Bulunan Haber Sayısı: 64
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - İsrail, Filistin`le doğrudan barış görüşmelerini askıya aldı


Filistinli grupların önceki gün yedi yıl aradan sonra `mutabakat hükümeti` kurma anlaşmasına varması üzerine toplanan İsrail güvenlik kabinesi, Filistin sorununun çözümü için yürütülen müzakereleri askıya aldıklarını açıkladı.İsrail medyası, buna ek olarak Batı Şeria`daki Filistin yönetimine de ekonomik yaptırımların uygulanabileceği iddialarına yer verdi. İsrail ve en büyük destekçisi ABD, şiddeti reddetmemesi ve İsrail`i tanımaması nedeniyle Hamas`la masaya oturmayı reddediyor. Ayrıca Hamas, ABD`nin terör örgütü listesinde de yer alıyor. Gazze`de bir araya gelen Hamas, El Fetih ve İslami Cihad grupları, beş hafta içinde ortak bir hükümet kurarak altı ay sonra seçime gideceklerini duyurmuştu. 2007 yılında Hamas`ın Gazze`deki seçimi kazanmasının ardından El Fetih`le ilişkiler bozulmuştu. 2011-2012 yıllarında da Kahire ve Doha`da bir araya gelerek anlaşma imzalayan gruplar, ilk kez ortak hükümet kurma kararı almıştı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry`nin girişimleriyle başlayan barış görüşmeleri, İsrail`in sık sık işgal ettiği topraklarda yeni yerleşim yerleri inşa edeceğini açıklaması nedeniyle sürekli kesintiye uğruyordu. Taraflar, 1991 yılında Madrid Konferansı ile başlattıkları görüşme trafiğinde şimdiye dek 15`ten fazla kez masaya oturdu. Bu görüşmelerden İsrail`in 2005`te Gazze`den çekilmesinden başka herhangi bir somut sonuç çıkmadı.


25 Nisan 2014 Cuma  03:06

Zaman

Manşet - Önce kupa, sonra tatil


Rizespor`u yenerek şampiyonluğunu ilan etmek isteyen Fenerbahçe`de kalan 3 haftada fazla forma şansı bulamayan futbolcular görev yapacak. Milli takım kamplarına gidecek veya ülkeleri adına 2014 Dünya Kupası`nda mücadele edecek isimlerin erken tatile çıkması da gündemde. Ancak `şampiyonluk fotoğrafı` eksik kalır endişesi üzerine bu düşünce şimdilik rafa kaldırıldı.Fenerbahçe, 19. şampiyonluğunu ilan etmek için geri sayıma geçti. Sarı-Lacivertliler, pazar günü Çaykur Rizespor`u yenerek mutlu sona ulaşmak istiyor. Kutlama programı ise henüz netleşmedi. Rizespor karşılaşmasından en az beraberlik sonucu çıkarsa sadece kadın ve çocukların izleyebileceği mücadelenin ardından Şükrü Saracoğlu Stadı`nda tur atılacak. Sarı-Lacivertlilerin bir hafta sonraki durağı Akhisar Belediyespor deplasmanı. Karabükspor sınavı da Kadıköy`deki son maç olacak. Yönetim, şu an için kutlamaları Karabükspor mücadelesinin akabinde düşünüyor. Bazı sanatçıların da katılacağı şölene, biletle girileceği ve paralı olacağı belirtiliyor. Takımda fazla forma şansı yakalayamayan futbolcuların gözü de hafta sonu oynanacak maçta. Teknik heyet, şampiyonluğun garantilenmesi üzerine kalan 3 haftada yedeklere şans verecek. Lig bitiminde milli takımlara dağılacak ve fazla izin yapamayacak isimlerin erken tatile çıkması da gündemde. Dirk Kuyt, Webo, Emenike, Meireles ile Bruno Alves gibi ülkeleri adına Brezilya`daki 2014 Dünya Kupası Finalleri`nde boy gösterecek oyunculara da kolaylık sağlanabilir. Ancak 5 yabancının yanı sıra şampiyonlukta payı bulunan birçok oyuncunun yer almayacağı kutlama fotoğrafının uygun olmayacağı endişesi de hakim. Bu yüzden erken tatil düşüncesi şimdilik rafa kaldırılmış durumda. Öte yandan Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, F.Bahçe`ye verilen 1 maç seyircisiz oynama cezasını onarken, yaptırımın ertelenmesi talebini de reddetti. Böylece Sarı-Lacivertlilerin pazar günü Çaykur Rizespor ile Şükrü Saracoğlu Stadı`nda oynayacağı maçı, tribünlerden sadece kadın ile 12 yaş ve altı çocuk taraftarları izleyebilecek.`Caner`i Avrupa`dan soruyorlar`Fenerbahçeli Caner Erkin`in yeni sözleşme imzalamaması üzerine menajerinin Süper Lig`de bazı kulüplerle masaya oturduğu yönündeki iddialar yalanlandı. Milli futbolcunun menajeri Batur Altıparmak, Sporx`e yaptığı açıklamada, “Fenerbahçe ile görüşmeden adım atmayacağız. Beşiktaşlı İsmail Köybaşı ile G.Saraylı Selçuk İnan`ın da menajeriyim. Bu kulüplere gidip bazı görüşmelerde bulunmam normal.” dedi. Altıparmak, Kanarya`dan henüz `gelin, görüşelim` talebi almadıklarını, Avrupa`dan ise çok soranların olduğunu kaydetti.Ali Koç`tan Kılıçdaroğlu`na 34 klasör!Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve yöneticilerin şike iddiasıyla görülen davada yeniden ve adil yargılanması talebiyle `Adalete Fener Yak Kampanyası`nı başlatan 1907 F.Bahçe Derneği, ilgililerle görüşmelerini sürdürüyor. Dernek Başkanı Ali Koç, 500 bini aşkın imzayı ve yorumları 34 klasörü ile AYM Başkanı Haşim Kılıç ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli`nin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu`na da sundu. Toplanan imzalar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`a da iletilecek.


25 Nisan 2014 Cuma  03:18

Hürriyet

Astroloji - Büyük bir enerji doğuyor


Bu hafta itibariyle Koç burcundaki Uranüs, Yengeç burcundaki Jüpiter, Oğlak burcundaki Pluton ve Terazi burcundaki Mars arasında 13 derecede ender rastlanan büyük kare görünümü oluşuyor.


21 Nisan 2014 Pazartesi  11:16

Habertürk

Gündem - Yıldızınız bugün ne söylüyor?


Astroloji uzmanı Hande Kazanova`dan günlük burç yorumları...


19 Nisan 2014 Cumartesi  06:16

Hürriyet

Yazarlar - Büyük bir enerji doğuyor - Niobe


Bu hafta itibariyle Koç burcundaki Uranüs, Yengeç burcundaki Jüpiter, Oğlak burcundaki Plüton ve Terazi burcundaki Mars arasında 13 derecede ender rastlanan büyük kare görünümü oluşuyor. Bu tür gökyüzü görünümleri bir yüzyılın içinde sıklıkla gözlemlenmediği için yaşanabilecek olayların dikkatle ele alınmasını gerektiriyor.


21 Nisan 2014 Pazartesi  03:09

Zaman

Manşet - Bülent Korucu - Hizmet Camiası, açılım sürecinin neresinde?


Havuz medyası, yeni çarpıtmalara imza atıyor. Hedefe giden her yolu mubah gören zihniyet, gerçeğe taban tabana zıt tezlerle ortaya çıkmaktan çekinmiyor. Benzer bir çarpıtmaya `çözüm süreci` konusunda tanık oluyoruz.28 Şubat`ta `Fethullah`ın ölüm komandoları` diye manşet atanlar “Fethullah Gülen, bağımsız Kürt devleti kurma arzusuyla ölen Şeyh Said-i Nursi`nin intikamını almak için Türkiye`yi ele geçireceği günü bekliyor” diye zinde güçlere selam çakıyordu. Şimdi aynı kafa, Hizmet Camiası`nın çözüm sürecine karşı olduğu yalanını kırk defa söyleyerek kitleleri inandırmaya çalışıyor. En başta Hizmet Camiası`nın dayandığı ilkeler barıştan yana tavır almayı zorunlu kılıyor. Onun için daha ilk günden Fethullah Gülen Hocaefendi, bir adım öne çıkarak “Hayır sulhtadır.” demişti. Kur`an`ın her zaman barış yolunu tavsiye ettiğini hatırlatan Gülen, “Milli onur, milli gurur ayaklar altına alınmama kaydıyla, o mefkûreye saygı devam ettiği müddetçe -bence- el de öpülebilir, etek de öpülebilir. Heyet-i İslamiye, heyet-i milliye arasında huzurun temini adına katlanılabilecek her şeye katlanmak lazım. Hayır sulhtadır, sulh her zaman hayırlıdır.” cümleleriyle barıştan yana tavrını ortaya koymuştu. Süreç boyunca karşılaşılabilecek olumsuzluklara karşı ise `kan kusulsa bile kızılcık şerbeti içtim` diyebilmeyi tavsiye ediyordu. Hocaefendi`nin bu tavrı, başlayan sürecin yanında konumlanma da değildi. Zira daha önce söyledikleriyle de siyasi iradenin önünü açıyor; hatta bazen ağır eleştiri getiriyordu. 2011 Ekim ayındaki şu sözleri önemliydi: “Neden okullarda Kürtçenin de öğretilmesine fırsat verilmedi? Yurtdışındaki okullarımızda, hatta Amerika`da bile Türkçe seçmeli ders olarak okutuluyor ve kimse buna mani olmuyor.” Bu cümlelerin PKK`nın Silvan saldırısı sonrasında öfke ve intikam sloganlarının kabardığı günlerde söylendiği düşünülürse kıymeti daha iyi anlaşılır. Kürtçe üzerindeki yasaklar sürerken “Anadilde eğitimin ilke planında kabul edilmesi devletin vatandaşlarına karşı adil olmasının gereğidir. Kürtçe ana sütü gibi helaldir.” demişti. Hocaefendi, bir ay önce Zaman`da yayımlanan mülakatta duruşunu bir kez daha özetlemişti: “Bir mümin sulhun yanında olur. Sulhun gerektirdiği tavırları takınır. Orada teraküm etmiş, birikmiş problemler var. Bunlar her defasında silahla çözülmeye kalkıldı. Böyle olunca da katlanarak büyüdü. Şimdi bir sulh ve sükûn süreci var. Bozmamak lazım. Devlet, vatandaşlarına karşı her şeyden önce adil olmalı. Temel hak ve hürriyetleri başka değerler karşısında pazarlık unsuru olarak görmemeli, kullanmamalı. Çözüm süreci daha başlamadan, anadilde eğitim hakkında kanaatimi ifade etmiştim. Bir türlü adım atılmadı. Hâlâ sürüncemede. `Yeter ki kan akmasın...` diyelim tamam. Bu bile belli bir pragmatizm ihtiva ediyor. Ötesi hedeflenmeli.” Hizmet Camiası`nın konuyla ilgili müspet tavrı Hocaefendi`nin açıklamalarıyla sınırlı değil. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı iki Abant toplantısıyla aydınların barışa katkısına zemin hazırlamıştı. 2008 yılındaki `Kürt sorunu: Geleceği ve barışı birlikte aramak` konulu toplantının sonuç bildirgesi devrim niteliğinde ifadeler taşıyordu. “Kürtlere ve diğer unsurlara yönelik asimilasyon politikalarını reddediyoruz. Türk ve Kürt ayrımının karşılıklı olarak homojenleştirmek, ötekileştirmek ve yabancılaştırmak amacıyla kullanılmasına karşı çıkıyoruz.” cümlelerinin 2008 ortamında kurulmasının hiç kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. İlkesel duruşun Camia`yı barışın yanında durmaya zorunlu kıldığını örnekleriyle anlatmaya çalıştım. Bunları bir kenara bırakıp faydacı bir yaklaşıma yönelsek karşımıza farklı bir tablo çıkmaz. Ankara`nın ötesine geçemeyenler, şahince slogan atabilir. İç savaş ve Saddam zulmü sırasında bile Irak Kürt Bölgesi`nde eğitim hizmeti vermeye çalışanların; onlarca eğitim kurumu ile Güneydoğu`nun her karışında bulunmaya gayret edenlerin böyle bir lüksü olamaz. Barış en fazla Şırnak`ta, Hakkâri`de, Kızıltepe`de, Cizre`de, Silopi`de var olmaya çabalayan Hizmet Camiası`nın işine yarar. Barışı bölge halkıyla birlikte en çok onlar ister. Camia çözüm sürecine karşı değildir, aksini iddia etmek gerçekleri ters yüz etmektir. Sözü, Hocaefendi`nin ulusalcı medyada eleştiri konusu olan şu duasıyla bağlayalım: “Kimsenin burnu kanatılmasaydı bu ölçüde bu problemler altından kalkılmaz, üstesinden gelinmez hal almazdı. Allah bu işe sebebiyet verenlerin taksiratını affetsin. Günümüzde de bu problemi çözmeye çalışan insanlara imkân bahşeylesin.”


25 Nisan 2014 Cuma  02:06

Zaman

Manşet - Gündüz gece kitap günü


23 Nisan, 1995`ten bu yana Dünya Kitap Günü olarak kutlanıyor. İngiltere`deki The Reading Agency adlı kurum ise bugüne paralel olarak 2011`de bir etkinlik başlattı. Dünya Kitap Gecesi`nde (World Book Night), kitapseverler buluşuyor, kitap dağıtılıyor, okumaya teşvik ediliyor.Cervantes ve Shakespeare gibi birçok ünlü yazarın doğum ya da ölüm günü olan 23 Nisan, UNESCO tarafından 1995`ten bu yana Dünya Kitap Günü olarak kutlanmakta. Bugüne paralel olarak İngiltere`deki The Reading Agency adlı kurumun 2011`de başlattığı ve sonrasında İrlanda ve Amerika gibi ülkelerde düzenlenen Dünya Kitap Gecesi (World Book Night) bu yıl da kitapseverleri buluşturacak. 2011`den bu yana 46 bin gönüllü sayesinde iki milyon kitabın dağıtıldığı bu uluslararası etkinlik, kitapları sevdirmek ve kitapseverleri bir araya getirmek için yola koyulmuş. Yayıncıların, yazarların, kitabevlerinin, okurların ve kütüphanelerin de dahil olduğu bu geniş katılımlı Dünya Kitap Gecesi`nin ajandasına bu yıl `etrafınızdakilere 23 Nisan`ı bahane ederek kitap armağan edin` önerisi eklenmiş.Ülkedeki pek çok kitabevi ve kütüphanenin etkinliğin bir parçası olduğu Dünya Kitap Gecesi`nin en büyük amacı, ülkedeki okuma alışkanlığını artırmak. Etkinlik komitesi bunun için her yıl farklı türde 20 kitap belirlerken, yeni yazarların tanınması ve daha fazla okunması için çaba harcıyor. Gönüllüler de kitapevlerine ve kütüphanelere dağıtılması için bırakılan kitapları hastanelere, hapishanelere, komşularına, yoldan geçenlere ve eline hiç kitap almamışlara ulaştırıyor. Ülke genelinde bir nevi okuma seferberliği gerçekleştiriliyor.Etkinlik kapsamında İngiltere`de bu yıl, 20 farklı yazarın toplam 250 bin kitabı dağıtılacak. Yayıncılar ve sponsorların desteğiyle yüz binlerce kitabı okurlarla buluşturacak Dünya Kitap Gecesi`nde, eserleri dağıtılacak yazarlar arasında Agatha Christie, Armistead Maupin, John Boyne, Roald Dahl ve Cruz Smith gibi isimler var. Özel baskı olan kitapların her birine o yılın Foyle Genç Şair Ödülü`nü kazanan ismin şiiri ekleniyor.Etkinliği düzenleyen kurum, bu yıl özellikle erkek okurları hedeflemiş, zira önceki yıllarda kadınların ilgisi daha yüksek olmuş. Kütüphanelerde ve kitapçılarda okur ve yazar buluşmalarının da yer aldığı Dünya Kitap Gecesi`ne katılım her yıl daha da artıyor. Bunun yanı sıra The Reading Agency, dünyanın dört bir yanına çağrı yaparak Dünya Kitap Gecesi`nin başka ülkelerde de gerçekleşmesi için girişimlerde bulunuyor. Türkiye`den de Kültür ve Turizm Bakanlığı`nın ya da köklü bir yayınevinin bu işe talip olması tüm dünyada coşkuyla kutlanan 23 Nisan Dünya Kitap Günü`nün daha renkli geçmesine vesile olacaktır kuşkusuz. ()


22 Nisan 2014 Salı  02:06

Zaman

Manşet - Taziye mesajı, Fransa`daki Ermeni diasporasını umutlandırdı


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın, 1915 olaylarının yıldönümü vesilesiyle önceki gün yayımladığı taziye mesajı, ABD`den sonra en çok Ermeni göçmenin yaşadığı Fransa`da geniş yankı buldu.Fransa`daki Ermeni diasporasının temsilcileri, Erdoğan`ın mesajını büyük bir şaşkınlıkla birlikte müspet karşıladı. Zaman`a konuşan Fransa Ermeni Federasyonu (CCAF) Başkan Yardımcısı ve Nouvelles d`Armenie Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ara Toranian, “Türkiye`nin tarihinde bir ilk teşkil eden taziye mesajının olumlu bir adım olduğunu düşünüyorum. Bence, bu açıklama 1915`in yüzüncü yılına yaklaşırken artan uluslararası baskının sonucunda kat edilmiş bir ilerlemedir.” dedi. Ermeni diasporasının tanınan isimlerinden Halk Hareketi Birliği (UMP) Genel Sekreteri Patrick Deveciyan da “100 yıldır ilk kez Türk hükümeti Ermenilerin acılarını anlayarak taziyesini iletiyor. Çok büyük bir adım olmasa da bir ilerlemedir.” şeklinde konuştu. Ancak taziye mesajı Türkiye`deki algısından farklı olarak 2015 öncesinde `soykırım`ı tanımanın ilk adımı olarak yorumlandı. Bütün enerjisiyle 2015`e odaklanan Ermeni diasporası, bu yıl için büyük beklenti içinde değildi. Ocak ayında CCAF`ın düzenlediği yıllık resepsiyonda ana gündem 100. yıl anma törenleriydi. Erdoğan`ın taziye mesajı Fransa`da dün düzenlenen 99. yıldönümü anma törenlerinin tekrar Fransız medyasının gündemine girmesini sağladı. François Hollande`nin cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk kez anma törenine katılması dahi medyanın bu boyutta ilgisini çekmemişti. Aynı zamanda, Erdoğan`ın açıklaması Türkiye-Fransa ilişkilerinde yeni bir krize gebe 2015 yılı öncesinde Türkiye`nin ilk diplomatik manevrası oldu. Açıklama, Hollande`nin 12-13 Mayıs`ta yapacağı Ermenistan ziyareti öncesinde de büyük önem taşıyor. Fransız liderin soykırım iddialarının inkârını suç sayan yeni bir yasa tasarısını aralık ayına kadar getirmesi bekleniyor. Ancak hukukçular, yeni bir tasarı hazırlamanın hukuken imkânsız hale geldiği görüşünde. Zira eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy döneminde benzer bir yasa tasarısı Fransız Meclisi ve Senatosu tarafından kabul edilmiş, ancak Fransız Anayasa Mahkemesi tarafından iptal etmişti. Aralık ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Doğu Perinçek`in açtığı davada İsviçre`yi benzer bir yasa nedeniyle mahkûm etmişti. Fransa`daki Ermeni toplumu, 1915 olaylarıyla ilgili birçok alanda kapsamlı etkinlikler düzenlemeyi hedefliyor. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki Sevres (Sevr) Antlaşması`nın imzalandığı kasabada “Ermeni Soykırım Müzesi” açılacak. Fransız devletinin de finansal desteğiyle kurulan müzenin 2015`teki anma törenlerine yetişmesi bekleniyor. Yine Paris`te Sosyalist Belediye Başkanı Anne Hidalgo “Ermeni Medeniyeti ve Hafızasını Koruma Merkezi” açılacağını duyurmuştu. Ancak 2015 yılı aynı zamanda Fransa`ya Türk göçünün 50. yıldönümü. Bu kapsamda, Fransa`da yaşayan 600 bin Türk göçmenin de çok sayıda etkinlik düzenlemesi öngörülüyor. Aynı zamanda, Çanakkale Savaşı`nın 100. yıldönümü vesilesiyle geniş katılımlı anma törenleri düzenlenmek isteniyor. 2011`de soykırım yasa tasarısının ardından 35 bin Türk vatandaşı Paris`te büyük bir yürüyüş düzenlemişti. Ermeni diasporası`nın 2015 propaganda savaşının diğer ayağını da Türkiye`nin Suriye politikası oluşturuyor. Suriye`de Ermenilerin yaşadığı Kessab`ta Nusra Cephesi`nin düzenlediği saldırılar ve Ermenilerin şehri terk etmek zorunda kalması ABD ve Fransa`daki Ermeni diasporası tarafından “Türkiye`nin ikinci tehcir girişimi” olarak nitelendiriliyor. Nusra`nın Türkiye`den askerî destek aldığını iddia eden diaspora temsilcileri, yaşananlardan doğrudan Türkiye`yi sorumlu tutuyor. Ermeni gazeteci Viktor Cheterian Orient21 isimli sitede “21 Mart`taki Kessab saldırısının Türk ordusu tarafından yapılan bir katliam olduğu yönünde yoğun bir propaganda kampanyası yapıldı. Ermeni Diasporası örgütleri bu olayı 1915`le kıyasladı. Türkiye`nin Suriye`ye silahlı yardımı konusunda az şüphe olsa da, Kessab iddiası doğru değil.” ifadelerini kullandı.


25 Nisan 2014 Cuma  02:06

Sözcü

Gündem - Güzel günler



21 Nisan 2014 Pazartesi  07:08

Sözcü

Gündem - Aydınlık kaynağı



19 Nisan 2014 Cumartesi  07:03

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  

oguz kaba dugun videosu  09 ocak 2010 töder sınav cevap anahtarı 7 sınıf  21 şubat fox tv ana haber bülteni  15 fox tv çalar saat  haziran2009kaza haberi uşak izmir yolu  uğur altuğ medtaedge  muhtarliz yayınları 4 bds sınav sonuçları 7 sınıf  21 03 2009 habertürk gazete arşivi habertürk  04 02 2009 tarihli hürriyet gazetesi  mersin motor kazası  karadeniz gazete başlıkları  dünkü şehit haberleri hakkari  12 eylül 2009 star tv haberleri izle video  4 temmuzdaki trafik kazaları bolu düzce arası  zaman ankara eki arşivi 18 02 2011  07 temmuz 2008 posta gazetesi arşivi  hepsi seçim anketi ordu ili  hürriyet bursa eki 18 ekim 2009  20 ağustos 2009 tarihli sabah gazetesi ankara eki  2 ekim fox haberleri izle  10 temmuz 2007  kasım insan kaçakçılığı