Bulunan Haber Sayısı: 109.425
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - `Çifte vahşetin` sırrı çözüldü


Akhisar`da zeytinlik alandaki barakada vücudunun yüzde 90`ı yanmış halde bulunan Emine Girginer`i, işitme engelli bir kadının, kızı ve oğluyla beraber önce boğup sonra yaktığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan anne ve kızın sorgusunda, 15 ay önce bir kişiyi daha boğarak öldürüp yaktıkları öğrenildi. Zanlılarla öldürülenlerin hepsinin işitme engelli olduğu belirtilirken cinayet, 400 kamera kaydı incelenerek çözüldü.Pazar günü Manisa`nın Akhisar ilçesi Suyolu Mezarlığı mevkiindeki zeytinlikte vahşi bir cinayet yaşandı. Barakada, 20 yaşının üzerinde olduğu sanılan, yakılmış bir kadın cesedi bulundu. İzmir Adli Tıp Kurumu`nda yapılan incelemede, cesedin yüzde 90`ının yanması yüzünden nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi. Polisin yaptığı yoğun çalışmalar sonucunda, maktulün İzmir`in Seferihisar ilçesinde ikamet eden, 1994 doğumlu, işitme engelli Emine Girginer olduğu belirlendi. Olayla ilgili Akhisar`da, söz konusu zeytinliğin yaklaşık 1 kilometre ötesindeki evlerinde işitme engelli 1972 doğumlu S.K. ve kızı işitme engelli 1989 doğumlu S.K. gözaltına alınırken oğlu işitme engelli, 1995 doğumlu S.B.K. da kaçtığı Denizli`de polisler tarafından gözaltına alındı. Anne ve kızın, Akhisar İlçe Emniyet Müdürlüğü`ndeki sorguda cinayeti işlediklerini kabul ettiği, Girginer`i kendilerine hakaret ettiği için öldürdüklerini söyledikleri öğrenildi. Ayrıca aynı zanlılar 16 Aralık 2013 tarihinden beri kayıp olan, yine işitme engelli, Arif Altay`ı da 15 ay önce aynı zeytinlikte boğarak öldürüp yaktıktan sonra tarlaya gömdüklerini de itiraf etti. Olayla ilgili açıklamalarda bulunan Manisa İl Emniyet Müdürü Tayfur Erdal Ceren, cinayetin, 400 güvenlik kamerasının kayıtları incelenerek aydınlatıldığını belirtti. Sorguda aynı aile tarafından işlenen bir cinayetin daha çözüldüğünü kaydeden Ceren, şöyle konuştu: “Yanmış kadın cesedinden DNA örneği almak mümkün olmadı. Arkadaşlar, civardaki kayıplarla ilgili yoğun bir çalışma başlattı. İzmir Seferihisar`da kaybolan işitme engelli bir kızımızın Akhisar`a geldiğini ve bir başka işitme engelli kadınla buluştuğunu, kameradan tespit ettik. Cinayetin çözülmesinde en önemli kaynağımız kamera kayıtları oldu. Sorgulamada, anne-kız iki kişi gözaltına alındı. Şahıslardan biri olayı detaylıca anlattı. Yakılan kızın kendilerine hakaret ettiğini, bu sebeple öldürdüklerini, evde boğup dışarıda yaktıklarını itiraf ettiler. Daha sonra 14-15 ay önce kaybolan, yine işitme engelli ve bu şahıslarla irtibatı bir erkeğin cesedi de kendi evlerinin 1 kilometre uzağında, yine aynı şekilde yaktıklarını itiraf ettiler. Olay yerine intikal ettik. Tarla üç defa sürüldüğü için birkaç bulgu elde edildi.” dedi. Zanlı anne ve kızın ifadeleri, yeminli işitme engelli tercüman aracılığıyla alındı. Bu arada kaçan zanlılardan işitme engelli S.B.K. da dün akşam saatlerinde Denizli`de gözaltına alındı.Hakaret edince boğmuşlarİşaret dili tercümanı aracılığıyla ifadesi alınan zanlılardan S.K., önce suçlamayı kabul etmedi sonra itirafta bulundu. İzmir İşitme Engelliler Okulu`nda tanıştığı Emine Girginer`in yanlarına geldiğini, kendilerine `o….sunuz` diyerek küfür ettiğini ileri süren S.K.`nın çıkan kavgada sinirlerine hâkim olamayarak genç kızı elleriyle boğarak öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Yine sağır ve dilsiz olan kızı S.K.`nin de sorguda, annesiyle birlikte cesedi elektrikli motosiklet yardımıyla taşıyıp, evlerine yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki zeytinliğe götürüp benzin dökerek yaktıklarını söylediği belirtildi. Sorgu sırasında öğrenilen diğer cinayette Arif Altay`ın hem anne S.K. hem kızı S.K. ile gönül ilişkisi olduğu, çıkan bir tartışmada şüpheliler tarafından boğularak öldürüldüğü ortaya çıktı.


28 Şubat 2015 Cumartesi  02:07

Sözcü

Gündem - İzmir`de korkutan deprem



28 Şubat 2015 Cumartesi  01:24

Sözcü

Gündem - Rusya`da eski başbakan yardımcısı öldürüldü!



28 Şubat 2015 Cumartesi  01:24

Zaman

Manşet - Sıkıyönetim paketinin 33 maddesi Meclis`ten geçti: Hükümet karşıtı hiçbir gösteri yapılamayacak


İki haftadır Meclis gündeminde olan ve 33 maddesi Genel Kurul`da kabul edilen 132 maddelik iç güvenlik paketine, üç muhalefet partisinin de sert eleştirileri sürüyor.Muhalefet partileri, sıkıyönetimi andıran maddeler içeren paketin özellikle `toplumsal muhalefeti sindirmek için çıkarıldığı` konusunda hemfikir. Muhalefet, yaklaşan seçimler öncesinde iktidara karşı yapılacak her türlü eylem ve gösterinin bu tasarı sonrasında engelleneceği, gösteri yapanların da gözaltına alınacağı uyarısında bulunuyor.Tasarının temel hak ve özgürlükleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`ne uymayan bir şekilde sınırladığını belirten CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, “Paketin amacı yargıyı sistem dışında bırakarak, polisin yetkilerini artırarak hak ve özgürlükleri sınırlayarak toplumsal muhalefeti bastırmaktır. İktidar kamusal alanda ortaya çıkan toplumsal muhalefetten korkmaktadır, bu toplumsal muhalefeti bastırmak istemektedir.” dedi.HALK ARTIK KESİLEN ZEYTİN AĞACINA KARŞI ÇIKAMAYACAKCHP İstanbul Milletvekili Celal Dinçer de, “Siyasi iktidar, kendi iktidarının devamı için tüm muhalifleri sindirmek istemektedir. Toplumsal muhalefet arttıkça polis baskısı da artmakta ve her geçen gün daha da şiddetlenmektedir.” ifadelerini kullandı. Şöyle devam etti: “Bu tasarı yasalaşırsa hükümeti rahatsız eden her toplu düşünce açıklaması yapanlar, HES`lere karşı eylem yapanlar, zeytin ağacının kesilmesine karşı çıkanlar, parasız eğitim isteyenler, sendika hakkını savunanlar sorgusuz sualsiz gözaltına alınacak ve on numara polis devleti uygulamasının kapısı ardına kadar açılmış olacaktır. Devletin tüm kaynakları iktidar yakınlarına ve yandaşlara peşkeş çekilirken ve kaçak saraylara harcanırken, halk Soma`da kömür ocağında yanarken, Ermenek`te yerin 400 metre altında boğulurken, 12 milyon asgari ücretliye, 11 milyon emekliye yaşam sağlanamazken, 9 milyon engelli güç koşullarda yaşarken bu iktidar on üç yıldır bu halkı soyup aldatırken, tüm bu adaletsizliklerin ve hukuksuzlukların karşısında halktan susması istenmektedir.” diye konuştu.MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ise paketin PKK ile mücadele yerine PKK`ya karşı çıkanları susturmak için çıkarıldığını vurguluyor. Türkoğlu, “Bu tasarının amacı PKK ile yapılan müzakerelere itiraz edenleri susturmak, yolsuzluk ve rüşvetle ilgili soruşturmaları kaynağında yok etmektir. Bunu yapmak için de hükümet, doğrudan kendisine bağlı ve sözünden çıkmayacak bir polis ve jandarma teşkilatı kurmayı amaçlamaktadır.” diye konuşuyor. Türkoğlu ayrıca, “Bu tasarı özgürlüklerin yerine iktidarın bekası, eleştirinin yerine vatandaşın biatını esas almaktadır. Türk vatandaşlarının hükümeti eleştirme ve haklarını talep etmelerine yönelik gösterileri adeta olağanüstü hal sebebi sayılarak Bakanlar Kurulu`na ait yetkilerin bile il valileri tarafından kullanılması ve milletin topyekûn susturulması amaçlanmaktadır.” uyarısında bulunuyor.KİMSE İKTİDARA MUHALEFET EDEMEYECEKHDP`li Erol Dora ise bu tasarının `sadece devlet şiddetini özendirmediğini, hâlihazırdaki davaları da lağvetme potansiyeli taşıdığını`, `hükümet muhaliflerinin tamamen bir şiddet nesnesi hâline getirileceğini` belirtti. Tasarı ile `yurttaşların muhalefet etme hakkından kaynaklanan anayasal hak ve özgürlüklerinin tümünün lağvedileceğinin` altını çizen Dora, “İç güvenlik tasarısı, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yurttaşların katledilmesinden sorumlu kolluk gücünün cezasız bırakılmasını, hakkında dava açılmasını veya dava açılsa bile beraatle sonuçlanmasını garantilemeye dönük açık bir eğilimi barındırmaktadır. Bu paket toplumsal muhalefet içinde yer alan veya eylemlerle doğrudan ilgisi olmadığı hâlde çocuk yaşta katledilen tüm yurttaşların yaşam haklarının gasp edilmesinin daha da meşrulaştırılması anlamına geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.


28 Şubat 2015 Cumartesi  02:28

Zaman

Manşet - Erbakan dualarla anıldı


54. Hükümet Başbakanı merhum Necmettin Erbakan, vefatının 4`üncü yılı münasebetiyle düzenlenen bir programla anıldı.MEB Şûra Salonu`ndaki törene; Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türk-İş Genel Başkanı Ergun Atalay, eski SP Genel Başkanı Recai Kutan, CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, SP Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Şevket Kazan, sivil toplum kuruluşları ve davetliler katıldı. Tören, Kur`an-ı Kerim ziyafetiyle başladı. Daha sonra Erbakan`ın siyasî hayatından kesitler sinevizyonda gösterildi. Açış konuşmasını yapan SP Genel Başkanı Mustafa Kamalak, sözlerine, Erbakan`ı rahmetle anarak başladı. Kamalak, “Aslında bütün hayatımız şerefli bir ölüm içindir. Çünkü her nefis ölümü tadacaktır. Hem şerefli bir hayat hem de şerefli bir ölüm için en güzel örneklerden biri hiç şüphesiz ki Erbakan Hocamızın kendisidir. Gerçekten o canıyla, malıyla sonuna kadar hak ve hakikat için mücadele eden bir mücahitti. Bütün hayatı boyunca İslamiyet`in hakimiyeti ve insanlığın kurtuluşu için çalışmıştı.” dedi.


28 Şubat 2015 Cumartesi  02:28

Zaman

Manşet - BM: Türkiye, dünyada en çok mülteci barındıran ülke oldu


BM Mülteciler Yüksek Konseyi Başkanı Guterres, Suriye kaynaklı mülteci krizinin, uluslararası toplumun mevcut çözme kapasitesini aştığını söyledi. 2 milyondan fazla Suriyeli çocuğu `kayıp nesil` olarak tanımlayan Guterres, Türkiye`nin dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumuna geldiğini kaydetti.BM Mülteciler Yüksek Konseyi Başkanı Antonio Guterres, 2. Dünya Savaşı`ndan beri yaşanan en büyük insani felaket Suriye iç savaşından kaçarak Türkiye`ye gelen Suriyelilerin, Türkiye`yi dünyanın en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülkesi haline getirdiğini söyledi. BM Güvenlik Konseyi`ne bilgi veren Antonio Guterres, Suriye kaynaklı mülteci krizinin, uluslararası toplumun mevcut çözme kapasitesini aştığını anlattı. Lübnan nüfusunun üçte birini Suriyeli ya da Filistinli mültecilerin oluşturduğuna dikkat çeken Guterres, “Türkiye ise dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumuna geldi.” dedi. Guterres`e göre Türkiye, 1,6 milyon kadar Afganistanlı mülteciye ev sahipliği yapan Pakistan`ı geçti.Vatansız 100 bin çocuk2013`te Konsey`e Suriye krizinin bölge istikrarı ve dünya barışı için tehdit oluşturduğunu söylediğini hatırlatan BM yetkilisi, yüz binlerce kişinin evlerini terk etmesine sebep olan Irak`taki IŞİD krizinin bu tehdidin vücut bulmuş hali olduğunu ifade etti. Mülteci konumuna düşmüş 2 milyondan fazla Suriyeli çocuğu `kayıp nesil` olarak tanımlayan Guterres, yurtdışında doğan 100 bin Suriyelinin ise `vatansız` konumuna düştüğüne dikkat çekti. Antonio Guterres, savaştan kaçan Suriyelilerin, Avrupa`ya ulaşmak için denizde tehlikeli bir yolculuğa çıkmasının ise `içini acıttığını` dile getirdi.BM kayıtlarına göre Mart 2011`den bu yana en az 3,8 milyon kişi Suriye`yi terk etti. Ancak gayri resmi rakamın bundan çok fazla olduğu belirtiliyor. Lübnan hükümeti, geçtiğimiz aylarda istisnai durumlar haricinde Suriye`den artık sığınmacı kabul etmeyeceğini açıkladı. İç savaşta şimdiye dek 7,2 milyonu aşkın kişi de Suriye içinde evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yaklaşık 4 yıldır sürgündeki milyonlarca Suriyeli, yine dondurucu soğukların yaşandığı bir kışı, açlık ve sefalet içinde karşılıyor. Bu kişiler çoğunlukla BM ve insani yardım kuruluşlarının desteği ile hayatlarını idame ettiriyor. Mülteciler, giderek ağırlaşan kış şartlarında açlığın yanı sıra barınma konusunda da büyük sıkıntılar yaşıyor. Bölge dışındaki ülkelerin aldığı Suriyeli ise toplam mültecilerin yüzde 2`sinden az. Avrupa Birliği ülkelerinin şimdiye dek kabul ettiği Suriyeli mülteci sayısı sadece 5 bin. Aralık ayında ortak bir açıklama yayınlayan 30 kadar önde gelen uluslararası yardım kuruluşu, zengin Batılı ülkelerin, 2015 sonuna kadar en azından Suriyeli mültecilerin yüzde 5`ini (160 bin) kabul etmelerini istemişti.YPG: Süleyman Şah`ta yol açtık, öncülük ettikAnkara`nın, Süleyman Şah Türbesi`ni tahliye operasyonuyla ilgili olarak PKK`nın Suriye uzantısı PYD ile koordinasyon yapılmadığı yönündeki açıklamalarına, örgütten tepki geldi. PYD`nin silahlı gücü YPG`nin Kobani Komutanı Mahmut Berxwedan, “Yardım ve desteğimizi esirgemedik. Yol açtık, sadece onunla da yetinmeyip, onlara yol boyunca öncülük ettik. Askerlerin ve Türk halkının sembollerinin buradan taşınmasına katkı sunduk. Türk devlet yetkilileri YPG`ye teşekkür etmeli ve inkârcı yaklaşmamalıydı. Açıkçası biz bu inkârcı yaklaşımlarına çok şaşırdık.” dedi. Kobani kapılarını Türkiye`ye açtıklarını dile getiren Berxwedan, YPG`nin onayı olmadan Kobani`ye girmenin mümkün olmadığını savundu. Operasyon için IŞİD ile de anlaşıldığı iddiaları içinse, “Operasyon sırasında IŞİD çetelerinin cihazlarını dinledik ve herhangi bir saldırı yapmamak yönünde birbirlerine talimat verdiklerini gördük.” diye konuştu. FETHİ ALTUN ŞANLIURFA CİHAN


28 Şubat 2015 Cumartesi  02:28

Zaman

Manşet - Obama-Netanyahu gerginliğinde son perde


Cumhuriyetçilerin emr-i vaki Washington daveti, Barack Obama ile İsrail Başbakanı Netanyahu arasında soğuk rüzgârlar estiriyor. Davet krizi, İran başta olmak üzere taraflar arasında uzun zamandır süregelen anlaşmazlıklarla beslenen gerginliğin dışa vurumu olarak görülüyor.Bir İsrail liderinin ziyareti Washington`ı ilk kez böylesine bölüyor. Cumhuriyetçi muhalefetin Obama yönetiminden izinsiz olarak gelecek salı Amerikan Kongresi`nde konuşma davetine İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu`nun icabet etmesi, ABD ile İsrail hükümetleri arasında diplomatik krize yol açtı. Cumhuriyetçilerle Netanyahu`nun ortak emr-i vakisinden rahatsız olan Başkan Barack Obama, İsrail Başbakanı ile görüşmeyecek. Yardımcısı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı John Kerry de Netanyahu`nun Washington`da olacağı günlerde programlarına dış seyahat koydular. Yönetim, boykotvari bu tavrına gerekçe olarak İsrail`de 17 Mart`ta yapılacak seçimleri etkilememe kaygısını gösteriyor. Ancak gözlemciler, yaşananları başta İran konusu olmak üzere iki hükümet arasında uzun zamandır süregelen anlaşmazlıklarla beslenen gerginliğin dışa vurumu olarak değerlendiriyor. ABD ile İsrail hükümetleri arasındaki gerilimin odağında İran anlaşmazlığı geliyor. Netanyahu, İran`ın nükleer programını diplomatik yollarla ehilleştirme politikası güden Obama yönetimini naif buluyor. Tahran`ın emelinin İsrail`i yok etmek olduğuna inanıyor. İsrailliler İran`dan gelebilecek nükleer silahlanma tehdidinin ancak daha fazla ambargo ve askeri metotlarla üstesinden gelinebileceği kanaatinde. Cumhuriyetçi muhalefetin İran refleksleri de Netanyahu çizgisinde. İsrailli başbakanı Kongre`ye şeref konuşmacısı olarak davet etmelerinin temel sebepleri arasında Beyaz Saray`ı protesto etmek ve İsrail`e sahip çıkmak bulunuyor. Yaptırımlar sayesinde Tah-ran`ın BM`nin beş daimi üyesi ve Almanya ile (P5+1) müzakere masasına oturduğunu savunan Beyaz Saray, acil nükleer tehdit bulunmadığını düşünüyor. Dışişleri Bakanı John Kerry, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi`nde çarşamba günü yapılan bir oturumda, İran konusunda bastıran Netanyahu`ya Irak üzerinden vurdu: “George W. Bush döneminde başbakan (Netanyahu) Irak`ı işgalin önemi konusunda çok pro-aktifti ve yüksek sesle konuşuyordu. O kararla ne olduğunu hepimiz gördük.” Obama`nın Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Susan Rice da Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner`in davetinin ve Netanyahu`nun gelmesinin ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin dokusuna `tahrip edici` ve `talihsiz` bir partizanlık enjekte ettiğini söyledi.Obama ile Netanyahu`nun siyasi vizyonları da kimyaları da baştan beri örtüşmedi. Netanyahu ve arkadaşları, Obama`nın Filistin meselesine ve İslam dünyasına çoğu başkana nazaran daha az İsrail yanlısı perspektiften baktığı endişesini taşıyor. İsrail başbakanı, 2012 başkanlık kampanyasında Obama`nın rakibi Mitt Romney`i tuttuğunu çeşitli tavırlarıyla ihsas etmişti. Amerikan siyasetinde kritik eyaletlerdeki nüfus yoğunluğu ve bağış kabiliyetleriyle rol oynayan Yahudi Amerikalılar için İsrail`den gelen işaret fişekleri önemli. Ancak Amerikan Yahudi toplumunda sağcı Netanyahu çizgisi fazla popüler değil. Ayrıca hem İsrail`de hem Amerikan Yahudi toplumunda çok sayıda kişi, Netanyahu`nun Obama yönetimiyle dalaşan üslubunu tasvip etmiyor.


28 Şubat 2015 Cumartesi  02:28

Zaman

Manşet - `Devlet, temel haklar kısıtlanarak güvenli olmaz`


Avrupa Birliği (AB) ile uluslararası sivil toplum kuruluşları tarafından sert bir şekilde tenkit edilen iç güvenlik paketine bir eleştiri de Almanya`dan geldi.Almanya`da iktidar ortağı Sosyal Demokrat Parti`nin (SPD) Türkiye Koordinatörü Federal Meclis milletvekili Dietmar Nietan, Türkiye`de vatandaşların temel haklarının `gasp edildiğini` söyledi. Zaman`a konuşan Nietan, Türkiye`nin giderek bir polis devletine dönüşmekte olduğuna işaret etti. Alman vekil, sıkıyönetim döneminden kalma unsurların bulunduğu paket için, “Türkiye`nin içinde bulunduğu mevcut durumda bir de İç Güvenlik Yasası ile vatandaşların haklarının kısıtlanmak istenmesini doğru bulmuyorum. Hukuk devleti, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayarak daha güvenli yapılmaz. Bu yüzden AKP hükümetinin yanlış yola girdiğini düşünüyorum. Türkiye`nin ihtiyacı gittikçe bir polis devletine dönüşmek değildir.” dedi. Aynı zamanda Alman-Türk Parlamentoları Dostluk Grubu üyesi olan Nietan sürekli ayrıştıran, insanları iyi-kötü, dost-düşman diye bölen bir Türkiye`nin güçsüz olmaya mahkûm olduğunu kaydetti. Türk hükümetine farklı kesimlere kucak açma çağrısı yaptı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükümetin dile getirdiği `paralel devlet` söyleminin de inandırıcılığının olmadığını belirten Alman vekil, “Benim için `paralel devlet` söylemi toplumun muhalif kesimine baskı uygulanmasına yönelik yardımcı bir argümandır. Bu yol ise yanlış bir yoldur.” ifadelerini kullandı.


28 Şubat 2015 Cumartesi  02:28

Zaman

Manşet - ABD`den Ankara`ya IŞİD eleştirisi


Türkiye`nin, Irak ve Suriye`de terör estiren IŞİD`le mücadelede daha aktif rol oynamasını isteyen Washington`dan Ankara`ya bu konuda eleştiriler geldi.ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, IŞİD`le mücadelenin Türkiye`nin `yüksek öncelikleri` arasında yer almadığını, bunun sonucu olarak da bu örgüte katılmak isteyen yabancı savaşçıların Türkiye üzerinden Suriye`ye geçebildiğini söyledi. ABD`deki 17 gizli servisin başkanlığını yürüten Clapper, önceki gün Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi`nde düzenlenen oturumda ABD`li senatörlerin konuyla ilgili sorularını cevapladı. Clapper, Demokrat Senatör Jeanne Shaheen`in, “Türkiye`nin (IŞİD`le savaşa) şu an olduğundan daha fazla angaje olacağına dair iyimser misiniz?” sorusuna, “Hayır, değilim.” karşılığını verdi. Clapper, “Türkiye`nin farklı öncelikleri ve menfaatleri olduğunu düşünüyorum. Daha çok, tehdit olarak gördükleri Kürt direnişine odaklanmış durumdalar. Türkiye`deki kamuoyu araştırmaları IŞİD`in birincil tehdit olarak görülmediğini gösteriyor. Dikkatlerini daha öte ekonomi ve bunun gibi şeylere çevirmiş durumdalar.” dedi. Amerikalı yetkili, Türkiye`nin bu yaklaşımı sebebiyle de Suriye`ye geçmek isteyen yabancı savaşçılar için “müsamahakar bir ortamın” oluştuğunu ifade ederek, “Bölgedeki yabancı savaşçıların yüzde 60`ı Suriye`ye gitmek için kendilerine Türkiye üzerinden yol buldu.” şeklinde konuştu.Clapper`ın açıklamaları, Türkiye`nin ABD ile Suriyeli muhaliflere silahlı eğitim ve teçhizat verilmesini öngören eğit-donat programına dair mutabakata imza atmalarının ardından geliyor. Suriye`de IŞİD tehdidi altındaki Süleyman Şah Türbesi`nde bulunan askerlerin tahliye edilmesiyle eli rahatlayan Ankara`nın, uluslararası koalisyona daha fazla destek verebileceği konuşuluyordu.


28 Şubat 2015 Cumartesi  02:28

Zaman

Manşet - `Bütün seramiklerim yıkıldı bir ben kaldım`


AKM, Çankaya Köşkü, Tarabya Oteli, Avrupa Konseyi binası ve daha pek çok mekân için seramik panolar yapan Sadi Diren`in yeni sergisi D`art Sanat Galerisi`nde açıldı. Seramik kesmekten artık flu gören ve Caddebostan`daki evinde emeklilik günlerini geçiren Diren, mahzun: “Bütün seramiklerim yıkıldı, bir ben kaldım. Ben de gidince rahatça yıksınlar artık.”Elbette Sadi Diren`in tüm seramikleri yıkılmadı, yok olmadı. 60 küsur yıllık sanat hayatına sığdırdığı yüzlerce eseri var. Kimi Çankaya Köşkü`nde, Atatürk Kültür Merkezi`nde, Manifaturacılar Çarşısı`nda, kimi Strasbourg`daki Avrupa Konseyi binasında, pek çoğu da koleksiyonlarda. Ama `en büyük işlerim` diye ifade ettiği bazı seramik panoları ve duvar kaplamaları son yıllarda kendisine haber bile verilmeden yıkıldığı için öyle hissediyor ve “Bütün seramiklerim yıkıldı, kala kala ben kaldım. Ben de gidince rahatça yıksınlar!” diye üzüntüsünü dile getiriyor. Seramik sanatına yıllarca emek veren bir sanatçı için acı bir durum bu. Galata`daki D`art Sanat Galerisi`nde geçen hafta 62. sergisini açan sanatçı, eserlerinin başına gelenleri bir bir sıralıyor: “1973`te Nejat Eczacıbaşı villası için bir seramik istedi. Havuzu çevreleyen duvara bir pano yaptım. Nejat Bey`in vefatından sonra evi genişletmek için o seramiği yıkmışlar. Bir ay çalışmıştım o pano için, 14 bin parçadan oluşuyordu. Oysa yerinden çıkarılabilirdi. Üzüldüm doğrusu.” İkinci yıkılan eseri, 1972`de Tarabya Oteli`nin barına yaptığı rengarenk seramik. Tarihi otel, yeniden yapılmak üzere birkaç sene önce yıkılınca eser de tarihe karışmış. İstanbul Üniversitesi`nin Baltalimanı`nda yabancılar için lokantası ve lokali vardır. Diren, bu mekâna da bir pano yapmış. Binanın üstünü kaplamak isteyince panoyu yıkmışlar. Ayakta olanlardan Manifaturacılar Çarşısı ve Atatürk Kültür Merkezi`ndekiler içinse `keşke yıkılsa, rezalet durumdalar` diyor ve ekliyor: “Tarabya gitti, Baltalimanı gitti, Manifaturacılar keşke gitse, rezil ettiler. Önüne dükkânlar yapmışlar. Hiç bakılmamış. Şimdi sıra AKM`ye geldi. Depo gibi rezalet halde. O da yıkılmak üzeredir. AKM`nin mimarı Hayati Tabanlıoğlu istemişti o seramiği benden, aylarca sürdü çalışma, montajını da ben yaptım. Şimdi sonu ne olacağı belirsiz. Dört ayda yaptığım Strasbourg`daki 20 metrelik eserime ise tertemiz bakıyorlar.” Nejat Eczacıbaşı villası için yaptığı havuzu çevreleyen duvar panosu, 1973. Sanat yaşamına 1949`da başlayan Sadi Diren, Türkiye`deki seramik sanatını ayakta tutan başlıca isimlerden. Çok çalıştı, çok eser üretti. Türkiye`den Almanya`ya, İtalya`dan İngiltere`ye, Fransa`dan Macaristan`a kadar hem yüzlerce esere imza attı hem de seramik endüstrisi alanında yine yüzlerce tasarım gerçekleştirdi. Hem hocaları (Bedri Rahmi Eyüboğlu) hem de yabancı eleştirmenler tarafından övgüler aldı. 1964`te Almanya`dan yurda döndüğünde Eczacıbaşı Seramik Fabrikaları`nda süs ve mutfak eşyaları kısmına müdür ve sanatçı olarak girdi. 1982`de Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi`ne dekan oldu. 1991`e kadar aynı göreve tekrar tekrar seçildi. 1991`de ise devlet sanatçılığı unvanı aldı. 1944`te de emekli oldu. 1972`de Tarabya Oteli`nin barına yaptığı bu eserle birlikte bina da yıkıldı. Sadi Diren, artık 88 yaşında. Caddebostan`daki evinde emeklilik günlerini geçiriyor. Kapısının zilinde hâlâ `devlet sanatçısı ve dekan` yazıyor. Son iki seneye kadar seramik yapmaya devam ediyordu. Artık yardımcısı Fevziye Topçu ile hayatına devam edebiliyor. Etrafını flu görüyor. Gözünde seramik kesmekten sarı leke hastalığı baş göstermiş. Ama olsun, flu da olsa görüyor olmaktan memnun. 1953`te ilk sergisini açtığı Maya Sanat Galerisi`nin sahibi Adalet Cimcoz, onu sanat çevresine tanıtırken şöyle demişti: “Bu delikanlıya iyi bakın, geleceğin seramik ustası o.” Cimcoz, onun değerini ta o zaman fark etmişti, şimdi sadece öğrencileri sahip çıkıyor kendisine. Öğrencisi Emre Zeytinoğlu ve D`art Sanat Galerisi`nin sahibi Duygu Bağlan`ın küratörlüğünde açılan sergide sanatçının 1957`den 2010`a kadar yaptığı yaklaşık 60 eseri sergileniyor. Diren, 22 Mart`ta sona erecek sergisi için “Bu benim son sergim.” dese de öğrencileri peşini bırakacak gibi değil. Atatürk Kültür Merkezi için yaptığı dış duvar seramiği, 1971.


28 Şubat 2015 Cumartesi  02:28

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

ülke tv yazar  10 tl dvd  09 05 2009  doktor  15 ocak asu tv akşam haberleri izle  çarşamba günkü hürriyet akdhava durumu  atv haber arşivi 18 haziran 1999  fikirtepe olay dün  istanbulda okul tatil mi 26 kasım 2009  ülke tv arşiv programını 8ocak 2010  ankara ocak ayı hava durumu listesi  btso burs 2010 sonuçlari  3 şubat flash tv haber  şubat ayi kaza haberlerİ  sabah gazetesi ankara eki 26 mayıs 2011  askerlik 12 ay ne zaman yürürlüğe girer  sabah gazetesi arşivi 2008  atv ana haber arşivi 15 03 1995  kanal 9 ana haber 12 ekim 2009  fox tv haber arşivi 17 ocak 2012  ülke tv arşiv programını izle kürt raporu  dünkü fox haber izle