  07:55

Zaman

Manşet - Yolsuzlukla mücadele etmeyen ülke AB`ye giremez


Avrupa Parlamentosu Sosyalist kanadının lideri Gianni Pittella, AB`ye üyelik için temel şartların, yolsuzlukla ve idari yozlaşmaya karşı mücadele ve tam şeffaflık olduğunu söyledi. `İslami terör` ifadesine de karşı çıkan İtalyan siyasetçi, Türkiye`nin AB`ye üyeliğinin, Batı`yı İslam`a karşı gibi gösteren propagandaya panzehir olabileceğini belirtti. Avrupa Parlamentosu`nun (AP) en büyük ikinci grubu Sosyalistlerin lideri Gianni Pittella, Zaman Brüksel Temsilcisi Selçuk Gültaşlı`ya önemli açıklamalarda bulundu. Pittella, 17-25 Aralık soruşturmalarının ortaya çıkardığı üst düzey yolsuzluk iddialarıyla ilgili özel bir yorumda bulunamayacağını söyledi ancak söz konusu yolsuzluk olduğunda AB`nin ilkelerinin çok açık olduğunu vurgulayarak, “Yolsuzlukla mücadele sisteminin etkili şekilde hayata geçirilmediği hiçbir ülkenin AB`ye üye olmasına izin vermeyeceğiz.” dedi. Son bir yılda iktidarın hukuk sistemine yaptığı müdahaleleri eleştirerek, “Türkiye ivedilikle vatandaşlarının kendilerini tam olarak özgür hissettiği bir ülke haline gelmeli.” diye konuştu. Basın hürriyetinin AB`nin temellerinden olduğunu vurguladı, Ankara`ya tüm sansür girişimlerinden kaçınma çağrısı yaptı. Pittella, İslamcı terör ifadesine de karşı çıktı. İslam`ın barışçı özelliğine dikkat çekti. Bazı `köktendinci`lerin Batı`yı İslam`a karşı olmakla suçladıklarını, Türkiye`nin AB`ye üyeliğinin bu propagandaya panzehir olabileceğini söyledi. “Türkiye`yi Avrupa`ya tam üye kabul etmek, İslam`ın siyasî; olarak araçsallaştırılmasına darbe vurabilir.” ifadesini kullandı. Tam adıyla Sosyalist ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D) lideri Gianni Pittella, İslam dininin her zaman barış çağrısında bulunduğunu bildiğini, `İslamî; cihat` yaptığını iddia edenlerinse İslamî; bir tavır içinde olmadıklarını vurgulayarak, İslamcı terör ifadesine karşı çıktı. Pittella, kendilerini `İslamcı` olarak nitelendiren köktendincilerin Batı`yı İslam`a karşı olmakla suçladıklarını, Türkiye`nin AB`ye üyeliğinin bu propagandaya panzehir olabileceğini söyledi. “Türkiye`yi Avrupa`ya tam üye olarak kabul etmek, İslam`ın siyasî; olarak araçsallaştırılmasına bir darbe vurabilir.” dedi. Türkiye`yi ziyaretinden oldukça olumlu intibalarla döndüğünü ifade eden İtalyan siyasetçi, temel haklara ilişkin geriye gidişle ilgili eleştirel konuştu. Türk yetkililere çağrı yapan Pittella, “Size yardım etmemiz için bize yardım edin.” dedi. Temel hak ve hürriyetlere ilişkin sorunların müzakere edilmesi için hukukun üstünlüğü ve demokratik kriterleri ele alan 23. ve 24. fasılların bir an evvel açılmasını talep ettiklerini hatırlattı. Her iki fasıl da Rumlar tarafından tek yanlı olarak bloke ediliyor. Türkiye`deki demokratik sorunları sık sık gündeme getiren AB, bu konularla ilgili fasılları açmadığı için Ankara`ya yönelik `ikiyüzlü` davranmakla itham ediliyor. Pittella`nın lideri olduğu S&D ise Türkiye`nin AB üyeliğine uzun süredir destek veriyor. 751 sandalyeli AP`de Sosyalistlerin 191 milletvekili bulunuyor. Söz konusu temel hak ve hürriyetler olduğunda her seferinde AB`ye katılım koşullarına işaret eden Pittella`nın sözleri Türkiye`nin tam üyelik için yapması gerekenleri de ortaya koydu. Gültaşlı`nın yolsuzlukla mücadele, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve basın hürriyetleri konularında yorumlar istediği İtalyan lider, eleştirel tonunu koruyarak Ankara`ya net mesajlar iletti. Pittella`nın, dün akşam yayınlanan Avrupa Masası`nda dile getirdiği görüşlerinden bazıları şöyle: `Özgür basın şart` “Basın sorununun çözülmesi, Türkiye ile üyelik müzakerelerine devam etmemiz için ana şarttır. Bilgi edinme özgürlüğü, medyada çoğulculuk ve azınlık haklarına saygı, kadına şiddet ile mücadele, işçilere eşit fırsatlar, siyasete katılım konusunda herkese eşit fırsat sunulması, bütün bu konular Avrupa`nın gerçek DNA`sını oluşturuyor. Eğer bir ülkede bu değerler yoksa ya da bu değerlere yeteri kadar saygı duyulmuyorsa, o ülke AB`ye giremez. Bu mümkün değildir.” `Yolsuzlukla savaşmayan, üye olamaz` “Yolsuzlukla ve idarenin yozlaşmasına karşı mücadele, hesap verebilir bir idarî; sistem ve tam şeffaflık için mücadele… Bunlar AB`ye üyelik için temel şartlar. Yolsuzlukla mücadele sisteminin etkili şekilde hayata geçirilmediği hiçbir ülkenin üye olmasına izin vermeyeceğiz. Yolsuzlukla mücadele sisteminin ülkenin ahlakını ve ahlakî; standartlarını zayıflatacak, yıkacak idarî; davranışlarla mücadele edebileceği imkânlara sahip olması gerekir.” `Yargı tam bağımsız olmalı` “Son aylarda yapılan yargıdaki kanunî; değişikliklerin yargıdaki bağımsızlığı, hakim ve savcılardan Adalet Bakanı`na doğru kaydırdığını düşünüyorum. Yargı tam bağımsız olmalıdır ki demokratik ülkeler sağlıklı bir denge-fren sistemine kavuşabilsin. Denge ve fren sistemi, bir demokrasinin hem gıdası hem de yakıtıdır… Hem biz Sosyalistler hem de Avrupa için yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, basın özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı esastır, temeldir. Bu temel şartları haiz olmayan hiçbir Avrupa ülkesi AB üyesi olarak kalamaz. Bu mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye bu standartların ülkede mevcut olduğunu teminat altına almalı. Türkiye öncelikle ve ivedilikle vatandaşlarının kendilerini tam olarak özgür hissettiği bir ülke haline gelmeli.”


18 Nisan 2015 Cumartesi  07:55

Zaman

Manşet - HDP`li Yüksekdağ: İki gündür Antalya`da da provokasyon tezgahlanıyor


HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Ağrı`nın ardından milliyetçi hassasiyeti ile bilinen Antalya`nın Serik ilçesinde de provokasyon tezgahlandığın önü sürdü. HDP İlçe Teşkilatı`nı açmaya çalıştıkları Serik`te iki gündür yaşananlarla ilgili, `Hiç de karanlık olmayan, hükümetin denetimindeki mülki amirler ve kolluk kuvvetleri eliyle bir provokasyon tezgahlanıyor.` iddiasında bulunan Yüksekdağ, `İkinci defa daha düşünün. Ağrı`da haliniz ortada. Hala Ağrı`da dağılan vidalarınızı toplayamadınız. Ağrı`da provokasyon elinizde patladı, Serik`te de patlayacak.` dedi. Figen Yüksekdağ, partisinin Antalya kent merkezindeki bir otelde düzenlediği dayanışma yemeğine katıldı. HDP Antalya milletvekili adaylarının tanıtılmasının ardından konuşan Yüksekdağ, önceki gün Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan AK Parti seçim beyannamesini eleştirdi. Eski Türkiye`yi temsil ettiği iddiasında bulunduğu iktidar partisinin 200 sayfalık seçim beyannamesinde yeni olan tek şeyin başkanlık sistemi olduğunu vurgulayan Yüksekdağ, `Söylediğiniz tek yeni şey `başkanlık sistemini getireceğim` olacak, bunun için 200 sayfa beyanname yazacaksınız. Yazıktır. 200 sayfayla hazırladığınız, açıkladığınız yeni Türkiye projesi içerisinde yeni olan tek şey `Ben diktatörlük sistemi getireceğim` cümlesidir. Bu yenilik adı altındaki saldırıyı Türkiye toplumu yutmaz.` diye konuştu. AK Parti`nin 13 yıllık iktidarı süresinde hak ve özgürlüklerde gelişme kat edemediğini savunan Figen Yüksekdağ konuşmasını şöyle sürdürdü: `13 yıl önce iktidara geldiklerinde Kürt sorunu vardı. Aradan 13 yıl geçti hala Kürt sorunu var. Çözücü, gerçek anlamda bu sorunu ortadan kaldıracak tek bir adım atmadılar. Hala Kürt sorunun çözümünü süründürme gayreti içerisindeler. 13 yıl boyunca bu sorunu çözmediysen eğer, 200 sayfalık değil 800 sayfalık seçim beyannamesi döşe, söylediklerinin hiçbir inandırıcılığı yoktur. Biz de inanmıyoruz.` PROVOKASYON GİRİŞİMLERİ Birkaç gün önce provokasyon girişimine sahne olan Ağrı`yı `AK Parti hükümetinin demokrasi, barış ve çözüm savunuculuğu maskesinin düştüğü yer` olarak tarif eden Yüksekdağ, `Ağrı`da, 2015 genel seçimleri öncesinde milliyetçiliği tavan yaptırıp bu oylardan nemalanmak ve HDP`nin siyasi prestijini düşürmek için bu hükümet, gözümüzün içine baka baka provokasyon tezgahladı. Yüzlerine çıkıp söylediğimizde de `Niye söylüyorsunuz?` diyorlar. Bağırıp çağırıyorlar, tehdit ediyorlar, küfür ve hakarete yöneliyorlar. Yapabildikleri tek şey bu. Çözüm gücü kalmış bir siyasi iktidar bu kadar feveran koparır mı? Cumhurbaşkanının yaptığı konuşları duyuyorsunuz. Bütün dünya, bütün Türkiye ibretle izliyor. Tarihte başka bir cumhurbaşkanı yoktur. Halkı, siyasetçileri, siyasi partileri doğrudan tehdit eden, hakaret eden, suçunu açığa çıkardık diye kıyametleri koparan, bütün ciddiyetini ve ikna ediciliğini yitirmiş bir cumhurbaşkanı var karşımızda.` ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ın, Ağrı`nın ardından kendilerine `Siz kimsiniz?` diye seslendiğini hatırlatan Figen Yüksekdağ, konuşmasına şöyle devam etti: `35-40 yılda kim olduğumuzu öğrenemediysen yazık sana. Boş yere cumhurbaşkanı olmuşsun. Eğer bu zamana kadar öğrenmeyi başaramadıysan, öğrenmeye ders çıkarmaya kapalı bir insansan, yine kolaylık göstermek biz de kalsın, kim olduğumuzu öğreneceksin. Çok iyi öğreneceksin. 2015 genel seçimlerinden sonra, 8 Haziran sabahı HDP`nin, bizlerin kim olduğunu çok iyi öğreneceksin sayın cumhurbaşkanı ve bu sefer öğrendiğinizi unutamayacaksınız. Çünkü unutturmayacağız. Çünkü sizin hafızanıza o kadar kalın harflerle zaferimizi yazacağız ki unutmanız asla ve asla mümkün olmayacak.` SERİK`TE DE TEZGAHLANIYOR Ağrı`nın ardından, Antalya`nın milliyetçi hassasiyetlere sahip ilçesi Serik`in de partilerinin ilçe teşkilatının açılışı bahane edilerek provokasyon girişimlerine sahne olduğunu iddia eden HDP`li Figen Yüksekdağ, `Serik ilçesinde hiç de karanlık olmayan güçler tarafından, doğrudan hükümetin denetimindeki mülki amirler ve kolluk görevlileri eliyle bir provokasyon tezgahlanıyor iki günden bu yana. Valiye sorarsanız çok olağanüstü bir durum yok. Kaymakama sorarsanız o zaten işin içerisinde. `Ne var ki bunlarda?` diyor. Bize sorarsanız ve gerçeğe bakarsanız orada açılışını yaptığımız ilçe örgütümüz her gün ırkçı, faşist gruplar tarafından saldırıya uğruyor.` dedi. Serik`teki arkadaşlarının bir linç ve sürgün tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Yüksekdağ, şöyle konuştu: `Sözde halkımızı, bizim seçmen tabanımızı Serik`ten kovacaklarmış. Asıl ben soruyorum, `Siz kim oluyorsunuz?` Bu zamana kadar sizin kovduğunuz, sürdüğünüz, evini yaktığınız, yurdundan ocağından ettiğiniz Kürtler bakın bugün Türkiye`nin dört bir yanındalar ve bu memleketin sizin kadar sahibiler. Kimi kimin yurdundan kovuyorsunuz? Kime siyaseti ve yaşam alanlarını dar etmeye çalışıyorsunuz.` Bu provokasyonun başında duranları uyardığını ifade eden HDP`li Yüksekdağ, `İkinci defa daha düşünün. Ağrı`da haliniz ortada. Hala Ağrı`da dağılan vidalarınızı toplayamadınız. Ağrı`da provokasyon elinizde patladı Serik`te de patlayacak.` ifadelerini kullandı.


18 Nisan 2015 Cumartesi  05:15

Zaman

Manşet - AB`den Türkiye`ye eleştiri bombardımanı


Avrupa Birliği, 8 Ekim`de yayınlayacağı ilerleme raporunda Ankara`ya sert eleştiriler getirecek. ZAMAN`ın ulaştığı 80 sayfalık taslak raporda hükümet yargı, yolsuzluklarla mücadele, hukukun üstünlüğü ve basın hürriyeti konularında sert şekilde eleştiriliyor. Rapor taslağında en fazla kullanılan kelimenin `endişe` olduğu görülüyor. AB, iktidarın yolsuzluk iddialarına yaklaşımının da yargı bağımsızlığını zayıflattığını, kamu idaresinin etkinliğinde endişelere yolaçtığı vurgulanıyor. ` PARALEL` TEZİ İTİBAR GÖRMEDİ Yolsuzluk iddialarını nasıl ele alacağı merakla beklenen AB`nin iktadarın `paralel devlet` tezine itibar etmediği görülüyor. AB, yolsuzlukla mücadele bahsinde Aralık 2013`te ortaya çıkan yolsuzluk iddialarının ele alınış şeklinin bu tür iddiaların `ayrımcılık gözetilmeksizin, şeffaf ve tarafsız şekilde ele alınabileceği konusunda ciddi endişelere` yolaçtığı vurgulanıyor. 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından çıkarılan kanunlara tek tek atıf yapan AB, bu yasaların gerekli istişareler yapılmaksızın, alelacele çıkarıldığına dikkat çekiyor. ANAYASA KOMİSYONU`NU İLK AKP TERK ETTİ Anayasa Uzlaşma Komisyonu`ndan ilk ayrılan partinin AKP olduğu vurgulanan raporda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde devlet imkanlarının Recep Tayyip Erdoğan lehine kullanıldığına işaret ediliyor. EKONOMİYE ELEŞTİRİLER Taslak raporun bu yıl ekonomiye ilişkin daha eleştirel bir ton kullandığı gözleniyor. Taslak, `ekonomi siyasetinin temellerine ilişkin mutabakatın zayıfladığı görülüyor.` ifadesi dikkat çekiyor. Hükümetin Kürt meselesinde attığı adımlar ise olumlu bulundu. AB`nin 17. raporu olan taslak 8 Ekim`de resmen açıklanacak Teorik olarak taslağın son dakikaya kadar değişme ihtimali bulunuyor ancak kaynaklar ciddi bir tadilat beklemediklerini ifade ediyor. Taslak raporda öne çıkan başlıklar şöyle : Anayasa: Meclis Uzlaşma Komisyonu yaklaşık 170 maddenin 60`ında ön mutabakat sağladı. Mutabakatta süregiden uzlaşmazlık eksikliği üzerine, iktidardaki AKP Kasım 2013`te Komite`den çekildi. Komisyon resmen Aralık`ta lağvedildi. 2010 anayasa referandumunda kabul edilen değişikliklerle ilgili olarak şahsi verilerin korunması, askeri yargı, cinsiyet eşitliğine yönelik kanunların uygulanmasında gelişme kaydedilmedi. Anayasa reformu donduruldu. Ancak anayasa Türkiye`nin daha demokratikleştirilmesi, kuvvetler ayrılığının temini, insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü, eşitlik, demokrasi ve hürriyetleri teminat altına alacak en güvenilir mecra olacaktır. Venedik Komisyonu ile aktif istişareler sürdürülmelidir. Dersaneler, MİT kanunu, İnternet, yargı düzenlemeleri: Temel kanunların kabülünden önce yeterli hazırlık ve istişare eksikliği teamülü devam etti. Hükümetin ve AKP`nin hazırladığı internet, yargı, dersanelerin kapatılması ve MİT kanunlarını tadil eden düzenlemeler uygun meclis müzakereleri ya da sivil toplum ve paydaşlarla iştişare edilmeden kabul edildi. Sayıştay: Meclis`te teknik uzmanlığa sahip uzman bir komisyon eksikliği parlamentonun Sayıştay raporlarını takibini ve kamu harcamalarının denetlenmesini zayıflattı. Ayrıca, yürütmenin ve kamu harcamalarının (bilhassa askeri harcamaların) meclis tarafından denetlenmesinde bir gelişme sağlanamadı. Bu problem Sayıştay`ın hukuki mevzuatının zayıflığı ile daha da derinleşti. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylar genel itibariyle özgürce kampanya yapabildiler. Ancak AGİT ve Avrupa Konseyi (AK) Başbakan`ın resmi pozisyonunu kullanması ve son derece taraflı medya desteğinin kendisine diğer adaylar karşı aşikar bir avantaj sağladığı yönünde endişelerini seslendirdi. Hukuki mevzuat demokratik seçimler için uygun olsa da seçim sürecinin şeffaflık ve hesap verebilirliğini kısıtlayan kampanyaların finansı, detaylı raporlama ve müeyyide uygulanması konularında hala reforma ihtiyaç var. Mahalli Seçimler: Seçimler genelde iyi tertip edildi ve Güneydoğu dahil barışçıl şekilde yapıldı. Ancak kampanya kutulaştırıcı ve gergindi ; seçimlerde hile iddiaları bazı şehirlerde protestolara yolaçtı. Bir çok belediyede seçimlere itirazlar edildi ve iptaller için çok sayıda müracaat yapıldı. Sonuçta 13 yerleşim biriminde neticelerde değişikliğe gidildi. Seçimler kampanya bütçelerini, bağışları ve adayların mal varlıklarını denetleyecek gerekli hukuki ve kurumsal çerçeve olmaksızın gerçekleştirildi. Genel olarak, cumhurbaşkanlığı seçimleri düzgün şekilde gerçekleştirildi ancak kampanya süreci devlet kaynaklarının Başbakan lehine su-i istimal edildiğine dair ve basın yayın organlarındaki taraflı yayın endişelere yolaçtı. Mahalli seçimlerin ilk neticelerine yapılan rekor sayıda itiraz ülkede derinleşen kutuplaşmaya işaret ediyordu. Meclis: Yolsuzluk iddialarına ilişkin geniş meclis dokunulmazlığı mevcudiyetini korudu. Mayıs`ta Meclis eski bakanları kapsayan yolsuzluk iddialarına ilişkin tek bir meclis araştırma komisyonu kurdu. Komisyon, itham edilen milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi`nde yargılanıp yargılanmamaları konusunda Genel Kurul`a tavsiyede bulunmakla görevlendirildi. AKP`nin adaylarını açıklamaması üzerine iki ay geciken Komisyon nihayet 8 Temmuz`da 15 üyeyle kuruldu. 15 üyenin 9`u AKP, 4`ü CHP, MHP ve BDP/HDP`den birer üyeyle teşkil edildi. 14 Temmuz`da Komisyon Başkanı dizini olmadığı gerekçesiyle dosyayı savcılar iade etti. Komisyon`un bir üyesi gecikmeyi protesto ederek istifa etti. Komisyon, Ağustos sonunda iddiaları incelemeye başladı. Siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanının denetlenmesinde şeffaflık ve hesap verebilirliğe ilişkin büyük endişeler mevcudiyetini sürdürdü. Meclis`in ana vazifesi olan kanun yapma ve yürütmeyi denetleme fonksiyonlarını icra etme kabiliyeti siyasi partiler arasındaki uzlaşma ve diyalog eksikliğinin sürmesi üzerine engellendi. İLERLEME RAPORU`NUN TÜM AYRINTILARI YARIN ZAMAN`DA


18 Nisan 2015 Cumartesi  07:55

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

dünkü stv haber izle 17 04 2010  çermik  10 tl dvd  www stargazetesi c gazete ünü gazete başlıkları  21 temmuz akşam haberleri  töder ygs sınav sonuçları 2011 amasya  takayla su kayağı  habertürk ankara eki umut kreşi  güneş ka  serkan esen cinayetinin görüntüleri  01 10 2009 ki  17mart 2009 kanal d ana haber izle  dünkü samanyolu tv spor haberi izle  hurriyet gazetesi 28 kasım 2009 deposıte  mustafa yener  30 haziran 2010 posta gazetesi ege eki  milliyet ege eki 9 mart 2011  28 03 2011 hürriyet çukurova eki oku  show tv ana haber bülteni erleri  24 haziran ali rıza üçer  30 11 2009 tarihli hürriyet gazetesi  ketia