Bulunan Haber Sayısı: 408
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Avrupa`da otelleri en az dolu olan ülke Türkiye


Ekim ayı turizm sektörü raporuna göre Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında otel doluluk oranı en düşük olan ülke oldu. Geçen ayı yüzde 63 doluluk oranıyla geçiren oteller, Kobani olayları yüzünden 13 milyon Euro zarar etti. Bu dönemde otellerin ortalama oda fiyatı ise 115,2 Euro`dan 118,6 Euro`ya yükseldi.Turizm sektörü veri, analiz ve danışmanlık şirketi STR`nin yeni yayınlanan Ekim 2014 raporuna göre Avrupa kıtasındaki ülkeler arasında otelleri en az dolu olan ülke Türkiye. Buna Ortadoğu`daki karışıklıklar ile Türkiye genelinde yaşanan toplumsal olayların neden olduğunu belirten Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği`nin (TUROB) Başkanı Timur Bayındır, “Sadece geçen ay Kobani`deki olayları protesto eylemlerinin otellere zararı 13 milyon Euro`yu aştı.” dedi. Rusya`nın da Avrupa pazarında gösterildiği STR raporunda Ekim 2014`te tüm Avrupa ülkelerindeki en düşük doluluk oranları sırasıyla yüzde 57,5 ile Rusya ve yüzde 63,8 ile Türkiye`de gerçekleşti. Ekim ayında Türkiye açısından sevindiren bir gelişme ise günlük satılan ortalama oda bedelinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 artarak 115,2 Euro`dan 118,6 Euro`ya yükselmesi oldu.Türk turizminin lokomotif şehirlerine baktığımızda ise İstanbul`da Ekim 2014`te otel doluluğu bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 0,6 gibi küçük bir oranla artarak yüzde 67,6 oldu. 2013 yılının aynı ayında bu oran yüzde 67,2`ydi. İstanbul`da ortalama günlük satılan oda bedeli de 152,5 Euro olarak gerçekleşti ve 2013`e göre yüzde 3,9`luk bir düşüş gösterdi. Ocak-ekim döneminde ise İstanbul`da doluluk oranları yüzde 67,8`den yüzde 65,8`e, günlük satılan oda bedeli de 148,4 Euro`dan 138,2 Euro`ya geriledi.YUNANİSTAN CİDDİ RAKİPTürkiye`nin turizmde rakibi olan ve kriz döneminde gerilemesiyle dikkat çeken Yunanistan`da ise istikrarlı bir yükseliş başladı. Ekim ayının en yüksek artışı yüzde 18,3 ile Yunanistan`da gerçekleşerek doluluklar yüzde 73,4`e yükseldi. Ekim ayının en yüksek doluluk oranına ise yüzde 89,6 ile Malta ulaştı.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Habertürk

Gündem - Çakma doktor, Göztepe Acil`de 3 ay hasta bakıp reçete yazdı!


24 yaşındaki genç, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi`nde tam 3 ay gerçek doktor gibi muayene yaptı, reçete yazdı, vizitlere katıldı, hasta taburcu etti. Sahte doktor, ekim ayında TUS sonuçları yayınlandıktan sonra sırra kadem bastı


24 Kasım 2014 Pazartesi  03:03

Zaman

Manşet - Şarkı söylemek de çok zor


Oyuncu Farah Zeynep Abdullah, bugünlerde yönetmenliğini Çağan Irmak`ın yaptığı `Unutursam Fısılda` adlı filmde seslendirdiği şarkılarla gündemde.Filmde 70`li yılların ruhunu yansıtan şarkılardan 6 tanesini seslendiren başrol oyuncusu Abdullah, şarkı söylemenin de çok zor olduğunu söyledi. “Oyunculuk da çok basit görülüyor. Fakat bin tane zorluğu var. Şarkı söylemek, beste yapmanın dışında yorum olarak şarkıyı seslendirmek de bambaşka bir zorluk. Şarkıyı ezberlerken tonu teknik olarak her şeyi oturtup ondan sonra `pastanın süsü` olarak yorumları koymak gerekiyor.” dedi. Uydu aracılığı ile yayın yapan MBC4 kanalı için Zeynep Özek`in hazırladığı `Turki Ekstra` programında `Unutursam Fısılda` filminin ekibi ile yapılan röportajlar ekrana getirildi. Söz ve besteleri Kenan Doğulu`ya ait şarkıları seslendiren Abdullah, ünlü şarkıcıdan büyük destek gördüğünü dile getirdi.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Teknolojide üretici olmak için verimlilik şart


Yazılımın gelişmiş ülkeler için lokomotif görevi gördüğüne işaret eden Dijital Türkiye Platformu Başkanı Faruk Eczacıbaşı, teknolojinin gelişmesiyle enerji, otomotiv, eğitim, sağlık gibi birçok sektörün kendi sınırlarını zorladığını vurguladı. Güney Kore, ABD ve Japonya`yı buna örnek gösterdi.Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faruk Eczacıbaşı, Türkiye`de ileri teknolojinin gelişimi için yazılım ihracatının yapılması gerektiğini söyledi. Ülkemizin yazılım uygulamaları noktasında atması gereken birçok adım bulunduğunu kaydeden Eczacıbaşı, teknoloji üretmek için en önemli etkenin verimlilik olduğuna dikkat çekti. Türkiye`nin en büyük 17. ekonomi olmasına rağmen bu kapsamda bir ürün ortaya koyamadığını belirten Eczacıbaşı, Amerika başta olmak üzere Almanya, Japonya ve G. Kore`nin bu pazarda lider olduğu bilgisini verdi.Bugün TV`de yayınlanan Üç Nokta programında konuşan Eczacıbaşı, devletin teknolojik bilişime teşvik vermesi gerektiğini vurguladı. Sanayi Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, telekomünikasyon alımlarında payı bulunan Ulaştırma Bakanlığı ve sektördeki kuralları belirleyen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu`nun çok önemli sorumlulukları bulunduğunu hatırlatan Eczacıbaşı, “Bürokrasi de bu konunun içinde olmalı ve teknolojinin nasıl kullanılması gerektiğini bilmeli. Servisleri dışarıdan alsalar hem endüstrinin hem sektörün gelişmesini sağlarlar. En güzel örnek Savunma Bakanlığı. 10 senedir böyle bir strateji belirledi. Projeler ortaya kondu, adaylar belirlendi ve dışarıdan bu konuda hizmet alındı. Türkiye`de savunma sanayii gerçekten çok iyi noktalara geldi.” diye konuştu. Aynı zamanda Dijital Türkiye Platformu Başkanı olan Faruk Eczacıbaşı, ülkedeki ürün verimliliğinin gelişmesi için bu platformu kurduklarını aktardı. Çeşitli ülkelerin geliştirdiği Avrupa`ya yönelik birtakım stratejilerin üretildiği bu yapıya hem katkı vermek hem de katkı almak için platforma öncülük ettiklerini belirten Eczacıbaşı, Türkiye Bilişim Vakfı başta olmak üzere Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği, Türkiye Bilişim Derneği ve Elektronik Üreticileri Sanayici Derneği ile birlikte böyle bir çalışma yürüttüklerini vurguladı.Teknolojinin gelişmesiyle enerji, otomotiv, eğitim, sağlık gibi birçok sektörün kendi sınırlarını zorladığını dile getiren Eczacıbaşı, sektörel bakış açısının yanında geliştirilmesi gereken projelerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Akıllı şehirlerde bütün sektörlerin iç içe olduğunu ve akıllı şehirler yapısında, ulaşım, eğitim gibi her alanda daha bütünsel yaklaşımın içinde çeşitli sektörlerin barındırılması gerektiğini kaydeden Eczacıbaşı, “Sektörel gelişme bence yeterli değil. Eğitim sektörü konusunda önemli bir Fatih projesi vardı ve önemli yenilikler içeriyordu. Tablet ve akıllı tahtalarda bir çalışmaya başlandı. Ben eğitimin bütün olarak değerlendirilmesi taraftarıyım. Arz talep tarafı nasıl? Nasıl bir öğrenci yetiştirilmesi gerekiyor? İçerik nasıl? Bütün bakış olmalı. Akıllı şehirlerde de bütüncül bakış olmalı. Para vererek teknolojiyi alırsınız fakat 20 sene sonra sizin üretime geçmiş genç kuşağı nasıl eğitim istediği sorusundan başlayarak bunu en verimli nasıl gerçekleştirebiliriz noktasında devam ederek bir yapıya bakmalıyız.” diye konuştu.Voleybolda, Avrupa`nın en üst seviyesindeyizEczacıbaşı Spor Kulübü Başkanlığı`nı da yürüten Faruk Eczacıbaşı, Türkiye`nin, voleybolda Avrupa`nın en üst seviyesinde yer aldığını ifade etti. Bu başarının Türkiye için bir gurur kaynağı olduğunu belirten Eczacıbaşı, “50 yıllık sürede Türkiye kadın voleybolunun bu zamana gelmesi için Eczacıbaşı büyük katkılar sağladı. Bu dünya çapında bir mücadele. Vakıfbank, F.Bahçe, G.Saray`ın bu standarda ulaşmak istediğini görüyorsunuz. Bu iş karşılaştırmalı yapılmalı. Başka ülkelerin takımlarıyla da karşılaştırdığınızda yendiğinizde ve berabere kaldığınızda iyisiniz demektir.” dedi.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Etyen Mahçupyan`a sert tepki: Yalandan hicap duymuyor


Başbakanlık Başdanışmanı Akşam Gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan, dünkü köşesinde Hizmet Hareketi`ne ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı`na (GYV) iftira niteliğinde bir yazı kaleme aldı.Mahçupyan yazısında 8 Ocak 2014`te Mabeyin Restorant`ta Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı`nın 3 ayda bir düzenlediği değerlendirme toplantısından söz ediyor. Aynı toplantıda Zaman Gazetesi yazarları Ali Bulaç, Mümtaz`er Türköne ve Şahin Alpay ile Ergun Özbudun, Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan ve gazetenin eski yöneticisi Alaattin Kaya`nın olduğunu da anlatıyor. 17 Aralık sonrasında yaşananların konuşulduğu toplantıda Hizmet mensuplarından birinin bir gazeteciye, “Bizde değişen bir şey yok. Bir ay içinde netice alırız.” dediğini ileri sürüyor. “Konuşma sessiz bir ana rastladığı için herkesin duymuş olması beklenir. Cevaptan sonra bir sessizlik olması da bu cevabın ne anlama geldiğinin hazirun tarafından gayet iyi anlaşıldığının göstergesi olmalı.” diyor. Mahçupyan`ın kimin söylediğini açıklayamadığı bu sözlere toplantıya katılanlardan yalanlama geldi. İşte o toplantıda yer alan yazar ve akademisyenlerin değerlendirmeleri:Prof. Dr. Ergun Özbudun:Bu çok önem vereceğim bir konu değil. Böyle bir konuşma da benim hatırladığım kadarıyla geçmedi. Bu tarz bir konuşmaya orada şahit olmadım. Bu konu ile ilgili söylenecek başka bir şey de yok.Ali Bulaç: Sabahtan beri hafızamı yokluyorum. Ama kesinlikle böyle bir cümlenin kullanıldığını veya böyle bir konuşmanın geçtiğini hatırlamıyorum. Yalnız “Türkiye nereye gidiyor? Ne yapmak gerekir? Bu olayları nasıl anlamak gerekir?” konuları üzerinde herkes fikrini söyledi. Ama Etyen Bey`in iddia ettiği gibi ne böyle bir konuşma geçti ne de böyle bir cümle kullanıldı. Etyen Bey`in bahsettiği tarzda bir konuşmanın ve öyle bir cümlenin geçtiğine kesinlikle şahit olmadım.Mümtazer Türköne: Böyle bir konuşma vaki olmadı. Tam tersine, GYV`deki söz sahibi kişilerin meseleyi anlamakta ve cemaatle irtibatlandırılmasını yorumlamakta zorluk çektiklerini gözledim. Mustafa Yeşil ile 17 Aralık`tan bir hafta sonra aramızda şöyle bir konuşma geçti. Dedim ki “Tayyip Bey`in bu işleri fatura edecek bir düşmana ihtiyacı var. Ve Cemaat`i de muhtemelen hedef alacak.” Mustafa Yeşil de cevaben “Peki bunu nasıl yapacak? Bizim nasıl bir alakamız olabilir. Yani cemaat böyle işleri nasıl yapabilir?” mealinde bir cevap vermişti, şaşkınlığını ifade etmişti. Özellikle cemaatte, 17-25 Aralık soruşturmalarının irtibatlandırılması konusunda şaşkınlık ve hayret dışında hiçbir şey gözlemlemedim, duymadım. Etyen Mahçupyan`ın söylediği tarzda bir konuşma veya benzeri hiçbir yerde olmadı. Zaten kendisi de hikayeyi çok zayıf bir kurgu ile anlatıyor. Özellikle inandırıcılığı olmayan paralel hikâyelerine, hükümete yandaş olanların daha doğrusu Tayyip Bey`e yandaş olanların güçleri nispetinde devam hikâyelerle destek vermeye çalıştıklarını düşünüyorum.Şahin Alpay: Giderek keyfileşen, otoriterleşen ve kibirlenen, hakkında ağır yolsuzluk iddiaları bulunan, bunları örtbas etmek için hukuk devletini tahrip eden bir hükümeti savunmak için bin bir dereden su getiren kimseler olduğunu biliyoruz. Şimdi bunlardan uzun yıllar Zaman`da köşe yazmış olan birinin Hizmet Hareketi`ni suçlamak için yalan uydurmaktan da hicap duymadığı anlaşılıyor. Bu hale düşmesine sadece üzülüyorum.Mustafa Yeşil (GYV Başkanı / Twitter mesajı): Etyen Mahçupyan`ın iftira ve yalanına ihtimal vermezdim. 20 kişinin bulunduğu ama sadece kendisinin duyduğu bir cümleyi, hem de 9 ay sonra yazmış. Zift medyasına yakın durup da kirlenmedik kimseye rastlamadım. Bir diğer örnek Etyen Mahçupyan. Mahkemede şahide ihtiyacı olacak. Bulursa tabii…Erkam Tufan Aytav (GYV Mütevelli Heyeti üyesi): Oradaydım. O anlamı çağrıştıracak bir kelime dahi söylenmedi. Bu apaçık bir iftiradır. Sayın Mahçupyan`ı şahsen yıllardır tanırım. Olmayan bir sözü olmuş gibi göstermek sayın Mahçupyan`a hiç yakışmadı.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:26

Zaman

Manşet - Selçuk Gültaşlı - `Fethullahçı BBC` de Samanyolu`na girdi


Zaman hakikatin, yandaş medya hamakatin, kizb-i mübalağanın remiz ve timsali oldu, 17 Aralık sürecinde. `Hakkın hatırı âlîdir; hiçbir hatıra feda edilmez` diye sefere çıkanlar sahil-i selamet yerine, yalan limanına demir attılar.Erdoğan öyle konuşmalar yapıyor ki ilk duyduğunuzda Zaytungçuların keskin zekasının mamulüdür diye düşünüyorsunuz. Akademisyen hüviyetiyle en tabii hakkı olan iktidarı eleştirdi diye İhsan Yılmaz`ı hain ilan eden Erdoğan, kendi milletini Afrika`da `hain` olarak yaftalıyor. Milletinin büyük eseri okulları, şimdiye kadar katarakt ameliyatları ile 27 bin 586 Afrikalının gözünü açan, Kara Kıta`nın 18 ülkesinde açtığı su kuyuları ile 3 milyon kişiye temiz içme suyu temin eden Kimse Yok mu`nun bağış toplama hakkını elinden almak kesmemiş olacak ki, nefret seferini sınır ötesine taşıyor. Bu kurumların kapatılması için hem devletin hem kendisinin itibarını son kuruşuna kadar harcamaktan imtina etmeyeceğini her vesile ile izhar ediyor. Ne kadar ciddiye alındığını, bekleyip göreceğiz.Bu dönemde Zaytung`un tek rakibi iktidar medyası. Hangisinin kurgu, hangisinin hakikat olduğu konusunda ciddi meşakkat çekildiği bir zaman diliminden geçiyoruz (Sevgi Akarçeşme`nin harika makalesi Zaytung`la Gerçek Arasında`yı hatırlamanın tam zamanı : http:///sevgi-akarcesme/zaytungla-gercek-arasinda-_2242796.html).Sabah gazetesinin başmuharriri, Erdoğan`ın devasa başarılarının ardından ülkesini yalnızlığa sürüklediğini yazması üzerine BBC ve muhabirini `Fethullahçı` ilan etmiş. “Ama İngilizlerin ve özellikle BBC`nin Fethullahçı olmaları akıl alır iş değil... BBC`nin Türkiye`ye ilişkin haberlerini izlemek yerine Samanyolu`na bakın, Zaman`ı okuyun aynı bakış açısına ulaşırsınız.” diyor başyazar. İnanması zor ama ilerleyen satırlarda haberin yazarı Mark Lowen de `BBC`nin Fethullahçı muhabiri` olarak tespit ediliyor. Metinde bir istihza ya da mecaz yok. Sermuharrir, düpedüz Lowen`in `Fethullahçı` olduğunu yazıyor. Haberin arkasındaki kötü niyet de hemen ortaya çıkıyor: Lowen`e bu aklı verenler, Zaman, Samanyolu ve Pensilvanya. BBC, Türkiye`de ne olup bittiğini anlayamayacak kadar aciz.Şöyle kısaca bir göz gezdirdim ve 17 Aralık`tan sonra Avrupa`da neredeyse `Fethullahçı` olmayan ya da `Fethullahçılar`dan etkilenmeyen matbuat yok gibi. Hangisine göz gezdirseniz Erdoğan`ı ya otoriterleşmekle itham ediyor, ya basın hürriyetini yok etmekle ya da yolsuzluk iddialarını örtbas etmekle.Sadece Avrupa matbuatı da değil, koca koca Avrupa kurumları da `Fethullahçı kumpasa` gelmiş görünüyor. Avrupa Parlamentosu da Avrupa Birliği Komisyonu da yayınladıkları Türkiye raporlarında `yolsuzluk yok, paralelci darbe var` tezinden ziyade ülkede demokrasinin gerilediğine, yargı bağımsızlığının büyük yara aldığına, basın hürriyetinin daraldığına, işinden kovulan gazeteci sayısında muazzam artış olduğuna ve en mühimi 17 Aralık yolsuzluk iddialarının araştırılmadığına odaklanmış.`Fethullahçı BBC muhabiri Mark Lowen` iddiası, geçtiğimiz yıl Brüksel`i ziyaret eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu`nun dönemin Sosyalist lideri Hannes Swoboda ile iptal edilen toplantısını akla getiriyor. Kılıçdaroğlu, Erdoğan`ı diktatörlükle suçlamış, Swoboda bu sözlerin tadil etmesini istemiş, CHP lideri de reddedince ikili görüşme iptal edilmişti. Hadisenin hemen ardından CHP`ye yakın gazetelerde toplantının Fethullahçı kumpas sonucu yapılamadığı, Swoboda`nın bazı danışmanlarının `Fethullahçı` olduğu yer almıştı.Kendinden başka herkesi suçlu gören, devleti kutsayan, kuvvetler ayrılığından hazzetmeyen, dini kontrol eden ve çatlakları hep `dış ve iç düşmanlarla` sıvayan Kemalist zihniyetin AKP`yi zaptetmesine şahitlik ediyoruz. CHP bu hatalarından vazgeçme işaretleri verirken, AKP bu boşluğa talip. Laik Kemalizm`i `dindar` Kemalizm`le ikame eden AKP ve medyası, AB raporlarında, BBC haberlerinde, bütün eleştirel beyanların arkasında `Fethullahçıları` tespit etmeye devam edecek. Zaytung`la iktidar medyasının arasındaki fark da kapandıkça kapanacak.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:44

Hürriyet

Magazin - Aşkın Kanunu`na Mehmet Erdem yorumu


TRT1`de yayınlanan “Aşkın Kanunu” dizisinde, dillerden düşmeyen “Aşkın Kanunu” parçasını Mehmet Erdem, yeniden yorumladı.


17 Kasım 2014 Pazartesi  17:59

Zaman

Manşet - TEOG`da umutsuzluğa kapılmayan öğrenci, başarılı oluyor


Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavına sayılı günler kala uzmanlar öğrencilere tavsiyelerde bulundu.Zambak Yayınları Rehberlik Psikolojik Uzmanı Mahmut Sarıgül, TEOG sınavı öncesinde stres ve öğrencinin kendine güvenmesi konusunda, öğrenci ve veliler tarafından dikkat edilmesi gereken konulara değindi. Sarıgül, yaklaşık 1 milyon 287 bin öğrencinin iyi bir lise kazanabilmek için ter dökeceği sınav öncesinde, uyku düzeni, kahvaltı gibi alışkanlıkların sınav saatlerine göre ayarlanmasını tavsiye etti. Uzman, stres ve olumsuz psikolojinin çalışmayı düşürdüğünü kaydederek, “Öğrencilerin öncelikle kendine güvenmesi gerekiyor. Eğer yapabileceklerine inanırlarsa sorulara daha kolay çözüm bulacaklarını unutmasınlar.” şeklinde konuştu.Sınıfta dersleri iyi dinleyen, not tutan, konuyla alakalı bol soru çözen ve tekrar yapan, iyi bir planla, huzurlu bir ortamda ders çalışan öğrencinin başarıyı yakalamaması için hiçbir neden olmadığını dile getiren Mahmut Sarıgül, “Kendinize inanırsanız istediğiniz sonuca ulaşırsınız. Unutmayın, sınava yeterince hazırlandığınızdan eminseniz, sınav haftası uyku ve yemek alışkanlıklarınızı düzenlediyseniz, vaktinde sınav salonda yer aldıysanız, kendinize gerçekten inanıyorsanız, sadece bildiğiniz soruları yapıyorsanız, bunun sadece bir sınav olduğunu unutmuyorsanız ve hayatınızda başka sınavların da olduğunu biliyorsanız başarı kapıları size mutlaka açılacaktır.” ifadelerini kullanıyor.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Müdür atamalarındaki skandallar bitmiyor


Seyhan Milli Eğitim Müdürlüğü`nün okul müdürlerini ellerinde somut bir belge olmamasına rağmen görevden alması üzerine yargıya giden müdürler, skandal bir durumla karşılaştı.Yönetici değerlendirme sonuçlarına itiraz eden müdürlerin formlarında değişiklik yapıldığı ortaya çıktı. Sabancı İlkokulu Müdürü Süleyman Avcı, görevden alınınca mahkemeye başvurdu. Mahkeme de Milli Eğitim Müdürlüğü`nden puanlama formlarını istedi. Ancak Milli Eğitim Müdürlüğü, okul aile birliği başkanının Avcı`nın performansı hakkında yaptığı değerlendirmelerin tam tersini içeren formu mahkemeye sundu. İddiaya göre, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, okul aile birliği başkanının şifresini kullanarak formda değişiklik yaptı.Türk Eğitim-Sen Adana 1. No`lu Şube Sekreteri Durdu Mehmet Girgeç, okul müdürlerinin görevden alınmalarında hukuksuzluklar yaşandığını söyledi. Müdürlerin değerlendirmelerinin yapıldığı okul aile birliği puanlamaları ile bakanlığın mahkemeye gönderdiği formlarda değişiklikler olduğunu ifade eden Girgeç, skandalı şöyle anlattı: “Olay ortaya çıktıktan sonra okul aile birliği başkanı ile görüştük. Kendisinin verdiği form üzerinde giriş yaptığı tarih ve saat belli, bu tarih ve saatten sonra sisteme giriş yapmadığını söyledi. Ancak ilçe milli eğitim müdürlüğünün mahkemeye sunduğu evrakta hepsini `hayır` olarak gördüğünü ve şaşırdığını belirtti. Burada ya sistemsel bir hata var, ya ilçe milli eğitim müdürlüğü `evet`leri hayır olarak yaptı ya da okul aile birliği başkanının haberi olmadan onun şifresi ile verdiği `evet`ler `hayır` olarak yapıldı.”Bu değişiklik nedeniyle kafalarında soru işaretleri oluştuğunun altını çizen Girgeç, şu ifadeleri kullandı: “Dolayısıyla diğer okul müdürlerinin puanlamalarının da incelenmesi gerekiyor. Okul aile birliği başkanının puan verdiği tarih ve saat belli, bu saatten sonra sisteme giriş yapmıyor. Eğer bakanlık kendinden eminse, bu notların hangi tarihte, hangi IP numarasından yapıldığı bellidir, bunu yayınlasın. Görevden alınan okul müdürleri, başarısız oldukları için değil farklı sendikadan oldukları için görevden alındılar. Eğitim Bir-Sen`li olmayan herkes görevden alındı. Milliyetçi, muhafazakâr, görevini iyi yapan kişi var ise `paralel yapı` denilerek görevden alındı. Başarı ve liyakate kesinlikle bakılmıyor.”


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Cem Küçük`ten Ahmet Hakan`a açık tehdit


Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan, yazılarında hemen herkesi tehdit eden, şantaj yapan, devlet adına `aferin` çeken Yeni Şafak yazarı Cem Küçük`ü eleştirmiş `Susurlukçu bozuntusu` demişti.Hakan, Başbakan`a da “Emri sizden mi alıyor?” diye soru yönelmişti. Ahmet Hakan`ın bugünkü yazısında yer verdiği Cem Küçük, Twitter`dan 8 maddelik açıklama yaptı. “Devletin kırmızı çizgilerini aşan herkes suyun akışı gereği tasfiye olur diyerek açıkça Ahmet Hakan`a tasfiye olacağı yönünde tehdid eden Küçük şunları yazdı: “Ahmet Hakan bugün tek somut delil koymadan aklınca bana saldırmış, korkutmaya çalış. Kendi korktuğu bariz belli. Yazdığı yazıda bariz Aydın Doğan parmağı da var. Çünkü Doğan`ın adamları vergi cezası yazısından sonra benimle görüşmek istediler. Ahmet Hakan ve arkadaşlarına benim son 1 yılda yazdıklarına bakmasını tavsiye ederim. Şimdi bakalım şu isimler şu an nerede? Eyüp Can, Karşı Gazetesi, Enis Berberoğlu, Yavuz Semerci, Fatih Altaylı, Derya Sazak vb... tasfiye oldular. Devletin kırmızı çizgilerini aşan herkes suyun akışı gereği tasfiye olur. Böyle giderse Ahmet Hakan da tasfiye olacağını ve hiçbir yerde yazamayacağını biliyor. Bu arada Ahmet hakan devlete seslenirken Erdoğan`ı unutmuş:)))) ve son olarak Cumartesiyi bekleyin. Bu adamlarla sonuna kadar mücadele edilecek. Korkarak mücadele benim kitabımda yok. Ben 17-25 Aralık sürecinde korkanları biliyorum. Kimlerin ölümüne mücadele ettiği de herkesin malumu.”


20 Kasım 2014 Perşembe  18:55

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  

ölüm  trafik kazası ankara yaşamkent 22 ocak  ülke tv 2 şubat 2009 sıradışı programını izle  turkcemsn com  03 mayıs 2009 kaza haberleri istanbul  ankara heyecan at yarış istanbul tahmini  01 nisan cine 5 haberleri izle  habertürk bulmaca eki cevapları 22 01 2012  çiftetelliye söz yazıldı haberi  fox tv haber arşivi 15 aralok 2009  çorum tır kazası  çarşamba günü olan ucurumdan ucan araba  01 01 2009 zaman gazetesi  zaman gazetesi arsivi 24 ekim 2010  ülke tv 8 agustos 2009 sıradışı programını izle  1 temmuz 1996 posta gazetesi arşivi  14 ekim fox ana haber bülteni video izle  28 kasım 2009 hürriyet gazetesi çukurova eki oku  türksat 3a sunny digital kurulumu  ülke tv 29 temmuz 2009 sıradışı programını izle  çumra devlet hastanesi kavgası  haber arşivleri atv 22 agustos