Bulunan Haber Sayısı: 146
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Sabah

Gündem - KPSS`de eş-dost da yüksek başarılı çıktı


KPSS`de yüksek başarı elde edenlerin yakınlarının da `çok başarılı` olduğu ortaya çıktı. 10 Temmuz 2010`da yapılan genel kültür, genel yetenek ve eğitim bilimleri alanlarından oluşan KPSS sınavında, sınav...Devamı için tıklayınız


30 Mayıs 2015 Cumartesi  02:39

Zaman

Ekonomi - `Türk ekonomisinde keskin bir düşüş yaşanıyor`


İngiliz The Economist Dergisi`nde Türkiye`de demokrasinin tehdit altında olduğu ve ekonominin zayıfladığına yönelik bir makale yer aldı. AKP`nin ilk zamanlarında ekonomide yaşanan yükseliş hatırlatılırken son zamanlarda ekonominin yavaşlamasına ve işsizliğin artışına dikkat çekildi. İngiliz The Economist Dergisi, Türkiye`de milletvekili seçimlerine sayılı günler kala bir makale yayımladı. Seçimlerin Türkiye için adeta bir yol ayrımı olduğuna dikkat çeken Economist, ülkede demokrasinin tehdit altında olduğu ve ekonominin zayıfladığına dikkat çekti. Economist, AKP`nin ülkenin neredeyse iflasın eşiğine sürüklemiş koalisyon hükümetlerden sonra ve IMF`nin 2001 kurtarma planı döneminde göreve gelmesine dikkat çekti. 2001`den bu yana enflasyonun düştüğü, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) ve dış yatırımların arttığı, Türkiye`nin 10 yıl içinde dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olma hedefi olduğunu hatırlattı. Ancak ekonomide yaşanan bu olumlu gelişmelerin ardından, ekonomide büyümenin “keskin bir şekilde düşüş” yaşadığına dikkat çekti. Makalede grafik eşliğinde GSYH ve Türk Lirası`nın dolar karşısındaki düşüşü örnek olarak gösterildi. İngiliz dergisi, Türkiye ekonomisinin emlak ve inşaat sektörüne bağımlılığı olduğuna vurgu yaparak, bunu `bir zayıflık` olarak yorumladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın faiz oranlarını düşük tutması için Merkez Bankası`na (MB) yönelik sert eleştirileriyle (saldırılarıyla) yabancı yatırımcının güvenini zedelediği anlatıldı. MB`ye yönelik çıkışların bankanın bağımsızlığına zarar verdiği belirtilirken, bu gibi nedenlerden dolayı, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye`nin kredi notunu gözden geçirmesinin sürpriz olmayacağı kaydedildi. İşgücüne katılım oranının düşüklüğü ve yüksek teknoloji ürünlerin üretilmemesi, Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyen unsurlar olarak gösterildi. Ekonomik büyümesinin yüzde 3 veya daha az olabileceği öngörüldü. İşsizlik oranının da yüzde 11 seviyesinde seyrettiği belirtildi. YOLSUZLUK KORKUSU BÜYÜYOR Türkiye`de yolsuzluk kokusunun büyüdüğüne dikkat çekilen makalede, ülkenin Uluslararası Şeffaflık Örgütü`nün Yolsuzluk Algı Endeksi`nde 64. sırada yer aldığı ifade edildi. Türkiye`nin Küba ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin de altında yer aldığına dikkat çekilirken hükümetin yargı ve polis üzerindeki kontrolü artırmak için yasalar çıkardığı belirtildi. “Erdoğan ve Türkiye için büyük bir an” başlığı ile yayımlanan makalede Türkiye`nin dış politikası, ekonomisi, barış süreci ve güçlü bir başkanlık sistemi konuları analiz edildi. “Erdoğan`ın güçlü bir başkanlık için hazırladığı planların rahatsızlık verdiği” ifadesine yer veren İngiliz dergisi, Türkiye`nin dış politikası için `kibir felaketi` yorumunu yaptı. Geçmiş dönemde AKP`nin iktidara gelmesiyle enflasyonun düştüğü, GSYH`nin ve dış yatırımların arttığı hatırlatıldı. Ancak son zamanlarda ekonominin yavaşladığı, işsizliğin arttığı ve dış politikada büyük bir yenilgi alındığına dikkat çekildi.


30 Mayıs 2015 Cumartesi  02:20

Zaman

Manşet - Mehmet Kamış - Öğretmene, hasta yatağında zulüm


6 Şubat günü sabah namazına kalktıkları esnada boğazına takılan balgam, zaten dar olan nefes borusunu tıkamış, iki dakika süren bu nefessizlik hali onun komaya girmesine ve derin bir uykuya dalmasına neden olmuştu. Hülya Hoca Hanım, daha önce nefes borusunun darlığıyla ilgili tedavi görmüştü ancak bu, balgamın nefes borusunu tıkamasını engelleyememişti. Bu olayın meydana gelmesinden sonra eşi Ömer Hoca`nın hayatı, eşinin başında hastanede geçmeye başlamıştı. Ömer Hoca, yoğun bakımda bulunan eşine her gün, kayda aldığı çocukları Berfin`in, Safiyye`nin, Ahmet Faik`in sesini dinletiyordu. Çocukların konuşmaları bitince Kur`an dinletiyor, tesbihat ve Cevşen okuyordu. O da sadece bu seslere tepki veriyordu. 7 Şubat, 8, 9, 10, 11, 12 Şubat... 24, 25 Mayıs... Ömer Hoca, aylarca her gün hiç bıkmadan, hiç yılmadan, sabır ve sebatla bunları yapmaya devam etti. Aynı zamanda meslektaşı olan eşinin gözünü kıpırdatmasını, ellerini oynatmasını, söylediklerinin birazını da olsa anlıyor olmasını anbean izledi. Hasta yatağındaki öğretmenin sağlığıyla ilgili gelişmeleri, öğrencilerine, sevenlerine, çocuklarına günü gününe anlattı. En küçük bir iyileşmeyi sanki sağlığına kavuşmuş heyecanıyla ve sevinciyle karşıladı. Hülya Hoca`yı biz ailece 2003 yılında tanımıştık. O, oğlumun ilk öğretmeniydi. Onunla okumayı, yazmayı, kalem tutmayı, anneden ayrılmayı öğrenmişti. 28 Şubat soğuğunun kendini hissettirdiği bir zamanda öğretmenlik yapıyor olmasına rağmen sanki `adanmış insan` cümlesinin cisimlenmiş haliydi. Çocuklar, öğretmen kelimesiyle onunla karşılaşmıştı. Anne mi, öğretici mi, sırdaş mı belli olmayan ve hepsinin birbirinin içine girdiği bir kelimeydi bu, bizim çocuklar için... Birkaç yıl sonra oğlumun okulunu bırakıp İzmit`e yerleşmiş olmasına rağmen o sınıfın öğrencileri onu hiç terk etmedi. Hülya Hoca onlar için `anne yarısı` kelimesinin karşılığı olarak kaldı her zaman. Kazayı öğrendikten sonra o öğrencileri de neredeyse her gün öğretmeninin sağlığını takip edip aldıkları bilgileri diğer arkadaşlarıyla paylaştılar. Her küçük gelişmeyi anbean birbirlerine aktardılar. Dualar ettiler, dualar ettirdiler. Ömer Hoca hem kendi çocuklarının, hem binlerce öğrencisinin kıpır kıpır eden yüreklerine iyi bir haber verebilmek için yapabileceği hiçbir şeyden geri durmadı. Sabırla, sabırla, sabırla… Duyduk ki Ömer Hoca, dört aydır bir an bile ayrılmadığı eşinin başucundan apar topar götürülmüş, 5 sene önce iptal edilen KPSS sınavı nedeniyle gözaltına alınmış. Hem de kendisiyle ilgili hiçbir somut delil, hukukun ciddiye alacağı hiçbir mesnet olmadan... Hoca hanımın başında refakatçi kalıyor olmasına rağmen sabah namazında evini basmışlar onlarca polisle! Anne acısı yaşayan minicik çocukların yüreğine bu sefer de baba kaygısı düşürmüşler. Cadı avı yapan orta çağlılar gibi, mesnetsiz, delilsiz, hukuksuz bir şekilde zulüm defterlerine yeni bir sayfa daha eklemişler. Suçüstü olmuş, iş üstünde yakalanmış olanlar, öfkelerini küçücük çocuklardan, hasta yatağında şifa bekleyenlerden çıkartıyor. Hırsızlıktan yakalanan kendi çocukları hesap vermesin diye bütün masum çocuklara kıyıyorlar. Kadri Cemil Yiğit`in dediği gibi “Ebleh çocukları hesap vermesin diye bu milletin çocuklarına kıyanların Allah hakkından gelsin.”


30 Mayıs 2015 Cumartesi  02:01

Zaman

Manşet - Telefon sinyalleri üzerinden KPSS operasyonuna devam


Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ile ilgili algı operasyonlarının üçüncüsü dün gerçekleştirildi. 19 ilde 44 kişi hakkında gözaltı kararı alındı, 25 kişi gözaltına alınarak Ankara Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü`ne getirildi. Ankara Savcısı Yücel Erkman, gözaltı gerekçesini `örgüte üye olma, belgede sahtecilik ve dolandırıcılık` iddialarına dayandırdı. Gözaltı listesini ilk iki operasyonda olduğu gibi HTS kayıtları (aynı baz istasyonundan telefonun sinyal vermesi) oluşturuyor. Soruşturma dosyasında ayrıca şüpheli olarak 3 bin 227 kişinin adı yer alıyor. Bunlardan bin 950`sinin kendi arasında iletişim kurduğu öne sürülüyor. Bunun yanı sıra sınavdan tam puan alan kişilerden bazılarının da karı-koca ve yakın akraba olduğu ileri sürülüyor. Ancak gözaltı listesinde söz konusu dönemde kopya çekmekle suçlanan hiç kimsenin olmadığı belirtiliyor. SINAV SORULARI DIŞARI ÇIKARILMIŞTI Öte yandan soruşturmayla ilgili olarak 2012 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, ÖSYM`de çalışan 60 kişinin şüpheli olarak ifadesine başvurdu. Siber suçlar polisi, ifadeye çağırdığı şüphelilere, kurumda kullandığı bilgisayarlarındaki KPSS öncesi şüpheli e-mail hareketleri ile bilgisayar kasasına belli aralıklarla yerleştirilen harici disklerin nedenini sordu. İncelemelerde hazırlanan sınav sorularının kurumda görevli bazı kişiler tarafından harici disklerle dışarıya çıkarıldığı belirlendi. O dönem kopya iddiasıyla gözaltına alınan sınav çetesinin işlediği suçlar telefon görüşmelerine yansımış, polis fezlekesinde de yer almıştı. Gazi Üniversitesi`nde öğretim görevlisi olan O.A.U.`nun lideri olduğu iddia edilen organize kopya şebekesinin Ankara, Elazığ, Konya, Bursa, Malatya, Karaman, Yozgat başta olmak üzere birçok ilde faaliyet gösterdiği tespit edilmişti. Ancak bu kişiler daha sonra serbest bırakılmıştı. FUAT AVNİ HAKKINDA SORUŞTURMA Soruşturmada geçtiğimiz aylarda gözaltına alınan bazı eğitimcilere gizli tanık olmaları yönünde baskı yapıldığı ortaya çıkmıştı. Bu kapsamda Isparta`da gözaltına alınan ve o dönem bilgisayarında soruların bulunduğu iddia edilen Baki S.`nin arkadaşı olan S.M.İ.`nin bu uygulama sonucunda itirafçı yapıldığı tespit edilmişti. Soruşturmanın kilit isimlerinden Baki S. de gizli tanık olmayı kabul etmişti. Bu iki ismin dışında, 3 kişi daha gizli tanık oldu. Ayrıca sosyal medya fenomeni Fuat Avni, operasyonu yine önceden bildi, birkaç gün önce operasyon yapılacağını duyurmuş ve hakimlerin de ayarlandığını öne sürmüştü. Ankara Başsavcılığı, Fuat Avni hakkında soruşturma başlattı.


27 Mayıs 2015 Çarşamba  02:15

Zaman

Manşet - Sınav kalkmadı, dershaneler kaldırıldı; Velilerde 2016 kâbusu


Dershanelerin 1 Eylül 2015`te kapatılması kararı, gelecek yıl sınava girecek 900 bin lise ve 1 milyon 400 bin ortaokul öğrencisi ile velilerini kara kara düşündürüyor. Öğrencilerin sınava nasıl hazırlanacağı tam bir muamma. Ayrıca hükümetin, maddi yükü azaltacak iddiasıyla sunduğu sistem, sınava hazırlık maliyetini en az ikiye katlıyor. Lise sona geçen öğrenci, iyi bir üniversiteye girmek istiyorsa dershaneden dönüşen temel liselere gitmek ya da özel ders almak zorunda. Temel liselerin fiyatı 6 bin liradan başlıyor, 20 bine kadar çıkıyor. Bu, yıllık 1.500 ile 4 bin lira arasında olan dershane ücretini katlıyor. Özel ders ile sınava hazırlanmanın faturası da yaklaşık 24 bin lira. Diğer seçenek Milli Eğitim Bakanlığı`nın (MEB), okullarda açtığı takviye kursu. Ancak Kırşehir`deki bir okulda 1.500 lira `ek ders` parası istenmesi, okul kurslarının söylendiği gibi ücretsiz olmayacağını, veliye dershane kadar maliyet yükleyeceğini gösteriyor. Mezun olmuş ama üniversiteye giremeyen öğrencilerin temel liselerden hazırlık hizmeti alma imkânı yok. Onlar için tek alternatif Halk Eğitim Merkezleri. Bu kurumların eğitim kalitesi ve öğrenciye ne kadar destek sunacağı belirsiz. Dershaneler 1 Eylül`de kanun zoruyla kapanacak ama eğitim sisteminden kaynaklanan takviye ders ihtiyacı bitmeyecek. Her yıl liselere yerleştirme sınavına yaklaşık 1 milyon 400 bin öğrenci, üniversite sınavlarına ise 2 milyonu aşkın aday giriyor. Büyük çoğunluğunu lise son sınıf öğrencilerinin oluşturduğu bu rakamın 500 binlik dilimini, mezun olup tekrar sınava girenler oluşturuyor. Tüm eğitim camiası zorunlu kapanma ve dönüşüme karşı çıkarken hükümet, uyarılara kulak tıkamış durumda. Eğitimciler, dershanelerin kapatılması için gerekçe gösterilen `vatandaş ineğini satmak zorunda kalıyor` tezinin de gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor. Aileleri sınava hazırlık için bir inek parasından daha fazlasını bulmaya itecek bir sistemin oluşacağının altını çiziyorlar. Dershanenin bir veliye maliyeti yerel olarak farklılıklar gösterse de yıllık olarak bin 500 ile 4 bin lira arasında değişiyordu. Kapatmayla birlikte boşluğu dolduracak alternatiflerin veliye yansıması ise şöyle olacak: Devlet okulunda 1.500 liraya dershane! Dershaneleri kapatma girişimi ile doğacak ihtiyacı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okullarda açtığı takviye kurslarla gidermeye çalışıyor. Ders başına ücret alan okuldaki öğretmenlerle, öğrencilere kurs veriliyor. Beklenen ilgiyi görmeyen bu kurslar yerine veliler başka arayışlara yöneliyor. Yine, Kırşehir`de bir okulda velilerden `ek ders` adı altında istenen para skandal niteliğinde. MEB`e şikâyet mektubu gönderen veli ek ders adı altında ve zorunlu olarak kendisinden 1.500 lira istenmesine tepki gösterdi. Veli mektubunda, lisede okuyan çocuğundan hafta içi ve hafta sonları verilecek dershane hizmeti için, dershane bedelini bile aşan miktarlar istendiğinin altını çizdi. Mezunlar HEM`lere! Dershaneden temel liseye dönüşen okullar da lise son sınıfa geçen öğrenciler için alternatiflerden biri. Dershaneler kapanacak düşüncesi ile ek ders desteğini bu okullara geçerek almak isteyen öğrenciler, şimdiden kayıt yaptırıyor. Söz konusu liselerde öğrenciler hem okul müfredatına hem de sınav sistemine yönelik eğitim alacak. 2018-2019 yılına kadar eğitim verebilecek olan bu okulların fiyatı yıllık 6 bin liradan başlıyor. 20 bin liraya kadar çıkıyor. Mezun öğrencilerin ise sınava hazırlıkta dönüşüm lisesinden hizmet alma şansı yok. Mezunlara, tek alternatif Halk Eğitim Merkezleri (HEM) kalıyor. Buralardaki eğitim kalitesi ve ne kadar öğrenciye eğitim desteği sunacağı ise muamma. Tek ders veren kurslar 12 bin lira Bir diğer alternatif ise `Matematik ve Fizik Kurs Merkezi`, `Eğitim Danışmanlık` gibi adlarla faaliyet gösteren yerler. Fakat burada hem kurslar sınırlı hem de belirli dersleri verebildikleri için alınacak derslere göre fiyatlandırma yapılıyor. Ödenecek paranın bir ders için yıllık 2 bin ile 3 bin lira arasında değişmesi bekleniyor. Sınavlara hazırlanan adayların en az 4 ders aldıkları düşünülürse kursun maliyeti 12 bin lirayı buluyor. Özel ders isteyen 24 bin lira verecek Bu seçenek yasal olarak bir zemine oturmamakla birlikte, gelir durumu yüksek ailelerin evlerinde ders aldırma yöntemi olarak ortaya çıkıyor. Bir ders ücreti 60-300 lira arasında değişiyor. Ortalama 150 lira olduğu düşünülerek basit bir hesaplama yapıldığında, haftalık en az 4 ders alan bir öğrencinin aylık ödemesi gereken tutar 2 bin 400 lirayı buluyor. 10 aylık sınava hazırlık maliyeti ise 24 bin lira. Uzman olmayan bir ders veren tercih edilirse yıllık rakam ancak 9 bin 600 liraya düşüyor. `Veliye de öğrenciye de yazık` Aktif Eğitim-Sen Genel Başkanı Osman Bahçe, dershaneleri kapatmanın zararının veliye ve gençlere çıkacağına dikkat çekiyor. Sınavlar var olduğu sürece velilerin çocuklarına takviye eğitimi aldıracağını ve daha ciddi bedeller ödemek zorunda kalacağını vurgulayan Bahçe şu tespit ve uyarılarda bulunuyor: “Dershaneleri kapatan devlet hafta sonları bizzat kendisi devlet okullarında dershanecilik yapmaya kalkıyor ve başarılı olamıyor. Sınavlara hazırlama bahanesiyle veliden para alsa da devlet mantığıyla hareket ediyor. Dershanelerde oluşan sinerji oluşmadığından velinin parasına, çocukların zamanına yazık olacak. Hükümet dershanelerin kapanması sürecinde hiçbir mağduriyet yaşatmayacağını söyledi ancak bu sözleri yerine getirmedi. Dershane öğretmenlerini MEB`de işe alarak mağdur etmeyeceklerini söylediler, ancak bazılarını eleyebilmek için subjektif sözlü sınav getirdiler. Dershaneleri okula dönüştürerek işletmecileri mağdur etmeyeceklerini söylediler, ancak iptal edilmiş yönetmeliklere bağlı taciz denetimleriyle, düzmece şikâyetlerle başlatılan soruşturmalarla bazı kurumları dönüştürmemek için kampanya başlattılar. Bakan düzeyinde beyanlarla `millete ait bazı kurumlara bir yolunu bulup dönüşüm izni vermeyeceklerini` ifade ettiler. Süreci başlatırken söylenen gerekçelerin tamamı bahaneymiş.”


26 Mayıs 2015 Salı  04:00

Zaman

Manşet - Sınav kalkmadı, dershaneler kapatıldı; Velilerde 2016 kâbusu


Dershanelerin 1 Eylül 2015`te kapatılması kararı, gelecek yıl sınava girecek 900 bin lise ve 1 milyon 400 bin ortaokul öğrencisi ile velilerini kara kara düşündürüyor. Öğrencilerin sınava nasıl hazırlanacağı tam bir muamma. Ayrıca hükümetin, maddi yükü azaltacak iddiasıyla sunduğu sistem, sınava hazırlık maliyetini en az ikiye katlıyor. Lise sona geçen öğrenci, iyi bir üniversiteye girmek istiyorsa dershaneden dönüşen temel liselere gitmek ya da özel ders almak zorunda. Temel liselerin fiyatı 6 bin liradan başlıyor, 20 bine kadar çıkıyor. Bu, yıllık 1.500 ile 4 bin lira arasında olan dershane ücretini katlıyor. Özel ders ile sınava hazırlanmanın faturası da yaklaşık 24 bin lira. Diğer seçenek Milli Eğitim Bakanlığı`nın (MEB), okullarda açtığı takviye kursu. Ancak Kırşehir`deki bir okulda 1.500 lira `ek ders` parası istenmesi, okul kurslarının söylendiği gibi ücretsiz olmayacağını, veliye dershane kadar maliyet yükleyeceğini gösteriyor. Mezun olmuş ama üniversiteye giremeyen öğrencilerin temel liselerden hazırlık hizmeti alma imkânı yok. Onlar için tek alternatif Halk Eğitim Merkezleri. Bu kurumların eğitim kalitesi ve öğrenciye ne kadar destek sunacağı belirsiz. Dershaneler 1 Eylül`de kanun zoruyla kapanacak ama eğitim sisteminden kaynaklanan takviye ders ihtiyacı bitmeyecek. Her yıl liselere yerleştirme sınavına yaklaşık 1 milyon 400 bin öğrenci, üniversite sınavlarına ise 2 milyonu aşkın aday giriyor. Büyük çoğunluğunu lise son sınıf öğrencilerinin oluşturduğu bu rakamın 500 binlik dilimini, mezun olup tekrar sınava girenler oluşturuyor. Tüm eğitim camiası zorunlu kapanma ve dönüşüme karşı çıkarken hükümet, uyarılara kulak tıkamış durumda. Eğitimciler, dershanelerin kapatılması için gerekçe gösterilen `vatandaş ineğini satmak zorunda kalıyor` tezinin de gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor. Aileleri sınava hazırlık için bir inek parasından daha fazlasını bulmaya itecek bir sistemin oluşacağının altını çiziyorlar. Dershanenin bir veliye maliyeti yerel olarak farklılıklar gösterse de yıllık olarak bin 500 ile 4 bin lira arasında değişiyordu. Kapatmayla birlikte boşluğu dolduracak alternatiflerin veliye yansıması ise şöyle olacak: Devlet okulunda 1.500 liraya dershane! Dershaneleri kapatma girişimi ile doğacak ihtiyacı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okullarda açtığı takviye kurslarla gidermeye çalışıyor. Ders başına ücret alan okuldaki öğretmenlerle, öğrencilere kurs veriliyor. Beklenen ilgiyi görmeyen bu kurslar yerine veliler başka arayışlara yöneliyor. Yine, Kırşehir`de bir okulda velilerden `ek ders` adı altında istenen para skandal niteliğinde. MEB`e şikâyet mektubu gönderen veli ek ders adı altında ve zorunlu olarak kendisinden 1.500 lira istenmesine tepki gösterdi. Veli mektubunda, lisede okuyan çocuğundan hafta içi ve hafta sonları verilecek dershane hizmeti için, dershane bedelini bile aşan miktarlar istendiğinin altını çizdi. Mezunlar HEM`lere! Dershaneden temel liseye dönüşen okullar da lise son sınıfa geçen öğrenciler için alternatiflerden biri. Dershaneler kapanacak düşüncesi ile ek ders desteğini bu okullara geçerek almak isteyen öğrenciler, şimdiden kayıt yaptırıyor. Söz konusu liselerde öğrenciler hem okul müfredatına hem de sınav sistemine yönelik eğitim alacak. 2018-2019 yılına kadar eğitim verebilecek olan bu okulların fiyatı yıllık 6 bin liradan başlıyor. 20 bin liraya kadar çıkıyor. Mezun öğrencilerin ise sınava hazırlıkta dönüşüm lisesinden hizmet alma şansı yok. Mezunlara, tek alternatif Halk Eğitim Merkezleri (HEM) kalıyor. Buralardaki eğitim kalitesi ve ne kadar öğrenciye eğitim desteği sunacağı ise muamma. Tek ders veren kurslar 12 bin lira Bir diğer alternatif ise `Matematik ve Fizik Kurs Merkezi`, `Eğitim Danışmanlık` gibi adlarla faaliyet gösteren yerler. Fakat burada hem kurslar sınırlı hem de belirli dersleri verebildikleri için alınacak derslere göre fiyatlandırma yapılıyor. Ödenecek paranın bir ders için yıllık 2 bin ile 3 bin lira arasında değişmesi bekleniyor. Sınavlara hazırlanan adayların en az 4 ders aldıkları düşünülürse kursun maliyeti 12 bin lirayı buluyor. Özel ders isteyen 24 bin lira verecek Bu seçenek yasal olarak bir zemine oturmamakla birlikte, gelir durumu yüksek ailelerin evlerinde ders aldırma yöntemi olarak ortaya çıkıyor. Bir ders ücreti 60-300 lira arasında değişiyor. Ortalama 150 lira olduğu düşünülerek basit bir hesaplama yapıldığında, haftalık en az 4 ders alan bir öğrencinin aylık ödemesi gereken tutar 2 bin 400 lirayı buluyor. 10 aylık sınava hazırlık maliyeti ise 24 bin lira. Uzman olmayan bir ders veren tercih edilirse yıllık rakam ancak 9 bin 600 liraya düşüyor. `Veliye de öğrenciye de yazık` Aktif Eğitim-Sen Genel Başkanı Osman Bahçe, dershaneleri kapatmanın zararının veliye ve gençlere çıkacağına dikkat çekiyor. Sınavlar var olduğu sürece velilerin çocuklarına takviye eğitimi aldıracağını ve daha ciddi bedeller ödemek zorunda kalacağını vurgulayan Bahçe şu tespit ve uyarılarda bulunuyor: “Dershaneleri kapatan devlet hafta sonları bizzat kendisi devlet okullarında dershanecilik yapmaya kalkıyor ve başarılı olamıyor. Sınavlara hazırlama bahanesiyle veliden para alsa da devlet mantığıyla hareket ediyor. Dershanelerde oluşan sinerji oluşmadığından velinin parasına, çocukların zamanına yazık olacak. Hükümet dershanelerin kapanması sürecinde hiçbir mağduriyet yaşatmayacağını söyledi ancak bu sözleri yerine getirmedi. Dershane öğretmenlerini MEB`de işe alarak mağdur etmeyeceklerini söylediler, ancak bazılarını eleyebilmek için subjektif sözlü sınav getirdiler. Dershaneleri okula dönüştürerek işletmecileri mağdur etmeyeceklerini söylediler, ancak iptal edilmiş yönetmeliklere bağlı taciz denetimleriyle, düzmece şikâyetlerle başlatılan soruşturmalarla bazı kurumları dönüştürmemek için kampanya başlattılar. Bakan düzeyinde beyanlarla `millete ait bazı kurumlara bir yolunu bulup dönüşüm izni vermeyeceklerini` ifade ettiler. Süreci başlatırken söylenen gerekçelerin tamamı bahaneymiş.”


26 Mayıs 2015 Salı  02:10

Sözcü

Gündem - AÖF final sınav soruları ve AÖF sonuçları ne zaman açıklanacak?



27 Mayıs 2015 Çarşamba  09:40

Zaman

Manşet - Gümrük müşavirliğinde liyakat gitti, mülakat geldi


Gümrük Yönetmeliği`nde yapılan son değişiklikle gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığına yazılı sınavdan sonra sözlü sınav şartı getirildi. Gümrük müşaviri olmak için yazılı ve sözlü sınavlarının her birinden 70 veya üzeri, gümrük müşavir yardımcısı olmak içinse 60 veya üzerinde puan almak gerekiyor. Yönetmelik değişikliğiyle daha önce yapılan ön eleme de kaldırıldı. Böylece kamu personeli olabilmek için siyasi referans şart haline geldi. VIP torpil iddiaları ve kadrolaşmanın gündemden düşmediği bugünlerde torpilin önünü açacak bir uygulama daha hayata geçirildi. 13 Mayıs 2015 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği`nde değişikliklere gidildi. Yönetmeliğin 566, 567, 568 ve 569`uncu maddelerindeki değişikliklerle gümrük müşaviri alımlarında ön eleme kaldırılarak sözlü sınav şartı getirildi. Daha önce sadece yazılı sınavla gümrük müşavir yardımcısı olunabilirken yeni değişiklikle yazılı sınav dışında sözlü sınav uygulamasına geçildi. Böylece gümrük müşaviri olmak için yazılı ve sözlü sınavlarının her birinden yetmiş veya üzerinde puan almak, gümrük müşavir yardımcısı olmak içinse yazılı ve sözlü sınavlarının her birinden altmış veya üzerinde puan almak gerekiyor. Gümrük Yönetmeliği`nde yapılan söz konusu değişiklik şöyle: Madde 566-(1) Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavları, yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamada yapılır. (2) Yazılı sınavı kazananlar, Bakanlıkça tayin edilecek yer ve zamanda sözlü sınava tabi tutulur. (3) Yazılı sınavın zamanı ve başvuru koşulları en az bir ay önce ilan edilir.” TORPİLİ OLMAYANA MEMURLUK HAYAL Kadrolaşmayla birlikte AKP, `parti devleti` olma yolunda hızla ilerlerken, kamu personeli olmak için siyasi referans, neredeyse devlete girebilmenin yegane şartı oldu. Pek çok kurumda iktidar yanlısı kişiler, liyakate bakılmaksızın önemli makamlara getirilirken, merkezi sınav sistemi olan Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) adeta devre dışı bırakıldı. Referanslı adaylara yüksek mülakat puanları verilirken torpili olmayan vatandaş için memurluk hayal oldu.


25 Mayıs 2015 Pazartesi  02:12

Zaman

Gündem - 12 yıl önce işten ayrılan muhabirin imzasıyla iftira


Hükümet yanlısı Yeni Akit, yalan haberlerine her gün yenisini ekliyor. 23 Mayıs`ta isim verilmeden bir ev hanımına dayanılarak yapılan manşetten skandal çıktı. `2000 hâkimden karanlık plan` başlıklı haber, 12 yıl önce işten ayrılan muhabirin imzasıyla yayımlandı. Halis Mutlu, “Bu alçaklıktır, yasal haklarımı kullanacağım.” dedi. Hükümet yanlısı Yeni Akit Gazetesi, iftira ve saldırı içerikli yayınlarına bir yenisini daha ekledi. Algıda sınırları zorlayan yandaş medya gazetelerinden Yeni Akit, skandal bir yalana sarıldı. İsmini vermediği bir ev hanımının iddiasına dayanarak 23 Mayıs tarihinde manşetten yayınladığı `2000 hâkimden karanlık plân` başlıklı haberinde yaklaşık 12 yıl önce işten ayrılan muhabirinin imzasını kullandı. Haberde imzası bulunan ve şu anda Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak`ın basın danışmanı olan Halis Mutlu, Yeni Akit`in kendi ismini kullanarak yalan haber yayımlanmasına sert tepki gösterdi. Twitter hesabından açıklamalarda bulunan Mutlu, “Bir haberde ismimi kullanmak alçaklığın, şerefsizliğin zirvesidir. Avukatımla görüştüm, konuyla ilgili tüm yasal haklarımı kullanarak bu alçaklığın hesabını soracağız.” dedi. Konu ile ilgili Zaman`a özel açıklamalarda bulunan Mutlu, “Yeni Akit gazetesi yaptığı bu haberle İslamcı Medya`nın kindar yüzünün göstermiş oldu.” ifadelerini kullandı. Mutlu, “Benim kitabımda İslamcı medyanın haber mantalitesi, haberleri nasıl yaptığı, bakış açısı anlatılıyor. 23 Mayıs`ta Yeni Akit`te benim iznim dışında hem de imzam atılarak yayınlanan bu haber aslında onların yüzünü yani İslamcı görünen kindar medyayı teyit ediyor.” şeklinde konuştu. “Emniyeti aradım ve telefonumu nereden aldıklarını sordum.” diyen Mutlu şunları söyledi: “Telefona çıkan görevli, amirlerinden bu haber için araştırılma yapılması isteği geldiğini söyledi. Bunun üzerine polis, Yeni Akit`in Ankara bürosunu aramış. Onlar da İstanbul bürosunun numarasını vermişler. İstanbul Yeni Akit Bürosu`ndaki görevli de benim numaramı emniyete vermiş.” YAPILAN BİR HABERDE İSMİMİN KULLANILMASI ALÇAKLIĞIN ZİRVESİ Söz konusu gazetenin manşetinden haber yayınlandıktan sonra İzmir Emniyet Müdürlüğü`nden aradıklarında öğrendiğini dile getiren Mutlu, yaşadığı olayı Twitter hesabından paylaştı: “İzmir Emniyeti`nden aradılar, `Halis Bey, 23 Mayıs tarihli `2000 hakimden karanlık plan` haberinizle alakalı görüşmek isteriz` dediler. `Karıştırıyorsunuz galiba, ben şu an aktif gazetecilik yapmıyorum, haber falan da yazmadım` dedim arayan müdüre. `Nasıl olur, haberde sizin imzanız var` deyince müdür, nerede çıktı bu haber diye sordum ve `siz Yeni Akit`te değil misiniz?` karşılığını aldım. İnternetten bakıp kendilerine döneceğimi söyledim. 23 Mayıs`ta benim ismim kullanılarak yapılan şu haberi gördüm. Emniyet müdürünü arayıp 2003 yılında Akit`ten ayrıldığımı ve bu haberle alakam olmadığını söyledikten sonra gazeteyi aradım. Görüştüğüm arkadaşım ismi Ankara bürodakilerin kullandığını söyledi. Halis Mutlu diye biri var mı diye ısrarla sordum, yok, `mahreç` dedi. Şimdi, yapılan bir haberde ismimi kullanmak alçaklığın, şerefsizliğin zirvesi olmakla birlikte İzmir Emniyeti`ne benim telefonumu kim verdi? Emniyet arayıp “hayırdır” diye sormasa bu alçaklığın farkına varamayacaktım. Ve hâlâ düşünüyorum; İzmir Emniyeti benim telefonumu nereden biliyor?”


30 Mayıs 2015 Cumartesi  02:01

ODATV

Gündem - SBS ve LYS soruları da çalınmış


İşte TÜBİTAK raporu


25 Mayıs 2015 Pazartesi  10:58

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  

pazar eki magnum ev talihlileri  10 10 2009 tarihli yeni kıroba gazetesi  kuyumcu soygunu bagcılrda  ocak ayı hava durumu grafiği dalaman  analİz sinav sonuçlari  amerika üniversite mezunu  12mart atv haber izle  tibet türkyılmaz la ilgili haber  20 mart 2009 tarihli hürriyet gazetesi ilk sayfa  05 01 2011 atv ana haber  İzmİr bayraklı 75 yıl mahalle muhtarı  fox tv haber coçukların buldugu tarihi para  25 11 2009 foxon ana haber izle  16haziran 2009 antalya trafik kaza haberleri  haber arşivleri atv 23 ocak 2009  kon tv dunku canlı haberler  eskişehirde okullar tatilmi  16şubat 2011 habertürk arşiv  atv ana haber bülteni bergama  31 ocak 2010 posta gazetesi arşiv  15 11 2009 motorsiklet kazası ıstanbul  2010 2009 tarihli taraf gazetesi