Bulunan Haber Sayısı: 12
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Gündem - Savcı takipsizlik verdi, Milli Eğitim ise `kınama` cezası


Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları için başlatılan soruşturmada 19 öğretmen hakkında takipsizlik kararı verdi.İl Milli Eğitim Müdürlüğü ise idari soruşturma sonunda Eğitim-Sen üyesi aynı 20 öğretmene `uyarma` cezası verilmesini kararlaştırdı. Adana`da Haziran 2013`te meydana gelen Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları iddiasıyla çok sayıda kamu çalışanı ile birlikte 19 öğretmen hakkında, `silahlı terör örgütüne üye olma` ve `görevi yaptırmamak için direnme` suçlamalarıyla fezleke hazırlanmıştı. Öğretmenler, poliste verdikleri ifadelerinde, sendikalarının çağrısı ile eyleme katıldıklarını, ancak kanunsuz bir işe karışmadıklarını savundu. 2 yıl süren soruşturmasını tamamlayan Cumhuriyet Başsavcılığı, öğretmenlerin yargılanmasına gerek görmeyerek dosyalarına takipsizlik kararı verdi. Ancak aynı gerekçelerle idari soruşturma yapan İl Milli Eğitim Müdürlüğü öğretmenlere, `uyarma` cezası verdi. Eğitim-Sen Adana Şube Başkanı Ahmet Karagöz, Milli Eğitim`in kararına tepki gösterdi.


29 Ocak 2015 Perşembe  02:15

Zaman

Ekonomi - Bursa`nın her bir ilçesi ayrı güzellikte


Kent merkezi dışında, İstanbul karayolunda bulunan, Marmara Bölgesi`nin en büyük gölünün kıyısında yer alan İznik, doğa ve tarihseverlerin en önemli durakları arasında yer alıyor.Tarihi İznik çinisine rengini veren göl, koloniler kuran karabatak ve gece balıkçılı türleriyle Önemli Kuş Alanı (ÖKA) statüsünde bulunuyor. İç Anadolu göllerinin donduğu kış aylarında kuşlara sığınak olan İznik Gölü, küçük balaban, alaca balıkçıl, çeltikçi, erguvan balıkçıl, angıt, Macar ördeği, yılan kartalı ve martı gibi türlere de ev sahipliği yapıyor. İznik, inanç turizmi açısından da önemli bir potansiyele sahip. Vatikan`da 1962 yılında toplanan 19. konsülde, Kudüs ve Vatikan`dan sonra üçüncü kutsal kent olarak ilan edilen İznik`te, Ayasofya ve Roma tiyatrosu gezilebilir, çini fırınları ziyaret edilebilir. İznik`teki tarihi yapılar arasında Ayasofya Müzesi, Senatus ve Hipogeum da yer alıyor. İstanbul yolunda bulunan, sofralık zeytinin merkezi Gemlik ve Orhangazi ilçelerinden, farklı kalite ve lezzette zeytin, yağı, sabunu ve kolonyası alınabilir. Gemlik Körfezi sahilinde bulunan Mudanya ilçesi de gezilmesi gereken önemli yerler arasında bulunuyor. Mudanya`ya 10 kilometre uzaklıkta bulunan Zeytinbağı köyü ya da herkesçe bilinen eski adıyla Trilye, zeytini ve şarabıyla tanınıyor. Dar sokaklarında gezmekten bıkılamayacak Trilye, St. Stephanos Kilisesi`nden çevrilen Fatih Camii, bir kısmı yıkılmasına rağmen şu an özel mülkiyet olan ve içinde kiracıların bulunduğu Dündar Evi ile Taş Mektep başta olmak üzere, gezecek birçok tarihi güzelliklere sahip.


29 Ocak 2015 Perşembe  02:15

Habertürk

Gündem - Balçiçek İlter`in konuğu CHP`li İlhan Cihaner


`Tutuklanan `Suç işlemedik` değil `Haram yemedik` diyor


28 Ocak 2015 Çarşamba  21:46

Zaman

Manşet - Türk demokrasisine bir kırık not daha


Ülkelerin demokrasi karnesini tutan Washington merkezli Freedom House`un `Dünyada Özgürlük, 2015` raporunda Türkiye, `kısmen özgür` kategorisinde yer aldı. Türkiye`nin demokratik ilkelerden uzaklaştığı belirtilirken, Erdoğan`ın demokratik çoğulculuğa karşı kampanya yürüttüğü ifade edildi.Türkiye`de son dönemde temel haklar konusunda yaşanan gerileme, dünyanın en saygın sivil toplum kuruluşlarından biri olan Freedom House`un son yıllık raporuna yansıdı. Washington merkezli kuruluş `Dünyada Özgürlük, 2015` raporunda Türkiye`de özgürlükler konusunda geriye gidiş trendi görüldüğünü belirtti. 195 ülkenin incelendiği raporda Türkiye, Bolivya, Mozambik ve Papua Yeni Gine gibi ülkelerle birlikte `kısmen özgür` kategorisinde yer aldı. Türkiye`nin demokratik ilkelerden giderek uzaklaştığı vurgulandı. Bu konuda sorumlu olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ın işaret edildiği raporda, Erdoğan`ın geçen yıl gücünü pekiştirdiği ve demokratik çoğulculuğa karşı sert bir mücadeleyürüttüğü belirtildi. Rapordaki değerlendirmede, “Erdoğan, açıkça medya sahiplerinden sansürlü yayın veya muhalif gazetecilerin kovulmasını istedi. Anayasa Mahkemesi`nin kararlarına saygı duymadığını söyledi. Gazetecileri tehdit etti, kadın gazetecileri azarladı ve okul müfredatına radikal, hatta tuhaf değişiklikler talimatı verdi.” ifadeleri kullanıldı. `Erdoğan`ın siyasi düşmanı` olan medya organlarına karşı bir dizi baskın ve gözaltılar dahil olmak üzere medya ve yargının, `yürütme ve yasama kollarının büyük müdahalesiyle` karşılaştığı vurgulandı. Freedom House mayıs ayında açıkladığı `Dünyada basın özgürlüğü` raporunda da Türkiye`yi `kısmen özgür` statüsünden `özgür olmayan` statüsüne düşürmüştü.Dün açıklanan raporun Türkiye kısmında 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarını yürüten yargı ve emniyet mensuplarının tasfiye edilmesi, 14 Aralık medyayı sindirme operasyonu, Bank Asya`yı batırmaya yönelik girişimlere genişçe yer verildi. Freedom House, 2014 yılında Türk siyasetine, 4 bakan ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin karıştığı yolsuzluk soruşturmasının gölge düşürdüğünü ifade etti. Erdoğan ile oğlu Bilal arasında geçtiği iddia edilen sıfırlama kaydına da değinilen raporda, Erdoğan`ın yolsuzluk delillerini, `paralel devlet uydurdu` diyerek reddettiği kaydedildi.YOLSUZLUK ANA SORUNSkandalın ardından 45 binden fazla polis memuru ile 2 bin 500 yargıç ve hakimin yerlerinin değiştirildiğine dikkat çekildi. Muhaliflerin, bu atamaları, yolsuzluk soruşturmalarını durdurma ve yargı bağımsızlığını zayıflatmaya yönelik olduğu eleştirisini yaptığı hatırlatıldı. “Yolsuzluk Türkiye`de başlıca bir sorun olmaya devam ediyor.” denildi.HÜKÜMET, GAZETECİLERİ TACİZ EDİYORRaporda, Erdoğan ve AKP yetkililerinin muhalif gazeteciler ve işadamları ile Alevileri “hain” diye sıfatlandırdığı dile getirildi. Hükümet hakkında olumsuz haber yapan medya organlarının kapatıldığı veya haklarında soruşturma açıldığına dikkat çekildi. Geçtiğimiz aralık ayında genel yayın yönetmenleri ve senaristlerin de aralarında yer aldığı 30 kadar kişinin terör örgütü kurma suçlamasıyla gözaltına alındığı vurgulandı. Hükümetin Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında yakalama kararı çıkardığı ve `terör örgütü lideri` suçlamasıyla ABD`den iadesinin istendiği bildirilirken, bu adımlar `Hizmet Hareketi`ne yönelik mücadelenin artışı` şeklinde nitelendi.KCK ile bağları sebebiyle ya da darbe planlamak iddiasıyla birçok gazeteci ve entelektüelin hapse atıldığı ifade dildi. “Hükümetin gazetecilere yönelik tacizi yaygın” denilen raporda bunun da oto sansüre ve işten çıkarmalara yol açtığı belirtildi. “Medya organlarının neredeyse tamamının siyasi partilerle bağları olan ya da farklı alanlarda iş yapan büyük holdinglere ait olması, oto sansüre katkı yapıyor.” denildi. Raporda, tutuklu yargılama süresinin kısaltılmasıyla 2013`te 40 olan hapisteki gazeteci sayısının Ekim 2014`te 19`a düştüğü bildirildi. Ancak hâlâ yargılanmayı bekleyen 150 kadar gazeteci bulunduğuna işaret edildi.SOSYAL MEDYAYA YASAKFreedom House, hükümetin özellikle interneti sıkı kontrol altına almaya yönelik bir dizi yasalar geçirdiğini rapor etti. Erdoğan ve diğer yetkililere ait ses kayıtlarının internete düşmesi sonrası YouTube ve Twitter`a erişimin yasaklanmasını not etti. Raporda, “Hükümet, özel mahkemeleri, muhalif yazar ve gazetecilerin Twitter hesaplarının kapatılması için kullandı.” denildi.HİZMET HAREKETİ HEDEF ALINIYORHizmet Hareketi`nin, hükümetin belirgin hedeflerinden biri olduğu, hareket mensuplarının fişlendiği, bazı okullarının kapatıldığı kaydedildi. Yetkililerin, Hizmet`e yakın olanlar başta olmak üzere bazı sivil toplum kuruluşlarını takibe aldığı ve baskı uyguladığı belirtildi. Bank Asya`nın, kamu şirketlerinin organize bir şekilde paralarını çekmeleri, borsa işlemlerinin birçok kez askıya alınması ve kabine üyelerinin medyadaki sözlü saldırılarını içeren hükümet müdahaleleri nedeniyle 2014 yılında aşırı istikrarsızlıkla yüz yüze geldiği vurgulandı.AKADEMİSYENLERE KISITLAMARaporda Alevilerin ayrımcılık gördüğü, Erdoğan`ın sürekli Alevileri küçük düşürücü açıklamalar yaptığı aktarıldı. “Akademik özgürlük oto sansür ve yasal ve siyasi baskılarla kısıtlandı.” tespiti yapılırken Yükseköğretim Kurulu`nun akademisyenlere kendi alanları dışında medyaya demeç vermesine kısıtlama getirildiği hatırlatıldı. Koç Holding dahil hükümet muhalifi olarak görülen şirketlere, baskı yapıldığı, gereksiz vergi teftişlerine maruz kaldıkları, kamu ihalelerinden dışlandıkları dile getirildi.


29 Ocak 2015 Perşembe  02:15

Zaman

Manşet - Türkiye nüfusu yaşlanıyor


Türkiye nüfusunun 2013 yılında 30,4 olan yaş ortalaması 2014 yılında 30,7`ye çıktı. Ortalama yaş erkeklerde 30,1 iken kadınlarda 31,3. Yaş ortalaması en yüksek şehirler Sinop (39,1), Balıkesir (38,6), Edirne ve Kastamonu (38) iken; en genç nüfusa sahip şehirler Şırnak (19,1), Şanlıurfa (19,2) ve Ağrı (20) oldu. Çocuk yaş grubu (0-14) nüfus yüzde 24,3`e gerilerken, 65 ve yukarı yaştaki nüfus yüzde 8`e yükseldi.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarını açıkladı. Buna göre 31 Aralık 2014 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusu 77 milyon 695 bin 904 kişi. Yine sonuçlara göre Türkiye nüfusu yaşlanıyor. Nüfus artış hızı yavaşlarken ortanca yaştakilerin toplam nüfus içindeki oranı yükseliyor. Çocuk yaş grubu nüfusu ise azalıyor. Yıllık nüfus artış hızı binde 13,3 olarak gerçekleşti. Bu oran bir önceki yıl binde 13,7 olmuştu. Ortalama yaş da yükseldi. 2013 yılında 30,4 olan ortanca yaş, 2014 yılında 30,7`ye yükseldi. Ortanca yaş erkeklerde 30,1 iken kadınlarda 31,3 olarak gerçekleşti. Ortalama yaş 2010`da 29,2 idi.TÜİK verilerine göre Türkiye`nin nüfusu geçen yıla göre 1 milyon 28 bin 40 kişi artarak 77 milyon 695 bin 904 kişiye yükseldi. Toplam nüfus içinde erkeklerin oranı yüzde 50,2 ile 38 milyon 984 bin 302 kişi. Kadın oranı ise yüzde 49,8 ile 38 milyon 711 602 kişi olarak gerçekleşti. Buna göre erkeklerin sayısı kadınlara göre 272 bin 700 kişi daha fazla. Verilere göre nüfusun yüzde 91,8`i il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor. İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2013 yılında yüzde 91,3 iken, bu oran 2014 yılında yüzde 91,8`e yükseldi. Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise yüzde 8,2 olarak gerçekleşti. Bu tablo, göçün devam ettiğini ve köylerde yaşayan nüfusun giderek daha da azaldığını gösteriyor.TÜİK`in verileri İstanbul`un nüfusunun artmaya devam ettiğini de ortaya koydu. Buna göre İstanbul`da ikamet eden nüfus bir önceki yıla göre yüzde 1,5 artış gösterdi. Türkiye nüfusunun yüzde 18,5`inin ikamet ettiği İstanbul 14 milyon 377 bin 18 kişi ile en çok nüfusa sahip şehir oldu. İstanbul`u 5 milyon 150 bin 72 kişi ile Ankara, 4 milyon 113 bin 72 kişi ile İzmir, 2 milyon 787 bin 539 kişi ile Bursa ve 2 milyon 222 bin 562 kişi ile Antalya takip etti. Bayburt ise 80 bin 607 kişi ile en az nüfusa sahip şehir oldu. 2014 yılında çalışma çağındaki nüfus da bir önceki yıla göre yüzde 1,4 arttı. Çocuk yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 24,3`e geriledi. Buna karşın 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı yüzde 8`e yükseldi. Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen “Bir kilometrekareye düşen kişi sayısı” ise Türkiye genelinde 2013 yılına göre 1 kişi artarak 101 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 767 kişi ile nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu il oldu. İstanbul`u sırasıyla Kocaeli, İzmir, Gaziantep, Bursa ve Yalova takip etti. Nüfus yoğunluğu en az olan il ise kilometrekareye düşen 12 kişi ile Tunceli oldu. Yüzölçümü bakımından ilk sırada yer alan Konya`nın nüfus yoğunluğu 54, en küçük yüzölçümüne sahip Yalova`nın nüfus yoğunluğu ise 267 oldu.


29 Ocak 2015 Perşembe  02:15

Zaman

Manşet - Şahin Alpay - Hizmet okulları, medar-ı iftiharımız


Fethullah Gülen Hocaefendi, 1990`ların ortalarında farklı inançlara ve düşüncelere sahip insanların birbirlerine saygı göstermelerine, toplumda kutuplaşmaların giderilmesine duyulan büyük ihtiyacı vurgulayan mesajlarıyla kamuoyuna seslenmeye başlamıştı.Bir din bilgininden gelen bu seslenişi olağanüstü değerli bulmuştum. Bunun üzerine o sıra çalışmakta olduğum Milliyet gazetesinde “Hocaefendi`ye saygı” (29 Temmuz 1995) başlıklı bir yazı yazdım. Yazı şöyle bitiyordu: “Ben Hocaefendi`yi din ile siyaseti ayıran, halkı kamplara bölecek düşmanlık kültürüne karşı çıkan, hoşgörülü bir İslam anlayışının gelişmesine katkıda bulunan bir din adamı olarak algılıyorum. Hocaefendi`nin yaptıklarına saygı gösterilmeli.” (Bu yazının laikçi, askerî vesayetçi çevrelerde nasıl bir tepki uyandırdığını tahmin edersiniz.)Bir süre sonra, bir yıl kadar önce kurulmuş olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı`ndan bir heyet “eline sağlık” ziyaretine geldi. Fikrimi ilk kez o heyete açtım. Dedim ki, “Orta Asya`daki Hizmet okulları hakkında pek çok spekülasyon yapılıyor. Ben bu okulları görmek istiyorum. Beni bu okullara götürün. Ama farklı gazetelerden meslektaşlarla birlikte gidelim ki, herkes birbirinin ne yazacağını görsün.” Bu fikir bir süre sonra, Ekim 1996`da hayata geçti. Bir grup meslektaşla Hizmet`in Özbekistan ve Türkmenistan`daki okullarını ziyaret ettik. Daha sonra, o sıra yönettiğim “Entellektüel Bakış” sayfasında, ilk bölümü “Türkiye`nin Orta Asya`daki kozu: Eğitim” başlığıyla çıkan bir dizi kaleme aldım. (Milliyet, 1 – 5 Kasım 1996) Bu ziyaret GYV`nin okulları tanıtmak için düzenleyeceği gezilerin ilki oldu.Hizmet`in önayak olduğu okullar dünyaya yayıldıkça, çeşitli vesilelerle kimi öteki Asya, Afrika ve Avrupa ülkelerindeki örneklerini de ziyaret etmek; öğretmenlerle, öğrencilerle, ana-babalarla, yerel yöneticilerle konuşmak fırsatını buldum. İzlenimlerimi de Zaman`daki yazılarıma yansıttım. Yurtdışındaki Hizmet okulları hakkında en çok görgü, bilgi sahibi olan medya mensubu olduğumu söylersem, yanlış olmaz. Bulundukları her ülkede resmî makamların (elbette ki) onayı ve işbirliğiyle, yerel halkın büyük teveccühü ile faaliyette bulunan, tümüyle laik ve bilimsel eğitim veren Hizmet okullarının Türkiye`ye yaptığı hizmetler başlıca üç başlıkta toplanabilir: Türkiye ile dünyayı birbirine yakınlaştırır; barış köprüleri kurarlar. (Bunun her yıl düzenlenen “Türkçe Olimpiyatları”ndan daha iyi bir kanıtı olabilir mi?) Yetiştirdikleri öğrencilerle Türkiyeli işadamlarının ticarî faaliyetlerini geliştirmelerine yardımcı olurlar. İlgilerini eğitime odaklamalarını sağlayarak öğrencilerin kötü alışkanlıklara ve suça bulaşmalarına kapıları kapatırlar.Bu vasıflarıyla yurtdışındaki Hizmet okulları, Türkiye`nin “yumuşak gücü”ne ve her anlamda dünyayla kaynaşmasına paha biçilmez katkı yapan, ülkenin medar – ı iftiharı (övünülecek) kurumlardır. Bu nedenlerle AKP iktidarı ilk iki döneminde Hizmet okullarının değerini bildi. Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasından sonra tavır değişti. Bu soruşturmanın Hizmet hareketinin hükümete karşı bir darbe girişimi olduğu safsatasıyla, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu`nun dünyaya yayılan Hizmet okullarını Türkiye aleyhine çalışan kurumlar olarak ilan etmelerinin; Erdoğan`ın ev sahibi ülkelerden, kapatılmalarını talep etmesinin akıl, mantık ve izanla açıklanabilecek hiçbir tarafı yoktur. Bu taleplerin ciddiye alınmayacağı görülecektir. AKP iktidarının Türkiye`nin uluslararası çıkarlarına ve itibarına verdiği büyük zararın başlıca yönlerinden biri de budur. Başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan`ın Hizmet okullarına yönelik nefret söyleminden, açık söyleyeyim, utanç duyuyorum.


29 Ocak 2015 Perşembe  02:15

Milliyet

Kültür Sanat - Kimliği hayat kadınından çıktı


Antalya`da eczanede çalışan Gülden G. (26) Kasım ayında Taner G. (36) ile evlendi. Gülden G., düğünün ardından kimliğini değiştirmek üzere Murat...


28 Ocak 2015 Çarşamba  14:13

Habertürk

Gündem - Akhisar - Trabzonspor karşılaşmasının stadı değişti


Ziraat Türkiye Kupası B Grubu`nda 3 Şubat Salı günü Akhisar Belediyespor ile Trabzonspor arasında yapılacak 6. hafta karşılaşması Manisa 19 Mayıs Stadı`nda oynanacak


28 Ocak 2015 Çarşamba  21:46

Radikal

Spor - Akhisar-Trabzonspor maçının stadı değişti


Ziraat Türkiye Kupası B Grubu`nda 3 Şubat Salı günü Akhisar Belediyespor ile Trabzonspor arasında yapılacak 6. hafta maçı Manisa 19 Mayıs Stadı`nda oynanacak.


28 Ocak 2015 Çarşamba  16:05

Zaman

Manşet - Türkiye 2015`de bilişim ve iletişim pazarına 27 milyar dolar harcayacak


Büyük veri, bulut, sosyal iş ve mobilite gibi teknolojiler sayesinde Türkiye`deki kurumların geçirdiği dönüşüme dikkat çeken IDC Türkiye Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları, bu dönüşüm ile bilgi ve iletişim teknolojilerine 2015`te 27 milyar dolar harcama yapılmasını beklediklerini söyledi.IDC Türkiye`nin 2015 tahminlerine göre, tüketici segmenti donanım harcamalarındaki düşüş sebebiyle pazardaki toplam büyümenin yavaşlayarak yıllık yüzde 3,1 gerçekleşmesi öngörülüyor.Microsoft Türkiye`nin ev sahipliğinde IDC Türkiye yetkilileri, Türkiye Bilişim ve İletişim teknolojileri sektörüne dair 2015 tahminlerini paylaştı. Etkinlikte konuşma yapan IDC Türkiye Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları, 2015`teki yazılım ve servislerdeki büyüme oranlarına değindi. Çizmecioğulları, `2015 genel seçimlerinden sonra hızlanacak olan kurumsal harcamalar, tüketici harcamalarının önüne geçecek. Yazılım ve servisler, 2015 yılının ikinci yarısında gerçekleşmesi beklenen dönüşüm projeleriyle birlikte yüzde 7,1 ve yüzde 6,4 gibi büyüme oranlarıyla en yüksek performans gösteren teknoloji kategorileri olacak.` dedi. Nevin Çizmecioğulları, 2015`te kurumların ve kullanıcıların hayatında daha fazla yer edecek olan mobiliteye dair şu ifadelere yer verdi: `2015`te çalışanlar tarafından şirket verilerine ve uygulamalarına uzaktan erişim için kullanılan kurumsal mobil cihazların sayısı artacak. Bu artış, BT ortamını değiştirmeye devam edecek ve şirketleri idari, güvenlik ve gizlilik açısından düzenlemeler getiren resmi mobil politikalar uygulamaya yöneltecek. Mobil uygulamalar, cihaz güvenliği ve mobil cihaz yönetimi uygulamalarında pazardaki farkındalığın artmasıyla daha hızlı benimsenme öngörüyoruz. Belli sektörlerde kapsamlı mobil strateji uygulamalarının bir parçası olarak mobil cihaz yönetimi, mobil kimlik ve erişim yönetimi tarafında büyük ölçekli yatırımlar bekliyoruz.``HER YIL BULUT TABANLI TEKNOLOJİLERE 10 MİLYAR DOLARA YAKIN YATIRIM YAPIYORUZ`Microsoft Türkiye Kurumsal Müşterilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Yılmaz da Microsoft Türkiye olarak sektöre dair hedeflerini ve oluşturacakları katma değerden söz etti. Yılmaz, şunları dile getirdi:`Bilişim sektörü bugün gelişmiş pazarlarda iktisadi kalkınmanın itici gücü olarak öne çıkıyor, sektör toplam istihdamın yüzde 30`unu oluşturuyor, yılda 2 trilyon doların üzerinde tüketim hacmi ile ekonomik gelişimi tetikliyor. Cep telefonlarından sonra teknoloji dünyasında en hızlı büyümenin yazılım ekonomisinde gerçekleştiğini görüyoruz. Burada bizim 4 ana trend olarak nitelendirdiğimiz mobilite, sosyal ağlar, büyük veri ve bulut bilişim önemli rol oynuyor. Nitekim yazılım sektörüne baktığımızda yeni uygulamaların yüzde 90`ının bulut teknolojierine yönelik geliştirildiğini görüyoruz. Microsoft bulut bilişimi ile tanışan kurumlar esnek, güvenilir, ihtiyaca özel çözümlerden faydalanıyor. Bugün Çin dahil 141 ülkede, 4 kıtada 19 veri merkezi ile 1 milyardan fazla kullanıcıya ve 20 milyondan fazla şirkete hizmet veriyoruz, her yıl bulut tabanlı teknolojilere 10 milyar dolara yakın yatırım yapıyoruz. `IDC 2015 Türkiye bilişim ve iletişim pazarı yönelik tahminler ise şöyle:`2015 yılında Türkiye bilişim ve iletişim pazar harcamaları büyümesi, tüketici donanım harcamalarındaki yavaşlama nedeniyle yüzde 3,1`e düşecek. Servis sağlayıcılar tarafından veri merkezi alanında yatırımlar gerçekleşecek. Üçüncü platformu kullanan sektörlerin ilk örnekleri dikkat çekecek ve benzer yatırımlara öncülük edecek. Tüketici segmentindeki mobilite cihaz bakımından doyuma yaklaşacak, şirketler ise mobilitede daha üst seviye startejilere yönelecek. Kısıtlı BT bütçeleri ve yatırımın geri dönüşünün hesaplanma zorluğu nedeniyle daha geniş kapsamlı büyük veri uygulamaları seçili proje örnekleriyle sınırlı kalacak. Telekom şirketleri başlatılan yeni projeler ile akıllı şehir projelerinde önde gelen sağlayıcılar olmaya devam edecek. 2015 sonu ve 2016 yılı boyunca iş kiritik, hyperscale sunucular Türkiye sunucu pazarında oyunu değiştirici bir rol oynuyor olacak. SDN (Yazılım Tanımlı Ağ) pazarı, veri merkezi ve mobil ağ yatırımlarıyla büyüyecek. Türkiye`deki genel bulut harcamalarındaki büyümenin yüzde 70`i çokuluslu sağlayıcılar tarafından yönlendiriliyor olacak. Kamu ve özel sektörde artan farkındalık ile yeni nesil tehdit koruma çözümlerine olan talep artacak.`


28 Ocak 2015 Çarşamba  12:05

Sayfa:1  2  

21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  çarşamba günkü kredi kartı ile ilgili haber  21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  çarşamba günkü kredi kartı ile ilgili haber  21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  21 10 2009 çarşamba  21 04 2011 haberleri izle kanal 26  21 09 giresun haberleri  21 02 2011 show tv haber saat 18 00  çarşamba günkü kredi kartı ile ilgili haber  21 02 2011 show tv haber saat 18 00  21 02 2011 show tv haber saat 18 00  21 02 2011 show tv haber saat 18 00