Bulunan Haber Sayısı: 1.685
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
ODATV

Gündem - Tugay Afat yazdı: O köyün kaderini değiştirmişti


Yaşar Kemal hakkında bu gerçekleri ilk kez duyacaksınız


04 Mart 2015 Çarşamba  18:31

ODATV

Gündem - Bu yörenin keçisi de insanı da başını eğmez


Yusuf Yavuz yazdı


04 Mart 2015 Çarşamba  16:25

Zaman

Manşet - `En iyi denemeciler sürekli okunur`


Yazar, müzisyen, yönetmen ve ressam... Bu sıfatları taşıyan Mehmet Güreli, sanatın faklı alanlarında önemli eserler verdi. Alope`nin Odası, Hayaller ve Sokaklar, son olarak Bedrufi`nin Nefesi adlı yapıtların yazarı olan Güreli; Vapurlar/Blues, Cihangir`de Bir Gece, Yağmur, Odamda Yolculuk, İplerin Kopuşu gibi müzik albümlerine imza attı. Vapurlar, Bir Oyuncunun Portresi: Necdet Mahfi Ayral (Belgesel), İstanbul`a Yolculuk (Dünya Yazarlarının Gözüyle, Belgesel), Gölge (Peyami Safa`nın Selma ve Gölgesi kitabından) gibi filmleri çekti. Taraf gazetesi kültür sayfasında her perşembe köşe yazıları da yazan Mehmet Güreli, ekim ayında yazdığı veda yazısıyla gazeteden ayrıldığını duyurdu. Mehmet Güreli ile son deneme kitabı Bedrufi`nin Nefesi üzerine konuştuk.Bedrufi Nefesi`ni okurken ister istemez sormak gerekir, kimdir Bedrufi ve Mehmet Güreli`nin yazarlık serencamında nasıl bir yere sahiptir? Kierkegaard şöyle der: “İnsanların çoğunun idealleri büyük ve olağanüstüdür; asla gerçekleşmez.” Kendi hakkında ya da kendi başına düşünürken insan öyle hülyalara dalar gider ki bazen, hangi tema onun ilgi alanında onunla çok yakındır, tam anlamıyla kestiremez. Öylece bakar kalır kelimelere. İşte bir ikinci bakışa gereksinme duyduğunu haykırır bazı notlar. Üzerleri çizilmeden, önemleri vurgulanmadan bir çağrıdır bu. Yol gösterildiğinde de yürüyemezsiniz hemen. Kuşkular erimez bir anda. Boşlukta sallanırken hele hiç güvenmezsiniz adımlarınıza. Her çizgide bir tereddüt, bir şüphe, bir eritilmiş amacın gölgeleri gizlidir. Öteki dediğiniz tanınan biridir, sadece yazdığı beldeler silikleşir zamanla, yolda silinir; size ulaştığında size öğretmek için yazmadığını hemen anlarsınız. Ama boşu boşuna olmadığını da. Hayatın gördüğünüz kadarıyla ilerlediğiniz alanında küçük bir sekme, bir çelme bile sizi uyarmayabilir çoğu kez. Oysa her şeye hakim olabildiğinize o kadar inanmış mısınızdır ki? O sekmenin bir işaret olduğunu da anlamayabilirsiniz. Yoldan çıkmış olsanız bile, hatta düşseniz bile… Bir yeni ışıktır bir filozof.Bedrufi de bir gün yazılarıyla gelivermiştir öyle. Tüm birikimini sizin odanıza bırakıvermiştir. Bir gün bana şöyle demiştir: “Bildiğiniz oyunu oynayın, bilmediğinizi seyredin.” Bana, her şeye başka açılardan bakmayı göstermiştir. Zaman içinde satırlar hayat bulur onda. Sizden hiçbir şey beklemeden açar dünyasını. Düşündüklerini döker ortaya. Beklentilerinize cevap vermek için oraya geldiğini düşündüğünüzü bilir. Söyleyeceğini söyler, yazacağını bırakır gider. Bir kurtarıcıdan çok bir yardımcı gibi hisseder kendini. Gerçek adını bile tam söylemediğini düşündürür insana. Bir muamma gibi görünür; oysa bir şeyi bile çözse mutlu olacak biridir. Kaprisleri üzerine düşünen Cioran gibidir; hem uykusuz, hem dost, hem de derinlerde yüzmekten korkmayan biri… Kendi söyleyeceklerinizi Bedrufi üzerinden ifade ederken denemeye de alan açmış oluyorsunuz. Çünkü deneme, başka yazarların dediklerine de fazlaca imkân sunan bir tür, yanılıyor muyum? Deneme, bir yolculuk gibidir. Her denemeciye göre de yolu yordamı farklıdır. Bazılarıysa hiçbir yere gitmez görünürler. Oturdukları koltuktan resmederler dünyayı. Hiç yerlerinden kalkmadan sunarlar her şeyi size. Kimi romandan söz eder, kimi şiirden. Haydut, kürek mahkûmu ve sahte kuklacı, Ginesillo de Parapilla ve ayrıca Pedro Usta adlarıyla da anılan Gines de Pasamonte kendi yaşamını anlatan bir kitap yazmaktadır. “Kitap bitti mi?” diye sorar Don Kişot. Gines şu yanıtı verir: “Yaşamım bitmediğine göre kitap nasıl bitsin?” Bazıları nasıl yazdığını anlatır, bazıları nasıl okuduğunu. Hayat, denemenin ilgi alanları içinde sere serpe uzanır, öylece akar gider. Bazılarında filmler yeniden başlar akmaya. En iyi denemeciler sürekli okunur. Birden karşınıza hiç duymadığınız bir yazar ya da sinemacı çıkabilir. Ve sizi bilmediğiniz bir beldeye taşıyabilir. Carlos Fuentes okurken Kenji Mizoguçi`nin `Yağmur Sonrasının Solgun Ayının Öyküleri` filminde bulabilirsiniz kendinizi. Deneme, prensiplerden konulara atlamak değildir. Sadece inceliklerle dolu, bilgi yüklü ve güler yüzlü geçişlerin türüdür. `Şuna inanırım, hakikat eğer varsa bir kelimeye sığar zaten.` diyorsunuz. Bu biraz da yaş almanızla ilgili olabilir mi? Çünkü gençlikte hakikat bazen bir davada, bazen bir ideolojide bazen de Tanrı`da bir kelimeye sığacak kadardır. Yanılıyor muyum? Bu biraz da hakikatin saflığını, yalınlığını karşılıyor bence. Yoksa yıllar içinde yol almayla bir ilgisi yok. Size doğru gelen çizgide ilerlemenizle ilintili sadece. Bir tür prensipleri saptama meselesi. Ayrıca kendinizi korumayla da bağlantılı değil. Seçimle, davranış özelliklerinizin alanlarıyla iyi okumalar gerekiyor. Geçmiş, bize hakikate ne kadar yaklaşmış olduğumuzu gösteriyor, hatta hiç yaklaşamadığımızı da gösterebilir. Bu yüzden zaman hiçbir şey ifade etmiyor. Siz kıyaslamalarla, deneylerle sonuçlara varıyorsunuz. Saf aklınızın tarihi kaç kelimeyle yüreğinizi temiz tuttuğunuzu size söyleyecektir mutlaka. Ahmet Altan özelinde yazarın hakikate bağlılığı, rüzgâra göre yön değiştirmesi meselesi üzerine söz açıyorsunuz. Sanırım böyle yazarlar edebiyatımızda nadir olarak karşımıza çıkıyor? Evet, bazı yazarlar zor bulunur. Onların yazdıkları ise hiç kaybolmaz. Onlar hiçbir zaman unutulmazlar da. Fırtınayı da çok güzel anlatırlar, hayatın büyüsünü de. Onları okumak zevktir. Okuduğunuz bir hikâyeyi bile onlardan bir daha okusanız, yeni duygular, farklı titreşimler yaşarsınız. Ayrıca denemeler yeni denemelerin de habercisidirler. Birbirlerini çoğaltırlar, birbirlerinden beslenirler ve sizleri başka kitaplarla, yeni yazarlarla da tanıştırırlar. Maksim Gorki şöyle der: “Kitap yazmayı kendileri için bir zanaat, bir `geçim vasıtası` olarak görenler vardır; onlar insanla ilgili yalan söylemezler, insanı olduğundan daha kötü göstermezler.” Bu yüzden de bazı yazarlar kolay yetişmez ve onlara çok az rastlarsınız. Evet, bazı yazarlar zor bulunur. `Hayatı şimdiki zamandan uzak tutmalı, onun aceleci, aç gözlü, kıskanç bakışlarından da sakınmalı.` cümlenizi okurken aslında her an şimdiki zamana mahkûm olmanın çaresizliğini de hissediyor insan. Hayatı niçin şimdiki zamandan uzak tutmalı, sakınmalı?` Herodot`un sadece tarihe değil, insanın yaşamına da ilişkin bir yasasından söz etmeli: “Talih insana sonuna kadar yar olmaz.” Hayatı da çok çabuk verilen kararlardan biraz uzak tutmalı gibi geliyor bana. Hiçbir yapıt bir anda oluşmuyor. Onun zaman dilimi içinde yavaş yavaş kendini bulması gerekiyor. Bir düşünce, bir fikir için de aynı şey tabii. Kelimelerle örse de kendini bir yapıt, uzun yaşayabilmesi için çok sayıda tarih, felsefe, edebiyat okumaları yapması gerekiyor. Tarih senin hemen bir şeyler söylemeni değil, kalıcı olabilecek doğru şeyler söylemeni değerlendirir eninde sonunda. Bugün dendiğinde dün ve yarını anlamalıyız. Ve yine Herodot`la bitirelim: “Nasıl başlanacağı bilinir, nasıl biteceği bilinmez.” Denemeyle bir hayli hemhal olmuş, pişmiş bir kaleminiz var. İyi bir deneme yazısı sizce hangi niteliklere sahip olmalıdır? Denemede insanı çeken belki de büyük usta Montaigne`in, “Ruhum şöyle bir yere tutunabilse, kendimi denemekten vaz geçer, ben de kararlı bir kişi olurdum: ne yapayım ki ruhum çıraklık çağından, deneme çağından bir türlü kurtulamıyor”, sözlerinde saklı. Hayatının sadeliğinde ve kendini tanımaya harcadığı çabanın içinde gizli. Amacı da Zweig`in dediği gibi, kendinden yola çıkmak ve yine kendine varmaktır. Ve tüm bu çabalar bir anlamda okumayla başlar kuşkusuz; ikinci merhale de yazmaya hazırlık. Montaigne`in de inanmak güç de olsa Rönesans çağına kadar yazılmış her metni okuduğu söylenir. Bu da tabii denemenin temel taşları. Notlar ve biriktirmek. Sonrası ise onlar için defterler yaratmak, önemli bulduklarını yeniden hayata geçirmek. Denemenin ustalarını tanıdıkça zaten iyi denemeye ulaştığını hissetmeye başlar okur. Heyecanlandıkça, notlar aldıkça, ulaşmak istediği kitaplar çoğaldıkça yeni bir şeylerle karşılaştığını da bilir. Benim için de iyi deneme, geçişlerin, ipliklerin, bağlantı yerlerinin hissedilmediği, kişinin akışın büyüsüne kendini kaptırmasıdır. Değişik, uzak bir konuya bile insanı yakınlaştırabilmesi, sıcaklık duymayışını sağlayabilmesidir. Bir yazınızda, “Ne kadar derin, ne kadar kutsal bir şeydir bazı kişilerden sürekli söz etme ihtiyacını duymak. Onların ölümsüzlüğünü hissetmek, yapıtlarının içinde yaşamak ve dünyayı sanki onların kestiği bir camın içinden seyre dalmak.” diyorsunuz. Tam da bu bağlamda sormak isterim, yazarlık tutumunuzu etkileyen, kaleminizi besleyen yazarlar ve kitaplar hangileri oldu?“Bedrufi`nin Nefesi” bir anlamda son ilgilendiğim, yeni bulduğum yazarlar, sanatçılarla çocukluğumdan bu yana hiç vazgeçmediklerimin buluşması sayılabilir. Cervantes, Stefan Zweig, Sait Faik, Andre Suarez, Nabokov, Rilke, Robert Walser, A. Platonov, S. Birsel, Ahmet Rasim, Beckett, Thomas Bernhard, Hamsun, Refik Halid, Henri Michaux, Kafka, Panait İstrati, Georges Simenon, Borges, Poe, Primo Levi, Kierkegaard,Cioran ve niceleri… Zaten evimin bir köşesi bu yazarlara ayrılmıştır. Diğer bölümlerde de hayran olduğum sinemacılar yer alır. Hayat bu kitaplar arasında yaşamaktır bir bakıma ve geçişler çok önemlidir.


04 Mart 2015 Çarşamba  02:10

Zaman

Manşet - Yandaş memura torpil ayarı: MEB`de uzmanlık için puanı 30`a düşürdüler


Kamuya personel alımında torpil iddialarını destekleyen bir haber de Milli Eğitim Bakanlığı`ndan geldi. Açılan 75 milli eğitim uzmanlığı pozisyonu için istenen şartlar adeta `kişiye özel kadro` tabirini hatırlatıyor. Yürürlükteki yönetmelik yabancı dil için en az 70 puan şartını ararken, söz konusu kadroya başvurularda 30 puan yeterli sayıldı. Üstelik adaylar sadece sözlü sınava tabi tutulacak.Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), geçtiğimiz günlerde 75 `Milli Eğitim Uzmanı` alınacağını duyurdu. Ancak yayımlanan kılavuzda adeta kişiye özel kadroyu andıran kriterler yer aldı. Alınacak personel için Yabancı Dil Sınavı`ndan (YDS) en az 30 almak ve KPDS puanı yeterli görüldü. Üstelik alımın, sadece sözlü sınavla yapılacağı açıklandı. Yönetmeliğe göre uzman yardımcılığından uzman kadrosuna geçişte yabancı dil seviyesi için en az 70 puan şartı aranıyor.MEB`in adeta torpile kapı aralayan uygulamasına eğitim sendikalarından tepki geldi. 22 Şubat`ta başvuru süresi sona eren uzman alımı için normalde uygulanması gereken bazı şartların göz ardı edildiğini belirten sendika temsilcileri, hukuksuz alımın durdurulmasını istedi. İlan süresinin çok kısıtlı olmasından dolayı birçok kişi başvuru yapamamaktan şikâyetçi oldu. Tüm Eğitimciler ve Eğitim Müfettişleri Sendikası Genel Başkanı Nermin Taşçıoğlu, kılavuzun Anayasa ve normlara aykırı olduğunu ve bu haliyle uygulanması durumunda mağduriyetler oluşturacağını vurguladı. Kılavuzun uzman yardımcılığı için değil, doğrudan 75 uzman kadrosunun alımı için yayımlandığına dikkat çeken Taşçıoğlu, “Kılavuzda 75 kişi için öngörülen sınav koşulları incelendiğinde kamuoyunda bu 75 kişinin neredeyse isim isim önceden saptandığı, `sınav` olarak açıklanan işlemlerin ise yapılan işe yasal zemin hazırlama gayreti olduğu algısı oluşmuştur.” şeklinde konuştu.Aktif Eğitim Sen Genel Başkan Yardımcısı Hayati Durmuş ise kişiye özel, adrese teslim alım yapılmak istendiğini kaydetti. Durmuş, “MEB, kriz çıkacağını bile bile risk almaya devam ediyor. Yönetmeliklere aykırı işlemler içeren bu kılavuzla yapılacak atamaların açtığımız dava ile çok kısa bir sürede mahkeme tarafından iptal edileceği kuvvetle muhtemeldir.” dedi. Öte yandan daha önce kurumda göreve başlamış uzman yardımcılarının da MEB`in bu politikasını eleştirdiği ve rahatsızlık duyduğu öğrenildi. MEB, ilk kez 2013 yılında uzman yardımcısı alımı gerçekleştirdi. Yönetmeliğe göre uzman yardımcılığı süresi en az 3 yıl, bu sürenin sonunda tezi kabul edilen yardımcılar yeterlilik sınavını da başarıyla geçerse uzmanlık kadrosuna atanabiliyor. Bakanlık, Yabancı Dil Sınavı`ndan (YDS) 30 puan ve üstü alan adaylar arasından doğrudan sözlü sınavla atama yapabilecek.Taraf gazetesinin dün birinci sayfadan verdiği, `MEB`de KPSS`siz uzman alımı` başlıklı haber üzerine Milli Eğitim Bakanlığı bir açıklama yaptı. Haberin kamuoyunda yanlış algı oluşturmaya yönelik olduğu belirtilen açıklamada şöyle denildi: “Millî Eğitim Uzmanlığı sözlü sınavı ilk defa devlet memurluğuna alınacaklar kapsamında yapılmamakta olup meslekte adaylık dahil başvuru tarihinin son günü itibarıyla en az 5 yıl hizmeti bulunmak şartı aranmaktadır. Dil puanı taban puan belirlemesi çalışmalarında, bazı alanlarda yüksek dil puanı karşılanamayacağı anlaşıldığından, dil puanı düzeyi 30 (otuz) olarak belirlenmiştir. 30 dil puanı sadece müracaat şartı olup dil puanı en yüksek olan adaydan başlanarak sıralama yapılmıştır.”


04 Mart 2015 Çarşamba  02:10

Zaman

Manşet - Herkes O`nu Okuyor uygulaması artık cepte


Peygamber Yolu Derneği`nin geçtiğimiz yıl Peygamber Efendimiz`i (sas) anlamak ve anlatmak amacıyla başlattığı Herkes O`nu Okuyor yarışmasının bu yıl ikincisi düzenleniyor.Yarışma kapmasında Herkes O`nu Okuyor adında bir mobil uygulama hazırlandı. Işık Yayınları tarafından hazırlanan bu uygulama proje hakkındaki bilgileri ve yarışmada sorumlu tutulan kitapları içeriyor. Mobil uygulama ile bitmesine bir ay kalan yarışma başvurusu da online olarak yapılabiliyor. Ayrıca, `Kendini Dene` adıyla hazırlanan testler ile Peygamber Efendimiz`in hayatına dair bilgilerin sınanabileceği mini bir sınav hazırlanmış. İlkokul, ortaokul, lise ve yetişkin olmak üzere 4 ayrı kategoride hazırlanan sorular, yarışmaya hazırlanmayı da kolaylaştırıyor. Uygulamadaki bir diğer özellik ise `Hazine` programı. Bu programda her güne bir Hadis-i Şerif`in yanı sıra `Unutulan Sünnetler` de yeniden hatırlatılıyor. `Bir Sahabi` bölümünde ise her gün yeni bir sahabe efendimizin adı, isminin anlamı, doğum ve vefat bilgileri, aile bilgileri, mesleği, hizmetleri ve naklettiği hadisleri yer alıyor. Bahsi geçen sahabeyi her yönüyle tanıtan program, sunduğu yeni bilgilerin yanı sıra siyer bilgisine de önemli ölçüde katkı sağlıyor. `Sınav` bölümü ile yarışmanın sınav tarihine kadar geri sayımı takip etmek mümkün. Ayrıca `Multimedia` kısmında da Herkes O`nu Okuyor yarışmasının önceki yıllara ait sınav ve umre fotoğrafları, yazılı basında yer alan haberleri ve açılış ile ödül törenlerinin videoları yer alıyor. Mobil uygulama içeriğinde yer alan kitaplar indirilerek, yarışma için istenilen yerde kitap okuma imkânı sağlanabilir.


03 Şubat 2015 Salı  02:05

Zaman

Manşet - TEOG`da umutsuzluğa kapılmayan öğrenci, başarılı oluyor


Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavına sayılı günler kala uzmanlar öğrencilere tavsiyelerde bulundu.Zambak Yayınları Rehberlik Psikolojik Uzmanı Mahmut Sarıgül, TEOG sınavı öncesinde stres ve öğrencinin kendine güvenmesi konusunda, öğrenci ve veliler tarafından dikkat edilmesi gereken konulara değindi. Sarıgül, yaklaşık 1 milyon 287 bin öğrencinin iyi bir lise kazanabilmek için ter dökeceği sınav öncesinde, uyku düzeni, kahvaltı gibi alışkanlıkların sınav saatlerine göre ayarlanmasını tavsiye etti. Uzman, stres ve olumsuz psikolojinin çalışmayı düşürdüğünü kaydederek, “Öğrencilerin öncelikle kendine güvenmesi gerekiyor. Eğer yapabileceklerine inanırlarsa sorulara daha kolay çözüm bulacaklarını unutmasınlar.” şeklinde konuştu.Sınıfta dersleri iyi dinleyen, not tutan, konuyla alakalı bol soru çözen ve tekrar yapan, iyi bir planla, huzurlu bir ortamda ders çalışan öğrencinin başarıyı yakalamaması için hiçbir neden olmadığını dile getiren Mahmut Sarıgül, “Kendinize inanırsanız istediğiniz sonuca ulaşırsınız. Unutmayın, sınava yeterince hazırlandığınızdan eminseniz, sınav haftası uyku ve yemek alışkanlıklarınızı düzenlediyseniz, vaktinde sınav salonda yer aldıysanız, kendinize gerçekten inanıyorsanız, sadece bildiğiniz soruları yapıyorsanız, bunun sadece bir sınav olduğunu unutmuyorsanız ve hayatınızda başka sınavların da olduğunu biliyorsanız başarı kapıları size mutlaka açılacaktır.” ifadelerini kullanıyor.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Bu yarıyıl tatilini, sosyal aktivite ve seyahate ayırın


Yaklaşık 17 milyon öğrenci için yarıyıl tatili bu hafta sonu başladı. İki hafta sürecek bu ara tatilde hem öğrencilerin hem de ailelerinin çeşitli planları var. Dönem boyu yorulan öğrenciler, yorgunluğu atmanın hayalini kurarken, aileler de çocuklarını bu boşlukta nasıl yönlendireceğini düşünüyor.Yarıyıl tatilinin yaklaşması ile hem öğrencileri hem de velileri tatlı bir telaş sardı. Dönem boyu proje ödevleri ve sınavlarla boğuşan öğrenciler, sosyal aktivitelere vakit ayırmakta güçlük yaşıyor. Yarıyıl tatilinde düzenli bir program ayarlayan çocuklar, hem dinlenebilir hem de derslerindeki eksikleri tamamlayabilir. Aileler iki haftalık tatilde çocuklarına neler yapmak istediğini sormalı ve birlikte tatil programı yapmalı. Spor, yüzme gibi değişik sosyal faaliyetlerin yanında ailecek kısa mesafeli de olsa seyahat ve akraba ziyaretleri yapmak, ikinci döneme motive etmek için öğrencilere iyi gelecektir. FEM Yayınları Rehberlik Koordinatörü Faruk Ardıç, ailelerin çocuklarıyla başarısız derslerinin düzelmesi adına konuşmasını ve sosyal aktivitelerin yanında bol bol kitap okuma hedefleri öneriyor. Ailelerin öğrencilere dinlenmeleri için fırsat vermelerini ve onlarla birlikte zaman geçirmelerinin önemli olduğunu dile getiren Ardıç, “Bu iki haftalık mola ikinci dönemin motivasyonunu da oluşturacak bir süreç. Bu nedenle öğrenciler sosyal aktivitelerle, spor faaliyetleri ve kültür gezileriyle de bu tatili renklendirebilir.” diyor. Bu süre zarfında derslerden de uzaklaşılmaması gerektiğini belirten Ardıç, çok çalışmak yerine verimli çalışmayı tavsiye ediyor: “Sürekli olarak çalışmanın da öğrenciye bir getirisi olmayacaktır. Bu nedenle öğrenciler dinlendikleri zamanlar dışında günlük verimli ve nitelikli ders çalışma programları oluşturabilir, konu tekrarları yapabilir.”Üniversite adayları için ara tatil sıçrama tahtası8 Şubat`ta sona erecek tatilden 1 ay sonra adaylar, Yükseköğretime Geçiş Sınavı`na (YGS) girecek. Ardıç, bu sınava girecek adayların ise avantajlı hale gelmeleri için iki haftalık tatilin önemli olduğunu söylüyor. Ardıç, “Eksikliklerin belirlenmesinde en gerçekçi bilgileri deneme sınav sonuçları verecektir. Sınav sonuçları incelenerek, hangi ders ve konuda eksikliğin olduğu belirlenmelidir. Özellikle konu eksiği fazla olanlar, tatili eksiklerini tamamlamaya ayırmalı. Çünkü ikinci dönemde hem zamanın daha kısa olması, hem sınavın yaklaşmasıyla birlikte yaşanacak stres, hem de bahar mevsiminin gelmesiyle ders çalışmadaki isteksizlik öğrenci adına kaygı oluşturur.” diyor.


24 Ocak 2015 Cumartesi  02:18

Zaman

Manşet - Yemen`den Türk öğretmenlere övgü: Burası, cesur Türklerin de memleketi oldu


Yemen`de 17 yıldır eğitim-öğretime devam eden Uluslararası Türk Okulları, kaosun hüküm sürdüğü bugünlerde de faaliyetlerini hız kesmeden sürdürüyor.Başta eğitim bakanlığı olmak üzere çok sayıda üst düzey devlet yetkilisi ve akademisyen, zor zamanda ülkeyi terk etmedikleri için Türk öğretmenlerine teşekkür ediyor. Öğrenci velileri de okul idareci ve öğretmenlerine ülkelerini terk etmedikleri için şükranlarını sunuyor.REKTÖR HAMDANİ: ELÇİLİK GİTTİ, TÜRK OKULU GÖREVLİLERİ KALDITürk okullarına teşekkür ziyaretinde bulunan öğrenci velisi Yemen Müstakbel Üniversitesi Rektörü Dr. Abdülhadi el-Hamdani, `Biz buraya Türk okullarının gösterdiği cesareti ve bulunduğu seçkin konumdan dolayı teşekkürlerimizi sunmaya geldik. Ülkenin içinde bulunduğu zor şartlara rağmen okul çalışanları ve idarecilerinin tamamının, büyükelçiliğin bile ülkeyi terk ettiği bu dönemde burada kalacaklarını açıklaması, önemli bir cesaret örneği.` dedi.EĞİTİM BAKANLIĞI YETKİLİSİ: CESUR TÜRKLERE HİÇBİR KÖTÜLÜK DOKUNMAYACAKYemen Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Abdo Ahmet En-Nuzeyli, Türk okulunun eğitim kalitesinin hem devlet okullarından hem de diğer özel okullarından daha iyi seviyede olduğunu ifade etti.En-Nuzeyli, `Türkiye Büyükelçiliği (güvenlik sebebiyle) Türk okulundaki idareci ve öğretmenlerin de ülkeden ayrılmasını istedi. Ama Türk okulları eğitime devam ederek büyük bir sorumluluk yüklenmiş oldu. Biz onları her şekilde destekliyoruz. Cesur Türklere diyorum ki; onlar Yemenlidir, Yemen de onların memleketidir. Hiçbir korkuları olmasın. İnşallah onlara hiçbir kötülük dokunmayacak.`TEK BİR AİLE GİBİ OLACAĞIZÇocuklarını Türk okuluna gönderen Yemen Elektrik İdaresi Genel Müdürü Haris el-Amri ise `Çocuklarımın okulda okuduğu sürede gözlemlediğim; okulu seçkin kılan şeyin sadece eğitim değil, aynı zamanda ahlaki değerlerimizi yaşatması.` ifadesini kullandı.Zor durumlarda okuldaki öğretmenlerin yanında yer alıp onlara destek olacağı sözünü veren el-Amri, `Türk öğretmenler, Yemen`i ikinci ülkeleri gibi görüyorlar. Bu zor dönemde tek bir aile gibi olacağız inşallah.` dedi.3 ŞEHİRDE 5 TÜRK OKULU HİZMET VERİYOR1998`de, başkent Sana`da 33 öğrenci ile bir ilkokulda başlayan eğitim ve öğretime başlayan Türk okulları, başkent Sana`da 3, Taiz ve Aden şehirlerinde ise birer okul ile 1215 öğrenciye hizmet veriyor. Anaokulu, ilkokul ve lise düzeyindeki eğitim dili İngilizce ve Arapça olan okullarda, Türkçe ise yabancı dil olarak okutuluyor.Çok sayıda ödülün yanı sıra, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Yemen lise bitirme sınavında ülke 2`incisi ve 3`üncüsü Türk okullarından çıkmıştı.(CİHAN)


04 Mart 2015 Çarşamba  13:40

Zaman

Gündem - MEB, soruları 5 bin liraya satışa çıkardı


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), geçtiğimiz yılın aksine TEOG sorularını bu yıl yayınlamadı.Bakanlık, sınav sorularını yayınlamak isteyen medya kuruluşlarından ise kitapçık başına 5 bin lira istedi. Bütün soruları yayınlamak isteyen medya kuruluşları en az 30 bin lirayı gözden çıkarmak zorunda kaldı. Daha önce Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi`nin (ÖSYM) uyguladığı yöntemi şimdi de MEB hayata geçirdi. Bakanlığın soruları yüksek fiyattan satması, sınav masraflarının buradan çıkarılmak istendiği şeklinde yorumlara sebep oldu.


28 Kasım 2014 Cuma  02:09

Zaman

Manşet - İşte KPSS tezgâhını çökerten belgeler


Zaman, masum insanları suçlu ilan etmek için kurulan KPSS kumpasının belgelerine ulaştı.Soruları çalındığı iddia edilen ancak 5 yıldır tamamlanamayan KPSS soruşturmasında Ankara merkezli Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği`nde çalışan Berat K.`nin sınavdan bir hafta önce Isparta Yalvaç`taki arkadaşı Baki S.`ya KPSS sorularını gönderdiği iddia edilmişti. Ancak Berat K., iddiaları kabul etmedi. Soruşturmanın devamında KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı`nda 3 bin 227 adayın 100 net ve üzeri, 350 adayın da 120 sorunun tamamını doğru yaptığı açıklandı. İddialara göre ful yapanlar ile 100 net üzeri yapan şüpheli isimlerin bir kısmı akrabaydı. Bir kısmı ise sınava başvururken, adres olarak sınava hazırlandıkları dershaneleri göstermişti. Bu bilgiler kopyaya delil sayıldı. Ancak ne çalınan sorular bulundu ne de soruşturma tamamlanıp suçlular adalet karşısına çıkarıldı.5 yıl sonra 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarından sonraki süreçte KPSS soruşturması, `paralel yapı soruları çaldı` iddiasıyla bir kumpas girişimi olarak yeniden açıldı. Operasyonun ilk işaretini dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan verdi. Ardından hükümet çevrelerinden çeşitli açıklamalar yapıldı. Havuz medyası da bu kumpas iddialarına yer vererek muhtemel bir algı operasyonuna kamuoyunun alışmasını sağladı. Soruşturma kapsamında 2010 yılında incelenen deliller, tasfiyeler sonrası hükümet yanlısı bürokratların kadrolaştığı TÜBİTAK`ta tekrar incelendi ve büyük bir sürprizle (!) çalınan sorular Baki S.`nin bilgisayarında bulundu! KPSS soruşturmasında bilirkişi heyetinin sorumluluğu, böcek soruşturmasında hükümetin istediği raporu vermediği için TÜBİTAK başkan yardımcılığından alınan Hasan Palaz`ın yerine getirilen Abdullah Çavuşoğlu`na verildi. Çavuşoğlu ise sosyal medya hesabından, KPSS sorularının paralel yapı tarafından çalındığını ve yakında bir operasyon yapılacağını açıklayan isimdi.[BELGEYİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ]SORULAR BİLGİSAYARA 2010`DA KONULDU, 5 YIL SONRA BULUNDU!Zaman, kumpası daha başlamadan çökertecek şok belgelere ulaştı. Soruşturma sırasında ihbar üzerine soruları gönderdiği iddia edilen Ankara`da Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği`nde çalışan Berat K. ile soruları aldığı iddia edilen Isparta Yalvaç`ta Baki.S. gözaltına alındı. Dernekteki bilgisayarlara el konularak incelemeye alındı. Derneğin bilgisayarlarında yapılan bilirkişi incelemesinde sorular bulunamadı. Baki S.`nin bilgisayarında ise soruların bulunduğu iddia edildi. Baki. S. ifadesinde soruların Berat K. tarafından gönderildiğini iddia etti. Ancak Berat K., iddiaları kabul etmedi. Soruların Baki. S.`nin bilgisayarında bulunduğu bilgisine rağmen soruşturma 5 yıl boyunca bekledi. TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Abdullah Çavuşoğlu`nun açıklamalarına göre, sorular 5 yıl sonra TÜBİTAK`ın yaptığı inceleme sonunda bulundu. Hatta TÜBİTAK uzmanları bir adım daha ileri giderek KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sorularının yanında bir de Genel Kültür Genel Yetenek Soruları`nı Baki S.`nin bilgisayarında bulduklarını ileri sürdü.3 BİN 227 KİŞİ, KİLİT İSMİN BİLGİSAYARINDAN ÇIKTI!KPSS sorularının 5 yıl sonra Hizmet`e yönelik kumpasların arttığı bir dönemde bulunmasının tesadüf olmadığı, 5 yıl önceki Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı`nın raporunda ortaya çıktı. Soruşturmanın temelini oluşturan soruların bulunduğu dosya ile ilgili hazırlanan rapor, kumpasın 2010`da tezgahlandığını ortaya koyuyor. Jandarma Kriminal Raporu`na göre, Baki S.`nin bilgisayarında ele geçen soru dosyası sınavdan 5 önce oluşturulmuş. 5 Temmuz 2010 tarihli belgenin adı ise bir hayli tanıdık: 3227. Kriminal raporda açıkça görülen 3227 numarası, kamuoyunun da yakından bildiği KPSS`de 100 net ve üzeri aldığı iddiasıyla şüphe altında olan 3 bin 227 kişiyle aynı. Bu sayının Baki S.`nin bilgisayarındaki soru dosyasının adını taşıması ve belgenin sınavdan önce kaydedildiğinin resmen tescil edilmesi kumpasa işaret ediyor. Jandarma Kriminal Raporu`nda, `03227 no`lu PDF dosyasının silindiği ve kurtarılan `eğitim son` adlı PDF dosyasının bulunduğu vurgulanıyor. [BELGEYİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ]KİTAPÇIK VE CEVAP ANAHTARLARI ÜSTÜNDE OYNAMA MI YAPILDI?Sınavdan yüksek puan alacak kişi sayısının sınavdan önce bilinmesi, bilişim uzmanlarını bile şaşırttı. Ancak soruşturma başladığında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı`nda ifadesine başvurulan birçok aday, “Sınavdan bu kadar yüksek net ve puan beklemiyordum. Şaşırdım.” diye ifade vermişti. Bu durum o tarihte, “Kitapçık ve cevap anahtarları üzerinde oynama mı yapıldı?” kuşkusuna yol açmıştı. Ancak bir türlü bitmeyen soruşturmanın ilerleyen yıllarında kitapçıkların ÖSYM`nin talebi üzerine savcılık tarafından imha edildiği ortaya çıkmıştı. 3227 numaralı belge, adayların kitapçıkları üzerinde oynama yapıldığı tezini doğruluyor. Başka türlü 3 bin 227 kişinin sınavdan 100 net ve üzeri yapmasının mümkün olmadığı belirtiliyor.JANDARMA KRİMİNAL: SORU DOSYASI FLASH DİSKLE YÜKLENDİJandarma Kriminal Raporu`nda dikkat çeken bir başka ayrıntı, KPSS soruşturmasında ortaya konulan iddialardan birini daha çürütüyor. İddialara göre, Berat K., soruları Baki S.`ye maille göndermişti. Ancak soruşturma sırasında Berat K.`nin bilgisayarında soruların izine dahi rastlanmamıştı. Jandarma Kriminal Raporu`nda `03227 No`lu soru dosyasının bilgisayara flash diskle girdiğini kaydediyor. Kriminal raporun 3. maddesi şöyle: “Eğitim son.pdf” isimli dosyanın; 2010 KPSS Eğitimi Bilimleri sorularını içerdiği değerlendirilen ve tarafımızdan silinmiş alandan kurtarılıp “2010_589” numaralı raporumuzun Lahika-1`inde gönderilen CD-R içerisindeki “KPSS Soru” klasöründe yer alan “03227.pdf” isimli dosya olduğu, bilgisayara “001CC0C60DDAC021542D07B3” seri numaralı “Kingston DataTraveler 2.0” marka bir flash disk ile geldiği değerlendirilmektedir.BAKİ S.`NİN, “SORULAR MAİLLE GELDİ” İDDİASI ÇÜRÜDÜJandarma raporunda soruların mail üzerinden gönderildiği iddiası tamamen çürüyor. Soruşturmada kilit isim olarak gözaltına alınan Baki S. soruların Berat K. tarafından kendisine maille gönderildiğini iddia etmişti. Jandarma Kriminal de, soruların Baki. S.`nin bilgisayarında `hotmail.zip` içerisinde kayıtlı olduğunu tespit etti. Bunun üzerine savcılık Microsoft şirketine ait Hotmail`den şüphelilerin mail trafiğini istedi. Hotmail`den gelen cevapta Baki S. ile Berat K. arasında tek bir mail alışverişi bile olmadığını bildirdi. Jandarma Kriminal Raporu`nda bu durum teyit ediliyor. Raporun 2. maddesi “Hotmail.zip” arşiv dosyasının bilgisayara “001CC0C60DDAC021542D07B3” seri numaralı flash diskle aktarıldığını vurguluyor. [BELGEYİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ]KUMPAS BELGESİNİN BULUNDUĞU FLAHS DİSK BİR GÜN SONRA ORTAYA ÇIKTISoruşturma savcısı Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Ayhan Gökalp`in emriyle operasyon yapan Jandarma ekipleri, Baki S.`nin evinde ve akrabalarının iskanlarında, arama yapmıştı. 2 Eylül 2010`da yapılan operasyona ait belgeler, içinde KPSS sorularının bulunduğu 3227 Nolu belgenin yer aldığı flash disk`in aramalarda bulunmadığını ortaya koyuyor. Jandarma aramalarında Baki S.`nin amcası Mevlüt S.`ye ait evde yapılan aramalarda bilgisayarın yanı sıra 1 adet flash bellek bulunuyor. Yine aynı gün yapılan operasyonda Baki. S`nin babası Mustafa S.`nin evinde yapılan aramada sarı-beyaz renkli 1 adet 4 cb`lik flash bellek bulunuyor. Baki S.`nin kardeşinde ise bir belge ya da diske rastlanmıyor. Olay yeri arama tutanaklarında Jandarma ekipleri tarafından kayıt altına alınan bu duruma rağmen, soruşturma savcısının bir gün sonra hazırlattığı tutanakta Mevlüt S.`nin evinde 3 adet flash bellek bulunduğu görülüyor. Üstelik aramalarda bulunmayan 3. Flash diskin tesadüfen (!) 3227 nolu soru dosyasının yer aldığı flash disk olduğu tutanaklarla görülüyor.Skandallar bununla sınırlı değil. Operasyonda Baki S.`ye ait bilgisayara el konuluyor. Ancak kanuna göre, el konulan bilgisayarın imajı alınırken bir kopyası da bilgisayarın sahibine verilmesi gerekiyor. Ancak imaj alma işlemi hukuka aykırı olarak olaydan 24 saat sonra yapılmış. Ayrıca talebine rağmen, bilgisayarın hard diskinin kopyası Baki S.`ye verilmemiş.Soruşturmanın neden 5 yılda bitmediği anlaşıldıYalvaç`ta başlayan soruşturma Ankara`daki KPSS soruşturmasıyla birleştirildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yalvaç`ta elde edilen bilgi ve belgeleri istedi. Ancak Yalvaç Başsavcısı Ayhan Gökalp`in neredeyse tüm soruşturmanın kaynağı olarak gösterilen Baki S.`ye ait bilgisayarın hard diskini, Ankara`ya belgeleri götüren polislere teslim etmediği ortaya çıktı. Buna anlam veremeyen polislerin durumu tutanakla kayıt altına aldığı tespit edildi. Polisler tutanağa şunları yazdı: “Jandarma görevlilerine adliyede görülen harici hard disk sorulduğunda Yalvaç C. başsavcısının talimatı ile harici hard disk`i Jandarma Kriminal Laboratuvarı`na gönderilmesi talimatını aldıklarını beyan ederek biz görevlilere sadece evrakların bulunduğu kapalı zarf ile ağzı mühürlü çuvalı teslim etmiştir.”Jandarmaya: Cemaati tanımam, savcıya: Evlerde kaldım2010`da başlayan KPSS Eğitim Bilimleri Soruşturmasındaki skandallar sadece kumpas dosyası 3227 ile sınırlı değil. Soruşturmanın her aşamasında kumpas ve kurgu göze çarpıyor. Soruşturmanın kilit ismi olan ve soruların bilgisayarında bulunduğu iddia edilen Baki S.`nin verdiği çelişkili ifadeler kumpas iddialarını güçlendiriyor. 2010 yılında gözaltına alındığında jandarma sorgusunda cemaat ya da tarikat bağlantısı olmadığını savunan Baki. S. 1 hafta sonra soruşturma savcısı Ayhan Gökalp`e cemaat evlerinde kaldığını ve KPSS sorularının da Berat üzerinden kendisine cemaat vesilesiyle geldiğini iddia etti.


17 Ocak 2015 Cumartesi  02:17

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

posta gazetesi01 12 2008  7 aralık 1992  muhtarliz yayınları 4 bds sınav sonuçları 7 sınıf  enver onur  hırsızlık ızmır 30 ocak  1970 toplumsal olayları  tuncel kurtiz  ayşe meral cenazesi  ceple kazan ibrahim acar  kürt meselesi ülke tv  16 ağustos trt 1 kaza haberi yayını  ultrason tanı  eylül 2009 habertürk arşivi  yeni asır gazetesi 30 mayıs 2009 ana sayfa  en son ölüh güney eki  m serkan esen  yenı asır 30 kasım 2009  denızlı pekdemır  deryalı günler 14 ekim 2009 video  bingolde yakalanan eroın 22 10 2008  winnendende son olay  tellonun antalyaya attığı gol görüntüsü