Bulunan Haber Sayısı: 420
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Cesur yürek Fener


Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turu ilk maçında Shakhtar ile 0-0 berabere kalan `yeni` Fenerbahçe, gelecek adına umut verdi. Sarı-Lacivertliler, Devler Ligi`nin gediklisi olan rakibinin karşısına sadece 3 haftalık bir hazırlıkla çıkmasına rağmen sergilediği başa baş oyunla beğeni topladı. 90 dakika bitiminde öğrencilerini kutlayan Vitor Pereira ise, “Cesaretinizi gösterdiğiniz için hepinizle gurur duyuyorum.” dedi. Shakhtar Donetsk karşısında yeni bir takım olmasına rağmen başa baş bir mücadele sergileyen ve tur şansını sürdüren F.Bahçe`de Teknik Direktör Vitor Pereira`nın oyuncularına soyunma odasında tek tek teşekkür ettiği öğrenildi. Sarı-Lacivertli ekibin başında ilk resmi sınavını veren Portekizli hoca, öğrencilerine yaptığı konuşmada, 3 haftalık hazırlanma süreci ile Şampiyonlar Ligi`nin gediklisi ve yıllardır beraber oynayan bir ekibe karşı iyi oynadıklarını dile getirdiği bildirildi. Özellikle karşılaşmanın ikinci yarısında sergilenen futboldan memnun kalan tecrübeli taktisyenin, zaman geçtikçe çok üst düzey bir takım olacaklarını söylediği kaydedildi. Pereira`nın talebelerine hitaben şöyle konuştuğu ifade edildi: “Daha yolun başındayız. Fakat bu akşam mutlu olmak için elimde çok şey var. Güçlü yanları olan; uzun yıllardır aynı hocayla ve oyuncu grubuyla mücadele eden bir takıma karşı cesaretimizi gösterdik. Sizinle gurur duydum. Rövanş maçında da cesur bir şekilde sahaya çıkıp İstanbul`a zaferle döneceğimize inanıyorum.” 47 yaşındaki hocanın, Gökhan Gönül`ün son andaki sakatlığı ve Şener Özbayraklı`nın da cezası nedeniyle sağ bekte görev vermek zorunda kaldığı Hasan Ali`yi de, “Sağ bek değildin fakat fedakârlık yapman gerekiyordu. Sana maçtan önce saygı duyuyordum ama şimdi daha fazla saygı duyuyorum. Takım için büyük özveri gösterdin.” şeklinde övdüğü belirtildi. Shakhtar maçında sağ bekte ter döken Hasan Ali ise 90 dakikanın ardından yaptığı açıklamada, “Kariyerimde ilk kez bu mevkide görev yaptım. Zordu fakat hocamı mahcup etmemek için elimden geleni yaptım. Bir gol bulabilsek daha güzel olabilirdi. Önemli olan, gol yemememizdi. Shakhtar, kaliteli ancak elenmeyecek bir takım değil.” dedi. Kasa doldu, yönetimin yüzü güldü Geçen sezon derbiler dışındaki maçlara fazla ilgi göstermeyen F.Bahçe taraftarı, Shakhtar Donetsk maçında adeta gönül aldı. Ses getiren transferlerin ardından havaya giren Sarı-Lacivertli taraftarlar, 700 gün sonra çıkılan Avrupa mücadelesinde Şükrü Saracoğlu`nun neredeyse tamamını doldurdu. Şimdiye kadar 35 bin kombine satan, Shakhtar karşılaşması için de yaklaşık 10 bin bilet satışa sunan Fenerbahçe, 2 milyon TL civarında bir kazanç sağladı. Fenerium`dan da 1 milyon TL civarında ürün satışı yapan Kanarya, bir gecede 3 milyon TL`yi aşan bir gelir elde etti. Sarı-Lacivertli kulüp de dün resmi internet sitesinden bir açıklama yaparak, “Her zaman, her yerde ve her koşulda takımımızı büyük bir coşkuyla destekleyen taraftarımıza teşekkürlerimizi sunarız.” ifadelerine yer verdi. F.Bahçe, hükmen galibiyet bekliyor F.Bahçe, Shakhtar ile oynadığı Devler Ligi 3. eleme maçını UEFA`ya taşıdı. Sarı-Lacivertliler, Copa America`da numunesinde doping maddesine rastlanan Brezilyalı yıldız Fred`in oynatılmasına itiraz etti. Kanarya`nın UEFA yetkililerinin Ukrayna ekibini uyarmış olmalarına rağmen Sambacının ilk 11`de sahaya çıkması üzerine UEFA`ya şikayet dilekçesi gönderdiği öğrenildi. Dün de daha detaylı bir başvuru yapan F.Bahçeli yetkililer, UEFA`nın resmi kararını bekliyor. Ukrayna basını: Kanarya kafesi Ukrayna basını, F.Bahçe-Shakhtar maçını ilginç yorumlarla aktardı. Ülkenin ünlü futbol sitelerinden Ua-football.com, karşılaşmanın skorunu “Kanarya kafesi” başlığıyla duyururken Segodnya gazetesi ise Kadıköy`deki atmosfere şöyle dikkat çekti: “Shakhtar, stattaki çılgın baskıya rağmen kendi kalesine yaslanmadı. Topu iyi kontrol etti ve rakip kaleye korku saldı. Eğer futbolda boks kuralları geçerli olsaydı Shakhtar, hakemlerin ortak kararıyla galip gelirdi.” Bilic`in gözü Musa Sow`da Slaven Bilic`in çalıştırdığı West Ham United`ın, Fener-bahçe`nin Senegalli forveti Musa Sow`a talip olduğu öğrenildi. İngiliz basınında yer alan haberde; West Ham`ın Sow için 12 milyon pauntluk bir teklif sunmaya hazırlandığı ifade edildi. Haberde Sunderland tarafından da takip edilen tecrübeli futbolcunun Robin van Persie`nin gelişiyle takımdaki yerini riske attığı belirtildi. 29 yaşındaki golcünün Sarı-Lacivertlilerle 1 yıl daha sözleşmesi bulunuyor.


30 Temmuz 2015 Perşembe  02:16

Zaman

Ekonomi - Üçüncü havaalanında ikramiyeler hâlâ ödenmedi


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ın 3. havalimanı inşaatında çalışan bütün işçilere Ramazan Bayramı`nda 2 bin 500 lira ikramiye sözü tam bir yılan hikâyesine dönüştü. Havalimanının inşasını gerçekleştiren İGA Havalimanı İşletmesi, Zaman`ın ikramiyelerin işçilere ödenmediği haberinin ardından açıklama yaparak haberin yayımlandığı gün bütün işçilerin hesaplarına ikramiyelerin yatırıldığını açıklamıştı. Edinilen bilgilere göre söz konusu ikramiyelerin taşeron işçilere hâlâ ödenmediği öğrenildi. Ana firma dışında hiçbir taşeron işçiye ikramiye ödenmediğini bildiren bir işçi, “Madem ikramiyeleri yatırdıklarını iddia ediyorlar o zaman dekontlarıyla birlikte bunu basınla paylaşsınlar. Açıkça yalan söylüyorlar. Son aldığımız duyuma göre ikramiyelerin 3 taksit olarak ödeneceği yönünde. Ama bu da sadece bir duyum.” dedi. 15 Temmuz`da üçüncü havalimanı inşaatında çalışan işçilerle iftar yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ana firma taşeron ayrımı yapılmaksızın şantiyede çalışan 5 bin 300 işçiye 2 bin 500`er lira Ramazan Bayramı ikramiyesi yatırılacağının sözünü vermişti. Bunun üzerine sonraki günlerde yüklenici firmalardan Kalyon İnşaat`ın patronu Cemal Kalyoncu “Biz `çılgın beşli`yiz. İşçilerimize bayram harçlığı verdik.” açıklamasını yaptı. Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir ise 18 Temmuz`da ABD yolculuğu öncesi Atatürk Havalimanı`nda basına yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanımız`ın 3`üncü havalimanı çalışanlarına iftar yemeğinde verdiği sözü tuttuk. Sabah yaklaşık 5 bin 300 çalışanın hesabına 2 bin 500 lira yatırıldı.” dedi. Zaman, 25 Temmuz`da yayımladığı haberde, kendilerini çılgın beşli olarak tanımlayan CMLKK yöneticilerinin (Cengiz-Mapa-Limak-Kolin-Kalyon) Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın bayram ikramiyesi sözünü tutmadığını ortaya çıkarmıştı.


30 Temmuz 2015 Perşembe  02:16

Zaman

Manşet - Ali Yurttagül - Basın özgürlüğü meselesi


Türkiye`de basın özgürlüğü konusunu tartışmak bir komedi. Kendini tutamayan bazı eleştiriler Türkiye`yi Kuzey Kore, Çin, İran gibi ülkelerle aynı cümlede sayabiliyor. Tutuklu gazeteciler üzerine süren tartışma da, sorunu tüm boyutları ile yansıtmıyor. Sorun bu kapsamda tartışıldığı için basın üzerindeki baskının boyut ve derinliği çoğu zaman gözden kaçıyor. Tutuklu gazeteciler olduğunu; dün Ahmet Şık, Nedim Şener gibi, bugün de Hidayet Karaca ve Mehmet Baransu`nun sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklu olduklarını hükümetin bakanları bile inkar etmiyor. Gazete ve gazetecilere karşı sürmekte olan binlerce dava tesadüf değil, baskı politikasının boyutunu belgeler nitelikte. Basın ve düşünce özgürlüğünün vahim olduğu konusunda şüphe yok, zaten kimse tersini söylemiyor. “Kimse” derken ileri gitmeyelim. Bu kelime Türkiye`de basın özgürlüğünün Avrupa`dan daha ileride olduğuna inanan Cumhurbaşkanı`mızı kapsamıyor. Hidayet Karaca beş yıl önce TV kanalında yayınlanan bir film senaryosu temel alınarak, “terör” suçundan tutuklu. Ekrem Dumanlı, gazetesinde yayımlanan, kendisine ait olmayan iki yazı ve bir haber yüzünden gözaltına alınmıştı. Resme biraz uzaktan baktığımızda, Dumanlı, Karaca ve Bank Asya operasyonu seçimler öncesi Zaman Grubu`nu susturma hedefli olduğunu gösteriyor. Tipik, AKP`ye özgü bir baskı politikası. Türkiye`de bu tür baskı politikası yeni değil, AKP ile de başlamadı, ama son üç yılda AKP ile derinleşti. AKP ile aslında tüm medyayı kapsayan baskı politikası yeni bir boyut kazandı. Bir gazetecinin konuyu dillendiren cümlelerini birlikte okuyalım: “Bugün ortam öyle gerilmiş, insanlar öyle amigo tarzı tarafgir olmuşlar ki, kimse hakikatleri görmek de, duymak da istemiyor. Sen söyleyince de düşman gözüyle bakılıyor. Neticede içinde bulunduğun toplumdan kopuk olamıyorsun. Toplum bir hususta algılarını kapatmışsa, sadece algılarını açacak küçük dokunuşlar yapıp duyarlılıklarını geliştirmeye çalışmanın ötesinde, esaslı bir vuruş yapman mümkün olmuyor. Dışlanıyorsun. Suçlanıyorsun. Haklı olduğun bir hususta bile haksız muamelesi görebiliyorsun. Her zaman bu kadar baskıyı göze alman mümkün olamayabiliyor. Çareyi, otosansür yapmakta buluyorsun.” Bu cümleler, sola veya genel olarak muhalefete yakın bir gazetecinin değil, hükümete en yakın Yeni Akit Gazetesi`nde köşe yazarı olan Faruk Köse`nin, T24`ten Hazal Özvarış ile mülakatında kullandığı cümleler (24/6/15). Köse korktuğunu da saklamıyor. “Güvenli bir ortamda olduğumu düşünmüyorum çünkü birçok kişi attıkları tweet nedeniyle bile mahkemeye çıkarılabiliyor.” Tabloya baktığımızda oldukça vahim bir baskı yapısı görüyoruz. Hükümet muhalif düşünceleri dillendiren muhalif tüm kalemlere karşı savaş açmış durumda. Tutuklama, işten attırma ve açılan yüzlerce dava bu gazetelere karşı uygulanan susturma metotları. Ülkenin en kadim gazetecileri ya işsizler ya da sadece tirajı düşük gazeteler veya internet sayfalarında yazabiliyorlar. Zaman Grubu her türlü hukuksuzluk göze alınarak “cadı avı” hedefi yapılmış, “terör” suçlaması ile susturulmaya çalışılıyor. Baskı sadece muhalefet üzerinde değil, hükümete yakın gazeteler üzerinde de sürüyor. Sabah, Yeni Şafak, Star gibi gazetelerden atılan gazetecilerin sayısı oldukça kabarık. Cumhurbaşkanı`nın çevresindeki dar bir kadronun gözüne batmak, işten atılmak için yeterli. Faruk Köse bu kesimde yaygın hisleri çarpıcı şekilde dillendiriyor. En çarpıcı baskı ise sosyal medya üzerinde. Gezi olayları ile hükümet sadece basını denetleyerek algı etkinliğinin kurulamayacağını, susan basının bıraktığı boşluğu sosyal medyanın doldurduğunu gördü. İnternet yasaları, Don Kişot`u andıran bir ruh hali ile sosyal medyayı yasaklama ve denetlemeye çalıştı. Yüzlerce değil binlerce sayfa kapatıldığı gibi binlerce dava da gündemde artık. Yeni baskı rejiminin hedefi sadece gazeteciler değil, herkes. Yeni Akit gibi hükümete en yakın bir gazetede yazan gazeteciler de farkında bunun. Türkiye`de basın özgürlüğü değil, korku var. Bitsin artık bu korku, nefes alalım...


30 Temmuz 2015 Perşembe  02:16

Milliyet

Kültür Sanat - Hakkari`de MİT binasına saldırı


Olayların üçüncü gününe girdiği Hakkari`de yüzü maskeli göstericiler bu defa MİT binası ve adliye binası önünde bekleyen zırhlı araçlara ses bombası, havai fişek ve molotof kokteylleri ile saldırdı. Göstericiler eski hurda bir aracı yolda kalkan olarak kullanarak ateşe verip yolu trafiğe ...


30 Temmuz 2015 Perşembe  01:24

Zaman

Manşet - Ankara-Washington hattında suriye bilmecesi


Türkiye, İncirlik hava üssünün ABD uçaklarının kullanımına açılması karşılığında istediği `güvenli bölge` tavizini koparamamış görünüyor. Türk yetkililerin Suriye`de güvenli bölge kurulacağı yönündeki açıklamalarına Washington`dan üstü kapalı yalanlamalar geliyor. Türkiye`nin geçen hafta terör örgütü IŞİD`e karşı savaşta ABD uçaklarına İncirlik hava üssünü kullanma izni vermesinden bu yana gündemi, Suriye`nin Türk sınırında bir çeşit `güvenli bölge` kurulup kurulmayacağı tartışmaları işgal etti. Türk medyasında yer alan haberlerde ve hükümet yetkililerinin açıklamalarında, IŞİD`e karşı işbirliği anlaşmasına `güvenli bölge`nin kurulmasının da dâhil olduğu belirtildi. Bu iddiaları açıkça yalanlamaktan kaçınan ABD`li yetkililer ise söylentileri `İsminin açıklanmasını istemeyen ABD`li üst düzey bir yetkili` şerhiyle yine medya üzerinden yalanlamakla yetindi. Son olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Bu operasyonlar sonucunda DEAŞ`tan (IŞİD) temizlenen bölgeler güvenli bölge olacak. İnsanlar da evlerine dönme imkânı bulacaktır.” sözleriyle `güvenli bölge` kurulmasını ABD ile varılan mutabakatın bir parçası olarak göstermişti. Oysa ABD Başkanı Barack Obama`nın özel temsilcisi emekli General John Allen, Suriye toprakları üzerinde `uçuşa yasak bölge` teşkil edilmesinin iki ülke heyetleri arasında `adının dahi geçmediğini` açıklamıştı. Bloomberg View internet sitesi için bir makale kaleme alan tecrübeli köşe yazarı Josh Rogin de salı günü gazetecilerle bilgilendirme toplantısı gerçekleştiren ABD`li `üç üst düzey yetkili`nin `güvenli bölge` olarak yorumlanabilecek hiçbir seçeneğin masada olmadığını açık bir dille ifade ettiğini aktardı. Analistlere göre İncirlik dışında anlaşmanın önemli pek çok noktası üzerinde de kıyasıya pazarlıklar devam ediyor. Rogin`e göre bu noktaların en önemlilerinden biri, Türk sınırında IŞİD`den temizlenecek bölgenin Esed rejimi uçaklarına karşı korunup korunmayacağı. Ankara`nın bölgeye sivilleri yerleştirme planı, konunun çoktan açıklığa kavuştuğunu düşündürüyor ancak ABD operasyonunun IŞİD`le mücadele alanı dışına taşacağına dair Washington`dan en küçük bir işaret de gelmiş değil. Reuters haber ajansının dün servis ettiği bir haberde ise IŞİD militanlarından temizlenecek bölgeye kimin yerleştirileceği hususunda da Amerikan ve Türk tarafının çok farklı fikirlere sahip olduğu kaydediliyor. ABD ve Türk askerlerinin girmeyeceğinin hemen hemen kesin olduğu yaklaşık 100 kilometre genişliğinde olacağı belirtilen bölgeye, PKK bağlantılı YPG milislerinin yerleşmesini Ankara`nın kabul etmesi mümkün değil. Ankara`nın Esed`e karşı büyük destek verdiği bilinen gruplar ise ABD tarafından Suriye şartlarında dahi `radikal` bulunuyor. İncirlik hava üssü için resmi imza atıldı Dışişleri Bakanlığı, İncirlik hava üssünün IŞİD`e karşı operasyonlarda ABD tarafından kullanılmasına yönelik anlaşmanın imzalandığını duyurdu. Bakanlık Müsteşarı Tanju Bilgic, anlaşma kapsamında üssün yalnızca IŞİD`e karşı kullanılacağını ve buradan kalkan uçaklarla YPG milislerine hava desteği sağlanamayacağını belirtti.


30 Temmuz 2015 Perşembe  02:16

Zaman

Manşet - Akdeniz`de korkutan deprem


Mersin Körfezi açıklarında meydana gelen 5.0 büyüklüğündeki deprem,güney sahillerinde hissedildi. Birçok ilde vatandaşlara sokağa çıkarken, ilk belirlemelere göre deprem, can kaybı ve yıkıma yolaçmadı. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı`ndan alınan bilgiye göre saat 01.00`de merkez üssü Mersin Körfezi açıkları olan Akdeniz`de 5.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem, Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay ve Gaziantep olmak üzere güney sahillerinin büyük bölümünde hissedildi. Bu il ve ilçelerde sarsıntı ile birlikte uykularından kalkan çok sayıda vatandaş, sokaklara çıktı. Vatandaşlar uzun süre sokaklarda beklerken, ilk belirlemelere göre deprem, can kaybı ve yıkıma yol açmadı.


30 Temmuz 2015 Perşembe  01:59

Radikal

Kültür Sanat - Nuri Bilge`nin parkası ve Emin Alper


Yeni filmiyle Venedik`te Altın Arslan için yarışacak Emin Alper ile Nuri Bilge Ceylan arasında ortak bir dil olduğu muhakkak. Bunun ne kadar bir etkilenme olduğuna, Nuri Bilge`nin paltosundan kimlerin çıktığı zamanla belli olacak


30 Temmuz 2015 Perşembe  01:05

Zaman

Manşet - Her şey kontrol altında


Galatasaray`ın önceki gün oynanan hazırlık maçında Ni-ce`ten 4 gol yemesi camiayı endişeye sevk etti. Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu, hazırlık aşamasında olduklarını ve toparlanacaklarını söyledi. Genç hoca, 8 Ağustos`ta Bursaspor ile verecekleri Süper Kupa sınavında gerçek kimliklerini göstereceklerini belirtti. Galatasaray`ın Fransız temsilcisi Nice ile önceki gün oynadığı ve sahadan 4-0 mağlup ayrıldığı hazırlık maçının ardından Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu, herkesi sakin düşünmeye davet etti. Bursaspor ile 8 Ağustos`ta Ankara`da verecekleri Süper Kupa sınavına kadar hazır hale geleceklerini belirten genç çalıştırıcı, farklı yenilgiden dolayı kimsenin endişeye düşmemesini istedi. Hazırlık aşamasında olduklarını ve bu tür kazalar sayesinde eksikliklerini de tespit ettiklerini söyledi. Başarılı hoca, “Nice karşılaşması bizim için iyi sınav oldu. Futbolcularım Süper Kupa`ya kadar hazır olacaktır. Fernando Muslera`yı 2 Ağustos`taki İnter maçına hazırlıyoruz. Her şey kontrol altında. Kimse endişelenmesin.” dedi. Transfer için hâlâ sürelerinin bulunduğuna işaret eden Hamza Hamzaoğlu, “Transferde 1 ay daha süre bulunuyor. Görüştüğümüz bazı oyuncular var. Fazla aceleci davranmaya gerek yok.” değerlendirmesini yaptı. Galatasaray`ın Nice maçında Felipe Melo`nun yokluğunu hissetmesi yönetimi harekete geçirdi. Hazırlık kampının en ciddi sınavını oynayan Sarı-Kırmızılılar, İnter`e gitmeyi planlayan Brezilyalı oyuncunun yerini doldurmak için çalışma başlattı. Bayern Münih`ten ayrılma kararı alan Alonso için girişim başlatıldığı ortaya çıktı. Öte yandan Cim Bom`un Real Madrid`den kadrosuna kattığı Jose Rodriguez, dün sağlık kontrolünden geçti. Sarı-Kırmızılıların görüşmelerin tamamlanmasından sonra 20 yaşındaki futbolcuyla sözleşme imzalaması bekleniyor. Bonservisi Real Madrid`de bulunan ve geride kalan sezonu Deportivo`da kiralık geçiren Rodriguez, ön libero mevkiinde görev yapıyor. Telles`e 10 milyon Euro`luk teklif İngiliz kulübü Chelsea, Alex Telles için 10 milyon Euro`yu gözden çıkardı. İngiltere`ye uyum problemi yaşayan Filipe Luis eski takımı Atletico`ya geri dönünce sol bek pozisyonuna takviye isteyen Teknik Direktör Jose Mourinho, Avrupa`da son dönemde en çok dikkat çeken sol beklerden olan Telles`i istedi. PSG, Juventus ve İnter tarafından da izlenen genç oyuncu için 10 milyon Euro`luk teklif hazırlandı. The Telegraph`ın haberinde ise Chelsea`nin futbolcu için İtalya`da çalışma izni çıkartırken zorlanabileceğinin altı çizildi. Yağmurlu idmanda gerginlik yaşandı. Galatasaray`ın Nice`ten yediği 4 gol, futbolcuların sinirini gerdi. Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu yönetimindeki sabah idmanında tansiyon yükseldi. Yağmur altında yapılan çift kale maç sırasında Emre Çolak önce Yekta`ya sert girdi, ardından da Semih`i sakatladı. Yekta, Hamza Hamzaoğlu`na dönerek, “Böyle oynayacaksak biz de sert girelim.” serzenişinde bulundu. Semih`in darbe alan ayağına bandaj yapıldı ve çalışmayı yarıda bıraktı. Futbolcunun durumunun ciddi olmadığı açıklandı. Podolski ise karşılaşmayı saha kenarından izledi.


30 Temmuz 2015 Perşembe  02:16

Zaman

Manşet - İstanbul`daki Suriyeli sanatçılar


Savaştan kaçıp Türkiye`ye sığınan Suriyeliler, sokaklarda, çarşı pazarda gördüğümüz insanlardan ibaret değil. İçlerinde sanatçılar, yazarlar, eğitimciler var. İşte onlar bir belgesele konu oldu. Bilal Alirıza`nın yönettiği “Selam” belgeselinin amacı, Suriyeli sanatçıları görünür kılıp Türkiye`deki `kötü Suriyeli` algısını kırmak, Suriyelilerin yeni yaşamına ortak olmak ve uyum sürecine katkı sağlamak. Sizce de öyle değil mi?.. 50 yıl önce gurbete çalışmaya giden Türklere Almanların bakışı ne ise, bugün de bizim Suriyelilere bakışımız aynı. Çoğu insan, savaştan kaçıp ülkemize sığınan yaklaşık 2 milyon Suriyeliyi semtinde, mahallesinde, hatta pazarda dahi görmek istemiyor. Onları barbar (!), görgüsüz olmakla suçluyor, aşağılıyor. Dilenenlere acımakla-tahammülsüzlük arasında karmakarışık duygular besleniyor. Oysa insan oldukları ve zulümden kaçtıkları unutuluyor. Evet, bir anda apartmanımızda onlarla komşu olduk, sokağımızda Şam Şerif Market, Halep lokantası, SuriyeCell açmalarına alışamadık fakat acılarını anlamak, paylaşmak ve hayatta kalma çabalarına destek olmak zorundayız. Bilal Alirıza`nın yönettiği “Selam” belgeseli, bu algıyı ve bakışı biraz olsun değiştirmeyi amaçlıyor. Şimdilik 12 bölüm olarak planlanan belgeselin her bölümünde bir Suriyeli sanatçının hayatı ve sanatı anlatılacak. Belgeselin 18 dakikalık birinci bölümü bitti ve YouTube`da dünden itibaren yayınlanmaya başladı. Belgeselin herhangi bir TV kanalı ya da festivalde gösterilme gibi bir durumu bulunmuyor, fakat keşke olsa. Özellikle TRT`nin böylesi iyi niyetli bir çalışmaya sahip çıkmaması anlaşılır değil. Beyoğlu, Balat ve Sultanahmet gibi semtlere yerleşen Suriyeli sanatçılar, bir süredir merak konusuydu. Belgesel sayesinde daha görünür olacaklar. Bilal Alirıza ve proje koordinatörü Serkan Sevinç, “Selam başlangıç oldu. İstanbul`da yaşayan Suriyeli sanatçıların 25-30`uyla irtibat halindeyiz. Belgeselde savaştan çok buradaki hayata yöneldik. Amacımız Suriyeli sanatçıları görünür kılıp `kötü Suriyeli` algısını kırmak.” diyor. Selam`ın ilk konuğu ressam Muhammed Zaza, Riyad doğumlu. Suriye`de güzel sanatlar okuduktan sonra 2010`da mezun olan Zaza, bir buçuk yıl aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmış. Suriye hayatının (8 yıl) çok güzel olduğunu söyleyen sanatçı, bir buçuk yıldır Beyoğlu`nda yaşıyor ve diyor ki: “Savaş, bazı sanatçıların sorumluluk duygularını yükseltti. Alanları genişlediği için kendilerini daha çok ispatlamak durumunda kaldılar. Ben de onlardan biriyim.” Belgeselin bundan sonraki bölümlerinde, Halep`te sanat galerisi bulunan Adnan Alahmad, `Adım` tiyatro grubu, ressam Naser Nasaan Agha, sinemacı Yahya Abdullah, müzisyenler Karam Aizoug, Yousef Kekhia gibi sanatçıların hikâyelerine yer verilecek. Ailesiyle birlikte İstanbul`da yaşayan ressam Naser Nasaan Agha, Halep duvarları, mimarisi çalışıyor. Adım tiyatro grubu, ilk önce Arap ve Kürtlerden oluşan 11 kişilik ekiple Eminönü gibi meydanlarda sessiz tiyatro yapmış. Fakat daha sonra ekibin çoğu Avrupa`ya göç etmiş. Şu anda dört kişiden oluşan grup Bağcılar`da yaşıyor ve gösterilerini internetten yayınlıyor. Yahya Abdullah ise Işık Üniversitesi İngilizce psikoloji bölümünde öğretmen. Edebiyatçı ve sinemacı olan Abdullah, geçen yıl İstanbul`da sokakta yaşayan hemşehrileriyle ilgili bir belgesel çekmiş. Evinde ud var diye IŞİD esir almış Selam`ın emekçileri belgesele konu olan üç Suriyelinin ismini vermek istemiyor ama hikâyelerinden kısaca bahsediyor. Savaştan sonra bir süre Lübnan`da yaşayıp İstanbul`a yerleşen Suriyeli bir oyuncu, İstanbul`da ilk başta radyoda program sunmuş, şimdi internette mizah programı yapıyor. Müzisyen ailede yetişen ve çocukluğundan bu yana babasıyla Halep`e özgü meşklere katılan ud sanatçısını IŞİD, “evinde ud bulundurmak” suçundan haftalarca esir almış. Şimdi ise İstanbul`da bir müzik grubuyla Halep ve tasavvuf müzikleri yapıyor. Arapça, Türkçe ve Kürtçe şiir kitapları yayınlanan, eski asker bir şair, İstanbul`daki Suriye okulunda din kültürü öğretmenliği yapıyor. Adonis için Suriye`de özel sergi açtı Bize göre belgeselin en ilginç konuklarından biri, Halep`teki Kaleemat Sanat Galerisi`ne ve yaklaşık bin eserden oluşan koleksiyonuna kilit vurup bir buçuk yıl önce İstanbul`a yerleşen Adnan Alahmad. İki çocuğu ve eşiyle Halkalı`da yaşayan Alahmad, galerisini kapatmış ama İstanbul`da birkaç yerde şube açmış, açıyor. Mesela Kuzguncuk`taki Zahir restoranın (Ekmek Teknesi dizisinin çekildiği bina) duvarlarında koleksiyonunun bir kısmı sergileniyor. Zahir`deki tablolardan birinde Adonis adıyla da bilinen Suriyeli ünlü şair ve denemeci Ali Ahmet Sait Eşber (1930) var. Adonis için Suriye`de özel bir sergi düzenleyen Alahmad`ın koleksiyonunda, Avrupa`da, Amerika`da bilinen, sergiler açan Sabhan Adam, Şerif Maden gibi sanatçıların eserleri de bulunuyor. Alahmad, yakında Adonis ile ilgili bir de kitap yayınlayacak. Yazar ve şehir tarihçisi Hüseyin Emiroğlu ile ortak çalışan Adnan Alahmad (yanda), geçtiğimiz ocak ayında Marmara Üniversitesi Rektörlük Sanat Galerisi`nde, kızının resimlerinin de yer aldığı bir sergi açmıştı. Kasım ayında eserlerini Gaziantep SANKO Sanat Galerisi`ne götürecek. 1 Ağustos Cumartesi günü ise üç aylığına anlaştığı Ümraniye`deki alışveriş merkezi Canpark`ta da Suriyeli ve Arap ressamların eserlerini sergileyecek. Alahmad, Suriye sanatını ve sanatçılarını tanıtmak için yoğun çaba sarf ediyor. Fakat henüz ne Suriyeli sanatçılar Türkiye sanatını, ne de bu toprakların sanatçıları Suriye sanatını tanıyor.


30 Temmuz 2015 Perşembe  02:16

Zaman

Ekonomi - Mardan Palace`a haciz kararı


Antalya`da bir bankaya milyonlarca dolar borcu sebebiyle icradan satışa çıkarılan ve ardından anlaşma sonrası satışı iptal edilen Mardan Palace Hotel için bu kez bir firmaya olan 2,2 milyon TL`lik borç sebebiyle haciz kararı çıktı. Antalya`nın Kundu bölgesinde Azeri asıllı Rus işadamı Telman İsmailov tarafından 1,5 milyar dolara mal edilen ve 2010 yılında `Turizmin Oscarları` olarak da adlandırılan World Travel Awards 2010`da `Dünyanın En Lüks Oteli` seçilen Mardan Palace Hotel`in borçları nedeniyle icra dairelerinde toplam 67 dosya bulunuyor. Mardan Palace Hotel ve biri Telman İsmailov`un özel kullanımına ait 6 ultralüks villadan oluşan 104 bin 719 metrekare alandaki yapıların sahibi görünen AST İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ`nin Antalya Adliyesi`ndeki 16 icra dairesinin tamamında da icra dosyası bulunuyor. Bu dosyaların 26`sı takipsizlik kararıyla, 9`u ise alacaklı tarafın feragat etmesi sonucu kapatıldı. 5 alacaklıya ilişkin haciz işlemi uygulaması, 1 alacaklının da haricen tahsiliyle ayrıca toplam 6 dosya kapatıldığı belirtildi. Toplam 26 açık dosyaya ilişkinse 21 dosyada haciz süreci devam ediyor. 5 alacaklının açık olan dosyası içinse itiraz neticesinde işlemler durduruldu. Antalya 4`üncü İcra Dairesi tarafından Türkiye Halk Bankası AŞ Adapazarı Şubesi`ne 100 milyon dolar borcu nedeniyle haziran ayında satışa çıkarılan Mardan Palace Hotel, borcun 4 yılda 25`er milyon dolar şeklinde ödenmesine yönelik taahhüt nedeniyle anlaşmaya vardı ve satışı ihale gününde iptal etti. Mardan Palace Hotel için Antalya 6`ncı İcra Dairesi`nden de icra kararı çıktı. İstanbul Kadıköy 3`üncü İcra Dairesi`nden talimatla Antalya 6`ncı İcra Dairesi`ne Art Decor adlı bir firmaya 2 milyon 254 bin 898 TL borç nedeniyle haciz uygulanması istendi.


30 Temmuz 2015 Perşembe  02:16

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  

05ocak 22 00 fox ana haber izle  pazar günkü trafik kazaları  fok tv haber  14 09 2010 fox tv akşam haberleri video izle  analiz yayınları 6 sınıf soru ve cevapları  hyrda haber  21mart 2010 habertürk arşiv  27 06 2011 eskişehir hürriyet gazetesi  hürriyet bursa eki 01 08 2011  aşkı için dinini terketti atv haber  17 m arsiv  9 ocak 2013 te konyanın kulu ilöesinde kar tatili  1989 araba kampanyası  24 mart flash tv haber  1996 yılı bursa kamyon kazası  kaza menderes  9 ocak 2013 te konyanın kulu ilöesinde kar tatili  iş kazası  9 ocak 2013 te konyanın kulu ilöesinde kar tatili  emine yaka  15 aralık hava durumu  habertürk ygs deneme sınavı cevap anahtarı 10 sub