Bulunan Haber Sayısı: 4.179
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Gündem - Diyarbakır`daki dershane operasyonu da çöktü


Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü`nün, 500 fakir çocuğu ücretsiz dershaneye gönderdiği proje hakkında başlatılan algı operasyonunda gözaltına alınan 10 kişi serbest bırakıldı. İl Emniyet Müdürlüğü, 2010 yılında dezavantajlı çocukların eğitime kazandırılması amacıyla bir SODES projesi hazırlamıştı. Proje kapsamında ihale açıldı. En düşük teklifi veren dershaneye 500 çocuk gönderildi. Burada eğitim gören yoksul çocukların büyük bölümü Anadolu ve fen liselerini kazandı. Ancak aradan 5 yıl geçtikten sonra dershane ihalesinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla projede görev yapan 6 emniyet müdürü ve 4 dershane yöneticisi gözaltına alındı. 2 polis, emniyetteki ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. 8 kişi ise adliyeye sevk edildi. Tutuklamayı gerektirecek bilgi ve delil olmadığına karar veren mahkeme, şüphelilerin tümünü serbest bıraktı. İktidara yakın medya kuruluşları, operasyonu `paralel örgütün dershane vurgunu` şeklinde duyurmuştu. Serbest bırakılanlar, haklarında iftira atan bu kuruluşlar hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.


02 Nisan 2015 Perşembe  02:08

Zaman

Manşet - Filistin, resmen UCM üyesi


Filistin, İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı artırma çabaları kapsamında dün önemli bir adım attı. Filistin dün Hollanda`nın Lahey kentinde düzenlenen sembolik bir törenle Uluslararası Ceza Mahkemesi`nin (UCM) 123. üyesi oldu. Böylelikle Filistin yönetiminin, İsrail`e karşı savaş suçlarından dava açmasının yolu açıldı. UCM, Batı Şeria, Gazze ve Kudüs`te savaş suçu, insanlığa karşı suçlar ve soykırım iddialarıyla ilgili soruşturma açıp yargılama yapabilecek. Filistinliler ayrıca İsrail`in Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe sayarak işgal altındaki Filistin topraklarında inşa ettiği yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine karşı da şikâyette bulunabilecek. Ancak üyelik `iki ucu keskin bıçak` olarak da niteleniyor. Çünkü bundan böyle Hamas başta olmak üzere Filistinli gruplar aleyhinde de UCM`de dava açılabilecek. Tel Aviv, üye olmadığı için İsrailli yetkililerin bu mahkemede yargılanamayacağını savunuyor. UCM savacısı Fatou Bensouda, Filistin yönetiminin ocak ayı başında mahkemenin kurucu anlaşmasını imzalamasının ardından İsrail`in geçtiğimiz yaz Gazze`ye yönelik kanlı saldırılarına dair ön soruşturma başlatmıştı. Ancak soruşturma henüz tamamlanmadı. UCM`deki soruşturma ve yargı süreci yıllar alabiliyor. Yargı süreçleri uzun olsa da Filistin yönetimi UCM`yi müzakerelerde bir manivela olarak kullanmayı düşünüyor. Siyasi gözlemciler ayrıca İsrail`in muhtemel operasyonlarda da sivil kayıplar konusunda daha dikkatli olacağını belirtiyor. Filistin`in UCM`ye üyeliği, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu`nun, Filistin devleti kurulmasına müsaade etmeyeceği vaadiyle seçimlerden zaferle çıkmasının ardından iki devletli çözüm beklentisinin azaldığı bir döneme denk geliyor.


02 Nisan 2015 Perşembe  03:02

Radikal

Spor - Bilic Arena`da şampiyonluk konseri vermeli


`Bilic oyuna müdahalede gecikiyor, derbi kazanamıyor...` Evet, doğru. Ancak statsız Beşiktaş`ı iki sezondur zirve yarışında tutan ve başına gelmeyen kalmayan Hırvat kalmalıdır. Yok eğer Bilic giderse, kazandığı tecrübeyle Premier Lig`de daha başarılı olabilir. İşin ceremesini çeken Bilic`e, gitarıyla Vodafone Arena`da şampiyonluk konseri verme şansı da tanınmalı.


02 Nisan 2015 Perşembe  01:14

Zaman

Manşet - Hakan Çalhanoğlu: 10 numarayı istiyorum


Milli Takım`da Gökhan Töre ile yaşanan silah olayı unutulmaya yüz tutmuşken yeni bir kriz patlak verdi. Hollanda-Türkiye maçında Arda Turan, cezası nedeniyle tribündeydi. 10 numaralı formayı Hakan Çalhanoğlu giydi. Lüksemburg sınavında kaptan formasını geri aldı. Yaşanan bu gelişme, gurbetçi yıldızın moralini bozdu. A Milli Takım`da Gökhan Töre, Hakan Çalhanoğlu ve Ömer Toprak arasında yaşanan silah olayı tam anlamıyla çözülemezken yeni bir kriz patlak verdi. Yaşanan krizin nedeni ise 10 numaralı milli forma. Zira söz konusu forma Lüksemburg maçında attığı golle Ay-Yıldızlıları galibiyete taşıyan Hakan Çalhanoğlu ile takım kaptanı Arda Turan arasında paylaşılamıyor. Arda`nın cezalı olduğu Euro 2016 elemelerindeki Hollanda karşılaşmasında 10 numaralı formayı sırtına geçiren Hakan, birkaç gün sonra oynanan Lüksemburg maçında formasını yıldız oyuncuya teslim etti. Bu gelişmeler nedeniyle morali bozuk bir şekilde 25 numaralı formayla sahaya çıkan gurbetçi futbolcu, buna rağmen şık bir gole imza atarak adeta `10 numara benim hakkım` dedi. İki yıldız isim arasında daha önce İzlanda maçında da forma krizinin yaşandığı ancak olayın basına yansımadığı öğrenildi. Bayer Leverkusen`de 10 numaralı formayı giyen ve attığı frikik golleriyle Bundesliga`ya damgasını vuran Hakan Çalhanoğlu, Avrupa devlerini şimdiden peşine taktı. Ancak frikik ustası genç oyuncunun Milli Takım`da duran toplar konusunda da muzdarip olduğu gözlendi. Lüksemburg maçında kaleyi direkt karşıdan gören pozisyonda kazanılan serbest vuruşta topun başına kendisinin yerine Selçuk İnan geçince yetenekli oyuncunun surat astığı görüldü. Adeta uzmanlık konusu haline gelen direkt vuruşlarda Hakan`a şans verilmemesi maçı izleyen futbolseverler tarafından da yadırgandı. Fatih Terim`in araya girmesiyle Gökhan Töre olayını unutup Milli Takım`da yeni bir sayfa açan 21 yaşındaki yıldız, yaşadığı tüm olumsuz gelişmelere karşın Lüksemburg maçındaki performansıyla göz doldurdu. 90 dakikada ter döken Çalhanoğlu, Ay-Yıldızlı forma altındaki ilk golünü de attı. 87. dakikada uzaktan sert bir şut atan başarılı futbolcu, Lüksemburg ağlarını havalandırarak millileri galibiyete taşıdı.


02 Nisan 2015 Perşembe  02:08

Zaman

Manşet - Sahtekarlık ortaya çıkınca, uyduruk evraklarındaki çay lekelerinden vazgeçtiler!


Sahte belgelerle Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında iftira atan Yeni Şafak gazetesi, taktik değiştirdi. Gazete, yayımladığı belgelerdeki imzalar ve lekelerin sahteciliği ele vermesi üzerine dün üzerinde imza ve çay lekesi bulunmayan başka sahte belgelerle çıktı. Üstelik doğru olduğunu iddia ettikleri belgelerin tümünü değil, kesilmiş kısmını gösterdiler. Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili sahte belge ve yalan haberlere imza atan Yeni Şafak gazetesi, iftiralarına devam ediyor. İktidara yakın gazete, 28 Şubat savcısı Nuh Mete Yüksel`in Hizmet Hareketi hakkında hazırladığı ve daha sonra hem mahkeme hem de Yargıtay tarafından çürütülen iddianamede yer alan ifadeleri de algı operasyonuna dahil etti. Hükümetten büyük ihaleler alan Albayrak Holding bünyesinde faaliyet gösteren gazete, 1971`de Hizmet Hareketi`nin yurtdışında hiçbir faaliyeti olmamasına rağmen yayınladıkları sahte belgede `ülke imamları` ifadelerine yer verdi. Gazetenin, iki gündür yayınlandığı belgelerdeki imza ve lekelerin sahte çıkmasının ardından yeni yayınladıkları belgelerde imza ve çay lekelerinin yer almaması da dikkat çekti. Gazete, ilk olarak Fethullah Gülen Hocaefendi`nin 1967`de Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası`na üye olduğu iftirasını atmıştı. Bununla ilgili de sahte belgeler yayınlamıştı. Ancak bu iddia aynı gün söz konusu loca tarafından yalanlanmıştı. Kendi haberiyle çelişen Yeni Şafak, 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Hocaefendi`nin diğer cemaatler ve Nur cemaati ile ilgili askere istihbari bilgi vererek işbirliği yaptığı yönünde de iftira attı. Halbuki 3 Mayıs 1971`de Hocaefendi, Nur cemaatinin önde gelen isimlerinden Mustafa Birlik başta olmak üzere birçok Nur talebesi ile birlikte 6 ay boyunca hapiste kalmıştı. Hizmet Hareketi`ne kumpas kurmak amacıyla hazırlanan düzmece haberde, 12 Mart 1971 muhtırası sonrasındaki istihbari belgeleri paylaştığını iddia eden gazete, `Teşkilat o günden çözülmüş` şeklinde sahte bir de belge yayınladı. Belgede cemaatin yapılanmasını oluşturan 7 katmanlı bir yapı gösterildi. Sahte belgenin ikinci sırasında ülke imamları olduğu iddia edilirken Hizmet Hareketi`nin yurtdışına açılma tarihinin 1990`lı yıllar olması gözden kaçırıldı. Ayrıca sahte belgenin 1. sırasında yer alan `istişare kurulu ya da şûra denilen 12 kişiden oluşan beyin takımı` ifadelerinin yandaş gazetelerin uzun süredir sürdürdüğü iftira haberlerle aynı olması oyunu gözler önüne serdi. Gazete, sahte imzaların ortaya çıkmasının ardından yeni hazırladığı sahte belgelerde imzaya yer vermedi. Sahte belgelerin eski gözükmesi için belgelerin üzerine çay döken Yeni Şafak`ın bu taktikten de vazgeçtiği görüldü. Diğer yandan gazete, yeni haberinde delil olarak sunduğu sahte belgelerin tamamını dahi gösteremedi. Metinlerin üstünün ve altının kesilmesi dikkat çekti. Yeni Şafak, Komünizm ile Mücadele Derneği`ne üye olduğu gerekçesi ile Fethullah Gülen Hocaefendi`yi ABD ajanı olmakla da suçladı. 1960`lı yıllarda yayılan komünizmle mücadele etmek için kurulan derneğe ünlü şair Necip Fazıl Kısakürek başta olmak üzere milliyetçi ve muhafazakâr camiadan birçok kişi destek veriyordu. Üstad Bediüzzaman`ın avukatı Bekir Berk aktif olarak dernekte çalışırken Milli Görüş`ün önemli isimlerinden Recai Kutan da Komünizmle Mücadele Derneği Diyarbakır il başkanıydı. O dönem Komünizmle Mücadele Derneği ile birlikte aralarında AKP`den birçok ismin de üye olduğu Milli Talebe Birliği birlikte programlar düzenliyordu.


02 Nisan 2015 Perşembe  02:08

Zaman

Manşet - Ruslar, Emenike`yle ilgilenmiyor


Fenerbahçe`nin, futbolundan çok sorunlarıyla gündeme gelen Emmanuel Emenike`yle sezon bitiminde yollarını ayıracağı belirtiliyor. 13 milyon Euro`ya Spartak Moskova`dan alınan Nijeryalı yıldız, ağları sadece 4 kez havalandırabildi. Özellikle Beşiktaş derbisinde formasını çıkarması ve sahayı terk etmesiyle bardağı taşırdı. Sarı-Lacivertlilerin güvendiği Rus kulüpleri ise Emenike`ye sıcak bakmıyor. Son olarak Dinamo Moskova`da kulüp müdürü Guram Ajo, “Söylentilerin nereden çıktığını bilmiyorum. Emenike çok iyi bir oyuncu; ama onunla kesinlikle ilgilenmiyoruz.” dedi. Transfer dedikodularına açıklık getiren Emenike`nin menajeri Erdem Konyar ise şunları kaydetti: “Hiçbir ekiple anlaşmadık. Bu yönde çalışmamız yok. Emenike, Fenerbahçe`nin sözleşmeli futbolcusu. Hedefi, şampiyonluk yaşamak.” dedi. Ayrıca Ukrayna`da Metalist Kharkiv formasını giyen 20 yaşındaki forvet Artem Radchenko`nun, Kanarya`yla el sıkıştığı ileri sürüldü. Geçen sene Sarı-Lacivertlilerin altyapısında idmanlara katılan ve beğenilen genç orta saha, ülkesi Ukrayna`ya dönmüştü. İddiaya göre; sözleşmesini fesheden ve yıl sonuna dek Goverla Uzhhorod`da ter dökecek olan Radchenko, haziranda kadroya katılacak. Fenerbahçe`nin U21 ve U19`uyla Dereağzı`nda boy gösteren ve 2 gol atan Radchenko, Metalist`in Trabzonspor`la oynadığı Avrupa Ligi mücadelesinde de şans buldu. 1,67 m. boyundaki yetenek, sağ ve sol kanatlarda süratiyle dikkati çekiyor. Bruno Alves`ten kırmızı kart itirafı Fenerbahçeli Bruno Alves`ten önemli bir itiraf geldi. Portekizli savunma oyuncusu, Süper Lig`in ilk yarısında, TT Arena`da Galatasaray`a 2-1 yenildikleri derbide gördüğü kırmızı kartı unutamadığını söyledi. 33 yaşındaki tecrübeli isim, “Galibiyeti çok istiyordum. O ihraç olmasaydı biz o maçı kesinlikle kaybetmezdik. Çünkü gerçekten iyi oynuyorduk.” dedi. Tecrübeli defans, Sarı-Lacivertlilerin Avrupa kupalarına katılmayı hak ettiğini ve bunu başaracaklarını dile getirdi. Mahmut Uslu: Türkiye`de komünizm zihniyeti var Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Mahmut Uslu, devleti yönetenlere öneri getirdi. Uslu, “Dersiniz ki vergiden amatörlere harcadığınız parayı mahsup edin, gerisini ödeyin. Getirdiği şampiyonluklar nispetinde branşlaştırır, her şehre ve kulübe görev verirsiniz. Güreş, yüzme, kayak… Bu şekilde sporcu yetiştirme imkânı oluşturulur.” dedi. Uslu, “Komünizm döneminde devlet yoluyla oyuncu yetiştiriliyordu. Bugün Türkiye`de hâlâ o zihniyet var.” ifadesini kullandı.


02 Nisan 2015 Perşembe  04:32

Zaman

Manşet - Nijerya`da `sandık devrimi` Afrika`ya ümit kaynağı oldu


Yönetimin ilk kez seçimlerle el değiştirdiği Nijerya`da, kazanan ve kaybedenin sorumlu davranması, demokrasinin olgunlaşma yolunda olduğunu gösterdi. Bu kez yalnız Müslüman kuzeyin değil güneyin de desteğini alan seçimin galibi Buhari`yi, yolsuzluk ve Boko Haram`la mücadele sözü iktidara taşıdı. Nijerya`da hafta sonu gerçekleşen çekişmeli devlet başkanlığı seçimlerini Müslüman aday Muhammadu Buhari`nin kazanması, yalnızca ülkesinde değil, tüm kıtada hatta tüm dünyada demokrasi destekçileri arasında heyecanla karşılandı. Askerî; cuntanın sona erdiği 1999 yılından bu yana ilk kez bir muhalif liderin seçimle işbaşına gelmesi, Afrika`nın en kalabalık ve en büyük ekonomisine sahip ülkesinde demokrasinin olgunlaşma yolunda olduğunun işareti olarak yorumlandı. Seçim sonuçlarının kesinleşmesiyle birlikte hem Buhari`nin hem de iki milyon oy fark attığı rakibi Devlet Başkanı Goodluck Jonathan`ın verdiği olumlu mesajlar, ülkedeki `demokrasi bayramı` havasına katkıda bulundu. Dört yıllık yönetimi yolsuzluk skandalları ve Boko Haram terör örgütünün katliamları nedeniyle hiç de iyi bir hatıra bırakmayan Başkan Jonathan, mağlubiyeti kabul edip rakibini tebrik ederek demokratik olgunluk gösterdi. 2011`deki seçimin ardından yaşanan şiddet olaylarında 800`den fazla kişinin hayatını kaybettiği Nijerya`da Buhari`nin de kaybeden rakibini övmesi, benzer şiddet olaylarının yaşanmasının önünü aldı. Gözlemciler, büyük ölçüde `özgür ve adil` olduğunu belirttikleri seçimde, başkanlığını ünlü akademisyen Attahiru Jega`nın yaptığı Bağımsız Seçim Kurulu`nun başarısına özellikle vurgu yaptı. Halktan terör ve yolsuzluğa tepki 180 milyonluk nüfusun 500`den fazla dil konuştuğu ülkede seçim sonuçlarında ilk kez kabile, bölge ya da dini aidiyetler değil ülkenin işsizlik, terör ve yolsuzluk gibi gerçek sorunları belirleyici oldu. Daha önce de üç kez devlet başkanlığı için aday olan ve hepsinde kaybeden eski General Muhammadu Buhari, 1980`li yıllardaki 20 aylık iktidar tecrübesinden kalan dürüst ve teröre müsamahasız imajıyla bu kez yalnız Müslüman kuzeyin değil, Hıristiyan güneyin de desteğini kazandı. Jonathan ise devlet hazinesinden karşılanan milyonlarca dolarlık seçim kampanyasına rağmen yolsuzluğa bulaşan bakanlarına hesap sormamanın ve ülkenin kuzeyini kan gölüne çeviren Boko Haram terörüne etkin bir cevap verememenin karşılığını pahalı ödedi. Daha önce darbeyle gelip darbeyle giden Buhari, bu kez oyunu demokrasinin kurallarına göre oynamayı öğrendiğini iddia ediyor. İlk döneminde yolsuzluğa karıştığı için yüzlerce bürokrat, siyasetçi ve işadamını hapse atan Nijerya`nın yeni liderinin muhaliflere ve gazetecilere yönelik insan hakları ihlalleri ise hafızalardaki yerini koruyor. Pek çok kişi için Buhari`nin vaatlerini yerine getirebilmesinden daha ziyade Afrika`nın kalbi denebilecek Nijerya`da demokrasinin kurumsallaşması daha büyük önem taşıyor. Ancak Buhari`yi iktidara taşıyan Nijeryalıların büyük bir kısmı ondan demokrasi ve insan haklarından önce yolsuzluk ve teröre çare bulmasını istiyor. Bu yüzden Nijeryalıların şu an tadını çıkardığı iyimserliğin çabucak dağılmaması için Buhari`nin başarılı olması da büyük önem taşıyor. Fakat son dönemde petrol fiyatlarında yaşanan büyük düşüş, devlet gelirlerinin yüzde 70`i petrol ihracatına dayanan ülkede, Buhari`yi zorlu bir ekonomik sınavla baş başa bırakacak.


02 Nisan 2015 Perşembe  03:02

Zaman

Manşet - `Hacı Ata` gönül kazanma sanatının doktoruydu


Yaşıtlarının evde oturup torun sevdiği zamanlarda hizmet için yurtiçi ve yurtdışında koşturan bir gönül eriydi Hacı Kemal Erimez. Vefatının 18. yıldönümünde, `Adanmış Bir Gönül İnsanı: Hacı Ata` kitabının yazarı Muhittin Küçük ile Hacı Ata`yı ve onun yaptığı hizmetleri konuştuk.Fethullah Gülen Hocaefendi`nin ifadesiyle `yeri doldurulamayacak birisi`, Tacik öğrencilerin Hacı Ata`sı, namı diğer `Okul Adam` Hacı Kemal Erimez... Bundan tam 18 yıl önce 13 Mart 1997 tarihinde Hakk`a yürüdüğünde, Fatih Camii avlusu tıklım tıklım doluydu. Herkesin gönlünü fethetmiş bu hizmet kahramanının biyografisini yazan Muhittin Küçük, Hacı Kemal Erimez için, “Gönül kazanma sanatı konusunda üzerinde doktora tezi yapılacak kadar başarılıydı.” diyor. Kitabı hazırlarken öğrendiği bilgilerden kendisini en çok etkileyenin Hacı Ata`nın Hizmet`e olan sadakati olduğunu söyleyen Küçük, “Son anına kadar Hizmet ile yatıp kalkmış ve heyecanını hiç kaybetmemiş.” diyor. Küçük, `Adanmış Bir Gönül İnsanı: Hacı Ata` kitabının hazırlanış aşamasında 100`ü aşkın kişiyle görüşüldüğünü ifade ediyor.Hoparlörden gelen ses...Hacı Kemal Erimez, Fethullah Gülen ile 1966 senesinde tanışır. İnsanlara yardım etmeyi seven Hacı Ata, Hocaefendi ile tanıştıktan sonra kendisini tamamen bu işe adar. Onunla tanışması, kitapta Hacı Ata`nın dilinden şu şekilde yansır: “Cuma namazı için İzmir Başdurak Camii`ne gittim. Takunyaları ayağıma geçirdim, abdest alıyorum. Baktım hoparlörden bir ses geliyor ama nasıl bir ses. Bir hoca vaaz ediyor. `Allah Allah` dedim. Bu nasıl vaaz böyle? Nurlar konuşuyor. Sanki bu dünyadan değil de başka bir âlemden geliyor.” Bu heves ve iştiyakla Hocaefendi ile tanışan Hacı Ata, daha sonra da hiç yanından ayrılmamış ve sadakatle hizmet peşinde koşmaya devam etmiş.31 yıl boyunca yorulmadan koşturduAşkı, şevki hiç azalmayan Hacı Ata, 31 yıl boyunca durmadan hizmet eder ancak ilerleyen yaşlarda hastalıkları artar. Tansiyonu, şekeri, hazım problemi, kalp rahatsızlığı olmasına rağmen içindeki aşırı heyecandan yerinde duramaz. Orta Asya`da birlikte hizmet ettiği 20`li yaşlardaki gencecik delikanlılar, “Onunla beraber koştururken yoruluyorduk, bir yerde takatimiz kalmıyordu ama o yorulmak bilmiyordu.” diyor.Muhittin Küçük, Hacı Ata`yı anlatırken onun Allah ile irtibatının çok güçlü olduğunu ve deliksiz uyuduğu bir gecesi olmadığından bahsediyor. Her gece ağlayarak teheccüt namazı kıldığının herkesçe bilindiğini söyleyen Küçük, Hacı Ata`nın, birinden burs ve himmet istemeden önce muhakkak o kişiye gece dua ettiğini anlatıyor.Gönül kazanma sanatı uzmanıydıMuhittin Küçük, Hacı Ata`nın her yaştan ve her kesimden kişiyle geçinen biri olduğunu söylüyor: “Devlet adamı olabilecek kapasiteye sahip bir insan. Gönül kazanma sanatı konusunda üzerinde doktora tezi yapılacak kadar başarılıydı.” Her türlü vesileyi insanlarla arkadaşlık kurmak ve onlara bir şeyler anlatabilmek adına kullanan Hacı Ata`nın kendisi varlıklı olduğu gibi gönlü de zengindir. Okul açmak amacıyla yurtdışına giderken hediye etmek için yanında bavulla mücevherat götürür. Yine bunun yanında Aydın`daki meyve bahçeleri ve zeytinliklerinden de kendi eliyle meyve toplayıp tanıdıklarına verir. Bu hediyelerde onları etkileyen hediyenin ne olduğu değil, veren kişinin samimiyeti gizlidir.Hacı Ata, bu içten yardım etme arzusunun meyveleriyle de seneler sonra karşılaşınca bir çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlar. Küçük, bunu şu örnekle anlatıyor: “Hacı Kemal, bir köy bakkalında küçük bir çocukla tanışır. Maddi imkânsızlık nedeniyle okuyamadığını öğrendiği çocuğu okutur. Aradan yıllar geçer, bir gün yurtdışına öğretmen göndermek için yapılan programda yanına bir delikanlı gelir, kendisini tanıtır. Hacı Kemal, köyden çıkarıp okuttuğu bu çocuğu, Tacikistan`a öğretmen olarak gönderir. Tacikistan`dayken sınıfta nasıl ders anlatıldığını görmek ister ve onu bir sınıfa götürürler. Girdiği sınıfta da o çocuğun ders anlattığını görür görmez müdür odasına geri döner ve hıçkıra hıçkıra ağlar.”Kitapta Ülker`in sahibi merhum Sabri Ülker ile ilgili anıların isim verilmeden bahsedildiğini söyleyen Küçük, Hacı Ata`nın, 15-20 yıl boyunca Sabri Ülker`i ziyaret ettiğini ve kendisini aileden biri gibi kabul ettiklerini söylüyor. Aileyi sürekli ziyaret eden, sporla ilgilenmediği halde Sabri Ülker`in oğlunun maçlarını sıkı bir şekilde takip eden, zaman zaman da hediyelerle giden Hacı Ata`ya, Sabri Ülker bir gün, “Hacı Kemal, bize düşen bir şey yok mu, geliyorsun gidiyorsun bir şey istemiyorsun, belki söyleyemiyorsun. Allah için söyle, ne yapmamız gerekiyor?” diye sorar. Bu zamana kadar bir şey istemeyen Hacı Ata, soruyu duyduktan sonra şu cevabı verir: “Yurtlarımız, okullarımız, talebelerimiz var. İsterseniz onlara himmet yapabilirsiniz.” Bunun üzerine Sabri Ülker yüklü miktarda bir çek yazar.Yemeyi de, yedirmeyi de severdiHacı Ata`nın, Hizmet`e düşkünlüğünün yanında vazgeçemediği bir özelliği vardır. Yemeyi ve yedirmeyi çok sever. Şeker hastası olduğundan çayı tatlandırıcıyla içse de bir oturuşta bir kilo dondurma, bir kilo baklavayı yediği vakidir. Fakat hizmet söz konusu olduğunda her şeyi unutur ve yurtdışında peynir ekmekle uzun zaman idare etmesini de bilir.`Gelinlik kızım varmış`Hacı Ata, hizmet için koşturduğu dönemlerde çocuklarını biraz ihmal eder. Kızı istendiği zaman hissettiklerini şöyle anlatır: “Düşündüm kaldım. Benim gelinlik kızım mı vardı ki? 5-6 yıl önce babasını evde bulursa kucağına oturan bir kız çocuğum vardı. Ne zaman büyüdü, ne zaman gelinlik kız oldu, anlayamadım.”


13 Mart 2015 Cuma  04:12

Zaman

Manşet - Salgın endişesi büyüyor: Sivas`ta işadamı, domuz gribinden öldü


Asya ve Avrupa`da 5 milyondan fazla insanı etkileyen, ölümlere yol açan grip salgını ülkemizi de tehdit etmeye başladı. Sivas`ta yüksek ateş ve zatürre şikâyetiyle hastaneye kaldırılan genç işadamı, domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsünün sebep olduğu akciğer iltihabı ve akciğer yetmezliği sebebiyle vefat etti.Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesi`ne kaldırılan işadamı Mustafa Atar, hastanenin enfeksiyon hastalıkları bölümünde tedavi altına alındı. Bir özel güvenlik şirketinin de sahibi olan 40 yaşındaki Atar, tedavi gördüğü hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 3 çocuk babası işadamı, önceki gün Ulucami`de öğle namazını müteakiben kılınan cenaze namazının ardından Yukarı Tekke Mezarlığı`nda toprağa verildi. Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Gökhan Gökçe, Atar`ın H1N1 virüsünün sebep olduğu akciğer iltihabından vefat ettiğini ifade etti. Başhekim, doktorların domuz gribinden şüphelenmesi üzerine Ankara`ya gönderilen numunelerinin de pozitif çıktığını söyledi. Domuz gribi sonucu öldüğü açıklanan işadamı Atar`ın kent merkezindeki Gülyurt Mahallesi`ndeki evinde büyük üzüntü yaşanıyor. Atar`ın dayısı Kurban Çelik, domuz gribi teşhisiyle öldüğü bilgisinin kendilerine verilmediğini, konuyu basından öğrendiklerini söyledi. Memnune Atar ile evli olan Mustafa Atar`ın 4, 8 ve 12 yaşında 3 erkek çocuğu babası olduğu belirtildi. Öte yandan Atar`ın yakın tarihlerde yurtdışına çıkmadığı, en son 2010 yılında Çin`e gittiği belirtildi. Atar`ın şubat ayı içerisinde uçakla İstanbul`a, oradan da Sakarya ve Kocaeli illerine gittiği, Sivas`a geri döndüğü ve bir süre sonra rahatsızlandığı kaydedildi. MÜEZZİNOĞLU, `VİRÜS PASAPORTLU GELMİYOR` DEMİŞTİSağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Avrupa`da yaşanan grip salgınıyla ilgili geçtiğimiz hafta bir açıklama yapmıştı. Son 10 günde birkaç ciddi seyreden vaka dışında olağanüstü bir salgın durumunun söz konusu olmadığını belirten Bakan Müezzinoğlu, “Sınırlarda bir sıkıntı var mı?” şeklindeki soruya da, “Sınırlarda virüsü kontrol edecek halimiz yok. Neticede virüs pasaportlu gelmiyor.” şeklinde herkesi şaşırtan bir açıklamada bulunmuştu.


03 Mart 2015 Salı  02:17

Zaman

Gündem - Saray`ın müdahalesi yüzünden Hazine Müsteşarı atanamıyor


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ın ekonomi yönetimine müdahalesi, bürokraside tıkanmaya yol açtı. İbrahim Çanakcı`nın görevden ayrılmasının ardından Hazine Müsteşarlığı 6 aydır vekaletle yürütülüyor. Hazine`ye atama yapılamamasında, Erdoğan`ın isimler konusunda ekonomi yönetimiyle anlaşamamasının etkili olduğu belirtiliyor.Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı`yı, istediği faiz indirimine gitmediği için ağır ifadelerle eleştiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ın ekonomiye müdahalesi bürokrasiye yapılan atamalarda da kendisini gösteriyor. Başbakanken, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer`in atamaları onaylamamasından şikâyet eden Erdoğan, şimdi aynı davranışı kendisi sergiliyor. Erdoğan onaylamadığı için ekonomi bürokrasisinin en kritik kurumu olan Hazine Müsteşarlığı`na aylardır asaleten atama yapılamıyor. Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı`nın 1 Eylül`de Washington`a IMF icra direktörü olarak gitmesinin ardından bu göreve 6 aydır kimse getirilmedi. Birçok kişinin ismi müsteşarlık için geçse de bir atama şu ana kadar yapılmış değil. Hazine Müsteşarlığı vekaleten yönetilirken yardımcılarının asaleten atanması ise dikkat çekiyor. Sigortacılık Genel Müdürü Ahmet Genç, 1 hafta önce Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın da onayıyla Hazine müsteşar yardımcılığına atandı.İbrahim Çanakcı`nın ardından Hazine`de görevi müsteşar yardımcıları Cavit Dağdaş ile Burhanettin Aktaş, dönüşümlü olarak vekaleten yürütüyordu. Bu ikiliden birisinin müsteşarlığa atanacağı konuşuluyordu. Ancak uzun süre beklenen atama yapılmazken, bu isimlerin Saray`dan geri çevrildiği yorumları gündeme geldi. Bir süre sonra Dağdaş, müsteşarlığa vekaleten atandı. Ekonomi yönetiminin en önemli kurumlarından biri olan Hazine yönetimine yapılmayan atamalarda, Erdoğan`ın bir isim üzerinde anlaşamadığının etkili olduğu kaydediliyor.Eski Hazine Müsteşarı CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hazine yönetimine atama yapılmamasının hükümet ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında yaşanan görüş ayrılığından kaynaklandığını söyledi. Tek parti hükümetinde uzun süredir atama yapılamamasının `yanlış` olduğunu vurgulayan Öztrak, “Sonuç itibarıyla bir belirsizlik var. Bu da riski artırır. O sebeple de ekonomiye zarar verir.” dedi.


28 Şubat 2015 Cumartesi  02:07

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

kontv ana haber bülteni 03haziran 2009 izle video  25 mayis 2011 hürriyet akdeniz  posta gazetesi eskişehir bölge eki  gazikent üniversitesi  fem denemesi 11in cevap anahtarı  dansçı kızlar  yarın okul varmı k maraş ta  bmw  dansçı kızlar  fox tv ergen ring ateşi 03 hazİran 2009 izle  İtk mezunlar derneği  12 aralık 2008 kanaldtv haber  olaytv 6 olay tv haber izle  sabah ankara eki diyaliz  ferhat kaya dtp  24 temmuz 2010 habertürk gazete arşivi habertürk  sabah gazetesi 25 nisan  04 şubat 2009 fox haber videosu  24 temmuz 2010 habertürk gazete arşivi habertürk  cristina ablifown  ülke tv sıradışı programını ülke tv  07 10 2008 tarihli denizli