Bulunan Haber Sayısı: 850
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Gündem - Polisten `Bonzai` isimli şarkıya suç duyurusu


İzmir Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü`nde uyuşturucu ile mücadele eden uzman polis memuru Mustafa Yücel, `Bonzai` isimli şarkı hakkında suç duyurusunda bulundu.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı`na suç duyurusunda bulunan Yücel, Pau Ayhan adlı sanatçının söylediği şarkının bir sürü olumsuzluğu pekiştirdiğini belirtti. Yücel, “İzmirli bir şarkıcının belki iyi niyetle bestelediği şarkı maksadını aşmıştır. Düğünlerde, eğlence mekanlarında, yerel ve ulusal radyo ve TV kanallarında defalarca çalınarak söylenmeye devam etmektedir. Sözde eğlenceli gibi görünen hareketli parçanın sözlerinin bireylerin bilinçaltına işlediğini, gençler arasında bonzaiye özendirici bir durum haline geldiği görülmektedir.” dedi. Sürekli tekrarlanan bir mesajın kişide alışkanlık yaptığını aktaran Yücel, “Şarkıdaki; `Elimde patladı bonzai`, `Zulalala zulalala bonzai`, `Ayık ol`, `Ver şekeri` gibi sözler bulunuyor, bilinçaltına bonzaiyi adeta kazıyor. Bu şarkının sözleri uyuşturucuya olan merakı ve ilgiyi uyandırıyor.” ifadelerini kullandı. Bir baba olarak suç duyurusunda bulunduğunu dile getiren Yücel, “Konunun Meclis`e taşınması ve daha geniş kapsamda ele alınması için TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığı`na da bu konudaki endişelerimi, görüşlerimi yazdım.” diye konuştu.


02 Eylül 2014 Salı  02:04

Zaman

Manşet - Sevgi Akarçeşme - Sözü dinlenen ülke Türkiye


Amerika`nın Almanya`yı dinlediği ortaya çıkınca Türkiye`nin de dinlenmiş olabileceğini varsaymak zor değildi.Zaten ABD`nin Avrupalı müttefiklerini, İngiltere`nin de Türkiye dâhil başka ülkeleri dinlediği haberleri çıkmıştı. Türkiye aylardır dinleme üzerinden yürütülen linç operasyonlarına sahne. Yolsuzlukların ortaya saçılmasıyla keşfedilen “paralel yapı” lafının cemaati hedef aldığı ve tüm yasadışı dinleme ihalelerinin başarılı bir psikolojik harekâtla cemaatin üzerine kaldığı bir vaka. Aylardır “kriptolu telefonları, yatak odalarını bile dinlemişler” diye meydanlarda bağıran ve cemaati casuslukla ilişkilendirmeye çalışanlar geçtiğimiz haftalarda Almanya`nın Türkiye`yi dinlediği ortaya çıkınca üç maymunu oynadılar. Havuz medyası, bir milli güvenlik zafiyeti olan dinlenme skandalını “güçleniyoruz da ondan” masalıyla pazarlamaya bile kalktı. İnsanların güçlü ülkeysek nasıl önlem alamıyoruz diye sormayacağını varsaymak bir nevi toplumla dalga geçmek.31 Ağustos`ta Spiegel`de belgeleriyle yayınlanan bir haber, ülkemizin kevgire dönüştüğünün acı bir ispatıydı. Merkel`in dinlemeyi kabul etmesi yetmezmiş gibi, ABD`nin de Türkiye`yi Biri Bizi Gözetliyor evine çevirdiği ve hatta İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda ile bile elindekileri paylaştığı ortaya çıktı. Belgelere göre, İngilizler, ABD`ye cömertlikleri için teşekkür etmiş ve biz zaten dinliyoruz demiş! Aynı zamanda İngiliz vatandaşı olan bakan Mehmet Şimşek`in gmail adresini takip ettikleri de belgelerde yerini almış.İstanbul ve belgede geçen tabirle “güzel Ankara”da istasyon kuran ABD belgelerinde ilginç bilgiler var. MİT`in başındaki Dr. X`in (ismin üstü siyah bantlı) muhtemel İran bağlantıları var, ama bunun ABD`ye etkisi henüz belirsiz notu düşülmüş mesela. Belgelerde Türk liderlerinin bilgisayarlarına ilk başarılı sızma 2006`da gerçekleşti deniyor. Sadece ABD misyonlarındaki bilgisayarları değil, Ankara`dakileri de ortak kullanmış Amerikalılar bizimkilerle. Tek tesellimiz (!) en iyi korunan bilgisayarlarımıza girmek için 6 ay çabalamak zorunda kalmaları olabilir.PKK konusunda ABD-Türkiye istihbarat paylaşımı zaten bilinen bir konuydu. Türkiye hem hedef, hem partner ülke olarak tanımlanırken PKK konusunda verilen istihbarat karşılığında Rusya ve Kafkaslar konusunda bilgi istenmiş. Belgelerde ABD`nin bizim generallerin isimlerinin telaffuzunu bile not ettiklerini görünce, inşallah bizim istihbarat da bu kadar özenli çalışıyordur diye dilemeden edemedim!Peki Türkiye`nin bu skandala tepkisi ne oldu? Erdoğan, güçlü ülkeler bunu yapar dedi. Doğru, güçlü ülkeler istihbarat toplar, ama yine güçlü ülkeler mahremlerine girilmesini engellemez mi? Her gün yeni Türkiye, ümmetin lideri (!) nutukları atılan bir ülkede dinlemelere, her ülkenin başına gelebilir muamelesi mi yapılmalı? Daha da önemlisi yatak odalarına bile girdiler diye günde birkaç kez bir kesimi suçlu-hain ilan edenler, toplumu birbirine düşman edenler belgesi çıkan dinlemelere neden bu kadar yumuşak tepki verir? Akla gizli-açık şantaj ihtimalleri gelmez mi? Ülkeyi bu kadar dinleyen liderlerin gizlemek istediklerine demek ki vâkıf denmez mi? İstihbaratımızın delik deşik olduğu ortadayken, Dışişleri dinlemesini cemaatin yaptığına kanaat getiren Davutoğlu`nun özür dilemesi gerekmez mi?Peki onun yerine ne oldu? Hemen ertesi gün kriptolu dinleme teknolojisi sadece MİT`te var diyen ve yasa dışı dinlemeleri üzerlerine kalmasın diye şikâyet eden Yakup Saygılı ve hırsızların peşine düşen diğer polisler gözaltına alındı. 17-25 Aralık “öyle soruşturmalar gördüm ki onlar zaten yoktular” haline getirildiğine göre , Orwell`in 1984`ündeki gibi Okyanusya`da tarihin Büyük Birader`in versiyonuna göre yeniden yazıldığı bir bakanlığın kurulması aşamasına geçebiliriz!


02 Eylül 2014 Salı  02:18

Zaman

Manşet - Ukrayna ordusu, Luhanks Havaalanı`nı terk etti


Geçtiğimiz nisan ayından beri ülkenin doğusundaki Rusya yanlısı ayrılıkçı milislerle savaşan Ukrayna ordusu, Luhanks şehrinde stratejik önemdeki havaalanını terk etti.Ukrayna ordusu, `Rus tanklarının da katıldığı` önceki gece yaşanan çatışmaların ardından Luhanks şehrinin dışında bulunan bölgenin en önemli havaalanından çekildiğini açıkladı. Cephedeki mevzi kaybını değerlendiren Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, “Bir komşu ülke tarafından Ukrayna`ya direkt ve açık saldırı yapıldı. Bu da çatışmaların yaşandığı bölgedeki durumu radikal bir şekilde değiştirdi.” diyerek daha önce kısmi üstünlük sağladıkları mücadelede Moskova`nın müdahalesine işaret etti. Ukrayna`ya asker ve tank gönderdikleri iddialarını yalanlayan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise, “Askeri müdahale olmayacak. Biz bu krizin ve trajedinin barışçıl yolla çözüme kavuşmasını talep ediyoruz.” dedi. Milisler de siyasi çözüm için Kiev`in terörle mücadele operasyonlarını sonlandırmasını ve `Donbas` olarak adlandırılan Ukrayna`nın doğu bölgesine özel statü verilmesini istedi. BM rakamlarına göre beş ayı dolduran çatışmalarda 2600`den fazla insan hayatını kaybetti.


02 Eylül 2014 Salı  02:18

Zaman

Manşet - İhracatçı, komşularla iyi ilişki istedi


Türkiye`nin en fazla ihracat yaptığı 10 ülke arasında bulunan Irak, Rusya ve Mısır`a ihracat geriliyor. İhracatta daha fazla düşüş olmaması için iş dünyası komşularla barış, işbirliği ve yatırımın olmazsa olmaz hale geldiğini söylüyor.Suriye`den sonra Irak pazarını da kaybetmek istemeyen ihracatçı, komşu ülkelerle yaşanan gerilimlerin sonlandırılmasını ve ilişkilerin normalleşmesini istedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, ihracat rakamlarını Ağrı`nın Doğubayazıt ilçesindeki İshak Paşa Sarayı`nda açıkladı. Komşularla barış, işbirliği ve yatırımın olmazsa olmazları olduğunu belirten Büyükekşi, “Biz bu anlamda komşuları ile barış içinde ticaret ve yatırım yapan bir Türkiye hayal ediyoruz, Türkiye bu bakış açısıyla meseleleri çözümlemeye ve engelleri aşmaya devam edecek.” dedi. Büyükekşi, Irak ile ticarette normalleşme sinyalleri almaya başladıklarını; temmuzda beşinci sıraya gerileyen Irak`ın ağustosta üçüncü sıraya yükseldiğini söyledi. Ancak ihracatçılar Irak`ın talep ettiği ürünlerin gıda ağırlıklı olması ve başka ülkelerden tedarik edilemeyecek ürünler olması nedeniyle düşüşlerin kalıcı olamayacağına inanıyorlar. Temmuz ayında Irak`a yapılan ihracat yüzde 46,4 gerilemişti. Verilere göre ihracat ocak-ağustosta yüzde 5,3 artışla 104,62 milyar dolar oldu. Ağustos ayında Irak`a ihracat yüzde 27 düşüşle 632 milyon dolar, Rusya`ya yüzde 14 düşüşle 499 milyon dolar oldu. Ağustos ayında Almanya`ya ihracat yüzde 12, İngiltere`ye yüzde 19, ABD`ye yüzde 30 arttı. TİM verilerine göre Avrupa Birliği`ne ihracat yüzde 12 artarken İran`a artış yüzde 58, Suudi Arabistan`a yüzde 50 oldu. Ortadoğu`ya yapılan ihracattaki artış yüzde 8 oldu. Ekonomistler başta bayram tatillerinin çalışma günü sayısını değiştirmesi olmak üzere ağustos ayında ihracat artışının hızında mevsimsel etkilerin de önemli bir yer tuttuğunu belirttiler. İhracat ağustos ayında başta AB kaynaklı talepteki artış olmak üzere, jeopolitik riskleri artan ülkelerdeki ihracat düşüşlerinin toparlanmaya başlamasıyla ağustosta yüzde 5,2 artışla 11,07 milyar dolar oldu. Ağustos ayında en fazla ihracatı 1.56 milyar dolarla hazır giyim ve konfeksiyon sektörü yaparken, kimyevi maddeler sektörü, 1,43 milyar dolar ihracat ile ikinci sırada, otomotiv sektörü ise 1,27 milyar dolar ihracat ile üçüncü sırada yer aldı.Otomotiv sektörü aylık bazda uzun bir aradan sonra ilk kez en çok ihracat yapılan sektörler arasında birinci sırada yer almadı. Ancak sektör ilk sekiz aya göre 15 milyar dolarla en çok ihracat yapılan sektör olmayı sürdürdü. Sektör ilk sekiz aya ilişkin verilere göre toplam ihracatın yüzde 14,3`ünü gerçekleştirmiş oldu. İlk sekiz aya ilişkin verilere göre otomotiv sektörünü 12,72 milyar dolar ihracat ile hazır giyim ve konfeksiyon sektörü takip ederken, sektör toplam ihracatın yüzde 12,2`sini gerçekleştirdi. Kimyevi maddeler sektörü ise 11,9 milyar dolarlık ihracat ile ilk sekiz ayda en çok ihracat yapan sektör oldu. Sektör toplam ihracatın yüzde 11,4`ünü gerçekleştirdi.


02 Eylül 2014 Salı  02:18

Zaman

Gündem - Bahşiş istedikleri damadı, otomobille sürükleyip öldürdüler


İstanbul Bahçelievler`de akıl almaz bir olay yaşandı. Kim oldukları tespit edilemeyen bir grup, iki kez bahşiş istedikleri ve tartıştıkları damadı otomobilin camına asılı halde sürükledi.200 metre böyle gidip yola düşen damat hayatını kaybetti. Saldırganlar kaçtı. Olay Yenibosna Neval Sokak`ta önceki akşam meydana geldi. Aziz Baş (25) ve Sevda Baş çifti beraberindeki konvoyla düğün salonuna yaklaştıkları sırada yolları bir araç tarafından kesildi. Araç içindekiler damat ve yakınlarından bahşiş aldıktan sonra konvoyun önünü tekrar keserek ikinci kez bahşiş istedi. Gelin arabasından inen damat Aziz Baş, diğer aracın camından başını uzatarak içeridekilerle tartışmaya başladı. Bu sırada araçta bulunanlar damadı cama sıkıştırarak otomobili hızla hareket ettirdi. Aziz Baş bu vaziyette yaklaşık 200 metre sürüklendikten sonra yere düştü. Kanlar içerisinde kalan damat kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Zanlılar ise kaçtı.


02 Eylül 2014 Salı  02:04

ODATV

Gündem - Elektirikli süpürge o ülkelerde yasaklandı


Nedeni ise...


02 Eylül 2014 Salı  02:06

Radikal

Politika - Almanya`nın gölgesinde yeni AB yönetimi


AB`nin geleceğini AB üyesi büyük ülkelerin hükümet başkanları belirliyor. Bunların arasında da artık Almanya bir tür `eşitler arasında birinci` konumuna gelmiş durumda. AB`nin yeni yönetim kadrosunun oluşumu bunun somut sonuçlarından biri.


02 Eylül 2014 Salı  01:11

Zaman

Manşet - Mümtaz`er Türköne - Çemberin dışında imam-hatip var mı?


Mesele çok ciddi, çok ağır, duygusal çağrışımları çok zengin; bir savaş bayrağı gibi kışkırtıcı ve toplumun-siyasetin uçsuz bucaksız münbit alanlarının kayda değer bir kısmını işgal eden çok esaslı bir mesele.Bu mesele yeni öğretim yılı başında çevrenize kayıt yaptıracağınız okulla sınırlı bir eğitim meselesinden ibaret değil, devletin-toplumun-siyasetin kesişme alanında yer alan ve din-siyaset ilişkisine dair her zorluğu peşi sıra sürükleyen dev bir mesele. Şöyle düşünün: Toplumun din eğitimi talebini karşılamak için imam-hatipler dışında; doğal olarak devletin dışında bir yol bulsak, bir yığın tüketici, yıpratıcı tartışmadan ve kavgadan bir kalemde kurtulmuş olmaz mıyız? İmam-hatipler eğitim sistemi üzerinde bir yük mü? Evet artık bir yüke dönüştüler. Dün, toplumun devletle uzlaşma köprüsü ve eğitimin ve toplumun ilerlemesinin temel dinamosu olan bu okullar, bugün eğitim sistemini kilitleyen, sadece geleceğimizi değil, siyasî alanı da rehin alan ağır bir yüke dönüşmüş durumdalar.İçi boşalmış, üstlendiği misyon ters-yüz olmuş imam-hatip markasına, bir okul asabiyesi ile sahip çıkanların, ne işe yaradığı hakkında fikir sahibi olmadıkları bir davayı sürdürenlerin, bugünün imam-hatiplerinin dününkiler ile hiç alâkası olmadığını anlamaları için çevrelerine bakmaları yeterli.Takıntılar, önyargılar, okul asabiyesi, hükümet politikasına kayıtsız-şartsız destek verenler ile “imam-hatip düşmanı” yaftasını yiyerek tartışmak çok zor. Yine de bu esaslı sorun konusunda herkesin bildiklerini gözden geçirmesi ve çemberin dışına çıkması lâzım. Çember dediğimiz ne? Bu kadar sorgusuz-sualsiz benimsenen bir tezat ancak fıkralarla yerli yerine oturuyor.Tımarhanede yemek vakti. Bir grup deli tebeşirle çizilmiş bir çemberin içinde yere yatmış kıvranıp duruyor. Masada tek başına oturmuş rahat rahat önündekileri atıştıran delinin, “burada ne oluyor?” diye soran doktora verdiği cevap durumu açıklıyor: “Çemberin altından geçmeye çalışıyorlar; `sadece çizginin altından geçenler yemek yiyebilir` diye kural koydum da.”Bu fıkra yetmiyorsa ikincisi: Deliler, tımarhaneden firar etmek için plan yapmışlar. Plan son derece basit. Birinci kapıyı yüklenip kırarak açacaklar, ikinci kapıyı da ve son olarak üçüncü kapıyı da aynı şekilde. İlk iki kapıyı planladıkları gibi kırıyorlar. Sonra? Bakıyorlar üçüncü kapı yok ve dışarıdalar. Planı uygulayamadıkları için hep birlikte tımarhaneye geri dönüyorlar.Aynı durumu anlatan son fıkra çok bilindik bir temayı içeriyor. Delinin biri kuyuya bir taş atmış, yüz akıllı çıkartamamış. Oradan geçen biri deliye “bunlar ne yapıyor böyle?” diye sormuş. Delinin cevabı: “Elimdeki taşı kuyudan çıkartmaya çalışıyorlar.”İmam-hatipler (aynı şekilde ilahiyat fakülteleri), engin İslâm düşüncesinin, İslâm medeniyetinin eğitim alanındaki birikimin değil, Takrir-i Sükûn dönemine ait bir Devrim Kanunu`nun eseri: 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile “küşad” oluyorlar. Amaç, din eğitimini devlet tekeline alarak toplum üzerinde kontrol alanını genişletmek. Demokrasiye geçişle birlikte, devletiyle kavga etmeden ihtiyacını karşılamak isteyen toplum, bu modelin etki alanını genişletiyor. Bu okullar sayesinde başka türlü resmî eğitim fırsatı bulamayan nesiller yükselme ve toplumun zirvesine çıkma imkânı buluyor. Devletin izni ve onayı ile yürüyen bu uzlaşma her zaman en hararetli siyasî tartışmaların odağında bulunuyor. Sonra toplum kendi ayakları üzerinde duruyor ve bu okullara olan ihtiyacı sivil yollardan daha sıcak ve daha etkileyici yöntemlerle karşılamaya başlıyor. Bugün imam-hatiplerin karşılayacağı genel bir din eğitimi talebi bulunmuyor. Kısaca toplum çemberin dışına çıkıyor ve kendi hükümranlık alanını ilan ediyor. Bugün resmî din eğitimi alanını genişletmenin, altından geçilecek daha geniş bir çember çizmek dışında; yani devletin toplum üzerindeki gücünü ve egemenliğini genişletmek ve sivil toplumu tımarhanede tutmak dışında hiçbir anlamı yok.


02 Eylül 2014 Salı  02:18

Zaman

Manşet - Ankara, ABD`ye `Bizi dinlediniz mi?` diye sordu


ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jess Baily, Amerikan istihbaratının Türkiye`yi dinlediği iddialarıyla ilgili dün Dışişleri Bakanlığı`na çağrıldı. ABD`den izahat bekleyen Ankara, devlet kurumları ve dış temsilciliklere yönelik yürütülen casusluk faaliyetlerinin derhal sonlandırılmasını talep etti.Ankara, Alman basınında yer alan ABD`nin Türkiye`yi dinlediği iddialarıyla ilgili olarak Washington`dan açıklama istedi. ABD`nin Ankara Maslahatgüzarı dün Dışişleri Bakanlığı`na çağrılarak Alman Der Spiegel dergisinde önceki gün yer alan İngiliz ve Amerikan istihbaratının Türkiye`ye yönelik casusluk faaliyetleri yürüttüğüne dair haberler soruldu. Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak, ABD`den haberdeki `vahim` iddiaları ciddiyetle ele alarak Türkiye`ye tatminkar bir açıklama sunması talebinde bulunduğu belirtildi. Bakanlık, iddiaların doğru olması halinde, bu tür faaliyetlerin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği ve iki ülke arasındaki dostluk ve müttefiklik ilişkileriyle bağdaşmadığını kaydetti. Açıklamada, “ABD`nin, söz konusu iddiaları araştırarak, doğru olmaları halinde devlet kurumlarımız ve dış temsilciliklerimize yönelik yürüttüğü faaliyetlerini derhal sonlandırması beklenmektedir.” denildi. Alman istihbaratının Türkiye`yi dinlemesine karşı sessizliğiyle dikkat çelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu hafta gerçekleşecek NATO zirvesine işaret ederek, “Liderlerle bir araya geldiğimizde konuşacağız.” yorumu yaptı. Der Spiegel, daha önce de Alman istihbarat teşkilatı BND`nin Türkiye`yi dinlediğini gündeme getirmiş, Alman yetkililer de bunu inkâr etmemişti. Der Spiegel önceki gün ise ABD Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) eski çalışanı Edward Snowden`in sızdırdığı gizli belgelere dayanarak Türkiye`nin, Amerikan istihbaratı tarafından en yoğun izlenen ülkeler arasında bulunduğunu, Türk liderlerin, ordunun, istihbarat yetkililerinin, bakanlıklar ile enerji şirketlerinin casus yazılımlar yoluyla dinlendiğini öne sürmüştü. Dergi, Washington`daki Türk büyükelçiliği ve New York`taki BM Daimi Temsilciliği`nin de dinlendiğini iddia ederken İngiliz istihbaratının da özellikle Türkiye`nin enerji sektörünü takibe aldığını ifade etmişti.İNGİLİZ ELÇİ ÇAĞIRILMADIDün iddiaların sorulduğu İngilte-re`nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore ise “Bu konuda politikamız gayet basit ve açık. İstihbarat konularında yorum yapmıyoruz. İddiaları ne doğruluyoruz ne de yalanlıyoruz.” dedi. Moore, Türkiye`nin kendisini bakanlığa çağırıp rahatsızlığını bildirmediğine işaret ederek, “Türk yetkililerle henüz bu konuyu görüşme imkânı olmadı.” dedi. İngiltere ve ABD`nin Türk yetkilileri ve büyükelçiliklerini dinlediğine yönelik geçtiğimiz sene de çok ciddi iddialar gündeme gelmiş ve Türkiye, konuyla ilgili iki ülkeden izahat istemişti. Ancak bu ülkelerin Türkiye`ye cevap verip vermediği konusunda yetkililer bilgi vermiyor.


02 Eylül 2014 Salı  02:18

Zaman

Manşet - Avrupa Birliği tekliyor Amerika`da toparlanma hızlı


Gelişmekte olan ülke piyasalarının gözü Avrupa Birliği (AB) ve Amerika`dan gelen ekonomik göstergelerde.Bu piyasalardaki değişimler başta kur olmak üzere ülkeye giren yatırımları ve ihracat oranlarını etkiliyor. Dün açıklanan verilere göre AB henüz düzlüğe çıkamadı. Amerikan ekonomisi ise yukarı yönlü hareketlendi. Euro bölgesinde PMI (Purchasing Managers Index) ağustosta 50,7 ile beklentilerin bir miktar altında kaldı. 13 ayın en düşük seviyesine düşen endeks, temmuzda 51,8 seviyesindeydi. Satın alma yöneticilerine yapılan anketle ortaya konan endeks, piyasanın yönünü belirleme niteliği taşıyor. Endeksin 50`nin üzerinde olması imalat sektöründe faaliyetlerin arttığını, 50`nin altında olması da faaliyetlerin azaldığını gösteriyor. Portekiz, İzlanda ve Yunanistan gibi ülkelerin iflasın eşiğinden döndürülmek istenmesi AB`ye ilave yük bindirmişti. İlerleyen zamanlarda bunlara İspanya ve İtalya`daki daralmalar eklenince Euro Bölgesi`nin yaralarını sarması başka bahara kaldı. Avrupa Birliği`nin lokomotifi Alman-ya`nın Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH) 2014`ün 2. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,2 oranında daraldı. Geçen yılın ikinci çeyreğine göre yüzde 0,8 artış kaydetti. Temmuzda 52,4 olan PMI 51,4 ile 11 ayın en düşük seviyesinde oluştu. Piyasanın beklentisi 52 seviyesindeydi. Almanya, 2013`e göre daha iyi bir ekonomik performans ortaya koysa da henüz büyüme istikrarı yakalayamadı. AB ekonomisinde toparlanma sinyallerinin geç kalmasında Ukrayna`nın oluşturduğu siyasi belirsizliğin de etkisi olduğu belirtiliyor. Amerika tarafında Chicago PMI ağustosta 64,3 ile beklentilerin üzerine çıktı. Ülkenin orta batı bölgesindeki iş yaşamına dair gösterge niteliği taşıyan endeks, son 3 aydaki en yüksek seviyesini gördü. Temmuzda 52,6 olan PMI`nin 56`ya çıkması bekleniyordu. Michigan Üniversitesi ve Thomson Reuters tarafından hazırlanan tüketici güven endeksi ise ağustosta nihai 82,5 değerini alarak hem önceki aya göre ilerleme kaydetti hem de piyasa tahminlerinin üzerine çıktı. Temmuzda 81,8 seviyesindeki endeksin ağustosta 80,1`e çıkacağı öngörülüyordu. Amerikan Merkez Bankası FED`den verilerin olumlu gelmesi durumunda gelecek yılın 2. çeyreğinde olacağı tahmin edilen faiz artırımı kararını önceye çekmesi bekleniyor. Uzmanlar, faiz artırımı kararından sonra gelişmekte olan ülkelerdeki sıcak paranın Amerika`ya yelken açacağını kaydediyor. Gelecek yılın ilk yarısında ülkeden muhtemel para çıkışı olması, gelişmekte olan ülkelerin üstesinden gelmesi gereken en büyük sorun olarak karşılarında duruyor.


02 Eylül 2014 Salı  02:18

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  

26mart 2010 habertürk arşiv lys  fox tv gece haber  01 04 2011 fox haber horlama ha  krizde trendi  00 07 2011 çekil  çift evliligi isteyen kadın  çarşaba akşamı kanal 7 ye canlı yayına katılan kı  kamyon hırsızlıgı  egemen bağış  05 01 2009 tarihli horoz gazetesi  01 ekim yeni asr gazetesi sarmak eki arsiv  6 temmuz fox tv haberleri izle  01 08 2009 tarihli posta gazetesi  amasya 30 aralık tatil olan okullar  114 09 2010 posta gazetesİ çekİlİş sonuçlari  foto maç at yarışı bülteni tempocu  nt çekiliş sonuçları  19 ekimde izmirde okullar tatil mi  posta gazetesi 3 temmuz 2013 bulmaca cevapları  01 şubat 2009 hürriyet akdeniz  1 aylık hava durumu tahminleri ankara gece gündüz  22 mayıs posta gazetesi manşetini oku