Bulunan Haber Sayısı: 664
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - ETKİNLİK


`Kutsala Yolculuk` başlıyor Sergi: Küçükçekmece Belediyesi Cennet Kültür ve Sanat Merkezi, Kutlu Doğum Haftası`na özel bir sergiye ev sahipliği yapıyor. 25 Nisan Cumartesi günü saat 18.00`de `Kutsala Yolculuk: Kâbe-i Muazzama` başlığıyla açılacak sergide, çeşitli dönemlerde elle ya da çeşitli baskı araç gereçleriyle hazırlanmış haritalar, taş baskılar, Kâbe örtüleri, resimler ve Hilye-i Şeriflerle bu yolculuğa atıfta bulunan sanat çalışmaları yer alıyor. Dünyanın pek çok bölgesinden hacca giden Müslümanlardan ya da onları gözlemleyenlerden günümüze kalmış belgesel aktarımları bir araya getiren sergi, 25 Mayıs Pazartesi gününe kadar açık. *** Ciguli, son kez beyazperdede Film: Ali Atay`ın yönettiği, başrollerinde Serkan Keskin, Ertan Saban, Zekir Sipahi, Bedia Begovska, Funda Eryiğit, Luran Ahmedi, Selahattin Bilal ve Ciguli`nin yer aldığı komedi ve dram türündeki `Limonata` bugün gösterime giriyor. 2014 yılının kasım ayında, hayata gözlerini kapatan müzisyen Ciguli`nin vefatından önce rol aldığı son sinema filmi sevenlerinin karşısına çıkıyor. Sanatçı, iki kardeşin babalarının vasiyeti üzerine ilk defa karşılaşmasını konu alan filmde Roman bir lastik tamircisini canlandırıyor. *** Kur`an-ı Kerim ve edebiyat Sempozyum: Yağmur dergisi tarafından düzenlenen `Uluslararası İslami Türk Edebiyatı Sempozyumu`nun dördüncüsü 25-26 Nisan arasında Bostancı Dedeman Otel`de gerçekleştirilecek. Sempozyum bu yıl “Kur`ân-ı Kerim ve edebiyat” başlığı altında icra edilecek. Sempozyuma Türkiye ve yurtdışından yaklaşık 30 akademisyen ve yazar katılacak. Ayrıntılı bilgi için; , 0216 522 11 44 *** Çocuklar hünerlerini sergileyecek Atölye: Akbank Sanat, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Haftası ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenleyeceği eğlenceli atölye çalışmalarıyla çocukları sanatın büyülü dünyasıyla buluşturuyor. Bugün başlayacak iki günlük `Akbank Sanat 23 Nisan Etkinlikleri`nde çocuklar sulu boyadan oyuncak heykele, mozaikten linol baskıya kadar birbirinden eğlenceli atölyelerle keyifli vakit geçirirken, sanatla iç içe olarak kendi yeteneklerini keşfedecek. Atölyelerin bilet fiyatı 10 TL. Detaylı bilgi için; *** Çevre şuuru için... Tiyatro: VİKO Çocuk Tiyatrosu, enerji verimliliği ve doğal kaynakların korunması temalı `Aydınlık Bir Gelecek İçin` adlı çocuk oyunuyla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında, 25-26 Nisan tarihlerinde saat 13.00`te Üsküdar Koza Tiyatrosu`nda ücretsiz olarak sahne alacak.


26 Nisan 2015 Pazar  04:04

Zaman

Manşet - Akşener`den hükümete `Küçük Emrah` benzetmesi


MHP İstanbul Milletvekili Meral Akşener, hükümeti eleştirdiği konuşmasında, `17-25 Aralık işinde gördük ki bu muhteremler bizi baştan aşağı soymuş. Yakalandılar hep beraber cümbür cemaat ağlaşmaya başladılar. Küçük Emrah büyüdü, bunlar büyümedi` dedi. Erzincan Ülkü Ocakları İl Başkanlığı tarafından düzenlenen `Bizimle Yürü Erzincan` programında kamuoyuna tanıtılan MHP adaylarının tanıtım toplantısı 13 Şubat Kapalı Spor Salonu`nda yapıldı. Düzenlenen tanıtım toplantısına MHP İstanbul Milletvekili Meral Akşener, MHP Erzincan İl Başkanı Bekir Aksun, MHP Merkez İlçe Başkanı Salih Aksu, Ülkü Ocakları İl Başkanı Çağatay Mutlu, MHP Milletvekili Adayları Ümit Özker ve Mutlu Özdemir ile yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Programda konuşan Akşener, `7 Haziran saat 5`te sandıkları koruyacağınıza söz verin. 7 Haziran saat 5`te sandıktan çıkan oyları namusuz bilip o ekranlara geçirilinceye kadar o torbalara sahip çıkmaya söz veriyor musunuz. Gazamız mübarek olsun. Biliyor musunuz değerli gençler 763 bin üniversite mezunu Türkiye`de işsiz. 10 yıldır iş arayıp bulamayan üniversite mezunu gençlerimiz var. Hani yoksulluğu ve yolsuzluğu ortadan kaldırmak için gelenler var ya bakan çocukları var ya o bakan çocuklarıysa o kadar büyük paraların sahibi ki parmakları acımasın diye para sayarken para makineleri evlerinden çıktı. Şimdi vatan çocukları işsiz bakan çocukları para sayıyor. Haram olsun, haram olsun, haram olsun` dedi. `17-25 ARALIK İŞİNDE GÖRDÜK Kİ BU MUHTEREMLER BİZİ BAŞTAN AŞAĞI SOYMUŞ` Yaşanan süreci Türk filmlerine benzeten Akşener, `Önüne gelen aldatıyor. Önce bir sabah uyandılar Allah Allah meğer devletin içinde paralel bir yapı varmış. Bu arkadaşlara kumpas kurmuş. Ne zaman 12 sene sonra. Vah vah vah. Peki Genelkurmay Başkanı hapisteyken böyle şeyler olmuş. Sonra bugünün Cumhurbaşkanı, o zamanın Başbakanı gözlerini yaşarta yaşarta bizi aldattılar, beni aldattılar, ben aldandım dedi. Şimdi buna nereden baksak biz. Durum vahim. Gerçekten durum vahim. 12 yıl sonra aldatıldığını keşfeden bir yönetici, bir Başbakan, bir Cumhurbaşkanı, 15 yıl sonra kimler tarafından aldatıldığını keşfedecek burası koca bir soru işareti. Yarın bu arkadaşları Apo da aldatmış olacak, Ermeni diasporası da aldatmış olacak. Ama her aldanmanın sonunda Türkiye bir şeyler kaybediyor. Her aldatılmanın sonunda Türkiye`de bir kurum yerle bir oluyor. Şu soruyu sormak isterim 17-25 Aralık`ta bu muhterem, muhteremler şayet enselerinden, yakalarından yakalanmasalardı şu meşhur paraleli, ilan ettikleri paralel yapıyı keşfetmiş olacaklar mıydı. Hayretler içinde kaldım. Biz bunları kul hakkına riayet eden, alınları secdeye değen, devlet malını millet malını beytül mal bilen insanlar biliyorduk. 17-25 Aralık işinde gördük ki bu muhteremler bizi baştan aşağı soymuş. İslam diye diye soymuşlar, İslamiyet diye diye soymuşlar, din iman diye diye soymuşlar. Yakalandılar hep beraber cümbür cemaat ağlaşmaya başladılar. Her biri ayrı bir küçük Emrah. Ben böyle bir şey görmedim. Bütün hayatları ağlamakla geçiyor. Her biri birer küçük Emrah. Küçük Emrah büyüdü bunlar büyümedi` dedi. CİHAN


26 Nisan 2015 Pazar  10:43

Zaman

Manşet - IŞİD`e operasyon yapan 19 polis gözaltında


17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet baskınının ardından polise yönelik başlatılan algı operasyonlarına dün bir yenisi daha eklendi. Van Cumhuriyet Başsavcılığı`nın talimatıyla geçen yıl El Kaide ve IŞİD`e yönelik operasyon yapan polislerden 10`u Van`da gözaltına alındı. Gaziantep, Kayseri, Ordu, Mersin, Ankara, Adana, Aydın ve Manisa`dakilerle birlikte toplam gözaltı sayısının 19`a ulaştığı bildirildi. Gözaltına alınan polislerin avukatı Reşat Bozkurt, “Müvekkillerimiz yürütülen soruşturma ile ilgili olarak ifade vermek istedi. Geçen hafta Cumhuriyet Başsavcılığı`na dilekçe ile ilettik. Bu talebimizi 2 kez yineledik fakat kabul edilmedi. Operasyon algı oluşturmak için yapıldı.” dedi. Öte yandan Terörle Mücadele Şube ekipleri, avukat Reşat Bozkurt`a Van Emniyet Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptığı sırada müdahale etti. Gözaltına alınan polisler, 14 Ocak 2014 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığı`nın talimatıyla Van merkezli Adana, Gaziantep, İstanbul, Kilis ve Kayseri`de El Kaide ve IŞİD terör örgütlerine yönelik operasyon yapmıştı. Operasyonda El Kaide`nin Ortadoğu`da 2. ismi olarak iddia edilen İbrahim Şen ve El Kaide Türkiye yapılanması sorumlularından olduğu ileri sürülen Halis Bayancuk yakalanmıştı. Terör örgütlerine yönelik operasyonu başlatan Van Terörle Mücadele Şube Müdürü Serdar Bayraktutan da operasyonu tamamlanmadan görevden alınarak Koruma Şube müdür yardımcısı yapılmıştı. Bayraktutan daha sonra tutuklanmıştı.


26 Nisan 2015 Pazar  02:17

Zaman

Manşet - Herkesin mağduriyetine duyarlı olacağız


Mağdurların sesi olmak için kurulan Çağın Mağdurları Derneği, henüz açılışı yapılmadan mağdur edildi. “Gerekirse açılışımızı çadırda yaparız ama vazgeçmeyiz.” diyen Avukat Kemal Şimşek ile derneğin kuruluş amacını ve bu süreçte yaşananları konuştuk. Çağın Mağdurları Derneği, açılışından bir gün önce, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları sırasında İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü olan başkanı Nazmi Ardıç`ın tutuklanmasıyla kamuoyunun gündemine geldi. Düzenlenecek resepsiyon, programa saatler kala otele yapılan siyasi baskılar nedeniyle iptal edildi. Öyle ki mağdurların sesi olmak için kurulan dernek, daha ilk gününde mağdur edildi. Çağın Mağdurları, çalışmalarını insan hakları ve özgürlükler temelinde gerçekleştirmeyi hedefliyor. Derneğin kuruluşunda özellikle 17-25 Aralık sonrası yaşanan olayların etkili olduğunu söyleyen avukat Kemal Şimşek, toplumda yaşanan en büyük mağduriyetlerinin devlet aygıtı içerisinde hukukun dışına çıkılmasından kaynaklandığını ifade ediyor. Şimşek, dernek için mekân ararken iki kez engellendiklerini ancak ne yaparsa yapsınlar yollarına devam edeceklerini belirterek, “Gerekirse açılışımızı çadırda yaparız ama vazgeçmeyiz.” diyor. Avukat Kemal Şimşek ile derneği, mağduriyetleri, yaşanan süreci konuştuk... Mağduriyet çok genel bir kavram, dernek hangi mağduriyetlerin giderilmesine ağırlık verecek? Kastımız aslında `sistemin mağdurları`. Yani insan hakları ve özgürlüklerinin ihlal edildiği noktada oluşan mağduriyet. 17-25 Aralık öncesinde darbelerin ürettiği mağdurlar, Güneydoğu`da faili meçhullerin yakınları, Cumartesi Anneleri vardı. Bugüne kadar Cumartesi Anneleri için üzüldük ama herhangi bir şey yapamadık. Sadece üzülmek yetmiyor. 17-25 Aralık sürecinden sonra da artan mağduriyetlerin belirli kesimler arasında sıkışıp kaldığını, bu durumun diğer tarafı ilgilendirmediğini gördük. Cumartesi Anneleri de gelip başka bir yerin mağduriyeti için bir şeyler yapacak ortam bulamıyor. Gazetecilerin maruz kaldığı mağduriyet için başka bir mağdurun konuşabileceği bir platform oluşmuyor. Herkes farklı minvallerde `Ben mağdurum` diye bağırıyor ama bu mağduriyetlerin derli toplu bir şekilde ortaya konmaması nedeniyle sistem mağdur üretmeye devam ediyor. 17-25 Aralık`tan sonra mağduriyetlerdeki patlamanın size göre temel sebebi ne? Bizim en büyük sıkıntımız, devlet aygıtı içerisinde hukukun dışına çıkıldığında oluşan mağduriyet. Hukuk dışına çıkıldığında oluşan mağduriyet çok daha etkili, birkaç kişiyle sınırlı kalmıyor. Evet, 17-25 Aralık`tan önce de mağdurlar vardı ama sonrasındaki mağduriyetlerin temeline bakıldığında devletin ciddi anlamda hukuk rayından çıkmasından kaynaklandığını gördük. Devlet çok büyük bir güç, bunu ne zaman kontrolsüz bir şekilde ya da `Nasıl olsa bana kimse hesap sormuyor.` diyerek hoyratça kullanırsanız kitleleri mağdur edersiniz. Sayısız insan kışın ortasında sürüldü. Bu insanların çoluğu çocuğu vardı, okullarından alındı, düzenleri bozuldu. İnsanlar görevden alındı. Çok yakında bin küsur emniyet amiri emekli edildi. Devletin yetişmiş insan kaynağından bahsediyoruz, bu insanların yetişmesi için bir maliyet var. Bu yaşananlar bunların hepsinin berhava edilmesi demek. Ne uğruna? Polis kolejinde okuyan gençler, mezuniyetlerine dört ay kala mağdur edildi. Sırf bir paranoya ve `Bunlar bir gün benim aleyhimde işler yapacak` gibi bir algı yüzünden. Dünyada görülmüş şey değil. Hz. Musa`nın döneminde Firavun`un `İçlerinde büyürse bana zarar verir` diye erkek çocuklarını kesmesinden farklı bir durum değil. Devletin denetimsiz hale gelmesiyle önce küçük küçük, sonra da toplumun büyük kısmına ulaşan mağduriyetler yaşanıyor. Devlet aygıtı hukuk dışına nasıl çıktı? Devlet aygıtının hukuk içine çekilebilmesi için kamu denetiminin gerektirdiği bütün kanalları açık tutup, bu denetimi sağlamanız lazım. Yaklaşık iki senedir siyasi rakiplerini yok etmekle başlayan ve gittikçe muhalif sesler üzerinde baskı oluşturan, medya patronlarını sindirmeye çalışan ve nihayetinde karşısında muhalif ses bırakmayan bir iktidar aygıtı gördük karşımızda. Muhalif seslere kesinlikle tahammül kalmadı. Her şekilde eleştiriye tahammülsüzlük var. Oysa ki demokrasinin en temel şartlarından biri insanların her türlü fikrini veya eleştirisini iktidara yöneltebilmesi. İnsanlar bir olay özelinde toplanıp meşru bir şekilde yasal çerçevede tepkilerini dile getirebilmeli. Bunlar gayet doğal refleksler, siz insanlara bu kanalları açık tutmazsanız toplumu sindirmiş olursunuz. Bir korku ve cinnet toplumu haline getirirsiniz. Adım adım tek güç olma ve `Ben ne yaparsam kabullenmek zorundasınız` anlayışına gelindi. Muhalif olan herkes ya korkup susuyor ya da mağdur oluyor diyebilir miyiz? Evet olabilir. Özgürlüklerimizden ve demokrasiden taviz vere vere geldiğimiz noktada toplum bütünüyle tüm haklardan vazgeçecek noktaya geldi. Asgarisinin çok altına indik. Medya özgürlüğü, ifade özgürlüğü olmadan teşebbüs hürriyetleri engelleniyor. Siyasi baskılarla haklarımızdan feragat ede ede bıçağın kemiğe dayandığı noktaya geldik. “Yüzde 50 oyum var deyip kaynakları hoyratça harcayamazsınız” “Gelişmiş memleketlerde toplumlar genellikle örgütlüdür, örgütsüz toplumlar ise ezilmeye mahkûm olur. Bizim derneğimizin yaşadığı gibi örnekler gösteriyor ki; muktedir olanlar örgütlü toplum istemiyor. Örgütlü toplum, eleştirir, doğrusunu bulmak için gayret eder. İktidar sahipleri babasının çiftliğini değil, kamu kaynaklarını yönetiyor. Hepimiz adına bu devlet aygıtını yönetiyor, muhalefet adına da... `Benim yüzde 50 oyum var` deyip kaynakları hoyratça harcayamazsınız. Temennim, toplumun her kesimi bundan eşit miktarda etkileneceğini fark etmeli.”


26 Nisan 2015 Pazar  04:04

Zaman

Manşet - Sezonun hikâyesini derbide yazacağız


Beşiktaş`ın yetenekli futbolcusu İsmail Köybaşı, taraftarın yüreğine su serpti. Şu ana kadarki 5 derbiyi de kazanamadıklarını hatırlatan başarılı sol bek, 33`üncü haftadaki Galatasaray karşılaşmasını işaret etti. Çek stoper Tomas Sivok gibi formasını yeniden almak isteyen 25 yaşındaki tecrübeli sol bek, birçok konudaki sorumuza içten cevaplar verdi. Beşiktaş`ın başarılı futbolcusu İsmail Köybaşı, yapılanların özel bir değer kazanması için içerisinde güzel öyküleri barındırması gerektiğini söyledi. Bu sezon hiç derbi kazanamadıklarını, bunun da ayrı hikâye olduğunu belirten tecrübeli isim, “Anlamlı olması, Galatasaray maçını galip tamamlamamız ve şampiyonluğa bağlı.” dedi. 2009-10`da kamuoyunun fazla şans tanımadığı Bursaspor`un zirveye çıktığını hatırlatan Köybaşı, “Geriden gelip ipi göğüslediler. Biz de başarabiliriz.” ifadelerini kullandı. Alman teknik adam Bernd Schuster döneminde, 2010-11`e 17`de 17 parolasıyla girdiklerini bildiren 1989 doğumlu kabiliyet, “Zor kazanıyorduk. Çünkü herkes bize karşı farklılardı. Berabere kaldığımız takımlar sonraki karşılaşmasında 4-5 yiyordu. Yani futbolda psikoloji ehemmiyetli.” şeklinde konuştu. Yenilgiyi antrenmanlarda dahi hazmedemediklerine dikkati çeken İsmail Köybaşı şunları kaydetti: “Hiçbir rakibi küçümsemiyoruz ama bazen konsantrasyon eksikliği olabiliyor. Bunu minimum düzeyde tutmalıyız. Hata lüksümüz yok. Avrupa`ya gelince; apayrı bir platformdu. Tribünler doluyordu. Bence her mücadelede aynısı olmalı.” Yaşadığı birçok sakatlıktan ötürü sıkıntılı günler geçiren Köybaşı şöyle devam etti: “Kolay değildi. Kaderim öyleymiş. Benimle benzer sağlık derdinden muzdarip olanların çoğu geri bile dönemedi. Sağ olsun, yöneticilerimizden her daim destek gördüm. Çalıştım ve bu seneye güzel başladım. Mevkim dışında ter dökmeme rağmen başarılıydım. Israr edilseydi şu an daha değişik olabilirdi. Halihazırda gayet iyiyim. Millî; takıma yeniden seçildim. Kazakistan müsabakasında da Fatih (Terim) hocam tarafından Ay-Yıldızlı ekibe çağrılmayı bekliyorum. İnanıyorum ki parlak günler yakın.” 25 yaşına girmesine rağmen donanımlı olduğunu düşünmeyen kabiliyetli oyuncu, “Başımdan geçenler bana katkı sağladı. Büyüdüm ve olgunlaştım. Ben Allah`a hep tedavisi olan şeyler vermesi için dua ettim. 2013-14`te 8 mücadelede ter döktüm, şimdi 25. 2011-12`de formdaydım. Sürekli kadrodaydım. Sürekliliği yakalayamazsanız sıkıntı oluşuyor. Ramon Motta istikrarlı; ama aynı Tomas Sivok gibi formamı alacağım.” GOL ATARSAM İBRAHİM ÜZÜLMEZ HEDİYE ALACAK Siyah-Beyazlıların efsane sol beki İbrahim Üzülmez ile iddiaya girdiklerini aktaran İsmail Köybaşı, fileleri havalandırması halinde Üzülmez`in kendisini ödüllendireceğini dile getirdi. Methettiği Gökhan Töre`nin meziyetlerini geliştirdiğini anlatan Köybaşı, arkadaşlarından Senegalli forvet Demba Ba`ya ayrı paragraf açtı: “Birlikte oynadığım golcülerin en verimlisi o. Golü kokluyor. Ceza sahasında büyük efor sarf ediyor.” İspanyol Real Madrid`in Galli yıldızı Gareth Bale ile Brezilyalısı Marcelo Vieira`yı beğenen Köybaşı, Federasyon`un yeni yabancı uygulamasına da değindi: “Kanımca 14 yabancı transferini sadece 1-2 kulüp gerçekleştirebilir.” Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencisi olan Köybaşı sözlerini şöyle tamamladı: “Antrenörlük okuyorum. Böylece diğer meslekleri tanıyorum. İngilizcem akıcı. İspanyolca derslerini aksattım.” Gökhan Töre`den müjdeli haber Beşiktaş, yarın Ankara`da ev sahibi sıfatıyla Kardemir Karabükspor ile oynayacağı maçına kilitlendi. Dünkü idmana tedavideki kaleci Tolga Zengin ve Veli Kavlak katılmadı. Arkadaşlarıyla birlikte çalışan Gökhan Töre, “Çalışmalara son sürat devam. Karabükspor karşılaşmasına hazırım. Kendimi çok iyi hissediyorum.” dedi. Siyah-Beyazlılar bugün saat 11.00`de gerçekleştireceği antrenmanın ardından öğleden sonra özel uçakla Ankara`ya gidecek.


26 Nisan 2015 Pazar  02:17

Zaman

Manşet - TÜBİTAK soruşturmasında skandal: Savcıdan delil isteyen hakim sürgün edildi


Başbakanlık`ta bulunduğu iddia edilen dinleme cihazlarıyla (böcek) ilgili TÜBİTAK hakkında başlatılan soruşturmada skandal uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Savcı Serdar Coşkun`un, soruşturma kapsamında talep ettiği dinleme iznini hukukî; olmadığı için kabul etmeyen Sulh Ceza Hakimi Seyhan Aksar Orkun, görevden alındı. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ardından başlatılan algı operasyonlarında skandal uygulamalar bitmek bilmiyor. Ankara Savcısı Serdar Coşkun, lise mezunu Cevdet Aydın`ın sahte diploma kullanarak TÜBİTAK`a girmesiyle ilgili 5 kişinin telefonlarının dinlenmesini talep etti. Bu kişiler arasında eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz da bulunuyordu. Dönemin Sulh Ceza Hakimi Seyhan Aksar Orkun ise soruşturmada delil olmadığı gerekçesiyle talebi kabul edilemez buldu. Orkun, verdiği ret kararında, “Talebin ceza hukukundaki sanıktan delile değil, delilden sanığa gidilmesi gerektiği ilkesine aykırılık teşkil ettiği tespit edilmiştir.” ifadelerini kullandı. Bu şekilde yapılan bir dinlemede elde edilecek kayıtların hukuken delil sayılamayacağını vurguladı. Ancak kısa bir süre sonra hakim Orkun, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından sulh ceza hakimliğinden alındı. Ankara Savcısı Serdar Coşkun, sahte diplomayla TÜBİTAK`ta işe giren Cevdet Aydın`la ilgili soruşturma başlatmıştı. Memur suçları soruşturma bürosunda ya da sahtekarlık ve dolandırıcılıkla mücadele bürosunda soruşturulması gereken dosyanın, anayasal düzene karşı suçlarla mücadele bürosunda açılması dikkat çekti. Coşkun, Başbakanlık`ta bulunduğu iddia edilen dinleme cihazlarıyla (böcek) ilgili raporda tahrifat yapmadığı için görevden alınan Hasan Palaz`ı da dosyaya dahil etti. Palaz`la ilgili delil bulmak için, 6 kişiyle ilgili Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği`nden dinleme kararı talep etti. Eldeki deliller doğrultusunda, talebi değerlendiren Hakim Seyhan Aksar Orkun, dosyanın resmi evrakta sahtecilik ve kamu zararına dolandırıcılık dosyası olduğunu belirterek, bunun dinleme talep edilebilecek suçlar dışında olduğunu vurguladı. Orkun, esas yönünden yaptığı incelemede, bu konuda dinleme kararı verilebilmesi için, söz konusu kişilerin isnat edilen suçları gerçekleştirdikleri yönünde somut delillere dayalı şüphenin bulunması gerektiğinin altını çizdi. Dosyada sahte diplomayla işe giren Cevdet Aydın dışındakilerin suç işlediğine dair herhangi bir delil bulunmadığını vurguladı. Dinlemeden elde edilecek iletişimin tespiti kayıtlarının da herhangi bir suç deliline kanıt teşkil etmeyeceğini kaydeden hakim Seyhan Aksar Orkun, “Talebin ceza hukukundaki sanıktan delile değil, delilden sanığa gidilmesi gerektiği ilkesine aykırılık teşkil ettiği tespit edilmiştir.” ifadeleriyle ret kararı verdi. Hakim Orkun, ocak ayındaki bu kararının ardından martta HSYK tarafından çıkartılan kararnameyle sulh ceza hakimliğinden alındı. Hasan Palaz ise daha sonra Savcı Serdar Coşkun tarafından 3 ayrı dosyada gözaltına alındı. 2 dosyada Palaz hakkında tutuklama kararı verildi.


26 Nisan 2015 Pazar  02:17

Zaman

Manşet - Osmanlı askerlerinin kıyafeti Ermenilerden


93 Harbi diye bilinen Osmanlı-Rus Savaşı`nda askerlerin kıyafetinin bir kısmı, Diyarbakırlı Ermeniler tarafından temin edilmiş. Savaştan sonra da askerlerin ihtiyaçlarının karşılanması için Ermeniler tarafından ciddi bağışlar yapılmış. Tehcirin yüzüncü yılı münasebetiyle Ermeni meselesi uluslararası alanda tartışılırken Şırnak Üniversitesi`nde gerçekleşen bir doktora çalışması, Türklerin ile Ermenilerin tarihteki ilişkilerine ışık tuttu. 19`uncu yüzyıl başlarına kadar, Ermeni halkının Osmanlı İmparatorluğu`na sadakatini anlatmak için kullanılan `Millet-i Sadıka` tabirinin hayatın gerçeklerinden kaynaklandığı anlaşıldı. Dr. Kasım Ertaş`ın yaptığı çalışmaya göre 1877-1878 Osmanlı–Rus savaşında Osmanlı askerlerinin kıyafetini Diyarbakır Ermenileri temin etti. Savaştan sonra da yaraların sarılması ve askerlerin ihtiyaçlarının karşılanması için Ermeniler tarafından ciddi bağışlar yapıldı. II. Abdülhamid döneminde yapılan Diyarbekir Hamidiye Sanayi Mektebi`nin inşaat sponsorluğunu da Ermeniler üstlendi. Dr. Ertaş, “93 Harbi olarak bilinen savaşta Ermenilerin, Osmanlı İmparatorluğu`na ihanet ettikleri ve Rusya ile beraber hareket ettikleri ifade edilerek Ermeni milleti topyekûn `hain` ilan edilmektedir. Ancak dönemin çalkantılı siyasi ortamını göz ardı ederek ve Ermenilerin çok az bir kesimi tarafından gerçekleştirilen söz konusu hareketi bütün Ermeni milletine mal etmek bilimsel ve sağlıklı bir yaklaşım değil.” diyor. Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kasım Ertaş`ın doktora tezi, Osmanlı İmparatorluğu`nda Diyarbakır Ermenileri adıyla yayınlandı. Osmanlı arşiv belgeleri, şer`iyye sicilleri, salnâmeler ve seyahatnamelerden yararlanan Ertaş, Ermenilerin, daha önce hâkimiyeti altında yaşadıkları hiçbir devlette Osmanlı`da sahip oldukları itibara sahip olamadıklarını vurguluyor. Ertaş, Ermenilerin de bunu karşılıksız bırakmadığını, devletin iktisadi, idari, sosyal ve kültürel hayatında çok önemli görevler üstlendiğini kaydediyor. 19. yüzyılın son çeyreğinde baş gösteren tatsız hadiselerin de Ermeni toplumunun önemli bir kısmı tarafından tasvip edilmediğinin altını çiziyor. HEM TÜRKÇE HEM de KÜRTÇE KONUŞUYORLARDI Dr. Ertaş`ın verdiği bilgiye göre, Diyarbakırlı Ermeniler şehrin sosyal ve iktisadi hayatının hemen her alanında Müslümanlar ile beraber hareket ediyor, kendilerini her zaman o toplumun bir parçası olarak görüyor, Müslümanların başına bir felaket geldiği zaman yardıma koşuyordu. Kendi dillerinin yanı sıra Türkçe, Kürtçe ve Zazaca konuşmaktaydılar. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Diyarbakır`daki nüfuslarıyla ilgili Ermeni Patrikliği`nin rakamları Osmanlı`nın resmi kayıtlarıyla örtüşüyor. Patriklik, o dönem için Diyarbakır merkezinde 16 bin 352 Ermeni yaşadığını belirtiyor. Dâhiliye Nezareti`nin 1920 yılında yayınladığı 1914 yılına ait nüfus kayıtlarının yer aldığı `Memâlik-i Osmaniye`nin 1330 Senesi Nüfus İstatistiki` adlı kitapçıkta ise Diyarbakır merkezinde Ortodoks Ermeni nüfusu 13 bin 970, Katolik Ermeni nüfusu bin 296 ve Protestanların nüfusunun ise bin 228 olduğu belirtiliyor. Bu kayıtlara göre Diyarbakır merkezindeki toplam Ermeni nüfusunun 16 bin 494 olduğu anlaşılıyor. Bu dönemde Diyarbakır merkezindeki toplam Müslüman nüfus ise yaklaşık 25 bin... ERMENİ KOMİTACILARINI TAŞLAYAN ERMENİ ŞAİR Çalışmasının merkezine Diyarbakır Ermenilerini alan Ertaş`ın ulaştığı detaylardan biri de şu: 1895 yılında Diyarbakır`da meydana gelen Ermeni olaylarına dair Ermeni bir şair bir destan yazıyor ve Ermeni komitacıları ağır bir dille taşlıyor. Levon isimli şair, aynı yılın sonunda bir Ermeni tarafından öldürülüyor. Bu dönemde meydana gelen hadiseleri ele alan Ermeni akademisyen Susie Hoogasian Villa da rahatsızlığını şöyle dile getiriyor: “Avrupa`nın hırslı ve güçlü devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki çatışmalardan kaynaklanan karmaşık bir etki-tepki zinciri, Osmanlı Ermenileri için ölümcül sonuçlar getirmiştir.”


26 Nisan 2015 Pazar  02:17

Habertürk

Gündem - Dünyada milyarder çıkaran şehirler


Wealth-X ve UBS dünyada en çok, 1 milyar dolar ve üzeri serveti bulunan insanların yaşadığı 20 şehri sıraladı. İstanbul lüks ve zenginliğin sembolü birçok şehri geride bıraktı


26 Nisan 2015 Pazar  05:57

BloombergHT

Gündem - Yatırımcı bu hafta ne kazandı?


Bu hafta borsa, dolar ve euro kazandırırken, altın geriledi


26 Nisan 2015 Pazar  05:03

Radikal

Türkiye - Melih Gökçek: Cemaate yardım ettiğim doğrudur


Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek CNN Türk`ün canlı yayınına katılarak Hande Fırat`ın sorularını cevapladı. Melih Gökçek, Bülent Arınç`ın `Ankara`yı parsel parsel sattı` iddiasına yanıt vererek `Paralel yapıya yardım ettiğim doğrudur` dedi.


26 Nisan 2015 Pazar  10:07

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

habertürk ankara berberlik kursu  rasim epli  18 aralık habertürk tv arşivi habertürk  ali tekneci kaza  remzi akar düğün ankara  ali tekneci kaza  ekim ayy hava durumu yçanadolu  dünkü yeni asır gazetesi kaçırma olayı  17mart star tv ana haber bülteni video izle  18 ocak izmir at yarışı sonucu  bugünkü fox haber izle 07032008ayşe ipek haberi  şırnakta olay  son dakika af haberleri  19 kasim ana haber habertürk  atv haber ödül töreni  yaz saati  gamze özçelik tecavüz vidyosu  atv haber arşivi 26 mayıs 2010 haberleri izle  show tv dvd player 10 tl haberi  dershane  trafik kazası ankara konya yolu serhat yüksel  sabah gazetesi güney eki 05 08 2010 haberi