Bulunan Haber Sayısı: 337
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Taraf

Gündem - Hayaller, hayatlar ve kadınlar


BİLGEHAN UÇAK- ÇAY BARDAĞI/ Kadınların hepsi ikinci bir hayatları olduğunu biliyor ve her fırsatta o hayatı yaşamaya gidiyorlardı. Erkekler ise birçok zaman başka bir hayatın varlığından habersiz, ellerindekiyle yetinmeye çalışıyor, bu esnada hiç farkına varmadan hayatı ıskalıyorlardı. Kadınların romanı yazıldı. Erkeklerin ise hep daha önemli işleri vardı.     Hayat, kimi zaman sonsuza kadar uzandığı ...


01 Mayıs 2016 Pazar  18:31

Zaman

Manşet - Eskişehir`de `nostalji defilesi` yapıldı


Eskişehir`de, Osmangazi Kültür Dernekleri Federasyonu tarafından, Osmanlı döneminde giyilen bazı kıyafetlerin örneklerinin sergilendiği `nostalji defilesi` yapıldı. Eskişehir`de, Osmangazi Kültür Dernekleri Federasyonu tarafından, Osmanlı döneminde giyilen bazı kıyafetlerin örneklerinin sergilendiği `nostalji defilesi` yapıldı. Merkez Odunpazarı ilçesindeki Beylerbeyi Konağı Kültür Merkezi`nde düzenlenen etkinliğe, çok sayıda davetli katıldı. Beylerbeyi Konağı Kültür Merkezi`nde Osmanlı dönemine ait çok sayıda kıyafet, savaş aleti ve menkıbe bulunduğunu belirten Çapa, şöyle konuştu: `Bin yıllık tarihimizi altın sayfalara yazdıran o şanlı ecdadımızın, 3 kıta ve 7 denizde 623 yıl adaletle hükümranlık süren Osmanlı Devleti`nin torunlarıyız. Zaman zaman ecdadımızı bu binada çeşitli etkinlikler düzenleyerek anıyoruz. Bugün de çeşitli şehirlerden gelen misafirlerimize, Hayme Ana, Hürrem Sultan ve Kanuni Sultan Süleyman`ın kıyafetleriyle çekimler yaparak geçmişin güzelliklerini geleceğe aktaran bir köprü olduk. Etkinliklerimiz yaz mevsimi boyunca devam edecek.` Etkinlik sonrası ziyaretçilere ayran ve geleneksel Türk yemekleri ikram edildi.


01 Mayıs 2016 Pazar  17:35

Zaman

Manşet - Teröristlerin kökü kazınana kadar mücadelemiz sürecek


Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, teröristlerin kökü kazınana kadar terörle mücadelenin süreceğini belirterek, `Bu er meydanları olduğu sürece bu ay yıldızlı bayrak her zaman gönderde olacak.` dedi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu , Kumluca Belediyesince bu yıl 17`ncisi düzenlenen Tarım ve Seracılık Festivali kapsamında organize edilen Kumluca Güreşleri`ne katıldı. Çavuşoğlu, buradaki konuşmasında, üzücü bir haber aldığını, er meydanının güreşçilerinden Mehmet Yeşil Yeşil `in babası Süleyman Yeşil `in Hakk`ın rahmetine kavuştuğunu söyledi. Yeşil`e Allah`tan rahmet dileyen Çavuşoğlu, `Bugün Gaziantep `te de Nusaybin `de de şehitlerimiz var. Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Şunu bilsinler, kalleş teröristler şunu bilsin. Bu er meydanları olduğu sürece, Türkü, Türkiye`yi kimse yenemez. Bu alçak teröristler bilsin, onların kökünü kazıyıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu er meydanları olduğu sürece bu ay yıldızlı bayrak her zaman gönderde olacak. Hem Türkiye`de hem de dünyanın her köşesinde bu ay yıldızlı bayrak dalgalanacak.` diye konuştu. Çavuşoğlu, terör örgütlerinin hepsiyle mücadele ettiklerini belirterek, DAEŞ , PKK , DHKP-C ve paralel yapıyla mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini vurguladı.


01 Mayıs 2016 Pazar  17:35

Sözcü

Gündem - Okullar ne zaman kapanacak? Karne tarihi ne zaman? 2016 Yaz tatili


Öğrenciler bu senenin eğitim öğretim dönemini tamamlamak üzere, senenin stresini üzerlerinden atmak isteyen öğrencileri yaz tatili ne zaman başlayacak sorusu meraklandırmaya başladı. 2015-2016 Eğitim Öğretim yılı 28 Eylül 2015 tarihinde başlamıştı, 25 Ocak 5 Şubat 2015 tarihleri arasında ise


01 Mayıs 2016 Pazar  16:07

Zaman

Manşet - İki yıl sonra şarkı bulamayacağız


Fettah Can, pop müziğin en üretken bestecilerinden ve en sevilen yorumcularından biri. Son albümü En Çok Sen Sen Aşksın isimli yeni albümünü müzikseverlerle buluşturan sanatçı, yaptığı müziğin hesapsız olduğunu söylüyor. Şarkı yazarken daha çok dışarıdan ve ülkenin aurasından beslendiğini söyleyen müzisyen, pop müziğin günümüzdeki durumundan oldukça şikayetçi. Genelde müzisyenlerin tekli tercih ettiği bir dönemde En Çok Sen Aşksın isimli yeni bir albümle çıkageldiniz. Siz de albüm seven nesildensiniz galiba? İlle de albüm olsun diye direttiğim bir durum yok. Çünkü benim albüm yapmam iki yılı bulabiliyor. Bu da öyle oldu zaten. Albüm çıkana kadar dinleyiciyi de bekletmemek adına önce Delirme`yi yayınladık. Sonra Yalan Bu Dünya çıktı. Şimdi bu iki şarkının da içinde olduğu on şarkılık bir albüm var. Albüm yapmak benim için daha keyifli bir durum. Sahnede kendi şarkılarını okuyan bir müzisyen olarak bana daha çok alan oluşturuyor. Gerçi repertuvar problemim yok. Bugüne kadar 300`e yakın şarkım yayınlandı. Ama hepsi bana göre şarkılar değil. Birçok dinleyicinin başka seslerden duyduğu bazı şarkılar var, onları ben söyleyemiyorum. Ben bana yakışan ve benim söyleyebileceğim şarkıları repertuvarıma alıyorum. Bu albümde çok titiz çalışmışsınız. Sağlam altyapılar var. Yine bütün enstrümanlar canlı çalınmış. Çokları gibi neden daha basit olan elektronik altyapıları tercih etmediniz? Benim çok fazla yüksek tempolu şarkılarım yok. Yani kulüp tarzında yok. O tarz müzikleri DJ arkadaşlara bırakıyorum, onların alanları. Yapamaz değilim, aslında benim için daha kolay olur. Ben işin zor tarafını tercih ediyorum. Çünkü şarkılara müzisyenlerin ruhunun değmesini seviyorum. Kayıttan önce herkese çalacağı partileri yazıyorum. Ama stüdyoya girince müzisyen arkadaşlar farklı şeyler denemeyi teklif ederse ben o katkıları da şarkıya koyuyorum. Onların da ruhu değdiğinde dinleyiciye daha samimi şarkılar gidiyor. Bu şarkı tutar mı tutmaz mı cinsinden işin ticari tarafı sizin için geri planda kalıyor o zaman… Kesinlikle. Hiç öyle bir kaygım olmadı. Yıllarca başkalarına besteler yaptım. Hemen patlasın şarkıcı çok sevilsin diye. Ama şimdi bu işi kendim için yapıyorum ve sahnede kendi söylemek istediğim şarkıları, ruhu samimiyeti olan şarkılar olsun diye çalışıyorum. Dört albümümde de bunu yaptım. Gerçekten bu şarkıyı sahnede söylemek istiyorum dediğim şarkıları dinleyiciyle paylaştım. Hem kendinize hem de başka müzisyenler için yazdığınız şarkılarda daha çok hangi duygular size ilham veriyor? Ülkenin aurası ile çok ilgileniyorum. İnsanların o anki psikolojik durumları beni çok etkiliyor. Müzisyenler gündemle genelde ilgisiz gibi görünür ama öyle değilim. Ben her gece yatmadan önce tüm köşe yazarlarını okur öyle uyurum. Sabah nasıl bir güne, nasıl bir auraya uyanacağımı bilerek yatarım. Bunu bilerek uyanmak isterim. Bunun dışında hayattan besleniyorum. Bir çocuğun gözyaşları da beni etkiler, bir yaşlı da beni etkileyebilir. İlla aşk olması gerekmiyor. Ben onu bir fanusun içine koyup istediğim forma getirebilirim. Daha çok dışarıdan besleniyorum. Yeni albümünüzün adı En Çok Sen Aşksın. Söylemesi bile zor. Şarkılarınızda da bu türden kelime oyunları var. Bunu yapmayı seviyorsunuz galiba? Eskiden daha kısa, hatta tek kelimelik şarkı isimlerini tercih ediyordum. Yapımcımız Ahmet Çelenk abi ile bu durumu kırdık aslında. Bir de şarkı yaparken adı şu olsun bu olsun diye hesap yapmıyorum. Ben hesapsız bir müzik yapıyorum. Öbür türlü olsa neler yaparım. Bir günde insanları delirtirim. Bir şeyin öncelikle benim içime sinmesi gerekir. İnsanlar sizi görmeden önce çok büyük şarkılar yazdınız. Yani şarkılarınız sizden daha fazla tanınıyordu… İnanır mısınız hala bu durumu yaşıyoruz. Yok artık bu da mı Fettah Can`ın diyorlar hala. Böyle şeyler sürekli başıma geliyor. Bir de ben şu an çok şanslıyım. Çok uzun yıllar şarkı yazdım. Ama eşim Cansu da çok güzel şarkılar yazıyor. Onun için Kayahan`ın dişisi diyebilirim. Çok güzel şarkılar yazıyor. Bu albümde de beş şarkısı var. Biraz kaytarıyor gibi duruyorum ama sırtımı sağlam bir yere yasladım. Ben eskisi gibi her gün şarkı yazmıyorum artık. Çünkü bir dönem çok yoruldum. Günde iki-üç şarkı yazdığım oldu. Bir dönemde de iki yıl hiç şarkı yazmadım. Ama şarkı geldiğinde de dur denmiyor. Bu albümde yine tanıdık Fettah Can şarkıları olmakla birlikte farklı denemeler de var. Evet bunu yapmayı seviyorum. Mesela Flamenko şarkı var, çok sevileceğini tahmin ediyorum. Merhaba da öyle. Onun çok uzun yıllar sevileceğini düşünüyorum. Bugüne kadar birçok isme şarkı verdiniz. Kıskandığınız, keşke ben söyleseydim dediğiniz bir şarkı var mı? Hiç öyle bir kıskançlığım olmadı. Hala da yok. Mesela Murat Boz`un son albümünde Direniyorsun diye bir şarkı var. O normalde benim albümümde olacaktı. Can Havli de öyle. Murat`la geçenlerde karşılaştık ve hala albümünde eksik olduğunu söyledi. Eşim Cansu ile konuştuk ve verelim dedik. İşin mutfağından sahne kısmına geçmek için neden bu kadar beklediniz? Kendimi hazır hissetmedim. Herkes bana yapmam gerektiğini söylüyordu. Aslında küçük küçük yerlerde sahne alıyordum ve fanlarım da vardı. Altı-yedi saat program yaptığım da oldu. Aslında çok güzel şeyler de paylaştık. Zamana bıraktık. Zamanı geldi. Önemli fırsatların Yaratan tarafından hazırlandığını biliyorum. Her şey olacağı zaman oluyor. Aslında tutmuş bir yol varken yeni şeyler denemek biraz risktir. Sanırım riske girmeyi seviyorsunuz? Bu aynılıktan bu tekdüzelikten çıkmak için bir şeyler yapmamız lazım. Birilerinin bir şeyler yapması gerek. Geçenlerde Aykut Gürel de böyle düşündüğünü söyledi. Ben de onun söylediklerine katılıyorum. Eğer böyle giderse iki sene sonra okumak için de söylemek için de şarkı bulamayacağız. Sırat köprüsünde kaç kişi ile hesaplaşacağız? Sanki son beş yıldır aynı şarkıları dinliyor gibiyiz değil mi? Beş şarkıyı dinlediğinizde hangisi hangisinin nakaratıydı, hangisi introsuydu bulmakta zorlanıyoruz. Böyle bir şey olmamalı. Şarkı bir hatıradır. Bugün size çağrıştırdığını on yıl sonra da çağrıştırmalı. İyi şarkı böyle olmalı. Bu tekdüzelikten mutlaka çıkmalıyız. Bunun iki sebebi var. Birincisi yapımcılar işin kolayına kaçıyor. O tarz işlerin popüler olması onları herkesten böyle şarkı beklentisine sokuyor. Şarkı yazarı da yeni bir şey denemek yerine bekleneni verip köşeme çekileyim diyor. Aranjman yapan arkadaşlar için de iş kolaylaşıyor o zaman. Birkaç şey değiştirip devam ediyorlar. Çok sağlıklı değil bu durum. Ben mesela Yunanistan`a şarkı vermeye başladığım günden beri sık sık oraya gidip müzisyenleri dinliyorum. Yeni bir şey üretmekten korkmadan çok güzel şeyler üretiyorlar. Nüfusları bizden az ama bizden çok fazla şarkıcıları var ve daha fazla telif alıyorlar. Bir de yeni isimlerin önü açılmalı. Bu telif meselesi de ülkemizde kanayan bir yara zaten. Evet. Öncelikle bu bir hak. Kul hakkı. Sabahtan akşama kadar çalışan bir işçinin akşam yevmiyesinin bir kısmını almak gibi bir hak. Bunun öyle görülmesi gerek. Biz müzisyenler sahne dışında para kazanacak alanları bulamıyoruz. Sadece beste yapan üreten arkadaşların ayakta kalma ihtimalleri yok. Bu bir kul hakkı ve haram yeniyor. Allah gecinden versin bir gün öldüğümde ben bu insanlara hakkımı helal etmediğimde sırat köprüsünde kaç kişi ile hasaplaşacağız? Kaç bin kişi helallik bekleyecek benden. Ülkede kötü bir şey olduğunda da fatura ilk olarak müziğe kesiliyor… Maalesef. İnsanlar televizyondaki saçma sapan programları izleyip yorumlar yapıyorlar. Biz konsere çıkıyoruz, vatan haini ilan ediliyoruz. Bu hoş değil. Onu yazan arkadaş sabah işe giderken yine müzik dinliyor ve normal hayatına devam ediyor. Bu, ikiyüzlülük. Bundan kurtulmamız gerek. Bu işten ekmek yiyen binlerce insan var. Bu insanlar aç mı kalsın? Evine ekmek götürmesin mi? Bunda müziğin sadece bir eğlence aracı olarak görülmesinin büyük payı var galiba.. Müziği tamamen bir eğlence aracı olarak görmek bize büyük haksızlık. Müzik çok değerli bir şey. Yaratan`ın insana verdiği en büyük motivasyon kaynaklarından biri. Müziğin şifa olduğuna inanıyorum. İnsanların müziği sadece bir eğlence aracı olarak görmeleri çok sağlıksız ve yanlış. Bir-iki hafta müziğin insanların kulaklarından alınmasını çok isterdim. O zaman toplumun nereye gideceğini daha iyi görürdük. Bir de müziğin birleştirici bir gücü var. Bunu da ıskalıyoruz sanırım… Evrensel tek dil müzik. En büyük tedavi ve en büyük şifadır müzik. Asla yan yana gelmeyecek insanları aynı frekansta buluşturuyoruz. Ben dünyanın bir frekansı olduğuna inanıyorum. Bir şarkı adamın tüylerini kaldırıyorsa insanları aynı frekansta buluşturuyoruz demektir. Dünyadaki en sıradan adamlardan biriyim Şöhret olduktan sonra hayatınızda bir şeyler değişti mi? Bana göre hiçbir şey değişmedi. Etraftan da öyle reaksiyonlar almıyorum. Dünyadaki en sıradan adamlardan biriyim. Beni aslında en iyi mahalle arkadaşlarım anlatır. Geçen hafta mahalle takımının maçına gittim ve orada amigoluk yaptım. Ben öyle bir adamım. Beni metrobüste de otobüste de görebilirsiniz. Ben yaşamayı seviyorum. Hayata değmeyi seviyorum. Çok duygusal şarkılar yazıyorsunuz. Nasıl bir karaktere sahipsiniz? Genelde dingin bir adamım. Tahammül edemediğim birçok şey oluyor ama genelde el frenim elimde gezerim. Bir kontrol mekanizmam var. Eşinizle birlikte şarkı üretmek nasıl bir duygu? Ben Kayahan abiyi çok severim. Hakkı ödenmez. Cansu`yu Kayahan`ın dişisi olarak görüyorum. Cansu çok özel bir kalem. Çok güzel melodiler buluyor. Çok kısa zamanda inanılmaz bir şarkı rakamına ulaştı. Enteresan bir cevheri var. O benim en büyük şansım. Evli olmak hayatınızda neleri değiştirdi? Her şey daha derli toplu gidiyor. Allah`tan isterim ki herkes bizim kadar mutlu olsun. Bugüne kadar yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey var mı? Çok şükür hiçbir şey yok. Bunu söyleyebilecek nadir insanlardan biriyim. Ama dünyanın başka bir yerlerinde başka insanlarla bir şeyler yapmaya devam etmek istiyorum. En büyük hayalim ise çocuk sahibi olabilmek. İnşallah o da nasip olur. Ülkenin aurasının sizi çok etkilediğini söylediniz. Ülkenin içinde bulunduğu durum sizi üzüyor mu? Yaratan`ın terazisi herkese eşit. Herkes sağlam ve düzgün bir terazi ile dünyaya geliyor. Bu teraziyi biz bozuyoruz. Bunun bozulduğunu görünce canım sıkılıyor. Dengesizliklere kızıyorum. Bu ülkede çok daha iyi şeylerin olabilecekken olmadığını görünce de üzülüyorum. Bu umutsuzluklar, kırgınlıklar, insanların birbirine olan düşmanlıkları da aşılır. Burada önemli olan bu süreci kırmadan geçirmeliyiz. Dünyada bu kadar güzel başka bir ülke yok.


01 Mayıs 2016 Pazar  14:19

Zaman

Manşet - Suudi Arabistan`a TÜBİTAK desteği


Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, `TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü, Suudi Arabistan için ulusal zaman ölçeği üretti.` dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Ulusal Metroloji Enstitüsünün (UME) Suudi Arabistan için ulusal zaman ölçeği ürettiğini belirterek `Üretilen ulusal ölçekle Suudi Arabistan, dünya zamanının belirlenmesine katkı verir duruma geldi ve Mekke zaman ölçeği iyileştirildi.` dedi. Bakan Işık, AA muhabirine Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME) faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. TÜBİTAK UME ile Suudi Arabistan`ın temel metroloji kuruluşu olan Suudi Arabistan Krallığı Standartlar, Metroloji ve Kalite Kurumu (SASO) arasında 2010 yılında mutabakat zaptı imzalandığını hatırlatan Işık, bu tarihten itibaren kurumlar arasında iş birliği yapıldığını söyledi. Işık, bilimsel alanda uluslararası sisteme entegre olmaya çalışan Suudi Arabistan`ın, metroloji altyapısının TÜBİTAK tarafından sıfırdan kurulduğuna dikkati çekerek `2012 yılında UME ile SASO arasında imzalanan `Zaman ve Frekans Ölçümler ve Kalibrasyon Laboratuvarı Sistemi Kurulumu Projesi` sözleşmesi kapsamında, laboratuvar kurulumu tamamlandı, 2013`te teslim edildi ve proje çerçevesinde 2 yıl danışmanlık ile eğitim hizmetleri verildi. Ayrıca TÜBİTAK UME uzmanları tarafından, SASO Ulusal Ölçüm ve Kalibrasyon Merkezi`ne boyutsal, kuvvet, empedans, basınç, kütle ve sıcaklık konularında yerinde danışmanlık hizmeti de sağlandı.` diye konuştu. `Mekke zaman ölçeği iyileştirildi` Yürütülen çalışmayla TÜBİTAK UME`nin Suudi Arabistan için ulusal zaman ölçeği de ürettiğine işaret eden Işık, sözlerini şöyle sürdürdü: `TÜBİTAK UME ile Kral Abdullah Hilal İzleme ve Astronomi Merkezi (KACCOA) arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde, KACCOA personeline, Mekke zamanını tayin eden dev mekanik saatin atomik saatler ile eş zamanlılığının sağlanması konusunda eğitim düzenlendi. İmzalanan yeni sözleşmeyle Mekke saatinin eş zamanlılığı için eksikliği tespit edilen yardımcı cihazların KACCOA`ya temini sağlandı. Projenin ülke içinde dağıtılması, izlenebilirliği ve SASO`nun Uluslararası Atomik Zaman Kulübü üyeliği için destek verildi. Üretilen ulusal ölçekle Suudi Arabistan, dünya zamanının belirlenmesine katkı verir duruma geldi ve Mekke zaman ölçeği iyileştirildi.`


01 Mayıs 2016 Pazar  14:01

Zaman

Manşet - Bahar geldi, hayden yaylaya!


Baharın gelişiyle insana özgürlüğünü hissettiren yaylalar, sıcak ve şehir hayatından bunalanlar için en ideal yer. Coşkun dereleri, temiz havası ve yemyeşil doğası ile başta Karadeniz olmak üzere tam bir yayla cenneti Türkiye. Biz de bu minvalde en iyi 10 yaylayı bir araya getirdik. Karadeniz`in orta ve doğusu, bahar mevsiminde doğa ve kültür deneyimi yaşamak isteyenlere kucağını açar. Buzullar erimeye, dereler coşmaya ve yaylalar güneşi daha fazla almaya başladığında yükseklerin misafiri de çoğalır. Mutfaklarda yöresel yemekler pişirilir, hayvanlar otlamaları için yemyeşil çayırlara bırakılır, dağ çiçekleri patikaları süsler, insanlar horonlarla birleşir ve artık buraların şenliği bol günleri başlar. Farklı bir tatil geçirmek isteyenler de yüzünü Karadeniz`in yaylalarına çevirebilir; çünkü burada halen otantik denilebilecek yerleri keşfetme olasılığı çok daha yüksek. Bahar ayının gelmesinden hareketle, sıcak ve şehir hayatından bunalanlar için en iyi yayla rotalarını çıkardık… Ayder Yaylası, Rize-Çamlıhemşin Nefes kesen, insanı büyüleyen güzelliğiyle yazın serinlemek isteyenler için en büyük alternatif, Ayder Yaylası. Rize-Artvin arasında Çayeli`ni geçince Karadeniz`in hırçın sularını bırakıp Fırtına Deresi`nin denizle buluştuğu noktada karşınıza çıkıveriyor, Ayder vadisi. 1350 metre yükseklikteki Ayder`e varmak için sabırsızlanmamak elde değil. Ancak Fırtına Vadisi üzerindeki Çamlıhemşin`de bir mola verin. İhtiyacınızı giderdikten sonra kemerli köprüleriyle, yüzyıllardır insanların iç içe olduğu dereyi takip etmeye başlayın. Ayder`e çıkarken özellikle sağ tarafı takip etmeye özen gösterin. Çünkü 300-400 metre aralıklarla akan şelaleler sanki sizi içine çekecek gibi çağıldıyor… Yine şelalelerin yanı başlarına kurulmuş bölgeye özgü dağ evleri, dağların eteklerinde çay toplayan köylü kadınların telaşı ve ilkel teleferikler görülmeye değer doğrusu. Çambaşı Yaylası, Ordu-Kabadüz 1991 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayla merkezi ilan edilen Çambaşı Yaylası, sadece Karadeniz Bölgesi`nin değil, Türkiye`nin en güzel yaylalarından biri. Ordu`nun Kabadüz ilçesinin Yokuşdibi beldesi sınırları içinde yar alan yayla, 4 mevsim ziyaret edilebiliyor. Bir bahar günü arabayla yapılacak yayla seyahati, muhteşem ormanlar içinde devam ediyor. Ziyaretçilerin arazi tipi bir araçla yola çıkmaları daha mantıklı. Çambaşı Yaylası`na yaz aylarında Giresun üzerinden de ulaşım mevcut. Ordu il merkezine 61 kilometre uzakta olan bu 1850 metre rakımlı yaylaya ulaşmak çok kolay değil ama ziyaretçilerin müthiş bir keyif alacağı kesin. Gölyanı Yaylası, Giresun-Yağlıdere Giresun`un Yağlıdere ilçesinde yakın zamana kadar pek kadri kıymeti bilinmeyen, şimdi ise ikinci Ayder olacak denilen bir tabiat harikası; Gölyanı Yaylası... Otantik yayla evleri, gölü ve ladin ağaçlarından oluşan ormanlık alanlarıyla görenleri büyüleyen Gölyanı, eko turizmin yeni gözdelerinden. Yaylaya giderken Yeşilpınar köyünün merkezinden Mollaoğlu Mahallesi`ne doğru saparsanız yolu kısaltmış olursunuz. Yaylaya varınca At Tepesi`ne çıkın, manzarayı görün ve Uzungöl`ü aramayın. Sahara Yaylası, Artvin-Şavşat Artvin-Ardahan karayolu kenarında bir düzlüğe yayılan Sahara Yaylası, otantik dokusu bozulmamış Karadeniz yaylalarından biri. Doğaya uyumlu ahşap evleri, zorlu kış koşullarına dayanıklı çinko kaplı damları ile dikkat çekiyor. Karagöl Sahara Milli Parkı içerisinde yer alan yayla 1800 metre yükseklikte. Yoğun ladin, sarıçam ve köknar orman örtüsüyle kuşatılan Sahara Yaylası`nda; patikalarda doğa yürüyüşleri yapabilir, masalarla donatılmış mesire alanında soluklanabilir, doğanın dinginliğinde çadırınızı kurabilirsiniz. Konaklama için bir tesisi olmayan Sahara Yaylası`nda; çadır ve karavanla gezenler kamp yapabiliyor. Haldizen (Demirkapı) Yaylası, Trabzon-Çaykara Trabzon Uzungöl`e geldiğinizde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri, Haldizen Yaylası. Uzungöl`e yaklaşık 15 kilometre mesafede. Haldizen, insanların hoyrat davranmasına rağmen henüz tüketemediği güzelliklerinden biri. En yüksek zirveleri Demirkapı (3376 metre) ve Karakaya (3193 metre) olan Karataş-Soğanlı dağlarının yamaçlarındaki yaylaya Karadeniz`in büyüleyici renkleri, derelerin şırıltısı ve derin bir vadinin unutulmaz manzaraları eşliğinde asfalt bir yoldan ulaşılıyor. Üç mahalleden oluşan yayla, doğal güzellikleriyle fotoğraf tutkunlarının gözbebeği aynı zamanda. Haldizen`in diğer özelliklerinden biri de yılın her mevsiminde bölgede kar görülebilmesi. Bir konaklama tesisinin bulunduğu Haldizen Yaylası`ndan Rize tarafındaki Anzer Yaylası`na veya Bayburt iline geçebilirsiniz. Pokut Yaylası, Rize-Çamlıhemşin Rize`nin en önemli turizm destinasyonlarından biri, Pokut Yaylası. Çamlıhemşin ilçe merkezine 18 km mesafede. 2 bin 32 metre yüksekliğindeki bu yayla, Palovit ana vadisine bakıyor. Ağaçların yetişmeyeceği bir yükseklikte olmasına rağmen Karadeniz yelini aldığı için bolca yeşile rastlayabilme imkânınız var. Pokut ayrıca doğa yürüyüşçüleri ve fotoğraf tutkunlarının da uğrak yeri. Bu yaylada bulutların bir deniz gibi akıp gittiğini izleyebilirsiniz. 100-150 yıllık tarihi evlerinin özgün mimarisi ise göz alıyor. Pokut`tan başlayıp Maçkun Boğazı, Yedikardeşler, Tahtalar Sırtı ve Tanovit Çayırı üzerinden iki saatlik bir yürüyüş güzergâhıyla Hazindak Yaylası`na ulaşabilirsiniz. Gorgit Yaylası, Artvin-Borçka Şehrin kasvetli ortamından uzaklaşmak istiyorsanız Artvin`de bulunan Gorgit Yaylası aradığınız ortam olabilir. Serinlik yüzünüze vururken bol oksijen ve iç açan manzarasıyla, sıkıntılar bir an dökülüverir bedeninizden. Kalabalığın, arabaların gürültüsü yerine rüzgârda sallanan ağaçların hışırtısını, kuşların cıvıltısını, derelerin şırıltısını duyacağınız harika bir ortam. 1700 metre yükseklikte Artvin`in Macahel bölgesinde bulunan Gorgit Yaylası, yeşilin her tonunu barındırıyor. Araba yolu olmadığı için buraya yöre halkının kullandığı patikalardan yürüyerek ulaşabilirsiniz. Konaklamak için sadece bir pansiyon mevcut. Çukuralan Yaylası, Ordu-Mesudiye Çukuralan Yaylası; kendine has doğası ve oksijen deposu havasıyla huzur arayanlara göre. Ordu ilinin Mesudiye ilçesi sınırları içerisinde yer alan yayla; çevresini kuşatan yemyeşil ormanlar ve şirin göletiyle Alpleri anımsatıyor, ziyaretçilerine. Gölet kenarında kamp yapabilir veya ahşap evlerden birinde konaklayarak çevreyi keşfedebilirsiniz. Yaylanın hemen üzerinde nihayete eren Eriçok Zirvesi`nden, unutamayacağınız bir manzara göreceğinizi belirtelim. Erikli Yaylası, Yalova-Çınarcık Marmara Bölgesi`nin en önemli yürüyüş rotalarından biri olan Erikli Yaylası, İstanbul`un sıcağından bunalanlar için iyi bir alternatif. Yalova`da nihayete eren Erikli`ye gitmek için yapılacak tek şey arabaya atlayıp, Yalova feribot hatlarını kullanmak. Yalova`dan sonra Çınarcık`ın Teşvikiye köyü araçla en fazla bir saat tutuyor. Aracınızı burada bırakıp bir rehber alırsanız, orman içinde yürürken dere boyunca birkaç büyük şelale sistemini görebilirsiniz. Erikli Yaylası`nın yolu bir zamanlar araçların gidemeyeceği kadar kötüydü; ancak yapılan çalışmalar sonucu düzeltilirken, araçla ulaşım sağlamak mümkün. Çınarcık`ta yer alan otel ve pansiyonlarda kalarak bu bölgede daha keyifli zamanlar geçirebilirsiniz. Perşembe Yaylası, Ordu-Aybastı Ordu ilinin Aybastı ilçesine 17 kilometre uzaklıkta olan Perşembe Yaylası`nda karların erimesiyle yeşilin güzellikleri iyice ortaya çıkıyor. Özellikle temmuz ayından sonra başlayan etkinlikler kapsamında Off-Road, yağlı güreş ve binicilik gibi etkinlikler icra ediliyor. Altyapısının uygun olduğu yayla Ordu`nun en büyüklerinden. Perşembe Yaylası, Evliya Çelebi`nin Seyahatname adlı eserinde de bahsi geçiyor.


01 Mayıs 2016 Pazar  11:18

Zaman

Manşet - İki yıl sonra dinleyecek şarkı bulamayacağız


Fettah Can, pop müziğin en üretken bestecilerinden ve en sevilen yorumcularından biri. Son albümü En Çok Sen Sen Aşksın isimli yeni albümünü müzikseverlerle buluşturan sanatçı, yaptığı müziğin hesapsız olduğunu söylüyor. Şarkı yazarken daha çok dışarıdan ve ülkenin aurasından beslendiğini söyleyen müzisyen, pop müziğin günümüzdeki durumundan oldukça şikayetçi. Genelde müzisyenlerin tekli tercih ettiği bir dönemde En Çok Sen Aşksın isimli yeni bir albümle çıkageldiniz. Siz de albüm seven nesildensiniz galiba? İlle de albüm olsun diye direttiğim bir durum yok. Çünkü benim albüm yapmam iki yılı bulabiliyor. Bu da öyle oldu zaten. Albüm çıkana kadar dinleyiciyi de bekletmemek adına önce Delirme`yi yayınladık. Sonra Yalan Bu Dünya çıktı. Şimdi bu iki şarkının da içinde olduğu on şarkılık bir albüm var. Albüm yapmak benim için daha keyifli bir durum. Sahnede kendi şarkılarını okuyan bir müzisyen olarak bana daha çok alan oluşturuyor. Gerçi repertuvar problemim yok. Bugüne kadar 300`e yakın şarkım yayınlandı. Ama hepsi bana göre şarkılar değil. Birçok dinleyicinin başka seslerden duyduğu bazı şarkılar var, onları ben söyleyemiyorum. Ben bana yakışan ve benim söyleyebileceğim şarkıları repertuvarıma alıyorum. Bu albümde çok titiz çalışmışsınız. Sağlam altyapılar var. Yine bütün enstrümanlar canlı çalınmış. Çokları gibi neden daha basit olan elektronik altyapıları tercih etmediniz? Benim çok fazla yüksek tempolu şarkılarım yok. Yani kulüp tarzında yok. O tarz müzikleri DJ arkadaşlara bırakıyorum, onların alanları. Yapamaz değilim, aslında benim için daha kolay olur. Ben işin zor tarafını tercih ediyorum. Çünkü şarkılara müzisyenlerin ruhunun değmesini seviyorum. Kayıttan önce herkese çalacağı partileri yazıyorum. Ama stüdyoya girince müzisyen arkadaşlar farklı şeyler denemeyi teklif ederse ben o katkıları da şarkıya koyuyorum. Onların da ruhu değdiğinde dinleyiciye daha samimi şarkılar gidiyor. Bu şarkı tutar mı tutmaz mı cinsinden işin ticari tarafı sizin için geri planda kalıyor o zaman… Kesinlikle. Hiç öyle bir kaygım olmadı. Yıllarca başkalarına besteler yaptım. Hemen patlasın şarkıcı çok sevilsin diye. Ama şimdi bu işi kendim için yapıyorum ve sahnede kendi söylemek istediğim şarkıları, ruhu samimiyeti olan şarkılar olsun diye çalışıyorum. Dört albümümde de bunu yaptım. Gerçekten bu şarkıyı sahnede söylemek istiyorum dediğim şarkıları dinleyiciyle paylaştım. Hem kendinize hem de başka müzisyenler için yazdığınız şarkılarda daha çok hangi duygular size ilham veriyor? Ülkenin aurası ile çok ilgileniyorum. İnsanların o anki psikolojik durumları beni çok etkiliyor. Müzisyenler gündemle genelde ilgisiz gibi görünür ama öyle değilim. Ben her gece yatmadan önce tüm köşe yazarlarını okur öyle uyurum. Sabah nasıl bir güne, nasıl bir auraya uyanacağımı bilerek yatarım. Bunu bilerek uyanmak isterim. Bunun dışında hayattan besleniyorum. Bir çocuğun gözyaşları da beni etkiler, bir yaşlı da beni etkileyebilir. İlla aşk olması gerekmiyor. Ben onu bir fanusun içine koyup istediğim forma getirebilirim. Daha çok dışarıdan besleniyorum. Yeni albümünüzün adı En Çok Sen Aşksın. Söylemesi bile zor. Şarkılarınızda da bu türden kelime oyunları var. Bunu yapmayı seviyorsunuz galiba? Eskiden daha kısa, hatta tek kelimelik şarkı isimlerini tercih ediyordum. Yapımcımız Ahmet Çelenk abi ile bu durumu kırdık aslında. Bir de şarkı yaparken adı şu olsun bu olsun diye hesap yapmıyorum. Ben hesapsız bir müzik yapıyorum. Öbür türlü olsa neler yaparım. Bir günde insanları delirtirim. Bir şeyin öncelikle benim içime sinmesi gerekir. İnsanlar sizi görmeden önce çok büyük şarkılar yazdınız. Yani şarkılarınız sizden daha fazla tanınıyordu… İnanır mısınız hala bu durumu yaşıyoruz. Yok artık bu da mı Fettah Can`ın diyorlar hala. Böyle şeyler sürekli başıma geliyor. Bir de ben şu an çok şanslıyım. Çok uzun yıllar şarkı yazdım. Ama eşim Cansu da çok güzel şarkılar yazıyor. Onun için Kayahan`ın dişisi diyebilirim. Çok güzel şarkılar yazıyor. Bu albümde de beş şarkısı var. Biraz kaytarıyor gibi duruyorum ama sırtımı sağlam bir yere yasladım. Ben eskisi gibi her gün şarkı yazmıyorum artık. Çünkü bir dönem çok yoruldum. Günde iki-üç şarkı yazdığım oldu. Bir dönemde de iki yıl hiç şarkı yazmadım. Ama şarkı geldiğinde de dur denmiyor. Bu albümde yine tanıdık Fettah Can şarkıları olmakla birlikte farklı denemeler de var. Evet bunu yapmayı seviyorum. Mesela Flamenko şarkı var, çok sevileceğini tahmin ediyorum. Merhaba da öyle. Onun çok uzun yıllar sevileceğini düşünüyorum. Bugüne kadar birçok isme şarkı verdiniz. Kıskandığınız, keşke ben söyleseydim dediğiniz bir şarkı var mı? Hiç öyle bir kıskançlığım olmadı. Hala da yok. Mesela Murat Boz`un son albümünde Direniyorsun diye bir şarkı var. O normalde benim albümümde olacaktı. Can Havli de öyle. Murat`la geçenlerde karşılaştık ve hala albümünde eksik olduğunu söyledi. Eşim Cansu ile konuştuk ve verelim dedik. İşin mutfağından sahne kısmına geçmek için neden bu kadar beklediniz? Kendimi hazır hissetmedim. Herkes bana yapmam gerektiğini söylüyordu. Aslında küçük küçük yerlerde sahne alıyordum ve fanlarım da vardı. Altı-yedi saat program yaptığım da oldu. Aslında çok güzel şeyler de paylaştık. Zamana bıraktık. Zamanı geldi. Önemli fırsatların Yaratan tarafından hazırlandığını biliyorum. Her şey olacağı zaman oluyor. Aslında tutmuş bir yol varken yeni şeyler denemek biraz risktir. Sanırım riske girmeyi seviyorsunuz? Bu aynılıktan bu tekdüzelikten çıkmak için bir şeyler yapmamız lazım. Birilerinin bir şeyler yapması gerek. Geçenlerde Aykut Gürel de böyle düşündüğünü söyledi. Ben de onun söylediklerine katılıyorum. Eğer böyle giderse iki sene sonra okumak için de söylemek için de şarkı bulamayacağız. Sırat köprüsünde kaç kişi ile hesaplaşacağız? Sanki son beş yıldır aynı şarkıları dinliyor gibiyiz değil mi? Beş şarkıyı dinlediğinizde hangisi hangisinin nakaratıydı, hangisi introsuydu bulmakta zorlanıyoruz. Böyle bir şey olmamalı. Şarkı bir hatıradır. Bugün size çağrıştırdığını on yıl sonra da çağrıştırmalı. İyi şarkı böyle olmalı. Bu tekdüzelikten mutlaka çıkmalıyız. Bunun iki sebebi var. Birincisi yapımcılar işin kolayına kaçıyor. O tarz işlerin popüler olması onları herkesten böyle şarkı beklentisine sokuyor. Şarkı yazarı da yeni bir şey denemek yerine bekleneni verip köşeme çekileyim diyor. Aranjman yapan arkadaşlar için de iş kolaylaşıyor o zaman. Birkaç şey değiştirip devam ediyorlar. Çok sağlıklı değil bu durum. Ben mesela Yunanistan`a şarkı vermeye başladığım günden beri sık sık oraya gidip müzisyenleri dinliyorum. Yeni bir şey üretmekten korkmadan çok güzel şeyler üretiyorlar. Nüfusları bizden az ama bizden çok fazla şarkıcıları var ve daha fazla telif alıyorlar. Bir de yeni isimlerin önü açılmalı. Bu telif meselesi de ülkemizde kanayan bir yara zaten. Evet. Öncelikle bu bir hak. Kul hakkı. Sabahtan akşama kadar çalışan bir işçinin akşam yevmiyesinin bir kısmını almak gibi bir hak. Bunun öyle görülmesi gerek. Biz müzisyenler sahne dışında para kazanacak alanları bulamıyoruz. Sadece beste yapan üreten arkadaşların ayakta kalma ihtimalleri yok. Bu bir kul hakkı ve haram yeniyor. Allah gecinden versin bir gün öldüğümde ben bu insanlara hakkımı helal etmediğimde sırat köprüsünde kaç kişi ile hasaplaşacağız? Kaç bin kişi helallik bekleyecek benden. Ülkede kötü bir şey olduğunda da fatura ilk olarak müziğe kesiliyor… Maalesef. İnsanlar televizyondaki saçma sapan programları izleyip yorumlar yapıyorlar. Biz konsere çıkıyoruz, vatan haini ilan ediliyoruz. Bu hoş değil. Onu yazan arkadaş sabah işe giderken yine müzik dinliyor ve normal hayatına devam ediyor. Bu, ikiyüzlülük. Bundan kurtulmamız gerek. Bu işten ekmek yiyen binlerce insan var. Bu insanlar aç mı kalsın? Evine ekmek götürmesin mi? Bunda müziğin sadece bir eğlence aracı olarak görülmesinin büyük payı var galiba.. Müziği tamamen bir eğlence aracı olarak görmek bize büyük haksızlık. Müzik çok değerli bir şey. Yaratan`ın insana verdiği en büyük motivasyon kaynaklarından biri. Müziğin şifa olduğuna inanıyorum. İnsanların müziği sadece bir eğlence aracı olarak görmeleri çok sağlıksız ve yanlış. Bir-iki hafta müziğin insanların kulaklarından alınmasını çok isterdim. O zaman toplumun nereye gideceğini daha iyi görürdük. Bir de müziğin birleştirici bir gücü var. Bunu da ıskalıyoruz sanırım… Evrensel tek dil müzik. En büyük tedavi ve en büyük şifadır müzik. Asla yan yana gelmeyecek insanları aynı frekansta buluşturuyoruz. Ben dünyanın bir frekansı olduğuna inanıyorum. Bir şarkı adamın tüylerini kaldırıyorsa insanları aynı frekansta buluşturuyoruz demektir. Dünyadaki en sıradan adamlardan biriyim Şöhret olduktan sonra hayatınızda bir şeyler değişti mi? Bana göre hiçbir şey değişmedi. Etraftan da öyle reaksiyonlar almıyorum. Dünyadaki en sıradan adamlardan biriyim. Beni aslında en iyi mahalle arkadaşlarım anlatır. Geçen hafta mahalle takımının maçına gittim ve orada amigoluk yaptım. Ben öyle bir adamım. Beni metrobüste de otobüste de görebilirsiniz. Ben yaşamayı seviyorum. Hayata değmeyi seviyorum. Çok duygusal şarkılar yazıyorsunuz. Nasıl bir karaktere sahipsiniz? Genelde dingin bir adamım. Tahammül edemediğim birçok şey oluyor ama genelde el frenim elimde gezerim. Bir kontrol mekanizmam var. Eşinizle birlikte şarkı üretmek nasıl bir duygu? Ben Kayahan abiyi çok severim. Hakkı ödenmez. Cansu`yu Kayahan`ın dişisi olarak görüyorum. Cansu çok özel bir kalem. Çok güzel melodiler buluyor. Çok kısa zamanda inanılmaz bir şarkı rakamına ulaştı. Enteresan bir cevheri var. O benim en büyük şansım. Evli olmak hayatınızda neleri değiştirdi? Her şey daha derli toplu gidiyor. Allah`tan isterim ki herkes bizim kadar mutlu olsun. Bugüne kadar yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey var mı? Çok şükür hiçbir şey yok. Bunu söyleyebilecek nadir insanlardan biriyim. Ama dünyanın başka bir yerlerinde başka insanlarla bir şeyler yapmaya devam etmek istiyorum. En büyük hayalim ise çocuk sahibi olabilmek. İnşallah o da nasip olur. Ülkenin aurasının sizi çok etkilediğini söylediniz. Ülkenin içinde bulunduğu durum sizi üzüyor mu? Yaratan`ın terazisi herkese eşit. Herkes sağlam ve düzgün bir terazi ile dünyaya geliyor. Bu teraziyi biz bozuyoruz. Bunun bozulduğunu görünce canım sıkılıyor. Dengesizliklere kızıyorum. Bu ülkede çok daha iyi şeylerin olabilecekken olmadığını görünce de üzülüyorum. Bu umutsuzluklar, kırgınlıklar, insanların birbirine olan düşmanlıkları da aşılır. Burada önemli olan bu süreci kırmadan geçirmeliyiz. Dünyada bu kadar güzel başka bir ülke yok.


01 Mayıs 2016 Pazar  11:18

Zaman

Manşet - Ankara`da DAEŞ operasyonu: 4 gözaltı


Ankara Emniyet Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda, 1 Mayıs`a yönelik eylem hazırlığında oldukları belirlenen DAEŞ terör örgütü üyesi 4 kişi gözaltına alındı. Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 1 Mayıs kutlamalarını hedef alan eylem hazırlığında olduklarını tespit edilen DAEŞ terör örgütü üyesi 4 kişiyi gözaltına aldı. AA muhabirinin Emniyet yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Terörle Mücadele ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, DAEŞ üyesi bazı kişilerin Başkent`te eylem hazırlığında olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Bir süredir teknik ve fiziki takibi yapılan 4 şüpheli, eş zamanlı baskınla gözaltına alındı. Sağlık kontrolünün ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne getirilen şüphelilerin Suriye uyruklu ve DAEŞ çatışma bölgeleriyle irtibatlı oldukları tespit edildi. Şüphelilerin, bir süredir Ankara`da bulundukları ve 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla düzenlenecek etkinliğe yönelik eylem hazırlığında oldukları belirlendi.


01 Mayıs 2016 Pazar  10:41

Zaman

Manşet - Devlet idaresini milletimizle yapacağız


Başbakan Davutoğlu, `Hiçbir zaman siyaseti Ankara`nın dar kulislerine terk etmeyeceğiz. Devlet idaresini milletimizle birlikte Türkiye`nin her yerinde omuz omuza yapacağız.` dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan `Yeni Türkiye Yolunda` adlı ulusa sesleniş konuşmasında, gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Nisan ayında çok özel günlerin mevcut olduğunu belirten Davutoğlu, alemlere rahmet olarak gelen Hazreti Muhammed Aleyhissalatu Vesselamın`ın doğum haftası vesilesiyle bütün Türkiye`de tevhit ve vahdet teması altında toplantılar tertip edildiğini anımsattı. Bu toplantıların birinde konuşma yaptığını hatırlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: `Orada da ifade ettim; biz çokluk içinde birlik, birlik içinde çokluk felsefesine inanmış bir medeniyetin çocuklarıyız. Hem kültürel çoğulculuğumuzu, herkese olan hoşgörümüzü göstereceğiz. Hem de ait olduğumuz kültüre, ait olduğumuz dine sadakatle bağlı kalıp bundan onur duyacağız.` Davutoğlu, ayrıca salı günü idrak edilecek Miraç Kandili vesilesiyle ortak değerlerde buluşmanın önemine de dikkat çekerek, `Miraç Kandilimiz hayırlı olsun.` dedi. `Kut`ül Amare, mazlum milletlerin sömürgecilere, istilacılara karşı omuz omuza verdiği son büyük direniş` Davutoğlu, `Kut`ül Amare, mazlum milletlerin, Ortadoğu halklarının sömürgecilere, istilacılara karşı omuz omuza verdiği son büyük direniştir. Orada Türkler vardı, Kürtler vardı, Araplar vardı, Sünniler, Şiiler, Keldaniler, Süryaniler vardı, ama hedefleri ortaktı; Bağdat`ın ruhunu korumak. Aynen Çanakkale`de İstanbul`un ruhunu korumak için oraya fevç fevç yürüyen Rumeli çocukları, Anadolu çocukları, Mezopotamya çocukları gibi.` değerlendirmesinde bulundu. `Devlet idaresini milletimizle birlikte omuz omuza yapacağız` Siyasetin kalbinin Ankara ancak atar damarlarının da Anadolu`nun her yeri olduğunu vurgulayan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti: `Siyaseti Ankara`ya bağlı kılanlar, siyaseti Ankara içindeki kapalı kapılar ardındaki müzakerelere bağlı kılanlar, ona indirgeyenler siyasetin ruhunu, Anadolu`nun, Rumeli`nin enerjisini anlayamaz. Size söz veriyorum, hiçbir zaman siyaseti Ankara`nın dar kulislerine terk etmeyeceğiz. Devlet idaresini milletimizle birlikte Türkiye`nin her yerinde omuz omuza yapacağız. Her köşesine gideceğiz ülkemizin, sizlerle buluşacağız.` ifadelerini kullandı. `İslam Dünyası bu prangaları aşacaktır` Bu yoğun iç temasların yanında aynı önemde ve yoğunlukta dış temaslarında da bulunduğunu anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: `Türkiye`nin çok boyutlu coğrafyasının ve tarihinin yansıması oldu. En önemli faaliyetimiz, hiç şüphesiz İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi`ne evsahipliği yapmaktı. Sayın Cumhurbaşkanımızın evsahipliğinde gerçekleşen İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi çok zor bir gündemle, çok zor bir günde toplandı. Ama bu kez toplanılan yer İstanbul`du ve bu kez toplantıya evsahipliği yapan İslam dünyasının yükselen yıldızı Türkiye Cumhuriyeti Devleti idi. Bu toplantıyla birlikte üç yıl için Dönem Başkanlığını da devraldık. İslam dünyası bugün kendi içinde ve dışında birçok konuyla mücadele ediyor, birçok tehditle karşı karşıya, birçok yüzleşmeyle hesaplaşmak durumunda. İçeride kendi halkına zulmeden zalim rejimler ve her türlü vicdani ilkeyi ayaklar altına alan barbar terörist örgütler, dışarıda ise şefkat dini olan İslam dinini tam bir algı sapmasıyla başka bir ön yargıyla değerlendirmek isteyen çevreler, yani İslamofobik çevreler. Yani İslam`a, yani İslam dünyasına, yani Müslümanlara oryantalist gözle bakan çevreler, aşırı ırkçı akımların Avrupa`daki saldırıları. İslam dünyası bu kıskacı aşacaktır, İslam dünyası bu prangaları kıracaktır. Çünkü İslam dünyasında artık Türkiye gibi başarı örnekleri de var, çünkü İslam İşbirliği Teşkilatı`na artık üç yıllığına Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dönem Başkanlığı yapacak. Allah bize güç ve kuvvet versin, bu Dönem Başkanlığımızda en güzel hizmetleri yapmayı bize nasip eylesin.` `Devlet ile millet kaynaştığında bir ülkenin en büyük enerjisi ortaya çıkar` Dünyanın zor bir süreçten geçtiğini ancak bu ülkeyi düşünen, her şeyini bu ülke için feda etmeye hazır devlet kadroları olduğunu söyleyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: `Devletinize güveniniz, devlet ve millet el ele verdiğinde, devlet ile millet kaynaştığında bir ülkenin en büyük enerjisi ortaya çıkar. Ülkemizin geleceğinden emin olunuz, ekonomimizin yükselişinden emin olunuz. Tabi hain odaklar her zaman bu ülkenin geleceğini karartmak için çaba gösterecekler, Kilis`te olduğu gibi dışarıdan saldıranlar olacak, Bursa`da olduğu gibi içeriden canlı bomba saldırıları yaparak halkımızın moralini bozmak, ülkemizin geleceğini karartmak isteyenler olacak. Onlara karşı en büyük gücümüz birliğimiz, beraberliğimizdir. Şundan emin olunuz, gerek sınırlarımızın korunması, gerek vatandaşlarımızın huzur ve istikrarının her şehrimizde mutlak anlamda teminat altına alınması için gece gündüz çalışıyoruz. Her türlü tedbir alınacak, her türlü çalışma yapılacak ve bu ülkenin her bir köşesi mutlak emniyetin ve tam özgürlüğün sağlandığı topraklar olacak.` `Ekonomimizdeki bahar havası, yazla birlikte daha da güzelleşecek` Davutoğlu, `Reel kesim güven endeksi artıyor, tüketici güven endeksi artıyor, sanayi üretim endeksi artıyor, uluslararası yatırımlar artıyor, ihracat artıyor, enflasyon düşüyor. İnşallah baharla birlikte ortaya çıkan ekonomimizdeki bu bahar havası, yazla birlikte daha da güzelleşecek, ekonomimiz bereketlenecek, ülkemiz bereketlenecek. Allah bu ülkeye dirlik ve birlik nasip eylesin.` dedi.


01 Mayıs 2016 Pazar  10:22

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  

etimesguttaki ankara cinayet haberi  çatalca baba oğul ri video izle  1 aylik hava durumu trabzon  çocuklarla ilgili haber  1ocak 2009 trafik kazası  çek hapis affi 15 n09 kanal d hapis affi 15 n09  çeşme trafik kaza haberler  boyner denizli çekiliş mini one çeiliş sonuçları  İstanbul İncİrlİdekİ motosstanbul İncİrlİdekİ moto  habertürk t  haber video  14 nisan hürriyet gazetesi çukurova eki oku  İstanbul 10 anntar 2 sayfa  01 07 2011 türksel 17 yılına özel çekilişi  çİğlİ de kaza  İstanbul bıçaklı ölüm haberlerİ 2lı ölüm haberlerİ  istanbulda eşi  odtü imar  hürriyet gazetesi 24mart 2009 ankara eki  çarşamba hürriyet eskişehir eu  çakma platin fox haber  fox haber izle izimr de ygs protestosu 10 nisan