Bulunan Haber Sayısı: 6.731
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Mustafa Destici: Devletin malına el uzatanlar bakalım Sırat`ı geçebilecek mi?


Büyük Birlik Partisi(BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, `Bakalım barajı geçenler, sıratı geçebilecekler mi? Baraj koyarak milletin oyuna ipotek koyanlar, oy hırsızlığı yapanlar, yetim malına ve devletin hazinesine el uzatanlar, evet barajı geçiyorlar ama bakalım sıratı geçebilecekler mi?` dedi. Sivas`ta, 2009 yılında helikopterin düşmesi sonucu şehit olan Muhsin Yazıcıoğlu ve yol arkadaşları için anma programı düzenlendi. Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi`nde düzenlenen programda İstiklal Marşı ve Kur`an-ı Kerim okundu. Şehitlerin hayatının anlatıldığı slayt gösterisi sırasında Gazeteci İsmail Güneş`in 112 ile konuştuğu bölüm salondakileri gözyaşına boğdu. Duygusal anların yaşandığı programda Muhsin Yazıcıoğlu ve yol arkadaşları için okunan hatimlerin duası da yapıldı. Anma programında konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Her yıl 25 -31 Mart haftasını 2009 yılından beri Muhsin Yazıcıoğlu ve şehitlerii anma haftası olarak idrak ettiklerini hatırlatarak, Muhsin Yazıcıoğlu, Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İsmail Güneş`i ve Kaya İstektepe`ye Allah`tan rahmet diledi. `BARAJI GEÇENLER BAKALIM SIRATI GEÇEBİLECEK Mİ?` Muhsin Yazıcıoğlu`nun siyaseti bile Allah`ın rızasını kazanmak için yaptığını her fırsatta dile getirdiğinin altın çizen Destici, Muhsin Yazıcıoğlu`nun `Bizim amacımız önce barajı geçmek değil, sıratı geçmektir` sözünü hatırlatarak, `Bizler inanıyoruz ki; Muhsin Yazıcıoğlu sıratı geçti. Ama bakalım barajı geçenler, sıratı geçebilecekler mi? Önemli olan sıratı geçmektir. Baraj koyarak milletin oyuna ipotek koyanlar, oy hırsızlığı yapanlar, yetim malına ve devletin hazinesine el uzatanlar, evet barajı geçiyorlar ama bakalım sıratı geçecekler mi? Muhsin Başkan `Bizim öncelikli gayemiz oy değil, Allah`ın rızasını kazanmaktır. Siyaseti bunun için yapıyoruz` diyordu.` ifadelerini kullandı. ``SAVCILARIN GELECEĞİNİ TEHLİKEYE ATMASINI NASIL BEKLERSİNİZ` DEDİLER` Türkiye`nin en önemli problemlerinden birinin adalet sistemi olduğuna değinen Genel Başkan Destici, şunları söyledi: `Türkiye`deki gelişen süreçleri biliyorsunuz. Adalet sisteminin sağlıklı olarak işlediğinden hangimiz söz edebiliriz. Her kesim için söylüyorum. Balyoz, Ergenekon davaları, şuan emniyetçilere karşı yürütülen davalar… Bütün bu dava süreçlerine baktığınız zaman; çıkarılan yargı paketleri, görevden alınanlar, yolsuzluk soruşturmaları vb. Bugün Türkiye`nin en önemli problemlerinin başında adalet probleminin geldiğini biliyoruz. Maalesef böyle bir adalet sistemi içerisinde hak aramaya gayret ediyoruz. Daha öncede duyduk; `Geleceğini tehlikeye atarak savcıların nasıl bir karar vermesini bekliyorsunuz?` cümleleriyle muhatap olduk. Ya da bazı savcıların ödüllendirildiği, cezalandırıldığı veya cezalarının affedildiği süreçleri hep birlikte yaşıyoruz. Maalesef Türkiye`nin en temel problemlerinden biri adalet.` `OLAYI AYDINLATMAYANLAR, DOSYANIN ALTINDA KALACAK` `Ama emin olun ki adalet sistemindeki bütün bu olumsuzluklara rağmen biz soruşturma dosyamızın ne kadar şüphe varsa (Aileler ve süreci takip edenlerde şahit), duyum, iddia hatta rüya görenlerin rüyalarını bile bırakmadan bunları soruşturma doyasının içine konulmasını sağladık.` diyen Mustafa Destici, `Hiçbir şey eksik kalmadan kayıt altına girdi. İnanıyorum ki sizlerle beraber süreci takip etmeye devam edeceğiz. Bu ülkede hala vicdanlı, adalet sahibi savcıların ve hakimlerin olduğuna inanıyorum. Gün gelecek ve Allah`ın izni, sizlerin desteği ve duasıyla bu olay da elbet ama elbet bir gün aydınlanacaktır. Onu aydınlatmayanlar bu dosyanın altında kalacaklardır.` diye konuştu. `DAVANIN ÜZERİNİ KAPATMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ` `Bizler inanan insanlarız, elbet bu işin bedeli Mahkeme-i Kübra`da da sorulacak. Ama biz bu dünyada da bu işte hatası, ihmali, kastı olanların hukuk önüne çıkarılmasını ve hak ettikleri cezayla karşılaşmalarını bekliyoruz.` şeklinde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: `Türkiye`yi yöneten, Adalet sisteminin içinde ve başında olanlara sesleniyorum. Biz çok şey istemiyoruz. Sadece şehitlerimizin sürecinin aydınlatılmasını istiyoruz. Bunun üzerini kimsenin kapatmaya gücü yetmez. Çünkü bu insanların arkasında milyonlarca dua var. İnanıyorum ki o dualar bu olayın aydınlatılmasında birinci derece rol oynayacaktır. Ama bizlerde asla usanmadan, yorulmadan bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra bu süreci takip etmeye devam edeceğiz. Önemli olan birliğimiz, beraberliğimiz ve kardeşliğimiz.` Konuşmaların ardından program sonra erdi. Programa Muhsin Yazıcıoğlu`nun abisi Yusuf Yazıcıoğlu, BBP MKYK üyeleri Doğan Ürgüp, Mustafa Korkmaz, İl Başkanı Uğur Bulut, Merkez İlçe Başkanı Yurdal Epsileli, ile Şehitlerin aileleri Meryem Üstündağ, Yasemin Güneş, ve çok sayıda vatandaş katıldı.


27 Mart 2015 Cuma  23:45

Zaman

Manşet - Dağlıca`da çatışma


Hakkari`nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca bölgesinde, Dağlıca Taburu`ndaki askerlerle teröristler arasında çatışma çıktı. Karakola taciz ateşinde bulunan teröristler ile askerler arasında çıkan çatışmanın, yaklaşık yarım saat sürdüğü belirtildi. Çıkan çatışmada sınırın öbür tarafından askere havan atışı yapıldığı, güvenlik güçlerinin ise saldırılara hızlı bir şekilde cevap verdiği ve bölgeyi havan topları ile bombaladığı öğrenildi. Öte yandan, bölgede yaklaşık 1 haftadır hareketliliğin devam ettiği ve kalabalıklaştığı belirtildi. (CİHAN)


27 Mart 2015 Cuma  17:14

Zaman

Manşet - İran´dan Erdoğan`a sert cevap


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın İran`ın bölgedeki tutumunu eleştiren ifadelerine İran`ın tepkisi sert oldu. İran ve dünya güçleri arasında Tahran`ın nükleer programı konusunda yürütülen müzakereler kapsamında İsviçre`nin Lozan şehrinde bulunan İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın İran`ı eleştiren sözlerini değerlendirdi. İran devlete televizyonunun haberine göre, Zarif, ` Stratejik hatalar ve hırslı politikalarla bölgede onarılmaz hasarlara neden olanların, sorumlu politikalar benimseyerek kapasitelerini barış ve huzurun sağlanmasında kullanmaları iyi olur` diye konuştu. İranlı bakan, `Türkiye`yle değişik alanlardaki stratejik ilişkilerimize büyük önem verip saygı duymaktayız. Mevcut şartlarda tüm ülkeler bölgede istikrarın sağlanması için hareket etmeli` dedi. Zarif, `İran, Yemen`in toprak bütünlüğünün sağlanması ve bu ülkeye istikrar ve güvenliğin dönmesi için bölgedeki tüm kardeşlerinin katılımıyla bu ülkedeki çeşitli guruplar arasındaki diyalogu kolaylaştırabilir` ifadelerini kullandı. (DHA)


27 Mart 2015 Cuma  14:45

Zaman

Manşet - Başbakan`ın Başdanışmanı Mahçupyan`dan çok tartışılacak sözler


Başbakan Ahmet Davutoğlu`nun Başdanışmanı Etyen Mahçupyan, `AK Parti tek seçim kaybederse biter` algısının partide hâkim olduğunu söyledi. Halkın `darbe`ye karşı yolsuzluk yapan partiyi tercih ettiğini savunan Mahçupyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın da taktik icabı her şeyi söyleyebileceğini dile getirdi. Mahçupyan, `demokrasi kurallarının, demokratikleşen Türkiye`ye uygulanamayacağını` da savundu. Mahçupyan, Belçika`nın Gent Üniversitesinde verdiği konferansta ilginç ifadeler kullandı. Yolsuzlukları kabul eden Mahçupyan, halkın `darbe` karşısında yolsuzluk yapan bir partiyi tercih ettiğini savundu. AK PARTİ`YE OY VERENLERİN YÜZDE 70`İ YOLSUZLUKLARA İNANIYOR Mahçupyan şöyle konuştu: `Rakamdan emin değilim; ama son araştırmalarda AK Parti`ye oy veren seçmenlerin yüzde 70`i yolsuzluk olduğuna inanıyor. Yolsuzluk da olmuştur. Gerçi yolsuzluk 90 yıldır oluyor, AK Parti hükümetinde de olmuştur. Ama halk darbe tehlikesini de görüyor. Darbe tehlikesi ile yolsuzluğu kıyaslıyor halk. İkisi arasından darbenin daha kötü olduğunu görüyor ve yolsuzluğu seçiyor. Yolsuzlukla mücadele daha kolay çünkü. AK Parti de hatalar yapıyor. Sonuçta siyasi bir parti. Ama doğru yaptıkları, yanlış yaptıklarından daha fazla.` Bir öğrenci, Batı`da yolsuzluk iddiasında bile siyasilerin istifa ettiğini; ancak Mahçupyan`ın bunu normal gibi göstermesine tepki gösterince Başbakan Başdanışmanı, `Bu siyasi bir tercihtir. Belçika`da bir darbe tehlikesi yok. Ama Türkiye`de var.` diye cevap vermekle yetindi. ERDOĞAN`IN HEDEFİNİN GERÇEKÇİ OLUP OLMAMASI ÖNEMLİ DEĞİL Mahçupyan, Türkiye`nin hedeflerinden bahsederken, Erdoğan`ın ekonomide hedef olarak dünyada ilk 10 ekonomiye girmeyi gösterdiğini hatırlattı ve ekledi: `Hedefin gerçekçi olup olmaması önemli değil. Olup olmayacağını bilmiyoruz; ama hedef bu. Bu hedefle dinamizm üretiyorsunuz.` Mahçupyan, AK Parti`nin risk odaklı parti olduğunu da söylerken şu ifadeleri kullandı: `AK Parti risk odaklı bir parti. Fırsatlar ve riskler varsa, AK Parti riskleri tercih eder. Özellikle Erdoğan. Risklere bakar ve ona göre karar alır. Bu mekanizmada tek bir seçim kaybederse, AK Parti bitmiştir. Bu, AK Parti`deki algıdır. Bu yüzden tüm seçimleri kazanmayı hedefliyorlar.` DEMOKRASİ KURALLARI TÜRKİYE`YE UYGULANAMAZ Erdoğan`ın doğru işler yaptığı için her seçimi kazandığını aktaran Mahçupyan`a bir başka öğrenci ise `Madem doğru işler yapıyor, neden hiçbir Avrupa ülkesi Erdoğan`ı örnek göstermiyor ve aksine hep eleştiriyor?` diye sordu. Mahçupyan soru üzerine Türkiye`nin Avrupa ülkelerinden farklı olduğunu söyleyerek cevap verdi. Mahçupyan ` Avrupa Türkiye`de olup biteni bilmiyor. Çok çabuk sonuçlara varıyorlar. Kendi ülkelerinin kriterleriyle yola çıkıp bunu Türkiye`ye uyguluyorlar. Türkiye demokrasinin olduğu bir ülke değil. Hiç olmadı da. Türkiye demokratikleşen bir ülke. Demokrasi kurallarını demokratlaşan bir ülkeye uygulayamazsın` dedi. ERDOĞAN, TAKTİK İCABI HER ŞEYİ SÖYLEYEBİLİR; HEP GAZETELERE ÇIKMAK İSTER Mahçupyan, soru-cevap bölümünde ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan`a bakarak AK Parti`yi anlamanın mümkün olmadığını söyledi. Mahçupyan, `Aynı şekilde AK Parti`ye bakarak da Türkiye`deki Müslüman kesimi anlayamazsınız. Tayyip Erdoğan her şeyi söyleyebilir. O taktiklerin adamı. Gazetelerde olmak ister. Her zaman danışılan edilen kişi olmak ister.` dedi. KENDİMİ, ERMENİ`DEN ÇOK OSMANLI HİSSEDİYORUM Bir soru üzerine, danışman olarak Ermeni meselesiyle ilgilenmediğini, bu meselenin de Ermeni olmayanlar tarafından çözülmesi gerektiğini aktaran Mahçupyan, `Bu konuyla, hükümetle bir bağım yok` dedi. Mahçupyan, Ermeniliğini ispat etmek zorunda olmadığını da aktarırken `Ben kendimi Ermeni`den çok Osmanlı hissediyorum` dedi. Mahçupyan, Türkiye`deki çoğu Ermeni`nin de Cumhuriyet modeline alışamadığını söyledi.


27 Mart 2015 Cuma  14:45

Zaman

Manşet - Başbakan`ın Başdanışmanı`ndan çok tartışılacak sözler


Başbakan Ahmet Davutoğlu`nun Başdanışmanı Etyen Mahçupyan, `AK Parti tek seçim kaybederse biter` algısının partide hâkim olduğunu söyledi. Halkın `darbe`ye karşı yolsuzluk yapan partiyi tercih ettiğini savunan Mahçupyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın da taktik icabı her şeyi söyleyebileceğini dile getirdi. Mahçupyan, `demokrasi kurallarının, demokratikleşen Türkiye`ye uygulanamayacağını` da savundu. Mahçupyan, Belçika`nın Gent Üniversitesinde verdiği konferansta ilginç ifadeler kullandı. Yolsuzlukları kabul eden Mahçupyan, halkın `darbe` karşısında yolsuzluk yapan bir partiyi tercih ettiğini savundu. Mahçupyan şöyle konuştu: `Rakamdan emin değilim; ama son araştırmalarda AK Parti`ye oy veren seçmenlerin yüzde 70`i yolsuzluk olduğuna inanıyor. Yolsuzluk da olmuştur. Gerçi yolsuzluk 90 yıldır oluyor, AK Parti hükümetinde de olmuştur. Ama halk darbe tehlikesini de görüyor. Darbe tehlikesi ile yolsuzluğu kıyaslıyor halk. İkisi arasından darbenin daha kötü olduğunu görüyor ve yolsuzluğu seçiyor. Yolsuzlukla mücadele daha kolay çünkü. AK Parti de hatalar yapıyor. Sonuçta siyasi bir parti. Ama doğru yaptıkları, yanlış yaptıklarından daha fazla.` Bir öğrenci, Batı`da yolsuzluk iddiasında bile siyasilerin istifa ettiğini; ancak Mahçupyan`ın bunu normal gibi göstermesine tepki gösterince Başbakan Başdanışmanı, `Bu siyasi bir tercihtir. Belçika`da bir darbe tehlikesi yok. Ama Türkiye`de var.` diye cevap vermekle yetindi. ERDOĞAN`IN HEDEFİNİN GERÇEKÇİ OLUP OLMAMASI ÖNEMLİ DEĞİL Mahçupyan, Türkiye`nin hedeflerinden bahsederken, Erdoğan`ın ekonomide hedef olarak dünyada ilk 10 ekonomiye girmeyi gösterdiğini hatırlattı ve ekledi: `Hedefin gerçekçi olup olmaması önemli değil. Olup olmayacağını bilmiyoruz; ama hedef bu. Bu hedefle dinamizm üretiyorsunuz.` Mahçupyan, AK Parti`nin risk odaklı parti olduğunu da söylerken şu ifadeleri kullandı: `AK Parti risk odaklı bir parti. Fırsatlar ve riskler varsa, AK Parti riskleri tercih eder. Özellikle Erdoğan. Risklere bakar ve ona göre karar alır. Bu mekanizmada tek bir seçim kaybederse, AK Parti bitmiştir. Bu, AK Parti`deki algıdır. Bu yüzden tüm seçimleri kazanmayı hedefliyorlar.` DEMOKRASİ KURALLARI TÜRKİYE`YE UYGULANAMAZ Erdoğan`ın doğru işler yaptığı için her seçimi kazandığını aktaran Mahçupyan`a bir başka öğrenci ise `Madem doğru işler yapıyor, neden hiçbir Avrupa ülkesi Erdoğan`ı örnek göstermiyor ve aksine hep eleştiriyor?` diye sordu. Mahçupyan soru üzerine Türkiye`nin Avrupa ülkelerinden farklı olduğunu söyleyerek cevap verdi. Mahçupyan ` Avrupa Türkiye`de olup biteni bilmiyor. Çok çabuk sonuçlara varıyorlar. Kendi ülkelerinin kriterleriyle yola çıkıp bunu Türkiye`ye uyguluyorlar. Türkiye demokrasinin olduğu bir ülke değil. Hiç olmadı da. Türkiye demokratikleşen bir ülke. Demokrasi kurallarını demokratlaşan bir ülkeye uygulayamazsın` dedi. ERDOĞAN, TAKTİK İCABI HER ŞEYİ SÖYLEYEBİLİR; HEP GAZETELERE ÇIKMAK İSTER Mahçupyan, soru-cevap bölümünde ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan`a bakarak AK Parti`yi anlamanın mümkün olmadığını söyledi. Mahçupyan, `Aynı şekilde AK Parti`ye bakarak da Türkiye`deki Müslüman kesimi anlayamazsınız. Tayyip Erdoğan her şeyi söyleyebilir. O taktiklerin adamı. Gazetelerde olmak ister. Her zaman danışılan edilen kişi olmak ister.` dedi. KENDİMİ, ERMENİ`DEN ÇOK OSMANLI HİSSEDİYORUM Bir soru üzerine, danışman olarak Ermeni meselesiyle ilgilenmediğini, bu meselenin de Ermeni olmayanlar tarafından çözülmesi gerektiğini aktaran Mahçupyan, `Bu konuyla, hükümetle bir bağım yok` dedi. Mahçupyan, Ermeniliğini ispat etmek zorunda olmadığını da aktarırken `Ben kendimi Ermeni`den çok Osmanlı hissediyorum` dedi. Mahçupyan, Türkiye`deki çoğu Ermeni`nin de Cumhuriyet modeline alışamadığını söyledi.


27 Mart 2015 Cuma  14:27

Zaman

Manşet - Columbia`da Türkiye paneli: Gazetecilere değil, gazeteciliğe saldırı var


Dünyanın en saygın üniversitelerinden Columbia, Türk basınının gidişatıyla ilgili önemli bir panele ev sahipliği yaptı. Panelde Türkiye`de basına yönelik artan baskılar dile getirilirken, işini doğru yapan gazetecilerin işten çıkarılmasının, gazeteciliğe doğrudan bir saldırı olduğu vurgulandı. Columbia Üniversitesi Gazetecilik Okulu ile Barış Adaları Enstitüsü`nün (PII) ortaklaşa düzenlediği panelde medya patronlarına yönelik baskılar da ele alındı. `Türkiye`de Gazetecilik ve Basına Baskı` başlıklı panelin moderatörlüğünü Columbia Üniversitesi Gazetecilik Okulu öğretim görevlisi Bruce Shapiro yaparken panelistler Todays Zaman ve Bugün gazeteleri yazarı Yavuz Baydar, Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü ve Zaman yazarı Abdülhamit Bilici, Millet gazetesi yazarı Ergun Babahan ile Taraf yazarı Sezin Öney, önemli değerlendirmelerde bulundu. DÜNYADA DİBE VURAN TÜRKİYE KARNESİ Panelin açılış konuşmasında Bruce Shapiro, Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi`nin (CPJ) Türkiye ile ilgili yaptığı değerlendirmeye dikkat çekerek, `Türkiye`de anti-basın tedbirlerin, medya üzerinde yıkıcı etkiye sahip olduğunu` söyledi. Freedom House`un son yıllık raporunda Türkiye`yi basın özgürlüğünde `Özgür Olmayan Ülkeler` kategorisinde gösterdiğine işaret eden Shapiro, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü`nün (RSF) son basın özgürlüğü endeksinde de 180 ülke sıralamasında Türkiye`nin 149. sırada yer aldığını hatırlattı. Shapiro ayrıca Harvard Üniversitesi`nin son raporuna göre Türkiye`de Gezi Parkı protestolarının ardından geçen bir yıl içinde en az bin gazetecinin işini kaybettiğine dikkat çekti. YAVUZ BAYDAR: BASKILAR YALNIZCA GÜLEN HAREKETİNE DEĞİL; TÜM SİVİL TOPLUMA KARŞI Türkiye`de basına uygulanan baskıların Gülen Hareketi`ne yönelik olarak algılanmasının doğru bir değerlendirme olmayacağına işaret eden Yavuz Baydar ise `Bizler bugün nüfuz sahasını geliştirerek tüm gücü eline geçirmeye çalışan sivil bir saldırıya karşı mücadele yapmaktayız` dedi. Baydar, Harvard Üniversitesi için hazırladığı raporunda Gezi Parkı protestolarından sonra işinden atılan 800 civarında gazetecinin varlığına dikkat çekerek, `Bu rakamın bize anlattığı, gazetecilik alanında yetişmiş insan gücünün bırakılmadığı... Artık bireysel veya belli grup, sayıdaki gazetecileri hapse atmak değil bu mesleği yapanları işlerinden ederek gazeteciliğin kendisine doğrudan saldırı var. Türkiye`de gazetecilere yönelik saldırı yalnızca şekil değiştirdi` şeklinde konuştu. `Alo Fatih` olayının Türkiye`de basına karşı nasıl bir baskı yönteminin uygulandığına dair örnek olarak gösteren Baydar, `Bu telefon konuşması, politik gücün basın üzerindeki etkisinin boyutunu göstermekte. Erdoğan da bu konuşmanın doğruluğunu teyit etti. Bu, politik gücün medya patronlarına basın yöneticileri üzerinden uyguladığı baskıya örektir` dedi. Hükümetin yurt dışından gelen gruplara Erdoğan`a yönelik her gün köşe yazarlarının eleştirilerini göstererek `Türkiye`de bakın basın özgürlüğü var` diye delil göstermesini de eleştiren Baydar şöyle konuştu: `Bu çok iğrenç bir örnek. Basın özgürlüğü, ifade hürriyeti ile doğrudan ilgilidir. Basın özgürlüğü özgür, araştırmacı gazeteciliktir aynı zamanda. Kamuyu ilgilendiren konularda bağımsız haber yapabilmelidir. Bugün herkes internet vasıtası ile fikirlerini yazabiliyor; ancak bunların halka ulaşılması yolundaki araçlara doğrudan saldırılar var.` ERGUN BABAHAN: KORKMAMAK LAZIM; BUGÜN, ASLINDA DÜNDÜ! Gezi Parkı protestolarında ya da Cizre`de Kürt bir çocuğun polis tarafından sebepsiz yere öldürülmesini düşündüğü zaman, hakkında açılan davadan dolayı bu olaylara bakarak kendisini `şanslı` olarak değerlendiren gazeteci Ergun Babahan ise `Her ne kadar hükümetin kontrolünde de olsa benim hakkımda açılan davaya karşı mücadele etme şansım var. Bu davayı belki Türkiye`de kaybedebilirim; ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne götürebilme imkânım var` diye konuştu. Gazetecilerin bugün karşı karşıya kaldığı baskıdan dolayı korkmaması gerektiğini dile getiren Babahan, `Türkiye`de yaşadıklarımız, `Bugün Aslında Dündü` (Groundhog Day) filmi gibi, her beş, on yılda bir yaşadığımız baskı, algı yönetimi, sürgünler aynı` şeklinde konuştu. BİLİCİ: YAYIN YASAĞI VE AKREDİTASYON SORUNU DERİNLEŞİYOR Türkiye`de son iki yılda 100`den fazla konuya ilişkin getirilen yayın yasağıyla basına büyük baskı kurulduğuna dikkat çeken Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Abdülhamit Bilici de, bu yasakların Uludere (Roboski) katliamı ile başladığını vurguladı. Basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların bir başka örneğinin de, `akreditasyon sorunu` olduğuna işaret eden Bilici, `Hükümet, kendisine muhalif gördüğü basın kuruluşlarının çalışanları için basın toplantılarına, aktivitelerine akredite uygulaması yapmakta. Bu, gazetecilik mesleğinizi yapmakta ciddi bir sıkıntı. Benim yöneticisi olduğum kuruluşa yönelik cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve 5 bakanlık akredite uygulamakta.` dedi. Sağlık Bakanlığı`nın geçtiğimiz günlerde domuz gribinden ölen 33 vatandaş ile ilgili yaptığı basın toplantısına Cihan Haber Ajansı muhabirinin alınmadığını kaydeden Bilici, `Toplumun sağcısından solcusuna, Kürdünden Türküne kadar herkesi yakından ilgilendiren bir sağlık sorununda dahi akredite uygulanarak benim haber ajansımın bunu takibi engellendi` şeklinde konuştu. DEMOKRASİ KRİTERLERİ İYİCE AŞAĞILARA DÜŞTÜ Dışişleri bakanı olduğu dönemde Başbakan Ahmet Davutoğlu`nun bir soruya verdiği cevabın, Türkiye`de basın özgürlüğünün hükümet kanadında nasıl anlaşıldığını göstermesi açısından `tarihî;` olduğunu belirten Bilici, şöyle devam etti: `Davutoğlu, muhabir arkadaşımıza, `Eğer sen bu soruyu bana sorabiliyor ve evine güven içinde gidebiliyorsan bu Türkiye`nin demokratik bir ülke olduğunun göstergesidir` dedi. Bu Türkiye`de demokratik kriteryanın ne kadar aşağılarda olduğunu göstermekte. Bu ciddi bir sorun.` Türkiye`de basın özgürlüğünün hiçbir dönemde sağlanamadığını; ancak son birkaç yılda çok kötüleştiğinin altını çizen Bilici, geçmiş dönemde gazete binalarının kundaklandığını, gazetecilerin suikastlara kurban gittiğini hatırlattı. `Bugün yeni olan ise bugünkü hükümet demokratik değerleri, özgürlükleri arrtıracağı sözüyle iktidara geldi` diyen Bilici şunları dile getirdi: `Ben şahsen bu hükümeti bu yöneliminden dolayı desteklemiştim. Benim gibi birçok demokrat, liberal, Avrupa Birliği, uluslararası basın kuruluşları da bu yönelimi destekledi. Ancak bu yönelim artık çok farklı rotaya yöneldi. Önceden bizlerin (hükümetin) bileti Brüksel`e inmek içindi. Şimdi ise İran ile Kuzey Kore arasında bir yere iniyor. ` Türkiye`de gazetecilerin attıkları bir tweet ya da dizi senaryolarından hapse atılıp, haklarında davalar açıldığını vurgulayan Bilici, ülkenin giderek otoriterleştiğine gösterge olarak basına yönelik baskıların yanı sıra İç Güvenlik Paketi torba yasa teklifi, Sulh Ceza Mahkemeleri ve internet yasasının gösterilebileceğini ifade etti. SEZİN ÖNEY: SOSYAL MEDYA HÜKÜMETİN HEDEFİNDE; YENİ MEDYA, HÜKÜMET BÜROKRATI GİBİ İnsanların Türkiye`de politize edildiği ve tarafların çok keskinleştirildiğini aktaran Taraf gazetesi yazarı Sezin Öney ise baskının ülkede yalnızca yazılı veya görüntülü medya üzerinde değil internetteki sosyal paylaşım ortamlarında dahi yaşandığını dile getirdi. Türkiye`de yeni bir elit yapının oluştuğu ve bunun neticesinde yeni gazete ile televizyon kanallarının kurulduğunu aktaran Öney, ` Bu yeniliklerin yanı sıra yeni gazeteciler, televizyoncular, uzmanlar ortaya çıkıverdi birden. Biz gazetecilerin politik gücü elinde bulunduranlarla bedava seyahatlere gitme sorunu 2000`li yılların başında başladı. Ancak yeni gazeteci ve televizyoncular, hükümetin maaşını ödediği bürokratları gibi neredeyse. ` dedi. Hükümet medyasına karşı çare olarak insanların sosyal medya üzerinden kendilerini ifade edebilme imkanına kavuştuğunu aktaran Öney, `Ancak hükümet bu alanda varlık gösteremeyince yasaklar getirmeye çalıştı. Tüm sosyal medyaya yasak getiremese de kısıtlamalar yoluyla hükümet bu alana müdahil oldu` şeklinde konuştu. KESKİN NİŞANCIDAN KORKAR GİBİ DAVA AÇILMASINDAN ENDİŞE EDİLİYOR Türkiye`de sosyal medya vasıtasıyla halkın `vatandaş gazeteciliği` imkanına kavuştuğunu kaydeden Öney şöyle konuştu: `Ancak şu an ciddi sorunla karşı karşıyalar. Sosyal medya kullanıcıları şimdi radara girmiş durumda ve kimin keskin nişancı tarafından vurulacağını (dava açılmasını kastediyor)kestirmek mümkün değil. Twit atabilirsiniz ama birden kendinizi mahkemede hatta hapiste bulabilirsiniz. Arkanızda bir politik güç ya da kuruluş yoksa mahkeme süreciyle kendi başınıza yüzleşmek zorunda kalıyorsunuz. Bu da haliyle insanların fikirlerini sosyal medyada paylaşmalarını engelliyor.` Sosyal, yazılı ve görsel medya üzerindeki baskılar nedeniyle halkın Ankara`da olup bitenlerden haberdar olmadığını savunan yazar Öney, hükümetin manipulasyonları ile İç Güvenlik Paketi ve İnternet yasasının getirildiğini; ayrıca müstakbel baskılardan insanların bihaber olduğunu ekledi.


27 Mart 2015 Cuma  12:10

Zaman

Manşet - Eğitimde yeni kaos: Şimdi de okullar dershaneye dönüşüyor


1 Eylül 2015`ten itibaren dershanelerin kapanacak ya da özel okula dönüşecek olması, liselerin 11`inci sınıflarını hareketlendirdi. Köklü devlet liselerine dereceyle giren öğrencilerin büyük kısmı, dershaneden okula dönüşecek liselere göçe hazırlanıyor. Kolejler de öğrenci kaybetmemek için dışarıdan hoca ya da temel lise olacak bir kurumla anlaşarak kendi okulunda YGS-LYS hazırlık sınıfları oluşturuyor. Hürriyet`in haberine göre, dershane dönüşümünde sona yaklaşılırken okulların `üniversite hazırlık` alternatifleri şöyle: 1 - Dışarıdan hocalarla YGS-LYS hazırlık sınıfları: Birçok kolej, isim yapmış dershane öğretmenlerini kadrolarına alarak önümüzdeki yıl için YGS-LYS hazırlık sınıfı oluşturuyor. Bu yöntemde öğrenci okulunda kalacak, LYS-YGS öğretmenleri de okulda sadece bu alanda ders verecek. 2 - Temel liselerle anlaşmalı takviye kurslar: Temel lise olacak kurumlar da okulların kapısını çalarak, öğretmen kadrolarıyla üniversiteye hazırlıkta destek vermeyi teklif ediyor. Bu yöntemde öğrencinin kaydı eğitim aldığı okulda kalacak. Temel lise öğretmenleri, belirlenen günlerde koleje giderek üniversite sınavlarına hazırlık desteği verecek. 3 - Kendi hocalarıyla hazırlık kursu: Öğretmenlerine güvenen bazı özel okullarda ise okulun kendi öğretmeni, hafta içi 3 gün müfredata yönelik ders, 2 gün de üniversiteye hazırlık amaçlı kurslar verecek. Bazıları ise öğretmenlerine ek ders ücreti vererek, kursları hafta sonuna alacak. 4 - Devlet lisesinde hafta sonu kurs: Maddi imkânları sınırlı ama yüksek puanlı köklü okullardan bir kısmı ise hafta sonu takviye kursları açacak. Takviye kursların ücreti Bakanlık tarafından ödeniyor. Velilerin desteğiyle de kurslara katılan öğrencilere ücretsiz kitap dağıtılıyor. 5 - Merdivenaltı kurslar: Birçok önemli devlet lisesinde, MEB`in verdiği takviye kurs ders ücreti düşük olduğu için öğretmenler kursta ders vermeyi kabul etmiyor. Öğrenciler de çareyi `merdivenaltı kurs`larda arıyor. Çünkü temel liseye dönüşecek bazı kurumlar, devlet lisesi öğrencilerine dershane ücreti ödeyerek üniversite sınavlarına hazırlamayı teklif ediyor. Bulunduğu liseden ayrılmak istemeyen öğrenciler de bu yolu seçiyor. 6 - Son sınıflarda öğrenci göçü: Bazı okullarda ise alternatif bulamayan veliler, temel lise adıyla açılacak okullara şimdiden ön kayıt yaptırmaya başladı bile. Birçok okul yetkilisi şimdi 11. sınıfta olan öğrencilerinin yaklaşık yarısının temel liselere ön kayıt yaptırdığını itiraf ediyor. Böyle bir durumda eylül ayında hem özel hem de devlet liselerinden temel liselere büyük bir öğrenci göçü yaşanacağı öne sürülüyor. Velilere uyarı Şimdiye kadar Milli Eğitim Bakanlığı`ndan temel lise adıyla önümüzdeki yıl için eğitim izni alan 53 kurum var. İzin alan kurumlardan 3`ü Ankara`da, 13`ü İstanbul`da, 2`si İzmir`de, diğerleri başka kentlerde. Eğitimciler, dershaneler kapanınca çocuğunu üniversiteye nasıl hazırlayacağını düşünerek şimdiden tedbir almaya çalışan velileri, dikkatli olmaları için uyarıyor. Velilerin temel liselere ön kayıt yaptırırken maddi zarara uğramamak için, önce Bakanlık`tan gerekli izni almış olan okulların listesini kontrol etmeleri gerekiyor.


27 Mart 2015 Cuma  08:34

Zaman

Manşet - TÜBİTAK geri çevirdi: Görüntüleri inceleyecek ehliyetli elemanımız yok


Gezi Parkı olaylarını protesto etmek için Ümraniye`de düzenlenen eylemler sırasında bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş`ın ölümüyle ilgili davanın altıncı duruşması önceki gün yapıldı. Duruşmaya, Ayvalıtaş`ın ölüm anına ilişkin emniyet tarafından verilen DVD`lerin montaj olup olmadığının tespit edilmesi istenen TÜBİTAK`ın verdiği cevap damga vurdu. Birgün`de yer alan habere göre, TÜBİTAK tarafından mahkemeye 7 ay sonra gönderilen cevap, kurumda tasfiyeler sonrasında yaşanan vahim durumu bir kez daha gözler önüne serdi. İnceleme talebini reddeden TÜBİTAK, gerekçe olarak şu ifadeleri kullandı: “Sözleşmeler ile bağıtlanmış ve gecikmesi halinde cezai yükümlülükleri olan milli kritik projelerimizin yoğunluğu sebebi ile istenen inceleme için ayrılabilecek ehliyetli personelimiz bulunmadığından talebinize olumlu cevap verilmemektedir.” TÜBİTAK`a bağlı Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi`nde (BİLGEM) çok önemli soruşturmalarda delil teşkil edebilecek hard disk ve diğer dijital verileri analiz edebilecek eleman kalmadığı da ortaya çıkmıştı. Söz konusu skandal, Adana`da açılan bir yasa dışı örgüt davası, özel yetkili mahkemelerin Şubat 2014`te kaldırılmasından sonra bu suçun işlendiği yer olan Gaziantep`e gönderilmesi üzerine yaşanmıştı. Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesi de delil olarak dosyada bulunan 4 hard diski dijital analiz incelemesi için BİLGEM`e göndermişti. Ancak BİLGEM, analiz talebini, “Bunu yapabilecek ehliyetli elemanımız kalmadı.” diyerek geri çevirmişti. Mahkemeye gönderilen cevapta şöyle denilmişti: “Kurumumuz dijital analiz incelemesi yapabilecek personel ekibinde son 6 ay içerisinde yaşanan yoğun değişim sebebiyle söz konusu talebinize yönelik uygun ve ehliyetli personel bulunmadığından üzülerek talebinize olumlu cevap verememekteyiz.”


27 Mart 2015 Cuma  02:06

Zaman

Manşet - Fatih Terim: Türkiye`nin bu galibiyete ihtiyacı var


Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, A Milli Takım`ın Hollanda karşısında galibiyete ihtiyacı olduğunu söyledi. 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri A Grubu`ndaki beşinci maçında yarın Hollanda ile karşılaşacak Türkiye`de Futbol Direktörü Fatih Terim ve Caner Erkin Amsterdam Arena Stadyumu`nda düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Önemli bir maça çıkacaklarını belirten milli futbolcu Caner Erkin `Kazanmak için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz. Bunun için çok iyi bir hazırlık dönemi geçirdik.` dedi Takımın morali hakkında ise Caner, `Birlik ve beraberlik içinde çalışmalar oldu. Fatih hocamızın olduğu yerde birlik ve beraberlik her zaman olur. Bunun için bu birliktelik bizim için ayrı bir motivasyon.` ifadelerini kullandı. Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim ise milli takım içinde bazı gelişmelerin olduğunu belirterek şöyle konuştu: `Herkes krizi doğru yönetti kanaati taşıyorum. Aslında ben Ömer`in de burada olmasını istemiştim. Onun bu yaptığı şeyin bu tarafa yansımaması için herkes aklı selim hareket etti. Gökhan da 40 defa özür diledi.` DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ BİR TAKIM İLE OYNAYACAĞIZ Fatih Terim, dünya üçüncüsü bir takıma karşı oynayacaklarını belirterek, `Ayrıca karşımızda Hollanda futbolu var. Önemli ve güçlü bir rakip. Biz Çek Cumhuriyeti karşısında Hollanda`ya nazaran iyi oynadık. Hollanda`nın Çek Cumhuriyeti`ne kaybetmesinde daha farklı olduk. Hollanda iyi bir takım. En az Hollanda takımı gibi mücadele edip o zaman bir şey elde edebilirsiniz. Biz böyle zamanlarda iyi refleks gösteriyoruz. Hollanda`yı ciddi güçlü ve önemli adlandırıyorum. Ajax Arena Stadyumu`nda daha güçlü olduğunu biliyoruz.` diye konuştu. FUTBOLCULARI KONUŞMAK MAÇTAN ÖNCE HATA Böyle bir maç öncesi futbolcuları konuşmanın bir hata olduğunu kaydeden Terim, `Arkadaşlar sahada olan sahada kalır. Olayı başka yerlere çekiyoruz. Emre konusunda ise ona yapılan hiç hoş değil. Daha doğrusu hedef göstermek çok iyi bir şey değil. Emre çok üzüntülü. Yaptığı bir çok şeyi tasvip etmiyorum. Geldiğinde de konuştuk bunları, söyledim ona. Ama ona yapılanlar da hoş değil. Emre`yi linç etmemize gerek yok, herkes hata yapıyor Ama Emre`nin birçok iyi yönünü görmememizi engellemez. Herkes hata yapıyor. Onun için itidal ve tolerans ile olalım. Emre`de olayı isteyerek yapmadığını söyledi. Buranın rengi kırmızı ve beyaz. Buraya geldikten sonra başka bir renk yok. Biz herkese adil davranmaya çalışıyoruz. Kampımızı ülke dışına aldık. Haberimiz olmadan bazı tatsız olaylar oldu. Milli Takım kazanmasın veya mağlup olmasın diye çalışanlar bu gün tek yürek oldu.` şeklinde konuştu. ROBBEN`İN OLMAMASI ÖNEMLİ DEĞİL HOLLANDA TAKIM HALİNDE GÜÇLÜ Hollanda`nın kolay bir rakip olmadığını da değinen Terim, `Bizim kaybedeceğimiz bir şey yok. Hollanda`da şöhret ve büyük oyuncu çok. Robben`in olmaması pek fazla önemli değil. Ben bu maça bir profesyonel ve ciddiyet içerisinde rakibe yaklaşıyorlar. Bu açıdan Hollanda son derece iyi koordineli bir takım.` diyerek konuştu. TÜRKİYE`NİN BU GALİBİYETE İHTİYACI VAR Türkiye`nin bu galibiyete çok ihtiyacı olduğunu da vurgulayan Fatih Terim, `Bu gruptan ki durumdan durumumuz çok farklı olacak. Bundan sonra Hollanda ile Türkiye`de oynayacağız. Hollanda gücü ile herşeyi telefi edebilir. Ama bu grupta edemeyebilir de. İkimizin de bir tek istikrarı var. İkimizde Çek Cumhuriyeti`ne yenildik. Yarin ki maç tamam veya devam. Kaybedince çok önemli kredi kaybederiz. Onun dışındakiler bizi ileriye götürür. Burada Hollanda ile oynamak çok kolay değil. Bu oyunun her saniyesi önemli. Çok dikkatli olmalıyız. Zekice davranmalıyız. Gerek atak ve defansta rakibe gerekli cevabı vermeliyiz.` şeklinde konuştu. SNEİJDER ÖNEMLİ BİR OYUNCU Eski futbolcusu Wesley Sneijder için ise Fatih Terim, `Sneijder çok önemli bir ve başarılı bir oyuncu.` dedi.


27 Mart 2015 Cuma  20:19

Zaman

Manşet - CHP`nin önergesini AKP grubu yanlışlıkla kabul edince tartışma çıktı


TBMM Genel Kurulu`nda yapılan İç Güvenlik Paketi görüşmeleri sırasında, AKP`li vekiller, CHP`nin görüşmelerin devam etmesi yönündeki önergesini yanlışlıkla kabul etti. Bu durum Meclis`te tartışma çıkardı. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, `Görüşmeye devam edilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…` dedi. AKP`li milletvekillerinin oylarıyla görüşmeye devam edilmesine karar verildi. Kabul edilmesiyle bir anda genel kurul karıştı. AKP`liler karara itiraz etti. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, `Kabul edildi efendim` dedi. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ve HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da kabul edildiğini ifade etti. Tartışmaların devam etmesi üzerine Yakut, `Tutanakları isteyelim. Kabul edilmiştir denmedi efendim` şeklinde konuştu. Ardından şu diyaloglar yaşandı: AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal: `Zabıtlara geçmedi, kabul edilmedi. Demedi ya!` Hasip Kaplan: `Ne tutanağı ya! Göz göre göre...` Haydar Akar: `Kameralara bakalım Sayın Başkan` Ahmet Aydın: `Kabul edilmiştir demedi` Başkan Yakut: `Demedim ki ya!` Vural: `Görüşmeler devam edecek efendim` Tartışmaların ardından Yakut, yeni konuşmacıları talep etti. Vural: `Kabul etmeseydiniz canım. Neye kaldırdığınızı bilmiyorsunuz. Sayın Başkan uygulamayı yapsın` Yakut: `Sayın milletvekilleri, yapılan oylama sonucunda her ne kadar `Kabul edilmiştir` demememize rağmen… Bir saniye, lütfen, bir dinleyin, sabredin sayın milletvekilleri, sabredin ama. Genel Kuruldaki sayın milletvekilinin el kaldırışına göre kabul edildiği anlaşılmıştır.` Söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, `Kamuoyunda İç güvenlik yasası olarak bilinen, iktidarın Temel hak ve hürriyetleri koruma adıyla gizlemeye çalıştığı, faşist diktatörlüğü inşa yasası olan bu kanunla ilgili muhalefet partileri olarak çok şeyler söyledik. Biz, iktidarın polis devletini meşrulaştıran bu yasadan dönmesi için çok çaba sarf ettik. Geldiğimiz noktada bu görüşmelerin devam etmesini istedik, iktidar partisi bizim söylediklerimizi anlamamış ve sağ olsun, teşekkür ediyoruz kendilerine; bu görüşmelerin devam etmesi yönündeki önergemizi kabul ettiler, belki de ilk defa muhalefetin önergesini kabul ettiler, bu nedenle kendilerine gerçekten teşekkür ediyorum` dedi. HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise,`Halkların Demokratik Partisi adına AK Parti`ye bir teşekkür etmek istiyorum, sabahın dördünde kalesine bir gol attı ve bir saat daha güvenlik paketi üzerindeki görüşmeleri yararlı buldular. Gerçekten gözümüzü yaşarttınız. Yani, onca gün, onca kavga, sabahlara kadar itelemeler, kakmalar, sesimizi kısmalar, söz hakkımızı engellemeler… Ya, bir defa işte bir el kaldırdınız; bak, işte, bir saat konuşacağız. İnşallah, oylamada da teşevvüş edersiniz, bu millete de hayırlı bir iş yaparsınız. Şunu söyleyeyim size, bakın, samimiyetimle söyleyeceğim, bir arkadaşınız olarak bu son günlerinde Meclisin, belki birçoğumuz dışarıda karşılaşacağız ama şunu söyleyeyim: Yarın siz ve biz çocuklarımıza baktığımız zaman veya çocuklarımız bize baktığı zaman, babalarından veya analarından utanç duyacakları bir eser almamalılar, miras almamalılar` diye konuştu.


27 Mart 2015 Cuma  07:20

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

5 mart 2011 p0sta gazetesi  girasundaki olay  22 ocak haberleri  ö programını izle  3103 2009 tarİhlİ spor gazetesİ iddaa sayfası  kon tv haber 17 nİsan 2011  çankaya okçuları  atv haber arşiv questnet  ülke ulmaca cevap anahtary  yıldızlardan madalya sözü milliyet akdeniz  ankara okul tatil  miat  14 ocak show tv ana  29temmuz habertürk arşivi  17 ocak 2010 posta ege  23 kasımda izmirde okullar tatil mi  yeni asır gazetesi ik 17 02 2009  mersindeki linç girişimi  incirlideki motor kazası görüntüleri  aykut ışıklar  çarşamba günküaberleri izle kanal 26  bayan sanatçı