Bulunan Haber Sayısı: 176
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Gündem - Tutuklanan emniyet müdürü: Savcı 38 sayfalık ifademe üç dakika baktı


Gazete kupüründen yola çıkılarak İzmir`de polislere düzenlenen operasyonda tutuklanmaları talebiyle Savcı Okan Batu tarafından mahkemeye sevk edilen 32 kişiden 11`i tutuklanırken 21 kişi serbest bırakıldı.Adliyeye sevk edilen 32 polisin ifadesini alan Savcı Batu`nun, ifadeleri yeterince incelemeden polisleri, tutuklanmaları talebiyle İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliği`ne sevk ettiği bildirildi. Mahkeme heyetin 11 polisi tutuklarken emniyet müdürlerinden Ramazan Karakayalı`nın ifadesinde ilginç ayrıntılara rastlandı. Suçlamaları kabul etmeyen Karakayalı, hâkime verdiği ifadesinde, “Örgüt suçlamasını görünce şaşırdım. KOM`daki (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi) hard disklerin değiştirilmesiyle ilgili soruşturma ile bu soruşturmanın birleştirilmeye çalışıldığını fark ettim. Onu beceremeyince savcımız, ayırma kararı alıp suçları ayırmaya gerek görmemiş, `Nasılsa doldururuz` demiş. Savcılıkta ifade verirken benim emniyetteki ifademi görüp, `Bayağı uzun uzadıya vermişsiniz.` dedi. Savcımız da baktı şaşırdı, üç dakika bakmadı, doğrudan size sevk etti. Bu konuya ne kadar vâkıf olduğu, ne derecede olduğu belli.” dedi.23 senelik istihbaratçı olduğunu, ilk defa başına böyle bir şey geldiğini belirten Ramazan Karakayalı, “Bu memleketin güzide insanları olan terör örgütü üyeleri, isimleri basında yer aldıktan sonra savcılarımız tarafından çağrılarak, `Şikâyetçi olun` diye yönlendirilebilirler. Böyle düşünüyorum. Bu mantıkla da istihbarat birimlerinde çalışan herkes bir gün sizin önünüze gelir, kimse kalmaz. Ben emniyette 38 sayfa ifade verdim, emek verdim, kimse okumadı. Yorgunuz, siz de bizler de bu durumdayız.” şeklinde konuştu. Emniyette verdiği 38 sayfa ifadesini duruşmada okumak isteyen Karakayalı`ya Hâkim Dilek Çeliktaş, uzun olduğu gerekçesiyle izin vermezken notlarından savunma yapmasını istedi.


23 Ağustos 2014 Cumartesi  02:13

Zaman

Manşet - Gazze`de kan durmuyor


Mısır arabuluculuğundaki müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Gazze`ye saldırmaya devam eden İsrail, dün de kente en az 25 hava saldırısı düzenledi.Gazze sağlık görevlileri İsrail`in saldırılarında 3 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Gazze`de İsrail`in kanlı operasyonunun başladığı 8 Temmuz tarihinden bu yana çoğu kadın ve çocuktan oluşan can kayıplarının sayısı 2 bin 100`ü aştı. İsrail`in ağır silahlarla haftalardır bombaladığı 1,8 milyonluk kentte, 425 bin kişi de canlarını kurtarmak için evlerini terk etmek zorunda kaldı. 2007 yılında yapılan seçimle Gazze`de iktidara gelen Hamas ise İsrail`in saldırılarına el yapımı füzelerle karşılık vermeye devam etti. Aşdod kentindeki bir sinagoga isabet eden bir füzenin üç sivili yaraladığı bildirildi. İsrail yetkililer, Gazze`den atılan füzelerin birinin dört yaşındaki bir çocuğu öldürdüğünü duyurdu.Cenaze törenlerini ve sivilleri dahi vurmaktan kaçınmayan İsrail`in son günlerde daha çok Hamas`ın lider kadrosunu hedef aldığı belirtiliyor. Emri Tel Aviv`den verilen saldırılarda salı günü Filistinli grubun en üst düzey askeri yetkilisi olan Muhammed Dayf`in eşi ve 7 aylık bebeği hayatını yitirmişti. Önceki günkü saldırılarda da üst düzey üç komutanın öldüğü bildirilmişti. İsrail, hayatını yitiren üç komutanın Hamas`ın askeri kabiliyetlerini artırmada ve kendi topraklarına ulaşan tünelleri kazma fikrinde önemli pay sahibi olduğunu söylüyor. Ayrıca ölen Hamas yöneticilerinden birinin Gazze`de 5 yıldan fazla rehin tutulan Gilad Şalid isimli İsrailli askerin kaçırılmasında da rolü olduğu bildiriliyor.Hamas `işbirlikçi` dedi, 18 kişiyi infaz ettiLider kadrosundan üç ismi önceki gün İsrail`in hava saldırılarında yitiren Hamas, Tel Aviv`le işbirliği içinde olmakla suçladığı 18 kişiyi dün infaz etti. Sabah saatlerinde 11 kişi, elleri bağlanarak öldürüldü. Grup tarafından yönetilen El Rai internet sitesinden yapılan açıklamada, “Son yaşanan olaylar bizi böyle kararlar almaya zorladı.” ifadelerine yer verilirken, işbirlikçilikle suçlanan kişilerin savunmalarına başvurularak “yasal prosedürlerin tamamlanmasının ardından” infaz edildikleri söylendi.Cuma namazından sonra kent merkezindeki Ömeri Camii`nin yakınlarında 7 kişi daha aynı suçlamayla halka açık bir şekilde infaz edildi. Böylece Hamas, 90`lı yıllardan bu yana ilk kez halka açık infaz gerçekleştirmiş oldu. Ayman Şerif isimli görgü şahidi, 7 kişinin göğüslerine asılan bir kâğıtta işledikleri ifade edilen suçların yazılı olduğunu söyledi. Şerif, ateş eden maskeli kişilerin öldürülenlerle ilgili “Ruhlarını düşmana ucuz bir fiyata sattılar.” dediğini aktardı. İnfaz edilenler arasında iki kadının da bulunduğunu kaydeden Filistin İnsan Hakları Merkezi ise mahkûmların yargısız infaz edildiğini iddia ederek bunun son bulmasını istedi.


23 Ağustos 2014 Cumartesi  02:13

Zaman

Manşet - İzmir`de tutuklanan polisler kim?


İzmir`de rüşvet ve yolsuzluk ile askeri casusluk soruşturmasını yürüten polislere 19 Ağustos`ta yandaş bir gazetenin kupürü bahane edilerek operasyon düzenlendi. 32 polis gözaltına alındı bunlardan 11`i hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Peki kim bu polisler? Bu polisler, örgütün kullandığı kadınlar ve birçok bürokrat aracılığıyla devlete ait çok kritik bilgi ve belgenin başka ülkelere satıldığını ortaya çıkarmıştı. Askeri Casusluk soruşturması kapsamında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç`ın da adım adım takip edildiğini gün yüzüne çıkarmıştı. Kupür operasyonu ile tutuklanan polisler, TCDD liman işletme müdürlüğündeki rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda da görev almıştı. Yıllarca başarıyla görev yapan emniyet mensuplarına yönelik böyle bir operasyon, kamuoyunda “soruşturmanın hukuki değil, siyasi olduğu” algılandı. İçeri alınan polislerin imza attığı soruşturmalarda neler vardı?LİMAN (BACANAK) OPERASYONUİzmir Cumhuriyet Savcılığı`nın talimatıyla 7 Ocak 2014`te iman işletmelerine yönelik rüşvet, irtikap, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma ve ihalelerle ilgili bilgi sızdırma suçlamalarıyla 37 kişiye operasyon düzenlendi. Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan operasyonda, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı ve AKP İzmir Milletvekili Binali Yıldırım`ın bacanağının da adı geçiyordu. Gözaltına alınan zanlılara ait ses kayıtlarına, ihaleyi alabilmek için yapılan rüşvet pazarlıklarını, ihaleye girecek olan şirket temsilcilerine zanlılar tarafından IBAN numaraları yansımıştı. Bazı resmi görevlilerin de şirket sahiplerinden takım elbise, gömlek aldıkları, telefon paralarını ödettikleri de tapelerde yer almıştı.Ayrıca gözaltında bulunan bazı şirket sahibi ile çalışanlarının da kendi aralarındaki konuşmalarda, liman işletmesinde görevli memurların gemi boşaltım sıralarını bekletmeden yaptırmak için rüşvet tarifelerini çok arttırdıklarından yakındığı da ses kayıtlarında geçiyordu. Şirket yöneticilerinin kendi aralarındaki konuşmalarda yakınma ifadeleri bu işler yapılırken dönen rüşvet çarkını gözler önüne sermişti. Polisler yolsuzluk ve rüşvetin sadece ses kaydını elde etmekle kalmamışlar, zanlılar arasındaki buluşmaları ve kese kağıdı içinde verilen rüşvet paralarını görüntülemeyi de başarmışlardı. Binali Yıldırımı`ın bacanağı C.H. ile işadamı M.C.B.`ye ait buluşma görüntüleri ülkenin gündemine oturmuştu.İŞTE, O RÜŞVET GÖRÜNTÜLERİASKERİ CASUSLUK SORUŞTURMASICasusluk ve şantaj soruşturması nedir?1) 28 Nisan 2010`da emniyet birimlerine gelen bir mail ihbarında `Vika, Dilara ve Gül isimli kadınların liderliğinde bir fuhuş çetesinin yurtdışından kadın getirerek zorla fuhuş yaptırdığı, bu çete içerisinde 18 yaşından küçüklerin de bulunduğu` şeklinde bilgiler olduğu belirtildi.2) Örgütün yöneticisi olmakla suçlanan emekli Albay İbrahim Sezer`in evinde yapılan aramada bulunan DVD`deki dokümanlardan, çetenin savunma sanayinin kritik projelerini yabancı servislere sattığı anlaşıldı. 3 TÜBİTAK çalışanı, 2 general ve 40 muvazzaf subayın da aralarında bulunduğu 55 kişi gözaltına alındı.3) İddianamede TÜBİTAK`ın yanı sıra ASELSAN, HAVELSAN gibi kurumlarda 5 bin kişinin fişlendiği öne sürüldü. 300 sayfalık iddianamede söz konusu örgütün milli askeri proje yürüten TÜBİTAK, ASELSAN gibi kuruluşlardan proje çalarak yabancı istihbarat servislerine sattıkları iddia edildi.4) İddianamenin en önemli ayağını `gizli belgeler` oluşturdu. Çeşitli düzeylerde gizlilik taşıyan 165 bin belgenin sızdığı ortaya çıktı.Devlete ait pek çok gizli bilgi ve belgenin asker, bürokrat ve örgüt asına çalışan kadınlar vasıtasıyla dışarıya sızdırıldığını ortaya çıkaran Askeri Casusluk soruşturmasında görev alan emniyet mensupları, İzmir merkezli olarak başlatılan polislere yönelik operasyonda gözaltına alındı. Polisler daha önce yürüttükleri Askeri Casusluk soruşturmasında ise askeri casusluk, şantaj ve fuhuş yoluyla bilgi sızdırma gibi pek çok organize suçu ifşa etmişti. Hazırlanan iddianamede 55`i muvazzaf asker toplam 357 sanık yer almıştı. Askeri bilgi ve belgeleri sızdıran örgütün liderliğini yapan isimlerin suç dosyaları ise bir hayli kabarıktı. İleri teknolojik askerî cihazların millileştirilmesi üzerinde çalıştıkları sırada şüpheli bir şekilde ölen mühendislerin, Deniz Kuvvetleri merkezli bu casusluk çetesinin kurbanı olduğu iddia edilmişti. 9 ilde gerçekleşen operasyonda, şüphelilerde çıkan notlarda Aselsan ve Savunma Sanayii`nde sorun çıkaran personelle ilgili gerekenin yapılması talimatı dikkat çekmişti.İŞTE, SORUŞTURMANIN DETAYLARIAskeri hastanelerde örgütlenmişlerdiAskeri hastanelerde de yapılanma içinde olan askeri casusluk çetesi, GATA içerisinde kurduğu yasadışı yapılanma ile hastanede görevli kişilerle ilgili her türlü belge ve bilgiyi temin ediyordu. Örgütün hastanedeki faaliyetleri sadece GATA ile sınırlı değildi. Soruşturma kayıtlarında şebekenin Türkiye genelindeki bütün askerî hastaneleri etki altına almak istediği tespit edilmişti. Örgütün Diyarbakır Asker Hastanesi`ndeki yasadışı faaliyetleri de soruşturma kayıtlarına geçmişti.Örgütün varlığı defalarca ispat edildiBakan İsmet Yılmaz`ın talimatıyla görevlendirilen üç askerî müfettiş, soruşturmada ele geçirilen belgelerle Savunma Sanayii Müsteşarlığı`ndaki projeleri karşılaştırdığında ise casusluk çetesi tarafından sızdırılan tüm belgelerin gerçek olduğu ortaya çıkmıştı. TSK`nın 9 Haziran 2011`de hazırladığı raporlarda, daha sonra çete yöneticilerinden olduğu anlaşılacak olan Narin Korkmaz`ın casusluk yapabileceği uyarısında bulunulmuştu.TSK`NIN 2011 YILINDA NARİN KORKMAZ İLE İLGİLİ HAZIRLADIĞI RAPOR:Casusluk çetesi TÜBİTAK`ta fişleme yaptıDeniz Kuvvetleri ve askeri hastanelerde örgütlenerek gizli bilgileri sızdıran çete, TÜBİTAK`taki yasadışı faaliyetleriyle de gündeme gelmişti. Yasadışı örgütün Askeri Gizlilik dereceli projeleri yürüten ülkenin kozmik kuruluşlarından TÜBİTAK`ta çalışan 1048 personeli `ideolojik solcu, alevi, dinci, Ermeni, Yahudi, ülkücü` diyerek fişlediği ortaya çıkmıştı.Bülent Arınç`ı adım adım takip etmişlerİzmir Cumhuriyet Başsavcılığı`nın hazırladığı Askerî Casusluk iddianamesi`ne göre suç örgütünün arşivi niteliğindeki Pandora veri tabanında İbrahim Akın adlı bir şahıs kastedilerek “Sayesinde Bülent Arınç`ın adımlarından haberimiz oluyor” ifadelerinin yer aldığı ortaya çıkmıştı. Yine iddianameye göre ismi geçen Arınç`ın danışmanı İbrahim Akın`ın 11 farklı eskort bayanla irtibatı tespit edilmiş ve iddianameye bu şekilde yazılmıştı. Pandora veri tabanında, Abdulkadir Karataş hakkında ise “Abdulkadir Karataş Kaymakam, Bülent Arınç`ın ailesiyle ilgili değerli bilgiler getirdi” bilgilerinin yer aldığı tesbit edilmişti. Ayrıca AKP`ye 2008 yılında açılan kapatma davasının, söz konusu suç örgütü tarafından adım adım takip edildiği gündeme gelmişti. Arınç, TRT Haber`de katıldığı programda takip edildiğini doğrulamış ve iddianamede kendisyle ilgili bölümü okuduğunu söylemişti.Başörtülü kadınları fişleme kataloğu hazırladılarAskeri Casusluk soruşturması kapsamında Gölcük Donanma`da ele geçirilen harddisklerle ilgili Askeri Bilirkişi raporunda, harddisk içinden çıkan ve fişlemeler için hazırlanan dökümanlarda, askeri personelin ailesine yönelik `fişleme formları` ile `hangi cemaatin kadınları nasıl giyinir`i anlatan canlı mankenlerle çekilmiş başörtüsü anlatımları tespit edildi.


23 Ağustos 2014 Cumartesi  02:13

Zaman

Manşet - Sabah`ın haberinde 4 yalan birden


Kara propaganda ve karalama haberlerde sınır tanımayan Sabah yine yalanlandı. Eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, gazetenin `Paralel enerji casusluğu` başlıklı manşetine tepki gösterdi. Haberdeki 4 yalanı tek tek sıraladı.17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından karalama kampanyası başlatan hükümete yakın Sabah Gazetesi, yalanda sınır tanımıyor. Gazetenin hiçbir belge ve somut delil sunmadan manşetine taşıdığı bir haberinin daha doğru olmadığı ortaya çıktı. Eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, hakkındaki `Paralel enerji casusluğu` başlıklı manşete tepki gösterdi. `Gülen`in has adamı` gibi ifadelerle algı operasyonu yapılarak karalama kampanyası yürütüldüğünü kaydeden Akyürek, söz konusu haberin gerçek dışı ve hayal mahsulü olduğunu, iddialara cevap vererek gözler önüne serdi.Ramazan Akyürek`in, avukatı aracılığıyla yaptığı açıklama şöyle: “EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ve üyelerinin 2009 tarihinden sonra teknik ve fizikî takibe alındığı, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ve ailesinin takip edildiği ileri sürülmüştür. Oysa müvekkilim Ramazan Akyürek, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı görevini 2009 yılında bırakmıştır. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz`ın 2009 yılında dinlenildiği ve takibe alındığı ileri sürülmüştür. Mustafa Yılmaz Şubat 2014`te EPDK başkanı olmuştur. Haberde belirtilen tarihte EPDK başkanı Mustafa Yılmaz değildir. 2009 tarihinde Mavi Akım, Şahdeniz ve Nabucco projelerinin gündemde olduğu dönemde, dinleme ve teknik takibe başlandığı iddia edilmiştir. Oysa Mavi Akım projesinin 2000`lerin başında imzalandığı, Nabucco ve Şahdeniz projelerinin de 2011 ve 2012`de gündemde olduğu ve imzalandığı düşünüldüğünde haberin hayal mahsulü olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Yine ilgili haberde, Ramazan Akyürek hakkında bu konuya ilişkin açılan soruşturma bulunduğu, bu soruşturma kapsamında bilgi belgelere ulaşıldığı iddia edilmiştir. Oysa müvekkilim hakkında açılmış böyle bir soruşturma olmadığı gibi, haber ile ilgili hiçbir belgeye yer verilmemiştir. Haberi doğrular nitelikte somut bir delil, bilgi belge sunulmamış ve gösterilmemiştir. İddialar gerçek olmadığı için bir belge gösterilmesi de mümkün değildir.”Akyürek, yayını yapanlar hakkında hukukî ve cezaî takibat yapılacağını ve titizlikle takip edileceğini de kaydetti.


19 Ağustos 2014 Salı  02:15

Zaman

Manşet - Ramazan Akyürek, iddiaları yalanladı


Eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, hakkında Sabah gzetesinin yaptığı yayınlara ilişkin avukatı Adnan Şeker aracılığı ile bir açıklama yaptı. Gazetede yer alan iddiaların asılsız olduğunu ifade eden Akyürek, yayını hazırlayan kişilerle hukuki mücadelenin sürdürüleceğini belirtti.Akyürek`in avukatı Adnan Şeker tarafından yapılan açıklamada, gazetenin 18 Ağustos 2014 tarihli nüshasında, manşetten verilen `Pensilvanya`nın Kozmik İhaneti` ve `Paralel Enerji Casusluğu` haberleri ile Akyürek hakkında verilen haberlerin tamamen gerçek dışı ve hayal mahsulü olduğu ifade edildi. Haberde Ramazan Akyürek`in, `Gülen`in Has Adamı` ve `Gülenist Polis Şefi` gibi ifadeler kullanılarak bir grupla irtibatlandırma yapılmak istendiğini belirten avukat Şeker, algı operasyonu yapılarak karalama kampanyası yürütüldüğünü kaydetti.`HABERDE YER ALAN 4 İDDİA GERÇEK DIŞI`Yayınlanan haberlerin Ramazan Akyürek ile alakalı olmadığı, gerçek dışı ve hayal mahsulü olduğunu örneklerle açıklayan Şeker şöyle devam etti: `EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ve üyelerinin 2009 tarihinden sonra teknik ve fiziki takibe alındığı, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ve ailesinin takip edildiği ileri sürülmüştür. Oysa müvekkilim Ramazan Akyürek, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı görevini 2009 yılında bırakmıştır. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz`ın 2009 yılında dinlenildiği ve takibe alındığı ileri sürülmüştür. Mustafa Yılmaz Şubat 2014`te EPDK Başkanı olmuştur. Haberde belirtilen tarihte EPDK başkanı Mustafa Yılmaz değildir. 2009 tarihinde Mavi Akım, Şahdeniz ve Nabucco projelerinin gündemde olduğu dönemde, dinleme ve teknik takibe başlandığı iddia edilmiştir. Oysa Mavi Akım Projesinin 2000`lerin başında imzalandığı, Nabucco ve Şahdeniz projelerinin de 2011 ve 2012`de gündemde olduğu ve imzalandığı düşünüldüğünde haberin hayal mahsulü olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Yine ilgili haberde, Ramazan Akyürek hakkında bu konuya ilişkin açılan soruşturma bulunduğu, bu soruşturma kapsamında bilgi belgelere ulaşıldığı iddia edilmiştir. Oysa müvekkilim hakkında açılmış böyle bir soruşturma olmadığı gibi, haber ile ilgili hiçbir belgeye yer verilmemiştir. Haberi doğrular nitelikte somut bir delil, bilgi belge sunulmamış ve gösterilmemiştir. İddialar gerçek olmadığı için bir belge gösterilmesi de mümkün değildir.`Gazetede yer alan yayınlar ve yayını hazırlayan kişiler ile hukuk çerçevesinde mücadeleye devam edileceğini kaydeden Şeker, yayını yapanlar hakkında hukuki ve cezai takibat yapılacağı ve titizlikle takip edileceğini belirtti.(CİHAN)


18 Ağustos 2014 Pazartesi  16:14

Zaman

Manşet - Der Spiegel: Alman İstihbaratı, 2009`dan beri Türkiye`yi dinliyor


Almanya Federal Haberalma Teşkilatı BND`nin Türkiye`yi ve ABD`yi yıllardan beri dinlediği iddia edildi. Alman basınında çıkan haberlere göre bir Alman istihbarat görevlisinin sızdırdığı belgelerde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile birlikte 2009 yılından beri Türkiye`nin de dinlendiği belirtiliyor.Almanya ile ABD arasındaki casusluk skandalı yeni bir boyut kazandı. Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA başta Almanya Başbakanı Angela Merkel olmak üzere üst düzey politikacı ve yöneticileri dinlerken Almanya Federal Haberalma Teşkilatı BND`nin de boş durmadığı ortaya çıktı.Alman basınında çıkan haberlere göre Almanya Federal Haberalma Teşkilatı BND de, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton`u dinledi. CIA`e casusuluk yaptığı belirlenen Alman istihbarat görevlisi Markus R.`nin iki yıl boyunca sızdırdığı 218 belgeye göre, Alman istihbaratı Hillary Clinton`u en az bir kez dinledi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry`nin casusluk krizi kapsamında elde ettikleri belgeleri Alman mevkidaşı Frank-Walter Steinmeier`e aktardığı ve “Sizin de boş durmadığınızı biliyoruz` mesajı verdiği belirtiliyor.Almanya, ABD`ye karşı sistematik bir dinlemeyi reddederken, Hillary Clinton`un yaptığı bir görüşmenin tesadüfen dinlemeye takıldığını, dinlemenin derhal silinmemesinin ise yanlış bir tutum olduğunu savunuyor.`2009`dan beri Türkiye`yi dinliyor`Bu arada Hillary Clinton vakasının tek olmadığı, geçmişte ABD ve başka NATO ülkesi yetkililerinin zaman zaman dinlendiği de haberde yer alan bilgiler arasında. Casus Markus R.`nin sızdırdığı bilgiler arasında Alman Hükümeti tarafından Federal Haberalma Teşkilatı BND`ye verilen dinleme görevlerine ilişkin 2009 yılına ait bir belgenin de bulunduğu belirtiliyor.Der Spiegel`e göre Almanya`nın dinlediği NATO ülkesi Türkiye. İddiaya göre, Alman Hükümeti tarafından verilen görevle BND, 2009 yılından beri Türkiye`yi dinliyor.(DHA)


16 Ağustos 2014 Cumartesi  14:37

Zaman

Manşet - Der Spiegel: Alman İstihbaratı, Türkiye`yi dinliyor


Almanya Federal Haberalma Teşkilatı BND`nin Türkiye`yi ve ABD`yi yıllardan beri dinlediği iddia edildi. Alman basınında çıkan haberlere göre bir Alman istihbarat görevlisinin sızdırdığı belgelerde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile birlikte 2009 yılından beri Türkiye`nin de dinlendiği belirtiliyor.Almanya ile ABD arasındaki casusluk skandalı yeni bir boyut kazandı. Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA başta Almanya Başbakanı Angela Merkel olmak üzere üst düzey politikacı ve yöneticileri dinlerken Almanya Federal Haberalma Teşkilatı BND`nin de boş durmadığı ortaya çıktı.Alman basınında çıkan haberlere göre Almanya Federal Haberalma Teşkilatı BND de, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton`u dinledi. CIA`e casusuluk yaptığı belirlenen Alman istihbarat görevlisi Markus R.`nin iki yıl boyunca sızdırdığı 218 belgeye göre, Alman istihbaratı Hillary Clinton`u en az bir kez dinledi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry`nin casusluk krizi kapsamında elde ettikleri belgeleri Alman mevkidaşı Frank-Walter Steinmeier`e aktardığı ve “Sizin de boş durmadığınızı biliyoruz` mesajı verdiği belirtiliyor.Almanya, ABD`ye karşı sistematik bir dinlemeyi reddederken, Hillary Clinton`un yaptığı bir görüşmenin tesadüfen dinlemeye takıldığını, dinlemenin derhal silinmemesinin ise yanlış bir tutum olduğunu savunuyor.`2009`dan beri Türkiye`yi dinliyor`Bu arada Hillary Clinton vakasının tek olmadığı, geçmişte ABD ve başka NATO ülkesi yetkililerinin zaman zaman dinlendiği de haberde yer alan bilgiler arasında. Casus Markus R.`nin sızdırdığı bilgiler arasında Alman Hükümeti tarafından Federal Haberalma Teşkilatı BND`ye verilen dinleme görevlerine ilişkin 2009 yılına ait bir belgenin de bulunduğu belirtiliyor.Der Spiegel`e göre Almanya`nın dinlediği NATO ülkesi Türkiye. İddiaya göre, Alman Hükümeti tarafından verilen görevle BND, 2009 yılından beri Türkiye`yi dinliyor.(DHA)


16 Ağustos 2014 Cumartesi  14:24

Zaman

Manşet - Alman istihbaratının Türkiye`yi dinlediği iddia edildi


Almanya Federal Haberalma Teşkilatı BND`nin Türkiye`yi ve ABD`yi yıllardan beri dinlediği iddia edildi. Alman basınında çıkan haberlere göre bir Alman istihbarat görevlisinin sızdırdığı belgelerde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile birlikte 2009 yılından beri Türkiye`nin de dinlendiği belirtiliyor.Almanya ile ABD arasındaki casusluk skandalı yeni bir boyut kazandı. Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA başta Almanya Başbakanı Angela Merkel olmak üzere üst düzey politikacı ve yöneticileri dinlerken Almanya Federal Haberalma Teşkilatı BND`nin de boş durmadığı ortaya çıktı.Alman basınında çıkan haberlere göre Almanya Federal Haberalma Teşkilatı BND de, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton`u dinledi. CIA`e casusuluk yaptığı belirlenen Alman istihbarat görevlisi Markus R.`nin iki yıl boyunca sızdırdığı 218 belgeye göre, Alman istihbaratı Hillary Clinton`u en az bir kez dinledi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry`nin casusluk krizi kapsamında elde ettikleri belgeleri Alman mevkidaşı Frank-Walter Steinmeier`e aktardığı ve “Sizin de boş durmadığınızı biliyoruz` mesajı verdiği belirtiliyor.Almanya, ABD`ye karşı sistematik bir dinlemeyi reddederken, Hillary Clinton`un yaptığı bir görüşmenin tesadüfen dinlemeye takıldığını, dinlemenin derhal silinmemesinin ise yanlış bir tutum olduğunu savunuyor.`2009`dan beri Türkiye`yi dinliyor`Bu arada Hillary Clinton vakasının tek olmadığı, geçmişte ABD ve başka NATO ülkesi yetkililerinin zaman zaman dinlendiği de haberde yer alan bilgiler arasında. Casus Markus R.`nin sızdırdığı bilgiler arasında Alman Hükümeti tarafından Federal Haberalma Teşkilatı BND`ye verilen dinleme görevlerine ilişkin 2009 yılına ait bir belgenin de bulunduğu belirtiliyor.Der Spiegel`e göre Almanya`nın dinlediği NATO ülkesi Türkiye. İddiaya göre, Alman Hükümeti tarafından verilen görevle BND, 2009 yılından beri Türkiye`yi dinliyor.(DHA)


16 Ağustos 2014 Cumartesi  14:10

Zaman

Manşet - Her dönemde yaşanabilecek bir olay: İfk Hadisesi


Tarihî hâdiseler aynıyla değil, misliyle tekerrür eder. Tarihin bir döneminde yaşanmış bir olay; zamanın gereği olarak şahıs ve elbise değiştirerek yeniden insanlığın karşısına çıkar.Yaşanan hemen her hadisenin benzeri geçmişte bir şekilde yaşanmıştır, önemli olan bunları bilip gerekli dersi alabilmektir. Bu yönüyle “Peygamber asrı” da biz Müslümanlar için hayat ve tavırlarımızı düzene koymak adına önemli bir örnektir. Asr-ı Saadet`te cereyan eden hâdiseler mikro plânda, kıyamete kadar gelecek hâdiseler için bir ölçü birimi ve boy aynasıdır. Bu bakış açısından Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi vesellem) ve yakın çevresini bir ay boyunca derin ızdırap içinde bırakan “İfk hadisesi”ni değerlendirmemiz yerinde olacaktır.İfk HadisesiAllah Resûlü, hicretin 5. yılı Şaban ayında Mustalıkoğulları`nın Medine`ye saldırma planı içinde olduklarını haber almış; problemi daha büyümeden çözmek için bir sefer düzenlemişti. Yolun uzak olmaması ve Müslümanların gittikleri her seferden zaferle dönmeleri sebebiyle bu sefere çok sayıda münafık katılmıştı.Seferde pek çok fırsatı kendi emelleri adına kullanan münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selûl son olarak da müminlerin annesi Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) hakkında haysiyetsiz bir iftira ortaya atmıştı ki, burada asıl hedefi onun üzerinden İslam Peygamberi`ni karalamaktı.Nur Sûresi`nin 11-20. ayetlerinin nüzulüne sebep olan, İslam tarihinde İfk (aslından, esasından çevrilmiş, hakikati tahrif edilmiş söz, yalan, iftira ve bühtan) hadisesi olarak bilinen bu olayı, birinci ağızdan dinleyelim.Müminlerin annesi Hz. Âişe (r.anha) anlatıyor:Sefer dönüşü Medine`ye yakın bir yerde konaklamıştık. O sırada ihtiyaç sebebiyle ben biraz uzaklaşmıştım. Konaklama yerine dönerken gerdanlığımı düşürdüğümü fark ettim ve aramak için geri döndüm. Konaklama yerine gelince kafilenin ayrıldığını ve kimsenin kalmadığını gördüm.Özellikle kadınların rahat yolculuk yapmaları için devenin üzerine bağlanan “hevdec” denilen bir alet içinde yolculuk yapıyordum. Çok zayıf olduğumdan hevdeci devenin sırtına yerleştirirken içinde olmadığımı fark etmemişler. Ben de “aramak için geri dönerler” diye oracıkta beklemeye karar verdim. Bu arada uyumuşum.Bu tür seferlerde, Safvan İbn-i Muattal (r.a) kafileden kalan şeylere bakması için “artçı” bırakılırdı. Safvan gelip beni bu halde görünce “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” demiş ve ben de bu ses üzerine uyanmıştım. O gün Hz. Safvan`ın bunun dışında tek bir kelimesini dahi işitmedim. Yaklaşıp binmem için devesini çöktürdü ve yola devam ettik. Öğleye doğru konakladıkları yerde kâfileye yetiştik. Bu gecikme başlangıçta bir problem gibi görülüp konuşulmamışken daha sonra İbn-i Selûl`ün köpürtmesiyle büyüyüp fitne halini almıştı.Medine`ye geldik. Yolculuğun verdiği yorgunluk da eklenince hasta olmuştum. Fakat eskiden hasta olduğum zamanlarda gösterdiği ilgiyi Resul-i Ekrem`den (sas) şimdi göremiyordum; hiçbir şeyden haberim yoktu ama bir şeyler de hissediyordum.Her neyse, bir gün Mıstah ibn-i Üsâse`nin annesi ile dışarı çıkmıştık. Dönüşte, ayağı takıldı ve tökezledi. Ağzından kendi oğlu için, “Kahrolası Mıstah!” ifadeleri döküldü.“Bedir`de bulunmuş birisi hakkında nasıl böyle bir şey dersin?” diye ikaz edince,-Haberin yok mu? dedi ve süreci anlattı. Ağlayarak eve döndüm; hastalığım daha da artmıştı. Resûl-i Ekrem gelince müsaade alıp babaevine gittim; anneme sordum:-Anneciğim, bu insanlar neler söylüyor? Annem beni teselli ederken babam geldi ve olayı yeni duyduğumu öğrendi. Hep beraber ağlamaya başladık…Bir müddet sonra Allah Resûlü geldi. Selam verip yanıma oturdu. Beni çok sarsan şu cümleleri söyledi:-Yâ Âişe! Çok kritik bir süreçten geçiyoruz, durum mühim. Seninle alakalı birtakım sözler bana kadar ulaştı. Sen böyle bir şeyden uzak isen; zaten Allah temize çıkarır. Eğer insanlık icabı günaha düştüysen; Allah`a tövbe istiğfar et. Kul tövbe edince Allah tövbeleri kabul eder.Allah Resûlü sözlerini bitirince benim gözyaşlarım boşaldı. Babam ve annemden cevap vermelerini istedim ama neticede söz bana kaldı. Gerçi konuşabilecek durumda değildim ama şunları söylemeden de edemedim:-Vallahi görüyorum ki, hakkımda bir dedikodu duymuş ve inanmışsınız. Şimdi ben size “Ben böyle bir şey yapmadım” desem bana inanmayacaksınız. Allah gerçeği bildiği halde bir “itiraf”ta bulunsam inanıp tasdik edeceksiniz. Durumumu anlatacak bir misal bulamıyorum, ancak Hz. Yusuf`un babasının dediği gibi -hüzünden Hz. Yakub`un adını hatırlayamamıştım- diyebilirim:“Bundan sonra bana düşen, ümitvar olarak güzelce sabretmektir. Ne diyeyim, sizin bu anlattıklarınız karşısında, Allah`tan başka yardım edebilecek hiç kimse de olamaz!” (Yusuf Sûresi, 18) Bunları söyledikten sonra -zaten takatim de kalmamıştı- gidip yatağıma uzandım.Efendimiz yerinden kalkmamıştı ki, vahiy geldi. Benim hakkımda kıyamete kadar okunacak ayetler geleceğini tahmin edemezsem bile kendimden emindim; ama annem-babam dedikodulardan etkilenmiş olabilirdi!Efendimiz,-”Müjde ya Âişe! Allah seni, hakkında yapılan dedikodulardan temize çıkardı.” dedi. Annem, teşekkür etmemi söyleyince; “Sadece Allah`a hamdederim; başka hiç kimseye minnetim yok!” dedim.Nur Sûresi`nin 11. ayetinden itibaren benim masumiyetimi bildiren 10 ayet indirilmişti.Bu ayetler gelince Resûl-i Ekrem sahabe içerisinde dillerine sahip olmayıp iftirayı yayan bazılarına “had cezası” uyguladı.Allah Resûlü ifk hadisesi dışında kendisine yapılan hakaret ve ezalara karşı bir nevi hazırlıklıydı. İfk hadisesi ansızın olmuş, içerden gelmiş ve bir anda münafıkların yaymasıyla Medine`de hava değişmişti. Bu şayia ahlaki değerleri insanlığa sunan Peygamberimiz`i en hassas yerinden vuruyor, kendi değerleri noktasında şaibe altında bırakmaya çalışıyordu.İfk hadisesiyle ilgili ayetler gelmeden önce Allah Resûlü (sas) bizzat kendi hanesinin masumiyetine dokunan ve elde hiçbir delil olmadan ileri sürülen yalan ve iftiralara karşı pek çok sahabî ile istişare etmiş ve herkes istişarede konunun ve konumunun hakkını vermişti.İfk hâdisesi üzerine gelen ayetler…Detayları tefsirlere bırakarak şimdi bu ayetlerin bazılarını kısaca görelim.O iftirayı çıkaranlar, içinizden küçük bir gruptur. Siz o iftirayı kendi hakkınızda fena bir şey sanmayın, bilakis o sizin için hayırlıdır. O iftiracılara gelince, onlardan her birinin, kazandığı günah nispetinde cezası vardır. Cezanın en büyüğü ise bu yaygaranın elebaşılığını yapan şahsa olacaktıır. (Nur, 11)Bu olay vesilesiyle kıyamete kadar geçerli evrensel bazı prensipler net bir şekilde gösterilmiştir. Örnek olarak,1.Beraet-i zimmet asıldır. Suçu sabit oluncaya kadar herkes masumdur.2.İddia eden ispatla yükümlüdür.Cenab-ı Hak, müminlere neticesi itibarıyla ağır ve sorumluluk gerektiren bir haber işittikleri zaman ne yapıp, ne diyeceklerini göstermiştir. Müslüman hüsnüzan eder, sarih delil yoksa kimseyi suçlamaz, suçlayanı dinlemez ve hele iftira olabilecek bir sözü asla yaymaz/yaymamalıdır.Siz ey müminler, bu dedikoduyu daha işitir işitmez, mümin erkekler ve mümin kadınlar olarak birbiriniz hakkında iyi zan besleyip; “Hâşa, bu besbelli bir iftiradan başka bir şey değildir!” demeniz gerekmez miydi? (Nur, 12)Bu dedikodu Medine`de yayılınca, tam mümince bir duruş gösteren Ebû Eyyûb el-Ensari, eşine; “Allah için söyle, böyle bir şeyi sen yapar mısın?” diye sordu. “Asla!” cevabını alınca da ekledi:“Unutma ki Âişe, senden daha hayırlıdır! O da yapmaz.”Allah, İstanbul`un aziz misafirinin tavrını, benzeri iftira kampanyaları karşısında Müslümanlara, nasıl davranacaklarını gösterme adına ayetle sabitleştiriyordu. Evet, Müslüman zahirde gördüğü, bildiği şeylerin aksine delilsiz iddialar duyduğunda hiç duraksamadan “bu apaçık bir iftiradır” demelidir.Nur Sûresi 13. ayeti, şahitsiz, delilsiz sözleri/iddiaları ortaya atanların müfteri olduğunu ve Allah katında “yalancı” olarak kaydedildiklerini, bunlara ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini beyan eder.15. ayette bir müminin iffetine dokunacak sözlerin, mümin ağızlardan basitçe çıkmaması gerektiği bildirilir.“Eğer mümin iseniz, Allah böylesi bir şeyi tekrarlamaktan sizi kesinlikle sakındırıp yasaklıyor!” (Nur, 17)Tarihin herhangi bir döneminde benzer bir suçlamaya maruz kalan müminleri de Allah koruma altına alıyor. Benzer şekilde delilsiz iddialarla karşılaşıldığı zaman, müminler bunun büyük bir olay olduğunu bilmeli ve bunu dilleriyle rahat rahat yaymamalıdırlar.Bu ve benzer ayetleri incelediğimizde görüyoruz ki, Kur`an, münferid/tekil olaylardan bahsederek bunlardan genel ve evrensel prensipler çıkardığı gibi, şahısların her dönemde geçerli olan “vasıf” ve karakterlerine dikkat çeker. Şahıslardan bahsederken de onları örnek alınması/sakınılması gereken “prototip”ler olarak ele alır.Kur`an`da müminleri sakındırmak için yapılan kâfir ve münafık “tipoloji”si gerçekten dikkat çekicidir.*İlahiyatçı, yazar.


23 Ağustos 2014 Cumartesi  02:13

Zaman

Manşet - Teröristleri tek tek dolaşıp polisler aleyhinde ifade istemişler


İzmir`de gazete kupürüyle başlatılan operasyonda gözaltına alınan 32 polisten 11`i tutuklandı, 21`i serbest bırakıldı. Polislerin avukatı İsmail Hakkı Küçük ve Ali Aksoy ise bir hukuk skandalını deşifre etti.Küçük; PKK, El Kaide ve Hizbullah militanlarının polisler aleyhine ifade vermeye zorlandığını açıkladı, “Teröristleri tek tek dolaşmışlar. `İstihbarat Şube sizi dinlemiş, şikâyetçi olursanız gereğini yapacağız.` telkininde bulunmuşlar.” dedi. Avukat Aksoy da 6-7 kişinin, tahliye garantisiyle polisler aleyhinde konuşturulduğunu söyledi.İzmir`de gazete kupürüyle başlatılan soruşturmada tutuklanan bazı polislerin avukatlığını yapan avukat İsmail Hakkı Küçük ve avukat Ali Aksoy çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gözaltına alınanlardan Komiser Remzi B. ve Edip Ç.`nin avukatı olan avukat İsmail Hakkı Küçük, operasyonun askerî casusluk ve liman operasyonunun rövanşı olduğunu iddia etti. Avukat Küçük, operasyonun bir gazete kupüründen ibaret olduğunu belirterek, “Müvekkillerimizin aleyhinde ifade vermeleri, şikâyetçi olmaları için daha önce yakaladıkları, haklarında işlem yaptıkları teröristleri teker teker dolaştılar. `İstihbarat şube müdürü sizi dinlemiş, şikâyetçi olursanız biz gereğini yapacağız` diye telkinde bulunuyorlar.” dedi.`OPERASYON GAZETE KUPÜRÜNDEN İBARET`Operasyonun bir gazete kupüründen ibaret olduğunu da söyleyen avukat İsmail Hakkı Küçük, “İzmir İstihbarat Şube müdürü veya İstihbarat Daire başkanının ekran görüntüsü Star gazetesinde yayımlandı. İkisinden birinin ekranı, başkası değil. Onlar şu an şüpheli bile değil.” dedi. Bu soruşturmada avukat olarak tutuklamayı bırakın, soruşturmanın başından itibaren gözaltı ve yakalamanın dahi aslında gereksiz, yersiz ve hukuksuz olduğunu söyleyen Küçük, bütün avukatların değerlendirmesinin bu yönde olduğunu ve polislerin ifadelerinin zor şartlarda alındığını belirtti. Savcıların, gözaltına alınacakları Başbakan`ın danışmanlarıyla beraber belirlediği iddiasını da ortaya atan Küçük, şöyle konuştu: “Savcı beyle biz aynı dönemde okuduk. Aynı dersleri, aynı hocalardan dinledik. Hukuku, vicdanı bir kenara bırakmış, insanların savunmalarını hiç dinlemeye bile gerek duymadan, usulen dinliyormuş gibi yapıp müvekkillerimizi üç gruba ayırdı. İlk grup 12 kişiydi, ikinci ve üçüncü grup 10`ar kişi. İfadeleri tamamlandıktan sonra tamamını tutuklamak için sevk etti. Bütün müdafi avukatlar ve gözaltındaki şu an adliyede bulunan emniyet personeli yapılan hukuksuzlukları, yanlışlıkları hepsini ayrı ayrı anlattı. Artık hâkim dayanamaz oldu, çünkü içerisi şu an belki de 40 derece vardır. Klimalar kapalı, kapılar da kapalı. Halbuki bu insanlar, savunma hakkı kutsaldır, savunma yapmaları lazım. Zorunlu ihtiyaç hariç, hiç ara vermemek üzere. Bu insani bir şey değil. Savunma hakkı veriyoruz diye, aslında savunma hakkı tamamen yok ediliyor. Kullanılamaz hale getiriliyor. İnsanlar, bazı avukatlar fenalık geçirdi.” şeklinde konuştu.`ALEYHTE İFADE KARŞILIĞI TAHLİYE GARANTİSİ İDDİASI`Polislerin avukatlarından Ali Aksoy da çarpıcı bir iddia ortaya attı. Müvekkillerinin istihbaratçı polis olması sebebiyle bütün organize suç örgütleriyle, terör örgütleriyle mücadele etmek durumunda olduğunu aktaran Ali Aksoy, “Müvekkillerimiz başta PKK olmak üzere El-Kaide, Hizbuttahrir, Hizbullah gibi, IŞİD gibi Türkiye`de faaliyetini çoğaltan terör örgütleriyle mücadele etti. Mücadele sırasında, terör örgütü üyesi kişileri takipleri sırasındaki, takip telefon dinlemeleriyle alakalı olarak önleme dinlemesiyle alakalı bu kişilerden kamu personeli olanların suça bulaşmış da olsa bunların teşvik edilerek polisler hakkında şikâyetçi olmaları istenmiştir. Bu süreç tabiri caizse müvekkillerimize aylar öncesinden başlatılan bir kumpasın sonucu olarak adım adım icra edilmiştir.” dedi. Soruşturma kapsamında tutuklanan polislerin, daha önce mücadele ettikleri suç örgütlerinin bulunduğu cezaevine gönderildiğini vurgulayan avukat Ali Aksoy, “Yapılan tutuklama sonucunda müvekkillerimiz suç örgütlerinin, teröristlerin kaldıkları cezaevine gönderildi.” dedi.


23 Ağustos 2014 Cumartesi  02:13

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  

geçmiş zaman haberi 2000 28 subat  çöp kamyonunun girdigi ev  gaziantep hakimiyet gazetesi 20 aralık 2010  bayram tatili önemi alındı  ölümlü kaza 23 şuziran 2010 posta  öss zaman deneme sonuçları  01 01 2009 zaman gazetesi  atv ana haber gecmıs 02 eylül 2010  ülke tv arşiv programını izle sıra dışı 9 eylül  21 nisan trafik kazası tarık kuru  29 ekim bayrak  ülke tv sıradış  12 temmuz 2009da izmit sakarya yolunda kaza  habertürk ege eki hayata gülümse  şeker dünya ikincisi  05 şubat 2009 öss zaman  çorlu kaza hab  13 12 2010 ege tv ana haber izle  15 nisan pazar günkü posta gazetesi arsiv  06 03 2010 gaziantep kanal 27 haber izle  11 yasinda ilk kitabi yayinlandi  konya 5 nisan 2011 haberleri