Bulunan Haber Sayısı: 1.291
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Ekonomi - İşçi ölümlerinin sebebi çarpık ihale kanunu


Akfen, Doğuş, Limak, Makyol, Nuhoğlu, Nurol ve Soyak`ın üyesi olduğu Türkiye Müteahhitler Birliği bildirge yayımlayarak işçi ölümlerini engellemek için ihale kanununun tekrar yazılması çağrısında bulundu. Birlik, büyük altyapı projelerinde kamunun yetki ve sorumluluklarının da belirlenmemiş olduğuna dikkat çekti.Artan işçi ölümleri, rant hırsı ile dikkatleri üzerine çeken inşaat sektörünün çatı kuruluşlarından Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) `İnşaat Sektörü Bildirgesi` yayımladı. Akfen, Alarko, Ant Yapı, Enka, Doğuş, Limak, Makyol, Nuhoğlu, Nurol, Polat, Polimeks, Rönesans, Soyak, Şa-Ra, Taş Yapı, TAV, Tekfen, Varyap, YDA ve STFA`nın da üyesi olduğu birliğin yayımladığı bildirgede Kamu İhale Kanunu`nun adil ve şeffaf hale getirilmesi istenirken, “Temel sorun hâlâ aşırı düşük teklifler olmaya devam ediyor. Bu sebeple bitmeyen, pahalıya mal olan işler, kalitesiz yapılar, ödenmeyen SGK primleri, iş kazaları ve hatta can kayıpları oluyor. Sistem, müteahhidi kaliteden ödün vermeye zorlamamalı, haksız rekabete ve kamu zararına izin vermemeli.” ifadelerine yer verildi. Büyük altyapı projelerinde karşılaşılan farklı uygulamalar ve kamu kurumlarının yetki ve sorumluluklarının da belirlenmemiş olduğuna dikkat çeken bildirgede, “Bu durum proje süreçlerini zorlamakta, zaman ve kaynak kaybına neden olmakta. İhale sonrası ortaya çıkan teknik ve idari değişiklikler kamuoyunda yanlış algılamalara sebep olmakta, bu durum hem yatırımcı kamu kuruluşlarını hem de sektör oyuncularını rahatsız etmekte.” denildi. İnşaat sektörünün ödenek belirsizliği sorunundan artık kurtarılması gerektiğine vurgu yapıldı. Yurtiçinde gerçekleştirilecek büyük ölçekli kamu altyapı projeleri için, yüklenicilerin işverenlere karşı olan yükümlülüklerini yerine getirememesi veya işverenin yükleniciye borcunu ödeyememesi durumunda kefilin sözleşmede öngörülmüş olan miktarı alacaklı tarafa ödeyeceğini garanti eden yasal sözleşme modeli kefalet bonosu (Surety Bond) sisteminin hayata geçirilmesi gerektiği kaydedildi. Bu sayede projelere getirilecek sigorta ile aşırı düşük tekliflerin engelleneceği, işlerin zamanında ve istenen kalitede bitirileceği vurgulandı. Bunun için sivil toplum örgütleri ile Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı, Bankalar Birliği ile Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği`nin ortak çalışma yapması gerektiğine işaret edildi. Sektörde neden çok kaza ve ölüm ile karşılaşıldığının iyi analiz edilmesi gerektiği belirtildi. Nitekim 2014`te 1.886 kişi öldü. Bunların 423`ü inşaatta çalışırken 386`sı ise madende iş esnasında hayatını yitirdi. 298 işçi ise düşme nedeniyle can verdi. Denetim konusundaki sorunlara kalıcı bir çözüm üretilemediğine vurgu yapılan bildirgede, “Bu sebeple iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin bağımsızlığının teminat altına alınması gerekli.” denildi. Bildirge ile ilgili olarak TMB Başkanı Mithat Yenigün ise, “Sektör artık ortaklık kültürü, bölge odaklı iş yapma metotları, çevreye ve sosyal hayata duyarlılık gibi evrensel kavramların hayata geçirilmesinde öncü rol üstlenmeli. TMB, sorumluluk üstlenmeye hazır.” dedi.MÜTEAHHİTLER NE İSTİYOR?1- Kamu İhale Kanunu adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir yatırım ortamının oluşturulmasını hedefleyecek şekilde baştan yazılmalı. 2- Kamu-özel sektör İşbirliği modelinin etkin bir şekilde uygulanması sağlanmalı, bunun için yasal altyapı hazırlanmalı.3- Büyük altyapı projeleri fizibilite, çevresel etki ve finansman boyutları ile birlikte değerlendirilmeli ve bir makro eylem planı dahilinde ihale edilmeli.4- Yatırım ödenekleri, her yıl başında yatırım programına uygun şekilde gerçekçi olarak belirlenmeli.5- Yurtdışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetlerinin geliştirilmesi için yeni bir teşvik sistemi oluşturulmalı.6- Kefalet bonosu sistemi büyük ölçekli kamu altyapı projeleri için hayata geçirilmeli.7- Düzgün çalışan, verimli ve yetkin bir işgücü piyasası oluşturulmalı.8- İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları geliştirilmeli, etkin yaptırımlar getirilmeli.9- Yapı müteahhidi tanımı belirlenmeli, teknik ve finansal kapasitesi yeterli olmayan ve ayıplı iş yapan firmalar ayıklanmalı.10- Şehirleşme, imar uygulamaları ve kentsel dönüşüm, bütünsel bazda, yeşil alan ihtiyacı gözetilerek ele alınmalı.


31 Ocak 2015 Cumartesi  02:07

Zaman

Manşet - KPSS şaibesinin sorumlusu terfi üstüne terfi almış


2010 yılındaki KPSS ile ilgili skandallar bitmiyor. `Sorular çalındı` diyerek suçu hayali `paralel yapı`ya atan Abdullah Çavuşoğlu`nun aynı sınavın güvenliğinden sorumlu ÖSYM yetkilisi olduğu ortaya çıktı. Açılan soruşturmada Çavuşoğlu`nun sınav ihalelerinden haksız ve anormal kazanç sağladığı tespit edildi. Buna rağmen önce rektör yardımcılığı ardından TÜBİTAK başkan yardımcılığı ile ödüllendirildi.2010 yılındaki KPSS sorularının sözde `paralel yapı` tarafından sızdırıldığını iddia edenlerin başında TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Abdullah Çavuşoğlu geliyor. Ancak Çavuşoğlu`nun şaibe gerekçesiyle iptal edilen KPSS`nin güvenliğinden sorumlu isim olduğu anlaşıldı. Soruşturma raporlarına göre, skandal patlak verdiğinde ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi olan Çavuşoğlu, sınavdaki sorumluluğu sebebiyle şüpheli olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Şadan Sakınan tarafından sorgulandı. Çavuşoğlu`nun karıştığı skandallar bununla sınırlı değil. Kopya soruşturması kapsamında ÖSYM`nin METEKSAN`a verdiği ihalelerde haksız ve anormal kazanç elde etmekle suçlandı. Çavuşoğlu dâhil 5 ÖSYM yöneticisinin ÖSS, ALES, ÜDS gibi 20 sınavda 157 milyon liralık yolsuzluk yaptığı iddia edildi. Bunlara rağmen Çavuşoğlu her soruşturma sonrası terfi ettirildi. KPSS skandalının ardından 2011`de ÖSYM`deki görevinin yanı sıra Yıldırım Beyazıt Üniversitesi rektör yardımcılığına atandı. Hesaplarındaki artışla ilgili bilirkişi raporunun tamamlandığı Nisan 2013`ten sonra TÜBİTAK üyeliğine, Nisan 2014`te de kurumun başkan yardımcılığına getirildi.Kopya iddiaları üzerine iptal edilen ve 5 yıldır sonuçlanmayan 2010 KPSS sınavındaki skandalın Hizmet`e yıkma yönündeki haberler, gözleri yeniden şaibeli hale getiren sınava çevirdi. Algı operasyonunun başaktörü ise, böcek soruşturmasında raporda tahrifat yapmayı reddettiği için TÜBİTAK Başkan Yardımcılığı`ndan alınan Hasan Palaz`ın yerine atanan Abdullah Çavuşoğlu oldu. KPSS skandalının sorumlusu olarak Hizmet`i göstermeye çabalayan Çavuşoğlu`nun, 2010 KPSS soruşturmasında sorgulanan isimlerden biri olduğu ortaya çıktı.Soruları sızdığı gerekçesiyle iptal edilen KPSS`nin güvenliğinden sorumlu olan Çavuşoğlu, bu sebeple Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı`nda ifade verdi. Savcılık sorgusunun ardından serbest kaldı. Savcılık, soruşturmayı genişleterek ÖSYM`nin sınav kitapçıklarını basan METEKSAN`la, ÖSYM yöneticileri arasındaki ilişkiyi de dahil etti. Soruşturma kapsamında Çavuşoğlu da dahil ÖSYM`deki 9 üst düzey yöneticinin hesapları incelemeye alındı. Hesap ve bilişim uzmanlarının da aralarında bulunduğu beş kişilik bilirkişi heyeti, yaklaşık iki ay boyunca kurumun güvenlik sistemleri, bilgisayar ağları ve personelin 2005-2010 yılları arasındaki hesap hareketlerini mercek altına aldı. İncelemelerde, ÖSYM yöneticilerinin ÖSS, ALES, ÜDS gibi 20 farklı sınavda yaklaşık 157 milyon liralık yolsuzluk yaptıkları tespit edildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü KOM şubesine sunulan raporda, 2004-2010 yılları arasında ÖSYM yönetiminde görev yapan Çavuşoğlu dahil 5 yöneticinin hesabında ciddi artışların yaşandığı tespit edildi. Ancak Çavuşoğlu`nun adının karıştığı her soruşturma sonrası terfi ettirildiği dikkatlerden kaçmadı. KPSS skandalının ardından 2011`de ÖSYM`deki görevinin yanı sıra Yıldırım Beyazıt Üniversitesi`nin rektör yardımcılığına getiriliyor. Çavuşoğlu ve 4 ÖSYM üyesinin hesaplarındaki artışla ilgili bilirkişi raporu Nisan 2013`te tamamlanıyor. Raporun medyada da haber olmasından bir ay sonra Mayıs 2013`te Çavuşoğlu, TÜBİTAK üyeliğine getiriliyor.TAPU KAYITLARINI AÇIKLAYAMADISöz konusu idarecilerin üzerlerine kayıtlı tapu kayıtlarının belirlenmesi amacıyla da savcılık bir çalışma başlattı. Milli Emlak uzmanları tarafından yapılan araştırmalarda dönemin ÖSYM yönetiminin tapu kayıtlarında önemli oranda değişimlerin olduğu belirlendi. Tapu kayıtları incelenen kişiler arasında Abdullah Çavuşoğlu da vardı. Hesabındaki anormal artış sebebiyle savcılık tarafından sorgulanan Çavuşoğlu ile birlikte aralarında dönemin ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ünal Yarımağan`ın da bulunduğu yaklaşık 33 kişinin gelir ve giderleri incelenme kapsamına alınmıştı.SORUMLU OLDUĞU SINAVIN SORUŞTURMASINI YÜRÜTÜYORİlk olarak dönemin başbakanı Erdoğan tarafından işareti verilen operasyon en son Fuatavni tarafından sosyal medyada gündeme getirilmişti. 5 yıl sonra başlatılması planlanan algı operasyonunun son bilirkişi raporu, Çavuşoğlu`nun sorumluluğunda yazılıyor.ÇAVUŞOĞLU: BAKIN YAKLAŞIYOR YAKLAŞMAKTA OLANSosyal medyadaki hesabından ve hükümet yanlısı medyaya yaptığı açıklamalarla KPSS soruşturması üzerinden Hizmet`e yönelik bir operasyon yapılacağını açıkça ifade eden Çavuşoğlu, sadece soruşturma savcısının bileceği ayrıntıları da Twitter hesabından paylaştı. Twitter`da `HırsızlarlaDans` etiketi açan Çavuşoğlu`nun ifadeleri siyasileri aratmadı: “KPSS`de çal, ardından dürüstlük twiti at. Bakın yaklaşıyor, yaklaşmakta olan… Söylediklerim konusunda belgesiz konuşmadığımı bilmenizi isterim. Devlet/yargı bu konuları irdeliyor. Bilgim olan 2010 KPSS konusunda ise ilerdeki gelişmelerden sonra yazacaklarım olacak. Epey ilginç konular var orada da.”


31 Ocak 2015 Cumartesi  02:07

Zaman

Manşet - Evli mutlu okullu


Kimisi 25`inde kimisi 30`unda üniversite sınavına girdi. 18`inde veda ettikleri üniversite hayaline geç yaşta kavuştular. Hatta çoluklu çocuklu üniversite okumakla kalmayıp yüksek lisans ve doktora yapanlar da var.Onlar çeşitli sebeplerden dolayı üniversite okuma hayalini geride bıraktılar. Evlenip çoluk çocuğa karıştılar, rutin bir rüzgâra kapıldılar. Ancak günün birinde üniversiteli olma hayalleri canlandı. Kimisi 25`inde kimisi 30`unda sınava girdi ve iyi üniversitelerden dereceyle mezun oldular, hem de kucaklarında çocuklarıyla.DOĞUMDAN ÇIKTI, FİNALE GİRDİSanatçı Aslıhan Erkişi, evlendikten sonra üniversite okuyanlardan. 25`inde üniversiteye başlayan Erkişi, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı`nı birincilikle bitirmiş. 4. sınıfta ilk kızı Mehrû`yu, yüksek lisansta ise Gülrû`yu kucağına alan Erkişi, şimdilerde doktora yapıyor ve bir üniversitede öğretim üyesi.Aslıhan Erkişi`nin üniversiteye başlama hikâyesini merak ediyoruz. Kendisini “Evde Türk filmi seyreden, dantel ören bir kızdım.” şeklinde tarif ederek söze başlıyor. Okul hayatı boyunca başarılı bir öğrencilik sergilemiş, hayalinde matematik öğretmeni olmak varmış. Nitekim dershaneye de başlamış. O yıl babası ciddi bir rahatsızlık geçirince moral motivasyon kalmamış. Aslıhan Erkişi, ailesine yük olmamak için anne-babasından habersiz dershaneyi bırakmış. “Babam işçi emeklisiydi, bir kardeşim Kütahya`da üniversite okuyordu. İkimizi okutmak zor olabilirdi, aileme teklif bile edemedim.” diyen Erkişi, üniversite hayalini rafa kaldırınca Belediye Konservatuarı`na girmiş. O yıllarda klasik kemençe dersi alan Erkişi`nin yolu bir gün İTÜ`ye düşmüş, hocası kendisini kemençe yayı almak için oraya yollamış. İTÜ`nün kapısına gelen Erkişi, “Keşke burada okuyabilsem.” diye içinden geçirmiş ama nafile. O, bu hayale çoktan veda etmiş bile. Ta ki Ertuğrul Erkişi ile tanışana kadar…Ertuğrul Erkişi, Belediye Konservatuarı`na konser vermeye gelmiş. Onun adını duyan Aslıhan Erkişi, “Şu STV`de Muhabbet Bağı programını yapan, hep kahverengi takım elbise giyen adam.” deyip geçmiş. Ancak Ertuğrul Erkişi sahneye çıkıp “Türlü derde ben deva buldum elimle çok zaman” şarkısına başlayınca olduğu yerde kalmış ve az önceki yorumlarından utanmış. Ertuğrul Erkişi`nin arkasında korist olduğu o gün bir şeyler sezmiş. Zira Ertuğrul Erkişi, sahneye çıkarkan göz göze gelmişler, ikisi de kafasını çevirmiş. Hatta Ertuğrul Erkişi, şarkıların manalı yerlerinde dönüp arkaya bakmış. O gün öylece bitmiş. Bir hafta sonra koro şefi, kendisini çağırmış ve Ertuğrul Erkişi`nin evlenmek istediğini iletmiş. Duruma şaşırıp, biraz süre istemiş. Müstakbel eşini Bursa`da sorup soruşturmuşlar. TRT İstanbul Radyosu ses sanatçısı olan halası Tülay Canik de damat adayını tanıyormuş ve çok seviyormuş. Hâsılı kısa süre içinde nişanlanmışlar. Ertuğrul Erkişi nişanlısını üniversite okuması konusunda teşvik etmeye başlamış.“1995 yılında mezun olmuşum, sene olmuş 2013. Bir yandan Ertuğrul`un bu fikrini ciddiye almak istiyorum, diğer yandan kendime güvenemiyorum.” diyen Erkişi, nişanlıyken sınava girmiş ve güzel bir puan almış. Nişanlısı onu yetenek sınavlarına hazırlamış. O yıl sınava başvuran 4 bin 586 kişi içinden seçilen Erkişi, 3.lükle konservatuara girmiş.Peki, sonrasında neler oluyor? Okul arkadaşlarının `abla` dediği Aslıhan Erkişi, okulla ev arasında mekik dokuyor. Arkadaşları okul çıkışı gezip tozmaya giderken o evine koşuyor. Onun evli olduğunu duyanlar “İki de çocuğu varmış.” cümlesini ekliyor. Sahiden de iki çocuğu oluyor. Son sınıfta hamile kalan Erkişi, ders çalışmaktan geri kalmıyor. Doğumdan 15 gün sonra finallere giriyor. Yüksek lisans mezuniyetine kucağında Mehrû, karnında Gülrû ile gidiyor.Aslıhan Erkişi, alt komşusunun “Kızım sen talebesin, vaktin olmuyordur.” deyip getirdiği yemeklerden, eşinin ev işlerine ne kadar yardımcı olduğundan, annesinin çocuğuna baktığından, babasının onu okula getirip götürdüğünden bahsediyor. Tüm bunları birer lütuf olarak gören Erkişi, “Yıllar önce kemençe yayı almaya geldiğim İTÜ`de hoca oldum, ders verdim. Bu bir mucize.” diyor.OKULDA SİVİL POLİS ZANNEDERLERDİ33 yaşındaki İlker Koçoğlu da evlenip çocuk sahibi olduktan sonra Mimar Sinan`da sosyoloji okumuş. Ticaret lisesi çıkışlı olduğu için sistem, sosyoloji tercih etmesine izin vermiyormuş. O, Marmara`da muhasebe okumuş, açıköğretimden işletmeyi bitirmiş, sonrasında mali müşavir olmuş. Fakat sosyoloji okuma hevesini bir kenara bırakmamış. Bu hedefine ulaşmak için zemin hazırlıyormuş bir yandan. “Kendi işim olursa vakit bulabilirim ve sosyoloji okuyabilirim. Para kazanabilirsem de bu hayali gerçekleştirmem kolay olur.” diye düşünüyormuş. 9 yıllık süreçte maddi şartları sağlamış, sonra ver elini üniversite.Koçoğlu`nun yeniden başladığı üniversite hayatı da oldukça renkli. Okulun ilk günleri onu sivil polis zannediyorlarmış mesela. Bir dönem boyunca kendisinden uzak duranlar olmuş. Sınıfın abisi olmuş sonra. Sınav dönemlerinde 12 yaş küçüklerle kafa kafaya verip ders çalışmışlar. Sınıf arkadaşları “Abi sen daha önce üniversite okudun, tecrübelisin, hocalar ne sorar?” diye etrafına toplanırmış. İlker abi, sorularla ilgili isabetli tahminlerde de bulunurmuş. Notları toplayıp İlker abiye ulaştırırlarmış, sınav günü “Abi bugün sınava geleceksin değil mi?” diye mesajlar gelirmiş. İş yoğunluğundan dolayı sadece bir vize kaçıran Koçoğlu, onu da telafi etmiş.Evden işe, işten okula bir hayat süren Koçoğlu`nun 3. sınıftayken bir kızı olmuş. İşyerinde patron, danışmanlık verdiği firmalarda işçi, okulda öğrenci olan Koçoğlu, babalık rolü kazanınca günler iyice yoğunlaşmış. Bir yandan çocuğuna bakıp bir yandan ders çalıştığı zamanları tebessüm ederek hatırlıyor. “Finallere çalışırken kitabı açar, sesli okuyarak hem çocuğun dikkatini toplar hem de dersimi çalışırdım.” diyor. 4 yıl sonunda mezuniyet gelip çatıyor ve Koçoğlu, 81 ortalamayla mezun oluyor. Mezuniyet sevincini eşiyle paylaştıkları sırada kızı “Baba ne oldu?” diye sormuş, “Mezun oldum kızım.” deyince ufaklık boş boş bakmış tabii.30`undan sonra okumaya kalkışmasına çevresinden ne gibi tepkiler gelmiş derseniz; arkadaşları “Ne zorun var?” diyormuş. Sonuçta işini gücünü eline almış, yuvasını kurmuş. Ailesi ise hep desteklemiş. Hâl⠓İyi dersler” diyor oğluna. Koçoğlu, “Anne işe gidiyorum dese de nafile. Çünkü annesi oğlunun mutlaka bir şeyler okuduğuna emin. Haksız da sayılmaz. Koçoğlu, sosyolojiyi bitirdikten sonra aile danışmanlığı sertifikasını da almış. Bu eğitimin aile yaşantısına müthiş katkısı olduğunu düşünüyor. Şimdilerde hukuk okumaya niyetlenen Koçoğlu, okumanın bir tutku olduğunu söylüyor ve bu hayali taşıyan herkesin kolları sıvaması gerektiğini düşünüyor. Ona göre okumak o kadar zor değil, hatta ikinci üniversiteyi okumak dil öğrenmek gibi. Nasıl ki bir dili öğrenen ikinci üçüncü dili kolay öğreniyorsa bir bölüm okuyan bir başka bölümü de çok rahat okuyabilir.İKİ LİSANS BİR YÜKSEK LİSANS BİTİRDİBir başka kariyer öyküsü de Hayrunnisa Gelgeç`e ait. O da evlenip iki evlat sahibi olduktan sonra üniversite okumaya başlamış. İki lisans, bir yüksek lisans bitiren Gelgeç, şimdilerde doktoraya hazırlanıyor.Annesi-babası, “Kız çocuğu okumaz.” mantığıyla ilkokuldan sonra okutmamışlar onu. Ancak o, okuma hayaline sımsıkı tutunmuş bir kere. Ailesinden habersiz açıköğretime kaydolmuş, ortaokul ve liseyi bitirmiş. Harçlıklarını biriktirir, harç parasını öyle ödermiş. İstanbul Üniversitesi`nin önünden geçerken hayran hayran okulu seyreden Gelgeç, `Bir gün ben de burada okuyabilir miyim?` hayalini kurarmış.O sıralarda bir hocası vesilesiyle müstakbel eşi Mustafa Bey`le görüşmüşler. Gelgeç, görüşme sırasında ilim tahsil etmek istediğini anlatınca muhatabından olumlu bir karşılık almış, hatta ciddi destek görmüş. Öyle ki evlendiği yıl üniversite sınavına girmiş, açıköğretimden işletmeye yerleşmiş ve fakülteyi onur belgesiyle bitirmiş. Ancak onun hayal ettiği üniversite bu değilmiş.İki evladını kucağına alan Gelgeç, bir yandan çocuklarını büyütüyor, diğer yandan kendini geliştirmeye devam ediyormuş. Bir gün bir arkadaşı açıköğretimde ilahiyat açıldığını söyleyince Gelgeç`in gözleri parlamış, hemen kaydolmuş. Ön lisansı bitirir bitirmez de Dikey Geçiş Sınavı`na girmiş ve Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi`ne yerleşmiş. Hedefi İstanbul İlahiyat olsa da formu yanlış doldurduğu için bu hayali bir süre daha ertelenmiş. Lisansı bitiren Gelgeç`i artık kim tutar? İstanbul Üniversitesi`nin kapısında almış soluğu ve yüksek lisansa başlamış.Eh, her şey anlattığımız kadar kolay değil elbette. Zira kızının çeşitli sağlık sorunları olmuş. Çok zor günler yaşadığını anlatan Hayrunnisa Gelgeç, “Ders çalışmak terapi etkisi yapıyordu. Üniversite hayalim sayesinde bunalımın eşiğinden döndüm.” diyor. Nasıl bir öğrenci olduğunu merak ediyoruz. “Derse en önce gider, hocalarımı dikkatle dinlerdim. Anlattıkları her kelime önemliydi ve çok iyi not tutardım. Fakültedeki herkes benim notlarımdan çalışırdı. Okulun koridorlarında dolaşmak bile beni müthiş mutlu ediyordu, hâlâ da öyle.” şeklinde konuşuyor. Onun nihai hedefi akademisyen olmak ve öğrenci yetiştirmek. Kendisine bu uğurda maddi manevi destek olan eşine de teşekkür ediyor. Gülerek eşinden burs istediğini anlatıyor. Mustafa Bey`in zaman zaman zorluk çektiği muhakkak ancak bunu eşine hiç hissettirmemiş. Gelgeç, insanın azmedince her hayaline kavuşabileceğini dile getiriyor ve ekliyor: “İlmin yaşı olmaz. Evlenmek, çoluk çocuğa karışmak da buna mani değil. Böyle bir hayali olan mutlaka gerçekleştirmeli.”


31 Ocak 2015 Cumartesi  02:07

Zaman

Manşet - TEOG`da umutsuzluğa kapılmayan öğrenci, başarılı oluyor


Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavına sayılı günler kala uzmanlar öğrencilere tavsiyelerde bulundu.Zambak Yayınları Rehberlik Psikolojik Uzmanı Mahmut Sarıgül, TEOG sınavı öncesinde stres ve öğrencinin kendine güvenmesi konusunda, öğrenci ve veliler tarafından dikkat edilmesi gereken konulara değindi. Sarıgül, yaklaşık 1 milyon 287 bin öğrencinin iyi bir lise kazanabilmek için ter dökeceği sınav öncesinde, uyku düzeni, kahvaltı gibi alışkanlıkların sınav saatlerine göre ayarlanmasını tavsiye etti. Uzman, stres ve olumsuz psikolojinin çalışmayı düşürdüğünü kaydederek, “Öğrencilerin öncelikle kendine güvenmesi gerekiyor. Eğer yapabileceklerine inanırlarsa sorulara daha kolay çözüm bulacaklarını unutmasınlar.” şeklinde konuştu.Sınıfta dersleri iyi dinleyen, not tutan, konuyla alakalı bol soru çözen ve tekrar yapan, iyi bir planla, huzurlu bir ortamda ders çalışan öğrencinin başarıyı yakalamaması için hiçbir neden olmadığını dile getiren Mahmut Sarıgül, “Kendinize inanırsanız istediğiniz sonuca ulaşırsınız. Unutmayın, sınava yeterince hazırlandığınızdan eminseniz, sınav haftası uyku ve yemek alışkanlıklarınızı düzenlediyseniz, vaktinde sınav salonda yer aldıysanız, kendinize gerçekten inanıyorsanız, sadece bildiğiniz soruları yapıyorsanız, bunun sadece bir sınav olduğunu unutmuyorsanız ve hayatınızda başka sınavların da olduğunu biliyorsanız başarı kapıları size mutlaka açılacaktır.” ifadelerini kullanıyor.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Bu yarıyıl tatilini, sosyal aktivite ve seyahate ayırın


Yaklaşık 17 milyon öğrenci için yarıyıl tatili bu hafta sonu başladı. İki hafta sürecek bu ara tatilde hem öğrencilerin hem de ailelerinin çeşitli planları var. Dönem boyu yorulan öğrenciler, yorgunluğu atmanın hayalini kurarken, aileler de çocuklarını bu boşlukta nasıl yönlendireceğini düşünüyor.Yarıyıl tatilinin yaklaşması ile hem öğrencileri hem de velileri tatlı bir telaş sardı. Dönem boyu proje ödevleri ve sınavlarla boğuşan öğrenciler, sosyal aktivitelere vakit ayırmakta güçlük yaşıyor. Yarıyıl tatilinde düzenli bir program ayarlayan çocuklar, hem dinlenebilir hem de derslerindeki eksikleri tamamlayabilir. Aileler iki haftalık tatilde çocuklarına neler yapmak istediğini sormalı ve birlikte tatil programı yapmalı. Spor, yüzme gibi değişik sosyal faaliyetlerin yanında ailecek kısa mesafeli de olsa seyahat ve akraba ziyaretleri yapmak, ikinci döneme motive etmek için öğrencilere iyi gelecektir. FEM Yayınları Rehberlik Koordinatörü Faruk Ardıç, ailelerin çocuklarıyla başarısız derslerinin düzelmesi adına konuşmasını ve sosyal aktivitelerin yanında bol bol kitap okuma hedefleri öneriyor. Ailelerin öğrencilere dinlenmeleri için fırsat vermelerini ve onlarla birlikte zaman geçirmelerinin önemli olduğunu dile getiren Ardıç, “Bu iki haftalık mola ikinci dönemin motivasyonunu da oluşturacak bir süreç. Bu nedenle öğrenciler sosyal aktivitelerle, spor faaliyetleri ve kültür gezileriyle de bu tatili renklendirebilir.” diyor. Bu süre zarfında derslerden de uzaklaşılmaması gerektiğini belirten Ardıç, çok çalışmak yerine verimli çalışmayı tavsiye ediyor: “Sürekli olarak çalışmanın da öğrenciye bir getirisi olmayacaktır. Bu nedenle öğrenciler dinlendikleri zamanlar dışında günlük verimli ve nitelikli ders çalışma programları oluşturabilir, konu tekrarları yapabilir.”Üniversite adayları için ara tatil sıçrama tahtası8 Şubat`ta sona erecek tatilden 1 ay sonra adaylar, Yükseköğretime Geçiş Sınavı`na (YGS) girecek. Ardıç, bu sınava girecek adayların ise avantajlı hale gelmeleri için iki haftalık tatilin önemli olduğunu söylüyor. Ardıç, “Eksikliklerin belirlenmesinde en gerçekçi bilgileri deneme sınav sonuçları verecektir. Sınav sonuçları incelenerek, hangi ders ve konuda eksikliğin olduğu belirlenmelidir. Özellikle konu eksiği fazla olanlar, tatili eksiklerini tamamlamaya ayırmalı. Çünkü ikinci dönemde hem zamanın daha kısa olması, hem sınavın yaklaşmasıyla birlikte yaşanacak stres, hem de bahar mevsiminin gelmesiyle ders çalışmadaki isteksizlik öğrenci adına kaygı oluşturur.” diyor.


24 Ocak 2015 Cumartesi  02:18

Zaman

Manşet - İşte KPSS tezgâhını çökerten belgeler


Zaman, masum insanları suçlu ilan etmek için kurulan KPSS kumpasının belgelerine ulaştı.Soruları çalındığı iddia edilen ancak 5 yıldır tamamlanamayan KPSS soruşturmasında Ankara merkezli Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği`nde çalışan Berat K.`nin sınavdan bir hafta önce Isparta Yalvaç`taki arkadaşı Baki S.`ya KPSS sorularını gönderdiği iddia edilmişti. Ancak Berat K., iddiaları kabul etmedi. Soruşturmanın devamında KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı`nda 3 bin 227 adayın 100 net ve üzeri, 350 adayın da 120 sorunun tamamını doğru yaptığı açıklandı. İddialara göre ful yapanlar ile 100 net üzeri yapan şüpheli isimlerin bir kısmı akrabaydı. Bir kısmı ise sınava başvururken, adres olarak sınava hazırlandıkları dershaneleri göstermişti. Bu bilgiler kopyaya delil sayıldı. Ancak ne çalınan sorular bulundu ne de soruşturma tamamlanıp suçlular adalet karşısına çıkarıldı.5 yıl sonra 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarından sonraki süreçte KPSS soruşturması, `paralel yapı soruları çaldı` iddiasıyla bir kumpas girişimi olarak yeniden açıldı. Operasyonun ilk işaretini dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan verdi. Ardından hükümet çevrelerinden çeşitli açıklamalar yapıldı. Havuz medyası da bu kumpas iddialarına yer vererek muhtemel bir algı operasyonuna kamuoyunun alışmasını sağladı. Soruşturma kapsamında 2010 yılında incelenen deliller, tasfiyeler sonrası hükümet yanlısı bürokratların kadrolaştığı TÜBİTAK`ta tekrar incelendi ve büyük bir sürprizle (!) çalınan sorular Baki S.`nin bilgisayarında bulundu! KPSS soruşturmasında bilirkişi heyetinin sorumluluğu, böcek soruşturmasında hükümetin istediği raporu vermediği için TÜBİTAK başkan yardımcılığından alınan Hasan Palaz`ın yerine getirilen Abdullah Çavuşoğlu`na verildi. Çavuşoğlu ise sosyal medya hesabından, KPSS sorularının paralel yapı tarafından çalındığını ve yakında bir operasyon yapılacağını açıklayan isimdi.[BELGEYİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ]SORULAR BİLGİSAYARA 2010`DA KONULDU, 5 YIL SONRA BULUNDU!Zaman, kumpası daha başlamadan çökertecek şok belgelere ulaştı. Soruşturma sırasında ihbar üzerine soruları gönderdiği iddia edilen Ankara`da Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği`nde çalışan Berat K. ile soruları aldığı iddia edilen Isparta Yalvaç`ta Baki.S. gözaltına alındı. Dernekteki bilgisayarlara el konularak incelemeye alındı. Derneğin bilgisayarlarında yapılan bilirkişi incelemesinde sorular bulunamadı. Baki S.`nin bilgisayarında ise soruların bulunduğu iddia edildi. Baki. S. ifadesinde soruların Berat K. tarafından gönderildiğini iddia etti. Ancak Berat K., iddiaları kabul etmedi. Soruların Baki. S.`nin bilgisayarında bulunduğu bilgisine rağmen soruşturma 5 yıl boyunca bekledi. TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Abdullah Çavuşoğlu`nun açıklamalarına göre, sorular 5 yıl sonra TÜBİTAK`ın yaptığı inceleme sonunda bulundu. Hatta TÜBİTAK uzmanları bir adım daha ileri giderek KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sorularının yanında bir de Genel Kültür Genel Yetenek Soruları`nı Baki S.`nin bilgisayarında bulduklarını ileri sürdü.3 BİN 227 KİŞİ, KİLİT İSMİN BİLGİSAYARINDAN ÇIKTI!KPSS sorularının 5 yıl sonra Hizmet`e yönelik kumpasların arttığı bir dönemde bulunmasının tesadüf olmadığı, 5 yıl önceki Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı`nın raporunda ortaya çıktı. Soruşturmanın temelini oluşturan soruların bulunduğu dosya ile ilgili hazırlanan rapor, kumpasın 2010`da tezgahlandığını ortaya koyuyor. Jandarma Kriminal Raporu`na göre, Baki S.`nin bilgisayarında ele geçen soru dosyası sınavdan 5 önce oluşturulmuş. 5 Temmuz 2010 tarihli belgenin adı ise bir hayli tanıdık: 3227. Kriminal raporda açıkça görülen 3227 numarası, kamuoyunun da yakından bildiği KPSS`de 100 net ve üzeri aldığı iddiasıyla şüphe altında olan 3 bin 227 kişiyle aynı. Bu sayının Baki S.`nin bilgisayarındaki soru dosyasının adını taşıması ve belgenin sınavdan önce kaydedildiğinin resmen tescil edilmesi kumpasa işaret ediyor. Jandarma Kriminal Raporu`nda, `03227 no`lu PDF dosyasının silindiği ve kurtarılan `eğitim son` adlı PDF dosyasının bulunduğu vurgulanıyor. [BELGEYİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ]KİTAPÇIK VE CEVAP ANAHTARLARI ÜSTÜNDE OYNAMA MI YAPILDI?Sınavdan yüksek puan alacak kişi sayısının sınavdan önce bilinmesi, bilişim uzmanlarını bile şaşırttı. Ancak soruşturma başladığında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı`nda ifadesine başvurulan birçok aday, “Sınavdan bu kadar yüksek net ve puan beklemiyordum. Şaşırdım.” diye ifade vermişti. Bu durum o tarihte, “Kitapçık ve cevap anahtarları üzerinde oynama mı yapıldı?” kuşkusuna yol açmıştı. Ancak bir türlü bitmeyen soruşturmanın ilerleyen yıllarında kitapçıkların ÖSYM`nin talebi üzerine savcılık tarafından imha edildiği ortaya çıkmıştı. 3227 numaralı belge, adayların kitapçıkları üzerinde oynama yapıldığı tezini doğruluyor. Başka türlü 3 bin 227 kişinin sınavdan 100 net ve üzeri yapmasının mümkün olmadığı belirtiliyor.JANDARMA KRİMİNAL: SORU DOSYASI FLASH DİSKLE YÜKLENDİJandarma Kriminal Raporu`nda dikkat çeken bir başka ayrıntı, KPSS soruşturmasında ortaya konulan iddialardan birini daha çürütüyor. İddialara göre, Berat K., soruları Baki S.`ye maille göndermişti. Ancak soruşturma sırasında Berat K.`nin bilgisayarında soruların izine dahi rastlanmamıştı. Jandarma Kriminal Raporu`nda `03227 No`lu soru dosyasının bilgisayara flash diskle girdiğini kaydediyor. Kriminal raporun 3. maddesi şöyle: “Eğitim son.pdf” isimli dosyanın; 2010 KPSS Eğitimi Bilimleri sorularını içerdiği değerlendirilen ve tarafımızdan silinmiş alandan kurtarılıp “2010_589” numaralı raporumuzun Lahika-1`inde gönderilen CD-R içerisindeki “KPSS Soru” klasöründe yer alan “03227.pdf” isimli dosya olduğu, bilgisayara “001CC0C60DDAC021542D07B3” seri numaralı “Kingston DataTraveler 2.0” marka bir flash disk ile geldiği değerlendirilmektedir.BAKİ S.`NİN, “SORULAR MAİLLE GELDİ” İDDİASI ÇÜRÜDÜJandarma raporunda soruların mail üzerinden gönderildiği iddiası tamamen çürüyor. Soruşturmada kilit isim olarak gözaltına alınan Baki S. soruların Berat K. tarafından kendisine maille gönderildiğini iddia etmişti. Jandarma Kriminal de, soruların Baki. S.`nin bilgisayarında `hotmail.zip` içerisinde kayıtlı olduğunu tespit etti. Bunun üzerine savcılık Microsoft şirketine ait Hotmail`den şüphelilerin mail trafiğini istedi. Hotmail`den gelen cevapta Baki S. ile Berat K. arasında tek bir mail alışverişi bile olmadığını bildirdi. Jandarma Kriminal Raporu`nda bu durum teyit ediliyor. Raporun 2. maddesi “Hotmail.zip” arşiv dosyasının bilgisayara “001CC0C60DDAC021542D07B3” seri numaralı flash diskle aktarıldığını vurguluyor. [BELGEYİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ]KUMPAS BELGESİNİN BULUNDUĞU FLAHS DİSK BİR GÜN SONRA ORTAYA ÇIKTISoruşturma savcısı Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Ayhan Gökalp`in emriyle operasyon yapan Jandarma ekipleri, Baki S.`nin evinde ve akrabalarının iskanlarında, arama yapmıştı. 2 Eylül 2010`da yapılan operasyona ait belgeler, içinde KPSS sorularının bulunduğu 3227 Nolu belgenin yer aldığı flash disk`in aramalarda bulunmadığını ortaya koyuyor. Jandarma aramalarında Baki S.`nin amcası Mevlüt S.`ye ait evde yapılan aramalarda bilgisayarın yanı sıra 1 adet flash bellek bulunuyor. Yine aynı gün yapılan operasyonda Baki. S`nin babası Mustafa S.`nin evinde yapılan aramada sarı-beyaz renkli 1 adet 4 cb`lik flash bellek bulunuyor. Baki S.`nin kardeşinde ise bir belge ya da diske rastlanmıyor. Olay yeri arama tutanaklarında Jandarma ekipleri tarafından kayıt altına alınan bu duruma rağmen, soruşturma savcısının bir gün sonra hazırlattığı tutanakta Mevlüt S.`nin evinde 3 adet flash bellek bulunduğu görülüyor. Üstelik aramalarda bulunmayan 3. Flash diskin tesadüfen (!) 3227 nolu soru dosyasının yer aldığı flash disk olduğu tutanaklarla görülüyor.Skandallar bununla sınırlı değil. Operasyonda Baki S.`ye ait bilgisayara el konuluyor. Ancak kanuna göre, el konulan bilgisayarın imajı alınırken bir kopyası da bilgisayarın sahibine verilmesi gerekiyor. Ancak imaj alma işlemi hukuka aykırı olarak olaydan 24 saat sonra yapılmış. Ayrıca talebine rağmen, bilgisayarın hard diskinin kopyası Baki S.`ye verilmemiş.Soruşturmanın neden 5 yılda bitmediği anlaşıldıYalvaç`ta başlayan soruşturma Ankara`daki KPSS soruşturmasıyla birleştirildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yalvaç`ta elde edilen bilgi ve belgeleri istedi. Ancak Yalvaç Başsavcısı Ayhan Gökalp`in neredeyse tüm soruşturmanın kaynağı olarak gösterilen Baki S.`ye ait bilgisayarın hard diskini, Ankara`ya belgeleri götüren polislere teslim etmediği ortaya çıktı. Buna anlam veremeyen polislerin durumu tutanakla kayıt altına aldığı tespit edildi. Polisler tutanağa şunları yazdı: “Jandarma görevlilerine adliyede görülen harici hard disk sorulduğunda Yalvaç C. başsavcısının talimatı ile harici hard disk`i Jandarma Kriminal Laboratuvarı`na gönderilmesi talimatını aldıklarını beyan ederek biz görevlilere sadece evrakların bulunduğu kapalı zarf ile ağzı mühürlü çuvalı teslim etmiştir.”Jandarmaya: Cemaati tanımam, savcıya: Evlerde kaldım2010`da başlayan KPSS Eğitim Bilimleri Soruşturmasındaki skandallar sadece kumpas dosyası 3227 ile sınırlı değil. Soruşturmanın her aşamasında kumpas ve kurgu göze çarpıyor. Soruşturmanın kilit ismi olan ve soruların bilgisayarında bulunduğu iddia edilen Baki S.`nin verdiği çelişkili ifadeler kumpas iddialarını güçlendiriyor. 2010 yılında gözaltına alındığında jandarma sorgusunda cemaat ya da tarikat bağlantısı olmadığını savunan Baki. S. 1 hafta sonra soruşturma savcısı Ayhan Gökalp`e cemaat evlerinde kaldığını ve KPSS sorularının da Berat üzerinden kendisine cemaat vesilesiyle geldiğini iddia etti.


17 Ocak 2015 Cumartesi  02:17

Zaman

Manşet - YGS ve LYS sınavlarına müracaat edip başarılı olan ÖSYM`ye 515 lira ödeyecek


Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, bu yıl üniversiteye girmek için yalnızca ÖSYM`ye 515 lira ücret ödenmesi gerektiğini söyledi.DES Genel Başkanı Gürkan Avcı yazılı açıklamasında `2015 YGS ve LYS sınavlarına müracaat edip başarılı olan bir öğrenci toplamda 515 lira ücret ödemek zorunda kalacak. ÖSYM`ye 2 milyonu aşkın üniversite adayı gencimiz adına sesleniyorum. ÖSYM`yi elini vicdanına koyup insaflı olmaya ve bu fahiş ücretleri yeniden düzenlemeye davet ediyorum.` dedi. `ŞİFRE ALMAK 5, FOTOĞRAF GÜNCELLEMEK 10 LİRA`Gürkan Avcı, şunları ifade etti:`Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) başvurularının bu hafta başladığını hatırlatan Gürkan Avcı, YGS`ye girmek isteyen adaylar ÖSYM`ye 50 lira sınav ücreti ödeyecek. YGS`den 180 puan alıp geçen adaylar daha sonra Lisans Yerleştirme Sınavı`na (LYS) girecek. LYS toplamda 5 oturumda yapılıyor. LYS`nin her bir oturumu için ÖSYM`ye 30 lira sınav ücreti ödemeniz gerekiyor. ÖSYM`den şifre edinmek için 5 lira, fotoğraf eklemek ve güncellemek için ise 10 lira ödemeniz gerekiyor. `CEVAP KÂĞIDINA BAKMAK 50 LİRA`Sınava girdikten sonra soru kitapçığını ve cevap kâğıdını görüntülemek isterseniz her biri için ÖSYM`ye 50 lira ödemeniz gerekiyor. YGS ve LYS`nin tüm oturumlarına girdiyseniz ve soru/cevap kâğıtlarına bakmak isterseniz 6 oturum için ÖSYM`ye 300 lira ödemeniz gerekiyor. Yani üniversiteye girmek için yalnızca ÖSYM`ye 515 lira ödemeyi gözden çıkarmanız gerekiyor.``TÜRKİYE`DEKİ SINAV SEKTÖRÜ SAĞLIKSIZ`Türkiye`deki resmi ve özel hemen her sınavın, ulusal yahut uluslar arası sınav sektörünün paydaşlarının talep ettiği ücret marjları ve ödenen sınav ücretlerine bakıldığında alınan paraların kar amaçlı olduğunun ortaya çıkacağını söyleyen Avcı, `Türkiye`deki çarpık sisteme dayalı olarak oluşan acımasız sınav sektörünün dayatmasıyla her yıl milyonlarca öğrenci adayı, iş ve terfi arayan gençler, insanlar haraca kesiliyor adeta. Sınavcı bir eğitim ve sınavcı bir işe alınma sistemi var Türkiye`de. Sınav sektörünün dayatmasının Türkiye`deki diğer bir adı soygun ve sömürüdür. Yapılanların bir bölümünü gasp olarak tanımlamak gerekiyor.` diye konuştu.`SINAVLAR YILDIRMAK İÇİN Mİ?`Avcı, Türkiye`deki sınavların ve oluşturulan sınav sektörünün adayların kendilerini değerlendirmelerinden ve seçmekten çok önünü kesmeyi, yıldırmayı amaç edindiğini söyleyereke, ÖSYM`nin yıl içinde yaptığı YGS, LYS, YDS, ALES, KPSS, YDUS gibi 47 çeşit sınava milyonlarca kişinin ödediği ücretleri fahiş bulduğunu belirtti. Avcı, sınav ücretlerinin üniversite öğrenci adaylarıyla işe girmeye, terfi etmeye çalışan gençlerin önündeki engellerden birisi olduğunu kaydetti.


09 Ocak 2015 Cuma  14:31

Zaman

Manşet - ÖSYM`den paralel iddialarına yalanlama


ÖSYM, 2010`dan sonra boşaltılan kadrolara cemaatçi isimlerin atandığı iddialarını yalanladı. Açıklamada, “Bu iddia tek kelime ile bir `yalan`dan ibaret olup bu haberin kaynağı kişi/kurum ya da çevreler bunu delilleri ile ispat etmelidirler.”ifadelerini kullandıldı.Açıklamada, bir gazetede yer alan haberde, Devlet Denetleme Kurumu (DDK) tarafından ÖSYM ile ilgili rapor hazırlandığı iddiasının yer aldığı belirtildi. Söz konusu haberde, ÖSYM`de 2010 yılından sonra boşalan kadrolara cemaate yakın isimlerin atandığı iddiası yer alıyordu. Konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, ÖSYM`nin Eylül 2010 tarihinden bu yana kendisine belirlemiş olduğu, sınav adaletine ve sınav güvenliğine odaklanan” misyonu çerçevesinde çalışmalarını yürüttüğü ve kimseye haksız kazanç sağlamayan ve herkesin emeğini bir emanet olarak görüp onun karşılığını veren bir sınav sistemini oluşturulduğu ve titizlikle bunun uygulandığı belirtildi. Kurumun son dört yıl içerisinde büyük bir değişim gösterdiği ifade edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Hem şeffaf hem de yüzde 100 sınav güvenliğini tesis ederek çok adil bir sınav sistemi kurulmuştur. Bu değişim sürecini yürütürken kuruma destek olmayan, bilgi/sınav güvenliği ve gizliliğini korumakta hassas davranmayan, çalışmaları ile hak ve adaletin tesis edilmesine destek olmayan, aksine kurumu yıpratma gayreti içerisinde olanlar ile yollarını ayırmış ve yerlerine bilgisi ve tecrübesi ile kuruma gerekli desteği üretecek çalışanları çok titiz bir seçim sürecinden geçirerek (ilgili mülakatları kamera ile kayıt altına alarak) istihdam etmiştir.” Haberde 2010`dan sonra boşaltılan kadrolara cemaatçi isimlerin atandığı iddiasının yalan olduğuna işaret edilen açıklamada, “Bu iddia tek kelime ile bir `YALAN` dan ibaret olup bu haberin kaynağı kişi/kurum yada çevreler bunu delilleri ile ispat etmelidirler. `İddialara göre` deyip her türlü yalanı uydurmak habercilik veya gazetecilik olamaz. Türkiye`nin geçmekte olduğu bu kritik süreçte sorumsuzca kurgulanan bu tür senaryolara dayalı böylesi uydurma haber ve iddialara itibar edilmemesi gerektiğini kamuoyuna duyururuz.”denildi.


31 Aralık 2014 Çarşamba  19:20

Zaman

Manşet - Ehliyet sınav sayısı 9`dan 6`ya indirildi


Milli Eğitim Bakanlığı, 2015 yılında uygulanan ehliyet sınavlarında değişikliğe gitti. Bakanlığın 2015 yılı için hazırladığı `Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı e-Kılavuzu`na göre, yılda 9 kez yapılan ehliyet sınavı sayısı 6`ya indirildi. 2015 yılının ilk ehliyet sınavı 10 Ocak 2015 Cumartesi günü yapılırken, yılın son sınavı ise 12 Aralık 2015 Cumartesi gerçekleştirilecek.Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü (ÖDSGM) ve Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü `2015 Yılı Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı Kılavuzu` hazırladı. Sınav uygulamasıyla ilgili işlemler için Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü`ne, başvuruyla ilgili işlemler ise bakanlık Bilgi İşlem Grup Başkanlığı`na yapılacak. Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursu (MTSK) Modülü ile ilgili işlemleriyle Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü Trafik ve Sürücü Eğitimleri Grup Başkanlığı ilgilenecek.2014 yılında yılda 9 kez yapılan motorlu taşıt sürücü kursiyerleri sınav sayısı bu yıl 6`ya indirildi. Kursiyer, en fazla 4 (dört) yazılı, 4 (dört) uygulama sınavına girme hakkına sahip. Teorik derslerin sınavlarında başarılı olup direksiyon eğitimi dersi sınavlarında dört dönem sonunda da başarısız duruma düşenler, istemesi hâlinde aynı kursta ilan edilen direksiyon eğitimi dersinin ücretini ödemek ve sertifika sınıfında belirtilen sayıda direksiyon eğitimi dersi almak kaydıyla dört dönem daha sınava girebilecek. Teorik derslerin sınavından dört dönem sonunda, direksiyon eğitimi dersi sınavında ise ikinci dört dönem sonunda da başarısız duruma düşenler, kayıt işlemlerini tamamlamak ve ücretlerini ödemek suretiyle kurslara yeniden kayıt yaptırabilecek.Teorik sınavda 2014 yılında yapılan düzenlemelerde herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Ehliyet sınav soru sayısında ve sınav süresinde 2014 yılındaki gibi uygulanacak. Bütün sertifikalar için soru sayısı 50 ve sınav süresi 60 dakika olarak belirlendi. Ehliyet sınavında trafik ve çevre dersinden 27, Araç Tekniği dersinden (Motor) 10`a ve ilk yardımda dersinden 13 soru sorulacak.ENGELLİLER İÇİN SINAV SALONUNDA İŞARET DİLİ BİLEN ÖĞRETMEN BULUNACAKSürücü belgesi almak isteyen ve gerekli belgeleri tamamlayan kursiyerler, motorlu taşıtlar sürücü kurs müdürlüklerine kayıt yaptıracak. Kayıt şartları şu şekilde sıralandı: `A1, A2, F ve H sınıfı sürücü kursları için 17 (on yedi) yaşını bitirmiş olmak. B ve G sınıfları için 18 (on sekiz) yaşını bitirmiş olmak. C, D ve E sınıfları için 22 (yirmi iki) yaşını bitirmiş olmak. (Üniversitelerin sürücü eğitimi veren yüksek okul ve Türk Silahlı Kuvvetleri`nin askerî ihtisas görevleri için subay ve astsubay sınıf okullarında ve uzman jandarma okullarında açılan sürücü eğitimi kurslarından mezun olanlarda bu şart aranmaz.) A1, A2, B, C, D, E, F, G ve H sınıfı için en az ilkokul düzeyinde eğitim almış olmak. Pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından verilen `sürücü olur` sağlık raporu almış olmak. `Sabıka kaydının olmadığına dair` dilekçeyi kurs müdürlüğüne vermek. Sürücü belgesi süresiz olarak geri alınmamış olmak. Son 6 (altı) ay içinde cepheden çekilmiş 1 (bir) adet vesikalık fotoğrafını ve nüfus cüzdanı fotokopisini Özel MTSK Müdürlüğü`ne teslim etmek.`İşitme engelli kursiyerler için sınav salonunda görevlendirilecek öğretmenler öncelikle işaret dili bilen ve bakanlığa bağlı okul/kurumlarda görevli öğretmen personelden seçilecek. Yoksa il ve ilçede bulunan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personel arasından görevlendirme yapılacak. Ortopedik engeli olan kursiyerler sınav binalarının giriş katlarındaki salonlara yerleştirilecek. Engelli kursiyerin ihtiyacına göre salon düzeni ya da ek oturma düzeni hazırlatılacak.SINAVA İTİRAZ İÇİN BANKAYA 10 LİRA YATIRILACAKSınav değerlendirmesinin güvenliği açısından kursiyerlerin cevap kâğıdı, iki adet optik okuyucu tarafından çift kontrol sistemiyle okutulacak. Kursiyerlerin derslere göre sorulara verdikleri doğru cevap sayıları tespit edilecek. Yanlış cevaplar dikkate alınmayacak. Tespit edilen doğru cevap sayıları üzerinden her bir ders için 100 puandan hesaplama yapılacak. Her ders için 100 üzerinden 70 ve üzeri puan alan kursiyer başarılı sayılacak. Merkezi sistem sınavında her soru puan olarak eşit ağırlığa sahip olacak. Sınav sonuçları www.meb.gov.tr internet adresinden duyurulacak.Ehliyet sınavı sorularına, ehliyet sınavı cevap anahtarına ve ehliyet sınavı sonuçlarına yapılacak olan itirazlar internetten yayımlanmasından itibaren en geç 10 (on) gün içinde dilekçeyle yapılabilecek. İtiraz dilekçeyle Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü 06500-Teknikokullar/Ankara adresine yapılabilecek. Kursiyerler, sınav sonuçlarına ve sınav uygulamasına ilişkin itiraz başvurularını, T.C. Ziraat Bankası Başkent/Ankara şubesi, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Ankara Merkez şubesi ve Türkiye Halk Bankası A.Ş. Küçükesat şubelerinden herhangi birine, `Kurumsal Tahsilât Programı` aracılığı ile 10 TL (On TL KDV Dahil) itiraz ücreti yatıracak. Alınan banka dekontu ve sınav adının yazılı olduğu dilekçe ile birlikte yapılacak. Faksla yapılan itirazlar dikkate alınmayacak.


09 Aralık 2014 Salı  14:36

Zaman

Manşet - MEB: TEOG mazeret sınavı 13-14 Aralık tarihlerinde yapılacak


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2014-2015 öğretim yılı 8. sınıflar 1. dönem ortak sınavlarına olumsuz hava koşulları nedeniyle giremeyen öğrencilerin 13-14 Aralık 2014 tarihlerinde yapılacak mazeret sınavına alınacaklarını açıkladı.MEB`den yapılan yazılı bilgilendirmede, 2014-2015 öğretim yılı 8. sınıflar 1. dönem ortak sınavları 6 temel ders için, 26-27 Kasım 2014 tarihlerinde ülke genelinde, olağanüstü haller ve özel durumlar dışında öğrencilerin öğrenim gördükleri okullarla, yurt dışında, KKTC ve Bakanlığa bağlı okulların bulunduğu yurtdışı sınav merkezlerinde, Türkiye saatiyle 09.00, 10.10 ve 11.20`de aynı anda başladığı, saat 12.00`de sona erdiği hatırlatılarak, Türkiye ve yurtdışı sınav merkezlerinde sınav uygulamasının eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği kaydedildi.26 Kasım 2014 Çarşamba günü sınavın 1. oturumunda Türkçe, Matematik, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinden; 27 Kasım 2014 Perşembe günü yapılan 2. oturumunda ise Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ile Yabancı Dil derslerinden sınavlar yapıldığı belirtildi.Ülke genelinde 970 sınav merkezinde, 15 bin 353 okulda 1 milyon 287 bin 847, yurt dışında 8 ülkede, 15 sınav merkezinde, 742 olmak üzere toplam 1 milyon 288 bin 589 8. sınıf öğrencisinin katılması planlanmış ortak sınavlarla ilgili sınav evrakının yer aldığı sınav güvenlik kutularının MEB tarafından sınav merkezlerine sorunsuz bir şekilde ve zamanında ulaştırıldığı aktarıldı.Ancak bölgesel olarak kar yağışının yoğun olduğu ve taşımalı eğitim kapsamında olan illerden, 27 Kasım 2014 tarihi itibariyle ulaşan bilgilere göre, Konya ilinde 55, Karaman ilinde 6 olmak üzere toplam 61 okulda sınav yapılamadığına dikkat çekilerek, `Bu illerden Konya`da bin 556, Karaman`da 193 öğrenci sınava girememiştir. Sınava olumsuz hava koşulları nedeniyle giremeyen öğrenciler 13-14 Aralık 2014 tarihlerinde yapılacak mazeret sınavına alınacaklardır.` denildi.


27 Kasım 2014 Perşembe  15:49

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

ocak ayı hava durumu grafiği bursa  istanbulda intihar eden kız  tomruk kazasi kaysery  144 madde  hürriyet gazetesi 21 şubat 2009 ankara eki  yilbaşi cekİlİşİnİ kazananlar  uğur denemesi cevap anahtarı  manşet teğmen  7 ocak 2010  kontv ana haber bülteni 12 01 2009 cİftcİ  14 agustos kaza haberleri  25 şubat 2011 habertürk gazetesi  10 ekim ankara koçhisar trafik kazası haberleri  hürriyet gazetesi 23 11 2008 tarihli  30ağustos 2009 hürriyet akdeniz gazetesi antalya  11 aralık show tv ana haber bülteni  habertürk ankara eki arşivi hayriye andiçen anaoku  fox on izle 07 09 2009  habertürk tv arşivi 06 03 2010  3 ocak 2010 posta gazetesi 1sayfa  ötv yürürlüğe  dünkü fanatik gazetesi