Bulunan Haber Sayısı: 70
Hepsi   Haber   Ekonomi   Spor   Yaşam


Son Saat  -  Son 12 Saat  -  Son 24 Saat  -  Son Hafta    
Zaman

Manşet - Zagreb belediye başkanı yolsuzluktan gözaltına alındı


Hırvatistan`ın başkenti Zagreb`in Belediye Başkanı Milan Bandiç, “yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma” suçlamalarıyla önceki akşam gözaltına alındı.Yolsuzlukla mücadele ekipleri, Bandiç`in evinde 6 saat boyunca arama yaptı. Savcılığın internet sitesinde olayla ilgili yapılan açıklamada, “Aylar süren inceleme sonucunda çok sayıda kişi yasa dışı faaliyet şüphesiyle tutuklanmıştır.” ifadeleri kullanıldı. Hırvatistan Yolsuzlukla Mücadele Kurumu tarafından yapılan açıklamada da Bandiç`le beraber iki çalışma arkadaşının da gözaltına alınanlar arasında olduğu bildirildi. Operasyonun belediye hizmetlerini yöneten Zagrebacki Holding`le ilgili olduğu açıklanırken, Bandiç dışındaki tutukluların isimleri ve suçlu bulunmaları durumunda alacakları ceza ile ilgili bilgi verilmedi. Zagreb Belediyesi, başkanın gözaltına alınmasının günlük hizmetlerini etkilemeyeceğini açıkladı.Yaklaşık 10 yıldır Zagreb belediye başkanı olarak görev yapan Bandiç, 2010 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine de katılmış ve ikinci turda Ivo Josipoviç`e karşı kaybetmişti. Daha önce de hakkında çok sayıda yolsuzluk iddiaları gündeme gelen siyasetçi, ilk kez bu suçlamayla gözaltına alınıyor. AB üyelik sürecindeki yavaşlamaya son vermek isteyen Hırvatistan, 2010 yılında yolsuzluğa karşı kapsamlı bir mücadele başlatmış, aralarında eski başbakan Ivo Sanader`in de bulunduğu çok sayıda üst düzey isim yargılanarak mahkûm edilmişti. Orta Avrupa ülkesi, geçen yılın temmuz ayında da Birlik`e kabul edilerek 28. üye olmuştu.


21 Ekim 2014 Salı  06:00

Zaman

Ekonomi - `Petrol 100 doların üzerine çıkmaz`


Rusya Maliye Bakan Yardımcısı Maksim Oreşkin, petrol varil fiyatlarının kısa vadede 100 dolar üzerine çıkmasının mümkün olmadığını söyledi.RBC TV`ye değerlendirmede bulunan Oreşkin, “Petrol varil fiyatlarının düşmesinde yapısal etki var. Son on yılda petrol üretiminde yatırım hızlı bir şekilde arttı. Bu fiyatların düşmesinin kaçınılmaz olduğunun bir göstergesi.” dedi. Önemli petrol üreticilerinden Suudi Arabistan`ın petrol varil fiyatlarının 80 dolar seviyesinde korunması konusunda istekli olduğunu savunan Oreşkin, “Burada petrol yatırımları konusunda düşüş olacak. 80 dolar seviyesi Suudi Arabistan bütçesi için tehdit oluşturmuyor.” değerlendirmesinde bulundu. ABD`de önümüzdeki 6 aylık dönemde petrol üretiminde düşüş yaşanacağını savunan Rus yetkili, bazı bölgelerde 80 dolar seviyesinin üretim için kârlı olmadığını kaydetti. Petrol varil fiyatları 2010`dan bu yana en düşük seviyeyi gördü. Brent çıkışlı petrol 86 dolardan işlem görürken, Ural tip petrol 81,5 dolara düştü.


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Manşet - Sevgi Akarçeşme - Almanya`da çatışan iki Türkiye görüşü


Ülkemizin başdöndürücü hızla değişen gündemi nedeniyle insanın sözüne sadık kalıp bir konuya devam etmesi zor olsa da Almanya izlenimlerim heba olsun istemiyorum.Türkiye, Almanya için ne kadar önemliyse Avrupa`nın rakipsiz tek gücü olan Almanya da Türkiye için o derece önemli. Almanlar, Türkiye`yi sadece stratejik konumu ve aralarında 80 bin işadamı olan Türk nüfusu nedeniyle değil, ülkemizdeki devasa yatırımları nedeniyle de önemsiyor.Yorumlarımı dayandırdığım sözlerin sahiplerini belirtmeyeceğim. Zira samimi itiraflar genellikle “off the record” yapılıyor. Gazetecinin de muhatabının güvenini kırmaması gerekiyor. Almanya`da özellikle Erdoğan cephesinden gelen dış güç, komplo teorileri rahatsızlık yaratsa da bu rahatsızlık kamuoyu önünde değil, kapalı kapılar ardında dile getiriliyor. Yiğit Bulut gibi isimlerin Lufthansa yorumları gülünç bulunup ciddiye alınmıyor, Erdoğan`ın suçlayıcı tavrına da alışılmış, ama Almanlar tepki verirken Erdoğan rejiminin tahmin edilemez yapısını düşünüp uzun vadeli çıkarları zedelememeye özen gösteriyorlar. Mesela geçen hafta Almanya`yı ziyaret eden AB Bakanı Volkan Bozkır, Egemen Bağış`a göre haliyle daha ciddi bulunsa da özel görüşmelerde hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğü konusunda sert biçimde eleştirilmiş. Eleştirilerden şimdiden bunalan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu`nun sanki çocuk kandırır gibi Avrupalı gazetecilere “medyada duyduklarınıza inanmayın” demesi de sadece espri malzemesi yapılıyor Almanya`da.Özellikle Erdoğan`ın söyleminden duyulan rahatsızlık ortak olsa da buna verilecek tepki konusunda Almanya`da karşıt iki görüş var. Daha çok Sosyal Demokratlar ve Yeşiller`den oluşan cephe Türkiye`nin otoriterleşmesinin önüne geçmek için AB sürecinin devam etmesini savunuyor, hatta Türkiye AB`ye üye olsaydı demokrasiden uzaklaşmazdı diyor. Hıristiyan Demokratlar`dan oluşan diğer cephe ise Türkiye gitgide otoriterleşirken, hele bir de Gezi`deki polis şiddetinden sonra bir de fasılları açarak onu ödüllendirecek miyiz diye soruyor. Gezi, Almanya`da Türkiye algısını olumlu yönde değiştirmiş, demek ki Türkler baskıya boyun eğmiyor diye bir görüş oluşmuş, ama sonra Erdoğan seçimleri yine kazanmaya devam edince bu algı tersine dönmüş. Hazır gitmişken Der Spiegel`e neden Türkçe kapak yaptıklarını sordum. Hiç çekinmeden Gezi`de tavrımızı direnişten yana aldık ve bunu paylaştık dediler. Ne var ki mesela NSU gibi ırkçı cinayetlerle yüzleşmek söz konusu olduğunda benzer bir tavrı sergilememeleri haklı olarak çifte standart eleştirilerine yol açıyor.Türkiye ile müzakerelerin devam etmesini ve yargı ve temel haklar faslının açılmasını Kıbrıs`ta çözüme bağlayanları gördükçe insan AB`nin de az günahı yok demeden edemiyor. Zira, Kıbrıs çözülmeden müzakere devam etmez demek aslında Kıbrıs`ın veto hakkı düşünüldüğünde pratikte devam etmesin demek. Peki bu görüşlerden hangisi ağır basıyor sorusuna verilen cevap ise şu: Almanya`da şansölye Merkel güçlü olsa da bir koalisyon sözleşmesi var ve kararları tek bir insan almıyor. Mesele de burada düğümleniyor. Türkiye savunucuları bile artık kararları giderek tek bir adamın aldığı bir ülke haline gelen Türkiye`yi savunamıyor.Türkiye`ye Alman modeli polis geliyor diye yansıtılan skandal yargı paketi ise Almanya`da Gestapo felaketini hatırlattığından sadece hukuk devletinden daha da uzaklaşıldığı algısını güçlendiriyor. Polis demişken, on binlerce polis ve yargı üyesinin başına gelenlerden Almanya`nın bu kadar haberdar olması beni şaşırttı. Belli ki Almanlar kendi yaşadıkları acı tecrübelerden dolayı otoriterliği bizden daha kolay teşhis edebiliyor.Yine de önemli olan Almanya`nın ne düşündüğü değil, Türkiye`nin kendi içinden demokrasiye sahip çıkması.


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Radikal

Yazarlar - Burçlar ve meslek seçimi - DİDEM ŞARMAN - Radikal


Doğum gününüz, saatiniz ve doğum yerinize göre çıkarılan doğum haritanız birçok alanda bilgi verdiği gibi, meslek seçimi konusunda da size yardımcı olmaktadır. - DİDEM ŞARMAN


17 Ekim 2014 Cuma  14:49

Zaman

Manşet - Mümtaz`er Türköne - `Kırmızı Kitap` masalı


Konuşan Cumhurbaşkanı olunca, anlatılan mevzu masal olmaktan çıkmıyor. Artık anlamayan kalmadı: Erdoğan kişisel hesabını, gölge boksu yaparak sürdürüyor.Üstten bir kroşe, alttan bir aparkat, bir yandan da hoplayıp-zıplayıp duruyor; ama karşısında hiç kimse yok. Memleketin ciddi sorunları dururken, Kırmızı Kitap masalı türünden bu fantastik gayretlere inanmak ve ciddiye almak zorunda mıyız?Önümüzdeki hafta MGK toplantısında Hizmet Hareketi, “millî güvenliği tehdit eden unsurlar” arasına alınacak, yani “iç düşman” ilan edilecekmiş. Erdoğan şöyle sıralıyor: Önce MGK`da müzakere edilecek, tavsiye kararı basına açıklanacak sonra da Bakanlar Kurulu bu tehdit tanımlamasını Millî Güvenlik Siyaset Belgesi`ne dahil edecekmiş. “Ben ne dersem o” zorbalığı bir kenara, Erdoğan asıl niyetini “basına açıklama” kısmında ifşa ediyor. Cumhurbaşkanı`nın tek başına yürüttüğü kişisel bir algı operasyonu ile karşı karşıyayız. Nereden belli? Şuradan: Devlet sırrı basına açıklanmaz. Millî Güvenlik Siyaset Belgesi gizli bir belge, MGK`daki alınacak kararlar da “gizlilik” niteliği taşıyor. Gölge boksu tarzında bir gösteri ile karşı karşıya olduğumuz şimdi anlaşıldı mı?Kırmızı Kitap adı verilen MGSB, Soğuk Savaş döneminde ABD tarafından icat edildi ve bizde ilk defa 1964 yılında, askerî vesayeti kalıcı hale getirmek için devreye sokuldu. Vesayet için düşman lazımdı, bu belge düşmanları ballandıra ballandıra sıralamak için çok efsunkâr idi. Aslında gerçek mevzuyu Amerikalıların pratik işletme mantığından çıkartmak çok kolay. Bugün şirketlerde ve kamu kurumlarında yaygın olarak kullanılan SWOT analizi ve strateji planlamaları aynı mantıkla yapılıyor. Güçlü ve zayıf yanlarınızı sıralayıp, çıkarlarınızı korumak ve geliştirmek adına öncelikler sıralaması yapıyor, sonra bunları bir politikaya dönüştürüyorsunuz. Millî güç unsurları, iç ve dış tehditler, çıkar öncelikleri şeklinde listeler ortaya çıkıyor. Bu çalışma basit bir masa başı çalışması olarak veya Erdoğan`ın zannettiği gibi bir propaganda dokümanı olarak kalmıyor. Mesela Suriye düşman mı? O zaman, Suriye`nin askerî durumuna göre sınır boyuna yerleştireceğiniz askerî gücün planlamasına geçiyorsunuz. 2010`a kadar bu belgede yer aldığı şekilde bir “irtica tehdidi” mi var? EMASYA Protokolü çerçevesinde, irticaî bir kalkışma durumu için askerinizi eğitip, donatıp ona göre istihbarat topluyorsunuz. Türkiye için elbette ciddi tehditler var. Meselâ küresel ölçekte kara para trafiğinden nemalanmak için devletin uluslararası itibarını ve çıkarlarını rehin bırakan bir rant oligarşisi hâlâ etkin durumda. MGK`da ele alınması gerekmez mi?Hizmet Hareketi MGSB`de “iç tehdit” olarak yer alırsa, bu durum Erdoğan`ın sorduğu şekilde “neyi getirir?” Verdiği cevap derdinin ne olduğunu da gösteriyor: “...yargının da uluslararası camianın da bu tür olaylara bakınışı değiştirir... Dostluk, kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu söyleyen ülkeler bu tür şeylerde o ülkenin gerek Bakanlar Kurulu gerekse Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli bir kurumunun almış olduğu kararı veya tavsiyeyi gözardı etmezler.” Neymiş Erdoğan`ın derdi? Yargı ve dost ülkeler öyle mi? Birincisi: Yargı bu belgeyi hiçbir zaman göremeyecek. 2006 yılında Danıştay bir konuda karar vermek için “Dönemin Başbakanı”na müracaat edip belgeyi görmek istemiş ve Başbakan da, “gizli” olduğu gerekçesi ile göstermemişti. İkincisi Erdoğan`ın zihninden geçeni ele veriyor. “Dost ülkeler” neyi göz ardı etmeyecekler? Türk okullarını değil mi? Gizli belgenizi onlara gösterecek ve bu okulları kapatmalarını isteyeceksiniz. Peki ne olacak? Ülkenizin uluslararası alanda en büyük gücüne karşı savaş açarken acaba sizi kim ciddiye alacak?Tilkiler yukarıda işte böyle geziyor ve kuyrukları hep kısa devre yapıyor. Anlayacağımız, “akı kara göstererek” Erdoğan gücünün akıl dışı sınırlarını hepimize kanıtlamış olacak. Başarabilecek mi? Geride hiç kimsenin ciddiye almayacağı bir MGK ve masal kadar inandırıcılığı olmayan bir Kırmızı Kitap`a razı iseniz, neden olmasın?


21 Ekim 2014 Salı  02:03

Zaman

Manşet - Hükümet destekli yargı platformun sözcüsü ilk röportajı Aydınlık`a verdi


Hükümete yakınlığı ile bilinen Yargıda Birlik Platformu (YBP)`nun Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerini kazanmasının ardından platformun niteliğine dair tartışmalar başladı.İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek seçimi kendilerinin kazandığını iddia ederken, YBP`nin sözcüsü Abbas Özden`in de ilk röportajını Aydınlık`a vermesi dikkat çekti. Atatürkçü bir kimliğe sahip olduğunu ifade eden savcı Özden, 2007`de başlayan Ergenekon soruşturmaları için de `paralel` yalanına başvurdu. Özden, Ergenekon soruşturması kapsamındaki aramaları ve talimatları Hizmet hareketine mâl ederken, geçmişten beri paralel yapı ile mücadele ettiklerini söyledi. Abbas Özden, o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan`ın “Savcısıyım” dediği soruşturmaları yürüten bazı polislere dava açması ile biliniyor. Hükümete yakın olduğu iddia edilen adayların bir araya geldiği YBP`nin üyeleri, HSYK seçimlerinden başarı ile ayrıldı. Seçilen YBP üyelerinin farklı kesimlerden görüşleri yansıttığı iddia edilse de, bazı isimlerin Ergenekon davaları ile bağlantısı dikkat çekiyor. O isimlerden biri olan, YBP sözcüsü ve Ankara cumhuriyet savcısı Abbas Özden, seçimlerin hemen ardından İşçi Partisi`ne yakın medya organı Aydınlık Gazetesi`ne röportaj verdi. Kimseden emir ve talimat almayacaklarını söyleyen Abbas Özden, cümlelerinde Ergenekon soruşturmasına da sık sık atıf da bulundu. Ergenekon soruşturmaları ile alakalı hükümete de suçlamalarda bulundu ve hükümetin “Biz yanlış yaptık.” diyerek kendilerine başvurduğunu iddia etti. Savcı Özden, YBP`nin de hükümetin projesi değil, kendi düşüncelerinin bir ürünü olduğunu kaydetti ve yargıyı kesinlikle hükümete teslim etmeyeceklerini vurguladı. Özden, hükümetin `Çetelerle hesaplaşma` olarak nitelediği ve dönemin Başbakanı Erdoğan`ın savcısı olduğunu söylediği Ergenekon soruşturmalarını da `paralel` iftirasına bağladı. 2009 yılında Ergenekon kapsamındaki aramaların `yargıdaki paralel yapı` talimatıyla yapıldığını savundu. Savcı Özden, “Biz yargıdaki paralel yapıyı çok öncesinde fark ettik. 2009`da Ergenekon kapsamında yapılan aramaların, İlhan Cihaner soruşturması kapsamında yapılan haksızlıkların her zaman gündeme gelmesini sağladık. Zekeriya Öz hakkında suç duyurusu yaptım. Bugün paralel yapı dedikleri emniyet mensupları hakkında suç duyurusunda bulundum. Biz yerimizde duruyoruz. Biz bu yapıyla mücadeleden vazgeçmiş değiliz. Yargıda Birlik Platformu olarak her partiyle mesafemiz aynı.” şeklinde konuştu.


14 Ekim 2014 Salı  16:55

Zaman

Manşet - Edebiyat dünyası Adalet Ağaoğlu`nun 85. yaşını kutluyor


Yazarlık hayatına yaklaşık 40 eser ve pek çok ödül sığdıran usta romancı Adalet Ağaoğlu`nun 85. yaşı bir sempozyumla kutlanıyor.Everest Yayınları ve İstanbul Bilgi Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen “Türkiye`nin Dert Dinleme Uzmanı Adalet Ağaoğlu 85 Yaşında” başlıklı sempozyum, 24-25 Ekim günlerinde Bilgi Üniversitesi`nin Santralİstanbul Kampüsü`nde gerçekleştirilecek. Doğan Hızlan, Aydın Uğur, Emre Gönen, Murat Belge, Jale Parla, Ömer Madra, Selim İleri, Özden İnönü Toker, Haydar Ergülen, Sibel Irzık, Müge İplikçi, Hande Öğüt, Irmak Zileli, Ethem Baran, Asuman Susam, Betül Dünder, Ömer Erdem, Sibel Erol, Seza Yılancıoğlu, Orçun Üçer, Erkan Irmak, Mesut Varlık ve yazarın 60 yıllık hayat arkadaşı Halim Ağaoğlu`nun konuşacağı sempozyumda Ağaoğlu`nun 85 yılı, iki güne sığdırılacak. `Adalet Ağaoğlu`nun Dünyası`, `Yaşam Öyküsü` oturumları ve doğum günü kutlamasının yapılacağı etkinliğin konuşmaları daha sonra kitap haline getirilecek. Günümüz Türk edebiyatının usta romancısı Adalet Ağaoğlu, yazmaya öğrencilik yıllarında başladı. Uzun yazarlık hayatında çağının tanığı ve vicdanı oldu. Radyo ve sahne oyunları yazsa da serüvenine onlarca öykü, roman, deneme ve anı kitapları sığdırdı. Ahmet Cemal`in dediği gibi Ağaoğlu, “yazın düzeyinde `yarının tarihçilerinden` olma işlevini daha ilk romanı Ölmeye Yatmak`la [1973] çok etkin biçimde” üstlendi. Ardından sırasıyla Fikrimin İnce Gülü (1976), Bir Düğün Gecesi (1979), Yazsonu (1980), Üç Beş Kişi (1984,) Hayır... (1987), Ruh Üşümesi (1991), Romantik Bir Viyana Yazı (1993) romanları geldi. Yazar, yıllar sonra “Dar Zamanlar” üçlemesine (Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi ve Hayır) Dert Dinleme Uzmanı adlı yeni bir roman ekledi. Adalet Ağaoğlu, 1975`te Yükse Gerilim adlı öykü kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı`nı kazandı. Bir Düğün Gecesi romanıyla 1979`da Sedat Simavi Edebiyat Ödülü`ne, 1980`de Orhan Kemal Roman Armağanı`na değer görüldü.


17 Ekim 2014 Cuma  02:02

Zaman

Manşet - Kaptanlar derbiye hazır


Süper Lig`in 6. haftasında Galatasaray deplasmanına çıkacak Fenerbahçe`ye sakat futbolcularından sevindirici haber geldi. Kaptanlardan Emre Belözoğlu ile kaleci Volkan Demirel, dünkü antrenmanın tamamında takımla birlikte çalıştı. Deneyimli oyuncuların idmandaki performansı teknik heyeti mutlu etti.-Fenerbahçe, cumartesi günü deplasmanda Galatasaray`la oynayacağı maçın hazırlıklarını yoğun tempoda sürdürüyor. Dün Can Bartu Tesisleri`nde yapılan antrenmana, sakatlığı olan isimlerden kaptanlar Emre Belözoğlu ile Volkan Demirel`in de çıkması teknik heyetin yüzünü güldürdü. İdmanın tamamında takımla birlikte çalışan tecrübeli oyuncular, performanslarıyla da `derbiye hazırım` mesajı verdi.A Milli Takım`ın Çek Cumhuriyeti ve Letonya ile oynadığı EURO 2016 elemelerinde görev alan Gökhan Gönül, Caner Erkin ve Mehmet Topal aktif dinlenmeye yönelik program uyguladı. Egemen Korkmaz ve Musa Sow, özel program dahilinde çalışırken, milli takımdan henüz gelmeyen Emenike ile dün akşam dönen Bruno Alves idmanda yer almadı.Nijerya`nın Sudan maçı kadrosunda bulunan Emenike`nin güvenlik sebebiyle Abuja`dan Lagos`a geçeceği, ancak yarın Türkiye`de olabileceği belirtildi. Golcü oyuncunun takımla sadece bir idmana çıkacağı ve bu yüzden de Teknik Direktör İsmail Kartal`ın Galatasaray önünde farklı kadro alternatifleri üzerinde durduğu öğrenildi.Arena`dan galibiyetle ayrılmanın hesaplarını yapan `Arap İsmail` lakaplı hocanın kafasındaki 11`i de büyük ölçüde netleştirdiği bildirildi. Bekir İrtegün`ün cezası yüzünden özellikle yabancı tercihlerinde sıkıntı çeken deneyimli teknik adamın, kalede Volkan Demirel, savunmada Gökhan, Bruno Alves, Kadlec, Caner, orta sahada Mehmet Topal, Meireles, Emre Belözoğlu, ileri uçta da Alper Potuk, Kuyt ile Sow`u düşündüğü gelen bilgiler arasında. Kartal`ın Çek Milli Takımı`nda başarılı grafik çizen Kadlec`i duran toplarda sürpriz golcü olarak değerlendireceği, orta sahada ise Raul Meireles ile başlamayı planladığı kaydedildi. İsmail Kartal`ın Diego`yu da maçın durumuna göre kullanacağı ifade edildi. Kadlec, Aslan`ı gözüne kestirdi Fenerbahçe`nin Çek futbolcusu Michal Kadlec, Arena`ya Galatasaray`ı yenmek için gideceklerini söyledi. Derbiyi FB TV`ye değerlendiren tecrübeli savunma oyuncusu, “Hem biz hem de onlar için yılın önemli karşılaşmalarından biri olacak. Kazanmak için gidiyoruz. Konyaspor maçında iyi bir takım ruhu ortaya koyduğumuzu düşünüyorum. 10 kişi ile böyle zorlu bir maçı kazanmak kolay değildir diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Takvim ve Fotomaç`a sert tepki Fenerbahçe, Takvim ve Fotomaç gazetelerinin yaptıkları yalan haberlerle Galatasaray maçı öncesinde iki camiayı karşı karşıya getirmeyi amaçladığını kaydetti. Volkan Demirel ile Emre Belözoğlu`nun Melo`yu hedef alan sözler kullanmadığı belirtilirken, “Derbi karşılaşması öncesinde bu iki gazetenin, takımımızı hedef alan kasıtlı, her iki camiayı da karşı karşıya getirme odaklı, provokasyon içerikli bu haberleri şiddetle kınıyoruz.” denildi. `1 milyon üye` için ilk adım atıldı Fenerbahçe`nin dünyanın en büyük kulübü olmak amacıyla başlattığı `Hedef 1 Milyon Üye` projesi tanıtıldı. Başkan Aziz Yıldırım, yeni ve eski yöneticiler, sporcular ile iş, sanat ve spor dünyasından çok sayıda davetlinin katıldığı organizasyon Four Seasons Hotel`de gerçekleştirildi. Tören sonunda sahneye çıkan Sarı-Lacivertli futbolculara üyelik kartlarını veren Başkan Yıldırım, proje ile yılda 50 milyon lira gelir elde edeceklerini açıkladı.


16 Ekim 2014 Perşembe  02:05

Sözcü

Gündem - Facebook yorumları neşeleniyor



15 Ekim 2014 Çarşamba  12:34

Hürriyet

Yazarlar - 13. burcu açıklıyorum - Ajda PEKKAN


12 burç yetmedi, 13. burcu çıkardılar başımıza; yok yılan burcu dediler, yok bütün burçların tarihleri değişti dediler.


19 Ekim 2014 Pazar  03:29

Sayfa:1  2  3  4  5  6  7  

hepsicekiliş sonucları  zaman gazetesi arsivi 30 kasım 2009  kanseri ısıtma  habertürk ege eki şükrü paksoylu  çocuk resimleri vatan  ötv ara  milleiyet gazetesi ankara eki arşivi 12 şubat 2012  türkiye  annelere süprızı  10 ekim akşam gazetesi serdar turgut yazısı  18 032009 izmir at yarışı sonucu  çukurova hürrİyette polİs  nihat baç haber türk  fox tv haber arşivi 29 temmu 2008 29 temmu 2008 ma  ölümlü trafik kazası 1 mart  mehme can  ölüm haberleri 10 mart 2011  öss pozitif milliyet cevap anahtarı  İş İlanları  adana cinayeti jale sürer  posta gazetesi çuksta gahaber bülteni izle  ördekli karakolu baskini