Bulunan Haber Sayısı: 87
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Vagonlar maden faciasının boyutunu gösteriyor


Karaman`ın Ermenek İlçesi`nde su baskını sonucu meydana gelen maden faciasında mahsur kalan 18 işçiden 2`sinin cansız bedenlerinin çıkartılmasının ardından 16 işçinin bulunması için 21`inci günde çalışmalar sürüyor. Ocaktan çıkartılan 1 ton yük taşıma kapasiteli 200 kilo ağırlığındaki vagonların su baskını sonucu hurdaya dönüşmesi ise facianın şiddetini gözler önüne seriyor.Ermenek İlçesi Pamuklu Köyü Cenne Mevkii`nde 28 Ekim Salı günü saat 12.15 sıralarında Has Şekerler Madencilik şirketine ait kömür ocağını, kullanılmayan eski ocakta biriken suyun basması sonucu 34 işçiden 18`i mahsur kaldı. Yapılan çalışmalar sonucu 6 Kasım Perşembe günü işçilerden Kerim Haznedar ve İsa Gözbaşı`nın cesetleri ocaktan çıkartıldı. Aşağı Çağlar Köyü`nde oturan 2 işçinin cenazesi, Madenci Şehitliği olarak düzenlenecek mezarlığa yan yana defnedildi.Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma kapsamında `Bilinçli Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Sebebiyet Vermek` suçundan gözaltına alınan 8 kişiden aralarında maden ocağı sahibi Saffet Uyar ve ruhsat sahibi Ermenek Cenne Linyit Kömür şirketinin sahibi Abdullah Özbey, tutuklandı. Özbey`in avukatı Metin Tevfik Buğdaycı, Özbey`in tutuklanma kararı için Karaman Sulh Ceza Mahkemesi`ne itirazda bulunup, tahliye edilmesini istedi.2 MADENDE ÜRETİM DURDURULDUÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu da Has Şekerler Madenciliğe ait kömür ocağının yakınındaki Özkar Madencilik ile Tarkom Madencilik Şirketi`ne ait ocakta yaptığı denetimlerde eksiklikler saptadı. Bunun üzerine iki ocakta da eksiklikler giderilene kadar üretimi durdurma kararı aldı.VAGONLAR HURDAYA DÖNMÜŞ16 işçiye ulaşılması için çalışmalar da devam ediyor. Çalışmalar sırasında ocaktan çıkartılan 1 ton yük taşıma kapasiteli 200 kilo ağırlandığındaki vagonların hurdaya dönmüş hali ise facianın boyutunu gözler önüne serdi.AFAD, dün en son yaptığı açıklamada ise arama yapılacak alana477 metre kaldığını belirtti.


17 Kasım 2014 Pazartesi  11:56

Zaman

Manşet - Geleceğin mesleği hurdacılık


Birçok köy veya kasabadan geçerken yol kenarında, `Hurdacı, bohçacı, dilenci giremez` gibi tabelalar görürüz. Bu yasağı kim, hangi kanuna göre, yetkiye göre kullanıyor diye düşünülmez.Bilhassa hırsızlıklara önlem amacıyla yapılan bu uygulama, Türkiye`de geleceğin mesleği olarak görülen hurdacıları veya günümüzde cazibeli olsun diye yerleştirilmeye çalışılan adıyla `geri dönüşüm` sektörünün temsilcilerini rahatsız ediyor.Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muammer Kaya, sanayileşmenin yol açtığı tahribatı yok etmek için alınacak tedbirlerin dev sektörlerin doğmasına sebep olacağını, Türkiye`nin AB çevre standartlarına geçmesi ve Kyoto Protokolü`nün gereklerini yerine getirmek için yaklaşık 140 milyar dolar gerektiğini, bunun da gelecekteki yeni iş hacmine işaret ettiğini söylüyor. Hurdaların atık, geri dönüşümün de nihai yok etme olmadığının anlaşılacağını, ABD`de 2006 yılında geri dönüşüm sektörünün büyüklüğünün 65 milyar doları aştığını, özellikle e-atık, hurda araçlar, demir çelik, kağıt, lastik geri dönüşümünün önem kazanacağını ifade ediyor. Sektör temsilcilerinin ilk etapta küçümsendiğini ancak bazı illerde vergi rekortmeni olduğunu belirten Kaya, sektörün geleceğinin parlak olduğunu savunuyor.`HURDACIDA KİMSE ÇALIŞMAK İSTEMİYOR, BİZ GERİ DÖNÜŞÜMCÜYÜZ`Denizli Hurdacılar Sitesi`ndeki yaklaşık 300 esnaftan biri olan Asya Geri Dönüşüm Metal`in sahibi İsmail Safalı, yaptıkları işlerin hurdacılık değil, geri dönüşüm olduğunu söylüyor. Safalı, `Hurda kelimesini artık kullanmıyoruz. Biz burada normal esnaflık yapıyoruz. Nasıl kaportacı, telefoncu esnafsa biz de öyle esnafız. Bizim de ruhsatlı işyerlerimiz var.` deyip geri dönüşümün ülke ekonomisine katkılarını uzun uzadıya anlatıyor. Safalı`ya göre bu sektör olmasa atıklarla çevre adeta çöp dağlarıyla dolar. Belediyelere çok masraf çıkaran bu işi yapılarak hem ülke ekonomisine katkı sağlanıyor hem vergi veriliyor hem de istihdam sağlanıyor. Sektörde çalışanlar, para kazansa da `hurda` kelimesinin imajından çalışanlar rahatsız. Safalı, `Diploma istemeyen, başlangıçta çok para istemeyen bu mesleği, önyargısı olmayan herkes yapmaya başlayabilir ancak işçi bulmakta zorluk yaşıyoruz. İşçiler, hurdacıda çalışmak istemiyor. Orta 1`de kızım var, öğretmeni babasının mesleğinin sorunca, hurdacı demekten utandığını söyledi. Devletin sektöre teşvikleri var ancak hep büyüklere. Büyük işyerleri zaten kendini kurtarmış, önemli olan küçükleri büyütmek.` diyor.İnan Hurdacılık`ın sahibi Cemal Kavakoğlu ise çatılardan çıkan sac, demir gibi kullanılabilen her türlü malzemenin, fabrikaya vermeden ikinci el olarak değerlendirildiğini anlatıyor. Alagöz Hurda Ticaret`in sahibi Çetin Alagöz de `Hurdacılar giremez` yazılarından rahatsız. Alagöz, `Nasıl bir sütçünün, sucunun bir yere giremez diye yasaklanması doğru değilse hurdacılar için de bu geçerlidir. O levhaların kaldırılmasını rica ediyoruz. Hangi devirde yaşıyoruz?` diye tepki gösteriyor. Karlıdağ Metal`in sahibi İbrahim Ahrar, şehir dönüşümünün geri dönüşüm demek olduğunu anlatıyor. Dönüşümde elde edilen malzemelerin sitelerinde değerlendirildiğini, ikinci el eşya almak isteyenlerin mutlaka sitelerine başvurması gerektiğini söylüyor.


15 Kasım 2014 Cumartesi  12:45

Zaman

Manşet - Ali Yurttagül - THY bir siyasî parti şirketi mi?


Kabin görevlisi hanım nazik bir dille “yönetime yazın lütfen, iyi olur” diyerek elinde olmayan bir sorundan kendisinin de rahatsız olduğunu hissettiriyordu.Kararın “yukarıdan” geldiğini de zaten söylemişti. Yanlış anlaşılmasın, İstanbul uçağında geçen bu konuşmadan kabin personeli veya Türk Hava Yolları (THY) çalışanlarından şikâyetçi olduğum sonucuna varılmasın. Yıllardır THY`nin sadık bir müşterisiyim. Geçen aralık Avrupa Parlamentosu (AP) İran Delegasyonu Tahran`a uçtuğunda, idarenin “tavsiyesi” üzerine delegasyon Frankfurt üzerinden giderken, ben THY ile İstanbul üzerinden gitmeyi tercih etmiş, sitem işitmiştim. THY uzun zamandır ilk tercihim. Kabin personeli ve servisten çok memnunum. Nazik oldukları gibi, kritik durumları oldukça iyi yönettiklerini, kabinde gerilime yer vermediklerini çok izledim. Ufak tefek sorunlar yok değil. Mesela bundan yıllar önce, THY içecek servisi ile fındık verirdi. Bu THY`ye özgü bir şeydi. Artık diğer şirketler gibi şeker veya çikolata veriyor. Biraz bayağılaştı. Son günlerde çevremden “THY`ye ne oluyor?” diye sorular da duymaya başladım. İstanbul üzerinden Tokyo`ya uçan bir dostum beş gün valizini alamamış. “Şikâyette bulundum, cevap bile vermediler” diyor. Benim şikâyetim yönetimden, yani “yukarıdan” ve yeni değil.THY yönetimine karşı ilk kızgınlığımı çalışma şartlarını protesto etmek için greve giden personele karşı sert, saygıdan yoksun, diyalogdan uzak ve baskıcı tutumlarını izlediğimde hissetmiştim. Dünyanın (demokratik) her yerinde şirket yönetimi ile personel arasında yaşanan bu tür sorunlarda yönetiminin çalışanlarını anlamaya, kazanmaya gitmek yerine, THY`nin cezalandırma, işten atma gibi insanları kalıcı mağduriyete iten tavrını kabul edilmez ve sorumsuz bulmuştum. Grevleri bastırmak için AKP (hükümet veya TBMM demeye utanıyorum) ile ilişkilerini devreye sokarak Meclis`ten kanun geçirdiğinde dehşete kapılmıştım. İnanmak mümkün değildi. Lufthansa gibi özel bir şirkette grev sorunu olduğu için, hükümet partisi olayı “milli güvenlik sorunu” yapıp, grevleri yasaklıyor, yüzlerce vatandaşının işten çıkarılması için yasal altyapı oluşturuyordu. Sendikal hakları, imzası bulunan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kurallarını ayaklar altına almıştı.THY–AKP ilişkisinin ahlak kurallarını zorladığı, bir özel şirketin en basit etik kuralları hiçe saydığı an, Bank Asya`yı batırma operasyonuna alet olduğu gün oldu. Bir avuç yolsuzluğa bulaşmış AKP kadrosunun intikam duygularını tatmin etmek, “yolsuzluk yok, darbe var” söylemine çanak tutmak için, bir özel şirketin hangi ellerde olması gerektiğini hayal edemiyorum. THY milyonlarca insanı taşıyan, AKP`lisi, muhalefeti ile Türkiye`nin havayollarından biri değil mi? Ne arıyor bir özel şirket bu tür siyası parti operasyonlarında? THY`nin bu tutumunu ceza yasası açısından değerlendirmek benim görevim değil, etik olmadığı konusunda ise şüphem yok.Bardağı taşıran damlayı bu günlerde yaşıyorum. Kabin görevlisinin girişte verdiğim nazik cevabı, kabinde verilen gazetelerden kaynaklanmıştı. Yeni Şafak, Cumhuriyet, Zaman ve Taraf gazetelerini istemiştim. Sadece Yeni Şafak ve Cumhuriyet gelince, bakışlarımdan sorunu anlayan hanımefendi “Zaman ve Taraf vermiyoruz” dedi. “Niçin?” soruma cevabı da “bilmiyorum, gelmiyor” oldu. Belli ki THY yönetimi bir kez daha yolsuzluğa bulaşmış AKP kadrolarının “Cemaat”e karşı yürüttüğü “cadı avının” parçası olmaya karar vermişti. Sizce bu, etik bir tutum mu? Özel bir şirketin bu tür siyasi operasyonlara alet olması doğru mu? Ben herhangi bir yolcu olarak, Taraf, Zaman gibi Türkiye`nin değerli gazetelerini okumaktan mahrum olmak zorunda mıyım?Bu son konuda, THY “tercihimiz böyle” diyebilir. Peki, şirket yönetimi benim gibi yolcularını, Türkiye`de AKP`ye muhalif kitleleri THY ile seyahat etmeme tercihine zorladığını fark etmiyor mu? THY`nin etik kurallar içerisinde kalmasını sağlayan, denetleyen, bu görevleri için para alan kurumları var mı? Ne yapıyorlar? Yoksa onlar da mı “taraf”?


23 Kasım 2014 Pazar  02:13

Zaman

Manşet - 5 yılda Tuz gölü`nün iki katı kadar arazi imara açıldı


Soma`nın Yırca köyünde santral için 6 bin zeytin ağacının kesilmesiyle gündeme oturan arazilerin imara açılması tarımı tehdit ediyor. Son 5 yılda 2 milyon 712 bin dönüm arazi inşaata kurban giderken bu yıl üç kat artış yaşandı. Bakanlık, TV`lerde “Tarım arazilerini birlikte koruyalım” sloganlı kamu spotu yayınlattı.Son yıllarda milyonlarca dönümlük tarım arazisi imara açılarak heba ediliyor. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamı dışına çıkarılan tarım alanı büyüklüğü son beş yılda 2 milyon 713 bin dönüme ulaştı. Diğer bir ifadeyle Tuz Gölü`nün iki katı kadar verimli arazi imara açıldı. Tarım Bakanlığı verilerine göre bu yılın ilk dokuz ayında amaç dışı faaliyete izin verilen toprak büyüklüğü, geçen yıla kıyasla üç kat arttı. 2010`da 394 bin dönüm arazinin tarım dışı kullanımına izin verilirken, bu yılın ocak-eylül döneminde 1 milyon 94 bine yaklaştı. Amaç dışı kullanımın en yaygın görüldüğü alanlar sanayi, inşaat, turizm, madencilik ve ulaştırma amaçlı kamu yatırımları. TÜİK verilerine göre tarım arazilerinde en çok kayıp yaşanan iller Konya, Yozgat ve Diyarbakır diye sıralanıyor. Tarım alanlarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getiren sebeplerin başında mevzuat yetersizliği geliyor. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu`nda korumaya yönelik hükümler olsa da uygulamada zorluklar yaşanıyor. Ranta dayalı yerel yönetim politikaları ise arazilerin sonunu hazırlıyor. 2011 yılına göre tarım arazilerinin tarım dışı kullanımına yönelik sektör bazlı değerler konut amaçlı 124 bin dönüm, sanayi amaçlı 224 bin dönüm, turizm amaçlı 12 bin dönüm, madencilik amaçlı 79 bin dönüm ve ulaştırma amaçlı 6 bin 500 dönüm olmak üzere toplam 445 bin dönüm oldu. Son olarak tarım alanlarının nasıl ranta kurban verildiği, Manisa`nın Soma ilçesi Yırca köyünde Kolin Şirketler Grubu`nun termik santral yapmak için kestiği 6 bin zeytin ağacı ile bir kez daha gündeme gelmişti. TBMM`ye gönderilen, zeytinliklerin enerji yatırımlarına açılmasını öngören tasarısının kanunlaşması halinde verimli tarım topraklarının yok olması daha da hızlanacak. Tarım alanlarının yapılaşma tehdidi altında olduğu, Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarım Arazilerinin Sürdürülebilir Kullanımı Özel İhtisas Komisyonu Raporu`na da yansıdı. Rapora göre tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, bu arazilerin sürdürülebilirliğini ve dolayısıyla tarım üretimini tehdit ediyor. Türkiye`deki tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı hızlı nüfus artışı, yaygınlaşan plansız şehirleşme ve gelişen endüstrileşmeyle birlikte hızlı bir biçimde artıyor. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının özellikle verimli tarım arazilerinin bulunduğu sahalarda yoğunlaşması, konunun önemini daha da artırıyor. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu`na rağmen tarım alanlarının yok olması önlenemiyor. Özel İhtisas Komisyonu Raporu`nda önemli tespitler yer alıyor. Buna göre tarım alanlarının amaç dışı kullanım talepleri hızla artarken, yerleşim alanlarının sürekli ve aşırı büyümesi, verimli toprakları yapılaşma baskısı altına itiyor. Şehirlerin büyümesinin tehdit ettiği doğal alanların başında tarım arazileri geliyor. Hızla büyüyen şehirlerin genişleme ihtiyacı ve eğilimi, verimli tarım toprakları yok olma tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Meselenin kaynağında, tarım alanlarının korunmasıyla ilgili mevzuat yetersizliği bulunuyor. İmar Kanunu, tarım alanlarının korunması ve sürdürülebilir kullanımını sağlayacak araçları yeterli düzeyde içermiyor. Ayrıca Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında tarım arazilerinin korunması ve rasyonel kullanımına ilişkin hükümler getirilmiş olsa da uygulanmasında zorluklar yaşanıyor. Ranta dayalı yerel yönetim politikaları ise tarım alanlarının sonunu hazırlıyor. Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, tarım topraklarının kaybedilmesinin sebeplerini şöyle sıralıyor: “Toprakların insanların şahsi menfaatleri nedeniyle imara açılması. Plansız ve çarpık kentleşme. Yanlış tarım politikaları ve yasal düzenlemeler. Toprakların miras yasası nedeniyle küçülmesiyle tarımın rantabl olmayışı ve bu nedenle tarım topraklarının farklı sektörlere kayması. Turizm sebebiyle yapılan gereksiz büyüklükteki konaklama alanları. Toplum olarak aşırı lüks tüketim alışkanlığı.”


23 Kasım 2014 Pazar  02:13

Zaman

Ekonomi - Elektrikli otomobile sağlanan teşvik hibride de verilsin


Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış AŞ Pazarlama Müdürü Ziya Burnaz, elektrikli otomobile verilen teşvikin hibrid teknolojisine verilmesini istedi.Burnaz, “Hükümetin elektrikli otomobillere uyguladığı teşviki hibrid modellere de uygulayacağı öngörüsü ile yatırımları genişlettik. Bugüne kadar pahalı ve orta sınıfın ulaşması zor olan hibrid motor teknolojisini küçük segmentli bir modelde 58 bin liradan satışa sunduk. Şu an için elektrikli otomobillere verilen ÖTV indirimi hibrid modellerine de verilirse satışlarda müthiş bir artış olur.” dedi. Toyota, B segmentinin ilk hibrid modeli Yaris Hybrid`i yeni tasarımıyla ilk kez Samsun Oto Show Fuarı`nda görücüye çıkarttı. Yaris Hybrid modelinin şu an için Türkiye genelinde tüm bayilere dağıtımının gerçekleştiğini kaydeden Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış AŞ Pazarlama Müdürü Ziya Burnaz, 58 bin 500 liradan başlayan fiyatlarla satılan otomobili merak edenlerin test sürüşü yapabileceklerini söyledi.


20 Kasım 2014 Perşembe  02:06

Zaman

Manşet - Evlerini terk etmeyen köylülerin elektriğini kestiler


Melen Barajı kapsamında kamulaştırılan Sakarya`nın Kocaali ilçesi Ortaköy Mahallesi`nde elektrikler kesildi.Evlerini terk etmeyen vatandaşlar, olaya tepki gösterdi. Her şey, İstanbul`un içme suyu ihtiyacını karşılayacak barajın yapımı için alınan kamulaştırma kararıyla başladı. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü köylülerden evlerini boşaltmalarını istedi. Elektriklerin kesileceğini öğrenen köylüler de önceki gün trafo önünde nöbet tuttu. Ancak kesinti yapılmayacağı haberi gelince eylemlerini bitirdiler. Köylüler, dün ise büyük bir şok yaşadı. DSİ valilik kanalıyla köyün elektriklerini kestirdi. Halk yeniden eyleme başladı. Köy meydanında hurda lastik yakıp `Hükümet istifa`, `Vali elektriği ver`, `Ortaköy bizimdir bizim olacak` şeklinde sloganlar attılar.Mahalle sakinlerinden Ahmet Yavuz, kamulaştırma paralarını alamadıklarını iddia ederek şunları söyledi: “Elektrikleri niçin kesiyorlar? Daha bir sürü parasını alamayan vatandaş var. Hemen hemen 7 bin kişi karanlıkta kaldı. Evlerde hasta insanlar var. Diyaliz hastası olanlar var. Bu insanların hali ne olacak?” Şükriye Baba ise elektriklerin kesilmesi nedeniyle çocukların derslerini mum ışığında yaptığını anlattı. Kendilerine çıkın denildiğini aktarırken çaresizliklerini şu sözlerle dile getirdi: “Nereye çıkacağız bu karanlıkta? Ben nereye gideyim? Bir yer yok. Yer parasını verdiler. Beşe böldük. Bir ev parası bile kalmadı. Bizlere bir yer göstersinler ki oraya gidelim.”Devlet Su İşleri 14`üncü Bölge Müdürü Sedat Özpınar ise yaptığı açıklamada, köylüleri suçladı: “Evleri kamulaştırılan Beyler, Paralar ve Ortaköy`de yaşayan 330 haneden bazıları evlerini boşaltmıyor. 4 aydır uğraş veriyoruz. 30 Kasım`dan sonra bölgede yapılacak baraj nedeniyle su tutma başlayacak ve evler de sular altında kalacak. Bu yüzden evlerin elektrik ve sularının kesilmesi gerekiyordu.”


20 Kasım 2014 Perşembe  02:06

Sözcü

Gündem - Hurdaydı şimdi ise…



15 Kasım 2014 Cumartesi  01:55

Habertürk

Gündem - Hurdaya dönen vagonlar facianın boyutunu gözler önüne serdi


Karaman`ın Ermenek İlçesi`nde su baskını sonucu meydana gelen maden faciasında mahsur kalan 16 işçinin bulunması için 21`inci günde çalışmalar sürüyor


17 Kasım 2014 Pazartesi  14:24

Milliyet

Politika - Dileyeceksen yasasını çıkar


Erdoğan`a seslendi Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 5. Genel Kurulu toplandı. Kocatepe Kültür Merkezi`nde yapılan Genel Kurul toplant...


16 Kasım 2014 Pazar  00:34

Zaman

Manşet - Ermenek`teki faciada sekiz umut daha yerini acıya bıraktı


Ermenek`teki maden faciasında umutla bekleyen ailelere acı haber geldi. Mahsur kalan işçilerden 8`inin daha cansız bedenine ulaşıldı. İşçilerin kimlikleri DNA testiyle belirlenecek. 200 kiloluk vagonların hurdaya dönmesi, ocaktaki facianın şiddetini gözler önüne serdi.Karaman`ın Ermenek ilçesinde 18 işçinin mahsur kaldığı maden faciasının 21. gününde 8 işçinin daha cesedine ulaşıldı. İşçilerin kimliklerinin, yapılacak DNA testinin ardından belirleneceği öğrenildi. İlçeye bağlı Pamuklu köyü Cenne mevkiinde Has Şekerler Madencilik Şirketi`ne ait linyit ocağında 28 Ekim Salı günü öğle molası verildi. Kullanılmayan eski maden ocağında biriken suyun bir anda maden ocağını basması sonucu 34 işçiden 18`i mahsur kaldı. Facia ardından arama-kurtarma çalışmaları başlatıldı. 6 Kasım Perşembe günü, işçilerden Kerim Haznedar ile İsa Gözbaşı`nın cesetlerine ulaşıldı. 2 işçinin cenazesi Aşağı Çağlar köyünde defnedildi. Kurtarma çalışmalarında 21`inci güne girilirken dün 2 işçinin sabaha karşı ise 6 işçinin daha cesetlerine ulaşıldı. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı`ndan (AFAD) konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “Karaman`ın Ermenek ilçesinde 28 Ekim 2014 Salı gününden bu yana aralıksız devam eden arama kurtarma çalışmaları sonucunda madenin 4. başyukarı bölümünde 8 işçi kardeşimizin daha cenazelerine ulaşılmıştır. Cenazeleri madenden dışarı çıkarma çalışmaları devam etmektedir.” Öte yandan Ermenek`teki ocaktan çıkartılan 1 ton yük taşıma kapasiteli 200 kilo ağırlığındaki vagonların su baskını sonucu hurdaya dönmesi facianın şiddetini gözler önüne serdi. AFAD, önceki gün yaptığı açıklamada arama yapılacak alana 477 metre kaldığını belirtti.`Ocak sahibini cezaevine değil, o madene koysunlar`Has Şekerler Madencilik şirketine ait kömür ocağında su baskını sonucu içeride kalan 18 işçiden 32 yaşındaki Mehmet Baha`nın eşi Emiş Baha (24), eşinin en çok sevdiği `Yolun Sonu Görünüyor` türküsünü her gün dinleyerek gözyaşı döküyor. Emiş Baha, olayın ilk günü yaptığı konuşmayla Türkiye`yi gözyaşlarına boğmuştu. Acılı kadın, yaşadıkları çaresizliği, şu sözlerle anlatmıştı: “3 aydır bizi yediler bitirdiler. Maaşlarını düzgün vermediler. Elimizde yiyecek ekmek koymayıncaya kadar uğraştılar. Şimdi de canlarını aldılar. Sağ çıksalar ne olacak, çıkmasalar ne olacak? Bunların hesabını nerede verecekler? Borçluyuz, dertliyiz. Ev aldık, kredi çektik. Bizim halimiz ne olacak? Bugünü yarına atarlar, yarını öbür güne atarlar. Eller bayram yaptı biz yapamadık, eller kurban kesti, biz kesemedik.” 20 gündür 2,5 yaşındaki kızı Meryem ile umutla bekleyişini sürdüren Emiş Baha, eşinden geriye hatıralarının kaldığını belirtiyor. Baha, “20 gündür çektiklerimizi anlatamam. Her gün bir haber gelecek diye bekliyoruz. Onun hatıralarıyla avunuyoruz. Eşim bu türküyü çok severdi. Bu türküyü dinleyip her gün gözyaşı döküyorum.” dedi. Gözü yaşlı kadın, maden sahibi Saffet Uyar`ın tutuklanması ile ilgili, “Onu cezaevine atmak yetmez. Ekmek elden su gölden. Vereceksiniz eline kazmayı, onu o madene indireceksiniz.” diye konuştu.


18 Kasım 2014 Salı  07:53

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  

sabah gazetesi 22 12 2010  01 06 2011 habertürk gazete arşivi ht tarih  caner erdinç  kurtlar vadisi  hıdırellez  cnbce izle  atv fadime gömeç haberi  01 10 2009 herşey dahil programı zerrin özer  habertürk tv arşivi türkiyenin nabzı 05 06 2011  mejlis haberleri  vatan gazetesi didim abük haberi  ötv çıktımı kaç model araclara çıktı  haberturk ege  01 07 2009 haberleri  şok azetesi  01 01 2009 milliyet gazetesi  20009 oss soruları ve ceapları  ülke tv arşiv programını bıçak s  şok azetesi  öteki gündem video 12şubat2010 saat 20 00  fanatik at yarışı  02 05 1990 sabah gazetesi arşiv