Bulunan Haber Sayısı: 63
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Sabah

Gündem - `Diktatörlükte bile böyle sonuç mümkün değil`


7 Haziran`da Güneydoğu kırsalında birçok sandıkta HDP dışındaki partilere oy çıkmaması seçmene baskı yorumlarına neden oldu. Diyarbakır`ın Silvan ilçesindeki 27 köyde oyların tamamının, Batman`da 400 sandıkta...Devamı için tıklayınız


05 Temmuz 2015 Pazar  01:35

Sözcü

Gündem - Burcu Esmersoy yaz havasına girmiş



05 Temmuz 2015 Pazar  09:23

Zaman

Manşet - Burç Okulları, LYS`de de şampiyonların adresi oldu


Adana Burç Okulları, dün açıklanan LYS sonuçlarında dereceleri topladı. Burç Okulları`nın 5 öğrencisi ilk 100`de 20 derece elde ederken, Burç Vural Anadolu Lisesi öğrencisi Muhammet Talha Var, Y-TM-1, Y-TM-2 ve Y-TM-3 alanlarında Türkiye 5.si oldu. Adana`da bilim, olimpiyat, proje, kültür, sanat ve spordaki şampiyonlukları geleneksel hale getiren Özel Burç Okulları, dün açıklanan LYS`de de başarılarına başarı kattı. İlk 100`de 5 öğrencisiyle 20 derece elde eden Burç Okulları öğrencisi Muhammet Talha Var üç dalda yerleştirme puanıyla Türkiye 5.si olma başarısı gösterdi. Sonuçların açıklanmasıyla sevince boğulan Var, başarıyı sistemli ve sürekli çalışmaya bağladı. Gerek sınavlar, gerekse denemelerde aldığı sonuçların ardından böyle bir başarıyı beklediğini ifade eden Var, `Hocalarımın direktiflerine harfiyen uymaya çalıştım. Bize rehberlik sunan hocalarımızın fikirlerini ayrı ayrı alıp harmanladım ve son iki yılda da çalışma sistemimi kurdum. Özellikle 11 ve 12. sınıfta hocalarım ciddi bir şekilde yönlendirdi. Yazılıya çalışır gibi sınavlara çalıştım. Bunun da etkisi oldu. Sistemli ve sürekli bir çalışma sonucu başarı geldi.` dedi. Tercih aşamasında hukuk fakültesi tercih edeceğini vurgulayan Var, `Üniversiteye ise henüz karar vermedim. Ancak özel üniversitelerden birini tercih etmeyi düşünüyorum. Başarımda emeği olan öğretmenlerime, arkadaşlarıma ve özellikle aileme teşekkür ediyorum. ` diye konuştu. Özel Burç Okulları Genel Müdürü Sultan Sözeri de LYS sonuçlarına göre başarılarına başarı kattıklarını söyledi. Proje, olimpiyat, kültür, sanat ve spordaki derecelerin ardından TEOG`da da büyük bir başarı elde ettiklerini hatırlatan Sözeri, `Dün açıklanan LYS`de de okulumuzdan 5 öğrenci ilk 100`de 20 derece elde etti. Bir öğrencimiz ise üç dalda Türkiye 5.si olma başarısını gösterdi. Böyle sıkıntılı zamanlarda da başarılarımızı düşürmeden yolumuza devam ediyoruz. Öğrencilerimiz, rehber öğretmenleri eşliğinde sosyal hayattan da geri kalmadan çalışarak bu başarıları elde ediyor. Öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve başarının kolektif bir çalışmanın ürünü olduğu gerçeğini aklından çıkarmayarak bizlere her türlü kolaylığı ve işbirliğini sağlayan değerli ailelerimize teşekkür ediyorum.` ifadelerini kullandı. (CİHAN)


01 Temmuz 2015 Çarşamba  15:04

Hürriyet

Manşet - Emine Erdoğan`ın 2010`da sel felaketi kurbanları için bağışladığı kolyede yeni gelişme


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın eşi Emine Erdoğan`ın Pakistan`da beş yıl önce yaşanan sel felaketi için düzenlenen yardım kampanyasına bağışladığı kolye, ülkenin eski Başbakanı Yusuf Gilani tarafından Pakistan Devlet Arşivlerine (NADRA) iade edildi.


29 Haziran 2015 Pazartesi  10:09

Zaman

Manşet - Eğitimde tehlike çanları çalıyor: Temel bilimlerde kontenjan dibe vurdu


Temel bilimlerde okuyan öğrenci sayısı dibe vurdu. 2010-2014 arasında öğrenci sayıları biyolojide yüzde 83, fizikte yüzde 86,7 kimyada yüzde 80,7 ve matematikte yüzde 62 oranında düştü. Bugün`ün haberine göre, Türkiye`de fen fakülteleri bünyesinde yer alan matematik, kimya, biyoloji ve fizik bölümleri adeta alarm veriyor. Son yıllarda bu bölümleri tercih eden öğrenci sayıları neredeyse dibe vurdu. 2010-2014 yılları arasında biyolojide yerleştirilen öğrenci sayısı yüzde 83 oranında düştü. Fizikte yüzde 86,7, kimyada yüzde 80,7 ve matematikte de yüzde 62 oranında düşüş yaşandı. EN BÜYÜK DÜŞÜŞ FİZİKTE Biyoloji dalında 2010`da 8 bin 885 olan kontenjan sayısı 2014`te bin 557`ye düştü. Yerleşen öğrenci sayısı ise 7 bin 324`ten bin 242`ye geriledi. En büyük düşüş fizik bölümünde oldu. 2010`da 8 bin 266 olan kontenjan sayısı 2014`te 834`e geriledi. Yerleştirilen öğrenci sayısı 3 bin 611`den 482`ye düştü. ÖĞRENCİLER YÜZDE 76 AZALDI Temel bilimlerin 2010`da 35 bin 567 olan kontenjan sayısı, yüzde 78 oranında düşerek 2014`te 7 bin 974`e geriledi. Aynı dönemde yerleştirilen öğrenci sayısı da yüzde 76 oranında azalarak 27 bin 366`dan 6 bin 637`ye düştü. PROGRAM SAYISI GERİLEDİ 2015 yılında 36 üniversitenin kimya, 31 üniversitenin fizik, 22 üniversitenin biyoloji, 7 üniversitenin de matematik bölümüne öğrenci alınmayacak. Üniversitelerde temel bilimler programlarının sayısı da 241`den 145`e düşecek. ENDİŞE VERİCİ Trakya Üniversitesi`nden Prof. Dr. İlker Alp, Türkiye`de bilimin gelişmesi açısından son derece endişe verici bir durumun ortaya çıktığını belirtti. “Bunun sebebi formasyonun kaldırılıp yeniden getirilmesi ve çok sayıda fen fakültesinin açılması” diyen Prof. Dr. Alp, ihtiyaçtan daha fazla öğrenci yetiştiğini, iş sahası olmayınca bu durumun patlak verdiğini kaydetti. ÖNLEM ALINMALI Prof. Alp, “Bilimin gelişmesi açısından temel bilimler olmazsa olmaz. Fen gelişmezse de teknoloji gelişmez. Bu anlamda gelişmiş ülkelere bağlı kalmış oluruz. Tedbirleri alarak eğitim ve öğretimin kalitesini artırmalıyız. Bir an önce önlem alınmalı” dedi. BİLİMİN GELİŞMESİ İMKANSIZ Dokuz Eylül Üniversitesi`nden Prof. Dr. İrfan Yılmaz öğrencilerin bu bölümlere rağbet göstermediğine dikkat çekti. Yılmaz şunları söyledi: “Dershanede çalışamayacaklar bu da öğrenci sayısını daha da düşürecek. Milli Eğitim öğretmen atamadığı için burada okuyanların öğretmen olma şansı da kalmadı. SON DERECE KAYGI VERİCİ VE KÖTÜ BİR DURUM Türkiye`de bilimin gelişmesi açısından son derece kaygı verici ve kötü bir durum. YÖK hata yaptı. Her üniversiteye fen fakültesi açma açma zorunluluğu nedeniyle kalite kalmadı. Bu durumda bilimin gelişmesi imkansız.”


02 Temmuz 2015 Perşembe  08:27

Zaman

Manşet - `Evet`in de `hayır`ın da Komşu`ya maliyeti ağır olacak


Bugün yapılacak referandumda Avrupa Birliği (AB), Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası`nın (ECB) önerdiği önlemlere `evet` çıkarsa ülke, güçlü ihtimalle acil olarak ağustos ayında seçimlere gidecek. Hükümetin referandumda karşı çıktığı önlemler için kreditörler ile masaya oturması çok zor olacak. Bozulan ekonomik dengeler daha da kötüleşecek. Seçim süreci sermaye kontrolü, raflarda ve temel ihtiyaçlarda yaşanan problemler, düşük tempoyla çalışan işletmeler, özel sektör ve daha düne kadar sağlıklı ve güçlü yönleriyle dikkat çeken firmalarda sorumlulukları yerine getirmekte karşılaşılan zorluklar nüksedecek. Kamuda maaş ve emekli aylıklarının yatırılmasında güçlük çekilecek. Muhtemel bu senaryoya göre Radikal Sol Koalisyon ile milliyetçi Bağımsız Yunanlar (ANEL) partilerinden oluşan koalisyon hükümeti çökecek. Yeni kurulacak geçici ya da seçim hükümeti ise kreditörler ile makul yeni bir anlaşma yaparak ülkeyi Euro ve Avrupa`da tutmaya çalışacak. Ancak bu durumda bile ülkenin Euro`da kalması garanti değil. Hükümete yakın Avgi gazetesinin sahibi Vasilis Mulopulas, “Yunanistan`da işsizlik 1,5 milyon olarak gösteriliyor aslında gerçek rakam 2 milyondan fazla. Bu tabii Yunanistan`ın en büyük sıkıntısı. Orta kesim tamamen kayboldu çünkü yüzde 30 ile yüzde 50 gelirini kaybetti.” diyerek tehlikenin boyutlarına dikkati çekiyor. Mulopulas`a göre iki Yunanistan ortaya çıktı bu kriz döneminde, zenginler daha zengin oldu, fakirler ve orta kesim de tamamen kayboldu. Genel Yayın Yönetmeni Kostis Nikolakakos ise 30 senedir gazeteciyim, problem çok eskilere dayanıyor ama 2010`da bu memorandum tüneline girdik. `Bu tünelden nasıl çıkacağız?` sorusunun cevabını arıyor. 1989`da Yunanistan`da yaşanan siyasi ve ekonomik krizi hatırlatıyor. Fakat bu farklı, diyor. İşte bütün riskleri ve ihtimalleri ile `evet` ve `hayır`ın Yunanistan`a maliyeti. SONUÇLARIN MALİYETİ Eğer referandumdan `hayır` çıkarsa, Euro`dan çıkış ihtimali çok artacak. Euro`dan çıkışın ilk adımı maaş ve emekli aylıklarının tamamı yerine sadece bir kısmı ödenecek. Yunan kamusunun tahvilleri ise çöp olacak. Ülke yıllarca sürecek bir maceranın ortasında kalacak. Bu gelişmelerin ağırlığı altında Syriza hükümeti, en geç 2-3 ay içerisinde seçimlere gitmek zorunda kalacak. Ancak Euro ve AB bağlamında ülke zararı iliklerine kadar yaşamış olacak. Hayır. Referandum sonucundan bağımsız bankalar, yeterli nakit olmadığı için açılmayacak. Nakitsiz açılmalarının mantığı yok. Anlaşma olduğunda ve ülke yeniden mali destek programına girdiğinde. O zaman Avrupa Merkez Bankası (ECB), kademeli olarak yeniden ELA kanalıyla acil likidite desteğini başlatacak. Yarın yapılacak referandumda AB, IMF ve Avrupa Merkez Bankası`nın önerdiği önlemlere `evet` çıkarsa ülke, en güçlü ihtimal acilen ağustos ayında seçimlere gidecek. Zira hükümetin referandumda karşı çıktığı önlemler için kreditörler ile masaya oturması çok zor olacak. Çok berbat bir ekonomik atmosferde gerçekleşecek seçim süreci sermaye kontrolü, raflarda ve temel ihtiyaçlarda yaşanan problemler, düşük tempoyla çalışan işletmeler, özel sektör ve daha düne kadar sağlıklı ve güçlü yönleriyle dikkat çeken firmalarda sorumlulukları yerine getirmekte karşılaşılan zorluklar nüksedecek. Kamuda maaş ve emekli aylıklarının yatırılmasında güçlük çekilecek. MEVDUATLAR NE OLACAK? Bankalarda mevduatı olanların parası, bankalar kapalı kaldığı ve sermaye limiti devam ettiği sürece sıkışmış olacak. Yakın dönemde kaldırmayacak. Anlaşma olması durumunda nakit sağlandıktan sonra kademeli olarak sermaye kontrolü kaldırılacak. Bu yıllar alabilir. Eğer anlaşma olur ve ekonomi yukarı yönlü bir seyir izlerse, o zaman mevduatların kırpılmasından kaçınılabilir ya da küçük çaplı olabilir. Öncelikle ortaklardan-hisse sahiplerinden talep edilecek. Daha sonra sermayelerine katılan tahviller kırpılacak. Ancak bu yetmediği için mevduatlar da kırpılacak. Bankalardaki hesapların yüzde 90-95`i 100 bin Euro`nun altında, büyük ihtimalle kırpma 100 bin Euro`nun altındakileri de kapsayacak. 100 bin Euro`nun altındaki sermaye 85-90 milyar Euro toplamı ise 120-125 milyar Euro. `Hayır` çıkarsa ne olur? Bütün Avrupalı lider ve yetkililerin söylediği gibi bu Euro`dan çıkış anlamına gelir. Bu durumda ECB, şartları daha da sertleştirecek. `Hayır` çıkması durumunda liderlerin olağanüstü toplanması ve Yunanistan`ın Euro`dan çıkış sürecini başlatmaları bekleniyor. Bunun ülkenin ekonomisi ve Yunan toplumuna olan zararı, bankaların kapatılmasından daha büyük olacak. Yunanistan`ın IMF`ye borcunu ödememesi ve son mali programı sona ermesine rağmen ELA, Yunanistan`a likidite akışını sabit tuttu. Hayır`dan sonra ECB`sindeki ittifakın devam edip etmeyeceği bilinmiyor. ECB büyük ihtimalle Yunan bankalarının teminat tahvillerini kırpabilir. Bu da bankaların ilave teminat vermeleri anlamına gelir. Bu da bankaları iflasa sürükleyebilir. `Evet` çıkarsa ne olur? Referandum sonucu `evet` olursa, o zaman bir anlaşma 1 haftada bile imzalanabilir. Bazı tahminler ise daha uzun bir zaman diliminde olacağını söylüyor. Her durumda hükümetin anlaşma için ne kadar hızlı hareket edeceğine ve siyasi gelişmelerin olup olmayacağına bağlı olarak süre belirlenecek. Brüksel ve Frankfurt (Avrupa Merkez Bankası), `evet` çıkması halinde bir hafta içerisinde referandumda Yunan halkının onayladığı kreditörlerin son anlaşma önerisine imza konulabileceğini söylüyor. Hükümetin istifası halinde büyük ihtimalle kurulacak geçici hükümet, çok hızlı hareket ederek kreditörlerin son önerisine imza koyacak.


05 Temmuz 2015 Pazar  02:11

Hürriyet

Astroloji - Gazetelerde burç tarihleri neden farklı?


İki burcun ara tarihinde cusp bölgesi dediğimiz geçiş gününde doğan sevgili okuyucular, gazetelerde kendi burç yorumunuzu zaman zaman farklı tarihlerde farklı burca ait şekilde okuyor olabilirsiniz.


02 Temmuz 2015 Perşembe  05:44

Zaman

Manşet - Var mı onlardan iyisi?


Üniversitelerarası Türkiye Basketbol Şampiyonası`nda ipi göğüsleyerek Slovenya`da düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası`na gitmeye hak kazanan Fatih Üniversitesi Basketbol Takımı, Avrupa şampiyonu olarak zaferle döndü. Son 6 yılda 5 Türkiye şampiyonluğu, 2011`de Avrupa üçüncülüğü, 2013 ve 2014`te Avrupa ikinciliği elde etti. İşte bu büyük başarıların öyküsü… Basketbolda son yıllarda hem millî; takım bazında hem de kulüpler bazında arka arkaya yakalanan başarılar ve yatırımlar, üniversitelerin de ilgisini çekti. Birçok üniversite basketbol takımı kurarak, kulüp olma yolunda ilerliyor, bazıları da Türkiye şampiyonalarında boy gösteriyor. Hatta içlerinde öyleleri var ki, başarılarıyla adını çoktan Edirne`nin ötesine duyurdu bile. Bunlardan biri de Avrupa`da son 5 yılda üç final, bir de yarı final oynayan Fatih Üniversitesi Basketbol Erkek Takımı. ZORLUKLARA RAĞMEN ZİRVEYE Fatih Üniversitesi`nin basketbol branşındaki başarıları 2006 yılından bu yana giderek arttı. Üniversite 2006 ve 2008`deki Mavi Kupa Türkiye şampiyonluklarının yanı sıra 2010, 2012, 2013, 2014 ve 2015`te Süper Lig Türkiye şampiyonlukları ile 2011`de Avrupa üçüncülüğü, 2013 ve 2014 yıllarında ise Avrupa ikincilikleri elde etme başarısını gösterdi. Son 6 yılda 5 Türkiye şampiyonluğu bulunan Fatih Üniversitesi, bu sene de 20-27 Haziran arasında Slovenya`nın Koper kentinde düzenlenen 14. Avrupa Üniversiteler Şampiyonası`nda finalde Sırbistan`ın Nish Üniversitesi`ni 73-66 yenerek Avrupa şampiyonu oldu. Güçlü rakiplerin bulunduğu grupta mücadele eden üniversite, grubu ikinci bitirerek çeyrek finalde Slovenya, yarı finalde İtalya ile karşılaşarak rakiplerinin bileklerini bükmeyi başardı. Şampiyonayı değerlendiren Fatih Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı M. Coşkun Uslusoy, “Ekibimiz son iki sene final oynama başarısı göstermişti. Bu başarıların tesadüf olmadığının bilincinde olarak oyuncularımıza sonuna kadar güveniyorduk. Ayrıca en önemli gücümüz takım için dua eden güzel insanlardı... Bu ilk Avrupa şampiyonluğumuzu bizlere dualarıyla destek olan güzel insanlara ithaf ediyoruz.” diyor ve ekliyor: “İnanınca sonucu güzel oluyor. Biz bunu şu an yaşıyoruz. Onun şaşkınlığı var halen üzerimizde. Yaşanan olayları unutamıyoruz. Onlara rağmen biz nasıl şampiyon olduk diyoruz.” 2011`DEN BERİ KAZANDIĞIMIZ ÖDÜLLER VERİLMİYOR Olumsuzlukların neler olduklarını sorduğumuzda şunları sıralıyor M. Coşkun Uslusoy: “Geçtiğimiz sene Avrupa ikincisi olduğumuz için kura çekiminde seri başı olmamız gerekiyordu. Ancak alttan gelen rakiplerimiz de seri başı olabilecek kalitedeydiler. Kadromuzda 21 tane oyuncumuz var, ancak sadece 10 oyuncumuzu götürme imkânımız oldu şampiyonaya. Hatta takımın önemli oyuncularından Slovenya`daki ilk idmanda Burak Yönder`in bileğinden sakatlanması sonucu grubumuzdaki ilk iki müsabakaya 9 kişi ile çıktık. Yarı final maçında İtalya ile karşılaştık. İlk periyotta haksız yere 3 saniye düdüğü çalındı aleyhimize. Antrenörümüzü, üst üste çalınan iki teknik faulle sahadan ihraç ettiler. İşin açığı Türkiye ile kimse finalde oynamak istemiyordu. Finalde de olumsuzluklar bir türlü peşimizi bırakmıyordu. Daha maçın altıncı dakikasında tek oyun kurucumuz olan Muhammed Baygül`ü iki sportmenlik dışı faulle oyun dışında gördük. Yaşanan olumsuzluklar da bir bakıma bizim için itici bir güç oldu…” `Şampiyonluğun ardından Cumhurbaşkanlığı, YÖK gibi makamlardan herhangi bir tebrik geldi mi?` sualini tevcih ediyoruz Direktör Uslusoy`a: “Şu ana kadar herhangi bir tebrik almadık. Böyle de bir beklenti içinde değiliz. Normal şartlarda Avrupa şampiyonluğu gibi bir başarı elde ettiğiniz zaman Gençlik Spor Müdürlüğü`nün yönetmeliğine uygun ödüller var. Fakat biz 2011`den bu yana ne üçüncü olduğumuzda ne iki kez ikinci olduğumuz ne de şampiyon olduğumuz için herhangi bir ödül takdimi yapılmadı. Bu bizim oyuncularımızı da ciddi manada üzüyor. Çünkü sporun içerisine başka şeylerin girmesine müsaade etmemek gerektiğine inanıyorum.” NBA OYUNCUSU BİLE VAR Takımda Beko Basketbol Ligi`nde oynayan yedi, NBA`de oynayan da bir oyuncu mevcut. Sezon başında 21 kişilik geniş bir kadro kurduklarını belirten M. Coşkun Uslusoy, başarılarını istikrarlı bir biçimde sürdürmek istediklerini söylüyor. Oyuncuların, NBA`ye hazırlanması ve kulüpleşmek diğer hedefler arasında. Süper Lig kategorisinde 8 takımdan biri olan Fatih Üniversitesi, 12 yıldır bu ligden düşmeyen tek takım. Üniversitenin amacı Türk basketbolu ve gençliğine katkı vermek. 2002`den bu yana, tüm imkânlar seferber edilmiş durumda. Her yıl üniversite çapında seçmeler yapılıyor. Seçmeyi kazanan sporculara tam burs veriliyor. Öncelikli olarak uzaktan eğitim bölümlerinde eğitim görüyorlar, 2 yıllık bölümlerde. Ardından dikey geçiş sınavı ile 4 yıllık bölümler için burs imkânı sağlanıyor. 11 yıl içerisinde 40`tan fazla basketbolcuya burs fırsatı sunulmuş. Takım, İsmail Beleş yönetiminde Avrupa şampiyonasına gitti. Sadece bu senelik takımın başında yer alan Beleş, 32 yıldır hocalık yapıyor. Beleş, hakemlerin taraflı yönetimine rağmen finale kadar geldiklerini belirtiyor: “Oyuncular bu konuda benden tecrübelilerdi. Çünkü son iki yılda final kapsından geri dönüyorlardı. Hakemlerin de nötr bir yönetim sergilemesi işlerimizi daha da kolaylaştırdı. Gruplarda karşılaştığımız Sırbistan karşısında maça çok iyi başladık: 13-2. Maçı sonuna kadar bırakmayarak mutlu sona ulaştık.” Okulun adını daha sık duyuracağız Takımın önemli oyuncularından biri Fırat Yavuz. Oyun kurucu pozisyonunda oynayan Yavuz, 2008 yılından beri Fatih Üniversitesi`nde. 25 yaşındaki oyuncu, şampiyon oldukları için çok mutlu olduklarını söylüyor. “6 yıllık bir süreçti bu. Şanssız bir şekilde iki finali kaybetmiştik. Bu sefer ise biraz daha temkinliydik. Durumun ciddiyetine vararak, kazanmak için daha çok çabaladık. Bundan sonra okulun adını daha sık duyurmaya çalışacağız.” diyen `fırfır` lakaplı oyuncu, geçen sezon İstanbulspor`un formasını terletmiş. Şampiyonluk unvanını koruyacağız Doğukan Sönmez 2,06 m. boyunda. Takımın en uzun ikinci oyuncusu. 23 yaşındaki pivot, Fatih Üniversitesi ile 2 yıldır beraber. “İki senedir finalde kaybediyoruz. Bu da şampiyonluğun en önemli adayı olduğumuzu gösteriyor. Önceki iki şampiyonaya göre takım daha da oturmuştu bu sene. Bundan sonraki hedefimiz, şampiyonluk unvanını korumak olacak.” diyen Sönmez, şampiyonayı yedi ribaunt ortalaması ile tamamlamış. Önümüzdeki sezon Torku Konyaspor`un formasını terletecek. Uğursuzluk bende! Takımın kaptanlarından biri, Ogün Sevinç. 2010 yılında katılmış Fatih Üniversitesi`ne. İstanbul Üniversitesi`ndeymiş bundan önce. Fatih Üniversitesi`nin oyuncusu olmaktan çok memnun olan kaptan, bu sene şampiyonaya katılamamanın üzüntüsünü yaşıyor. “Şampiyonanın olduğu zaman düğünüm vardı. Bundan dolayı Slovenya`ya gidememiştim. Coşkun abi de bu konuda hoşgörülü davrandı.” diyor. Esprili bir dille, iki sezon finalde kaybettiklerini, bu sezon da şampiyon olduklarına göre uğursuzluğun kendisinde olduğu kanısında, kaptan.


05 Temmuz 2015 Pazar  02:11

Zaman

Manşet - Türkiye`de çalışacağıma söz vermiştim


Fenerbahçe`nin yeni teknik patronu Vitor Pereira, Sarı-Lacivertli takıma gelmeye nasıl karar verdiğini açıkladı. Portekizli hoca, “2010 yılında Porto`nun başındayken Beşiktaş`a karşı İstanbul`da oynadığımız maçta tribünlerden çok etkilendim ve `Bir gün Türkiye`de de çalışacağım.` demiştim.” ifadelerini kullandı. Fenerbahçe`nin yeni teknik direktörü Vitor Pereira, yeni sezon hazırlıklarının devam ettiği Topuk Yaylası`nda basın mensuplarıyla bir sohbet toplantısı gerçekleştirdi. Dışarıdan sert ve disiplinli duran Pereira`nın esprili ve şakacı hali dikkatlerden kaçmadı. Kendisiyle ve takımla alakalı sorulan sorulara büyük bir içtenlikle yanıt veren Portekizli çalıştırıcı medyadan ise tek bir şey istedi: Saygı. Çocukluğundan karakterinin şekillenmesine, sahadaki agresif tavırlarından takımdan gönderilen oyunculara kadar birçok konuda açıklamalarda bulunan Pereira`nın satır başları ise şöyle: Saygıdan ödün vermem. Ben herkese açık olmaya gayret gösteriyorum, yüz yüze konuşuyorum. Bana saygı duyuluyorsa ben de karşımdakine saygı duyarım. Kendimden eminim bu saygıyı herkese göstermeye gayret gösteririm. Kupalar kazanmaya devam etmek istiyorum. Benim için en önemli nokta bu olacak. Duygusal bir insan göreceksiniz duygu yoğunluğu fazla bir insan göreceksiniz. Bana saygı duyulduğu sürece kimseye saygısızlık yapmam. Zaman sıkıntımız yok. Takımın hazır olması için çok uzun bir zamana ihtiyacı yok. Antrenmanlarda asla zaman kaybetmiyoruz. Benim takımdan istediklerim fikirlerim net. Onlarla bunu paylaşıyorum. Şu andaki seviyesine baktığımda takıma, çok fazla zamana ihtiyacı yok. 28 Temmuz`da Şampiyonlar Ligi`nde çok önemli bir maç oynayacağız. Tabii ki 6 haftalık bir süre olmasını isterdim. Ama biz 28`ine kadar hazır olmak zorundayız. Sistemime uymayan gider. Yıllardır oluşmuş bir oyun fikrim var. 15 yıldır hocalık yapıyorum ve üstüne kata kata bir oyun fikri oluşturdum. Oyuncularla ilgili bir analiz yapıyorum. Bu oyuncu bizim oynamak istediğimiz sisteme uygun mu? Sahaya yansıtmak istediğimiz fikre uygun mu? Eğer uygunsa bu oyuncuyla devam ediyorum. Sadece buna bağlı olarak seçim yapıyorum. Bu seçimim her zaman böyle oldu. Ofansif oynayacağız. Ben futbola aşığım. Futbol benim tutkum. Beni yıl içinde eleştireceksiniz. Bazen sizin bir fikriniz olacak ben sizden farklı düşüneceğim. Ama bir şeye emin olabilirsiniz. Ben burada iyi futbol oynatmak için her şeyi yapacağım. Ofansif ve agresif oynamaya çalışacağız. Burada bulunduğum ilk günden son güne kadar yapmaya çalışacağım en önemli şey bu olacak. Bundan emin olabilirsiniz. Beşiktaş maçından etkilendim. Porto ile İstanbul`da Beşiktaş`a karşı bir maç yapmıştık. O zaman Porto`da çalışıyordum. O maç için Türkiye`ye geldiğimizde maçtan sonra kendime bir söz verdim. `Ben bir gün gelip burada bu ülkede çalışacağım.` diye. Nedenini açıklayayım; çünkü buradaki tutkudan, coşkudan ve futbola duyulan aşktan çok fazlasıyla etkilendim. Özellikle taraftarlardan fazlasıyla etkilendim. Taraftarı tribüne çekeceğiz. Eğer bir taraftar olsaydım stada gittiğimde takımımın beni etkilemesini; ofansif, agresif bir oyun oynamasını isterdim. Ben taraftarın yerine koyduğumda böyle düşünüyorum. Stattan ayrılırken takımımla gurur duyarak ayrılmak isterdim. Bu nedenle taraftarı lafla değil oynayacağımız oyunla ikna edeceğiz. İyi oynamak zorundayız ki taraftar gelsinler. Pereira, eski öğrencilerini bir bir topluyor! -Fenerbahçe`nin renklerine bağladığı Josef de Souza, kaleci Fabiano Ribeiro ve stoper Abdullah Ba, dün akşam saatlerinde İstanbul`a geldi. Taraftarın coşkuyla karşıladığı Sao Paulo`dan orta saha oyuncusu Josef de Souza, Porto`dan kiralanan kaleci Fabiano Ribeiro ve yine Porto`dan kiralanan Senegalli stoper Abdullah Ba, Atatürk Havalimanı`ndaki ilgi karşısında şaşırdı. Souza, Türkiye`ye gelmesinde Fenerbahçe`nin efsane futbolcularından Alex de Souza`nın büyük etkisi olduğunu söyledi. Brezilyalı kaleci Fabiano ise çok büyük bir kulübe geldiğini ve başarı için elinden geleni yapacağını belirtti. Senegal Milli Takımı`nda da forma giyen Abdullah Ba, Sow ve Alves ile yakın arkadaş olduklarını ifade ederek, “Kalitemi sahaya yansıtacağım. Kendimi ispatlamaya geldim.” diye konuştu. Şener, Gökhan Gönül`den sıkıldı! Dün medyanın karşısına çıkan Fenerbahçe`nin yeni transferlerinden Şener Özbayraklı, Gökhan Gönül sorularından rahatsız olmaya başladığını söyledi. 25 yaşındaki futbolcu, sağ bek için Gökhan ile gireceği rekabetin hatırlatılması üzerine, “Bu sorulardan artık sıkılmaya başladım. Ben Fenerbahçe`ye mecburen transfer olmadım. Bir tercih yaptım ve buradayım. Kimin oynayacağına teknik direktör karar verecek ve biz de buna saygı duyacağız.” cevabını verdi. Kanarya, Nani`ye bugün kavuşuyor F.Bahçe`nin dünyada ses getiren transferi Luis Nani, bu akşam İstanbul`a geliyor. Sarı-Lacivertlilerin Manchester United`dan renklerine bağladığı Portekizli yıldız futbolcunun, işadamı Yüksel Çağlar`ın özel uçağı ile saat 18.00`de geleceği bildirildi. Geçen sezon Sporting Lizbon`da kiralık oynayan 28 yaşındaki yetenekli ismin, tıpkı Simon Kjaer gibi önce İstanbul`u gezeceği ardından sağlık kontrolünden geçerek resmi sözleşmeyi imzalayacağı ifade edildi. Fener`in son bombası Van Persie olacak Fenerbahçe Luis Nani`den sonra bir başka M.United`lı yıldız futbolcuyu daha kadrosuna katmak için gün sayıyor. Kanarya`nın, İngiliz ekibinin ünlü golcüsü Robin van Persie ile her konuda anlaştığı öğrenildi. Hollandalı forvetin menajeri ile geçtiğimiz günlerde İstanbul`da pazarlık masasına oturan Sarı-Lacivertli kurmayların, 31 yaşındaki futbolcu ile ön protokol imzaladığı kaydedildi. Persie`nin en geç çarşamba gününe kadar Türkiye`ye geleceği belirtildi.


05 Temmuz 2015 Pazar  02:11

Hürriyet

Spor - Trabzonspor`dan 3 Temmuz fotoğrafı!


Trabzonspor, resmi twitter hesabından 2010-2011 sezonunun kadrosunu paylaşarak Fenerbahçe`ye gönderme yaptı.Trabzonspor, resmi twitter hesabından 2010-2011 sezonunun kadrosunu paylaşarak Fenerbahçe`ye gönderme yaptı.


03 Temmuz 2015 Cuma  11:42

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  

12 08 2009 hürriyet akdeniz eki  yüksel  özkan küçükaslan trafik n trafik kazası halk  ramazan y  öğretmen güvenlikçi oldu  İsa gümüşsoy İle İlgİlİ haber  7 11 2009 tarih murat bardakcı  kanal 7 haber yayını 17 12 2008  ülke tv arşiv programın  nessle  27 092009 posta gazetesi arsiv  9 nisan milliyet pozitif cevap anaharı  21 01 1990 hürriyet gazetesi arşiv  15 mart 2009 kanal d ana haber bülteni video izle  30 temmuz 2009 radikal gazetesi  yarın okul tatil mi 20 mayıs 2009  10 şubat salı  7 sınıf sbs soru  26 03 2009 30 foxtv ana haber izle  motorunu yakan adam  23 mart fox tv akşam haberleri izle  06 şubat asu tv akşam haberleri izle