Bulunan Haber Sayısı: 530
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
CnnTürk

Teknoloji - `Askeri öğrenci olamaz` dediler hemşirelik okuyor


Maltepe Askeri Lisesi`nini bitirip Kara Harp Okulu`na giren ve birinci sınıfı bitirdikten sonra yapılan sağlık muayenesinde `Askeri öğrenci olamaz` raporu verilen Kütahyalı 22 yaşındaki Ali Kolay, raporun gerçek dışı olduğunu öne sürdü. Ali Kolay, `Harp Okulu`ndan ayırmasalardı önümüzdeki Ağustos ayında teğmen olacaktım. Şimdi üniversitede hemşirelik okuyorum` dedi.


27 Temmuz 2016 Çarşamba  18:01

Milliyet

Teknoloji - Amazon Prime Ağı Genişliyor


Dünya`nın en büyük çevrimiçi alışveriş sitesi Amazon, sahip olduğu bu büyüklüğü oldukça güzel bir şekilde kullanıyor. Kendi robotlarını üreten ve depolarında bu robotları kullanan şirket, aynı zamanda elde ettiği büyük gelir ile beraber tablet, e-okuyucu ve akıllı ev ürünleri gibi cihazlar da gelişt...


27 Temmuz 2016 Çarşamba  18:42

Milliyet

Teknoloji - Twitter Gece Moduna Kavuştu


Kullanıma sunulduğu günden bu yana hızlı bir şekilde gelişerek yoluna devam eden Twitter, şimdilerde Dünya`nın en popüler mikro blog sitesi olarak anılıyor. Aynı zamanda en çok kullanılan sosyal medya platformları arasında da yer alan hizmet, şimdilerde ise aldığı yeni özellik ile gündeme gelmiş bul...


27 Temmuz 2016 Çarşamba  18:42

Zaman

Manşet - FETÖ`cü subaylarla yargı önünde hesaplaşacak


FETÖ`cü subayların baskısıyla Kara Harp Okulunu 3. sınıfta bırakan Takmaz, avukat olup, kendisini çok sevdiği askerlik mesleğinden ayrılmaya zorlayanlarla yargı önünde hesaplaşmak istediğini belirtti. FETÖ `cü subayların baskısı ve işkencesi nedeniyle Kara Harp Okulunu 3. sınıfta bırakan 25 yaşındaki Birtan Özgün Takmaz , avukat olup, kendisini çok sevdiği askerlik mesleğinden ayrılmaya zorlayanlarla yargı önünde hesaplaşmak istediğini belirtti. Takmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, ortaokulda çok başarılı bir öğrenci olduğunu, fen lisesini kazanacak durumda olmasına rağmen vatanı, devleti ve milletine aşırı sevgisinden dolayı askeri liseye gitmeye karar verdiğini söyledi. Bundan dolayı 2005 yılında Maltepe Askeri Lisesinde öğrenim görmeye başladığını dile getiren Takmaz, buradaki 4 yılın iyi geçtiğini ve güzel bir eğitim aldığını ifade etti. 2009`da Ergenekon ve Balyoz iddialarının ortaya çıkmasıyla üst kademedeki yarbay, albay ve generallerin tutuklandığını belirten Takmaz, bu tarihten itibaren FETÖ `cü subay ve generallerin askeri okullarda daha etkin olmaya başladığını anlattı. Askeri liseyi bitirdikten sonra Harp Okuluna girebilmek için intibak kampına katılmak gerektiğini, kendisinin de Ankara ve İzmir`de bu kamplara katıldığını belirten Takmaz, şöyle konuştu: `Ankara`daki kampta bize 3 gün kamuflaj dağıtmadılar. Harp Okulu intibak kampında Fetullahçıların çok olduğu biliniyordu ve askeri liseden gelenlerin çoğunu o intibak kampında bırakacaklarını düşünüyorlardı. Bir hafta yapılacak intibak kampındaki görevli komutanların hepsi, 15 Temmuz`da darbe girişiminde bulunanlardır. Harp Okulunda bunların sayısı çok fazlaydı. Atatürkçü öğrencilere baskı uygularken, kendilerinden olanlara dokunmuyorlardı. Biz intibak kampına girdiğimizde sadece 600 kişi vardı ve bunların hepsi askeri lise mezunuydu. Sivil liselerden gelecek olanlar FETÖ `cüydü. Onlar da kampın son 10 günü geldi. Bu siviller gelmeden `O 600 kişiyi nasıl eritebiliriz` diye düşünüp baskı uygulamaya başladılar. Ankara`da bize kamuflaj vermedikleri 3 gün içtima sahasında şınav pozisyonunda bekletiyorlardı. Özkan Özgenç isimli komutan bunları yapıyordu. Her saat başında `Ayrılana kola ya da buz gibi su ısmarlayacağım` derdi. Çünkü su içmemize bile izin vermezlerdi. Sürekli subaylar gelip olmayan konulardan bizleri suçluyor ve bağırıyorlardı. Eğitim yaptığımız zamanlar su içmek için tek bir yolumuz vardı, o da tek seferde 1,5 litrelik suyu bitirmekti. Öteki türlü su vermiyorlardı. 3 gün içerisinde bütün arkadaşlarımla uğraştılar. 3 gün içerisinde ayrılmayan ve göze batan öğrencilere karşı şok takımı ve mangaları oluşturulmaya başlandı. O gruptan olmayan, yani bizlerden oluşan gruplara daha da baskı uygulamaya başlandı. Gereksiz eğitimler, uykusuz geçen geceler, üstümüzdeki giysilerin parçalanmasına kadar bir süreç geçirdik.` 120 kez savunması alındı Sivil liseden gelenlerin, askerli liseden gelenlerin aksine gölgede eğitim yaptığını, istedikleri zaman yemek yiyip su içebildiklerini anlatan Takmaz, FETÖ yanlısı öğrencilere hiçbir zaman baskı uygulanmadığını ve ceza almadıklarını söyledi. Kendi devresinde en çok uğraşılan kişilerden biri olduğunu, 120 kez savunmasının alındığını vurgulayan Takmaz, askeri liseden çok yüksek bir notla mezun olmasına rağmen kamptaki subayların ailesini çağırıp, `Oğlunuzdan subay olmaz.` dediğini kaydetti. Baskılara dayanamayan arkadaşım 7. kattan atladı Tüm psikolojik ve fiziksel baskılara rağmen kampı bırakmadıklarını ifade eden Takmaz, bu şekilde Kara Harp Okuluna başladığını ancak FETÖ `cü olmayan öğrencilere uygulanan baskıların azalmadığını, hatta daha da arttığını bildirdi. Takmaz, şöyle konuştu: `Nöbet sayısını artırdılar, uykusuz bıraktılar ve sürekli savunmamızı aldılar. Kalan öğrenciler arasında psikolojik olarak çok yıprananlar oldu. Bunun en güzel örneği de 7. kattan arkadaşımın atlamasıydı. Ölmedi ama tüm kemikleri kırıldı ve ayrılmak zorunda kaldı. Bölük komutanımız Yüzbaşı Mustafa Kubilay bir arkadaşımıza 2. kattan atlama emrini verdi. Bunu yerine getirmeyen arkadaşımızın savunmasını aldılar. Gecenin bir vakti askeri öğrencilerden birini kaldırıp bir odaya alıp sürekli bağırırlardı. Ayrılmamız için baskı uygularlardı. İçerde sakız satıldığı halde içeriye sakız sokmaktan ceza aldım. Saçma sapan sebeplerle aylarca çarşı iznimi kilitledikleri oluyordu.` `Baskı ve zulme dayanamayıp bırakma kararı aldım` Psikolojik şiddete dayanan öğrencilerin bu kez düşük not ve sahte sağlık raporuyla okulu bırakmaya zorlandığına değinen Takmaz, şöyle devam etti: `1 ve 2. sınıf bu şekilde bitti. 600 kişiden 150 kişi kaldık. Bütün baskılara karşı direndikçe bu sefer `Kene gibi yapıştınız` demeye başladılar. 3. sınıfta ders notlarımız ile oynamaya başladılar. Tükenmez kalem ile sınava girmek yasaktı. Kurşun kalem ile çok çalıştığımız ve geçebileceğimiz derslerden kalmaya başladık. 7 dersimizin 7`sinden de kalmıştık. İşin aslını sonradan öğrendik. Yazdıklarımız komutanlar tarafından silinerek notlarımızı kırıyorlarmış. Sağlık muayenesi sadece giriş ve çıkışlarda yapılır. 3. sınıfta sağlıktan elemek için tekrar sağlık muayenesine soktular. Sabahtan akşama kadar eğitim yaptırdıkları öğrencilere `Kalp rahatsızlığı var` diyerek okuldan uzaklaştırdılar. Bu kadar baskı ve zulme dayanamayıp bırakma kararı aldım. FETÖ `cü ve şu anda tutuklu olan Gökhan Gülmez isimli bir komutanım vardı, `Ben ayrılmak istiyorum` dediğimde bana sadece imza atmak kalmıştı. Normalde bir öğrencinin oradan ayrılması 3 günü bulurken, benim dosyamı hazırlamışlar çoktan. Saat 15.00`de komutanımın odasına gittim, saat 17.00`de ilişiğimi kestiler. Yani 2 saatte 7 yıllık emeğim gitti. Ben ayrılırken neden ayrıldığımı soran hiç olmadı. Hatta kimse ile görüşmemem için Gökhan Gülmez beni otogara kadar götürdü.` `FETÖ`cülerle mücadele için hukuk fakültesini kazandım` Okuldan ayrıldıktan sonra maddi ve manevi büyük bir bunalım içine girdiğini, yaşıtlarından 4 sene geriye düştüğünü ifade eden Takmaz, ailesinin desteğiyle zor günleri geride bıraktığını ve kendisine bu baskıyı yapanlarla mücadele etmeye karar verdiğini vurguladı. Bunun için üniversite sınavına girdiğini ve Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Hukuk Fakültesini kazandığını anlatan Takmaz, `Askeri kamp ve Harp Okulundaki çoğu komutanımı FETÖ `nün darbe girişimi sonrası ortaya çıkan WhatsApp konuşmalarından tanıdım. Bunların arasında Özkan Özgenç, Mustafa Kubilay, Müslüm Kaya ve Hakan Erol gibi isimler var. Fakültede bu yıl son sınıfı okuyorum, avukat olup bana bunu yapanlarla yargı önünde hesaplaşacağım.` diye konuştu. Takmaz, kendisiyle aynı durumda olan kişilerle sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinde bir platform kurduklarını, uğradıkları haksızları buradan da dile getirmeye çalıştıklarını sözlerine ekledi.


27 Temmuz 2016 Çarşamba  16:44

Zaman

Manşet - Kuzey Kore`den ABD`ye tehdit


Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Ri Yong-ho, `Küçük bir ülkeye eziyet eden ve zarar veren ülke güçlü de olsa, güvende olmayacağını göstermeye hazırız.` dedi. Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Ri Yong-ho, Laos`un başkenti Vientiane`deki Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) 49. Dışişleri Bakanları Toplantısı`nda, ülkesinin her türlü yaptırıma hazırlıklı olduğunu söyledi. Ülkesinin, ABD`nin sonu gelmeyen nükleer şantajlarına karşı koymak için nükleer silah geliştirme yönünde stratejik bir karar verdiğini belirten Ri, Pyongyang`ın bu kararı verirken olası tüm yaptırımları göz önüne aldığını kaydetti. Ri, `Küçük bir ülkeye eziyet eden ve zarar veren ülke güçlü de olsa, güvende olmayacağını göstermeye hazırız. ABD bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödeyecektir.` ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler`in (BM) yaptırımlarının meşruluğunu da sorgulayan Ri, BM sözleşmesinde nükleer veya füze denemelerinin uluslararası barışı tehdit ettiğine dair herhangi bir maddenin yer almadığını ileri sürdü. Ri, `Söz konusu denemelerle ilgili herhangi biri yaptırım olsaydı, Güvenlik Konseyi her nükleer ve balistik füze denemesi gerçekleştiren ülkeye karşı gerekli adımları atardı.` değerlendirmesinde bulundu.


27 Temmuz 2016 Çarşamba  01:44

ihlas

Son Dakika - Batuhan Yaşar: `YAŞ`ta FETÖ`nün B takımını getireceklerdi`!


İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Yaşar, Türkiye Gazetesi`ndeki köşesinde `YAŞ toplantıları neden Genelkurmay`da değil Başbakanlık`ta?`, `Ergenekon, Sarıkız, Balyoz, Ay Işığı, Casusluk, Şike. Sistematik bu davalarla ne yapılmak istenildi?`, `Gezi, MİT TIR`ları ve 17-25 Aralık`ta ne yapmak istediler?`, `Tepede darbeyi düzenleyenleri kamufle edebildiler mi?`, `Kripto FETÖ`cüler ne zaman ortaya çıkacak?`, `Meclis`i vuran hain pilot nerede?` sorularına cevap aradı.!


27 Temmuz 2016 Çarşamba  15:27

Zaman

Manşet - `Bruma Galatasaray`da kalacak`


Galatasaray Sportif AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Levent Nazifoğlu, Portekizli yıldız futbolcu Bruma`nın takımda kalacağını açıkladı. Nazifoğlu ayrıca sarı-kırmızılıların beklediği transferleri çok yakında açıklayacaklarını belirtti. Galatasaray Sportif AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Levent Nazifoğlu, sarı-kırmızılıların Danimarka kampında GS TV`ye açıklamalarda bulundu. Hazırlık maçında oynadıkları Aarhus`un Danimarka`daki ilk 2 maçında 6 puan kazanmış bir takım olduğunu söyleyen Levent Nazifoğlu, “Bizden bir ay daha fazla idman yapan bir takımdı. İlk dakikalarda biraz baskılı bir oyun oldu ama bizim çocuklar kalite ve tecrübeleriyle rakip takımı aşmayı başardılar. Özellikle ikinci yarı güzel bir oyun sergilediler ve güzel bir galibiyet aldık` şeklinde konuştu. `Bruma Galatasaray`da kalacak` Portekizli yıldız futbolcuları Bruma`nın hakkında çıkan takımdan gidecek haberlerine Nazifoğlu, şöyle cevap verdi: `Evvelki açıklamalarımda da Bruma`nın bizimle kalacağını söylemiştim. Kalacağını ispatlamamız için daha ne yapmamız gerekiyor bilmiyorum. Devamlı, `gidiyor, kalıyor` deniyor. Taraftar merak etmesin, Bruma Galatasaray`da kalacak.` `Planlarımız yerinde işliyor` Kamp sürecinin çok iyi ilerlediğini ve lige kadar hazır bir Galatasaray olacağını belirten Nazifoğlu, “İlk kampta bir yükleme yapıldı; çocuklar yavaşladı. Şimdi de hızlandırma antrenmanları yapılıyor. Önümüzde bir Manchester United maçı var, bizim için ciddi bir sınav olacak. Sonra da kupada Beşiktaş ile oynayacağız. Bence lige hazır olacağız, planlarımız yerinde işliyor` diye konuştu. `Çok yakında transfer müjdeleri vereceğiz ` Sarı-kırmızılı taraftarların beklediği transferler için yakın zamanda müjdeyi vereceklerini vurgulayan Levent Nazifoğlu, `Transferlerin bu kadar gecikme nedeni, konuştuğumuz isimlerin önemli futbolcular olması ve Türkiye`nin gündeminden dolayı çekingen yaklaşmaları. Daha evvel de söyledim. Alacağız! Çok yakında o müjdeleri vereceğiz` ifadelerini kullandı.


27 Temmuz 2016 Çarşamba  16:44

Zaman

Manşet - TSK`da son 36 yıl incelenecek!


Askeri sınav sorularını çalarak TSK`ya mensuplarını yerleştiren FETÖ`ye bir darbe daha vurulacak. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar`ın başyaveri Levent Türkkan`ın “1989`da sorular sınavdan bir gün önce cemaat evinde verildi” itirafı üzerine savcılık, soruşturmayı derinleştirdi. FETÖ`cü askerlerin ihanet girişiminde kilit rol oynayan Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar`ın itirafçı Başyaveri Levent Türkkan`ın ifadesi, askeri sınav soruşturmasını derinleştirdi. Türkkan`ın, `Fethullah Gülen Cemaati ile ortaokul döneminde tanıştım. 1989 yılında Işıklar Askeri Lisesi`nin sınavlarına girdim. Abiler bana sınav olmadan önceki gece yarısı getirip soruları verdiler. Şıkların üzerine cevaplar işaretlenmişti` şeklindeki ifadesi üzerine savcılık harekete geçti. Binlerce gencin hakkının gasp edildiği 2010 KPSS ile ilgili soruşturmayı yürüten Ankara Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Yücel Erkman, daha önce başlattığı askeri lise sınavı soruşturmasını genişletti. Devletin bütün kurumlarına sızan FETÖ`nün bugünkü darbe girişiminin temellerini 1980`den itibaren atmaya başladığı ortaya çıkmıştı. Bunu dikkate alan savcı Erkman, 1980 ile 2016 yılları arasında yapılan tüm askeri sınavları incelemeyi kararlaştırdı. Erkman tarafından ÖSYM`ye gönderilen yazıda, FETÖ`nün Kara, Hava, Deniz Kuvvetleri Komutanlıkları ile Gülhane Askeri Tıp Fakültesi ve Bando Astsubay Okuluna öğrenci seçmek için yapılan askeri lise sınavlarının sorularının önceden ele geçirildiği belirtildi. 1980 ile 2016 yılları arasında yapılan askeri lise sınavlarını kazananlarının tam listesinin gönderilmesi talep edildi. Bununla beraber, Matematik, Türkçe, Fen ve Sosyal Bilgilerden adaylara yöneltilen soruların test ortalaması, test ortalama güçlüğü, sınava giren aday sayısı, sınavdaki ortanca zorluk, testte tamamına doğru cevap veren aday sayısı, 1, 2 ve 3 yanlış yapan aday sayısının istatistiki olarak yıllara ve her bir teste göre ayrı ayrı çıkarılması, testlerden herhangi birini tamamen doğru cevaplayan adayların listesinin Başsavcılığımıza gönderilmesi istendi.


27 Temmuz 2016 Çarşamba  11:44

Zaman

Manşet - İbrahim Kalın`dan önemli açıklamalar


Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Başbakanlık ve TBMM`nin füze sistemi ile korunması konusunda “Sadece Cumhurbaşkanlığı Külliyesi değil, Başbakanlık ve TBMM`de gerekli bütün tedbirler alınıyor” açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile defalarca telefonla görüştüğünü, Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın yanında bulunan Berat Albayrak`ın kendisine “Çok sakindi, kendinden emindi. Abdest aldı, iki rekat namazını kıldı, ondan sonra da otelden çıktık” dediğini söyledi. İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Başbakanlık ve TBMM`nin füze sistemi ile korunması konusunda “Sadece Cumhurbaşkanlığı Külliyesi değil, Başbakanlık ve TBMM`de gerekli bütün tedbirler alınıyor” açıklamasında bulundu. TGRT Haber Televizyonunda TGRT Haber ve İhlas Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar`ın hazırlayıp sunduğu Gündem Özel programına konuk olan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Modern tarihte bu şekilde başlayıp sokakta halkın direnişi ile geri püskürtülmüş başka bir darbe olmadığını kaydeden İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın daveti üzerine Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya gelen liderlerin verdiği fotoğraf karesinin önemini anlatarak, toplantının samimi bir ortamda geçtiğini ve herkesin darbe girişimine karşı et bir tutum sergilediğini kaydetti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki liderler zirvesine HDP`nin neden davet edilmediği eleştirilerine de cevap veren İbrahim Kalın, HDP`nin PKK`nın vesayetinden kurtulmuş bir siyasi kimlik olması durumunda görüşmede onların da olabileceğini söyledi. İbrahim Kalın, FETÖ örgütünün de tıpkı DEAŞ gibi İslam dinine ve Peygambere zarar verdiğini ifade ederek, Amerikan makamlarının önüne Fethullah Gülen ile ilgili delilleri koyduklarını ve koymaya devam ettiklerini, Amerikan makamlarından gereğini yapmasını beklediklerini kaydetti. 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda defalarca görüştüğünün de altını çizen Kalın, ”Hasan Bey ve Berat Albayrak Bey yanındaydı o gece. Berat Bey, `çok sakindi, kendinden emindi. Abdest aldı, iki rekât namazını kıldı, ondan sonra da otelden çıktık` dedi. Ben de o sırada kendisiyle birçok defa telefonla görüşüp talimat aldım. Ben sesinde en ufak bir tereddüt, panik, şüphe hissetmedim” dedi. “Bu aziz millet çıplak elleri ile bu darbeyi durdurdu” 15 Temmuz darbe girişimi esnasında Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın halkı sokağa çağırması ile insanların üzerlerinde pijamaları, terlikleri ile sokaklara döküldüklerini, bunun Türk milletinin asaletini ortaya koyduğunu söyleyen İbrahim Kalın, “Bu alçak adamlar `darbe yapacağız` derken bu milletin asil damarlarından birisini harekete geçirdiler, bu aziz millet çıplak elleri ile bu darbeyi durdurdu. Tankların önüne geçti, F-16`ları, helikopterleri, hatta keskin nişancıları bile hiçe sayarak özgürlüğüne, milli iradesine sahip çıktı. Bunu hiç hesaplamıyorlardı. O gün siyasi partilerden medyaya, STK`lardan iş dünyasına, bütün milletimize büyük bir teşekkür borcumuz var. Bugün özgürlüğünü seven dünya halkları Türk milletine gıpta ile bakıyor. Çünkü modern tarihte bu şekilde başlayıp sokakta halkın direnişi ile geri püskürtülmüş başka bir darbe yok. Ya darbeler başarılı olmuş ya vatandaşı karşısına almadan ordu içindeki cuntaların mücadelesi sonucu bastırılmış. Bu şekilde, 40`a yakın F-16, helikopter, 100`lerce zırhlı araç, tanklar, gemiler, binlerce asker, onbinlerce mühimmatla başlatılan bir askeri darbe girişimini bu şekilde milletin çıplak elleri ile elinde sadece bayrak ile göğsünde iman ile püskürtebildiği başka bir örnek yok. Çok ilginç bir şey bu. Bir arkadaşım anlattı, İstanbul`da bir otelin terasından olanları izlediklerini anlattı, `biz çıkacağız ama ne yapacağımızı bilmiyoruz, o sırada Cumhurbaşkanımızın telefondan yayınını gördük. Daha yayın bitmeden insanların sokaklara akmaya başladığını gördük. Bir anda onbinlerce insan pijaması ile terliği ile üzerinde ne varsa sokaklara döküldüğünü gördük` dedi. Bunlar, bu milletin asaletini, demokrasisine, özgürlüğüne ne kadar düşkün olduğunu gösteriyor” dedi. “Biz o geceyi unutmayacağız, unutturmayacağız” “Bu ülkede bir tane başkomutan vardır o da halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`dır. Bu darbe girişimi emir komuta zinciri dışında yapılmış bir girişimdir. TRT`de yayınladıkları bildiri korsan bildiridir” açıklamasında bulunan İbrahim Kalın, 15 Temmuz gecesinde yaşananların kahramanlık destanı olduğunu ve asla unutulmayacağının altını çizdi. İbrahim Kalın, “Biz o geceyi unutmayacağız, unutturmayacağız. Bizim 240`a yakın şehidimiz, yüzlerce yaralımız var. Biz o gün yaşananları unutmayacağız. Bununla ilgili Bakanlar Kurulunda önemli kararlar alındı. Ankara`da ve İstanbul`da birer anıt yapılacak. Boğaziçi Köprüsü olarak bildiğimiz köprünün adı da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değişti. Bugün de gördük, tabelalar hemen değişmeye başlamış. Birkaç saat içinde insanlar bunu sahiplendi. Demek ki onların aziz hatırası yaşamaya devam edecek. O gün gösterilen o refleks, bütün yayın kuruluşlarımıza, sizin yayın grubunuzda başta olmak üzere teşekkürlerimizi ifade etmek istiyorum. Adeta bir Kuva-i Milliye ruhu yeniden doğdu bu ülkede. Demokrasi, özgürlükler, hukukun üstünlüğü temelinde, darbe paralel yapı, devlete sızma, karanlık ilişkiler, FETÖ`culuk, bunlara karşı bir Kuva-i Milliye ruhu doğdu. Bunun tezahürlerini sokakta, siyasette görüyoruz. Dün bunun güzel örneklerinden birisini Beştepe Külliyesinde yaşadık. Siyasi parti liderleri geldiler, Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine sıcak ve samimi ortamda bir görüşme yaşandı” diye konuştu. “Altı dolu bir andı” Cumhurbaşkanı Erdoğan ve siyasi parti liderlerinin bir adada verdiği fotoğrafın önemini anlatan Kalın, o anı “Altı dolu bir andı” diyerek özetledi. Kalın, “Önemli bir fotoğraf karesi. Bizim yakın dönem siyasi tarihimizdeki çok önemli toplantılardan birisiydi. Samimi bir şekilde bu darbe girişimine karşı herkesin net bir tutum sergilediği bir defa daha teyit edildi. Cumhurbaşkanımız bu vesile ile hem Kılıçdaroğlu`na hem Bahçeli`ye hem o gün darbeye karşı net bir tutum almalarından dolayı hem de ilerleyen günlerde aldıkları tutum nedeniyle, Taksim mitingi münasebetiyle teşekkür etti. MHP tabanı da bu süreçte net, dik, milli ve yerli bir duruş sergiledi. O gün liderler yaşadıklarını anlattılar. Neredeydiler, nasıl duydular, ne yaptılar. Saygısızlık olmaması için detaylarını anlatmayacağım. Hepsi `bu bir devlet millet meselesi, siyasi görüş ayrılıklarını, parti aidiyetlerini bir kenara koyalım, bugün birlik ve beraberlik halinde birkaç konu üzerinde mutlaka eşgüdüm halinde çalışalım` dediler. Bunlardan bir tanesi anayasa meselesi. Bu konuda güzel bir çalışma, müzakere yapıldı. Bundan sonrası siyasi partiler arasında Meclis çatısı altında. İdeal olan yeni anayasayı yazabilmek. Bu zaman alabilecek bir şey. Bu ihtiyaçların karşılanması için daha önce üzerinde mutabık kalınan bir dizi anayasa maddeleri vardı, `bunları hemen gündeme alalım, üzerinde mutabık kaldıklarımızı geçirelim` dediler. Mevcut şartlarda çok olumlu bir adımdır. İdeal olan yepyeni bir anayasanın yazılması, bu anayasa değişikliği onun zeminini hazırlayacaktır. İkinci olarak, `OHAL sürecinde birlik içinde olalım, beraber çalışalım.` Zaten CHP her ne kadar oy vermediyse de Kılıçdaroğlu `biz oy vermedik ama sürecin işlemesi ile ilgili bir sıkıntımız yok, gerekli tedbirlerin alınmasına destek oluruz` dedi. MHP zaten destek verdi. Orada bu tehlikenin boyutları, FETÖ`cü yapılanmanın devletin nerelerine nasıl sızdığını şimdi herkes daha net bir şekilde gördüğü için adımların atılması konusunda ortak bir tutum sergileniyor, bu sevindirici bir şey. Nitekim Sayın Kılıçdaroğlu bugün Özel Harekatı ziyareti sırasında bir açıklama yaptı, oradaki tabloyu da gördükten sonra Fethullahçı terör örgütünün adaletin önüne çıkartılması gerektiğini, Fethullah Gülen`in Türkiye`ye iade edilmesi gerektiğini söyledi. Ana muhalefet liderinin de bunu dile getirmesi önemli, zaten Sayın Bahçeli bir müddettir bu paralel yapının adeta taarruz ve tasallutu altındaydı. Türk siyasetinde böyle bir mutabakatın oluşmuş olması önem arz ediyor. Demek ki bundan sonra devletin içine sızmaya çalışan kimliği kökeni ne olursa olsun, devletin içinde şaibeli yapılar oluşturmaya kalkışan her tür girişime karşı net bir tavır alınacak. Bu konuda tam bir mutabakat var. Bu parlamento çalışmalarını da kolaylaştıracak ama ondan önemlisi bir tür milli-yerli duruş perspektifinden, bir Kuva-i Mille ruhunun topluma yansımasına sağlayacak. Bugün Türkiye`de bir OHAL var, OHAL`den ziyade bir demokrasi şöleni havası var. Bu çok güzel bir şey. Bu Türk demokrasisinin geleceği açısından, toplumsal bütünlüğümüz açısından muazzam bir kaynak. Bunu pozitife çevirecek, ülkemizin önünü açacak politikalara çevirecek adımların atılması büyük önem arz ediyor. Orada da hükümeti ile muhalefeti ile parlamentosu ile Cumhurbaşkanlığı ile birlik beraberlik içinde hareket edilmesi çok önem taşıyor” şeklinde konuştu. “Keşke HDP`de orada olsaydı, ama nasıl olsaydı” Bundan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın siyasi parti liderlerine yönelik davetlerinin devam edip etmeyeceği ve toplantıda HDP`nin neden olmadığı konularına ilişkin konuşan Kalın, “Bu mekanizmayı devam ettirelim, o konuda bir mutabakat var. O anlamda atılmış bir ilk adım diyebiliriz. Umarım bunun arkası gelir. Ama dua edelim ki böyle trajik bir olay yaşamadın. Olacağını da ben düşünüyorum, hemen planlanmış bir şey yok ama genel atmosfere bakıldığında zeminin bunun için müsait olduğu görülüyor. Sayın Kılıçdaroğlu HDP meselesini gündeme getirdi. Bizim bakış açımız da şu, keşke HDP`de orada olsaydı, ama nasıl olsaydı. PKK terör örgütüne karşı net bir tavır alıp bugüne kadar arasına net bir mesafe koysaydı, örgütün vesayetinden kurtulmuş bir siyasi kimlik olarak HDP bulunsaydı herhalde dünkü görüşmede onlar da olurdu. Maalesef PKK konusunda net bir tavır sergilemedikleri için, örgütün vesayeti ve baskısı altında siyaset yaptıkları için bu mümkün olmadı. Sayın Kılıçdaroğlu bunu ile getirdi ama yapılan izahat çerçevesinde o da… Terörle mücadele edeceksek terörün her türlüsüne ayrım yapmadan karşı olmamız esastır. Biz bunu PKK, DAEŞ, PYD, DHKP-C ilgili de yaşadık, şimdi önümüzde bir defe FETÖ terör örgütü var. Bunun ne kadar ölümcül olabileceğini bu olayda gördük. Kimin aklına gelirdi, Türk askeri sokakta elinde bayrağından başka hiçbir şey olmayan vatandaşa silah sıkacak. Savaş olur anlarım, karşıda düşman olur savaşırsınız anlarım, bir keskin nişancı, bir tank, havada uçaklar, helikopterler ve karşınızda sadece sivil vatandaşlar var. Türkiye daha önce de darbeler gördü, düşünüyorum böyle sahneler yaşandı mı acaba. 1980 darbesi diyelim, gittiler `sağcıları alalım, solcuları alalım` bu oyunu oynadılar o zaman. Orada bile makul ve meşru olduğu için söylemiyorum, kendilerine göre tanımlanmış yasa dışı örgüt vesaire var. Burada doğrudan vatandaş, çoluk, çocuk, kadın, yaşlı, genç, bunların üzerine silah sıktılar. FETÖ terör örgütünün de ne kadar tehlikeli olduğu görülmüş oldu. Teröre karşı her yerde net bir tavır alırsak terörle mücadelede başarılı oluruz” ifadelerini kullandı. “Devletin kılcal damarlarına kadar sızmış olan bu yapının temizlenmesi gerekiyor” Böyle bir hadisenin tekrar yaşanmaması ve devlete sızma hareketlerinin olmaması için gereken hür türlü tedbirlerin alınacağını söyleyen Kalın, “Şuanda bir temizlik hareketi var, devletin kılcal damarlarına kadar sızmış olan bu yapının temizlenmesi gerekiyor. Bu da hukuki süreç gerektiriyor. Şuanda 70 kişilik bir savcı ekibi bu soruşturmayı yürütüyor. Burada onlarda büyük özveri ile çalışıyorlar. Bunu ortaya çıkartmak, bu darbeye giden süreçte yaşananları ortaya çıkartmak, darbe gecesi yaşananlar, ertesi gün yaşananlar, kaçmaya çalışanlar, bütün bunları ortaya çıkartmak kolay bir şey değil. Bazı ifadeler kamuoyuna yansıyor insanın kanı donuyor, dehşet verici şeyler. O gün Genelkurmay Başkanına yapılanlar, Yaşar Güler Paşa`ya yapılanlar, diğerlerinin itirafları bunları okuduğunuz zaman insan inanası gelmiyor. Bu bilgeler toplanıkça dava dosyası daha da güçlenecek. Biz risk alamayız, tekrar böyle bir kalkışma ve sızma hareketine karşı en ince noktasına kadar tedbirler alınacak” dedi. “Biz vatanına milletine bağlı, milli ve yerli duruşu olan dünyanın en iyi ordularından birisini kurmak istiyoruz” YAŞ`ın ilk kez Genelkurmay Karargahı dışında toplanmasını değerlendiren ve bütün güvenlik mimarisinin yeniden inşa edilmesi gerekliliğini anlatan Kalın, “Sahil Güvenlik ve Jandarma İçişleri Bakanlığına artık bağlanacak. Genelkurmay`ın durumu, kuvvet komutanlıklarının durumu, terfi sistemi. Perşembe günü önemli karar alınacak komuta kademesi ile ilgili. Terfi bekleyenler var, bir kısmı tutuklandı, onların yerine gelecekler var. Askeri liseler, harp akademileri, çünkü bu darbeci zihniyet bir anda olmadı. Belli bir birikim sonucunda. Bu darbe girişiminde bulunan bu FETÖ`cü grup ile TSK`yı birbirinden ayırmamız gerekiyor. Bir temizlenme hareketine ihtiyacımız var. Temizlenme oldukça TSK vatanına milletine bağlı bir ordu olarak görevinin başında olacaktır. Bunlardan temizlememiz lazım. Bu ayrımı net yapmamız lazım. Bu hainlerle normal bu işlere karşı çıkmış askerlerimizi birbirinden ayırmamız lazım. Soruşturma da buna göre yapılıyor. Aileleri müsterih olsunlar bu konuda. Biz vatanına milletine bağlı, milli ve yerli duruşu olan dünyanın en iyi ordularından birisini kurmak istiyoruz. Bunun içinde gerekli teknolojik altyapısı, sanayi altyapısı, personel, eğitim gibi bütün bunlar zaten var. Şimdi bu badireyi atlattıktan sonra böyle bir zihniyetin ordu içinde yeniden yeşermemesi için ne gerekiyorsa, terfi sisteminden eğitim programına kadar hepsi elden geçirilecek. Orada en önemli ilkelerden birisi Silahlı Kuvvetlerin sivil denetimidir. Bu modern devletlerin, demokratik devletlerin temel ilkelerinden birisidir. Bu zaten yapılıyor şuanda, bunun daha etkin hale getirilmesi için bir takım adımlar atılacak. Cumhurbaşkanının aynı zamanda bu ülkenin başkomutanı olması aslında bu sivil denetimin üst makamda yapıldığını ifade ediyor. Bunun aşağıya doğru net bir şekilde tanımlanması esas. Bununla ilgili hükümetin yürüttüğü bir çalışma var. Gerek Hulusi Akar paşa gerekse diğer komutanlar büyük bir üzüntü içindeler böyle bir hadisenin yaşanmış olmasından dolayı. Kendileri de atılması gereken adımlar konusunda kararlı bir duruş sergiliyorlar. Hükümet ile Cumhurbaşkanımızla tam bir uyum içinde çalışmaktalar. Bazıları spekülasyonlarda bulunabilir, bunlar TSK ile istişare ediliyor ve alınacak kararların da bu tür badirelerin yeniden yaşanmamasını sağlayacak kararlar olması konusunda tam bir mutabakat var” diye konuştu. “Paralel devlet yapılanması ile mücadele konusu 16 Temmuz günü başlamadı” Bir yargı süreci olduğunu hatırlatan ve bakanlıklarda alınan bir takım tedbirler olduğunu söyleyen Kalın, “Nasıl oldu da 3-4 gün içinde bütün bunları tespit ettiniz?” diye sorulduğunu da belirten Kalın “Bunun 17-25 Aralık sürecine, hatta daha öncesine giden bir tarihi var. Paralel devlet yapılanması ile mücadele konusu 16 Temmuz günü başlamadı. Bu yapının devlet kurumlarından temizlenmesi ile ilgili zaten yürüyen bir çalışma var. Daha önce ilgili bakanlıklar bir takım tedbirler aldılar, şimdi hadise aciliyet kespetmiş durumda. Burada bir müsamaha göstermek mümkün değil, bu yapı kendisini yeniden üretebilir, yeniden saklayabilir. Suçsuzsa insanlar aklanırlar, suçu varsa adaletin önünde hesabını verir” şeklinde konuştu. “Sapıklıkları ortada, bu adamın Mehdi olduğuna inanları var” “Kendisini hizmet, eğitim, hayır, himmet işleri ile tanıtan bir yapının nasıl bu kadar gözü dönmüş, sapık, cani hale gelebileceğini anlamakta zorlanıyoruz. Normal aklın mantığın kurallarını zorlayan bir şey ile karşı karşıyayız” açıklamasında bulunan Kalın, Müslüman insanın dürüst ve özü sözü bir insan olduğunun altını çizdi. Kalın, “Hazreti Peygamber kimliğini ne zaman saklamış. Mekke`de en ağır şartlarda, işkence görürken bile Hazreti Peygamber çıkıp kimliğini saklamış mı? Ashabı düşünelim, bir tanesi çıkıp kimliğini saklamış mı? Hangi Kur`ani yöntemle, hangi nebevi yöntem ile barıştırılabilir. Bu yapının bu dini sapkınlığının çok iyi sorgulanması lazım. Bizim din adamlarımızın, uzmanlarımızın bu konuda çıkıp açık ve net hüküm koyması lazım. Sapıklıkları ortada, bu adamın Mehdi olduğuna inanları var, `Bize şah damarımızdan daha yakındır` diyenler var. Haşa `Peygamber Efendimiz ile rüyada konuşuyor, talimat alıyor` diyenleri var. Kendisinin ifadelerinde neler neler var. Bunların bir kısmını darbe girişiminden önce kitaplarından temizlemeye çalıştılar. Bu adamın böyle meczup iddialarını hakikatmiş gibi kabul edip yolundan giden bir sürü insan var. Burada itikadi manada ciddi bir sorgulamaya ihtiyaç var. Hayırsa, hizmetse senin istihbaratta ne işin var, siyasette, ticarette ne işin var. Baktığımız zaman ortada hayır için bir araya gelmiş insanlardan oluşmuş bir cemaat değil, ihanet için ticaret için, istihbarat oyunları oynamak için bir araya gelmiş bir suç örgütü var. Bu yapıyı kim üretti kafa yormamız lazım. Bir sürü masum insan bunların peşinden gitti ama şimdi herhalde gerçek yüzlerini görmüşlerdir. Dolayısıyla nasıl DAEŞ benim dinime, benim Peygamberime leke sürmeye çalışıyorsa bu haince katliamlarıyla, bu adamlarda sapık inançlarıyla, terör eylemleriyle benim dinime, inancıma leke sürmeye çalışıyorlar. Buna hakları yok. Uluslararası sistem içerisinde bunu bir piyon gibi kullanıyorlar. Kendinizi kullandırmaya başladığınız anda siz de kullanılırsınız, birileri de sizi kullanır. Meşru olmayan yollarla meşru bir hedefe gidemezsiniz. Ama maalesef bazen masum insanlar kanıyor olabilir. Ama artık din alimlerinin de çıkıp bu sorgulamaları açık ve net bir şekilde yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı. “Külliye gayet güvenilir bir yer” Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve TBMM`nin füze sistemi ile ilgili korunması konusunda “Bu konu ve diğerleri ile ilgili bütün tedbirler alanmış durumda. Sadece Cumhurbaşkanlığı Külliyesi değil Başbakanlık ve TBMM`de gerekli bütün tedbirler alınıyor” açıklamasında bulunan Kalın, Külliye çevresinde de gerekli tedbirlerin alındığını kaydederek “Orası hamdolsun gayet güvenilir bir yer. Zaten her gün binlerce vatandaşımız demokrasi nöbeti için oraya geliyorlar. Tam bir şölen havası var. Güvenlik noktasında hamdolsun sıkıntı yok. Uçak ve helikopterlerle ilgili bütün tedbirler alınmış durumda” dedi. “Bu işi Pensilvanya`daki adama kadar götürdüğü konusunda bir tereddüt yok” Batuhan Yaşar`ın Amerika`nın Fethullah Gülen`i iade etmesi konusunda sorduğu soruya cevaben “Cumhurbaşkanımız daha önce Obama ile yaptığı görüşmelerde bu tehdide birçok defa dikkat çekmişti. Daha önce Fethullah Gülen hakkında Türkiye`de açılan 4 dava ile ilgili yürüyen süreç hakkında bilgi verildi kendilerine” açıklamasında bulunan Kalın, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili ilk verileri içeren kısa bir bilginin elektronik ortamda ulaştırıldığının altını çizdi. Kalın, “Şimdi bir üçüncü aşama var. O da bu darbe girişimi dosyasını bütün delilleri ve ifadeleriyle bir araya getirtilip gerekli dosyaların Amerika makamlarına ulaştırılması. Bu tamamlandığı zaman iadenin hukuki zemini oluşturulmuş demektir. Aslında Fethullah Gülen`in bu soruşturma da zanlı sıfatında bulunduğunu ve bunun da tek başına iade için hukuki zemin oluşturduğunu ifade ediliyor. Biz şuan da dosyamızı hazırlıyoruz ve bununla ilgili ifadeler çıktı, itiraflar var. Dolayısıyla bu işi Pensilvanya`daki adama kadar götürdüğü konusunda bir tereddüt yok. Bütün bunları biz tabii ki Amerikalıların önüne koyduğumuzda, beklentimiz Amerikan makamlarının da gereğini yapması. Eğer direnç gösterirlerse tabii ki bunu Türk toplumuna izah edemezler, bize de izah edemezler. Bu adam Amerikan vatandaşı bile değil, Türk vatandaşı. Neden ikili ilişkilerimizi sıkıntıya sokacak bir tavrın içerisine giresiniz ki? Böyle bir direnç gösterirseniz işin içinde başka bir iş var demektir. Amerika dünyanın değişik yerlerinden terörist zanlıları istediği zaman böyle bir ikmal edilmiş klasörler dolusu dosyalar mı istiyor? Bunları mı sunuyor da bu teröristleri alıyor? İnsanlar bunları sorgulamaya başlarlar. Güçlünün hukukunun esas olduğu bir dünya tasavvurunu dayatmaya kalkarlarsa bu onların meşruiyetini önce Türk toplumu nezdinde daha sonra bütün dünya halkları nezdinde sarsar. Bizim beklentimiz böyle bir krize dönüşmeden Amerikan makamlarının gerekli adımları atması. O adamı orada korumaya devam ederlerse toplum, `bu adamı Amerika koruduğuna göre demek ki işin içinde başka işler var` diyecektir” dedi. “Zillet içinde bir yazıdır bu” Fethullah Gülen`in New York Times`daki yazısı hakkında konuşan Kalın, “Yazıyı okursanız zillet içinde bir yazıdır bu. Bir yerlere yaranmak için `hizmetindeyim, buradayım` diyen, `ne olur beni Türkiye`ye iade etmeyin` diyen bir yazıdır bu. İçerden ve dışarıdan sanki bu darbeyi biz yapmışız gibi bize saldıran bir grup var. Bu darbeye bu millet ve bu milletin fertleri olarak biz karşı koyduk. Siz bu darbeyi biz yapmışız gibi bize saldırıyorsunuz. Hukukun üstünlüğü için bir mücadele verildi. Demokrasi için insanlar öldü, özgürlükleri için insanlar sokaklara çıktı ve öldürüldü. Bunun mücadelesini biz verdik. Bize burada demokrasi nutukları atmayın. Siz üzerinize düşeni yapın. Gerçek demokratların ve bu milletin yanında durun. `Bir hukuki süreç var Türkiye buna sadık kalmalı` diyorlar. Bunun dışında bir şeyler söyleyen oldu mu? Nedir bu panik hali, ön almaya mı çalışıyor birileri? Zaten hukuk çerçevesi içinde olacak. Bizim bu konuda en ufak bir sıkıntımız yok. Bunlar tamamlanacak, sunulacak ve umarım hem hukuk kuralları açısından hem de ikili ilişkilerimizin gerektirdiği bir durum olarak olumlu bir netice almayı düşünüyoruz” diye konuştu. “Türkiye`ye söyleyecekleri hiçbir söz yok” 15 Temmuz darbe girişiminin ardından AB`den darbeye karşı sert tepki gelmesi, AB ülkesi liderlerin Türkiye gelmesi beklentisine ilişkin, “Türkiye`nin kapıları açık. Gelmek isteyen bütün dostlarımıza Cumhurbaşkanı ve Başbakanımızın programlarının el verdiği oranda misafirlerimizi bu ülkede ağırlamak isteriz” ifadelerini kullanan Kalın, bu tarihi anı yaşama fırsatını belki AB liderlerinin de yaşama şansı yakalayabileceklerinin altını çizdi. “Kimseye de `aman gelin` demeyiz, kendileri bilir” diye konuşan Kalın, “Bakın Paris saldırısı oldu gittiler sokaklarda yürüdüler, birlik beraberlik görüntüsü verdiler. O zamanki Başbakanımızda gitti katıldı, Cumhurbaşkanımız da mesaj yolladı. O saldırı sonrası Fransa OHAL kararı aldı buna kimse itiraz etmedi, biz de itiraz etmiyoruz. Terörle mücadele eden bir ülke var, buna karşı alması gereken tedbirler var. Gayet doğaldır. Başka yerlerde de bu tür kararlar alındı. Bizim bunlara bir itirazımız yok. Ama Türkiye OHAL kararı alınca, `Türkiye`de zaten demokrasi yok, hukukun üstünlüğü yok` diyerek bizim üstümüze gelmeye çalışıyorlar. Fransa`ya, Belçika`ya, Amerika`ya söyleyemediğini hiç kimse gelip Türkiye`ye söylemesin. Bu konuda bizim tavrımız çok net. Türkiye`ye söyleyecekleri hiçbir söz yok. `Erdoğan darbeyi bahane edip demokrasiyi ortadan kaldıracak, muhaliflerin üzerine gidecek` diyerek propaganda yapanlarda bilsinler ki bu sözleriyle bilerek ya da bilmeyerek bu darbeyi meşrulaştırmaya çalışıyorlar” şeklinde konuştu. “Çok sakindi, abdestini aldı, iki rekat namazını kıldı” 15 Temmuz darbe girişimi gecesi kendisinin Cumhurbaşkanı ile görüşüp görüşmediği şeklindeki soruya da cevap veren Kalın, “Telefonla kaç defa görüştük hatırlamıyorum ama Cumhurbaşkanımızla görüştük, talimatlarını aldık. Biz o zaman Antalya`daydık. Eto`nun düzenlediği bir futbol organizasyonu ile ilgili hazırlıkları yapıyorduk. Biz o hazırlık içerisindeyken hatırlamıyorum kaç defa görüştük ama talimatlarını alıp sürekli ilgili yerlerle görüşüyorduk. Kendisinin millete hitap etmesi meselesini Hasan Doğan ve Berat Albayrak yanında onlar koordine ediyorlar. Biz de alıp hemen basına vereceğiz. Orada bir gecikme oldu. Biz herkese bildirdik. `Cumhurbaşkanımız açıklama yapacak, buna göre herkes meydanlara` diye. Ulaşabildiğimiz her yeri arayıp `hazır olun Cumhurbaşkanımız biraz sonra açıklama yapacak` dedik. Bağlantı gecikince insanlar tereddüt etmediler, hazırdılar ama Cumhurbaşkanımızın o çağrısı dönüm noktasıydı. Vatandaşlarımız sokağa çıkmaya başlamıştı. Ama Cumhurbaşkanımızın çağrısını görünce artık herkes koşmaya başladı. O mesajın çıkması çok önemliydi. Onun koordinasyonunu yaptık. En büyük tehlikeyi Cumhurbaşkanımız yaşadı. Biz bakıyoruz bu adamların yaptıkları darbe planlarına. Operasyonun en kritik ayağı Marmaris operasyonuymuş. Allah korusun orada Cumhurbaşkanımızı ele geçirselerdi ya da öldürselerdi ki ben oraya öldürme kastı ile gittiklerini düşünenlerdenim. Niyet belli. Ele geçirselerdi ve bir şekilde o fotoğrafları televizyonlara verip yayınlasalardı `bu iş bitti deselerdi` bu iş bitmeyecekti. Muhtemelen hepimizi sokak sokak, mahalle mahalle savaşacaktık. Tabi iç savaş çıkacaktı. Yapılmak istenen buydu Marmaris ayağı başarılı olsaydı. Biz savaşırdık bunlarla. Hamdolsun o olmadı. Hasan bey ve Berat Albayrak bey yanındaydı o gece. Berat bey, `çok sakindi kendinden emindi. Abdest aldı, iki rekat namazını kıldı ondan sonra da otelden çıktık` dedi. Ben de o sırada kendisiyle birçok defa telefonla görüşüp talimat aldım. Ben sesinde en ufak bir tereddüt, panik, şüphe hissetmedim. Her zamanki dingin, kendinden emin, konuya hakin tavrıyla bu süreci yönetti. Türkiye`de darbeye karşı olan herkes, siyasi görüşü ne olursa olsun tabii ki önce bu millete ama Tayyip Erdoğan`a bir teşekkür borcu var. Hiç şüphe yok bu demokratik duruşuyla milletimiz bütün dünya halklarına örneklik teşkil etti. Bütün dünya halkları milletimize gıpta ile bakıyor bugün. Bu darbeyi adeta çıplak elleriyle durdurabilmiş onurlu bir millet var, bunu gördüler. Türk milletinin `ben bitti demeden bitmez` diyen bir millet olduğunu herhalde gördüler. Şimdi bu tür hadiselerin tekrardan yaşanmaması için biz demokratik kurumlarımızı güçlendireceğiz. Hukuk sistemimizi daha da güçlendireceğiz. Ordumuzu bu tür pisliklerden temizleyip sadece bu millete hizmet eden etkili, güçlü, profesyonelleşmiş bir ordu haline getirmek için hep birlikte mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.


27 Temmuz 2016 Çarşamba  01:44

Zaman

Manşet - Davutoğlu: `İlk ihbar Hakan Fidan`a suikast yapılacağı şeklinde geldi`


Eski Başbakan ve AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu, darbe girişimiyle ilgili ilk istihbaratın `Hakan Fidan`a suikast` şeklinde geldiğini söyledi. Davutoğlu, uçak kriziyle ilgili ise, özellikle bir Rus uçağının düşürülmesi şeklinde bir talimat vermediğini, yapılanın angajman kuralları çerçevesinde olduğunu ifade etmek için söz konusu açıklamayı yaptığını belirtti. Eski Başbakan ve AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Darbe girişimi gecesine değinen Davutoğlu, `Günler vardır bir asra bedel... 15 Temmuz öyle bir gündü. Bu gece karanlık olabilir ama yarın Türkiye aydınlık bir güne uyanacak demiştim. O gün üst üste iki düğüne katılmak üzere Ankara`daydık. Sonra olağanüstü haberler bize de intikal etmeye başladı. Koruma müdürümüze güvenlik tedbiri alması talimatı iletildi. Güvenli bir bölgeye gittik. Güvenlik koruma amirimizin tanıdığı bir eve gittik. Cumhurbaşkanı ve Başbakanımıza ulaşmak için çabalarımız oldu. TV kanallarına gece boyunca demeçler verdik. Herkes kader gecesinde doğru yerde olmak zorunda. Özellikle yabancı kanallara, izahat eksikliği olduğunu gördüğümde, açıklamalar yaptık. Bir algı oluşturulmaya çalışılıyordu” diye konuştu. “O GECE BİZİM İÇİN BİR ONUR GECESİYDİ” Sabah tablo netleşinceye kadar ayakta olduklarını ifade eden Davutoğlu, “Zor bir geceydi. Medya riski üstlendi. O gece bizim için bir onur gecesiydi. Büyük bir sarsıntıydı. Çoğunu tanıdığım komutanların enternesi söz konusuydu. Ordu, diyanet ve adliyeye güven yüzde 100 olmak zorundadır. Önce düşündüğünüz şey şu oluyor; ya rabbim bu ülkeyi koru. Biz tarihte çok isyan gördük; Osmanlı`daki Yeniçeri isyanları da Cumhuriyet dönemindeki darbeler de dahil. Ama milletin kendisine saldıran alçakça bir darbe olmadı. Halk nezdinde devletin kaybettiği itibar öylesine olabilirdi ki bir daha devletten söz etmek imkanı kalmayabilirdi. O gün başka güne uyansaydık çok kanlı kitlesel çatışmalar olabilirdi” dedi. Paralel yapının bürokrasiye sızması ve ürettiği adaletsizlik bakımından son derece tehlikeli olduğunu belirten AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu, “Ama en fazla da zihniyeti tehlikelidir. Böyle bir sapık zihniyet etrafında örgütlenen bir yapı var. Önce bu zihniyete savaş açmak lazım. Hiç kimse vatandaşlarımızı böyle bir haşhaşi mantıkla esir alamaz. Bu yapı devletin sırlarını dışarı yansıtan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörist bir devlet gibi göstermeye çalışan habis bir urdur. Bütün hedefleri meşruiyeti sarsmak oldu. Onların oyunlarını bozan bir bakıma 1 Kasım oldu. Cumhurbaşkanını seçtirmemek planları atıl kaldı. 1 Kasım seçimlerinde AK Parti tekrar demokrasi sınavından geçti. 2015 YAŞ`ı kritikti, orada bir güçleri kırılmıştı. Siyasi iktidarı 4 yıl boyunca değiştirmek mümkün değildi” ifadelerini kullandı. “GÖREVDEN ALDIĞINIZDA MAHKEME KARARIYLA GERİ DÖNÜYORDU” Dışişleri Bakanıyken ofisinin bu terör örgütünce dinlendiğini hatırlatan Davutoğlu, “Bunu dinleyen alçak yapının hedefi çok açıktı. Suriye bağlamında Türkiye`yi suçlu yerine oturmak ve Şam rejimini aklamaktı. Geçen gün bu yapıya bağlı bir hakimin çekmecesinden çıkan iddianamede eğer darbe olsaydı. Bir numarada Cumhurbaşkanımız, iki numarada ben vardım. İçişleri Bakanımız, MİT Müsteşarı vardı. Suçlama terör örgütlerine yardım. Bu aylar öncesinden hazırlanan bir kumpas. Dinlemenin faillerini o zaman çok araştırdık, bakanlık içerisinden olduğu kesindi. Şüpheli isimleri pasif göreve getirdik. Görevden aldığınızda mahkeme kararıyla geri dönüyordu. Bu nedenle kontrol altına alıyorduk” dedi. “İLK İHBAR HAKAN FİDAN`A SUİKAST YAPILACAĞI ŞEKLİNDE GELDİ” MİT`in 2012`den bu yana ciddi uyarıları olduğunu anlatan Ahmet Davutoğlu, “2012`de Hakan Fidan`a karşı yapılan eylemle görevinden etmek istediler. O zaman Başbakanımız dirayetli bir tavır sergiledi. O andan itibaren bir alarm durumu hepimiz için geçerli oldu. Geçmişe dönük bakıldığında bir istihbarat bilgisi var. Ben geç ve doğal yollarla bilgi sahibi oldum. O gün MİT`te çok ciddi çatışmalar oldu. MİT karargahını ele geçiremediler. İlk ihbar Hakan Fidan`a suikast yapılacağı şeklinde geldi, darbe şeklinde değil de. O sırada öyle bilgi geldiği için Hakan Fidan Genelkurmay`a giderek bilgi veriyor. Ama yine de Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile paylaşılmalıydı. Darbenin erkene alınma nedeni de bu hareketlilik. 15 Temmuz fiili zorba bir tehdit haline dönüştü. Bu yapıda kim olursa olsun halka bu zulmü yapmış olan kim olursa olsun üzerine gidilmeli. Kimin irtibatı varsa cezaya tutulmalı” diye konuştu. “CUMHURBAŞKANLIĞI`NDA PARTİ LİDERLERİYLE YAPILAN TOPLANTIYI HEP HAYAL ETMİŞİMDİR” 17-25 Aralık kalkışmalarıyla irtibatlı olduğu belirlenen kişilere aktif görev verilmediğini kaydeden Davutoğlu, “Bundan sonra şöyle bir süreç görüyorum. Cezalandırıcı bir süreç, arkasında kim varsa sonuna kadar gidilmeli. İkincisi benzer süreçleri engelleyici süreç. Üçüncüsü siyasal konsolidasyon önemli. Siyaset darbe karşısında ortak bir çizgide buluşmalı. Cumhurbaşkanlığı`nda parti liderleriyle yapılan toplantıyı hep hayal etmişimdir. Bu konsolidasyon sürmeli. Cumhurbaşkanlığı da dahil olmak üzere halkın seçtiği hiçbir makam yıpratılmamalı. OHAL kararı doğru bir karardır. Şer odaklarıyla mücadele kesintisiz sürmelidir” dedi. RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ `Rus uçağının düşürülme emrini kendisinin verdiği` sözü sorulan Ahmet Davutoğlu, “Bu söz çok tartışılan bir söz. Bunun bir arka planı var. Burada kesin bir art niyet var. Suriye`de uçağımız düştüğü, zaman silahlı kuvvetlere bundan sonra Suriye`de ülkemize yaklaşan her uçak tehdit olarak görülmeli ve vurulmalı kararı alındı. Bu uygulandı, bir helikopter düşürüldü. Eylül 2015`te Rusya arka arkaya saha ihlali yapınca istişare ederek bu angajman kuralını değiştirme durumu ortaya çıktı. Bu anlamda `talimatı ben verdim` diyorum. Genelkurmay Başkanı`na yeni talimat verildi, `sadece Suriye uçakları değil hangi ülkenin uçağı olursa olsun vurulmalı` denildi. Bu başka bir ülke uçağı da olabilirdi. Sayın Cumhurbaşkanımız Putin`i uyardı, hava sahası ihlalleri konusunda. Burada devlet ortak olarak hareket etmiştir. Kurallar içinde yapılması gereken yapılmıştır. O angajman kuralları uygulanması konusunda kimse suçlu addedilemez. Orada hava sahamız savunulmuştur. Aradan 8 ay geçinde bir şüphe oluşturmak doğru değildir. Açıklamayı angajman kuralları çerçevesinde yaptım. Hava sahası ihlal edilen ülke biziz ve biz suçlu değiliz. Öyle bir hava oluşturuldu ki angajman kurallarını uygulayacak herkeste şüphe olacaktı” ifadelerini kullandı. GÜNCEL RUSYA POLİTİKASI Şu anda yürütülen Rusya politikasının doğru olduğunu söyleyen Davutoğlu, “Kazakistan`da Nazarbayev ile Türk-Rus ilişkilerinin nasıl düzeltilebileceğini konuştuk. Yürüyen bir süreç vardı, değişik kanallardan. Hava sahası ihlal edilen bir ülkenin suçlu gibi gösterilmesi güvenlik zafiyeti doğurur` dedi. “GÜLEN İADE EDİLMELİ” ABD`nin terörist başı Fethullah Gülen`i iade etmesi gerektiğini anlatan Ahmet Davutoğlu, “Bir çete reisinin ABD`de barınmasına izin verilmemeli. Dış dünya burada çok kötü sınav vermiştir. Bu düşmanlık üzerinden Türkiye`ye zarar veriliyor. Elimizde yeterli veri var. Bu çete Türkiye`de insanları katletmiştir. NATO`yu da zaafa uğratmak istemiştir` diye konuştu.


27 Temmuz 2016 Çarşamba  16:44

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

libyndıran kadıibyndıran kadın  14 eylül 2009 diyarbakır trafik ka  3 ağust  tv haber arşivi 17 06 2009 lise müdiresi  konya bağyurdu kazası  www toder org  ölümlü trafik kazaları 28 ekim 2008  01 ocak 2010 habertürk istanbul  taksicileri haraca  adün ana haber  karşılıksız çeke hapis kalktımı  15 mayıs 2009 milliyet akdeniz eki  flash tv gece haberleri 23 nisan 2011  04 mayıs milliyet akdeniz  kayseri melikgazi burs sonuçlary listesi  mersindeki linç girişimi  öss 2 nisan2009 deneme sınavı cevap2 nisan2009 de  3 haziran 2009 hürriyet gazetesi manşetleri  İzmir üniversitesi bostanlısversitesi bostanlısİzm  okan ersan  fikirtepe olay dün trafik kazası 20 05 2010  otobanda kaza sapanbanda kaza sapanca sakarya