Bulunan Haber Sayısı: 551
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Yolsuzlukları aklayan hakim ile adalet olmaz


CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, yolsuzluk operasyonunu yürüten polislerin gözaltına alınmasının hukuksuz olduğunu söyledi.Operasyonun Başbakan`ın doğrudan talimatıyla yapıldığını belirten Tanrıkulu, `Geçen hafta Türkiye`de yüzden fazla sulh hakimi atandı. Bunlardan 6`sı İstanbul`a atandı. Üçünün doğrudan yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili olarak Reza Zarrap, Başbakan`ın oğlu, Süleyman Aslan ve diğer bakan çocuklarının yakalama kararını kaldırdığını biliyorum. Süleyman Aslan`la ilgi mal varlığı tedbirini kaldıran bir hakimin hukukla ilgisi olabilir mi?` dedi.CHP Diyarbakır İl Başkanlığı`nda basın toplantısı düzenleyen Tanrıkulu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Basın toplantısına Suriye`ye silah taşıyan MİT TIR`larına ait belge ve dosyalarla gelen Tanrıkulu, ayrıntılı bilgiler verdi. Gazetecilerin soruları üzerine, öncelikle 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu gerçekleştiren polislerin gözaltına alınmasını değerlendiren Tanrkulu, operasyonun gece yarısı yapılmış olmasını, zamanlamasını, yapanları çok manidar bulduğunu dile getirdi. Tanrıkulu, `İnsanların sabah erken saatlerde gözaltına alınmasına hep karşı çıktık. Bir hukuksuzluk yapılmıştır. Operasyon zamanlaması hukuksuzdur. Zamanı ve yapma biçimi de manidardır. Doğudan Başbakan`ın talimatıyla yapıldığı ortaya koymaktadır. Neden hukuka aykırıdır? Geçen hafta Türkiye`de yüzden fazla sulh hakimi atandı. Bunlardan 6`sı İstanbul`a atandı. Üçünün doğrudan yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili olarak Reza Zarrap, Başbakan`ın oğlu, Süleyman Aslan ve diğer bakan çocuklarının yakalama kararını kaldırdığını biliyorum. Süleyman Aslan`ın tahliye kararı veren bu hakimin kendisi. Süleyman Aslan`la ilgi mal varlığı tedbirini kaldıran bir hakimin hukukla ilgisi olur mu? Zarrab`ın malları üzerinde tedbirin kaldırılmasının hukukla bir alakası yok. O zaman ifade etmiştim. Eğer Zarrab`ın mal varlığıyla ilgili tedbir kaldırılmışsa demek ki rüşvetin bakiyesi kalmıştır, mal varlığı serbest bırakılsın ki rüşvetin bakiyesini ödeyebilsin. Amacı budur. Yurtdışı yasağı kaldırılmışsa, alacakları vardır komisyon olarak, yurtdışına çık gel alacakların komisyon ver bize demektir. Yoksa bu tedbirler kaldırılmaz.` diye konuştu.`BAŞBAKAN BİRGÜN MUTLAKA RÜŞVETTEN VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇTAN YARGILANACAK`Yolsuzluk ve rüşvet operasyonundaki bu tedbirleri kaldıran hakimlerin şuan İstanbul`a atanmış ve rüşveti yolsuzluk operasyonlarını aklamaya çalıştığını anlatan Tanrıkulu, `Bakın hukuk devletinde intikam olmaz. Hukuksuz iş yapan varsa hukuk içinde yargılanır. Ama hukuk içinde ve adil şekilde. İntikam olmaz. Peki Başbakan 12 yıldır sadece kendisine mi haksızlık yapıldığını düşünüyor? Diyarbakır`da belediye başkanlarını tek sıraya dizmediler mi? Ellerine kelepçe vurmadılar mı? Başbakan o zaman ne söylemişti. `Suç işleyen varsa gereği yapılacaktır` demişti. Şimdi çıkmış başka bir şeyler söylüyor. Bu zihniyetin Türkiye`de mutabakatı, barışı sağlaması mümkün değildir. 12 yıldır Türkiye`nin Kürt meselesini elinde rehin tutan bir Başbakan var. Geçtiğimiz günlerde diyor ki `10 Ağustos`tan sonra hiçbir şey ötelenmeyecek`. Neden? 10 Ağustos`ta seçim var o yüzden. İnsaf ya! 12 yıldır iktidarsın. Bu zihniyetle barış olmaz. Daha dün akşam idamdan bahsediyor. Kafasında halen idam, ölüm, rüşvet ve sahtekarlık olan bir insanı biz Türkiye`de Cumhurbaşkanı yapmaya çalışıyoruz. Bu adam gerçekten büyük bir kibirle ortaya çıkmış Cumhurbaşkanı olacağım diyor. Bu hukuksuzluk bir gün mutlaka karşılığını bulacaktır. Ben kendisine uzun ömürler diliyorum. Sağ kalırsa bir gün mutlaka Türkiye`de rüşvetten sahtekarlıktan, uluslar arası ceza mahkemesi önünde de Roboski`den insanlığa karşı suçtan ve Suriye`deki savaştan, savaş suçunun faili olarak yargılanacaktır.` ifadelerini kullandı.`MİT TIRLARINDA FÜZE, BOMBA VE AĞIR SİLAHLAR VARDI İŞTE BELGESİ`Genel başkanlarının son dönemin en önemli belgelerini açıkladığını dile getiren Tanrıkulu, `Bu belgeler 19 Ocak 2014 Adana`da yakalanan TIR`larla ilgili. Bunlara 19 Ocak`tan sonra yayın yasağı getirildi. Başbakan bu TIR`larla ilgili `insani yardım` ifadesini kullandı. Üç adet TIR yakalanmıştı ve Suriye`ye insani yardım götürdüğü iddiası vardı. Ancak belgeler bunun böyle olmadığını ve Başbakan`ın yalanlarını ortaya koyuyor. Bu belgelerde üç TIR`da füze, füzeatar, füze rampası ve ağır savaş silahlarının olduğu ortaya çıktı. Bu savaş araçlarının, füzelerin, bomba atarların insani yardımla ne ilişkisi olduğunu sayın Başbakan açıklamak zorundadır. Bunlar çocuk bezi değil, çocuklara giden mama değil. Bunlar oradaki Türkmenler`e giden insani yardım değil, çadır değil, yiyecek değil. Tümü en ağır savaş araçlarıdır. Türk şoförlerin beyanlarına göre tümü Esenboğa`ya inen uçaktan TIR`lara yüklenmiş ve Adana`da durdurulmuş. Şimdi bunları sayın Başbakan kendi deyimiyle Esad kardeşine değil, kime gönderdi. Bugüne kadar Türkmenler`in orada bir savaşa dahil olduğuna dair bir bilgi yok. O zaman silahlar kime gitti? Başbakan açıklamak zorunda. Başbakan açıklamadı biz söyleyelim; Bunları El Kaide`ci IŞİD`çi kardeşlerine gönderdi. Eskiden Esad kardeşiydi, şimdi kendilerine terörist diyemediği küresel teröristlere göndermiştir. Ve Bizzat başbakan eliyle gönderilmiştir. Bunları sorgulamak durumundayız.` ifadelerini kullandı.`IŞİD`İN ESED`E KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ BİR SAVAŞ YOK`19 Ocak`tan beri IŞİD`in Şam`da ya da Suriye`de Esad rejimine karşı yürüttüğü bir savaşın olmadığını hatırlatan Tanrıkulu, `IŞİD, EL Kaide, Rojava`da Kürtlere, Araplara karşı savaş yürütmektedir. Sayın Başbakan da İŞİD`çi kardeşlerine dünyadan elde ettiği, Katar`dan elde ettiği silahları göndermiştir. Bu silahlar her gün yanı başımızda kardeşlerimize, masum halka karşı kullanılıyor. Bunun hesabını sayın Başbakan vermek zorunda. Bu en basit deyimiyle bir savaş suçudur. Uluslar arası hukuktaki karşılığı savaş suçudur. Küresel cihatçı örgütlere karşı MİT aracılığıyla Başbakan`ın gönderdiği bu silahlar bir savaş suçu kapsamındadır. Başbakan savaş suçu işlemiştir. Bugün bu suçu örtebilir. Yargıyı dizayn ederek örtebilir. MİT yasası çıkartarak soruşturmaların üstünü kapabilir ama uluslar arası ceza hukukunun hafızası kaybolmaz. 40 yıl sonra da olsa 2. dünya savaşının failleri yargılandı. Başbakan bu suçu işlemiştir.` dedi.`BAŞBAKANIN CİHATÇI GÜÇLERE GÖNDERDİĞİ SİLAHLAR KÜRTLERE VE MASUM HALKA KARŞI KULLANILDI`Başbakan`ın cihatçı güçlere gönderdiği silahların Kürtlere ve masum halka karşı kullanıldığını kaydeden Tanrıkulu, şöyle devam etti: `Bu belgelere neden yayın yasağı getirilmiştir? Bu soruşturmayı yapan savcılar neden sürülmüştür? Neden bu soruşturmayı yürüten subaylar görevlerinden alınmıştır? Eğer insani yardım ise TIR`larla giden çocuk bezi, mama ise neden yayın yasağı getirilmiştir? Çok ağır füze, füze rampaları gönderilmiştir ve bunlar El Kaide ve IŞİD`e verilmiştir. Bizzat Başbakan emriyle gönderilmiştir. Roboski`de insanlık suçu işlenmiştir. Türkiye`de rüşvet sahtecilik suçları işlenmiş ve bunların üstü kapatılmaya çalışılmıştır. Uluslar arası hukuk anlamında da Suriye`de cihatçı güçlere El Kaide ve IŞİD`e ağır silahlar gönderdiği için de insanlığa karşı suç işlemiştir. Bir gün mutlaka yargılanacaktır. Bu belgeler aynı zamanda mahkemelerde, elimizde.``SINIRDAKİ ÇATIŞMANIN IŞİD`LE BAĞLANTISI VAR`Şanlıurfa- Suriye sınırında yaşanan çatışmada şehit sayısı 3`e çıktığını ve şehitlere Allah`tan rahmet dilediğini belirten Tanrıkulu, `YPG olayın faillerinin kendisi olmadığını ifade etti. Bu olayın bir an önce aydınlığa kavuşturulması gerekiyor. Eğer bir ölüm meydana gelmişse bunu üstlenmekten çekinmeyen bir örgüt var. Eğer bunu yapmadım diyorsa Genelkurmay ve hükümetin bunun açık bir şekilde ortaya çıkarması gerekiyor. Faillerinin kuşkuya yer vermeyecek biçimde açığa çıkarılması lazım. Tabii ki bu olayın IŞİD`le bağlantısı var. IŞİD Suriye`de palazlandı, lojistik üs olarak Türkiye`yi kullandı. Bütün dünyanın silah ve insan kaynağı Türkiye üzerinden Suriye`ye gitti. Ve Suriye`de Esed rejimine karşı savaşmadı bunu çok iyi biliyoruz. Bağımsız gözlemciler, BM biliyor ki IŞİD Esed`e karşı savaşmadı amacı orada egemen bir toprak parçası elde etmekti. Orada palazlandı ve oradan elde ettiği güçle Kobani`ye geçmeye başladı. Kobani Kürtlerin. Cihatçı güçlerin orada halkı yok. Hükümet IŞİD ile olan duygusal bağını ortadan kaldırmalıdır. Lojistik desteklerini kesmelidir. IŞİD esas gücünü Türkiye`den almaktadır. Merkezleri Gaziantep`tedir. Bu destek sürmektedir. Bu bağ kesilmeden Türkiye`de barışı sağlayamazsın. Başbakan`ın barışla, demokrasiyle ilgisi olmadığını tekrar ifade edeyim.` ifadelerini kullandı.`KÜRECİK NATO KAPSAMINDA DEĞİL BAŞBAKAN YALAN SÖYLÜYOR`Başbakan Erdoğan`ın Yahudi cesaret ödülüyle ilgili bir soruya de Tanrıkulu, şöyle yanıt verdi: `Bu nişanı askıya al. Filistin ve Suriye`de barış olana kadar astım de. Barış olduğu zaman tekrar alsın. Hiç olmazsa manevi olarak bunu yapsın. Desin ki kardeşim ben bu nişanı duvara astım. Oğluyla çocuğumla işimiz yok. Allah bol kazanç versin ama helal versin. İsrail`le ticareti bir ay askıya al. Üçüncü olarak Kürecik... Ne diyor, NATO kapsamında diyor. Yalan söylüyor. Yalan söylemek bir siyasetçi için suçtur. Başbakan yalan söylüyor. Kürecik şuan itibariyle NATO`ya devredilmiş bir üs değil. NATO kapsamındadır ama ona devredilmiş değil. ABD tarafından yapılmıştır. Komutası ABD`nin elindedir ve İsrail`deki bütün üslerle, komutasıyla uyumludur. Obama kendisi geçen yıl açıkladı. Oradaki bilgiler Ortadoğu`daki dost ülkelerle paylaşılacaktır diye. ABD`nin dostu kimdir, İsrail`dir. Bu bilgiler aynı zamanda İsrail`le paylaşılmaktadır.`


23 Temmuz 2014 Çarşamba  16:15

Zaman

Manşet - Yolsuzluğu aklayan hakim ile adalet olmaz


CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, yolsuzluk operasyonunu yürüten polislerin gözaltına alınmasının hukuksuz olduğunu söyledi.Operasyonun Başbakan`ın doğrudan talimatıyla yapıldığını belirten Tanrıkulu, `Geçen hafta Türkiye`de yüzden fazla sulh hakimi atandı. Bunlardan 6`sı İstanbul`a atandı. Üçünün doğrudan yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili olarak Reza Zarrap, Başbakan`ın oğlu, Süleyman Aslan ve diğer bakan çocuklarının yakalama kararını kaldırdığını biliyorum. Süleyman Aslan`la ilgi mal varlığı tedbirini kaldıran bir hakimin hukukla ilgisi olabilir mi?` dedi.CHP Diyarbakır İl Başkanlığı`nda basın toplantısı düzenleyen Tanrıkulu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Basın toplantısına Suriye`ye silah taşıyan MİT TIR`larına ait belge ve dosyalarla gelen Tanrıkulu, ayrıntılı bilgiler verdi. Gazetecilerin soruları üzerine, öncelikle 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu gerçekleştiren polislerin gözaltına alınmasını değerlendiren Tanrkulu, operasyonun gece yarısı yapılmış olmasını, zamanlamasını, yapanları çok manidar bulduğunu dile getirdi. Tanrıkulu, `İnsanların sabah erken saatlerde gözaltına alınmasına hep karşı çıktık. Bir hukuksuzluk yapılmıştır. Operasyon zamanlaması hukuksuzdur. Zamanı ve yapma biçimi de manidardır. Doğudan Başbakan`ın talimatıyla yapıldığı ortaya koymaktadır. Neden hukuka aykırıdır? Geçen hafta Türkiye`de yüzden fazla sulh hakimi atandı. Bunlardan 6`sı İstanbul`a atandı. Üçünün doğrudan yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili olarak Reza Zarrap, Başbakan`ın oğlu, Süleyman Aslan ve diğer bakan çocuklarının yakalama kararını kaldırdığını biliyorum. Süleyman Aslan`ın tahliye kararı veren bu hakimin kendisi. Süleyman Aslan`la ilgi mal varlığı tedbirini kaldıran bir hakimin hukukla ilgisi olur mu? Zarrab`ın malları üzerinde tedbirin kaldırılmasının hukukla bir alakası yok. O zaman ifade etmiştim. Eğer Zarrab`ın mal varlığıyla ilgili tedbir kaldırılmışsa demek ki rüşvetin bakiyesi kalmıştır, mal varlığı serbest bırakılsın ki rüşvetin bakiyesini ödeyebilsin. Amacı budur. Yurtdışı yasağı kaldırılmışsa, alacakları vardır komisyon olarak, yurtdışına çık gel alacakların komisyon ver bize demektir. Yoksa bu tedbirler kaldırılmaz.` diye konuştu.`BAŞBAKAN BİRGÜN MUTLAKA RÜŞVETTEN VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇTAN YARGILANACAK`Yolsuzluk ve rüşvet operasyonundaki bu tedbirleri kaldıran hakimlerin şuan İstanbul`a atanmış ve rüşveti yolsuzluk operasyonlarını aklamaya çalıştığını anlatan Tanrıkulu, `Bakın hukuk devletinde intikam olmaz. Hukuksuz iş yapan varsa hukuk içinde yargılanır. Ama hukuk içinde ve adil şekilde. İntikam olmaz. Peki Başbakan 12 yıldır sadece kendisine mi haksızlık yapıldığını düşünüyor? Diyarbakır`da belediye başkanlarını tek sıraya dizmediler mi? Ellerine kelepçe vurmadılar mı? Başbakan o zaman ne söylemişti. `Suç işleyen varsa gereği yapılacaktır` demişti. Şimdi çıkmış başka bir şeyler söylüyor. Bu zihniyetin Türkiye`de mutabakatı, barışı sağlaması mümkün değildir. 12 yıldır Türkiye`nin Kürt meselesini elinde rehin tutan bir Başbakan var. Geçtiğimiz günlerde diyor ki `10 Ağustos`tan sonra hiçbir şey ötelenmeyecek`. Neden? 10 Ağustos`ta seçim var o yüzden. İnsaf ya! 12 yıldır iktidarsın. Bu zihniyetle barış olmaz. Daha dün akşam idamdan bahsediyor. Kafasında halen idam, ölüm, rüşvet ve sahtekarlık olan bir insanı biz Türkiye`de Cumhurbaşkanı yapmaya çalışıyoruz. Bu adam gerçekten büyük bir kibirle ortaya çıkmış Cumhurbaşkanı olacağım diyor. Bu hukuksuzluk bir gün mutlaka karşılığını bulacaktır. Ben kendisine uzun ömürler diliyorum. Sağ kalırsa bir gün mutlaka Türkiye`de rüşvetten sahtekarlıktan, uluslar arası ceza mahkemesi önünde de Roboski`den insanlığa karşı suçtan ve Suriye`deki savaştan, savaş suçunun faili olarak yargılanacaktır.` ifadelerini kullandı.`MİT TIRLARINDA FÜZE, BOMBA VE AĞIR SİLAHLAR VARDI İŞTE BELGESİ`Genel başkanlarının son dönemin en önemli belgelerini açıkladığını dile getiren Tanrıkulu, `Bu belgeler 19 Ocak 2014 Adana`da yakalanan TIR`larla ilgili. Bunlara 19 Ocak`tan sonra yayın yasağı getirildi. Başbakan bu TIR`larla ilgili `insani yardım` ifadesini kullandı. Üç adet TIR yakalanmıştı ve Suriye`ye insani yardım götürdüğü iddiası vardı. Ancak belgeler bunun böyle olmadığını ve Başbakan`ın yalanlarını ortaya koyuyor. Bu belgelerde üç TIR`da füze, füzeatar, füze rampası ve ağır savaş silahlarının olduğu ortaya çıktı. Bu savaş araçlarının, füzelerin, bomba atarların insani yardımla ne ilişkisi olduğunu sayın Başbakan açıklamak zorundadır. Bunlar çocuk bezi değil, çocuklara giden mama değil. Bunlar oradaki Türkmenler`e giden insani yardım değil, çadır değil, yiyecek değil. Tümü en ağır savaş araçlarıdır. Türk şoförlerin beyanlarına göre tümü Esenboğa`ya inen uçaktan TIR`lara yüklenmiş ve Adana`da durdurulmuş. Şimdi bunları sayın Başbakan kendi deyimiyle Esad kardeşine değil, kime gönderdi. Bugüne kadar Türkmenler`in orada bir savaşa dahil olduğuna dair bir bilgi yok. O zaman silahlar kime gitti? Başbakan açıklamak zorunda. Başbakan açıklamadı biz söyleyelim; Bunları El Kaide`ci IŞİD`çi kardeşlerine gönderdi. Eskiden Esad kardeşiydi, şimdi kendilerine terörist diyemediği küresel teröristlere göndermiştir. Ve Bizzat başbakan eliyle gönderilmiştir. Bunları sorgulamak durumundayız.` ifadelerini kullandı.`IŞİD`İN ESED`E KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ BİR SAVAŞ YOK`19 Ocak`tan beri IŞİD`in Şam`da ya da Suriye`de Esad rejimine karşı yürüttüğü bir savaşın olmadığını hatırlatan Tanrıkulu, `IŞİD, EL Kaide, Rojava`da Kürtlere, Araplara karşı savaş yürütmektedir. Sayın Başbakan da İŞİD`çi kardeşlerine dünyadan elde ettiği, Katar`dan elde ettiği silahları göndermiştir. Bu silahlar her gün yanı başımızda kardeşlerimize, masum halka karşı kullanılıyor. Bunun hesabını sayın Başbakan vermek zorunda. Bu en basit deyimiyle bir savaş suçudur. Uluslar arası hukuktaki karşılığı savaş suçudur. Küresel cihatçı örgütlere karşı MİT aracılığıyla Başbakan`ın gönderdiği bu silahlar bir savaş suçu kapsamındadır. Başbakan savaş suçu işlemiştir. Bugün bu suçu örtebilir. Yargıyı dizayn ederek örtebilir. MİT yasası çıkartarak soruşturmaların üstünü kapabilir ama uluslar arası ceza hukukunun hafızası kaybolmaz. 40 yıl sonra da olsa 2. dünya savaşının failleri yargılandı. Başbakan bu suçu işlemiştir.` dedi.`BAŞBAKANIN CİHATÇI GÜÇLERE GÖNDERDİĞİ SİLAHLAR KÜRTLERE VE MASUM HALKA KARŞI KULLANILDI`Başbakan`ın cihatçı güçlere gönderdiği silahların Kürtlere ve masum halka karşı kullanıldığını kaydeden Tanrıkulu, şöyle devam etti: `Bu belgelere neden yayın yasağı getirilmiştir? Bu soruşturmayı yapan savcılar neden sürülmüştür? Neden bu soruşturmayı yürüten subaylar görevlerinden alınmıştır? Eğer insani yardım ise TIR`larla giden çocuk bezi, mama ise neden yayın yasağı getirilmiştir? Çok ağır füze, füze rampaları gönderilmiştir ve bunlar El Kaide ve IŞİD`e verilmiştir. Bizzat Başbakan emriyle gönderilmiştir. Roboski`de insanlık suçu işlenmiştir. Türkiye`de rüşvet sahtecilik suçları işlenmiş ve bunların üstü kapatılmaya çalışılmıştır. Uluslar arası hukuk anlamında da Suriye`de cihatçı güçlere El Kaide ve IŞİD`e ağır silahlar gönderdiği için de insanlığa karşı suç işlemiştir. Bir gün mutlaka yargılanacaktır. Bu belgeler aynı zamanda mahkemelerde, elimizde.``SINIRDAKİ ÇATIŞMANIN IŞİD`LE BAĞLANTISI VAR`Şanlıurfa- Suriye sınırında yaşanan çatışmada şehit sayısı 3`e çıktığını ve şehitlere Allah`tan rahmet dilediğini belirten Tanrıkulu, `YPG olayın faillerinin kendisi olmadığını ifade etti. Bu olayın bir an önce aydınlığa kavuşturulması gerekiyor. Eğer bir ölüm meydana gelmişse bunu üstlenmekten çekinmeyen bir örgüt var. Eğer bunu yapmadım diyorsa Genelkurmay ve hükümetin bunun açık bir şekilde ortaya çıkarması gerekiyor. Faillerinin kuşkuya yer vermeyecek biçimde açığa çıkarılması lazım. Tabii ki bu olayın IŞİD`le bağlantısı var. IŞİD Suriye`de palazlandı, lojistik üs olarak Türkiye`yi kullandı. Bütün dünyanın silah ve insan kaynağı Türkiye üzerinden Suriye`ye gitti. Ve Suriye`de Esed rejimine karşı savaşmadı bunu çok iyi biliyoruz. Bağımsız gözlemciler, BM biliyor ki IŞİD Esed`e karşı savaşmadı amacı orada egemen bir toprak parçası elde etmekti. Orada palazlandı ve oradan elde ettiği güçle Kobani`ye geçmeye başladı. Kobani Kürtlerin. Cihatçı güçlerin orada halkı yok. Hükümet IŞİD ile olan duygusal bağını ortadan kaldırmalıdır. Lojistik desteklerini kesmelidir. IŞİD esas gücünü Türkiye`den almaktadır. Merkezleri Gaziantep`tedir. Bu destek sürmektedir. Bu bağ kesilmeden Türkiye`de barışı sağlayamazsın. Başbakan`ın barışla, demokrasiyle ilgisi olmadığını tekrar ifade edeyim.` ifadelerini kullandı.`KÜRECİK NATO KAPSAMINDA DEĞİL BAŞBAKAN YALAN SÖYLÜYOR`Başbakan Erdoğan`ın Yahudi cesaret ödülüyle ilgili bir soruya de Tanrıkulu, şöyle yanıt verdi: `Bu nişanı askıya al. Filistin ve Suriye`de barış olana kadar astım de. Barış olduğu zaman tekrar alsın. Hiç olmazsa manevi olarak bunu yapsın. Desin ki kardeşim ben bu nişanı duvara astım. Oğluyla çocuğumla işimiz yok. Allah bol kazanç versin ama helal versin. İsrail`le ticareti bir ay askıya al. Üçüncü olarak Kürecik... Ne diyor, NATO kapsamında diyor. Yalan söylüyor. Yalan söylemek bir siyasetçi için suçtur. Başbakan yalan söylüyor. Kürecik şuan itibariyle NATO`ya devredilmiş bir üs değil. NATO kapsamındadır ama ona devredilmiş değil. ABD tarafından yapılmıştır. Komutası ABD`nin elindedir ve İsrail`deki bütün üslerle, komutasıyla uyumludur. Obama kendisi geçen yıl açıkladı. Oradaki bilgiler Ortadoğu`daki dost ülkelerle paylaşılacaktır diye. ABD`nin dostu kimdir, İsrail`dir. Bu bilgiler aynı zamanda İsrail`le paylaşılmaktadır.`


23 Temmuz 2014 Çarşamba  15:48

Zaman

Manşet - Devletleşen Erdoğan`ın `ben yaptım oldu` düzeninde Nur`a da darbe!


T24 yazarı Hasan Cemal, bugünkü köşesinde Erdoğan`ın, `ben yaptım oldu` düzenini sürekli kılmanın peşinde olduğunu söyleyerek `Kaç zamandır `devletleşirken` de her şeyi kendi denetime almaya, yani `devletleştirme`ye çalışıyor. Örneğin, son olarak Risaleleri de devletleştirme yolunda adımlar atıyor Erdoğan. Bu tutumun demokratik hak ve özgürlüklere aykırılığı umurunda bile değil. Bu bakımdan dün sahur vakti başlatılan paralel yapı operasyonu da farklı değil. Rahatça söylenebilir: Devletleşme yolundaki Tayyip Erdoğan kendi `darbe süreci`ni derinleştiriyor.` dedi.İşte Hasan Cemal`in T24`teki o yazısı,Devletleşen Erdoğan`ın `ben yaptım oldu` düzeninde Nur`a da darbe!Ali Bulaç`ın bu yakınlarda Zaman gazetesinde çıkan Risale-i Nur`la ilgili yazısını okurken anımsadım.Yıllar önceydi.1983 ya da 1984 olabilir.12 Eylül sonrası seçimler yapılmış, ANAP lideri Özal başbakan olmuş…Ama askeri yönetim fiilen devam ediyor, zira sıkıyönetim kalkmış değil…Cumhuriyet`in genel yayın yönetmeniyim.Bir gün ilan servisinden sordular:Bediüzzaman Said Nursi`nin Risale-i Nur külliyatının ilanı basabilir mi?..Basılabilir dedik, basıldı.Ama `Cumhuriyet mahallesi`nde de kızılca kıyamet koptu.`Gazetemiz` nereye gidiyordu?..`Şeker abiler`den fırçalar, köşelerde yazılar, protesto telefonları...Herkes ayaklanmıştı.Bir ilanı basarken, ille de `ilan sahibinin fikriyatı`yla mutabık olmak mı gerekiyor gibi savunmalar `bizim mahalleyi` hiç ama hiç teskin etmemişti.İrtica-demokrasi tartışmalarında taşlar yerli yerine oturmaktan çok uzaktı.Karışık zamanlardı.Keyfi zamanlar...Bugün de farklı değil.Karmakarışık bir dönemden geçiliyor.Murat Belge`nin dün Taraf`taki yazısında şu cümle ilginçti:“Tamamen keyfî bir dönem yaşıyoruz: Tayyip Erdoğan yapıyor, oluyor.”Erdoğan, bu ben yaptım oldu düzenini sürekli kılmanın peşinde.Devletleşiyor!Kaç zamandır `devletleşirken` de her şeyi kendi denetime almaya, yani `devletleştirme`ye çalışıyor.Bunu, sivil despotluk ya da tek adamlık diye tarif edebilirsiniz.Örneğin, son olarak Risaleleri de devletleştirme yolunda adımlar atıyor Erdoğan.Bu tutumun demokratik hak ve özgürlüklere aykırılığı umurunda bile değil.Çünkü o devlet artık!Nur hareketine darbe!Ali Bulaç Zaman`daki yazısında (Devlet, Risaleler ve Nurcular) Tayyip Erdoğan`ı şöyle eleştiriyordu:17-25 Aralık süreciyle devlet, 27 Mayıs darbesinden bu yana gerçekleştirdiği müdahalelerin engin tecrübesinden yararlanarak kendini restore etmekte, aslında bir tür darbe yapmaktadır.Darbenin ilk iş olarak Nur hareketine karşı yapıldığını söylemek mümkün.Risalelerin basımının engellenmesi basit bir olay değildir.Bu iş öncelikle ilga edilmesi gereken Diyanet İşleri Başkanlığı ve dünyanın en lüzumsuz bakanlığı olan Kültür Bakanlığı`nı çok aşan boyutlara sahiptir.Kazım Güleçyüz, haklı olarak “Risalelerin devletleştirildiği”ni söylemektedir.Ben bunu teyiden projenin aslında Risaleler üzerinden Nurcu hareketin ve sonunda Türkiye İslamı`nın devletleştirilme projesi olduğunu düşünüyorum.Nitekim yasanın arkasında duran AK Partili Süreyya Sadi Bilgiç, düzenlemenin sadece Risalelerle ilgili olmayıp onu da kapsadığını söylemektedir.Bu hakikaten 1930`lar Türkiye`sinin başaramadığını bu sefer “dindarlar eli”yle başarması olacaktır.Kim bu aklı hükümete veriyorsa büyük hata ediyor.Müslümanlar arasında kin ve husumetin ekilmesine, ümmetin bölünmesine ve dini hayatın devletleştirilmesine çalışıyor.Yazık ediyor, günaha giriyor.Düşünce özgürlüğüne darbe!Risale-i Nur`un yayın hakkını `devlet tekeli`ne almak ne demek?Düşünce özgürlüğünün ihlali demek!Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin eski hâkimi ve CHP milletvekili Rıza Türmen`in yorumu şöyle:Risale-i Nur gibi millete mal olmuş önemli eserlerin yayınının tek bir elde toplanması, tekelleştirilmesi, düşünce özgürlüğünün çok vahim bir şekilde ihlâlidir.Birtakım eserleri sadece ben basarım, benim uygun gördüğüm eserler halka iletilir, uygun görmediklerim iletilmez uygulaması, demokrasilerde görülmeyen otoriter bir tutumdur.Bu değişiklik Anayasa Mahkemesi`ne ve ondan sonra da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne giderse, düşünce özgürlüğünün ihlâli olarak kabul edilir.Sahur vakti operasyonu27 Mayıs darbesiydi, Said Nursi`nin kabrini 1960 yazında yok eden…Türkiye`de `devlet`in beğenmediği insanlara ve fikirlere karşı acımasız ve hoyrat çizgisi kolay değişmiyor.Dün Said Nursi`nin mezarına bile tahammül edemeyen devlet, bugün onun kitaplarını da kendi tekeline almak, devletleştirmek istiyor.Bir başka deyişle:Devletleşen Erdoğan`ın ben yaptım oldu düzeni böyle işliyor.Bu bakımdan dün sahur vakti başlatılan paralel yapı operasyonu da farklı değil.Rahatça söylenebilir:Devletleşme yolundaki Tayyip Erdoğan kendi `darbe süreci`ni derinleştiriyor.Tayyip Erdoğan, 17-25 Aralık`ta kendisine karşı darbe tezgâhlandığını iddia ediyor.Ama o gerçekte `kendi darbesi`ni yapıyor.İktidarına dönük yolsuzluk ve rüşvet dosyalarını oluşturanları, hiç de inandırıcı olmayan paralel darbe tezgâhı adı altında temizlemeye yöneliyor.Bunun kanuni kılıfını, yargısal zeminini daha önce demokrasinin can damarı olan yargı bağımsızlığıyla kuvvetler ayrılığını yerle bir eden adımlarla hazırlamaya başlamıştı.Erdoğan`ın gözü gerçekten kara!Her şeyi yapabilir.Ben yaptım oldu düzeniyle Türkiye bambaşka sulara açılmaya hazırlanıyor.Haydi hayırlısı!


23 Temmuz 2014 Çarşamba  14:02

Zaman

Manşet - Destici`den Erdoğan`a: Filistin konusunda Ekmeleddin Bey ile istişare etmelisin


Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda destek verecekleri Ekmeleddin İhsanoğlu`nun Ortadoğu ve Filistin konusunda geniş bir bilgiye sahip olduğunu ve Başbakan Erdoğan`ın da bu konuda kendisinden istifade etmesi gerektiğini söyledi.Filistin konusunun milli bir mesele olduğunu belirten Destici, `İhsanoğlu, Ortadoğu`yu çok iyi tanıyor. Gelişmeleri ve Filistin konusunu çok iyi biliyor. Başbakan bu süreçte kendisiyle bir istişare ederse bir takım kararlar almadan önce bu hem Filistin için hem Gazze için hem de Türkiye için daha hayırlı sonuçlar doğurabilir. Doğru adımlar atılmasında da fikir alışverişinin faydalı olacağını düşünüyorum. Bu bir milli meseledir. Burada herkesin ve her kesimin bir araya gelip görüşünü söyleyebilmesi ve bu görüşlerden de istifade edilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.` ifadelerini kullandı.BBP Lideri Destici, Ramazan ayının son günlerinde Ortadoğu ve İslam dünyasında yaşanan sıkıntıların bir an önce durmasın için Müslümanlar olarak dua etmemiz gerektiğini söyledi. Destici, `Bütün vatandaşlarımızın, İslam âleminin ve Müslüman kardeşlerimin Kadir Gecesi`ni tebrik ediyorum. Rabbim bu gecenin feyzi ve bereketinden istifa edenlerden eylesin. Bu gece edilecek dualar hürmetine hem Müslümanlar arasındaki kardeş kavgalarının bitmesine sebep olur. Başta Gazze`de yaşayan Müslüman kardeşlerimizin kurtuluşuna ve zafer kazanmasına vesile olur. Dualarımız tüm Müslüman kardeşlerimiz ve Filistin`deki mazlum kardeşlerimiz için olacaktır.` şeklinde konuştu.`İSLAM DÜNYASI BEDELİ NE OLURSA OLSUN SUSMAMALI`İsrail`in Filistin`e karşı yapmış olduğu saldırılar karşısında dünyanın ve Türk hükümetinin sessiz kalmasını eleştiren Genel Başkan Destici, `İslam dünyası buna tepki vermesi lazım. Bedeli ne olursa olsun İslam dünyası susmaması lazım. Eğer burada bedel ödemezsek, ahirette Allah bunun bedelini soracak. Özellikle devlet yöneticilerinin Fırat`ın kenarındaki kurt-kuzu hikayesini anlatanlar, orada 600 Müslüman öldürülüyor. Bedeli ne olursa olsun buraya müdahale edilmesi lazım. İslam ülkeleri ortak askeri güç oluşturup dur demesi lazım. Çünkü Batı bunu yapmayacak. Maalesef İslam devletlerinin başındakilerinin pek çoğu Batı`ya teslim edildiği için bunların yapacağı bir şey yok.` diye konuştu. `İSRAİL`E HER ALANDA YAPTIRIM UYGULANMALI`Türk hükümeti ve Başbakan`ın söylemsel olarak çok sert tepkiler ortaya koyduğunu ancak bunun eyleme dönüştürülemediğini dile getiren Destici, İsrail`e karşı yaptırım uygulanması gerektiğine dikkat çekti. Destici şöyle devam etti: `5 maddelik ateşkes planını destekliyoruz ama Türkiye`nin şuandaki İsrail ile ilişkileri ve Orta Doğu`daki etkinliğine baktığımız zaman dünya üzerinde hiçbir etkisi olmadığı için bunu kabul görecek bir tarafı yok. Türkiye`nin kendisi için yol haritası çizmesi lazım. Samimi olması lazım. Hemen İsrail`e bir nota vermesi lazım. Bu saldırılar 24 saat içinde durdurulmazsa, `Ben buradaki elçiliklerini kapattım. Seninle bütün ticari, askeri, kültürel, sportif çalışmalarını iptal ettim. Bütün ilişkilerimi durdurdum. Bir taraftan siz İsrail`e atıp tutacaksınız, terörist devlet diyeceksiniz. Diğer taraftan Enerji alanda İsrailli yetkililerle Türk yetkililer Akdeniz Doğalgazı`nın Türkiye üzerinden Avrupa`ya nasıl çalışacağının proje çalışmalarını yürütüyorlar.``BAŞBAKAN`IN GAZZE`YE GİTMEYİ SAMİMİ OLARAK İSTEMESİ LAZIM`Başbakan Erdoğan`ın geçtiğimiz yıl Gazze`ye gideceğini açıklamasına rağmen bir türlü gidememesini `Samimi olarak istemek gerekiyor.` ifadeleriyle dile getiren Destici, `Biz samimi olarak oraya gitmek istedik ve Allah bize nasip etti. Orada gördüğümüz manzara dünyada metrekare başına en fazla insan Gazze`de yaşıyor. Toplamda 80 kilometrekarelik bir coğrafyada bir buçuk milyon insan yaşıyor. Gazzeliler inanmış insanlar, kendilerini çok iyi yetiştirmişler. Hiçbir zaman mücadelelerinden vazgeçmeyecekler. Bizim de hem desteğimiz hem de dualarımız onlarla birlikte olacak. Orada Hamas Lideri İsmail Haniyye ile görüşmeler yaptık. Orada biz bir Muhsin Yazıcıoğlu külliyesi temeli attık. Şuanda bu inşaat saldırılar neticesinde durmuş vaziyette. İnşallah tekrar devam edeceğiz. Başbakan`a şunu söylüyorum. Samimi olarak istemek lazım. Biz her türlü imkansızlığa rağmen Allah bize nasip etti. İnşallah Başbakan`a nasip eder.` şeklinde konuştu. `BU BİR MİLLİ MESELEDİR, İSTİŞARE EDİLMELİ`Başbakan Erdoğan`a Ortadoğu ve Filistin konusunda istişare yapmak üzere bir öneride bulunan BBP Lideri konuşmasına şöyle devam etti: `Benim bir tavsiyem de Gazze ve Ortadoğu konusunda şuanda cumhurbaşkanı adayımız olan Ekmeleddin İhsanoğlu 9 yıl İslam İşbirliği Teşkilatı`nın Genel Sekreterliği yaptı. Ortadoğu`yu çok iyi tanıyor. Gelişmeleri ve Filistin konusunu çok iyi biliyor. Başbakan bu süreçte kendisiyle bir istişare ederse bir takım kararlar almadan önce bu hem Filistin için hem Gazze için hem de Türkiye için daha hayırlı sonuçlar doğurabilir. Doğru adımlar atılmasında da fikir alışverişinin faydalı olacağını düşünüyorum. Bu bir milli meseledir. Burada herkesin ve her kesimin bir araya gelip görüşünü söyleyebilmesi ve bu görüşlerden de istifade edilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.`


23 Temmuz 2014 Çarşamba  12:28

Zaman

Manşet - Bu markaları sakın almayın!


Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, güvensizliği tespit edilen 12 şirketin toplam 17 ürünü hakkında toplatma kararı verdi.Bakanlığın internet sitesinde güvensizliği tespit edilen ürünlere ilişkin toplatma kararları hakkında açıklama yapıldı. Açıklamaya göre Bakanlık 12 şirketin, güvensizliği tespit edilen 17 ürünü hakkında toplatma kararı verdi. Toplatmaya konu ürünlerden ellerinde bulunanların, ürünün üreticisine başvurması gerekecek. `Toplatılma kararı alınan ürünler ve şirketlerinin listesi şöyle:`-Alfa Elektronik Yapı Donanımları Elektrik:.Alfamax Marka AG 24 Model Gaz Alarm Dedektörü.Alfamax Marka AG 220 Model Gaz Alarm Dedektörü-SEİKON Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş.:.FIRE-X Marka BLA 152 Model 2500W Işımalı Isıtıcı-Saral-Safran Elektrik Metal Halı Yıkama ve Temizlik San-Abdullah Saral:.Karabük Marka 50 Model 1167 W Taşınabilir Elektrikli Fırın-Çarşı Hediyelik Eşya Tekstil Elektrik Gıda Ltd. Şti.:.Parla Marka Setüstü Ocak (Doğalgaz ve LPG ile Çalışan)-İmka Kablo Dış Ticaret-Mustafa Koç:.Viktory Marka H05VV-F3G 1.50 mm2 Elektrik Kablosu-Elif Oto-Hikmet Çelik:.Elif Oto Marka Sınıf 2 Tip Ağır ve Uzun Taşıtlar İçin Arka İşaret Levhası.Elif Oto Marka Sınıf 1 Tip Ağır ve Uzun Taşıtlar İçin Arka İşaret Levhası-Refsan Reflektör Petrol Ürün. Oto Yedek Parça San. Tic. Ltd. Şti.:.Refsan Marka Yavaş Hareket Eden Araçlar İçin Arka İşaret Levhası.Refsan Marka Sınıf 2 Tipindeki Ağır ve Uzun Taşıtlar İçin Arka İşaret Levhası.Refsan Marka Sınıf 1 Tipindeki Ağır ve Uzun Taşıtlar İçin Arka İşaret Levhası-Ergin Ticaret - Kadriye Ergin.Karabük Marka 55 Model Taşınabilir Elektrikli Fırın-İsmail Karabudak Fırın ve Yufka Sacı İmalatı.Fırının TS 2005 EN 60335-2-9 Standardına Uygun Olmaması (Elektrik Çarpmasına Karşı Korumama) Nedeniyle Temel Emniyet Gereklerini Karşılamaması.-Özdemir Ticaret- Ali Özdemir.Karabük Marka 65 Model Taşınabilir Elektrikli Fırın-Opersan Otomotiv Sanayi Dış Tic. Pazarlama ve Danışmanlık Ltd. Şti..Opersan Marka Sınıf C Tipindeki Reflektif Şerit.Opersan Marka Sınıf 3 Tipindeki Ağır ve Uzun Taşıtlar İçin Arka İşaret Levhası-Livane Yangın Söndürme İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.:LİVANE marka 6 Kg`lık ABC Kuru Kimyevi Tozlu Yangın Söndürme Cihazı.`


23 Temmuz 2014 Çarşamba  17:23

Zaman

Manşet - `Besleme basın` böyle oluşturuldu


Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Y. Yılmaz, kamu reklamlarının gazetelere ve televizyonlara adaletsiz dağıtımını eleştirdi. Yılmaz `Emlak Konut, Halkbank, Vakıfbank gibi kamu şirket ve kurumları, Zaman`ın üçte birinden az tiraja sahip olan Sabah`a, Zaman`ın 22 katı, Zaman`ın sekizde biri kadar tirajı olan Star`a ise 17 katı kadar daha fazla ilan verdi.` dedi.Kamu reklamlarının gazetelere ve televizyon kanallarına adil dağıtılmamasını Zaman gazetesi geçtiğimiz hafta gündeme getirmişti. `Yandaş TV olmak iyi para getiriyor` başlıkla haberde, Nielsen`in verilerine göre, 2014`ün ilk yarısında A Haber; Çaykur, THY, Vakıfbank, Ziraat, Halkbank, Emlak Konut`un reklamının 86 bin saniye ile en çok yayınlayan kanal olduğu ortaya çıkmıştı. A Haber, ATV ve ATV Avrupa ile NTV, Kanal 24, TGRT, TVNet, Ülke ve Beyaz TV`de 356 bin saniye reklam yayınlanırken, CNN Türk, Kanal D, Fox TV 42 bin saniye reklam aldığı gözler önüne serilmiş, SHaber, Samanyolu, Bugün ve Kanaltürk televizyonlarına hiç reklam verilmediği kamuoyunu tepkisini çekmişti.Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Y. Yılmaz da bugünkü köşesinde kaleme aldığı ``Besleme basın` böyle yaratıldı` başlıklı yazısı, gazetelere ve televizyonlara verilen verilen kamu reklamının ne kadar adaletsiz olduğunu gözler önüne serdi. `Emlak Konut, Halkbank, Vakıfbank gibi kamu şirket ve kurumları, Zaman`ın üçte birinden az tiraja sahip olan Sabah`a, Zaman`ın 22 katı, Zaman`ın sekizde biri kadar tirajı olan Star`a ise 17 katı kadar daha fazla ilan verdi.` diyen Yılmaz, `AdEx raporlarındaki veriler, hükümete yakınlığı ile bilinen Sabah, Akşam, Star, Milliyet, Yeni Şafak, Takvim, Türkiye, Akit gibi gazetelere kamu ilanlarından aldığı payın patlama yaptığını gösteriyor.` ifadelerini kullandı.Yılmaz`ın verdiği verilere göre, kamu kurumları yılın ilk 6 ayında en fazla reklamı yaklaşık 34 bin sütun-santim ile Sabah`a verdi. İkinci sırayı 130 bin adetlik tirajına rağmen 26 bin sütun santime yakın ilan verilen Star alırken, üçüncü sırada 24 bin sütun santim ile Milliyet yer aldı. Hürriyet ise bunların ardından ancak dördüncü olabildi. En çok ilan verilen gazeteler sıralaması Akşam, Habertürk, Yeni Şafak, Takvim, Türkiye, Güneş, Posta, Akit ve Vatan şeklinde devam ediyor.Mehmet Yılmaz, kanallara verilen reklamlardaki adaletsizliğe de değindi. 2014`ün ilk yarısında A Haber; Çaykur, THY, Vakıfbank, Ziraat, Halkbank, EMlak Konut reklamlarını 86 bin saniye ile en çok yayınlayan kanal oldu. A Haber, ATV, ATV Avrupa ile NTV, Kanal 24, TGRT, TVNet, Ülke ve Beyaz TV`de 356 bin saniye reklam yayınlanırken, CNN Türk, Kanal D, Fox TV, toplam 42 bin saniye reklam aldı. S Haber, Samanyolu, Bugün ve Kanaltürk televizyonlarına ise hiç reklam verilmedi.Örnekler veren Yılmaz, Halkbank`ın 68 bin saniyelik reklamın üçte birini Kanal 24`e verildiğini yazdı. Ziraat`ın reklamları ise, yandaş medya haricinde hiçbir medya kuruluşunda yayınlanmadı. Vakıfbank, CNN Türk, Fox, Samanyolu gibi kanallara hiç reklam vermeye gerek duymazsen, Ülke TV; Beyaz TV, NTV`ye 151 bin 379 saniye reklam verdi. 2014 yılının ilk aldı ayında yandaş televizyonlardan Turkuvaz Medya Grubunun 3 kanalı toplam 40 bin 562 saniye, 24 televizyonu 15 bin 599 saniye, 360 TV 16 bin 300 saniye THY reklamı aldı.Yılmaz, 2013 yılında Ziraat, Vakıf ve Halkbank`ın reklam bütçelerinin toplamının 244 milyon lira tuttuğuna da yazısında yer verdi. CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli`nin bu bütçenin nerelere harcandığı ile ilgili bir soru önergesi verdiğini söyleyen Yılmaz, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan`ın cevap vermesi durumunda yandaş medyanın nasıl beslendiğinin daha somut görüleceğini belirtti.


23 Temmuz 2014 Çarşamba  15:08

Zaman

Manşet - Besleme basın böyle oluşturuldu


Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Y. Yılmaz, kamu reklamlarının gazetelere ve televizyonlara adaletsiz dağıtımını eleştirdi. Yılmaz `Emlak Konut, Halkbank, Vakıfbank gibi kamu şirket ve kurumları, Zaman`ın üçte birinden az tiraja sahip olan Sabah`a, Zaman`ın 22 katı, Zaman`ın sekizde biri kadar tirajı olan Star`a ise 17 katı kadar daha fazla ilan verdi.` dedi.Kamu reklamlarının gazetelere ve televizyon kanallarına adil dağıtılmamasını Zaman gazetesi geçtiğimiz hafta gündeme getirmişti. `Yandaş TV olmak iyi para getiriyor` başlıkla haberde, Nielsen`in verilerine göre, 2014`ün ilk yarısında A Haber; Çaykur, THY, Vakıfbank, Ziraat, Halkbank, Emlak Konut`un reklamının 86 bin saniye ile en çok yayınlayan kanal olduğu ortaya çıkmıştı. A Haber, ATV ve ATV Avrupa ile NTV, Kanal 24, TGRT, TVNet, Ülke ve Beyaz TV`de 356 bin saniye reklam yayınlanırken, CNN Türk, Kanal D, Fox TV 42 bin saniye reklam aldığı gözler önüne serilmiş, SHaber, Samanyolu, Bugün ve Kanaltürk televizyonlarına hiç reklam verilmediği kamuoyunu tepkisini çekmişti.Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Y. Yılmaz da bugünkü köşesinde gazetelere ve televizyonlara verilen verilen kamu reklamının ne kadar adaletsiz olduğunu gözler önüne serdi. `Emlak Konut, Halkbank, Vakıfbank gibi kamu şirket ve kurumları, Zaman`ın üzte birinden az tiraja sahip olan Sabah`a, Zaman`ın 22 katı, Zaman`ın sekizde biri kadar tirajı olan Star`a ise 17 katı kadar daha fazla ilan verdi.` diyen Yılmaz, `AdEx raporlarındaki veriler, hükümete yakınlığı ile bilinen Sabah, Akşam, Star, Milliyet, Yeni Şafak, Takvim, Türkiye, Akit gibi gazetelere kamu ilanlarından aldığı payın patlama yaptığını gösteriyor.` ifadelerini kullandı.Yılmaz`ın verdiği verilere göre, kamu kurumları yılın ilk 6 ayında en fazla reklamı yaklaşık 34 bin sütun-samtim ile Sabah`a verdi. İkinci sırayı 130 bin adetlik tirajına rağmen 26 bin sütun samtime yakın ilan verilen Star alırken, üçüncü sırada 24 bin sütun santim ile Milliyet yer aldı. Hürriyet ise bunların ardından ancak dördüncü olabildi. En çok ilan verilen gazeteler sıralaması Akşam, Habertürk, Yeni Şafak, Takvim, Türkiye, Güneş, Posta, Akit ve Vatan şeklinde devam ediyor.Mehmet Yılmaz, kanallara verilen reklamlardaki adaletsizliğe de değindi. 2014`ün ilk yarısında A Haber; Çaykur, THY, Vakıfbank, Ziraat, Halkbank, EMlak Konut reklamlarını 86 bin saniye ile en çok yayınlayan kanal oldu. A Haber, ATV, ATV Avrupa ile NTV, Kanal 24, TGRT, TVNet, Ülke ve Beyaz TV`de 356 bin saniye reklam yayınlanırken, CNN Türk, Kanal D, Fox TV, toplam 42 bin saniye reklam aldı. S Haber, Samanyolu, Bugün ve Kanaltürk televizyonlarına ise hiç reklam verilmedi.Örnekler veren Yılmaz, Halkbank`ın 68 bin saniyelik reklamın üçte birini Kanal 24`e verildiğini yazdı. Ziraat`ın reklamları ise, yandaş medya haricinde hiçbir medya kuruluşunda yayınlanmadı. Vakıfbank, CNN Türk, Fox, Samanyolu gibi kanallara hiç reklam vermeye gerek duymazsen, Ülke TV; Beyaz TV, NTV`ye 151 bin 379 saniye reklam verdi. 2014 yılının ilk aldı ayında yandaş televizyonlardan Turkuvaz Medya Grubunun 3 kanalı toplam 40 bin 562 saniye, 24 televizyonu 15 bin 599 saniye, 360 TV 16 bin 300 saniye THY reklamı aldı.Yılmaz, 2013 yılında Ziraat, Vakıf ve Halkbank`ın reklam bütçelerinin toplamının 244 milyon lira tuttuğuna da yazısında yer verdi. CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli`nin bu bütçenin nerelere harcandığı ile ilgili bir soru önergesi verdiğini söyleyen Yılmaz, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan`ın cevap vermesi durumunda yandaş medyanın nasıl beslendiğinin daha somut görüleceğini belirtti.


23 Temmuz 2014 Çarşamba  14:15

Anadolu Ajansi

Son dakika - Bunun hesabını vermek zorundasınız


Prof. Dr. Nihat İnanç, `paralel yapı` soruşturmasına ilişkin, `250 kişiyi 4 yıl boyunca dinleyip, hayali bir örgüt üretiyorsunuz. O zaman bunun hesabını vermek zorundasınız` dedi.


23 Temmuz 2014 Çarşamba  16:42

Zaman

Manşet - Kamalak: İntikam duygusu ile hareket ediliyor


Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, yolsuzluk operasyonunu yürüten polislere yönelik sahur vaktinde yapılan operasyona tepki gösterdi. Hukuk devletinde önce sanık belirleyip sonra delil uydurma yoluna gidilemeyeceğini vurgulayan Kamalak, `Eğer bir devlet, adaletten ayrılırsa o ülkenin en güçlü çetesi olur.` dedi.Kamalak, cumhurbaşkanı adayları ile ilgili parti kararını açıkladıktan sonra basın mensuplarının sorularını cevapladı. Yolsuzluk operasyonunu yürüten polislere yönelik sahur vaktinde yapılan operasyonu değerlendiren Kamalak, `Bir hukuk devleti, eğer kanun ihlal ediliyorsa şu veya bu kişi ve kişiler tarafından suç işleniyorsa, elbette onun gereği yapılmalıdır ama hukuk çerçevesinde yapılmalıdır. Eğer hukuk kuralları zorlanıyorsa bir halk deyişi var; `keser döner sap döner gün gelir hesap döner.` Yapılan uygulamaların hukuk kuralları işletmekten ziyade biraz hınç ve öfkeye dayanmakta, intikam duygusu ile hareket edilmektedir gözüküyor. Hukuk adalet herkes lazımdır. Bu kadar zaman içerisinde dün alkışlanan, altına zırhlı araçlar verilen, hatta demokrasi kahramanı ilan edilen kişilerin şu an bir şafak operasyonu ile gözaltına alınmış olmaları, eline zincirlerin vurulması, kelepçelerin takılması, kanaatimizce rahatsız edici yaklaşımdır diye düşünüyorum. O kelepçeli emniyet müdürleri, kelepçe olmasa kaçacaklar mı gerçekten? Ülke dışına mı gidecekler? Bu tür yaklaşımların Türkiye`ye itibar kazandırmayacağı düşüncesindeyim.` ifadelerini kullandı. `UYGUN MAHKEMELER OLUŞTURULUYOR SONRA OPERASYONLAR BAŞLATILIYOR`Kamalak, bir hukuk devletinin önce sanık belirleyip sonra delil uydurma yoluna gidemeyeceğine dikkat çekerek, `Varsa suç delilleri tespit edilir, oradan sanığa gidilir. Ortada bir suç var. Bu suçun faili kimdir araştırması ondan sonra yapılır. Aylardır bir kesim suçlanıyor. Ona uygun mahkemeler oluşturuluyor sonra operasyonlar başlatılıyor.` şeklinde konuştu.`DEVLET, ADALETTEN AYRILIRSA O ÜLKENİN EN GÜÇLÜ ÇETESİ OLUR`Özel yetkili mahkemelerin kapatıldığını da hatırlatan Kamalak, açıklamasını şöyle tamamladı: `O fasıl kapatıldı. Yeni sanıklar ihdas edildi. Yeni sanıklar içinde bir bakıma özel yetkili mahkemeler kuruluyor. Bir hukuk devleti bakımından kabul edilemez bir durumdur. Kollarını kelepçe vurduğun insanları yargılayacak ağır ceza mahkemeleri yok mu? Bunların cezaları ağır cezada yargılanacak kadar ağır değil. Koluna niye kelepçe vuruyorsun o zaman? Ortada bir çelişki yok mu? Hukuk adalet herkese lazımdır. Eğer bir devlet, adaletten ayrılırsa o ülkenin en güçlü çetesi olur.`(CİHAN)


23 Temmuz 2014 Çarşamba  14:55

Zaman

Manşet - Nijerya`da çifte patlama: 82 ölü


Nijerya`nın kuzeyinde bulunan Kaduna şehrinde meydana gelen bombalı saldırıda 50 kişi hayatını kaybetti.Yerel bir Kızıl Haç çalışanından alınan bilgiye göre patlama şehrin kalabalık Kawo pazar yerinde oldu.Bir imamı hedef aldığı belirtilen diğer bir patlama ise şehir merkezinde meydana geldi. İlk patlamada, imamın takipçilerinden 32 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Polis, Dahiru Bauchi isimli imamın saldırıdan kurtulduğunu söyledi.Patlamaları terörist Boko Haram örgütünün gerçekleştirdiğinden şüpheleniliyor.(CİHAN)


23 Temmuz 2014 Çarşamba  18:04

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

ıstanbul ekım ayı cinayet haberleri  ülke tv 07 10 2009 izle  09 ekim 2008 trafik kaza  8 mart star tv ana haber izle  12 11 1985 sabah gazetesi arşiv  01 05 2011 fox ana haber arşivi  ülke tv arşiv programını izle sıra dışı 05 mayıs  öteki gündem 18 şu  07 10 1979 hürriyet gazetesi arsiv 1979  ülke tv arşiv programını izle sıra dışı 12 şubat  01 ocak 2011 atv ana haber bülteni video izle  milliyet ankara eki haber  üsküdar paşakapısı haberi  şöförlrle ilgili haberleri  1 aylık hava durumu izmir gece gündüz  12 nisan 2009 kanal 7 ana haber izle  20 nisan fox ana haber başlıkları  ışıl zakkut habertürk arşivi  ülke tv arşiv izle deniz  ülke tv arşiv programını izle 22 mart 2011  sami kutsal  ülke tv bölgesel zayıflama jel