Bulunan Haber Sayısı: 1.522
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Açlık sınırı bin 334 lira oldu


Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Nisan ayında gıda harcamalarının yüzde 2.49 arttığını, dört kişilik ailenin açlık sınırının 1,334 liraya, yoksulluk sınırının ise 4,344 liraya yükseldiğini açıkladı. Türk-İş değerlendirmesinde, `İnsan onuruna yaraşır bir asgari ücret belirlenmeden, var olan ücretlerin enflasyon kadarartırılması, yoksulluğun sürdürülmesi anlamındadır. Bugün başta ücretli çalışanlar olmak üzere tüm dar ve sabit gelirli kesimlerin geçim koşulları ağırlaştı` denildi. Analistlerin, Türkiye İstatistik Kurumu`nun genel enflyasyon açıklaması öncesi öngörülerini oluştururken kullandığı veriler arasında bulunan Türk-İş aylık raporuna göre, Nisan ayı itibarıyla, dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14.25 arttı. Türk-İş verilerine göre, geçen yıl Nisan ayında açlık sınırı 1,167 lira, yoksulluk sınırı 3,801 lira düzeyindeydi. Böylece, dört kişilik ailenin açlık sınırı bir ayda 32 lira artarken, yılbaşına göre 101 lira, yıllık bazda ise 166 lira arttı. Aynı dönemlerde yoksulluk sınırındaki artış da, aylık olarak 105 lira, yılbaşına göre 329 lira ve yıllık olarak da 542 lira yükseldi. `Kuşkusuz Türk-İş tarafından hesaplanan açlık ve yoksulluk tutarları ücret düzeyi değildir` denilen açıklamada, `Dört kişilik bir ailenin yaşadığı haneye, temel ve zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması için, aylık olarak girmesi gereken toplam gelirdir` saptaması yapıldı ve şu görüşlere yer verildi: `Ancak ülkemiz şartlarına bakıldığında, özellikle ücretli çalışanlarda, hanede çalışan sayısının genellikle bir kişi olduğu ve haneye giren başka bir gelir kaynağının çok sınırlı olduğu görülmektedir. Yoksullukla mücadelede, hanehalkı toplam gelirinin yükseltilmesi önemli ve fakat tek başına yeterli değildir. Öncelikle çalışan yoksulluğunun önlenmesini sağlamaya dönük olarak asgari ücretin insan onuruna yaraşır bir düzeyde belirlenmesi ve istihdamın artırılarak haneye gelir getiren kişi sayısının yükseltilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz ücret gelirlerinin gelir politikası çerçevesinde sadece enflasyon artışına bağlı olmadan iyileştirilmesi de gündeme gelmelidir.`


27 Nisan 2015 Pazartesi  12:23

Radikal

Yazarlar - `23 Nisan`, `24 Nisan`, `25 Nisan` yıldönümü muharebeleri - AYŞE HÜR - Radikal


Eğer 100. yıl törenlerini daha görkemli yapmak için 25 Nisan Anzak Günü fırsat olarak görüldüyse (ki törenleri televizyondan hayranlıkla izledim) neden tam o gün değil de dünya çapında Ermenilerin en acılı günlerinden biri olan 24 Nisan`a rastlatıldı bu nevzuhur törenler? Ermeniler ağlarken, bizim şenlikler yapmamızın Türk-Ermeni, Türkiye-Ermenistan ve Türkiye-Dünya ilişkilerine ne gibi bir katkısı var? - AYŞE HÜR


27 Nisan 2015 Pazartesi  03:15

Zaman

Ekonomi - Kavisli ekranlar fırsat getiriyor


Dünyanın ilk kavisli UHD televizyonunu geliştiren Samsung 17 Nisan-13 Mayıs tarihleri arasında SUHD TV satın alan müşterilerine, `Digiturk Şampiyonlar, Dizi veya Film Paketi`, `UHD Video Paketi` ve `Curved Soundbar` gibi farklı seçeneklerden oluşan hediyeler sunuyor. Kampanyaya katılmak için tüketicilerin kampanya dahilindeki modellerinden birini satın aldıktan sonra 14 Haziran`a kadar kurulumunu yaptırıp kampanya katılım koşullarına uygun olarak başvurmaları gerekiyor. Akbank yüzde 7 büyüdü Akbank`ın, ilk üç aylık konsolide net kârı 785 milyon TL oldu. Bankanın 2015 yılı ilk üç aylık finansal sonuçlarını değerlendiren Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, “Yurtdışı piyasalardaki çeşitli belirsizlikler, ülkemizdeki kur ve faizlerdeki dalgalanmalar ve bankacılık sektöründeki düşen büyüme hızına rağmen geçtiğimiz yıl sonuna kıyasla aktiflerimizi yaklaşık yüzde 7 büyüterek 233 milyar TL`nin üstüne çıkardık. Aynı dönemde, nakdi ve gayrinakdi kredilerimizle ekonomimizin büyümesine sağladığımız desteği yaklaşık 174 milyar TL`ye yükselttik.” dedi. Binbaşgil, Akbank`ın 2015 yılının ilk çeyreğinde 1 milyar 18 milyon TL brüt kâr elde ettiğini açıkladı. Dakikaları internete dönüştürüyor Vodafone`un kurumsal müşterileri yeni tarifesiyle artık, ihtiyaçlarına göre dakikalarını internet olarak da kullanabiliyor. Türkiye mobil iletişim sektöründe bir ilk olan Dönüşen Tarife`de bulunan her 1 dakika 1 MB olarak mobil internete dönüşebiliyor. Tarife içeriğini ister dakika ister internet olarak kullanan Vodafone`lu işletmeler, iletişim maliyetlerinde ek bir masraf yaratmadan tüm çalışanlarının gerektiğinde internet kullanabilmesini sağlayabiliyor.


27 Nisan 2015 Pazartesi  02:04

Zaman

Manşet - Ali Babacan: İşleyen bir hukuk devleti olmadan ileri bir ekonomi mümkün değil


Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, `gerçek anlamda` işleyen bir hukuk devleti olmadan, ileri bir ekonomiye geçmenin mümkün olmadığını vurguladı. Babacan, Türkiye İhracatçılar Meclisi, Akbank ve Doğuş Grubu`nun desteğiyle düzenlenen, `Kritik Eşik: Açılım ve Dönüşüm Zamanı` konulu `Forum İstanbul Yüzyıl Konferansları`nın açılış konuşmasını yaptı. Konferans`a Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve Doğuş Grubu CEO`su Hüsnü Akhan`ın yanı sıra iş dünyasından bir çok isim katıldı. Konuşmasında, Türkiye`nin iyi işleyen bir yargı sistemine ihtiyacı olduğunu ifade eden Babacan, `Türkiye`de hukuk güvenliği, hukuki güvenlik olmazsa olmaz bir unsur. Gerçek anlamda işleyen bir hukuk devleti olmadan ileri bir ekonomi mümkün değil. Demokrasinin dahi sıhhatli işlemesi mümkün değil. Sağlam bir hukuk sistemine sahip olduktan sonra ancak o ülkede ancak demokrasi ve demokratik mekanizmalar sıhhatli işleyebilir. Aksi halde yol kazaları meydana gelebilir` dedi. Yeni yargı reformunun Türkiye için `son derece` önemli olduğuna dikkat çeken Babacan, `Hızlı, tutarlı ve güvenilir kararlar alan bir yargı sistemi… Bağımsız çalışan ama bağımsız olduğu kadar da tarafsız işleyen bir yargı sistemi` dedi ve şunları söyledi: `Hiçbir etki altında kalmadan sadece uluslararası, evrensel hukuk normlarını baz alan, anayasayı, kendi yasalarımızı baz alan ve hür vicdanı baz alan bir yargı sitemi. Bunu gerçekleştirdiğimiz anda işte sağlam bir demokrasinin de, ekonominin de temeli atmış oluyorsunuz. Şu anda sorunlarımız var. Her hafta başka bir yargı kriziyle maalesef uğraşmak zorunda kalıyoruz ve böylesine sıkıntılı bir yargı yapısıyla demokrasimizin de sıhhatli işlemesi mümkün olmaz, ekonomimizin de ileri bir ekonomi olması mümkün olmaz. Bunun da farkında olmamız lazım. Dolayısıyla her türlü ideolojik, farklı perspektiflerden arındırılmış, evrensel normlara uygun bir yargı sistemi Türkiye`de inşa etmemiz, bu ülke açısından son derece önemli, önümüzde ki dönemde.` `G20 siyasi konulara da girmeli` Konuşmasında G20`nin işleyişi konularına da değinen Bababcan, G20`nin siyasi konulara da girmesini istediklerini belirterek, `Yani G20 dış politika, uluslararası güvenlik konuları gibi pek çok konuyu konuşmalı. Temsil gücü yüksek her bir ortak nokta dünya için çok kıymetli olacaktır. Fakat bazı ülkeler Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi`ni zayıflatacağı endişesiyle ve güvenlik konseyinin dünya sistemindeki konumunu bir bakıma sulandıracağı endişesiyle bunu pek istemiyor` dedi ve şöyle devam etti: `Ülke ismi vermeyeyim ama G20`nin konulara girmesini en çok şiddetli karşı çıkan ülkenin dönem başkanlığı yaptığı yıl bir akşam yemeği boyunca liderler tamamen Suriye krizini tartıştı. Konu o kadar önemli ve o kadar gündemdeydi ki, bu kadar liderin bir araya gelip de böylesine önemli bir konuyu gündeme almaması düşünülemeyeceği için bir gece boyunca konu Suriye oldu. Dolayısıyla bu dönemde bizim bu konudaki çabamız devam edecek. Nasıl G20`nin liderler zirvesi olması için bir çabamız olduysa zamanında, ancak kriz gelip vurduğunda G20 liderler seviyesine çıktı. Şimdi ekonomik ve finansal çerçeveden siyasi çerçeveye de G20`nin mutlaka ulaşması gerekiyor; bu bir ihtiyaç.`


27 Nisan 2015 Pazartesi  13:17

Zaman

Manşet - Ali H. Aslan - İkna gücü eriyen ülke


Son birkaç yıldır büyük bir yönetişim krizinin ve artan oranda iç istikrarsızlığın yaşandığı Türkiye, her alanda güç kaybediyor. Kaybedilenler listesinin başlarında ise uluslararası ikna gücü geliyor. Bir devletin ikna gücü, sert güç ile yumuşak gücün bileşkesinden oluşur. Entelektüel, sosyal, kültürel, demokratik, ekonomik, askeri bileşenleri vardır. Ülkenizi dünyaya reklam ve takdim ederken kullandığınız yöntem ve araçların kalitesiyle doğru orantılıdır. Tarih, devletlerin karşısına ikna gücünü test vakaları çıkarır. 1915 tartışması kuşkusuz Türkiye için bu testlerin en çetini. 1915`te Osmanlı vatandaşı bir milyonu aşkın Anadolu Ermenisi`nin savaş dönemi idarecilerinin verdiği Suriye`ye tehcir kararıyla telef olması, katledilmesi ya da anavatanını kaybetmesi konusunda devletin bir resmi politikası ve söylemi var. Amacı, olanlara uluslararası camiada `soykırım` denilmemesi, böylelikle Türkiye`nin herhangi bir hukuki bedel ödememesi ve ülkenin dünyadaki imajının zarar görmemesi. Devlet, zihinleri doğrudan ve dolaylı yollarla bu resmi politikayı destekleyen veri ve algılarla doldurarak, nesiller boyu empatiden yoksun bir tarih perspektifi aşıladığı kendi halkını kendi hikayesine iknada büyük ölçüde `başarılı` olmuştur. Ancak uluslararası camiayı iknada benzer `başarı` gösterebilmiş olduğu söylenemez. TÜRK`ÜN TÜRK`E PROPAGANDASI Tarihsel bir grafik çizilirse, Türkiye Cumhuriyeti`nin 1915 tezlerinin ikna edicilik keyfiyetinin uluslararası camiada giderek düştüğü görülür. Trajedinin yüzüncü yılında grafikteki inişler doğal olarak daha da keskinleşti. Vatikan, Almanya, Rusya devletleri, Avrupa ve Avusturya parlamentoları, zaten bir hayli uzun olan soykırımı resmen telaffuz edenler listesine eklendi. ABD Başkanı Barack Obama ise geleneksel 24 Nisan açıklamasında adeta tüm soykırım koordinatlarını verdi, sadece noktayı işaretlemedi. Türk Dışişleri, haftalardır yabancı ülkelere nota yazmakla, büyükelçi çekmekle, sitem etmekle uğraşıyor. Kısacası tablo pek parlak değil. 2015`in Ankara açısından çetin geçeceği, Ermeniler ve dostlarının büyük hazırlıklar yaptığı biliniyordu. Ancak Türkiye`nin ikna gücünün bu denli zayıflamasında ve yalnızlaşmasında, 1915`in yüzüncü yıldönümünü aşan faktörler de olduğu muhakkak. Türkiye`de Erdoğan liderliğinde fiilen gerçekleşen rejim değişikliğine dünyada duyulan yaygın alerji de etkili. Sıfırlanan komşuluk ilişkileri, nasırına basılan büyük devletler, hakaret edilen milletler. Yeni yetme rejim, sınır tanımazlığı, kendini beğenmişliği ve ağız bozukluğu ile sadece içeride değil, dışarıda da çoklarına yaka silktiriyor. İkna gücünün önde gelen unsurlarından biri, caydırıcılıktır. Ekonomik ve askeri gücüyle caydırıcılığı yüksek ülkelere, haklı görülmediği konularda bile fazla ses çıkarıl(a)maz. Bu kadar yabancı ülke, ulusal çıkarları açısından büyük öncelik taşımayan, daha çok ahlaki mesaj boyutu olan 1915 meselesi yüzünden Ankara`yı kızdırmayı göze alıyorsa, durup düşünmeli. Demek ki Ankara`dan pek çekinmiyorlar. Dünya lideri, dünya devleti gibi popülist algı manipülasyonlarının temel tüketicisi, sadece eğitimsiz yerli kitleler. Devletler, bazen ülkelerinin yumuşak gücü yardımıyla ulusal tezlerini kabul ettirirler. Ancak 1915 sorunu yumuşak güçle üzeri örtülebilecek gibi değil. Kaldı ki Türkiye`nin yumuşak gücünü dünyada temsil eden uluslararası saygınlığa sahip aydınları ve sanatçıları aşırı devletçi söylemlere genelde katılmıyor. Demokratik çeşitlilik artarsa, yumuşak güç faktörü devlet çizgisinin daha da aleyhine işleyecektir. SOKAK EYLEMİ ÇÖZÜM MÜ? Amerika`da bu yıl Türk devlet birimlerinin el altından organizesiyle kitle eylemleri düzenlendi. Hedefte Obama ve Ermeni gruplar vardı. İlk bakışta bir yumuşak güç katkısı gibi görülse de, bu tür hamleler Amerikalıları iknada cılız kalır. Hatta tam tersi etki yapabilir. Amerikan devleti ve kamuoyu gözünde Ankara`yı, kendi halkını endoktrinize edip çıkarları için kullanan, sivil toplumu dizayn etmeye çalışan rejimler kategorisine itebilir. Ayrıca çoğunluğu Hıristiyan ve Türk tezlerine inanmayan bir toplumda, Müslüman Türk azınlığı sokaklara dökmek çeşitli güvenlik risklerine de davetiye çıkarabilir. Türk diasporası, Ermenilerle ve Amerikan devletiyle cedelleşmeye değil, diyaloğa ve angajmana teşvik edilmelidir. Siyasiden ziyade kültürel perspektif ağırlıklı olarak devreye girmelidir. 1915 meselesinde ahlaki açıdan samimiyetsiz tutum sergileyen sadece Ankara değil. Sabık Amerikan yönetimleri ve Kongre`leri, ekseriyetle 1915`in soykırım olduğuna inandıkları halde Türkiye`nin jeostratejik değerinden dolayı ahlaki kaygılarını geri plana atageldiler. Niye? Türk ve Ermeni halkını toplayıp beşle çarpsan ABD için bir İncirlik üssü etmez. İran`ı uluslararası topluma kazandırayım derken Türkiye`nin benzer ruhlu bir rejime kaymasını seyretmeye de, 1915`te ikiyüzlülüğe de Beyaz Saray`ı iten, İncirlik gibi çıkarlar. Tevekkeli değil, şu sıralar Washington strateji camiasında Amerikan yönetimine yapılan yoğun tavsiyelerden biri İncirlik`e alternatif üsler araması. Son olarak Bipartisan Policy Center raporunda aynı husus vurgulandı. Uzmanlar, bu üsse bağımlılığı ortadan kalkmadığı sürece ABD`nin Türkiye`nin olumsuz gidişatına dur diyemeyeceği kanaatindeler. Ankara`nın eski otoriterleri gibi yeni otoriterleri de İncirlik kartını rejimlerini meşrulaştırma adına iyi değerlendiriyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu`nun mevkidaşı John Kerry`le görüşmesinde en büyük kozunun İncirlik`i IŞİD`e karşı kullandırıp kullandırmama olduğuna eminim. Türkiye`nin dünyayı ikna kabiliyeti, demokratikleşmesine, sivilleşmesine, güçlü bir ekonomi ve orduya sahip olmasına bağlı. Kuru gürültüyle buraya kadar .


27 Nisan 2015 Pazartesi  02:04

Milliyet

Politika - HDP`li Baluken: `Oyumuz yüzde 12.7`ye çıktı`


İmralı heyetinde yer alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, partisinin 1. sıra adayı olduğu Diyarbakır`da diğer adaylarla basın toplantısı dü...


27 Nisan 2015 Pazartesi  09:39

Zaman

Manşet - Everest`teki çığ düşme anı kameralara böyle yansıdı


Nepal`de Cumartesi günü meydana gelen 7,9 büyüklüğündeki depremde ölenlerin sayısı 3 bin 218`e yükseldi. Everest Dağı`nda düşen çığ, saniye saniye kameraya yansıdı. Hindistan`ın Yeni Delhi kentini dahi sallayan deprem, Himalaya Dağları`nda çığlara neden oldu. Deprem sırasında Everest Dağı`nda düşen çığ sebebiyle en az 18 kişi öldü, 61 kişi yaralandı. Dağın üzerindeki kampta yaşanan dehşet anları, Alman dağcı Jost Kobusch`un kamerasına yansıdı. Kobusch`un “Yer sallanıyor” sözleriyle başlayan video kaydında, düşen çığ sebebiyle kaçışan dağcılar, üzerlerine doğru gelen devasa kar kütlesi ve dağcıların sığınacak çadırlara doğru koşmaları görülüyor. Alman dağcı, çığ düştüğü sırada dahi kayıttan çıkmıyor ve nefes nefese kalarak çığın dinmesini bekliyor. Bölgedeki son 80 yılın en şiddetli depremi olarak nitelendirilen sarsıntı sebebiyle Nepal`deki 6 milyona yakın kişinin hayatının olumsuz etkilendiği belirtiliyor. Depremin merkez üssü Pokhara bölgesindeki birçok köyden haber alınamıyor. Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.


27 Nisan 2015 Pazartesi  11:10

Zaman

Manşet - Everes`teki çığ düşme anı kameralara böyle yansıdı


Nepal`de Cumartesi günü meydana gelen 7,9 büyüklüğündeki depremde ölenlerin sayısı 3 bin 218`e yükseldi. Everest Dağı`nda düşen çığ, saniye saniye kameraya yansıdı. Hindistan`ın Yeni Delhi kentini dahi sallayan deprem, Himalaya Dağları`nda çığlara neden oldu. Deprem sırasında Everest Dağı`nda düşen çığ sebebiyle en az 18 kişi öldü, 61 kişi yaralandı. Dağın üzerindeki kampta yaşanan dehşet anları, Alman dağcı Jost Kobusch`un kamerasına yansıdı. Kobusch`un “Yer sallanıyor” sözleriyle başlayan video kaydında, düşen çığ sebebiyle kaçışan dağcılar, üzerlerine doğru gelen devasa kar kütlesi ve dağcıların sığınacak çadırlara doğru koşmaları görülüyor. Alman dağcı, çığ düştüğü sırada dahi kayıttan çıkmıyor ve nefes nefese kalarak çığın dinmesini bekliyor. Bölgedeki son 80 yılın en şiddetli depremi olarak nitelendirilen sarsıntı sebebiyle Nepal`deki 6 milyona yakın kişinin hayatının olumsuz etkilendiği belirtiliyor. Depremin merkez üssü Pokhara bölgesindeki birçok köyden haber alınamıyor. Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.


27 Nisan 2015 Pazartesi  09:38

Radikal

Türkiye - `23 Nisan`, `24 Nisan`, `25 Nisan` yıldönümü muharebeleri


Eğer 100. yıl törenlerini daha görkemli yapmak için 25 Nisan Anzak Günü fırsat olarak görüldüyse (ki törenleri televizyondan hayranlıkla izledim) neden tam o gün değil de dünya çapında Ermenilerin en acılı günlerinden biri olan 24 Nisan`a rastlatıldı bu nevzuhur törenler? Ermeniler ağlarken, bizim şenlikler yapmamızın Türk-Ermeni, Türkiye-Ermenistan ve Türkiye-Dünya ilişkilerine ne gibi bir katkısı var?


26 Nisan 2015 Pazar  01:05

Milliyet

Ekonomi - Tarihinin en büyük zararı!


Emtia fiyatlarının tavan yaptığı günlerde petrol zengini ülkeler ürettikleri ham petrolü ve doğalgazı ihraç ederek milyarlarca doları kasalarına doldurdu. 2014 yılınının ortasında Kuveyt, Cezayir, Angola, Kazakistan, Nijerya, Rusya ve Suudi Arabistan gibi kara elmas zengini ülkelerin döviz ...


27 Nisan 2015 Pazartesi  13:00

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

salı günü hava durumu istanbul  okey  07 temmuz erhan eraslan haberini izle  0rt  posta gazetesi burç yorumları  bulut  kontv haberleri izle 11 ekim 2010  fox tv kastamonu tosya  17 04 2erleri  28subat varlıbaş çekiliş sonucu radikal  bursada okul tatil mi 2011  eski araçlar toplama tarihi  manisa demirci belediyesi  çocuk pornosu  ankara havaalanı yolunda kaza haber  aralık ayı hava raporu  christian benzoni  28subat varlıbaş çekiliş sonucu radikal  bulut  1 aylı 2009 hürriyet gazetesi arsiv  genpa market çekiliş sonucu  22 05 2010