Bulunan Haber Sayısı: 8.356
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Burcu Şentürk YEMEK BAHANE`ye konuk oldu: Haberlerin stresini yemek yaparak atıyorum


Akşam yemeğinde Samanyolu Televizyonu haber spikeri Burcu Şentürk`ün davetlisiydim. Şentürk, ekran karşısında ne kadar ciddiyse yemek yaparken o kadar neşeli. İşten apar topar gelip hamur açan sunucunun pizzası nasıl oldu dersiniz?Mimiksiz, ifadesiz yüz ve tok seslerinden olsa gerek spikerlerin soğuk tipler olduğunu sanırız. Konuyu buradan “İşte bu hafta böyle `suratsız` biri var”a bağlayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Spiker ama kesinlikle suratsız değil. En azından canlı yayın sonrası... Samanyolu Haber spikerlerinden Burcu Şentürk`ten bahsediyorum. Bırakın soğuk olmayı kulağımda yer etmiş karakteristik kahkahası bile var Burcu ablanın. Şentürk`ü Samanyolu`ndaki stajyerlik dönemimden tanıyorum. Uzun zamandır görüşmesek de kahkahasından bir şey eksilmemiş. Değişen tek şey ise genişleyen ailesi... İki “über” hareketli oğlu var maşallah. Çekimler boyunca kâh mutfak dolaplarına tırmandılar, kâh buzdolabının içine girdiler. Aralarda da annelerinin yapacağı pizza malzemelerini tırtıklamaktan geri kalmadılar. Şentürk`ün ne kadar başarılı bir spiker olduğu ortada ama onca hengâmede dikkatinin gram dağılmaması takdire şayandı doğrusu. Bir de akşamın bir vakti gittiğimiz halde pizzasını fırından alma hazır hamurla değil üşenmeyip kendi mayaladığıyla açması var takdirlik. Burcu ablayla uzun yıllar çalışmasak da pek çok anımız var. Birkaçı da yemeğe dair üstelik. İkimizin de aynı gün aynı büfeden farklı saatlerde yediğimiz bir sandviç sonrası zehirlenmesi mesela… Diğeri ve keyifli sohbetimiz ise aşağıda.`Canlı yayın mı zor, yemek yapmak mı?` gibi klişe bir soruyla başlayayım…Yemek yapmak çok keyifli. Canlı yayın zor. Gerçi uzun yıllar oldu, artık alıştım. Alışamadığım tek şey üzücü haberler…Spikerler sanki başka bir hayatları yok, hep stüdyoda yaşıyorlarmış gibi...Haklısın. Çoğu zaman çalışırken yemeğe fırsatımız olmuyor. Bu sezon öğleden sonraki haber kuşağındayım. 3 saatten fazla yayında kalıyorum. Öğle yemeği yeme şansım pek olmuyor. Bu yüzden iyi bir kahvaltı yapıyorum. Öğlenler ayran, çay, kahve vs. geçiştiriliyor. Ama akşam yemeği vaktinde evde olabiliyorum.Soğuk bir görüntünüz var. Mesela isteme töreninizde sizi kahve yaparken falan hayal edemiyorum…(Gülüşmeler) Çok zaman geçti. Açıkçası ben de pek hatırlamıyorum ama o zamanlar muhabirdim. Hem o dönemler çok asık suratlı değildim herhalde. Beğenildiğime göre… Kim bilir belki sonradan olsa kısmetime mani olabilirdi.Canlı yayın sırasında bir şeyler yerken yakalandınız mı hiç?Yayınların uzun sürdüğü günlerde örneğin seçim gecelerinde mecburen aralarda çerez, meyve, bisküvi gibi şeyler atıştırıyoruz. Bazen apar topar yayına döndüğümüz oluyor. Ama normal zamanlarda bu konuda epey dikkatliyim. Kendimi riske atacak durumlara girmem.En kötü ne oldu peki?Çok hasta olduğum da oldu, sesim kısıldığı için ekrana çıkamadığım da. Genelde hıçkırık tutar. Ama böyle zamanlarda bir bakış ile reji ekibiyle anlaşıyoruz. Hemen başka bir görüntüye geçiyorlar.“Yayında ve yapımda emeği geçen ekibe” çok şey borçlusunuz desenize.(Gülüyor) Kesinlikle…Hiç yememeniz gereken bir yiyecek var mı?Tatlı yemekten kaçınıyorum. Çünkü şeker boğazınıza yapışıp hıçkırığa sebep olabilir.Assolistler gibi sizin de velinimetiniz sesiniz, korumak için özel bir çabanız oluyor mu?Elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum. Hava değişimlerinden çok etkileniyorum. Böyle zamanlarda ballı zencefil çayı iyi geliyor.Bu arada stüdyodan çık eve gel, hamur yoğur. Tuhaf olmalı...Gün içinde çok farklı rollere giriyor insan. Spiker, eş, anne… Stüdyoda haberle bütünleşiyorum ama eve gelince başka biri oluyorum. Ama aslında hafta içi yemek yapmaya pek fırsatım olmuyor. Yardımcımız var, genelde o yapıyor yemeklerimizi. Ben daha çok hafta sonu girebiliyorum mutfağa. Yemek yapmak deşarj ediyor beni, stres atıyorum.Çocuklar kıyaslama yapıyordur…Benimkini beğenmiyorlar. (Gülüşmeler) Ama beslenmeleri konusunda elimden geldiği kadar dikkat ediyorum. Bu yüzden hafta içi daha çok sebze, meyve. Gerçi bu konuda da pek başarılı sayılmam. Onlar yine istediklerini yiyorlar biraz. Ama zararlı gıdaları olabildiğince kısıtlamaya gayret ediyorum.Stüdyosu Oktay Usta ile yan yana olan biri kendini nasıl kısıtlıyor, merak ettim doğrusu...(Gülüyor) Haklısın. Muhteşem yemekler yapıyor. Hem onunkiler zararlı değil. Kokusu bize kadar ulaşıyor. Tam da kan şekerimin düştüğü dakikalarda oluyor bu. Hiç canının çekmeyeceği şeyleri bile yemek istiyor insan. Bazen dayanamayıp aralarda kaçıp stüdyosuna yemeğe gidiyorum. Bazen de o gönderiyor.Kilo alınca krizlere girenlerden misiniz, girmeyenlerden misiniz?Hafta sonları yiyip hafta içi dikkat ediyorum. Yemek yemeyi de yapmayı da çok seviyorum. İki hamileliğimde de her istediğimi yedim, hiç kısıtlamadım kendimi. 30 küsur kilo aldım.Vermek zor olmuştur…Profesyonel yardım aldım. Çok ciddi kilo da verdim ama ara ara 3-5 kilo aldığım oluyor. Bu seferki biraz daha fazla oldu sanırım. (Gülüyor) N`apalım? Yemeden de olmuyor. O kadar yoğun çalışıyoruz ki insanın ailesiyle yediği güzel bir yemek ödül gibi oluyor. Tabii her şey kararında olmalı. Belirgin şekilde kilo aldığımda mutsuz oluyorum. Ekran da kilonuza kilo katıyor.Özellikle son yıllarda gıdalara ciddi güvensizlik söz konusu. Bu tarz haberler sunmak iştahınızı etkiliyor mu?Etkilemez mi? Dışarıda yemeği (güvenmediğim yerlerde) bıraktım diyebilirim. Organik ürünlere merak saldım. Elimden geldiğince her şeyi evde yapmaya çalışıyorum. Yoğurt, fast food vs...Pazarcılardan neredeyse dayak yiyordumMuhabirlik dönemim… Ekonomi servisinde çalışıyorum. Ajanslardan fiyatlarda artış var, enflasyon yükseldi gibi bir haber geldi. Ben de pazarın nabzını tutmak için pazarcılarla konuşmaya gittim. Amacım pazarda fiyatlar el yakıyor gibi olumsuz bir haber yapmak da değil. `Fiyatlar nasıl, yükseldi mi?` diyorum hayır gayet normal deseler pazarlar artıştan etkilenmedi diye vereceğiz haberi ama daha cümlemi tamamlamadan sinirlenip ekmeğimize mi kastın var deyip sinirlenmeye başladılar. Açıklamaya çalışsam da dinlemediler. Sinirlendim haliyle. `Konuşmayı deneyende hata` falan deyince baktım toplanıp üzerime doğru geliyorlar. Ufaktan ufaktan kaçış durumları tabii…


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Zaman

Gündem - Hâkim haber verme hakkını engelleyemez


AK Parti döneminde değiştirilen Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu`nu hazırlayan Prof. Dr. İzzet Özgenç, Bingöl ve Hakkâri`de verilen yayın yasağı kararlarına tepki gösterdi.Özgenç, maskeli kişilerce Bingöl`de 2 Emniyet görevlisinin Hakkâri`nin Yüksekova ilçesinde ise 3 askerin şehit edilmesi olaylarıyla ilgili sulh ceza hakimlerinin verdiği yayın yasağının kanuni dayanağının bulunmadığını kaydetti. Özgenç verilen yayın yasağı kararlarının dosya içeriği ile sınırlı olmadığını belirterek, haber verme hakkının kısıtlandığına dikkat çekti. Özgenç`in sosyal paylaşım sitesi üzerinden yayın yasakları konusunda verdiği bilgiler özetle şöyle “Soruşturmanın gizliliği kanunla güvence altına alınmış olmasına rağmen, uygulamada bazen olay yerinin, silahlı saldırıya uğrayan kişilerin olay yerindeki görüntü ve fotoğraflarının yayımlanmasının yasaklanmasına karar verilmektedir. Dikkat edilmelidir ki, bu yasaklama kararları, soruşturma dosyasının içeriği ile sınırlı olmamaktadır. İçerik bağlamında gizlilik, kanun gereğidir. Bu hususta hâkim tarafından karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak hâkim tarafından alınan karar, bazen haber verme hakkının kullanılması bağlamında değerlendirilebilecek olan bir hususa da ilişkin olabilmektedir. Önemle belirtmemiz gerekir ki, mevzuatımızda hâkime bu konuda karar verme yetkisi veren bir hüküm yoktur. Başka bir ifadeyle, hâkimler bu konuda hukuki dayanağı olmayan kararlar vermektedirler.”


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Zaman

Manşet - Beyoğlu`ndaki uyuşturucu gerçeği korkuttu, bonzaiye savaş açtı


MHP`nin bonzai ile mücadele yüzü olan oyuncu Mehmet Aslan, sentekik uyuşturucuyu `terör, illet` diye nitelendiriyor. Devlet Bahçeli`nin `sokağa atacak bir tane evladımız yok` ifadesine değinen Mehmet Aslan, “Bizim vatan, millet gibi korumakla mükellef olduğumuz Türk gençliği var.”Gazinocular kralı Fahrettin Aslan`ın oğlu, oyuncu Mehmet Aslan`la ilgili geçtiğimiz ay kısa bir haber vardı gazetelerde. Milliyetçi Hareket Partisi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile selfie çekilen Aslan, partinin sentetik uyuşturucu bonzai ile mücadele yüzü olmuştu ve MHP İstanbul il başkan yardımcılığı görevini üstlenmişti. Bu haber üzerine Aslan`la röportaj yapmak istedik. Ancak fanatik Galatasaraylı biri söz konusu olunca program da maçlara göre şekillendi. Bir Galatasaray maçı öncesi MHP İstanbul İl Başkanlığı`nda bir araya geldik genç oyuncuyla. Bonzai ile mücadele projelerini ve siyasete atılma sürecini konuştuk. Yaklaşık bir buçuk aydır bonzai konusunda çalıştığını belirten Aslan, sentetik uyuşturucuyu `terör, illet` diye nitelendiriyor. Amaçlarının gençleri bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak olduğunu söyleyen Aslan, “Bizim vatanı milleti koruduğumuz gibi korumakla mükellef olduğumuz Türk gençliği var.” diyor. Gazinocular kralının oğlu, oyuncu ve siyaset kelimelerinin birbirine yakın durmadığı hatırlatması üzerine “Önyargıları kırmak için varız. İnsanlar şaşırdıkça doğru bir iş yaptığımıza inanıyoruz. Milliyetçilik sadece insan şeklinde ve tekelinde değil.” cevabını veriyor. MHP`de siyaset yapmasını ise “Her zaman milliyetçi duygulardan beslendim. Bütün inanç ve değerlerime uyan tek parti.” ifadeleriyle anlatıyor.Bonzai ile mücadele için proje teklifiyle Devlet Bahçeli`ye gittiğini belirten Aslan, ofisinin Taksim`de olduğunu ve Beyoğlu`nda gezerken uyuşturucunun geldiği noktayı fark ettiğini dile getiriyor. Ulaşabildikleri kadar aileye, gence bonzai illetini anlatacağını söyleyen Aslan, “Kampanya ile sosyal medyada farkındalık oluşturmaya başlıyoruz. Gençlere izah ediyoruz. Bu illetten kurtulmak isteyen gençlere de sahip çıkacağız.” diye konuşuyor. Bu kapsamda gençlerle birebir görüştüğünü belirten Aslan, panellere, üniversite programlarına gittiğini aktarıyor. Aslan, “Temamız şu, uyuşturucu din, dil, ırk ayırt etmez, öldürür. Bizim için kimin ne olduğunun hiçbir önemi yok. Bu toprakların evladı bizim evladımızdır, korumak ve kurtarmak zorundayız.” ifadelerini kullanıyor. Bahçeli`nin `sokağa atacak bir tane evladımız yok` ifadesine değinen Aslan, “Uyuşturucu da aynı şekilde bizim için mücadele gerektiriyor.” yorumunu yapıyor.Milliyetçilik duygularının 10 yaşında okumaya gittiği Fransa`da başladığını anlatan Aslan, Anadolu`da birçok parti programına katıldığını ve güzel tepkilerle karşılaştığını söylüyor: “Beni kendileriyle özdeşleştirip, `Biz de milliyetçiyiz` diyorlar. Bu benim için gurur verici.” Siyasete dair, milletvekilliği, parti başkan yardımcılığı gibi büyük hedeflerinin olmadığını, “Bir hedefimi gerçekleşmeden başka hedef koymam kendime. Önce gençleri bilinçlendirelim, kurtaralım.” cümleleriyle aktarıyor. Ömür boyu önyargıları yıkma çabasında olduğunu belirten Aslan, şöyle devam ediyor: “Cuma namazına giderim. Bir keresinde bir baba telefon açtı oğluna `Utan utan Mehmet Aslan camide, sen yoksun` dedi. Çok oyuncu var cumaya giden. Ama haber değeri taşımıyor diye çekilmez. Bir insan gece kulübüne gidiyor diye cumaya gidemez mi? Yasak mı var?”Annemin hayır duasına ihtiyacım varAnnesiyle birlikte yaşayan Aslan, “Anasının oğluyum.” diye tanımlıyor kendini. Babasının ölümünün ardından annesiyle baş başa kaldıklarını dile getiren Aslan, “Eve annenizin yanına gitmek, onu öpmek, vakit geçirmek, tarif edilemez duygular. Sabah çıkarken hayır duasına ihtiyacım var.” ifadelerini kullanıyor. Annesinin en büyük destekçisi olmasının yanı sıra en büyük eleştirmeni olduğunu söylüyor. Mehmet Aslan, babası adına Erzurum, Erzincan ve Sivas`ta okul yaptırmış, yeni okullar da yaptırmaya devam edeceğini söylüyor. Bunun medyada çok fazla yer bulmadığını hatırlatıyoruz: “Bunları gelin çekin demem. Bazı şeyleri Allah bilir, yeter.”Önce vatan, sonra Galatasaray benim içinFanatik Galatasaraylı olan Aslan`a Galatasaray`da da yönetici olup olmak istemediğini soruyoruz. “Bu da güzel hayallerimden.” diyor. Önce vatan, sonra Galatasaray benim için.” ifadelerini kullanan Aslan, “Yurtdışında beni sevindiren, gururumu okşayan, yalnız hissettirmeyen tek şey Galatasaray`dı. Ben değerlerime sahip çıkarım. Sevdiğim şeyleri sahiplenirim, kolay kolay da vazgeçemem. Şimdi bir siyaset görevimiz var. Günün birinde o da nasipse neden olmasın. Galatasaray`da hizmet etmek her Galatasaraylının hayalidir.” şeklinde konuşuyor.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

ODATV

Gündem - Validebağ`da miting var


Yağmura rağmen nöbet sürüyor


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:06

Zaman

Manşet - Lale Kemal - Yine başa döndük


Asker mimarları, 28 Şubat darbesini, postmodern darbe olarak nitelendirmişlerdi.Zira, bu kez diğer darbelerden farklı olarak silah kullanmadan 1997 yılında bir iktidarı yani Refahyol koalisyon hükümetini yönetimden uzaklaştırmayı başarmışlardı. Bu anayasal suç niteliğindeki başarının! arkasında, dönemin TSK komuta kademesinin, karargaha koşa koşa giden yargı, basın mensupları, akademisyenler ve kimi sivil toplum kuruluşlarını, “irtica geliyor,” brifingleri ile adeta ateş altına almış olması, dönemin Cumhurbaşkanı Demirel`i de etkilemiş olması yatıyordu. Böylece generaller, psikolojik savaş yoluyla “güya irticayı bertaraf etmişlerdi.” Kimi darbelere dayanak oluşturan “irtica tehlikesi iddiası,” aslında toplumun mütedeyyin kesimlerini hedef alıyor, militan laikliği körüklüyor, dönemin Hizbullah`ı, aşırı sol örgütleri ve terörle akılcı mücadeleyi perdeliyordu.Geriye dönüp baktığımızda “irtica geliyor,” söyleminin aslında statükonun ayrıcalıklı konumunu olanca gücüyle sürdürmesinin bir aracı olarak ortaya çıktığı artık okunabiliyor kimi kesimlerce. Keza, PKK silahlı ayaklanmasının onlarca yıl devam etmiş olmasında da aynı okuma yapılabilir. Önceki gün gece yarısına sarkan 10 saat 25 dakikalık MGK toplantısı, 28 Şubat postmodern darbesinin önünü açan 2009`daki yaklaşık 9 saat süren toplantıdan daha uzun sürmüş ve yayımlanan bildiride, bu kez, irtica değil ama paralel yapı adı altında Gülen Cemaati ya da Hizmet Hareketi iç tehdit olarak kayıtlara geçirilmiş.Cumhurbaşkanı Erdoğan, aylardır paralel yapı diye nitelendirdiği Gülen Cemaati`ne yönelik linç kampanyaları sırasında zaten, hukuk devletinde yeri olmayan ve kabı kırmızı olduğu için Kırmızı Kitap diye anılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi`nde, ülke güvenliğine tehdit olarak bu hareketi kayda geçirteceğini ilan etmişti. Böylesine bir tasarruf, ülkenin ulusal güvenliğine gerçek tehdidi oluşturan, örneğin, IŞİD gibi örgütlerle Türkiye`nin mücadelesini zayıflatacak tıpkı 28 Şubat döneminde olduğu gibi. İktidarın, 17 Aralık yolsuzluk soruşturmalarını bir yandan kapattırırken diğer yandan Gülen Hareketi`ni neden hedef aldığını biliyoruz. Dolayısıyla, bu noktada benim en merak ettiğim konu, son zamanlarda, “belgesiz, somut kanıt olmadan, (Cemaat yanlısı oldukları iddia edilen) askerleri ordudan tasfiye etmeyiz,” mealinde açıklama yapan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel ve silah arkadaşlarının MGK`da nasıl bir tavır aldıkları. Orgeneral Özel`in, yukarıda vurguladığım sözleri göz önüne alındığında, şu sorular da akla gelebilir; MGK toplantısının olağandışı bir biçimde uzun sürmesinde, acaba, Erdoğan`ın, Gülen Hareketi`ni iç tehdit olarak yazdırmasına askerlerin sıcak bakmamaları mı rol oynadı, ya da tam tersine, sıcak baktılar da belki de gazete kupürleri ile de olsa sivil kanadın, iddialarını ispatlamasını mı uzun uzun dinlediler?MGSB`yi askerlerin dikte ettiği dönemlerde, Fetullah Gülen`in, kalın ve büyük harflerle iç tehdit unsuru olarak, örneğin, 2011 belgesinde yazıldığını ben gördüm. Ama o günden bugüne askerin de kimi konularda, geri tepmesinden ötürü ders çıkarttığını zannediyorum.Yine başa döndük. Bir dönem varlıklarını sürdürmek için irtica geliyor gibi bahanelerle anayasal suç teşkil eden darbeleri gerçekleştirenlerin yerini, otoriter bir yönetim inşaası yolunda hızla ilerleyen seçilmişler aldı. Nasıl Türkiye, darbeler yüzünden demokratik bir devlet inşa edemediyse bu kez de siviller üzerinden gelecekteki nesilleri de etkileyecek ve onarımı çok zaman alacak tahribat dönemine girmiş bulunuyor.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Habertürk

Gündem - `İşçilere `Tuvaletinizi poşete yapıp vagonlara bırakın` dediler`


Madende şok iddia!


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:42

Zaman

Manşet - Birleşen Gönüller`e büyük ilgi


Birleşen Gönüller, beyazperdede gösterime girdiği bir haftada 455.835 izleyiciye ulaştı.Samanyolu TV`nin haberine göre, özellikle akşam seanslarının kapalı gişe oynadığı film, büyük ilgi gördü. Başrollerini Hande Soral ve Serkan Şenalp`in paylaştığı dev yapım, sevgi tohumları ekmek için Orta Asya`ya giden eğitim gönüllüsü bir öğretmenin fedakârlık hikâyesiyle başlıyor. 1940`lı yıllar ile 1990`lı yıllar arasında iç içe geçmiş hikâyeleriyle seyirciyi koltuğa bağlıyor. Yönetmenliğini Hasan Kıraç`ın yaptığı filmin savaş sahneleri, Hollwood filminin çekildiği Bulgaristan`daki Nuboya stüdyolarında çekildi. Kostüm tasarımları ve inşa edilen film setleri, seyirciyi hikâyelerin geçtikleri dönemlere alıp götürüyor.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:41

Milliyet

Politika - Bakan Ala: Bu çağrı HDP`nin ikinci büyük hatası


Afyonkarahisar NG Güral Otel`de düzenlenecek olan 23`üncü İstişare ve Değerlendirme Toplantısı için kente gelen İçişleri Bakanı Efkan Ala, 6-7 E...


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:24

Zaman

Manşet - Peşmergeler 43 saat sonra Suruç`tan Kobani`ye geçti


Kobani`ye geçerek radikal örgüt IŞİD`e karşı savaşta dengeleri değiştirmesi beklenen Kuzey Iraklı peşmergeler, Suruç`ta 43 saatlik bekleyişin ardından dün gece Kobani`ye geçiş yaptı. Uluslararası koalisyon uçakları ise, IŞİD`in konvoyu vurmasına engel olmak için örgüt hedeflerine saldırılarını artırdı.Kobani`de IŞİD terör örgütüne karşı savaşmak üzere Irak Bölgesel Kürt Yönetimi`nden gelen peşmerge güçleri, Şanlıurfa`nın Suruç ilçesindeki 43 saatlik bekleyişin ardından dün gece Kobani`ye geçiş yaptı. Yanlarındaki ağır silahlarla savaşın dengesini değiştirmesi beklenen peşmergelerin geçişini engellemek isteyen IŞİD, konvoyun hareket ettiği haberinin duyulmasının ardından Mürşitpınar Sınır Kapısı`nın karşı tarafında saldırılarını yoğunlaştırdı. ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyona bağlı uçaklar ise IŞİD zırhlı araçlarını ve mevzilerini hedef alan bombardımanı artırarak sınırdan geçişi kolaylaştırmaya çalıştı. Aralarında doçka, katyuşa füzesi ve havan topunun da bulunduğu çok sayıda ağır silahı zırhlı araçlarda üzerleri açık bir şekilde taşıyan peşmerge konvoyu, güvenlik gerekçesiyle Mürşitpınar yerine, daha önce Suriyeli sığınmacıların geçiş yaptığı Yumurtalık bölgesinden Suriye`ye giriş yaptı.Suruç`ta Suriye sınırına yakın bir pamuk işleme tesisinde konaklayan 150 kişilik peşmerge grubu, gün içerisinde silahlarının son bakımını yapıp iki ikmal tankerini de yakında bulunan bir petrol istasyonundan doldurdu. Peşmerge araçlarının yakıt takviyesi sırasında güvenlik güçleri bölgede yoğun önlem aldı. Peşmergelerin yakıtının parasını, Suruç Kaymakamlığı`nın ödediği öğrenildi.Araçların üzerine çıkan ve bir ellerinde silahlarını gösterip diğer elleriyle zafer işareti yapan peşmergeler, Türkçe karşılığı `Yaşasın Kobani` olan `Biji Kobani` sloganı atarak sınıra doğru yola çıktı. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi`nin bayrağını da sallayarak ilerleyen peşmerge konvoyuna polis ve askerlere ait zırhlı araçlar da eşlik etti. Çevik Kuvvet polisleri kalkanlarıyla bariyer oluşturarak basın mensuplarının görüntü almasını engellemeye çalıştı. Peşmerge konvoyunun geçişi sırasında çevrede toplanan az sayıdaki vatandaşın da `Biji peşmerge` sloganı attığı duyuldu. Konvoyun harekete geçtiği haberinin yayılmasının ardından Suruç`ta havai fişekler patlatıldı.ÇATIŞMALAR SINIR KAPISINDA YOĞUNLAŞTIIŞİD militanları, günün erken saatlerinde Kobani`de kendilerine karşı koyan PKK`nın Suriye uzantısı PYD`nin silahlı gücü YPG birliklerinin dış dünyayla bağlantısını kesmek için Mürşitpınar`ın karşısını son 15 günde olduğu gibi havan mermileri ile ablukaya aldı. Havan mermilerinden 2`si ise sınırı aşarak Türkiye topraklarına düştü. Peşmerge konvoyunun hareket etmesinin ardından Kobani`den sık sık patlama sesleri duyulmaya başladı.Kuzey Irak`tan gelen birlik, IŞİD militanları ile doğrudan çatışmaya girmeyecek. Peşmergeler, direkt dâhil olmayacakları çatışma sürecinde, uzaktan koordinatları verilen veya tam noktası bilinen IŞİD mevzilerini ağır silahlarla vuracak. YPG militanlarına da ağır silahların kullanımı konusunda eğitim verecek.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:23

Zaman

Gündem - Metrobüs yolunda acı ölüm


İstanbul Zeytinburnu`nda metrobüs yolundan karşıya geçmek isteyen Yusuf Deli (16) metrobüsün çarpması sonucu hayatını kaybetti.Kaza, Bahçelievler`de 19.30 sularında meydana geldi. İncirli-Zeytinburnu durakları arasında metrobüs yolundan karşıya geçmek isteyen Deli`ye metrobüs çarptı. Genç, olay yerine intikal eden sağlık ekiplerinin bütün müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

hayır yasağı  15 temmuz motosiklet kazası  miss turkey 2009  çengel bulmaca cevap posta gazetesi 2 nisan  çorum hakimiyet gazetesi 25 şubat  17 10 2009 posta gazetesi 19 sayfa  dün gece kalp krizinden ölen oyuncu  ali kapar kaza izmir  fox ana haber tekrarı izle 25 aralık  01 06 1982 hrriyet gazetesi arsiv  ülke tv sira dişi arşiv 09 12 2010 izle  26 02 2009 pozitif cevap anahtarı  04 09 2010 milliyet akdeniz iki  çınarcıkta bulunan el kaide sığınağı  03aralık 2010 trafik kaza haberleri  03 şubat 2009 fox haber videosu  habertürk vefa poyraz lisesi bıçakla yaralama m m  01 01 1992 yeni asır spor arşiv  05 05 2009 tarihli sabah gazetesi gney eki  ülke tv 1009  ege tv kaza haberi  galeri kara