Bulunan Haber Sayısı: 343
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Gündem - Adaleti keyfîliğe teslim ettiler


Amberin Zaman (Gazeteci-Yazar): Sadece Hidayet Karaca özelinde değil hukukun çok tuhaf ilerlediği birçok dava var.Dolayısıyla Türkiye`deki hukuk sistemindeki çarpıklıkların derhal giderilmesi gerekir ama ne yazık ki bu yönde bir çaba gözlemlemiyorum. Hepimize adil yargı gerekir. KCK davalarında da çok garip dayanaklar üzerinden insanlara terörist dendi, gazeteciler hapse tıkıldı. Dolayısıyla yeni bir şeyden söz etmiyoruz. Yaşananlar son derece üzücü. Umarım en kısa zamanda Hidayet Bey de hak ettiği adaleti bulur. Makul şüphe yasası sadece gazeteci için değil hepimiz için geçerli. Çok elastiki bir tanım. Adaleti keyfiyete teslim eden bir terim bu. Makul ile ne kast ediliyor. Bunları çok iyi irdelemek, nasıl uygulanacağını izlemek gerekiyor. Bir diziden rahatsızlık veren ne ise anlayamadım. Buradan bir terörist üretmek tabi ki garip geliyor. Bir dizideki bölüm üzerinden bu sonuca nasıl varıldığını merak ediyorum. Somut deliller yok ama Ergenekon sürecinde de benzer durumlar yaşandı. Umarım o süreçten de ders çıkarılır. Bu tür mağduriyetler uzun süredir yaşanıyor.


21 Aralık 2014 Pazar  02:08

Zaman

Gündem - Adım adım kirli tezgâh


Medyaya darbe operasyonunda ortada silah yok, şiddet eylemi yokken niye tutuklamalar gerçekleşti? Savcılar ortada suç yokken niye tutuklamaya sevk eder ve hakim de tutuklar? Bunun cevabı son birkaç yıldaki siyasi gelişmeler, siyasi irade açıklamaları ile ayan beyan ortaya çıkıyor. Bu yargı sürecinin bir proje olduğu açıkça görülüyor.14 Aralık operasyonu, Türkiye`de medyaya yönelik en ciddi saldırılardan biri oldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla gazeteciler Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca`nın aralarında bulunduğu 31 kişi gözaltına alındı. Kanunlara ve teamüllere aykırı gözaltı ve ifade işlemlerinin ardından Dumanlı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, Karaca terör örgütü yöneticiliğinden tutuklandı. Dumanlı, bir haber ve iki yazı ile suçlandı, Karaca ise bir dizideki replikten tutuklandı. Dumanlı ve Karaca ile avukatları, hakim Bekir Altun`a `haklarındaki delillerin bunlar mı olduğu`nu sorunca `Budur` cevabını aldılar. Altun, tutuklama gerekçesinde bugüne kadar cebir ya da şiddet eylemi tespit edilemediğini de belirtti. Peki ortada silah yok, cebir ya da şiddet eylemi yokken niye tutuklamalar gerçekleşti? Savcılar niye ortada suç yokken tutuklamaya sevk eder ve niye hakim de tutuklar? Bunun cevabı son birkaç yıldaki siyasi gelişmeler, siyasi irade açıklamaları ile ayan beyan ortaya çıkıyor. Bu yargı sürecinin bir proje olduğu açıkça görülüyor.Tayyip Erdoğan iktidarı ile Hizmet`in karşı karşıya gelmesi, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ortaya çıkmasıyla olmadı. Erdoğan iktidarının daha eskiden Camia`ya ilişkin bir mücadeleye giriştiği anlaşılıyor. Dershanelerin kapatılması hamlesinden önce kamuda `cemaatçi` denilerek yapılan fişlemeler ve tasfiyeler 2012`den beri konuşuluyor. Bugün ise geçmişte yapılan fişlemelerin devamı olarak bir yargı projesinin hayata geçirilmesi. Peki bu proje nasıl hayata geçirildi? Bu projenin işaret fişeği, Erdoğan`ın Aralık 2013`teki Ordu mitinginde `İnlerine gireceğiz, didik didik edeceğiz` diyerek atıldı. İlk adım olarak da kanunlar izin vermediği için hukuk dışı girişimler oldu. İdari tasarrufla emniyette, TÜBİTAK`ta görevden almalar oldu. Devamında ise yeni bir sistem inşa edildi. Şubat 2014`te HSYK`nın yapısı değiştirildi. Hemen devamında MİT mensuplarına koruma zırhı olan düzenlemeler yapıldı, vatandaşları fişleme yetkileri tanındı. HSYK Kanunu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilse de MİT Kanunu hâlâ yürürlükte.Erdoğan: Proje geliştiriyoruz, binlerce dava açılacakYargıyı, yürütmenin emrine veren yasal değişiklikler bu şekilde yapılırken Erdoğan da açıklamaları ile sürece birinci ağızdan destek verdi. Erdoğan, hukuk devletinin yerle bir olmasının ilanı olması açısından tarihe geçecek bir açıklama yaptı. 22 Haziran 2014`te Fransa ve Avusturya ziyaretinden dönerken gazetecilere “Yasal düzenlemeler Cumhurbaşkanı`nın önünde. Bir proje geliştiriyoruz. Bu işin altyapısını oluşturuyoruz.” dedi. Daha da ibret verici olan ise “İnlerine kadar gireceğiz diyorsunuz, girmeye başladınız mı?” sorusuna Erdoğan`ın verdiği şu cevaptı: “Yürütmenin adımlarını paralel yargı köstekliyor. Şimdi yaptığımız bazı yasal düzenlemeler Cumhurbaşkanı`nın önünde. Onun tarafından onaylanınca hızlı adımlar atılacak.” Erdoğan, “Soruşturmalar bitince, tüm dosyalar veya davalar, tek bir mahkemede toplanabilir mi?” sorusu üzerine de “Kırmızı bültenler yayınlamaktan dava açmaya kadar her şey olacak. Onlar nasıl bize yüzlerce dava açtı, biz de onlara yüzlerce, binlerce dava açacağız.” diyerek hukuksuz projeyi ilan etmiş oldu.Nitekim bu konuşmada belirtildiği gibi, altyapı hazırlandıktan sonra 18 Temmuz`da HSYK, `doğal hâkimlik ilkesi`ni yok sayarak 6 sulh ceza hâkimi atadı. Atananlar arasında 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması zanlılarını serbest bırakan, Başbakan hayranlığını sosyal medyada açıkça beyan eden hâkim de bulunuyordu. İlginç bir nokta da, iş yükü daha fazla olan İstanbul Adliyesi`nde 6 sulh ceza hakimi görevlendirilirken, daha az olan Ankara`da 8 hakim görevlendirilmesi. 18 Temmuz`da sulh ceza hakimleri atandı, 22 Temmuz`da da yolsuzluk ve terör soruşturmalarını yürüten polislere operasyon yapıldı.Makul şüphe yasası çıktı, medyaya darbe operasyonu geldiBu yargı projesinde bir gelenek halini aldı. Önce kanun yapılıyor, sonra buna göre atama yapılıyordu. Ve ardından da operasyon yapılıyordu. 14 Aralık medyaya darbe soruşturması da `makul şüphe` yasası Erdoğan`ın onayından geçtikten hemen sonra başladı. Aradan sadece bir gün geçmişti. 12 Aralık 2014`te saat 16.30`da gözaltına alma için `makul şüphe` şartı ve soruşturma dosyalarında avukatlara belge, delilleri görme kısıtlaması getiren yasa, Erdoğan tarafından onaylandı. Hemen ertesi gün Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca`nın aralarında bulunduğu 31 kişi hakkında `terör örgütü` suçlaması ile soruşturma açıldı. 14 Aralık`ta da operasyon yapılarak gözaltına alındılar.Erdoğan: İnlerine girdikBütün bunlar yaşanırken, 15 Aralık`ta Erdoğan`dan `süreci aydınlatan` yeni bir açıklama daha geldi. TÜBİTAK toplantısında hukuksuz ve kanunsuz yargı projesine değinen Erdoğan, “Bir yıl boyunca biz yetkimiz dahilinde bunların inlerine girdik. Bütün delilleri ortaya koymamıza rağmen yargı bu ihanetin üzerine gitmiyor, gidemiyordu. Yargıyı da bu tehdit ve şantajdan kurtardık. İşte şu anda yargı da bu değişim dönüşümle birlikte bir normalleşme sürecinin içerisine girecektir.” dedi. Bu ifadeler, intikam ve yok etme amaçlı yargı projesinin üstüne döndürülmüş bir projektör oldu adeta. “İnlerine girdik” lafı, bağımsız yargıyı aradan çıkarıp, topyekün bir Camia`yı hedef almanın tarifi.Öyle ki, bu yargı projesinde görev alan savcılar, gözaltına aldırdıkları şüpheliler hakkında tutuklama talep ederken skandal bir hata yaptı. Anayasa Mahkemesi kararı ile 2011`de yürürlükten kaldırılmış TCK`nın 267/7`de düzenlenen `iftira` suçundan tutuklama talep etti. Hakim de, bu suçun 2011`de Anayasa Mahkemesi kararı ile yürürlükten kaldırıldığını belirterek talebi reddetti. Bu da şunu gösteriyor, ya yargı mensupları kanunlara bakarak soruşturma yapmıyor ya da savcılar dışında hukukçu olmayan, hukuk bilmeyen birileri dosyaları hazırlayıp savcıya teslim ediyor. Yoksa, savcı kendi yürüttüğü bir soruşturmada yürürlükte olmayan bir maddeden niye tutuklama talep etsin. İşte bunlar hep `proje yargı` delilleri. Nitekim 14 Aralık medyaya darbe operasyonu bahane edilerek Fethullah Gülen Hocaefendi hedef alındı. Oysa Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Haziran 2008`de 28 Şubat darbesinin ürünü `terör suçlaması` hakkında kararını vererek Gülen`i beraat ettirmişti. Gülen hakkında yakalama kararı çıkarılarak da `kırmızı bülten`in yolu açılmış oldu. Bu da `Erdoğan talimatlı bir proje mahkemeler ve yargı süreci` işlediğinin en net göstergesi.


21 Aralık 2014 Pazar  02:08

Zaman

Manşet - İzmir`in göbeğinde yaşam mücadelesi


İzmir`in Karabağlar ilçesinde metruk bir bina içine kurdukları çadır içinde yaşayan ailenin dramı yürek burkuyor. Hurda toplayarak ailesinin geçimini sağlamaya çalışan Tuncay Cabık (40) yokluk içinde ailesine bakmaya çalıştığını söyleyerek yetkililerden yardım bekliyor.İşsizlik sebebiyle Adana`dan göç eden Tuncay Cabık, 2012 yılında İzmir`e geldi. Tuncay Cabık, eşi Gülcan çocukları Olcay (15) ve 13 yaşındaki Umut ile birlikte bir süre geçici işlerde çalıştı. Herhangi bir gelir kaynağı bulunmayan Tuncay Cabık, ailesine bakabilmek için hurda toplamaya başladı. Aile daha sonra kalmak için tavanı olmayan bir metruk bina buldu. Cabık ailesi, boş arazide bulunan metruk binaya yerleşti. Üstü açık metruk bina içine çadır kuran ve burada yokluk içinde yaşam mücadelesi veren aile, vatandaşların da yardımıyla geçinmeye çalışıyor. Eşi Gülcan Cabık`ın Adana`da geçirdiği trafik kazası sebebiyle iki bacağında da platin bulunduğunu ve yürümekte zorluk çektiğini belirten Tuncay Cabık, `Eşim ve iki çocuğumla yaşam mücadelesi veriyorum. Hurda toplayarak geçinmeye çalışıyoruz. Büyük oğlum benimle birlikte hurda topluyor. Hiçbir imkanımız yok. Perişan haldeyiz. Yetkililerden yardım bekliyoruz.` dedi. Soğuk kış günlerinde hastalıklarla boğuştuklarını anlatan acılı baba Cabık, `Muhtar vasıtasıyla Kaymakamlık tarafından bir ev ayarlayacağını duyduk. İnşallah kısa sürede bir eve çıkarız.` diye konuştu.(CİHAN)


07 Aralık 2014 Pazar  10:36

Hürriyet

Manşet - Hurda gemi sökümünde Aliağa rekor kırdı


İZMİR`in Aliağa İlçesi`nde bulunun gemi söküm tesisleri hurda gemi bulmakta zorlanınca, Avrupa ülkelerinin savunma bakanlıklarıyla görüşüp hurda savaş gemilerini almaya başlayarak B planına geçti.Aliağa`da faaliyet gösteren 22 şirketin gemi geri dönüşüm tesislerinde, geçen yıl rekor kırılırken, sökülen gemilerden 900 bin tonun üzerinde hurda elde edildi.


27 Kasım 2014 Perşembe  19:15

Zaman

Manşet - İzmir`de uçak yakıtı vurgunu


İzmir`in Aliağa İlçesi`ndeki TÜPRAŞ`tan havacılık sektöründe uçak yakıtı olarak kullanılmak üzere ÖTV`siz olarak aldıkları, piyasa değeri yaklaşık 25 Milyon TL olan 8 bin 30 ton JET A-1 yakıtını sektörde kullanmayarak piyasaya sürdüğü iddia edilen gruba yönelik Gümrük Muhafaza ekipleri tarafından operasyon düzenlendi.Operasyon kapsamında 14 kişi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.Gümrük Muhafaza ekipleri, akaryakıt kaçakçılığına yönelik yaptıkları çalışmalarda, ÖTV tutarı sıfır olarak uygulanması nedeniyle piyasadaki diğer akaryakıt türlerine göre çok daha ucuz fiyata temin edilen ve sadece uçak yakıtı olarak kullanılabilen JET akaryakıtının kaçak olarak piyasaya verildiğini tespit etti. İncelemede, İstanbul merkezli S.A.D.T. adlı bir firma tarafından sadece uçak yakıtı olarak kullanılabilen JET A-1 cinsi akaryakıtın, uçaklara verilmeyerek amacı dışında kullanıldığı belirlendi. İlgili firma hakkında yapılan araştırmada ise firmanın Milas- Bodrum ve Trabzon havalimanlarındaki uçaklara verilmek üzere toplam 8 bin 300 ton ÖTV`siz JET yakıtı aldığı, Trabzon Havalimanı`na yapılan 7 sevkiyattan 6`sının Trabzon Havalimanı`na giriş- çıkış kayıtlarının bulunmadığı, Milas Havalimanı`na yapılan 17 sevkiyattan da 15`inin Milas Havalimanı`na giriş- çıkış kaydının bulunmadığı, ayrıca, Milas Havalimanı`nda bulunan depolama şirketlerinin S. A. D. T. adlı firmayla anlaşmalarının bulunmadığı, bu firmadan JET A-1 yakıtı almadıkları tespit edildi.TANKERLERİ FİRMA ŞOFÖRLERİ TESLİM ALMIŞNakliye işlerini yapan şoförlerin, JET yakıtlarını teslim noktasına götürmek üzere yola çıkıldıktan bir süre sonra firma yetkililerince yükün boşaltma yerinin değiştirildiği, nakliye şoförlerine kendilerine bildirilen yerlerde beklemelerinin söylendiği, daha sonra binek araçlarla gelen firma şoförlerine tankerlerin teslim edildiği ve bir süre sonra araçların nakliye şoförlerine boş olarak teslim edildiği yönünde ifade verdikleri belirtildi. Öte yandan söz konusu firma yetkililerinin TÜPRAŞ`tan alınan JET yakıtlarının uçaklara verildiğine dair mal teslim makbuzlarını da ibraz edemediği bildirildi.14 ŞÜPHELİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUGümrük Muhafaza yetkilileri, TÜPRAŞ`tan havacılık sektöründe uçak yakıtı olarak kullanılmak üzere ÖTV`siz olarak aldıkları piyasa değeri yaklaşık 25 Milyon TL olan 8 bin 30 ton JET A-1 yakıtını ,sektörde kullanmayarak kaçak olarak piyasaya sürdüğü iddia edilen 14 kişi hakkında Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı`na suç duyurusunda bulundu. (DHA)


27 Kasım 2014 Perşembe  16:44

Hürriyet

Ekonomi - Hurda gemi sökümünde Aliağa rokor kırdı


İZMİR`in Aliağa İlçesi`nde bulunun gemi söküm tesisleri hurda gemi bulmakta zorlanınca, Avrupa ülkelerinin savunma bakanlıklarıyla görüşüp hurda savaş gemilerini almaya başlayarak B planına geçti.Aliağa`da faaliyet gösteren 22 şirketin gemi geri dönüşüm tesislerinde, geçen yıl rekor kırılırken, sökülen gemilerden 900 bin tonun üzerinde hurda elde edildi.


27 Kasım 2014 Perşembe  12:39

Zaman

Manşet - Vagonlar maden faciasının boyutunu gösteriyor


Karaman`ın Ermenek İlçesi`nde su baskını sonucu meydana gelen maden faciasında mahsur kalan 18 işçiden 2`sinin cansız bedenlerinin çıkartılmasının ardından 16 işçinin bulunması için 21`inci günde çalışmalar sürüyor. Ocaktan çıkartılan 1 ton yük taşıma kapasiteli 200 kilo ağırlığındaki vagonların su baskını sonucu hurdaya dönüşmesi ise facianın şiddetini gözler önüne seriyor.Ermenek İlçesi Pamuklu Köyü Cenne Mevkii`nde 28 Ekim Salı günü saat 12.15 sıralarında Has Şekerler Madencilik şirketine ait kömür ocağını, kullanılmayan eski ocakta biriken suyun basması sonucu 34 işçiden 18`i mahsur kaldı. Yapılan çalışmalar sonucu 6 Kasım Perşembe günü işçilerden Kerim Haznedar ve İsa Gözbaşı`nın cesetleri ocaktan çıkartıldı. Aşağı Çağlar Köyü`nde oturan 2 işçinin cenazesi, Madenci Şehitliği olarak düzenlenecek mezarlığa yan yana defnedildi.Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma kapsamında `Bilinçli Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Sebebiyet Vermek` suçundan gözaltına alınan 8 kişiden aralarında maden ocağı sahibi Saffet Uyar ve ruhsat sahibi Ermenek Cenne Linyit Kömür şirketinin sahibi Abdullah Özbey, tutuklandı. Özbey`in avukatı Metin Tevfik Buğdaycı, Özbey`in tutuklanma kararı için Karaman Sulh Ceza Mahkemesi`ne itirazda bulunup, tahliye edilmesini istedi.2 MADENDE ÜRETİM DURDURULDUÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu da Has Şekerler Madenciliğe ait kömür ocağının yakınındaki Özkar Madencilik ile Tarkom Madencilik Şirketi`ne ait ocakta yaptığı denetimlerde eksiklikler saptadı. Bunun üzerine iki ocakta da eksiklikler giderilene kadar üretimi durdurma kararı aldı.VAGONLAR HURDAYA DÖNMÜŞ16 işçiye ulaşılması için çalışmalar da devam ediyor. Çalışmalar sırasında ocaktan çıkartılan 1 ton yük taşıma kapasiteli 200 kilo ağırlandığındaki vagonların hurdaya dönmüş hali ise facianın boyutunu gözler önüne serdi.AFAD, dün en son yaptığı açıklamada ise arama yapılacak alana477 metre kaldığını belirtti.


17 Kasım 2014 Pazartesi  11:56

Zaman

Manşet - Geleceğin mesleği hurdacılık


Birçok köy veya kasabadan geçerken yol kenarında, `Hurdacı, bohçacı, dilenci giremez` gibi tabelalar görürüz. Bu yasağı kim, hangi kanuna göre, yetkiye göre kullanıyor diye düşünülmez.Bilhassa hırsızlıklara önlem amacıyla yapılan bu uygulama, Türkiye`de geleceğin mesleği olarak görülen hurdacıları veya günümüzde cazibeli olsun diye yerleştirilmeye çalışılan adıyla `geri dönüşüm` sektörünün temsilcilerini rahatsız ediyor.Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muammer Kaya, sanayileşmenin yol açtığı tahribatı yok etmek için alınacak tedbirlerin dev sektörlerin doğmasına sebep olacağını, Türkiye`nin AB çevre standartlarına geçmesi ve Kyoto Protokolü`nün gereklerini yerine getirmek için yaklaşık 140 milyar dolar gerektiğini, bunun da gelecekteki yeni iş hacmine işaret ettiğini söylüyor. Hurdaların atık, geri dönüşümün de nihai yok etme olmadığının anlaşılacağını, ABD`de 2006 yılında geri dönüşüm sektörünün büyüklüğünün 65 milyar doları aştığını, özellikle e-atık, hurda araçlar, demir çelik, kağıt, lastik geri dönüşümünün önem kazanacağını ifade ediyor. Sektör temsilcilerinin ilk etapta küçümsendiğini ancak bazı illerde vergi rekortmeni olduğunu belirten Kaya, sektörün geleceğinin parlak olduğunu savunuyor.`HURDACIDA KİMSE ÇALIŞMAK İSTEMİYOR, BİZ GERİ DÖNÜŞÜMCÜYÜZ`Denizli Hurdacılar Sitesi`ndeki yaklaşık 300 esnaftan biri olan Asya Geri Dönüşüm Metal`in sahibi İsmail Safalı, yaptıkları işlerin hurdacılık değil, geri dönüşüm olduğunu söylüyor. Safalı, `Hurda kelimesini artık kullanmıyoruz. Biz burada normal esnaflık yapıyoruz. Nasıl kaportacı, telefoncu esnafsa biz de öyle esnafız. Bizim de ruhsatlı işyerlerimiz var.` deyip geri dönüşümün ülke ekonomisine katkılarını uzun uzadıya anlatıyor. Safalı`ya göre bu sektör olmasa atıklarla çevre adeta çöp dağlarıyla dolar. Belediyelere çok masraf çıkaran bu işi yapılarak hem ülke ekonomisine katkı sağlanıyor hem vergi veriliyor hem de istihdam sağlanıyor. Sektörde çalışanlar, para kazansa da `hurda` kelimesinin imajından çalışanlar rahatsız. Safalı, `Diploma istemeyen, başlangıçta çok para istemeyen bu mesleği, önyargısı olmayan herkes yapmaya başlayabilir ancak işçi bulmakta zorluk yaşıyoruz. İşçiler, hurdacıda çalışmak istemiyor. Orta 1`de kızım var, öğretmeni babasının mesleğinin sorunca, hurdacı demekten utandığını söyledi. Devletin sektöre teşvikleri var ancak hep büyüklere. Büyük işyerleri zaten kendini kurtarmış, önemli olan küçükleri büyütmek.` diyor.İnan Hurdacılık`ın sahibi Cemal Kavakoğlu ise çatılardan çıkan sac, demir gibi kullanılabilen her türlü malzemenin, fabrikaya vermeden ikinci el olarak değerlendirildiğini anlatıyor. Alagöz Hurda Ticaret`in sahibi Çetin Alagöz de `Hurdacılar giremez` yazılarından rahatsız. Alagöz, `Nasıl bir sütçünün, sucunun bir yere giremez diye yasaklanması doğru değilse hurdacılar için de bu geçerlidir. O levhaların kaldırılmasını rica ediyoruz. Hangi devirde yaşıyoruz?` diye tepki gösteriyor. Karlıdağ Metal`in sahibi İbrahim Ahrar, şehir dönüşümünün geri dönüşüm demek olduğunu anlatıyor. Dönüşümde elde edilen malzemelerin sitelerinde değerlendirildiğini, ikinci el eşya almak isteyenlerin mutlaka sitelerine başvurması gerektiğini söylüyor.


15 Kasım 2014 Cumartesi  12:45

Zaman

Manşet - Zehri soluyoruz, yiyoruz, giyiyoruz


Zehirlenme, son dönemde Türkiye için boyut değiştirdi. Yıllarca dağlardan toplanan mantarlardan ya da kışın yanan kömür sobalarından zehirlenmeye alışkın olanlara yeni bir alan açıldı. Artık ayakkabı, çanta, kırtasiye, tekstil ve çocuk bakım ürünleri hatta oyuncaklardan da zehirleniyoruz.Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yoğun ısrarlar sonucu geçtiğimiz haftalarda bir ayakkabı firmasına dair açıklamalarda bulundu. Anlatılanlara göre ayakkabıları giyenler bir gün içerisinde şişen ayakları ya da derilerinde çıkan yaralarla doktora gidince durum ayyuka çıktı. Bakanlığın bir liste ile basını bilgilendirmeye devam etmesiyse endişeleri daha da artırdı çünkü artık ilkokul çocuklarının kullandığı silgilerden oyuncaklara kadar varmıştı `zehir`. Bu konudaki şikayetler son yıllarda daha da arttı. Denetim mekanizmaları eksik olunca işin büyük kısmı tüketiciye düşüyor. Saçma gelse da alacağınız ürünün kötü kokusuna dikkat etmek zorundasınız. Oysa kanserojen maddeyi bu yöntemle test etmek çok tehlikeli.Giysilerde terle aktifleşen kanserojen madde, DNA yapısıyla etkileşiyor. Ayakkabıyı çorapla giymek önemli ama çözüm değil. En azından ürünün azo boyar içermemesine dikkat edilmeli. Bir de ALO 175`İ ARAYIN! hattına ya da www.tuketici.gov.tr adresindeki `Tüketici Şikâyetleri` linkinden kanser olursanız şikayetinizi iletebilirsiniz.İşin özü ürünlerin içerdiği maddeler. Ürün güvenliği yasaları her ülkede aynı hassasiyetle kontrol edilmiyor. `Çin malı` ifadesi çok kullanılsa da üretimin ucuz olduğu birçok ülke buna dahil aslında. Gümrük Bakanlığı`ndan Sağlık Bakanlığı`na denetimlerde çok iş düştüğü aşikar. `Marka` ürün alarak da güvende olunmuyor. Birçok firma üretim yerini Çin ve benzeri, işgücünün ucuz olduğu ülkelere taşıyor.Gıda ve zehirlenme alışkın olduğumuz bir tanım olsa da aslında sistem şöyle akıyor; başka okyanuslarda avlanan balıklar, çok uzaklara Çin`e paketlenmek üzere gönderiliyor, oradan tekrar çeşitli ülkelere satış için gönderiliyor. Balıktan zehirlenmeseniz de paketlemede bahsi geçen kimyasal zararlı ürünlerle “gıda zehirlenmesi” tehlikesi altında oluyorsunuz.Markasına aldanmayın!Oyuncak: 2007`de, Thomas&Friends oyuncaklarının yapımcısı RC2 Corp, bu oyuncaklarda kullanılan kırmızı ve sarı boyalarda kurşun bulunduğu gerekçesiyle 1,5 milyon oyuncağı piyasadan geri çekmek zorunda kalmıştı.Ayakkabılar:Sahte Crocs tipi ayakkabılar. Tehlikeli bir kanserojen olan polycyclic aromatic hydrocarbons (PAH) bulunuyor. Başka ayakkabılarda kullanılan yapıştırıcılardaki `benzene` maddesi kansızlık yaparken, aynı şekilde kadmium, kurşun ve cıva da kullanılıyor.Kıyafetler:Marka ürünlerden Burberry ve Adidas`ın çocuklar için ürettirdikleri kıyafetlerde yine PFOA, NPE isimli maddeler bulunmuş. Bu maddeler hormon dengesini bozuyor. AB`de birliğe giren ürünler için kontrol amaçlı bir ünite kuruldu, AB Acil Uyarı Bildirim Sistemleri (RAPEX) en azından AB içine giren ürünlerin kontrolü için uğraşıyor. Haftalık raporlar oluşturup ürünlerin risklerini, geldikleri ülkeleri listeliyorlar.RAPEX sayesinde AB`nin üye ülkeleri, kendi aralarında pazarlarına gelen tehlikeli ürünler hakkında bilgi alışverişi yapıyor. Bu günlük hayata dair ürünler; araba, oyuncak ve kozmetikten oluşuyor. 2012 yılında Alman dergisi FOCUS`un haberine göre 1938 ürün `ciddi risk arz ediyor` şeklinde kategorize edilmiş. Özellikle de tekstil, kıyafet ve moda ürünleri. 668 ürün bu kategoride kalitesiz olarak sınıflandırılmış. Bu ise 1938 adet şikayet edilen ürünün yüzde 34`üne tekabül ediyor. AB`deki Kimyasallar Yasası`na (REACH) göre tüketiciler bilgi edinme hakkına sahip. 45 gün içerisinde üretici tüketicinin sorduğu soruya cevap vermek zorunda.İçerikteki bu maddelere dikkat!DEHP, DBP, BBP, DIBP, DIHP ve DHNUP kısaltmalı maddeler çok tehlikeli olarak sınıflandırılmakta.Nerede bulunurlar?Şişme havuz, yüzme simidi, banyo terlikleri, yağmurluklar, lastik çizmeler, duş perdeleri, vs. yumuşak plastikten yapılmış ürünler, kozmetik ürünler, şampuanlar, nemlendirici kremler ve parfümler.Etkileri:Doğurganlığı olumsuz etkiliyor. Önemli gelişim dönemlerinde (hamilelik sırasında ceninin gelişim süreci, bebeklik dönemi) hormon sistemini altüst edebiliyor. Erkeklerde kısırlığa, kadınlarda erken ergenliğe sebep olabiliyor.Kurşun kromat ve renk pigmentleri nerede bulunur?Boya maddeleri ve pigment yapımında kullanılırlar.Sarı 34 ve kırmızı 104: Plastik endüstrisinde kullanılır.Boya ve cilalarda, çadır, şişme bot, havuz örtülerinde bulunur.Etkileri:Kansere sebep olabilir.Anne rahmindeki çocuğa zarar verebilir.Doğurganlığı etkileyebilir.Suda yaşayan canlılar için zehirlidir.N, N-dimetilasetamid nerede bulunur?Tekstilde kullanılan ipliklerin üretimindeBoya sökücülerdeEtkileri:Anne rahmindeki bebeğe zarar verebilir.Klor parafin nerede bulunur?Yangın önleyici maddeler, plastik ürünlerde kullanılan yumuşatıcılar, lastik, tekstil, kâğıt.Mikrodalgalara uygun kaplar, kablo kaplama malzemeleri, klavye, adaptör, bilgisayar faresi.Etkileri:Doğada neredeyse hiç çözülüp yok olmazlar.İnsan ve hayvanların vücutlarında birikirler.Zehirlidirler.25 yıldır yasaklı ürünler varGreenpeace`in yaptırdığı bir testte (içlerinde çok bilindik markaların da bulunduğu) farklı markalardan 141 ürün test ediliyor. Test sonucunda birçok tişört, pantolon ve montta zehirli maddeler bulunuyor. 141 ürünün 89`unda Nonylphenolethoxylat`lar (NPE) bulunuyor. Normalde endüstri temizlik maddesi olarak kullanılan bu ürün 25 yıldır AB ülkelerinde yasaklanmış durumda.Ya güvensiz ya mezuata aykırıAyakkabı: 10 bin 575 üründen 3 bin 8`i güvensiz ürün.Kırtasiye ürünleri: 29 bin 222 üründen 3 bin 281`i güvensiz ürün.Oyuncak: 180 bin 855 üründen 11 bin 310`u güvensiz, 34 bin 792`si mevzuata aykırı ürün.Tekstil: 33 bin 143 üründen 5 bin 495`i mevzuata aykırı, 743`ü güvensiz ürün.Okul tekstil ürünü: 57 bin 630 üründen 2 bin 481`i mevzuata aykırı ürün.Deterjan, hava, aromatize edici, havuz kimyasalları, kuvvetli asit bazlar: 28 bin 617 üründen 7 bin 378`i mevzuata aykırı ürün.Çocuk bakım ürünü: 20 bin 382 üründen 3 bin 536`sı aykırı ürün, 5`i güvensiz ürün.


21 Aralık 2014 Pazar  02:08

Sözcü

Gündem - İsveç`te hükümet krizi!



03 Aralık 2014 Çarşamba  20:39

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  

31 temmuz haberleri izle kanal a  bursa olay gazetesi 22 ocak 2010  habertürk ankara eki 25 eylül  dünkü milliyet gazetesi ankara eki  fox tv haber arşivi çanakkale  13 mart 2011 hürriyet ik iş ve yönetim  denizli 09 deha haber  atv bugün  ygs soruları 27 mart  diyarbakır da okullar tatil 27 ek m de  22 mayıs 2009  25 hazİran star tv ana haber yayını izle  emes hastalıgından ölen 17 yaşındaki kızın nedeni  5 şubat 2009 hava durumu bursa  düzce bursa nilüfer olaylı maçla ilgili  fox tv çarkıfelek tekrar 15 mayıs 2009 izle  ankarada arsa çetesi haberleri 22 mart 2011  mart ayı mersindeki olaylar  kanal 1 izle  atv quest  bursa olay gazetesİ trafik kazasıgazete  bugün gazetesi türkiye baskısı