Bulunan Haber Sayısı: 628
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - İsrail, Erdoğan`ın siyasî gıdasıdır


MHP lideri Devlet Bahçeli, İsrail`in Filistin`e yönelik katliamlarını siyasete malzeme olarak kullanan Başbakan Erdoğan`a sert tepki gösterdi.Bahçeli, “İsrail, Erdoğan`ın siyasi gıdasıdır.” dedi. Ankara Arena Spor Salonu`nda partilerle bayramlaşma töreninde konuşan Bahçeli`nin gündeminde Gazze`de yaşanan katliam, Suriye`deki zulüm ve Irak`ta Türkmenlere yönelik kıyım vardı. Bahçeli, “Bunca şiddet oluyorken, bunca vicdansızlık Müslümanları çepeçevre kuşatıyorken AKP hükümeti ne yapmış, neyi başarmıştır? Gazze`ye füzeler atılırken, aday Erdoğan iftiralarını sıralamış, istismarlarını sürdürmüştür.” dedi. İsrail`in Başbakan Erdoğan`ın `siyasi gıdası` olduğunu ifade eden Bahçeli, “İsrail; Erdoğan ve zihniyetinin siyasi ikbal ve aynasıdır. Bu ülke silaha sarıldıkça, Filistin`i ateşe verdikçe Erdoğan içten içe memnun olmakta, meydanlarda hançeresi yırtılırcasına bağırıp çağırma konusunda altın fırsat yakalamaktadır. Aday Erdoğan`ın Filistin davasına en ufak bir yardım ve katkısı şu güne kadar olmamıştır. Gazze`nin çocukları ölürken, Erdoğan`ın çocuğu deniz ticaretiyle İsrail`den para kazanmaktadır.” ifadelerini kullandı. Başbakan`ın `paralel devlet` iddialarına da değinen Bahçeli, “Gerçek paralel, gerçek eğri Erdoğan`dır.” diye konuştu.


29 Temmuz 2014 Salı  02:32

Zaman

Manşet - Adalet Bakanı`na sordu: İkinci cadı avı Yargı`da mı yapılacak?


CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, emniyette başlatılan cadı avının yargıya sıçrayıp sıçramayacağını Adalet Bakanı Bekir Bozdağ`a sordu.Tanrıkulu, Meclis Başkanlığı`na sunduğu soru önergesinde, “22 Temmuz`da başlatılan ve emniyet görevlilerini hedef alan birinci cadı avı dalgasının ardından ikinci bir cadı avı dalgasının bu kez cumhuriyet savcıları ve hakimler için mi başlatılacaktır?” ifadelerini kullandı. CHP`li vekillerden Sezgin Tanrıkulu, iktidarın yargıda cadı avı başlatacağı yönündeki iddiaları Meclis gündemine taşıdı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ`ın cevaplaması talebiyle TBMM Başkanlığı`na soru önergesi veren Tanrıkulu, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay`ın Milliyet gazetesine verdiği röportajda kullandığı ifadeleri hatırlattı. Atalay, Cemaat`e yönelik operasyona ilişkin “Sadece burada kalmamalı. Özellikle çok insanın dinlenmesiyle ilgili kararlar veren ve bunlara imza atan yargı kesiminde falan da bunların devam etmesi lazım.” ifadelerini kullanmıştı. Ayrıca Başbakan Erdoğan da yaptığı bir konuşmada, operasyon için, “Bu daha başlangıç.” demişti. Sezgin Tanrıkulu`nun önergesinde, şu sorular sıralandı: “22 Temmuz 2014 gecesi emniyet mensupları için başlatılan cadı avı bu kez de 17 Aralık ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarını yürüten savcıları ve yasal dinlemeler için izin veren hakimleri mi hedef alacaktır? Gözaltına alınacak hakim ve savcıların isim listelerinin hazırlandığı ve bayram sonrasında yargıya yönelik ikinci cadı avının başlatılacağı iddiası doğru mudur? 22 Temmuz 2014 gecesi emniyet mensupları için başlatılan cadı avı süreci ile gerçekte amaçlanan bir taşla 2 kuş birden vurarak bir yandan yolsuzlukları, rüşvetleri, irtikapları ortaya çıkaran 17 Aralık ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarını diğer yandan da milli güvenliğimizi tehdit eden oluşumları ortaya çıkarmaya yönelik sürdürülen Selam Tevhid soruşturmasını kapatılacağı iddiası doğru mudur? Babek Zencani ve Reza Zarrab ile ilişkili kayıp 2 milyar dolarla ilgili açılan bir soruşturma var mıdır? Kayıp 2 milyar doların akıbeti nedir?


29 Temmuz 2014 Salı  02:19

Zaman

Manşet - Erdoğan`a `otoriter` diyen ABD Büyükelçisi`ne Ankara`dan veto yok


Başbakan Tayyip Erdoğan`a “otoriter” diyen ABD`nin müstakbel Ankara Büyükelçisi John Bass`ı Türkiye veto etmeyecek.Bass, onay sürecinin tamamlanmasının ardından Ankara`daki görevine başlayacak. Ankara, bu Bass`ın bu sözünü görmezden gelmeyi tercih ederken bir Türk yetkili Zaman`a “Amerikan büyükelçisine veto koymak, ilişkilerde telafisi mümkün olmayan bir krize yol açar. Böyle bir dönemde bu riski almak akıllıca değil.” yorumunu yaptı. Büyükelçi Bass`ın Ankara`ya geldiğinde göreve resmen başlaması için Türk Cumhurbaşkanı`na güven mektubu sunması gerekiyor. Ankara`nın mektubu sunmak için randevuyu biraz geciktirmesi bekleniyor. ABD`nin Ankara`ya atanacak yeni büyükelçisi Bass, Amerikan Senatosu`nda düzenlenen onay toplantısında, Erdoğan`ın otoriter bir eğilimde olup olmadığı sorusunu, “Bu yönde bir kayma var, evet.” demişti. ABD Dışişleri Bakanlığı da buna açık destek vererek bu sözlerin Amerikan yönetiminin daha önce de açıkladığı Türkiye`ye yönelik endişeleri ve insan hakları raporu ile örtüştüğünü bildirmişti. ABD`den gelen bu ağır eleştiriye ise Ankara tepki vermedi. Türk Dışişleri Bakanlığı, yazılı bir açıklama yapmadı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise Büyükelçi Bass`ı hiç eleştirmezken bu soruyu yönelten Senatör McCain`i hedef aldı; Amerikan resmi makamlarının açıklamalarını görmezden geldi. Bass, Başkan Obama tarafından resmen aday gösterilmeden önce Ankara`dan agreman (uygunluk belgesi) aldı. Ankara`nın büyükelçi göreve başladıktan sonra bile bu ismi “istenmeyen adam” ilan ederek veto etme hakkı bulunuyor.GÜVEN MEKTUBU İÇİN BEKLEYEBİLİRBass, resmen göreve başlamak için güven mektubunu cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda Erdoğan`a sunacak. Amerikalı yetkililerin beklentisine göre Erdoğan, Büyükelçi Bass`a randevu vermek için aceleci davranmaz ve birkaç hafta bekletebilir. Türk yetkililer ise iki tarafın da muhtemel bir krizden kaçındığını belirtiyor. Türk yetkililer, Bass`ın “otoriter” ifadesinin diplomatik teamüllerle bağdaşmadığının açık olduğunu; ancak bu konuda hükümetin tercihte bulunduğunun altını çiziyor.


29 Temmuz 2014 Salı  02:19

Zaman

Manşet - Mahmut Tanal: Hukuksuzluğa karşı durmak beni cemaatçi yapacaksa evet ben cemaatçiyim


CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Çağlayan Adliyesi`nde alıkonulan polislere yönelik hukuksuz uygulamalara tepkisini sürdürüyor.Tanal, dün de adliyenin önündeydi. Rehin tutulan polislerin ailelerine destek verdi. Hukuksuzluklara karşı çıktığı için kendisinin medyada `Cemaatçi misin, niye savunuyorsun` şeklinde anlamsız sorularla karşılaştığını anlattı. Tanal, insan hakları ihlal edildiği için mağdurların yanında olduğunu belirterek, “Bugüne kadar Balyoz, Ergenekon, KCK gibi operasyonları takip ettin. Ayağın kırıldı. Sen şimdi Cemaatçi mi oldun?” şeklinde sorular soruluyor. 76 milyon insana sesleniyorum; “Ben adaletsizlik, hukuksuzluk olduğu için, insan hakları ihlal edildiği için buradayım. Eğer adil yargılama hakkı ihlal edildiği halde adil yargılamayı istemek Cemaatçi olmaksa, evet ben Cemaatçiyim. Ülkemizde yapılan hukuksuzluk ve haksızlığa karşı dik durmam beni Cemaatçi yapacaksa, evet ben Cemaatçiyim. Adaletsizliğin, hukuksuzluğun karşısında kim susarsa kim ses çıkarmazsa dilsiz şeytandır.” ifadelerini kullandı.SORGUlamanın UZAMASININ SEBEBİ MAHKEMELERMahmut Tanal, sorgulamaların gecikmesinin sebebinin yargılamanın gerektiği gibi yapılamaması olduğunu belirtti. Şu ifadeleri kullandı: “Bu polisler eğer 17–25 Aralık yolsuzluk soruşturmasını, Selam Tevhid örgütü soruşturmasını başlatmamış olsaydılar, bunun ucu bugün iktidara ulaşmamış olsaydı, bunlar bugün terörist olmazdı! Hâlâ destan yazan polisler olurlardı. Bu bir intikam yargılamasıdır. Bu bir mahkeme yargılaması değil bir tiyatrodur. Burada başka sulh ceza hakimi yok mu, dosyalar taksim edilmez mi? Adalet komisyonu ne iş yapar? Burada hukuk paspas edilmiştir. Burada bir siyasi intikam uygulanıyor. Bir tiyatro oynanıyor. Yani İstanbul Adliyesi bir tiyatro sahnesidir artık.”


29 Temmuz 2014 Salı  02:19

Zaman

Gündem - Emniyetçilerin insan hakları da hiçe sayıldı


Hukuksuzluk adına her türlü garabetin sergilendiği İstanbul Adliyesi`ndeki skandalların ardı arkası kesilmiyor. Son olarak 7 kat dipteki nezarethanelerde sandalyeler üzerinde nöbetleşe uyuyan polislerin durumu, görenlerin içini parçaladı. Fiziksel işkence ve gayri insanî şartlar bununla da sınırlı kalmadı: Duş yok, tuvaletler yetersiz, gece ışıklar söndürülmedi.17 ve 25 Aralık`ta yolsuzlukları ortaya çıkaran, KCK/PKK, Selam Tevhid terör örgütü soruşturmalarında görev alan polislere yönelik soruşturmada gözaltına alınan 49 polis ve polis müdürlerine kötü muamelenin delilleri ortaya çıktı. Sandalyelerin üzerinde ve açıkta uyumaya çalışan polislerin, adliyenin 7 kat altında kaldığı öğrenildi. 49 polisin nezaret şartlarının insan haklarına aykırı olduğu açık bir şekilde ortaya döküldü. Polisler hücrelerde nöbetleşe uyuyor. Duş imkânları bulunmuyor, tuvalet şartlarının da yetersiz olduğu belirtiliyor. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`ne ve evrensel hukuka aykırı. AİHM daha önce tutukluluk şartları ve gözaltında kötü muameleden dolayı Türkiye`ye defalarca ceza vermişti. 5 gündür hukuksuzca alıkonulan polisler, İstanbul Emniyeti nezarethanesinde de insan hakkı ihlaline maruz kalmışlardı. İftar ve sahur yaptırılmadan oruç tutmak zorunda bırakılmış, saldırgan birer terör suçlusu gibi kelepçelenerek sağlık kontrollerine götürülmüşlerdi. 72 saattir İstanbul Adliyesi`ndeki nezarethanede alıkonulan polisler, 3 gündür insanlık dışı bir şekilde; aileleriyle ve avukatlarıyla görüştürülmekten de men ediliyor. Polis avukatları, konu ile alakalı olarak önceki gün sorgu hakimliğine durumu dilekçeyle iletti. Hakim, başsavcı vekili ile görüştüğünü ve konuya bir çözüm getirmeye çalışacaklarını avukatlara bildirdi. Ancak hakimin bu beyanına rağmen en temel insani ihtiyaçların giderilmesi adına çözüm bulunamadı.İşte polislere yapılan hukuksuzluklar:Adliye nezarethanesinde alıkonulan 49 polis ve polis müdürünün avukatları maruz kalınılan usulsüzlük ve hukuksuzlukları şöyle sıraladı: Kelepçe takma, kötü muamele, nezarethanenin kötü şartları (sıcak, havasız, 2 kişilik odada 3 yatakta 4 kişi kalmaya mahkûm edilmek, 24 saat ışıkların söndürülmemesi, kalitesiz ve yetersiz yemekler), nezarethanede avukat ile görüştürmeme, üst aramasında alınan malzemelerin eksik ve hasarlı olması, 2 gün boyunca sahursuz oruç tutmaya mecbur bırakılmak, fiziksel ve fizyolojik işkence, hürriyeti tahdit (gözaltı süresinin sona ermesi), görevi kötüye kullanma, konusu suç teşkil eden emri yerine getirme, gözaltı süresi biten 49 kişiyle ilgili muhafaza altına alma kararı, operasyonu yapan müdürle hâkimin toplantı yapması, mahkeme sorgusuna çıkacak sorgu sırası bekleyen müvekkillerin dış kapı kilitlenerek sorgu öncesi savunma hakları ve adil yargılanma haklarının kısıtlanması, `İfade vermek istemiyorum` şeklinde hazırlanan tutanak imzalattırılmak istenmesi, banklarda yatmak zorunda kalmaları, duş imkânı olmaması, diş fırçası, macunu olmadığından diş temizliği sağlanamaması.


29 Temmuz 2014 Salı  02:06

Zaman

Gündem - Hayatımdaki asıl değişiklik albümden sonra olacak


`O Ses Türkiye` yarışmasında birinci olan Hasan Doğru, hayatının yarışma ile değiştiğini kabul ediyor. Ancak ona göre büyük değişim, çıkarmayı planladığı albümden sonra olacak. “Albümde çoğunlukla kendi parçalarımın yer almasını istiyorum.” diyen Doğru, bir ya da iki amatör kaydı ise internete vermeyi düşünüyor.Herkes onu, katıldığı `O Ses Türkiye` yarışması ile tanıdı. Hasan Doğru`dan söz ediyoruz. 26 yaşındaki Doğru, üniversitede okurken ve mezun olduktan sonra babasının lokantasında garsonluk yapmıştı. Bülent Ecevit Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü mezunu olan Doğru`nun yarışmaya katılması ve birincilik elde etmesi ile hayatı bir anda değişmişti. Başta İzmir, Ankara ve Kıbrıs olmak üzere birçok yerde konserlerde sahneye çıkan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Zonguldak`a geldiğinde onuruna verilen yemekte de şarkı söyleyen Hasan Doğru, şimdi albüm hazırlığı içinde. Kendisini gören herkesin albümü sorduğunu belirten Doğru, “Benim için ne kadar geç olursa o kadar iyi olur. Çünkü ben de kendi çapımda çalışmalar yapıyorum. Albümde büyük çoğunlukla kendi parçalarımın yer almasını istiyorum. Hayatım yarışma ile değişti ama en büyük değişikliğin albümden sonra olacağına inanıyorum.” ifadelerini kullanıyor. Albümün rock altyapıya sahip olacağına değinen Zonguldaklı Doğru, albüm öncesi bir ya da iki amatör kaydı ise internete vermeyi düşündüğünü aktarıyor.Operayla tanışmasının tamamen tesadüf olduğunu belirten Hasan Doğru, konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Tiyatro sınavlarına hazırlanıyordum. 2 kez girdim, olmadı. İkinci kazanamadığım yıl Zonguldak`ta opera bölümü açıldı. Belediye Kültür Merkezi`ndeki tiyatro hocam bana, `Zaten tiyatroyla ilgileniyorsun, müzikle de ilgileniyorsun, opera iyi bir seçim olur` dedi. Ben de şansımı denedim ve yetenek sınavında başarılı olup opera bölümüne girdim.” Operadan kopmak istemediğini kaydeden Doğru, içinde çok sesli müzik ve tiyatro olan her projede yer almak istediğini söylemeden de edemiyor. Üniversiteyi bitirdikten sonra babasının işlettiği lokantada garsonluktan kasiyerliğe kadar birçok işi yapan Hasan Doğru, yarışmadan sonra lokantaya sadece babasını ve çalışanları ziyarete gittiğini anlatıyor. Kozlu`dan geçenlerin kendisini görmek ve tanışmak için lokantaya uğradıklarını da belirten Doğru, “Lokantaya sırf beni görmek için gelenler oluyor. Hatta, `Sen aslında dükkânda çalışmıyorsun, bu Acun`un bir planıydı` diye takılanlar oluyor. Ben de gerçekten lokantada çalıştığımı, hâlâ da ara ara uğramaya devam ettiğimi söylüyorum.” diye konuşuyor.


29 Temmuz 2014 Salı  02:06

Zaman

Manşet - `Kürtler kandırılıyor` dedi, AKP`den istifa etti


AKP eski genel başkan yardımcısı ve partinin kurucuları arasında yer alan Dengir Mir Mehmet Fırat, AKP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan`ı desteklemeyeceğini açıklayan Fırat, bazı Kürtlerin öne sürülerek, halkın yanıltıldığını belirtti.-AKP eski genel başkan yardımcısı ve partinin kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat, parti üyeliğinden istifa etti. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan`ı desteklemeyeceğini açıklayan Fırat, bazı Kürtler öne sürülerek halkın yanıltıldığını belirtti. 2008`de genel başkan yardımcılığı ile MKYK`daki görevlerinden istifa eden ancak parti üyeliği devam eden Fırat, açıklamasında, “Bunun manevî sorumluluğunun ağır vebali olduğu kanısına vardım.” ifadesini kullandı.AKP`nin kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat, AKP üyeliğinden istifa etti. İstifasıyla ilgili yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanlığı seçimindeki tutumunu gerekçeleriyle açıkladığını, bu açıklamanın AK Parti`de panik havası yarattığını gördüğünü belirtti. Bazı Kürtler öne sürülerek halkın yanıltılmaya çalışıldığını kaydeden Fırat, “Bugüne kadar AK Parti`de üyeliğim devam ettiği için siyasi etiğe uyarak bazı gerçekleri ifadeden hep kaçınmıştım. Ancak bugünkü şartlardan dolayı bunun manevi sorumluluğunun ağır vebali olduğu kanısına vardım. Bu nedenle, daha sonra detaylı gerekçesini açıklamak üzere, kurucuları arasında bulunduğum AK Parti üyeliğinden istifa ediyorum. Bundan böyle sosyal medya başta olmak üzere yazılı ve görsel basında açıklamalarda bulunacağım.” ifadesini kullandı. Dengir Mir Mehmet Fırat, önceki gün Kuzey Irak`ta yayın yapan bir gazeteye yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanlığa seçiminde oyunu Selahattin Demirtaş`a vereceğini açıklamıştı. Fırat, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Kürtlerin önüne büyük bir fırsat çıkardığını belirterek, “Tayyip Bey`in cumhurbaşkanlığı seçildikten sonra nereye gideceği bilinmez ama bunun çok iyi bir sonuç doğuracağını düşünmüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kürtlerin oyu çok etkin olacak yani doğru hareket edilirse ağırlıklarını gösterebilirler. Ben hiçbir zaman PKK`lı olmadım yani Marksist, Leninist bir siyasete ve şiddete de inanmadım ama her şeye rağmen cumhurbaşkanı seçiminde oyum Selahattin Bey`in lehine olacak. Çünkü bu iki turlu bir seçim. Hepimiz oy versek bile Selahattin Demirtaş`ın seçilmesi mümkün değil ama Türkiye`de yüzde 20 bir Kürt varlığı söz konusu ve bu seçim bu varlığı gösterme konusunda çok önemli. İlk defa böyle bir fırsat doğuyor ve ben bir Kürt olarak her ne kadar farklı bir düşüncem olsa da oyum Selahattin Bey`den yana olacak.” ifadelerini kullanmıştı.YOLSUZLUKLAR ÖRTÜLEMEZDengir Mir Mehmet Fırat, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını engellemeye çalışan AKP yönetimini de eleştirmişti. Fırat, “Türkiye`de bir paralel yapı vardır, o da Ergenekon`dur.” demişti. Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında ismi geçen bakanların Yüce Divan`da yargılanmaları gerektiğini ifade eden Fırat, şu ifadeleri kullanmıştı: “Yargılanmak ayıp bir şey değildir; ama töhmet altında kalmak çok kötüdür. Yargılanıp aklanmak da bana göre büyük bir şereftir. Hakikaten bu kişiler böyle bir iş yapmamışlarsa, yasaya aykırı bir davranışları yoksa, bunlar bir an önce yargılanmalı. Ümit ederim ki beraat ederler. Çünkü hepsini tanırım, çoğu arkadaşımdır. Bu, çocuklarına bırakabilecekleri miraslardan biridir. Beraat kararı alınamıyorsa ve mahkûm olursa da onun cezasını çekmelidir. Dolayısıyla 17 Aralık, üstünün örtülmesi mümkün olmayan bir süreçtir. Bunu hiçbir şekilde kamufle edebilmek, hoş görebilmek mümkün değildir. Bu sürecin gecikmeden, geçiştirilmeden hızla sonuçlandırılması gerekir.”


29 Temmuz 2014 Salı  02:19

Zaman

Manşet - Ali Ünal - Nifak ve münafık


Nifak, `Ne-Fe-Ka` fiil kökünden gelir. Fiilin masdarı `nefak`, `yer altında bir ucundan girilip öbür ucundan çıkılan (el-İsfahanî, el-Müfredât), üzerinde kimseye görünmek ve kimse tarafından bilinmek, sırlarını da kimseye vermek istemeden gizli gizli yürünen yol` demektir.İlgi çekicidir ki, `münafık` kelimesi, fiilin `mukabele` ifade eden dörtlü `müfaale` kipinden gelir. Bu da, münafığın gerek kendine, gerek Allah`a ve gerekse başkalarına karşı ikili bir pozisyonda bulunduğunu ve giriş-çıkışlar içinde olduğunu çok çarpıcı bir biçimde ortaya koyar.Münafıkların `bir kapıdan girip diğer kapıdan çıktıkları`nı, inandıktan sonra küfre düşüp, pinpon topu gibi, bir orada bir burada bir hayat sürdüklerini Kur`ân, değişik âyetlerinde ifade eder: “Onlar iman ettiler, sonra da küfrettiler.” (63: 3) “(Mü`minlerle kâfirler) arasında zıp orada, zıp burada gider gelirler; ne bunlara katılırlar ne de onlara.” (4: 143) Bunun sebebi ise münafıkları ilgilendirenin öncelikle hayatları, makamları ve servetleri olmasıdır; münafıkların dünyaları adına uzun emeller peşinde bulunmalarıdır. (5: 52; 47: 25). Yine ilgi çekicidir ki, malı harcama manâsına gelen `infak` da aynı Ne-Fe-Ka fiil kökünden bir kelime olup, onun dört harfli `if`âl` kipindendir. Bu kip `izale, giderme` manâsı taşımakla, samimî infak, bir bakıma nifakı gideren aksiyondur.Karanlık yolların yolcusu, karanlık izbelerin adamı olan münafık, İslâm ve Müslümanlar için en tehlikeli olandır. O, İslâm`ı ve Müslümanları içten vurmak için mescidler bile inşa edebilir (9: 107). Görünümü yerinde, konuşması fasih, sözü dinlenir, yapısı itibariyle de görkemli olabilir. Belki, kavmin önde gelenlerinden ve hatırı sayılır kişisidir: “Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider, söz söyleseler sözlerini dinlersin. Oysa duvara dayanmış, giydirilmiş odunlar gibidir onlar!” (63: 4) Kur`ân`ın son iki sûresi olan Muavizeteyn`de özellikle onların şerlerine dikkat çekilir: “De: `Sığınırım karanlığın yarıldığı demin Rabbi`ne, yarattıklarının şerrinden; üflediği zaman düğümlere üfleyenin şerrinden; ve haset ettiği zaman hâsidin şerrinden.`” “De: `Sığınırım insanların Rabbi`ne, insanların Meliki`ne insanların İlâhı`na, fısıldayıcı sinsi vesvesecinin şerrinden.`”Münafık, karanlık kişidir; fısıldar, düğümler atar, üfler; hasettir. İnsanlardan insan olmayı kibrine yediremez. Tam bir bozguncu olduğu halde, kendisinin ıslahçı olduğunu iddia eder. Gerçekte iman etmediği halde, en iyi mü`min olduğu iddiasındadır. Mü`minlerin yüzüne güler, fakat gizli mahfillerde kendilerini arkadan idare eden “şeytanları”na gerçekte o şeytanların elemanları olduklarına dair teminat verir. (2: 8-16)Münafık, ihaneti sebebiyle korkaktır (9: 56); bu bakımdan, fırsat bulduğunda en büyük zalim, fakat güçlüler karşısında ayak yalayan zelil bir firavundur. Münafık, insanların hoşuna gideni söyler, hoşlarına gitmeyecek şeyi yapar. Onun en önemli bir vasfı, yapmadığını, yapmayacağını söylemesi, söylediğinin tersini yapmasıdır (61: 2?3) Münafığı tanıma adına bir hadis-i şerif bize dört ipucu daha verir: “Kimde dört vasıf bulunursa halis münafık olur. O dört şeyden biri kendisinde bulunan kişide ise onu terk edinceye kadar münafıklıktan bir haslet bulunur. Bunlar: Kendisine bir emanet tevdi edildiğinde ihanet eder; konuştuğunda yalan konuşur, söz verdiğinde yerine getirmez. Bir kimseyle çekiştiği zaman aşırı giderek karşısındakinden fazla kötülük yapar.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî) Münafık bir de, insanları kandıracak şekilde konuşmasıyla tanınır (47: 30). Bütün bunlara rağmen, özellikle şehirlerde, medenî görünenler arasında münafıklıkta kaşarlanmış öyleleri de vardır ki, onları ancak Allah tanır (9: 101).Münafık içeriden, sinsi, yalancı ve hilekâr düşman, kâfirden daha kötü, daha tehlikeli, aldatıcı ve bozguncu olduğu için Kur`ân, Bakara Sûresi`nin başında kâfirlerden iki âyetle bahsettiği halde, münafıklara 13 âyet ayırmıştır. Dünyada böyle olan münafık, Âhiret`te de Cehennem`in en derininde olacaktır. (4: 145)


29 Temmuz 2014 Salı  02:19

Sözcü

Gündem - MHP`den Bonzai uyarısı



21 Temmuz 2014 Pazartesi  12:38

Zaman

Gündem - Madem dershaneye ihtiyaç yoktu neden okullarda kurs veriliyor?


Dershaneler konusunda yaşanan süreci `dönüşüm değil kapatma girişimi` olarak değerlendiren dershaneciler şimdi Anayasa Mahkemesi`nden çıkacak güzel haberi bekliyor. Sektör temsilcileri, “Eğer dershaneler ihtiyaç değilse, neden okullarda kurs veriliyor. Madem ihtiyaçsa niye kapatıyorsunuz?” diye soruyor.Özel Dershaneler Birliği (Öz-De-Bir), Güven Dershane Sahipleri Derneği (Güven-Der) ve Türkiye Özel Okullar Birliği önceki akşam Point Otel Barbaros`ta dershanelerin son dönemdeki durumunu değerlendiren bir basın toplantısı düzenledi. Öz-De-Bir Başkanı Faruk Köprülü, Güven-Der Başkan Yardımcısı Eyyüp Kılcı ve Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği EşBaşkanı Cem Gülan`ın katılımı ile gerçekleşen toplantıda Öz-De-Bir Başkanı Faruk Köprülü, dershaneler için Anayasa Mahkemesi`nin olumlu kararını beklediklerini söyledi. Dönüşüme inanmadıklarını ifade eden Köprülü, bunun başından beri planlı ilerleyen bir kapatma girişimi olduğunu belirtti. Köprülü, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı`nın verdiği son rakamla dönüşüm için başvuran dershane sayısının 225 olduğunu belirterek, ilginin azlığına dikkat çekti. Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği EşBaşkanı Cem Gülan da yapılan son düzenlemelerle özel okulların sıkıyönetim altına alındığını dile getirerek, “1983 yılından 2014 yılına kadar hiç kimse özel okullara böyle haksızlık yapmadı.” diye konuştu.Önceki akşam gerçekleşen basın toplantısında konuşan Öz-De-Bir Başkanı Faruk Köprülü, dershanelere olan ihtiyacın azaltılmadan kapatmanın doğru olmadığını vurguladı. Köprülü, Anayasa Mahkemesi`nden müjdeli kararı beklediklerini ifade etti. Bakanlığın, halk eğitim merkezleri bünyesinde takviye kurs açma çalışmaları ile ilgili de şunları söyledi: “Eğer dershaneler bir ihtiyaç değilse neden okullarda ve halk eğitim merkezlerinde çalışmalar yapıyorsunuz? Madem ihtiyaçsa niye kapatıyorsunuz?” Güven-Der Başkan Yardımcısı Eyyüp Kılcı da yapılan düzenlemelerin sadece dershaneleri değil, tüm özel öğretim kurumlarını zarara uğratacağını belirtti. Yeni düzenleme ile bahçesiz dershane binalarına ilkokul 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin alınamayacağını söyleyen Kılcı, dershanelerin sadece ortaokul ve lise 3 ve 4. sınıflarının her birinden kontenjanın yüzde 30`u öğrenci alabileceğini kaydetti. 400 kontenjanlı bir dershanenin özel okula dönüşümünde ikili öğretim yaptığında bile en fazla 480 öğrenci alabileceğini ifade eden Kılcı, bu sayının okulun maddi açıdan ayakta durabilmesi için yeterli olmayacağını söyledi. Dershaneler dönüştüğünde ilk geçecek öğrenciler, imkânı olan özel okul öğrencileri olacağını dile getiren Kılcı şöyle devam etti: “Böylece özel ortaokul ve liselerin 3 ve 4. sınıflarından yaklaşık 200 bin öğrenci ayrılma riski taşıyor. Ortalaması 10 bin TL üzerinde 200 bin öğrenciyi kaybetmenin, devletin özel okullara boş kontenjanı için 3 bin 500 TL`den 100 bin öğrenci vermesi ile kazanç elde edilemeyecek.” Yine etüt eğitim merkezlerindeki 12 yaş sınırını hatırlatan Kılcı, “Bu merkezlerden 12 yaş üstü 27 bin öğrenci ilişkisini kesmek zorunda kalacak.” dedi.Türkiye Özel Okullar Birliği EşBaşkanı Cem Gülan da özel öğretim yönetmeliğinde yapılan değişikliklerin özel okulları yok etme noktasına getireceğine dikkat çekti. Gülan, “Dönüşen dershanelere arsa, ucuz kredi, bu binalarda 4 sene daha devam etme avantajlarının hiçbirine bir şey demedik. Çünkü bu insanların işi elinden gidiyordu. Ama bunların yanında bu okullara sanki diğer okullar yan okulmuş gibi `temel lise` adının verilmesi, ikili öğretime izin verilmesi ve bir nevi 4 yıl boyunca diploma verme gücünü haiz dershane eğitimini okul gibi yapmalarına fırsat verilmesi mevcut özel okulculuğu çok ciddi anlamda zorlayacak.” diye konuştu.Eğitimde, 1980 darbe yönetmeliğine dönüldüYeni yönetmeliğin 80`lerdeki darbe zihniyetinin hazırladığı yönetmeliğe benzediğini dile getiren Cem Gülan, “Örneğin, Anadolu liselerinin mevcudu bu yıl 45-50`yi bulacak. Ama özel okullar için sınıf kontenjanı bir gecede 30`dan 24`e düşürülüyor. Bunu hiçbir şekilde açıklamanın imkânı yok.” cümlelerini kullandı. Bu haliyle `özel okullarda ölen ölsün, kalan da benim istediğim şartlarda çalışsın` mantığında bir yönetmelik çıkarıldığını ekleyerek, “Kaç saat ders yapacağıma, neyi nasıl anlatacağıma devlet karar verecek. Müdürümü, öğretmenimi devlet atayacak. Bunlara ne kadar maaş vereceğime karışmıyor ama saatlerime karışıyor. Kendi öğrencime takviye ders vermek istediğimde ücretsiz bile olsa valilikten izin almam gerektiğini söylüyor. O zaman lavaboya giderken de izin alalım. Böyle özel okulculuk olmaz.” ifadelerini kullandı.


25 Temmuz 2014 Cuma  02:14

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

ikiz bebekler  8 şubat posta gazetesi arsiv  01 03 2007  çek yasası haberleri  star gazetesi ygs 2 deneme sınavı cevap anahtarı  florya kazası  karabal  04 ocak 2009 kanald haber  özkan küçükaslan trafik kazası halk gazetesi  hürriyet hyunda çekiliş sonucu  2 ağustos  06 08 2009 tespo 20 yıl çekilişi  süper loto sonucu 26 03 2009  04 09 2009 fox tv ana haber izle  18 mayıs hava durumu  9 temmuz 2009 erkan fakılı trafik kaza haberi  habertürk gazetesi istanbul eki arşivi 28 12 2010  24 09 1977  ünlü porno yıldızı endoneıldızı endonezyeya gir  iş ilanları  30kasim 2008 altyly ganyan tahminleri  16ekim hürriyet gazetesi