Bulunan Haber Sayısı: 658
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Milliyet

Kültür Sanat - Müzisyen balayında hayatını kaybetti


Bolu`da iki hafta önce dünya evine giren müzisyen ve piyanist Kadir Mezarcı, eşi ile gittiği balayında motosikletle trafik kazası geçirerek yaş...


19 Eylül 2014 Cuma  16:45

Habertürk

Gündem - `Kandil 30 Eylül`e kadar açıklanmasını bekliyor`


Pervin Buldan döner dönmez açıkladı


19 Eylül 2014 Cuma  16:09

Zaman

Manşet - 100 gün geçti, rehinelerimiz hâlâ yok


Acımasızlığıyla dünyayı ayağa kaldıran IŞİD militanlarının, Türkiye`nin Musul Başkonsolosluğu`nu basarak 49 kişiyi rehin almasının üzerinden tam 100 gün geçti.Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz dahil, 30 Özel Harekât polisi ile aralarında iki bebeğin de bulunduğu Türk vatandaşları hâlâ örgütün elinde. 11 Haziran`dan bu yana nerede tutuldukları bilinmiyor. Kimilerine göre rehineler hâlâ Musul`da kimilerine göre ise örgütün Suriye`deki merkezi Rakka`da. Rehinelerle ilgili kriz masası kuran Dışişleri Bakanlığı, “Konunun üzerinde hassasiyetle duruyoruz.” açıklamasıyla yetiniyor. Örgütün, Batılı rehinelerin baş kesme görüntülerini izleyen rehine yakınları ise endişeli. Endişeleri artıran diğer bir unsur ise ABD`nin IŞİD hedeflerine yönelik saldırıları yoğunlaştıracak olması. Aileler hava saldırılarında yakınlarına bir zarar gelmesinden kaygılı. Dolayısıyla yakınlarının bir an önce salıverilmesini bekliyorlar. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`dan, “Müslüman`sanız bırakın” çağrılarının ötesinde bir çaba istiyorlar. Rehine yakınları, çoğunlukla resmî yetkililerin telkinleri ve sevdiklerinin can güvenliğini tehlikeye atmamak adına basına konuşmayı reddediyor. Ancak sabırlar taşmak üzere. Bir yaşına rehin olarak giren Kuzey bebeğin dayısı Muammer Taşdelen, geçtiğimiz hafta Cumhuriyet`e yaptığı açıklamada bakanlığın üç ayda sadece iki kez ailelerle toplantı yaptığını, hiçbirinde yakınları ile ilgili somut bir bilgi verilmediğini söyledi. Taşdelen, Musul`da artan IŞİD tehdidine karşı konsolosluğun neden tahliye edilmediğini de sorguluyor: “Bu kadar istihbaratınız ne yaptı IŞİD Musul`a girerken? Dicle kıyısında balık mı tutuyorlardı? O süreçte neden tahliye edilmedi? Bunun açıklamasını öğrenmek istiyorum. Ne güvencen var ki insanları geri çekmiyorsun?” Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, konsolosluğun niye tahliye edilmediğine dair eleştirilere hedef olurken, tahliye talimatının 2 gün önce verildiğini ama nihai kararın başkonsolosa bırakıldığını söylemişti. IŞİD, Türk vatandaşlarıyla birlikte Türk dış politikasını da esir almış durumda. Ankara, rehine hassasiyeti sebebiyle IŞİD`le mücadelede uluslararası toplumun beklediği desteği veremiyor. Bu konudaki pasif tavır da Batı`daki Türkiye algısını olumsuz etkiliyor.


19 Eylül 2014 Cuma  02:23

Zaman

Manşet - Seviyesiz kapaklar, vatandaşın cebini vuruyor


Araç trafiğinin yoğun olduğu cadde ve bulvarda bulunan seviyesi düşük veya yüksek olan rögar kapakları sürücülerin korkulu rüyası haline geldi. Yol seviyesinde olmayan bu kapaklar sürücüleri kaza yapma tehlikesi ile karşı karşıya getiriyor.Rögar kapaklarının yol kaplaması seviyesinde olmaması seyahat konforunu bozan ve araç yönetimini tehlikeye sokan bir durum. Yol kaplama seviyesinden aşağı ve yukarı kotta olan rögar kapaklarına çarpan araçların lastiklerinin patlıyor, jantlar hasar görüyor, ön sistem ve süspansiyon sistemleri bozuluyor. Rögar kapaklarının, yollarda bilinçsiz yapılması bu gerekçelerden dolayı kazalara sebep olurken, araçlarda da maddi hasara neden oluyor. Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Derneği`nin (TŞOF) verilerine göre, 2013 yılında rögar kapakları ve bu tarz cisimlerin sebep olduğu trafik kazaları 9 bin 234. Aynı gerekçeyle yoldan çıkıp kaza yapan araç sayısı ise 13 bin 234.AVRUPA VE AMERİKA ÖZEN GÖSTERİYORRögar kapakları konusunda hassas davranan Avrupa ve Amerika ülkeleri, kapaklarının yol seviyesinde tutulmasına özen gösteriyor. Bu iş için özel tasarlanmış teknolojik aletler kullanılıyor. Sokak veya caddelerde araçların geçişine sorun oluşturan ve seyahat konforunu engelleyen rögar kapaklarına hemen müdahale edilip, kapak yol seviyesine getiriliyor.Rögar kapakları nizami olmaması, araçlara verdiği zararlar ve trafik kazaları nedeniyle ekonomiye zarar verdiği gibi, hasar gören araçların ikinci el fiyatlarını düşürüyor. Yetkililer, kamuoyunun bu konuda sorumlu kuruluşlara baskı oluşturmalarını ve rögar kapaklarına bağlı yaptıkları kazalarda haklarını aramaları gerektiklerini belirtiyor.


19 Eylül 2014 Cuma  02:23

Zaman

Manşet - Uçak pistinde erkek cesedi bulundu


İZMİR Adnan Menderes Havalimanı pistinin kenarında 40 yaşlarında bir erkek cesedi bulundu. Arap uyruklu olduğu sanılan kişinin, bir uçağın iniş takımları arasına saklanarak yolculuk yaptığı, uçağın iniş takımları açılınca da düştüğü ihtimali üzerinde duruluyor.Adnan Menderes Havalimanı pistinde sabah uçuşları öncesinde rutin yapılan kontrol amaçlı pist devriyesinde görevliler pistin kenarında bir erkek cesedi buldu. Emniyet Müdürlüğü Havalimanı Şube Müdürlüğü ekipleri inceleme başlattı. Ölen kişinin 40 yaşlarında olduğu saptanırken, üzerinden kimliğini belirten bir belge çıkmadı. Ölen kişinin giysilerinden Arap, Ortadoğu uyruklu olabileceği değerlendirmesi yapıldı. Yetkililer olayın nasıl olduğunu çözmek için havalimanı güvenlik kameralarını incelemeye alırken, gece iniş yapan uçak seferlerini ve kalkış noktalarını da listeledi. Uzmanlar ölen kişinin bir uçağın iniş takımları boşluğuna kalkıştan önce saklanıp, uçak inerken de düşmüş olabileceğini belirtti. Yetkililer İzmir`den kalkan bir uçağa da aynı şekilde binmiş olabileceği ihtimalinin de gözardı edilemeyeceğini bunun otopsi sonunda ortaya çıkabileceğini belirtti. Öteyandan dün akşam İsrail`in Tel Aviv kentindeki Ben Gurion Havaalanı`na inen Hava Kuvvetleri Komutanlığı`na ait ambulans uçağa dönüştürülmüş C - 130 tipi uçak, Gazze`deki Erez sınır kapısından geçirilen 7`si çocuk 4`ü kadın olmak üzere 21 Filistinli yaralıyı teslim alıp saat 22.00 sıralarında Adnan Menderes Havalimanı`na getirmişti. Yetkililer İsrail havalanlarının çok sıkı korunduğunu, askeri uçağa böyle bir binişin mümkün olamayacağını söyledi, ancak bu uçuş da mercek altına alındı. Öte yandan 8 bin ila 11 bin metre irtifada uçuş yapan uçaklarda dış ortam ısısının -57 dereceye düşmesi ve çok düşük oksijen-hava basıncı oranı nedeniyle böyle bir yolculuk özel koruma önlemi olmadığında 30 saniye ile 2 dakika arasıda ölümle sonuçlanıyor. Ancak çok nadir olmakla birlikte iniş takımları arasında yolculuk yapıp sağ kurtulanlar da var. (DHA)


19 Eylül 2014 Cuma  11:57

Zaman

Manşet - Çin`den kargoyla bonzai sevkiyatı


İzmir Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Şube ekipleri, Çin`den kargoyla gönderilen 1,5 kilogram bonzai adlı uyuşturucunun hammaddesini ele geçirdi. Olayla ilgili bir kişi gözaltına alındı.Yurtdışından yüklü miktarda uyuşturucu getirileceğini tespit eden gümrük muhafaza ekipleri, kargo şirketine operasyon düzenledi. Paketlere sarılmış 1,5 kilogram bonzai hammaddesi ele geçirilirken bir kişi gözaltına alındı. Şüpheli, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı. Uyuşturucu tacirlerine yönelik sıkı takibin devam edeceğini belirten yetkililer, ele geçirilen hammaddeden 150 kilogram bonzai üretilebildiğini, böylece yaklaşık 200 bin gencin ölümünün önüne geçildiğini ifade etti.Türkiye`de hemen her hafta bir gencin hayatını kaybettiği sentetik uyuşturucu bonzai, İzmir`de de son iki ayda üç gencin katili oldu. Dikili ilçesinde 3 Ağustos 2014 gecesi arkadaşlarıyla toplandıkları bir evde alkollü içkinin üzerine bonzai türü, `jamaika` adıyla bilinen sentetik uyuşturucu kullandığı öne sürülen 18 yaşındaki Çağrı Kalyoncu hayatını kaybetti. İzmir`deki son kurbanlar ise gece evlerinde eğlenen 32 yaşındaki İzzet Kantur ve aynı yaştaki arkadaşı Gökhan Sarıcan oldu. Dikili`de geçen hafta yaşanan olayda, gece eğlence sırasında alkol aldıktan sonra bonzai kullandığı ileri sürülen üç gençten Kantur ve Sarıcan hayatını kaybetti. Aynı evde yine alkol ve bonzai kullanan bir genç de hastaneye kaldırıldı. İlk belirlemelere göre gençlerin, sentetik uyuşturucu bonzaiden hayatını kaybettiği anlaşıldı. Aydın`ın Kuşadası ilçesinde ise 9 Haziran gecesi evinde baygın bulunan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden 23 yaşındaki Oğulcan Güner`in, arkadaşlarıyla içtiği sentetik uyuşturucu bonzaiden öldüğü ileri sürülmüştü.


19 Eylül 2014 Cuma  02:23

Zaman

Manşet - Altın Koza`da yarışan Firak filminin galasında `Erdoğan` krizi


21. Altın Koza Film Festivali`nde yarışan, Halil Özer`in yönettiği Firak filminin dün akşam saat 20.00`de biten galasında `Recep Tayyip Erdoğan` krizi çıktı.Bu yıl temmuz ayında çekimleri tamamlanan filmde, başrolde oynayan Orhan (Oktay Gürsoy), bir sahnede köyden şehre iner. Şehri tepeden gören o karede adı Recep Tayyip Erdoğan olan ilçenin stadyumu görülür. Gala sonrası film ekibiyle yapılan söyleşide yönetmene izleyiciler, `Neden onun reklamını yapıyorsunuz. Neden adını gösterdiniz?` sorusunu sorarak tepki gösterdi. Film ekibi ve yönetmen tepkiye şaşırınca, Halil Özer seyirciden özür diledi ve `Amacım isme dikkat çekmek değil. Bir taşra şehrinde olabilecek unsurları anlattım. Bu kadar tepki olacağını beklemiyordum.` dedi. Tepkiler devam edince `Onun adının olmadığı bir yer var mı?` diyerek izleyicileri sakinleştirmeye ve ortamı yumuşatmaya çalışınca salondan alkış aldı. Yapımcı Esma Karaca ise `Bunlar ülkemizin gerçekleri. Neden bu kadar tepki gösteriliyor anlamıyorum.` dedi. ()Filmin konusu:Orhan ve Ali insanlardan uzak bir dağ tepesinde yaşar. Abi-kardeş odun kömürü yaparak geçimlerini sağlar. Ali`nin evlenmesiyle gelin olarak eve gelen Bahar bütün düzenlerini bozar. Çünkü Bahar, Ali ile zorla evlendirilmesine rağmen Orhan ile birbirlerine çok önceden aşıktır.


19 Eylül 2014 Cuma  01:30

Zaman

Manşet - Firak filminin galasında Erdoğan krizi


21. Altın Koza Film Festivali`nde yarışan, Halil Özer`in yönettiği Firak filminin dün akşam saat 20.00`de biten galasında `Recep Tayyip Erdoğan` krizi çıktı.Bu yıl temmuz ayında çekimleri tamamlanan filmde, başrolde oynayan Orhan (Oktay Gürsoy), bir sahnede köyden şehre iner. Şehri tepeden gören o karede adı Recep Tayyip Erdoğan olan ilçenin stadyumu görülür. Gala sonrası film ekibiyle yapılan söyleşide yönetmene izleyiciler, `Neden onun reklamını yapıyorsunuz. Neden adını gösterdiniz?` sorusunu sorarak tepki gösterdi. Film ekibi ve yönetmen tepkiye şaşırınca, Halil Özer seyirciden özür diledi ve `Amacım isme dikkat çekmek değil. Bir taşra şehrinde olabilecek unsurları anlattım. Bu kadar tepki olacağını beklemiyordum.` dedi. Tepkiler devam edince `Onun adının olmadığı bir yer var mı?` diyerek izleyicileri sakinleştirmeye ve ortamı yumuşatmaya çalışınca salondan alkış aldı. Yapımcı Esma Karaca ise `Bunlar ülkemizin gerçekleri. Neden bu kadar tepki gösteriliyor anlamıyorum.` dedi. ()Filmin konusu:Orhan ve Ali insanlardan uzak bir dağ tepesinde yaşar. Abi-kardeş odun kömürü yaparak geçimlerini sağlar. Ali`nin evlenmesiyle gelin olarak eve gelen Bahar bütün düzenlerini bozar. Çünkü Bahar, Ali ile zorla evlendirilmesine rağmen Orhan ile birbirlerini çok önceden aşıktır.


19 Eylül 2014 Cuma  01:12

Zaman

Manşet - Çocuk yetiştirmede 3 evre


Çocukların hayatlarındaki üç evreyi en sağlıklı nasıl geçireceğini Efendimiz`in tavsiyelerinde görüyoruz.Ne hayaller kurarak, kucağımıza alırız evladımızı… O güne kadar kurduğumuz hiçbir hayal, çocuk sahibi olmak kadar heyecan vermez bize. 40 hafta süren hamilelik boyunca ise katlanır coşkusu. Önce kalbi atmaya başlar miniğin. Elleri, ayakları büyür günbegün. Parmakları, gözleri belirginleşir zamanla. Beklenen misafiri ekranın ardından bile görmek, büyüdüğüne şahit olmak, ona dair hayallerimizi parlatır. “Kime benziyor?”, “Nasıl bir şey?” soruları daha doktor odasından çıkmadan günün konusu olur çift için. Onunla bir an evvel tanışma isteği bütün bedenini sarar anne-baba adayının.Kavuşma anı ise ailenin yaşadığı en önemli anlardandır belki. O güne kadar sadece karı-koca olan kadın ve erkek, evin yeni üyesiyle `anne–baba` rütbesine terfi eder. Evli çiftimiz artık bir `aile` olur. Minik ev sahibi, geldiği ilk andan itibaren ailenin hayatına ve rollerine yenilikler ekler. Çocuk yetiştirme maratonu ise hassasiyet ve sabır gerektiren bir süreçtir. Bebekliği için ayrı emek veririz. Bu dönemde anne-baba verici, çocuk ise alıcı rolündedir. Çocukluğu daha farklı ihtiyaçlarını karşıladığımız bir dönem olur. Ergenliğinde ciddi bir mücadele içine gireriz, onu tanıyamadığımız zamanlar olur hatta. Yetişkin olduğunda bambaşka telaşlar yaşarız onunla. Hasılı, kucağımıza aldığımız günden itibaren, evlatlarımızın sorumluluğunu taşımaya devam ederiz. Yıllar geçtikçe, bu mesuliyet sadece çocuğumuzun yaşına ve konumuna göre değişme gösterir.Evladımız bir şekilde birey olacak. Birey olmanın zorluklarını bildiğimiz gibi, bunun temellerini sağlam atmanın ne kadar önemli olduğuna da hepimiz vakıfız.Buna ışık tutacak mahiyette İnsanlığın İftihar Tablosu`nun (aleyhissalâtü vesselam) bir hadis-i şerifi bulunuyor: “Çocuk, yedi yaşına kadar amir (emredici), yedi yaşından on dört yaşına kadar memur (emre itaat eden), on dört yaşından sonra yedi yıl da baba ve annesinin veziri olmalıdır.” Bilimsel olarak da kanıtlanmış bu evreler, çocuğumuz için doğru zamanda doğru şeyi yapmamıza yardımcı oluyor.YENİ BAHAR DERGİSİ`NDEN ALINMIŞTIR...


19 Eylül 2014 Cuma  09:34

Radikal

Kültür Sanat - Ölünce dinleyicilerin üzerine düşmek istiyorum.


Dünyanın en çok kayıt yapan orkestra şefleri arasında yer alan Sir Neville Marriner, bu yıl 90 yaşına bastı ve hala konser yönetiyor. `Emeklilik gelecek planlarımın bir parçası değil. Şansılıysam podyumda ölürüm ve umarım seyircilerin üstüne düşerim; enstrümanları mahvetmek istemem.`


19 Eylül 2014 Cuma  15:14

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

atv haber arşivi 9şubat 2010  kar tatİlİ ticaret s tr 1 saat önce  07 haziran 2012 çarşamba posta  01 02 2009 fox haber selülit  negotiator  1994 gazete arsivleri 12 şubat  01 03 2010 kon tv canlı haber arşivi  öss cevap anahtarı 27 02 2009  01 01 1992 yeni as  26 10 2010 kızını hastanelik eden anne  özgür asal  öteki gündem  01 02 2009 haber  gökova  şiir arsiv 07 ocak posta  şoför iş ilanları istanbul posta gazetesiosta  analiz yayınları 4 sınıf 3 bds konu başlıkları  01 08 1987 sabah gazetesi arşiv  01 04 2009 tarihli hürriyet gazetesi  01şubat 2009 kanal a ana haber bülteni video izle  özel yetkili cumhuriyet savcısı faruk çalışkan  özel güvenlik yasası