Bulunan Haber Sayısı: 30
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Erzurumlu, orucun hararetini limonlu semaver çayıyla gideriyor


Erzurumlular, serin yayla havasında kadim bir dost olan Ramazan ayını karşılayıp gönül kapılarını sonuna kadar açtı. Gündüzleri ev ve işyerlerinde Kur`an okuyup, camilerde ise cemaatle hatimlere iştirak eden Erzurumlu, iftarın ardından kendisini dışarı atarak, şehrin sosyal yaşantısında mihenk taşı olan semaver çayı demleyen mekânlara akın eder. Çam ağacının köz halinde yandığı semaverde demlenen çay eşliğinde sahura kadar sohbet eden dadaşlar, okunan ezanla birlikte en yakın camide teravih namazını eda eder. Hatm-i şerif eşliğinde kılınan teravih namazı sonrasında yine çay ocaklarında, işyeri ve evlerinin önünde yaktıkları semaver başlarında buluşan Erzurumlu, sahura kadar kâh tefekkür eder, kâh memleket meselelerine kafa yorar. Sohbetlerde içilen çayların sayısını ise ancak servis yapan garson bilir. Çaycı esnafı Ramazan ayını dört gözle bekler. Çünkü Dadaş`ın tuttuğu orucun hararetini limonlu ve kıtlama çayın keseceğini bilir. Bunun için Ramazan`da şehrin önemli parklarında, çay ocaklarında devasa semaverler kurulur. Kendinizi bir taburede oturmuş ve semaver ateşinde kıvamını bulmuş bir bardak çayı yudumlarken bulursunuz. 15 yıldır çaycılık yapan Ercan Tekmanlı, Yakutiye ilçesindeki açık hava çay ocağında Ramazan süresince odun ateşinde demlenen dev semaverlerde müşterilerine çay servisi yapıyor. Tekmanlı, bu amaçla sırf Ramazan için işyerinde servis ve ocakta çalışmak üzere 3 kişi istihdam etmiş. Özel üretim 50 litre su kapasiteli, 2 kazanın yanı sıra 200 bardak çay alan 2 semaver ile Ramazan süresince müşterilerine çay servisi yapıyor. Yılların çaycısı Tekmanlı, “Ramazan`da çay tüketimi artıyor. İftarla birlikte Erzurumlular sahura kadar limonlu, demli ya da açık çay tüketmeyi seviyor. Ramazan uzun yaz günlerine denk geldiği için oruç sonrasında müşterilerimiz daha çok kıtlama şeker eşliğinde limonlu ve demli çay içerek hararetlerini gideriyor. Şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin de semaver çayının tadına hayran kalması bizleri ziyadesiyle mutlu ediyor.” diyor.


06 Temmuz 2015 Pazartesi  04:46

Zaman

Manşet - Canlı yayında Ramazan mesajı: Kirli haberlere kulak tıkayın, sohbet-i canana sarılın


Fethullah Gülen Hocaefendi`nin canlı yayınla katıldığı sahur programı, dünyanın her köşesinden izleyicileri ekrana kilitledi ve sosyal medyada da kısa sürede dünya gündemine girdi. Herkul.org editörü Osman Şimşek`in Ramazan`ı nasıl geçirdiklerini anlatan açıklamalarının ardından gurbetteki iftar öncesi yapılan mealli mukabele canlı olarak izleyenlere sunuldu. Okunan ayetler tefsir edildi. Hocaefendi mealli mukabelenin ardından Ramazan ayının önemine dikkat çekerek son günlerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlattı. Hocaefendi`nin mukabele sonrası Ramazan ayına ilişkin sohbeti şöyle: “Bazı şeyleri kitabın ve sünnetin ruhuna uygun diye yapıyoruz. Bunda inşallah, Cenab-ı Hakk`ın rızasından başka bir mülahazamız da yok. Sürekli vird-i zebanımız `Allahümme`l-amele salih... vel ihlase`l-etem ve rıdake, rü`yatek` filan diyoruz. Bu dört esas bizim için çok önemli bunlara ulaşmak için de Kur`an-ı Muciz-ül Beyan`ı doğru anlamak, ehli dalaletin, batıl ehlinin anladıkları veya heva ehlinin anladıkları, Kur`an`a uyacaklarına Kur`an`ı kendilerine uyduranların anladıkları gibi değil. Elden geldiğince Kur`an`ı Muciz-ül Beyan`ı, Kur`an`ın anlaşılması gibi anlaşılma adına Sünnet-i Seniyye`yi yine Sünnet-i Seniyye`nin anlaşılması çerçevesinde, Siyer-i Nebevi`yi esasen anlaşılması gerektiği siyer felsefesi çerçevesinde anlama istikametinde arkadaşların isteği, arzusu, cehdi, gayreti ile burada sürdürmeye çalıştık.” BELKİ BAŞKALARI DA KUR`AN-I KERİM`İ ANLAMAK İÇİN BU ŞEKİLDE MUKABELE OKUR “Bu sene de bütünüyle mukabeleyi bir taraftan Kur`an-ı Muciz-ül Beyan`ın bir taraftan orijinal metni, İlahi Kelam`ı okuyarak, diğer taraftan da meal ulvi hakikatleri ne kadar aksettiriyor ama onun sahibine esasen, o mealleri yazanların sahiplerine güvenerek hatta farklı meallere de bu arada bakarak, hatta bazen farklı mülahazalarla da işin içine girdiler yaparak, böyle manasıyla, maani aliyesiyle, mefhum-u mukaddesi ile Kur`an-ı Muciz-ül Beyan`ı bir de böyle mütalaa edelim. Kim bilir belki bunun isabetli olduğunu görür, bundan sonra başkaları da, Rabb`imizin bize bir mesajı olarak, aynı zamanda bir ışık kaynağı, Nur ayeti de geçmişti burada, önümüzü aydınlatmak üzere bir rehber olarak gönderdiği bu kitabı muhtevasıyla anlayalım diye bundan sonra mukabeleleri öyle okumayı düşünebilir. Dili Arapça olanlar belki buna çok fazla ihtiyaç hissetmeyebilirler. Bizim gibi Arapça bilmeyenler buna zannediyorum ihtiyaçları vardır. 19. Cüz`e geldik. Ramazan`ın son günlerine geldik. Böyle yapmakla Kur`an-ı Kerim`e karşı saygısızlık yaptıksa Allah bizi affetsin. Buna içtihat hatası derim ben. İçtihat hatası yapanlar bir sevap kazanırlar. Şayet isabet olmuşsa iki sevap kazanılmış olur. Kur`an`ı hiç bilmeyenler, belki senede bir kere bile okumayanlar bu mukabele sayesinde 100`ü aşkın insan Kur`an-ı Müciz-ül Beyan`ı şöyle böyle, kulak dolması akıllarında kalabilecek şekilde bazı manalarına muttali olmuşlardır. Bir ikincisi de onlarda böyle bir arzu da uyanmış olabilir. Bundan sonra şöyle tafsilli açıklamalı bir meali ellerine alırlar. Hasan Basri Çantay Hoca`nın gibi, bizim Ali Ünal`ın gibi, Suat Hocamızın gibi meallerini ellerine alırlar Kur`an-ı Kerim`i okurken öyle okurlar. Onlarda böyle bir duygu uyarılmışsa şayet Allah`ın izni, inayeti ile bu da hayra vesile olur. Sizler böyle bir şeye sebebiyet verdiğinizden dolayı sizin defter-i hasenatınıza da sevap akar, Allah`ın izni, inayetiyle. Bir de iştirak-ı amel ciheti ile yani ahirete ait meselelerde iştirakte birler bin olur. Yani bir meseleyi icra eden bir tanesi bir heyet-i aliye içinde, onun etrafında kümelenmişlerse şayet, umumun defter-i hasenatına bir yönüyle yazılacak, umuma terettüb edecek sevap teker teker her bir fert için mukadderdir, müyesserdir, diyor.” İTİKÂF SÜNNETİ İHYA EDİLMELİ, AKSATMAMALI “İştirak-i amal-i uhreviye de böyledir. Bir de bu yol açıldıysa şayet bu Ramazan-ı Şerif`te arkadaşlarımız buna da önem verirler, iştirak-ı ameli uhreviye derler ve birleri bin yapmaya bakarlar. Hususiyle Ramazan`ın her günü mübarektir. Ama Efendimiz (sas) ve büyüklerimiz Ramazan`ın son 10 gününde Kadir Gecesi olduğunu söylerler. 21`inde, 23`ünde 25`inde 27`sinde… Bir dönem de 27`sine tevafuk ettiğinden dolayı bu öyle kabul edilegelmiş, umumi kabul halini almış. Dolayısıyla da bütün İslam dünyasında Ramazan-ı Şerif`in 27. gecesinde yaparlar bunu. Fakat Efendimiz (sas) son 10 gecesinde Ramazan-ı Şerif`in itikâf yapıyorlardı. Bu itikâf da işte o gecelerdi, o tek gecelerde esasen gözetiliyordu orada. Kendinden sonra da bir hayli insan itikâf yaptı. Kendi hayatı seniyelerinde mübarek validemiz çardaklar kurdu mescidin içinde itikâf yapmak istediler. Fakat o namaz kılmaya mani, böyle günümüzde olduğu gibi maksureli yerler olmadığından dolayı mahzurlu gördü, o sene iptal ettiler itikâflarını. Daha sonra da kaza ettiler.” “Bir de Ramazan`ın son günü imkân olsa itikâf esasen, itikâf Efendimiz`in (sas) bir sünnetidir. Cenab-ı Hakk`a yönelme, seyri sülük-ü ruhani ile seyfillah olma, hakikatlerini aksettiriyor gibi bir şey. Toplumumuzda unutulan sünnetlerden bir tanesi de budur. Oysaki kalbi ve ruhi hayata, cismaniyetten çıkma, hayvaniyeti bırakma, kalbi ve ruhi hayata yükselme, böylece rıtlatikeyi rabbaniye ufkuyla mı, sır ufkuyla mı, hafi ufkuyla mı, ahva ufkuyla mı, esma-yi ilahi sıfat-ı sübhaniye, itibarat-ı rabbaniye mülahazalarına girme, hadisin ifadesiyle görülüyor olma mülahazasını yaşama, görüyor olma mülahazasını yaşama, itikâf gibi tamamen kendini ona verme ibadeti ile ancak hâsıl olur.” “Keşke bunu bütün dünyada cami imamları yapsa, Diyanet İşleri Teşkilatı yapsa, zira halk önünde bu işi iyi bilenlere bakar. İyi bilenlere bakar ve yaparsa yaptığı şeyin bir misli sevabı onların defterine de geçer. Onlar da bunu görmediğinden yapmıyorsa şayet o sünneti terk etme vebali onların defterlerine kaydedilir. Öndekiler o mevzuda çok hassas yaşamalı, o itikâfı da bence aksatmamaya bakmalı.” “İnşallah bu son 10 güne girerken meseleyi biraz daha katlayarak yaşamak sureti ile Ramazan`ın ne olduğunu vicdanlarımıza duyururuz. Ramazan`ın ne olduğunu belki gelecek nesillere de duyururuz. Onlar da Allah`ın izni inayeti ile bereket ayını öyle değerlendirirler. Kulluktur bu.” “MÜLEVVES HABERLERE HİÇ KULAK ASMAMALI” “Belki bize düşen şey de, hiç olmazsa Ramazan-ı Şerif`in son 10 gününde fuzuli şey konuşmamalı, mülevves haberlere hiç kulak asmamalı, mülevves neşriyat yapan televizyonlar, radyolar, internetler; bunlara kapıları kapamalı ki Allah`a karşı açılacak kapılar açılsın. Yoksa yalanla, tezvirle, iftirayla, kinle, nefretle, gayzla köpürmüş insanların ağızlarından dökülen o levsiyatla hiç farkına varmadan bizim zihin dünyamız ve ruh dünyamız da kirlenir. Dolayısıyla onlara benzemiş oluruz. Onlara benzeyenler de onların yuvarlanacağı yere yuvarlanırlar. Değişik şeylere karşı panjurları kapamalı, kapıların hep Efendimiz`e (sas) karşı açık olmasını sağlamalı. Sohbet-i cananla bütün saatlerimiz geçmeli.”


06 Temmuz 2015 Pazartesi  02:02

Zaman

Manşet - Gülseven Yaşer`i tanımam, iddialarının hepsi yalan


Ergenekon davası sanıklarından Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) eski Onursal Başkanı Gülseven Yaşer`in, `Özel bir sohbette Sadettin Tantan, Necip Hablemitoğlu`nu emniyetçilerin vurduğunu söyledi.` şeklindeki açıklamalarına yalanlama geldi. Eski İçişleri Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, Yaşer ile bir tanışıklığı olmadığını, dolayısıyla da aralarında böyle özel bir görüşme yaşanmadığını söyledi. Hablemitoğlu cinayetinin yaşandığı dönemde İçişleri bakanı olmadığını, Haziran 2001`de görevden ayrıldığını dile getiren Tantan, önceki gün Hürriyet gazetesinde çıkan söz konusu açıklamalarla ilgili hukuki yollara başvuracağını aktardı. Hablemitoğlu cinayetinin işlendiği dönemde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı koltuğunda Sabri Uzun oturuyordu. Uzun, geçtiğimiz aylarda piyasaya çıkan kitabında Hablemitoğlu cinayeti ile ilgili olarak soyut iddialarda bulunmuştu. Uzun, kitabında “Cinayeti çözmek için çok uğraştım. Meğerse cinayeti aydınlatma görevini cemaat şakirdine vermişim.” şeklinde garip ifadeler kullandı. Hablemitoğlu`nun eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu ise buna sert tepki göstererek, “Uzun`un psikolojisi bozuk.” demişti.


01 Temmuz 2015 Çarşamba  02:13

Milliyet

Kültür Sanat - Tecavüzde dehşetinde 11 yaşından küçük diye ceza yok


Olay, 28 Ağustos 2010 tarihinde Tortum`un Şenyurt Beldesine bağlı Cihanlı Köyünde meydana geldi. Tülay- Nevzat A. çiftinin 7 çocuğundan 4`üncüsü N.A. esrarengiz biçimde ortadan kayboldu. Ayı tarafından kaçırıldığı sanılan N.A.`nın  4 gün sonra Şenyurt Yaylasındaki ormanlık alanda  toprağa ...


02 Temmuz 2015 Perşembe  12:10

Zaman

Manşet - Dink cinayetinde algı operasyonu medya üzerinden sürüyor


Hrant Dink cinayeti üzerinden algı operasyonu değişik şekillerde sürüyor. Bugün de, Milliyet gazetesi servis haberle devreye sokuldu. Haberde, `Dink`te yeni bulgular` başlıklı haberinde, cinayet öncesine ilişkin bazı bilgi ve belgelerin silindiği öne sürüldü. 24 adet Yasin Hayal`i takip formlarının yeni ortaya çıkarıldığına, Trabzon Emniyeti İstihbarat Şubesi`nde yazışmaların bulunduğu bir bilgisayarın Dink cinayetinden 9 gün önce “arızalandığı” gerekçesiyle Ankara`ya gönderildiği ancak bunun kaydına ulaşılamadığı iddiasına yer verildi. Savcılık tespitleri şeklinde verilen bilgi notunda, soruşturma kapsamında tutuklu bulunan emniyetçiler suçlanıyor. Kayıp formların içeriği ile bilgisayarla ilgili iddiaların cinayeti aydınlatacak hangi delileri içerdiği haberde bulunmuyor. Yine, haberin hedefi açık. Birilerinin suçlanıp birilerinin aklamak istendiği sonucu ortaya çıkıyor. 15 Şubat 2006 tarihinde başında bugün Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı olan Engin Dinç`in bulunduğu Trabzon İstihbarat Şubesi, haber elemanı Erhan Tuncel aracılığıyla Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink`e Yasin Hayal ve arkadaşları tarafından suikast düzenleneceğini bilgisini alıyor. Elde edilen bilgiler, ardından F4 raporunu haline getirilerek 17 Şubat 2006`da önce Dinç imzasıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi`ne, ardından da dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek tarafından onaylanarak Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı`na gönderiliyor. Ancak Dinç`in başında olduğu istihbaratın İstanbul istihbaratına eksik bilgi verdiği anlaşılıyor. Hayal`in abisi Osman Hayal hakkında, Trabzon`da olmasına karşın İstanbul`da şeklinde gerçeğe aykırı rapor düzenliyor. Söz konusu bilgilendirmede ayrıca Hayal ve arkadaşlarının Dink`i kesin olarak öldüreceği yönünde bir değerlendirmede de bulunulmuyor. Bununla birlikte Tuncel, polis memuru Muhittin Zenit aracılığıyla Trabzon istihbaratına 13 farklı bilgilendirmede bulunuyor. Bunlardan sadece 3`ü Dink ile ilgili. HAYAL VE GRUBU TAKİP ETTİRİLMEDİ Dinç`in başında olduğu Trabzon İstihbarat Şubesi, Erhan Tuncel`in bilgilendirmesinin ardından başta Yasin Hayal olmak üzere arkadaşları hakkında izleme ve takip kararı alınmadı. Ancak ulaşılan bilgi ve belgelere göre, İstihbarat Şubesi tarafından Hayal grubunun takip altına alınması yönünde bir karar alınmadı. Normal şartlar altında istihbarat şubesinin, gerekli takipleri yaptıktan birkaç ay sonra konuyu operasyona çevirip Terörle Mücadele (TEM) Şubesi`ne aktarması gerekiyordu. Ancak, bu yapılmadı. Ayrıca 9 Mayıs 2006 tarihinde Akyürek`in yerine Trabzon Emniyet Müdürü olarak atanan Reşat Altay`a da söz konusu suikast girişimi ile ilgili gerekli raporlamada bulunmadı. Zaten Altay, Dinç`in Erhan Tuncel konusunda kendisini yeterli düzeyde bilgilendirmediğini soruşturma savcısına aktarmıştı. Ardından da Dinç, Temmuz 2006 tarihinde İstihbarat Şube Müdürlüğü görevinden alınarak yerine Kırıkkale İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı getirildi. Sarı`ya Tuncel ve Hayal ile ilgili bütün bilgileri vermesi gereken yine Dinç ve yardımcısı Ercan Demir idi. Ancak ulaşılan bilgilere göre Sarı, gerekli düzeyde bilgilendirilmedi. DİNÇ VE ZENİT`TEN SONRA TUNCEL EMNİYETLE BAĞLANTISINI KESTİ Dinç`in Trabzon`da ayrılmasın ardından da Tuncel ile irtibat kesildi. Tuncel, emniyetle olan bağlantısını kademeli olarak bitirme yolunu tercih etti. Çünkü Tuncel bu dönemde Jandarma ve MİT ile yakınlaşmaya başlıyor. Sonuçta da Kasım 2006`da Tuncel, Reşat Altay`ın talebi ile yardımcı istihbarat elemanlığından çıkarılmak isteniyor. Altay`ın talebi üzerine de dönemin İstihbarat Dairesi Başkanı Akyürek kararı onaylıyor. Bu tarihten itibaren Hayal ve gurubu ile bütün bağlantılar kesiliyor. Cinayet için bütün çalışmalar, jandarma istihbarata çalışan bir muhbirin evinde yapılıyor. Hatta Hayal, cinayet anına kadar kendi telefonunu kullanmıyor. Bir arkadaşının telini kullanmayı tercih ediyor. Burada en büyük ihmal şüphesiz Altay`ın başında bulunduğu Trabzon Emniyet Müdürlüğü`nün. Emniyet, Tuncel ile irtibat kesildikten sonra en az 3 ay söz konusu şahısları yakın takibe almalıydı. Ancak bu adımların hiçbiri yerine getirilmedi. Dolayısıyla Hayal gurubu ile ilgili adli hiçbir kayıt tutulamadı. ARIZALI BİLGİSAYARLARI İSTİHBARAT DAİRESİ TAMİR ETMEZ Dink cinayetinden 9 gün önce kayıtların bulunduğu bilgisayarın arızalandığı iddiası var. Herhangi bir olayla ilgili kayıtlar bilgisayarın masa üstünde koruma altına alınmaz. Özellikle de istihbarat şubelerinde. Türkiye genelindeki şubelerden elde edilen bilgiler, özel bir ağ üzerinden merkeze aktarılır. Merkezdeki kendi alanına ilişkin arşive kaydedilir. Burada bilgisayarın arızalanması, sistemi ve çalışmayı etkilemez. İkinci olarak ise bir şubede bilgisayar arızalanmışsa önce kendi birimindeki ikmal birimine aktarılır. Uzmanlar gerekli incelemeleri yapar. Ardından da geri aynı şubesine gönderilir. Şayet bilgisayar çalışmayacak düzeyde ise harici diski tutanak tutularak imha edilir. Emniyette hiçbir zaman bir bilgisayar arızalandığı için merkez dairelerine gönderilmez. Burada temel algı, Akyürek ve Yılmazer`i hedef göstermekten öte bir anlam ifade etmiyor. Şayet Trabzon İstihbarat Şubesi`nin çok özel bir bilgilerinin yer aldığı bir bilgisayar arıza yapmışsa önce Emniyet Müdürü Altay, sonra şube müdürü Faruk Sarı ve yardımcısı Ercan Demir`in ifadesinin alınması gerekiyor. Cinayet sonrasında İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah`ın `log kayıtlarının` silinmesi yönünde Akyürek`e yaptığı baskıyla, yukarıdaki bilgileri alt alta koyduğunuzda büyük resim ortaya çıkıyor.


30 Haziran 2015 Salı  00:16

Milliyet

Türkiye - Kağıthane`deki esrarengiz cinayet!


Edinilen bilgiye göre Kağıthae Hürriyet Mahallesi Çiçek Sokak`ta 34 E 0024 plakalı lüks cipin arka koltuğunda harekets


01 Temmuz 2015 Çarşamba  05:30

Zaman

Manşet - Görmez: Yücelmeyi ve yükselmeyi sadece binalarda aramayın


Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, katıldığı Kur`an yarışması açılışında, `Bu kitabı eğer hayatınızla buluşturursanız millet olarak yücelirsiniz, yükselirsiniz. Yücelmeyi ve yükselmeyi sadece binalarda, sadece teknolojide, maddi kalkınmada aramayın. Yücelmek istiyorsanız Allah`ın yüce kitabına başvurun.` dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı `Türkiye Uluslararası Hafızlık ve Kuran`ı Kerim`i Güzel Okuma Yarışması` düzenledi. Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanlığı tarafından Kur`an kültürünün ve eğitiminin yaygınlaştırılması, Kuran`ı Kerim`in ezberlenmesi ve güzel okunmasını teşvik etmek amacıyla Türkiye`de ilk defa düzenlenen yarışmaya 52 ülkeden 98 hafız ve kurra katıldı. 5-10 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Fatih Camii`nde 50 hafız birincilik için yarışırken, aynı tarihlerde Sultanahmet Camiinde ise Kuran`ı Kerim`i güzel okuma yarışması için 48 kurra ter dökecek. Uluslararası Hafızlık ve Kur`an-ı Kerim`i Güzel Okuma Yarışmaları, 6-9 Temmuz tarihleri arasında Fatih ve Sultanahmet Camilerinde yapılacak. Kur`an yarışmasının İstanbul Fatih Camii`nde gerçekleşen açılış programına Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ve Kudüs eski Müftüsü İkrime Sabri katıldı. Açılış programında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Kuran`ı Kerim`in nice milletleri şereflendirdiği, yücelttiği nice milletlerin de bu kitapla zelil olduğunu belirterek, `Bugün bayram, bugün yanı başımızda yatan Fatih Sultan Muhammed Han Hazretlerinin ruhu şad olacak. Allah`a ne kadar hamd etsek azdır. Kur`an ayı Ramazan`da, Ramazan`ın rahmet ve mağfiret ikliminde yüce Rabbimiz İstanbul`da Fatih Camii Şerifinde 52 ülkeden ülkemize teşrif eden hafızlar, kurralar ile birlikte dünyanın yapılabilecek en güzel yarışmasında, en güzel müsabakasında, hafızlık yarışmasında, Kur`an-ı güzel okuma müsabakasında bizleri bir araya getiren Cenabı Hakk`a sonsuz hamdu senalar olsun.` ifadelerini kullandı. `YÜCELMEYİ TEKNOLOJİDE, MADDİ KALKINMADA ARAMAYIN` Görmez, şöyle devam etti :`Yüce Rabbimiz Kuran`da şöyle buyuruyor, `Ben size öyle bir kitap gönderdim ki orada sizin şerefiniz var` Yeryüzünde şeref mi arıyorsunuz, yeryüzünde izzet mi arıyorsunuz, yeryüzünde itibar mı arıyorsunuz, şerefiniz, itibarınız, izzetiniz o Kitaptadır. İslam ümmetinin şerefini yücelten kitap… Böyle bir kitabı bize lütfettiği için Cenabı Hakk`a sonsuz hamdu senalar olsun. Hadisi şerifte ise Yüce Resul şöyle buyurdular, `Allah bu kitapla nice milletleri, nice kavimleri yüceltir, nice milletler de bu kitapla zelil olur` Bu kitabı eğer hayatınızla buluşturursanız millet olarak yücelirsiniz, yükselirsiniz. Yücelmeyi ve yükselmeyi sadece binalarda, sadece teknolojide, maddi kalkınmada aramayın. Yücelmek istiyorsanız Allah`ın yüce kitabına başvurun. Çünkü nice milletleri Cenabı Hak bu kitapla yüceltmiştir. Cenabı Hak yeryüzünün en bedevi toplumundan sahabe gibi bir nesil yetiştirdi ve o nesil yeryüzünün en yüce nesli oldu. Onlar bu Kur`an`la yüceldiler ve nice milletler de bu kitapla zelil olur, yücelmeyi terk eder. Onun için Cenabı Hakk`a ne kadar hamd etsek azdır.` `KUR`AN, BİR MERHAMET, HAKİKAT, ADALET, İBADET VE İMAN KİTABIDIR` Kur`an-ı Kerim`in insanlara var oluşumun anlamını anlattığını, hayatın gayesini gösterdiğini ifade eden Görmez, `Nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi bize anlatıyor. Öyle bir kitap ki bize Allah`a nasıl iyi bir kul olacağımızı öğretiyor. Annemize, babamıza nasıl iyi bir evlat olacağımızı öğretiyor. Nasıl iyi bir komşu olacağımızı, nasıl iyi bir evlat, dost, anne-baba olacağımıza bize öğretiyor. Öyle bir kitap ki bize eşyaya ve bütün varlığa karşı merhametli olmayı öğretiyor. Bütün insanlara karşı adaletli olmayı öğretiyor. Bu bir merhamet kitabı, bu bir hakikat kitabı, bu bir adalet kitabı, bu bir ibadet kitabı, bu bir iman kitabı... Bir kitap düşünün ki yüzüne bakmak ibadet, okumak ibadet, dinlemek ibadet, anlamak en büyük ibadet, daha da büyüğü yaşamak. Yaşamak çok daha büyük bir ibadettir. Böyle bir kitabımız var Allah`a hamdolsun.` şeklinde konuştu. `15-20 GÜN KENDİNİZİ VERİN, BİR HOCAMIZIN YAKASINA YAPIŞIN` `Kur`an-ı Kerim`i okumayı öğrenmeden, onu anlamadan, anlama çabasına girmeden hayatı terk etmeyin. Vallahi yazık edersiniz kendinize, kendinize yazık edersiniz` diyen Görmez, şu ifadeleri kullandı` Muhammed İkbal, Pakistan`ın büyük şairi diyor ki: Bir insan ki dünyaya bir kez geldi, Rabbinden ona gelen en büyük mektubu, Kur`an`ı okumadan, öğrenmeden, öğrenme çabası içine girmeden dünyayı terk ederse, o hiç dünyaya gelmediğini kabul etsin. Özellikle, öncelikle bunu istirham ediyorum. Bugün artık teknik imkânlar ilerledi, 15-20 günde öğrenirsiniz. 15-20 gün kendinizi verin, bir hocamızın yakasına yapışın, inanın size 20 gün içinde Kur`an`ı Kerim`i okumayı öğretir.` `HEDİYEM KUR`AN OLSUN KAMPANYASINA ÜLKEMİZİN BÜTÜN İNSANLARINI KATILMAYA DAVET EDİYORUM` Görmez, Ramazan`da `Hediyemiz Kur`an olsun` çağrısında bulunduklarını söyledi. Görmez, `Yeryüzünde hala bir tek Kur`an`a iman ettiği halde, hatta Kur`an`ı hıfzettiği halde evinde okuyacak bir Kur`an`ı olmayan binlerce milyonlarca insan olduğunu hiç duydunuz mu? Diyanet İşleri Başkanlığı olarak harekete geçtik, 2013, 2014, 2015 yıllarında milyonlarca Kur`an-ı sizin adınıza bu dünyalara gönderme imkânını Cenabı Hakk lütfetti. Bütün bunlara ek olarak bu yıl sizin yardımınıza başvuruyoruz; siz müftülüğe başvuruyorsunuz, diyorsunuz ki, kampanyamızın adı hediyem Kur`an olsun. Herhangi bir kardeşiniz Diyanet`e müracaat ettiğinde ben Afrika`nın şu ülkesine bin tane Kur`an göndermek istiyorum dediği zaman, biz onun o emanetini alıyoruz, o bin tane Kur`an-ı o ülkeye ulaştırıyoruz. Ben 5 bin basmak istiyorum derse 5 bin basıyoruz, onun adına o ülkelere götürüp kendi ellerimizle sahiplerine veriyoruz bu emanetlerinizi. Bu Ramazan bir de böyle bir güzellik yaşıyoruz. Dostlarınıza ve kardeşlerinize de haber verin. Hediyem Kur`an olsun kampanyasına ülkemizin bütün insanlarını katılmaya davet ediyorum.` ifadesinde bulundu. SONUÇLAR, OLUŞTURULAN ULUSLARARASI JÜRİ TARAFINDAN BELİRLENECEK Organizasyon süresince her gün Fatih Camisi`nde saat 10.00`dan 15.00`e kadar hafızlık yarışmaları, Sultanahmet Camisi`nde de aynı saatlerde Kur`an-ı Kerim`i güzel okuma yarışmaları gerçekleştirilecek. Vatandaşların da takip edebilecekleri yarışmalarda sonuçlar, oluşturulan uluslararası jüri tarafından belirlenecek. Yarışmanın kazananlarına ödülleri 10 Temmuz Cuma günü Sultanahmet Camisi`nde düzenlenecek törenle verilecek.


06 Temmuz 2015 Pazartesi  15:04

Zaman

Manşet - Ramazan, hadis okumaları için iyi bir fırsat


Hadis-i şerifler, bir bütün olarak İslam medeniyetinin inşasını gerçekleştiren yapı taşları. İnanç, ibadet, ahlâk, muamelat gibi hayatın bütün alanlarına yönelik prensipler ve davranış modellerini ihtiva ediyor. Peki, hadis okumak için nelere dikkat etmek gerekiyor? KEVSER KULAKSIZ İstanbul -Hadis-i şerifler, Peygamber Efendimiz`in (sas) `üsve-i hasene` (en güzel örnek) olması hasebiyle Yüce Allah`ın kendisine bahşettiği nübüvvetin, risaletin ve fetanetin ifadelere aksetmiş hali. O`nun ifadelerinin bize kadar ulaşması demek olan hadis-i şerifler, başlı başına bir maneviyat hazinesi, nebevî; inci taneleri. Efendimiz`in ifadeleriyle söyleyecek olursak, “Sözlerin en güzeli Allah`ın kelamı (Kur`an), yolların (yaşantının) en güzeli de Muhammed`in (sas) izlediği yoldur.” Allah`ın kelamına uymak, ona göre bir yaşantı sürmek, Efendimiz`in yolunu izlemekle mümkün. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi`nden Prof. Dr. Osman Güner, bu manevi iklimden istifade etmek için öncelikle Efendimiz`e ait nurlu beyanlara ve menhelü`l-azbi`l-mevrûd (tatlı su kaynağı) hüviyetindeki bu nasihatlere Peygamber beyanı olarak bakıp saygı ve hürmette kusur etmemenin esas olduğunu söylüyor. Nitekim günümüzde kimi çevreler, hadis-i şeriflere çoğu zaman kıt bir anlayışla yaklaşıyor. Hadislerden istifade etmek için öncelikle bu bakış açısını düzeltmek gerekiyor. Akabinde hadislerin bize kadar ulaşmasını sağlayan devasa hadis külliyatımızdan yararlanma yollarını araştırmak, bu konudaki usulün nasıl olacağını öğrenmek gerekli. Peki, hadis kaynaklarını nasıl incelemeli? İhtisas sahibi insanların olduğu gibi, ortalama bir okuyucunun istifade edebileceği hadis kaynaklarımız mevcut. Ancak `Usulsüz vusul olmaz` kaidesiyle, başlangıçta hadise ve hadisin kavramlarına dair bir usûl eseri okunmasında fayda var. Hadis ilminin bazı temel özelliklerine değinen İsmail Lütfü Çakan`ın `Ana Hatlarıyla Hadis` kitabı, başlangıç kitabı mahiyetinde. Kitapta, başlangıçtan zamanımıza kadar hadis tarihi önce edebiyat, sonra da öğretim ve müessese olarak tanıtılıyor. Ahmet Yücel`in `Hadis Istılahlarının Doğuşu ve Gelişi` kitabı ise hadis ıstılahlarının doğuş ve gelişimini etkileyen âmilleri tetkik ederek hadis öğrenim ve öğretimiyle ilgili ıstılahları inceliyor. Ayrıca hadis rivayetinde bulunan ravi, rivayet olunan mervi gibi birçok hadis terimi ele alınıyor. Bu hususta müstakil usûl eserleri bulunduğu gibi bazı hadis eserlerinin baş kısmında mukaddime tarzında oluşturulmuş hadis usûlü bilgilerine ulaşmak da mümkün. Mesela ülkemizde Cumhuriyet döneminin ilk eserlerinden biri olması hasebiyle önemli sayılan Sahih-i Buhari Şerhi (Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından muhtasar olarak basıldı) bu yönüyle faydalanılabilecek eserlerin başında geliyor. Eserin baş kısmında hadis usulüne dair çok kıymetli bir mukaddime cildi bulunuyor. Hadisler şerhleriyle birlikte okunmalı Hadis Profesörü Osman Güner, “Ayet-i kerimeleri nasıl tefsirsiz ve izahsız okumak eksikliktir, okuyucuyu yanlış anlamalara götürebilecektir; aynen bunun gibi hadisleri de şerhsiz, izahsız, daha doğrusu bir âlimin ilminden istifade etmeksizin okumak, bazı hatalara ve yanlış anlamalara sebebiyet verecektir. Dolayısıyla hadisler, mutlaka izahlı bir şekilde olunmalı.” ikazında bulunuyor. Bugüne kadar telif edilmiş birçok şerhli hadis eserleri arasında Ahmet Naim ve Kamil Miras tarafından hazırlanan `Sahih-i Buhari Şerhi` ve İbrahim Canan`ın yazmış olduğu `Kütüb-ü Sitte Şerhi` de bu alanda istifade edilecek eserler arasında. Büyük İslam âlimlerinden İmam Nevevi`nin `Riyazü`s-Sâlihî;n`i bir Müslüman`ın gündelik hayatında hadislerden istifade adına oldukça önemli bir eser. Çalışmanın şerhli baskıları yapıldığı gibi tek ciltlik muhtasar baskısı da faydalı. Son dönemde telif edilen eserlerden Diyanet İşleri Başkanlığı`nın bastırdığı `Hadislerle İslam` da sistematik olarak konuları ihtiva eden faydalanılabilecek eser. Hadis okumak için hususi zaman ayırmalı Hadis okumaları için doğru metot ve kaynakları seçmenin önemine dikkat çeken Osman Güner şunları söylüyor: “Hadisleri bilen tecrübeli insanlarla müzakereli bir şekilde okuma yapılmalı. İlmi sadece kitap ve satırlarda görmemeli; esas ilmin, Allah`ın sinelerde var ettiği vehbî; ilim olduğunu bilmeli ve buna talip olmalı. Âlimlerin rahle-i tedrisinde akdedilen ilim meclisleri hadis okumak için en uygun mekânlar. Bunu gerçekleştirmek için bilen insanlarla birlikte haftanın belli günlerini kollayarak hususi bir zaman ayırmak en ideal olanı. Ayrıca seçilecek kaynak da önemli. Mesela ilk başlayanlar için yazılmış Kırk Hadis kitapları, İmam Nevevî;`nin Kırk Hadisi vb. eserlerden faydalanmak mümkün. Daha sonra Riyâzü`s-Salihî;n gibi eserlerden takip edilebilir. Sonra da Buhari ve Müslim şerhlerinden okumalar yapılabilir. Ancak her halükârda hadisler şerhleriyle birlikte okunmalı.”


04 Temmuz 2015 Cumartesi  02:16

Zaman

Gündem - Üç günde 500 defa kalp krizi geçiren hasta hayata tutundu


Kamyonuna yük almak için 17 Haziran`da Aydın`a giden Nuri Teke (51) burada kalp krizi geçirdi. Aydın Devlet Hastanesi`ne kaldırılan Teke, 3 gün içinde 500`ün üstünde kriz geçirdi. Teke`nin bu sürede 150 kez duran kalbi, her seferinde yeniden çalıştırıldı. İki defa ameliyat edildi, bir kez de anjiyo yapıldı. Buna rağmen kalp krizleri önlenemeyen Teke`nin Denizli Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi`ne sevk edilmesine karar verildi. Literatüre girecek vaka için özel donanımlı bir ambulans hazırlandı. Araca 2 saat pil ömürlü kalp-akciğer makinesi, balon cihazı ve vantilatör monte edildi. Polis ekipleri de 2 saatlik yolculuk sırasında zaman kaybını önlemek için kavşaklarda yolları açtı ve ambulansa eşlik etti. Denizli`ye götürülen hasta, Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Ünal ve Prof. Dr. Harun Evrengür tarafından bir kez daha ameliyat edildi. Hasta, ameliyatın ardından tekrar Aydın`a götürüldü. Hastanın şu anda sağlığına kavuştuğunu belirten Mustafa Ünal, “Anjiyo sonrasında ameliyat yaptık, düzelmedi. Kalp krizi sıklaşmaya başladı. Sürekli kalbi duruyordu. Bu, beyin dolaşımını bozacaktı. Kalp akciğer makinesi var, o cihaza bağladık. Hastanın kalbi yine durmaya devam etti. Günde 100-150 defa kalbi duruyordu. Kalpteki ritim bozukluğu olan yeri bularak yakmak ve devre dışı bırakmak gerekiyordu. Bunu da Denizli`de yaptık. Hastamız sağlığına kavuştu. Artık yemek yiyor, dolaşıyor, herkes çok mutlu.” dedi. Sürekli gözetim altında tutulan Teke`yi eşi Şerife Teke ve kızı Tuğba Teke bir an olsun yalnız bırakmadı.


03 Temmuz 2015 Cuma  02:02

Zaman

Manşet - Büyükelçi atamaları yapıldı, 16 kişi merkeze çekildi


Büyükelçi atamaları ile ilgili karar Resmi Gazete`de yayınlandı. 16 büyükelçi merkeze çekildi. Malta Büyükelçisi Ayşe Sezgin, Beyaz Rusya Büyükelçisi Cevat Nezihi Özkaya, Lübnan Büyükelçisi Süleyman İnan Özyıldız, Estonya Büyükelçisi Ahmet Ülker, Tacikistan Büyükelçisi Mehmet Munis Dirik, Kosova Cumhuriyeti Büyükelçisi Songül Ozan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Büyükelçisi Halil İbrahim Akça, Vietnam Büyükelçisi Ahmet Akif Oktay, Karadağ Cumhuriyeti Büyükelçisi Mehmet Niyazi Tanılır, Kazakistan Cumhuriyeti Büyükelçisi Ömer Burhan Tüzel, Sri Lanka Büyükelçisi İskender Kemal Okyay, Cezayir Büyükelçisi Adnan Keçeci, Nijerya Büyükelçisi Mustafa Pulat, Cibuti Büyükelçisi Hasan Yavuz, Bangladeş Büyükelçisi Hüseyin Müftüoğlu, Çad Cumhuriyeti Büyükelçisi Ahmet Kavas merkeze çekildi. Avustralya Büyükelçisi Reha Keskintepe Malta Büyükelçisi; Büyükelçi, Genel Müdür Ahmet Vakur Gökdenizler Avustralya Büyükelçisi; Elçi, Genel Müdür Yardımcısı Kezban Nilvana Darama Beyaz Rusya Büyükelçisi; Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı Türkiye Daimi Temsilcisi Çağatay Erciyes Lübnan büyükelçisi; Büyükelçi, Genel Müdür Ali Rıza Çolak Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı Türkiye Temsilcisi; Elçi, Genel Müdür Yardımcısı Hayriye Kumaşçıoğlu Estonya Büyükelçisi, Daire Başkanı Öztürk Yılmaz Tacikistan büyükelçisi; Elçi, Genel Müdür Yardımcısı Kıvılcım Kılıç Kosova Cumhuriyeti Büyükelçisi; Büyükelçi, Teftiş Kurulu Başkanı Derya Kanbay Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Büyükelçisi; Büyükelçi, Teftiş Kurulu Üyesi Akif Ayhan Vietnam Büyükelçisi; Başmüşavir Serhat Galip Karadağ Cumhuriyeti Büyükelçisi; Elçi, Diplomatik Arşiv Dairesi Başkanı Nevzat Uyanık Kazakistan Cumhuriyeti Büyükelçisi; Elçi, Genel Müdür Yardımcısı Tunca Özçuhadar Sri Lanka Büyükelçisi; Elçi, Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Poroy Cezayir Büyükelçisi; Elçi, Genel Müdür Yardımcısı Hakan Çakıl Nijerya Büyükelçisi; Riyad Büyükelçiliği Elçi-Müsteşarı Sadi Altınok Cibuti Büyükelçisi; Daire Başkanı Devrim Öztürk Bangladeş Büyükelçisi; Gine Cumhuriyeti Büyükelçisi Vehbi Esgel Etensel Guatemala Cumhuriyeti Büyükelçisi; Odessa Başkonsolosluğu Birinci Sınıf Başkonsolosu Hatice Nur Dağman Gine Cumhuriyeti Büyükelçisi; Strazburg Başkonsolosluğu Birinci Sınıf Başkonsolosu Serdar Cengiz Çad Cumhuriyeti Büyükelçisi; Elçi, Genel Müdür Yardımcısı Salih Mutlu Şen İslam İşbirliği Teşkilatı Türkiye Daimi Temsilcisi; Bingazi Başkonsolosluğu Birinci Sınıf Başkonsolosu Ali Sait Akın Afganistan Büyükelçisi; Elçi, Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kapucu Türkmenistan Büyükelçisi; Nant Başkonsolosluğu Birinci Sınıf Başkonsolosu Korkut Tufan Burkina Faso Büyükelçisi olarak atandı. Dışişleri Bakanlığı`nda açık bulunan 1`inci derece kadrolu Bakanlık Müşavirliklerine Büyükelçi Ali Ahmet Acet, Büyükelçi Ahmet Berki Dibek, Büyükelçi Nejat Akçal, Büyükelçi Erdoğan Kök, Büyükelçi Serap Ataay, Büyükelçi Ahmet Melih Ulueren, Büyükelçi Kemal Kaygısız, Büyükelçi Şerife Serap Özcoşkun, Büyükelçi Muhsin Tuğrul Kılıçaslan, Büyükelçi Nuri Kaya Bakkalbaşı, Büyükelçi Kerem Ahmet Kıratlı atandı. Yine Dışişleri Bakanlığı`nda açık bulunan 1`inci derece kadrolu Protokol Genel Müdürlüğüne ise Büyükelçi Şevki Mütevellioğlu atandı.


01 Temmuz 2015 Çarşamba  06:24

Sayfa:1  2  3  

17 10 2007 yeni asır arşiv  10 kasım  6 ekim 2009 hürriyet gazetesi ege  03 eylül atv ana haber izle  03 04 2011 kontv kaza haberleri  21 mays 2010 sabah akdeniz eki  22 kasım fole  turizm otelcilik  12 aral  fem deneme 9 cevap anahtarı  18 ekim 2009 atv ana haber bülteni izle  22 temmuz kanal7 programları izle  ülke t  04 01 2009 zaman gazetesi  ıspartada okullar tatil mi 10 mart  çıkrıkçılar yokuşu  3 şubat 2010 tarihli habertürk ankara magazin eki  ümranİye elektronİk eşya show tv  1 aylik hava durumu bursa  hurda araç alan yerler  önce vurgun sonra aelm  show tv 26 ocak haberleri