Bulunan Haber Sayısı: 7.288
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Kayıp yakınlarının sesini 500 haftadır duyan yok


Yakınlarından haber alamayan ailelerin oluşturduğu `Cumartesi Anneleri` 19 yıl önce başladıkları haftalık oturma eylemlerini dün 500`üncü kez gerçekleştirdi. Galatasaray Meydanı`ndaki buluşmayı siyasetçi ve sanatçılar da destekledi. `Kaybedilmek istenen insanlığımızdır` sloganıyla Tünel`den İstiklal`e yürüyen anneler, evlatlarının fotoğrafını taşıdı. İlk eylemi Mayıs 1995`te düzenleyen grup, Mart 1999`da polisin sert müdahalesiyle karşılaşmış ve eyleme 10 yıl ara vermişti. Eylemler, Ocak 2009`da yeniden başlamıştı.Yıllardan beri yakınlarından haber alamayan ailelerin oluşturduğu `Cumartesi Anneleri` grubu 19 sene önce başladıkları haftalık oturma eylemlerine dün de devam etti. Galatasaray Meydanı`ndaki 500. buluşmaya akrabalarını kaybeden ailelerin yanı sıra siyasetçiler, sanatçılar ve vatandaşlar destek verdi. İlk eylemlerini 27 Mayıs 1995`te düzenleyen `Cumartesi Anneleri`, 13 Mart 1999`da polisin sert müdahalesiyle karşılaşmış ve eyleme 10 yıl ara vermişti. Acılı aileler, 31 Ocak 2009`da eylemlere yeniden başladı. Aileler, 500. buluşma için dün yine Galatasaray Meydanı`nda buluştu. `Kaybedilmek istenen insanlığımızdır` sloganıyla Tünel`den İstiklal`e doğru yürüyen grup, kayıp evlatlarının dövizlerini taşıdı. Meydandaki oturma eyleminin ardından basın açıklaması yapıldı.Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi. “Bizler, ülkenin en uzun sivil itaatsizlik eylemini gerçekleştiriyoruz. Kaybetme suçundan fail ve sorumlu konumda olan kamu görevlilerine yasal, yargısal ve idari koruma sağlandı. Güvensizlik ve korku üreten bir politik iklim yaratarak toplum suskunluğa sürükledi. Temel hak ve özgürlüklerine sahip çıktıkları için, Kürt, Süryani, Keldani doğdukları için, sosyalist oldukları için evlatlarımızı düşmanlaştırarak kaybeden ve onlara yönelen devlet terörünü cezasız bırakan siyasi iktidarlar, hakikatlerin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması talebimize kulaklarını tıkadı.”Kayıp Fehmi Tosun`un eşi Hanım Tosun, “Bir daha hiç kimse Fehmi Tosun gibi evinin önünden, çocuklarının gözü önünden kaçırılmasın diye eylem yapıyoruz. Hiçbir anne evlatsız, kimse babasız kalmasın diye buradayız.” dedi.


26 Ekim 2014 Pazar  02:12

Zaman

Manşet - Barışa kurşun: 3 asker şehit


Türkiye, bir aydır huzur ve barış ortamını dinamitleyen olaylar yaşıyor. Kobani eylemlerinde 46 kişinin hayatını kaybetmesi, peş peşe işlenen cinayetler ve faili meçhullerin ardından dün Hakkâri`den hain bir pusu haberi geldi. Yüksekova`da caddede yürüyen sivil giyimli 1 uzman çavuş ile 2 er, maskeli 3 kişinin silahlı saldırısında şehit oldu.Türkiye, son dönemde üst üste provokatif hadiselere sahne oluyor. Ülkeyi ateş çemberine çekmeyi amaçlayan karanlık eylemler, birbirini izliyor. 6-7 Ekim`de yaşanan ve `90`lı yıllara geri mi dönülüyor` endişesine yol açan Kobani gösterilerinde 46 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından peş peşe provokatif cinayetler sahneye konuldu. Bingöl emniyet müdürüne suikast, Adana, Van ve Şanlıurfa`daki cinayetlerin ardından önceki gün Kars`ın Kağızman ilçesinde hidroelektrik santraline saldıran terör örgütü mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 3 PKK`lı ölü ele geçirildi. Yürekleri dağlayan son olay dün Hakkâri`nin Yüksekova ilçesinde yaşandı. Görev yaptıkları Haruna Karakolu`nun ihtiyaçlarını temin için çarşıya çıkan 1 uzman çavuş ile 2 jandarma er, şehrin en işlek yeri olan Cengiz Topel Caddesi`nde saldırıya uğradı. Maskeli 3 kişi, sivil giyimli askerlere arkadan yaklaşarak kafalarına ateş etti. Saat 16.00`da meydana gelen `şehir suikastı`nda ağır yaralanan ve Yüksekova Devlet Hastanesi`ne kaldırılan Uzman Çavuş Ramazan Gülle (Konya), Yunus Yılmaz (Bingöl) ve Ramazan Köse (Artvin) isimli askerler tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Yakup Canbolat, kaçan saldırganların yakalanması için operasyon başlatıldığını ifade ederken Genelkurmay, saldırının bölücü terör örgütü mensubu silahlı 3 terörist tarafından gerçekleştirildiğini duyurdu.Türkiye son dönemde yaşanan provokatif olayların şokunu atlatmaya çalışırken, dün Hakkâri`nin Yüksekova ilçesinden haince yapılan bir saldırı haberi geldi. Şemdinli ile Yüksekova arasındaki Haruna Karakolu`nda görevli 1 uzman çavuş ve 2 jandarma ere ilçe merkezinde suikast düzenlendi. Cengiz Topel Caddesi`nde yürüyen sivil kıyafetli askerlere arkadan yaklaşan yüzü maskeli teröristler ateş açtı. 3 asker, yakın mesafeden kafalarına sıkılan kurşunlarla şehit oldu. Saldırganlar kaçarken, olayın ardından geniş çaplı operasyon başlatıldı. Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan Genelkurmay Başkanlığı, saldırının PKK`lı teröristler tarafından gerçekleştirildiğini duyurdu. Ardından Hakkâri Valiliği`nden yapılan yazılı açıklamada ise, “Yüksekova ilçesinde Cengiz Topel Caddesi Zagros İş Merkezi karşısında saat 16.00 sıralarında terör örgütü mensuplarınca düzenlenen menfur saldırıda Haruna Jandarma Karakol Komutanlığı`nda görevli Jandarma Uzman Çavuş Ramazan Gülle, (Konya-Çeltik), Jandarma Er Ramazan Köse (Artvin-Borçka) ve Jandarma Er Yunus Yılmaz (Bingöl-Karlıova) şehit olmuşlardır. Saldırıyı düzenleyen terör örgütü mensuplarının yakalanması için güvenlik güçlerimizin yoğun çalışmaları devam etmektedir.” denildi.FENALIK GEÇİREN ŞEHİT ANNESİ HASTANEDEYüksekova`da PKK`lı teröristlerin silahlı saldırısında şehit olan 3 askerden jandarma er Yunus Yılmaz`ın baba ocağına ateş düştü. Elazığ`ın Kovancılar ilçesinde yaşayan şehidin annesi Aysel, babası Saim, kara haberi alınca yıkıldı. Komşu ve akrabalarının başsağlığına geldiği Yılmaz ailesi, gözyaşlarına boğuldu. Henüz 6 aylık asker olan oğullarının şehit olmasıyla birlikte büyük üzüntü yaşayan aileleri yakınları teselli etmeye çalıştı. 5 çocuk annesi Aysel Yılmaz, en büyük çocuğunun şehit olduğu haberinin ardından fenalık geçirdi. Anne Yılmaz, ambulansla hastaneye götürülerek tedavi altına alındı. Şehit Yunus Yılmaz`ın bugün memleketi Bingöl`ün Karlıova ilçesi Çatak köyünde düzenlenecek törenle toprağa verileceği belirtildi.


26 Ekim 2014 Pazar  02:12

ODATV

Gündem - Soner Yalçın`a polis baskını


Gözaltına alındı...


26 Ekim 2014 Pazar  06:20

Zaman

Manşet - Gökmen: Haklının yanında durmazsam sazıma ihanet etmiş olurum


Burç FM`de Görüş Günü adlı program yapan Türk halk müziği sanatçısı Gökmen`e, şu an Silivri Cezaevi`nde bulunan eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer`in yazdığı mektup büyük ses getirdi. Sanatçı, binlerce kişinin paylaştığı bu mektubun hikâyesini ve bu süreçte kendi yaşadıklarını bizimle paylaştı.Ali Fuat Yılmazer`in size yazdığı mektup çok konuşuldu. 17 Aralık sürecinde de polis ailelerine destek verdiniz. Bu isimlerle daha önceden tanışıyor muydunuz?Emniyet teşkilatına yabancı biri değilim. Konserler vesilesiyle emniyet müdürlerimiz ve polis memuru arkadaşların birçoğuyla tanışmıştık. Beni ve türkülerimi seviyorlardı. Polis teşkilatının çeşitli programlarına katılıyordum. Birçok sanatçı onlardan orkestra parası isterken ben yeri geliyor kendi cebimden masrafları karşılayıp programlarına katılıyordum. Bu süreç zarfında birçoğunu tanıma fırsatım oldu. Hepsi de çok başarılı ve kahramanca işlere imza attı. Nasıl ki iyi günlerinde yanlarındaysam kötü günlerinde de yanında olmalıydım. Gözaltına alınma ve adliye süreçlerinde ailelerinin yanında olup destek vermek istedim. Bu süreçte sanatçı kimliğimi bir tarafa bıraktım. Onların ailesinden biriymiş gibi davrandım.Bu isimleri desteklemenizin başka bir sebebi var mı? Onları diğer polislerden ayıran şey sadece geçmişe dayanan tanışıklığınız mı?Bu isimler, bana polisi ve devleti sevdiren isimler. Onların hepsi birer babayiğit. Ben Diyarbakırlıyım. Gençlik çağlarımızda bize polis dediklerinde ürperirdik. Güneydoğu`da birçok genç de benim gibi düşünüyordu. Çünkü o dönem polisin bölge halkına davranışları hiç iyi değildi. Hepimize potansiyel suçlu gözüyle bakıyorlardı. Polislere bakışım Ömer Köse, Yurt Atayün ve Tufan Ergüder`i tanıyınca değişti. Hatta bir keresinde Ömer Özüyılmaz ve Ömer Köse`ye `Siz gerçek misiniz?` diye sormuştum. Polislerde bu denli sevgi ve saygının olabileceğini düşünmemiştim. Bir gün Yurt müdürle yemek yiyecektik. Emniyetten çıkarken `devletin aracını boşa kullanmayayım` diye makam arabasına binmeyip benimle birlikte Rami`ye kadar yürüdü. İçimden bu nasıl devlet malına sahip çıkmaktır, deyip duygulanmıştım.Ali Fuat Yılmazer ile tanışıklığınız var mıydı?O dönemlerde Ali Fuat Bey ile de tanışmıştık. Çok yoğun çalışıyorlardı. Bazen birlikte çay içmeye giderdik. Sazımı da yanımda götürürdüm. Benden türkü isterlerdi ben de söylerdim. Bu süreç yaşanınca ailemle onların ailelerine destek verdim. Ama televizyon ve gazetelere çıkıp bunu dillendirmedim. Hatta mektuptan bile kimseye bahsetmedim.Nedir bu mektubun hikâyesi?Ali Fuat Yılmazer`den mektup gelince evde okudum ve saatlerce ağladım. Oğlum da benimle birlikte ağlamaya başladı. Ama kimseye bahsetmedim. Çünkü bana yazılmış özel duygulardı. Hak etmediğim halde bana yazılmıştı. Onlar ve aileleri pazartesi günleri Burç FM`de yaptığım `Görüş Günü` adlı programı dinliyorlardı. Benden türkü istiyorlardı. Sonra ailesi vesilesiyle Ali Fuat Bey`den bir mesaj geldi. `Acaba yazdıklarımızı yakıştıramadı da mı programda okumadı?` diye. Oysaki ben kendimle ilgili ve içinde bana karşı methiyeler olduğu için başkasına söylemeye hicap ettim. Fakat kendisinden böyle bir talep gelince okudum. Radyoda çalışan Barış kardeşim okudu, ben de Metris türküsünü söyledim.Mektubun bu kadar ilgi çekeceğini düşünmüş müydünüz?Açıkçası hayır. Biz tamamen gönlümüzden geldiği gibi söyledik. Sonra internet ortamında insanlarla paylaştık. Sonrasında birçok ünlü yazarın da içinde olduğu binlerce insan tarafından paylaşıldı, milyonlarca insan dinledi. Çok büyük ilgi gördü. Ben bu durumdan kendime zerre kadar pay çıkarmıyorum. Bu tamamen mektubun sahibinin duygularının güzelliğinden kaynaklanıyor.Başka mektuplar da geldi mi?Evet. Geçtiğimiz günlerde Yurt Atayün`den böyle bir mektup aldım. Şu an çantamda. O kadar güzel şeylerden bahsetmiş ki duygulandım, okuyamadım. Ama onu da nasipse bu hafta (yarın) okuyacağım. Onu da yine radyodan sonra internet ortamında paylaşacağım. Olup biten bunca haksızlığa, sanatçıların tepki göstermesi gerekiyor. Hatta sadece sanatçının değil, adam olan adamın bu zulümlere karşı sessiz kalmaması lazım. Kaldı ki sanatçılar olarak biz duygu işi yapıyoruz. Ben ilk önce sazıma saygı göstereceğim ki söylediklerim kalplerde yer bulsun. Sırf para için yapılacak bir şey değil sanat. Bu zulme sessiz kalan sanatçılar hangi duyguda, nasıl bir alışverişte bilmiyorum, işin açıkçası merak da etmiyorum. Herkes bu süreçte yaşadıklarını Allah`a havale etti, ben de havale ediyorum.Yüze yakın konserim iptal edildiBu süreçte polis ve ailelerinin yanında bulunmanızın işlerinize bir etkisi oldu mu?Bugüne kadar yüze yakın konserim iptal oldu. Yanlış anlaşılmasın bundan şikayetçi değilim. Bize salon da vermeyebilirler. Çıkar çay bahçesinde söyleriz türkümüzü. Bizim yolumuz belli. Yaptığımız hayır işleri vardı. Konserlerden çok onların aksaması üzdü beni. Onun haricinde rızkı veren Allah. Annem bana, `Allah ayağını taşa değdirmesin, elini attığın altın olsun.` diye dua ederdi. Bu yaşa kadar hep altın oldu. Bugün konserlerimiz yok ama huzurluyum. Halen kirada oturuyorum ama aile içinde huzurum var. Eskiden çocuğumla ilgilenemiyordum şimdi ilgilenebiliyorum. Belki bu süreçte Silivri`de yatan kahramanların ailelerinin yanında olmam gerekiyordu, Allah böyle bir yolda konserlerimizi iptal ettirerek onlarla birlikte olmamızı sağladı. O insanlardan ve evlatlarından aldığım dua benim için trilyonlarca liradan daha önemli. Bu süreçte, Ahmet Kaya`nın neden bu ülkeyi terk ettiğini daha iyi anladım. Düşünün aklınızda çok güzel projeler var ama herkes size farklı bir gözle bakıyor. Beni konsersizlik yıkmadı. Beni rahatsız eden tek şey bakışlardı. Sanki vatana ihanet etmişim gibi bakıyorlardı. Bugüne kadar elim sazdan başka bir şeye değmedi.Sanatçı arkadaşlarınızdan da size böyle bakanlar oldu mu?Zannetmiyorum çünkü benim kim olduğumu herkes çok iyi biliyor. Ben türkülere gönül vermiş biriyim. Hem alaylı hem de mektepli bir sanatçıyım. Bu güne kadar yüzlerce beste yaptım. Birçok ünlü sanatçı eserlerimi seslendirdi. Yaptığım programlar ödül aldı. Türküseverler sağolsunlar beni hep el üstünde tuttu. Bu yüzden sanatçı arkadaşlarımın bana böyle bakacaklarını düşünmüşyorum. Eskiden telefonlarım susmazdı, şimdi sadece arayanların sayısı azaldı.O polislerin gerçekten suçlu olabileceğini düşündünüz mü hiç?Hayır! Aklım öyle bir şey söylese, o aklı keser atarım. Çünkü onları çok iyi tanıyorum. Böyle bir şey mümkün değil. Sütte leke var, polisinden müdürüne bu insanlarda yok. Siz bu insanları aç bırakarak, Metris`ten Silivri`ye göndererek, avukatlarıyla görüştürmeyerek insanlıklarından zerre kadar eksiltemezsiniz. Bir defa çok asiller. Aileleri de yetiştirdiği çocuklar da pırıl pırıl. Zaten bu süreçte herkes onları gördü. Bağırıp çağırmadılar. Sabırla, sebatla, tevekkülle beklediler, bekliyorlar.Bu mektup haricinde Yusuflara Selam Olsun isimli bir eser daha bestelediniz. Onun hikâyesi nedir?Ramazan ayıydı ve çok dolmuştum. Bekir Salim abiden bir söz yazmasını rica ettim. Bu duygularla besteledim. O insanlar maddi anlamda bir desteği kabul etmez ama en azından manevi bir destek olsun diye bu eseri yaptım. Yusuflara ve ailelerine selam olsun.Bana hakaret edenlere de sevgiyle bakıyorumHer fırsatta Fethullah Gülen Hocaefendi`ye olan sevginizi dillendiriyorsunuz…12 yıl önce de söylüyordum şimdi de söylüyorum. Fethullah Gülen Hocaefendi`yi çok seviyorum. Eskiden bana arkadaşlarım yahu bunu her yerde söyleme diyordu. Sevdiğimi söylemekten neden çekineyim. Kendisine edilen hakaretler beni o kadar yıkıyor ki. Ona ve bu süreçte Camiaya edilen hakaretlerin hepsini üzerime alıyorum. O hakaretlerin hepsi benim olsun ama o abilerimize, ablalarımıza bir şey söylenmesin. Çünkü onlar bunu hak etmiyor. Onların tek derdi Allah rızası. Ben bir başkasının sevdiğine de o seviyor diye saygı gösteriyorum. Benim sevdiğime de sen böyle bak. Hakaret etme. Bana hakaret eden insanlara bile sevgiyle bakıyorum. Çünkü biz kardeşiz.Bu süreç nasıl sonuçlanır sizce? Bu üzücü günler bir gün bitecek. Haksızı, haklıyı herkes görecek. Gönül insanları kin tutmaz. O zaman hatalı olan kardeşlerimize arkamızı dönecek değiliz. Biz Hocaefendi`den bunu, gördük bunu öğrendik. Onca hakaret, onca iftiraya rağmen kendine kötülük yapanlara hakkını defalarca helal ettiğini söyledi. Her şey çok güzel olacak. Allah her şeyin hayırlısını nasip edecek. Her şeyin aydınlığı bizi bekliyor. Sıkıntının en dibinde Allah diyebiliyorsanız o zaman sizin için güzel günler kapıdadır. Kendi adıma söyleyeyim. Ayda yirmi konsere giden biriydim. 17 Aralık sürecinden bu yana sazımın kılıfını açmadım. Bir sanatçı için konser verememek, sevenleriyle bir araya gelememek yoklukların en büyüğü. Maddi değil, manevi bir yokluk bu. Şikayetçi değilim. Bunları yaşattığı için Allah`a dua ediyorum.


26 Ekim 2014 Pazar  02:12

Zaman

Manşet - Mümtaz`er Türköne - MGK, kimin güvenliğini sağlıyor?


Tam on yıl önce 2004 yılı Nisan ayında toplanan MGK`da, Hizmet Hareketi`ni “tehdit” olarak tanımlayan ve yok etmeyi amaçlayan kararlar alınmıştı.Bu kararlar daha sonra “Cemaat`i bitirme planı” başlığıyla sık sık gündeme geldi. Bu toplantı 28 Şubat Süreci`nin son artçı depremiydi. Batı Çalışma Grubu faaliyetlerine devam ediyordu. Aynı yıl içinde, daha sonra uzun yargılamalara konu olan darbe hazırlıklarının da yer aldığı anlaşılmıştı. İktidar askerî vesayetin ellerinden kayıyordu ve hedef alınan Hükümet değil, sivil dinamiklerdi.Aradan geçen on yılda, Hizmet Hareketi büyük gelişmeler kaydetti. Eğitim seferberliği bütün dünyayı kapladı. Türkiye, Türk okulları vasıtasıyla dünyaya açıldı. Türkçe Olimpiyatları bu açılımın geldiği düzeyin somut karşılığını her yıl gösterdi. Devletlerin, hükümetlerin, siyasî teşkilatların yaptığı işleri, üstlendikleri sorumlulukları siyasî hiçbir görevi ve sorumluluğu olmayan insanlar kendi yağında kavrularak üstlenip yerine getirdiği zaman onlara sivil toplum adını veriyoruz. Dünya, Türkiye`den yükselen olağanüstü bir sivil toplum performansına şahit oldu. Bu okullar açıldıkları her yerde kabul gördüler, el üstünde tutuldular. Hizmet aşkı ve heyecanı ile gelen kaliteli eğitim, bu ülkelerle sağlam barış köprüleri oluşturdu. Müteşebbisler, bu köprülerden geçerek yatırımlar yaptılar, ekonomiye büyük katkılarda bulundular. Türkiye`nin bugün küresel bir markası yok, dünya çapında rekabet eden bir şirketi de yok. İnsanlığın ortak mirasına göğsümüzü kabarta kabarta dahil ettiğimiz yegane katkı sadece dünya çapında faaliyet gösteren bu okullardaki eğitim hizmetinden ibaret. Geleceği tasavvur ederken bize umut verecek neredeyse tek avantajımız. Bu okullara dikilen fidanların meyveye durduğu vakti hayal edin. 2023`ü, 2071`i, Osmanlı`nın bininci yılını...Bu okulların ilk açıldığı tarihten bugüne kadar bulundukları ülkelerden tek bir şikâyet gelmedi, tek bir aksi tesadüf bile yaşanmadı. Türkiye`nin sivil dinamiklerinin beslediği bu okullarla ilgili, “millî menfaatlerimize aykırı” suçlaması, Hizmet Hareketi`nin düşmanları tarafından bile gündeme getirilmedi. Bu okulların bulunduğu ülkelerdeki temsilciliklerimizden bugüne kadar Ankara`ya tek bir olumsuz rapor yazılmadı. Gidenler ve görenler Türkiye adına sadece şaşkınlık ve hayranlık ifade ettiler. Benim kanaatim: Bin yıl önce Hoca Ahmet Yesevi`nin Anadolu ve Balkanlar dahil geniş bir coğrafyayı vatanlaştıran projesi, bu sefer yine bin yıl sürecek küresel bir medeniyet projesi olarak tekrarlanıyor. Ve tıpkısıyla aynı sivil dinamiklerle... Türkiye`nin bugün uluslararası alanda en büyük “millî güç unsuru”nu bu okullar oluşturuyor. Türkiye, saygın bir dünya markasına dönüşüyor; toplumdan toplumlara ve toplumdan devletlere çok itibarlı ve kalıcı bir diplomasi yürütülüyor. Dünya çapında olumlu bir Türk imajı oluşuyor. Devletin bütün kurumlarını, bütün imkânlarını seferber etseniz başaramayacağınız bir işi toplum kendi imkânları ve dinamikleri ile gerçekleştiriyor.Son on yılda devlet üzerinde kurdukları tekeli sürdürebilmek için bu ülkenin can damarlarını hoyratça ezip yok eden askerî vesayet düzeni, Allah`a şükür tasfiye edildi. Hizmet Hareketi, yine devlete “gölge etme başka ihsan istemem” diyerek aynı sivil dinamiklerle dağları denizleri aştı, büyük ilerleme kaydetti. Peki bu süre zarfında ne değişti?Bugün Ankara`da, -Cumhurbaşkanı`nın iddiası doğru ise- on yıl öncesi ile aynı gündemle bir MGK toplantısı yapılacak. Daha da ötesi, Hizmet Hareketi`nin Kırmızı Kitap diye bilinen Millî Güvenlik Siyaset Belgesi`nde “milli güvenliğimize yönelik tehdit” olarak yer alması önerilecek. Cumhurbaşkanı`nın Hizmet Hareketi`ne karşı kişisel bir husumeti olduğu ortada. Bu devlet de, bu devletin güvenliği de kimsenin kişisel hırsına ve hesaplarına feda edilmeyecek kadar önemli olmalı. Herhalde birileri, “hangi delil ile”, “hangi gerekçe ile” diye çıkıp soracak ve millî gücümüze yaptığı katkılardan bahsedecektir. Ne dersiniz, yoksa bu devlet çok mu sahipsiz?


26 Ekim 2014 Pazar  02:12

ODATV

Gündem - 29 Ekim konserini iptal ettik, ilgili personeli de kovduk


Bolu Valiliği Davutoğlu ve Efkan Ala`yı da etiketleyerek neden bu tweeti yazdı


26 Ekim 2014 Pazar  01:18

Sözcü

Gündem - Beş şeritli yola sığamadılar WEB TV



26 Ekim 2014 Pazar  07:50

ODATV

Gündem - Cumhuriyet kazanımları bir bir yok ediliyor


Kadıköylüler`den o söyleşiye büyük ilgi


26 Ekim 2014 Pazar  07:50

Radikal

Politika - Davutoğlu: PKK hep bir hesap içinde


Başbakan Ahmet Davutoğlu çözüm süreci için konuştu: Geçen sene 30 Eylül`de bile bize verilen sözler yerine getirilmediği halde demokratikleşmeden hız kesmedik. Neydi bize verilen söz? Mayıs ayında silahlarını bırakıp çekileceklerdi. Silahlarını bırakmadılar, çekilmediler


26 Ekim 2014 Pazar  06:56

Radikal

Politika - Akillerden 3 temel istek


`Akil İnsanlar`ın bazıları yarın Başbakan Davutoğlu ile bir araya gelecek. HDP Hakkâri Milletvekili Adil Zozani, dün Meclis`te sürece ilişkin 3 temel taleplerinin olduğunu belirterek `Birincisi İmralı`da Öcalan`a sekretarya oluşturulması` dedi. Akil İnsanlar`dan bir grup da Davutoğlu`na, `Öcalan`la doğrudan görüşebilme` talebinde bulunacak.


26 Ekim 2014 Pazar  06:56

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

çanakkale dün olan trafik kazaları onlıne izle  çaldıranda kanlı soygun  24 ocakedirne yolunda trafik kazası  27 mayıs fox ana haber izle  çalar saat programında geçen emekli haberleri  çalar saat programında geçen emekli haberleri  istanbuldaki dün akşamki trafik kazası  fox haber kna cinayet  çalar saat programında geçen emekli haberleri  kanal 7 haber arşiv 15 05 2010  uğur dündaela star haber  çalar saat programında geçen emekli haberleri  kırkpınar son haberler  çalar saat programında geçen emekli haberleri  18 ekim cinayet haberleri  eyüp cinayeti  çalar saat programında geçen emekli haberleri  izmir trafik kazası 25 ocak  ülke tv arşiv programını izle sıra dışı 15 eylül  27 aralık fox tv akşam haberleri izle  çalar saat programında geçen emekli haberleri  çalar saat programında g