Bulunan Haber Sayısı: 10
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Hürriyet

Gündem - G-20`nin ev sahibi kim olacak?


Türkiye, 15-16 Kasım`da dünya ekonomisinin yüzde 90`ını, dünya ticaretinin yüzde 80`ini ve dünya nüfusunun yüzde 66`sını temsil eden en büyük uluslararası platform olan G-20`nin Liderler Zirvesi`ne ev sahipliği yapacak.


02 Ağustos 2015 Pazar  03:16

Zaman

Manşet - Burhan Kuzu`nun bürosunda parti kapatma hazırlığı yapılıyor


HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın başdanışmanlığına getirilen Burhan Kuzu`nun ofisinde HDP`ye yönelik parti kapatma hazırlığı yapıldığını iddia etti. Asıl amacın HDP`yi Hazine yardımından mahrum bırakmak ve partinin önünü kesmek olduğunu savundu. Burhan Kuzu ise iddiaların doğru olmadığını söyledi. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, genel merkezdeki Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Burada çarpıcı bir iddiayı gündeme getiren Demirtaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ın danışmanlığına getirilen Burhan Kuzu`nun avukatlık bürosunda parti kapatma hazırlığının yapıldığını öne sürdü. Dava ile parti kapatmanın değil, HDP`yi Hazine yardımından mahrum bırakmanın amaçlandığını belirtti. AKP`nin amacının, HDP daha fazla büyümeden partinin önünü kesmek olduğunu savunan Demirtaş, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`nda değil, Cumhurbaşkanı`nın danışmanı yapılan eski Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu`nun bürosunda parti kapatma hazırlığı yapılıyor şu anda. Amaç, parti kapatmaktan çok, Hazine yardımından muaf bırakmak. Hedef mümkünse bu yılın sonuna yetiştirmek. Dokunulmazlıklarla birlikte partiyi büyümeden, genişlemeden AKP`nin önünü kesecek bir pozisyondan alıkoymak. Hukuk devleti olsa burası, çağırır bir başsavcı bunlara sorar. `Siz siyasetçisiniz, parti kapatma da olacaksa bu bizim işimiz` der. Yarın bu dosyaları götürecek savcıya verecekler. Bu konuda yetkili, görevli savcı kim biliyor musunuz? Bu Şems var ya Şems (Ethem Sancak`ı kastediyor), onun akrabası. Ekibi böyle kurmuşlar. Havuz medyasının sahibi, aynı zamanda savcının akrabası. Yargı onlarda, devlet onlarda. İstediğim zaman savaş, istediğim zaman barış yaparım diyecek sözde irade onlarda.” diye konuştu. Burhan Kuzu ise bu iddiaların doğru olmadığını söyledi. AKP`nin muhtemel bir erken seçimde HDP`ye yönelik bir kampanya yürüteceğini savunan Selahattin Demirtaş, “Bütün kampanya HDP üzerine çevriliyor. İşledikleri her günahın faturasını HDP`ye çıkarmak üzerine kampanya planlamışlar. 7 Haziran öncesi de bunu yapmaya çalıştılar. HDP barajı geçemezse kaos çıkaracak diyenler, HDP barajı geçti diye ülkeyi kaosa savaşa sürüklediler. Eğer seçimse, biz seçimden korkmuş bir parti değiliz. İster bu ay, ister önümüzdeki ay, ister kasımda, erken bir seçime HDP hazırdır.” dedi. İKİ TARAF DA ELİNİ TETİKTEN ÇEKMELİ Selahattin Demirtaş, çözüm sürecinde çatışmasızlığa dönülmesi mesajını da tekrarladı. PKK`ya yönelik yaptıkları çağrıların karşılık bulduğunu ve PKK`nın Avrupa`daki yöneticilerinden Remzi Kartal`ın, “Biz masaya dönmeye hazırız, yeniden ellerimizi tetikten çekmeye ateşkes pozisyonuna hazırız.” dediğini hatırlattı. Bu sözleri, PKK`nın resmi açıklaması olarak kabul ettiğini anlatan Demirtaş, şunları söyledi: “Ama Sayın Başbakan tıpkı 90`lı yıllardaki gibi, apoletli başbakanlar gibi `Son terörist kalıncaya kadar bu savaş sürecek.` diyerek maalesef ki savaş politikasında ısrar edeceklerini gösterdi. Bizim bu ülkede huzura, güvene, barışa ihtiyacımız var. Buna herkesin katkı sunması lazım. İki çatışan tarafın da mutlaka elini tetikten çekmesi lazım. Bu çağrımız ciddi, toplumsal talebe dönüşmüş bir çağrıdır. Bu sadece HDP`nin bir beklentisi değil, Türkiye toplumunun çok önemli bir kesiminin beklentisidir. Eminim ki bu çağrılar güçlendikçe herkes bir kez daha durumunu gözden geçirmek zorunda kalacaktır. KCK`nın masaya dönme, derhal müzakereye başlama çözüm iradesini ortaya koyduğunu duyduk. Hükümetten de bunu duymak istiyoruz. Evladı askerde olan, evladı polis olan görev yapan annelerle de temasa geçmemiz lazım. Bu savaş bizim savaşımız değil. Bu evlatların hepsi bizim çocuklarımız. Gelin sesimizi birlikte yükseltelim. Gelin bu savaşa birlikte `dur` diyelim.”


02 Ağustos 2015 Pazar  02:04

Milliyet

Kültür Sanat - Tunceli`de 14 bölge özel güvenlik bölgesi ilan edildi


Tunceli Valiliği`nden yapılan yazılı açıklamada, özel güvenlik bölgesi ilan edilen 14 bölgeye bölgelere 4-19 Ağustos tarihleri arasında siviller...


02 Ağustos 2015 Pazar  21:43

Zaman

Manşet - Nusaybin`de gergin gece


Mardin`in Nusaybin ilçesinde korsan gösteri yapan eylemcilere polis ekipleri, biber gazı ve basınçlı suyla müdahalede bulundu. 1 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Alınan bilgilere göre, Nusaybin`de akşam saatlerinde Abdulkadir Paşa Mahallesi, Devrim Hastanesi civarı, Yeni Turan Sakarya ve Kışla Mahallesi ile Işık Önder Caddesi`nde olaylar çıktı. Barikat kurarak yolları trafiğe kapatan eylemciler, hastane yanından geçen araç ve motosikletleri durdurarak kimlik kontrolü yaptı. Durmayan araçlara taşlı saldırıda bulunuldu. Bölgeye gelen polis ekipleri gruplara biber gazı ve basınçlı suyla müdahale etti. Eylemciler polise havai fişek ve molotofkokteyliyle karşılık verdi. Olayların hastane civarında olması nedeniyle acil servise gelen çok sayıda hasta gazdan etkilendi. Bölgelerde gerginlik gece yarısına kadar sürdü. Gözaltına alınan A.Ö. (19), sağlık kontrolünden sonra İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM şubesine götürüldü. (CİHAN)


02 Ağustos 2015 Pazar  10:24

Hürriyet

Spor - Küçükçekmece basketbola doydu


Küçükçekmece halkı, 19 Mayıs`ta düzenlenen Streetball ile basketbola doydu.


02 Ağustos 2015 Pazar  05:21

Zaman

Manşet - Tanıktan akla ziyan yorum: Ballı muzdan kumpas çıkardı


Devleti 350 milyon lira zarara uğratmaktan hapse mahkûm olan Nusret Argun`un iddialarıyla Konya`da yapılan operasyonda yeni bir skandal yaşandı. Tanık Hüseyin Uğur Özteke, dönemin Asayiş Şube Müdürü Ercan Taştekin`in davetiyle katıldığı yemekteki ballı muzlardan Argun`a kumpas yapılacağı sonucuna vardığını söyledi. Savcı da akla ziyan bu ifadeleri iddianameye delil diye koydu. Türkiye, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından yoğun algı operasyonlarına muhatap kaldı. Konya merkezli 19 ilde gerçekleştirilen operasyona, ihaleye fesattan 170 yıl hapse mahkum olan Nusret Argun`un iftirası gerekçe gösterildi. Skandallarla dolu iddianame, tamamen tanık ve müştekilerin beyanlarından oluşuyor. İddianamede `terör örgütü` suçlaması var ancak bunu destekleyecek hiçbir delil ve eylem yok. Savcının sözde `terör örgütüne` dayanak yaptığı bu ifadelerin çelişkili ve ciddiyetten uzaklığı dikkat çekiyor. Tanık olarak dinlenen Hüseyin Uğur Özteke, dönemin Asayiş Şube Müdürü Ercan Taştekin`in kendisini yemeğe çağırdığını belirterek, bu yemekte gördüğü ballı muzlardan çok etkilendiğini ve buradan Nusret Argun`a kumpas kurulacağı sonucuna vardığını ileri sürdü. Savcının delil olarak iddianameye koyduğu Özteke`nin ifadesi şöyle: “Masaya oturdum. İlk dikkatimi çeken yemek, meyve ve tatlılar adına muhteşem bir görüntü vardı. Hatta hiç unutamadığım muzun dilimlenerek üzerine bal dökülmüş hali beni oldukça etkiledi ve korkuttu. Çünkü bu yemek alelade bir yemek değildi.” Konya merkezli 19 ilde geçtiğimiz 22 Mayıs`ta düzenlenen algı operasyonunda işadamı, avukat ve polislerin de aralarında bulunduğu 74 kişi hakkında `Terör örgütü kurma ve yönetme, üye olmak, görevi kötüye kullanma, iftira, resmi belgede sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek` suçlamalarıyla hazırlanan iddianame Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Argun`un şikayeti üzerine yapılan algı operasyonu, hazırlanan iddianame ile çöktü. TEKZİP EDİLEN HABERLERLE ÖRGÜT KURULMUŞ Savcının daha önce havuz medyasında çıkan ve mahkeme kararları ile tekzip edilen haberlerde geçen ifade ve kavramlar üzerinden örgüt inşa ettiği görülüyor. Savcı, Ankara`da yaşanan bir hırsızlık olayı üzerinden kurgulanan kumpası da dayanak olarak gösteriyor. Geçtiğimiz yıl görevi kötüye kullanma ve görev sırrını açıklama suçundan gözaltına alınan polis Seyyit Akşit`in tehdit ve baskıyla Hizmet Hareketi aleyhinde ifade vermeye zorlandığı ortaya çıkmıştı. Akşit, kendisine verilen `hırsızlık` suçundan kurtarma sözü yerine getirilmeyince savcıya mektup yazarak kumpası deşifre etmişti. Yine bu dosyada adı geçen ve daha önce 1 ton uyuşturucu ile birlikte yakalanan Kadir İnan isimli şahsın “Seyit benden uzaktan kumandalı bomba istedi. Bu bombayla paralel yapıya kumpas kuran ekibin kullandığı bir server`ın patlatılacağını, bunu da devlet için yaptığını anlattı.” şeklinde ifadeleri yer almıştı. Savcı, kumpas olduğu ortaya çıkan sabıkalı şahsın asılsız iddialarını da dayanak gösterdi. İddianameye giren bir diğer ifade de eski Selçuk Üniversitesi Rektörü Süleyman Okudan`a ait. Okudan, Konya`da yeni kurulacak üniversite için kendisinden yer istendiğini ancak istenilen yeri vermediğini kaydetti. Daha sonra Argun`a yönelik operasyonda tutuklandığını belirtti. 17 ve 25 Aralık operasyonları sonrası kendilerine cemaatin operasyon yaptığı yönünde kanaatin oluştuğunu söyleyen Okudan, “Bu konuda kesin bir şey söylemem tabii ki mümkün değildir.” sözlerini de beyanlarına ekledi.


02 Ağustos 2015 Pazar  02:04

Zaman

Manşet - Mustafa Ünal - `Oy güzel vatanım, oy Anadolu`


Seçimin üzerinden iki aya yakın zaman geçti. Davutoğlu hükümeti kurma görevini alalı 23 gün oldu. Kısa bir süre değil. CHP ile masaya oturdu. MHP ile temaslarını kesmedi. HDP`yi denklem dışı tuttu. 23 günde ne mesafe alındı? `Koalisyon iradesi` var mı? Hep soru. Cevaplar belli belirsiz. Bu ülke koalisyon görüşmelerine çok sahne oldu. Ancak böylesini ilk kez yaşıyoruz. Hükümet görüşmeleri geri planda. Sanki 7 Haziran seçimleri hiç olmamış gibi. Hükümet topal ördek ama atamalara tam gaz devam. Sandık `dur` dedi oysa. AKP`de odak merkezi dağıldı. Bir yanda AKP Genel Merkezi diğer yanda Saray. Hangi nabız doğruyu gösterir? CHP ile hakikaten anlaşmak için mi oturdu masaya? Yoksa niyet başka mı? CHP ile hükümet müzakereleri yürütürken MHP ile temas da neyin nesi? Hangisinden daha fazla taviz koparırsa ona mı yönelecek? Böyle koalisyon müzakeresi mi olur? AKP, CHP ile koalisyon görüşmelerini yürütürken siyaseten MHP`ye yakınlaştı. Başta Kürt ve terör meselesi olmak üzere birçok alanda MHP çizgisine kaydı. Bunun bir koalisyon stratejisi olduğunu sanmam. AKP`nin hesabı başka. Hedef sadece MHP`yi yanına çekmek değil. Muhtemel bir erken seçime göre pozisyon alıyor. Siyaseten yakınlaşmayı koalisyon manevrası olarak görmemek lazım. Bahçeli`nin `Elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyarız` sözü de koalisyona `yeşil ışık` değil. Çözüm süreci tamam ama MHP`nin başka şartları var. Erdoğan`ın Saray`ı bırakarak Çankaya Köşkü`ne taşınması gibi. 17-25 Aralık dosyalarının açılması gibi. Mühür 23 gündür Davutoğlu`nda. 45 günlük sürenin yarısı geçildi. Sırada daha Kılıçdaroğlu var. Onun da hükümet kurmak için şansını denemesi lazım. Eğer sonuç alınamazsa erken seçim mecburi istikamet... Burada `Hangi hükümetle?` sorusu önem kazanıyor. Erken seçim, AKP`nin 8 Haziran sabahından beri gündeminde... Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın bütün oyun planını `erken seçime` kurduğu Ankara`da herkesin bildiği sır. Koalisyon görüşmelerinin seyri onun mesajlarında saklı. En son Çin`den Endonezya`ya giderken konuştu. `Koalisyonlardan fayda beklemek boşuna...` dedi. Erdoğan, sıradan, tarafsız bir cumhurbaşkanı değil. Koalisyon görüşmelerinin kaderini etkileyecek güce sahip olduğuna göre `müzakerelerin boşu boşuna yürütüldüğünü` söylemek mümkün. Davutoğlu, Saray`a rağmen koalisyon hükümeti kurabilir mi? Hayır. Siyasi rüşdünü ispat ettiği söylenemez. Saray`ın gölgesi ve vesayeti altında. Cumhurbaşkanı`nın her konuşmasında `erken seçim` vurgusu var. Erdoğan, seçim hükümetinin şekline de açıklık getirdi. `Azınlık hükümeti erken seçime götürebilir.` dedi. Mevcut AKP azınlık hükümeti. Dışarıdan bir partinin desteği şart. Alternatifinin HDP`li bir hükümet olduğu düşünüldüğünde MHP`nin desteği yüksek ihtimal. 45 günün sonunda otomatik seçim takvimi yerine Meclis`in seçim kararının gündeme gelmesi de muhtemel. Tek seçenek kasım değil, bahara nisan veya mayıs ayına sarkabilir. Saray`ın iradesi bu. Siyaset bu oyun planını bozabilir mi? Kolay değil. Eski Cumhurbaşkanı Gül`ün tavrı dikkat çekici... `Önce koalisyon` dedi. Ve AKP-CHP`yi işaret etti. Davutoğlu`na mesaj aslında. Ve Kars`tan acı haber... PKK`nın döşediği mayına basan üsteğmen, şehit. Seçimle ne alakası mı var? Çok alakası var. Oy anam oy... Son söz Abdurrahim Karakoç`un: “Seni çok sevenler çok örseledi/Oy güzel vatanım, oy Anadolu/Açların çalıştı, tokların yedi/ Oy güzel vatanım, oy Anadolu`... Koalisyon mu, erken seçim mi? Tabii ki seçim. Oy Anadolu oy...


02 Ağustos 2015 Pazar  02:04

Zaman

Manşet - Görevlerden görev beğen


19 yıllık macera kaldığı yerden devam ediyor. Tom Cruise`un başrolünde yer aldığı Görevimiz Tehlike serisinin beşinci filmi Rogue Nation, bu hafta vizyona giriyor. Seri filmlerin şanındandır, yenileri çekildikçe beklentiler artar. Diğerlerine nazaran yapılan değişiklik ve yenilikler merakla beklenir. Fragmanlar dönmeye başladığında sinemaseverler için heyecan zirve yapar. Buraya kadar her şey normaldir. Şayet seyirci filmi izlediğinde hayal kırıklığına uğrarsa, serinin ölümü olabilir. Aman dikkat! Bu sebeple devam filmlerinin önceki yapımlardan daha ileride olması gerekir. Beşinci filmi ile vizyona çıkmaya hazırlanan blockbuster yapım Görevimiz Tehlike (Mission: Impossible), bakalım seyirciden tam not alabilecek mi? Yoksa kendini imha mı edecek? Televizyondan beyazperdeye 1960`lı yıllar… Bond serileri ve benzer yapımlar bir anda ajan kavramını meşhur eder. Hikâyeler benzerdir. Gerçi bugün de değiştiğini söylemek pek mümkün değil. Bir tarafta insanlığın aleyhine çalışanlar diğer tarafta onları durdurmanın peşine düşen diğerleri... İşte onlardan birisi de dönemin popüler televizyon dizilerinden Görevimiz Tehlike`dir. Bruce Galler`in fikir babalığını yaptığı dizi kısa sürede önemli başarılar elde etti. 7 sezonluk ekran hayatı süresince üç altın kürenin sahibi oldu. Aradan yıllar geçti ve 1996`da dizinin beyazperdeye uyarlanmasına karar verildi. Başrolde ise Tom Cruise vardı. Gerilim filmlerine sevgisiyle ün yapan Brian De Palma`nın yönettiği Görevimiz Tehlike serisinin ilk filmi açılışını Prag`da yaptı. Filmde, çalıştığı gizli servis tarafından ihanetle suçlanan Ethan Hunt kendini ispatlamanın peşine düşer. Ancak üyesi olduğu takımdan arkadaşları öldürüldüğünde artık her anlamda yalnız kaldığını da anlar. Bir helikopterin bağlı olduğu trenle aynı tünele girmesi gibi fantastik sahneler barındıran film, serinin en iyilerinden sayılıyor. 2000 tarihli ikinci filmin yönetmen koltuğunda aksiyon sinemasının önemli isimlerinden John Woo oturuyor. Hunt, bu filmle birlikte yenilmez bir insana dönüşeceğinin sinyallerini verir. Yüksek atlama, zıplama ve uçma onun sıradan kabiliyetleri olur. Zira tatilini binlerce metre yükseklikteki Colorado Kanyonlarına tırmanarak geçirmesinin bir anlamı olmalıdır. Serinin hayal gücünün sınırlarını zorlayan aksiyon sahnelerinin arttığı üçüncü filmini, Lost dizisinin senaristi olarak tanıdığımız Jeffrey Jacob Abrams yönetti. Sakin bir aile hayatı özlemi taşıyan Hunt, ne yazık ki bu hayaline erken veda etti. Çünkü o dünyayı kurtaran adamdı ve o aksiyonun peşini bıraksa, aksiyon onunkini bırakmazdı. İlk filmde kendini ispatlamaya çalışan Hunt, serinin dördüncü yapımı Hayali Protokol`de bu sefer birimi için mücadele etti. Oscar`lı animasyon yönetmeni Brad Bird imzalı yapımda Hunt yine ülke ülke gezerek kötü adamları dize getirmeyi başardı. Adet yerini bulsun diyerek, yeni filmi de yeni bir yönetmen çekti; Christopher McQuarrie. Dublöre gerek yok, ben hallederim Dublör kullanmadığı zaman seyircinin karakteri daha inandırıcı bulduğunu düşünen 52 yaşındaki Tom Cruise, filmlerinde genellikle dublör ve görsel efekt kullanmamayı tercih ediyor. Aksiyonu bizzat yaşamayı seven ünlü aktör bunun için yaşını hiç sorun etmiyor. Son olarak İngiltere`deki Görevimiz Tehlike 5`in çekimlerinde 1500 metre yükseklikteki askeri savaş uçağına tutunarak havada asılı kaldı. Dublör kullanılmayan çekimler neyse ki kazasız atlatıldı. Tom Cruise daha önce de Görevimiz Tehlike 4`ün Dubai çekimlerinde dünyanın en yüksek binası olan 828 metrelik Burj Halife`nin tepesine tırmanmıştı. Bu kayıt kendini beş saniye… Seriyi izleyenler bilecektir, Hunt`ın görevinin ne olduğunu öğrendiği kaset sahneleri meşhurdur. `Kabul edersen` diyerek görev verilir ve gerisi aynı repliktir: “Bu kayıt kendini beş saniye içinde imha edecek.” Video kasetle başlayan sahneler teknolojinin gelişmesiyle akıllı gözlük ve plaklara evrildi. Olmazsa olmaz yüz maskeleri, Hunt`ın başarısında büyük paya sahipti. Taklitler de olmadı değil, yeri geldi Hunt bildiklerimiz başkası çıktı. Görevimiz Tehlike`yi bilmeyen olabilir ama bugün birçok haber kanalının jeneriğinde kullanılan müziğini duymayan sanırım yoktur. Grammy ödülü kazanan müziğin bestecisi Dannny Elfman. Bugüne dek seriden kimler geldi kimler geçti ki buna yönetmenler de dâhil, bir yeri sağlam Hunt oldu.


02 Ağustos 2015 Pazar  02:04

Zaman

Manşet - İhracat yüzde 13 düştü


Türkiye`nin ihracattaki düşüşü temmuzda da devam etti. TİM verilerine göre ihracat, geçen senenin aynı dönemine oranla yüzde 13 düşerek 10 milyar 857 milyon dolar oldu. İlk 7 ayda toplam ihracat yüzde 8,8 düşüşle 84 milyar 369 milyon dolara, son 12 aylık ihracat ise yüzde 4,9 düşüşle 148 milyar 567 milyon dolara indi. Sektörel bazda temmuz ayında en fazla ihracatı 1 milyar 644 milyon dolarla otomotiv sektörü yaptı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre temmuz ayında ihracat geçen senenin aynı dönemine oranla yüzde 13 düşerek 10 milyar 857 milyon dolar oldu. İlk 7 ayda toplam ihracat yüzde 8,8 düşüşle 84 milyar 369 milyon dolara; son 12 aylık ihracat ise yüzde 4,9 düşüşle 148 milyar 567 milyon dolara indi. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, bu durumu emtia fiyatları ve ithalatta gerilemelere, paritenin seviyesine bağladı. Büyükekşi “Temmuz ayında sanayi ve tarım ihracatımız kilogram bazında yüzde 4,1 arttı ve Avrupa Birliği`ne (AB) ihracatımız Euro bazında yüzde 6,9 artış kaydetti. Bu veriler, ihracatçılarımızın dünyaya daha çok mal sattıklarını ve yeni bölgelere açılmaya devam ettiklerini ortaya koyuyor.” dedi. Büyükekşi, temmuz ayı ihracat rakamlarını yazılı açıklama ile ilan etti. Türkiye`nin son günlerde zor bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Büyükekşi, her türlü terör girişimini kınayarak; şiddeti lanetlediğini belirtti. “Kötü günlerin üstesinden de millet olarak hep birlikte geleceğimize inanıyoruz.” diyen Büyükekşi, Türkiye`nin ekonomi gündemine odaklanması gerektiğini vurguladı. Büyükekşi, ülkenin üretime ve reel sektöre daha fazla destek vererek, ihracatta yeni pazarlara odaklanarak yıllık büyüme hızını yüzde 3 seviyesinden son yıllarda olduğu gibi yüzde 5 ve üzerine çıkması gerektiğini söyledi. İRAN BÖLGEDE SİYASAL RİSKLERİ AZALTACAK Avrupa Birliği`ndeki büyüme ve iyileşmenin özellikle ihracat için büyük önem taşıdığını ifade eden TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Avrupa ekonomisindeki toparlanma ile yılın ilk 5 ayında AB`nin Euro bazında ithalatı yüzde 2 artarken, AB`ye ihracatımız Euro bazında yüzde 12 artış gösterdi. İran ile P5+1 ülkeleri arasındaki müzakerelerin kalıcı bir anlaşmayla sonuçlanması, sadece İran`ın değil tüm bölgenin dış ticaretini güçlendirecek tarihi bir adımdır.” dedi. İran`ın dünya ile bütünleşmesinin bölgede siyasal risklerin azalmasının yolunu açacağını söyleyen Büyükekşi, böylece tüm bölgeye yatırımlar artarken, bölgenin dış ticaretinin de gelişeceğini aktardı. Büyükekşi, bu anlaşma ile İran`a yaptırımların kademeli olarak kalkmasını, İran Riyali`nin istikrara kavuşmasını ve İran`ın uluslararası bankacılık sistemine entegrasyonunun kolaylaşmasını beklediklerini aktardı. Bu durumun Büyükekşi, 2016`nın ortalarından itibaren ihracata olumlu katkı yapacağını tahmin ettiklerini ifade etti. Büyükekşi, Türk Lirası`nın global ölçekte daha etkin bir rol oynaması için Çin ile yapılacak yuan-TL anlaşmasının iki ülke arasında karşılıklı altyapının kurulmasıyla birlikte önemli bir rol oynayacağını belirtti. Dünya ithalatında yılın ilk yarısında ortalama yüzde 13,8`lik gerileme yaşandı. En fazla ihracat yaptığımız Almanya`nın yılın ilk 5 ayındaki ithalatı dolar bazında yüzde 17 gerilerken, İtalya`nın ithalatı yüzde 16, Fransa`nın ithalatı yüzde 19, İspanya`nın ithalatı yüzde 16, Rusya`nın ithalatı yüzde 39, Çin`in ithalatı yüzde 17, Hollanda`nın ithalatı yüzde 20 ve Fas`ın ithalatı yüzde 23 geriledi. Diğer taraftan uzun bir süredir Euro-dolar paritesi üzerinde ABD Merkez Bankası FED`in faiz artırım süreci etkili oluyor. Bu sebeple ortalama parite değeri temmuz ayında yüzde 18,8, yılın ilk 7 ayında ise yüzde 18,6 geriledi. Sene başında paritenin ihracata olumsuz etkisinin tüm yıl için 8 milyar dolar olabileceğini tahmin ettiklerini söyleyen Büyükekşi, yılbaşında tahmin edilen rakama 7 ayda ulaştıklarını aktardı. Sektörel bazda temmuz ayında en fazla ihracatı 1 milyar 644 milyon dolarla otomotiv sektörü yaparken, bu sektörü 1 milyar 497 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon sektörü ile 1 milyar 322 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü takip etti. Temmuzda en fazla ihracat yapılan 30 ülke arasında, en yüksek artış yüzde 28,6 ile Suriye`ye gerçekleşti. En fazla ihracat yapan ilk 10 ile bakıldığında ise temmuz ayında en fazla ihracat düşüşü yüzde 47 ile Sakarya`da yaşandı. İSTANBUL CİHAN


02 Ağustos 2015 Pazar  02:04

Zaman

Manşet - O eski kapıları semt yaptılar


“Şuradan bir kişi Topkapı uzatır mısınız?” derken veya Yenikapı sahilde surlara bakarak yürürken, aklımıza içinde `kapı` geçen Suriçi semtleri geliyor. Nedir Eğrikapı`nın, Azapkapı`nın, Narlıkapı`nın ardındaki hikâyeler deyip düşüyoruz yollara. Kimi Bizans`tan kalma, kimi fetihten sonra Osmanlı zamanında açılan sur kapılarının hepsi ayrı bir hikayeye sahip. Şairin yekpare Acem mülkünü feda ettiği emsalsiz şehir İstanbul, şimdinin `tarihi yarımada`sından başkası değildi. Zira İstanbul bir zamanlar sadece etrafını çevreleyen surlarla sınırlıydı. Zaten kelime anlamı da `surların içi` olan şehre askerler de siviller de bu surlar üzerinde bulunan kapılardan girebiliyordu. Kimi Bizans`tan kalma, kimi fetihten sonra Osmanlı zamanında açılan sur kapılarının her biri ayrı hikayeye sahip. 80 civarında kapıdan bazıları kapanmış, bazıları kapalı kalıp yıllar sonra açılmış. Şanslıları ise Silivri`den Tuzla`ya uzanan günümüz İstanbul`unda adlarını bulundukları semtle yaşatıyorlar. İşte onlardan bazıları... Silivrikapı - Adını Silivri istikametine bakmasından ötürü bu şekilde alan Silivrikapı, meşhur kutsal su Balıklı Ayazması yakınlarında olduğundan Bizans için ayrı bir öneme sahip. İznik İmparatorluğu`nun Latin İmparatorluğu`na son vermesinde bu kapının adının geçtiğini görüyoruz. Rivayetlere göre şehre eski adıyla Pege Kapısı zorlanarak ya da daha önce şehre giren casusların yine bu kapıyı açmasıyla girilmiş. Kapının üzerindeki kitabede Latince şöyle yazıyor: “Tanrı tarafından korunan bu mukaddes ayazma kapısı 1438 yılı Mayıs ayında İmparator Ioannes ve Maria Palaeologuslar mülkünün sadık hizmetkârı Manuel Bryenne Leontaris tarafından masrafı karşılanarak yaptırılmıştır.” Topkapı - Topkapı, İstanbul`un fetihle özdeşleşen kapısı. Hatta şu an Suriçi`ne bu kapıdan girmek istediğinizde, sizi onun önüne götüren tramvay durağının adı da `Fetihkapı`. Fatih Sultan Mehmet, karargahını Bizans döneminde de adı Ayios Romanos olan bu kapı önüne kurmuş. Ağır top atışları yine burada yapılmış. Şehir düştükten sonra yıkılan kapı, yeniden yaptırılmış ve bu yeni kapının üzerine fetih esnasında kullanılan bazı top gülleleri yerleştirilmiş. Şimdi göremediğimiz fakat eski seyyahların anlattıklarından öğrendiğimiz bu top gülleleri kapıya ismini de vermiş. Bundan daha inandırıcı bir rivayet var ki, o da fetihten sonra yapılan sarayı korumak için bu kapı civarına toplar yerleştirildiği üzerine. Bu topların bulunduğu kapı, hem konduğu yere hem de saraya adını vermiş. Yenikapı - Surların dışında, Marmara`nın en eski liman bölgesi olduğu söylenir Yenikapı`nın. Bu yüzden Bizans`ta eski adı dışarıda manasında `Vlanga`dır. Osmanlı`da bu Langa`ya dönüşmüş, kapıya da Yeni Langa Kapısı denmiş. Kapının `yeni` olma sebebinin ise, önceleri halka açık olmaması ve daha sonra öğrenilmesi olduğu sanılıyor. Fakat Yenikapı ile ilgili en çok gerçekliği muğlak şu rivayet sevilir: Şarabı, afyonu ve falı yasaklayan IV. Murat bir gün tebdil-i kıyafet bir sandala biner. Sandalcı hem şarap içer hem afyon çeker, hatta tanımadığı sultana da ikram eder. Bir de fal taşlarını çıkarınca padişah, “Hünkarımız bunları yasaklamadı mı?” diye sorar. Adam denizde padişahın haberi olamayacağını söyler ve “Hadi sor soracağını!” der. Sultan Murat, “Hünkarımız şu an nerededir?” diye sorar ve “Denizde.” cevabını alır. Adam tekrar fala baktığında karşısındakinin padişah olduğunu anlar ve af diler. Sultan, denizden çıktığında İstanbul`a hangi kapıdan gireceğini bilirse affedeceğini söyler. Sandalcı tahminini bir kağıda yazar lakin padişah yeni bir kapı açılmasını emreder ve kağıda bakmadan bunu bilemeyeceğini düşündüğü adamın idam emrini verir. Kapıdan girerken kağıdı açar, içinde şu cümle yazmaktadır: “Yeni kapınız hayırlı olsun padişahım.” Edirnekapı - Edirnekapı adını tahmin edileceği gibi Edirne yolu üzerinde bulunmasından ötürü almış. Malum, surların dışı İstanbul sayılmıyor o vakitler. Yedi tepeli Suriçi`nin en yüksek tepesinde bulunan Edirnekapı, tıpkı Topkapı gibi fetih için önem arz ediyor. Zira askerler İstanbul`a bu kapılar arasında açılan gediklerden girmiş. Öte yandan Bizans`ta da Osmanlı`da da saray için bu kapının yeri ayrıymış. Sefere çıkılırken, askeri yahut dini törenlerde önceleri imparator, sonraları padişah hep bu kapıyı kullanırmış. Edirne istikametinde seferden dönen sultan yine buradan içeri girermiş. Kumkapı - Marmara Denizi`ne açılan kapılardan olan Kumkapı da semte adını verenlerden. Bu semte Bizans döneminde küçük iskele anlamında Kontoskalion denirmiş. Burada yan yana biri büyük, biri küçük iki liman bulunurmuş. Bir rivayete göre şehre getirilen kumlar bu küçük limana boşaltılırmış. Ve bu kumlar bölgeye ve kapıya adını vermiş. Ahırkapı - Şimdilerde Roman orkestrası ve Hıdırellez şenlikleriyle meşhur olan Ahırkapı semtinin kapısı, Sarayburnu tarafında. Padişah atlarının da içinde yer aldığı, Topkapı Sarayı`nın has ahırlarına açıldığı için bu ismi almış. Ahırlarla birlikte sarayın dış bahçeleri ve kasırları da semt sınırları içindeymiş. Ahırkapı sadece Osmanlı değil, Bizans saraylarına da ev sahipliği yapmış. Bölgede bu yüzden birçok arkeolojik kalıntı var. Belgradkapı - Yedikule ile Silivri, kapı arasında bulunan Belgradkapı, Bizans`ta sadece askerlerin içeriden surlara çıkabilmesi için kullanılan bir kapıymış. Yıllarca örülü kaldığı için Osmanlı`da `kapalı kapı` da denen bu kapının açılması 1800`leri bulmuş. Semtin adının hikayesine gelince, Belgradkapı`nın civarına Kanuni Sultan Süleyman Belgrad fethinden getirdiği esirleri iskan ettirmiş. Esnaf olanlar buraya yerleştirilirken Belgrad`dan gelenlerin bir kısmı da bugünkü Belgrad Ormanları`nın yakınına getirilmiş. Memleketlerinden ayrı düşen Belgradlılar böylece İstanbul`da iki bölgede adlarını yaşatmışlar. Narlıkapı - Adını etrafındaki narlardan alan yeşilliklerle örülü Narlıkapı, denize açılan kapılardan. Samatya civarındaki semte adını veren kapı, Yedikule tren istasyonunun arkasına düşüyor. Narlıkapı`nın surlarına oturup da denize karşı çekirdek çitlemenin keyfi paha biçilmez. Eğrikapı: İstanbul surlarının Haliç tarafında, Ayvansaray`da bulunan Eğrikapı`nın adı muhtelif rivayetlere sahne olmuş. Kimine göre kapının iki kanadı karşılıklı kesişemediği için eğri denmiş, kimine göre kapıya giden dar yolun eğriliğinden. Evliya Çelebi, fetihten sonra bu semte yerleştirilen Eğirdirli göçmenlerden sebep buraya Eğrikapı dendiğini rivayet etmiş. Ama asıl olan, kapıdan girmeden hemen önce yolun dirsek yapacak derecede eğri olmasıymış. Bu dirseğin sebebi ise sura bitişik durumda, kapının hemen solunda İslam ordularının İstanbul kuşatmasında yer alan Hz. Hafir`in türbesinin bulunmasıymış. Tüm bunlarla birlikte meşhur Kaşıkçı elmasının Eğrikapı`da bir çöplükte bulunduğu rivayeti, semtin hikayelerle dolu popülaritesini artırmış desek yeri. Ayakapı: Haliç tarafında bulunan bu sur kapısının adı Aya Theodosia isimli bir azizeden geliyor. Bizans döneminde semtte bu adla bir kilise de varmış. Halk arasında bir söylenceye göre, Aya Theodosia`nın yortu günü 29 Mayıs`mış ve İstanbul`un fethi sırasında askerler halkın kiliseyi güllerle donattığını görmüş. Daha sonra bu kilise camiye çevrildiğinde de adı Gül Camii olmuş. Tabii bu pek inandırıcı görünmeyen rivayet gibi, caminin yerinde Gül Baba adında birinin yatırı olduğu da söylentiler arasında. Çatladıkapı - Surların denize açılan bir başka kapısı da, Yenikapı ile Cankurtaran arasında bulunan Çatladıkapı. Bizans zamanında Bukuleon Sarayı`na açıldığından bu sarayın adıyla anıldığı da olmuş. Kapının üzerinde Bizans döneminden bir sarayın süslü duvar kalıntılarının bulunması bu ihtimali güçlendiriyor. Kapıya ve semte bu ilginç ismi verense rivayete göre kapının bir depremde çatlaması. Bununla birlikte başka bir rivayette de `Çatladı Kasım` lakaplı biri bu bölgede yaşamış ve kapı ile semt onun adının değişerek gelmesiyle Çatladıkapı diye anılır olmuş. Azapkapı - Eskiden surların dışında kalan Galata bölgesinde de surlar bulunuyormuş. Azapkapı da bu sur kapılarından birinin adı. Her ne kadar ismi işkenceleri anımsatsa da, Azapkapı adını bambaşka bir şeyden almış. Tersanelerde veya donanmada, görevli deniz erlerine `azep` denirmiş. Fetihten sonra Haliç`te kurulan tersanenin yanında Azepler Kışlası bulunuyormuş ve bu bölgedeki sur kapısının adı `Azep Kapısı`ymış. Bu kapının adı şimdi Karaköy`de Arap Camii civarındaki mahallede yaşıyor. Mevlanakapı - Fetihten sonra açılan bu kapıya Yenikapı Mevlevihanesi`nin bulunduğu yola uzandığı için Mevlevihane Kapısı denirmiş. Fakat zamanla kısalarak Mevlana Kapısı olmuş. Bu kapının adı Bizans`ta Rus Kapısı`ymış. Vaktinde surdışında bir yere yerleştirilen Ruslar ayaklanarak İstanbul`a günlük girme hakkı elde etmişler. Ve onların ancak bu kapıdan girmesine izin veriliyormuş.


02 Ağustos 2015 Pazar  02:04


hundai i20 kazanan talihli  23 eylül kaza haberleri  istanbulda bugun olan trafik kazaları  fox tv dünkü kansere ilaç haberi almanyadan  14 temmuz 2009 haber türk  kayseri kanal 38 haberleri pazartesi akşam  hava durumu cuma cumartesı pazar  öss 20bıkası bulun  buket serkan fotoğraflar  17 05 2010 tarihli yeni asır gazetesi  ankara il tarım  ekstrem dershanesi adana  ganyan tahminleri  7 kasım 2010 fox ana haber bülteni izle  18sikiş video8sikiş videoları  milliyet gazetesi ankara eki arşivi 20 mart 2011  23 05 2009 trt 1 ana haber bülteni video izle  okul tatil mi salı günü ankarada  yurt disi  habertürk ege eki melek madanoğlu  habertürk ankara eki oku murat gürgenin özlem döne  askeri doktor tam gün