Bulunan Haber Sayısı: 10.171
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Selçuk Gültaşlı - `Fethullahçı BBC` de Samanyolu`na girdi


Zaman hakikatin, yandaş medya hamakatin, kizb-i mübalağanın remiz ve timsali oldu, 17 Aralık sürecinde. `Hakkın hatırı âlîdir; hiçbir hatıra feda edilmez` diye sefere çıkanlar sahil-i selamet yerine, yalan limanına demir attılar.Erdoğan öyle konuşmalar yapıyor ki ilk duyduğunuzda Zaytungçuların keskin zekasının mamulüdür diye düşünüyorsunuz. Akademisyen hüviyetiyle en tabii hakkı olan iktidarı eleştirdi diye İhsan Yılmaz`ı hain ilan eden Erdoğan, kendi milletini Afrika`da `hain` olarak yaftalıyor. Milletinin büyük eseri okulları, şimdiye kadar katarakt ameliyatları ile 27 bin 586 Afrikalının gözünü açan, Kara Kıta`nın 18 ülkesinde açtığı su kuyuları ile 3 milyon kişiye temiz içme suyu temin eden Kimse Yok mu`nun bağış toplama hakkını elinden almak kesmemiş olacak ki, nefret seferini sınır ötesine taşıyor. Bu kurumların kapatılması için hem devletin hem kendisinin itibarını son kuruşuna kadar harcamaktan imtina etmeyeceğini her vesile ile izhar ediyor. Ne kadar ciddiye alındığını, bekleyip göreceğiz.Bu dönemde Zaytung`un tek rakibi iktidar medyası. Hangisinin kurgu, hangisinin hakikat olduğu konusunda ciddi meşakkat çekildiği bir zaman diliminden geçiyoruz (Sevgi Akarçeşme`nin harika makalesi Zaytung`la Gerçek Arasında`yı hatırlamanın tam zamanı : http:///sevgi-akarcesme/zaytungla-gercek-arasinda-_2242796.html).Sabah gazetesinin başmuharriri, Erdoğan`ın devasa başarılarının ardından ülkesini yalnızlığa sürüklediğini yazması üzerine BBC ve muhabirini `Fethullahçı` ilan etmiş. “Ama İngilizlerin ve özellikle BBC`nin Fethullahçı olmaları akıl alır iş değil... BBC`nin Türkiye`ye ilişkin haberlerini izlemek yerine Samanyolu`na bakın, Zaman`ı okuyun aynı bakış açısına ulaşırsınız.” diyor başyazar. İnanması zor ama ilerleyen satırlarda haberin yazarı Mark Lowen de `BBC`nin Fethullahçı muhabiri` olarak tespit ediliyor. Metinde bir istihza ya da mecaz yok. Sermuharrir, düpedüz Lowen`in `Fethullahçı` olduğunu yazıyor. Haberin arkasındaki kötü niyet de hemen ortaya çıkıyor: Lowen`e bu aklı verenler, Zaman, Samanyolu ve Pensilvanya. BBC, Türkiye`de ne olup bittiğini anlayamayacak kadar aciz.Şöyle kısaca bir göz gezdirdim ve 17 Aralık`tan sonra Avrupa`da neredeyse `Fethullahçı` olmayan ya da `Fethullahçılar`dan etkilenmeyen matbuat yok gibi. Hangisine göz gezdirseniz Erdoğan`ı ya otoriterleşmekle itham ediyor, ya basın hürriyetini yok etmekle ya da yolsuzluk iddialarını örtbas etmekle.Sadece Avrupa matbuatı da değil, koca koca Avrupa kurumları da `Fethullahçı kumpasa` gelmiş görünüyor. Avrupa Parlamentosu da Avrupa Birliği Komisyonu da yayınladıkları Türkiye raporlarında `yolsuzluk yok, paralelci darbe var` tezinden ziyade ülkede demokrasinin gerilediğine, yargı bağımsızlığının büyük yara aldığına, basın hürriyetinin daraldığına, işinden kovulan gazeteci sayısında muazzam artış olduğuna ve en mühimi 17 Aralık yolsuzluk iddialarının araştırılmadığına odaklanmış.`Fethullahçı BBC muhabiri Mark Lowen` iddiası, geçtiğimiz yıl Brüksel`i ziyaret eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu`nun dönemin Sosyalist lideri Hannes Swoboda ile iptal edilen toplantısını akla getiriyor. Kılıçdaroğlu, Erdoğan`ı diktatörlükle suçlamış, Swoboda bu sözlerin tadil etmesini istemiş, CHP lideri de reddedince ikili görüşme iptal edilmişti. Hadisenin hemen ardından CHP`ye yakın gazetelerde toplantının Fethullahçı kumpas sonucu yapılamadığı, Swoboda`nın bazı danışmanlarının `Fethullahçı` olduğu yer almıştı.Kendinden başka herkesi suçlu gören, devleti kutsayan, kuvvetler ayrılığından hazzetmeyen, dini kontrol eden ve çatlakları hep `dış ve iç düşmanlarla` sıvayan Kemalist zihniyetin AKP`yi zaptetmesine şahitlik ediyoruz. CHP bu hatalarından vazgeçme işaretleri verirken, AKP bu boşluğa talip. Laik Kemalizm`i `dindar` Kemalizm`le ikame eden AKP ve medyası, AB raporlarında, BBC haberlerinde, bütün eleştirel beyanların arkasında `Fethullahçıları` tespit etmeye devam edecek. Zaytung`la iktidar medyasının arasındaki fark da kapandıkça kapanacak.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:44

Zaman

Manşet - Selçuk Gültaşlı - `Fethullahçı BBC` de Samanyolu`na girdi


Zaman hakikatin, yandaş medya hamakatin, kizb-i mübalağanın remiz ve timsali oldu, 17 Aralık sürecinde. `Hakkın hatırı âlîdir; hiçbir hatıra feda edilmez` diye sefere çıkanlar sahil-i selamet yerine, yalan limanına demir attılar.Erdoğan öyle konuşmalar yapıyor ki ilk duyduğunuzda Zaytungçuların keskin zekasının mamulüdür diye düşünüyorsunuz. Akademisyen hüviyetiyle en tabii hakkı olan iktidarı eleştirdi diye İhsan Yılmaz`ı hain ilan eden Erdoğan, kendi milletini Afrika`da `hain` olarak yaftalıyor. Milletinin büyük eseri okulları, şimdiye kadar katarakt ameliyatları ile 27 bin 586 Afrikalının gözünü açan, Kara Kıta`nın 18 ülkesinde açtığı su kuyuları ile 3 milyon kişiye temiz içme suyu temin eden Kimse Yok mu`nun bağış toplama hakkını elinden almak kesmemiş olacak ki, nefret seferini sınır ötesine taşıyor. Bu kurumların kapatılması için hem devletin hem kendisinin itibarını son kuruşuna kadar harcamaktan imtina etmeyeceğini her vesile ile izhar ediyor. Ne kadar ciddiye alındığını, bekleyip göreceğiz.Bu dönemde Zaytung`un tek rakibi iktidar medyası. Hangisinin kurgu, hangisinin hakikat olduğu konusunda ciddi meşakkat çekildiği bir zaman diliminden geçiyoruz (Sevgi Akarçeşme`nin harika makalesi Zaytung`la Gerçek Arasında`yı hatırlamanın tam zamanı : http:///sevgi-akarcesme/zaytungla-gercek-arasinda-_2242796.html).Sabah gazetesinin başmuharriri, Erdoğan`ın devasa başarılarının ardından ülkesini yalnızlığa sürüklediğini yazması üzerine BBC ve muhabirini `Fethullahçı` ilan etmiş. “Ama İngilizlerin ve özellikle BBC`nin Fethullahçı olmaları akıl alır iş değil... BBC`nin Türkiye`ye ilişkin haberlerini izlemek yerine Samanyolu`na bakın, Zaman`ı okuyun aynı bakış açısına ulaşırsınız.” diyor başyazar. İnanması zor ama ilerleyen satırlarda haberin yazarı Mark Lowen de `BBC`nin Fethullahçı muhabiri` olarak tespit ediliyor. Metinde bir istihza ya da mecaz yok. Sermuharrir, düpedüz Lowen`in `Fethullahçı` olduğunu yazıyor. Haberin arkasındaki kötü niyet de hemen ortaya çıkıyor: Lowen`e bu aklı verenler, Zaman, Samanyolu ve Pensilvanya. BBC, Türkiye`de ne olup bittiğini anlayamayacak kadar aciz.Şöyle kısaca bir göz gezdirdim ve 17 Aralık`tan sonra Avrupa`da neredeyse `Fethullahçı` olmayan ya da `Fethullahçılar`dan etkilenmeyen matbuat yok gibi. Hangisine göz gezdirseniz Erdoğan`ı ya otoriterleşmekle itham ediyor, ya basın hürriyetini yok etmekle ya da yolsuzluk iddialarını örtbas etmekle.Sadece Avrupa matbuatı da değil, koca koca Avrupa kurumları da `Fethullahçı kumpasa` gelmiş görünüyor. Avrupa Parlamentosu da Avrupa Birliği Komisyonu da yayınladıkları Türkiye raporlarında `yolsuzluk yok, paralelci darbe var` tezinden ziyade ülkede demokrasinin gerilediğine, yargı bağımsızlığının büyük yara aldığına, basın hürriyetinin daraldığına, işinden kovulan gazeteci sayısında muazzam artış olduğuna ve en mühimi 17 Aralık yolsuzluk iddialarının araştırılmadığına odaklanmış.`Fethullahçı BBC muhabiri Mark Lowen` iddiası, geçtiğimiz yıl Brüksel`i ziyaret eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu`nun dönemin Sosyalist lideri Hannes Swoboda ile iptal edilen toplantısını akla getiriyor. Kılıçdaroğlu, Erdoğan`ı diktatörlükle suçlamış, Swoboda bu sözlerin tadil etmesini istemiş, CHP lideri de reddedince ikili görüşme iptal edilmişti. Hadisenin hemen ardından CHP`ye yakın gazetelerde toplantının Fethullahçı kumpas sonucu yapılamadığı, Swoboda`nın bazı danışmanlarının `Fethullahçı` olduğu yer almıştı.Kendinden başka herkesi suçlu gören, devleti kutsayan, kuvvetler ayrılığından hazzetmeyen, dini kontrol eden ve çatlakları hep `dış ve iç düşmanlarla` sıvayan Kemalist zihniyetin AKP`yi zaptetmesine şahitlik ediyoruz. CHP bu hatalarından vazgeçme işaretleri verirken, AKP bu boşluğa talip. Laik Kemalizm`i `dindar` Kemalizm`le ikame eden AKP ve medyası, AB raporlarında, BBC haberlerinde, bütün eleştirel beyanların arkasında `Fethullahçıları` tespit etmeye devam edecek. Zaytung`la iktidar medyasının arasındaki fark da kapandıkça kapanacak.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Ekrem Dumanlı - Altından kalkamazsınız


İhtiras ve hasedi yüzünden yapayalnız kalmış ve çöllere düşmüş biri, kumların içinde bir lamba bulur.Bir cin çıkar lambanın içinden “Dile benden ne dilersen!” der ve hemen ikazını yapar: “Aman dikkat et ben kötü bir cinim.” Kendi kıskançlığının tutsağı olan adam umursamaz o ikazı. “Ben falandan nefret ediyorum, bir daha gözüm görmesin onu.” deyiverir. Cin derhal harekete geçer ve adamın gözlerini kör eder. Yanlış birinden akıl aldığını anlamıştır ama iş işten geçmiştir. “Yandaş”ın akıbeti de bu. Rehber edindiği medya modeli onu kör etti, kendi nefretinin altında ezilip zalim bir canavara dönüştü.Üzülerek belirtmek zorundayım ki muhafazakâr kesimde gazeteciliğin teorik arka planına kafa yorulmadı. Haber nedir, haber nakledilirken nelere riayet edilir, haber-yorum farkı niçin gereklidir gibi sorulara cevap aranmadı. Bu nedenle kendisini “muhafazakâr, Müslüman, İslamcı” sayan medyanın üstündeki eğreti boyayı kazısanız altından o bildik baskıcı yaklaşımlar çıkar. Her mesleğin ruhu, ona dair teorik tartışmalar ve alınan pozisyonlar sayesinde bir beden bulur. Siz, kendinize uygun bir ruhla hadiseye yaklaşmaz, özentilere saplanırsanız dinî-millî-ideolojik kimliğiniz palavraya; çıkardığınız gazete de paçavraya dönüşür. “Yandaş medya”nın başına gelen de budur!Siz kendiniz olamayınca başkasının paltosuna saklanmak zorunda kalırsınız ve bir zamanlar mağduru olduğunuz mezalimi herkese reva görürsünüz. Ne yazık ki “yandaş medya” mutant bir varlığa dönüştü. Onlara sorarsanız hâl⠓dindar”, “muhafazakâr”, “İslamcı”; ama yayınlarına bakarsanız eski medyada şikâyet edegeldikleri yalan, iftira, karalama gibi bütün arızalar kendilerinde mevcut.Şimdilerde eskilere dair en riskli metodu rehber edinmiş görünüyorlar: Hedef gösterme. Eski medya düzeni “eski Türkiye”nin doğurduğu anomali bir varlıktı ve her an bir canavara dönüşerek insanların hayatını karartırdı. Şimdiki de “eski Türkiye”nin ürünüdür; bakmayın “yeni Türkiye” diye allanıp pullandığına.Neydi eski sistem? İstemedikleri bir kişiyi ya da bir grubu yalan ve kara propagandayla hedef tahtasına oturturlardı. Sonra o insanların itibarı sarsılır ve ardından “vur” emri verilirdi. Zavallı tetikçilerin (!) mazereti hep bir kenarda bekletilirdi. “Milli hislerine yenik düşen gençler” ya da “milli duyguları rencide olan kimselerden” bahsedilirdi. Güdümlü medya vasıtasıyla “düşman” haline getirilen kişilerin hemen hepsinin alnına “hain”, “casus”, “örgüt mensubu” gibi yaftalar yapıştırılırdı. Yine garip bir benzeşmedir ki medyanın hedef tahtasına koyduğu kişilerle ilgili ülkenin güvenlik birimleri (MİT, Emniyet, askeriye) devreye girer, “hainlerin” bertaraf edilmesi için kanun dışı işler yapılırdı.Tâ 1948`de Sabahattin Ali`nin başına gelen, aslında pek çok aydının talihine çarpıcı bir örnektir. Hapse atıldı. İlk kez düşmemişti hapse. O hücrelerden yükselen “Başın öne eğilmesin / Aldırma gönül aldırma” sesi hâlâ kulaklarımızda çınlıyor. İşte o adamı, serbest bıraktılar ama iş bulmasına müsaade etmediler. Yurtdışına çıkacaktı, pasaport vermediler. Doğduğu topraklara, Gümülcine`ye dönmek istedi. “Sana yardımcı oluruz” diyen ve kimliğini gizli tutan bir MİT ajanı tarafından yolda öldürüldü. Resmî kaynaklara göre katil `milli hisleri tahrik ettiği için” işlemişti cinayeti. MİT ajanı, yoğun tepkiler nedeniyle tutuklandı. O “milli hisleri tahrik” nasıl bir bahaneyse, 24 yıl ceza alması gereken katil 4 yıl hüküm giydi. Birkaç hafta sonra aftan yararlanıp serbest kaldı.Örnek çok. Ali Şükrü Bey`in Ankara`ya matbaa getiriyor olması ve Tan Gazetesi`ni çıkarmayı planlaması üzerine Topal Osman tarafından tuzak kurulup katledilmesinden Abdi İpekçi cinayetindeki karanlık sokakların istihbarat teşkilatına çıkıyor olmasına kadar nakletmeye değer pek çok vak`a var; ama bu olumsuz hadiseleri tek tek sıralamaya da gerek yok; sizleri karamsarlığa sevk etmeye de. Çünkü hiçbir katil huzur içinde ruhunu teslim etmedi, hiçbir zulmü tarih unutmadı…En sıcak iki misal: Ahmet Kaya, Hrant Dink. Her ikisi de hedef tahtasına konuldu. Biri kahrından çekip gittiği yaban illerde ülkesine hasret bir şekilde vefat etti; öbürü acımasız bir kurşunla sokak ortasında infaz edildi. Şimdi onları “hedef göstermekle” suçlanan meslektaşlarımız bu iddiaları kabul etmiyor; ama o güne bugünden bakılarak dönülseydi aynı yayınları yaparlar mıydı? Sanmıyorum.Yandaş medya, kaba saba üslupları ve gazetecilikten uzak yaklaşımlarıyla o kadim ve kirli metotları bugün uygulamaya yelteniyor. Aylardır insanları karalıyor, onlar hakkında kışkırtıcı yayınlar yapıyor. Bu satırların yazarı dâhil pek çok meslektaşımızı hedef gösteren Pravda medyası ve onun arkasındaki güçler çok iyi bilmeli ki itibarsızlaştırmaya çalıştığınız o kişilerden herhangi birisine bir zarar gelirse alnınızın tam orta yerine katil hükmü yapışacak ve kıyamete kadar o sıfatın ezici vebalinden kurtulamayacaksınız.Gelinen noktaya bakar mısınız: Son iki yılda Gezi Parkı`ndan başlayın, Soma`ya, Ermenek`e, 6-7 Ekim hadiselerindeki 67 faili meçhul`e, katilleri bulunamayan polis ve asker cinayetlerine değin, hesabı sorulamayan o kadar hadise yaşandı ki… Bu karanlık atmosferi beslemenin vebali var.”Hep bir ağızdan şöyle demeye mecburuz: Yürüdüğünüz yol yanlış; bu akılla hem kendinizi bitirirsiniz hem de bu ülkeyi. Türkiye, bu cinneti de yenecek, bundan şüpheniz olmasın. Olan, memleketi tımarhaneye çeviren “ham yobaz”a değil; ona inanan saf insanlara olacak. Yazık! Hem de çok yazık…`Yobazlaşma`ya doğru“Ham yobaz, kaba softa”. Necip Fazıl`ın başvurduğu terkiplerdendi. Bu tabirleri Arvasi`den aldığını söylerdi ve bu terimlerle cehaleti, hoşgörüsüzlüğü, tahammülsüzlüğü, taklitçiliği, sathiliği yerden yere vururdu. “Sahte kahraman” dediği kişilerin “fikir sancısı” çekmediğini söylerdi. Yerden göğe kadar haklıydı Üstad.Bugün Türkiye “yobazlık”a doğru hızla savruluyor. Bir partiye destek vermiyorsanız size zulmediliyor. Şirketlere vergi memurları gönderiliyor, en demokratik haklarınız ihlal ediliyor, her türlü hakaret sizin için meşru sayılıyor.Furkan Vakfı yöneticileri hafta içinde isyan etti, kendilerine bir salon bile verilmediğini, engel çıkarıldığını, zulmedildiğini iddia etti. İddiaları o ki AK Parti`yi derin güçler ele geçirdi. Partinin yeni müttefikleri “bütün cemaatleri yok etmek” için sözleşti. Haksız da değiller.Risale-i Nurların devlet kontrolüne fiilen geçirilmesi ve Nur`ların gasp edilmesi feci bir durum. Bugün Risale-i Nur`lara müdahale eden, yarın hangi kitapların “telif hakkı”na müdahale etmez ki. Nur talebelerinden büyük bir kesim hükümetin ayrımcılığından, partizanlığından rahatsız. “Süleymancılar”ın AK Parti ile ilgili endişeleri çok erken yıllarda başladı ve haklı bir itiraz yaptıklarını hadiseler ispat etmiş oldu. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki bir siyasi parti, kuruluş toplantısını bir otelin lobisinde yapamıyor. Bu hafta sıra İdris Naim Şahin`deydi. Parti kurmak için düzenlediği basın toplantısına birkaç saat kala salonsuz kalıverdi.Unutmamak lazım ki demokrasi, farklılığı yaşatmak üzerine kurulan tahammül rejimidir. Öyle olmasaydı AK Parti kurulmazdı, büyüyemezdi, iktidara gelemezdi. Demek ki hiçbir dönemde baskı insanları bu kadar dar bir alana hapsetmemişti. Tek Parti döneminin o boğucu atmosferinden bu yana, böyle ağır bir korku düzeni kurulmamıştı.Ajan mısın gazeteci mi?Eskiden bir gazeteye “istihbaratla ilişkisi var” denildi mi itham altında bulunan kişilerin yüzü kızarırdı.. Şimdi kendini” istihbarat elemanı” diye tanıtan arsız köşe yazarları ve muhabirler türedi. İnsanları tehdit etme cüretini gösteren bu nadanlara ne gazete yönetimleri “ayıptır, yapma” diyor; ne de devletin istihbarat örgütü “yahu kendini rezil ettiğin bir tarafa, bizim itibarımızı sarsıyorsunuz” diyor. Hal böyle olunca tehdit, şantaj, korkutma, yıldırma gibi insanlık dışı mafyatik davranışlar medya dünyasında kol geziyor. Geçenlerde Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Yeni Şafak`taki biri ile ilgili devlet yöneticilerini göreve çağırarak bu tür kişilerin kimlikleri, görevleri vs. hakkında açıklama istedi. Haklı. Bu tip adamlar kendilerine meslek seçmeli; ya gazeteci olsunlar yahut ajan. İkisini beraber götürürüm deyip ona buna şantaj yapanlar, eninde sonunda adaletin karşısına çıkar ve hesaba çekilir. Üstelik yeryüzünde böyle bir gazetecilik modeli de yok, istihbarat şekli de…


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Mahidevran devşirme değil, paşa kızıymış


Osmanlı İmparatorluğu`nun ilk başkentlerinden biri olan Bursa`nın bünyesinde barındırdığı tarihi zenginlikler, son yıllarda yürütülen araştırmalar ve restorasyonlarla tek tek ortaya çıkarılıyor.Bursa`da 14. yüzyıldan kalma olduğu sanılan ve `Üç Hanım Kızlar` ve `Saraylılar` türbelerinin sırrını, Fransa`dan gönderilen mektup çözdü. Kanuni Sultan Süleyman`ın eşi Mahidevran Hatun`un akrabası Melike d`Henin de Chimay, iki türbeyle ilgili Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Doğan Yavaş`a Osmanlıca soy kütüğü ve Türkçe belgeleri gönderdi. Yrd. Doç. Dr. Yavaş, belgeleri inceleyince yıllardır bilinmeyen gerçek ortaya çıktı. `Saraylılar` türbesinde yatanlar Mahidevran Hatun`un iki ablası Akile Hanım ve Buygur Belkıs Hanım. `Üç Hanım Kızlar` türbesinde yatanlar ise Kanuni Sultan Süleyman tarafından Konya`da boğdurulan Şehzade Mustafa`nın eşleri Fatma Handan ve Nurcihan Hatun ile hizmetçileri Ferhunde ve Leyla kalfalar oldukları anlaşıldı. Soy kütüğü sayesinde Mahidevran Hatun`un da devrişme değil, Osmanlı paşasının kızı olduğu ortaya çıktı.


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Zaman

Manşet - Fenerbahçe, Bursa virajında


Lider Fenerbahçe, Bursaspor deplasmanından kayıpsız dönerek koltuğunu korumak istiyor.Sarı-Lacivertliler, zirvedeki rakiplerinden Mersin İdman Yurdu ve Galatasaray`ın puan kaybettiği haftada arayı açmak için sahaya çıkacak. Uzun süren sakatlığının ardından takımla çalışmalara başlayan Egemen Korkmaz kadroya alınmazken, hafta içindeki antrenmanlarda genelde ayrı çalışan ve tedavisine devam edilen Emre Belözoğlu kafilede yer buldu. Teknik Direktör İsmail Kartal`ın, Çaykur Rizespor karşısındaki kadroyu 1-2 isim dışında değiştirmesi beklenmiyor. A Milli Takım`ın Kazakistan ile oynadığı 2016 Avrupa Şampiyonası eleme grubu maçında yaşadığı olaylar sebebiyle morali bozuk olan kaleci Volkan Demirel de 11`de başlayacak. İsmail hocanın, deneyimli file bekçisini görevlendirerek güven mesajı vereceği öğrenildi.Rizespor karşılaşmasında cezalı olan Caner Erkin`in dönüşüyle geri dörtlü yine Gökhan, Bekir, Kadlec ile Caner`den kurulacak. Bursa`ya götürülmesine rağmen devre arasında gönderileceği ileri sürülen Bruno Alves`in yedek kalacağı öğrenildi. Orta alanda sezon başından beri tam iyileşmeden sahaya çıkan kaptan Emre de büyük ihtimalle riske edilmeyecek ve yerine Alper Potuk forma giyecek. Son hafta sergilediği performansla göze giren Brezilyalı yıldız Diego Ribas da hazır durumda. İsmail Kartal, Sarı-Lacivertlilerin 2-1 kazandığı Rizespor sınavında takımın ataklarına yön veren Sambacı`dan etkili performans bekliyor. `Arap İsmail` lakaplı çalıştırıcının, Musa Sow`u yedek bırakıp, ileri uçta Emenike ile gol arayacağı tahmin ediliyor.Yıldırım, takımı yalnız bırakmadı. PFDK tarafından 45 gün hak mahrumiyeti cezasına çarptırılan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, takımla beraber Bursa`ya gitti. “Oyuncularımın sürekli yanında olacağım.” sözleriyle cezalı dahi olsa destek vereceğini belirten Yıldırım`ın kafileyle aynı otelde kalıp, karşılaşma sonunda İstanbul`a döneceği öğrenildi. Deneyimli yönetici, Beşiktaş maçının ardından 60 gün hak mahrumiyeti cezası almış, bu süre daha bitmeden basın toplantısında kullandığı ifadeler yüzünden cezasına 45 gün ilave edilmişti.


24 Kasım 2014 Pazartesi  05:27

Zaman

Manşet - Uyuşturucuyla Mücadelede `Neler Oluyor?` Dedirten 7 Olay


Uyuşturucuyla ilgili gün geçmiyor ki ürkütücü bir rapor ya da haber duymayalım. Özellikle son dönemde korkunç haberlerin yanı sıra `garip` hadiseler de yaşanmaya başladı.En son İzmir`de narkotikçilerin yakaladığı uyuşturucu haplar depodan kayıplara karıştı. Yıllardır çözülemeyen uyuşturucu denkleminde son dönemde neler oldu birlikte hatırlayalım istedik.1-Narkotik operasyonunda yakalanan 3 bin uyuşturucu hap kayıplara karıştıİzmir`de narkotik operasyonunda ele geçirilen 3 bin uyuşturucu hap imha edilmek üzere bekletildiği depoda kayıplara karıştı. Özel bölümde küçük poşet içerisinde bulunan haplar kimliği belirsiz kişilerce alındı. Olay ortaya çıkınca soruşturma başlatıldı. Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya olayı doğruladı ve `Oradan nasıl kaybolduğuna yönelik araştırma sürüyor. O hapların aranması da devam ediyor` dedi.2- Silahların gölgesinde uyuşturucu tarlalarıDiyarbakır ile Bingöl arasındaki kırsal bölge uçsuz bucaksız kenevir tarlalarıyla doluydu. Bu bölgedeki 80 köy ve mezrada yaklaşık 500 ton esrar yetiştiriliyordu. Zaman bölgeyi havadan görüntüleyerek şok gerçeği ortaya çıkardı. 2012`de manşetten verilen Aziz İstegün ve İsmail Avcı imzalı haberde denetimsiz alanlar gözler önüne serildi. Diyarbakır-Bingöl kırsalının nasıl uyuşturucu üretim merkezine dönüştüğünü ortaya çıkaran haberle birlikte terörün bir başka boyutu da gün yüzüne çıkmış oldu.3- Tonlarca uyuşturucu yakalandı, tek kişi tutuklanmadıZaman`ın manşetinin ardından Diyarbakır`da uyuşturucu ekimi yapılan tarlalara yönelik bölgede onlarca operasyon yapıldı. Arazilere yapılan başarılı operasyonlarda 48 milyon kök Hint keneviri ele geçirildi. 60`tan fazla kişi hakkında işlem yapıldı. Ancak yakalanan tüm şahıslar adliyenin bir kapısından girip başka kapısından ellerini kollarını sallayarak çıktı. Devam eden süreç içerisinde davalarda hiç kimse tutuklanmadı. Yasalarda esrar ekiminin cezai karşılığı 1 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası olarak tanımlanıyor. Bu da uygulama 1 yılla sınırlı kalıyor. Mahkemelerin verdiği cezalar 2 yılın altında olduğundan sanıklar denetimli serbestlikten yararlanarak dışarı çıkıyor. Cezanın alt sınırının en az 3 yıla çıkarılmasının önleyici olacağı belirtiliyor. Ancak şu anki uygulamada dışarı çıkan zehir tacirleri aynı şekilde hatta aynı arazide tekrar uyuşturucu ekimine devam ediyor.Diyarbakır`da yapılan uyuşturucu operasyonlarında tarihi rekorlar kırıldı. Ancak hiç kimse tutuklanmadı.4- Uyuşturucuda uzman polis müdürleri tasfiye edildiZaman`ın manşetinin ardından ciddi bir kamuoyu oluştu ve uyuşturucuyla mücadelede önemli bir noktaya gelindi. Önceki yıl Diyarbakır`da toplam 635 narkotik operasyonu gerçekleştirildi ve yapılan baskınlarda toplam 89 ton esrar ve 56 milyon kök Hint keneviri ele geçirildi. Bu miktarın 70 tona yakınını Diyarbakır Emniyeti Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri yakaladı. Ancak tarihe bir rekor olarak geçen bu operasyonların sonucunda ne mi oldu dersiniz? Uyuşturucuyla mücadeleye yıllarını veren uzman ekipler sürgünle ödüllendirildi. Önce 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından başlatılan tasfiye furyasında Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven görevden alındı. Ardından da 9 şube müdürünün yeri değiştirildi. Türkiye tarihinin en çok esrar yakalayan müdürü olarak kayda geçen Narkotik Şube Müdürü Dr. Hakan Cem Çetin ve ekibinin görev yerleri değiştirildi. Tasfiyeler müdür ve amirlerle de sınırlı kalmadı. Yıllardır bu alanda çalışan deneyimli polis memurları da şubeden alınarak karakollara gönderildi. Yıllardır gidilemeyen Lice dağlarına düzenlenen narkotik operasyonlarının mimarı olan bu kişilerin görevden alınmasının ardından operasyon ve yakalamalar da azaldı.5- Diyarbakır adli emanetten yarım ton uyuşturucu çalındıİzmir`deki olayın bir benzeri geçmişte Diyarbakır Adliyesi`nde de yaşanmıştı. Üstelik bir kaç kez. 2012 yılının Ekim ayında Türkiye`nin en sıkı korunan devlet kurumlarından biri olan Diyarbakır Adliyesi`ndeki adli emanetten 115 kilogram eroin, 15 kilogram sentetik uyuşturucu hap ve miktarı belirlenemeyen kilolarca toz esrar çalındı. Devamında da benzer olaylar yaşandı ve Diyarbakır Adliyesi`ndeki adli emanetten toplam yaklaşık 328 kilogram eroin, 55 kilogram esrar, 97 kilogram hintkeneviri ile 11 bin 715 captagon hap çalındı. Soruşturmada, temizlik şirketi şefinin kardeşi olan M.O. adlı kişinin adliye binasında taşeron şirket adına kaçak olarak 4 ay çalıştırıldığı; nezarethaneler, güvenlik kamerası odası, özel yetkili hâkim ve savcı katlarında adliye personeli gibi rahatlıkla gezdiği ve hırsızlığın bu kişi tarafından yapıldığı belirtildi. Savcının talebi üzerine kaçak olarak çalışan M.O. ile kuzeni B. O tutuklanırken, temizlik şirketi şefi M.O. ise kaçtı. Yapılan incelemede bugüne kadar adlî emanete defalarca giren kişi ya da kişiler, eroin ya da toz esrar çuvallarını alttan keserek uyuşturucu maddeyi aldı ve yerine un koydu. Uyuşturucu maddeyi imhaya götüren savcılar ise çuvalların ağzındaki mührün bozulmadığını görerek imha etti. Böylece asıl imha edilmesi gereken uyuşturucu yerine un imha edildi. 12 dosyaya ait uyuşturucu maddenin çalındığı belirtilen iddianamede, olayın fark edilmesi üzerine şüphelilerin evlerine operasyon düzenlendiği, ancak uyuşturucunun bulunamadığı belirtildi. BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Diyarbakır Adliyesi Adli Emenetten çalınan uyuşturucu madde ile ilgili İçişleri Bakanı Muammer Güler`e soru önergesi verdi. Bu olaylardan 4 yıl önce de adli emanetteki uyuşturucu maddenin çalınması üzerine aralarında özel kalem müdürlerinin de olduğu çok sayıda adliye personeli hakkında dava açılmıştı.6- Esrar tarlalarının hasat mevsiminde yollar trafiğe kapatıldıYaz aylarında PKK`nın gençlik yapılanması tarafından trafiğe kapatılan Diyarbakır-Bingöl-Lice kara yolları ancak 24 gün sonra açıldı. Buna benzer birçok ilçe ve köy yolu da kapatılmış ve köprüler yıkılarak yollar tarla haline getirilmişti. Bu yol kesmelerin de esrar tarlalarının hasatlarıyla ilgili olabileceği ifade ediliyor. Çünkü bölgede binlerce dönümden oluşan esrar tarlaları bulunuyor. Geçtiğimiz yıl da aynı dönemde yine benzer yol kesme eylemleri olmuştu. Yol kesme eylemleri için bahane edilen kalekol inşaatları zaten çok öncesinden beri devam ediyordu. Eylemler sırasında çok sayıda köprü tahrip edildi, yollara hendekler açıldı. Birçok geçiş noktası tarlaya dönüştürüldü. Bu hasarların giderilmesi uzun zaman aldı.7- Polis örnek almak için esrar ekti, bakanlık cevap vermeyince ortada kaldıDiyarbakır-Bingöl kırsalında birçok arazide yasadışı hint keneviri ekimi yapılıyor. Bölgede hint keneviri ekimi yapılan arazilerin tespiti için “uydu görüntüsü” ile takip yapılması gerekiyor. Her bitki için farklı olan `yansıma değeri` sayesinde hint kenevirinin renk ısısını algılayan uydular otuz santime kadar olan bir alanı bile hangi bölgelerde ekim yapıldığını çok rahatlıkla tespit edebiliyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ülke genelinde tarım ürünlerinin takibi için bu sistemi kullanıyor. Uyuşturucu ekilen alanların tespiti için de kullanılacaktı ve 2012`de duyurulan çalışmada pilot ekim yapıldı. Fakat bakanlık gerekli işlemleri yapmadığı için sistem başlatılamadı ve pilot bölgede ekilen hint kenevirleri yakılarak yok edildi. Ayrıca bölgede ekim yapılan arazilerin kime ait olduğunun belirlenmesi için yapılması gereken bir başka çalışma ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nın kadastro çalışmalarını tamamlanması. O da henüz yapılabilmiş değil.Uyuşturucuyla mücadele konusunda siyasilerden ve STK`lardan her gün onlarca plan ve proje duyuyoruz. Peki; verilen onca söze ve yapılan yatırımlara rağmen uyuşturucunun önlenmesine yönelik projeler neden sürekli olarak `gizemli` bir şekilde engelleniyor veya atıl bırakılıyor?


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Hürriyet

Yazarlar - Mide gribi de seyahat eder - Mesude ERŞAN


ABD`de Crown Princess adlı lüks yolcu gemisindeki yolcu ve mürettebatta görülen norovirüs salgını geçen haftanın haber bültenlerinde yer aldı.


24 Kasım 2014 Pazartesi  03:21

Zaman

Ekonomi - Yurtdışından alınan telefona tamir kolaylığı


Yurtdışından getirdikleri telefonların arızalanması halinde sıkıntı yaşayan vatandaşlara müjdeli haber geldi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), cihazın arızalanması sebebiyle değişim işlemlerinin e-devlet kapısı (www.turkiye.gov.tr) üzerinden kayıt sahipleri tarafından yapılması imkanı getirildiğini duyurdu.BTK`dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bilindiği üzere ithalat yoluyla yurtdışından getirilen cihazlarda arıza nedeniyle cihazın değişmesi durumunda, IMEI kayıtları ithalatçı firmalar tarafından yapılabilmekte iken bireysel yolla yurtdışından getirilen telefonlarda ise aynı durumla karşılaşan vatandaşlar çeşitli sorunlar yaşamaktaydı. Söz konusu durumun düzeltilmesi amacıyla, yurtdışından getirilen cihazın arızalanması durumunda vatandaşlarımızın kolay bir şekilde IMEI kaydını yapabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmıştır.” BTK açıklamasında mevcut tebliğe bazı eklemelerin yapıldığı belirtildi. Tebliğe eklenen düzenlemeler şöyle: “Yolcu beraberinde yurtdışından getirilen cihazın arızalanması nedeniyle cihazın ya da ana kartının değiştirilmesi durumunda ilk kayıt başvuru sahibinin kuruma başvurusu ile IMEI değişim işlemi yapılabilir. Değişim işlemine ilişkin başvuruda değişimi yapan firmadan alınan değişim belgesi sunulur. Değişim talebinin değerlendirilebilmesi için; değişim belgesinin antetli kağıt olması veya firma kaşesini içermesi gerekiyor. Değişimi yapan firmanın adı ve unvanı ile adresi veya telefonu da bulunmalı. Değişim işleminin arıza nedeniyle yapıldığına dair bilginin bulunması, değişimi yapılan eski ve yeni IMEI numaralarını içermesi de gerekiyor.”


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:08

Milliyet

Ekonomi - Müşteri bilgilerini satan bankalara çok ağır ceza geliyor


Star Gazetesi`nden Ercan Baysal`ın haberine göre; tüketicinin korunmasına yönelik yeni strateji planı uygulamaya geçiyor. Bankacılık Düzenleme v...


24 Kasım 2014 Pazartesi  03:40

Habertürk

Gündem - Meclis`te sahte MİT belgeli 5 kişi yakalandı!


Sahte MİT belgeleriyle Meclis`te dolaşıp vekilleri ziyaret eden biri kadın 5 kişi, gözaltına alındı. İlk etapta “dolandırıcılık” değerlendirmesi yapan polis, daha sonra soruşturmayı genişletti. Yasadışı örgütler ve yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantı olup olmadığı araştırılıyor


24 Kasım 2014 Pazartesi  02:45

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

öss 23 nisan zaman denemesi cevap anaht  show tv ana haber bülteni arşiv  16 mayıs 2009 posta gazetesi kpss cevap anahtarı  01 07 2010 kon tv canlı haber arşivi  atv sabah haberleri video izle 23 aralık 2009  20 01 2009 akşam haberleri İzle  etimesguttta kaza kent heber 28 10 2008  habertürk ankara eki arşivi 5 eylül  14 ağustos 2009 habertürk tv arşivi habertürk  24 nisan 2009tarihli hürriyet ga24 nisan 2009tarih  hürriyet ege gazetesi 19 aralık 2008 haberleri  1810 2008 at yarışı programı  ülke tv arşiv programını izle sıra dışı 10 kasım  yeni asır gazetesi izmir arsiv 1986 yarışma  ülke tv 3mayıs 2009 strese son  izmit kazası  09 01 2010 kaçkar tv ana haber bülteni  01 01 2013 trafik kazası konya  haber arşivleri atv 21 kasım 2001  fox haber arşivi bugün yaşam  10000 polis  8 eylül asonsör kazaları