Bulunan Haber Sayısı: 200
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Habertürk

Gündem - `Onurları varsa hemen istifa etsinler`


Galatasaray`ın ilk golünün ofsayt olması, ikinci golde de Chedjou`nun topa koluyla vurması Kasımpaşa`yı isyan ettirdi. Yönetim Kurulu Üyesi Turgay Ciner, “Eğer onurları varsa, toplu halde hemen istifa etsinler” diyerek TFF ve MHK üyelerini görevi bırakmaya çağırdı


01 Kasım 2014 Cumartesi  03:23

Habertürk

Gündem - `İşçilere `Tuvaletinizi poşete yapıp vagonlara bırakın` dediler`


Madende şok iddia!


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:42

Habertürk

Gündem - 3 günde Moskova`da neler yapılır?


İşte eski ve yeni Moskova...


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:24

Zaman

Manşet - Şirin Neşat, Ortadoğu`da ilk sergisini açıyor


Geçtiğimiz ocak ayında Davos Zirvesi`nde kazandığı ödül ve yaptığı konuşmayla dikkatleri üzerine çeken sürgündeki İranlı sanatçı Şirin Neşat (Shirin Neshat), Körfez ülkesi Katar`ın başkenti Doha`da sergi açıyor.Doha`daki Arap modern sanatlar müzesi Mathaf (Müze), 9 Kasım`da başlayacak olan, küratörlüğünü Mathaf`ın müdürü Abdellah Karroum`un üstlendiği Afterwards (Bilahare) adlı sergisi, sanatçının Ortadoğu`daki ilk kişisel sergisi olma özelliğini taşıyor. Şirin Neşat`ın eski ve yeni eserlerini bir araya getiren sergi, Firdevsi`nin epik destanı Şehname`den esinlenilen 2012 tarihli “Kralların Kitabı” (The Book of Kings) isimli fotoğraf serisini ve sanatçının 30 yıl boyunca odaklandığı kültürel ve politik olayları yorumlandığı video çalışmalarından oluşuyor. Sergi hakkında bilgi veren Abdellah Karroum, “Şirin Neşat`ın antik mitolojiler ve günümüzün olayları arasındaki paralellikleri, özgün şiirsel anlatımı ve güçlü yorumuyla fotoğraf, kaligrafi, şiir ve filmle ifade ettiği çalışmalarının gerçek anlamının, kendimizi eserin içine yerleştirerek bulabileceğimizi düşünüyorum.” diyor.Bugüne kadar Seul, New York, Detroit, Yorkshire, Amsterdam, Münih, Mexico City, Londra, Şikago`da sergiler açan Neşat, 2009`daki Venedik Film Festivali`nde “Gümüş Aslan” ile 48. Venedik Bienali`nde verilen ilk uluslararası ödülün de sahibi. Sergi, 15 Şubat`a kadar açık kalacak. Katar ise 2015 yılını “Türkiye Kültür Yılı” ilan etmeye hazırlanıyor.Mathaf`ta 7 binden fazla eser varArapçada `müze` anlamına gelen Mathaf, 2010 yılında koleksiyoner olan Şeyh Hassan bin Mohamed bin Ali Al Thani tarafından kuruldu. Arap coğrafyasına yayılan büyük modern sanat koleksiyonun kamuya açık bir alanda sergilenmesini sağlayan Mathaf, ağırlıklı olarak Arap dünyası ve tarihinin yorumlandığı, son 25 yılda üretilmiş 7 binden fazla sanat eserine ev sahipliği yapıyor. (qa)


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Habertürk

Gündem - `Biz içeride çalışırken onlar...`


Faciadan kurtulan işçi konuştu


01 Kasım 2014 Cumartesi  03:00

Zaman

Manşet - Siyasi baskı madenleri denetimsiz bıraktı


Denetleme raporları, teftiş sisteminin nasıl işlemez hale geldiğini gözler önüne serdi. 2012`de 58, 2013`te 54 madenin çalışması durduruldu. Soma gibi büyük bir facianın yaşandığı 2014`ün ilk altı ayında ise sadece 7 maden hakkında kapatma kararı verilebildi. Geçen yıl madenlere 379 bin lira para cezası kesilirken, miktar bu sene 30 bin liraya indi.Siyasi baskılar devletin denetim mekanizmasını felç etti. Müfettişler, iktidara yakın işadamlarına verilen işletmeleri denetlemeye gidemiyor, gitse bile ceza yazamıyor. Kapatılması gereken madenler için milletvekilleri, bakanlar, hatırlı kişiler devreye giriyor. Çalışma Bakanı Faruk Çelik bu tabloyu “Madenleri kapatacağımız zaman baskı görüyoruz.” sözüyle açıkça ifade etti. Bu denetlenemezlik, kazalara da davetiye çıkarıyor. Teftiş sisteminin nasıl işlemez hale getirildiği devletin istatistik rakamlarında somut şekilde görülüyor. Çalışma Bakanlığı verilerine göre madenlere yönelik idarî yaptırımlar önemli ölçüde azaldı. Soma gibi büyük faciaların yaşandığı bu yılın ilk altı aylık döneminde sadece 7 madene durdurma cezası verildi. Oysa bir önceki yıl 54, 2012`de ise 58 madene durdurma cezası verilmişti. Aynı şekilde idarî para cezaları da büyük oranda düştü. Geçen yıl 379 bin lira para cezası uygulanırken, bu sene rakam 30 bin liraya indi. Teftiş sayısı da 2005`te 27 bin iken 2013`te 8 bine geriledi.Madenler başta olmak üzere ölümlü iş kazalarında büyük artış yaşanıyor. Günde ortalama 5 işçinin öldüğü iş kazalarında son 9 ayda 1.414 işçi hayatını kaybetti. Bu tablonun altında yatan en önemli faktör olarak denetim yetersizliği öne çıkıyor. Siyasi baskıların felç ettiği denetim mekanizması işlemez hale geldi. Çalışma Bakanlığı`nın verilerine göre madenlerde hayati tehlike sebebiyle verilen `işin durdurulması` ve idari para cezalarında önemli düşüş gözleniyor. Çalışma Bakanı Faruk Çelik`in CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli`nin soru önergesine 20 Ekim 2014 tarihinde verdiği cevap, yaptırım uygulanan maden sayısındaki azalmayı gözler önüne serdi. 2010 yılında 59 madende işin durdurulmasına karar verilirken, bu rakam 2011`de 46, 2012`de 58, 2013`te 54 oldu. Ancak 2014`ün ilk altı aylık döneminde büyük azalma yaşanarak 7`ye düştü. Bakanlık, madenlere yaptığı denetimlerde hayati tehlike arz eden durumlarla üretimin durdurulması cezası veriyor. Geçici kapatma olarak da bilinen bu idari yaptırım, eksikliklerin tamamlanmasıyla kaldırılarak işletmeye yeniden üretim izni tanıyor. İdari yaptırımların zayıflaması, siyasi baskı sebebiyle denetimlerin yapılamadığını ortaya koyuyor. Zira aynı dönemde peş peşe iş kazaları yaşanırken madenlerin içler acısı hali sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve sektörel paydaşlar tarafından defalarca dile getirildi.Bakan Çelik`in Rahmi Aşkın Türeli`nin bir başka soru önergesine verdiği cevap da madenlere kesilen para cezalarının büyük ölçüde azaldığını ortaya koydu. Bakanlığın fazla çalışma ücretlerini ödemeyen, işçiye hak ettiği serbest zamanı kullandırmayan ve fazla mesai için işçinin onayını almayan madenlere kestiği para cezaları azaldı. Bu kapsamda 2013`te 379 bin lira idari para cezası uygulanırken, bu rakam 2014`te 30 bin liraya geriledi. Büyük iş kazalarına rağmen idari yaptırımların azalması, denetimlerin zayıfladığını ortaya koyuyor. Öte yandan, son 10 yıllık dönemde teftiş rakamlarındaki azalma da denetim mekanizmasını nasıl işlemez hale getirildiğini gözler önüne seriyor. 2005 yılında 27 bin teftiş yapılırken, bu rakam 2009`da 19 bine, 2011`de 15 bine, 2012`de 11 bine, 2013`te 8 bine geriledi. Oysa aynı dönemde işyeri sayısı 850 binden 1 milyon 500 bine çıktı. Çalışan sayısı da ikiye katlanarak 12 milyona dayandı. İşyeri ve çalışan sayısındaki bu artış dikkate alındığında teftiş sayısının azalması bir yana, önemli ölçüde artması gerekiyordu. Ancak iktidarın oluşturduğu baskı sebebiyle denetimler yapılamadı. Bu durum iş kazalarının ve ölümlerin artarak sürmesine yol açtı.Yönetmelik çıktı uygulaması bir yıl ertelendi301 kişinin hayatını kaybettiği Manisa Soma`daki facianın ardından değiştirilen Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği`nin yürürlüğü 1 yıl ertelendi. 24 Eylül`de Resmi Gazete`de yayımlanan yönetmeliğin yürürlük maddesi olarak 1 yıl sonrası olarak tespit edildi. Soma`nın ardından Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği değiştirilerek yeni tedbirler getirilmişti. Kaza anında işçilerin tahliyesi daha sıkı önlemlere bağlanırken, işverenin sorumluluğu artırıldı. Ancak bu önlemler uygulamaya sokulmadı.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Habertürk

Gündem - Dünyaya bir de bu çerçevelerden bakın


HABERTURK.COM Moda Yazarı Seda Zeynep Köse yazdı... szk@haberturk.


01 Kasım 2014 Cumartesi  01:30

Habertürk

Gündem - Pentagon`dan Esad sorusuna yanıt!


Pentagon Sözcüsü John Kirby: IŞİD`in büyümesinin önemli nedenlerinden biri Esad. IŞİD`i vurmak taktiksel olarak Esad`a yarar sağlar


01 Kasım 2014 Cumartesi  01:12

Zaman

Manşet - Lale Kemal - Yine başa döndük


Asker mimarları, 28 Şubat darbesini, postmodern darbe olarak nitelendirmişlerdi.Zira, bu kez diğer darbelerden farklı olarak silah kullanmadan 1997 yılında bir iktidarı yani Refahyol koalisyon hükümetini yönetimden uzaklaştırmayı başarmışlardı. Bu anayasal suç niteliğindeki başarının! arkasında, dönemin TSK komuta kademesinin, karargaha koşa koşa giden yargı, basın mensupları, akademisyenler ve kimi sivil toplum kuruluşlarını, “irtica geliyor,” brifingleri ile adeta ateş altına almış olması, dönemin Cumhurbaşkanı Demirel`i de etkilemiş olması yatıyordu. Böylece generaller, psikolojik savaş yoluyla “güya irticayı bertaraf etmişlerdi.” Kimi darbelere dayanak oluşturan “irtica tehlikesi iddiası,” aslında toplumun mütedeyyin kesimlerini hedef alıyor, militan laikliği körüklüyor, dönemin Hizbullah`ı, aşırı sol örgütleri ve terörle akılcı mücadeleyi perdeliyordu.Geriye dönüp baktığımızda “irtica geliyor,” söyleminin aslında statükonun ayrıcalıklı konumunu olanca gücüyle sürdürmesinin bir aracı olarak ortaya çıktığı artık okunabiliyor kimi kesimlerce. Keza, PKK silahlı ayaklanmasının onlarca yıl devam etmiş olmasında da aynı okuma yapılabilir. Önceki gün gece yarısına sarkan 10 saat 25 dakikalık MGK toplantısı, 28 Şubat postmodern darbesinin önünü açan 2009`daki yaklaşık 9 saat süren toplantıdan daha uzun sürmüş ve yayımlanan bildiride, bu kez, irtica değil ama paralel yapı adı altında Gülen Cemaati ya da Hizmet Hareketi iç tehdit olarak kayıtlara geçirilmiş.Cumhurbaşkanı Erdoğan, aylardır paralel yapı diye nitelendirdiği Gülen Cemaati`ne yönelik linç kampanyaları sırasında zaten, hukuk devletinde yeri olmayan ve kabı kırmızı olduğu için Kırmızı Kitap diye anılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi`nde, ülke güvenliğine tehdit olarak bu hareketi kayda geçirteceğini ilan etmişti. Böylesine bir tasarruf, ülkenin ulusal güvenliğine gerçek tehdidi oluşturan, örneğin, IŞİD gibi örgütlerle Türkiye`nin mücadelesini zayıflatacak tıpkı 28 Şubat döneminde olduğu gibi. İktidarın, 17 Aralık yolsuzluk soruşturmalarını bir yandan kapattırırken diğer yandan Gülen Hareketi`ni neden hedef aldığını biliyoruz. Dolayısıyla, bu noktada benim en merak ettiğim konu, son zamanlarda, “belgesiz, somut kanıt olmadan, (Cemaat yanlısı oldukları iddia edilen) askerleri ordudan tasfiye etmeyiz,” mealinde açıklama yapan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel ve silah arkadaşlarının MGK`da nasıl bir tavır aldıkları. Orgeneral Özel`in, yukarıda vurguladığım sözleri göz önüne alındığında, şu sorular da akla gelebilir; MGK toplantısının olağandışı bir biçimde uzun sürmesinde, acaba, Erdoğan`ın, Gülen Hareketi`ni iç tehdit olarak yazdırmasına askerlerin sıcak bakmamaları mı rol oynadı, ya da tam tersine, sıcak baktılar da belki de gazete kupürleri ile de olsa sivil kanadın, iddialarını ispatlamasını mı uzun uzun dinlediler?MGSB`yi askerlerin dikte ettiği dönemlerde, Fetullah Gülen`in, kalın ve büyük harflerle iç tehdit unsuru olarak, örneğin, 2011 belgesinde yazıldığını ben gördüm. Ama o günden bugüne askerin de kimi konularda, geri tepmesinden ötürü ders çıkarttığını zannediyorum.Yine başa döndük. Bir dönem varlıklarını sürdürmek için irtica geliyor gibi bahanelerle anayasal suç teşkil eden darbeleri gerçekleştirenlerin yerini, otoriter bir yönetim inşaası yolunda hızla ilerleyen seçilmişler aldı. Nasıl Türkiye, darbeler yüzünden demokratik bir devlet inşa edemediyse bu kez de siviller üzerinden gelecekteki nesilleri de etkileyecek ve onarımı çok zaman alacak tahribat dönemine girmiş bulunuyor.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Zaman

Manşet - Su tahliyesi hızlandı, ancak çalışma aylarca sürebilir


Ermenek`teki madende mahsur kalan işçilerin aileleri bekleyişlerini sürdürürken ocağa dolan suyun tahliyesi sürüyor. İstanbul`dan gönderilen yüksek kapasiteli Ahtapot isimli makinelerin devreye girmesiyle tahliye hızlandı. Ancak uzmanlar su tahliyesinin tamamlanıp işçilere ulaşılmasının aylarca sürebileceğini belirtiyor.-Karaman`ın Ermenek ilçesi yakınlarında suyla dolan kömür ocağında mahsur kalan 18 işçiyi arama çalışmalarına devam ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi`nin gönderdiği ahtapot isimli iki adet su tahliye pompası dün tam randımanlı olarak çalışmaya başladı. Ancak Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Karaca, kurtarma çalışmasının 6 ay sürebileceğini söyledi.Has Şekerler Maden İşletme-si`ne ait ocakta mahsur kalan 18 işçiyi kurtarma çalışmalarında dördüncü gün geride kaldı. 350 metre derinliği bulunan maden ocağının 137 metresi su ile dolmuştu. Mahsur kalan işçilerin çıkarılması için ocağa dolan suyun tahliye edilmesi gerekiyor. İlk su tahliyesi, olaydan yaklaşık 20 saat sonra çarşamba günü sabah saatlerinde gerçekleştirilebildi. Ancak hortumun tahliye kapasitesi çok düşüktü. Bu sebeple İstanbul Büyükşehir Belediyesi`nden iki adet `Ahtapot` isimli makine bölgeye gönderildi. Ahtapotlardan birini taşıyan araç, olay yerine yaklaşık 5 kilometre kala kaza yapmıştı. Olayın dördüncü gününde iki ahtapot yoğun su tahliyesine başlayabildi. Ocakta yaklaşık 11 bin ton su ve balçık bulunduğu tahmin ediliyor.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Karaca, Karaman`da meydana gelen maden kazasında kurtarma çalışmasının 6 ay sürebileceğini söyledi. Mahsur kalan işçilerin kurtarılma ihtimalinin de çok düşük olduğunu belirten Karaca şu değerlendirmeyi yaptı: “Ocağı basan suyun, yer altındaki bir su gelirinden kaynaklandığını düşünüyorum. Kaza sonrası yapılan açıklamalarda, suyun bir an önce tahliye edileceği söyleniyordu fakat beklenen olmadı, hâlâ çalışmalar sürüyor. Çok daha alt kotlardan büyük sondaj makineleriyle bu suya müdahale edilmesi lazım. Ocaktaki suyun yükselmesini durdursak bile suyun ya da çamurun kısa sürede boşaltılması mümkün değil. İşçilerin bulundukları yerlere ulaşmak çok zaman alacak.Öte yandan maden ocağı önünde bekleyen işçi yakınları, alanda gördükleri ocağın mühendisi Sezgin Berberoğlu`na işçilere ocak dışında yemek yemelerine izin vermediği iddiasıyla saldırmak istedi. Mühendis, koşarak kaçarken, polis ve jandarma da işçi yakınlarını engelledi. Bu sırada sinir krizi geçiren işçi yakınlarından biri arkadaşları tarafından teskin edilirken, bir kadına da ambulansta müdahale edildi.Madenci ailelerinden suç duyurusuMadende mahsur kalan işçilerden Hüseyin Çolak`ın dünürü İbrahim Çoban, bakanların sahada gezdiklerini fakat dertlerine çözüm olamadıklarını söyledi. Çoban, “Bakanlar burada sadece göz boyamak için var, başka yaptıkları bir şey yok. Bu bakanların azıcık vicdanı varsa istifa ederler.” dedi. İşverenler hakkında işlem yapılması için Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı`na gittiklerini söyleyen Çoban, ancak savcının kendilerine “Ortada daha bir şey yok, işçiler ölü mü, sağ mı bilmiyoruz. Önce bir çıksınlar öyle bakarız.” dediğini aktardı. Mehmet Özcan`ın kayınbabası Kadir Kızılca ise 18 aile adına savcılığa suç duyurusu dilekçesi verdiklerini kaydetti. Öte yandan Ermenek Cumhuriyet Savcılığı şüpheli sıfatında olanlar için adli kontrol kararı alındığını açıkladı. Başsavcı ve iki savcı ile birlikte soruşturma başlatıldığı; defter, evrak ve diğer bilgisayar kayıtlarına el konulduğu bildirildi. Savcılık ayrıca, şüpheli sıfatında olanlar için adli kontrol kararı aldı.


01 Kasım 2014 Cumartesi  02:05

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  

çinde gökyüzünde görülen göz göz  çekte af son dakika  05 ekim haberleri  çandarlı da trafik kazası  isabet deneme cevap anahtarı  19 02 2011  öteki gündem video 12 02 2010  20 yaş üstü araçların toplanması yasası 2010  çorum hakimiyet 7 şubat  kontv 29 ocak 2009 çete operasyonu haberi  çek hapis kasım 2009  çeklere hapis cezası kalktı  ülke tv 23 ekim çalışma hayatı  çekiliş sonuçları onpe yayını  fox haber dolandırıcılık haberi  ölen kaan 20 ve irem 1 kaan 20 ve irem 17  çeteler  çarşamba günü bogaz köprüsünde olan trafik kazalar  04 07 2011 atv haber setye eziyeti  çekten hapis cezası kalktı  öteki gündem video 12 şubat 2010 saat 20 00  ölümlü trafik kazaları 29 aralık 2009